Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstihdam

Kapsül Haber Ajansı - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı Haber

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı

Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Koç Holding CEO’su ve Tofaş Yönetim Kurulu Başkanı Levent Çakıroğlu, Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan, FIAT CEO’su Arnaud Belloni ve Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu'nun yanı sıra bayi ve tedarikçi temsilcileri ile Tofaş çalışanlarının katıldığı törenle banttan indirilen ilk model; Türkiye hafif ticari araç pazarının en önemli modellerinden biri olan Fiat Dobló oldu. K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. İstihdam hedefi 1.000 kişi olan ve 100'e yakın yerel tedarikçiyi bir araya getiren proje, Türkiye otomotiv sanayiinin üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü artıran önemli bir yatırım hamlesi olarak öne çıkıyor. Türk otomotiv sanayiinin öncü kuruluşu Tofaş, Koç Holding ve Stellantis ortaklığının yeni dönemini simgeleyen stratejik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Eylül 2025'te Stellantis ile imzalanan anlaşma kapsamında hayata geçirilen K9 projesi, 26 Ekim 2026, Pazartesi günü Tofaş Fabrikası'nda düzenlenen törenle seri üretim aşamasına geçti. Tören, Türk otomotiv sanayiinin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunu tahkim eden tarihi bir adıma sahne oldu. Tofaş'ta yeni dönemin simgesi, Fiat Dobló oldu K9 projesinin üretime başlangıç töreninin en anlamlı anlarından birini, Fiat Dobló'nun yeniden Tofaş üretim bandından inmesi oluşturdu. İlk kez 2000 yılında Bursa'da üretilmeye başlanan ve 2023 yılına kadar Tofaş'ta üretimi devam eden Fiat Dobló, Türk otomotiv sanayiinde olduğu kadar ticari araç pazarında önemli bir başarı elde etti. Türkiye'de 26 yılda 600 bin adedin üzerinde satışa ulaşan model, farklı nesilleri ve gövde seçenekleriyle ticari hayatın en tanınan araçlarından biri haline geldi. Üç yıllık aranın ardından yeniden Bursa'da üretilecek Dobló'nun K9 projesi kapsamında banttan inen ilk araç olması, Tofaş'ın üretim mirasını geleceğe taşıyan simgesel bir başlangıç olarak öne çıktı. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Peugeot Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. K9 projesinin devreye girmesi ve mevcut K0 projesinin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasiteyle üretime devam etmesiyle Tofaş'ın yıllık bitmiş araç üretim hacminin 230-250 bin adet seviyelerine ulaşması öngörülüyor. K9 kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık 660 bin adet aracın üretilmesi hedefleniyor. Böylece Tofaş, Stellantis'in bölgesel üretim ağı içerisindeki stratejik konumunu güçlendirirken, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki iddiasını da ileri taşıyacak. Dört farklı markayı kapsayan K9 projesiyle Tofaş, hafif ticari araç üretimindeki çok markalı yapısını daha da güçlendirecek. Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri, ticari taşımacılığa yönelik kargo ve yolcu taşımacılığına uygun kombi versiyonlarıyla üretilecek. Çoklu enerji platformuna uygun üretim altyapısı ise ilerleyen dönemde elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a ilave üretim esnekliği sağlayacak. K9 projesiyle yaklaşık 1.000 kişilik istihdam ve yüzde 50 yerlilik hedefi K9 projesi, üretim kapasitesinin yanı sıra istihdam, yerlilik ve mühendislik alanlarında da önemli katkılar sağlayacak. Proje kapsamında Tofaş Fabrikası’nda yaklaşık 1.000 kişilik istihdam öngörülürken, 100’e yakın yerli tedarikçi firma üretim sürecine dahil edildi. Projede yüzde 50 mertebesinde yerlilik oranı hedefleniyor. Tofaş Ar-Ge Merkezi’nin mühendislik ve teknik geliştirme süreçlerinde görev aldığı projede, 300’ün üzerinde mühendis ve teknik personel çalıştı. Araçların performans, dayanıklılık, güvenlik ve kalite gerekliliklerine yönelik doğrulama ve onay testleri de Tofaş Ar-Ge Merkezi tarafından yürütüldü. K9’un Tofaş’ın sürdürülebilir büyümesine katkısının yanı sıra Türkiye’nin Avrupa’da hafif ticari araç üretimindeki liderlik iddiasını desteklemesi bekleniyor. Türkiye iç pazarındaki toplam satışlarda yerli üretim araçların payı yaklaşık yüzde 35 seviyesindeyken, K9 projesinin bu oranı yaklaşık 10 puan artırması öngörülüyor. Proje kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık toplamda 660 bin adet araç üretilmesi hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: “Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum.” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tören esnasında yaptığı konuşmasında “2002’den bu yana Avrupa ekonomisinin yılda sadece %1,4 büyürken, Türkiye’nin büyümesinin %5,3 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Otomotiv sektörünün Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ettiğini söyleyen Bakan Kacır “2000’lerin başında yılda ancak 300 bin aracın satıldığı Türkiye’de şimdi yılda 1,5 milyon araç satılabiliyor. Avrupa’nın yapması gereken inovasyonu hızlandırmak, verimliliği yükseltmektir” diye konuştu. 300 milyon ABD doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin Tofaş’ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır sözlerine “Küresel rakipleriyle yarışta olan Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum. K9 Projesi'nin Bursa'mızın ve ülkemizin üretim, istihdam ve ihracatına önemli katkılar sunmasını; yeni yatırımlara, başarılara ve iş birliklerine vesile olmasını temenni ediyorum” diyerek son verdi. AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise törendeki konuşmasında “Avrupa'nın giderek daha da korumacı hale gelen politikalarını, sanayi hızlandırma yasası ve Made in EU yaklaşımıyla net bir şekilde görebiliyoruz” diye konuştu. Bakan Varank, Böyle bir dönemde yeni bir modelin Bursa’da üretilmesinin kararının alınması, aslında bu ülkeye bu ülkenin insanına üretim kabiliyetine duyulan güvenin ve aynı zamanda karşılıklı kazan kazan anlayışının somut bir göstergesidir” dedi. Ömer Koç: “Son 5 yılda Tofaş'a 1 milyar dolar yatırım yaptık” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Topluluğu'nun 100'üncü yaşında Tofaş'ın yeni bir stratejik yatırımı hayata geçirmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Tofaş'ın Türkiye otomotiv sanayiindeki öncü rolüne ve Koç Holding ile Stellantis arasındaki güçlü ortaklığa dikkat çeken Ömer Koç, “Otomotiv sektöründeki kurallar tüm dünyada ve bilhassa önemli bir parçası olduğumuz Avrupa'da yeniden yazılırken, ülkemize çekebildiğimiz her yatırımın son derece kıymetli olduğu kanaatindeyim” dedi. Son 5 yılda Tofaş'a yapılan yatırımın 1 milyar dolar mertebesine ulaştığını kaydeden Koç, “Memnuniyetle ve gururla belirtmek isterim ki, bu yatırımın yarısı Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımıza yöneliktir. Şirketimiz, Stellantis'in önde gelen üretim ve Ar-Ge merkezleri arasındadır” diye konuştu. Geçtiğimiz yıl K0 projesinin başarıyla devreye alındığını hatırlatan Koç, 300 milyon dolar yatırımla hayata geçen K9 projesiyle yıllık 100 bin adet üretim hedeflendiğini dile getirdi. Koç, “Bu yeni modelin Citroen, FIAT, Opel ve Peugeot markalarımız için üretilecek olmasını Tofaş’ın sürdürülebilir büyüme yolculuğu açısından çok kıymetli bir adım olarak görüyoruz” dedi. Koç, otomotivde artan uluslararası rekabete dikkat çekerek, böyle bir dönemde K9 modelinin Türk otomotiv sanayiinin Avrupa’daki ticari araç üretim liderliğini daha da güçlendireceğini söyledi. Koç, “Tofaş'ın yetkinliklerini ve kapasitesini âzâmî şekilde kullanıp müşterilerimize daha fazla yerli model sunabilmeyi, böylece memleketimizin cârî dengesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, başka yeni modeller konusunda ortağımızla görüşmeleri sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu. Ömer Koç, Made in EU politikasıyla Avrupa’nın 30 senelik Gümrük Birliği ilişkisini hiçe sayma basiretsizliğine düşebileceğine işaret ederek” “Bilhassa otomotiv sektörümüzde büyük emeklerle tesis edilmiş olan üretim ve mühendislik kapasitesinin muhafaza edilebilmesi için mütekabiliyet çerçevesinde bazı adımların