Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstihdam

Kapsül Haber Ajansı - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vorwerk Group, DSN Global 100 Listesi’nde 3. Sırada Yer Aldı Haber

Vorwerk Group, DSN Global 100 Listesi’nde 3. Sırada Yer Aldı

Doğrudan satış sektörünün en prestijli küresel sıralamalarından biri olarak kabul edilen DSN Global 100 Listesi’nde Vorwerk Group, 2026 yılında da güçlü konumunu koruyarak ürün satan başarılı şirketler kategorisinde 3. sırada yer aldı. Yıllık geliri 100 milyon doların üzerinde olan şirketlerin değerlendirildiği listede bu yıl 63 şirket yer alırken, sıralama yalnızca finansal büyüklüğü değil; sektörün ekonomi, istihdam ve toplumsal etki alanındaki gücünü de ortaya koyuyor. Vorwerk Group’un listede üst sıralarda konumlanması, şirketin global ölçekte sürdürülebilir büyüme performansını ve doğrudan satış modeline getirdiği yenilikçi yaklaşımı bir kez daha teyit ediyor. “Doğrudan satış, ekonomik ve sosyal etki yaratan güçlü bir model” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Vorwerk Türkiye Genel Müdürü Gül Kayadeniz, doğrudan satış sektörünün yalnızca ticari bir yapı olmadığını, aynı zamanda geniş bir ekonomik ve sosyal etki alanı yarattığını vurguladı. Kayadeniz konuya ilişkin, “DSN Global 100 Listesi’nde üst sıralarda yer almak, Vorwerk Group’un global ölçekte istikrarlı büyümesinin ve güçlü iş modelinin önemli bir göstergesi. Doğrudan satış modeli, milyonlarca insan için girişimcilik fırsatı yaratırken; aynı zamanda ekonomiye ve istihdama doğrudan katkı sağlayan bir yapı sunuyor. Bu başarının arkasında, kullanıcı odaklı yaklaşımımız ve sürdürülebilir değer yaratma vizyonumuz yer alıyor”dedi. Küresel ölçekte büyüyen etki DSN Global 100 Listesi, doğrudan satış kanalının dünya genelindeki ekonomik etkisini görünür kılmayı amaçlıyor. Liste, hem halka açık hem de özel şirketleri kapsayarak sektörün geniş ölçekli yapısını ve küresel erişimini ortaya koyuyor. Vorwerk Group’un bu listede üst sıralarda yer alması, yalnızca finansal başarıyı değil; aynı zamanda tüketiciyle kurduğu güçlü bağ, yaygın temsilci ağı ve deneyim odaklı iş modeliyle yarattığı uzun vadeli etkiyi de yansıtıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İsveç'ten "Türkiye ile Üretilmiştir" Hamlesi: Derinleşen İş Birliğine Güçlü Bir Vurgu Haber

İsveç'ten "Türkiye ile Üretilmiştir" Hamlesi: Derinleşen İş Birliğine Güçlü Bir Vurgu

Dünya genelinde birçok ülke içine kapanmayı tercih ederken, İsveç farklı bir yol seçiyor. Bu tercih bir saflık değil; aksine, onlarca yıllık deneyimin gösterdiği bir gerçek: Açıklık inovasyonu, ekonomik büyümeyi ve uzun vadeli dayanıklılığı besler. Bluetooth'tan kalp pili teknolojisine, üç noktalı emniyet kemerinden Spotify'a ve günümüzün öncü teknoloji şirketlerine kadar İsveç'in en bilinen atılımlarının tamamı, fikirlerin sınır tanımadan dolaştığı ve işbirliğinin teşvik edildiği bir ortamda doğdu. "Made with Sweden in Türkiye" tam da bu anlayış üzerine kurulu. Gerçek katma değer, ülkeler güçlerini birleştirdiğinde ortaya çıkar. Kampanya, İsveçli şirketlerin, araştırmacıların ve yaratıcı endüstrilerin dünya genelindeki ortaklıklarını görünür kılarken, aynı işbirliği ruhu Türkiye ile olan uzun soluklu ortaklığın temelini oluşturuyor. İsveç – Türkiye işbirliğinden öne çıkan örnekler: • Ericsson Türkiye, İstanbul, İzmir ve Ankara'daki merkezlerinde 5G ve 6G teknolojilerinde öncü Ar-Ge çalışmaları yürütüyor. • Systemair, Kocaeli'nde Türkiye'nin ilk LEED Gold sertifikalı fabrikasına 15 milyon avroluk yatırım yaptı. • İstanbul Üniversitesi ile KTH Kraliyet Teknoloji Enstitüsü arasında sürdürülebilir biyobazlı malzemeler üzerine yapılan ortak araştırmalar, yeni akademik yayınlara ve Avrupa fonlarına kapı açtı. • Spotify, Storytel ve dünya çapında tanınan İsveçli oyun şirketleri sayesinde kültürel etkileşim hızla artıyor. Türkiye, bu vizyonun merkezinde yer alıyor. İsveçli şirketler Türkiye genelinde 60.000'den fazla kişiye istihdam sağlıyor; otomotivden tekstile, endüstriyel üretimden enerji verimliliğine, elektroniğe ve dijital hizmetlere uzanan geniş bir işbirliği ağı bulunuyor. Bu ortaklıklar tek yönlü yatırımlar değil; ortak hedeflere ve ortak faydaya dayanan karşılıklı kazanımlar. İşte bu nedenle İsveç "Made in" demiyor; "Made with" diyor. Yeni ortaklıkları teşvik ederek, yetenekli is gucunu destekleyerek, sirketlere ve kurumlara birlikte inovasyon yapmaları için platformlar yaratarak İsveç, bu ivmeyi daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. İsveç–Türkiye işbirliğinin gelecegini birlikte yazmaya davet ediyoruz. Team Sweden, inovasyon, sürdürülebilirlik, kültür ve yetenek değişimi alanlarında iş birliğini desteklemeye hazırdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Erişilebilir kent hedefiyle 98. Kırmızı Bayrak İZTO’nun oldu Haber

