Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İsveç

Kapsül Haber Ajansı - İsveç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İsveç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Baba ve Kızın Vespa ile Nordkapp Yolculuğu TEGV Çocuklarına Umut Oluyor Haber

Baba ve Kızın Vespa ile Nordkapp Yolculuğu TEGV Çocuklarına Umut Oluyor

Gürhan Pizan ve 15 yaşındaki kızı Türkan Pizan, Cumhuriyetin ilke ve değerleri ışığında çağdaş nesillerin yetişmesine katkı sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) çocukları için Vespa motosikletleriyle yola çıkıyor. 10 Haziran’da İstanbul’dan yola çıkacak olan ikili, 12 Haziran’da İtalya Garda Gölü’nde olacak. 13 Haziran sabahı ise Vespa motosikletleriyle yaklaşık 4.500 km’lik çok özel bir yolculuğa başlayacaklar. 7 ülke geçecek olan baba kız Avrupa’nın karayoluyla ulaşılan en uç noktası, Kuzey Kutup Dairesi’ndeki Nordkapp’a ulaşacak. Yürütülen “Umuda Vespa” bağış kampanyası kapsamında TEGV’e yapılan bağışlarla çocukların nitelikli eğitim desteğine erişimine katkı sağlanması hedefleniyor. Garda Gölü’nden başlayacak yolculuk boyunca 7 ülke geçilecek Eğitimde fırsat eşitliğini desteklemek için yapılacak yolculuk, Türkiye’den başlayıp Yunanistan üzerinden Avrupa’ya uzanacak. Ardından İtalya’daki Nordkapp Classic Raid organizasyonuna katılacak ekip, Garda Gölü’nden başlayarak; Almanya, Danimarka, İsveç ve Finlandiya üzerinden Norveç’in kuzeyine ilerleyecek. Toplam 7 ülkeyi kapsayan rota boyunca baba-kız, zorlu hava koşulları, uzun yollar ve Kuzey Kutup Dairesi’nin sert doğa şartlarıyla nitelikli eğitime destek motivasyonuyla mücadele edecek. Yolculuğun en dikkat çekici detaylarından biri ise kullanılacak motosiklet: 2018 model Vespa GTS. Dünyanın dört bir yanından motosiklet sürücülerinin ulaşmayı hayal ettiği Nordkapp rotası; Norveç fiyortlarının zorlu yolları, hava şartları ve uzun sürüş etaplarıyla biliniyor. “Bazen, bir Vespa’nın sesi, bir çocuğun geleceğini aydınlatır” Baba Gürhan Pizan ve kızı Türkan Pizan, yolculukla ilgili şunları söylüyor: “10 Haziran’da İstanbul’dan yola çıkıyoruz. 13 Haziran sabahı, Vespa motosikletimizle yaklaşık 4.500 km’lik çok özel bir yolculuğa TEGV çocukları için başlayacağız. 7 ülke geçerek, zorlukları, yorgunluğu, soğuğu ve rüzgârı aşarak Avrupa’nın karayoluyla ulaşılan en uç noktası, Kuzey Kutup Dairesi’ndeki Nordkapp’a ulaşmayı hedefliyoruz. Ama bu yolculuk sadece bir macera değil. Bu yol, eğitim için açılıyor. Bu yol boyunca, Vespa’nın her tekerleği döndüğünde, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) için bağış toplanmasını diliyoruz. Bir Vespa… Bir baba ve bir kız… Ama birçok çocuğun hayatına dokunabilecek bir umut. Biz kilometreleri aşarken, sizlerin desteğiyle bir çocuğun defteri dolacak, bir çocuğun hayali büyüyecek, bir çocuğun geleceği değişecek. Biz dünyanın sonuna gidiyoruz. Ama belki de bir başlangıcın tam ortasındayız. Eğer bu yolculukta bize eşlik etmek, her kilometreyi bir umuda dönüştürmek isterseniz, TEGV’e yapacağınız bağışlarla bu hikâyenin bir parçası olabilirsiniz. Çünkü bazen, bir Vespa’nın sesi, bir çocuğun geleceğini aydınlatır.” “Umuda Vespa” kampanyasına destek vermek isteyenler TEGV web sitesi www.tegv.org’u ziyaret ederek bağışlarıyla destek olabiliyor. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) hakkında: Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), başta Suna Kıraç olmak üzere, eğitimin her şeyin başı olduğuna yürekten inanan bir grup sanayici, yönetici ve akademisyenin girişimi ile devlet tarafından verilen temel eğitime destek olmak amacıyla 23 Ocak 1995 tarihinde kuruldu. İlköğretim çağındaki çocuklara okul dışı saatlerde ücretsiz eğitim desteği vermeye odaklanan TEGV, yıllar içinde Türkiye’nin eğitim alanında faaliyet gösteren en yaygın sivil toplum kuruluşu oldu. TEGV 2009 yılında Bakanlar Kurulu tarafından “izin almadan yardım toplama” hakkına sahip vakıflardan biri olarak tanındı. Vakıf Türkiye genelinde halen 24 ilde 6 Eğitim Parkı, 30 Öğrenim Birimi ve 21 Ateşböceği ile toplam 57 etkinlik noktasında çocuklara nitelikli eğitim desteği vermeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğum İzinleri Arttı, Şirketler Bu Değişime Ne Kadar Hazır? Haber

