Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İtalya

Kapsül Haber Ajansı - İtalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İtalya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı Haber

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı

Yılın Fotoğrafçısı ödülü, 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek prestijli gala töreninde sahiplerini bulacak. 2026 sergisi ise 17 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’da sanatseverlerle buluşacak. Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri, 2026 Profesyonel Yarışma kapsamında 30 finalisti ve 65’in üzerinde kısa liste adayını bugün açıkladı. Çağdaş fotoğrafçılığın sınırlarını zorlayan güçlü görsel anlatıları bir araya getiren yarışma, görsel hikaye anlatımının en çarpıcı örneklerini uluslararası platformda görünür kılıyor. Yaklaşık yirmi yıllık köklü mirasıyla öne çıkan Profesyonel Yarışma; teknik ustalığı güçlü bir anlatı vizyonuyla buluşturan, cesur ve bütünlüklü projeler üreten fotoğrafçıları desteklemeyi sürdürüyor. Bu yıl 200’ü aşkın ülke ve bölgeden 430 binin üzerinde fotoğraf başvurusu alındı. 10 kategorinin kazananları, 30 finalist arasından seçilerek 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek özel törende açıklanacak. Prestijli Yılın Fotoğrafçısı unvanının sahibi, kategori kazananları arasından seçilerek aynı gece açıklanacak. Kazanan; 25.000 ABD doları para ödülünün yanı sıra çeşitli Sony Digital Imaging ekipmanları ve çalışmalarını gelecek yıl Londra’da düzenlenecek sergide kişisel bir sunumla sergileme fırsatı elde edecek. Kazananlar ve finalistler ayrıca, sektörün önde gelen isimleriyle özel oturumların gerçekleştirileceği ve kariyer gelişimlerine yönelik uzman rehberliği sunan “Insights” programı kapsamında Londra’ya davet edilecek. Finalist ve kısa listeye kalan fotoğrafçıların eserlerinden oluşan seçki ise ilk olarak 17 Nisan – 5 Mayıs 2026 tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’ta düzenlenecek Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Sergisi kapsamında ziyaretçilerle buluşacak; sergi daha sonra farklı lokasyonlarda sanatseverlerle bir araya gelecek. Seçici kurul adına değerlendirmede bulunan Jüri Başkanı Monica Allende, şunları söyledi: “Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorisinde finale kalan ve kısa listeye seçilen çalışmalar, fotoğraf pratiğindeki dikkat çekici gelişimi ve fotoğrafın güçlü bir hikaye anlatım aracı olarak benimsenmesine yönelik derin bağlılığı ortaya koyuyor. Değerlendirdiğimiz pek çok seri boyunca; sevginin, nezaketin ve çoğu zaman zorlu gerçekliklere dokunan sessiz direncin kutlanışıyla insan deneyiminin farklı katmanlarından derin biçimde etkilendim. En güçlü karelerin birçoğu, gündelik yaşamın içinde saklı kalan samimi anlara ve küçük kahramanlıklara odaklanarak, sıradan akışın içinde varlığını sürdüren gücü ve ruhu görünür kılıyor.” Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorilerinin her birinde finale kalan üç proje ise şöyle sıralanıyor: MİMARLIK VE TASARIM André Tezza’nın (Brezilya) Everyday Structures adlı projesi, Güney Brezilya’daki mahalle bakkallarının mütevazı mimarisine ışık tutuyor. Joy Saha’nın (Bangladeş) Homes of Haor çalışması ise Bangladeş’in Haor bölgesindeki yerel mimariyi belgeliyor; bu bölgede evler, muson döneminde adalara dönüşen yükseltilmiş toprak yığınları üzerine inşa ediliyor. Chen Liang’ın (Çin Ana Karası) serisi ise Çin’in Guangdong Eyaleti’ndeki Jiangmen kentinde bulunan gözetleme kulelerini mercek altına alarak, Çin ve uluslararası mimari etkilerin özgün bir birleşimini ortaya koyuyor. YARATICI Pablo Ramos’un (Meksika) The Black Album adlı projesi, arşiv fotoğraflarından kesilen siluetler aracılığıyla Meksika’daki kayıpları ele alıyor ve görüntüleri yokluğun çarpıcı bir kolektif portresine dönüştürüyor. Ben Brooks (Birleşik Krallık) The Palm, On Piru serisinde Güney Los Angeles’tan rap sanatçılarının ruhani bağlarını ve kolektif kimliklerini yansıtıyor. Citlali Fabian (Meksika) ise Bilha, Stories of My Sisters adlı çalışmasında portreler ile dijital illüstrasyonları bir araya getirerek Güney Meksika’daki ilham verici kadınların hikayelerine hayat veriyor; projede bölgedeki yerli topluluklardan aktivistler ve sanatçılarla iş birliği yapıyor. BELGESEL PROJELERİ Santiago Mesa’nın (Kolombiya) Under the Shadow of Coca adlı projesi, geçimini bu yasa dışı ekonomiye bağlı olarak sürdüren çiftçileri ve Kolombiya’daki kokain ticaretini kontrol eden silahlı grubu takip ediyor. Alexandre Bagdassarian (Fransa), Sixteen and a Half: Eight Months in a Juvenile Prison çalışmasında Fransa’daki bir çocuk cezaevinde tutuklu bulunan gençlerin gündelik yaşamlarını belgeliyor. Colin Delfosse’un (Belçika) Restitution serisi ise Afrika maskelerinin Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ile Belçika arasındaki yolculuğunu, özgün kullanım amaçlarından müzelerdeki sergilenme süreçlerine kadar izleyerek iade tartışmalarını mercek altına alıyor. ÇEVRE Shane Hynan’ın (İrlanda) Beneath | Beofhód adlı serisi — İrlandaca’da “toprağın altındaki yaşam” anlamına geliyor — Kelt geleneğinde bataklıkların ilkel ve köklü önemini, kültürel ve çevresel gerekliliklerin etkileşimi üzerinden ele alıyor. Matteo Trevisan’ın (İtalya) Jinê Land: Where Women Keep the Earth Alive projesi ise Suriye’nin Rojava bölgesinde, kadınların öncülüğünde yürütülen ekolojik ve toplumsal yeniden inşa sürecini belgeliyor; toplulukların geleceğe dair deneysel bir vizyon etrafında bir araya gelişini yansıtıyor. Isadora Romero’nun (Ekvador) Notes on How to Build a Forest çalışması ise ormanları, zaman içinde insan ve insan dışı pek çok topluluğun birlikte şekillendirdiği kültürel alanlar olarak inceliyor. MANZARA Dafna Talmor’un (Birleşik Krallık) Constructed Landscapes adlı çalışması, sanatçının kişisel arşivinden yola çıkarak elde basılmış ve kolajlanmış renkli negatifleri soyut peyzaj temsillerine dönüştürüyor. Andreas Secci’nin (Almanya) serisi, Fransa’nın Normandiya ve Bretanya kıyılarındaki istiridye çiftliklerinin havadan görünümlerinden oluşan soyut manzaralar sunuyor. Michael Blann (Birleşik Krallık) ise fotopolimer gravür tekniğini kullanarak Avrupa’nın ikonik dağ yollarını tasvir ediyor. PERSPEKTİF Hayate Kurisu’nun (Japonya) Living Photographs adlı çalışması, fotoğrafçının ve eşinin ölü doğumla sonuçlanan bir kaybın ardından yaşadıkları deneyimi ve kremasyon öncesinde aile olarak birlikte geçirdikleri günleri belgeliyor. Fredrik Lerneryd (İsveç), Country Music in Kenya projesinde Nairobi’de düzenlenen Uluslararası Kovboy Günü festivalini görüntüleyerek Kenya’daki country müzik tutkunları için önemli bir etkinliği yansıtıyor. Seungho Kim’in (Kore Cumhuriyeti) Sunny Side Up: A Portrait of the Most Average K-Parenting Today serisi ise fotoğrafçının kendi ailesine odaklanarak ebeveynler, köpek ve bebeğin bir araya geldiği ev yaşamının keyifli kaosunu gözler önüne seriyor. PORTRE FOTOĞRAFÇILIĞI Federico Borella (İtalya), Özbekistan’daki Koryo-saram topluluğunu belgeliyor; ‘K-Wave’in etkisi altındaki yeni kuşak Kore kimliklerini yeniden sahipleniyor. Jean-Marc Caimi ve Valentina Piccinni’nin (İtalya) The Faithful adlı çalışması, bir papanın ölümü ile yenisinin seçilmesi arasındaki süreçte Vatikan’daki Aziz Petrus Meydanı’nda toplanan kalabalıklardan portreler sunuyor; adeta hayranlık kültürüne dönüşen bir hac yolculuğunu yansıtıyor. Marisa Reichert’in (Almanya) be:longing serisi ise Endonezya’nın Java Adası’ndaki Yogyakarta’da yaşayan ileri yaşlardaki Müslüman trans bireylerin yaşamlarını belgeliyor; inanç, kimlik ve toplumsal beklentiler arasında kurmaya çalıştıkları dengeyi gözler önüne seriyor. SPOR Todd Antony’nin (Yeni Zelanda) serisi, Farsça’da kelime anlamıyla ‘Buzkashi’ (keçi çekme) anlamına gelen ve Tacikistan’ın sert ve köklü sporlarından biri olan Buzkashi’ye odaklanıyor. Rob Van Thienen (Belçika), It’s a Dog’s Life çalışmasında tazı eğitim seanslarını izleyerek, pistte yapay bir tavşanı kovalayan köpeklerin hareket halindeki dinamik görüntülerinden oluşan bir seri ortaya koyuyor. Morgan Otagburuagu’nun (Nijerya) Beneath the Bridge projesi ise Nijerya’nın Lagos kentinde, profesyonel ringlerin ışıltısından uzak bir noktada amatör boksörlerin antrenman yaptığı derme çatma bir spor salonunu belgeliyor. NATÜRMORT Daniele Vita’nın (İtalya) The Bronte Pistachio adlı çalışması, Sicilya’nın Antep fıstıklarını uzun soluklu bir araştırma kapsamında ele alıyor; her birini tek tek fotoğraflayarak özgün niteliklerini yakından ortaya koyuyor. Gargi Sharma’nın (Hindistan) Experiments in Stillness serisi, nesne ile izleyici arasındaki diyaloğu keşfederek çoklu yorumlara ve dinginlik anlarına alan açıyor. Vilma Taubo’nun (Norveç) Talking Without Speaking projesi ise gündelik nesnelerin protesto sembollerine dönüşmesini konu alan fotoğraflardan oluşuyor. YABAN HAYATI VE DOĞA Wolfgang Duerr’in (Almanya) WILD adlı serisi, hareket sensörleriyle tetiklenen bir kamera aracılığıyla çekildi; siyah beyaz karelerde farklı yaban hayvanları hareket halinde görüntüleniyor. Anita Pouchard Serra’nın (Arjantin) serisi ise Buenos Aires’teki özel bir yerleşim alanında mahallede yaşayan kapibaralar ile site sakinleri arasındaki çatışmayı ele alıyor. Will Burrard-Lucas’ın (Birleşik Krallık) Crossing Point projesi, Kenya’daki Maasai Mara Ulusal Rezervi’nde yaban hayatını görüntülüyor; nesli tehlike altındaki siyah gergedanları izlemek amacıyla kurulan uzaktan kamera tuzağı, sonunda ormanlık nehir geçidinde toplanan çok sayıda hayvanı ortaya çıkarıyor. 2026 Profesyonel Yarışma jürisi şu isimlerden oluşuyor: Monica Allende, Bağımsız Küratör ve Fotoğraf Danışmanı, Jüri BaşkanıDaniel Brena, Direktör, Centro de las Artes de San Agustín, MeksikaYumi Goto, Bağımsız Küratör, Editör, Araştırmacı ve Yayıncı, JaponyaZack Hatfield, Yönetici Editör, Aperture dergisi, ABDPaul Ninson, Kurucu ve İcra Direktörü, Dikan Center, GanaBindi Vora, Sanatçı ve Kıdemli Küratör, Autograph, Birleşik Krallık Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdeniz’in Mavi Ormanlarında Sessiz Yıkım:  Binlerce Gemi Deniz Çayırlarını Tahrip Ediyor Haber

