Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İş Gücü

Kapsül Haber Ajansı - İş Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TP Türkiye, Bölgesel Hizmet Üssü Olma Yolculuğunu Yeni Yatırımlarıyla Güçlendiriyor Haber

TP Türkiye, Bölgesel Hizmet Üssü Olma Yolculuğunu Yeni Yatırımlarıyla Güçlendiriyor

Çok dilli operasyon kapasitesi ve ülke geneline yayılan esnek çalışma modeliyle şirket, farklı bölgelerdeki yetenek potansiyelini müşteri deneyimi alanında stratejik bir değere dönüştürüyor. İnsan odağını teknolojiyle buluşturan TP Türkiye; istihdam, bölgesel kalkınma ve hizmet ihracatı ekseninde Türkiye’nin dijital iş hizmetler alanındaki konumuna katkı sunmayı sürdürüyor. Dijital iş hizmetlerinde küresel liderlerden TP Türkiye, Türkiye’deki operasyonel gücünü yeni lokasyon yatırımları ve bölgesel yapılanmasıyla büyütmeye devam ediyor. İstanbul, İzmir, Balıkesir, Diyarbakır ve Adana’daki operasyon merkezlerinin yanı sıra Gümüşhane’de hayata geçirdiği yeni merkeziyle hizmet ağını genişleten TP Türkiye, Azerbaycan operasyonlarının da TP Türkiye yönetimine bağlanmasıyla bölgenin müşteri deneyimi ve dijital iş hizmetleri üslerinden biri haline geliyor. Gümüşhane’de Yeni İstihdam Alanı Oluşturdu TP Türkiye’nin bölgesel büyüme vizyonunun en güncel adımlarından biri, Gümüşhane’de açılan yeni hizmet merkezi oldu. Yerel protokol, kamu kurumlarının temsilcileri ve merkezin ilk stratejik iş ortağı olan Türk Hava Yolları’nın çağrı ve müşteri ilişkileri yöneticilerinin katılımıyla resmi açılışı gerçekleştirilen Gümüşhane merkezi; şehrin ekonomik potansiyeline katkı sunmayı, genç yetenekler için yeni kariyer fırsatları oluşturmayı ve bölgesel kalkınmayı desteklemeyi hedefliyor. TP Türkiye, Azerbaycan ile Bölgesel Gücünü Artırdı TP’nin küresel ölçekte gerçekleşen Majorel satın almasının ardından Azerbaycan’daki lokasyonun “TP Azerbaycan” adıyla küresel yapının bir parçası haline gelmesi ve yönetiminin TP Türkiye’ye bağlanması, şirketin bölgesel büyüme stratejisinde önemli bir adım oldu. Yaklaşık 500 çalışanıyla 5 farklı dilde; hava yolu, e-ticaret, turizm ve ulaşım gibi yüksek hacimli sektörlerde hizmet sunan TP Azerbaycan, TP Türkiye’nin çok dilli hizmet kapasitesini ve yakın coğrafyadaki operasyonel gücünü desteklemeye başladı. Bu yapılanmayla TP Türkiye, yalnızca Türkiye’deki hizmet ağını değil, yakın coğrafyadaki stratejik konumunu da güçlendirdi. Azerbaycan operasyonu; bölgedeki iş ortaklarına daha entegre, çok dilli ve yüksek standartlarda müşteri deneyimi çözümleri sunulmasına katkı sağlarken, TP Türkiye’nin Avrupa ve yakın coğrafyadaki rolünü daha da görünür kıldı. “Bölgenin Müşteri Deneyimi Dönüşümüne Liderlik Etmeyi Hedefliyoruz” TP Türkiye ve Azerbaycan CEO’su Tülay Doğrular, şirketin yeni lokasyonlar ve bölgesel yapılanmayla güçlenen büyüme vizyonuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “TP Türkiye olarak büyüme yolculuğumuzu yalnızca yeni merkezler açmak ya da operasyonel kapasitemizi artırmak olarak görmüyoruz. Bizim için asıl değer; bulunduğumuz şehirlerde istihdama katkı sağlamak, genç yeteneklere yeni kariyer yolları açmak ve Türkiye’nin farklı bölgelerindeki potansiyeli iş dünyasına kazandırmak. Gümüşhane’de hayata geçirdiğimiz yeni merkezimiz, bu vizyonun çok somut bir göstergesi. Aynı şekilde TP Azerbaycan’ın TP Türkiye çatısı altındaki yapılanması da bölgesel gücümüzü pekiştirerek bizi yakın coğrafyanın önemli müşteri deneyimi ve dijital iş hizmetleri merkezlerinden biri haline getiriyor. Güçlü operasyonel altyapımız, çok dilli hizmet kapasitemiz ve insanı merkeze alan teknoloji yaklaşımımızla hem Türkiye ekonomisine hem istihdama hem de bölgenin müşteri deneyimi dönüşümüne katkı sunmaya devam edeceğiz.” Türkiye’nin 81 İline Yayılan Esnek Çalışma Modeli TP Türkiye, operasyon merkezlerinin yanı sıra esnek çalışma modeliyle Türkiye’nin farklı şehirlerindeki yeteneklere de ulaşabiliyor. Çalışanlarının yüzde 70’ini evden çalışma modeliyle istihdam eden şirket, 76 ildeki aktif çalışanlarıyla Türkiye’nin yüzde 94’üne ulaşan bir iş gücü ağıyla faaliyet gösteriyor. Son 5 yılda çalışan sayısını 2,5 kat artıran TP Türkiye, genç ve dinamik yetenek ekosistemiyle istihdama güçlü katkı sağlıyor. TP Türkiye’nin çalışan profilinde genç yetenekler de önemli bir yer tutuyor. Çalışanlarının yüzde 60’ını Z kuşağı oluşturan şirket, dijital refleksi güçlü, hızlı öğrenen ve değişime kolay uyum sağlayan ekip yapısıyla müşteri deneyimi alanındaki dönüşümünü destekliyor. Kadın çalışan oranının yüzde 68 seviyesinde olması ise TP Türkiye’nin kapsayıcı ve çeşitlilikten beslenen kurum kültürünü ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard, Agentic AI Çözümü Rai’yi Tanıttı Haber