Doğum İzinleri Arttı, Şirketler Bu Değişime Ne Kadar Hazır?

Yeni düzenleme, çalışanlar açısından önemli bir kazanım yaratırken, şirketler için de izin politikalarını, iç iletişim süreçlerini ve işe dönüş uygulamalarını yeniden değerlendirme ihtiyacını beraberinde getiriyor. Çünkü ebeveynlik izinleri artık yalnızca yasal uyum başlığı olarak görülmüyor. Çalışan bağlılığı, işveren markası, kadınların iş gücüne katılımı ve uzun vadeli verimlilik açısından da kurumların yaklaşımını gösteren önemli bir gösterge haline geliyor. Bu hak, pratikte nasıl kullanılacak? Sahadaki ilk uygulamalar, düzenlemenin yasal çerçevesinin net olmasına rağmen operasyonel süreçlerin henüz tam oturmadığını gösteriyor. İzinlerin otomatik olarak tanımlanmaması, başvuru gerekliliği ve SGK ile rapor süreçlerindeki belirsizlikler, şirketlerin ve çalışanların uygulamada farklı yorumlara gitmesine neden oluyor. Türkiye’deki yeni düzenleme önemli bir ilerleme olsa da, globale bakıldığında ebeveynlik izinlerinin yalnızca doğum izni süresiyle sınırlı değerlendirilmediği görülüyor. Birçok ülkede doğum iznine ek olarak ebeveyn izni, babaya özel izinler, evde bakım izinleri ve işe dönüş güvenceleri gibi fırsatlar sunuluyor. OECD verilerine göre göre Avrupa’da ebeveynlik ve evde bakım izninin en uzun olduğu ülkeler arasında Slovakya, Finlandiya, Macaristan ve Çekya öne çıkıyor. Slovakya’da ebeveyn izni çocuk 3 yaşına gelene kadar devam edebilirken, Macaristan’da destek mekanizması yaklaşık 36 aya kadar uzanıyor. Finlandiya da OECD tarafından iki buçuk yıl ve üzeri ücretli ebeveynlik ve evde bakım izni sunan ülkeler arasında gösteriliyor. İsveç’te ise ebeveynlere toplam 480 gün, yani yaklaşık 16 ay ücretli ebeveyn izni tanınıyor. ABD ise ulusal düzeyde ücretli doğum izni hakkı sunmayan tek OECD ülkesi olarak ayrışıyor. Kuzey Amerika’da Kanada, ebeveynlik izninde esnek modeliyle öne çıkıyor. Ülkede ebeveynler 40 haftaya kadar standart veya 69 haftaya kadar uzatılmış ebeveyn izni seçeneğinden yararlanabiliyor. Asya’da ise Güney Kore, 90 günlük ücretli doğum iznine ek olarak her bir ebeveyn için 1 yıla kadar ebeveyn izni sunan modeliyle dikkat çekiyor. 2025 düzenlemeleriyle bu süre belirli koşullarda 18 aya kadar çıkabiliyor. Bu karşılaştırma, Türkiye’de 24 haftaya çıkan doğum izninin önemli bir adım olduğunu ancak ebeveyn izni, babaların katılımı ve işe dönüş desteği tarafında gelişim alanının sürdüğünü gösteriyor. İzin Süresi Kadar Dönüş Süreci de Önemli İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, yeni düzenlemenin yalnızca izin sürelerinin artması olarak okunmaması gerektiğini belirtiyor. Bal’a göre bu değişim, şirketlerin çalışan deneyimini, bağlılığı ve işe dönüş süreçlerini nasıl yönettiğini de test ediyor. “Doğum izninin uzaması, çalışan açısından yalnızca daha uzun bir ara anlamına gelmiyor. Bu süre, annenin fiziksel ve zihinsel olarak toparlanması, bebeğiyle güvenli bir bağ kurması ve işe daha hazır şekilde dönebilmesi açısından büyük öneme sahip. Çalışanın sürece dair belirsizlik yaşamaması, kurum tarafından doğru yönlendirilmesi ve dönüşünün planlı şekilde yönetilmesi, işe dönüşte bağlılığı ve verimliliği doğrudan etkiliyor” diyor. Bal, performans ve prim süreçlerinde de doğum izninin çalışan aleyhine yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor. “Doğum iznindeki bir çalışanı, o dönemde aktif performans göstermediği varsayımıyla değerlendirmek doğru bir yaklaşım değil. Kadının izne ayrıldığı güne kadar ortaya koyduğu performans esas alınmalı. Performans primi, terfi değerlendirmesi veya yıl sonu görüşmeleri yapılırken doğum izni bir eksiklik gibi görülmemeli. Aksi halde yasal olarak tanınan bir hak, kariyer açısından görünmeyen bir cezaya dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulunuyor. Bal’a göre şirketlerin bu dönemde çalışanı açık şekilde bilgilendirmesi, başvuru süreçlerini sadeleştirmesi ve işe dönüş planını önceden oluşturması gerekiyor. “İyi yönetilen ebeveynlik izinleri, şirketler için bağlılık ve sürdürülebilir verimlilik alanıdır” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı Haber

