Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstanbul Sanayi Odası

Kapsül Haber Ajansı - İstanbul Sanayi Odası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul Sanayi Odası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tekstilde Daralmanın Merkezinde Sipariş Var Haber

Tekstilde Daralmanın Merkezinde Sipariş Var

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye Sektörel PMI Ağustos 2026 sonuçları, tekstil sektöründe yılın üçüncü çeyreğine ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Temmuz ayında 48,0 seviyesinde bulunan Tekstil Ürünleri PMI, ağustosta 44,1'e geriledi. Endeksin 50 seviyesinin altında kalması sektörde faaliyet koşullarının daraldığına işaret ederken, alt göstergelerdeki düşüş talep tarafındaki baskının üretime hızla yansıdığını gösterdi. Yeni siparişler endeksi bir ayda 46,0'dan 40,5'e gerilerken, üretim endeksi de 48,3'ten 43,3'e düştü. Yeni ihracat siparişleri 43,3 seviyesinde kalırken istihdam endeksi 50,5'ten 47,1'e indi. Firmaların mal alım miktarını gösteren endeksin 38,8'e kadar gerilemesi ise üreticilerin yeni döneme ilişkin daha temkinli hareket ettiğine işaret etti. "Sipariş görünürlüğü üretim kararını belirliyor" Verileri değerlendiren tekstil üreticisi Baran Başboğa, sektörün karşı karşıya olduğu tablonun yalnızca üretim rakamları üzerinden okunmasının eksik kalacağını belirtti. Başboğa, "Bugün tekstilcinin temel meselesi fabrikada üretim yapabilmekten çok, üretim hattını önümüzdeki aylarda hangi siparişle ve hangi kapasitede çalıştıracağını öngörebilmek. Yeni sipariş endeksinin 40,5'e kadar gerilemesi bu nedenle önemli. Sipariş görünürlüğü zayıfladığında üretici yalnızca üretimi kısmıyor; hammadde alımından istihdama, stok yönetiminden yatırıma kadar bütün kararlarında daha ihtiyatlı hareket etmeye başlıyor" değerlendirmesinde bulundu. İSO verilerinde mal alım miktarının 38,8'e gerilemesi de bu tabloyu destekliyor. Ağustos ayında Türkiye imalat sektörünün tamamında yeni siparişlerin yavaşladığı görülürken, tekstil ürünleri 44,1'lik PMI değeriyle takip edilen 10 imalat sektörü arasında en zayıf performans gösteren sektörlerden biri oldu. "Sorun kapasiteden çok talebin sürekliliği" Tekstil sektörünün yüksek üretim kapasitesi ve ihracat tecrübesine sahip olduğunu vurgulayan Başboğa, mevcut dönemde rekabet tartışmasının yalnızca üretim kabiliyeti üzerinden yürütülemeyeceğini söyledi. "Üretici açısından kapasitenizin olması tek başına yeterli değil. O kapasiteyi sürdürülebilir biçimde dolduracak sipariş akışına ihtiyacınız var. Talep zayıfladığında müşteriler daha düşük adetlerle, daha kısa vadeli ve fiyat konusunda çok daha hassas hareket ediyor. Bu da üreticinin birkaç ay sonrasını planlamasını güçleştiriyor. Tekstilde bugün üzerinde durmamız gereken temel gösterge, üretimden önce siparişin ne söylediğidir." Başboğa'ya göre siparişlerdeki zayıflamanın uzun süre devam etmesi, sektör açısından yalnızca kısa vadeli üretim kaybı anlamına gelmiyor. Üretim planlarının küçülmesi hammadde tedarikinden çalışan sayısına, yatırım kararlarından ihracat fiyatlamasına kadar geniş bir alanda etkisini gösterebiliyor. "Rekabet artık fiyatın ötesine geçti" Küresel tekstil pazarında alıcı davranışlarının da değiştiğini belirten Başboğa, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde hızlı üretim, kısa termin, esnek sipariş yönetimi ve Avrupa pazarlarına yakınlık gibi avantajlarını daha etkin kullanması gerektiğini ifade etti. Başboğa, "Tekstil sektöründe rekabeti yalnızca kimin daha düşük fiyat verdiği üzerinden okumak doğru değil. Alıcı artık fiyat kadar hızlı teslimatı, değişen talebe uyum sağlayabilmeyi ve tedarik sürekliliğini de değerlendiriyor. Türkiye'nin bu alanlarda önemli bir üretim tecrübesi var. Ancak sipariş tarafındaki daralmayı tersine çevirebilmek için bu avantajların yeniden güçlü bir rekabet unsuruna dönüştürülmesi gerekiyor" dedi. Ağustos verileri, tekstil sektöründe önümüzdeki dönemin temel gündeminin yalnızca üretim miktarı olmayacağını gösteriyor. Yeni siparişlerin seyri, sektörün üretim, istihdam ve yatırım iştahının yönünü belirleyecek en kritik göstergelerden biri olmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bahçıvan: Finansman Zinciri Kırılırsa Üretim Zinciri de Durur Haber