Erişilebilir kent hedefiyle 98. Kırmızı Bayrak İZTO’nun oldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin engelli erişimine uygun olan kurum ve mekânlara verdiği Kırmızı Bayrak ödülünün 98’incisi, İzmir Ticaret Odası’na takdim edildi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve engelli yurttaşların da katılımıyla İZTO’da düzenlenen törende, bina önüne Kırmızı Bayrak asıldı. Kırmızı Bayrak almak için gerekli kriterleri sağlayan İzmir Ticaret Odası, en yüksek standart olan “3 yıldızlı” bayrağa sahip İzmir’deki 24. kurum oldu. Kırmızı Bayrak uygulamasının aynı zamanda bir teşvik modeli olduğunun altını çizen Başkan Dr. Cemil Tugay, “Biz, bu bayrağın çoğalmasını istiyoruz. Erişilebilirlik engelli bireylerin yanı sıra yaşlılar, çocuklar için de çok önemlidir. Aslında hepimiz için daha yaşanabilir bir kent anlamına gelir. İzmir, erişilebilirlik konusunda kararlı adımlarla ilerliyor. Bu sayının kısa süre içinde daha da artacağına eminim. İzmir’i herkes için erişilebilir kılmaya devam edeceğiz. Hep birlikte daha engelsiz bir İzmir için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. “Kırmızı Bayrak, erişilebilirlik markasıdır” İzmir’de herkesin ve her kesimin hem fiziki hem de duygusal anlamda birbirine ulaşabileceği yakınlıkta olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, “İzmir ayrımcılık yapmaz, herkesi eşitler. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sürdürdüğümüz Kırmızı Bayrak uygulaması, kentimizin bu karakteristik özelliğine dayanıyor. Çünkü biz, erişilebilirliği bir ayrıcalık değil temel hak olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı. Kırmızı Bayrak uygulamasının 2013 yılında düzenlenen Engelsizmir Kongresi’nin en önemli çıktılarından biri olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, “Türkiye’de ilk kez İzmir’in hayata geçirdiği bu model, bir erişilebilirlik markasıdır. Kırmızı Bayrak uygulaması; engelli bireylerin, kamuya açık alanlarda hizmet veren tüm kurumların mekânlarına ve ayrıca ulaşım araçlarına engelsiz erişebilmesini teşvik ediyor” bilgisini verdi. “Somut, ölçülebilir ve denetlenmiş bir emeğin sonucu” İzmir’de erişilebilirliği istisna olmaktan çıkarıp kentin tamamına yayılan bir standart hâline getirmeyi amaçladıklarını dile getiren Başkan Tugay, uygulama için başvuran kurumların İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda Erişilebilirlik Koordinasyon Komisyonu tarafından titizlikle incelendiğini, başvuru mekânlarının yerinde denetlenip raporlandığını, bu denetimlerde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının erişilebilirlik kriterlerinin esas alındığını söyledi. Sağlanan kriter oranına göre başvuru sahiplerine 1, 2 ya da 3 yıldızlı Kırmızı Bayrak verildiğini kaydeden Başkan Tugay, “Kriterlerin yüzde 60’ını sağlıyorsa 1 yıldız, yüzde 75’ini sağlıyorsa 2 yıldız, yüzde 90’ını sağlıyorsa 3 yıldızlı Kırmızı Bayrak veriliyor. Yani bu bayrak; somut, ölçülebilir ve denetlenmiş bir emeğin sonucudur” diye belirtti. “İnsan odaklı yönetim anlayışının göstergesi” Bu emeğin en üst düzey karşılığı olan 3 yıldızlı Kırmızı Bayrak’ı İzmir Ticaret Odası’na takdim etmekten mutluluk duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, şöyle konuştu: “Bu başarı, köklü bir kurumun çağın gereklerine nasıl hızla ve kararlı şekilde uyum sağladığının göstergesidir. 141 yıllık geçmişi, 105 bini aşkın üyesiyle İzmir ekonomisinin kalbi niteliğindeki İzmir Ticaret Odamızın attığı adım, iş dünyasında sosyal sorumluluğun somut karşılığıdır. Odanın bu girişimi tüm kurumlara örnek olmalıdır. İzmir’de geniş bir kesimi temsil eden Mahmut Özgener başkanlığındaki İzmir Ticaret Odamızla aynı duyarlılığa sahip olmaktan dolayı mutluyum. Bu yaklaşımı yalnızca fiziksel mekânlarla sınırlı olmaması; odamızın, dijital hizmetlerden kurumsal işleyişe uzanan bütüncül bir erişilebilirlik anlayışına sahip olması sevindirici. Çünkü erişilebilirlik, kurumsal kalitenin ve insan odaklı yönetim anlayışının göstergesidir.” “Bayrağı gururla dalgalandıracağız” İzmir Ticaret Odası’nın tarihin her döneminde köklü geçmişi ve güçlü kurumsal yapısıyla yalnızca ekonomik kalkınmaya değil, toplumsal gelişime de öncülük eden bir anlayışla hareket ettiğini söyleyen İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener de “Teslim aldığımız bu bayrağı, gururla dalgalandıracağımızı bilmenizi isterim. Fiziksel mekânlarımızdan dijital hizmetlerimize kadar her alanda engelli bireylerimizin ihtiyaçlarını gözeten, kapsayıcı ve sürdürülebilir çözümler üretmeye ve bunları daha da geliştirmeye büyük önem veriyoruz. Toplumsal faydayı önceleyen, fırsat eşitliğini destekleyen ve herkes için erişilebilir bir hizmet anlayışını benimseyen bir kurum olma hedefiyle çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. İş'te Nöroçeşitli Var etkinliği, İZTO’da yapılacak İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Borsası, Dokuz Eylül Üniversitesi ile Rotary Kulüplerinin destekleriyle 22 Mayıs'ta “Destekli İstihdam Zirvesi: İş'te Nöroçeşitli Var" etkinliğini İzmir Ticaret Odası’nda gerçekleştireceklerini duyuran Mahmut Özgener, “Bu etkinlik kapsamında engelli bireylerin istihdamına yönelik iyi uygulamaların iş dünyası ile buluşturulmasını, firmaların destekli istihdam modeli konusunda bilgilendirilmesini ve kapsayıcı iş ortamlarının yaygınlaştırılmasını amaçlıyoruz” bilgisini verdi. “Eşit, daha kapsayıcı ve daha yaşanabilir bir kent” Törende konuşan Kırmızı Bayrak Komisyonu Üyesi Gülgün Yorgancılar ise “Bugün erişilebilirlik adına atılan önemli bir adımın parçası olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bu buluşma yalnızca bir ödül ya da bir simgeyi değil daha eşit, daha kapsayıcı ve daha yaşanabilir bir kent idealini temsil ediyor. Erişilebilirlik, çoğu zaman fiziksel düzenlemelerle sınırlı bir konu gibi algılanıyor. Oysa erişilebilirlik, bir bireyin bir mekâna girebilmesi kadar o mekânda var olabilmesi, hizmete ulaşabilmesi, kendini o alanın parçası hissedebilmesi anlamına gelir. Bu nedenle erişilebilirlik yalnızca teknik bir mesele değil aynı zamanda sosyal adaletin, eşitliğin bir göstergesidir. Bugün verilen Kırmızı Bayrak, aslında hepimize bir sorumluluk hatırlatıyor; erişilebilirliği bir zorunluluk olarak mı görüyoruz yoksa toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak mı benimsiyoruz? Gerçek dönüşüm, sadece standartları karşılamakla değil o anlayışı içselleştirmekle mümkündür. Erişilebilir bir yaşam, herkes için daha iyi bir yaşam demektir” dedi. Konuşmaların ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay, İZTO Başkanı Mahmut Özgener’e Kırmızı Bayrak takdim etti. Ardından katılımcılarla birlikte İZTO binası önüne bayrak asıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den ATSO Ödüllerinde Dikkat Çeken Başarı Haber

