Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İspanya

Kapsül Haber Ajansı - İspanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İspanya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bayburt Üniversitesi Hong Kong'daki Uluslararası Fuarda Yeni İş Birliklerine İmza Attı Haber

Bayburt Üniversitesi Hong Kong'daki Uluslararası Fuarda Yeni İş Birliklerine İmza Attı

70 ülkeden yaklaşık 3000 üniversitenin ve Türkiye'den 82 üniversitenin yer aldığı organizasyon, yükseköğretim alanında küresel iş birliklerinin geliştirilmesine imkân sağlayan önemli bir platform oldu. Avrupa ve Asya'dan 5 önemli üniversiteyle ikili iş birliği anlaşması imzalanırken, 5 üniversiteyle de iş birliği anlaşması için ön mutabakata varıldı. Bayburt Üniversitesi, fuara Türkiye Ulusal Ajansı çatısı altında yürütülen "Study in Türkiye" tanıtım faaliyetleri kapsamında katılım sağladı. Bayburt Üniversitesini temsilen Uluslararası İlişkiler Ofisi Genel Koordinatörü Doç. Dr. Ümit Yıldırım ile Erasmus Biriminde görev yapan Öğr. Gör. Onur Güven'in katıldığı fuarda Bayburt Üniversitesinin tanıtımı gerçekleştirildi ve uluslararası iş birliği süreçlerine katkı sunuldu. Program süresince Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı da etkinlikte yer alarak Türk üniversiteleri ile uluslararası kurumlar arasındaki iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik temaslarda bulundu. Doç. Dr. Yıldırım ve Öğr. Gör. Güven'in konferans kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmeler sonucunda; Bangladeş Daffodil Uluslararası Üniversitesi, İspanya Cadiz Üniversitesi, Malezya Yönetim ve Bilim Üniversitesi, Portekiz Portalegre Politeknik Üniversitesi ve Singapur Sosyal Bilimler Üniversitesi ile ikili iş birliği anlaşmaları imzalandı. Ayrıca İspanya Granada Üniversitesi, Malezya Putra Üniversitesi ve Malezya Utara Üniversitesi ile anlaşma yapmak üzere mutabakata varılırken; Tayland Mahidol Üniversitesi ve Macaristan Szeged Üniversitesi ile de iş birliği olanaklarına yönelik verimli görüşmeler gerçekleştirildi. Fuarda gerçekleştirilen temaslar kapsamında, Bayburt Üniversitesi, Bayburt Valiliği ve Bayburt Belediyesi iş birliğinde bu yaz düzenlenecek olan 30. Uluslararası Dede Korkut Kültür, Sanat ve Spor Festivali'ne dünyanın farklı bölgelerinden üniversiteler de davet edilerek kültürel ve akademik iş birliklerinin geliştirilmesi yönünde önemli adımlar atıldı. Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mutlu Türkmen, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, uluslararasılaşmanın Bayburt Üniversitesinin stratejik öncelikleri arasında yer aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "APAIE gibi küresel ölçekte prestijli organizasyonlarda yer almak, Bayburt Üniversitesinin uluslararası görünürlüğünü artırmak ve güçlü akademik iş birlikleri kurmak açısından büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte Bayburt Üniversitesini başarıyla temsil eden Uluslararası İlişkiler Ofisi Genel Koordinatörümüz Doç. Dr. Ümit Yıldırım'a ve Erasmus Birimi personelimiz Öğr. Gör. Onur Güven'e teşekkür ediyorum. Ayrıca Türkiye Ulusal Ajansı çatısı altında yürütülen Study in Türkiye faaliyetleri kapsamında sağlanan destekler ve iş birliklerine sundukları katkılar dolayısıyla Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı Sayın İlker Astarcı'ya şükranlarımı sunuyorum." Rektör Türkmen ayrıca, gerçekleştirilen anlaşmaların öğrenci ve akademisyen hareketliliğini artırarak uluslararası akademik iş birliklerini güçlendireceğini ve Bayburt'un kültürel mirasını dünya üniversiteleriyle buluşturma noktasında önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Ports Holding   Sevilla’da Operasyonlara Başladı Haber