WatchGuard, Agentic AI Çözümü Rai’yi Tanıttı

Asistan yapay zekadan otonom yürütmeye geçişi temsil eden bu devrimsel yenilik, MSP'lerin personel sınırlarına takılmadan ölçeklenebilir ve kârlı bir büyüme yakalamasını sağlıyor. Rai, güvenlik ekibinin gerçek bir uzantısı olarak çalışan, tehditleri insan müdahalesine gerek kalmadan tespit eden, ilişkilendiren ve bunlara anında müdahale eden, her zaman aktif bir dijital çalışan işlevi görüyor. Ortamları sürekli izliyor, tehditleri belirliyor ve iş yükünü azaltmak, müdahaleyi hızlandırmak ve çok daha kapsamlı bir koruma sağlamak için gerçek zamanlı olarak yetkilendirilmiş eylemler gerçekleştiriyor. Rai'nin attığı her adım şeffaf, ölçülebilir ve tek bir istihbarat işlevi içinde sunuluyor. Analist, Denetçi ve Yönetici Rolleriyle Yepyeni Bir İş Gücü Rai, MSP'ler için yepyeni bir iş gücü türü sunuyor. Sürekli çalışan, talebe göre ölçeklenen ve ekiplerin değerli zamanını tüketen operasyonel yükü hafifleten bir yapı oluşturuyor. Uç nokta ve ağ etkinlikleri genelinde her zaman açık tespit, araştırma ve müdahale sunarak ilk müdahale ekibi gibi hareket eden "Analist" rolü bugünden itibaren kullanıma sunuluyor. Böylece iş ortakları yılın her günü ve saati alarmlarla uğraşmak zorunda kalmıyor. Rai'nin yeteneklerini uyumluluk ve operasyonlara genişleten "Denetçi" (Auditor) ve "Yönetici" (Admin) rolleri ise çok yakında geliyor. Denetçi rolü; uyumluluk boşluklarını sürekli olarak belirleyecek, yanlış yapılandırmaları işaretleyecek ve denetim kayıtlarını tutarken güvenlik duvarı kural çakışmaları gibi sorunları anında çözecek. Yönetici rolü ise yama planlaması, sertifika yenileme, bakım pencereleri ve iş ortağı iletişimleri gibi operasyonel görevleri üstlenecek. Rai, ekipleri yavaşlatan rutin işleri devralarak mühendislerin müşteri ilişkilerini güçlendirmek, karmaşık sorunları çözmek ve iş büyümesini teşvik etmek gibi daha yüksek değerli önceliklere odaklanmasını sağlıyor WatchGuard Insights Hub Üzerinden Tam Görünürlük Rai'nin karar verme süreci, yeni WatchGuard Insights Hub üzerinden tamamen görünür hale geliyor. Insights Hub, tüm altyapıyı kapsayan bağlam ve tek bir tıklamayla üst düzey MSP görünümlerinden ayrıntılı, müşteriye özel içgörülere geçiş yapma olanağı sağlayan merkezi gösterge panelleri içeriyor. Yerleşik Günlük Özet (Daily Brief); alınan aksiyonların, dikkat gerektiren öğelerin ve yönetilen tüm ortamlardaki gerçek zamanlı koruma durumunun kısa bir özetini sunuyor. Bu kontroller, iş ortaklarının yapay zeka destekli bir hız ve ölçekte çalışırken aynı zamanda sistem üzerinde tam gözetim sürdürmelerini sağlamak üzere son derece yapılandırılabilir bir şekilde tasarlanıyor. Yeni sistemin sunduğu bütünleşik yapıya dikkat çeken eSecurity Solutions Kıdemli Siber Güvenlik Mühendisi ve Analisti Michael Ruffolo, "Hemen göze çarpan ilk şey, her şeyin tek bir yerde ne kadar hızlı bir araya geldiğiydi. Araçlar arasında atlamak veya bir şeyleri birleştirmeye çalışmak yerine, bu deneyim ne olduğunu ve neye dikkat edilmesi gerektiğini anlamayı çok daha kolaylaştırdı. Bu tür bir netlik, daha iyi kararlar almamıza ve müşterilere çok daha tutarlı hizmet sunmamıza yardımcı oluyor." dedi. "Güvenlik Operasyonlarını Reaktiften Öngörülebilir Bir Yapıya Taşıyor" Siber tehditlerin hacminin ve karmaşıklığının hızla arttığını, kurumların da her müşteri genelinde kesintisiz çalışacak şekilde oluşturulmuş bir yapay zekaya ihtiyaç duyduğunu belirten WatchGuard Ürün Geliştirme Başkan Yardımcısı Ben Oster, "Rai, güvenlik operasyonlarını reaktif bir yapıdan öngörülebilir bir modele taşıyarak çok daha tutarlı bir koruma sağlamak için anında harekete geçiyor. Bu yaklaşım, iş ortaklarımızın daha hızlı ölçeklenmelerine, kâr marjlarını artırmalarına ve tüm portföylerindeki müşteri deneyimini iyileştirmelerine olanak tanıyor." şeklinde konuştu. Otonom Yürütme ile Büyümenin Önündeki İnsan Sınırı Kalkıyor Rai'nin EMEA Impact 2026'da tanıtılması, WatchGuard'ın yapay zeka stratejisinde ileriye doğru atılmış büyük bir adımı temsil ediyor ve şirketin MSP başarısına olan bağlılığını derinleştiriyor. Asistan yapay zekanın ötesine geçerek otonom yürütmeye yönelen Rai, MSP'lerin kapsama alanını genişletmelerine, operasyonel yükü azaltmalarına ve personel sayısını artırmadan büyümelerine imkan tanıyor. Platform genelinde ajan yetenekleri genişlemeye devam ettikçe, gelecekteki geliştirmeler iş ortaklarının Rai ile doğrudan etkileşim kurmasını sağlayan doğal dil, niyet odaklı bir arayüzü de kapsayacak. WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski ise konuyu şu sözlerle değerlendirdi: "Bu, siber güvenliğin uygulanma biçiminde temel bir değişimi işaret ediyor. Büyüme, çok uzun zamandır kaç analisti işe alabileceğiniz, eğitebileceğiniz ve elde tutabileceğiniz gibi insan odaklı faktörlerle kısıtlanıyordu. Rai bu denklemi tamamen değiştiriyor. İş ortaklarımızın kesintisiz çalışmasını, anında harekete geçmesini ve geleneksel güvenlik ekiplerinin sınırlarının çok ötesinde ölçeklenmesini sağlıyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TARGEV’de Erkan Zandar dönemi Haber