atılması kaçınılmaz olabilir” dedi. Koç, iç pazarın büyümesine yatırımların cazibesini artıracak uygun mekanizmalarla katkı sağlanmasının şart olduğuna dikkat çekti. Samir Cherfan: “K9, Tofaş’ın Stellantis üretim ağındaki stratejik konumunu güçlendiriyor” K9 projesinin Tofaş ve Stellantis için önemine vurgu yapan Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan konuşmasında “Koç Topluluğu’nun 100’üncü kuruluş yıl dönümünde Bursa’da yeni bir projeyi hayata geçirmenin ve bu dönüm noktasını birlikte kutlamanın, Stellantis açısından büyük bir ayrıcalık olduğuna değinerek başladı. Cherfan; 2000–2023 yılları arasında Bursa’da üretilen ve Türkiye’de 600 binden fazla müşterinin tercihi olan Doblo’nun, Tofaş ile FIAT adını dünyaya taşıdığını aktardı. Doblò, Fiorino ve Egea’nın Tofaş Fabrikası’nın en önemli başarı hikâyelerinden olduğunun altını çizen Samir Cherfan, ayrıca üç yıl sonra Doblò’nun evine dönmesinin, Tofaş için önemli bir gelişmeyi temsil ettiğini vurguladı. Samir Cherfan “K9 projesi kapsamında Fiat Doblò, Citroën Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner olmak üzere dört markanın beş modeli için yıllık 100 bin araçlık üretim kapasitesi planlanıyor. Çoklu enerji seçeneklerini destekleyen ve elektrikli hafif ticari araç üretimine hazır olan bu platform, Türkiye’nin bölgesel üretimdeki rolünü daha da güçlendiriyor. Bu projenin temelinde, Koç Topluluğu ile yarım asrı aşan güçlü ortaklığımız, eylül 2025’te imzaladığımız stratejik anlaşmayla daha da güçlendi. Stellantis’in markalarını, platformlarını ve küresel erişimini; Koç’un liderliği ve Tofaş’ın üretim ve mühendislik yetkinlikleriyle bir araya getiren bu ortaklık vesileysiyle Tofaş, bugün Stellantis’in dünya çapındaki en önemli üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri konumunda” diye konuştu. Doblò’nun güçlü mirası üzerine inşa edilen K9 projesinin, Stellantis’in Orta Doğu ve Afrika bölgesine yönelik FaSTLane 2030 stratejisinin de somut bir adımı olduğunu sözlerine ekleyen Cherfan “Bu strateji kapsamında, çift haneli faaliyet kâr marjımızı koruyarak gelirlerimizi yüzde 40 artırmayı ve yerel, bölgesel ve Asya kaynaklı tedarikin payını yüzde 30’dan yüzde 90’a çıkarmayı hedefliyoruz. Bölgede, bölge için üretim yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verirken rekabet gücümüzü ve dayanıklılığımızı artırıyoruz. K9 projesi, yıllık 100 bin araçlık planlanan üretim kapasitesiyle Tofaş’ın bu stratejideki rolünü pekiştiriyor ve bölge pazarlarına rekabetçi koşullarda hizmet sunma kabiliyetimizi güçlendiriyor” diyerek sözlerine son verdi. Cengiz Eroldu: “K9 ve K0 ile yıllık üretimimiz 250 bin adede ulaşacak” Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu ise törende yaptığı konuşmada, Tofaş'ın 60 yıla yaklaşan üretim geçmişinde Türk otomotiv sanayiine yön veren birçok projeye imza attığını belirterek, K9 projesinin şirketin yeni büyüme dönemindeki en önemli yatırımlardan biri olduğunu söyledi. Cengiz Eroldu, Tempra ile Avrupa pazarlarına gerçekleştirilen ilk seri otomobil ihracatından Dobló'nun hafif ticari araç pazarındaki başarısına, Egea'nın üst üste 10 yıl Türkiye'nin en çok tercih edilen otomobili olmasına kadar uzanan üretim geçmişinin yeni projelere güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti. Stellantis ile Eylül 2025'te imzalanan stratejik anlaşma kapsamında Citroën, FIAT, Opel ve Peugeot markaları için üretilecek K9 modellerinin seri üretime başlamasından ötürü büyük gurur duyduklarını belirten Eroldu, Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'ya dönüşünün de Tofaş için özel bir anlam taşıdığını söyledi. Eroldu, 2000-2023 yılları arasında Tofaş'ta üretilen ve uzun yıllar Türkiye hafif ticari araç pazarının en çok tercih edilen modellerinden biri olan Dobló'nun K9 projesiyle yeniden üretim programına alınmasının şirketin köklü üretim mirasını devam ettirdiğini vurguladı. K9 projesinin üretim ve ihracat hedeflerini açıklayan Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu, “300 milyon ABD Dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz K9 projesinde, yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesini hayata geçiriyoruz. Üretilecek K9 modelinin yaklaşık yüzde 20'sini ihraç edeceğiz” dedi. Yeni projenin Tofaş'ın toplam üretim hacmine sağlayacağı katkıya dikkat çeken Eroldu, K9'un devreye girmesi ve mevcut K0 üretiminin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasitesiyle devam etmesiyle birlikte Tofaş Fabrikası'nın yıllık bitmiş araç (CBU) üretim hacminin 250 bin adet seviyelerine ulaşacağını belirtti. K9 projesinin yalnızca üretim ve ihracat rakamlarıyla değil, Türkiye'nin otomotiv sanayiindeki rekabet gücüne sağlayacağı katkıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Eroldu, “Projenin Tofaş'a kazandırdıkları tabii ki rakamlarla sınırlı değil. Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamasının yanı sıra, ülkemizin hafif ticari araç üretim üssü olma iddiasını da destekleyecek olması bizim için ayrı bir gurur vesilesi” dedi. Tofaş’ın Ar-Ge gücü 600’ü aşkın çalışanla büyüyor K9 projesinin Tofaş'ın üretim altyapısının yanı sıra mühendislik ve teknoloji alanındaki birikimini de yansıttığını belirten Cengiz Eroldu, şirketin yaklaşık 20 yıldır cirosunun yüzde 3'ünü Ar-Ge faaliyetlerine ayırdığını söyledi. Stellantis'in önde gelen Ar-Ge merkezlerinden biri konumundaki Tofaş Ar-Ge Merkezi'nin 600'ün üzerinde çalışanıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Eroldu, patent başvuru sayısının da 300'e yaklaştığını ifade etti. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç geliştirme ile üretim yetkinliklerini bir arada bulunduran Tofaş'ın, üniversiteler ve tedarikçilerle yürüttüğü iş birlikleriyle güçlü bir mühendislik ekosistemi oluşturduğuna dikkat çeken Cengiz Eroldu, K9 projesinin bu ekosistemin daha da geliştirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı. Özellikle yüksek teknoloji içeren araç bileşenlerinin yerlileştirilmesinin ve yan sanayiinin ihracat potansiyelinin artırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Cengiz Eroldu, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunun bu tür yeni projelerle daha da ileri taşınacağını ifade etti. Çoklu enerji platformuna uygun K9 üretim altyapısının elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a üretim esnekliği sağlayacağını belirten Eroldu, yeni modellerle birlikte fabrikanın gelecekteki üretim ihtiyaçlarına da yanıt verebilecek bir yapıya kavuşacağını söyledi. Tofaş'ın ulaştığı başarının arkasında çalışanların, mühendislerin, tedarikçilerin ve iş ortaklarının emeği bulunduğunu vurgulayan Cengiz Eroldu, K9 projesinin hayata geçirilmesine katkı sağlayan tüm ekiplere teşekkür etti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın projeye verdiği desteğin önemine de değinen Eroldu, Tofaş'ın ülkeye ve tüm paydaşlarına değer yaratacak yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğini belirtti. Tofaş'ta yeni dönem, yerli üretim ve ihracatla güçlenecek Türkiye otomotiv sanayiinin gelişiminde yaklaşık 60 yıldır önemli bir rol üstlenen Tofaş, K0 projesinin ardından devreye aldığı K9 yatırımıyla çok markalı üretim yapısını daha da güçlendiriyor. Koç Holding ve Stellantis'in ortak üretim ve mühendislik kabiliyetlerini bir araya getiren yeni dönem, Bursa'daki üretim merkezinin hem Türkiye hem de uluslararası pazarlar açısından stratejik önemini artırıyor. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin yıllık 100 bin araçlık kapasitesi, yaklaşık yüzde 20'lik ihracat hedefi ve yaklaşık 100 bin adetlik K0 üretimiyle birlikte yıllık bitmiş araç üretim hacminin 250 bin adet seviyesine ulaşması, Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme yolculuğundaki yeni dönemin temelini oluşturuyor. Bir dönem Türkiye'den farklı pazarlara ihraç edilen ve 26 yılda 600 binden fazla kullanıcıyla buluşan Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'da üretilmesi ise Tofaş'ın geçmişten geleceğe uzanan üretim başarısının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ANTGİAD’dan Cumhuriyetin 103. Yılında Güçlü Mesaj Haber