Global Ports Holding  Sevilla’da Operasyonlara Başladı

Global Ports Holding Sevilla Kruvaziyer Limanı'nda ilk gemiyi ağırlayarak, sezon açılışını da gerçekleştirdi. Yıl boyunca limanda 90 kruvaziyer gemisine ev sahipliği yapmayı planlayan Global Ports Holding, limandaki ortağı Ocean Platform Marinas ile altyapıyı geliştirmek için 5 milyon euroyu aşkın yatırım yapmayı planlıyor. Global Yatırım Holding bağlı kuruluşu ve portföyündeki 4 kıtada 19 ülkeden 34 kruvaziyer limanıyla her yıl 22 milyon yolcuya hizmet veren dünyanın en büyük kruvaziyer liman işletmecisi Global Ports Holding (GPH), yakın zamanda portföyüne kattığı Sevilla Kruvaziyer Limanı'nda operasyonlarına başladı. Global Ports Holding'in İspanya'daki 10’uncu limanı olan Sevilla Kruvaziyer Limanı, 25 yıl süre ile Ocean Platform Marinas (OPM) ortaklığında işletilecek. Bu uzun süreli iş birliği, Sevilla’yı sürdürülebilir ve yüksek katma değerli bir turizm modeli temelinde, küresel kültürel konumuyla uyumlu bir şekilde, önde gelen bir kruvaziyer ve mega yat destinasyonu olarak konumlandırmayı amaçlıyor. İlk gemiyi ağırladı, yeni genel müdürü duyurdu Sevilla Kruvaziyer Limanı'nda operasyonların devralınması ile birlikte sezon açılışı da gerçekleştirildi. Son 4 yıldır şehrin kruvaziyer sezonunu başlatan 180 metre uzunluğundaki Azamara Journey gemisi, bu yıl da ilk ziyareti gerçekleştirdi. Gemide çoğunluğu Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’dan gelen 670 yolcu ile 400 mürettebat bulunuyor. Yolcular, Sevilla’nın kalbinde iki gecelik uzatılmış konaklamanın keyfini çıkaracak. Global Ports Holding Sevilla Kruvaziyer Limanı'nda bu yıl 90 kruvaziyer gemisine ev sahipliği yapmayı planlıyor. Ayrıca dört kruvaziyer gemisi de bu yıl şehre ilk kez uğrayacak. Öte yandan Sevilla Kruvaziyer Limanı'nın yeni genel müdürü olarak Beatrice Rasmini göreve getirildi. Sektörde geniş deneyime sahip olan Rasmini, günlük operasyonları ve yatırım planının stratejik uygulamasını yönetecek. Avrupa'nın en ikonik destinasyonlarından olacak Sevilla Kruvaziyer Limanı’nı Avrupa’nın en ikonik destinasyonlarından biri haline getirmeyi hedeflediklerini söyleyen Global Ports Holding Batı Akdeniz Bölge Direktörü Francesc Grau, “Ocean Platform Marinas ile kurduğumuz ortaklık sayesinde her kruvaziyer ve mega yat uğrağı, Sevilla’nın benzersiz cazibesini yansıtan kişiselleştirilmiş ve yüksek kaliteli hizmetten faydalanacak. Ayrıca Beatrice Rasmini’nin Sevilla Kruvaziyer Limanı ekibine liderlik etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Uzmanlığı, bu iş birliğinin yalnızca bir limanı yönetmekten ibaret olmadığını; her yolcu için kusursuz bir seyahat deneyimi yaratmayı amaçladığını göstermektedir” dedi. Mega yatlara özel hizmetler de sunulacak GPH ve OPM, imtiyaz süresi boyunca kruvaziyer gemileri ve mega yatlara yönelik özel bir terminal ve hizmetlerin geliştirilmesi için 5 milyon euroyu aşkın yatırım yapmayı planlıyor. Yatırım programının önümüzdeki beş yıl içinde tamamlanması ve yanaşma alanlarının iyileştirilmesi, yolcu trafiğinin geliştirilmesi, büyük yatlara özel destek hizmetleri ile kışlama ve su üstü onarımları için teknik tesislerin oluşturulmasını kapsıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Londra Moda Haftası’nın Ana Partneri OMODA 7 Haber