Bahçıvan: Finansman Zinciri Kırılırsa Üretim Zinciri de Durur

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, son açıklanan İSO Türkiye İmalat PMI verilerinin, imalat sanayinde yaşanan zayıflamanın geçici bir dalgalanmanın ötesine geçtiğini ve finansman sorunlarının artık üretim zincirinin tamamını etkileyen yapısal bir meseleye dönüştüğünü gösterdiğine dikkat çekti. Temmuz ayında 47,7 olarak gerçekleşen İSO Türkiye İmalat PMI verisinin, 50 eşik değerinin altında kalmaya devam ettiğini hatırlatan Bahçıvan; faaliyet koşullarındaki bozulmanın 28’inci aya ulaştığını, yeni siparişlerin zayıf seyrini koruduğunu, üretim ve istihdamın gerilediğini vurguladı. Bahçıvan şu değerlendirmelerde bulundu: “PMI verisindeki sınırlı yükseliş bizi yanıltmamalıdır. Üretim ve istihdam uzun zamandır düşüş trendi gösteriyor. Yeni siparişlerdeki zayıflık devam ediyor. Bu tablo, sanayide yalnızca talep sorunu yaşanmadığını; finansman, işletme sermayesi ve likidite zincirinde de ciddi bir bozulma bulunduğunu açıkça göstermektedir.” “Finansman yükü ortadan kalkmıyor, KOBİ’ye doğru aktarılıyor” Türkiye’deki sanayiciler açısından finansman sıkışıklığının artık yalnızca bankadan kredi bulabilme meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kredi mekanizması yeterince çalışmadığında finansman ihtiyacı ortadan kalkmıyor; yalnızca adres değiştiriyor. Büyük alıcıların vadeleri uzuyor, vade farkları üzerinde baskı oluşuyor ve finansman maliyeti tedarik zinciri boyunca aşağıya doğru aktarılıyor. Sonuçta en ağır yükü, pazarlık gücü daha sınırlı olan KOBİ üreticilerimiz ve tedarikçilerimiz taşıyor. Bugün birçok KOBİ’miz yalnızca üretim yapmakla kalmıyor; müşterisinin finansman ihtiyacını da fiilen üstleniyor. Alacağını geç tahsil ediyor, işletme sermayesi ihtiyacı büyüyor, fakat aynı anda banka kredisine erişimi zorlaşıyor. Sanayicinin görevi müşterisini finanse etmek değil; üretmek, yatırım yapmak, istihdam sağlamak ve ihracat yapmaktır.” “Mesele programdan vazgeçmek değil, üretim ayağını tamamlamak ve güçlendirmek” Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi, cari açığın kontrol altında tutulması ve makroekonomik istikrarın sağlanmasına yönelik hedefleri son derece önemli bulduklarını ifade eden Bahçıvan, geniş ve kontrolsüz bir kredi büyümesi talep etmediklerinin altını çizdi: “Mesele mevcut istikrar programından vazgeçmek değildir. Mesele, programın üretim ve yatırım ayağını kalıcı finansman araçlarıyla tamamlamaktır. Üretime, ihracata, teknolojiye ve verimliliğe yönelen finansmanın; seçici, izlenebilir ve ölçülebilir mekanizmalarla ayrı bir kanala kavuşturulması gerekiyor.” Bahçıvan, dönemsel kredi paketleri, yapılandırmalar ve kampanyaların sanayici açısından değerli olduğunu; ancak bu adımların yapısal sorunu tek başına çözemeyeceğini belirtti: “Geçici destek paketleri sanayicimize nefes aldırır. Ancak kalıcı çözüm, nefes alınacak finansman sistemini yeniden kurmaktır. Banka kredisine aşırı bağımlı mevcut yapı daha dengeli, çeşitli ve dayanıklı bir modele dönüştürülmelidir.” “Yeni nesil sanayi finansman mimarisi kurulmalı” Bahçıvan, yeni finansman modelinin şu alanlar üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade etti: Tedarik zinciri ve ticari alacak finansmanı modellerinin yaygınlaştırılması,KOBİ’lere yönelik garanti ve risk paylaşım mekanizmalarının güçlendirilmesi,Kalkınma bankacılığı, proje finansmanı ve yatırım kredilerinin büyütülmesi,KOBİ’lerin tahvil, fon ve diğer sermaye piyasası araçlarına erişiminin kolaylaştırılması,Alternatif finansman araçlarının hukuki ve kurumsal altyapısının geliştirilmesi. Türk sanayisinin ekonominin lokomotifi olma özelliğini, üretme ve toparlanma kapasitesinin hala güçlü olduğunu ifade eden Bahçıvan, “Sanayicimizin üretme iradesinde bir eksiklik yoktur. İhtiyaç duyduğu şey, bu iradeyi destekleyen doğru finansman iklimidir” dedi. Bahçıvan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “İstanbul Sanayi Odası olarak sorunu yalnızca tarif etmiyor, kalıcı çözümün çerçevesini de ortaya koyuyoruz. Kamu otoritelerimiz, finans kuruluşlarımız ve sermaye piyasası kurumlarımızla birlikte üretim odaklı yeni bir finansman mimarisi kurmaya hazırız. Unutulmamalıdır ki; finansman zinciri kırılırsa üretim zinciri de durur. Üretim zincirinin durması ise yalnızca sanayicinin değil; istihdamın, ihracatın, şehirlerimizin ve Türkiye’nin geleceğinin meselesidir. Sanayiye sahip çıkmak, Türkiye’ye sahip çıkmaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası, Ekonomiye Destekte Özel Bankalar Arasındaki Liderliğini Sürdürüyor    Haber

