Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İş Dünyası

Kapsül Haber Ajansı - İş Dünyası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Dünyası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünya Kupası'nın Ortaya Koyduğu Gerçek: Büyük Başarılar Güçlü Ekiplerle Geliyor Haber

Dünya Kupası'nın Ortaya Koyduğu Gerçek: Büyük Başarılar Güçlü Ekiplerle Geliyor

Dünya Kupası heyecanı sürerken gözler yine yıldız oyunculara çevriliyor. Ancak futbolun en büyük organizasyonu, başarıya giden yolun yalnızca bireysel yeteneklerden geçmediğini de her turnuvada yeniden gösteriyor. Turnuva tarihine bakıldığında, dünyanın en değerli oyuncularına ve güçlü kadrolarına sahip olmasına rağmen beklentilerin altında kalan takımlar kadar; ekip bütünlüğü, doğru liderlik ve net bir oyun sistemiyle öne çıkan başarı hikâyeleri de dikkat çekiyor. Bu büyük organizasyon, sürdürülebilir başarının yalnızca yetenekle değil, yeteneği doğru yapı içinde buluşturabilme becerisiyle şekillendiğini gösteriyor. "En iyi oyunculara sahip olmakla en iyi takımı kurmak aynı şey değil" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TRANSEARCH Türkiye Yönetici Ortağı Murat Öztürk, Dünya Kupası'nın iş dünyası için de önemli liderlik ve yetenek yönetimi dersleri içerdiğini belirtiyor. "Dünya Kupası bize çok net bir gerçeği gösteriyor. En iyi oyunculara sahip olmakla en iyi takımı kurmak aynı şey değil. Futbolda olduğu gibi iş dünyasında da yüksek performans, bireysel yeteneklerin toplamından daha fazlasını ifade ediyor. Başarı; doğru insanların doğru rollerde konumlandırılması, ortak hedef etrafında çalışabilmesi ve bunu destekleyen liderlik yapısının kurulmasıyla ortaya çıkıyor. Bunun çok sayıda örneğini Dünya Kupası tarihinde görmek mümkün. Bir dönem David Beckham, Steven Gerrard, Frank Lampard ve Wayne Rooney gibi dünya yıldızlarını aynı kadroda bulunduran İngiltere Milli Takımı, sahip olduğu bireysel kaliteye rağmen beklenen başarıyı elde edemedi. Buna karşılık 2010 Dünya Kupası'nı kazanan İspanya ve 2014 Dünya Kupası şampiyonu Almanya, yıllar boyunca güçlü oyun sistemleri, net rol paylaşımı ve takım bütünlüğüyle anıldı. 2022 Dünya Kupası'nın favorileri arasında gösterilmeyen Fas, güçlü takım kültürü, net rol paylaşımı, disiplinli oyun anlayışı ve ortak hedef duygusuyla neler başarılabileceğini gösterdi. Aynı turnuvada şampiyonluğa ulaşan Arjantin'de ise Lionel Scaloni'nin ortaya koyduğu liderlik anlayışı dikkat çekti. Scaloni, yalnızca yıldız oyunculara sahip bir takım kurmakla kalmadı; farklı karakterleri ortak hedef etrafında buluşturan ve her oyuncunun rolünü netleştiren bir yapı oluşturdu. Bu örnekler bize, en yetenekli oyunculara sahip olmanın her zaman başarı getirmediğini; asıl farkı yaratanın bu yetenekleri ortak hedef etrafında buluşturabilen liderlik ve ekip yapısı olduğunu gösteriyor." Araştırmalar sahalarındaki başarı formülünün iş dünyasında da geçerli olduğunu kanıtlıyor Spor dünyasında gözlemlenen bu tablo, iş dünyasındaki araştırmalarla da örtüşüyor. Gallup'un küresel araştırmaları ekip performansı ve çalışan bağlılığı üzerinde yöneticilerin etkisinin belirleyici olduğunu ortaya koyarken, McKinsey yüksek performanslı organizasyonların ortak özelliklerinden birinin birbirini tamamlayan liderlik ekipleri olduğunu vurguluyor. Harvard Business Review'da yayımlanan çalışmalar ise sürdürülebilir başarının bireysel yıldızlardan çok, ortak amaç etrafında hareket edebilen ekip kültürüyle ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. Şirketler bundan sonra neye odaklanmalı? Öztürk'e göre de bugün şirketlerin karşı karşıya olduğu liderlik gündemi ile Dünya Kupası'nda mücadele eden takımların karşılaştığı zorluklar arasında önemli benzerlikler bulunuyor. Nasıl ki futbol kulüpleri başarıya giden yolda yalnızca en yetenekli oyuncuları değil, birbirini tamamlayan bir takım yapısını oluşturmak zorundaysa; şirketler de yalnızca güçlü bireyleri değil, birlikte çalışabilen liderlik ekiplerini oluşturmak durumunda. Öztürk Dünya Kupası sahalarında görülen başarı hikayelerinin, şirketlerin liderlik ve yetenek yönetimi yaklaşımına da ışık tuttuğunu belirterek; bu noktada öne çıkan dört temel gerçeği açıklıyor: “Dünya Kupası bize çok net bir gerçeği gösteriyor. Birincisi, yetenek elbette. Başarı için kritik ancak tek başına yeterli değil. En değerli oyunculara sahip olmak her zaman kupayı kazanmak anlamına gelmiyor. İkincisi, performansı belirleyen unsur yalnızca kadro kalitesi değil, o kadroyu ortak hedef etrafında bir araya getirebilen liderlik anlayışı. Üçüncüsü, ekip uyumu zaman zaman bireysel yetenek farklarının önüne geçebiliyor. Turnuvalarda birçok kez daha güçlü kadroların, daha uyumlu ve disiplinli ekipler karşısında zorlandığını gördük. Dördüncüsü ise sürdürülebilir başarının güçlü sistemler gerektirmesi. Dünya Kupası kazanan takımların büyük bölümüne baktığımızda, başarının tek bir turnuvanın değil; yıllara yayılan planlamanın, oyuncu gelişiminin ve doğru organizasyon yapısının sonucu olduğunu görüyoruz. İş dünyasında da tablo farklı değil. Şirketler açısından asıl mesele yalnızca doğru lideri ya da doğru yeteneği bulmak değil; bu insanları doğru roller içinde konumlandırabilmek, birbirini tamamlayan ekipler kurabilmek ve uzun vadeli performansı destekleyecek organizasyonel yapıyı oluşturabilmek. Sürdürülebilir başarı da tam olarak burada ortaya çıkıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye- ABD Maçı Öncesi Los Angeles’ta Dev Buluşma Haber

