Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İsveç

Kapsül Haber Ajansı - İsveç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İsveç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Furetank’tan İsveç Denizciliğine Güçlü Mesaj: Fure Vasa Denize İndi, Dört Yeni Gemi Siparişi Geldi Haber

Furetank’tan İsveç Denizciliğine Güçlü Mesaj: Fure Vasa Denize İndi, Dört Yeni Gemi Siparişi Geldi

İsveçli denizcilik şirketi Furetank, yeni tankeri Fure Vasa için Uddevalla’da isim verme töreni düzenledi. 300’den fazla davetlinin katıldığı törende şirket, dört yeni gemi siparişini de duyurdu. Böylece VINGA serisindeki gemi sayısı 26’ya yükselecek. İsveç denizcilik sektörünün önemli şirketlerinden Furetank, filosuna katılan yeni tankeri Fure Vasa’yı Uddevalla’da düzenlenen törenle tanıttı. 28 Ağustos Cuma günü gerçekleştirilen törene siyaset, iş dünyası ve denizcilik sektöründen 300’ü aşkın davetli katıldı. Fure Vasa’nın isim aldığı gün, aynı zamanda yeni yatırım kararlarının açıklandığı ve Furetank ile FKAB Marine Design arasındaki 40 yıllık iş birliğinin kutlandığı önemli bir buluşmaya dönüştü. İsveç bayrağı vurgusu Törende konuşan İsveç Devlet Sekreteri Johan Davidson, taşımacılığın artık yalnızca rekabet gücüyle ilgili olmadığını, dünyadaki siyasi gerilimler nedeniyle güvenlik, dayanıklılık ve hazırlık açısından da önem taşıdığını söyledi. Davidson, Furetank’ın İsveç bayrağı altında çalışacak yeni bir gemiyi daha filosuna katmasının hükümet açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Bu açıklama, İsveç’in ticari filosunu güçlendirme ve stratejik taşımacılık kapasitesini koruma hedefinin yeni yatırımlarda daha belirgin hale geldiğini gösterdi. Fure Vasa Avrupa’ya ulaştı Çin’in Yangzhou kentindeki China Merchants Jinling Tersanesi’nde inşa edilen Fure Vasa, kısa süre önce Avrupa’ya ulaştı. Yeni tanker, Furetank’ın çevreci ve verimli gemilerden oluşan VINGA serisinin 18’inci üyesi oldu. Furetank Üst Yöneticisi Lars Höglund, geminin Furetank, Algoma Central Corporation, FKAB Marine Design, tersane çalışanları ve proje ortakları arasındaki yakın iş birliğinin sonucu olduğunu söyledi. Höglund, Fure Vasa’nın daha sürdürülebilir ve verimli deniz taşımacılığına yönelik ortak hedeflerini temsil ettiğini belirterek geminin gelecek 20 yılda uygulanması beklenen çevre düzenlemelerini karşılayacak şekilde tasarlandığını ifade etti. Dört yeni gemi siparişi açıklandı Furetank, isim verme töreninde büyüme planının yeni adımlarını da duyurdu. Şirket, dört yeni VINGA sınıfı tanker siparişi verildiğini açıkladı. Bu siparişlerle