İş Bankası, Ekonomiye Destekte Özel Bankalar Arasındaki Liderliğini Sürdürüyor  

Yılın ilk yarısında özkaynak büyüklüğünü %6 artışla 453 milyar TL’ye yükselten Türkiye İş Bankası, aktif büyüklüğünü %10,1 artışla 5,1 trilyon TL seviyesine taşıyarak “Türkiye'nin en büyük özel bankası” konumunu devam ettiriyor. Sürdürülebilir değer yaratma hedefiyle kaynaklarını ekonominin geniş kesimleriyle buluşturan İş Bankası’nın nakdi kredi hacmi, Haziran sonu itibarıyla 2,7 trilyon TL’ye, gayrinakdi kredi hacmi ise 1 trilyon TL’ye yükseldi. Hanehalkına ve reel sektöre sağladığı toplam kredi desteği 3,7 trilyon TL’ye ulaşan Banka, bu dönemde de toplam nakdi ve gayrinakdi krediler açısından ekonomiye en yüksek finansmanı sağlayan özel banka olarak liderliğini korudu. 2026 Haziran sonu itibarıyla net dönem kârı 30 milyar TL düzeyinde gerçekleşen Bankanın, sermaye yeterlilik oranı, sağlam finansal yapısının bir göstergesi olarak %15,4 oldu. Aynı dönemde aktif büyüklük ve kredilerin yanı sıra toplam mevduatta da özel bankalar arasında ilk sırada yer alan Bankanın, Haziran sonunda toplam mevduat hacmi, yıl sonuna göre %9,7 artışla 3,4 trilyon TL’ye yükseldi. Reel sektör için yurt dışından 3,1 milyar ABD doları kaynak Yurt dışı finansman kaynaklarına erişim olanaklarını da değerlendirmeye devam eden Banka, Temmuz ayında, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon ABD Doları tutarında, 12 yıl vadeli ve yedinci yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde Eurotahvil ihracı gerçekleştirdi. İş Bankası, söz konusu ihracın yanı sıra, Haziran ayında 658,8 milyon ABD Doları ve 520,3 milyon Euro tutarında 367 gün vadeli sürdürülebilir sendikasyon kredisi sağladı. Ayrıca, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda, tarımsal üretkenliği artıran ve iyi tarım uygulamalarının gelişimine yönelik projelerin desteklenmesi amacıyla kullandırılmak üzere, Güneydoğu Avrupa Fonu’ndan 20 milyon Euro tutarında 6 yıl vadeli kaynak temin etti. Bankanın 2025 yıl sonundan bugüne kadar reel sektörün hizmetine sunmak üzere yurt dışından sağladığı toplam kaynak tutarı 3,1 milyar ABD Doları seviyesine ulaştı. “Yapay zekâ katma değer ortaya koyma biçimini de dönüştürüyor” Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Bankanın 2026 ilk yarı finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, ekonomiyi, üretim biçimlerini, çalışma hayatını, hatta eğitim, sağlık gibi yaşamın birçok alanını derinden etkileyen yapay zekânın katma değer yaratma biçimini de dönüştürdüğünü ifade etti. Yeni çağın hem ülkeler hem kurumlar için rekabette ve verimlilikte önemli fırsatlar sunduğunu, İş Bankası’nın da insan odaklı bir tarzda yapay zekâ ve teknolojiye yatırım yaptığını vurgulayan Aran, insanın yerine geçen değil insanın potansiyelini büyüten teknoloji yatırımları ve iş birliklerinin ekonomi açısından özellikle fırsat eşitsizliklerini azaltan güçlü bir kaldıraç olabileceğini ifade etti. Gelecekte sadece en iyi, en gelişmiş teknolojileri geliştirenlerin değil o teknolojiyi insan yetkinliğiyle birlikte kullanan kurumların ve ülkelerin öne çıkacağını söyleyen Aran, “Rekabet yalnızca güçlü finansallar, bilançolar üzerinden değil yapay zekâyı insanın üretkenliğiyle buluşturacak tarzda en doğru kullananlar etrafında şekillenecek. Biz de gerek yeni nesil iştiraklerimiz ve fintek iş birliklerimizle gerekse diğer yatırımlarımızla ülkemiz için kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz” dedi. KOBİ’lere yönelik “Dijitalleşme ve Değer Odaklı Büyüme Programı” Türkiye İş Bankası açısından bu yılın ilk yarısında öne çıkan gelişmeler arasında, ekonominin lokomotifi olan KOBİ’lerin dönüşümünü desteklemeye yönelik İstanbul Sanayi Odası Stratejik Dönüşüm Merkezi ile birlikte hayata geçirilen ‘Dijitalleşme ve Değer Odaklı Büyüme Programı’ yer alıyor. Program, dijitalleşme ve değer odaklı büyüme alanlarında sunacağı bütüncül, uygulanabilir ve ölçeklenebilir çözümlerle KOBİ’lerin küresel değer zincirlerinde daha rekabetçi ve dirençli bir konuma ulaşmalarına katkı sağlamayı hedefliyor. İş Bankası’nın, dünyanın önde gelen marka değerleme ve strateji danışmanlığı kuruluşlarından Brand Finance’ın değerlendirmesinde üst üste üçüncü kez Türkiye’nin marka değeri en yüksek bankası seçilmesi, ayrıca marka gücü bakımından Avrupa’nın ilk 10 bankası arasında yer alması da ilk yarıdaki önemli gelişmeler arasında öne çıkıyor. Banka ayrıca The Banker dergisinin düzenlediği “2026 Teknoloji Ödülleri" programında açık bankacılıkta en iyi banka ödülüne layık görüldü; Euromoney tarafından gerçekleştirilen “Mükemmellik Ödülleri”nde de Orta ve Doğru Avrupa’nın en iyi dijital bankası seçildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Matlı’nın Üretim Ölçeği İSO Listelerine Üç Şirketle Yansıdı Haber

