Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İsveç

Kapsül Haber Ajansı - İsveç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İsveç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı Haber

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı

Mercedes-Benz VLE, markanın yeni nesil elektrikli lüks MPV modeli olarak sahneye çıktı. Tanıtımından sadece bir ay sonra İsveç’te satışa sunulan model, sunduğu teknoloji, menzil ve konfor özellikleriyle dikkat çekiyor. 700 Km’ye Varan Menzil ve Ultra Hızlı Şarj Yeni Mercedes-Benz VLE, 800 volt mimarisi sayesinde üst düzey performans sunuyor. Araç, tek şarjla 700 kilometrenin üzerinde menzil sunabiliyor. Hızlı şarj tarafında da iddialı olan model, 300 kW şarj desteği ile sadece 15 dakikada yaklaşık 350 kilometre menzil kazanabiliyor. Lüks ve Esneklik Bir Arada Mercedes-Benz VLE, klasik MPV anlayışını tamamen değiştiriyor. Araç, hem lüks hem de çok yönlü kullanım sunacak şekilde tasarlandı. 5, 6 veya 7 koltuk seçeneği İlerleyen dönemde 8 koltuk seçeneği Modüler koltuk yapısı Koltuk düzeni, kullanıcı ihtiyacına göre tamamen değiştirilebiliyor. İlk Model: VLE 300 Electric İsveç’te satışa çıkan ilk versiyon VLE 300 electric oldu. Araç iki farklı donanım seviyesiyle sunuluyor: Advance Plus Premium Plus Fiyatı Ne Kadar? Mercedes-Benz VLE’nin başlangıç fiyatı 947.700 İsveç kronu olarak açıklandı. Premium Plus paketi tercih edildiğinde fiyat yaklaşık 122.000 kron artıyor. Donanım Özellikleri Dikkat Çekiyor Advance Plus Donanımı 19 inç jantlar Havalı süspansiyon Yarı otonom sürüş sistemleri Panoramik cam tavan Ortam aydınlatması Arka aks yönlendirme Premium Plus Donanımı Dijital farlar (projeksiyonlu) Masajlı ve havalandırmalı koltuklar Burmester 3D ses sistemi 20 inç jantlar MBUX Superscreen Artırılmış gerçeklik head-up display Esnek Oturma Seçenekleri Kullanıcılar isteğe bağlı olarak: 7 koltuk için ekstra koltuk (5.190 kron) 6 koltuklu VIP düzen (11.150 kron) 8 koltuklu versiyonun ise yıl içinde satışa çıkması bekleniyor. Daha Fazla Versiyon Yolda Mercedes-Benz, VLE için gelecekte: Dört tekerlekten çekiş (4MATIC) Farklı donanım seviyeleri Daha uzun aks mesafesi Yeni renk ve opsiyonlar sunmayı planlıyor. Türkiye’ye Ne Zaman Gelecek? Modelin ilk teslimatları İsveç’te sonbaharda başlayacak. Türkiye’ye geliş tarihi henüz açıklanmadı ancak premium segmentte önemli bir alternatif olması bekleniyor. Sıkça Sorulan Sorular Mercedes VLE elektrikli mi? Evet, tamamen elektrikli bir modeldir. Menzili ne kadar? 700 kilometreye kadar çıkabiliyor. Hızlı şarj süresi ne kadar? 15 dakikada yaklaşık 350 km menzil eklenebiliyor. Kaç kişilik? 5, 6, 7 ve ileride 8 kişilik seçenekler sunulacak. Fiyatı ne kadar? 947.700 İsveç kronundan başlıyor. Türkiye’ye gelecek mi? Henüz resmi açıklama yok, ancak gelmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İsveç'ten "Türkiye ile Üretilmiştir" Hamlesi: Derinleşen İş Birliğine Güçlü Bir Vurgu Haber

İsveç'ten "Türkiye ile Üretilmiştir" Hamlesi: Derinleşen İş Birliğine Güçlü Bir Vurgu