ANTGİAD’dan Cumhuriyetin 103. Yılında Güçlü Mesaj

Türk bayrakları ve kırmızı beyaz renklerle Cumhuriyet coşkusunun yaşandığı baloda, davetliler Cumhuriyet’in 103. yılını büyük bir gurur ve heyecanla kutladı. Gecenin açılış konuşmasını yapan ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan YAVAŞ, Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlarından Cumhuriyet devrimlerine, bilimden eğitime, toplumsal birlikten barışa uzanan güçlü mesajlar verdi. “ATATÜRK, BİR MİLLETİN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ” Konuşmasına Cumhuriyet’in kuruluş mücadelesini anlatarak başlayan Yavaş, Seyit Onbaşı, Nene Hatun, Şerife Bacı ve Halide Edip Adıvar’ın fedakarlıklarını hatırlattı. Cumhuriyet’in büyük bedeller ödenerek kurulduğunu vurgulayan Yavaş, şunları söyledi: “Bugün özgürce aldığımız her nefeste, o kahramanların hakkı var. Gururla dalgalandırdığımız her bayrakta, o annelerin gözyaşı var. Özgür bir ülkede büyüyen her çocuğun geleceğinde, o kahramanların bize bıraktığı büyük bir emanet var. O emanete sahip çıkmak, bu topraklarda yaşayan hepimizin namus ve vicdan borcudur.” Atatürk’ün askeri zaferlerini Cumhuriyet ve çağdaşlaşma devrimleriyle taçlandırdığını belirten Yavaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyada pek çok komutan savaş kazandı. Pek çok devlet adamı ülkeler yönetti. Mustafa Kemal Atatürk ise bir milletin kaderini değiştirdi ve tarihin akışına yön verdi. O, milletine bağımsızlığını ve özgüvenini kazandırdı. Bir milletin çocuklarına kendi kaderlerini değiştirebilecekleri bir gelecek bıraktı.” “CUMHURİYETİN EN BÜYÜK MUCİZESİ, ANADOLU’NUN ÇOCUKLARINA AÇTIĞI UFUKTUR” Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından birinin eğitimde fırsat eşitliği olduğunu vurgulayan Yavaş, Cumhuriyet’in insan hayatını değiştiren gücüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Cumhuriyet’in bize öğrettiği en büyük gerçeklerden biri şudur: Yeter ki çocuklarımızın hayallerini ailelerinin ekonomik imkanlarına mahkum etmeyelim. Bir ülkenin gerçek büyüklüğü, en yoksul çocuklarına açabildiği ufukla ölçülür.” “CUMHURİYETİMİZİ SAHİPLENELİM, KORUYALIM” Konuşmasının en önemli mesajını Cumhuriyet’in kazanımlarının korunması üzerine kuran ANTGİAD Başkanı Ercan YAVAŞ, Cumhuriyet değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının ortak bir sorumluluk olduğunu belirtti. Yavaş, şu değerlendirmelerde bulundu: “Cumhuriyetimizi sahiplenelim ve koruyalım. Çünkü Cumhuriyet; çocuklarımızın geleceği, kadınlarımızın eşitliği, gençlerimizin umudu, bilim insanlarımızın özgürlüğü ve milletimizin ortak güvencesidir. Cumhuriyet’e sahip çıkmak, geleceğe karşı sorumluluk duymaktır. Daha güçlü bir demokrasi, daha nitelikli eğitim, daha adil bir hukuk düzeni ve daha üretken bir ekonomi için çalışmaktır. Cumhuriyetimizi korumak, çocuklarımızın geleceğini korumaktır. Cumhuriyetimizi geliştirmek, Türkiye’nin yarınlarını güçlendirmektir.” “FARKLILIKLARIMIZ ZENGİNLİĞİMİZ, CUMHURİYET ORTAK ÇATIMIZDIR” Cumhuriyet’in birleştirici gücüne vurgu yapan Yavaş, Türkiye’nin farklı kültürleri, inançları ve kimlikleriyle ortak bir geleceği paylaştığını söyledi. “Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit yurttaşlarıyız. Bizim gücümüz, farklılıklarımızla aynı ülkenin geleceğine sahip çıkabilmemizdedir.Hiçbir farklılığımız kardeşliğimizden daha büyük olmayacak. Hiçbir ayrışma ortak geleceğimizin önüne geçmeyecek. “ “GÜÇLÜ EKONOMİNİN TEMELİNDE HUKUK, BİLİM VE LİYAKAT VARDIR” Cumhuriyet değerleri ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiye de dikkat çeken Yavaş, iş dünyasının güçlü kurumlara, hukukun üstünlüğüne ve bilimsel gelişmeye ihtiyaç duyduğunu belirtti. Yavaş, “Güçlü bir ekonomi, güçlü kurumlara ihtiyaç duyar. Güçlü kurumlar hukuka ve liyakate, bilimsel gelişme özgür düşünceye, toplumsal refah ise huzura ve güvene ihtiyaç duyar. Biz iş insanları olarak daha fazla üretmek, istihdam yaratmak, bilime ve teknolojiye yatırım yapmak ve gençlerimize yeni fırsatlar sunmak zorundayız” ifadelerini kullandı. “ATATÜRK’ÜN BİZE DUYDUĞU GÜVENİ HAK ETMELİYİZ” Konuşmasının sonunda Cumhuriyet’in gelecek kuşaklara karşı büyük bir sorumluluk yüklediğini belirten Yavaş, Türkiye’nin geleceğine ilişkin umut dolu mesajlar verdi: “Mustafa Kemal Atatürk, bu millete bir Cumhuriyet bıraktı. Bize düşen, o Cumhuriyet’i aklın, bilimin, demokrasinin ve adaletin ışığında daha da yüceltmektir. Öyle bir Türkiye inşa edelim ki çocuklarımız bu ülkede doğdukları için kendilerini şanslı hissetsinler. Gençlerimiz geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalmasınlar. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere duyduğu güveni her yeni kuşakta yeniden hak edelim. Cumhuriyetimizi sahiplenelim, koruyalım ve çocuklarımıza devraldığımızdan daha güçlü bir Türkiye bırakalım.” MERVE ÖZBEY İLE CUMHURİYET COŞKUSU ZİRVEYE ULAŞTI Gecenin ilerleyen saatlerinde sahne alan ünlü sanatçı Merve Özbey, sevilen şarkıları ve sahne performansıyla Cumhuriyet Balosu’na renk kattı. Sanatçının şarkılarına eşlik eden davetliler, Türk bayrakları ve kırmızı beyaz renklerin oluşturduğu coşkulu atmosferde Cumhuriyet’in 103. yılını kutladı. Akra Otel’de gerçekleştirilen geleneksel ANTGİAD Cumhuriyet Balosu, Cumhuriyet’e duyulan bağlılığın, toplumsal birlik ve beraberliğin, Atatürk’e duyulan sevgi ve minnetin güçlü biçimde hissedildiği unutulmaz bir gece olarak hafızalarda yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ ve Robotlar Tasarruf Yerine Maliyet Yaratabilir Haber

Yapay Zekâ ve Robotlar Tasarruf Yerine Maliyet Yaratabilir

Allservice Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akyüz: “Teknoloji yatırımlarında asıl mesele, doğru sistemi doğru yerde kullanmak ve insan kaynağıyla birlikte yönetmek.” Yapay zekâ ve robotik teknolojiler iş dünyasında hızla yaygınlaşırken, bu sistemlerin doğru alanlarda ve ihtiyaçlara uygun şekilde kullanılması önem kazanıyor. Özellikle tesis yönetimi gibi insan kaynağı, teknik altyapı ve operasyonel süreçlerin iç içe olduğu sektörlerde, yanlış planlanan teknoloji yatırımları beklenen verimliliği sağlayamıyor. Konuyla ilgili bilgi veren Allservice Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akyüz, teknoloji yatırımlarının yalnızca maliyetleri düşürme hedefiyle değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Bir sistemi yalnızca yeni olduğu veya otomasyon sağladığı için kullanmak doğru değil. Öncelikle işletmenin ihtiyacını, mevcut iş süreçlerini ve yatırımın sağlayacağı gerçek faydayı değerlendirmek gerekiyor. Aksi hâlde bakım giderleri artabilir, operasyonlarda aksaklıklar yaşanabilir ve tasarruf sağlamak amacıyla yapılan yatırım yeni maliyetler doğurabilir” dedi. İnsan kaynağı dönüşümün dışında kalmamalı Yapay zekâ ve robotik sistemlerin çalışma hayatını dönüştürdüğünü vurgulayan Akyüz, bu değişimin istihdam ve çalışanların yetkinlikleri açısından da ele alınması gerektiğini söyledi. Akyüz, “Teknoloji bazı görevleri devralırken çalışanların üstlendiği roller de değişiyor. Burada önemli olan yalnızca hangi işlerin otomasyona geçeceği değil, çalışanların yeni sisteme nasıl uyum sağlayacağıdır. Şirketlerin çalışanlarını yeni becerilerle desteklemesi, teknolojiyi insan kaynağını dışlayan değil, iş süreçlerini güçlendiren bir araç olarak değerlendirmesi gerekiyor” diye konuştu. 'Birlikte planlanmalı' Akyüz, tesis yönetiminde başarılı sonuçlar elde etmek için teknoloji, insan kaynağı ve operasyonel ihtiyaçların birlikte planlanması gerektiğini belirterek, “Doğru teknoloji doğru yerde kullanıldığında verimliliği artırabilir ve kaynakların daha etkin yönetilmesini sağlayabilir. Ancak yatırımın başarısı, kullanılan sistemin gelişmişliğinden çok işletmeye ne ölçüde uygun olduğuyla belirlenir. Gelecekte fark yaratacak şirketler, dijital dönüşümü yalnızca teknoloji yatırımı olarak görmeyen, bu süreci çalışanlarının gelişimiyle birlikte yöneten şirketler olacak” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende ve Kamu TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi Haber

