Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstanbul Bilgi Üniversitesi

Kapsül Haber Ajansı - İstanbul Bilgi Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul Bilgi Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hyundai Resim Yarışması’nda Ödüller Sahiplerini Bekliyor Haber

Hyundai Resim Yarışması’nda Ödüller Sahiplerini Bekliyor

Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır faaliyetini sürdüren Hyundai Motor Türkiye tarafından başlatılan Hyundai Resim Yarışması, çocukların yaratıcı bakış açısını dünyayı iyileştirme amacıyla birleştiriyor. Hyundai’nin “İnsanlık İçin İlerleme” vizyonu doğrultusunda tüm Türkiye genelinde düzenlenen ödüllü yarışmaya başvurular ise devam ediyor. “Dünyayı İyileştiren Araçlar” temasıyla düzenlenen yarışma bu yıl çocuk çalışmaları alanında uzman bir sosyal girişim olan Bilim Virüsü iş birliğiyle güçlendirildi. Proje, çocukların sürdürülebilir, yenilikçi ve daha iyi bir dünya için çözüm üretebilecek araç fikirlerini hayal güçleriyle buluşturduğu yaratıcı bir platform sunuyor. Program, üç aşamadan oluşuyor. İlk aşama olan Fikir Geliştirme Süreci’nde, çocukların Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) hakkında farkındalık kazanmaları, bu amaçlar üzerine düşünmeleri ve hikayelerini geliştirmeleri hedefleniyor. Ardından gelen Sanatsal Tasarım Aşaması’nda ise çocuklar, SKA doğrultusunda dünyayı iyileştirecek araç fikirlerini özgün çizimlerle ifade ediyor. Yarışmanın son bölümünü oluşturan İlham Veren Seçim Süreci’nde, alanında uzman jüri üyeleri eserleri yaratıcılık, tema uygunluğu ve sanatsal ifade gücü gibi kriterlere göre değerlendiriyor. Bu doğrultuda proje kapsamında seçkin jüri üyeleri ile şeffaf bir seçim süreci kurgulandı. Ahmet Aydemir | Dr. Öğr. Üyesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Bölümü Akademisyeni ve Çevre, Enerji ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Ayça Çizer | Otomotiv Gazetecisi ve İçerik Üreticisi İdil Türkmenoğlu | Yazar, Danışman, Öğretim Görevlisi ve Çocuk Genç Sanat Tiyatro Kurucusu Seydi Murat Koç | Ressam ve Doğuş Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yalvaç Ural | Çocuk Edebiyatı Yazarı Bu değerlendirmelerin sonucunda 120 eser finale çıkmaya hak kazanacak. 7-8 yaş, 9-10 yaş ve özel gereksinimli 7-10 yaş kategorilerinden seçilen 9 eser ile birlikte, “Hyundai Özel Ödülü” almaya hak kazanan bir çalışma, Hyundai Motor Türkiye tarafından 3D formatında gerçeğe dönüştürülerek çocukların hayal dünyasına hayat verecek. Bunun yanında da 10 eser sahibine Hyundai tarafından hediye çeki verilecek. Hyundai Motor Türkiye, bu proje ile yalnızca çocukların sanatsal gelişimlerini desteklemekle kalmıyor; aynı zamanda onların toplumsal duyarlılığını artırmayı, sürdürülebilir kalkınma bilincini yaygınlaştırmayı ve geleceğe umutla bakan bir nesil yetiştirmeyi hedefliyor. Yarışma hakkında detaylı bilgi ve başvuru koşulları için http://resimyarismasi.hyundai.com.tr sitesinden bilgi alınabiliyor.

BİLGİ’li Öğrenciler, Antibiyotik Direncine Karşı Yenilikçi ve Doğal Bir Yöntem Geliştirdi Haber

BİLGİ’li Öğrenciler, Antibiyotik Direncine Karşı Yenilikçi ve Doğal Bir Yöntem Geliştirdi