birlikte serideki toplam gemi sayısı 26’ya çıkacak. Yeni gemilerden ikisi Furetank ile Kanadalı Algoma Central Corporation’ın ortak girişimi FureBear bünyesinde faaliyet gösterecek. Diğer gemiler ise Älvtank ve O.H. Meling şirketlerinin filolarına katılacak. Açıklanan siparişler, çevreci tanker filosuna yönelik talebin devam ettiğine ve İsveç merkezli denizcilik şirketlerinin yeni yatırımlara hazırlandığına işaret etti. 40 yıllık ortaklık büyüyerek devam ediyor Tören, Furetank ile gemi tasarım şirketi FKAB Marine Design arasındaki iş birliğinin 40’ıncı yılına da sahne oldu. Mattsson Group Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Mattsson, 1980’li yıllarda başlayan ortaklığın her iki şirkete de önemli başarılar kazandırdığını söyledi. Mattsson, iş dünyasının yalnızca ekonomi ve rakamlardan ibaret olmadığını, uzun vadeli bağlılık, güven ve dostluğun da kalıcı başarıda önemli rol oynadığını vurguladı. VINGA serisinin pazarda güçlü karşılık bulduğunu belirten Mattsson, gemi sayısının 26’ya ulaşmasını büyük bir başarı olarak değerlendirdi. Fure Vasa’ya ismini, Mattsson Group Yönetim Kurulu Üyesi Anna Mattsson Lundgren verdi. İlk destek 1988 yılında geldi Lars Höglund, Furetank’ın bugünkü büyüklüğüne ulaşmasında FKAB’nin geçmişte verdiği desteğin önemli bir payı bulunduğunu anlattı. FKAB’nin kurucusu Gustaf Mattsson’un 1988 yılında Furetank’a güvenerek şirketin ilk çift cidarlı gemisinin finansmanına katkı sağladığını hatırlatan Höglund, bu yatırımın söz konusu güvenlik standardı henüz zorunlu hale gelmeden yıllar önce yapıldığına dikkat çekti. Höglund, Anna Mattsson’un Fure Vasa’nın isim annesi olmasının bu nedenle ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. İsveç denizciliğinde gelecek umudu Törene katılan isimler arasında Stena Sphere Üst Yöneticisi Dan Sten Olsson da yer aldı. Furetank gibi İsveç’in önemli denizcilik merkezlerinden Donsö kökenli olan Olsson, yeni nesil gemilerin taşıdığı teknoloji nedeniyle törende bulunduğunu söyledi. Stena’nın aynı Çin tersanesine 19 gemi siparişi verdiğini hatırlatan Olsson, Furetank’ın VINGA serisinde 26 gemiye ulaşmasının dikkat çekici olduğunu belirtti. İsveç’te gemilerin ülke siciline kaydedilmesi için artık daha uygun şartların oluştuğunu dile getiren Olsson, sektörün geleceği konusunda iyimser olduklarını ve İsveç denizciliğinin gelişmesine birlikte katkı sunacaklarını söyledi. Fure Vasa’nın filoya katılması ve aynı gün dört yeni siparişin açıklanması, Furetank’ın büyüme planlarının yanı sıra İsveç tanker taşımacılığındaki hareketliliğin de güçlü bir göstergesi oldu.