Matlı’nın Üretim Ölçeği İSO Listelerine Üç Şirketle Yansıdı

Proyem İSO 500’de 152’nci, Keskinoğlu 160’ıncı sıraya yerleşirken, Yörsan İSO İkinci 500’de 47 basamak yükselerek 175’inci sırada yer aldı. Temelleri 1965 yılında Bursa’nın Karacabey ilçesinde atılan Matlı Şirketler Grubu; üretim tesisleri, tedarik ağı, Ar-Ge merkezleri, ulusal markaları ve 81 ile ulaşan bayi yapılanmasıyla tarımsal ham maddeden nihai ürüne, üretimden markalaşmaya uzanan bütünleşik sanayi yapısıyla Türkiye’nin önde gelen gıda grupları arasında yer alıyor. Grubun ulaştığı üretim ölçeği, İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu ve İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmalarına üç şirketle yansıdı. Üretim zincirinin üç önemli halkası listelerde Matlı Şirketler Grubu bünyesinde yem üretimi alanında faaliyet gösteren Proyem, İSO 500’de 152’nci sırada yer aldı. Piliç eti, yumurta ve ileri işlenmiş gıda üretimi gerçekleştiren Keskinoğlu ise listede 160’ıncı oldu. Süt ve süt ürünleri alanında faaliyet gösteren Yörsan, Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesine 175’inci sıradan girdi. Böylece Matlı Şirketler Grubu’nun hayvan besleme, yumurta ve piliç eti ile süt ve süt ürünlerindeki üretim kapasitesi, İSO araştırmalarında üç ayrı şirketle karşılık buldu. Yörsan bir yılda 47 basamak yükseldi Matlı Şirketler Grubu’nun 2022 yılında bünyesine kattığı Yörsan, İSO İkinci 500’deki yükselişiyle öne çıktı. Geçen yıl listeye ilk kez 222’nci sıradan giren Yörsan, bu yıl 47 basamak ilerleyerek 175’inci sıraya yerleşti. Yörsan’ın yeniden üretime kazandırılmasının ardından ürünler 2023 yılında tüketicilerle buluşturuldu. Üretim altyapısına, dağıtım ağına, ürün portföyüne ve marka iletişimine yönelik çalışmalarla desteklenen Yörsan, Susurluk’taki tesisinde günlük 1.500 ton çiğ süt işleme kapasitesine sahip bulunuyor. Yörsan’ın İSO İkinci 500’de bir yılda kaydettiği yükseliş, köklü bir markanın yeniden üretimle buluşturulmasının ve yapılan yatırımların sanayi performansına yansıması açısından önem taşıyor. Proyem’in İSO 500 yolculuğu 2017’de başladı Matlı Şirketler Grubu’nun yem üretimindeki ana kuruluşu Proyem’in İSO 500 yolculuğu, ilk kez yer aldığı 2017 yılı listesiyle başladı. Proyem, bu yıl elde ettiği 152’ncilikle grubun İSO 500’de en üst sırada yer alan şirketi oldu. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üretim tesisleriyle faaliyet gösteren Proyem, Matlı Şirketler Grubu’nun tarımsal ham madde, hayvan besleme, hayvancılık ve gıda üretimi arasındaki bağlantıyı kuran temel unsurlarından birini oluşturuyor. Keskinoğlu Matlı bünyesinde 160’ıncı sırada İSO 500’de 2021 yılından bu yana yer alan Keskinoğlu, Matlı Şirketler Grubu bünyesinde açıkladığı son sonuçla listede 160’ıncı sıraya yerleşti. Matlı