Türkiye- ABD Maçı Öncesi Los Angeles’ta Dev Buluşma

2026 FIFA Dünya Kupası’nda iki ülkenin yeşil sahada karşı karşıya geleceği tarihi randevu öncesinde, en kritik stratejik buluşma saha dışında gerçekleşti. U.S. Chamber (ABD Ticaret Odası) bünyesinde faaliyet gösteren ABD-Türkiye İş Konseyi’nin Başkanı, Chobani’nin Kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya’nın ev sahipliğinde bir etkinliğe imza attı. Türkiye ve ABD’nin en üst düzey ekonomi, diplomasi, spor ve iş dünyası temsilcilerini buluşturan etkinlik, iki ülke ilişkilerinin geleceğine yön verecek nitelikte güçlü mesajlara sahne oldu. Ekonomi, Diplomasi ve Spor Dünyası Tek Masada Türkiye – ABD maçının oynanacağı Los Angeles’ta gerçekleştirilen organizasyona, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, eski Gençlik ve Spor Bakanı ve İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal, eski Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, eski A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Şenol Güneş katıldı. Dev buluşmada ayrıca, Türk iş dünyasının önde gelen isimleri ve Türk basınından isimler de hazır bulundu. NATO Zirvesi Öncesi Ticari Diplomasi ve Stratejik Fırsatlar Gelecek hafta ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO Zirvesi kapsamında Türkiye’ye gerçekleştireceği kritik ziyaret öncesine denk gelen yemek, iki ülke ilişkilerinin önem kazandığı bu dönemde zamanlamasıyla dikkat çekti. ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya’nın liderliğinde yürütülen görüşmelerde, derin ticari bağlar ve ortak stratejik çıkarlar temelinde şekillenen ilişkilerin mevcut gücü teyit edilirken, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması, pazara giriş imkanlarının iyileştirilmesi ve kritik sektörlerde yeni yatırım fırsatlarının kilidinin açılması adına samimi bir diyalog ortamı oluşturuldu. "Saha Dışındaki En Büyük Fırsat: Sporun Birleştirici Gücü" Etkinlikte, akşam saatlerinde oynanacak dev müsabakanın heyecanı paylaşılırken, sporun ülkeler ve toplumlar arasındaki bağları güçlendirici, dostluk köprülerini tahkim edici etkisi en üst düzeyde vurgulandı. Hamdi Ulukaya, sporun ve özellikle futbolun kitleleri bir araya getiren muazzam gücüne dikkat çekerek, bu büyük turnuva vesilesiyle Türkiye’nin küresel diplomasi ve kültür vizyonunu okyanus ötesinde desteklemekten onur duyduklarını belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hayri Çulhacı, ERT’nin Türkiye’den Tek Üyesi Oldu Haber

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hayri Çulhacı, ERT’nin Türkiye’den Tek Üyesi Oldu

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hayri Çulhacı, Avrupa iş dünyasının en etkili platformlarından European Round Table for Industry (ERT) üyeliğine davet edildi. Bu üyelikle birlikte Hayri Çulhacı, Avrupa’nın önde gelen sanayi ve teknoloji şirketlerinin CEO ve Yönetim Kurulu Başkanlarını bir araya getiren ERT’nin mevcut üyeleri arasında Türkiye’den tek temsilci oldu. Sabancı Topluluğu’nun 100 yılı aşan kurumsal mirasını ve küresel ölçekteki dönüşüm vizyonunu Avrupa iş dünyasının en önemli platformlarından birine taşıyan bu üyelik, aynı zamanda Türkiye iş dünyasının Avrupa’nın rekabetçilik, sanayi, teknoloji ve sürdürülebilir büyüme gündemindeki temsili açısından da önemli bir adım niteliği taşıyor. ÜYELERİN LİDERLİK ETTİĞİ ŞİRKETLER 6 MİLYON KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYOR Avrupa’nın en büyük şirketlerinin Yönetim ve İcra Kurulu Başkanları’nın üye olarak yer aldığı ERT, enerji dönüşümü, yapay zekâ, sanayi, ticaret güvenliği başta olmak üzere farklı odak alanlarında Avrupa ekonomisinin rekabetçiliğini güçlendirmek için faaliyet gösteriyor. Türkiye’nin yanı sıra 17 farklı Avrupa ülkesinden temsilcilerin yer aldığı ERT’nin üyelerinin liderlik ettiği şirketler dünyada yaklaşık 6 milyon kişiye istihdam sağlarken, söz konusu şirketlerin yıllık Ar-Ge yatırımları 120 milyar Euro’ya, toplam ciroları ise 3 trilyon Euro’ya ulaşıyor. ERT, 1983 yılında Avrupa’da istihdamın ve refah düzeyinin artırılması, rekabetçilik odaklı politika alternatiflerinin geliştirilmesi ve Avrupa Birliği kurumlarıyla iş dünyası arasında yapıcı bir diyalog zemini oluşturulması amacıyla 17 Avrupalı yönetici tarafından kurulmuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans Haber

