Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İşletme Sermayesi

Kapsül Haber Ajansı - İşletme Sermayesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İşletme Sermayesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Horoz Lojistik’in Mali İşler Grup Başkanlığı Görevine Gani Şengül Atandı Haber

Horoz Lojistik’in Mali İşler Grup Başkanlığı Görevine Gani Şengül Atandı

Teknoloji odaklı yatırımları ve uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren Horoz Lojistik, üst yönetim kadrosunu finans alanında deneyimli bir isimle güçlendirdi. Şirketin 10 Eylül 2026 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla Gani Şengül, Mali İşler Grup Başkanı (CFO) olarak göreve başladı. Yeni görevinde Horoz Lojistik’in finansal yönetimine liderlik edecek olan Şengül; stratejik planlama, bütçe ve performans yönetimi, nakit akışı ve işletme sermayesi optimizasyonu, yatırımcı ilişkileri, risk yönetimi ve kurumsal finans süreçlerinden sorumlu olacak. Şengül’ün sermaye piyasaları, birleşme ve satın almalar, uluslararası finansal yapılanmalar ve dijital finans dönüşümü alanlarındaki deneyimi, şirketin sürdürülebilir büyüme ve uzun vadeli değer üretme hedeflerini destekleyecek. Gani Şengül hakkında Kariyeri boyunca çok katlı mağazacılık, hızlı tüketim, kozmetik, tekstil ve konfeksiyon, ev tekstili ve gayrimenkul sektörlerinde üst düzey finans yöneticiliği görevleri üstlenen Gani Şengül; stratejik planlama, finansal performans yönetimi, yatırımcı ilişkileri, birleşme ve satın alma süreçleri, ERP dönüşümleri ve uluslararası finansal yapılanmalar alanlarında önemli çalışmalar yürüttü. Finansal yönetim deneyiminin yanı sıra farklı sektörlerde gerçekleştirdiği kurumsal dönüşüm ve verimlilik çalışmalarıyla şirketlerin büyüme süreçlerine katkı sağladı. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Şengül, profesyonel kariyerine EKA Elektronik’te başladı. YKM Mağazacılık’ta bütçe ve finans alanında farklı görevler üstlendikten sonra CFO pozisyonuna yükseldi. Ardından Boyner Grup Altınyıldız, NEF Gayrimenkul, English Home, Rebul Kozmetik Holding ve ADCO’da CFO olarak görev yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği Haber