Şirketler Grubu’nun 2023 yılında bünyesine kattığı Keskinoğlu; piliç eti, sofralık yumurta, pastörize yumurta, ileri işlenmiş gıda ve ambalaj üretimine uzanan entegre yapısıyla faaliyet gösteriyor. Keskinoğlu’nun üretim altyapısı ile Proyem’in hayvan besleme alanındaki birikiminin aynı sistem içerisinde buluşması, grubun gıda değer zincirindeki üretim kapasitesini destekliyor. Özer Matlı: “İSO sonuçları üretim sistemimizin ortaya çıkardığı somut bir karşılıktır” Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, İSO sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bugün 29 şirketimizle tarımdan yeme, hayvancılıktan gıdaya, lojistikten enerji ve hizmet alanlarına uzanan geniş bir üretim sistemi yönetiyoruz. Proyem ve Keskinoğlu’nun İSO 500’de, Yörsan’ın ise İSO İkinci 500’de yer alması, yaptığımız yatırımların ortaya çıkardığı somut bir karşılıktır.” “Proyem’in üretimdeki köklü birikimi, Keskinoğlu’nun entegre yapısı ve Yörsan’ın bir yılda 47 basamak yükselmesi, farklı alanlarda yürüttüğümüz çalışmaların sonuçlarını gösteriyor. Bünyemizde yer alan şirketlerimizi üretim, teknoloji, dağıtım, istihdam ve marka yatırımlarıyla geliştirmeyi önemsiyoruz.” Yörsan’ın yeniden üretime kazandırılmasına ayrıca değinen Özer Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yörsan’ı bünyemize kattığımızda köklü bir değeri yeniden tüketiciyle buluşturmak üzere kapsamlı bir çalışma başlattık. Üretim hatlarını devreye aldık, istihdam oluşturduk, dağıtım yapısını geliştirdik ve markamızı yeniden Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırdık. Yörsan’ın İSO İkinci 500’de bir yılda 47 basamak yükselmesi, gerçekleştirdiğimiz çalışmaların üretim performansına yansıdığını ortaya koyuyor.” “Bizim için ölçek yalnızca şirket ya da tesis sayısıyla ifade edilmiyor. Oluşturduğumuz istihdam, birlikte çalıştığımız tedarikçiler, ülke geneline ulaşan bayi ağımız ve faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde ortaya çıkan ekonomik değer, ekosistemimizin asıl karşılığını oluşturuyor. Ar-ge ve inovasyona, üretime, teknolojiye, insan kaynağına ve markalarımıza yatırım yapmayı sürdüreceğiz.” 29 şirketle Türkiye’nin yedi bölgesinde Matlı Şirketler Grubu bugün 29 şirketi, 7 bini aşkın çalışanı, 10 binden fazla tedarikçisi, iki Ar-Ge merkezi ve 81 ilde 1.000’i aşkın bayisiyle faaliyetlerini sürdürüyor. Hayvan beslemeden süt, yumurta ve piliç eti üretimine; tarımsal ham madde tedarikinden lojistik, depolama ve dağıtıma kadar farklı süreçleri aynı yapı içerisinde yöneten Matlı Şirketler Grubu’nun üretim ölçeği, Proyem, Keskinoğlu ve Yörsan’ın İSO listelerindeki sonuçlarıyla bir kez daha ortaya kondu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Efor Yatırım ve Efor Gübre’den İSO İkinci 500’de Çifte Başarı Haber