Akdeniz’in Mavi Ormanlarında Sessiz Yıkım: Binlerce Gemi Deniz Çayırlarını Tahrip Ediyor

Kıyıları koruyan, balıklara üreme alanı olan ve büyük miktarda karbon depolayan bu hayati “mavi ormanlar”, özellikle yaz aylarında artan yat trafiği nedeniyle ciddi tehdit altında. WWF Akdeniz Deniz İnisiyatifi (WWF-MMI) tarafından hazırlanan “Akdeniz’in Deniz Çayırı Mavi Ormanlarını Demirleme Etkilerinden Korumak” başlıklı rapor, Akdeniz’de demirleme faaliyetlerinin deniz çayırları üzerindeki etkisini çarpıcı verilerle ortaya koyuyor. WWF-MMI koordinasyonunda; WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), WWF-Fransa, WWF-Yunanistan, WWF-Kuzey Afrika, LINKS Vakfı, ITHACA srl., Fransa Biyoçeşitlilik Ofisi (Office Français de la Biodiversité) ve Küresel Balıkçılık İzleme (Global Fishing Watch) iş birliğiyle hazırlanan rapor, 2024 yılına ait Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) verilerinin analiziyle deniz çayırlarındaki durumu gözler önüne seriyor. Akdeniz’de sessiz tehlike: 50.000 hektardan fazla alan etkilenmiş olabilir Rapora göre 2024 yılı boyunca 179.000’in üzerinde gemi, potansiyel olarak deniz çayırlarının bulunduğu alanlarda demirlendi. Bu demirlemelerin yaklaşık yarısı 24 metreden büyük gemiler tarafından gerçekleştirildi. Analizler, Akdeniz genelinde 50.000 hektardan fazla Posidonia oceanica çayırı alanının demirleme faaliyetlerinden etkilenmiş olabileceğini gösteriyor. Bunun 30.000 hektardan fazlasının büyük gemilerden kaynaklandığı belirtiliyor. Akdeniz’e özgü bir deniz çayırı türü olan Posidonia oceanica, kıyı ekosistemlerinin en kritik habitatlarından biri olarak kabul ediliyor. 20.000 km²’yi aşan bir alana yayılan bu “mavi ormanlar”, balıklar için üreme ve yavrulama alanı sağlıyor, kıyıları erozyona karşı koruyor ve dalga enerjisini azaltarak doğal bir kıyı savunması oluşturuyor. Ancak bu habitatların en kritik rolü, “mavi karbon” depolama kapasitesi. Rapora göre Akdeniz’deki Posidonia çayırları yaklaşık 540 milyon ton karbon depoluyor. Bu miktar, yaklaşık 430 milyon aracın yıllık CO₂ emisyonuna eşdeğer bir karbon tutma kapasitesi anlamına geliyor. Buna karşın, son 50 yılda Akdeniz’deki deniz çayırlarının yaklaşık %34’ünün yok olduğu tahmin ediliyor. Raporda demirlemenin doğrudan fiziksel tahribat ve habitat parçalanmasına yol açtığı vurgulanıyor. Geleneksel çapa demirlerinin deniz tabanında sürüklenerek çayırları kökünden söktüğü ve %20 ila %50 arasında habitat parçalanmasına neden olabildiği belirtiliyor. Hasar görmüş çayırlarda karbon tutma kapasitesinin yaklaşık %30 oranında azaldığı, tür zenginliğinde ise %40’a varan kayıplar yaşandığı aktarılıyor. Posidonia oceanica’nın yılda ortalama 1-6 santimetre büyüyebildiği göz önüne alındığında, oluşan hasarın doğal yollarla iyileşmesi 10 ila 15 yılı bulabiliyor. Raporda ayrıca Posidonia habitatlarına bağlı balıkçılık faaliyetlerinde %25–40 oranında av verimi düşüşü yaşandığı; deniz çayırı bozulmasının dalış turizmi ve ekoturizm üzerinde de olumsuz etkiler yarattığı ifade ediliyor. Türkiye’de Sıcak Nokta: Datça–Bodrum Rapor bulgularına göre Hırvatistan, Fransa, Yunanistan, İtalya ve Türkiye; hem Posidonia çayırlarının kapladığı alan hem de demirleme yoğunluğu bakımından en yüksek değerlere sahip ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye özelinde ise Datça–Bodrum bölgesi öne çıkıyor. 2024 yılında bu bölgede 13.000’in üzerinde demirleme kaydedildi. Türkiye, demirleme yoğunluğu ve “sıcak nokta” sayısı bakımından en yüksek değerlere sahip ülkeler arasında konumlanıyor. Demirleme baskısının özellikle Mayıs–Eylül döneminde, yani turizm sezonunda yoğunlaştığı belirtiliyor. Artan yat ve süper yat trafiği, kıyı çayırları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Önleyici Koruma Çağrısı Rapor, restorasyon çalışmalarının hem maliyetli hem de uzun vadeli olduğunu vurgulayarak önleyici koruma önlemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. WWF; Deniz çayırları üzerinde 15 metreden büyük gemilerin demirlemesinin yasaklanması,Hassas alanlarda demirlemeye kapalı bölgeler oluşturulması,Ekolojik şamandıra sistemlerinin yaygınlaştırılması,Deniz çayırı haritalarının denizcilik planlamasına entegre edilmesi,Denetim ve yaptırım kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Rapor, eşgüdümlü ve bilime dayalı önlemler alınmadığı takdirde demirleme kaynaklı tahribatın artarak süreceğine dikkat çekiyor. Posidonia oceanica çayırlarının korunmasının yalnızca biyoçeşitlilik açısından değil; iklim direnci, karbon depolama kapasitesi ve kıyı topluluklarının ekonomik sürdürülebilirliği açısından da stratejik önem taşıdığı vurgulanıyor. Akdeniz’in berrak sularının altında sessizce varlığını sürdüren bu “mavi ormanlar”, bugün alınacak kararlarla geleceğe taşınabilecek kritik bir doğal sermaye olarak öne çıkıyor. Akdeniz’in Deniz Çayırı Mavi Ormanlarını Demirleme Etkilerinden Korumak başlıklı rapor bu bağlantıdan indirilebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkulde Dubai’ye İlgi Ramazan’da da Hızlanacak Haber

Gayrimenkulde Dubai’ye İlgi Ramazan’da da Hızlanacak

Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte Dubai gayrimenkul piyasasında hareketliliğin sürmesi beklenirken, özellikle bölge ülkelerinden gelen yatırım talebinde artış öngörülüyor. ParcelEstates CEO’su Özden Çimen, yılın ilk aylarında satışların artış eğilimini koruduğunu ve Ramazan döneminde bu ivmenin devam edeceğini belirtti. Çimen, “Ocak-Şubat döneminde şehir genelinde konut satışlarının artış eğilimini sürdürdüğünü gözlemledik. Geçen yılın aynı dönemine göre toplam alım-satım hacmi ortalama yüzde 3 oranında yükseldi. Ramazan boyunca da satış eğiliminin devam etmesini bekliyoruz. Özellikle BAE’ye yakın ülkelerden Dubai’ye olan ilginin bu dönemde artması bizim açımızdan sürpriz olmayacaktır.” dedi. Yeni projeler yatırımın odağında Dubai’de yatırımcı davranışının önemli ölçüde yeni projelere yöneldiğini belirten Çimen, “Dubai konut yatırımcısını diğer pazarlardan ayıran en önemli özelliklerden biri, yatırımların yaklaşık yüzde 70’inin yeni projelere yönelmesi. 2025 yılında gerçekleşen toplam 249 milyar dolarlık satışın büyük bölümü yeni tamamlanmış veya yapım aşamasındaki projelerden oluştu. Ramazan döneminde sunulan yeni fırsatlar ve kampanyalar da yatırım yapılabilirlik algısını güçlendiriyor.” ifadelerini kullandı. Müslüman ülkelerden talep artışı bekleniyor Dubai’de konut alıcılarının büyük bölümünü yabancı yatırımcıların oluşturduğunu vurgulayan Çimen, geçen yıl 200 binden fazla konut satışında Çin, Hindistan, İngiltere, ABD, Türkiye, Pakistan, İran ve İtalya’nın öne çıkan ülkeler arasında yer aldığını aktardı. Ramazan döneminde yatırımcı profilinde kısmi bir değişim yaşanabileceğini belirten Çimen, “Bu süreçte özellikle Müslüman ülkelerden gelen talebin artmasını bekliyoruz. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve İran gibi ülkelerden yatırımcılar önceki yıllarda satışlardan önemli pay aldı. Ramazan boyunca sunulan ödeme kolaylıkları ve yeni proje lansmanları, bu ülkelerden gelen ilgiyi daha da artırabilir.” değerlendirmesinde bulundu. Vergi avantajı ve yüksek getiri etkili oluyor Dubai’nin yatırımcılar açısından sunduğu yapısal avantajlara da değinen Çimen, şehrin vergi politikalarının ve yüksek getiri potansiyelinin talebi desteklediğini belirterek, şunları kaydetti: “Dubai, her yıl yayımlanan küresel servet göçü raporlarında en çok tercih edilen şehirler arasında yer alıyor. 2025 yılında yaklaşık 10 bin milyonerin şehre taşındığı tahmin ediliyor. ABD, İngiltere, Çin, Türkiye, Hindistan ve İran başta olmak üzere birçok ülkeden yüksek gelir grubundaki yatırımcılar Dubai’de gayrimenkule milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Daha geniş yatırımcı kitlesi için ise düşük faizli finansman imkanları önemli bir avantaj oluşturuyor. Yüksek kira çarpanı da yatırım kararını destekleyen temel unsurlar arasında bulunuyor.” Çimen, Ramazan döneminde bu avantajların etkisiyle özellikle Müslüman ülkeler başta olmak üzere daha fazla yatırımcının Dubai piyasasına yönelmesinin beklendiğini ifade etti. Kurumsal danışmanlık ve doğru zamanlama kritik Ramazan ayında yatırım yapmayı planlayanlara önerilerde bulunan Çimen, yatırım sürecinde kurumsal danışmanlık ve doğru proje seçiminin önemine dikkat çekerek, “Doğru projeye yatırım ve doğru zamanda çıkış stratejisi ancak kurumsal ve tecrübeli yapılarla mümkün oluyor. Yatırımcıların piyasa deneyimi olan firmalarla çalışması, riskleri azaltırken getiriyi optimize ediyor. Biz de Parcel Estates olarak yatırımcılarımıza doğru zamanlama ve yüksek getiri potansiyeli sunan projeleri titizlikle analiz ederek rehberlik ediyoruz.” dedi. Çimen, Dubai’nin güçlü talep yapısı, uluslararası yatırımcı ilgisi ve düzenli büyüyen gayrimenkul piyasasıyla Ramazan döneminde de fırsat sunmaya devam ettiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Galata Wind’ten 2025’te 2,01 Milyar TL FAVÖK Haber