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans

Risk ve insan sermayesi alanlarında global deneyimi ve yerel uzmanlığıyla 120’den fazla ülkede faaliyet gösteren Aon’un 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması yayımlandı. Kasım 2025 – Ocak 2026 döneminde gerçekleştirilen 62 farklı coğrafyadan 2.361 adet üst düzey yönetici ve insan kaynakları profesyonelinin, Türkiye’den de 62 katılımcının dahil olduğu araştırmanın Türkiye sonuçları, küresel kıyaslamada dikkat çekici veriler sunuyor. Araştırma, yapay zeka çağında Türkiye’nin “Çalışan değer önerisi” ve “İK veri olgunluğu” gibi kritik göstergelerde yüksek performans sergilediğini ve dünya ortalamasını geride bırakarak güçlü bir rekabet avantajı elde ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye, Yapay Zeka Dönüşümünde Güçlü Potansiyel Sergiliyor Araştırmaya göre Türkiye’de katılımcıların yüzde 50’si kurumlarının “İK veri olgunluğunu” ileri seviyede bulurken “çalışan değer önerisini” güçlü bulanların oranı yüzde 33’e ulaşıyor. Araştırma sonuçları, alışan değer önerisinde yüzde 33 ile yüzde 19’luk küresel oranın üstüne çıkan Türkiye’nin yapay zeka dönüşümünde önemli bir avantaja sahip olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma, yapay zeka çağında başarının algoritmaların gücünden çok, bu teknolojiyi yöneten insan kaynağının niteliğine bağlı olacağını gösteriyor. Veriler, Türk şirketlerinin teknoloji yatırımlarının yanında insan ve veri odaklı dönüşüme yatırım yaparak yapay zeka çağında sürdürülebilir büyüme sağlayabileceğine işaret ediyor. Araştırmaya göre Türkiye’de şirketlerin yüzde 33'ü yapay zeka yetkinliklerine sahip çalışanları işe alma ve elde tutma konusunda başarılı. Katılımcıların yüzde 93’ü yapay zekanın yeni fırsatlar yaratacağını ve yeni beceriler gerektirdiğini düşünürken, yüzde 86’sı otomasyonun bazı görevleri dönüştüreceğini ancak mevcut rollerin büyük ölçüde varlığını koruyacağını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 34’ü ise yapay zekanın kendi alanlarında önemli ölçüde iş kaybına neden olabileceğini ifade ediyor. Yapay zeka dönüşümünün hız kazandığı Türkiye'de, çalışanların yeni becerilerle donatılması ve eğitim yatırımlarının artırılması, geleceğin rekabet avantajını şekillendirecek temel unsurlar arasında yer alıyor. Geleceğin Kazananları Teknolojiyi İnsanla Buluşturanlar Olacak Aon Türkiye Sağlık ve Yan Haklar Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendirdi: "Türkiye’de şirketler yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor ancak sürdürülebilir başarı için teknolojiyi insanla buluşturmak gerekiyor. Araştırma sonuçları bize gösteriyor ki geleceğin kazanan şirketleri yalnızca yapay zekaya yatırım yapanlar değil; çalışanlarını yeni becerilerle donatan, sürekli öğrenme kültürünü güçlendiren ve veri odaklı insan yönetimini benimseyen kurumlar olacak. Yapay zeka yetkinliği, yetenek dönüşümü ve çalışan deneyimi önümüzdeki dönemde rekabet avantajının temel belirleyicileri arasında yer alacak. Türkiye'nin insan kaynağı ve veri yönetimi alanındaki güçlü performansı, bu konuda önemli bir avantaj sunuyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir rekabet gücüne dönüşebilmesi için çalışanların yeni becerilerle desteklenmesi ve sürekli öğrenme kültürünün güçlendirilmesi gerekiyor.” Türkiye Hibrit Çalışmada Dünya Ortalamasının 7 Puan Üzerinde Araştırma, hibrit çalışma modelinde yüzde 60 olan küresel ortalamayı 7 puan aşarak yüzde 67 ile belirgin bir şekilde öne çıkan Türkiye’nin esnek çalışma kültürüne daha hızlı uyum sağladığını da ortaya koyuyor. Buna karşılık, uzaktan ve esnek çalışma modelleri Türkiye’de yüzde 4 seviyesinde kalırken, küresel ortalamada bu oran yüzde 6 olarak görülüyor. Ofisten çalışma oranları ise Türkiye’de yüzde 26, küresel ölçekte yüzde 27 ile neredeyse birebir örtüşüyor; bu da çalışanların ofise dönüş eğiliminde Türkiye’nin dünya ortalamasıyla aynı çizgide ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’de Çalışanların Önceliği Kişiselleştirilmiş Yan Haklar ve Aile Destekleri Türkiye’de çalışanların yüzde 72’si kişiselleştirilebilir yan hakları çok önemli bulduğunu belirtirken, bu imkanı sunan işverenlerin oranı yalnızca yüzde 26’da kalıyor. Benzer şekilde, çalışanların yüzde 85’i kurumlarının wellbeing (çalışan esenliği) stratejilerinin ihtiyaçlarını karşıladığını düşünse de liderlik ekibinin çalışan esenliğini görünür ve güçlü biçimde sahiplendiğine inananların oranı yüzde 20’de kalıyor. Araştırma, çalışanların beklentileri ile kurumların sunduğu destekler arasında bazı alanlarda önemli bir fark bulunduğunu da gösteriyor. Türkiye’de katılımcıların yüzde 39’u iklim değişikliği ve hava koşullarının çalışan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik herhangi bir yatırım yapılmadığını belirtirken, çalışanların en fazla destek beklediği konular arasında çocuk bakımı, kadın sağlığı, aile kurma ve doğurganlık süreçleri ile finansal eğitim ve danışmanlık hizmetleri yer alıyor. İş Dünyasında Yeni Dönemin Anahtarı: Adaptasyon ve Dijital Yetkinlikler Araştırmaya göre, önümüzdeki üç yıl içinde organizasyonel başarı açısından en kritik yetkinlikler “adaptasyon ve değişim yönetimi”, “liderlik ve insan yönetimi” ile “dijital yetkinlik ve teknoloji adaptasyonu” olarak öne çıkıyor. Araştırma, yapay zeka çağında rekabet avantajının yalnızca teknolojinin gücüyle değil, bu teknolojiyi etkin şekilde yöneten ve değer yaratan insan kaynağıyla şekilleneceğini ortaya koyuyor. İş dünyası teknoloji yatırımlarını hızlandırmış olsa da araştırmadan çıkan veriler, sürdürülebilir başarının çalışanların yapay zeka becerileriyle donatılması, liderlik kapasitesinin güçlendirilmesi ve veri odaklı insan yönetiminin geliştirilmesiyle mümkün olacağını gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank ve GOSB, Sanayicileri ‘Makroekonomik Görünüm’ Programında Bir Araya Getirdi Haber

