Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İş Dünyası

Kapsül Haber Ajansı - İş Dünyası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Dünyası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uganda'dan ATO Üyelerine Ticari İş Birliği Teklifi Haber

Uganda'dan ATO Üyelerine Ticari İş Birliği Teklifi

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Uganda Mukono Bölgesi Ticaret Odası Başkanı Juma Kutakulimuuki Kalema ve beraberindeki heyeti konuk etti. ATO Başkanı Gürsel Baran, Afrika'nın genç nüfusu ve gelişen ekonomisiyle Türk iş dünyası açısından önemli fırsatlar barındırdığını belirterek, "Uganda başta olmak üzere, Afrika ülkeleriyle ticari ve ekonomik ilişkilerimizi geliştirmek için üzerimize düşeni yapmaya hazırız" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran'ın makam odasında gerçekleşen görüşmede, ATO Dış Ticaret Özel İhtisas Komisyonu Başkanı Meclis Üyesi Çetin Çataloğlu ve ATO Genel Sekreteri Ahmet Güran da yer aldı. Uganda Mukono Bölgesi Ticaret Odası Başkanı Juma Kutakulimuuki Kalema'ya inşaat ve mühendislik sektöründe faaliyet gösteren iş insanları Eng Musoke ve Sheikh Adnan eşlik ettiği ziyarette, Türkiye ile Uganda arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, iki ülke iş dünyası arasında yeni iş birliği alanları oluşturulması, karşılıklı ticaret ve yatırımların artırılması konuları ele alındı. -160 MİLYON DOLARLIK DIŞ TİCARETİMİZİ YUKARI TAŞIMAYI HEDEFLİYORUZ- Ziyarette konuşan ATO Başkanı Gürsel Baran, Afrika'nın Türk iş dünyası açısından taşıdığı potansiyele dikkat çekerek, Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle ilişkilerinin son yıllarda çok yönlü olarak geliştiğini kaydetti. Türkiye ile Uganda arasındaki mevcut ticaret hacminin iki ülkenin potansiyelini yeterince yansıtmadığını ifade eden Baran, "Türkiye ile Uganda arasında 120 milyon doları ihracatımız olmak üzere, 160 milyon dolarlık dış ticaret hacmi söz konusu. İki ülke arasındaki ticari ilişkileri mevcut seviyesinin üzerine taşımamız gerekiyor. Bunun için ülkelerimizin ihtiyaç duyduğu sektörleri doğru belirleyerek iş insanlarımızı bir araya getirmeli, karşılıklı ziyaretler ve doğrudan iş görüşmeleriyle ticaretimizi geliştirmeliyiz. Ankara Ticaret Odası olarak bu konuda üzerimize düşeni yapmaya hazırız" dedi. "ANKARA ÇOK SAYIDA SEKTÖRDE GÜÇLÜ ÜRETİM ALTYAPISINA SAHİP" Uganda heyetine Ankara ekonomisi hakkında da bilgi veren Baran, Başkent'in savunma ve havacılık sanayisinden sağlık sektörüne, medikal üretimden inşaat ve iş makinelerine, tekstilden eğitime kadar birçok alanda güçlü bir üretim ve hizmet altyapısına sahip olduğunu anlattı. Ankara'nın üniversiteleri, organize sanayi bölgeleri, sağlık kuruluşları ve üretim kapasitesiyle uluslararası iş birlikleri açısından önemli imkânlar sunduğunu ifade eden Baran, Ugandalı iş insanları ile ATO üyelerinin doğrudan temas kurmasının yeni ticaret ve yatırım fırsatlarının ortaya çıkmasına katkı sağlayacağını kaydetti. -İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ TEKLİFİ- Mukono Bölgesi Ticaret Odası Başkanı Juma Kutakulimuuki Kalema da Türkiye ile uzun yıllardır ticaret yaptıklarını belirterek, özellikle makine, yol ve inşaat ekipmanları ile yedek parça ihtiyaçlarında Türkiye'yi tercih ettiklerini belirtti. Türkiye'nin kaliteli üretim kapasitesine dikkat çeken Kalema, Türk ürünlerinin ve firmalarının Uganda ve Doğu Afrika pazarında daha fazla tanıtılması gerektiğini ifade etti. Kalema, ATO ile Mukono Bölgesi Ticaret Odası arasında kurulacak kurumsal iş birliğinin iki ülke iş dünyasının birbirini daha yakından tanımasına katkı sağlayacağını belirterek, iki Oda arasında bir iş birliği protokolü imzalanmasını önerdi. ATO Başkanı Baran da iş birliği protokolüne olumlu yaklaştıklarını belirterek, protokol taslağının hazırlanabileceğini ve iki Oda arasında somut sonuçlara yönelik çalışmalar yürütülebileceğini ifade etti. Görüşmede, söz konusu protokol kapsamında karşılıklı iş insanı heyetlerinin düzenlenmesi, ATO üyeleri ile Ugandalı iş insanlarının B2B görüşmelerde bir araya getirilmesi, iki ülkenin üretim ve yatırım imkânlarının karşılıklı olarak tanıtılması ile sektörel iş birliklerinin geliştirilmesi konuları değerlendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Kalkınmasında Gençlere Özel Sektör Desteği Öne Çıkıyor Haber