TARGEV’de Erkan Zandar dönemi

TARGEV Olağan Genel Kurulu, Ege İhracatçı Birlikleri’nde yapıldı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk'ün de katıldığı Genel Kurulda iş programı ve bütçe maddeleri kabul edildikten sonra Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu seçimine gidildi. Ege Deri ve Deri Mamulleri Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Zandar tarafından hazırlanan tek listeyle seçime gidildi. Oy birliğiyle seçilen Yönetim Kurulu’nda; “Erkan Zandar, Özge Ertuğrul Parlas, Çağlar Bağcı, Tevfik Aksu, Yasin Akçakaya, Bedri Girit, Nitsa Çukurel Kapancıoğulları, Miray Usta ve Akın Yeşilkaya” yer alırken, Denetim Kurulu’nu; “Rahmi Balsarı, Eşref Yavuz Kaptanoğlu, Turan Yalçın, Şahika Aşkıner ve Deniz Celep” oluşturdu. TARGEV’in 32 yıllık tarihi boyunca tecrübeli ve bilgili nitelikli iş gücü yetiştirmek için eğitimler düzenlediğini dile getiren TARGEV Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Zandar, TARGEV Yönetim Kurulunu genç bir kadroyla devraldıklarını yeni dönemde eğitim ve ARGE faaliyetlerinin artarak süreceğini vurguladı. TARGEV’in özellikle teknoloji bazlı üretim prosesleri konusunda, sektörlerin yurtdışında tanıtımı konusunda faaliyetlerde bulunacağını vurgulayan Zandar; “Şirketler ve sektörler bazında eğitim faaliyetlerinde bulunacağız. Özellikle tekstil, hazır giyim ve deri sektörlerinde eksik olan teknolojik ürün tasarımları konusunda iş birlikleri yapacağız. Katma değerli ürün ihracatımızın artması ve Ege İhracatçı Birlikleri’nin ihracat hedeflerine ulaşması için yeni projeleri hayata geçirecek kuluçka merkezi gibi çalışacağız” diye konuştu. TARGEV Yönetim ve Denetim Kurulu önümüzdeki günlerde bir araya gelerek görev dağılımını yapacak ve yeni projeler için yol haritasını belirleyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borçelik Teknik Akademi ve TOSB İş Birliğiyle Eğitim 5.0 Summit Gerçekleştirildi Haber

Borçelik Teknik Akademi ve TOSB İş Birliğiyle Eğitim 5.0 Summit Gerçekleştirildi

Borusan Grup şirketlerinden Borçelik’in sektörde fark yaratan eğitim akademisi Borçelik Teknik Akademi (BTA), Türkiye’de otomotiv tedarik sanayi temsilcilerinin faaliyet gösterdiği tek global ihtisas organize sanayi bölgesi olan TOSB iş birliği ile Eğitim 5.0 Summit’i hayata geçirdi. Eğitim teknolojileri, dijital dönüşüm, yetkinlik gelişimi, toplumsal fayda ve kapsayıcılık temalarının ele alındığı zirvede, eğitim ve sanayi dünyası geleceğin iş gücünü şekillendirme vizyonu etrafında bir araya geldi. Borçelik Teknik Akademi’nin insan odaklı dönüşüm yaklaşımının vurgulandığı zirvede, sanayi ve eğitim arasındaki güçlü etkileşimin sürdürülebilir iş gücünün gelişimindeki rolü kapsamlı biçimde değerlendirildi. Zirvenin açılış konuşmalarının ardından düzenlenen ilk panelde, “Dijital Dönüşümün Çarpan Etkisi: Yetkinlik” konusu ele alındı. Prof. Dr. Kemal Kılıç moderatörlüğünde düzenlenen panelde ise Borçelik İnsan Kaynakları ve Kurumsal İletişim Direktörü Derya Demirer, Coşkunöz Holding Yetenek Yönetimi Müdürü Özlem Baş Bayraktar ve Bosch HR Business Intelligence Manager Feray Tiryaki dijital dönüşümün yetkinlik gelişimine etkilerini değerlendirdi. İkinci panelde “Endüstride İnsan + Teknoloji: Güvenli ve Yetkin İş Gücü Nasıl Yetiştirilir?” başlığıyla gerçekleştirildi. Emre Bülbül’ün moderatörlüğündeki panelde NaraXR Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Zafer Karadayı, Cobidu Genel Müdürü Çağrı Akkaya ve Nota Software CEO’su Zuhal Soyaslan yer aldı. Panelde, teknolojinin iş gücüne katkısı, eğitim teknolojileri ve yetkin çalışan yetiştirme süreçleri ele alındı. Zirvenin son paneli olan “Topluma Katkı: Kadın ve Genç İş Gücü” başlığında ise toplumsal fayda ve kapsayıcılık odağında görüşler paylaşıldı. Doç. Dr. Özgün Biçer’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Borçelik Kurumsal İletişim Birim Yöneticisi Elif Aygül, Karsan Uluslararası Satış Bölge Yöneticisi Nurdan Derman ve Borçelik Vinç Operatörü Ceren Çetinkaya konuşmacı olarak yer aldı. Borçelik Teknik Akademi, Eğitim 5.0 Summit ile yalnızca teknik yetkinliklerin değil; aynı zamanda kapsayıcı, insan odaklı ve sürdürülebilir bir dönüşüm anlayışının da önemini ortaya koydu. Eğitim teknolojileri ile yetenek kazanımı konusuna odaklanan zirve, geleceğin iş gücünü bugünden şekillendiren örnek uygulamaları bir araya getirdi. Etkinlik kapsamında oluşturulan deneyim ve networking alanlarında katılımcılara vinç, forklift ve kaynak simülatörleri aracılığıyla uygulamalı deneyim fırsatı sunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Down Sendromu Derneği’ne Hilton’dan Hibe Desteği Haber