Trendyol, CEV EuroVolley 2026 Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası’nın İsim Sponsoru Oldu Haber

Trendyol, CEV EuroVolley 2026 Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası’nın İsim Sponsoru Oldu

İş birliği, turnuvanın 2009’dan bu yana hayata geçirilen ilk isim sponsorluğu olma özelliğini taşıyor. 2022 yılından bu yana Voleybol Milli Takımlar Ana Sponsoru olan Trendyol, Türkiye, Azerbaycan, Çekya ve İsveç’te gerçekleştirilecek organizasyonun isim sponsorluğunu üstlenerek Türk voleyboluna verdiği desteği Avrupa’nın en önemli voleybol organizasyonlarından birine taşıdı. Trendyol, İstanbul’daki karşılaşmalarda teknoloji ile sporu bir araya getiren taraftar deneyimlerine de imza atacak. Türkiye’nin lider, dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, Avrupa kadın voleybolunun en önemli organizasyonlarından CEV EuroVolley 2026 Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası’nın isim sponsoru oldu. Bu yıl organizasyon CEV Trendyol EuroVolley 2026 Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası (CEV Trendyol EuroVolley 2026 Women) adıyla düzenlenecek. Sponsorluk Türkiye, Azerbaycan, Çekya ve İsveç’te gerçekleştirilecek turnuvanın tamamını kapsayacak. CEV Başkanı Roko Sikirić, şunları söyledi: “Bu iş birliği, önde gelen turnuvalarımıza giderek artan ilginin bir göstergesi. Dört ev sahibi ülkede voleybol coşkusunu en üst seviyeye taşımak üzere bizimle ve yerel organizatörlerle güçlerini birleştirmeye hazır oldukları için Trendyol’a teşekkür ediyoruz. Heyecan her geçen gün artarken, Trendyol ile birlikte EuroVolley’in ve kadın voleybolunun görünürlüğünü daha da ileri taşıyacağımıza inanıyorum.” Trendyol Grubu Başkanı Çağlayan Çetin, yapılan anlaşmaya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Trendyol olarak Türk voleyboluna uzun süredir verdiğimiz desteği, CEV Trendyol EuroVolley 2026 Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası isim sponsorluğuyla uluslararası boyuta taşıyoruz. Turnuvanın bu yıl Trendyol isim sponsorluğuyla düzenlenecek olmasından gurur duyuyoruz. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı bu önemli organizasyonda Milli Takımımızın ve Türk voleybolunun yanında yer alırken, teknolojiyle sporu buluşturan deneyimlerle voleybolseverlerin turnuva heyecanını daha güçlü biçimde yaşamasına katkı sağlayacağız.” İstanbul teknoloji ve spora ev sahipliği yapacak Turnuva kapsamında grup aşamasından finale kadar toplam 25 karşılaşma İstanbul’da oynanacak. Farklı ülkelerin milli takımları, federasyon temsilcileri ve voleybol tutkunları şampiyona boyunca İstanbul’da ağırlanacak. Yarı final ve final karşılaşmalarının da İstanbul’da gerçekleştirilmesiyle şehir, Avrupa kadın voleybolunun merkezine dönüşecek. Trendyol, isim sponsorluğu kapsamında saha içinde farklı alanlarda görünürlük sağlamanın yanı sıra turnuvaya özel aktivasyonlar da gerçekleştirecek. İstanbul’da kurulacak Trendyol taraftar alanında teknoloji ile sporu bir araya getiren özel deneyimler sunulacak. Böylece voleybolseverler, etkileşimli uygulamalar ve farklı etkinliklerle turnuva heyecanını saha dışında da yaşayabilecek. Bu iş birliği, Trendyol’un sporun farklı branş ve kademelerine yayılan uzun vadeli desteğinin yeni bir halkasını oluşturuyor. Süper Lig ve 1. Lig’den Türkiye Futbol ve Voleybol Milli Takımlarına, olimpik ve paralimpik sporculardan Türkiye Voleybol Federasyonu ile voleybolun tabanını güçlendiren ve çocukların erken yaşta sporla buluşmasını destekleyen Fabrika Voleybol Okullarına kadar Türk sporunun farklı seviyelerinde yer alan Trendyol; Uluslararası Olimpiyat Komitesi ve EuroLeague Final Four gibi dünyanın en prestijli spor organizasyonlarındaki iş birlikleriyle de spora verdiği desteği global arenaya taşıyor. CEV Trendyol EuroVolley 2026 Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası, 21 Ağustos’ta başlayacak ve 6 Eylül’e kadar sürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Baba ve Kızın Vespa ile Nordkapp Yolculuğu TEGV Çocuklarına Umut Oluyor Haber