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği

VakıfBank, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyen finansman çözümlerine bir yenisini daha ekledi. Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle geliştirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, 15 Eylül tarihinde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı. Paket kapsamında, üretim ve iş süreçlerini döngüsel ekonomi anlayışı doğrultusunda dönüştürmek isteyen işletmelerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yönelik farklı finansman seçenekleri sunuluyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması, ürün ve malzemelerin ekonomik sistem içerisinde daha uzun süre değerlendirilmesi ve geri kazanılabilir kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması destekleniyor. “Üretimde ortaya çıkan değeri korumayı önemsiyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, sürdürülebilir finansman yaklaşımını, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı stratejilerinin önemli bir parçası olarak ele aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Biz kalkınmayı, bugünün finansman ihtiyacını karşılamanın yanında ülkemizin kaynaklarını koruyan ve üretimin geleceğini güçlendiren uzun vadeli bir süreç olarak görüyoruz. Hammaddeden doğal kaynaklara, üründen üretim için harcanan emeğe kadar sürecin her aşamasında önemli bir ekonomik değer bulunuyor. Kaynakların daha verimli kullanılmasını, ürünlerin ekonomik ömrünün uzamasını ve üretimde ortaya çıkan değerin mümkün olduğunca sistem içerisinde korunmasını sağlayan yatırımları desteklemeyi önemsiyoruz. VakıfBank olarak bu dönüşümün finansman tarafında güçlü bir sorumluluk üstleniyoruz. Bankacılığın yalnızca kaynak sağlayan değil; ülkemizin ihtiyaç duyduğu dönüşümü hızlandıran, üretim gücünü artıran ve ekonominin geleceğine yön veren stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Bu sorumluluğu Bankamızın bilanço gücünün yanı sıra uluslararası piyasalardan sağladığımız uzun vadeli ve sürdürülebilirlik odaklı kaynaklarla da destekliyoruz. 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalardan toplam 7,1 milyar dolar tutarında yeni kaynak sağlarken, sürdürülebilir finansmanın toplam uluslararası finansmanımız içindeki payını yüzde 38 seviyesine taşıdık. Mayıs ayında ise 18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine imza attık.” Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerimizin dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duyduğu finansmana bütüncül çözümler sunuyoruz. Böylece kaynak verimliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlarken ülkemizin sürdürülebilir büyümesini de destekliyoruz. İlk fazda 500’ün üzerinde kurum ve projeye ulaşarak 10 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Sıfır Atık Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin, döngüsel ekonomi yaklaşımının iş dünyasında yaygınlaşmasına ve başarılı uygulamaların çoğalmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” diyen Osman Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu paket bizim için tek seferlik bir finansman ürünü değil. Döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliği alanında geliştireceğimiz yeni çözümlerin ilk adımlarından biri. Önümüzdeki dönemde uluslararası kaynaklarımızı ve sürdürülebilir finansman kapasitemizi de bu dönüşümü hızlandıracak yeni ürünlerle buluşturacağız.” Dönüşüm sürecine uzun vadeli destek Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin yatırımlarının niteliğine, ölçeğine ve sağlayacağı dönüşüme uygun finansman çözümlerine erişmesi amaçlanıyor VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı ile geliştirdiği iş birliği kapsamında finansman gücünü Vakfın paydaş ağı ve farkındalık çalışmalarıyla bir araya getirerek daha fazla işletmenin döngüsel ekonomi yatırımlarıyla buluşmasını hedefliyor. Böylece işletmelerin dönüşüm sürecinin farklı aşamalarını destekleyen, sürdürülebilir yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayan uzun vadeli bir finansman modeli oluşturuluyor. Sıfır Atık, Daha Az Kaynakla Daha Fazla Değer Üretmektir Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş konuşmasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi dönüşümünde finansmanın rolüne dikkat çekti. İş birliği protokolü ve yeni bir finansman paketini duyurmanın dışında; israfı azaltan, atığı ekonomik değere dönüştüren ve kaynaklarını daha verimli kullanan bir Türkiye için finans sektörünün üstleneceği yeni rolü konuşmak üzere bir arada olduklarını belirten Ağırbaş, “Çünkü sıfır atık meselesi, artık yalnızca bir çevre politikası değildir. Enerjiyi, suyu, ham maddeyi ve emeği daha verimli kullanmak; daha az kaynakla daha fazla değer üretmek ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmaktır. Daha da önemlisi, bu dünya bize gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle bugün ülkemizin sınırlarını aşan küresel bir vizyona dönüşmüştür. Bu vizyonun temelinde ise çok açık bir anlayış vardır: Atığı oluştuktan sonra yönetmek değil, israfı kaynağında önlemek” dedi. Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nda “Finansman, Teşvik ve Dönüşüm Ekonomisi”nin en önemli başlıklardan olduğunu söyleyen Ağırbaş, “Sahadaki çalışmalarımız bize çok net bir gerçeği gösterdi: Şehirlerimizde güçlü bir yatırım iradesi ve dönüşüm isteği var. Ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş süreleri, teminat ve eş finansman ihtiyacı ile proje hazırlama kapasitesindeki eksiklikler, bu potansiyelin yatırıma dönüşmesinin önündeki önemli engeller arasında. Şehirler değişiyor, sektörler değişiyor; ancak ihtiyaç ortak: Erişilebilir, uzun vadeli ve dönüşümün niteliğine uygun finansman” ifadelerini kullandı. Finans Sektörünün Rolü Çok Kritik Finans sektörünün rolünün bu noktada çok kritik olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Finans sektörünü yalnızca kaynak sağlayan bir aktör olarak değil; dönüşümü yönlendiren, kolaylaştıran ve hızlandıran stratejik bir paydaş olarak görüyoruz. Çünkü sıfır atık yatırımları yalnızca çevresel fayda sağlamaz; aynı zamanda işletmelerimizin maliyetlerini düşürür, verimliliklerini artırır ve rekabet güçlerini yükseltir.” Döngüsel dönüşümün farklı aşamalarına finansman Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı ihtiyaçlarına göre yapılandırılan finansman çözümlerini tek çatı altında topluyor. Paket kapsamında; birincil hammadde kullanımını azaltan ve geri dönüştürülmüş veya ikincil girdi kullanımını artıran yatırımlardan kaynak ve üretim verimliliğini geliştiren projelere kadar geniş bir alan destekleniyor. Paylaşım, kiralama ve yeniden kullanım temelli yeni iş modelleri; atık ve geri kazanılabilir malzemelerin lojistiği; kaynak geri kazanımı ve yeniden üretim yatırımları da finansman kapsamına giriyor. Büyük ölçekli döngüsel ekonomi yatırımları için proje finansmanı sağlanırken belirlenen kriterleri ve sertifikasyon koşullarını karşılayan işletmelere döngüsel üretim faaliyetleri için işletme sermayesi finansmanı sunuluyor. Paket kapsamında yatırım kredilerinde 50 milyon TL’ye kadar ve 60 aya varan, büyük ölçekli proje finansmanında 120 aya varan, işletme sermayesi ihtiyaçlarında ise 10 milyon TL’ye kadar ve 24 aya varan finansman imkânı sağlanıyor. Bununla birlikte, 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle özellikle KOBİ’lerin döngüsel dönüşüm yatırımlarında finansmana erişimi güçlendiriliyor. Başta imalat sanayii, plastik, ambalaj, tekstil, otomotiv yan sanayii, makine, elektronik, perakende, atık yönetimi ve geri dönüşüm olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren işletmeler paketten yararlanabiliyor. OSB’lerde faaliyet gösteren KOBİ ve sanayiciler, atık yönetimi şirketleri, belediye iştirakleri ve döngüsel iş modelleri geliştiren işletmeler de finansman kapsamına dahil ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özel Sermaye Fonları Enerji, Sağlık, Altyapı Ve Savunma Gibi Daha Dayanıklı Sektörlere Yöneliyor Haber

Özel Sermaye Fonları Enerji, Sağlık, Altyapı Ve Savunma Gibi Daha Dayanıklı Sektörlere Yöneliyor