Türkiye’nin Kalkınmasında Gençlere Özel Sektör Desteği Öne Çıkıyor

Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı 2025 yılında yüzde 15,3 olurken, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 olarak gerçekleşti. Bu tablo, gençlerin ekonomik hayata daha güçlü katılımı için özel sektörün üstlenebileceği rolü yeniden gündeme taşıyor… Türkiye’nin sahip olduğu genç nüfus, ekonomik ve sosyal kalkınmanın önemli dinamiklerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak genç nüfus avantajının sürdürülebilir ekonomik değere dönüşmesi, gençlerin eğitimden istihdama, girişimcilikten teknolojiye kadar farklı alanlarda desteklenmesini gerektiriyor. TÜİK verilerine göre 2025 yılında 15-24 yaş grubundaki gençlerin istihdam oranı yüzde 40,3’e yükseldi. Aynı yaş grubunda genç işsizlik oranı yüzde 15,3 olurken, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 seviyesinde gerçekleşti. Genç kadınlarda bu oranın yüzde 30,9’a çıkması ise genç kadınların iş gücüne katılımını artıracak mekanizmaların önemini ortaya koyuyor. Bu süreçte kamu politikalarının yanı sıra özel sektörün de sorumluluğu giderek artıyor. Şirketlerin gençlere yönelik staj ve istihdam imkanlarını genişletmesi, mesleki gelişimi desteklemesi, mentorluk programları oluşturması ve genç girişimcilere alan açması, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesine katkı sağlayabilir. Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin ekonomik hayata katılımının yalnızca istihdam rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, gençlerin fikir üreten, girişim geliştiren ve ekonomik değer yaratan aktörler olarak desteklenmesinin önemini ortaya koyuyor. Gençlerin iş dünyasına geçişi güçlendirilmeli Eğitim ile iş dünyası arasındaki bağın güçlendirilmesi, gençlerin kariyer yolculuğunda önemli bir rol oynuyor. Üniversite döneminde edinilen teorik bilginin sektör deneyimiyle desteklenmesi, gençlerin iş hayatına daha hazırlıklı başlamasını sağlarken şirketlerin de ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip insan kaynağına erişimini kolaylaştırıyor. Bu noktada özel sektörün üniversiteler, meslek kuruluşları ve gençlik platformlarıyla geliştireceği iş birlikleri önem kazanıyor. Staj, mentorluk, proje bazlı çalışmalar ve işbaşı eğitimleri gibi uygulamalar, gençlerin çalışma hayatıyla daha erken tanışmasına olanak sağlıyor. TÜİK’in 2025 verileri, gençlerin istihdamında hizmet sektörünün yüzde 57,9 ile ilk sırada bulunduğunu, bunu yüzde 30,5 ile sanayi ve yüzde 11,6 ile tarım sektörünün izlediğini gösteriyor. Bu dağılım, gençlerin farklı sektörlerde ihtiyaç duyulan becerilerle daha erken buluşturulmasının önemini ortaya koyuyor. Yılmaz’ın değerlendirmeleri doğrultusunda, gençlerin yalnızca mevcut iş gücü ihtiyacını karşılayacak kişiler olarak değil, geleceğin girişimcileri, yöneticileri ve üreticileri olarak ele alınması gerekiyor. Bu yaklaşım, gençlerin kariyer planlamasının yanı sıra Türkiye’nin uzun vadeli insan kaynağı politikaları açısından da önem taşıyor. Genç girişimciler için yeni fırsat alanları gerekiyor Türkiye’nin kalkınma hedefleri açısından genç girişimciliğin desteklenmesi de kritik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Teknoloji ve dijitalleşmenin iş modellerini hızla değiştirdiği bir dönemde gençlerin yeni fikirler geliştirmesi ve bu fikirleri ekonomik değere dönüştürebilmesi, Türkiye’nin rekabet gücüne katkı sağlayabilir. Genç girişimcilerin fikirlerini hayata geçirebilmesi için finansmana erişimin yanı sıra deneyim paylaşımı, mentorluk, iş bağlantıları ve pazar erişimi gibi alanlarda da destek mekanizmalarının geliştirilmesi gerekiyor. Özel sektörün sahip olduğu bilgi birikimi ve iş bağlantıları, bu noktada genç girişimciler için önemli bir kaynak oluşturabilir. Mehmet Konuralp Yılmaz’ın hem iş dünyasındaki deneyimi hem de Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu çatısı altında gençlerle yürüttüğü çalışmalar, gençlerin ticaret ve girişimcilik ekosistemiyle daha güçlü bağlar kurmasının önemini ortaya koyuyor. Teknolojik Dönüşüm Gençler İçin Fırsata Dönüştürülmeli Yapay zekâ ve dijital teknolojiler, çalışma hayatında yeni mesleklerin ve iş modellerinin ortaya çıkmasına neden olurken, gençlerin bu dönüşümün aktif bir parçası haline gelmesi önem taşıyor. Gençlerin yalnızca teknolojiyi kullanan değil, teknoloji üreten ve yeni iş modellerine dönüştüren bir nesil olarak yetişmesi, Türkiye'nin küresel rekabetteki konumunu güçlendirebilecek unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle özel sektörün teknoloji eğitimleri, girişimcilik programları ve yenilikçi projeler aracılığıyla gençlerin gelişimine katkı sunması önem taşıyor. Bu dönüşüm aynı zamanda özel sektör açısından da yeni bir sorumluluk alanı yaratıyor. Şirketlerin gençlerin teknolojiye erişimini artırması, dijital becerilerini geliştirmesine destek olması ve yenilikçi fikirlerini hayata geçirebilecekleri ortamlar oluşturması, geleceğin iş dünyasının şekillenmesine katkı sağlayabilir. Özel Sektörün Gençlere Yatırımı Türkiye’nin Geleceğine Yatırım Türkiye’nin genç nüfusunu ekonomik güce dönüştürmesi, gençlerin sahip olduğu potansiyelin doğru kanallarla desteklenmesine bağlı. Bu noktada özel sektörün rolü yalnızca istihdam yaratmakla sınırlı kalmıyor; gençlerin bilgi, beceri ve deneyim kazanabileceği bir ekosistemin oluşturulması da iş dünyasının sorumluluk alanlarından biri haline geliyor. Özellikle gençlerin iş gücüne katılımında kadın-erkek arasındaki fark, öncelikli alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılında 15-24 yaş grubundaki genç erkeklerin istihdam oranı yüzde 53 olurken, genç kadınlarda bu oran yüzde 26,7 olarak gerçekleşti. Benzer şekilde genç kadınlarda işsizlik oranı yüzde 22,1 seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, özel sektörün gençlere yönelik politikalarının yalnızca istihdam yaratmakla sınırlı kalmaması; fırsat eşitliği, yetenek gelişimi ve kadınların iş gücüne katılımı gibi başlıkları da kapsaması gerektiğine işaret ediyor. Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz’ın yaklaşımı da özel sektörün gençlerin gelişiminde daha aktif rol üstlenmesi gerektiğine işaret ediyor. Gençlerin ekonomik hayatın aktif aktörleri haline gelmesi, bireysel kariyer fırsatlarının yanı sıra Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedeflerine de katkı sağlayabilir. Türkiye’nin kalkınmasında gençlerin potansiyelini ortaya çıkarmak, yalnızca gençlere fırsat sunmak değil; ülkenin gelecekteki üretim, girişimcilik ve inovasyon kapasitesine yatırım yapmak anlamına geliyor. Gençlerin sahip olduğu potansiyelin eğitim, istihdam, girişimcilik ve teknoloji ekseninde desteklenmesi, özel sektörün bugün atacağı adımların Türkiye’nin yarınki ekonomik gücüne dönüşmesini sağlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kesişen Riskler Çağında İş Dünyasının Yeni Başarı Tanımı Sustainable Brands Türkiye 2026'da Şekillenecek Haber