Baba ve Kızın Vespa ile Nordkapp Yolculuğu TEGV Çocuklarına Umut Oluyor

Gürhan Pizan ve 15 yaşındaki kızı Türkan Pizan, Cumhuriyetin ilke ve değerleri ışığında çağdaş nesillerin yetişmesine katkı sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) çocukları için Vespa motosikletleriyle yola çıkıyor. 10 Haziran’da İstanbul’dan yola çıkacak olan ikili, 12 Haziran’da İtalya Garda Gölü’nde olacak. 13 Haziran sabahı ise Vespa motosikletleriyle yaklaşık 4.500 km’lik çok özel bir yolculuğa başlayacaklar. 7 ülke geçecek olan baba kız Avrupa’nın karayoluyla ulaşılan en uç noktası, Kuzey Kutup Dairesi’ndeki Nordkapp’a ulaşacak. Yürütülen “Umuda Vespa” bağış kampanyası kapsamında TEGV’e yapılan bağışlarla çocukların nitelikli eğitim desteğine erişimine katkı sağlanması hedefleniyor. Garda Gölü’nden başlayacak yolculuk boyunca 7 ülke geçilecek Eğitimde fırsat eşitliğini desteklemek için yapılacak yolculuk, Türkiye’den başlayıp Yunanistan üzerinden Avrupa’ya uzanacak. Ardından İtalya’daki Nordkapp Classic Raid organizasyonuna katılacak ekip, Garda Gölü’nden başlayarak; Almanya, Danimarka, İsveç ve Finlandiya üzerinden Norveç’in kuzeyine ilerleyecek. Toplam 7 ülkeyi kapsayan rota boyunca baba-kız, zorlu hava koşulları, uzun yollar ve Kuzey Kutup Dairesi’nin sert doğa şartlarıyla nitelikli eğitime destek motivasyonuyla mücadele edecek. Yolculuğun en dikkat çekici detaylarından biri ise kullanılacak motosiklet: 2018 model Vespa GTS. Dünyanın dört bir yanından motosiklet sürücülerinin ulaşmayı hayal ettiği Nordkapp rotası; Norveç fiyortlarının zorlu yolları, hava şartları ve uzun sürüş etaplarıyla biliniyor. “Bazen, bir Vespa’nın sesi, bir çocuğun geleceğini aydınlatır” Baba Gürhan Pizan ve kızı Türkan Pizan, yolculukla ilgili şunları söylüyor: “10 Haziran’da İstanbul’dan yola çıkıyoruz. 13 Haziran sabahı, Vespa motosikletimizle yaklaşık 4.500 km’lik çok özel bir yolculuğa TEGV çocukları için başlayacağız. 7 ülke geçerek, zorlukları, yorgunluğu, soğuğu ve rüzgârı aşarak Avrupa’nın karayoluyla ulaşılan en uç noktası, Kuzey Kutup Dairesi’ndeki Nordkapp’a ulaşmayı hedefliyoruz. Ama bu yolculuk sadece bir macera değil. Bu yol, eğitim için açılıyor. Bu yol boyunca, Vespa’nın her tekerleği döndüğünde, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) için bağış toplanmasını diliyoruz. Bir Vespa… Bir baba ve bir kız… Ama birçok çocuğun hayatına dokunabilecek bir umut. Biz kilometreleri aşarken, sizlerin desteğiyle bir çocuğun defteri dolacak, bir çocuğun hayali büyüyecek, bir çocuğun geleceği değişecek. Biz dünyanın sonuna gidiyoruz. Ama belki de bir başlangıcın tam ortasındayız. Eğer bu yolculukta bize eşlik etmek, her kilometreyi bir umuda dönüştürmek isterseniz, TEGV’e yapacağınız bağışlarla bu hikâyenin bir parçası olabilirsiniz. Çünkü bazen, bir Vespa’nın sesi, bir çocuğun geleceğini aydınlatır.” “Umuda Vespa” kampanyasına destek vermek isteyenler TEGV web sitesi www.tegv.org’u ziyaret ederek bağışlarıyla destek olabiliyor. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) hakkında: Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), başta Suna Kıraç olmak üzere, eğitimin her şeyin başı olduğuna yürekten inanan bir grup sanayici, yönetici ve akademisyenin girişimi ile devlet tarafından verilen temel eğitime destek olmak amacıyla 23 Ocak 1995 tarihinde kuruldu. İlköğretim çağındaki çocuklara okul dışı saatlerde ücretsiz eğitim desteği vermeye odaklanan TEGV, yıllar içinde Türkiye’nin eğitim alanında faaliyet gösteren en yaygın sivil toplum kuruluşu oldu. TEGV 2009 yılında Bakanlar Kurulu tarafından “izin almadan yardım toplama” hakkına sahip vakıflardan biri olarak tanındı. Vakıf Türkiye genelinde halen 24 ilde 6 Eğitim Parkı, 30 Öğrenim Birimi ve 21 Ateşböceği ile toplam 57 etkinlik noktasında çocuklara nitelikli eğitim desteği vermeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğum İzinleri Arttı, Şirketler Bu Değişime Ne Kadar Hazır? Haber

Doğum İzinleri Arttı, Şirketler Bu Değişime Ne Kadar Hazır?