Dünya genelinde birçok ülke içine kapanmayı tercih ederken, İsveç farklı bir yol seçiyor. Bu tercih bir saflık değil; aksine, onlarca yıllık deneyimin gösterdiği bir gerçek: Açıklık inovasyonu, ekonomik büyümeyi ve uzun vadeli dayanıklılığı besler. Bluetooth'tan kalp pili teknolojisine, üç noktalı emniyet kemerinden Spotify'a ve günümüzün öncü teknoloji şirketlerine kadar İsveç'in en bilinen atılımlarının tamamı, fikirlerin sınır tanımadan dolaştığı ve işbirliğinin teşvik edildiği bir ortamda doğdu. "Made with Sweden in Türkiye" tam da bu anlayış üzerine kurulu. Gerçek katma değer, ülkeler güçlerini birleştirdiğinde ortaya çıkar. Kampanya, İsveçli şirketlerin, araştırmacıların ve yaratıcı endüstrilerin dünya genelindeki ortaklıklarını görünür kılarken, aynı işbirliği ruhu Türkiye ile olan uzun soluklu ortaklığın temelini oluşturuyor. İsveç – Türkiye işbirliğinden öne çıkan örnekler: • Ericsson Türkiye, İstanbul, İzmir ve Ankara'daki merkezlerinde 5G ve 6G teknolojilerinde öncü Ar-Ge çalışmaları yürütüyor. • Systemair, Kocaeli'nde Türkiye'nin ilk LEED Gold sertifikalı fabrikasına 15 milyon avroluk yatırım yaptı. • İstanbul Üniversitesi ile KTH Kraliyet Teknoloji Enstitüsü arasında sürdürülebilir biyobazlı malzemeler üzerine yapılan ortak araştırmalar, yeni akademik yayınlara ve Avrupa fonlarına kapı açtı. • Spotify, Storytel ve dünya çapında tanınan İsveçli oyun şirketleri sayesinde kültürel etkileşim hızla artıyor. Türkiye, bu vizyonun merkezinde yer alıyor. İsveçli şirketler Türkiye genelinde 60.000'den fazla kişiye istihdam sağlıyor; otomotivden tekstile, endüstriyel üretimden enerji verimliliğine, elektroniğe ve dijital hizmetlere uzanan geniş bir işbirliği ağı bulunuyor. Bu ortaklıklar tek yönlü yatırımlar değil; ortak hedeflere ve ortak faydaya dayanan karşılıklı kazanımlar. İşte bu nedenle İsveç "Made in" demiyor; "Made with" diyor. Yeni ortaklıkları teşvik ederek, yetenekli is gucunu destekleyerek, sirketlere ve kurumlara birlikte inovasyon yapmaları için platformlar yaratarak İsveç, bu ivmeyi daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. İsveç–Türkiye işbirliğinin gelecegini birlikte yazmaya davet ediyoruz. Team Sweden, inovasyon, sürdürülebilirlik, kültür ve yetenek değişimi alanlarında iş birliğini desteklemeye hazırdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende Sektöründe Güvenliği Artıran Yeni Yaklaşım Haber