Galata Wind’ten 2025’te 2,01 Milyar TL FAVÖK

Sürdürülebilir bir gelecek için temiz enerji üretimine odaklanan Galata Wind, hali hazırda Türkiye’nin en verimli bölgelerinde konumlanan üç rüzgâr ve iki güneş santralinden oluşan portföyü ve Mersin RES kapasite artışı ile Taşpınar Hibrit GES Projesi’nin tamamlanmasıyla 2025 yılı sonu itibarıyla 354,2 MW kurulu güce ulaştı. İklim koşulları ve devreye alınan ek kapasitelerin etkisiyle üretimi geçen yıla kıyasla yüzde 8,7 oranında artarak, rüzgârda 826.845 MWh ve güneşte 54.092 MWh olmak üzere toplam 880.937 MWh oldu. Galata Wind CEO’su Burak Kuyan sürdürülebilir enerjide küresel oyuncu olma hedefiyle 2025 yılında önemli yatırımları başarıyla hayata geçirdiklerini belirterek şunları söyledi; “Büyüme stratejimizin önemli bir ayağını da yurt dışı yatırımlar oluşturuyor. 300 MW’lık yurt dışı yatırım hedefimiz çerçevesinde Almanya ve İtalya’da güneş enerjisi projeleri için çeşitli anlaşmalar imzaladık. Kesinleşen ve görüşmeleri devam eden projelerle birlikte Avrupa’daki portföyümüz, 72 MW güneş enerjisi (PV) ve 60 MW batarya enerji depolama sistemi (BESS) olmak üzere toplam 132 MW’a ulaştı. Gerçekleştirdiğimiz elektrik üretimiyle, enerji arzına katkı sağlamanın yanı sıra karbon salımlarının azaltılmasına da destek oluyoruz. 2030 yılına kadar operasyonel net sıfır taahhüdümüz ve karbon ayak izi azaltım hedeflerimiz doğrultusunda yapılandırılan portföyümüz, yıllık yaklaşık 490.000 ton karbon salımını önlüyor.” Galata Wind, operasyonel mükemmellik, teknoloji odaklı büyüme ve iklim hedefleriyle uyumlu stratejik yatırımları önceliklendirerek toplam kurulu kapasitesini kısa vadede 576,8 MW’a, orta vadede ise 1.000 MW’ın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Sektördeki gelişmeleri yakından izleyerek kapasite artışları, yenilenebilir enerji alanındaki yeni şirket satın alımları ve/veya proje geliştirmelere odaklanarak yatırım kriterlerimize uygun büyüme fırsatlarını titizlikle değerlendiriyor. 2026 yılı için öncelikleri; yatırım teslimatları ve seçici büyüme, esneklik ve operasyonel mükemmellik, finansal disiplin ile sürdürülebilirlik ve uyum altyapısı olmak üzere dört temel başlık altında topladıklarını belirten Kuyan şunları söyledi; “Proje seçiciliği, bağlantı uygunluğu ve depolama ile esneklik perspektifiyle sürdürdüğümüz operasyonlarımız kapsamında, önümüzdeki dönemde Alapınar RES’in kurulumu ile Şah RES ek kapasite artışına odaklanacağız. Ayrıca 2024 yılında 300 MW Depolamalı RES ve 110 MW Depolamalı GES olmak üzere toplam 410 MW’lık D-RES ve D-GES yatırımları için aldığımız ön lisanslarla şebeke istikrarını desteklemeyi, yenilenebilir üretimin piyasa entegrasyonunu güçlendirmeyi ve operasyonel esnekliğimizi artırmayı hedefliyoruz.” Sadece yenilenebilir enerjiye yatırım yapma taahhüdüyle kalmayan Galata Wind, ülkemizin yenilenebilir enerji dönüşümüne ve enerjide dışa bağımlılığının azaltılmasına kararlılıkla katkıda bulunmayı sürdürüyor. Çevreye duyarlı, güvenilir ve sürdürülebilir bir yaklaşımı esas alan iş modeliyle yalnızca bugünün değil, geleceğin enerji sistemine değer katmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fincantieri’den Ultra Lüks Denizcilikte Yeni Dönem: “Four Seasons I” Teslim Edildi Haber

Fincantieri’den Ultra Lüks Denizcilikte Yeni Dönem: “Four Seasons I” Teslim Edildi