Efor Yatırım ve Efor Gübre’den İSO İkinci 500’de Çifte Başarı

İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye sanayisinin en kapsamlı araştırmaları arasında yer alan “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” sonuçları açıklandı. Araştırmada, Efor Yatırım geçen yılın ardından listede yer alma başarısını 284’üncü sıra ve 173 basamaklık yükselişle sürdürürken, bağlı ortaklığı Efor Gübre de bu yıl ilk kez listeye girdi. Bu sonuç, Efor Yatırım ve bağlı ortaklığı Efor Gübre’nin üretim ve sanayi alanındaki performansını bir kez daha ortaya koydu. Enerji, tarım, gıda ve sanayi alanlarında faaliyetlerini sürdüren Efor Yatırım ve bağlı ortaklığı Efor Gübre; üretim kapasitesi, tedarik gücü, lojistik kabiliyeti ve katma değerli ürün yaklaşımıyla Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. Efor Yatırım’ın listede yükselmesi ve Efor Gübre’nin ilk kez listeye dahil olması, entegre büyüme modelinin sanayi performansına yansıması açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. “Üretim gücümüzü Türkiye ekonomisi için değere dönüştürüyoruz” Efor Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Akkuş, İSO İkinci 500 sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Efor Yatırım ve Efor Gübre olarak büyüme yolculuğumuzu yalnızca finansal göstergelerle değil; üretim, istihdam, yatırım ve ülkemize sağladığımız katma değerle ele alıyoruz. İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasında Efor Yatırım’ın yükselişini sürdürmesi ve Efor Gübre’nin bu yıl ilk kez listeye dahil olması, bu yaklaşımımızın somut bir sonucudur. Tarımdan sanayiye, gıdadan enerjiye uzanan faaliyet alanlarımızda daha verimli, daha güçlü ve daha sürdürülebilir bir yapı kurmak için çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde de üretim gücümüzü Türkiye ekonomisi için değere dönüştürmeye devam edeceğiz.” Tarım ve sanayide verimlilik odaklı büyüme Bu yıl ilk kez İSO İkinci 500 listesine dahil olan Efor Gübre, gübre sektöründe verimlilik, sürdürülebilirlik ve etkin tedarik yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı listesinde 34’üncü sırada yer alan Efor Gübre, tarımsal üretimin stratejik öneminin arttığı bir dönemde, çiftçinin ihtiyaçlarına yanıt veren ürün ve hizmet yapısıyla tarımsal değer zincirine katkı sunuyor. Sanayi, üretim ve yatırım odaklı büyüme stratejisinin önemli taşıyıcılarından Efor Yatırım ise İSO İkinci 500’de 284’üncü sıraya yükselirken, gıda ürünleri imalatı sektör kategorisinde 66’ncı oldu. Efor Yatırım ve Efor Gübre, sürdürülebilir büyüme, güçlü tedarik yapısı, verimlilik odaklı üretim anlayışı ve katma değerli ürün yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Santa Farma İlaç, Yine Türkiye'nin En Büyük Sanayi Kuruluşları Listesi İSO 500’de! Haber

Santa Farma İlaç, Yine Türkiye'nin En Büyük Sanayi Kuruluşları Listesi İSO 500’de!