CW Enerji’den ATSO Ödüllerinde Dikkat Çeken Başarı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji yeni bir başarıya daha imza attı. Firma, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) tarafından düzenlenen 144. Yıl Vergi ve Ali Bahar Özel Ödülleri kapsamında önemli dereceler elde etme başarısı gösterdi. Türkiye’nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde yer alan CW Enerji, bölge adına da önemli bir başarıya imza atarak, Kurumlar Vergisi 2024 kategorisinde Antalya 6’ncısı olurken, Ticari Kazanç 2024 Kurumlar Vergisi kategorisinde ise Antalya 8’incisi oldu. Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, CW Enerji’nin sürdürülebilir enerji alanında kararlı büyümesine devam ettiğini söyledi. Sarvan, hem üretim kapasitelerini hem de teknolojik altyapılarını sürekli geliştirdiklerini ifade ederek, “Ülke ekonomisine katkı sağlamaya ve Antalya’mızı en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz. Antalya’dan doğan ve gücünü bu topraklardan alan bir şirket olarak, şehrimizin sanayi ve üretim alanındaki gelişimine katkı sunmayı, istihdam yaratmayı ve Antalya’yı yenilenebilir enerji alanında daha güçlü bir konuma taşımayı önemsiyoruz. Bu kapsamda ATSO tarafından düzenlenen 144. Yıl Vergi ve Ali Bahar Özel Ödülleri kapsamında birden fazla önemli başarıya imza atmak bizim için gurur verici. Türkiye’nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasına giren firmamız, Kurumlar Vergisi 2024 kategorisinde Antalya 6.’sı, Ticari Kazanç 2024 Kurumlar Vergisi kategorisinde de Antalya 8.’si oldu. Bu başarıda emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza ve bize güvenen tüm iş ortaklarımıza teşekkür ederiz” dedi. Elde edilen başarıların ekip çalışmasının bir sonucu olduğuna dikkat çeken Sarvan, şirket çalışanlarına ve iş ortaklarına teşekkür ederek, CW Enerji’nin önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirlik odaklı projelerle büyümesini sürdüreceğini belirtti. Sarvan: Amacımız ilerleyen süreçte adım adım yükselişimizi sürdürmek Türkiye için sürekli kendilerini geliştirerek çalışmaya, üretmeye ve ekonomiye katkı sağlamaya devam edeceklerini dile getiren Sarvan, “Amacımız ilerleyen süreçte adım adım yükselişimizi sürdürmek. Katma değerli ürünlerimiz ve başarılı çalışmalarımız ile sektör adına kazanımlar sağlamayı sürdüreceğiz. Türkiye’de geliştirdiğimiz teknolojiler ve üretim gücümüzle hem istihdama katkı sağlıyor hem de dışa bağımlılığın azaltılmasına destek oluyoruz. Bu doğrultuda yerli ve milli üretim anlayışımızdan taviz vermeden çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu. Yerli üretim gücüyle sektörde örnek CW Enerji’nin yerli üretim gücüyle sektörde örnek bir konumda bulunduğunu vurgulayan Sarvan, “Kendi kaynaklarımızla geliştirdiğimiz ürünler ve yüksek kalite standartlarımız sayesinde hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir rekabet avantajı elde ediyoruz. Bu yaklaşımımız, kazandığımız ödüllerle de taçlanmış durumda. Ayrıca bu başarılar AR-GE çalışmalarımıza yaptığımız yatırımların ne kadar doğru bir strateji olduğunu da ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte de inovasyon odaklı yaklaşımımızla sektörde fark yaratmaya ve ülkemize değer katmaya devam edeceğiz” dedi. Ödülü CW Enerji Yönetim Kurulu Temsilcisi Nihan Demirtaş Taylan aldı Öte yandan CW Enerji adına ödülü CW Enerji Yönetim Kurulu Temsilcisi Nihan Demirtaş Taylan aldı. Taylan konuşmasında, “Bu anlamlı ödülü şirketimiz adına almak büyük bir onur. CW Enerji olarak yenilenebilir enerji alanında attığımız her adımda hem çevresel sürdürülebilirliği hem de ekonomik katkıyı ön planda tutuyoruz. Antalya’dan doğan bir marka olarak, şehrimizi ulusal ve uluslararası arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz” dedi. Taylan, bu başarının güçlü ekip çalışmasının ve uzun vadeli vizyonun bir sonucu olduğunu belirterek, önümüzdeki dönemde de teknoloji odaklı çözümlerle sektörde fark yaratmayı sürdüreceklerini de sözlerine ekledi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UEZ’de Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar Masaya Yatırıldı Haber