Dünyanın önde gelen gemi inşa şirketlerinden Fincantieri, ultra lüks kruvaziyer segmentinde çığır açan “Four Seasons I” adlı gemiyi Ancona tersanesinde düzenlenen törenle teslim etti. Marc-Henry Cruise Holdings LTD ortaklığındaki Four Seasons Yachts için inşa edilen gemi, lüks deniz turizmi kavramını yeniden tanımlıyor. Teslim törenine Ancona Belediye Başkanı Daniele Silvetti, Ancona Başpiskoposu Angelo Spina ve İtalya devlet temsilcileri katılırken; Fincantieri adına Yönetim Kurulu Başkanı Biagio Mazzotta, CEO Pierroberto Folgiero ve Merchant Ships Division Genel Müdürü Luigi Matarazzo yer aldı. Four Seasons Yachts CEO’su Ben Trodd da törende hazır bulundu. Dünyanın İlk “Akıllı” Ultra Lüks Gemisi “Four Seasons I”, yalnızca lüks tasarımıyla değil, aynı zamanda dijital altyapısıyla da öne çıkıyor. Gemi, Fincantieri’nin Navis Sapiens programı kapsamında geliştirilen ilk akıllı gemi olma özelliğini taşıyor. Fincantieri Ingenium (Fincantieri NexTech ve Accenture ortaklığı) tarafından geliştirilen sistem: Yapay zekâ destekli operasyon yönetimi Gerçek zamanlı veri analizi Ölçeklenebilir ve açık dijital mimari Güvenli ve verimli operasyon altyapısı sunuyor. Fincantieri CEO’su Pierroberto Folgiero, geminin teslimi sırasında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bugün sadece bir gemi değil, konaklama sektöründe yeni bir paradigma teslim ediyoruz. ‘Four Seasons I’, öğrenebilen, adapte olabilen ve gelişebilen dijital zekâya sahip ilk Navis Sapiens gemisidir.” Ultra Lüks Segmentte Yeni Standart 34.000 groston ağırlığında ve 207 metre uzunluğundaki “Four Seasons I”, yalnızca 95 özel süit ile hizmet verecek. Her süit, okyanus manzaralı geniş teraslara sahip özel yaşam alanı konseptiyle tasarlandı. Geminin en dikkat çekici bölümü olan Funnel Suite, 457 metrekarelik iç ve dış yaşam alanıyla deniz turizmi tarihindeki en ayrıcalıklı konaklama seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Four Seasons’ın kişiselleştirilmiş hizmet anlayışı, dünya standartlarında olanakları ve detaylara verilen önem, bu gemiyle deniz üzerinde butik ve özel bir seyahat deneyimi sunmayı hedefliyor. Sürdürülebilirlik ve Yüksek Mühendislik “Four Seasons I”, en ileri çevre koruma teknolojileriyle donatıldı. Bu yönüyle Fincantieri’nin sürdürülebilir inovasyon stratejisini yansıtıyor. Geminin inşasında: Yüksek hassasiyetli mühendislik çözümleri Üst düzey el işçiliği Karmaşık tasarım entegrasyonları bir araya getirildi. Ancona Tersanesi Stratejik Rol Oynuyor Son aylarda Ancona tersanesinde 2.000’den fazla çalışan ve iş ortağı projede görev aldı. 360.000 metrekarelik üretim alanına sahip tersane: 60.000 groston üretim kapasitesi 500 ton kaldırma sistemleri Aylık 1.200 ton gövde üretim kapasitesi ile Fincantieri ağının en stratejik merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Ancona, aynı zamanda grubun Operations Excellence programının bir parçası olarak otomasyon, artırılmış gerçeklik, yapay zekâ ve kolaboratif robot teknolojilerini entegre ediyor. Deniz Turizminde Yeni Bir Kategori “Four Seasons I”, klasik kruvaziyer anlayışının ötesine geçerek ultra lüks konaklama ile ileri mühendisliği birleştiriyor. Uzmanlara göre bu proje, deniz turizmi sektöründe “extra-luxury hospitality at sea” olarak adlandırılan yeni bir segmentin başlangıcını temsil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otokar, 17. Kez Üst Üste Türkiye Otobüs Pazarının Lideri Oldu ​​​​​​​ Haber