Londra Moda Haftası’nın Ana Partneri OMODA 7

Otomotiv sektörünün yenilikçi markası OMODA & JAECOO, bir yandan üst düzey otomobilleriyle kullanıcılarının hayatını kolaylaştırırken diğer taraftan da dünyanın önde gelen organizasyonlarına güçlü desteğini sürdürüyor. Bu kapsamda markanın yeni yıldız modeli OMODA 7, Londra Moda Haftası 2026- LFW kapsamında ana partner olarak yüksek profilli bir lansmanla Birleşik Krallık’taki ilk büyük kültürel hamlesine imza attı. Art in Motion şehir kültürüyle buluştu! Markanın yeni orta sınıf SUV’u, OMODA’nın Birleşik Krallık’taki artan kültürel varlığını yansıtan çağdaş bir moda ve yaşam tarzı bağlamında tanıtıldı. OMODA 7’nin etkinlikteki görünümü, OMODA UK’nin British Fashion Council ile kurduğu daha geniş kapsamlı iş birliğinin bir parçası olarak, etkinlik süresince VIP ulaşım ve OMODA Lounge’daki marka aktivasyonlarını kapsıyor. Bu iş birliği, OMODA’nın “Art in Motion” tasarım felsefesini ve yaratıcılık, kendini ifade etme ve modern şehir kültürüyle olan uyumunu vurguluyor. Marka, OMODA 7’nin Birleşik Krallık lansmanını Londra Moda Haftası kapsamında gerçekleştirerek, markanın en yeni orta sınıf SUV modelini başkentin en etkili kültürel etkinliklerinden birinin merkezine konumlandırıyor. Etkinliğin ana partneri olarak yer alan OMODA 7, mart ayında Birleşik Krallık’taki showroomlara giriş yapmadan hemen önce sahneye çıkmış oldu. Bu dinamik lansman, OMODA’nın Londra Moda Haftası’ndaki varlığı aracılığıyla markayı yaratıcılık, inovasyon ve çağdaş kültürle buluşturarak Birleşik Krallık pazarında kendinden emin bir adım attığını gösteriyor. Bu bağlamda OMODA 7, markanın “Art in Motion” felsefesini ve moda odaklı yaklaşımını pekiştirerek, tasarım merkezli anlayışını günlük Britanya sürüş deneyimine doğal bir şekilde taşıyor. Etkinliğin resmi VIP ulaşım aracı OMODA 7 oldu! Kompakt OMODA 5 ile amiral gemisi OMODA 9 arasında konumlanan OMODA 7, markanın Birleşik Krallık’taki yeni ve iddialı dönemini simgeliyor. Model, OMODA’nın ana partnerliği kapsamında Londra Moda Haftası boyunca British Fashion Council’in resmi VIP ulaşım aracı olarak görev yaparken, 180 Strand’deki OMODA Lounge önünde gerçekleştirilen statik sergilemeler ve ROKSANDA iş birliğiyle düzenlenen özel akşam yemeği gibi etkinliklerde de desteklendi. Bu özel etkinliğe, OMODA & JAECOO Türkiye'nin özel davetlisi olan oyuncu Gülsim Ali'nin yanı sıra, Avustralya, İspanya gibi ülkelerden ünlü isimler ve influencerlar katılım gösterdi. Konu hakkında açıklama yapan OMODA UK Ülke Direktörü Victor Zhang, “OMODA için British Fashion Council ile Londra Moda Haftası kapsamında iş birliği yapmak; tasarım, yaratıcılık ve teknolojinin kesişim noktasını temsil ediyor. Bu değerler, modern mobilite ve daha sürdürülebilir bir yaşam anlayışına yaklaşımımızın merkezinde yer alıyor. OMODA 7 de aynı ilkeler etrafında geliştirildi ve buradaki dinamik lansmanı, modelin çağdaş Britanya yaşamı için ne kadar ilgili ve moda öncüsü bir konumda olduğuna dair güvenimizi yansıtıyor” dedi. OMODA’nın tasarım ve inovasyona olan bağlılığının, markayı LFW için güçlü bir iş ortağı haline getirdiğini söyleyen British Fashion Council CEO’su Laura Weir ise, “Birlikte bireyselliği ve yaratıcılığı desteklerken, Londra modasının enerjisini, çeşitliliğini ve iddiasını yansıtan bir şubat takvimini şekillendiriyor ve destekliyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Isuzu'nun Yeni Modeli Grand Toro XL İspanya'da Yılın Midibüsü Seçildi Haber

Anadolu Isuzu'nun Yeni Modeli Grand Toro XL İspanya'da Yılın Midibüsü Seçildi

Anadolu Isuzu, modern tasarımı ve ileri teknolojisiyle öne çıkan yeni Grand Toro XL modeliyle İspanya'da "2026 Yılının Midibüsü" ödülüne layık görülerek ihracattaki rekabet gücünü bir kez daha kanıtladı. Madrid'de düzenlenen Yılın En İyi Ticari Araçları Ödül Töreni'nde, Viajeros ve Transporte 3 (Grupo Editec) dergileri tarafından verilen prestijli ödül, Anadolu Isuzu'nun İspanya distribütörü ITT ISUZUBUS adına Satış Müdürü Álvaro Fillat Murt'a takdim edildi. Anadolu Isuzu'nun uluslararası pazarlarda izlediği güçlü büyüme stratejisi, yerel distribütörlerle yürütülen yakın işbirlikleri ve inovatif çözümleri, markanın ihracattaki ivmesini artırarak Avrupa başta olmak üzere birçok pazarda tercih edilen bir marka olmasını sağlıyor. Kısa ve orta mesafeli servis hizmetleri, turizm ve havaalanı taşımacılığı için ideal Türkiye'nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, elektrikli araçlarla geleceğe yatırım yaparken, içten yanmalı motorlu modelleriyle bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyor. Anadolu Isuzu bu kapsamda tanınmış modeli Grand Toro'yu, özel ihtiyaçları karşılamak üzere yeniden ölçeklendirip yeni özellikler ekleyerek Grand Toro XL'ı geliştirdi. Yeni Grand Toro XL'da yolcu kapasitesi 41'e çıkarıldı, bagaj kapasitesi artırıldı. Kısa ve orta mesafeli servis hizmetleri, turizm ve havaalanı taşımacılığı için ideal olan araç, düşük emisyonlu çevre dostu motoru, gelişmiş güvenlik gibi özellikleriyle rakiplerinden ayrılıyor. İspanya'da, sektörün önde gelen profesyonelleri ve yük ve yolcu taşımacılığı şirketlerinin operatörleri tarafından verilen Yılın En İyi Ticari Araçları Ödüllerinde modeller, tamamı karayolu taşımacılığı alanında çalışan 886 üyeli jüri tarafından değerlendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otokar, 17. Kez Üst Üste Türkiye Otobüs Pazarının Lideri Oldu ​​​​​​​ Haber