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı

Mercedes-Benz VLE, markanın yeni nesil elektrikli lüks MPV modeli olarak sahneye çıktı. Tanıtımından sadece bir ay sonra İsveç’te satışa sunulan model, sunduğu teknoloji, menzil ve konfor özellikleriyle dikkat çekiyor. 700 Km’ye Varan Menzil ve Ultra Hızlı Şarj Yeni Mercedes-Benz VLE, 800 volt mimarisi sayesinde üst düzey performans sunuyor. Araç, tek şarjla 700 kilometrenin üzerinde menzil sunabiliyor. Hızlı şarj tarafında da iddialı olan model, 300 kW şarj desteği ile sadece 15 dakikada yaklaşık 350 kilometre menzil kazanabiliyor. Lüks ve Esneklik Bir Arada Mercedes-Benz VLE, klasik MPV anlayışını tamamen değiştiriyor. Araç, hem lüks hem de çok yönlü kullanım sunacak şekilde tasarlandı. 5, 6 veya 7 koltuk seçeneği İlerleyen dönemde 8 koltuk seçeneği Modüler koltuk yapısı Koltuk düzeni, kullanıcı ihtiyacına göre tamamen değiştirilebiliyor. İlk Model: VLE 300 Electric İsveç’te satışa çıkan ilk versiyon VLE 300 electric oldu. Araç iki farklı donanım seviyesiyle sunuluyor: Advance Plus Premium Plus Fiyatı Ne Kadar? Mercedes-Benz VLE’nin başlangıç fiyatı 947.700 İsveç kronu olarak açıklandı. Premium Plus paketi tercih edildiğinde fiyat yaklaşık 122.000 kron artıyor. Donanım Özellikleri Dikkat Çekiyor Advance Plus Donanımı 19 inç jantlar Havalı süspansiyon Yarı otonom sürüş sistemleri Panoramik cam tavan Ortam aydınlatması Arka aks yönlendirme Premium Plus Donanımı Dijital farlar (projeksiyonlu) Masajlı ve havalandırmalı koltuklar Burmester 3D ses sistemi 20 inç jantlar MBUX Superscreen Artırılmış gerçeklik head-up display Esnek Oturma Seçenekleri Kullanıcılar isteğe bağlı olarak: 7 koltuk için ekstra koltuk (5.190 kron) 6 koltuklu VIP düzen (11.150 kron) 8 koltuklu versiyonun ise yıl içinde satışa çıkması bekleniyor. Daha Fazla Versiyon Yolda Mercedes-Benz, VLE için gelecekte: Dört tekerlekten çekiş (4MATIC) Farklı donanım seviyeleri Daha uzun aks mesafesi Yeni renk ve opsiyonlar sunmayı planlıyor. Türkiye’ye Ne Zaman Gelecek? Modelin ilk teslimatları İsveç’te sonbaharda başlayacak. Türkiye’ye geliş tarihi henüz açıklanmadı ancak premium segmentte önemli bir alternatif olması bekleniyor. Sıkça Sorulan Sorular Mercedes VLE elektrikli mi? Evet, tamamen elektrikli bir modeldir. Menzili ne kadar? 700 kilometreye kadar çıkabiliyor. Hızlı şarj süresi ne kadar? 15 dakikada yaklaşık 350 km menzil eklenebiliyor. Kaç kişilik? 5, 6, 7 ve ileride 8 kişilik seçenekler sunulacak. Fiyatı ne kadar? 947.700 İsveç kronundan başlıyor. Türkiye’ye gelecek mi? Henüz resmi açıklama yok, ancak gelmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İsveç'ten "Türkiye ile Üretilmiştir" Hamlesi: Derinleşen İş Birliğine Güçlü Bir Vurgu Haber