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY'ın yayımladığı EY Private Equity Pulse 2026 araştırması, küresel özel sermaye piyasasının 2026'nın ilk yarısında belirsizliklere rağmen dirençli bir görünüm sergilediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, yatırımcılar piyasadan tamamen uzaklaşmak yerine yatırım kararlarında daha seçici davranıyor. Buna ek olarak, teknoloji odaklı işlemlerde geçen yılın aynı dönemine göre %50 düşüş yaşanırken, teknoloji dışındaki işlemlerin değerinde %9 artış görülüyor. Küresel ölçekte özel sermaye satın alımlarında toplam işlem değeri büyük ölçüde yatay seyretti. Bu tablo, yatırımcıların özellikle yapay zekânın dönüştürdüğü alanlarda daha temkinli hareket ettiğini, buna karşılık uzun vadeli büyüme potansiyeli sunan sektörlere yönelmeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Yatırım odağı dayanıklı sektörlere kayıyor Araştırmaya göre yatırımcıların ilgisi enerji, dijital altyapı, savunma ve sağlık gibi uzun vadeli büyüme potansiyeli sunan alanlara yöneliyor. Özel sermaye fonu yöneticilerinin yaklaşık yarısı, önümüzdeki 12-24 aylık dönemde sağlık hizmetleri ve dijital altyapıyı öncelikli yatırım alanları arasında görüyor. Veri merkezleri önemini korurken, yatırımcıların odağı artık yalnızca yapay zekâ uygulamalarına değil, bu dönüşümü mümkün kılan elektrik şebekeleri, enerji üretimi, soğutma sistemleri, yarı iletkenler ve yazılım gibi tamamlayıcı alanlara da genişliyor. Stratejik satışlar, çıkış piyasasını destekliyor Araştırmaya göre, 2026'nın ilk yarısında açıklanan çıkış işlemlerinin toplam değeri geçen yılın aynı dönemine göre %9 arttı. Kurumsal alıcıların ilgisi sayesinde stratejik satışlar çıkış piyasasının temel itici gücü olmaya devam etti. Son altı ayda toplam çıkış değerinin %71'ini stratejik satışlar, özel sermaye fonları arasındaki işlemler ve halka arzlar ise kalan kısmını oluşturdu. Kurumsal şirketler, ölçekli ve kaliteli varlıklara erişmek amacıyla özel sermaye destekli şirketlere yönelik ilgisini sürdürüyor. Araştırma ayrıca, satıcıların fiyat beklentilerinde daha gerçekçi bir yaklaşım benimsediğini ortaya koyuyor. Fon yöneticilerinin %90'ı, uzun süredir portföylerinde bulunan varlıklarda daha hızlı likidite sağlayabilmek için belirli oranlarda değerleme indirimi kabul edebileceğini belirtiyor. Çıkış hazırlığında yapay zekâ ve operasyonel verimlilik öne çıkıyor Jeopolitik gelişmelere bağlı belirsizliklerin sürdüğü piyasa koşullarında özel sermaye şirketleri, olası çıkış süreçlerine daha erken hazırlanmaya odaklanıyor. Katılımcıların %76'sı yapay zekâ, otomasyon ve veri altyapısını en önemli öncelikleri arasında gösterirken; bunu %62 ile kârlılık ve maliyet dönüşümü, %52 ile nakit ve işletme sermayesi yönetimi izliyor. Özel sermaye fonları gelecek döneme ilişkin iyimserliğini koruyor Araştırmaya göre, fon yöneticilerinin %72'si önümüzdeki altı ayda yatırım faaliyetlerinin artmasını beklerken, %56'sı çıkış işlemlerinin hızlanacağını öngörüyor. Katılımcıların yalnızca %14'ü yatırım faaliyetlerinde gerileme beklediğini ifade ediyor. Bununla birlikte değerleme farklılıkları, faiz oranları ve jeopolitik gelişmeler yatırım kararlarını etkilemeye devam eden başlıca riskler arasında yer alıyor. EY Türkiye Özel Sermaye Fonları Sektör Lideri Musa Gezer araştırma sonuçlarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “EY Private Equity Pulse 2026 araştırması, Özel Sermaye yatırımcılarının günümüzdeki belirsizlik ortamında daha disiplinli ve seçici bir yatırım yaklaşımı benimsediğini ortaya koyuyor. Teknoloji odaklı işlemlerde yavaşlama görülürken, enerji, altyapı, sağlık ve savunma gibi dayanıklı sektörlere ilginin arttığını gözlemliyoruz. Yapay zekâ yatırımları da yalnızca uygulama tarafıyla sınırlı kalmayıp, bu dönüşümü mümkün kılan alanlara doğru genişliyor. Diğer yandan stratejik satışlar ve kurumsal alıcıların güçlü talebi, çıkış piyasasının istikrarlı seyrini desteklemeyi sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde finansman koşullarındaki iyileşme, satışa çıkacak varlık sayısındaki artış ve yapay zekâ ekosisteminin oluşturduğu yeni yatırım alanlarının özel sermaye piyasasını desteklemeye devam edeceğini öngörüyoruz. Belirsizlik dönemleri aynı zamanda uzun vadeli değer yaratabilecek yatırım fırsatlarını da beraberinde getiriyor. Bu süreçte, doğru sektörleri ve doğru varlıkları seçebilen yatırımcıların önemli avantaj elde edeceğine inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bahçıvan: Finansman Zinciri Kırılırsa Üretim Zinciri de Durur Haber