Araştırmada sinir otu bitkisinin özütü kullanıldığında antibiyotiklerin etkinliğinin arttığı, yan etkilerinin ise azaldığı belirlendi. Projeye Ardahan Göle’de yaşayan anneanne Yıldız Özdemir’in yıllardır hayvanlarına sinir otu kullanarak uyguladığı geleneksel tedavi ilham oldu. Dünya genelinde artan antibiyotik direnci, modern tıbbı zor durumda bırakırken bilim insanlarını doğadan ilham alan yenilikçi çözümler geliştirmeye yönlendiriyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü öğrencileri Ayşegül Şahin ve Deniz Helin Polat, mezuniyet projeleri kapsamında TÜBİTAK desteğiyle yürüttükleri “Plantago Major Ekstraktı ve Vankomisinin Osteomyelit Tedavisinde Birlikte Kullanım Potansiyelinin Araştırılması” başlıklı çalışmalarıyla sinir otu bitkisinin antibiyotik direncine karşı doğal bir çözüm olabileceğini ortaya koydu. BİLGİ Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ali Deniz Dalgıç ve Dr. Öğr. Üyesi Sesil Çınar danışmanlığında yürütülen araştırmada, sinir otu bitkisinden elde edilen özütün, antibiyotik tedavisine destek olarak kullanılmasıyla antibakteriyel etkinin artırılması, ilaç dozunun düşürülmesi ve uzun süreli antibiyotik tedavisinin yan etkilerinin azaltılması amaçlandı. Araştırma sonuçları, sinir otunun osteomiyelit gibi tedavisi güç kemik enfeksiyonlarında yüksek doz antibiyotik kullanımına olan ihtiyacı azalttığını ve antibiyotiklere bağlı yan etkileri önemli ölçüde düşürdüğünü gösterdi. Yapılan deneylerde özellikle sinir otu özütünün kemik enfeksiyonuna yol açan bakterilerin çoğalmasını neredeyse tamamen durdurduğu gözlemlendi. Anneanne şifasından bilimsel keşif Projeye ilham veren hikâye, Deniz Helin Polat’ın Ardahan Göle’de yaşayan anneannesi Yıldız Özdemir’in yıllardır hayvanlarına uyguladığı geleneksel bir tedavi yöntemine dayanıyor. Hayvancılıkla uğraşan Özdemir, yaralanan büyükbaş hayvanların tedavisi için sinir otu bitkisini kaynatıp unla karıştırarak yaralara sürüyordu. Bu yöntemin, yaraların beklenenden çok daha hızlı iyileşmesini sağladığını gözlemleyen Polat, “Gelenekten gelen bu deneyimin, antibiyotik direncinin arttığı günümüzde yeni bir çözüm olabileceğini fark ettik. Böylece hem kültürel mirastan ilham alarak hem de modern biyoteknolojinin sunduğu imkânları kullanarak daha etkili ve güvenli bir tedavi geliştirmeyi hedefledik” dedi. ‘Doğa temelli antibakteriyel çözümler enfeksiyon tedavisinde kullanılacak’ Ayşegül Şahin ise, “Araştırmamız doğal kaynaklardan elde edilen bitkisel içeriklerle yüksek doz antibiyotik kullanımına duyulan ihtiyacın azaltılabileceğini gösteriyor. Doğa temelli antibakteriyel çözümlerin gelecekte enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kritik bir rol oynayabileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Prof. Dr. Semerci: Türkiye’deki Çocukların Yüzde 76’sı Ekonomiden Endişeli Haber