UEZ’de Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar Masaya Yatırıldı

2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ikinci günü de yoğun katılımla gerçekleşti. Ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu’nun üstlendiği zirvenin ikinci gününün dördüncü paneli “Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar” başlığıyla düzenlendi. Bacacı Holding’in sponsorluğunda yapılan panelin moderatörlüğünü EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar üstlendi. Bacacı Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cem Cansu, panelde yaptığı konuşmada, şirket yapılarının hibrit bir model üzerine kurulu olduğunu belirterek, aktif değer yaratan bir grup olduklarını, potansiyel ile performans arasındaki farkı minimize etmeye odaklandıklarını söyledi. Değer üretiminin ciddi yatırım gerektirdiğini vurgulayan Cansu, “Buna çok ciddi yatırım yapmak gerekiyor. Bizim değer yaratma modelimizde birkaç tane olmazsa olmazımız var. Biz 10 bin kişilik bir aileyiz. Müşterimiz, tedarikçimiz ve paydaşlarımızla hareket ediyoruz.” dedi. Çoklu değer üretimine dayalı bir yatırım anlayışı benimsediklerini söyleyen Cansu, sürdürülebilirliğin bu yaklaşımın merkezinde yer aldığını belirtti. “Dünyanın geçmiş 50-100 yılına bakın, insanlığın refahı hep artmış. İyimser olmak için ortada sebepler de var. Bu dönemde çok ciddi zikzaklar da olmuş. İniş çıkışları yaşadığımız noktalar oldu. Dayanıklı ve sürdürülebilir olanlar ayakta kaldı.” diyen Cansu, yatırım kararlarında orta ve uzun vadeli perspektifin belirleyici olduğunu kaydetti. Yapay zekâ yatırımlarına da değinen Cansu, teknolojinin tek başına anlam ifade etmediğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Yapay zekayı tek başına yapay zeka olarak konuştuğumuz zaman da aslında bu biraz yapay kalabiliyor. Yani bu aslında bizim içimizde bir dönüşüm. Çünkü bireysel ya da kurumsal tecrübelerimde gördüğüm, yapay zekaya ne kadar doğru veriyi, ne kadar doğru süreçle ve sistematik olarak verdiğimiz zaman buradaki verim artıyor. Aksi takdirde açıkçası aynı verimi alamadığımızı görüyoruz. Dolayısıyla önce aslında veri, sistem, süreç, hatta insan kaynağı organizasyonu dahi bunun içine katabiliriz. Bunların tam oturmuş olması yapay zekanın bence sonuçlarını olumlu yönde etkileyen faktörler olarak görüyorum.” Cem Cansu, özellikle veriye çok önemli yatırımlar yaptıklarına dikkati çekerek, “Aslında yatırımcı kimliğimizle, tabii bizim bir start-up hedeflerimiz de var, önümüzdeki dönemlerle alakalı ve burada özellikle yapay zeka konusunda bizim operasyonel derinliğimizi ve finansal gücümüzü onların inovasyon ve esneklikleriyle birleştireceğimiz hem yatırım hem de bu anlamdaki hedeflerimize daha verimli bir şekilde ulaşacağımız hedefler amaçlarımız da bu yönde 500 milyon TL gibi 2026 için yatırım hedefine koymuş durumdayız.” değerlendirmesinde bulundu. “Demografinin değişimi de çok önemli bir etken” Diffusion Capital Partners Ortağı Alper Karagöz de derin teknoloji yatırımlarına odaklandıklarını belirterek, “Derin teknoloji alanında yatırımlar yapıyoruz. Karşımızda işi büyütebilecek bir takım görürsek yatırım yapıyoruz. Diğer unsur, pazar büyük mü, potansiyel var mı ona bakıyoruz. Bu işi yaparken dönemsel birtakım kaygılar var. 10 yıl önce yatırım yaptığımız işe bugün yatırım yapma olasılığımız çok düşük. Yüksek teknolojinin dönüştürücü etkisi var. Artık laboratuvardan ürüne geçiş oldukça hızlı. Yüksek teknolojinin dönüştürücü etkisi var. Demografinin değişimi de çok önemli bir etken. Ona göre servisler gözetmeniz lazım. Sıfır karbona yolculukla alakalı bir trend de söz konusu. Dikey yapay zeka ile sağlıkta, otomasyonda bir sürü iş fikri geliyor ve bunları kullanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Demografik değişimin de yatırım kararlarını etkilediğini belirten Karagöz, “Yaşlanan nüfus ve değişen ihtiyaçlar yeni servis alanları yaratıyor. Sıfır karbon hedefi ve dikey yapay zekâ uygulamaları özellikle sağlık ve otomasyon alanlarında önemli fırsatlar sunuyor.” dedi. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karagöz, “Patent sayıları ve bilimsel yayınlar ciddi artış gösteriyor. Bu durum insan kaynağı ve Ar-Ge tarafında güçlü bir potansiyele işaret ediyor” diye konuştu. Türkiye’nin oyun ve FinTech alanlarında güçlü olduğunu vurgulayan Karagöz, dijitalleşme kapasitesinin yüksek seviyede olduğunu ifade etti. “Gıda arzının yüzde 70 artırılması gerekecek” Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı & Besler CEO’su Mert Altınkılınç ise gıda sektöründe sürdürülebilirliğin kritik önem taşıdığını belirtti. “2050’de dünya nüfusu 10 milyara ulaşacak ve gıda arzının yüzde 70 artırılması gerekecek” diyen Altınkılınç, bu sürecin aynı zamanda önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Tedarik zincirinin kırılgan olduğu bir dönemde gıda sektörünü çok geniş perspektifte ele alınması gerektiğini ifade eden Altınkılıç, şunları kaydetti: “Sürdürülebilirliği işin merkezine alan, verimliliğe odaklanan, tüketici değişikliklerini algılayabilen devletler ve şirketler önde olacaktır. Tüketicilerin güvenini almak da çok önemli. Tüm paydaşlarımızla şeffaf bir ilişki kuruyoruz. Yaş meyve sebze işinde gıda atığı yüzde 50’lere gelmiş durumda. Biz bunu dondurulmuş gıdada yüzde 7’ye kadar indirdik. Kadın çiftçilere odaklandık. Sektördeki kadınların yüzde 80’i ücret almayan veya yan haklardan mahrum insanlardan oluşuyor. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz bakanlıklarla iş birliği içinde. İyi ve kaliteli gıdayı herkese erişebilir hale getiriyoruz.” “Türkiye ile ilgili istihdam yaratabileceğimiz alanlarda destekler sunuyoruz” Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Lisa Kaestner belirsizliklerin arttığı bir dönemde finansal dayanıklılığın kritik hale geldiğini söyledi. Son 10 yılda 25 milyar doların üzerinde bir kaynak sağladıklarını belirten Kaestner, “Finansta dayanıklılık olmalı ve orada sürdürülebilirlik de olmalı. Türkiye’de değer zincirini geliştirmeliyiz. Verimliliği artırmak da bizim çalışmalarımız arasında yer alıyor. Finans sektöründe fonlarla da çalışmak mümkün. Türkiye ile ilgili önemli altını çizmek istediğim konu, istihdam yaratabileceğimiz alanlarda destekler sunuyoruz. İklim değişikliği için finansmanlar sağladık. Bir takım start-up’lara da desteklerimiz oldu. Dijitalleşmeyi önceliklendiren KOBİ’lere destek sağlıyoruz.” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Trucks’tan Türkiye’nin En Kapsamlı Ağır Ticari Yeşil Dönüşüm Planı    Haber