Perakende ve Kamu TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi

Türkiye’de organize perakende sektörünün çatı kuruluşu olan Türkiye Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu’nun (TAMPF) Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ile 20-21 Ekim 2026 tarihlerinde Sapanca’da düzenlediği Perakende Şurası ile kamu ve özel sektörü aynı çatı altında buluşturdu. Bünyesindeki 6 sektör derneği ile Türkiye organize perakende sektörünü temsil eden TAMPF organizasyonunda gerçekleşen iki günlük şura; sektörün mevcut durumunu, gelecek vizyonunu ve stratejik adımlarını kapsamlı bir şekilde ele aldı. 10 Bakanlık ve 8 Kamu Kurumundan Üst Düzey Katılım Sektörün geleceğine yön verecek kritik konuların masaya yatırıldığı Perakende Şurası, kamu kanadından geniş bir katılımla gerçekleşti. Şurada 10 Bakanlık ve 8 kamu kurumunun üst düzey temsilcileri ile sektörün lider kuruluşların yetkilileri mevzuat, istihdam, yatırım ve sürdürülebilir büyüme odaklı konularına yönelik ortak akıl ve çözüm yolları geliştirildi. TAMPF Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yanıkoğlu: " Çatı kuruluşu olarak temsil ettiğimiz organize perakende sektörü yıllık 7,4 Trilyon TL cirosu ve 1 milyonun üzerinde kişiye sağladığı doğrudan istihdam ile hem kayıtlı ülke ekonomisinin hem de sosyal hayatın önemli bir parçası ve elbette çok önemli konuları var. Perakende Şurası’na hazırlık aşamasında öncelikle sektörümüzü ilgilendiren en önemli konuları detaylı bir ön çalışma ile belirledik. Ardından bu konuların hangi bakanlıklar ve kamu kuruluşlarıyla doğrudan ilgili olduğunu tespit ederek kendilerine davetlerimizi ilettik. Kurumlarımız çok büyük bir teveccühle davetlerimizi kabul ettiler. Bakanlıklarımızın ve kamu kuruluşlarımızın en üst düzey yetkililerini, sektörümüzün en üst düzey yöneticileriyle bir araya getirdik. İki gün boyunca eş zamanlı olarak 6 ayrı salonda süren yoğun çalışmalarda, tüm sorulara cevaplar aramaya, ortak akıl çerçevesinde çözümler üretmeye ve sektörümüzün vizyonuna katkıda bulunmaya gayret eden, oldukça verimli sonuçlar aldığımız bir organizasyonu geride bıraktık." 6 Salonda Eş Zamanlı Çözüm Arayışı Şura kapsamında 6 farklı salonda eş zamanlı olarak yürütülen oturumlarda, organize perakende sektörünün öncelikli gündem maddeleri detaylarıyla ele alındı. Sektör temsilcileri ile bürokrasiyi doğrudan buluşturan bu çalışma modeli sayesinde, sorunların kaynağından tespiti ve çözüm süreçlerinin hızlandırılması adına kritik kararlar alındı. Şura, Ticaret Bakan Yardımcısı Sn. Mahmut Gürcan ’ın kapanış konuşması ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik'ten 200 Milyon Euroluk Dev Yatırım Haber