Prof. Dr. Semerci: Türkiye’deki Çocukların Yüzde 76’sı Ekonomiden Endişeli

​Nilüfer Belediyesi ve Tarih Vakfı işbirliğiyle düzenlenen “Tarih Buluşmaları” etkinliği 20 Kasım Çocuk Hakları Günü’ne yönelik bir söyleşi gerçekleştirdi. Nazım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleşen etkinlikte, İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, “Çoklu Krizler Çağı’nda çocuğun iyi olma halini düşünmek” başlıklı bir sunum yaptı. ​Şanlıurfa ve İstanbul’da yaptıkları bir araştırmanın sonuçlarını katılımcılarla paylaşan Semerci, günümüz çocuklarının geçmiş nesillere kıyasla daha yoğun bir kaygı ve baskı yaşadığına dikkat çekti. “Bizim çocukluğumuzla şu an çocuk olmak aynı şey değil” diyen Semerci, dijitalleşme, küresel krizler, doğduğu mahalle, yaşadığı aile gibi etkenlerin bugünün çocuklarını farklı bir gerçekliğe ittiğini vurguladı. Çocukların artık gelecek için endişeli olduğunu belirten Semerci, “Çocuk olmanın belki en temel özelliği o endişeyi biraz daha az taşımaktır. Belki düşünmemektir, özgürce hayal kurabilmektir. Bunları kaybediyoruz” dedi. ​Araştırma verilerine göre, çocukların yüzde 76’sının ekonomik durumdan endişelendiğini söyleyen Semerci, “Çocuktan bahsediyoruz. Bu çok yüksek bir oran. Aile bireylerinin başına bir şey gelmesi yüzde 72. Gelecekle ilgili planların gerçekleşmemesi yüzde 64” diye konuştu. ​ÇOCUK İŞÇİLİĞİ GERÇEĞİYLE YÜZLEŞME ÇAĞRISI ​Çocuk işçi ölümlerinin takip edildiği bir toplumda yaşandığını hatırlatan Semerci, bu konunun acilen ele alınması gerektiğini söyledi. Çocuk işçiliğini Türkiye’nin yüzleşmesi gereken büyük bir sorun olarak nitelendiren Semerci, “Çok konuşmamız gereken ve tek başımıza asla çözemeyeceğimiz büyük bir sorunlar yumağından bahsediyoruz. Her bir yetişkin kendi çocuğunu hiçbir zaman çalışan bir çocuk olarak görmüyor. Bununla yüzleşmemiz lazım” diye konuştu. ​SINAV BASKISI YAŞAM KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR ​Eğitim sisteminin çocuklar üzerindeki sınav baskısını arttırdığı ve bunun yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğü belirten Semerci, bu konunun araştırma sonuçlarında öne çıkan bir diğer başlık olduğunu kaydetti. Semerci, sistemin artık sadece sınav merkezli hale geldiğini ve sınavlarda başarısız olanların sistemden düşerek, neredeyse kimsenin ilgilenmediğini belirtti. Sınav odaklı bu baskı nedeniyle çocukların sanat ve spor gibi aktiviteleri bıraktığını ifade eden Semerci, her şeyi ikinci plana itmenin, çok mutlu olduğu bir şeyden vazgeçmesi anlamına geldiğini söyledi. ​ÇÖZÜM İÇİN PAYDAŞLIK VE DİJİTAL OKURYAZARLIK ​Sorunların ancak paydaşlıkla çözülebileceğini dile getiren Semerci, eğitimin her çocuğun kendi yapabilirliği çerçevesinde gelişmesini sağlaması ve sadece akademik başarıyla sınırlı kalmaması gerektiği vurguladı. Dijitalleşmenin çocuklar için bir sosyalleşme alanı olduğunu belirten Prof. Dr. Semerci, buradaki riskleri minimize etmek için çalışılması gerektiğini vurguladı. Semerci, ebeveynlere de yönelik dijital okuryazarlık becerilerinin kazandırılması gerektiğinin altını çizdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 RESAID Projesi Kapsamında Geliştirilen Yayınlar ve Çevrim İçi Araçlar Tanıtıldı  Haber