Otokar, 17. Kez Üst Üste Türkiye Otobüs Pazarının Lideri Oldu ​​​​​​​

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'de satılan her 3 otobüsten 1'i Otokar markalı olurken, şirket alternatif yakıtlı araç yatırımları ve küresel stratejik iş birlikleriyle Avrupa'da büyümeye devam etti. Türkiye'de 60 yılı aşkın süredir otomotiv sektörünün öncü ismi olan Otokar, 2025 yılında Türkiye otobüs pazarında 17. kez liderliği elde ederken Avrupa'da otonom teknoloji ve stratejik üretim iş birlikleriyle küresel konumunu güçlendirdi. 6 metreden 21 metreye uzanan geniş ürün gamı, alternatif yakıt teknolojileri ve güçlü Ar-Ge altyapısıyla şirket, sürdürülebilir ulaşım dönüşümünde öncü rol üstlenmeye devam etti. KÜRESEL ÜRETİM GÜCÜNDE STRATEJİK ORTAKLIK Otokar, 2025 yılında Avrupa'nın önde gelen otobüs üreticilerinden Daimler Buses ile stratejik bir üretim anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Mercedes-Benz Conecto model otobüsleri Otokar'ın Sakarya fabrikasında üretilmeye başlayacak. Bu iş birliğiyle Otokar, kendisinin de aralarında olduğu Avrupa'nın en büyük beş otobüs üreticisinden ikisine daha üretim yapar hale gelerek küresel otomotiv değer zincirindeki konumunu pekiştirdi. AVRUPA’DAKİ AÇILIMINI SÜRDÜRÜYOR Sakarya'dan 60'tan fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla Türk mühendisliğini dünyaya taşıyan Otokar, 2025 yılında küresel ayak izini genişletmeye devam etti. Fransa, İtalya ve Almanya gibi ana pazarlarındaki konumunu korurken, İsveç'e gerçekleştirdiği ilk ihracat ve Jersey Adası'nda hizmete giren sağdan direksiyonlu otobüsleriyle yeni pazarlarda yerini aldı. Busworld Ödülleri kapsamında e-Territo modeliyle "Ekoloji Ödülü"nü kazanan şirket, çevre dostu ulaşım çözümlerindeki yetkinliğini uluslararası otoriteler nezdinde tescilledi. Otokar, İtalya'da hizmete başlayan 60'a yakın alternatif yakıtlı otobüsü ve Fransa'da e-Territo'nun ilk satışıyla düşük ve sıfır emisyonlu araçlardaki başarılı performansını sürdürdü. OTONOM TEKNOLOJİDE TÜRK MÜHENDİSLİĞİ İMZASI Otonom sürüş yetkinliklerini bir üst seviyeye taşıyan Otokar, tamamen kendi mühendislik ve yazılım kaynaklarıyla geliştirdiği Otonom e-Centro ile Avrupa'da bir ilki gerçekleştirdi. Macaristan'da TÜV Rheinland tarafından 30 gün boyunca 148 farklı senaryoda 600'ün üzerinde teste tabi tutulan araç, bu kapsamlı süreci başarıyla tamamlayan ilk Türk otonom aracı unvanını kazandı. Test başarısının ardından İspanya'nın Madrid şehrindeki Mercamadrid akıllı kentsel alanında yolcu taşımaya başlayan Otonom e-Centro, Otokar'ın gelecek nesil mobilite çözümlerindeki iddialı konumunu simgeliyor. “MÜHENDİSLİK BİRİKİMİMİZİ KÜRESEL BAŞARIYA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ” Şirketin 2025 yılı performansıyla ilgili değerlendirmede bulunan Otokar Ticari Araçlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kerem Erman; “17 yıldır aralıksız sürdürdüğümüz liderlik, müşterilerimizin Otokar'a duyduğu güvenin en somut göstergesi. Uzun yıllardır lider oluşumuz bize her zaman daha iyisini yapma yönünde sorumluluk yüklüyor ve motive ediyor. Türkiye otobüs pazarının büyüme sergilediği 2025 yılında, toplu taşımadaki artan ihtiyaç sebebiyle özellikle belediye/halk otobüsü segmentinde büyüme gerçekleşti. Otokar olarak biz de bu alanda önemli teslimatlara imza atmamızın yanı sıra turizm ve servis alanında da Sultan aracımızla uzun süredir devam eden satış başarımızı pekiştirdik” dedi. Daimler Buses ile gerçekleştirilen stratejik üretim iş birliğine değinen Erman: "Otokar’ın da aralarında olduğu Avrupa'nın en büyük otobüs üreticilerinden ikisine daha üretim yapacak olmamız, mühendislik yetkinliğimizin ve üretim kalitemizin dünya çapında takdir gördüğünü gösteriyor" açıklamasını yaptı. Otonom teknoloji ve sürdürülebilirlik yatırımlarını da değerlendiren Kerem Erman şunları söyledi: "Otonom e-Centro projemiz, Türk mühendisliğinin teknoloji ihracatında ulaştığı noktayı kanıtlıyor. TÜV Rheinland tarafından test edilen ilk Türk otonom aracı olması ve ardından İspanya’da toplu taşımada kullanılmaya başlaması bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu araç sadece bir otobüs değil; yazılım ve otonom teknolojilerde Türkiye'nin küresel sahneye çıkışının sembolü. 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefiyle ilerleyen Koç Holding Karbon Dönüşüm Programı’nın aktif bir parçası olarak elektrikli ve alternatif yakıtlı araç portföyümüzü genişletmeye devam ediyoruz. e-Territo ile kazandığımız Busworld Ekoloji Ödülü bu alandaki kararlılığımızın bir yansıması. 2026 yılında Avrupa'daki varlığımızı yeni nesil elektrikli araç ailesiyle genişleterek sürdürülebilir mobilite alanındaki öncü rolümüzü güçlendireceğiz." TİCARİ ARAÇLARDA DİĞER GELİŞMELER Ar-Ge ve mühendislik gücüyle geçen yıl ürün çeşitliliğini artıran Otokar, hafif kamyon pazarında 7-15 ton segmentinde adet bazında satışlarını 2024 yılına oranla yüzde 21 artırdı. Kendi satış ağıyla Avrupa'ya resmi olarak ihracat yapabilen tek hafif kamyon üreticisi olan şirket, yurt dışındaki distribütörleriyle ihracat faaliyetlerine devam etti. Pick-up pazarına ise 2024'ün son çeyreğinde Foton Tunland modeliyle giriş yapan Otokar, 2025 yılında bu segmentte başarılı bir performans sergiledi. Hibrit motor seçeneği, yüksek konfor seviyesi ve gelişmiş teknolojik donanımıyla öne çıkan Foton Tunland V9'un satışlarıyla ürün gamını genişleten şirket, yıl sonunda 4x2 versiyonunu da ürün ailesine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş Haber