Arçelik'ten 200 Milyon Euroluk Dev Yatırım

Açılış töreninde konuşan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır yatırımlarımız, üretimimiz, istihdamımız ve ihracatımızla ülkemizin kalkınmasına katkı sağlıyoruz. Ülkemizin geleceğine duyduğumuz güven ve uzun vadeli bakış açımızla teknolojiye ve insana yatırım yapmaya devam ediyoruz. Arçelik’in son beş yılda Türkiye’de gerçekleştirdiği yaklaşık 458 milyon euroluk yatırım ve bugün açılışını yaptığımız Manisa Çamaşır Makinesi İşletmemiz de bu anlayışımızın somut birer göstergesi” dedi. Arçelik CEO’su Can Dinçer ise tesisin üretim ve ihracat gücüne dikkat çekerek, “Manisa’da Türkiye’nin mühendislik birikimini küresel üretim deneyimimiz ve ileri teknolojilerle bir araya getiriyoruz. Yıllık 4 milyona yakın üretim kapasitesine sahip işletmemizde her 6 saniyede bir çamaşır makinesi üretiyor, üretimimizin %44’ünü 106 ülkeye ihraç ediyoruz. Yeni işletmemizle ülkemizin üretim ve ihracat gücüne katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” diye konuştu. Ev teknolojilerinin lider şirketi Arçelik, Koç Topluluğu’nun 100. yılında Manisa’daki yeni Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin resmî açılışını gerçekleştirdi. Şirketin 2021 yılında devraldığı üretim kampüsünde yaklaşık 200 milyon euro yatırımla hayata geçirilen işletme, küresel üretim ağının önemli merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. 92 bin metrekarelik alana kurulu yeni tesis, Arçelik’in 13 ülkede 38 tesise yayılan küresel üretim deneyimini ileri otomasyon, dijitalleşme ve ar-ge yetkinlikleriyle bir araya getiriyor. Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi, Ankara, Bolu, Eskişehir, Kocaeli ve Tekirdağ’daki tesislerle birlikte şirketin Türkiye’deki üretim altyapısını güçlendirirken hem Türkiye’ye hem de dünyanın farklı coğrafyalarına yönelik üretim gerçekleştiriyor. İşletmenin açılış törenine Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, Arçelik CEO’su Can Dinçer ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, Koç Holding ve Arçelik yöneticileri ve çalışanları katıldı. Polat Şen: “Arçelik ile son beş yılda ülkemizdeki üretim altyapısına yaklaşık 458 milyon euro yatırım yaptık” Arçelik’in yeni işletmesinin açılış töreninde konuşan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, “Kurucumuz merhum Vehbi Koç’un Ankara’da attığı temeller üzerinde gelişen Topluluğumuzun yolculuğu, Cumhuriyetimizin ekonomik ve toplumsal gelişimiyle birlikte şekillendi. Koç Topluluğu olarak 100 yıldır yatırımlarımız, üretimimiz, istihdamımızla ve ihracatımızla ülkemizin kalkınmasına katkı sağlıyoruz. Ülkemizin geleceğine duyduğumuz güven ve uzun vadeli bakış açımızla teknolojiye ve insana yatırım yapmaya devam ediyoruz. Arçelik’in son beş yılda Türkiye’de gerçekleştirdiği yaklaşık 458 milyon euroluk yatırım ve bugün açılışını yaptığımız, yaklaşık 200 milyon euro yatırımla hayata geçirilen Manisa Çamaşır Makinesi İşletmemiz bu yaklaşımımızın somut göstergeleri. Topluluğumuzun 100. yılında işletmemizin açılışını gerçekleştirirken, Cumhuriyetimizin bize kazandırdığı üretim kültürünü ve sanayi birikimini ileri teknolojilerle buluşturuyoruz” diye konuştu. Dijital dönüşüm ve sürdürülebilirliğin önemine vurgu yapan Polat Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Topluluk olarak 2016 yılında başlattığımız Dijital Dönüşüm Programı ile üretim altyapımızı, teknolojik yetkinliklerimizi ve çalışma arkadaşlarımızın becerilerini geliştirmeye devam ediyoruz. Koç Topluluğu bünyesindeki altı üretim tesisi, Dünya Ekonomik Forumu’nun Global Lighthouse Network’ünde yer alıyor. Bu tesislerdeki başarılı uygulamalarımızı diğer işletmelerimize de yaygınlaştırıyoruz. Manisa’da ileri üretim teknolojilerini enerji ve su verimliliğiyle buluşturan uygulamalarımız, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik anlayışımızın somut karşılığını oluşturuyor. Bu dönüşümün temelinde, çalışma arkadaşlarımızın bilgi birikimi ve gelişime açık yaklaşımı bulunuyor. Teknolojiye ve insana birlikte yatırım yaparak ülkemiz için kalıcı değer yaratma anlayışımız, ikinci yüzyılımıza yön veren vizyonumuzun da temelini oluşturuyor.” Can Dinçer: “Manisa’da ürettiğimiz makineler ülkemizin mühendisliğini 106 ülkeye taşıyor” Arçelik’in çamaşır makinesi üretimindeki yolculuğuna dikkat çeken Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Arçelik olarak 71 yıldır ülkemize değer katmak için çalışıyoruz. 1959 yılında Türkiye’nin ilk yerli çamaşır makinesini ürettiğimizde, üretim bandından günde 15 makine çıkıyordu. Bugün Manisa’da her 6 saniyede bir çamaşır makinesi üretiyoruz. 10 ülkeye yayılan bir üretim ağına sahibiz. Küresel çamaşır makinesi pazarının 2026 yıl sonunda yaklaşık 144 milyon adetlik satış hacmine ve 67,5 milyar dolarlık perakende satış değerine ulaşması bekleniyor. Bu pazara hizmet veren önemli üretim merkezlerimizden biri olan Manisa’da, Türkiye’nin mühendislik birikimini küresel üretim deneyimimiz ve ileri teknolojilerle bir araya getiriyoruz. Yıllık 4 milyona yakın üretim kapasitesine sahip işletmemizde üretimimizin %44’ünü 106 ülkeye ihraç ediyoruz. Yeni işletmemizle ülkemizin üretim ve ihracat gücüne katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” dedi. Üretimde dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik uygulamalarına değinen Can Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü: “‘Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın’ vizyonumuzla Manisa’da da enerji ve su verimliliğine odaklanıyoruz. Kampüsümüzdeki 10,2 MWp gücündeki güneş enerjisi santralimiz, Çamaşır Makinesi İşletmemizin yıllık elektrik ihtiyacının yaklaşık %46’sına eşdeğer elektrik üretiyor. Yağmur suyu depolama sistemimizle de su tüketimini azaltıyoruz. İşletmede üretim süreçleri ve altyapıda hayata geçirdiğimiz iyileştirmelerle 2023 baz yılına göre 2025’te doğrudan sera gazı emisyonlarını %95 oranında düşürdük. Genel otomasyon seviyesinin %75’e ulaştığı işletmemizde, malzeme taşımada kullandığımız otomatik yönlendirmeli araçlar (AGV) ve üretimde yararlandığımız robotik sistemlerle verimliliği artırırken, çalışma arkadaşlarımızın fiziksel yükünü de azaltıyoruz. İşletmemizin gelişimine katkı sağlayan tüm çalışma arkadaşlarımıza, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum. Manisa’da hayata geçirdiğimiz bu uygulamalar, mühendislik ve teknolojiyi kaynakların verimli kullanımı ve insan emeğiyle buluşturan üretim anlayışımızı yansıtıyor.” Üretim ve istihdamla gelişen sanayi ekosistemi Arçelik, Türkiye’deki Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin yanı sıra Bangladeş, Çin, İtalya, Pakistan, Güney Afrika, Polonya, Romanya, Rusya ve Slovakya’daki tesisleriyle toplam 10 ülkede çamaşır makinesi üretiyor. Şirket, Manisa’daki çamaşır makinesi ve buzdolabı işletmelerinde toplam yaklaşık 1800 kişiye istihdam sağlıyor. Çamaşır Makinesi İşletmesi’nde 134 tedarikçiyle doğrudan, 83 tedarikçiyle dolaylı olarak yürütülen iş birlikleri de üretimin çevresinde gelişen sanayi ekosistemini destekliyor. Üretimden malzeme dağıtımına ileri otomasyon Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nde üretim süreçleri, yapay zekâ tabanlı sistemler ve veri odaklı yönetim uygulamalarıyla destekleniyor. Üretim, depolama ve malzeme dağıtımının yüksek otomasyonla yürütüldüğü toplam 44.700 metrekarelik “karanlık fabrika” alanlarında otomasyon seviyesi %100’e varıyor. Malzeme dağıtımında raylı güdümlü araçlar ve otomatik yönlendirmeli araçlar (AGV) kullanılıyor. Robotik uygulamalar, tekrarlayan ve fiziksel güç gerektiren işlerde çalışanların yükünü azaltırken, ekiplerin uzmanlık gerektiren görevlere odaklanmasını destekliyor. Kaynak verimliliğine uluslararası sertifika Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin genişleme projesi, enerji, su ve malzeme kullanımında kaynak verimliliğini değerlendiren EDGE Advanced sertifikasını aldı. Uluslararası Finans Kurumu (IFC) tarafından geliştirilen sertifikasyon sistemi kapsamında projede, referans binaya kıyasla %73 enerji ve %23 su tasarrufu ile yapı malzemelerinin gömülü karbon etkisinde %20 azalma sağlandı. EDGE Advanced sertifikası, standart referans binaya kıyasla enerjide en az %40, suda en az %20 tasarruf ve yapı malzemelerinin gömülü karbon etkisinde en az %20 azalma kriterlerini karşılayan projelere veriliyor. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına yönelik ar-ge çalışmaları Manisa’daki ar-ge merkezinde, Türkiye’den Avrupa’ya, Asya’dan Amerika ve Avustralya’ya uzanan farklı coğrafyalardaki tüketicilerin yıkama alışkanlıkları ve beklentileri dikkate alınarak ürün ve teknolojiler geliştiriliyor. Farklı kumaş, leke, deterjan ve su koşullarının simüle edildiği test süreçleri, bağlantılı çamaşır makinelerinden gelen anonim kullanım verileri ve saha denemeleriyle destekleniyor. İşletmedeki ürünlerin dayanıklılığı ve uzun ömürlülüğü ise ar-ge laboratuvarlarındaki çalışmaların yanı sıra TÜV Rheinland ve VDE gibi bağımsız uluslararası kuruluşların test ve sertifikalarıyla doğrulanıyor. Tüketicilerin kısa programlarda da temizlik performansından ödün vermeme beklentisine yanıt veren SuperWash teknolojisi, bu ürün geliştirme yaklaşımının somut örneklerinden biri. Özel tambur kanatları ve geliştirilmiş algoritmasıyla deterjanın daha hızlı çözünmesini ve suyun tambur içinde daha eşit dağılmasını sağlayan teknoloji, hız ve temizlik performansını bir araya getiriyor. SuperWash teknolojili çamaşır makineleri, Super 40°C 40 dk programında tam doluyken bile 40°C’de yalnızca 40 dakikada kanıtlanmış temizlik performansı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende ve Kamu, TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi Haber

Perakende ve Kamu, TAMPF Perakende Şurası’nda Bir Araya Geldi

Bünyesindeki 6 sektör derneği ile Türkiye organize perakende sektörünü temsil eden TAMPF organizasyonunda gerçekleşen iki günlük şura; sektörün mevcut durumunu, gelecek vizyonunu ve stratejik adımlarını kapsamlı bir şekilde ele aldı. 10 Bakanlık ve 8 Kamu Kurumundan Üst Düzey Katılım Sektörün geleceğine yön verecek kritik konuların masaya yatırıldığı Perakende Şurası, kamu kanadından geniş bir katılımla gerçekleşti. Şurada 10 Bakanlık ve 8 kamu kurumunun üst düzey temsilcileri ile sektörün lider kuruluşların yetkilileri mevzuat, istihdam, yatırım ve sürdürülebilir büyüme odaklı konularına yönelik ortak akıl ve çözüm yolları geliştirildi. TAMPF Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yanıkoğlu: " Çatı kuruluşu olarak temsil ettiğimiz organize perakende sektörü yıllık 7,4 Trilyon TL cirosu ve 1 milyonun üzerinde kişiye sağladığı doğrudan istihdam ile hem kayıtlı ülke ekonomisinin hem de sosyal hayatın önemli bir parçası ve elbette çok önemli konuları var. Perakende Şurası’na hazırlık aşamasında öncelikle sektörümüzü ilgilendiren en önemli konuları detaylı bir ön çalışma ile belirledik. Ardından bu konuların hangi bakanlıklar ve kamu kuruluşlarıyla doğrudan ilgili olduğunu tespit ederek kendilerine davetlerimizi ilettik. Kurumlarımız çok büyük bir teveccühle davetlerimizi kabul ettiler. Bakanlıklarımızın ve kamu kuruluşlarımızın en üst düzey yetkililerini, sektörümüzün en üst düzey yöneticileriyle bir araya getirdik. İki gün boyunca eş zamanlı olarak 6 ayrı salonda süren yoğun çalışmalarda, tüm sorulara cevaplar aramaya, ortak akıl çerçevesinde çözümler üretmeye ve sektörümüzün vizyonuna katkıda bulunmaya gayret eden, oldukça verimli sonuçlar aldığımız bir organizasyonu geride bıraktık." 6 Salonda Eş Zamanlı Çözüm Arayışı Şura kapsamında 6 farklı salonda eş zamanlı olarak yürütülen oturumlarda, organize perakende sektörünün öncelikli gündem maddeleri detaylarıyla ele alındı. Sektör temsilcileri ile bürokrasiyi doğrudan buluşturan bu çalışma modeli sayesinde, sorunların kaynağından tespiti ve çözüm süreçlerinin hızlandırılması adına kritik kararlar alındı. Şura, Ticaret Bakan Yardımcısı Sn. Mahmut Gürcan ’ın kapanış konuşması ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Marka Şehirlerin Geleceği Dijitalleşme, Gençlik ve Sporla Şekilleniyor Haber