Ford Trucks’tan Türkiye’nin En Kapsamlı Ağır Ticari Yeşil Dönüşüm Planı  

Ford Otosan, bugün Türkiye’de ağır ticari araçlar için hem motor hem şanzıman geliştiren ve üreten tek üretici konumunda bulunuyor. Şirket, sahip olduğu bu yetkinliği yeni nesil güç aktarma teknolojileriyle genişleterek, ağır ticari araç üretiminde teknolojik derinliğini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Bu yaklaşım, Ford Trucks’ın Avrupa’daki büyümesini desteklerken Türkiye’de ağır ticari araç üretiminde teknoloji ve üretim sofistikasyonu açısından en ileri noktadaki konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim ve daha nitelikli istihdam yaratılması da bu dönüşümün temel hedefleri arasında yer alıyor. Türkiye’nin en kapsamlı ağır ticari yeşil dönüşüm planı Bu kapsamda, Euro-7 emisyon standartlarına uyum, sıfır emisyonlu araç üretimi ve Avrupa Birliği Doğrudan Görüş Regülasyonu’na uygun yeni kabin dönüşümünü içeren projeler için yapılan teşvik başvurusu uygun bulunarak Proje Bazlı Devlet Yardımı kapsamında desteklenmesine karar verildi. Proje Bazlı Devlet Yardımına konu tutar 31.389.000.000 TL olup, onaylanan teşvik çerçevesinde, söz konusu dönüşüm projeleri kapsamında 2031 yılı sonuna kadar ilgili yatırımların yapılması ve yaklaşık 500 kişilik ek istihdam sağlanması öngörülüyor. Yatırımların, pazarın gelişimi, teknolojik dönüşümün seyri ve altyapı hazırlıkları doğrultusunda 2026 ve izleyen yıllarda kademeli olarak gerçekleştirilmesi planlanıyor. Projelerin tamamına ilişkin nihai yatırım kararları ise devam eden fizibilite ve değerlendirme süreçlerine bağlı olarak şekillenecek. Emrah Duman: “Türkiye’deki mühendislik gücümüzü rekabetçi ürünlere dönüştürürken sektörde sürdürülebilirlikte de söz sahibi olmayı hedefliyoruz.” Ford Trucks Lideri Emrah Duman konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: Ford Trucks’ın Avrupa’daki büyümesini uzun vadeli bir teknolojik dönüşüm vizyonuyla ele alıyoruz. Eskişehir’de planladığımız bu yatırım, farklı güç aktarma teknolojilerini aynı üretim ve mühendislik ekosistemi içinde geliştirebilen bir yapı oluşturma hedefimizin önemli bir parçası. Ağır ticari araçlarda dönüşüm aşamalı ilerleyen bir süreç. Elektrikli, hidrojenli ve gelişmiş içten yanmalı motor teknolojilerini birlikte ele alıyor, farklı kullanım ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştiriyoruz. Bu yaklaşım, Ford Trucks’ın geleceğin taşımacılık ihtiyaçlarına hazır olmasını sağlıyor ve küresel rekabet gücünü destekliyor. Türkiye’deki mühendislik gücümüzü rekabetçi ürünlere dönüştürürken sektörde sürdürülebilirlikte de söz sahibi olmayı hedefliyoruz. Bu projeyi ilk aşamasından itibaren sahiplenerek destekleyen T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza teşekkür ederiz.” Yeni nesil güç aktarma teknolojileri aynı geliştirme altyapısında ele alınıyor. Ford Otosan Eskişehir Fabrikası’nda planlanan dönüşüm kapsamında; elektrikli kamyonlar, hidrojen bazlı güç sistemleri, Euro-7 uyumlu yeni nesil motorlar ve yeni kabin mimarileri birlikte ele alınıyor. Bu yapı, farklı teknolojilerin tek bir hatta toplanmasından ziyade, aynı üretim ve mühendislik altyapısı içinde esnek şekilde geliştirilebildiği ve ölçeklenebildiği bir model sunuyor. Bu yönüyle proje, Türkiye’de ağır ticari araç segmentinde yeni nesil güç aktarma teknolojilerinin birlikte ele alındığı en kapsamlı dönüşüm çalışmalarından biri olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda Ford Trucks’ın kendi mühendislik gücüyle geliştirdiği teknolojilerin Avrupa pazarına güçlü şekilde sunulmasını destekliyor. Proje ile birlikte Ar-Ge kapasitesinin artırılması, yeni teknoloji alanlarında uzmanlık geliştirilmesi ve yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşım, Türkiye’de daha yüksek katma değerli üretimin yaygınlaşmasına katkı sağlarken Ford Trucks’ın küresel ölçekte daha güçlü bir oyuncu olmasını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Makineler Taşındı, Eğitim Açık Alanda Devam Etti Haber