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş

Hyundai Motor Avrupa, 2025 yılında Avrupa pazarında (AB, EFTA, Birleşik Krallık, Doğu Avrupa ve Türkiye) 603.542 adet binek otomobil satışı gerçekleştirerek yüzde 4,2 pazar payı elde etti. Güçlü bir performans sergileyen Hyundai, elektrikli araç segmentindeki konumunu güçlendirmeye devam ederek satış hacminde yüzde 24 büyüme kaydetti. Tam elektrikli araçlar (BEV) yüzde 48 artışla büyümenin ana itici gücü olurken, Hibrit (HEV) ve Plug-in Hibrit (PHEV) modeller de yüzde 11 artış gösterdi. Hyundai, Avrupa’da giderek daha dinamik hale gelen pazar ortamında yüzde 18’lik tam elektrikli satışıyla da sağlam bir ilerleme kaydetti. Buna ek olarak Hyundai, iki temel satış kanalında müşteri tabanını genişletti: bireysel satışlar yüzde 2, filo satışları ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 4 arttı. Avrupa Pazarlarında Güçlü Performans Hyundai, 2025 yılında Avrupa’nın kilit pazarlarında önemli başarılar elde etti. Birleşik Krallık’ta satış hacimleri büyümeye devam ederek 93.124 adetle ülke tarihindeki en yüksek ikinci sonuca ulaştı ve binek otomobil pazarında dokuzunculuktan altıncılığa yükseldi. Hyundai, Almanya’da 92.890 adet satış ve yüzde 3,3 pazar payıyla binek otomobil segmentinde en çok satan Asyalı marka oldu. Elektrikli araç tescilleri yüzde 49 artarken EV oranı ise yüzde 27’ye ulaştı. İspanya’da da 64.467 adet ve yüzde 5,8 pazar payıyla pazardaki en yüksek satış hacmine ulaşarak dördüncü sıradaki yerini korudu. İtalya’daki pazar payı yüzde 3,0 seviyesinde sabit kalırken satış adeti ise 47.046 adet oldu. EV satışlarındaki artış sayesinde EV oranı pazar ortalamasının 9 puan üzerine çıktı. Fransa’da ise yüzde 2,8 pazar payı ve 45.623 adetlik satışla ilk 10 marka arasında yer aldı. Ayrıca Fransa’da; Hibrit Elektrikli Araçlar satışların yüzde 35’ini oluşturdu ve pazar ortalaması olan yüzde 22’nin üzerine çıktı. Avrupa’nın Yükselen Yıldızı Türkiye Hyundai, üretim yaptığı Türkiye’de ise 2025 yılında satışlarını yüzde 10 artırarak toplam 67.368 adet hacme ulaştı ve binek otomobil pazarında altıncı sırada yer aldı. Türk tüketicisinin en çok sevdiği ve ilgi gösterdiği markalardan biri olan Hyundai, 1997 yılından bu yana kesintisiz olarak Türkiye’de üretim yaparak aynı zamanda ülke ekonomisine ve istihdaa da katkıda bulunmaya devam ediyor. Bu rakamlar, Hyundai’nin elektrifikasyon stratejisinin başarısını ortaya koyan güçlü göstergeler olarak öne çıkıyor; markanın birçok modeli EV segmentine liderlik ediyor. INSTER, toplam 33.917 adet satışla bölgede A segmenti elektrikli araçlar arasında ikinci sırada yer aldı. INSTER, 2025 Dünya Elektrikli Otomobili seçilirken, IONIQ 9 Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili ödülünü kazandı. HEV ve PHEV versiyonlarının yanı sıra içten yanmalı motor seçeneği de bulunan TUCSON ise Avrupa’da kompakt SUV segmentinde bireysel satış kanalına yüzde 5,3 pazar payıyla liderlik ediyor. Hyundai CEO’su Jose Muñoz “Avrupa, Hyundai’nin küresel büyümesi açısından merkezi bir konumda. Bölge genelinde üretim, Ar-Ge ve insan kaynağına yaptığımız yatırımlar, Avrupa’ya olan uzun vadeli bağlılığımızı ve yerelleşme stratejimizi yansıtıyor. Çekya, Türkiye ve Almanya’daki ekiplerimiz Hyundai’nin ‘Progress for Humanity yani İnsanlık İçin İlerleme’ vizyonunu Avrupa’da daha ileriye taşıyor. Önümüzdeki 18 ay içinde piyasaya sunacağımız 5 yeni model ve 2027 yılına kadar tamamen elektrikli hale gelecek ürün gamımızla, Avrupalı müşterilerimize hak ettikleri seçenekleri sunmak için hızla ve kararlılıkla ilerliyoruz” dedi. Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise “Hyundai Motor Avrupa olarak 2025 yılında elektrikli araç satışlarındaki yüzde 24’lük artış ve hibrit - elektrikli modellerimizdeki toplam pazar payımızı aşan performansımız sayesinde güçlü bir sonuç elde ettik. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 tamamen yeni modelden oluşan güçlü bir ürün atağımızla ürün yatırımlarımıza devam edeceğiz. Bayi ortaklarımızla yakın çalışarak Avrupalı müşterilerin beklentilerini karşılayacak ve geleceğe güvenle hazırlanacağız” dedi. 2027’ye Kadar Tamamen Elektrikli Ürün Gamı Hyundai, elektrifikasyon stratejisinin derinleşmesi doğrultusunda, elektrikli ürün portföyünü genişletmeyi sürdürüyor. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 yeni modelin lansmanı planlayan Hyundai, bunların üçünü Avrupa’daki müşteri ihtiyaçlarına uyum sağlamak üzere B segmentinde yer konumlayacak. Bu modeller arasında, Nisan 2026’da Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini kutlayacak olan IONIQ 3 de bulunuyor. Bunun ardından Hyundai’nin ürün gamı, en küçük model INSTER’dan STARIA Electric’e kadar uzanan 7 adet BEV ile pazardaki en kapsamlı EV ürün gamlarından biri haline geliyor. Halihazırda modellerin yaklaşık yüzde 80’inin elektrikli bir versiyonu bulunurken, Hyundai 2027 yılına kadar tüm modellerini elektrikli hale getirmeyi hedefliyor. Hyundai, elektrikli ve hibrit performansını sürekli geliştirmek için kapsamlı bir teknoloji yol haritası üzerinde çalışıyor. Hyundai’nin Avrupa’ya Olan Bağlılığını Güçlendirmek Hyundai’nin Avrupa’ya olan bağlılığı pek çok alanda somut şekilde görülüyor: Çekya’nın Nošovice kentindeki Hyundai Motor Manufacturing Czech (HMMC) tesisi, yakın zamanda 5 milyonuncu aracını üreterek önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Bu başarı, uzun vadeli istikrarı, teknolojik olgunluğu ve Avrupa için Avrupa’da üretimi yansıtıyor. Markanın İzmit’teki fabrikası Hyundai Motor Türkiye (HMTR) ise yılın ilerleyen dönemlerinde ilk elektrikli aracı olan IONIQ 3’ü üretmeye hazırlanıyor. Her iki üretim tesisi ile birlikte Almanya’daki Hyundai Motor Europe Technical Center (HMETC) Ar-Ge merkezi de Hyundai’nin Avrupa’daki elektrikli araç varlığını güçlendirmek amacıyla önemli yatırımlar aldı. Yeni Square Campus için yapılan 150 milyon euro yatırımla Hyundai, geçen yıl HMETC tesislerini 25.000 m² daha genişleterek Avrupa’nın en gelişmiş otomotiv Ar-Ge merkezlerinden birine dönüştürdü. Hyundai, İzmit’te bulunan üretim tesisinde ise yeniden tasarlanan EV gövde tabanı, yüksek voltajlı batarya entegrasyonu ve güç elektroniği için 250 milyon euro yatırım yaptı ve önümüzdeki yıllarda da ek yatırımlar planlanıyor. Çekya’daki Nošovice fabrikası da 2025 yılında BEV batarya üretimi ve montajını desteklemek üzere genişletildi; tesisin 2008’de açılmasından bu yana yapılan toplam yatırım 2 milyar euroyu aştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Avukat Başına Kaç Kişi Düşüyor? Haber

Türkiye'de Avukat Başına Kaç Kişi Düşüyor?