Türkiye Down Sendromu Derneği’ne Hilton’dan Hibe Desteği

Kapsayıcı istihdamın geliştirilmesine yönelik on yılı aşkın süredir çalışmalarını sürdüren Türkiye Down Sendromu Derneği, bu çalışmalarını daha da ileriye taşıyor. Dernek, bugün yaptığı açıklamada, 2026 yılı Hilton Global Foundation (HGF) hibe programı kapsamında desteklenen kuruluşlar arasında yer aldığını duyurdu. Açıklamada ayrıca, Down sendromlu bireylerin istihdama eşit erişimini güçlendirmeyi ve turizm ile konaklama sektöründe yapısal kapsayıcılığı teşvik etmeyi amaçlayan Destekli Kariyer Programı aracılığıyla kariyer gelişim fırsatlarını genişletmek üzere 350.000 ABD doları tutarında hibe almaya hak kazandığı paylaşıldı. Hilton Global Foundation, destinasyonların güçlendirilmesini ve ekonomik fırsatların artırılmasını hedefliyor. Vakıf, destinasyon sürdürülebilirliği, iş gücü gelişimi ve toplumsal dayanıklılığa odaklanan programları destekleyerek Hilton’un “Travel with Purpose” (Bir Amaç İçin Seyahat) 2030 hedeflerini ileriye taşımayı amaçlayan sivil toplum kuruluşlarına her yıl hibe sağlıyor. “Travel with Purpose” (Bir Amaç İçin Seyahat), Hilton’un ekip üyelerinin yaşayıp çalıştığı bölgelerde olumlu etki yaratmayı hedefleyen stratejisi. Bu strateji, insanlar, misafirler, oteller ve yerel topluluklar için kalıcı değer sunmayı amaçlıyor. Türkiye Down Sendromu Derneği, kapsayıcı istihdamın geliştirilmesi ve fırsatlara eşit erişimin artırılması alanındaki somut etkisi sayesinde bu hibeye hak kazandı. Hilton Global Foundation desteğiyle dernek, turizm ile konaklama sektöründe kapsayıcı istihdam modellerini ulusal ve uluslararası düzeyde yaygınlaştıracak. Tüm bu çalışmalar Destekli Kariyer Programı kapsamında hayata geçirilecek. Türkiye Down Sendromu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gün Bilgin şunları söyledi: “Türkiye’de destekli istihdam modelini hayata geçiren ilk kuruluş olarak, Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center ile başlattığımız iş birliği, yerel bir girişimden ulusal ve uluslararası ölçekte tanınan bir modele dönüştü. Bu projenin örnek teşkil etmesinden ve kapsayıcı istihdamda uzun vadeli sürdürülebilirliğe katkı sağlamasından gurur duyuyoruz. Hilton Global Foundation’dan aldığımız ikinci hibe, Down sendromlu bireylerin istihdama eşit erişiminin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Destekli Kariyer Programı aracılığıyla yalnızca istihdama katılımı artırmayı değil, aynı zamanda turizm sektöründe kalıcı bir kapsayıcılık kültürü oluşturmayı hedefliyoruz. Hilton’un sosyal girişimleri desteklemesinden ve dünyaya ilham verebilecek bir modelin oluşmasına katkı sağlamasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu hibe, finansal desteğin ötesinde; dönüşümü, gelişimi ve kapsayıcılığı güçlendiren önemli bir katkı niteliği taşıyor.” Hilton Kurumsal İlişkilerden Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı ve Hilton Global Foundation Başkanı Katherine Lugar ise şunları söyledi: “Bugünkü duyuru, iş birliklerinin katlanarak büyüyen gücünü ortaya koyuyor. Bu yılki Hilton Global Foundation hibe programı kapsamında desteklenen kuruluşlarla birlikte, tek bir kurumun tek başına başarabileceğinin çok ötesinde bir etki yaratıyoruz. Fırsatlara erişimi genişletirken, seyahat edilen destinasyonların korunmasına da katkı sağlıyoruz. Hilton Global Foundation aracılığıyla bu kuruluşların yürüttüğü değerli çalışmaları hızlandırmaktan ve etkilerini daha da artırmaktan gurur duyuyoruz.” Hilton Avrupa Kıtası Kıdemli Başkan Yardımcısı David Kelly şunları söyledi: “Türkiye Down Sendromu Derneği’ni bu yılki Hilton Global Foundation hibe programı kapsamında desteklenen kuruluşlar arasında görmekten büyük gurur duyuyoruz. Derneğin, Down sendromlu bireyler için anlamlı ve erişilebilir kariyer yolları oluşturma konusundaki çalışmaları son derece ilham verici. Destekli Kariyer Programı gibi girişimler aracılığıyla, tüm yeteneklerin değer gördüğü ve desteklendiği daha kapsayıcı bir turizm ve konaklama sektörünün inşasına katkı sağlıyorlar. Hilton olarak, misafirperverliğin güçlü bir etki alanı yarattığına inanıyoruz. İstihdam yoluyla fırsatları ve bağımsızlığı artırmak amacıyla Dernek ile birlikte çalışmaktan memnuniyet duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CEO’lara Dört Yeni Görev! ​​​​​​​ Haber