Makineler Taşındı, Eğitim Açık Alanda Devam Etti

İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası binasında düzenlenmesi planlanan Bahar Buluşması, tarihi yapıya yönelik el koyma girişimleri nedeniyle açık havada gerçekleştirildi. Kursiyerler ile istihdam edilen kadınların başarı hikayelerini paylaştığı etkinlikte, farklı branşlarda eğitim alan yeni mezunlar belgelerini bina içindeki tören yerine açık alanda aldı. Meslek Fabrikası’nda yıl boyunca üretilen çalışmaların sergilendiği bir açık hava sergisi de kuruldu. Özene Bezene Büyütüyoruz Projesi’ne katılarak eğitimlerine devam eden kadınlar, açık alana kurulan dikiş makinelerinde üretim yaptı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, “Her türlü engele rağmen Meslek Fabrikası’na bahar geldi. Baharın en güzel yanı şudur: Toprak, ne kadar zorlu bir kıştan geçmiş olursa olsun yeniden yeşerir. Baharın gelişini ertelemeye kimsenin gücü yetmez. Meslek Fabrikası’nda yeşeren baharları da engelleyemeyecekler” diye konuştu. “Mücadelemizi sürdüreceğiz” Bahar Buluşmasını buruk bir tatla açtıklarını kaydeden Yıldır, tarihi binaya bir süredir haksız ve hukuksuz biçimde el konulmak istendiğini belirterek, “Belediyemize Atatürk’ten miras kalan Meslek Fabrikası binamız için çok daha farklı bir gelecek hayal etmiştik. Çünkü bu bina, özellikle gençlerin ve kadınların geleceğini kurmaları için Meslek Fabrikası’na dönüştürüldü” dedi. “Biz Atatürk’ün çocuklarıyız” diyen Yıldır, bu tür girişimlerin kendilerini yıldıramayacağını vurguladı. Hukuki sürecin devam ettiğini hatırlatan Yıldır, “İzmir halkının mülkü yeniden İzmir halkına iade edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu. “Umut fabrikası” Meslek Fabrikası’nda insanları meslek sahibi yaptıklarını, binlerce kişinin aldığı eğitimle iş bulduğunu belirten Yıldır, “Meslek Fabrikası, toplumun dönüşümüne ve refahına katkı sunan, takdiri hak eden bir kurumdur. Çünkü biz, bir kentin gücünün yalnızca yaptığı yollar ve kurduğu altyapıyla değil, insanlarına açtığı fırsatlarla da ölçüldüğünü biliyoruz. Bir gence meslek kazandırabiliyor, bir kadının emeğini görünür kılabiliyor, bir yurttaşa yeni bir başlangıcın kapısını aralayabiliyorsanız işte o zaman gerçekten güçlü bir kent olursunuz. Meslek Fabrikası tam da bu anlayışın ürünüdür. Burası bir dayanışma alanı, İzmir’de emeğin fırsata dönüştüğü bir merkezdir. Meslek Fabrikası, insanların hayatında yeni sayfalar açtığı bir umut fabrikasıdır” dedi. Her merkez istihdam başvuru noktası olacak Konuşmasında yeni bir çalışmayı da duyuran Başkan Vekili Yıldır, “Meslek Fabrikası’nın İzmir genelinde faaliyet gösteren 28 kurs merkezini artık aynı zamanda birer istihdam başvuru noktası haline getiriyoruz. Bundan sonra İzmir’de iş arayan yurttaşlarımız, kentin neresinde olursa olsun kendisine en yakın Meslek Fabrikası kurs merkezine istihdam başvurusunda bulunabilecek. İnsanları meslek sahibi yapan bu yapıyı artık daha etkin kullanıyoruz. Kursiyerleri doğrudan iş fırsatlarıyla buluşturan bir merkezler ağı haline getiriyoruz. İstihdam, hem ekonomik hem sosyal bir meseledir. Bir onur meselesidir. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bizim görevimiz, emeğin büyüyebileceği, sosyal dönüşümün yaşanacağı alanlar açmaktır” ifadelerini kullandı. Makineler taşındı, eğitimler açık alanda gerçekleşti Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, yıl boyu üretilen çalışmaların sergilendiği açık hava sergisini ziyaret etti. Burada hem eğitmenler hem de kursiyerlerle sohbet eden Yıldır, Özene Bezene Büyütüyoruz Projesi kapsamında açık alanda kurulan atölyeyi de ziyaret etti. Projeye katılan kadınlar, Meslek Fabrikası binasına el koyma girişimi sebebiyle binanın karşısında yer alan yeşillik alanda makineleriyle dikiş dikti. Etkinlik boyunca, eğitimin sadece dört duvar arasında olmadığının vurgulandığı Hababam Sınıfı filminin müzikleri de çalındı. Şenlikte ayrıca dört gündür devam eden Meslek Fabrikası binası nöbetine ilişkin video gösterimleri de gerçekleştirildi. Yeni mezunlar, belgelerini şenlikte aldı Meslek Fabrikası’nda farklı branşlarda kurs gören kursiyerlere de mezuniyet belgeleri takdim edildi. 