Perakende Sektöründe Güvenliği Artıran Yeni Yaklaşım

Mağaza çalışanlarının karşılaştığı sözlü ve fiziksel saldırılar, hırsızlık olayları ve tartışmalı durumlar, işletmelerin daha proaktif güvenlik çözümlerine yönelmesine neden oluyor. Giyilebilir (body worn) kameralar, bu ihtiyaçlara yanıt veren etkili ve esnek bir çözüm olarak öne çıkıyor. Mağaza ortamında kullanılan giyilebilir kameralar, çalışanların karşı karşıya kaldığı riskleri azaltırken aynı zamanda olayların objektif şekilde kayıt altına alınmasını sağliyor. Kamera varlığı, agresif davranışları caydırıcı bir unsur olarak görev yaparak potansiyel olayların büyümeden çözülmesine yardımcı oluyor. Gerekli durumlarda canlı görüntü aktarımı ile uzaktan destek alınabilmesi de çalışanların kendilerini daha güvende hissetmesini sağlıyor. 1. Çalışan güvenliği ve olayların yatıştırılması Perakende çalışanları, müşteriyle doğrudan temas halinde oldukları için sözlü ya da fiziksel saldırı riskiyle daha sık karşılaşabiliyor. Giyilebilir kameralar görünür bir caydırıcı görevi üstlenerek bu tür durumların tırmanmasını önlemeye yardımcı olurken, olası bir olayda canlı görüntü aktarımı ile destek ekipleri hızlı şekilde devreye girebiliyor. 2. Kayıp önleme ve olay araştırmaları Giyilebilir kameralar, mağaza içindeki olayların birinci şahıs perspektifinden kaydedilmesini sağlar. Bu kayıtlar; mağaza içi hırsızlık, çalışan kaynaklı kayıplar veya müşteri anlaşmazlıklarının araştırılmasında güçlü kanıt niteliği taşır. Böylece işletmeler, kayıpları azaltırken olay çözüm süreçlerini hızlandırabilir. 3. Şeffaflık ve sorumluluk Sesli ve görüntülü kayıtlar, hem çalışanların hem de müşterilerin davranışlarında daha profesyonel bir yaklaşımı teşvik eder. Aynı zamanda yanlış iddiaların hızlı şekilde çözülmesine yardımcı olarak işletmeler için hukuki koruma sağlar. Giyilebilir kameralar, mağaza operasyonlarının doğru ve güvenli şekilde yürütüldüğünü belgeleyen tarafsız bir kayıt sunar. 4. Eğitim ve operasyonel iyileştirme Giyilebilir kamera görüntüleri, gerçek senaryolara dayalı eğitimler için de değerli bir kaynak oluşturur. Çalışanların müşteri etkileşimleri, güvenlik prosedürleri ve operasyonel süreçleri analiz edilerek hizmet kalitesi artırılabilir. Bu sayede mağaza yönetimi, operasyonel verimliliği artırırken çalışan performansını da geliştirebilir. Perakende sektöründe güvenlik yaklaşımı hızla dönüşürken, giyilebilir kameralar mağaza güvenliği, çalışan refahı ve operasyonel verimlilik açısından önemli bir rol üstleniyor. Mevcut video gözetim sistemleriyle birlikte kullanıldığında, mağaza ortamında daha yüksek durumsal farkındalık sağlayarak hem çalışanlar hem de müşteriler için daha güvenli bir alışveriş deneyimi oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İsveç’te dikkat çeken rapor: Kriz ve savaş dönemlerinde en kritik güç özel sektör Haber

İsveç’te dikkat çeken rapor: Kriz ve savaş dönemlerinde en kritik güç özel sektör