Yeni düzenleme, çalışanlar açısından önemli bir kazanım yaratırken, şirketler için de izin politikalarını, iç iletişim süreçlerini ve işe dönüş uygulamalarını yeniden değerlendirme ihtiyacını beraberinde getiriyor. Çünkü ebeveynlik izinleri artık yalnızca yasal uyum başlığı olarak görülmüyor. Çalışan bağlılığı, işveren markası, kadınların iş gücüne katılımı ve uzun vadeli verimlilik açısından da kurumların yaklaşımını gösteren önemli bir gösterge haline geliyor. Bu hak, pratikte nasıl kullanılacak? Sahadaki ilk uygulamalar, düzenlemenin yasal çerçevesinin net olmasına rağmen operasyonel süreçlerin henüz tam oturmadığını gösteriyor. İzinlerin otomatik olarak tanımlanmaması, başvuru gerekliliği ve SGK ile rapor süreçlerindeki belirsizlikler, şirketlerin ve çalışanların uygulamada farklı yorumlara gitmesine neden oluyor. Türkiye’deki yeni düzenleme önemli bir ilerleme olsa da, globale bakıldığında ebeveynlik izinlerinin yalnızca doğum izni süresiyle sınırlı değerlendirilmediği görülüyor. Birçok ülkede doğum iznine ek olarak ebeveyn izni, babaya özel izinler, evde bakım izinleri ve işe dönüş güvenceleri gibi fırsatlar sunuluyor. OECD verilerine göre göre Avrupa’da ebeveynlik ve evde bakım izninin en uzun olduğu ülkeler arasında Slovakya, Finlandiya, Macaristan ve Çekya öne çıkıyor. Slovakya’da ebeveyn izni çocuk 3 yaşına gelene kadar devam edebilirken, Macaristan’da destek mekanizması yaklaşık 36 aya kadar uzanıyor. Finlandiya da OECD tarafından iki buçuk yıl ve üzeri ücretli ebeveynlik ve evde bakım izni sunan ülkeler arasında gösteriliyor. İsveç’te ise ebeveynlere toplam 480 gün, yani yaklaşık 16 ay ücretli ebeveyn izni tanınıyor. ABD ise ulusal düzeyde ücretli doğum izni hakkı sunmayan tek OECD ülkesi olarak ayrışıyor. Kuzey Amerika’da Kanada, ebeveynlik izninde esnek modeliyle öne çıkıyor. Ülkede ebeveynler 40 haftaya kadar standart veya 69 haftaya kadar uzatılmış ebeveyn izni seçeneğinden yararlanabiliyor. Asya’da ise Güney Kore, 90 günlük ücretli doğum iznine ek olarak her bir ebeveyn için 1 yıla kadar ebeveyn izni sunan modeliyle dikkat çekiyor. 2025 düzenlemeleriyle bu süre belirli koşullarda 18 aya kadar çıkabiliyor. Bu karşılaştırma, Türkiye’de 24 haftaya çıkan doğum izninin önemli bir adım olduğunu ancak ebeveyn izni, babaların katılımı ve işe dönüş desteği tarafında gelişim alanının sürdüğünü gösteriyor. İzin Süresi Kadar Dönüş Süreci de Önemli İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, yeni düzenlemenin yalnızca izin sürelerinin artması olarak okunmaması gerektiğini belirtiyor. Bal’a göre bu değişim, şirketlerin çalışan deneyimini, bağlılığı ve işe dönüş süreçlerini nasıl yönettiğini de test ediyor. “Doğum izninin uzaması, çalışan açısından yalnızca daha uzun bir ara anlamına gelmiyor. Bu süre, annenin fiziksel ve zihinsel olarak toparlanması, bebeğiyle güvenli bir bağ kurması ve işe daha hazır şekilde dönebilmesi açısından büyük öneme sahip. Çalışanın sürece dair belirsizlik yaşamaması, kurum tarafından doğru yönlendirilmesi ve dönüşünün planlı şekilde yönetilmesi, işe dönüşte bağlılığı ve verimliliği doğrudan etkiliyor” diyor. Bal, performans ve prim süreçlerinde de doğum izninin çalışan aleyhine yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor. “Doğum iznindeki bir çalışanı, o dönemde aktif performans göstermediği varsayımıyla değerlendirmek doğru bir yaklaşım değil. Kadının izne ayrıldığı güne kadar ortaya koyduğu performans esas alınmalı. Performans primi, terfi değerlendirmesi veya yıl sonu görüşmeleri yapılırken doğum izni bir eksiklik gibi görülmemeli. Aksi halde yasal olarak tanınan bir hak, kariyer açısından görünmeyen bir cezaya dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulunuyor. Bal’a göre şirketlerin bu dönemde çalışanı açık şekilde bilgilendirmesi, başvuru süreçlerini sadeleştirmesi ve işe dönüş planını önceden oluşturması gerekiyor. “İyi yönetilen ebeveynlik izinleri, şirketler için bağlılık ve sürdürülebilir verimlilik alanıdır” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı Haber