Akbank ve GOSB, Sanayicileri ‘Makroekonomik Görünüm’ Programında Bir Araya Getirdi

Akbank, Gebze ve çevresinde faaliyet gösteren sanayicilere yönelik “Makroekonomik Görünüm” programı düzenledi. Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) iş birliğinde organize edilen etkinlik, GOSB Yönetim Merkezi ve Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirildi. GOSB Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Sarıtaş ve Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik’in ev sahipliği yaptığı programa, bölgedeki sanayiciler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. GOSB üyelerinin yanı sıra Otomotiv Tedarik Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (TOSB) faaliyet gösteren işletmelerin yöneticileri de toplantıya katılım gösterdi. Yoğun ilgi gören etkinlikte Akbank Baş Ekonomisti Çağrı Sarıkaya, küresel ve yerel ekonomik gelişmeler, finansal piyasalardaki görünüm, faiz ve enflasyon beklentileri gibi reel sektörün karar alma süreçlerini yakından ilgilendiren makroekonomik başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Buluşma katılımcıların soru ve yorumlarıyla interaktif bir ortamda gerçekleşirken, yeni iş birlikleri geliştmek için de fırsat sundu. Ekonominin nabzı üretim sahalarında atıyor Etkinlikte konuşan Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik, “Küresel ekonomide dengelerin yeniden kurulduğu, finansal koşulların ve ticaret dinamiklerinin hızla değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir tabloda sanayicilerimizin bugünün koşullarını ve önümüzdeki dönemin risk ve fırsatlarını doğru okuyabilmesi büyük önem taşıyor. Çünkü Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı; üretim kapasitesini koruyan, istihdam yaratan, ihracata katkı sunan ve yatırım iştahını sürdüren sanayicilerimizin gücüyle şekilleniyor. Bu bilinçle gerçekleştirdiğimiz Makroekonomik Görünüm programımızda, başta GOSB ve TOSB temsilcileri olmak üzere sanayicilerimizi ağırlamaktan memnuniyet duyduk. İş birliği için GOSB yönetimine ve programa katılan tüm sanayicilerimize teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de farklı üretim merkezlerinde iş dünyasıyla bir araya gelmeye; ekonomik görünümü, finansal gelişmeleri ve reel sektörün ihtiyaçlarını sahada birlikte değerlendirmeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz” dedi. GOSB Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Sarıtaş ise “Ekonomik dinamiklerin hızla değiştiği ve küresel dönüşümün ivme kazandığı bir dönemde, sanayicimizin doğru ekonomik öngörüye erişimi her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Ekonominin gerçek performansı üretim sahalarında şekilleniyor. Organize sanayi bölgeleri ise üretim gücü, istihdam kapasitesi ve ihracata katkısıyla Türkiye ekonomisinin taşıyıcı omurgasını oluşturuyor. Bu güçlü yapının sürdürülebilirliği, sanayicimizin değişen ekonomik koşulları doğru okuyabilmesi; güçlü veri, sağlıklı öngörüler ve doğru stratejik perspektiflerle hareket edebilmesiyle mümkün. GOSB olarak sanayicilerimizin rekabet gücünü destekleyen güçlü, dirençli ve sürdürülebilir bir üretim ekosistemi için çalışmayı sürdürüyoruz. Akbank iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu programın, katılımcılarımıza ekonomik gelişmeleri değerlendirme ve geleceğe yönelik güçlü perspektifler oluşturma noktasında katkı sunduğuna inanıyorum” şeklinde konuştu. Programda, küresel ekonomik görünüm, Türkiye ekonomisine ilişkin beklentiler, finansman koşulları ve piyasa dinamikleri karşısında iş dünyasının daha güçlü stratejik perspektifler geliştirmesine katkı sunacak değerlendirmeler paylaşıldı. Etkinlik, sanayicilerin sorularının yanıtlandığı özel bölümle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KIRCAALİSİAD, Balkanlar’da Ekonomik Köprüleri Güçlendiriyor Haber