İsveç’te yayımlanan yeni bir değerlendirme, ülkenin krizlere karşı direncinde en önemli unsurun şirketler ve özellikle ulaşım sektörü olduğunu ortaya koydu. İsveç Sivil Savunma Kurumu (MCF) tarafından hazırlanan “Şirketler için Hazırlık” başlıklı rehber, ülkenin savunma ve kriz yönetimi stratejisinde özel sektörün kritik rolüne dikkat çekti. Tågföretagen ve Transportföretagen tarafından düzenlenen webinarda ele alınan rapora göre, şirketlerin faaliyetlerini sürdürebilme kapasitesi, İsveç’in genel direncinin temelini oluşturuyor. Demiryolu Taşımacılığı Kritik Öneme Sahip Raporda özellikle demiryolu taşımacılığının, İsveç’in toplam savunma sistemi içinde hayati bir rol oynadığı vurgulandı. Hem sivil hem de askeri taşımacılıkta kullanılabilen bu sistemin, kriz anlarında ülke içi hareketliliğin devamlılığını sağladığı ifade edildi. Uzmanlara göre demiryolu operatörleri, kriz durumlarında: planlama kesintileri yönetme lojistik organizasyon konularında yüksek kabiliyete sahip. Bu nedenle bu kapasitenin daha etkin kullanılması gerektiği belirtiliyor. Şirketlerin Güçlü Olması Ulusal Güvenliği Etkiliyor MCF’nin raporunda dikkat çeken en önemli başlıklardan biri ise şu oldu: “Şirketlerin direnci, ülkenin direncidir.” Bu yaklaşım, özellikle savaş ve kriz dönemlerinde ekonomik ve lojistik faaliyetlerin devamlılığının ne kadar kritik olduğunu gözler önüne seriyor. Rapora göre: Güçlü şirketler krizlerde ayakta kalabiliyor Ayakta kalan şirketler ise savaş dönemlerinde daha fazla tercih ediliyor Devlet ve Özel Sektör Arasında Net İş Birliği Şart Raporda, demiryolu operatörlerinin kriz hazırlık süreçlerinde aktif rol alması gerektiği belirtilirken, bu süreçte mali yüklerin şirketlere tek başına bırakılmaması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, sürdürülebilir bir sistem için: Devlet ile şirketler arasında net sözleşmeler yapılması Sorumlulukların açık şekilde belirlenmesi Maliyetlerin karşılanması gerektiğini ifade etti. Güçlü Demiryolu Altyapısı Olmazsa Olmaz İsveç’in krizlere karşı dayanıklılığını artırmak için demiryolu altyapısının güçlendirilmesi gerektiği de raporda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Bu kapsamda: Bakım eksikliklerinin giderilmesi Kapasitenin artırılması Alternatif hatların oluşturulması öncelikli ihtiyaçlar olarak sıralandı. Ayrıca yapılacak yatırımların hem sivil hem askeri kullanım için uygun olması gerektiği, yani “çift kullanımlı (dual use)” altyapıların geliştirilmesinin önem taşıdığı vurgulandı. “Ulaşım Her Koşulda Devam Etmeli” Raporda dikkat çeken bir diğer mesaj ise ulaşım sektörünün rolüne ilişkin oldu. Kriz ya da barış fark etmeksizin sektörün temel görevinin değişmediği belirtilerek şu ifade öne çıktı: “Ulaşım sektörü, her koşulda insanları ve yükleri hareket ettirmekle yükümlüdür.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED: Ocak Ayında Türkiye’ye 716 Milyon Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: Ocak Ayında Türkiye’ye 716 Milyon Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

12 Mart 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Ocak ayında, Türkiye’ye, 716 milyon dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 289 milyar dolar düzeyine geldi. Ocak ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 716 milyon dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 390 milyon doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Ocak ayındaki toplam UDY’nin 417 milyon doları borçlanma araçları, 163 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 254 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Ocak ayındaki toplam UDY girişi 716 milyon dolar oldu. En fazla yatırım teknik faaliyetler ile toptan ve perakende ticarette gerçekleşti 2026 yılının Ocak ayı içerisinde gerçekleşen 390 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 126 milyon dolarlık yatırım girişi ile mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler, yüzde 32’lik bir pay aldı. Toptan ve perakende ticaret ve finans ve sigorta faaliyetleri sırasıyla yüzde 22 ve yüzde 9’luk paylarıyla aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Ocak ayında en fazla uluslararası yatırım Almanya ve Hollanda’dan geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59’luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026’in birinci ayında yüzde 77’lik bir pay aldı. Aynı ay içerisinde AB-27 ülkeleri yüzde 77’lik paylarıyla Türkiye’ye en çok yatırım yapan bölge oldu. Ocak 2026’da ülkeler özelinde, Almanya yüzde 37 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 24 ile Hollanda, yüzde 8 ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yüzde 5 ile İsveç ve yüzde 4 ile İspanya takip etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

INTERSPORT’tan Stratejik Hamle: İsveç’te Yeni Nesil Merkez Depo Faaliyete Geçiyor Haber

INTERSPORT’tan Stratejik Hamle: İsveç’te Yeni Nesil Merkez Depo Faaliyete Geçiyor