Kesişen Riskler Çağında İş Dünyasının Yeni Başarı Tanımı Sustainable Brands Türkiye 2026'da Şekillenecek

Dünyanın önde gelen sürdürülebilirlik platformlarından Sustainable Brands’in Türkiye organizasyonu olan ve bu yıl 14’üncü kez düzenlenecek Sustainable Brands Türkiye; iş dünyasının gündemine yön veren içerikleri, küresel perspektifleri ve farklı sektörlerden temsilcileri aynı çatı altında buluşturacak. Bugüne kadar 20 binden fazla katılımcı, 1.600’ü aşkın konuşmacı ve 400’den fazla oturuma ev sahipliği yapan Sustainable Brands Türkiye, 29-30 Eylül tarihlerinde kurumların değişen ekonomik, çevresel ve toplumsal koşullar karşısında nasıl daha dayanıklı, çevik ve etkili yapılar oluşturabileceğine odaklanacak. Kesişen Riskler Çağında Kolektif Yükseliş İklim, regülasyon ve dönüşüm gündeminde COP31 ile hız kazanan küresel gelişmeler de konferansın önemli başlıkları arasında yer alacak. Bu gelişmelerin iş dünyası, marka stratejileri ve rekabet gücü üzerindeki etkileri farklı sektörlerden uzmanların katkılarıyla değerlendirilecek. Konferans boyunca dayanıklılığı, güveni ve uzun vadeli değer yaratmayı destekleyen stratejiler; yapay zekâdan tüketici davranışlarına, değer zincirlerinden yeni iş modellerine kadar farklı disiplinlerden uzmanların katkılarıyla ele alınacak. Belirsizlikler karşısında güven inşa eden, dayanıklılığını artıran ve değişime yön verebilen şirketlerin rekabet avantajını nasıl güçlendirebileceği, konferansın temel tartışma başlıkları arasında yer alacak. Sustainable Brands Türkiye Ülke Başkanı Semra Sevinç, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bugün iş dünyası, birbirini besleyen ekonomik, jeopolitik, teknolojik ve toplumsal risklerin aynı anda yaşandığı yeni bir gerçeklikle karşı karşıya. Bu yeni dönemde başarıyı belirleyen yalnızca büyümek değil; belirsizlikler karşısında dayanıklı, güvenilir ve geleceğe hazır kalabilmek. Sürdürülebilirlik de artık yalnızca çevresel ya da sosyal bir sorumluluk alanı değil; kurumların rekabet gücünü, güvenini ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesini şekillendiren stratejik bir iş yaklaşımı. Sustainable Brands Türkiye 2026'da amacımız; farklı sektörlerden liderleri ortak bir zeminde buluşturarak yeni fikirlerin, güçlü iş birliklerinin ve geleceğe hazır iş modellerinin gelişimine katkı sağlamak. Çünkü kesişen riskler çağında dönüşüm tek başına değil, birlikte mümkün." Dayanıklı Büyümenin Yeni Gündemi Masaya Yatırılacak Sustainable Brands Türkiye 2026’nın programında dayanıklı büyümenin yeni koşulları, teknoloji ve yapay zekâ destekli dönüşüm, yeni tüketici dinamikleri, değer zincirlerinin yeniden tasarlanması, döngüsel ve yenileyici iş modelleri, davranış değişimi ele alınacak. Ayrıca, sürdürülebilir yaşam ile COP31'in öne çıkardığı iklim ve regülasyon gündemi farklı disiplinlerden uzmanların katkılarıyla odak noktasına taşınacak. Yerli ve yabancı konuşmacılar, değişen küresel dinamikler karşısında kurumların ihtiyaç duyduğu yeni stratejileri, ilham veren uygulamaları ve farklı bakış açılarını paylaşacak. Konferans, 29-30 Eylül tarihlerinde Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da gerçekleşecek. 2026’nın Öncü Sponsorları Sustainable Brands Türkiye 2026’ya bu yıl dönüşüme liderlik edecek markalar arasında Borusan Otomotiv, Eti, Ferrero Fındık, Akademi Çevre, L'Oréal Türkiye, Cargill ve Nestlé yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çerkezköy’den Plovdiv’e Stratejik Hamle: Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi Masaya Yatırıldı Haber

Çerkezköy’den Plovdiv’e Stratejik Hamle: Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi Masaya Yatırıldı

Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası heyeti, Bulgaristan temasları kapsamında Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Angel Hronev ile görüştü. Görüşmenin ana gündemini, Türk firmalarının Bulgaristan ve Avrupa pazarlarına erişimini kolaylaştırması hedeflenen Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi oluşturdu. Projenin ilerlemesinde Türkiye’nin Plovdiv Ticaret Ataşesi Armağan Al’ın yoğun girişimleri ve sağladığı koordinasyonun önemli rol oynadığı belirtildi. Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ilişkileri geliştirmeye yönelik çalışmalarına Plovdiv’de devam etti. Çerkezköy TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Bulgaristan programının ilk gününde Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odasını ziyaret etti. Heyet, Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Angel Hronev ile gerçekleştirdiği görüşmede karşılıklı yatırım, ihracat, lojistik ve yeni iş bağlantıları konusunda değerlendirmelerde bulundu. Toplantının en önemli gündem maddesi, Çerkezköy TSO öncülüğünde Plovdiv’de hayata geçirilmesi planlanan Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi oldu. Türk firmalarının Avrupa’ya açılan yeni kapısı olacak Çerkezköy TSO heyeti, Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin amacı, planlanan faaliyetleri ve bölge şirketlerine sunacağı imkânlar hakkında Plovdivli yetkililere bilgi verdi. Projenin, başta Trakya’daki sanayi kuruluşları olmak üzere Bulgaristan ve Avrupa pazarlarına açılmak isteyen Türk firmalarına operasyonel destek sağlaması hedefleniyor. Merkezin ihracatçı şirketlere lojistik, ticari bağlantı, pazar geliştirme ve yerel koordinasyon alanlarında yeni imkânlar sunması bekleniyor. Çerkezköy’ün güçlü sanayi altyapısı ile Plovdiv’in Balkanlar’daki stratejik konumunu bir araya getirecek proje, yalnızca bir lojistik merkez olarak değil, Türkiye ile Bulgaristan iş dünyası arasında kalıcı bir ticaret köprüsü olarak konumlandırılıyor. Görüşmede merkezin faaliyete geçmesinin ardından bölge firmalarının ihracat süreçlerine sağlayacağı katkılar ve ulaşılması hedeflenen ticaret hacmi de ele alındı. Projenin sınır ötesi ticarette karşılaşılan operasyonel zorlukları azaltabileceği ve yeni iş birliklerinin kurulmasını hızlandırabileceği değerlendirildi. Plovdiv’in konumu projeye stratejik değer katıyor Bulgaristan’ın önemli üretim, lojistik ve ticaret merkezlerinden biri olan Plovdiv, Türkiye’den Avrupa’ya uzanan güzergâh üzerindeki konumuyla dikkati çekiyor. Kentin kara yolu ve demir yolu bağlantıları, Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi projesini bölgesel ölçekte önemli hale getiriyor. Merkezin faaliyete geçmesiyle Çerkezköy ve çevresindeki üreticilerin Bulgaristan pazarındaki görünürlüğünün artırılması, yerel firmalarla doğrudan bağlantı kurulması ve Avrupa’ya yönelik ihracat operasyonlarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Projenin aynı zamanda Bulgar şirketlerinin Türkiye’deki tedarikçiler ve yatırım fırsatlarıyla daha kolay buluşmasına katkı sunması bekleniyor. Böylece merkezin tek yönlü değil, iki ülke iş dünyasına da hizmet eden bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Armağan Al’ın yoğun çabası projeye ivme kazandırdı Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin Plovdiv’de karşılık bulmasında ve ilgili kurumlar arasında gerekli temasların kurulmasında, Türkiye’nin Plovdiv Ticaret Ataşesi Armağan Al’ın çalışmaları önemli rol oynadı. Projenin fikir aşamasından kurumsal görüşmelere taşınmasına kadar yürütülen süreçte yoğun çaba gösteren Al, Türk ve Bulgar iş dünyası temsilcileri arasındaki iletişimin güçlendirilmesine katkı sundu. Yerel kurumlarla bağlantıların kurulması, yatırım ortamının doğru değerlendirilmesi ve projenin iki ülkenin ortak çıkarları üzerinden anlatılması noktasında sağlanan koordinasyon, merkezin hayata geçirilme çalışmalarına ivme kazandırdı. Armağan Al’ın sahadaki etkin yaklaşımı, ticaret müşavirliği ve ataşeliklerinin yalnızca firmalara bilgi sunan yapılar olmadığını; doğru projelerin geliştirilmesi ve kamu ile özel sektör arasında güvene dayalı ilişkilerin kurulmasında da belirleyici görev üstlenebileceğini ortaya koydu. Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin ilerleyen aşamalarında da Plovdiv Ticaret Ataşeliğinin kurumsal rehberliği ve yerel iş dünyasıyla oluşturduğu iletişim ağının projenin başarısı bakımından önemli olması bekleniyor. Plovdiv iş dünyasına Çerkezköy Endüstriyel Fuarı daveti Görüşmede, 2026 yılında 10’uncu kez düzenlenecek Çerkezköy Endüstriyel Fuarı da gündeme geldi. Çerkezköy TSO heyeti, 9-10-11 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek organizasyon hakkında Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odası yetkililerine bilgi verdi. Plovdiv iş dünyası, fuara katılarak Trakya’daki sanayi kuruluşlarıyla doğrudan görüşmeye ve yeni ticari bağlantılar kurmaya davet edildi. Bulgar şirketlerinin fuara katılımının, iki kent arasındaki ekonomik ilişkilerin somut iş birliklerine dönüşmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Çerkezköy Endüstriyel Fuarı’nın makine, otomotiv yan sanayi, elektrik-elektronik, enerji, lojistik ve üretim teknolojileri başta olmak üzere farklı sektörlerden firmaları bir araya getirmesi bekleniyor. Çerkezköy-Plovdiv hattında yeni iş birlikleri hedefleniyor Çerkezköy TSO’nun Bulgaristan temaslarının ilk günü; karşılıklı ticaret olanakları, yatırım fırsatları ve yeni iş bağlantıları üzerine gerçekleştirilen görüşmelerle tamamlandı. Tarafların önümüzdeki dönemde kurumlar arası iletişimi sürdürmesi ve Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin hayata geçirilmesine yönelik teknik çalışmaların ilerletilmesi bekleniyor. Projenin planlandığı şekilde uygulanması halinde Çerkezköy ile Plovdiv arasında daha güçlü bir ticaret koridoru oluşabileceği, Türk firmalarının Bulgaristan ve Avrupa pazarlarındaki hareket kabiliyetinin artabileceği değerlendiriliyor.