İsveç'ten "Türkiye ile Üretilmiştir" Hamlesi: Derinleşen İş Birliğine Güçlü Bir Vurgu

Dünya genelinde birçok ülke içine kapanmayı tercih ederken, İsveç farklı bir yol seçiyor. Bu tercih bir saflık değil; aksine, onlarca yıllık deneyimin gösterdiği bir gerçek: Açıklık inovasyonu, ekonomik büyümeyi ve uzun vadeli dayanıklılığı besler. Bluetooth'tan kalp pili teknolojisine, üç noktalı emniyet kemerinden Spotify'a ve günümüzün öncü teknoloji şirketlerine kadar İsveç'in en bilinen atılımlarının tamamı, fikirlerin sınır tanımadan dolaştığı ve işbirliğinin teşvik edildiği bir ortamda doğdu. "Made with Sweden in Türkiye" tam da bu anlayış üzerine kurulu. Gerçek katma değer, ülkeler güçlerini birleştirdiğinde ortaya çıkar. Kampanya, İsveçli şirketlerin, araştırmacıların ve yaratıcı endüstrilerin dünya genelindeki ortaklıklarını görünür kılarken, aynı işbirliği ruhu Türkiye ile olan uzun soluklu ortaklığın temelini oluşturuyor. İsveç – Türkiye işbirliğinden öne çıkan örnekler: • Ericsson Türkiye, İstanbul, İzmir ve Ankara'daki merkezlerinde 5G ve 6G teknolojilerinde öncü Ar-Ge çalışmaları yürütüyor. • Systemair, Kocaeli'nde Türkiye'nin ilk LEED Gold sertifikalı fabrikasına 15 milyon avroluk yatırım yaptı. • İstanbul Üniversitesi ile KTH Kraliyet Teknoloji Enstitüsü arasında sürdürülebilir biyobazlı malzemeler üzerine yapılan ortak araştırmalar, yeni akademik yayınlara ve Avrupa fonlarına kapı açtı. • Spotify, Storytel ve dünya çapında tanınan İsveçli oyun şirketleri sayesinde kültürel etkileşim hızla artıyor. Türkiye, bu vizyonun merkezinde yer alıyor. İsveçli şirketler Türkiye genelinde 60.000'den fazla kişiye istihdam sağlıyor; otomotivden tekstile, endüstriyel üretimden enerji verimliliğine, elektroniğe ve dijital hizmetlere uzanan geniş bir işbirliği ağı bulunuyor. Bu ortaklıklar tek yönlü yatırımlar değil; ortak hedeflere ve ortak faydaya dayanan karşılıklı kazanımlar. İşte bu nedenle İsveç "Made in" demiyor; "Made with" diyor. Yeni ortaklıkları teşvik ederek, yetenekli is gucunu destekleyerek, sirketlere ve kurumlara birlikte inovasyon yapmaları için platformlar yaratarak İsveç, bu ivmeyi daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. İsveç–Türkiye işbirliğinin gelecegini birlikte yazmaya davet ediyoruz. Team Sweden, inovasyon, sürdürülebilirlik, kültür ve yetenek değişimi alanlarında iş birliğini desteklemeye hazırdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende Sektöründe Güvenliği Artıran Yeni Yaklaşım Haber