Spor perakendeciliğinin önde gelen markalarından INTERSPORT, lojistik operasyonlarında önemli bir dönüşüme imza atıyor. Şirket, Logistea ortaklığıyla İsveç’in Forserum (Nässjö) bölgesinde inşa edilen yeni ve ileri teknoloji merkez deposunun taşınma sürecini başlattı. Toplamda 31.100 metrekareden fazla alana sahip tesis, daha akıllı lojistik akışlar, yüksek verimlilik ve sürdürülebilir işletme modeliyle öne çıkıyor. INTERSPORT CEO’su Pontus Petersson, yeni merkezin şirket için stratejik önem taşıdığını belirterek, “Yeni merkez depomuzun hayata geçmesini görmek bizim için son derece heyecan verici. Bu yatırım, lojistik gücümüzü artırırken sürdürülebilirlik çalışmalarımızı da ileriye taşıyor ve müşterilerimizin beklentilerine daha hızlı yanıt vermemizi sağlıyor,” dedi. Yüksek Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Bir Arada INTERSPORT’un yeni merkez deposu, en yüksek çevresel sertifikasyon standartlarına göre inşa edildi. Tesiste güneş panelleri, modern sosyal alanlar, çalışanlar için spor ve antrenman alanları, bir spor salonu ve ilerleyen dönemde açılması planlanan bir Outlet mağazası da yer alacak. Ayrıca INTERSPORT, lojistik süreçlerini optimize etmek ve geleceğin hızlı tedarik zinciri ihtiyaçlarına cevap verebilmek için ileri düzey otomasyon sistemlerine yatırım yaptı. Bu sistemlerin, operasyonel verimliliği artırırken kaynak kullanımını da azaltması hedefleniyor. Logistea Gayrimenkul Direktörü Jonas Kennerhed ise projeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Zaman ve bütçe hedeflerini korurken aynı zamanda BREEAM ‘Outstanding’ seviyesinde bir tesis inşa etmek, hem teknik yeterliliğimizin hem de sürdürülebilirliğe olan bağlılığımızın bir göstergesi,” ifadelerini kullandı. Karbon Ayak İzi Azalacak INTERSPORT, yeni merkez depo yatırımını aynı zamanda iklim etkisini azaltmaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Şirket yetkililerine göre modern otomasyon, daha verimli sevkiyat planlaması ve sürdürülebilir enerji kullanımı sayesinde, yalnızca şirket içi operasyonlarda değil, tüm tedarik zinciri boyunca emisyonların düşürülmesi hedefleniyor. INTERSPORT Tedarik Zinciri Direktörü Johan Cedergren, “Bu tesis, çalışanlarımız için daha iyi koşullar sunarken, değer zincirimiz genelinde daha düşük karbon salımı sağlıyor. Logistea ile yüksek sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz iş birliğinden memnuniyet duyuyoruz,” değerlendirmesinde bulundu. Yeni merkez depo ile birlikte INTERSPORT’un, hem müşteri deneyimini iyileştirmesi hem de uzun vadeli büyüme stratejisini daha güçlü bir lojistik altyapı ile desteklemesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY; öncü ekonomilerin politikalarını belirleyen unsurlardan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırma sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın rolü ile bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik varlık olarak sınıflandırdığı nadir toprak elementleri alanındaki hakimiyeti devam ediyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementlerini temsil eden 17 elementin 12'si için ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Listeye yeni elementler eklenmediği takdirde, Çin’in, bugün yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenleyici kontrol kapsamının daha da genişleyeceği, bu durumun, AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik cetveldeki 21, 39 ve 57-71 numarasına sahip eşsiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklerine sahip 17 elementten oluşuyor. Modern teknolojilerde yeni ve geniş bir kullanım alanına sahip olan nadir toprak elementleri fiziksel, manyetik ve kimyasal özellikleri sebebiyle günlük yaşamda önemli bir rol oynuyor. Burada özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini süresiz olarak koruyan mıknatısların rolü büyük öneme sahip ve küresel NTE talebinin 2023 yılı rakamlarına göre yüzde 45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefon, dizüstü bilgisayar, hibrit otomobil, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi pek çok yüksek teknoloji ürününün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemlerinde bu elementlerin yer aldığı biliniyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, gelişmiş elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, küresel ölçekte mıknatıs kullanım hacminin önümüzdeki 10 yılda %9 büyümesi öngörülüyor. Çin, küresel NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını kontrol ediyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) de %94 paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de dikkat çekiliyor. Çin’in, 2025’te yedi tip NTE için ihracat kontrolleri getirmesi ve yıl sonunda beş ek element için kontrolleri askıya almasının küresel tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı ifade ediliyor. Öte yandan tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 arttığı; bu artışın enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı görülüyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıslar ihracatı için en önemli destinasyonlardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olarak görülen bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Söz konusu lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sini elinde tutsa da Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alana yönelik yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olduklarından değil, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında bulunmamasından dolayı bu isimle anılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerinin, ortalama olarak dünyada gümüş, altın veya platinden daha bol bulunduğu ifade ediliyor. Kimyasal olarak birbirlerine çok benzemeleri, bu elementlerin çıkarım süreçlerini teknik ve ekonomik açıdan güçleştiriyor. NTE’lerin büyük ölçekli üretimi önemli miktarda su ve enerji kullanımını gerektirebiliyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ile uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal olarak bulunan radyoaktif elementlerin açığa çıkması gibi çevresel riskler de ortaya çıkabiliyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030’a kadar stratejik hammaddelerin %25’ini geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin devreye alınması 8–10 yıl, rafinerilerin kurulması ise 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedariğinde önemli bir avantaja sahip Merkezi Avrupa Bölgesi ülkeleri AB sanayisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedariğinde önemli bir avantaja sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Ülkemizde ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı açıklamalarına göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasında yer alan sahada 694 milyon ton rezerve sahip nadir toprak elementi (NTE) bulunuyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk "Bayan Obo" sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024'te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konusunda bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımların yapılması için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencı̇lı̇k Alanlarında İşbı̇rlı̇ğı̇ne İlı̇şkı̇n Mutabakat Zaptı" imzaladı. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve endüstriyel üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin ciddi büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların ajandalarındaki öncelikleri yeniden şekillendiriyor. Türkiye, hem Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, hem gelişen sanayi altyapısı hem de nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol üstlenebilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu nedenle nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleri ile yatırılacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde rol alan yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimizi tahmin ediyoruz. EY-Parthenon olarak, küresel ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörünün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya uçtan uca hizmet vermeye ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pernod Ricard Kuzey Avrupa’nın Finansal Yönetimi Bir Türk’e Emanet Haber