Ankara merkezli düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye'de hukuk eğitimine, avukat sayısındaki artışa ve hukuk fakültelerinin akademik yeterliliğine dair çarpıcı veriler barındıran "Hukuk Fakülteleri Raporu"nu yayımladı. Enstitü Yönetim Kurulu üyesi Vasıf İnanç Duygulu imzasını taşıyan raporda, Türkiye'de hukuk fakülteleri sayısının son 25 yılda hızlı artış gösterdiğine dikkat çekilirken, hukuk eğitiminde nicelik artışının kalite ve istihdam sorunlarını da beraberinde getirdiği vurgulandı. EZİCİ ÇOĞUNLUĞU SON 25 YILDA KURULDU Toplum Çalışmaları Enstitüsü'nün paylaştığı rapora göre, Türkiye'de bugün aktif ve pasif durumdakilerle birlikte hukuk fakültesi sayısı yüze yaklaştı. Türkiye'de bulunan 89 hukuk fakültesinin 67'sinin son 25 yılda kurulmuş olduğu hatırlatılan raporda, fakültelerin 50'sinin devlet, 39'unun ise vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösterdiğine dikkat çekildi. ÖĞRENCİ SAYISI SON 10 YILDA YÜZDE 35 ARTTI Toplum Çalışmaları Enstitüsü raporunda hukuk fakültelerindeki hızlı artışın, öğrenci sayılarına ve avukat sayılarındaki artışa da doğrudan yansıdığı vurgulandı. Buna göre 2013–2014 döneminde yaklaşık 55 bin olan hukuk fakültesi öğrenci sayısı, 2018–2019'da 82 bini aşarken, son yıllarda kontenjan daraltma politikalarıyla birlikte 75 bin seviyelerine geriledi. Buna rağmen, son on yıllık dönemde toplam artış oranı yüzde 35'e denk düşüyor. 2023–2025 döneminde hukuk fakülteleri kontenjanları yüzde 34'ün üzerinde azaltılmıştı. Devlet üniversitelerinde kontenjanlar neredeyse yarı yarıya düşerken, vakıf üniversitelerindeki azalmanın daha sınırlı kalması "hukuk eğitiminin ücretlileşmesi" tartışmalarını gündeme getirmişti. AVUKAT SAYISI ARTIŞI, NÜFUS ARTIŞINI SOLLADI Raporda en çarpıcı bulgulardan biri avukat sayısındaki artış oldu. Türkiye'de 1998 yılında 36 bin olan avukat sayısı, 2024 itibarıyla 199 bini aştı. Böylece avukat sayısı 26 yılda beş katına çıktı. Avukat başına düşen nüfus ise son 15 yılda bin 95 kişiden 430 kişiye kadar gerileyerek Avrupa ortalamasının altına indi. TÜRKİYE, AVRUPA'NIN EN TEPESİNE OYNUYOR Avrupa ülkeleriyle yapılan karşılaştırmada Türkiye, avukat başına düşen nüfus açısından Portekiz ve İspanya'nın ardından üçüncü sırada yer aldı. İncelenen 12 ülkede ortalama avukat başına düşen nüfus 679 iken, Türkiye'de bu rakam 2024 günceliyle 430. ÖĞRETİM ÜYESİ DAĞILIMI DENGESİZ Raporda, öğretim üyesi sayısındaki artışa rağmen fakülteler arasında ciddi dengesizlikler bulunduğu da vurgulandı. Enstitü'nün çalışmasında, bazı hukuk fakültelerinde profesör sayısının sıfır ya da bir ile sınırlı olduğu, profesörlerin belirli üniversitelerde yoğunlaştığı tespit edildi. ENSTİTÜ: 'KALİTE' ODAKLI YENİ BİR POLİTİKA ŞART Raporda yer alan değerlendirmede, hukuk eğitiminde nicelik yerine kaliteyi esas alan, kontenjan-planlama ve öğretim üyesi dağılımını gözeten yeni politikalara ihtiyaç olduğu vurgulandı. Vasıf İnanç Duygulu imzalı 'Hukuk Fakülteleri Raporu'nun "Sonuç ve Öneriler" bölümünde Toplum Çalışmaları Enstitüsü önerileri şu ana başlıklar altında sıraladı: Hukuk Fakültesi için belirlenen tercih barajının kademeli olarak 50 bine kadar çekilmesi düşünülmelidir.Kontenjan azaltma politikasına vakıf üniversitelerinin de devlet üniversitelerine eş bir şekilde dâhil edilmesi gerekmektedir.Devlet üniversitelerinin kontenjanları %49 oranında azaltılırken, vakıf üniversitelerindeki düşüş yalnızca %10,1 olmuştur. Bu durum geniş toplum kesimlerinde toplumda hukuk eğitiminin giderek "ücretli" hale geleceğine ve hukuk eğitimindeki toplam kalitenin azalacağına ilişkin kaygılar uyandırma potansiyeline sahiptir.Türkiye genelindeki 86 hukuk fakültesinde toplam 586 profesör görev yapmaktadır. Ancak bu profesörlerin dağılımı son derece adaletsizdir: Profesörlerin %41'i sadece 10 köklü fakültede toplanmıştır.5 hukuk fakültesinde hiç profesör bulunmazken, 9 fakültede yalnızca bir profesör görev yapmaktadır. Bu sorunun giderilmesi için hukuk fakültelerinin akademik kadrolarına dair standartlar getirilmesi faydalı sonuçlar doğurabilecektir.Eylül 2024'te yapılan ilk Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) sonuçları, eğitim kalitesindeki farkı net bir şekilde ortaya koymuştur. Devlet üniversitelerinden mezun olanların başarı oranı %47,28 iken, vakıf üniversitesi mezunlarında bu oran %30,07'de kalmıştır. İçeriği ve sorularının kalitesi ayrı bir tartışma konusu olmakla beraber, HMGS'nin yalnız mevcudiyetinin dahi hukuk meslekleri açısından olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir. HMGS uygulamasına, ölçme-değerlendirme ilkelerine daha uygun ve daha kaliteli sorularla devam edilmesi, orta ve uzun vadede önerilmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Balık İhracatı 2026 Yılına Rekorla Girdi Haber