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı

Mercedes-Benz VLE, markanın yeni nesil elektrikli lüks MPV modeli olarak sahneye çıktı. Tanıtımından sadece bir ay sonra İsveç’te satışa sunulan model, sunduğu teknoloji, menzil ve konfor özellikleriyle dikkat çekiyor. 700 Km’ye Varan Menzil ve Ultra Hızlı Şarj Yeni Mercedes-Benz VLE, 800 volt mimarisi sayesinde üst düzey performans sunuyor. Araç, tek şarjla 700 kilometrenin üzerinde menzil sunabiliyor. Hızlı şarj tarafında da iddialı olan model, 300 kW şarj desteği ile sadece 15 dakikada yaklaşık 350 kilometre menzil kazanabiliyor. Lüks ve Esneklik Bir Arada Mercedes-Benz VLE, klasik MPV anlayışını tamamen değiştiriyor. Araç, hem lüks hem de çok yönlü kullanım sunacak şekilde tasarlandı. 5, 6 veya 7 koltuk seçeneği İlerleyen dönemde 8 koltuk seçeneği Modüler koltuk yapısı Koltuk düzeni, kullanıcı ihtiyacına göre tamamen değiştirilebiliyor. İlk Model: VLE 300 Electric İsveç’te satışa çıkan ilk versiyon VLE 300 electric oldu. Araç iki farklı donanım seviyesiyle sunuluyor: Advance Plus Premium Plus Fiyatı Ne Kadar? Mercedes-Benz VLE’nin başlangıç fiyatı 947.700 İsveç kronu olarak açıklandı. Premium Plus paketi tercih edildiğinde fiyat yaklaşık 122.000 kron artıyor. Donanım Özellikleri Dikkat Çekiyor Advance Plus Donanımı 19 inç jantlar Havalı süspansiyon Yarı otonom sürüş sistemleri Panoramik cam tavan Ortam aydınlatması Arka aks yönlendirme Premium Plus Donanımı Dijital farlar (projeksiyonlu) Masajlı ve havalandırmalı koltuklar Burmester 3D ses sistemi 20 inç jantlar MBUX Superscreen Artırılmış gerçeklik head-up display Esnek Oturma Seçenekleri Kullanıcılar isteğe bağlı olarak: 7 koltuk için ekstra koltuk (5.190 kron) 6 koltuklu VIP düzen (11.150 kron) 8 koltuklu versiyonun ise yıl içinde satışa çıkması bekleniyor. Daha Fazla Versiyon Yolda Mercedes-Benz, VLE için gelecekte: Dört tekerlekten çekiş (4MATIC) Farklı donanım seviyeleri Daha uzun aks mesafesi Yeni renk ve opsiyonlar sunmayı planlıyor. Türkiye’ye Ne Zaman Gelecek? Modelin ilk teslimatları İsveç’te sonbaharda başlayacak. Türkiye’ye geliş tarihi henüz açıklanmadı ancak premium segmentte önemli bir alternatif olması bekleniyor. Sıkça Sorulan Sorular Mercedes VLE elektrikli mi? Evet, tamamen elektrikli bir modeldir. Menzili ne kadar? 700 kilometreye kadar çıkabiliyor. Hızlı şarj süresi ne kadar? 15 dakikada yaklaşık 350 km menzil eklenebiliyor. Kaç kişilik? 5, 6, 7 ve ileride 8 kişilik seçenekler sunulacak. Fiyatı ne kadar? 947.700 İsveç kronundan başlıyor. Türkiye’ye gelecek mi? Henüz resmi açıklama yok, ancak gelmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İsveç'ten "Türkiye ile Üretilmiştir" Hamlesi: Derinleşen İş Birliğine Güçlü Bir Vurgu Haber