Marka Şehirlerin Geleceği Dijitalleşme, Gençlik ve Sporla Şekilleniyor

Turkuvaz Medya Grubu ev sahipliğinde A Haber tarafından düzenlenen “Türkiye Yüzyılında Marka Şehirler Zirvesi”, öğleden sonraki oturumlarla devam etti. Haktan Uysal ve Merve Türkay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panellerde, dijitalleşmenin yerel yönetim hizmetlerine yansımaları, gençlere yönelik çalışmalar, spor yatırımları ve şehirlerin turizm potansiyeli değerlendirildi. Zirvenin öğleden sonraki programında Haktan Uysal’ın moderatörlüğünde “Akıllı Şehirler, Dijitalleşme ve İnovatif Uygulamalar” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu ve Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, teknolojinin yerel yönetim süreçlerinde kullanılması ve yenilikçi uygulamaların şehir yaşamına katkısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu: “Belediyecilikte doğru işin karşılığı aritmetik, yanlışın sonucu geometrik büyür” Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, panelde yaptığı konuşmada belediyecilikte yapılan işlerin sonuçlarının zamanla büyüdüğünü belirterek, “Belediyecilikte iyi yaptığınız şeyler aritmetik olarak büyür. Kötü yaptığınız şeyler geometrik olarak büyür. Yanlış yaptığınız işin sonucunu geometrik olarak alırsınız” dedi. Belediyeciliğin canlı bir organizasyonu yönetmek olduğunu ifade eden Göksu, “Belediyecilikte bir saat öncenin işini bir saat sonraya tehir ettiğinizde o karşınıza üç saat sorun olarak çıkar” ifadelerini kullandı. Şehirlerin yaşayan organizmalar olduğunu vurgulayan Göksu, “Bir şehrin yöneticisi şehre gönlünü vermezse şehir ona esrarını açmaz. Çünkü bizde şehirler yaşayan organizmalardır. Şehirle konuşursunuz. Eğer siz şehirle konuşmuyorsanız, şehir size esrarını açmaz ve şehir size küser,” diye konuştu. “Marka şehir olmak için önce bir hikayeniz olacak” Şehirlerin geçmişten gelen hikayelerinin geleceği şekillendirdiğini belirten Göksu, İstanbul’un göçle büyümesinin planlama açısından önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi. Göksu, “Şehirlerimiz rüyalarımız gibidir. İnsan rüyasında umutla korku arasındadır. Bazen umutlarınızı görürsünüz, bazen korkularınızı. Bizim şehirlerimiz de umutla korku arasında kurulmuştur” dedi. Geçmişte ihtiyaçlar doğrultusunda kat kat büyüyen yapıların kentsel dönüşüm sürecini zorlaştırdığını anlatan Göksu, marka şehir olmanın yalnızca tanıtım çalışmalarıyla mümkün olmayacağını ifade etti. Göksu, “Marka şehir olmak için önce bir hikayeniz olacak. Eğer siz bir şeyi marka şehir yapmak için sadece iletişimle marka şehir yapacağım diyorsanız onu marka şehir olarak kurgulayamıyorsunuz. Şehirler, hikayesi olan mekanlardır” ifadelerini kullandı. “Esenler İstanbul’un en güvenli ilçelerinden bir tanesi” Esenler’de güvenliğin yanı sıra sosyal, kültürel ve mekansal dönüşüme önem verdiklerini belirten Göksu, “Ben Esenler’i İstanbul’un en güvenli ilçelerinden bir tanesi yapacağım diyordum. Evet, elhamdülillah şu anda Esenler İstanbul’un en güvenli ilçelerinden bir tanesi” dedi. İlçenin 1291 cadde ve sokağında, okullarında, parklarında, kamu alanlarında ve meydanlarında 616 yapay zekâ destekli yüz tanıma sistemi kamerası bulunduğunu ifade eden Göksu, kentsel dönüşüm kapsamında yenilenen konut sayısının 68-70 bine ulaştığını ve 100 bine doğru ilerlediklerini söyledi. Dijitalleşme, akıllı şehir ve inovasyon alanlarında 32 büyük projelerinin bulunduğunu aktaran Göksu, yaklaşık 2 milyon metrekarelik Bilim, Teknoloji, Kültür, Sanat ve Spor Vadisi projesi BİTEK’in yüzde 70’inin tamamlandığını belirtti. Projenin kapsamına ilişkin Göksu, “Türkiye’nin en büyük bilim merkezi, teknoparklar, yapay zekâ merkezleri, spor aktivite merkezleri… Aklınıza gelen hayata dair bilim, teknoloji, inovasyon, kültür, spor ne istiyorsanız hepsi var içinde” ifadelerini kullandı. “Vatandaş projenin paydaşı olursa bir olursunuz” Akıllı şehir uygulamalarının verilerin doğru analiz edilmesi ve şehrin ihtiyaçlarının bütüncül biçimde değerlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirten Göksu, dijitalleşmenin yalnızca verileri sayısal ortama aktarmak olmadığını söyledi. Göksu, “Dijitalleşme dediğimiz şey sadece alıp veriyi bir sayısal ortama aktarmak değildir. Artık bu kadar bilginin üretildiği bir çağda oturup Excel’le ya da elinizle bir veri setini tasnif etmeniz mümkün mü? Değil. Dijitalleşme bize veri setlerini tasnif etme imkânı sunuyor” dedi. Vatandaşın projelere katılımının önemine dikkat çeken Göksu, “Vatandaş sizin projeksiyonunuzda projenizin bir paydaşı olursa, ona katılım sağlarsa o zaman bir olursunuz. Siz onun projenin içine dahil ederseniz, o zaman adını ona koydurursanız daha çok katılım olur” ifadelerini kullandı. Muhtarlardan gelen yaklaşık 5 bin 300 talebin yüzde 99’unun üzerinde bir oranla çözüldüğünü belirten Göksu, şehirlerin bütün ihtiyaçlarına cevap verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Şehri sadece yönetilmesi gereken bir şey değil, içinde yaşanılan bir mekân olduğunu bilerek ve içerisinde insanın olduğunu bilerek çözümlerinizi sunduğunuz zaman o şehir kendi içerisinde mutluluğunu inşa eder. Şehirle bütünleşirseniz şehir sizinle bütünleşir. Yaşatırsanız yaşarsınız” diye konuştu. Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu: Dijital ikiz yönetim merkezimizi oluşturduk Paneldeki konuşmasında ilçenin dijital ikizini oluşturduklarını belirten Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, “Derelerimize koymuş olduğumuz sensörlerle biz ilçemizin dijital ikizini oluşturduk. Şu anda mevcutta yapılarıyla, sosyal alanlarıyla, dereleriyle, topografik yapısına göre dijitalde ilçemizi oluşturduk, şu anki yapısına göre ve planlanan, master planda hayata geçmesi öngörülen binalarıyla, yapılarıyla, şehrin tamamen suretiyle dijital ikizde bunu yansıttık. Dijital ikizde verileri almak için, toplamak ve ölçümlemek için hava, su gibi sensörlerimizi yerleştirdik. Cadde sokaklarımızda, meydanlarımızda kameralarımızı aktif hale getirdik ve bu dijital ikiz yönetim merkezimizi oluşturduk. Tıpkı afet koordinasyon merkezi gibi. 7/24 oradaki anlık gelişmeleri yönetecek bir merkez kurduk. Biz bu merkezde oluşabilecek risklere karşı önlemlerimizi önceden alabiliyoruz, tedbirlerimizi alabiliyoruz” dedi. Yine bir rekor kırılacak İstanbul Havalimanı’nda yeni bir rekor kırılacağını müjdeleyen Başkan Candaroğlu, “358 bin nüfusumuz var, 500 kilometre kare bir alana sahibiz. İstanbul'un en büyük yüz ölçümüne sahip ilçelerinden bir tanesiyiz. İstanbul Havalimanı bizde, ilçe sınırlarımızda. Yıllık geçen sene 86 milyon yolcu kapasitesiyle çalıştı, kapattı yılı. Bu sene 90'ın üzerinde bir rakam olacak. Yine bir rekor kırılacak. Oraya gelen hem turist sayısı, yerli yabancı ziyaretçi sayısı, yeni şehir planları tamamı yüzde 65'i 70'i bizden neredeyse. Şu anda sosyal konut, 100 bin sosyal konutun tamamı bizde. 2 sene içerisinde burada vatandaşımız ikamet etmeye başlayacaklar. Yaklaşık 400 bin nüfusun gelmesi öngörülüyor. 2 sene içerisinde 750 bin nüfusa sahip bir ilçe olacağız. 2 sene içinde iki katından daha fazla olacağız. Altyapı, üst yapı çalışmaları devam ediyor. Bizim de yerel yönetim anlamında vatandaşımıza vereceğimiz hizmetle alakalı şu anda tabii ki planlarımız var, master planlarımız var, gelecek zamanlı planlarımız var. Yaklaşık 2 buçuk yılda 10’un üzerinde aile sağlığı merkezi oluşturduk. Okullarımız çok çok önemli. Genç nüfus bizde de genç bir nüfusa sahibiz. Gençlerimizin beklentileri, gençlerimizin bu anlamda yönetime katılımları bizler için de çok önemli ve inşallah ben gelecekte bu inovatif düşüncenin ve dijitalleşmenin gençlerimizin hayırlı elleriyle daha farklı yere geleceğine inanıyorum” diye konuştu. “Dalga enerjisinden elektrik ürettik” Türkiye’de yerli ve milli bir proje olan Karadeniz'de dalgalardan enerji ürettiklerini belirten Başkan Candaroğlu, “15 tane elektrikli toplu taşıma aracı aldık. Ücretsiz mahallelerimizin arasında ring servisi yapıyoruz. Belediye bünyesinde şu anda elektrikli araçlarımızın sayısı çoğaldı ve bunların ihtiyaçlarını karşılamak adına güneş enerjisi sistemleri, GES'ler kurduk. Karadeniz'in hırçın dalgalarından istifade etmek adına ilçemizin 22 kilometre sınırı var Karadeniz'e. Karadeniz'de o dalgalardan enerji ürettik. Bu çok inovatif bir projedir. Türkiye'de yerli ve milli tektir bu proje. Dalga enerjisinden. Bu ürettiğimiz elektriklerle hem hizmet binalarımızın hem de bu tür araçlarımızın, hizmet araçlarımızın elektrik ihtiyacını karşılıyoruz. Bu tür projelerle ayakta duruyoruz. Çünkü sürdürülebilir bir proje” şeklinde konuştu. Merve Türkay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Şehirlerde Gençlik ve Spor” panelinde Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat ve Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun yer aldı. Panelde, gençlere yönelik çalışmalar, spor yatırımları ve yerel yönetimlerin gençlerin sosyal yaşama katılımını destekleyen projeleri ele alındı. Malatya’da depremin ardından geleceğin şehri inşa ediliyor Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı, panelde yaptığı konuşmada, 6 Şubat depremlerinin ardından şehirde yürütülen yeniden yapılanma çalışmalarını, sanayi yatırımlarını ve gençlere yönelik projeleri anlattı. Malatya’nın depremden ağır yara aldığını vurgulayan Başkan, “Malatya çok büyük bir hasar aldı. Ama biz artık Malatya’da depremin yaralarını sarmıyoruz. Biz geleceğin Malatyası’nı inşa ediyoruz.” dedi. Yeniden yapılanma sürecinin yalnızca konut ve iş yeri inşasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Başkan, şehircilikten ulaşıma, turizmden sanayiye, gençlik ve spordan sosyal donatılara kadar geniş bir alanda yeni bir şehir modeli oluşturduklarını söyledi. 