Otokar, 17. Kez Üst Üste Türkiye Otobüs Pazarının Lideri Oldu ​​​​​​​

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'de satılan her 3 otobüsten 1'i Otokar markalı olurken, şirket alternatif yakıtlı araç yatırımları ve küresel stratejik iş birlikleriyle Avrupa'da büyümeye devam etti. Türkiye'de 60 yılı aşkın süredir otomotiv sektörünün öncü ismi olan Otokar, 2025 yılında Türkiye otobüs pazarında 17. kez liderliği elde ederken Avrupa'da otonom teknoloji ve stratejik üretim iş birlikleriyle küresel konumunu güçlendirdi. 6 metreden 21 metreye uzanan geniş ürün gamı, alternatif yakıt teknolojileri ve güçlü Ar-Ge altyapısıyla şirket, sürdürülebilir ulaşım dönüşümünde öncü rol üstlenmeye devam etti. KÜRESEL ÜRETİM GÜCÜNDE STRATEJİK ORTAKLIK Otokar, 2025 yılında Avrupa'nın önde gelen otobüs üreticilerinden Daimler Buses ile stratejik bir üretim anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Mercedes-Benz Conecto model otobüsleri Otokar'ın Sakarya fabrikasında üretilmeye başlayacak. Bu iş birliğiyle Otokar, kendisinin de aralarında olduğu Avrupa'nın en büyük beş otobüs üreticisinden ikisine daha üretim yapar hale gelerek küresel otomotiv değer zincirindeki konumunu pekiştirdi. AVRUPA’DAKİ AÇILIMINI SÜRDÜRÜYOR Sakarya'dan 60'tan fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla Türk mühendisliğini dünyaya taşıyan Otokar, 2025 yılında küresel ayak izini genişletmeye devam etti. Fransa, İtalya ve Almanya gibi ana pazarlarındaki konumunu korurken, İsveç'e gerçekleştirdiği ilk ihracat ve Jersey Adası'nda hizmete giren sağdan direksiyonlu otobüsleriyle yeni pazarlarda yerini aldı. Busworld Ödülleri kapsamında e-Territo modeliyle "Ekoloji Ödülü"nü kazanan şirket, çevre dostu ulaşım çözümlerindeki yetkinliğini uluslararası otoriteler nezdinde tescilledi. Otokar, İtalya'da hizmete başlayan 60'a yakın alternatif yakıtlı otobüsü ve Fransa'da e-Territo'nun ilk satışıyla düşük ve sıfır emisyonlu araçlardaki başarılı performansını sürdürdü. OTONOM TEKNOLOJİDE TÜRK MÜHENDİSLİĞİ İMZASI Otonom sürüş yetkinliklerini bir üst seviyeye taşıyan Otokar, tamamen kendi mühendislik ve yazılım kaynaklarıyla geliştirdiği Otonom e-Centro ile Avrupa'da bir ilki gerçekleştirdi. Macaristan'da TÜV Rheinland tarafından 30 gün boyunca 148 farklı senaryoda 600'ün üzerinde teste tabi tutulan araç, bu kapsamlı süreci başarıyla tamamlayan ilk Türk otonom aracı unvanını kazandı. Test başarısının ardından İspanya'nın Madrid şehrindeki Mercamadrid akıllı kentsel alanında yolcu taşımaya başlayan Otonom e-Centro, Otokar'ın gelecek nesil mobilite çözümlerindeki iddialı konumunu simgeliyor. “MÜHENDİSLİK BİRİKİMİMİZİ KÜRESEL BAŞARIYA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ” Şirketin 2025 yılı performansıyla ilgili değerlendirmede bulunan Otokar Ticari Araçlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kerem Erman; “17 yıldır aralıksız sürdürdüğümüz liderlik, müşterilerimizin Otokar'a duyduğu güvenin en somut göstergesi. Uzun yıllardır lider oluşumuz bize her zaman daha iyisini yapma yönünde sorumluluk yüklüyor ve motive ediyor. Türkiye otobüs pazarının büyüme sergilediği 2025 yılında, toplu taşımadaki artan ihtiyaç sebebiyle özellikle belediye/halk otobüsü segmentinde büyüme gerçekleşti. Otokar olarak biz de bu alanda önemli teslimatlara imza atmamızın yanı sıra turizm ve servis alanında da Sultan aracımızla uzun süredir devam eden satış başarımızı pekiştirdik” dedi. Daimler Buses ile gerçekleştirilen stratejik üretim iş birliğine değinen Erman: "Otokar’ın da aralarında olduğu Avrupa'nın en büyük otobüs üreticilerinden ikisine daha üretim yapacak olmamız, mühendislik yetkinliğimizin ve üretim kalitemizin dünya çapında takdir gördüğünü gösteriyor" açıklamasını yaptı. Otonom teknoloji ve sürdürülebilirlik yatırımlarını da değerlendiren Kerem Erman şunları söyledi: "Otonom e-Centro projemiz, Türk mühendisliğinin teknoloji ihracatında ulaştığı noktayı kanıtlıyor. TÜV Rheinland tarafından test edilen ilk Türk otonom aracı olması ve ardından İspanya’da toplu taşımada kullanılmaya başlaması bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu araç sadece bir otobüs değil; yazılım ve otonom teknolojilerde Türkiye'nin küresel sahneye çıkışının sembolü. 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefiyle ilerleyen Koç Holding Karbon Dönüşüm Programı’nın aktif bir parçası olarak elektrikli ve alternatif yakıtlı araç portföyümüzü genişletmeye devam ediyoruz. e-Territo ile kazandığımız Busworld Ekoloji Ödülü bu alandaki kararlılığımızın bir yansıması. 2026 yılında Avrupa'daki varlığımızı yeni nesil elektrikli araç ailesiyle genişleterek sürdürülebilir mobilite alanındaki öncü rolümüzü güçlendireceğiz." TİCARİ ARAÇLARDA DİĞER GELİŞMELER Ar-Ge ve mühendislik gücüyle geçen yıl ürün çeşitliliğini artıran Otokar, hafif kamyon pazarında 7-15 ton segmentinde adet bazında satışlarını 2024 yılına oranla yüzde 21 artırdı. Kendi satış ağıyla Avrupa'ya resmi olarak ihracat yapabilen tek hafif kamyon üreticisi olan şirket, yurt dışındaki distribütörleriyle ihracat faaliyetlerine devam etti. Pick-up pazarına ise 2024'ün son çeyreğinde Foton Tunland modeliyle giriş yapan Otokar, 2025 yılında bu segmentte başarılı bir performans sergiledi. Hibrit motor seçeneği, yüksek konfor seviyesi ve gelişmiş teknolojik donanımıyla öne çıkan Foton Tunland V9'un satışlarıyla ürün gamını genişleten şirket, yıl sonunda 4x2 versiyonunu da ürün ailesine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam'dan Kuzey İtalya’da 25 Milyon Euro’luk Yatırım Haber

Şişecam'dan Kuzey İtalya’da 25 Milyon Euro’luk Yatırım

Bu hamle, Şişecam’ın Avrupa cam endüstrisindeki konumunu güçlendirmesine ve ürün portföyünde katma değerli cam ürünlerinin payının artmasına katkı sağlayacak. Cam ve kimyasallar sektörlerinin global oyuncusu Şişecam; düz cam sektöründe artan kaplamalı cam ihtiyacını karşılamak üzere, 2024 yılında duyurduğu Kuzey İtalya’daki yeni kaplamalı cam hattı yatırımını devreye aldı. 25 milyon Euro yatırımla hayata geçirilen bu yeni hatla Şişecam, İtalya’daki kaplamalı cam kapasitesini 6 milyon metrekareden 12,5 milyon metrekareye çıkaracak. Bu hamle, Şişecam’ın Avrupa cam endüstrisindeki konumunu daha güçlendirerek, pazardaki yüksek kaliteli ve nitelikli cam taleplerini karşılamasını sağlayacak. Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, “San Giorgio di Nogaro tesisimizde devreye aldığımız kaplamalı cam hattı yatırımımız, üretim kapasitemizi geliştirirken ürün portföyümüzü de zenginleştirecek. Bu sayede Avrupa’da artan nitelikli cam talebine daha iyi yanıt verecek, Batı Avrupa’daki müşterilerimize katma değerli ürünlerimizi ulaştırabileceğiz. Doğu ve Batı Avrupa’da artırdığımız kaplamalı mimari cam kapasiteleri sayesinde Avrupa pazarında hizmet kalitemizi ve nitelikli ürün alternatiflerimizi artırmış olacağız” dedi. Küresel pazarda başta enerji tasarrufu sağlamak üzere kaplamalı cam ürünlerine olan talebin hızla arttığını belirten Yücel, şunları söyledi: “Müşterilerimize her zaman daha kaliteli ve nitelikli ürünlerle hizmet sunma arayışımıza yönelik yatırımlarımızın bir bir meyvelerini vermeye başladığı bir döneme giriyoruz. Cam, sürekli gelişen, sanat ve mühendislikle zenginleşen çok özel bir malzeme. Bizler Şişecam olarak 90 yıllık deneyimimizi, gelişime olan iştahımızı ve kalite önceliğimizi fark yaratan ürünlere dönüştürerek camı emtia olmanın ötesine taşımayı önemsiyoruz. Şeffaflığı ve doğallığıyla mekânlarla kusursuz bütünlük kuran camlarımızın, gelişen teknoloji ile dünyaya daha fazla katkı sunması ve müşterilerimizin hayat kalitesini artırması için durmaksızın çalışıyoruz. İtalya’daki hat yatırımımızı da bu bakışla ve camı yaşamlara değer katan bir unsur olarak gören müşterilerimizin taleplerini karşılamak üzere hayata geçirdik. Yeni yatırımımız Şişecam’ın mimari camlardaki farkını ve rekabet gücünü pekiştirecek, yatırımcılarımız ve müşterilerimize daha fazla değer sunabilmemiz için kıymetli bir adım olacak.” Kaplamalı cam hattı yatırımları devreye giriyor Şişecam, 30 Ocak 2026’da Bulgaristan düz cam üretim tesisinde yer alan kaplamalı cam hattına ek olarak yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli yeni kaplamalı hat yatırımını tamamladığını duyurmuştu. İtalya’dan sonra Tarsus’ta bu yıl devreye alacağı yıllık 7 milyon metrekare kapasiteli kaplamalı cam hattı ile Şişecam’ın dünya genelindeki kaplamalı cam hatlarının sayısı yediye, toplam kaplamalı cam üretim kapasitesi ise 48,1 milyon metrekareye çıkacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma Haber