Bahçıvan: Finansman Zinciri Kırılırsa Üretim Zinciri de Durur

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, son açıklanan İSO Türkiye İmalat PMI verilerinin, imalat sanayinde yaşanan zayıflamanın geçici bir dalgalanmanın ötesine geçtiğini ve finansman sorunlarının artık üretim zincirinin tamamını etkileyen yapısal bir meseleye dönüştüğünü gösterdiğine dikkat çekti. Temmuz ayında 47,7 olarak gerçekleşen İSO Türkiye İmalat PMI verisinin, 50 eşik değerinin altında kalmaya devam ettiğini hatırlatan Bahçıvan; faaliyet koşullarındaki bozulmanın 28’inci aya ulaştığını, yeni siparişlerin zayıf seyrini koruduğunu, üretim ve istihdamın gerilediğini vurguladı. Bahçıvan şu değerlendirmelerde bulundu: “PMI verisindeki sınırlı yükseliş bizi yanıltmamalıdır. Üretim ve istihdam uzun zamandır düşüş trendi gösteriyor. Yeni siparişlerdeki zayıflık devam ediyor. Bu tablo, sanayide yalnızca talep sorunu yaşanmadığını; finansman, işletme sermayesi ve likidite zincirinde de ciddi bir bozulma bulunduğunu açıkça göstermektedir.” “Finansman yükü ortadan kalkmıyor, KOBİ’ye doğru aktarılıyor” Türkiye’deki sanayiciler açısından finansman sıkışıklığının artık yalnızca bankadan kredi bulabilme meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kredi mekanizması yeterince çalışmadığında finansman ihtiyacı ortadan kalkmıyor; yalnızca adres değiştiriyor. Büyük alıcıların vadeleri uzuyor, vade farkları üzerinde baskı oluşuyor ve finansman maliyeti tedarik zinciri boyunca aşağıya doğru aktarılıyor. Sonuçta en ağır yükü, pazarlık gücü daha sınırlı olan KOBİ üreticilerimiz ve tedarikçilerimiz taşıyor. Bugün birçok KOBİ’miz yalnızca üretim yapmakla kalmıyor; müşterisinin finansman ihtiyacını da fiilen üstleniyor. Alacağını geç tahsil ediyor, işletme sermayesi ihtiyacı büyüyor, fakat aynı anda banka kredisine erişimi zorlaşıyor. Sanayicinin görevi müşterisini finanse etmek değil; üretmek, yatırım yapmak, istihdam sağlamak ve ihracat yapmaktır.” “Mesele programdan vazgeçmek değil, üretim ayağını tamamlamak ve güçlendirmek” Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi, cari açığın kontrol altında tutulması ve makroekonomik istikrarın sağlanmasına yönelik hedefleri son derece önemli bulduklarını ifade eden Bahçıvan, geniş ve kontrolsüz bir kredi büyümesi talep etmediklerinin altını çizdi: “Mesele mevcut istikrar programından vazgeçmek değildir. Mesele, programın üretim ve yatırım ayağını kalıcı finansman araçlarıyla tamamlamaktır. Üretime, ihracata, teknolojiye ve verimliliğe yönelen finansmanın; seçici, izlenebilir ve ölçülebilir mekanizmalarla ayrı bir kanala kavuşturulması gerekiyor.” Bahçıvan, dönemsel kredi paketleri, yapılandırmalar ve kampanyaların sanayici açısından değerli olduğunu; ancak bu adımların yapısal sorunu tek başına çözemeyeceğini belirtti: “Geçici destek paketleri sanayicimize nefes aldırır. Ancak kalıcı çözüm, nefes alınacak finansman sistemini yeniden kurmaktır. Banka kredisine aşırı bağımlı mevcut yapı daha dengeli, çeşitli ve dayanıklı bir modele dönüştürülmelidir.” “Yeni nesil sanayi finansman mimarisi kurulmalı” Bahçıvan, yeni finansman modelinin şu alanlar üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade etti: Tedarik zinciri ve ticari alacak finansmanı modellerinin yaygınlaştırılması,KOBİ’lere yönelik garanti ve risk paylaşım mekanizmalarının güçlendirilmesi,Kalkınma bankacılığı, proje finansmanı ve yatırım kredilerinin büyütülmesi,KOBİ’lerin tahvil, fon ve diğer sermaye piyasası araçlarına erişiminin kolaylaştırılması,Alternatif finansman araçlarının hukuki ve kurumsal altyapısının geliştirilmesi. Türk sanayisinin ekonominin lokomotifi olma özelliğini, üretme ve toparlanma kapasitesinin hala güçlü olduğunu ifade eden Bahçıvan, “Sanayicimizin üretme iradesinde bir eksiklik yoktur. İhtiyaç duyduğu şey, bu iradeyi destekleyen doğru finansman iklimidir” dedi. Bahçıvan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “İstanbul Sanayi Odası olarak sorunu yalnızca tarif etmiyor, kalıcı çözümün çerçevesini de ortaya koyuyoruz. Kamu otoritelerimiz, finans kuruluşlarımız ve sermaye piyasası kurumlarımızla birlikte üretim odaklı yeni bir finansman mimarisi kurmaya hazırız. Unutulmamalıdır ki; finansman zinciri kırılırsa üretim zinciri de durur. Üretim zincirinin durması ise yalnızca sanayicinin değil; istihdamın, ihracatın, şehirlerimizin ve Türkiye’nin geleceğinin meselesidir. Sanayiye sahip çıkmak, Türkiye’ye sahip çıkmaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vakıfbank’tan Deprem Bölgesi ve Yeşil Dönüşüm İçin 300 Milyon Dolarlık Finansman  Haber