125 bin bağımsız bölümle çok merkezli şehir planlaması Malatya’da konut ve iş yerlerini kapsayan 125 bin bağımsız bölümün inşa edildiğini belirten Başkan, yeniden yapılanmada şehrin demografik yapısının ve toplumsal bağlarının korunmasına önem verdiklerini kaydetti. “Biz sadece bu konutları yapmadık.” diyen Başkan, planlamada mahalle kültürünü ve komşuluk ilişkilerini gözeterek hareket ettiklerini ifade etti. Başkan, “Yeni bir Malatya kurgularken Malatya’nın demografik yapısı bozulmasın, Malatya’da insanlarımız kendi komşusuyla, kendi akrabalarıyla aynı sokakta, aynı caddede, aynı yerde yaşasınlar istedik ve bu şekilde bir planlama yaptık.” sözleriyle yeniden yapılanmanın sosyal boyutuna dikkat çekti. Yeni yerleşim planlamasıyla Malatya’nın tek merkezli yapıdan çok merkezli bir şehir modeline dönüştürüldüğünü belirten Başkan, bu yaklaşımın şehrin gelecekteki gelişiminde belirleyici olacağını söyledi. Sanayide yeni yatırımlar, gençlik ve sporda kapsamlı projeler Malatya’nın ekonomik yapısında tarımın yanı sıra sanayinin de önemli bir yer tuttuğunu belirten Başkan, mevcut sanayi yapısının geliştirilmesi ve yeni üretim alanlarının oluşturulması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. İki yeni organize sanayi bölgesinin kurulma sürecine değinen Başkan, “İlk yerli ve milli akıllı telefonu da Malatya’da üretilecek.” diyerek şehirdeki üretim kapasitesinin yeni alanlara taşınmasına yönelik hedeflerini aktardı. Gençlere yönelik yatırımların da yeniden yapılanma sürecinin önemli bir parçası olduğunu belirten Başkan, tamamlanan 43 spor yatırımının yanı sıra yeni projelerin sürdüğünü söyledi. Kaynarca-Melekbaba bölgesinde 57 dönüm üzerine kurulan spor kompleksinin tamamlandığını belirten Başkan, tesiste tam nizami futbol sahası, bin 500 seyirci kapasiteli stadyum, bin seyirci kapasiteli spor salonu, kapalı halı saha ve golf sahasının bulunduğunu anlattı. Kompleksin gençlik merkeziyle birlikte gençlerin farklı spor dallarına erişimini artıracağını ifade etti. Kütüphane yatırımlarına da değinen Başkan, Malatya genelinde 13 kütüphanenin inşaatının sürdüğünü belirterek, spor tesisleri ve gençlik merkezleriyle birlikte gençlerin sosyal ve sportif imkânlara erişimini kolaylaştırmayı hedeflediklerini dile getirdi. Bu yaklaşımı, “Malatya’da bir evladımız veya bir kişi evinden çıktığı zaman 5 dakika yürüme mesafesiyle kütüphaneye, sosyal tesise, bir gençlik merkezine, bir spor tesisine ulaşabilir.” sözleriyle anlattı. Türkiye’de dördüncü Keşif Kampüsü Panelde konuşma yapan Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat: “Yaklaşık 5 tane kütüphanemiz var. Şu an 6'ncıyı inşa ediyoruz. 452 kişi kapasiteli modern kütüphaneler. Dünya ve Türkiye'deki ilk ve tek olan bir Teknofest'i Şanlıurfa'da icra ettik. Şehre de heyecan geldi. Gençlere de var olan güvenlerine bir özgüven daha tekrar geldi. Bizlere bunu tevdi eden Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz. Şu anda gençlikle ilgili gelecekteki bilim, sanayi, teknoloji, uzay bilimleriyle ilgili, havacılıkla ilgili şu anda keşif kampüsümüz yaklaşık bir 6 dönümlük alan üzerinde bin 600 metrekarelik kapalı alan üzerinde inşaatımız bitmek üzere. Türkiye'de de dördüncü keşif kampüsü olacak” şeklinde konuştu. Gençlerimize ‘Kanala değil, havuza’ diyoruz Başkan Canpolat, “Urfa spora da ilgili. Sadece Haliliye ilçemizde sadece 34 tane amatör spor kulübü var. Şehrimizde turnuvaların yapılacağı spor kompleksleri var ama bir de Haliliye'ye özgü daha büyük bir spor kulübü yapmayı düşündük. Temellerini attık. Yaklaşık 17 dönümlük bir alan üzerinde. Buraya aynı zamanda basketbol da ekledik. Tribünü ve diğer sosyal donatı alanlarıyla beraber burada hem il içindeki hem de bölge içerisindeki yarışmaların yapılabileceği bir amatör spor kompleksini de inşallah bitirmiş olacağız. O sportif alandaki gençlerimize yapmış olduğumuz yatırımlara bir de yüzme havuzlarına destek verdik. 5 tane olan ulusal standartlardaki modern yüzme havuzlarına şu an altıncısını bitirmek üzereyiz. Bunlar yarı olimpik şeklinde oluyor. Şanlıurfa'da kardeşlerimize, gençlerimize kanala değil, havuza diyoruz. Ulusal standartta da turnuvaların yapılabileceği bir açık okçuluk merkezini şu anda inşa ediyoruz. Burada da bir spor merkezi de yine olup içerisinde minder güreşlerinin yapılabileceği ata sporları merkezlerimizde yaklaşık bir 10 dönüm alan üzerinde şu anda inşası bitmek üzere” dedi. “Belediye Başkanı şehrin dert babasıdır” Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, panelde yaptığı konuşmada belediyecilik anlayışının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde farklı bir boyuta taşındığını belirterek, “Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu belediyecilik vizyonu başka bir çehre kazandırdı. ‘Sokakta olacaksınız, dertliyle dertleneceksiniz. Siz o şehrin dert babasısınız. Girmediğiniz ev kalmayacak’ dedi” ifadelerini kullandı. Vatandaşların belediye başkanlarından beklentilerinin arttığını kaydeden Ercan, “Vatandaş artık belediye başkanının kanunda yetkisinin ne olduğuyla ilgilenmiyor. ‘Ben sana ulaşırım kardeşim, benim şehrimin şehremini sensin. Git, yetkili kimse sen de ona ulaş’ diyor. Halkın dertleriyle dertlendiğiniz zaman gerçekten gidiyorsunuz, uğraşıyorsunuz. Sizinle hiç ilgisi olmayan konular, kurumlar olsa da vatandaşın meselesini çözüyorsunuz. O artık sizin yaşam biçiminiz haline geliyor” dedi. “Sincan’da her an interaktif olmak zorundasınız” Sincan’ın hızla büyüyen ve dinamik bir ilçe olduğunu vurgulayan Ercan, “Sincan’da her an interaktif olmak zorundasınız. Yoksa ne Sincan’a uyabilirsiniz ne de orada başarılı bir belediye başkanlığı yapabilirsiniz” diye konuştu. İlçenin nüfusunun son yıllarda yıllık ortalama 20-25 bin arttığını, dokuz yıllık belediye başkanlığı döneminde ise yaklaşık 150 bin kişilik artış yaşandığını belirten Ercan, “120 bin ilk, orta ve lise düzeyinde öğrencimiz var. 30 yaş altı 300 bin. Böyle bir genç şehirden bahsediyoruz” ifadelerini kullandı. Sincan’ın Ankara’nın sanayi ve üretim kapasitesinde önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Ercan, “Ankara’nın ihracatının yüzde 70’ini Sincan yapıyor. Beş tane organize sanayisi var. Her biri hacmini ikiye katlıyor. Sincan’da hem tarım hem endüstri hem de metropol kent belediyeciliği var. Bu katmanların her birinde aktif olarak yer almaya gayret ediyoruz,” dedi. “Herhangi bir sanatı, mesleği olmayan gençlere sanat ve meslek kazandırıyoruz” Gençlerin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalara öncelik verdiklerini belirten Ercan, Sincan’da 13 millet kütüphanesi bulunduğunu ve kütüphanelerin yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Ercan, “İlkini yaptığımızda ‘Belediyenin işi mi bu, kim gidecek, boşuna para harcıyorsun’ diyenler oldu. Sonra yaptık, sırada bekliyor gençler. Şimdi hamdolsun 13 tane var Sincan’da. Dolup dolup taşıyor” ifadelerini kullandı. İlçede yaklaşık 100 bin kütüphane üyeleri bulunduğunu, bebek kütüphanesiyle 0-6 yaş grubundaki çocuklara ve ailelerine yönelik çalışmalar yürüttüklerini aktaran Ercan, spor, sanat ve kültür alanındaki yatırımları da anlattı. Spor salonları, gençlik merkezleri, futbol sahaları, bilim merkezi, konservatuvar ve Gastronomi Akademisi gibi projelerle farklı alanlarda eğitim ve etkinlik imkânı sunduklarını belirten Ercan, organize sanayi bölgeleriyle iş birliği yaparak meslek kursları düzenlediklerini ve istihdam ofisi aracılığıyla gençleri işe yerleştirdiklerini kaydetti. Ercan, “Herhangi bir sanatı, mesleği olmayan gençlere sanat ve meslek kazandırıyoruz. Aylık binleri bulan rakamlarla gençlerimizi işe yerleştiriyoruz” dedi. Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun: “Gençleri kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmanın yolu spor” Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, yaptığı konuşmasında genç nüfusa sahip ilçede spor altyapısını güçlendirmeyi öncelikleri arasına aldıklarını belirtti. Belediyeciliğin yalnızca imar ve inşa faaliyetlerinden ibaret olmadığını ifade eden Dursun, “Şehri ihya etmek, nesli ihya etmek de yerel yönetimlerin en büyük vazifelerinden birisi. Gençleri kötü alışkanlıklardan, kötü işlerden, kötü arkadaşlıklardan, uyuşturucudan, sigaradan ve benzeri kötü huylardan uzaklaştırmanın en önemli araçlarından birisi spor” dedi. “Hedef Avrupa’nın en iyi spor şehri olmaktı” Sultangazi’de spor altyapısının güçlendiğini söyleyen Dursun, Gençlik ve Spor Bakanlığı verilerine göre aktif lisanslı sporcu sayısı bakımından Türkiye’nin en büyük spor kulübü olduklarını ifade etti. Kulüplerinde 27 branşta 3 bin 500 aktif lisanslı sporcu bulunduğunu belirten Dursun, “Biz artık bir markalaşma hikâyemiz olmalı dedik. Kendi platformlarımızda birbirimizle yarışan bir hale büründük ama artık bunu bir marka haline getirmeliyiz, platformu başka yerlere götürmeliyiz” diye konuştu. Bu hedef doğrultusunda Avrupa’daki spor organizasyonlarına yöneldiklerini kaydeden Dursun, Sultangazi ve İstanbul’un 2012 yılında Avrupa Spor Başkenti unvanını aldığını, o tarihten bu yana bu unvanı alan başka bir şehir olmadığını söyledi. Dursun, 2026 yılında Avrupa’da 21 şehrin “Avrupa’nın en iyi spor şehri” unvanı için yarıştığını belirterek, “Biz platformu artık başka bir yere getirdik” ifadelerini kullandı. “Sporun yaygın bir şekilde bütün katmanlara ulaştırıldığı ilçe sıfatını aldık” Brüksel’de yürütülen sürecin tamamlandığını açıklayan Dursun, Avrupa’nın en iyi spor şehri unvanını kazandıklarını belirterek, “Geçen hafta Brüksel’deydim. Avrupa’nın en iyi spor şehri unvanını Sultangazi, İstanbul, Türkiye’ye getirdik. Bu bizim için çok büyük bir başarı” dedi. Spor şehri olmanın yalnızca başarıya odaklanmak anlamına gelmediğini vurgulayan Dursun, “Sporun yaygın bir şekilde bütün katmanlara ulaştırıldığı ilçe sıfatını aldık. Başarıdan daha çok, sporun kitlelere ne kadar yaygın olarak yapıldığına da bakılıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksim Holding 40. Yılını Özel Davetle Kutladı Haber