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma

Türkiye’nin ihracatında stratejik sektörler arasında yer alan kimya sanayisi, 2025 yılında 31,9 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ülke ekonomisinin lokomotif alanlarından biri olmayı sürdürdü. Toplam ihracat içinde ikinci sırada yer alan sektör; artan küresel rekabet, sürdürülebilir üretim baskısı ve yeni pazarlara erişim ihtiyacıyla birlikte uluslararası iş birliklerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bu çerçevede, Türkiye ve EMEA Bölgesi’nin en geniş kapsamlı kimya platformlarından biri olan Turkchem Eurasia 2026, 11. kez düzenlenecek organizasyonuyla 25–27 Kasım 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor. Artkim Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenecek fuar; özel ve spesifik kimyasallardan genel kimyasallara, petrokimyadan laboratuvar ve ölçüm cihazlarına, proses ve otomasyondan paketleme, geri dönüşüm ve çevre teknolojilerine, nadir toprak elementlerinden gübre kimyasallarına kadar kimya sanayisinin tüm alt bileşenlerini aynı çatı altında buluşturacak. Devlet destekleriyle güçlenen yapısı ve artan uluslararası katılımıyla birlikte Turkchem Eurasia 2026 için stant satış süreci de başladı. KİMYA İLE İLGİLİ HER ŞEYİ BULUŞTURAN PLATFORM İlk kez 2006 yılında düzenlenen Turkchem Eurasia Fuarı, geçen yıllar içinde kimya endüstrisinin bölgedeki en köklü ve güvenilir buluşma noktalarından biri haline geldi. Kurulduğu dönemde Türkiye kimya sektörünün ekonomik hacmi yaklaşık 8,7 milyar dolar seviyesindeyken, sektör son 18 yılda önemli bir dönüşüm geçirerek 2022 yılı itibarıyla 33,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı ve Türkiye’nin en yüksek ihracat payına sahip sektörlerinden biri konumuna geldi. Kimya sanayisinin büyümesiyle paralel olarak Turkchem de ölçeğini ve uluslararası etki alanını genişletti. Yıllardır “Kimya ile İlgili Her Şey” mottosuyla düzenlenen fuar; yeni iş bağlantılarının kurulması, mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi ve sektöre dair güncel gelişmelerin paylaşılması açısından katılımcılar ve ziyaretçiler için güçlü bir etkileşim alanı sunuyor. RAKAMLARLA TURKCHEM’İN ULUSLARARASI GÜCÜ Turkchem Eurasia 2024, üç gün boyunca 95 ülkeden 13.897 profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak organizasyonun uluslararası erişimini bir kez daha ortaya koydu. En yoğun ziyaretçi katılımı İran, Çin, Rusya, Pakistan, Mısır, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, İtalya, Rusya ve Hindistan’dan gerçekleşti. Bu tablo, Turkchem’in yalnızca Türkiye için değil, Avrasya ve çevre bölgeler için de önemli bir ticaret ve iş birliği platformu haline geldiğini gösterdi. KİMYA SANAYİSİNİN GELECEĞİ İÇİN ORTAK ZEMİN Turkchem Eurasia 2026’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, kimya sanayisinin küresel ölçekte önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Güler, “Artan rekabet, sürdürülebilir üretim zorunluluğu ve yeni pazarlara erişim ihtiyacı, sektör paydaşlarını aynı platformda buluşturan uluslararası organizasyonların önemini her geçen gün artırıyor. Geçmiş yıllarda yerli ve yabancı çok sayıda firmayı ve sektör profesyonelini aynı çatı altında buluşturmamız, Turkchem Eurasia’nın sektör nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu açıkça gösteriyor. 2026 edisyonuna yönelik lansman sürecinde gözlemlediğimiz yoğun ilgi ise fuarın yalnızca Türkiye’de değil, Avrasya genelinde de yakından takip edilen bir organizasyon haline geldiğini ortaya koyuyor. Devlet destekleriyle güçlenen yapımız ve artan uluslararası katılımla birlikte, 2026 edisyonunda katılımcılarımıza daha nitelikli iş birlikleri, sürdürülebilir ticari ilişkiler ve yeni pazar bağlantıları sunmayı hedefliyoruz. Turkchem Eurasia, sektörün bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra geleceğe yönelik dönüşüm başlıklarını da gündeminde tutmaya devam edecek.” dedi. PRESTİJLİ FUAR STATÜSÜYLE GÜÇLENEN 2026 EDİSYONU Turkchem Eurasia 2026, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından Prestijli Fuar Statüsü kapsamında değerlendirilerek, güncellenen Yurt İçi Fuar Destekleri Tebliği çerçevesinde desteklenen organizasyonlar arasında yer alıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme kapsamında katılımcı firmalar, metrekare bazlı devlet desteklerinden faydalanabilecek. Buna göre fuarda m² başına 5.307 TL destek sağlanırken, firma başına uygulanabilecek üst destek limiti 1.292.800 TL olarak belirlendi. Bu destek modeli, firmaların fuar yatırımlarını daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı içinde planlamalarına olanak tanıyor. KİMYA SANAYİSİNİN DÖNÜŞÜM NOKTASI Turkchem Eurasia 2026; yalnızca ürün ve çözümlerin sergilendiği bir fuar olmanın ötesinde, sürdürülebilir üretim, yüksek katma değerli kimyasal çözümler, ihracat odaklı büyüme ve uluslararası iş birliklerini destekleyen yapısıyla kimya sanayisinin dönüşen dinamiklerine yön veren stratejik bir buluşma noktası olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş Haber