KIRCAALİSİAD, Balkanlar’da Ekonomik Köprüleri Güçlendiriyor

Bulgaristan Kökenli Yönetici, Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KIRCAALİSİAD), Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ekonomik köprülerin güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. KIRCAALİSİAD, gerçekleştirdiği Bulgaristan programı kapsamında iş dünyası temsilcileri, diplomatik misyonlar, yatırım kuruluşları ve sivil toplum örgütleriyle bir dizi önemli temasta bulundu. Filibe, Sofya ve Bansko’da gerçekleştirilen ziyaretlerde, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik önemli görüşmeler yapılırken, yeni iş birliklerinin temelleri atıldı. KIRCAALİSİAD heyeti, program kapsamında Bulgaristan’ın önde gelen sanayi kuruluşlarını, yatırım bölgelerini ve iş dünyası örgütlerini ziyaret ederek, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınmasına yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. Filibe’de Sanayi ve Üretim Ziyaretleri Programın ilk durağı olan Filibe’de, bölgede faaliyet gösteren Tehmash-BG OOD firması ziyaret edildi. Üyemiz Dinçer Simitcioğlu ile Erdinç Kırcımanoğlu ve Barış Dağlıoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarette; üretim süreçleri, sektörel gelişmeler ve gelecekte hayata geçirilebilecek ortak projeler ele alındı. Heyet ayrıca Bulgaristan’ın en önemli yatırım ve sanayi merkezlerinden biri olarak gösterilen Trakya Ekonomik Bölgesi’nde incelemelerde bulundu. Bölgenin yatırım potansiyeli, sanayi altyapısı ve uluslararası yatırımcılara sunduğu fırsatlar hakkında kapsamlı bilgi alan heyet, Türkiye-Bulgaristan iş birliklerinin geliştirilmesi konusunda görüş alışverişinde bulundu. Diplomatik Temaslar Gerçekleştirildi KIRCAALİSİAD heyeti, Filibe’de Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosu Emre Manav ve Ticaret Ataşesi Armağan Al ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması, yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması ve iş dünyasının beklentileri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Görüşmede ayrıca bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak yeni projeler ve iş birliği alanları ele alındı. Bulgaristan’daki Türk İş Dünyasıyla Güçlü İş Birliği Bulgaristan temasları kapsamında Filibe’de faaliyet gösteren Bulgar-Türk İş Adamları Derneği (BULTİŞ) de ziyaret edildi. BULTİŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Öztürk, Başkan Yardımcısı Donka Koleva ve dernek üyeleriyle gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve iş insanları arasındaki iş birliklerinin artırılmasına yönelik fikir alışverişinde bulunuldu. KIRCAALİSİAD heyeti ayrıca Sofya’da faaliyet gösteren Kuvars firmasını ziyaret ederek iş insanı ve dernek üyesi Hilmiye İnce Yıldırım ile bir araya geldi. Görüşmede, Bulgaristan’daki yatırım ortamı ve iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik değerlendirmeler yapıldı. Program kapsamında Türk-Bulgar İş Kadınları Derneği Başkanı Türkan Tatyana Türker ve dernek üyeleriyle de buluşan heyet, kadın girişimciliği, ekonomik iş birlikleri ve sosyal projeler üzerine görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede iş dünyasında kadınların rolünün güçlendirilmesinin bölgesel kalkınma açısından taşıdığı önem vurgulandı. KIRCAALİSİAD, 5. Balkan İş Forumu’nda Güçlü Şekilde Temsil Edildi Bulgaristan programının en önemli duraklarından biri ise Bansko’da düzenlenen 5. Balkan İş Forumu oldu. Balkan ülkelerinden iş insanlarını, yatırımcıları ve kurum temsilcilerini bir araya getiren forumda; bölgesel ekonomik iş birlikleri, yatırım fırsatları, sanayi gelişimi, lojistik ağları, yapay zekâ, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma gibi konular ele alındı. KIRCAALİSİAD heyeti foruma geniş katılım sağlayarak çok sayıda iş görüşmesi gerçekleştirdi ve yeni iş bağlantıları kurdu. Osman Güler, Panelist Olarak Katıldı Forum kapsamında gerçekleştirilen panel oturumunda KIRCAALİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler de konuşmacı olarak yer aldı. Güler, konuşmasında Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ekonomik ilişkilerin mevcut durumu, yatırım fırsatları, sınır ötesi ticaretin geliştirilmesi ve Balkanlar’daki ekonomik entegrasyonun önemi üzerine değerlendirmelerde bulundu. KIRCAALİSİAD’ın kuruluş vizyonunu ve bölgesel iş birliklerine yönelik hedeflerini paylaşan Güler, Balkanlar’da sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın ancak güçlü iş birlikleri ve ortak yatırımlarla mümkün olabileceğini vurguladı. Farklı ülkelerden iş insanları ve yatırımcıların yoğun ilgi gösterdiği panelde, karşılıklı ticaretin artırılması, yeni yatırım alanlarının oluşturulması ve bölgesel kalkınma hedefleri ön plana çıktı. “Ekonomik Köprüleri Güçlendirmeye Devam Edeceğiz” Bulgaristan temaslarının ardından değerlendirmelerde bulunan KIRCAALİSİAD heyeti, gerçekleştirilen ziyaretlerin ve görüşmelerin iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi adına önemli kazanımlar sağladığını ifade etti. KIRCAALİSİAD, Türkiye ile Bulgaristan arasında ekonomik ve ticari köprüler kurma vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdüreceğini, üyeleri için yeni iş birliği fırsatları oluşturmaya ve Balkanlar’daki ekonomik entegrasyona katkı sunmaya devam edeceğini vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabiha Gökçen’in Londra ağı Gatwick ile Genişliyor Haber