 RESAID Projesi Kapsamında Geliştirilen Yayınlar ve Çevrim İçi Araçlar Tanıtıldı 

İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen ve Avrupa Komisyonu Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezleri Programı tarafından desteklenen “Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak” (Creating Societal Cognitive Resilience Against Information Disorders-RESAID) Projesi günümüzde önemli bir tehdit olan dezenformasyon, mezenformasyon ve malenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri hakkında farkındalık yaratmayı, geliştirdiği etkileşimli araçlar ve yayınlarla bireylerin dirençliliğine katkıda bulunmayı hedefliyor. Bu çerçevede santralistanbul Kampüsü’nde proje kapsamında geliştirilen araçların tanıtıldığı bir etkinlik düzenlendi. Proje koordinatörü İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Emre Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte bilgi düzensizlikleriyle mücadele için geliştirilen çevrim içi eğitim, oyunlar, kısa videolar, açık erişim kitap ve politika belgelerinin detayları paylaşıldı. Kitapta farklı disiplinlerden araştırmacıların çalışmaları yer aldı “Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik” başlıklı açık erişim kitap, farklı disiplinlerden araştırmacıların katkılarıyla bilgi düzensizliklerini kavramsal, siyasal ve toplumsal boyutlarıyla tartışıyor. Mayıs 2025’te düzenlenen konferansta sunulan on iki bildiriye dayanan bu yayın, yanlış bilginin yalnızca sosyal medya alışkanlıklarıyla sınırlı olmadığını; siyasal atmosferden medya yapılanmasına, toplumsal eşitsizliklerden platform yönetim modellerine kadar birçok farklı dinamiğin rol oynadığını ortaya koyuyor. Bu yönüyle kitap hem akademik araştırmalar hem de politika üretim süreçleri için kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor. Sertifikalı dersler bilgi düzensizliklerinin temel kavramlarını ele alıyor Proje kapsamında bilgi düzensizlikleriyle ilgili temel kavramları ve mücadele yollarını hak temelli bir yaklaşımla ele alarak öğrencilerden eğitmenlere, gazetecilerden sivil toplum aktörlerine kadar farklı gruplar için geliştirilen açık erişim çevrim içi derslerin detayları da paylaşıldı. Dersi tamamlayanların onaylı bir sertifika alabilecekleri bu dersler, herkesin ücretsiz olarak yararlanabileceği şekilde açık erişim olarak sunuluyor. Dijital oyunlar yanlış bilgiyle mücadelede farkındalık sağlıyor Proje, çevrimiçi derslerin yanı sıra oyunlaştırma ile de bilgi düzensizlikleriyle mücadeleye dair farkındalık kazandırmayı hedefliyor. CatchMatch, INFOCHIEF, Fanus ve Sparkline isimli dijital oyunlar kullanıcıların dijital ortamda karşılaştıkları bilgilere daha eleştirel yaklaşmalarına katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. Bu oyunlarda manipülasyon teknikleri, algoritmaların içerik sıralamalarına etkisi ve kullanıcı davranışlarının nasıl yönlendirildiği interaktif olarak gösteriliyor. Böylece kullanıcılar sosyal medyada karşılaştıkları içeriklerin ardındaki yönlendirme mekanizmalarını deneyimleyerek öğreniyor. Proje kapsamında politika belgeleri hazırlandı Yine proje kapsamında çok değerli uzmanların kaleme aldığı “Clausewitzci Bir Hibrit Savaş Teorisi”; “Dezenformasyonla Mücadelede Toplumsal Dirençliliğin Güçlendirilmesi: Uluslararası Kuruluşların ve Özellikle NATO’nun Rolü”; “Hakikat Sonrası Çağda Enformasyon Düzensizliği, Güven ve Yılmazlık: Antropolojik Bir Bakış Açısı” ve “Yapay Zekâ Çağında Bilişsel Güvenlik: Sentetik Etkiye Karşı Ulusal Esnek-Dayanıklılık Oluşturmak” başlıklı dört politika belgesi de tanıtıldı. Etkinlik kapsamında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci’nin moderatörlüğünde bir panel de düzenlendi. Panelde yapay zekâ, algoritmalar, yanlış bilgi ve toplumsal eşitsizlikler arasındaki ilişkiler farklı disiplinlerden uzmanlar tarafından ele alındı. ‘Platformların iş modeli değişmedikçe sorun devam edecek’ Panelin ilk konuşmacısı İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Saka, sosyal medya platformlarının etkileşim odaklı iş modelinin yanlış bilgi ekosistemini nasıl şekillendirdiğini anlattı. Saka, “Platformlar etkileşim odaklı; insanları orada tutmak istiyorlar. Bu iş modeli sürdükçe daha sansasyonel içerikler öne çıkmaya devam edecek” dedi. Saka, çözüm için algoritmik şeffaflığın kamu tarafından talep edilmesi, teyitçilik çalışmalarının sürdürülebilir şekilde desteklenmesi ve medya okuryazarlığının yapay zekâ çağının koşullarına göre yeniden tasarlanması gerektiğini vurguladı. ‘Bilgiye erişim hakkı ifade özgürlüğünün özüdür’ Dr. Tuğçe Duygu Köksal, panelin ikinci bölümünde bilgiye erişimin demokratik toplumlar açısından taşıdığı önemi hak temelli bir çerçevede değerlendirdi. Yanlış bilginin özellikle afetler, pandemiler ve seçimler gibi kriz dönemlerinde ciddi hak ihlallerine yol açtığını belirterek “Bilgiye erişim hakkı, ifade özgürlüğünün gerçekleştirilebilmesinin aracı değil, özüdür” ifadelerini kullandı. Köksal, sosyal medyada oluşan yankı odalarının ve algoritmik önyargıların rasyonel tartışma ortamını zayıflattığını, bunun da demokratik müzakere süreçlerini olumsuz etkilediğini dile getirdi. ‘Dijital eşitsizlik sadece teknolojiye erişimden ibaret değildir’ Panelin son konuşmacısı Türk Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Elif Posos Devrani, toplumsal eşitsizlikler ile bilgi düzensizlikleri arasındaki karşılıklı ilişkiye odaklandı. Dijital eşitsizliğin yalnızca teknolojiye erişimle sınırlı olmadığını, bireylerin dijital imkânları etik, eleştirel ve toplumsal yararı önceleyerek kullanabilme kapasitesine de bağlı olduğunu ifade etti. Bilgi düzensizliklerinin var olan eşitsizlikleri derinleştirdiğini, eşitsizliklerin de yanlış bilgiye karşı kırılganlığı artırdığını dile getiren Posos Devrani, kendi çalışmaları bağlamında da çocukların dirençliliğinin ancak devlet, platformlar, akademi, sivil toplum, öğretmenler ve ailelerin birlikte hareket ettiği bütüncül bir sistemle mümkün olabileceğini vurguladı.