CEO’lara Dört Yeni Görev! ​​​​​​​

Bu dönüşümde şirketler için asıl soru teknolojiye ne kadar yatırım yapıldığı değil; bu yatırımın iş modeline ve iş gücüne nasıl entegre edildiği olacak. Bu bağlamda BCG’nin düşünce kuruluşu BCG Henderson Enstitüsü tarafından yürütülen araştırma için hazırlanan mikroekonomik modele göre, önümüzdeki 2–3 yıl içinde işlerin yüzde 50–55’i yapay zekâ tarafından yeniden şekillenecek. CEO’lar için önümüzdeki üç yılda en kritik gündemlerden biri otomasyon, yetkinlik dönüşümü ve bilinçli yetenek planlaması arasında doğru dengeyi kurmak olacak. Bu çerçevede raporun mesajı net: Yapay zekâ yalnızca operasyonları değil, her sektördeki kurum için rekabetin doğasını yeniden tanımlıyor. Bu dengeyi kurmada CEO’ların en büyük destekçilerinden biri de İK yöneticileri olacak. Yeni düzende başarılı olanlar, otomasyonu yalnızca bir maliyet aracı olarak kullananlar değil; organizasyonlarını baştan tasarlayanlar olacak. BCG’nin araştırmasındaki bulgularına göre liderlerin odaklanması gereken dört temel öncelik öne çıkıyor: İş gücü stratejisini rekabet stratejisinin merkezine yerleştirmek Yapay zekâ, yeni iş modellerini mümkün kılarken organizasyonların değer üretme biçimini kökten değiştiriyor. Bu nedenle iş gücü stratejisi, otomasyonun bir sonucu değil; doğrudan stratejik planlamanın bir parçası olmak zorunda. Reaktif kararlar - özellikle yalnızca maliyet baskısıyla yapılan işten çıkarmalar - kısa vadeli kazanç sağlasa da kurumların uzun vadedeki rekabet gücünü zayıflatabiliyor. Her organizasyonun otomasyon ve insan katkısı dengesi farklı olduğu için başkalarının attığı adımları kopyalamak, verimlilik kaybı ve kritik yeteneklerin yitirilmesi riskini beraberinde getiriyor. Otomasyonu maliyet değil, yeniden tasarım aracı olarak konumlandırmak Yapay zekâ, tek boyutlu bir verimlilik aracı değil. Bazı alanlarda maliyet avantajı yaratırken, diğerlerinde hız, kalite ve müşteri deneyimi ön plana çıkıyor. Bu nedenle liderlerin odağı yalnızca maliyet azaltımı olmamalı. Asıl değer, iş yapış biçimlerinin yeniden tasarlanmasında ortaya çıkıyor. Bu da yeni performans metriklerini zorunlu kılıyor: Çalışan başına gelir artışı, daha hızlı ürün geliştirme veya müşteri etkisinde iyileşme gibi çıktılar, yapay zekâ yatırımlarının gerçek geri dönüşünü belirleyecek olan unsurlar. Yetkinlik dönüşümünün iş gücü stratejisinin merkezine alınması Bir işin varlığını sürdürmesinin, o işi yapan çalışanların hazır olduğu anlamına gelmediğine vurgu yapan BCG Yönetici Ortağı; Avrupa, Orta Doğu, Güney Amerika ve Afrika Sanayi Grubu Başkanı Gözde Yalazi Özbek şu değerlendirmeyi yaptı: “Yapay zekâ ile birlikte roller değiştikçe, çalışanların da sürekli olarak yeni beceriler edinmesi gerekiyor. Tek seferlik eğitim programları bunun için yeterli olmuyor. Şirketlerin: ● Sürekli yetkinlik geliştirme (upskilling) ve yeni beceriler kazanma (reskilling) mekanizmaları kurması, ● Çalışanları yeni ve gelişen rollere yönlendirecek kariyer yolları tasarlaması, ● Dönüşümü aşamalı ve planlı şekilde yönetmesi gerekiyor.” Yapay zekâ anlatısının doğru kurulması Yapay zekâ dönüşümünde teknik uygulama kadar iletişim de kritik önem taşıyor. Otomasyonun yalnızca iş kaybı ile ilişkilendirilmesi, çalışan bağlılığını düşürüyor ve dönüşüme direnci artırıyor. Kısa vadeli verimlilik kazanımları uğruna yapılan agresif kesintiler, uzun vadede organizasyonel performansı zayıflatabiliyor. Buna karşılık, yapay zekâyı değer yaratma ve rol zenginleştirme aracı olarak konumlandıran liderler, çalışanlarını dönüşümün bir parçası haline getirebiliyor. Sonuçta geleceği tasarlayanlar kazanmaya aday Yapay zekâ, şirketler için yalnızca bir verimlilik aracı değil; yeni bir büyüme, inovasyon ve değer yaratma dalgasının temel itici gücü. Bu dalga, rekabeti yeniden tanımlarken şirketler arasında belirgin bir ayrışma yaratma potansiyeline sahip. Bu süreçte bazı organizasyonlar yapay zekâyı yalnızca maliyet avantajı için kullanırken, diğerleri onu yeni iş modelleri, ürünler ve pazarlar yaratmak için bir kaldıraç olarak konumlandıracak. Bu tercih, yalnızca performansı değil, şirketlerin gelecekteki konumunu da belirleyecek. Bu dönüşüm aynı zamanda belirsizliklerle birlikte geliyor. Yapay zekânın etkisi sektörler ve şirketler arasında farklı hız ve ölçekte hissedilecek. Kimi organizasyonlar küçülmeye giderken, kimileri agresif büyüme ve yetenek yatırımıyla öne çıkacak. Bu yeni düzende liderler için asıl önem taşıyan soru şu olacak: Yapay zekâyı bir verimlilik aracı olarak mı kullanacağız, yoksa organizasyonu yeniden tasarlayan bir büyüme motoruna mı dönüştüreceğiz? Gözde Yalazi Özbek gerçek rekabet avantajının kimlerin elinde olacağını ise şöyle açıkladı: “Otomasyon ile insan potansiyelini birlikte ölçekleyebilen, bu süreçte İK’yı stratejik bir iş ortağı olarak konumlandıran, yetkinlik dönüşümünü bir kaldıraç olarak kullanan ve verimlilik kazanımlarını sürdürülebilir büyümeye çevirebilen organizasyonlar pastadan büyük pay alacak. YZ çağında kazananlar, değişime en hızlı adapte olanlar değil; değişimi en iyi tasarlayanlar olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek Haber