Sabiha Gökçen’in Londra ağı Gatwick ile Genişliyor

Londra Stansted’in ardından, İngiltere’nin en işlek ve merkezi havalimanlarından Londra Gatwick’e (LGW) her gün karşılıklı direkt uçuşlar bugün itibarıyla başladı. İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, uluslararası uçuş ağını Avrupa’nın önemli merkezleriyle güçlendirmeye devam ediyor. Pegasus Hava Yolları tarafından İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı ile Londra Gatwick Havalimanı arasında başlatılan direkt seferler, havalimanının Birleşik Krallık pazarındaki erişimini daha da artıracak. İngiltere’nin kalbine en hızlı, konforlu ve esnek ulaşım alternatifini sunan bu yeni hat, hem iş dünyası hem de dinamik turizm sektörü için zaman avantajı sağlıyor. Gatwick, Londra için pratik ve erişilebilir bir havalimanı alternatifi sunuyor Mevcut Londra Stansted operasyonlarının ardından İngiltere’nin en işlek ve stratejik merkezlerinden biri olan Londra Gatwick Havalimanı’na başlatılan bu kesintisiz hat, iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağları pekiştirecek bir köprü niteliği taşıyor. Airbus A320 ailesinin çevre dostu ve modern uçaklarıyla gerçekleştirilecek uçuşlar ile İstanbul Sabiha Gökçen ile Londra Gatwick arasında yaklaşık 4 saat 20 dakikalık uçuş süresiyle her gün karşılıklı seferler gerçekleştirilecek. Gatwick Havalimanı, gelişmiş demiryolu ve karayolu ağlarıyla Londra merkezine doğrudan ve kesintisiz entegrasyon sağlayarak yolculara vakitten tasarruf sunuyor. Özellikle zaman kısıtı yüksek olan iş dünyası temsilcileri ve esnek seyahat planlayan turistler için bu büyük bir kolaylık anlamına geliyor. Dünyanın önde gelen finans, ticaret, kültür ve turizm merkezlerinden biri olan Londra, yıl boyunca güçlü yolcu talebi oluşturan stratejik destinasyonlar arasında yer alıyor. Yaklaşık 9 milyonluk nüfusuyla Avrupa’nın en büyük metropollerinden biri olan şehir, aynı zamanda Birleşik Krallık’ta yaşayan geniş Türk topluluğu sayesinde İstanbul çıkışlı seyahatlerde önemli bir potansiyel taşıyor. Yeni hat ile birlikte yolculara Londra için ilave bir havalimanı alternatifi sunulurken, Pegasus'un geniş uçuş ağı sayesinde Gatwick çıkışlı yolcular İstanbul üzerinden Türkiye iç hatları başta olmak üzere Orta Doğu, Kafkasya, Balkanlar ve Orta Asya'daki birçok noktaya bağlantı imkânına sahip olacak. Bu sayede hat yalnızca Londra ile İstanbul arasındaki doğrudan yolcu trafiğini değil, bağlantılı yolcu potansiyelini de destekleyecek. İki güçlü havalimanı arasında stratejik uyum Yıllık 40 milyonu aşan yolcu trafiğiyle Birleşik Krallık'ın ikinci en yoğun havalimanı olan Gatwick, Londra'nın güneyine hizmet verirken güçlü demiryolu bağlantıları sayesinde şehir merkezine hızlı erişim sağlıyor. Avrupa'nın önde gelen şehir havalimanları arasında yer alan Gatwick ve Sabiha Gökçen, geniş destinasyon ağları, bütçe dostu seyahat seçenekleri ve verimli operasyonel yapılarıyla öne çıkıyor. Bu nedenle yeni hat, yolcu profili açısından da doğal bir uyum sunuyor. Yeni seferlerin, Sabiha Gökçen’in Avrupa pazarındaki büyümesine ve Birleşik Krallık bağlantılarının güçlenmesine katkı sağlaması bekleniyor. Sabiha Gökçen, Birleşik Krallık ağını Gatwick ile güçlendiriyor İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, bugün 22 havayolu ile 55 ülkede 152 şehre; 118 dış hat ve 39 iç hat olmak üzere toplam 157 havalimanına bağlantı sağlıyor. Londra Gatwick seferleriyle birlikte havalimanının Birleşik Krallık pazarındaki erişimi daha da güçlenirken, yolculara daha fazla seyahat alternatifi ve daha geniş bağlantı imkânı sunulmuş olacak. İstanbul'un Anadolu yakasında yer alan Sabiha Gökçen Havalimanı, modern altyapısı, şehir merkezine hızlı entegrasyonu (metro ve otoyol bağlantıları) ve her yıl ağırladığı milyonlarca yolcusuyla Avrasya havacılık pazarının en stratejik aktarma merkezlerinden biri olarak Türkiye’nin havacılıktaki gururu olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sektörel İçerik Planlama Rehberi Haber