Hyundai Motor Türkiye, Çocukların Hayallerine Hayat Veriyor Haber

Hyundai Motor Türkiye, Çocukların Hayallerine Hayat Veriyor

7-10 yaş arası çocukların, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan ilham alarak dünyayı daha iyi bir yer haline getirecek araçları tasarlamaları hedefleniyorBilim Virüsü iş birliğiyle güçlendirilen yarışmada jüri tarafından seçilen 10 çalışma ise Hyundai Motor Türkiye tarafından 3D olarak gerçeğe dönüştürülecek. Günümüzde küresel sorunlar ve sürdürülebilirlik, her yaştan bireyin gündeminde önemli bir yer tutuyor. Özellikle çocuklar, doğuştan gelen merakları ve sınırsız hayal güçleriyle bu konulara en özgün ve yaratıcı bakış açılarını kazandırma potansiyeline sahip. Hyundai Motor Türkiye, bu potansiyeli desteklemek ve çocukların dünyayı iyileştirme vizyonlarını sanat yoluyla ifade edebilmelerini sağlamak amacıyla “Hyundai Resim Yarışması: Dünyayı İyileştiren Araçlar” projesini başlattı. Hyundai ’nin “İnsanlık İçin İlerleme” vizyonu doğrultusunda geliştirilen yarışma, 2024 yılında başlatıldı ve 2025 yılında çocuk çalışmaları alanında uzman bir sosyal girişim olan Bilim Virüsü iş birliğiyle güçlendirildi. Proje, çocukların sürdürülebilir, yenilikçi ve daha iyi bir dünya için çözüm üretebilecek araç fikirlerini hayal güçleriyle buluşturduğu yaratıcı bir platform sunuyor. Program, üç aşamadan oluşuyor. İlk aşama olan Fikir Geliştirme Süreci’nde, çocukların Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) hakkında farkındalık kazanmaları, bu amaçlar üzerine düşünmeleri ve hikâyelerini geliştirmeleri hedefleniyor. Ardından gelen Sanatsal Tasarım Aşaması’nda ise çocuklar, SKA doğrultusunda dünyayı iyileştirecek araç fikirlerini özgün çizimlerle ifade ediyor. Yarışmanın son bölümünü oluşturan İlham Veren Seçim Süreci’nde, alanında uzman jüri üyeleri eserleri yaratıcılık, tema uygunluğu ve sanatsal ifade gücü gibi kriterlere göre değerlendiriyor. Bu doğrultuda proje kapsamında seçkin jüri üyeleri ile şeffaf bir seçim süreci kurgulandı. Ahmet Aydemir | Dr. Öğr. Üyesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Bölümü Akademisyeni ve Çevre, Enerji ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi MüdürüAyça Çizer | Otomotiv Gazetecisi ve İçerik Üreticisiİdil Türkmenoğlu | Yazar, Danışman, Öğretim Görevlisi ve Çocuk Genç Sanat Tiyatro KurucusuSeydi Murat Koç | Ressam ve Doğuş Üniversitesi Öğretim GörevlisiYalvaç Ural | Çocuk Edebiyatı Yazarı Bu değerlendirmelerin sonucunda 120 eser finale çıkmaya hak kazanacak. 7-8 yaş, 9-10 yaş ve özel gereksinimli 7-10 yaş kategorilerinden seçilen 9 eser ile birlikte, “Hyundai Özel Ödülü” almaya hak kazanan bir çalışma, Hyundai Motor Türkiye tarafından 3D formatında gerçeğe dönüştürülerek çocukların hayal dünyasına hayat verecek. Bunun yanında da 10 eser sahibine Hyundai tarafından hediye çeki verilecek. Hyundai Motor Türkiye, bu proje ile yalnızca çocukların sanatsal gelişimlerini desteklemekle kalmıyor; aynı zamanda onların toplumsal duyarlılığını artırmayı, sürdürülebilir kalkınma bilincini yaygınlaştırmayı ve geleceğe umutla bakan bir nesil yetiştirmeyi hedefliyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.