Forbes Türkiye 30 Altı 30 Başvuruları İçin Son Dönemece Girildi Haber

Forbes Türkiye 30 Altı 30 Başvuruları İçin Son Dönemece Girildi

Geçtiğimiz yıl ilki gerçekleşen Forbes Türkiye 30 Altı 30 ödül töreninin hemen ardından açılan 2026 listesi için aday başvuruları hızla devam ediyor. 31 Eylül 2026 tarihinde kapanacak olan başvurular için artık son dönemece girildi. forbes.com.tr adresinden doldurulan formla ön elemeden geçirilecek yapay zeka, sağlık, bilim, bilişim, girişim, sosyal sorumluluk, sanat, eğlence, gastronomi ve spor dünyasının genç liderlerinden oluşan adaylar, sonrasında iş dünyası ve akademik camiadan seçkin bir jürinin değerlendirmesine sunulacak. Yapay zeka, sağlık, bilişim, bilim, girişim, sosyal sorumluluk, sanat, eğlence, gastronomi ve spor dünyasının genç liderleri geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Forbes Türkiye’nin 30 Altı 30 listesine girebilmek için tatlı bir rekabet içinde. Aday olunup, aday gösterilebilecek liste için henüz 30 yaşını bitirmemiş, başardıkları, ürettikleri, fikirleri, yaratıcılıkları, Türkiye ve dünya için hayalleriyle fark yaratan 30 genç, seçildiklerinde Forbes’un bu global mirasının ve platformunun bir parçası olacak. Forbes Türkiye 30 Altı 30 listesi üç ayrı aşamanın sonunda belirleniyor. forbes.com.tr adresinden alınan başvurular, önce Forbes Türkiye editörleri, ardından jüri tarafından değerlendirilerek son liste oluşturuluyor. Bu sürece ek olarak Forbes Türkiye editörleri haber ve kaynak taraması yaparak kendi adaylarını belirliyor. Akabinde, sektörlerinde lider konumunda bulunan, gençliğe ve eğitime önem veren sektör liderleri, iş insanları, akademisyenler ve girişimcilerden oluşan jüri gelen başvuruları değerlendirerek nihai listeyi oluşturuyor. Forbes Türkiye tarafından yayımlanacak 30 Altı 30 listesi gelecek vadeden, bulunduğu sektörde öne çıkmış, lider konumuna gelmiş, fark yaratmış gençleri bir araya getirerek onları küresel ölçekte yeni fırsatlar bulacakları 30 Altı 30 evrenine dahil edecek. Aralık 2026’da gerçekleşecek ödül töreninde ödüllerini Türkiye’ye yön veren isimlerden alacak gençlerin isimleri kamuoyuyla da paylaşılacak. Geçtiğimiz yıl CVK Bosphorus Hotel’de düzenlenen ödül töreniyle şu isimler Forbes Türkiye 30 Altı 30 listesine dahil olmuştu: Zehra Güneş, Oğulcan Lider Kara, Berk Keklik, Toprak Razgatlıoğlu, Alperen Şengün, Seren Anaçoğlu, Kadir Danışman, Berkay Koçak, Umutcan Sürücü, Zülal Tannur, Cemil Türk, Selin Geçit, Zeynep Sönmez, Tunga Bayrak, Çağan Koyun, Motive (Tolga Can Serbes), Aleyna Yıldız, Asiye Bahar Tabanlı, Büşra Köksal, Vorga Can, Nehir Özzengin, Dilara Kaplan, Hazal Evliyaoğlu, Hasan Burak Emir, Baran Kala, Sarp Kala, Defne Özcan, Furkan Öztürk, Arif Bayır, Dilara Bostancıoğlu, Yağmur Aydemir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YUM-BİR Başkanı İbrahim Afyon Kimdir? Türkiye Yumurta Sektörünün Deneyimli İsmi Haber

YUM-BİR Başkanı İbrahim Afyon Kimdir? Türkiye Yumurta Sektörünün Deneyimli İsmi

Birliğin Genel Başkanlığı görevini uzun yıllardır sürdüren İbrahim Afyon, hem üretici kimliği hem de sektörel temsil gücüyle Türkiye yumurta sektörünün öne çıkan isimleri arasında yer alıyor. Kayseri merkezli üretim faaliyetlerinden uluslararası sektörel organizasyonlara kadar geniş bir alanda görev üstlenen İbrahim Afyon, ihracatın geliştirilmesi, üreticilerin sorunlarının çözülmesi ve Türk yumurtasının dünya pazarındaki rekabet gücünün artırılması için yürüttüğü çalışmalarla tanınıyor. Peki, YUM-BİR Başkanı İbrahim Afyon kimdir? İşte iş dünyası ve tarım sektörünün yakından takip ettiği ismin kariyeri… İbrahim Afyon kimdir? İbrahim Afyon, 1968 yılında Kayseri'de doğdu. İlk eğitimini TED Kayseri Koleji'nde aldı. Ortaokul eğitimini Aydınlıkevler Ortaokulu'nda, lise eğitimini ise Kayseri Lisesi'nde tamamladı. Eğitim hayatının yanı sıra kuyumculuk alanında da mesleki eğitim aldı. Vatani görevini Ankara Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı'nda tamamlayan Afyon, askerlik hizmetinin ardından aile şirketinde çalışma hayatına başladı. 1989 yılında kardeşi Mustafa Afyon ile birlikte babaları Zeki Afyon'dan devraldıkları yumurta üretimi ve ticaret faaliyetlerini büyüterek Türkiye'nin önemli üretim organizasyonlarından birine dönüştürdü. Yumurta sektöründe 35 yılı aşan deneyim Yaklaşık otuz beş yılı aşkın süredir yumurta üretim sektöründe faaliyet gösteren İbrahim Afyon, üretimden pazarlamaya, ihracattan sektör temsilciliğine kadar birçok alanda aktif görev aldı. Kayseri merkezli ETAŞ Afyon Tavukçuluk Ltd. Şti. ortağı olan Afyon, modern üretim anlayışı, gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Üretimin yalnızca iç pazara yönelik değil, uluslararası rekabet gücünü artıracak şekilde planlanması gerektiğini savunan Afyon, ihracat odaklı büyümenin sektör açısından stratejik önem taşıdığını vurguluyor. YUM-BİR Başkanı olarak görev yapıyor İbrahim Afyon, 2018 yılından bu yana Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Genel Başkanlığı görevini yürütüyor. Türkiye genelindeki yumurta üreticilerini temsil eden YUM-BİR; üreticilerin haklarının korunması, sektörün sürdürülebilir büyümesi, biyogüvenlik uygulamalarının yaygınlaştırılması, ihracatın geliştirilmesi ve tüketicilerin güvenilir gıdaya erişiminin sağlanması amacıyla faaliyet gösteriyor. Başkanlık görevinde bulunan Afyon, sektörün karşı karşıya kaldığı maliyet artışları, üretim planlaması, hastalık riskleri ve uluslararası rekabet gibi konularda kamu kurumları ile sektör arasında koordinasyon sağlayan isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Uluslararası platformlarda Türkiye'yi temsil ediyor İbrahim Afyon, yalnızca Türkiye'de değil uluslararası platformlarda da aktif görev üstleniyor. Dünya yumurta sektörünün en önemli organizasyonlarından biri olan World Egg Organization (WEO) bünyesinde YUM-BİR'i ülke temsilcisi olarak temsil eden Afyon, Türk yumurta sektörünün küresel pazarlardaki görünürlüğünün artırılması için çalışmalar yürütüyor. Daha önce üç dönem Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği yapan Afyon, yine üç dönem Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektör Kurulu Meclis Üyesi olarak görev aldı. Ayrıca Türkiye Kanatlı Tanıtım Grubu Meclis Başkan Yardımcılığı görevini üstlenerek "Turkish Poultry" markasının uluslararası fuarlarda tanıtılmasına katkı sundu. Kayseri iş dünyasında da önemli görevler üstleniyor Sektörel temsil görevlerinin yanında Kayseri iş dünyasında da aktif rol alan İbrahim Afyon, Kayseri Ticaret Odası Hayvancılık Komite Başkanlığı ve Kayseri Ticaret Odası Meclis Üyeliği görevlerinde bulundu. Halen Kayseri Ticaret Odası Yüksek İstişare Kurulu Üyesi olarak çalışmalarını sürdüren Afyon, aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sektör Meclisi Üyesi olarak da görev yapıyor. Akademik dünyayla da iş birliği içinde çalışmalar yürüten Afyon, Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Birim Danışma Kurulu Üyesi olarak sektöre yönelik bilimsel çalışmalara katkı sağlıyor. YUM-BİR'in öncelikleri neler? İbrahim Afyon'un başkanlığındaki YUM-BİR, son yıllarda özellikle sürdürülebilir üretim, biyogüvenlik, ihracatın artırılması ve tüketici bilincinin geliştirilmesine odaklanıyor. Afyon, sektörün temel öncelikleri arasında üretimde verimliliğin artırılması, kaliteli ve güvenilir yumurta üretiminin desteklenmesi, üreticilerin rekabet gücünün korunması ve uluslararası pazarlarda Türkiye'nin payının büyütülmesinin yer aldığını belirtiyor. Ayrıca iklim değişikliği, yem maliyetleri ve üretim süreçlerinde yaşanan küresel gelişmeler karşısında sektörün dayanıklılığını artıracak politikaların önemine dikkat çekiyor. Aile yaşamı İbrahim Afyon, 1991 yılında evlendi. Bir erkek ve iki kız çocuğu babası olan Afyon, aile yaşamını sürdürürken üretim ve sektör temsilciliği görevlerini birlikte yürütüyor. Türkiye yumurta sektörünün öne çıkan isimlerinden biri Uzun yıllara dayanan üretim tecrübesi, ihracat odaklı yaklaşımı ve sektör temsilciliği görevleriyle İbrahim Afyon, Türkiye yumurta sektörünün öne çıkan isimleri arasında yer alıyor. YUM-BİR Genel Başkanı olarak üreticilerin sorunlarının çözümü, sektörün uluslararası rekabet gücünün artırılması ve güvenilir gıda üretiminin yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalarını sürdüren Afyon, hem ulusal hem de uluslararası platformlarda Türk yumurta sektörünü temsil etmeye devam ediyor.