Vakıfbank’tan Deprem Bölgesi ve Yeşil Dönüşüm İçin 300 Milyon Dolarlık Finansman 

VakıfBank ile Asya Altyapı Yatırım Bankası arasındaki ilk iş birliğiyle temin edilen 300 milyon dolar tutarındaki kaynakla hayata geçirilen Enerji ve Dönüşüm Finansmanı Programı, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlayacak stratejik yatırımlara uzun vadeli finansman sunmayı amaçlıyor. Program, deprem bölgesinin yeniden inşasından reel sektörün yeşil dönüşümüne uzanan geniş bir alanda ekonomik ve sosyal kalkınmayı destekleyen bütüncül bir finansman modeli sunmaktadır. Üretimi, istihdamı, ihracatı ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik bir kalkınma unsuru olarak ele alan VakıfBank da uluslararası kaynakları Türkiye’nin öncelikli yatırım alanlarına yönlendirerek reel sektörün dönüşümüne katkı sağlamayı hedeflemektedir. “Kalkınmaya değer katan finansman modelleri geliştirmeye devam edeceğiz” Programa ilişkin değerlendirmelerde bulunan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, şunları söyledi: “Finansmanı ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunan stratejik bir araç olarak görüyoruz. Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı vizyonumuzun temelinde de bu anlayış yer alıyor. Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan temin ettiğimiz 300 milyon dolar tutarındaki kaynak, uluslararası finans kuruluşlarının Bankamıza duyduğu güvenin önemli bir göstergesi olmasının yanı sıra ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunma kararlılığımızı da ortaya koyuyor.” Bu programla bir taraftan 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerin yeniden ayağa kalkmasına destek verirken, diğer taraftan KOBİ’lerin enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm yatırımlarını finansmanla buluşturarak rekabet güçlerini artırmayı hedeflediklerini belirten Arslan sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda firmalarımızın dönüşümünü desteklemeyi stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz. Üreticimizin, ihracatçımızın ve KOBİ’lerimizin yanında olmaya, kalkınmaya değer katan finansman modelleri geliştirmeye devam edeceğiz.” “KOBİ’lerin Türkiye’nin iklim dönüşümüne anlamlı bir şekilde katkıda bulunmalarını sağlıyoruz.” AIIB Finansal Kuruluşlar ve Fonlama Genel Direktörü Gregory Liu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bu finansman, AIIB'nin Türkiye'yi kritik bir toparlanma döneminde destekleme konusundaki kararlılığını gösterirken, iklim eylemini de iş birliğimizin merkezinde tutmaktadır. VakıfBank ile ortaklık kurarak, yeniden yapılanma çalışmalarının hızlanmasına ve KOBİ'lerin Türkiye'nin iklim dönüşümüne anlamlı bir şekilde katkıda bulunmalarını sağlıyoruz." “11 ilin yeniden inşasına destek verilecek” Programın ilk ayağını, 6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 ilde yürütülen yeniden inşa çalışmalarına yönelik finansman desteği oluşturuyor. Bu kapsamda sosyal konut, devlet okulu, hastane ve klinik yapımında görev alan yüklenici firmaların işletme sermayesi ihtiyaçları ile makine ve teçhizat yatırımları finanse edilecek. İşletme Kredisi ile maaş, SGK, inşaat malzemesi ve işçilik giderleri desteklenirken, Yatırım Kredisi ile makine ve teçhizat alımlarına finansman sağlanacak. Program kapsamında risk grubu bazında 10 milyon dolara kadar finansman imkânı sunulacak. Programın ikinci ayağında ise KOBİ’lerin yeşil dönüşüm yatırımlarına yönelik yeni imkânlar hayata geçirilecek. Enerji Verimliliği Kredisi, Yenilenebilir Enerji Kredisi, Sanayi Dekarbonizasyon Kredisi ve Temiz Ulaşım Kredisi olmak üzere dört başlık altında uygun koşullu kredi seçenekleri sunulacak. Bu kapsamda işletmelerin enerji verimliliğini artıran yatırımları, güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, batarya depolama sistemleri, elektrikli araç şarj altyapıları ile karbon emisyonunu azaltmaya yönelik sanayi uygulamaları teşvik edilecek. Elektrikli ticari araç ve filo dönüşümünden akıllı filo yönetimine kadar uzanan temiz ulaşım yatırımları da program kapsamındaki imkânlardan yararlanabilecek. Program kapsamında hayata geçirilecek yatırımların, ülkemizin enerji ithalatını azaltarak cari açığın düşürülmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Sürdürülebilirlik temalı finansmanda ülkemizin lider bankası olan VakıfBank, Enerji ve Dönüşüm Finansmanı Programı ile Orta Vadeli Program, 12. Kalkınma Planı ve Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleriyle uyumlu şekilde; deprem bölgesinin yeniden inşasına, sürdürülebilir üretimin yaygınlaşmasına ve reel sektörün yeşil dönüşümünü desteklemeyi hedefliyor. Banka, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı vizyonu doğrultusunda geliştirdiği finansman modelleriyle üretime, istihdama ve sürdürülebilir kalkınmaya değer katmayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Saat ve Saat Sanayi ve Ticaret A.Ş. Halka Arzında Talep Toplama Dönemi Başlıyor Haber