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 2026 Küresel CPG Sektöründe Endüstriyel Yapay Zekâ Anketi’nin yeni bulgularını yayımladı. Anket, ambalajlı tüketim ürünleri (CPG) üreticilerinin 2030 yılına kadar üretimdeki verimsizliklerde ve maliyet baskılarında önemli artışlar beklediğini ortaya koyuyor. Çoğu üretici, dalgalanmaların hızlandığı bu on yılda rekabet gücünü pekiştirmek için endüstriyel zekâya (yapay zekâ, veri ve otomasyonun birleşik gücü) yöneliyor. Yapısal üretim maliyetlerinin 2030'a kadar artması bekleniyor CPG üreticilerinin hızlanan bir kar marjı krizi beklediğini ortaya koyan ankete göre üretim gecikmeleri, duruş süreleri ve ekipman arızaları gibi verimsizlikler, halihazırda nihai ürün maliyetinin tahmini olarak %20,3'ünü oluşturuyor. Katılımcılar, günümüzde gecikmeler, duruş süreleri, yeniden işleme, kalite sapmaları veya varlıkların optimal olmayan kullanımı nedeniyle ortalama üretim gelirlerinin %15,2’sinin kaybedildiğini bildiriyor. Bu önlenebilir kayıpların keskin bir şekilde kötüleşerek gelecek yıl %21,37’ye ulaşması ve 2030 yılına kadar %29,14’e doğru yükselmesi bekleniyor. Birçok CPG üreticisi, önlenebilir üretim kayıplarındaki bu öngörülen artışı azaltmak için endüstriyel yapay zekâya yöneliyor. Yapay zekâ beklentileri artarken hazırlık seviyesi geride kalıyor Bugün her sekiz CPG üreticisinden sadece biri (%13), yapay zekânın temel operasyonlara ve karar alma süreçlerine uçtan uca entegre edildiğini söylüyor. 2030 yılına gelindiğinde ise üreticilerin üçte birinden fazlası (%37) yapay zekânın operasyonlarının merkezinde olmasını bekliyor ki bu, kullanım oranının sadece dört yıl içinde üç katına çıkması anlamına geliyor. Katılımcılar ayrıca yapay zekâ destekli Yatırım Getirisinin (ROI) de keskin bir şekilde artmasını bekliyor: Üçte biri (%32,7), yapay zekâ projelerinden 2030 yılına kadar %50-74 oranında getiri elde etmeyi öngörüyor.Yaklaşık onda biri (%7,9), %100’ün üzerinde getiri tahmin ediyor; bu da yapay zekâ yatırımlarının bir yıldan kısa sürede kendi maliyetini çıkaracağı anlamına geliyor. Bu performans seviyesi günümüzde yalnızca WEF Lighthouse veya otonom fabrikalarında görülmektedir. Buna karşın, katılımcıların yüzde yetmişi mevcut yapay zekâ yatırım getirisinin %20’nin altında olduğunu, yaklaşık üçte biri ise (%28,4) %5 veya daha düşük bir getiri gördüğünü belirtiyor. Bu durum, sektörün henüz erken aşamadaki uygulamalardan sınırlı bir değer elde ettiğini yansıtıyor. Schneider Electric CPG Başkanı Neil Smith, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Üreticiler, 2030 yılına kadar uçtan uca yapay zekâ benimsenmesinde üç katlık bir artışın yanı sıra, görmeyi bekledikleri getirilerde de önemli bir değişim öngörüyor ve günümüzde yalnızca en gelişmiş Lighthouse ve otonom fabrikaların ulaştığı seviyeleri hedefliyorlar. Bu beklenti uçurumu, acilen harekete geçilmesi gerektiğini gösteren en güçlü işarettir. Yapay zekâ, ancak gerçek endüstriyel zekâyı sunduğunda dönüştürücü olabilir: Yani gerçek zamanlı operasyonel verileri, modern otomasyonu ve yapay zekâyı ölçekli olarak verimliliği artıran senkronize kararlara dönüştürme yeteneği. Birçok kuruluş hala yapay zekânın değerini ve benimsenmesini sınırlayan parçalanmış veriler ve eski sistemlerin bulunduğu mevcut tesisleri (brownfield) işletiyor. Bu hazırlık açığını kapatmak, artık CPG sektörü için en önemli rekabet önceliklerinden biridir.” Engel yapay zekâ teknolojisi değil, endüstriyel zekâ için gerekli temel hazırlık seviyesi Yapay zekânın potansiyeline duyulan güçlü güvene rağmen, anket katılımcıları yapay zekâyı ölçeklendirmenin önündeki temel engeller olarak teknolojik değil yapısal zorlukları öne çıkarıyor: Yapay zekâ veya veri bilimi alanındaki beceri açıkları (%43,0),Eski otomasyon sistemleri ve altyapı (%37,5),Bağlamlandırılmış operasyonel veri eksikliği (%36,3),İş gücü direnci (%25,7). Tüm bu unsurlar, siber güvenlik veya uyumluluk endişelerinin (%21,7) de önünde yer alıyor. Schneider Electric Endüstriyel Otomasyon Hizmetleri Kıdemli Başkan Yardımcısı Cecile Vercellino konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sonuçlar çok net: Endüstriyel yapay zekâ için beklenen o dönüştürücü yatırım getirisini sadece dört yıl içinde elde etmek; iş birliği, şeffaflık ve ortak standartlar konusunda köklü bir değişim gerektiriyor. SE Danışmanlık Hizmetleri (SE Advisory Services) aracılığıyla, kendi ‘Lighthouse’ üretim bilgi birikimimizi halihazırda dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimizle paylaşıyor ve onların dijital hedeflerini ölçülebilir etkilere dönüştürmelerine yardımcı oluyoruz. En iyi uygulamaların ve sektöre özel uzmanlığın paylaşılıp hayata geçirilmesinin, endüstriyel dijital dönüşümün bir sonraki dalgasını hızlandıracağına inanıyoruz.” Schneider Electric'in AVEVA iş birliğiyle bugün yayımladığı “Abartının Ötesinde: Rekabetçi Tüketici Ürünleri Üretimi İçin Pratik Yapay Zekâ” (Beyond the Hype: Practical AI for Competitive Consumer Goods Manufacturing) başlıklı yeni rapor; yiyecek-içecek ve yaşam bilimleri sektörlerinde yapay zekânın başarılı bir şekilde uygulanması konusunda rehberlik sunuyor. Rapor; endüstriyel veri, modüler otomasyon, elektrifikasyon ve Endüstriyel Yapay Zekâ uygulama adımları aracılığıyla otonom operasyonlara giden yolu ana hatlarıyla çiziyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Hazır Beton Birliği 2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu'nu Açıkladı Haber