Kurumsal liderlik haberleri neden izlenmeli? Haber

Kurumsal liderlik haberleri neden izlenmeli?

Bir CEO değişimi bazen yalnızca bir atama haberi değildir. Yeni bir yönetim kurulu başkanı, dönüşüm odaklı bir genel müdür ya da bölgesel bir liderlik yapılanması; şirketin yatırım iştahından insan kaynakları önceliklerine, teknoloji harcamalarından yeni pazar açılımlarına kadar çok daha geniş bir tabloyu işaret eder. Bu yüzden kurumsal liderlik haberleri neden takip edilmeli sorusu, yalnızca medya gündemiyle ilgili değil; iş dünyasında yön tayiniyle ilgilidir. Kurumsal haber akışında liderlik başlıkları çoğu zaman yüzeysel okunur. Oysa doğru okunduğunda bu haberler, bir kurumun nerede büyümek istediğini, hangi riskleri yönetmeye çalıştığını ve hangi alanlarda yeniden pozisyon aldığını gösterir. Özellikle ekonomi, sanayi, teknoloji, enerji, lojistik, savunma ve yapay zeka gibi yüksek etkili alanlarda lider değişimleri çoğu zaman operasyonel bir karar değil, stratejik bir sinyaldir. Kurumsal liderlik haberleri neden stratejik veri sayılır? Bir şirketin üst yönetim tercihleri, kamuya açık en güçlü işaretlerden biridir. Finansal tablolar geçmiş performansı anlatır; liderlik haberleri ise çoğu zaman yakın geleceğin yönünü sezdirir. Yeni atanan bir yöneticinin geçmiş deneyimi, şirketin hangi yetkinliği içeride güçlendirmek istediğini açık eder. Örneğin üretim kökenli bir yöneticinin göreve gelmesi operasyonel verimlilik dönemine, teknoloji geçmişi güçlü bir ismin öne çıkması dijital dönüşüm hızlanmasına, kamu ilişkileri kuvvetli bir liderin atanması ise regülasyon ve paydaş yönetimi odaklı bir faza işaret edebilir. Elbette her atama tek başına kesin hüküm verdirmez. Ancak düzenli takip edildiğinde liderlik haberleri, şirketlerin stratejik önceliklerini anlamada güçlü bir çerçeve sunar. Bu noktada kurumsal iletişim ekipleri, yatırımcı ilişkileri uzmanları, sektör editörleri ve tedarik zinciri tarafında çalışan profesyoneller için bu haberler yalnızca bilgi değil, karar destek malzemesidir. Kimin göreve geldiği kadar, neden şimdi geldiği de önem taşır. Yalnızca isim değişikliği değil, kurumsal yön değişimi Kurumsal yapılarda liderlik değişimi çoğu zaman birkaç paralel gelişmeyle birlikte görülür. Satın alma hazırlıkları, yeni yatırım turu, ihracat hedeflerinin büyümesi, sürdürülebilirlik raporlamasının öne çıkması ya da organizasyonel yeniden yapılanma bunların başında gelir. Haber metninde tek satırlık görünen bir atama, arka planda geniş bir dönüşüm planının parçası olabilir. Bu nedenle profesyonel okur, liderlik haberine yalnızca biyografi gözüyle bakmaz. Haber dili içinde kullanılan kavramlar da önemlidir. “Büyüme”, “küresel ölçeklenme”, “operasyonel mükemmeliyet”, “inovasyon”, “veri odaklı yönetim”, “sürdürülebilir dönüşüm” ya da “müşteri deneyimi” gibi ifadeler, şirketin söylem düzeyinde hangi eksene yatırım yaptığını gösterir. Burada dikkat edilmesi gereken bir başka konu da şudur: Her güçlü atama, otomatik olarak güçlü sonuç anlamına gelmez. Sektör dinamikleri, şirketin bilanço yapısı, kurum içi kültür ve uygulama kapasitesi belirleyici olmaya devam eder. Yani haber bir sinyal üretir, fakat sonucun teyidi için sonraki gelişmeleri izlemek gerekir. İtibar yönetiminde liderlik haberlerinin etkisi Kurumsal liderlik haberleri, kurum itibarının inşasında doğrudan rol oynar. Bir şirketin kamuoyunda nasıl algılandığını yalnızca ürünleri ya da finansal sonuçları belirlemez. Kimlerin söz sahibi olduğu, bu isimlerin hangi değerleri temsil ettiği ve hangi alanlarda görünür kılındığı da en az o kadar etkilidir. Kadın liderlerin üst düzey görevlere gelmesi, genç yönetici profillerinin yükselmesi, teknik uzmanlığı yüksek isimlerin karar mekanizmalarında daha fazla yer alması ya da uluslararası deneyimli yöneticilerin kurumda pozisyon alması; şirketin hem piyasa hem de yetenek havuzu nezdindeki algısını dönüştürebilir. Bu tür haberler yalnızca bir atama duyurusu değildir. Aynı zamanda kurumun kendini nasıl konumlandırmak istediğine dair kamusal bir beyandır. Özellikle rekabetin sert olduğu sektörlerde liderlik görünürlüğü, markanın güven inşasına katkı verir. Ancak burada da ince bir çizgi vardır. Aşırı kişiselleştirilmiş iletişim, kurumsal kapasitenin önüne geçerse risk oluşabilir. Güçlü lider anlatısı ile güçlü kurum anlatısı arasında denge kurulması gerekir. Yatırımcı, tedarikçi ve medya için farklı anlamlar taşır Aynı liderlik haberi, farklı paydaşlar tarafından farklı şekilde okunur. Yatırımcı için bu haber gelecekteki büyüme beklentisi, yönetişim kalitesi ve kriz yönetimi kapasitesiyle ilgilidir. Tedarikçi için karar alma yapısının değişip değişmediğini, ödeme ve satın alma süreçlerinde yeni bir dönemin başlayıp başlamayacağını