İsveç'ten "Türkiye ile Üretilmiştir" Hamlesi: Derinleşen İş Birliğine Güçlü Bir Vurgu

Dünya genelinde birçok ülke içine kapanmayı tercih ederken, İsveç farklı bir yol seçiyor. Bu tercih bir saflık değil; aksine, onlarca yıllık deneyimin gösterdiği bir gerçek: Açıklık inovasyonu, ekonomik büyümeyi ve uzun vadeli dayanıklılığı besler. Bluetooth'tan kalp pili teknolojisine, üç noktalı emniyet kemerinden Spotify'a ve günümüzün öncü teknoloji şirketlerine kadar İsveç'in en bilinen atılımlarının tamamı, fikirlerin sınır tanımadan dolaştığı ve işbirliğinin teşvik edildiği bir ortamda doğdu. "Made with Sweden in Türkiye" tam da bu anlayış üzerine kurulu. Gerçek katma değer, ülkeler güçlerini birleştirdiğinde ortaya çıkar. Kampanya, İsveçli şirketlerin, araştırmacıların ve yaratıcı endüstrilerin dünya genelindeki ortaklıklarını görünür kılarken, aynı işbirliği ruhu Türkiye ile olan uzun soluklu ortaklığın temelini oluşturuyor. İsveç – Türkiye işbirliğinden öne çıkan örnekler: • Ericsson Türkiye, İstanbul, İzmir ve Ankara'daki merkezlerinde 5G ve 6G teknolojilerinde öncü Ar-Ge çalışmaları yürütüyor. • Systemair, Kocaeli'nde Türkiye'nin ilk LEED Gold sertifikalı fabrikasına 15 milyon avroluk yatırım yaptı. • İstanbul Üniversitesi ile KTH Kraliyet Teknoloji Enstitüsü arasında sürdürülebilir biyobazlı malzemeler üzerine yapılan ortak araştırmalar, yeni akademik yayınlara ve Avrupa fonlarına kapı açtı. • Spotify, Storytel ve dünya çapında tanınan İsveçli oyun şirketleri sayesinde kültürel etkileşim hızla artıyor. Türkiye, bu vizyonun merkezinde yer alıyor. İsveçli şirketler Türkiye genelinde 60.000'den fazla kişiye istihdam sağlıyor; otomotivden tekstile, endüstriyel üretimden enerji verimliliğine, elektroniğe ve dijital hizmetlere uzanan geniş bir işbirliği ağı bulunuyor. Bu ortaklıklar tek yönlü yatırımlar değil; ortak hedeflere ve ortak faydaya dayanan karşılıklı kazanımlar. İşte bu nedenle İsveç "Made in" demiyor; "Made with" diyor. Yeni ortaklıkları teşvik ederek, yetenekli is gucunu destekleyerek, sirketlere ve kurumlara birlikte inovasyon yapmaları için platformlar yaratarak İsveç, bu ivmeyi daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. İsveç–Türkiye işbirliğinin gelecegini birlikte yazmaya davet ediyoruz. Team Sweden, inovasyon, sürdürülebilirlik, kültür ve yetenek değişimi alanlarında iş birliğini desteklemeye hazırdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende Sektöründe Güvenliği Artıran Yeni Yaklaşım Haber