Eksim Holding 40. Yılını Özel Davetle Kutladı

1986’dan bu yana Türkiye’nin stratejik sektörlerinde 20’yi aşkın iştiraki ve yaklaşık 10 bin çalışanıyla yatırımlarını sürdüren Eksim Holding, 40. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlediği özel davette, iş, kamu ve sanat dünyasından önemli isimleri bir araya getirdi. Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin ev sahipliğinde Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştirilen davete Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve çok sayıda seçkin konuk katıldı. 40. yıla özel sanat buluşması Eksim’in 40 yıllık yolculuğunun ve gelecek hedeflerinin paylaşıldığı davet kapsamında katılımcılar, Holding’in 40. yılına ithafen restore edilen 40 nadir eseri ve şifa bekleyen nadir eserleri bir araya getiren ‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’nin bir örneğini de ziyaret etme fırsatı buldu. Gecede dünyaca ünlü ebru sanatçısı Garip Ay da canlı performans sergiledi. Sanatçı, ebru sanatı aracılığıyla Eksim Holding’in 40 yıllık yolculuğunu simgesel bir anlatımla davetlilerle buluşturdu. Davette ayrıca gecenin anısına özel olarak hazırlanan ebru çalışması, Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’a takdim edildi. “40 yılı bir sonuçtan çok, önemli bir eşik olarak görüyoruz” Özel davette konuşan Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli, holdingin 40 yıllık yolculuğuna tanıklık eden isimlerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tivnikli, konuşmasında değişen dünya koşullarına uyum sağlarken kurumsal değerleri ve ülkeye karşı sorumluluk bilincini korumanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Geride bıraktığımız 40 yılı bir sonuçtan çok, önemli bir eşik olarak görüyorum. Çünkü bir şirket yıllar içerisinde büyüyebilir, faaliyet alanları değişebilir, yeni bölgelere ve yeni ülkelere açılabilir. Ama asıl mesele büyürken neleri koruduğu, neye sadık kaldığı ve kendisinden sonrakilere ne bıraktığıdır. Bu 40 yıl bize şartların hiçbir zaman aynı kalmadığını da öğretti. Ekonomik koşullar, teknoloji, dünyanın dengeleri ve insanların beklentileri sürekli değişiyor. Dolayısıyla değişimin dışında kalmak yerine, neyi değiştireceğimizi ve neyi koruyacağımızı doğru anlamaya gayret ettik. Bizim için korunması gereken taraf hep çok net oldu: Değerlerimiz, iş ahlakımız ve ülkemize karşı duyduğumuz sorumluluk.” “Yatırımlarımızı ve ülkemize katkımızı sürdürmeye kararlıyız” Eksim’in faaliyetlerine 1986 yılında mütevazı imkânlarla başladığını dile getiren Tivnikli, “Bugün gıda, yenilenebilir enerji ve elektrik dağıtımı başta olmak üzere farklı alanlarda faaliyet gösteren güçlü bir yapıya ulaştık. Görevi devraldığımızda geçmişten aldığımız ölçüyü kaybetmeden, yeni dünyanın şartlarına göre yeni kararlar almaya gayret ettik. Şirketimiz içinde bulunduğumuz sektörlerde yatırımlarını sürdürdü, teknolojiyi ve dijitalleşmeyi iş yapış biçimimizin önemli bir parçası hâline getirdi” dedi. Türkiye’nin son 40 yılda yaşadığı değişim ve kalkınma sürecine de tanıklık ettiklerini ifade eden Tivnikli, bu süreçte ülke genelinde yatırımlar gerçekleştirmeye ve istihdam oluşturmaya devam ettiklerini belirtti. Eksim Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli son olarak önümüzdeki dönemde de aynı anlayışla yatırımlarını sürdüreceklerini ancak şirketin sorumluluğunun finansal sonuçlarla sınırlı olmadığının altını çizerek eğitimden kültür ve sanata, gençlerden çevrenin korunmasına kadar farklı alanlarda da imkânları ölçüsünde topluma katkı sunmaya çalıştıklarını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.