düşündürür. Medya tarafında ise liderlik haberleri hem güncel gelişme değeri taşır hem de sektör dosyalarının kapısını açar. Yeni atanan bir üst düzey yöneticinin geçmişi, şirketin bulunduğu sektörün dönüşüm başlıklarıyla birleştiğinde daha derin haber üretimi mümkün hale gelir. Bu yüzden telifsiz ve yeniden kullanıma uygun kurumsal haber akışı, dijital yayıncılar için yalnızca hacim değil, editoryal verimlilik de sağlar. Kurumsal iletişim ekipleri açısından bakıldığında ise liderlik haberinin zamanlaması kritik önemdedir. Atama duyurusu, yatırım açıklaması, yeni fabrika açılışı, ihracat başarısı ya da sürdürülebilirlik taahhüdü ile birlikte verildiğinde etkisi artar. Tek başına verilirse görünürlük sağlar; doğru bağlamla verildiğinde anlatı kurar. Kurumsal liderlik haberleri neden sektör analizi için de önemlidir? Bir sektörde peş peşe benzer liderlik atamaları görülüyorsa, bu tesadüf olmayabilir. Örneğin veri, dijitalleşme, yapay zeka ya da sürdürülebilirlik deneyimi olan yöneticilerin aynı dönemde farklı şirketlerde öne çıkması, sektörün hangi baskılar altında şekillendiğini gösterir. Bu durum yalnızca şirket bazlı değil, alan bazlı okuma gerektirir. Savunma sanayinde kamu koordinasyonu ve proje yönetimi ağırlıklı profillerin güç kazanmasıyla, perakendede müşteri verisi ve çok kanallı deneyim odaklı liderlerin yükselmesi aynı şey değildir. Enerjide regülasyon bilgisi yüksek yöneticilerin öne çıkması ile lojistikte operasyonel çeviklik vurgusunun artması da farklı işaretler verir. Bu nedenle liderlik haberleri, sektör ritmini anlamak isteyen profesyoneller için değerli bir takip alanıdır. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı haber akışları tam da bu nedenle önem kazanır. Çünkü liderlik başlıklarını ekonomi, üretim, teknoloji, sürdürülebilirlik ve kurumsal dönüşüm eksenleriyle birlikte sunmak, haberi tek boyutlu olmaktan çıkarır. Haberi doğru okumak için hangi detaylara bakılmalı? Kurumsal liderlik haberlerinin değeri, başlıktaki ismin bilinirliğiyle sınırlı değildir. Asıl kritik alan, haberin içindeki işaretlerin nasıl çözüldüğüdür. Önce yöneticinin geçmiş rollerine bakılmalı. Satış, finans, operasyon, teknoloji, insan kaynakları ya da kamu ilişkileri ağırlıklı bir kariyer hattı, şirketin hangi ihtiyaca cevap aradığını gösterir. Sonra organizasyon yapısındaki değişim incelenmeli. Yeni bir pozisyon mu oluşturuldu, mevcut rol mü el değiştirdi, yoksa bölgesel ya da global bir sorumluluk mu genişletildi? Bu ayrım önemlidir çünkü bazı atamalar büyüme dönemini, bazıları ise dengeleme ve yeniden yapılandırma dönemini işaret eder. Bir diğer nokta da kurumun kullandığı dilin sürekliliğidir. Şirket daha önce maliyet disiplini vurgularken şimdi inovasyon ve yatırım söylemine geçiyorsa, liderlik haberi bu değişimin taşıyıcısı olabilir. Tersi durumda ise piyasadaki belirsizliklere karşı daha kontrollü bir faza girildiği düşünülebilir. Haber değeri ile kurumsal reklam arasındaki fark Kurumsal liderlik haberlerinin etkili olması için editoryal değeri korunmalıdır. Sadece övgü cümleleriyle örülmüş, şirketin gerçek bağlamını vermeyen metinler kısa süreli görünürlük sağlasa da profesyonel okur üzerinde sınırlı etki bırakır. İş dünyası kitlesi, haber ile tanıtım arasındaki farkı hızla ayırt eder. Bu yüzden iyi bir liderlik haberi; görevin kapsamını, atamanın gerekçesini, yöneticinin deneyim alanını ve şirketin o dönemki önceliklerini net biçimde göstermelidir. Abartıdan uzak, bilgi yoğun ve yeniden yayınlanabilir bir yapı hem medya kuruluşları hem de kurumsal taraf için daha verimlidir. Özellikle dijital yayıncılıkta hız önemli olsa da, liderlik haberlerinde bağlam eksikliği ciddi bir zayıflık yaratır. Çünkü bu haberlerin ömrü günlük değildir. Arşiv değeri taşır, sonraki stratejik gelişmelerle birlikte tekrar okunur ve kurumun dönüşüm hikayesine referans olur. Neden şimdi daha fazla önem taşıyor? İş dünyası daha oynak, daha denetlenebilir ve daha görünür hale geldi. Regülasyon baskısı arttı, yatırım kararları daha hassaslaştı, yetenek rekabeti sertleşti. Böyle dönemlerde liderlik, sadece içeride organizasyonu yönetmekle sınırlı kalmıyor; dışarıda güven vermek, belirsizlikte yön göstermek ve kurumun niyetini anlatmak zorunda kalıyor. Bu nedenle kurumsal liderlik haberleri artık yan sayfa haberi değil. Şirketlerin nerede konumlandığını, hangi dönüşümlere hazırlandığını ve hangi paydaşlara hangi mesajı verdiğini gösteren temel göstergelerden biri. Karar vericiler için bu başlıkları izlemek, yalnızca bilgi sahibi olmak değil; zamanında doğru sinyali yakalamaktır. İyi okunan bir liderlik haberi, bazen uzun bir strateji sunumundan daha fazla şey söyler. Asıl mesele, satır aralarında kurumun bir sonraki hamlesini görebilmektir.