Perakende Sektöründe Güvenliği Artıran Yeni Yaklaşım

Mağaza çalışanlarının karşılaştığı sözlü ve fiziksel saldırılar, hırsızlık olayları ve tartışmalı durumlar, işletmelerin daha proaktif güvenlik çözümlerine yönelmesine neden oluyor. Giyilebilir (body worn) kameralar, bu ihtiyaçlara yanıt veren etkili ve esnek bir çözüm olarak öne çıkıyor. Mağaza ortamında kullanılan giyilebilir kameralar, çalışanların karşı karşıya kaldığı riskleri azaltırken aynı zamanda olayların objektif şekilde kayıt altına alınmasını sağliyor. Kamera varlığı, agresif davranışları caydırıcı bir unsur olarak görev yaparak potansiyel olayların büyümeden çözülmesine yardımcı oluyor. Gerekli durumlarda canlı görüntü aktarımı ile uzaktan destek alınabilmesi de çalışanların kendilerini daha güvende hissetmesini sağlıyor. 1. Çalışan güvenliği ve olayların yatıştırılması Perakende çalışanları, müşteriyle doğrudan temas halinde oldukları için sözlü ya da fiziksel saldırı riskiyle daha sık karşılaşabiliyor. Giyilebilir kameralar görünür bir caydırıcı görevi üstlenerek bu tür durumların tırmanmasını önlemeye yardımcı olurken, olası bir olayda canlı görüntü aktarımı ile destek ekipleri hızlı şekilde devreye girebiliyor. 2. Kayıp önleme ve olay araştırmaları Giyilebilir kameralar, mağaza içindeki olayların birinci şahıs perspektifinden kaydedilmesini sağlar. Bu kayıtlar; mağaza içi hırsızlık, çalışan kaynaklı kayıplar veya müşteri anlaşmazlıklarının araştırılmasında güçlü kanıt niteliği taşır. Böylece işletmeler, kayıpları azaltırken olay çözüm süreçlerini hızlandırabilir. 3. Şeffaflık ve sorumluluk Sesli ve görüntülü kayıtlar, hem çalışanların hem de müşterilerin davranışlarında daha profesyonel bir yaklaşımı teşvik eder. Aynı zamanda yanlış iddiaların hızlı şekilde çözülmesine yardımcı olarak işletmeler için hukuki koruma sağlar. Giyilebilir kameralar, mağaza operasyonlarının doğru ve güvenli şekilde yürütüldüğünü belgeleyen tarafsız bir kayıt sunar. 4. Eğitim ve operasyonel iyileştirme Giyilebilir kamera görüntüleri, gerçek senaryolara dayalı eğitimler için de değerli bir kaynak oluşturur. Çalışanların müşteri etkileşimleri, güvenlik prosedürleri ve operasyonel süreçleri analiz edilerek hizmet kalitesi artırılabilir. Bu sayede mağaza yönetimi, operasyonel verimliliği artırırken çalışan performansını da geliştirebilir. Perakende sektöründe güvenlik yaklaşımı hızla dönüşürken, giyilebilir kameralar mağaza güvenliği, çalışan refahı ve operasyonel verimlilik açısından önemli bir rol üstleniyor. Mevcut video gözetim sistemleriyle birlikte kullanıldığında, mağaza ortamında daha yüksek durumsal farkındalık sağlayarak hem çalışanlar hem de müşteriler için daha güvenli bir alışveriş deneyimi oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İsveç’te dikkat çeken rapor: Kriz ve savaş dönemlerinde en kritik güç özel sektör Haber

İsveç’te dikkat çeken rapor: Kriz ve savaş dönemlerinde en kritik güç özel sektör