13 Ön Muhasebe, 11 Personel Bordro ve Özlük İşleri Eğitimi ve 13 Özene Bezene Büyütüyoruz Projesi kursiyeri, belgelerini abluka altına alınan bina önünde hazırlanan açık alanda aldı. Kursiyerler, eğitmenler ve Başkan Vekili Yıldır, hatıra fotoğrafı çektirdi. “Meslek Fabrikası’nın kalbini söküp almayın” Şenlik kapsamında, aldıkları eğitimle seramik atölyesi açan Gürsel Şahin ve Nursel Tuncay, sahneye çıkarak Meslek Fabrikası sayesinde değişen hayatlarını anlattı Gürsel Şahin, “Bugün burada bir kursiyer olarak değil, aldığımız kurslar sonucunda atölye açmış kişiler olarak buradayız. İlk başta çamura şekil verirken zorlandık, hata yaptık, tekrar denedik. Biz aslında çamura şekil verirken hayatımıza da şekil vermişiz. Bugün kendi emeğimizle üretmenin, hayallerimizi gerçekleştirmenin, başarmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Biz artık üreten, kazanan ve ilham veren bireyleriz. Bizlerin Meslek Fabrikası sayesinde çoğalmasını istiyoruz. Bir insanın hayatı fırsat verildiğinde gerçekten değişebiliyor. Arkamızdaki güzel bina, Meslek Fabrikası’nın kalbi. Lütfen o kalbi söküp almayın” diyerek duygularını ifade etti. İstihdam edilen bininci kursiyer: Meslek Fabrikası yeni bir fırsat verdi Meslek Fabrikası’nda kurs görüp istihdama kazandırılan bininci kursiyer Zeynep Kahraman da şunları söyledi: “Hepimiz için bahar demek; yenilenmek, umut etmek ve yeni başlangıçlar demek. Benim hayatımdaki yeni başlangıç ise Meslek Fabrikası ile tanıştığım gün başladı. Bir dönem ben de birçok insan gibi ‘acaba yarın ne olacak’ diye düşünen, iş arayan, biraz kaygılı bir dönemden geçiyordum. Sonra Meslek Fabrikası eğitimlerine katıldım. Mobil Barista ve Dijital Pazarlama eğitimlerini aldım. Aslında burada sadece bir meslek öğrenmedim, kendime yeniden güvenmeyi öğrendim. Bugün geldiğim noktada bir kahve firmasında yönetici yardımcısı olarak görev alıyorum. Benim için en önemli şey işe girmiş olmak değil, yeniden üretmenin, çalışmanın ve kendi ayaklarımın üstünde durmanın verdiği gurur oldu. Meslek Fabrikası bana sadece bir iş kapısı açmadı, bana ‘sen yapabilirsin’ dedi. Bana yeni bir fırsat verdi. Bugün burada duruyorsam bu, bana verilen fırsat sayesindedir. Umuyorum benim hikâyem, yeni bir başlangıç yapmak isteyen herkese küçük bir umut olur. İsterim ki bu eğitim hep sürsün ve bu fabrika kapanmasın.” “Yalnızca bir eğitim merkezi değil, stratejik bir platform” Buluşmada Meslek Fabrikası’nda çeşitli sektörlerle yapılan iş birliklerinin önemi de anlatıldı. Ege Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Yasin Akçakaya, “İzmir Büyükşehir Belediyesi ile yaptığımız iş birlikleri yalnızca kentimize ve sektörümüze değer katmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal fayda üretme sorumluluğumuzu da daha güçlü şekilde yerine getirmemizi sağlıyor. Biz, hazır giyim sektörünü yalnızca üretim olarak görmüyoruz. Bu sektörün en önemli gücünün insan kaynağı olduğuna inanıyoruz. Meslek Fabrikası iş birlikleri ile sektörümüzün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine katkı sağlıyoruz. Çalışmalarımız yalnızca eğitim değil, istihdam ve sosyal fayda üreten güçlü ve sürdürülebilir bir model ortaya koymuştur. Kentimiz ve sektörümüz için çok değerli iş birliklerine imza atmıştır. Meslek Fabrikası, yalnızca bir eğitim merkezi değil İzmir’in üretim gücünü besleyen stratejik bir platformdur” sözlerine yer verdi. “İzmir, yoksullukla mücadele eden bir yerden yoksun bırakılamaz” Özene Bezene Büyütüyoruz Projesi’nin temsilcisi sosyolog Sevinç Ustabaşı, “Burada alternatif ürün olarak geliştirilen yıkanabilir, çevre ve bebek dostu bebek bezini hayata geçirdik. Hem alım gücünün düşmesi hem de yoksulluğun artmasıyla bebek bezine erişim konusunda ciddi problemler yaşanıyor. Bu çalışmamız hem ekonomik katkı sunan hem de hak temelli bir çalışmadır” bilgisini verdi. Meslek Fabrikası binasına el koyma işlemleri nedeniyle dört gündür nöbette olduklarını belirten Ustabaşı, “Süreci başından bu yana tüm hukuki belgelerle şeffaflıkla yürüten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür ediyoruz. Kentin her köşesindeki hizmete sahip çıkmak böyle bir şey. Meslek Fabrikası, İzmir’de yoksullukla mücadele ediyor. İzmir, yoksullukla mücadele eden böylesi bir yerden yoksun bırakılamaz, bırakılmayacaktır” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Hazır Beton Birliği 2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu'nu Açıkladı Haber