Pernod Ricard Kuzey Avrupa’nın Finansal Yönetimi Bir Türk’e Emanet

Pernod Ricard, global liderlik yapılanması kapsamında dikkat çekici bir atamaya imza attı. Şirketin Afrika – Orta Doğu Bölgesi’nde CFO olarak görev yapan Nevzat Akkız, 1 Ocak 2026 itibarıyla Pernod Ricard Kuzey Avrupa CFO’su pozisyonuna getirildi. Böylece, şirketin en stratejik bölgelerinden birinin finansal yönetimi ilk kez bir Türk yöneticiye emanet edilmiş oldu. Akkız, yeni görevi kapsamında Pernod Ricard Kuzey Avrupa CEO’su Julien Hémard’a bağlı olarak çalışacak ve bölgenin Yönetim Komitesi’nde yer alacak. Bu kapsamda; finansal stratejilerin belirlenmesi, performans yönetiminin güçlendirilmesi ve şirketin sürdürülebilir büyüme vizyonunun hayata geçirilmesi gibi kritik sorumluluklar üstlenecek. Pernod Ricard’ın Kuzey Avrupa bölgesi, şirketin global yapısında ağırlığı en yüksek pazarlardan bazılarını barındırıyor. Bölge; Almanya, Birleşik Krallık, Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg), İsviçre, Avusturya, İrlanda ile Nordik ülkeleri (Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Norveç ve İsveç) kapsıyor. Nevzat Akkız, bu geniş ve stratejik coğrafyanın finansal yönetiminden sorumlu olacak. Bu atama, yalnızca Pernod Ricard’ın küresel operasyonlarında önemli bir sorumluluğun üstlenilmesi anlamına gelmiyor; aynı zamanda Türkiye’den yetişen yöneticilerin uluslararası arenada üstlendikleri liderlik rollerinin geldiği noktayı da güçlü şekilde ortaya koyuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.