Perakende Sektöründe Güvenliği Artıran Yeni Yaklaşım

Mağaza çalışanlarının karşılaştığı sözlü ve fiziksel saldırılar, hırsızlık olayları ve tartışmalı durumlar, işletmelerin daha proaktif güvenlik çözümlerine yönelmesine neden oluyor. Giyilebilir (body worn) kameralar, bu ihtiyaçlara yanıt veren etkili ve esnek bir çözüm olarak öne çıkıyor. Mağaza ortamında kullanılan giyilebilir kameralar, çalışanların karşı karşıya kaldığı riskleri azaltırken aynı zamanda olayların objektif şekilde kayıt altına alınmasını sağliyor. Kamera varlığı, agresif davranışları caydırıcı bir unsur olarak görev yaparak potansiyel olayların büyümeden çözülmesine yardımcı oluyor. Gerekli durumlarda canlı görüntü aktarımı ile uzaktan destek alınabilmesi de çalışanların kendilerini daha güvende hissetmesini sağlıyor. 1. Çalışan güvenliği ve olayların yatıştırılması Perakende çalışanları, müşteriyle doğrudan temas halinde oldukları için sözlü ya da fiziksel saldırı riskiyle daha sık karşılaşabiliyor. Giyilebilir kameralar görünür bir caydırıcı görevi üstlenerek bu tür durumların tırmanmasını önlemeye yardımcı olurken, olası bir olayda canlı görüntü aktarımı ile destek ekipleri hızlı şekilde devreye girebiliyor. 2. Kayıp önleme ve olay araştırmaları Giyilebilir kameralar, mağaza içindeki olayların birinci şahıs perspektifinden kaydedilmesini sağlar. Bu kayıtlar; mağaza içi hırsızlık, çalışan kaynaklı kayıplar veya müşteri anlaşmazlıklarının araştırılmasında güçlü kanıt niteliği taşır. Böylece işletmeler, kayıpları azaltırken olay çözüm süreçlerini hızlandırabilir. 3. Şeffaflık ve sorumluluk Sesli ve görüntülü kayıtlar, hem çalışanların hem de müşterilerin davranışlarında daha profesyonel bir yaklaşımı teşvik eder. Aynı zamanda yanlış iddiaların hızlı şekilde çözülmesine yardımcı olarak işletmeler için hukuki koruma sağlar. Giyilebilir kameralar, mağaza operasyonlarının doğru ve güvenli şekilde yürütüldüğünü belgeleyen tarafsız bir kayıt sunar. 4. Eğitim ve operasyonel iyileştirme Giyilebilir kamera görüntüleri, gerçek senaryolara dayalı eğitimler için de değerli bir kaynak oluşturur. Çalışanların müşteri etkileşimleri, güvenlik prosedürleri ve operasyonel süreçleri analiz edilerek hizmet kalitesi artırılabilir. Bu sayede mağaza yönetimi, operasyonel verimliliği artırırken çalışan performansını da geliştirebilir. Perakende sektöründe güvenlik yaklaşımı hızla dönüşürken, giyilebilir kameralar mağaza güvenliği, çalışan refahı ve operasyonel verimlilik açısından önemli bir rol üstleniyor. Mevcut video gözetim sistemleriyle birlikte kullanıldığında, mağaza ortamında daha yüksek durumsal farkındalık sağlayarak hem çalışanlar hem de müşteriler için daha güvenli bir alışveriş deneyimi oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.