Sektörel İçerik Planlama Rehberi

Bir sektörde görünür olmak ile o sektörde referans kabul edilmek aynı şey değildir. Aradaki farkı çoğu zaman içerik disiplini belirler. Bu nedenle sektörel içerik planlama rehberi, yalnızca pazarlama ekipleri için değil, kurumsal iletişim birimleri, dijital yayıncılar, sektör dernekleri ve büyüme odaklı markalar için de stratejik bir çalışma alanıdır. Sektörel içerik üretimi, genel içerik takviminden daha fazla uzmanlık ister. Çünkü burada amaç sadece yayın yapmak değil, doğru zamanda doğru profesyonel kitleye iş değeri taşıyan bilgi sunmaktır. Enerji, savunma, lojistik, tarım, yapay zeka veya sürdürülebilirlik gibi alanlarda okur, yüzeysel metni hızla ayırt eder. İçeriğin güvenilir kaynaklara, sektörel dile ve güncel gelişmelere dayanması gerekir. Sektörel içerik planlama rehberi neden farklı bir yaklaşım ister? Sektörel yayıncılıkta içerik, marka görünürlüğünün ötesinde karar destek aracı haline gelir. Bir yatırımcı regülasyon sinyallerini izler, bir iletişim yöneticisi kurumunu doğru başlıklarla konumlandırmak ister, bir yayıncı ise düzenli ve yeniden kullanılabilir haber akışı arar. Bu nedenle içerik planı, yalnızca yaratıcı fikirlerden değil, sektör dinamiklerinden beslenmelidir. Buradaki temel hata, her sektöre aynı içerik şablonunu uygulamaktır. Oysa savunma sanayii ile perakende, enerji ile yazılım, tarım ile lojistik aynı yayın refleksine sahip değildir. Bazı sektörlerde mevzuat belirleyicidir, bazılarında ise teknoloji yatırımları veya ihracat verileri öne çıkar. İçerik planı bu ritme göre kurulmadığında yayın takvimi dolu görünür ama etkisi sınırlı kalır. Hedef kitleyi değil, karar mekanizmasını tanımlayın Kurumsal içerik planlamasında en sık karşılaşılan sorun, hedef kitlenin fazla genel tanımlanmasıdır. “Beyaz yaka profesyoneller” veya “iş dünyası” gibi çerçeveler yön tayin etmek için yeterli değildir. Asıl soru şudur: Bu içeriği kim, hangi amaçla, hangi bağlamda okuyacak? Bir sanayi şirketinin CEO’su ile aynı şirketin kurumsal iletişim yöneticisi aynı haberi farklı gözle okur. Yatırımcı finansal sinyal arar, sektör editörü haber değeri arar, satın alma yöneticisi tedarik etkisini ölçer. Bu yüzden içerik planında persona değil, karar anı daha işlevsel bir çerçeve sunar. İçeriği planlarken şu ayrımı netleştirmek gerekir: görünürlük amaçlı içerik, itibar amaçlı içerik ve talep oluşturma amaçlı içerik birbirinin yerine geçmez. Hepsini tek metinle çözmeye çalışmak, mesajı zayıflatır. Her sektör için aynı konu haritası işlemez Konu planlaması yapılırken birçok ekip önce formatı seçer, sonra içeriği doldurmaya çalışır. Daha verimli olan yöntem bunun tersidir. Önce sektörün bilgi akışını haritalamak gerekir. Hangi gelişmeler düzenli olarak takip ediliyor, hangi dönemlerde veri yoğunlaşıyor, hangi başlıklarda uzman görüşü değer kazanıyor? Örneğin enerji tarafında kapasite artışı, regülasyon, yatırım ve dönüşüm teknolojileri sürekli gündem üretir. Tarımda mevsimsellik, üretim verisi, iklim etkisi ve destek mekanizmaları belirleyicidir. Yapay zekada ise ürün lansmanları, mevzuat, etik tartışmalar ve kurumsal uygulama örnekleri ön plana çıkar. Başarılı planlama, sektörel nabzı içerik sütunlarına dönüştürebilen planlamadır. İçerik sütunlarını kurun, haber refleksini kaybetmeyin İyi bir sektörel plan, birbirini tamamlayan birkaç ana sütun üzerine kurulur. Bunlar genellikle güncel gelişmeler, veri odaklı analizler, yönetici görüşleri, saha örnekleri ve gelecek projeksiyonlarından oluşur. Ancak burada kritik nokta, bu sütunların sabit başlıklar olarak kalmamasıdır. Sektör değiştikçe ağırlıkları da değişmelidir. Yalnızca güncel haber akışına yaslanan yayınlar hızlı görünür ama kısa ömürlü olabilir. Sadece analiz üreten yapılar ise değerli içerik sunsa da ritim kaybedebilir. Denge burada belirleyicidir. Güncel haber, analize kapı açmalı; analiz de okuru yeni gelişmeleri takip etmeye yönlendirmelidir. Bu nedenle aylık veya çeyreklik planlama yapılırken iki ayrı akış kurulması yararlıdır. Birincisi öngörülebilir içerik hattıdır. Etkinlik takvimi, finansal sonuç dönemleri, kamu açıklamaları, fuarlar, ihracat verileri gibi önceden bilinen başlıkları kapsar. İkincisi ise hızlı müdahale hattıdır. Sektörel kırılmalar, ani yatırım haberleri, yeni ortaklıklar veya mevzuat değişiklikleri bu hatta girer. Kaynak kalitesi, içerik kalitesini doğrudan belirler Sektörel içerikte en güçlü farklardan biri kaynak yönetimidir. Genel internette dolaşan ikinci el bilgilerle hazırlanan bir metin, profesyonel okur nezdinde hızla