Türkiye Hazır Beton Birliği 2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu'nu Açıkladı

2025 yılında üretim hacmini %7,7 artıran hazır beton sektörü ise 50 bini aşan istihdamı ve yaklaşık 293 milyar TL'lik cirosuyla ekonomiye güçlü katkısını sürdürürken, sektörün geleceğinde düşük karbonlu üretim ve dijital dönüşüm öne çıktı. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Merkez Bankası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verileri ile THBB üyelerinin, THBB dışındaki üreticilerin ve tedarikçilerin sağladığı bilgiler ışığında hazırlanan 2025 yılı "Hazır Beton Sektör Raporu"nu yayımladı. Rapor, Türkiye ekonomisi, inşaat sektörü ve hazır beton sektörüne yönelik detaylı analizler, değerlendirmeler ve projeksiyonlar içeriyor. İnşaat Sektörü 2025'te Ekonominin Üzerinde Büyüdü 2025 yılı, Türkiye ekonomisinde dengelenme ve dezenflasyon sürecinin etkilerinin sürdüğü; buna karşılık inşaat sektörünün yeniden güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığı bir dönem olarak kaydedildi. Türkiye ekonomisi 2025 yılında %3,6 büyürken, inşaat sektörü %10,8'lik performansıyla ekonominin üzerinde bir büyüme sergiledi. Deprem sonrası yeniden inşa faaliyetleri, kentsel dönüşüm uygulamaları, kamu altyapı yatırımları ve ertelenmiş talep, sektördeki bu canlılığın temel belirleyicileri oldu. Hazır Beton Sektörü Ekonomiye Güçlü Katkıda Bulundu Raporu değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, "İnşaat sektöründeki büyümeye paralel olarak hazır beton sektörü de 2025 yılında Türkiye ekonomisine güçlü katkıda bulunmaya devam etti. Türkiye, hazır beton üretiminde Avrupa'daki liderliğini korurken; tesis başına üretim, teknik kapasite, yaygın hizmet ağı ve operasyonel yetkinlik açısından da öne çıktı. Resmî verilere göre sektör, 50 bini aşan istihdamı ve yaklaşık 293 milyar TL'lik cirosuyla önemli bir ekonomik büyüklüğe ulaştı. THBB tarafından yapılan sektörel araştırmaya ve çeşitli veriler kullanılarak oluşturulan modellere göre 2025 yılında 140 milyon m3 hazır beton üretimi gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Bu büyüklük üretim hacminin ötesinde istihdam, lojistik, ekipman, agrega, çimento, kimyasal katkı ve hizmet ekosistemiyle birlikte çok geniş bir katma değer alanını temsil etmektedir." dedi. Sektörde Dönüşüm İhtiyacı Daha Görünür Hâle Geldi 2025 yılının, büyüme rakamlarının ötesinde sektörde dönüşüm ihtiyacının daha net hissedildiği bir dönem olduğunu ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "Finansmana erişim, maliyet yönetimi, nitelikli iş gücü ihtiyacı, ham madde temini ve maliyet baskıları sektörümüzün gündeminde yer almaya devam etmiştir ancak artık çok daha net görülmektedir ki, hazır beton sektörünün geleceği yalnızca daha fazla üretimde değil; daha verimli, daha izlenebilir, daha düşük karbonlu ve daha dirençli bir yapılaşma yaklaşımında yatmaktadır. Düşük karbonlu yeşil çimento kullanımını yaygınlaştırmayı hedefleyen düzenlemelerin 1 Ocak 2025 itibarıyla yürürlüğe girmesi, emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesi gibi başlıklar; çevresel performansın artık teknik ve ticari rekabetin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini ortaya koydu. Bu çerçevede, düşük karbonlu beton çözümleri, geri kazanılmış kaynak kullanımı, su verimliliği, elektrikli filo dönüşümü ve dijital optimizasyon, önümüzdeki dönemin öncelikli çalışma alanları olarak öne çıkıyor." diye konuştu. "Üçüz Dönüşüm" Projesini Hayata Geçirdik Bu anlayışla Türkiye Hazır Beton Birliği olarak 2025 yılında sektöre yönelik "Üçüz Dönüşüm Danışmanlığı" modelini hayata geçirdiklerini vurgulayan THBB Başkanı Yavuz Işık, "Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve insani/sosyal dönüşümü entegre bir yapıda ele alan bu model; GPS ve IoT (nesnelerin interneti) tabanlı filo takibi, yapay zekâ destekli rota optimizasyonu, üretim-teslimat eşgüdümü, veri temelli performans yönetimi ve eğitim modüllerini bütüncül bir sistem olarak sunmaktadır. Ölçülebilir faydalar sağlayan bu yaklaşım, sektörümüzde yalnızca operasyonel verimliliği artırmakla