80 yılı aşkın köklü tecrübesiyle insan sağlığı ve yaşam kalitesini artırmak için çalışan Santa Farma, Türkiye'nin ilaç sanayisinin en güçlülerinden biri olmaya devam ediyor. İstikrarlı büyüme gücü, operasyonel mükemmelliği ve nitelikli insan gücü ile faaliyetlerini sürdüren Santa Farma, bu yıl da İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) hazırladığı İSO 500 listesinde yerini alarak sektördeki istikrarlı yükselişini tekrar kanıtlamış oldu. İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl hazırlanan, Türkiye’nin sanayi kuruluşlarının performansını değerlendirmek ve sektörlerdeki gelişmeleri izlemek amacıyla oluşturulan "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2026 Araştırması" sonuçları açıklandı. 2025 yılı verilerine göre Santa Farma İlaç, listede 439’uncu sırada yer alarak Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşları arasındaki yerini aldı. Şirket, geçen yıla göre 15 basamaklık yükseliş kaydederek istikrarlı büyüme performansını ortaya koydu. Santa Farma CEO’su Sami Kiresepi: "Üretim ve İstihdamımızla Türkiye İçin Değer Üretmeye Devam Ediyoruz" Elde edilen bu önemli başarıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Santa Farma İlaç CEO’su Sami Kiresepi, şunları söyledi: "İstanbul Sanayi Odası’nın titizlikle hazırladığı İSO 500 listesinde bir kez daha yer alarak Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında bulunmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu başarı; sağlık alanında, dünya pazarlarındaki yerel ihtiyaçları, global standartlarla buluşturan referans şirket olma vizyonumuz doğrultusunda Ar-Ge’ye, teknolojiye ve beşerî sermayeye yaptığımız kesintisiz yatırımların bir sonucudur. Yerli üretim gücümüz, yüksek istihdamımız ve dünya standartlarındaki üretim tesisimizle sadece ülkemizin ilaç ihtiyacını karşılamakla kalmıyor, küresel pazarlardaki varlığımızı da her geçen gün büyütüyoruz. Türkiye ekonomisine ve halk sağlığına katma değer sağlamaya kararlılıkla devam edeceğiz. Bu gurur verici başarıda emeği olan tüm Santa Farma ailesine ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yüksek Teknoloji ve Katma Değerli Üretim, Maysan Mando’yu İSO 500’e Taşıdı Haber

Yüksek Teknoloji ve Katma Değerli Üretim, Maysan Mando’yu İSO 500’e Taşıdı

Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, sektör arenasındaki başarılarına bir yenisini daha ekledi. Maysan Mando, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesine adını yazdırarak, Türkiye’nin sanayi devleri arasında yerini aldı. Türkiye ekonomisinin en önemli referans çalışmalarından biri olarak kabul edilen İSO 500 araştırması, şirketleri net satışlar, üretimden satışlar, ihracat, brüt katma değer ve faaliyet performansları gibi birçok kriter doğrultusunda değerlendiriyor. Maysan Mando’nun bu prestijli listede yer alması, yalnızca üretim gücünün değil, aynı zamanda uzun vadeli büyüme vizyonunun da bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek Katma Değerli Üretim Stratejisi Sonuç Veriyor Son yıllarda odağını yüksek katma değerli ürünlere yönlendiren Maysan Mando, otomotiv sektöründeki dönüşüme paralel olarak teknoloji yatırımlarını ve ürün geliştirme çalışmalarını hızlandırıyor. Özellikle modül sistemleri ve ileri valf teknolojileri alanında yürütülen çalışmalar, şirketin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Katma değeri yüksek ürünlere yönelik stratejik dönüşüm, şirketin sadece üretim hacmini değil, ürün kalitesini ve teknolojik yetkinliklerini de ileri taşıyor. Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.