değer kaybeder. Bunun yerine kurum açıklamaları, düzenleyici otoritelerin verileri, sektör birlikleri, saha aktörleri ve uzman röportajları ile beslenen bir yapı kurulmalıdır. Ancak burada da bir denge vardır. Kurum kaynakları güvenilir olabilir ama her zaman yeterince eleştirel çerçeve sunmaz. Bağımsız veri kaynakları ise daha analitik bir zemin sağlar fakat sektörün operasyonel detaylarını eksik bırakabilir. Güçlü içerik planı, bu iki tarafı birlikte kullanır. Editoryal ekipler açısından kaynak matrisi oluşturmak bu yüzden önemlidir. Hangi başlıkta kim referans alınacak, hangi veri periyotlarında güncellenecek, hangi alanlarda uzman görüşü gerekecek? Bu soruların baştan yanıtlanması, yayın anında hız kazandırır. Format seçimi konunun doğasına göre yapılmalı Her başlığın haber metni olması gerekmez. Bazı konular için kısa ve hızlı haber dili uygundur. Bazılarında soru-cevap röportaj, görüş yazısı, veri analizi ya da dosya haber daha etkili olur. Sektörel içerik planlama rehberi hazırlanırken en çok gözden kaçan noktalardan biri budur. Örneğin bir şirketin yeni tesis yatırımı haber formatında değerlidir. Ancak bu yatırımın tedarik zinciri etkisi, istihdam boyutu veya bölgesel sanayiye katkısı daha analitik bir içerik gerektirir. Aynı veriyi farklı formatlarda işleyebilmek, tek kaynaktan daha fazla editoryal değer üretir. Kurumsal yayıncılar ve dijital gazeteler için yeniden kullanılabilir formatlar ayrıca önem taşır. Başlık, spot, kısa özet, detay metin, görsel destek ve gerekiyorsa çok dilli kullanım gibi unsurlar planın parçası olmalıdır. Bu yaklaşım hem hız sağlar hem de dağıtım kapasitesini artırır. Yayın ritmi, görünürlük kadar güven de üretir Sektörel içerik planlamasında süreklilik çoğu zaman yaratıcılıktan daha değerlidir. Çünkü iş dünyası okuru, tesadüfi üretime değil, düzenli referans akışına güvenir. Ayda bir güçlü dosya hazırlamak faydalıdır ama haftalarca sessiz kalmak editoryal hafızayı zayıflatır. Burada ideal ritim, kurumun kaynaklarına ve sektörün hızına bağlıdır. Hızlı değişen teknoloji veya enerji başlıklarında daha sık yayın gerekir. Daha dar uzmanlık alanlarında ise daha seçici ama derinlikli içerik tercih edilebilir. Önemli olan, ritmin sürdürülebilir olmasıdır. Bir başka kritik konu da mevsimsellik ve takvim etkisidir. Bütçe dönemleri, yatırım sezonları, fuar takvimleri, kamu ihaleleri, hasat dönemi veya yıl sonu değerlendirmeleri içerik performansını doğrudan etkiler. Planlama masa başında değil, sektörün gerçek takvimi üzerinde yapılmalıdır. Ölçümleme sadece trafikle yapılmaz Sektörel içerikte başarıyı yalnızca sayfa görüntüleme ile okumak eksik kalır. Çünkü bu yayınların etkisi çoğu zaman daha nitelikli alanlarda ortaya çıkar. İçerik kaç kurum tarafından referans alındı, hangi başlıklar tekrar kullanım gördü, hangi içerikler karar verici profillerde etkileşim üretti, hangi konular yeni iş ilişkilerine kapı açtı? Bu nedenle performans takibi çok katmanlı olmalıdır. Trafik ve erişim temel göstergelerdir ama tek başına yeterli değildir. Okuma süresi, geri dönüş oranı, sektörel dağılım, editoryal tekrar kullanımı ve marka itibarı etkisi birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle telifsiz ve yeniden yayınlanabilir içerik modelinde, bir metnin kaç farklı mecrada yaşayabildiği başlı başına değer göstergesidir. Kapsül Haber Ajansı gibi yayın odaklı yapılarda bu bakış açısı, içerik üretimini yalnızca sayfa performansından çıkarıp ekosistem etkisine taşır. İyi planın ortak özelliği esnek olmasıdır En detaylı içerik takvimi bile sektörel gerçekliğin yerine geçmez. Piyasada ani yön değişimleri olur, regülasyonlar güncellenir, krizler ve fırsatlar aynı hafta içinde ortaya çıkabilir. Bu nedenle iyi plan katı değil, yönlendiricidir. Stratejik çerçeve sabit kalırken günlük uygulama esneyebilmelidir. Ana konu kümeleri, hedef kitle öncelikleri ve yayın standartları korunur. Fakat hangi başlığın ne zaman öne alınacağına ilişkin karar editoryal refleksle verilir. İçerik planlamasını güçlü yapan şey de tam olarak budur: disiplin ile çevikliğin birlikte çalışması. Sektörel içerik, doğru kurgulandığında yalnızca bilgi vermez; kurumları görünür kılar, yayınları besler, sektör hafızası oluşturur ve güven üretir. Bu yüzden planlama sürecine içerik takvimi hazırlama işi olarak değil, kurumsal etki mimarisi olarak bakmak gerekir. Önce hangi değeri üreteceğinizi netleştirin, ardından o değeri düzenli biçimde taşıyacak editoryal yapıyı kurun. Gerisi daha hızlı ilerler.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.