kalmamakta; aynı zamanda güvenlik, maliyet kontrolü ve sürdürülebilirlik performansını da güçlendirmektedir. Hazır beton sektörünün geleceğini, ancak bu üç dönüşüm eksenini birlikte ele alarak kalıcı biçimde güçlendirebileceğimize inanıyoruz." şeklinde konuştu. Dirençli Yapılaşmanın Önemini Vurguluyoruz 2025 yılında üzerinde ısrarla durdukları bir diğer temel konunun ise dirençli yapılaşma olduğunu ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "Ülkemizin deprem gerçeği karşısında güvenli ve uzun ömürlü yapı üretimi artık vazgeçilmez bir zorunluluktur. Türkiye Hazır Beton Birliği olarak uzun yıllardır standartlara uygun, kalite güvenceli hazır beton kullanımının yaygınlaştırılması için çalışıyoruz ancak biliyoruz ki güvenli yapılar yalnızca kaliteli beton üretimiyle değil; doğru tasarım, doğru denetim, doğru uygulama ve nitelikli işçilikle birlikte mümkündür. Bu nedenle kentsel dönüşümün hızlanması, riskli yapı stokunun ivedilikle yenilenmesi, yapı denetim süreçlerinin etkinleştirilmesi ve kamuoyunun teknik açıdan doğru bilgilendirilmesi yönündeki çalışmalarımızı 2025 yılında da kararlılıkla sürdürdük. Hazır betonla ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanan dezenformasyonla mücadele etmek, Birliğimizin kamu yararı açısından üstlendiği önemli bir sorumluluktur." dedi. Sürdürülebilirlik Çalışmalarımızla Sektöre Öncülük Ediyoruz Sürdürülebilirlik alanında 2025 yılında önemli gelişmeler kaydedildiğine dikkat çeken THBB Başkanı Yavuz Işık, "Beton Sürdürülebilirlik Konseyi (CSC) kapsamında ülkemizde yıl sonu itibarıyla toplam 26 tesisin belgeli hâle gelmesi; sektörümüzde çevresel, sosyal ve yönetişim temelli dönüşümün giderek daha somut bir zemine oturduğunu göstermektedir. Kaynakların sorumlu kullanımı, şeffaflık, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim anlayışının daha da yaygınlaşmasını sektörümüz adına güçlü bir kazanım olarak değerlendiriyoruz." dedi. Sektörlerimizi Yeniden Bir Araya Getirmek İçin Çalışmalara Başladık Sektörün en kapsamlı buluşmalarından biri olan BETON 2025 Hazır Beton, Çimento, Agrega, İnşaat Teknolojileri ve Ekipmanları Fuarı ve Zirvesi ile 100'ün üzerinde firmayı, 15 bini aşkın ziyaretçiyi ve 71 ülkeden sektör temsilcisini bir araya getirdiklerini ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "2025 yılında başarıyla gerçekleştirdiğimiz BETON Fuarı ve Zirvesi'nin ardından, sektörü bir araya getireceğimiz fuar ve kongre çalışmalarına yeniden başladık. BETON 2027 Fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenleyeceğiz. Sektörümüzün artan ilgisi ve yoğun talep üzerine fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi'nin daha büyük salonlarına taşıyoruz. Fuarımızda; inşaat, hazır beton, çimento ve agrega sektörlerinin en ileri teknolojilerini bir araya getireceğiz. Fuarımızla eş zamanlı olarak düzenleyeceğimiz BETON Kongresi, Birliğimizin ulusal olarak düzenlediği 7. kongresi olacak. Kongremizi akademisyenler ve araştırmacıların yanı sıra hazır beton sektörünün ve yan sanayi firmalarının temsilcileri takip edecektir." şeklinde konuştu. Sektörümüzü Geleceğe Veri Temelli Yaklaşımla Hazırlıyoruz Türkiye Hazır Beton Birliği olarak 1988 yılından bu yana ülkemizde güvenli, dayanıklı, kaliteli, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir beton üretiminin yaygınlaşması için çalıştıklarının altını çizen THBB Başkanı Yavuz Işık, "2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu; ekonomiden inşaat sektörüne, tedarik zincirinden çevresel performansa, bölgesel analizlerden sektör vizyonuna kadar geniş bir çerçevede, veriye dayalı değerlendirmeler ışığında gelecek perspektifi sunmaktadır. Düşük karbonlu üretim, dijitalleşme, kaynak verimliliği, kalite güvencesi, dirençli yapılaşma ve insan kaynağının geliştirilmesi başta olmak üzere sektörümüzün geleceğini belirleyecek bütün başlıklarda çalışmaya devam edecek; daha güvenli şehirler, daha rekabetçi işletmeler ve daha sürdürülebilir bir yapılaşma kültürü için tüm paydaşlarımızla birlikte kararlılıkla yol alacağız." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.