Saat ve Saat Sanayi ve Ticaret A.Ş. Halka Arzında Talep Toplama Dönemi Başlıyor

Saat&Saat, halka arz gelirlerinin yaklaşık %80'ini işletme sermayesi, yaklaşık %20'sini ise finansal borçların ödenmesi alanlarında değerlendirmeyi amaçlıyor. Saat&Saat’in halka arzı, aynı zamanda Türkiye'de saatçilik sektörünün ilk halka arzı olması açısından da dikkat çekiyor. 6-7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde talep toplanacak halka arzda, pay başına fiyat 56 TL olarak belirlendi. Halka arz sonrasında Saat&Saat’in halka açıklık oranının ek satış dahil %12,16 (ek satış hariç %10,14) olması planlanıyor. Halka arzın konsorsiyum liderliğini ise Halk Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ("Halk Yatırım") ile Garanti Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. ("Garanti BBVA Yatırım") üstlendi. Saat&Saat ve bağlı ortaklıkları, 31 Mart 2026 tarihi itibarıyla yurt içi ve yurt dışındaki 185 mağaza, 603 toptan satış noktası ve Türkiye dahil 45 ülkedeki yurt dışı dağıtım ağıyla ürünlerini müşterilere sunuyor. Halihazırda Maurice Lacroix, Raymond Weil, Ebel, Universe Constant, Versace, Ferragamo, Jacques Philippe, Boss, Emporio Armani, Guess, Michael Kors, Welder, Fossil, Philipp Plein, Gc, Calvin Klein, U.S Polo Assn., Tory Burch, Tommy Hilfiger, Lacoste, Diesel, Adidas, Wesse gibi dünya çapında ün kazanmış 30’dan fazla markayı portföyünde barındıran Saat&Saat ve bağlı ortaklıkları, son olarak Timex ve Plein Sport markalarını da portföyüne kattı. Saat&Saat, kuruluşundan bugüne kadar geçen yaklaşık 30 yıllık süreçte; müşterilerin değişen ihtiyaçlarına ve trendlere uyum sağlayan güçlü iş modeliyle saatçilik sektöründe öncü şirketler arasında yer aldı. Yaklaşık 650 m2’lik Tam Kapsamlı Teknik Servis Alanı Sektöre örnek olabilecek çalışmalarla adından söz ettiren Saat&Saat, bağlı ortaklığı Saat ve Saat Teknik Servis Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti.'nin faaliyet gösterdiği yaklaşık 650 m2 alanda kurulu “Tam Kapsamlı Teknik Servis”iyle de alanında ayrışıyor. Teknik servis alanında, yarısı usta statüsünde olan 36 çalışanıyla tamir, bakım ve onarım hizmetleri veriliyor. Teknik servis alanında hayata geçirilen uygulamalarla; ürünlerin ve parçaların uzun ömürlü kullanımının sağlanması ve döngüsel ekonomiye katkıda bulunulması hedefleniyor. Kullanım ömrünü tamamlamış orijinal saatlerin parçaları, teknik servis parça depolama alanlarında kategorize edilerek saklanıyor ve atık olmadan önce parça tedariği mümkün olmayan orijinal ürünlerin tamirinde kullanılmak üzere değerlendiriliyor. Bu sayede yeni parça üretiminden oluşacak kaynak kullanımının önüne geçilerek var olan parça değerlendiriliyor ve döngüye geri kazandırılıyor. Kadın saat usta sayısını artırıyor Ayrıca Saat&Saat’te onarım ve bakım kültürünün ayrılmaz bir parçası olan, ince bir zanaat gerektiren saat ustalığı desteklenerek, saat tamir ustalarının, bilgilerini genç nesillere aktarmalarına olanak sağlanıyor. Böylece teknik servis çalışanlarını kendi içinden yetiştirerek, ustalık seviyesine çıkarıyor ve mesleğin sürdürülmesine olanak tanıyor. Saat&Saat, kadın ustaların sayısını artırarak saat ustalığını geleceğe taşıyor. Her yıla ödülle giriyor Saat&Saat ve bağlı ortaklıkları bünyesinde 31 Mart 2026 tarihi itibarıyla 1.150 personel çalışmakta olup Saat&Saat; 2021, 2022 ve 2023 ve 2024 yıllarında Great Place to Work değerlendirmesinde “En İyi İşveren”, “Perakende de En İyi İşveren”,” Millennials için En İyi İşyeri”, “Avrupa’nın En İyi 100 İşvereni 2024” ve “İnovasyon Ödülü” almaya hak kazandı. Sektördeki konumunu güçlendirecek 2026 yılının ilk 3 ayında, önceki yılın aynı dönemine göre adet bazında yaklaşık %20,9 oranında büyüme sağlayan Saat&Saat ve bağlı ortaklıklarının 31 Mart 2026 itibarıyla yurt içi ve yurt dışı faaliyetleriyle geriye dönük 12 aylık cirosu yaklaşık 13,4 milyar TL olarak gerçekleşti[1]. Aynı dönem itibarıyla geriye dönük 12 aylık Düzeltilmiş FAVÖK marjı ise yaklaşık %32,4 olarak gerçekleşti[2]. Şirket paylarının halka arzı kapsamında ek satış dahil toplam 80.333.946 adet B grubu payın satışa sunulması hedefleniyor. Şirket, halka arzdan elde edilecek gelirin yaklaşık %20’sini finansal borçlarının ödenmesinde, yaklaşık %80'ini ise işletme sermayesinde kullanmayı planlıyor. RAKAMLARLA SAAT&SAAT VE BAĞLI ORTAKLIKLARI (31 Mart 2026) 185 mağaza, franchise, shop-in-shop Türkiye dahil 45 ülkede satış30 yılı aşkın perakende deneyimi 1.150 çalışan geriye dönük 12 aylık yaklaşık 13,4 milyar TL ciro HALKA ARZ KÜNYESİ Halka arz öncesi sermaye: 620.222.018 TL Sermaye artırımı: 40.166.973 TLHalka arz sonrası sermaye: 660.388.991 TLHalka Arz Satışa Sunulan Pay Adedi: Ek satış dahil 80.333.946 adet B grubu pay (ek satış hariç 66.944.955 adet B grubu pay) Birim pay fiyatı: 56 TLHalka Arz Büyüklüğü (Tüm Payların Satılması Durumunda) Ek Satış Hariç: 3.748.917.480 TL Ek Satış Dahil: 4.498.700.976 TL Halka açıklık oranı (Tüm Payların Satılması Durumunda) Ek Satış Hariç: %10,14 Ek Satış Dahil: %12,16 Konsorsiyum Liderleri: Garanti BBVA Yatırım ve Halk Yatırım Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Figofinans’tan İlk Yılda 5,4 Milyar TL’lik Finansman Hacmi Haber