Türkiye’nin Balık İhracatı 2026 Yılına Rekorla Girdi

Balık, 2026 yılı ocak ayında ihracatını en fazla artıran 5 ürün grubundan biri olurken, gıda ihracatının yıldızı oldu. Balık ihracatı miktar bazında yüzde 4’lük artışla 21 bin 978 tondan, 22 bin 935 tona ilerledi. Yüksek protein deposu Omega-3 yağ asitleriyle sağlıklı bir yaşamın anahtarı olan balık, yüksek protein içeriyor. Balığı protein miktarı açısından düzenli tüketmek, kas kütlesini artırmaktan kalp sağlığını korumaya kadar birçok fayda sağlıyor. Türkiye’nin zengin deniz ürünleri çeşitliliği, sağlıklı bir yaşam sürdürmeyi kolaylaştırır. Türkiye’nin ihraç ettiği her üç balıktan ikisine imza attıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türk su ürünleri sektörünün 2025 yılını 2 milyar 243 milyon dolarlık performansla geride bıraktığını, 2026 yılına çok başarılı bir giriş yaptıklarını, 2,5 milyar dolar ihracat hedefini aşacak bir ihracat seyri ortaya koyduklarını vurguladı. Orkinos ihracatında üç haneli artış Su ürünleri ihracatında levrek ihracatının yüzde 27’lik artışla 48 milyon dolardan 60,7 milyon dolara çıkarak liderliğini sürdürdüğü bilgisini veren Girit, “Çipura ihracatımız 38 milyon dolardan 46 milyon dolara yükseldi. En belirgin artış orkinosta oldu. Orkinos ihracatı yüzde 122’lik üç haneli artışla 18,5 milyon dolardan 41 milyon dolara fırladı. Türk somonundaki artışımız 2026 yılında da sürdü ve yüzde 39’luk gelişimle 23 milyon dolardan 32 milyon dolara çıktı. Diğer su ürünleri ihracatımız 14,8 milyon dolardan 16 milyon dolara yükselirken, alabalık ihracatımız 8,7 milyon dolarla sabit kaldı. Kaya levreği ihracatımız yüzde 44’lük artışla 1,7 milyon dolardan 2,5 milyon dolara çıktı” şeklinde konuştu. Su ürünleri ihracatında aslan payı Egeli balıkçıların Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin, 2025 yılı ocak ayında 95,7 milyon dolar olan ihracatının 2026 yılı ocak ayında yüzde 27 geliştiği bilgisini veren Başkan Girit sözlerini şöyle tamamladı; “2026 yılı Ocak ayında ihracatımızı 121,5 milyon dolara ulaştırdık ve su ürünleri ihracatından aslan payını aldık. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 46 milyon dolarlık levrek ihraç ederken, ikinci sırada 36 milyon dolarla çipura, 13,7 milyon dolarla Türk somonu yer aldı.” Rusya Federasyonu ve Japonya arasındaki yarışı fotofiniş belirledi 2026 yılı ocak ayında su ürünleri ihracatında Rusya Federasyonu 31,3 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korurken, orkinos talebiyle öne çıkan Japonya’ya ihracatımız yüzde 120’lik artışla 12 milyon dolardan 31 milyon dolara çıktı. Japonya su ürünleri ihraç ettiğimiz ülkeler sıralamasında 4 basamak yükselirken, Rusya ile Japonya arasında liderliği fotofiniş belirledi. İtalya 22,4 milyon dolarlık Türk su ürünleri talep ederken, Hollanda’ya su ürünleri ihracatımız yüzde 24’lük artışla 14,8 milyon dolardan 18,3 milyon dolara çıktı. Beşinci sıradaki Yunanistan’a su ürünleri ihracatımız yüzde 21’lik yükselişle 15 milyon dolardan 18,2 milyon dolara ilerledi. Bu ülkeleri İngiltere, Güney Kore, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve İspanya takip etti. Türkiye ocak ayında 55 ülkeye su ürünleri ihraç etti. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin en çok balık ihraç ettiği ülke 17,8 milyon dolarla İtalya olurken, İtalya’yı 17,2 milyon dolarla Yunanistan ve 15,7 milyon dolarla İngiltere izledi. Ege Bölgesi’nden balık ihraç edilen ülke sayısı 46 oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.