İnci Akü Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne İmza Attı Haber

İnci Akü Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne İmza Attı

Türkiye’nin akü sektöründeki öncü markası İnci Akü, sürdürülebilir ve sorumlu iş yapış anlayışını küresel bir taahhütle ileri taşıyarak Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne katıldı. Dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilirlik inisiyatifi olan UN Global Compact; insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında belirlenen 10 evrensel ilke doğrultusunda şirketleri harekete geçmeye davet ediyor. İnci Akü de katılımıyla birlikte söz konusu ilkeleri stratejilerine, politikalarına, kurum kültürüne ve günlük operasyonlarına entegre etme taahhüdünü kamuoyuyla paylaşan şirketler arasındaki yerini aldı. Türkiye akü sektöründe UN Global Compact üyesi ilk şirketlerden biri olan İnci Akü, bu adımla sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını uluslararası bir çerçevede geliştirmeyi ve hızlandırmayı hedefliyor. Şirket, attığı adımları ve kaydettiği ilerlemeyi düzenli olarak takip ederek, gelişmeleri yıllık İlerleme Bildirimi aracılığıyla şeffaf biçimde paylaşacak. UN Global Compact üyeliğini değerlendiren İnci Akü İcra Direktörü Orhan Sayman, “İnci Akü olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel sorumluluklarımızla sınırlı görmüyor; insanı, toplumu, etik değerleri ve güçlü yönetişimi kapsayan bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. UN Global Compact’a katılımımız, bu anlayışı evrensel ilkeler doğrultusunda daha da güçlendiren önemli bir adım oldu. Bu adım bizim için gurur verici olduğu kadar önemli bir sorumluluk. Önümüzdeki dönemde 10 İlke’yi karar alma mekanizmalarımızdan operasyonlarımıza ve değer zincirimize kadar tüm süreçlerimize daha güçlü biçimde yansıtarak uzun vadeli ve sürdürülebilir etki yaratmayı sürdüreceğiz.” dedi. İnci Akü Sürdürülebilirlik Müdürü Andrea Mazzone ise üyeliğin şirketin sürdürülebilirlik yolculuğunu hızlandıracağını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “UN Global Compact’ın sunduğu ilke temelli yaklaşım, sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ortak ve uluslararası bir çerçevede geliştirmemize katkı sağlayacak. İnsan hakları ve çalışma standartlarından çevresel sorumluluğa, etik ve şeffaf iş yapış anlayışından yolsuzlukla mücadeleye kadar uzanan 10 İlke’yi iş süreçlerimize daha güçlü biçimde entegre edeceğiz. Mevcut uygulamalarımızı sürekli geliştirirken taahhütlerimizi somut ve ölçülebilir adımlara dönüştürmeyi, kaydettiğimiz ilerlemeyi de şeffaflıkla paylaşmayı hedefliyoruz.” İnci Akü, UN Global Compact üyeliğiyle birlikte sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerine yayılan bir değer yaratma modeli olarak ele almaya; çalışanları, iş ortakları, müşterileri ve diğer paydaşlarıyla daha kapsayıcı, sorumlu ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışmaya devam edecek. UN Global Compact’ın 10 İlkesi UN Global Compact’ın insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıkları altında belirlediği 10 İlke şöyle sıralanıyor: İnsan Hakları İş dünyası, ilan edilmiş insan haklarını desteklemeli ve bu haklara saygı duymalı. İş dünyası, insan hakları ihlallerinin suç ortağı olmamalı. Çalışma Standartları Çalışanların sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğü desteklenmeli. Zorla ve zorunlu çalıştırmaya son verilmeli. Her türlü çocuk işçiliği ortadan kaldırılmalı. İşe alım ve çalışma süreçlerinde ayrımcılığa son verilmeli. Çevre Çevre sorunlarına karşı ihtiyatlı yaklaşım desteklenmeli. Çevresel sorumluluğu artıracak çalışmalar desteklenmeli. Çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması teşvik edilmeli. Yolsuzlukla Mücadele Rüşvet ve haraç dâhil her türlü yolsuzlukla mücadele edilmeli. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.