Figofinans’tan İlk Yılda 5,4 Milyar TL’lik Finansman Hacmi

KOBİ’lerin finansmana erişimini hızlandırmak amacıyla yüzde 100 hissesi Figopara’ya ait olan Figofinans, faaliyetinin henüz başlarında olmasına karşın 2025 yılında güçlü bir büyüme performansı sergileyerek 5,4 milyar TL’lik finansmana aracılık etti. Figofinans, kısa sürede ulaştığı bu hacimle, dijital altyapı ve teknoloji odaklı iş modeli sayesinde faktoring sektöründe dikkat çeken oyuncular arasında yerini aldı. Figofinans’ın müşteri portföyünde toptan ticaret ve inşaat sektörleri öne çıkarken, tekstil ve sanayi dahil olmak üzere farklı sektörlerden işletmelere finansman sağlanıyor. Şirket, önümüzdeki dönemde ihracat faktoringi, fatura finansmanı ve ciroya dayalı finansman gibi yeni nesil çözümlerle ürün gamını genişletmeyi hedefliyor. Dijital altyapı ile uçtan uca faktoring deneyimi KOBİ’lerin işletme sermayesi ihtiyaçlarına hızlı, kolay ve kesintisiz çözümler sunma hedefiyle kurulan Figofinans, güçlü dijital altyapısı sayesinde finansmana erişim süreçlerini önemli ölçüde hızlandırıyor. Şirket, hukuki düzenlemelerin dijital akışın tam uygulanmasına olanak tanıyacağı yeni döneme de teknik ve operasyonel olarak hazır. Geliştirdiği Figosmart ürünüyle dijital analiz ve karar sistemleri sayesinde, geleneksel faktoring süreçlerinde günler sürebilen limit tahsis ve finansman süreçlerini dakikalar seviyesine indiren şirket, bu sayede işletmelere, nakit akışlarını kesintiye uğratmadan ticari faaliyetlerini sürdürme imkânı sunmak üzere tüm hazırlıklarını tamamladı. İlgili düzenlemelerin hayata geçmesiyle birlikte şirket, bu hizmetleri de müşterilerine sunmaya başlayacak. KOBİ’nin her ihtiyacına tek durakta kesintisiz hizmet Şirketin, Figopara’nın KOBİ’lere sunduğu finansmana aracılık modelini tamamlayacak şekilde ve kendi bilançosu üzerinden de kredi sağlayabilmesi adına kurulduğunu vurgulayan Figofinans Yönetim Kurulu Başkanı Koray Bahar, amaçlarının KOBİ’lerin her ihtiyacını “kesintisiz hizmet” anlayışıyla tek durakta hızlıca sağlamak olduğunun altını çizdi. Figofinans’ın, Figopara’nın güçlü teknolojik alt yapısını kullanarak nakit ihtiyacı olan KOBİ’leri dakikalar içerisinde ihtiyacına uygun olan finans kurumları ile buluşturabildiğini ifade eden Bahar, “Henüz 1 yıllık bir şirket olmamıza rağmen bilanço tarafında güçlü bir büyüme kaydettik. Ancak bizim için asıl önemli olan, dijital akışı hazır bir altyapıyı kurmuş olmamız. Figofinans olarak faturalı alacakların finansmanı konusunda uçtan uca dijital süreci tamamladık. Türkiye genelinde daha geniş bir KOBİ kitlesine ulaşmak ve dijital faktöring uygulamasını yapabilen ilkler arasında yer almak istiyoruz. 2026 yılında 17 milyar TL finansman hacmine ulaşmayı hedefliyoruz. Amacımız, KOBİ’lerin ihtiyaç duydukları finansmana hızlı, kolay ve sürdürülebilir şekilde erişmelerini sağlamak” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Grubu, Çeşitlendirilmiş Portföy ve Mali Disiplin ile Büyüdü Haber