Türkiye Hazır Beton Birliği 2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu'nu Açıkladı

2025 yılında üretim hacmini %7,7 artıran hazır beton sektörü ise 50 bini aşan istihdamı ve yaklaşık 293 milyar TL'lik cirosuyla ekonomiye güçlü katkısını sürdürürken, sektörün geleceğinde düşük karbonlu üretim ve dijital dönüşüm öne çıktı. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Merkez Bankası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verileri ile THBB üyelerinin, THBB dışındaki üreticilerin ve tedarikçilerin sağladığı bilgiler ışığında hazırlanan 2025 yılı "Hazır Beton Sektör Raporu"nu yayımladı. Rapor, Türkiye ekonomisi, inşaat sektörü ve hazır beton sektörüne yönelik detaylı analizler, değerlendirmeler ve projeksiyonlar içeriyor. İnşaat Sektörü 2025'te Ekonominin Üzerinde Büyüdü 2025 yılı, Türkiye ekonomisinde dengelenme ve dezenflasyon sürecinin etkilerinin sürdüğü; buna karşılık inşaat sektörünün yeniden güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığı bir dönem olarak kaydedildi. Türkiye ekonomisi 2025 yılında %3,6 büyürken, inşaat sektörü %10,8'lik performansıyla ekonominin üzerinde bir büyüme sergiledi. Deprem sonrası yeniden inşa faaliyetleri, kentsel dönüşüm uygulamaları, kamu altyapı yatırımları ve ertelenmiş talep, sektördeki bu canlılığın temel belirleyicileri oldu. Hazır Beton Sektörü Ekonomiye Güçlü Katkıda Bulundu Raporu değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, "İnşaat sektöründeki büyümeye paralel olarak hazır beton sektörü de 2025 yılında Türkiye ekonomisine güçlü katkıda bulunmaya devam etti. Türkiye, hazır beton üretiminde Avrupa'daki liderliğini korurken; tesis başına üretim, teknik kapasite, yaygın hizmet ağı ve operasyonel yetkinlik açısından da öne çıktı. Resmî verilere göre sektör, 50 bini aşan istihdamı ve yaklaşık 293 milyar TL'lik cirosuyla önemli bir ekonomik büyüklüğe ulaştı. THBB tarafından yapılan sektörel araştırmaya ve çeşitli veriler kullanılarak oluşturulan modellere göre 2025 yılında 140 milyon m3 hazır beton üretimi gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Bu büyüklük üretim hacminin ötesinde istihdam, lojistik, ekipman, agrega, çimento, kimyasal katkı ve hizmet ekosistemiyle birlikte çok geniş bir katma değer alanını temsil etmektedir." dedi. Sektörde Dönüşüm İhtiyacı Daha Görünür Hâle Geldi 2025 yılının, büyüme rakamlarının ötesinde sektörde dönüşüm ihtiyacının daha net hissedildiği bir dönem olduğunu ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "Finansmana erişim, maliyet yönetimi, nitelikli iş gücü ihtiyacı, ham madde temini ve maliyet baskıları sektörümüzün gündeminde yer almaya devam etmiştir ancak artık çok daha net görülmektedir ki, hazır beton sektörünün geleceği yalnızca daha fazla üretimde değil; daha verimli, daha izlenebilir, daha düşük karbonlu ve daha dirençli bir yapılaşma yaklaşımında yatmaktadır. Düşük karbonlu yeşil çimento kullanımını yaygınlaştırmayı hedefleyen düzenlemelerin 1 Ocak 2025 itibarıyla yürürlüğe girmesi, emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesi gibi başlıklar; çevresel performansın artık teknik ve ticari rekabetin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini ortaya koydu. Bu çerçevede, düşük karbonlu beton çözümleri, geri kazanılmış kaynak kullanımı, su verimliliği, elektrikli filo dönüşümü ve dijital optimizasyon, önümüzdeki dönemin öncelikli çalışma alanları olarak öne çıkıyor." diye konuştu. "Üçüz Dönüşüm" Projesini Hayata Geçirdik Bu anlayışla Türkiye Hazır Beton Birliği olarak 2025 yılında sektöre yönelik "Üçüz Dönüşüm Danışmanlığı" modelini hayata geçirdiklerini vurgulayan THBB Başkanı Yavuz Işık, "Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve insani/sosyal dönüşümü entegre bir yapıda ele alan bu model; GPS ve IoT (nesnelerin interneti) tabanlı filo takibi, yapay zekâ destekli rota optimizasyonu, üretim-teslimat eşgüdümü, veri temelli performans yönetimi ve eğitim modüllerini bütüncül bir sistem olarak sunmaktadır. Ölçülebilir faydalar sağlayan bu yaklaşım, sektörümüzde yalnızca operasyonel verimliliği artırmakla kalmamakta; aynı zamanda güvenlik, maliyet kontrolü ve sürdürülebilirlik performansını da güçlendirmektedir. Hazır beton sektörünün geleceğini, ancak bu üç dönüşüm eksenini birlikte ele alarak kalıcı biçimde güçlendirebileceğimize inanıyoruz." şeklinde konuştu. Dirençli Yapılaşmanın Önemini Vurguluyoruz 2025 yılında üzerinde ısrarla durdukları bir diğer temel konunun ise dirençli yapılaşma olduğunu ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "Ülkemizin deprem gerçeği karşısında güvenli ve uzun ömürlü yapı üretimi artık vazgeçilmez bir zorunluluktur. Türkiye Hazır Beton Birliği olarak uzun yıllardır standartlara uygun, kalite güvenceli hazır beton kullanımının yaygınlaştırılması için çalışıyoruz ancak biliyoruz ki güvenli yapılar yalnızca kaliteli beton üretimiyle değil; doğru tasarım, doğru denetim, doğru uygulama ve nitelikli işçilikle birlikte mümkündür. Bu nedenle kentsel dönüşümün hızlanması, riskli yapı stokunun ivedilikle yenilenmesi, yapı denetim süreçlerinin etkinleştirilmesi ve kamuoyunun teknik açıdan doğru bilgilendirilmesi yönündeki çalışmalarımızı 2025 yılında da kararlılıkla sürdürdük. Hazır betonla ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanan dezenformasyonla mücadele etmek, Birliğimizin kamu yararı açısından üstlendiği önemli bir sorumluluktur." dedi. Sürdürülebilirlik Çalışmalarımızla Sektöre Öncülük Ediyoruz Sürdürülebilirlik alanında 2025 yılında önemli gelişmeler kaydedildiğine dikkat çeken THBB Başkanı Yavuz Işık, "Beton Sürdürülebilirlik Konseyi (CSC) kapsamında ülkemizde yıl sonu itibarıyla toplam 26 tesisin belgeli hâle gelmesi; sektörümüzde çevresel, sosyal ve yönetişim temelli dönüşümün giderek daha somut bir zemine oturduğunu göstermektedir. Kaynakların sorumlu kullanımı, şeffaflık, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim anlayışının daha da yaygınlaşmasını sektörümüz adına güçlü bir kazanım olarak değerlendiriyoruz." dedi. Sektörlerimizi Yeniden Bir Araya Getirmek İçin Çalışmalara Başladık Sektörün en kapsamlı buluşmalarından biri olan BETON 2025 Hazır Beton, Çimento, Agrega, İnşaat Teknolojileri ve Ekipmanları Fuarı ve Zirvesi ile 100'ün üzerinde firmayı, 15 bini aşkın ziyaretçiyi ve 71 ülkeden sektör temsilcisini bir araya getirdiklerini ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "2025 yılında başarıyla gerçekleştirdiğimiz BETON Fuarı ve Zirvesi'nin ardından, sektörü bir araya getireceğimiz fuar ve kongre çalışmalarına yeniden başladık. BETON 2027 Fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenleyeceğiz. Sektörümüzün artan ilgisi ve yoğun talep üzerine fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi'nin daha büyük salonlarına taşıyoruz. Fuarımızda; inşaat, hazır beton, çimento ve agrega sektörlerinin en ileri teknolojilerini bir araya getireceğiz. Fuarımızla eş zamanlı olarak düzenleyeceğimiz BETON Kongresi, Birliğimizin ulusal olarak düzenlediği 7. kongresi olacak. Kongremizi akademisyenler ve araştırmacıların yanı sıra hazır beton sektörünün ve yan sanayi firmalarının temsilcileri takip edecektir." şeklinde konuştu. Sektörümüzü Geleceğe Veri Temelli Yaklaşımla Hazırlıyoruz Türkiye Hazır Beton Birliği olarak 1988 yılından bu yana ülkemizde güvenli, dayanıklı, kaliteli, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir beton üretiminin yaygınlaşması için çalıştıklarının altını çizen THBB Başkanı Yavuz Işık, "2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu; ekonomiden inşaat sektörüne, tedarik zincirinden çevresel performansa, bölgesel analizlerden sektör vizyonuna kadar geniş bir çerçevede, veriye dayalı değerlendirmeler ışığında gelecek perspektifi sunmaktadır. Düşük karbonlu üretim, dijitalleşme, kaynak verimliliği, kalite güvencesi, dirençli yapılaşma ve insan kaynağının geliştirilmesi başta olmak üzere sektörümüzün geleceğini belirleyecek bütün başlıklarda çalışmaya devam edecek; daha güvenli şehirler, daha rekabetçi işletmeler ve daha sürdürülebilir bir yapılaşma kültürü için tüm paydaşlarımızla birlikte kararlılıkla yol alacağız." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.