İsveç’te yayımlanan yeni bir değerlendirme, ülkenin krizlere karşı direncinde en önemli unsurun şirketler ve özellikle ulaşım sektörü olduğunu ortaya koydu. İsveç Sivil Savunma Kurumu (MCF) tarafından hazırlanan “Şirketler için Hazırlık” başlıklı rehber, ülkenin savunma ve kriz yönetimi stratejisinde özel sektörün kritik rolüne dikkat çekti. Tågföretagen ve Transportföretagen tarafından düzenlenen webinarda ele alınan rapora göre, şirketlerin faaliyetlerini sürdürebilme kapasitesi, İsveç’in genel direncinin temelini oluşturuyor. Demiryolu Taşımacılığı Kritik Öneme Sahip Raporda özellikle demiryolu taşımacılığının, İsveç’in toplam savunma sistemi içinde hayati bir rol oynadığı vurgulandı. Hem sivil hem de askeri taşımacılıkta kullanılabilen bu sistemin, kriz anlarında ülke içi hareketliliğin devamlılığını sağladığı ifade edildi. Uzmanlara göre demiryolu operatörleri, kriz durumlarında: planlama kesintileri yönetme lojistik organizasyon konularında yüksek kabiliyete sahip. Bu nedenle bu kapasitenin daha etkin kullanılması gerektiği belirtiliyor. Şirketlerin Güçlü Olması Ulusal Güvenliği Etkiliyor MCF’nin raporunda dikkat çeken en önemli başlıklardan biri ise şu oldu: “Şirketlerin direnci, ülkenin direncidir.” Bu yaklaşım, özellikle savaş ve kriz dönemlerinde ekonomik ve lojistik faaliyetlerin devamlılığının ne kadar kritik olduğunu gözler önüne seriyor. Rapora göre: Güçlü şirketler krizlerde ayakta kalabiliyor Ayakta kalan şirketler ise savaş dönemlerinde daha fazla tercih ediliyor Devlet ve Özel Sektör Arasında Net İş Birliği Şart Raporda, demiryolu operatörlerinin kriz hazırlık süreçlerinde aktif rol alması gerektiği belirtilirken, bu süreçte mali yüklerin şirketlere tek başına bırakılmaması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, sürdürülebilir bir sistem için: Devlet ile şirketler arasında net sözleşmeler yapılması Sorumlulukların açık şekilde belirlenmesi Maliyetlerin karşılanması gerektiğini ifade etti. Güçlü Demiryolu Altyapısı Olmazsa Olmaz İsveç’in krizlere karşı dayanıklılığını artırmak için demiryolu altyapısının güçlendirilmesi gerektiği de raporda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Bu kapsamda: Bakım eksikliklerinin giderilmesi Kapasitenin artırılması Alternatif hatların oluşturulması öncelikli ihtiyaçlar olarak sıralandı. Ayrıca yapılacak yatırımların hem sivil hem askeri kullanım için uygun olması gerektiği, yani “çift kullanımlı (dual use)” altyapıların geliştirilmesinin önem taşıdığı vurgulandı. “Ulaşım Her Koşulda Devam Etmeli” Raporda dikkat çeken bir diğer mesaj ise ulaşım sektörünün rolüne ilişkin oldu. Kriz ya da barış fark etmeksizin sektörün temel görevinin değişmediği belirtilerek şu ifade öne çıktı: “Ulaşım sektörü, her koşulda insanları ve yükleri hareket ettirmekle yükümlüdür.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED: Ocak Ayında Türkiye’ye 716 Milyon Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: Ocak Ayında Türkiye’ye 716 Milyon Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

12 Mart 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Ocak ayında, Türkiye’ye, 716 milyon dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 289 milyar dolar düzeyine geldi. Ocak ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 716 milyon dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 390 milyon doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Ocak ayındaki toplam UDY’nin 417 milyon doları borçlanma araçları, 163 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 254 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Ocak ayındaki toplam UDY girişi 716 milyon dolar oldu. En fazla yatırım teknik faaliyetler ile toptan ve perakende ticarette gerçekleşti 2026 yılının Ocak ayı içerisinde gerçekleşen 390 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 126 milyon dolarlık yatırım girişi ile mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler, yüzde 32’lik bir pay aldı. Toptan ve perakende ticaret ve finans ve sigorta faaliyetleri sırasıyla yüzde 22 ve yüzde 9’luk paylarıyla aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Ocak ayında en fazla uluslararası yatırım Almanya ve Hollanda’dan geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59’luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026’in birinci ayında yüzde 77’lik bir pay aldı. Aynı ay içerisinde AB-27 ülkeleri yüzde 77’lik paylarıyla Türkiye’ye en çok yatırım yapan bölge oldu. Ocak 2026’da ülkeler özelinde, Almanya yüzde 37 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 24 ile Hollanda, yüzde 8 ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yüzde 5 ile İsveç ve yüzde 4 ile İspanya takip etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.