Anadolu Grubu, Çeşitlendirilmiş Portföy ve Mali Disiplin ile Büyüdü

Grubun satış gelirleri 2025 yılında %6,2 artışla 707,2 milyar TL olarak gerçekleşti. FAVÖK ise %5,8 artışla 69,2 milyar TL'ye ulaştı. Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır, "Farklı sektörler ve coğrafyalara yayılan çeşitlendirilmiş portföyümüz, disiplinli icra kabiliyetimiz ve operasyonel çevikliğimiz sayesinde yıl boyunca paydaşlarımıza değer katmaya devam ettik. 2026 yılında stratejik büyüme hedeflerimizi ilerletmeye ve Vizyon 2035 planımız doğrultusunda kayda değer ilerleme sağlamaya kararlıyız" dedi. Anadolu Grubu, 2025 yılına ait finansal sonuçlarını açıkladı. Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır, 2025 yılını güçlü bir performansla kapattıklarını söyledi. Grup, ilk yarıdaki zorluklara rağmen ikinci yarıda güçlü bir şekilde toparlandı ve yılı hedefleri karşılayarak, bazı alanlarda hedeflerin üzerine çıkarak tamamladı. Yapılan açıklamaya göre Grubun satış gelirleri 2025 yılında %6,2 artışla 707,2 milyar TL olarak gerçekleşti. FAVÖK %5,8 artışla 69,2 milyar TL'ye ulaştı. Konsolide net kâr 19,6 milyar TL, ana ortaklık net kârı ise 2,5 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Anadolu Grubu, enflasyon muhasebesi etkisi hariç tutulduğunda toplam satışlarını %42,6, FAVÖK'ünü ise %31,3 arttırdı. Aynı hesapla konsolide net kâr 47,9 milyar TL, ana ortaklık net kârı %62,7 artışla 8,3 milyar TL oldu. Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır 2025 yılı finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, "2025 yılını güçlü bir performansla kapattık. Süregelen jeopolitik gerilimlere, makroekonomik zorluklara rağmen, farklı sektörler ve coğrafyalara yayılan çeşitlendirilmiş portföyümüz, disiplinli icra kabiliyetimiz ve operasyonel çevikliğimiz sayesinde zorlu bir ortamda başarılı bir şekilde ilerleyerek yıl boyunca paydaşlarımıza değer katmaya devam ettik" ifadelerini kullandı. Ciro ve FAVÖK büyümesinde Orta Asya öne çıktı Yılın ilerleyen dönemlerinde performansın ve finansal sonuçların güçlendiğini belirten Burak Başarır, "Bazı alanlarda gözlemlediğimiz kârlığı olumsuz etkileyen gelişmelere rağmen, sıkı maliyet disiplini ve kaliteli büyüme odağımız sayesinde yıl genelinde ve dördüncü çeyrekte konsolide FAVÖK marjımızı koruduk ve iyileştirdik. Dördüncü çeyrekte, ciro yıllık bazda %12,8, FAVÖK ise %19,9 büyüdü. Orta Asya, ciro ve FAVÖK büyümemize anlamlı katkı sağlayarak öne çıkan bölgelerden biri oldu. Bu performans hem hacim hem de fiyatlamadan gelen dengeli katkıyı yansıttı. Bu ivmelenme; erişilebilirlik odağımız, disiplinli ürün karması yönetimi ve icra kalitesine yönelik kararlı yaklaşımımız sayesinde gerçekleşti. İş modelimizin dayanıklılığını ve saha ekiplerimizin etkinliğini bir kez daha ortaya koydu" dedi. Finansal disipline odaklandık 2025 yılı boyunca finansal disipline odaklandıklarını vurgulayan Burak Başarır, "Devam eden yatırım faaliyetlerine ve zorlu makroekonomik koşullara rağmen, yıl genelinde sağlıklı seyreden konsolide Net Borç/FAVÖK oranımızı 1,1x seviyesinde, önceki yıl ile aynı düzeyde koruduk. Operasyonel performans, pozitif serbest nakit akışı yaratımı, işletme sermayesi yönetimi, proaktif risk yönetimi, atıl varlıkların değerlendirilmesi ve kısa döviz pozisyonlarının azaltılması başlıca önceliklerimiz olmaya devam etti. Sonuçlarımız da bu hedefleri kararlılıkla uyguladığımızı açıkça ortaya koyuyor" diye konuştu. Portföyümüzün gücüne olan güvenimizi sürdürüyoruz Burak Başarır, 2026'da hem yurt içi hem de uluslararası pazarlardaki büyüme trendinin devam etmesini beklediklerini söyledi. Başarır, 2026 yılı hedefleri ile ilgili şöyle konuştu: "Grup şirketlerimizin 2026 yılına yönelik beklentileri ışığında, portföyümüzün gücüne olan güvenimizi sürdürüyoruz. Bölgemizde gelişen jeopolitik ortamı yakından izlemeye ve potansiyel riskleri proaktif bir şekilde yönetmeye devam ediyoruz. Anadolu Grubu olarak, 2026 yılında stratejik büyüme hedeflerimizi ilerletmeye ve Vizyon 2035 planımız doğrultusunda kayda değer ilerleme sağlamaya kararlıyız." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.