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş

Hyundai Motor Avrupa, 2025 yılında Avrupa pazarında (AB, EFTA, Birleşik Krallık, Doğu Avrupa ve Türkiye) 603.542 adet binek otomobil satışı gerçekleştirerek yüzde 4,2 pazar payı elde etti. Güçlü bir performans sergileyen Hyundai, elektrikli araç segmentindeki konumunu güçlendirmeye devam ederek satış hacminde yüzde 24 büyüme kaydetti. Tam elektrikli araçlar (BEV) yüzde 48 artışla büyümenin ana itici gücü olurken, Hibrit (HEV) ve Plug-in Hibrit (PHEV) modeller de yüzde 11 artış gösterdi. Hyundai, Avrupa’da giderek daha dinamik hale gelen pazar ortamında yüzde 18’lik tam elektrikli satışıyla da sağlam bir ilerleme kaydetti. Buna ek olarak Hyundai, iki temel satış kanalında müşteri tabanını genişletti: bireysel satışlar yüzde 2, filo satışları ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 4 arttı. Avrupa Pazarlarında Güçlü Performans Hyundai, 2025 yılında Avrupa’nın kilit pazarlarında önemli başarılar elde etti. Birleşik Krallık’ta satış hacimleri büyümeye devam ederek 93.124 adetle ülke tarihindeki en yüksek ikinci sonuca ulaştı ve binek otomobil pazarında dokuzunculuktan altıncılığa yükseldi. Hyundai, Almanya’da 92.890 adet satış ve yüzde 3,3 pazar payıyla binek otomobil segmentinde en çok satan Asyalı marka oldu. Elektrikli araç tescilleri yüzde 49 artarken EV oranı ise yüzde 27’ye ulaştı. İspanya’da da 64.467 adet ve yüzde 5,8 pazar payıyla pazardaki en yüksek satış hacmine ulaşarak dördüncü sıradaki yerini korudu. İtalya’daki pazar payı yüzde 3,0 seviyesinde sabit kalırken satış adeti ise 47.046 adet oldu. EV satışlarındaki artış sayesinde EV oranı pazar ortalamasının 9 puan üzerine çıktı. Fransa’da ise yüzde 2,8 pazar payı ve 45.623 adetlik satışla ilk 10 marka arasında yer aldı. Ayrıca Fransa’da; Hibrit Elektrikli Araçlar satışların yüzde 35’ini oluşturdu ve pazar ortalaması olan yüzde 22’nin üzerine çıktı. Avrupa’nın Yükselen Yıldızı Türkiye Hyundai, üretim yaptığı Türkiye’de ise 2025 yılında satışlarını yüzde 10 artırarak toplam 67.368 adet hacme ulaştı ve binek otomobil pazarında altıncı sırada yer aldı. Türk tüketicisinin en çok sevdiği ve ilgi gösterdiği markalardan biri olan Hyundai, 1997 yılından bu yana kesintisiz olarak Türkiye’de üretim yaparak aynı zamanda ülke ekonomisine ve istihdaa da katkıda bulunmaya devam ediyor. Bu rakamlar, Hyundai’nin elektrifikasyon stratejisinin başarısını ortaya koyan güçlü göstergeler olarak öne çıkıyor; markanın birçok modeli EV segmentine liderlik ediyor. INSTER, toplam 33.917 adet satışla bölgede A segmenti elektrikli araçlar arasında ikinci sırada yer aldı. INSTER, 2025 Dünya Elektrikli Otomobili seçilirken, IONIQ 9 Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili ödülünü kazandı. HEV ve PHEV versiyonlarının yanı sıra içten yanmalı motor seçeneği de bulunan TUCSON ise Avrupa’da kompakt SUV segmentinde bireysel satış kanalına yüzde 5,3 pazar payıyla liderlik ediyor. Hyundai CEO’su Jose Muñoz “Avrupa, Hyundai’nin küresel büyümesi açısından merkezi bir konumda. Bölge genelinde üretim, Ar-Ge ve insan kaynağına yaptığımız yatırımlar, Avrupa’ya olan uzun vadeli bağlılığımızı ve yerelleşme stratejimizi yansıtıyor. Çekya, Türkiye ve Almanya’daki ekiplerimiz Hyundai’nin ‘Progress for Humanity yani İnsanlık İçin İlerleme’ vizyonunu Avrupa’da daha ileriye taşıyor. Önümüzdeki 18 ay içinde piyasaya sunacağımız 5 yeni model ve 2027 yılına kadar tamamen elektrikli hale gelecek ürün gamımızla, Avrupalı müşterilerimize hak ettikleri seçenekleri sunmak için hızla ve kararlılıkla ilerliyoruz” dedi. Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise “Hyundai Motor Avrupa olarak 2025 yılında elektrikli araç satışlarındaki yüzde 24’lük artış ve hibrit - elektrikli modellerimizdeki toplam pazar payımızı aşan performansımız sayesinde güçlü bir sonuç elde ettik. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 tamamen yeni modelden oluşan güçlü bir ürün atağımızla ürün yatırımlarımıza devam edeceğiz. Bayi ortaklarımızla yakın çalışarak Avrupalı müşterilerin beklentilerini karşılayacak ve geleceğe güvenle hazırlanacağız” dedi. 2027’ye Kadar Tamamen Elektrikli Ürün Gamı Hyundai, elektrifikasyon stratejisinin derinleşmesi doğrultusunda, elektrikli ürün portföyünü genişletmeyi sürdürüyor. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 yeni modelin lansmanı planlayan Hyundai, bunların üçünü Avrupa’daki müşteri ihtiyaçlarına uyum sağlamak üzere B segmentinde yer konumlayacak. Bu modeller arasında, Nisan 2026’da Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini kutlayacak olan IONIQ 3 de bulunuyor. Bunun ardından Hyundai’nin ürün gamı, en küçük model INSTER’dan STARIA Electric’e kadar uzanan 7 adet BEV ile pazardaki en kapsamlı EV ürün gamlarından biri haline geliyor. Halihazırda modellerin yaklaşık yüzde 80’inin elektrikli bir versiyonu bulunurken, Hyundai 2027 yılına kadar tüm modellerini elektrikli hale getirmeyi hedefliyor. Hyundai, elektrikli ve hibrit performansını sürekli geliştirmek için kapsamlı bir teknoloji yol haritası üzerinde çalışıyor. Hyundai’nin Avrupa’ya Olan Bağlılığını Güçlendirmek Hyundai’nin Avrupa’ya olan bağlılığı pek çok alanda somut şekilde görülüyor: Çekya’nın Nošovice kentindeki Hyundai Motor Manufacturing Czech (HMMC) tesisi, yakın zamanda 5 milyonuncu aracını üreterek önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Bu başarı, uzun vadeli istikrarı, teknolojik olgunluğu ve Avrupa için Avrupa’da üretimi yansıtıyor. Markanın İzmit’teki fabrikası Hyundai Motor Türkiye (HMTR) ise yılın ilerleyen dönemlerinde ilk elektrikli aracı olan IONIQ 3’ü üretmeye hazırlanıyor. Her iki üretim tesisi ile birlikte Almanya’daki Hyundai Motor Europe Technical Center (HMETC) Ar-Ge merkezi de Hyundai’nin Avrupa’daki elektrikli araç varlığını güçlendirmek amacıyla önemli yatırımlar aldı. Yeni Square Campus için yapılan 150 milyon euro yatırımla Hyundai, geçen yıl HMETC tesislerini 25.000 m² daha genişleterek Avrupa’nın en gelişmiş otomotiv Ar-Ge merkezlerinden birine dönüştürdü. Hyundai, İzmit’te bulunan üretim tesisinde ise yeniden tasarlanan EV gövde tabanı, yüksek voltajlı batarya entegrasyonu ve güç elektroniği için 250 milyon euro yatırım yaptı ve önümüzdeki yıllarda da ek yatırımlar planlanıyor. Çekya’daki Nošovice fabrikası da 2025 yılında BEV batarya üretimi ve montajını desteklemek üzere genişletildi; tesisin 2008’de açılmasından bu yana yapılan toplam yatırım 2 milyar euroyu aştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.