Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İtalya

Kapsül Haber Ajansı - İtalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İtalya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ve İtalya Arasında Enerjide Yeni İş Birliği Gündemde Haber

Türkiye ve İtalya Arasında Enerjide Yeni İş Birliği Gündemde

Bakan Bayraktar, İstanbul’da düzenlenen İtalya-Türkiye Enerji Ortaklığı ve İş Eşleştirme Etkinliği’ne katıldı. Birbirimizi Tamamladığımız Alanlar Var Burada bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, Türkiye ile İtalya arasında önemli benzerlikler bulunduğuna işaret ederek, “Birbirimizi tamamladığımıza inandığımız alanlar var. Enerji ile madencilik alanlarındaki iş birliği hususunda büyük fırsatlar olduğuna inanıyorum.” dedi. İtalya ve Türkiye, İş Birliğinin Çok Olumlu Bir Örneği Siyasi düzeyde Türkiye ve İtalya’nın özellikle son birkaç yılda çok iyi bir ilişkiye sahip olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin bu ilişkiyi oldukça olumlu bir yönde geliştirdiğini kaydetti. Bakan Bayraktar, “Günümüz dünyasının şartlarında karşılaştığımız sınamalar ve her geçen gün üst üste yaşadığımız krizler göz önüne alındığında, uluslar arasında çok daha geniş kapsamlı bir iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum. İtalya ve Türkiye de bu iş birliğinin çok olumlu bir örneğini teşkil ediyor.” diye konuştu. Yeni Normal Bugün dünyanın modern tarihin gördüğü en büyük enerji krizine sahne olduğunu kaydeden Bakan Bayraktar, şoklar ve krizlerin yaşanmaya devam ettiğini belirterek, bu durumun artık "yeni normal" haline geldiğine işaret etti. Ekonomide Köklü Dönüşüm Türkiye’de enerji alanında artan talep, dışa bağımlılık ve karbonsuzlaşma konusunda mücadele sergilediklerini anlatan Bakan Bayraktar, “Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın ifade ettiği gibi, Türkiye 2053 yılında karbon nötr bir ekonomi olacak. Bu; sanayiden binalara, ulaştırmadan tarıma kadar tüm ekonomimizin tamamen değişmesini, köklü bir dönüşümü gerektiriyor.” dedi. Milli Enerji 2040 Gelecek hafta Milli Enerji 2040 Planı ile büyük bir duyuru yapacaklarını ifade eden Bakan Bayraktar, “Bu yeni stratejinin merkezinde elektrikleşme yer alıyor. Ekonomimizi elektrikleştireceğiz. Sanayiden binalara kadar tüm sektörlerde daha fazla elektrikleşme göreceğiz.” dedi. COP31’de Daha İddialı Hedefler Ekonominin tamamında elektrikleşmenin yanı sıra temiz elektrik kaynaklarına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, “Türkiye’deki bir numaralı odak noktamız, yenilenebilir kaynaklarımızdan maksimum düzeyde yararlanmaktır. 2024’te Bakü’deki COP29’da 120 gigavatlık bir hedef duyurmuştuk; COP31’de ise Türkiye, yenilenebilir enerji tarafında çok daha büyük ve iddalı hedefler ilan edecek.” İfadelerini kullandı. ENI ile İş Birliği Mesajı Türkiye’nin arama ve üretim yatırımlarına aralıksız devam ettiğine ve dünyanın en büyük 4’üncü sondaj filosuna sahip ülkesi olduğuna vurgu yapan Bakan Bayraktar, “Petrol aramalarına da yatırım yapıyoruz. Bununla birlikte petrol şirketleriyle iş birliğini geliştirmeyi planlıyoruz; bunlardan biri de ENI. Umuyorum ki yakın zamanda ENI ile büyük bir duyuru yapacağız. Anlaşmanın detaylarını şu an açıklayamam, önce tamamlamamız gerekiyor ama büyük bir proje. Türkiye ve İtalya sadece kendi ülkelerinde değil, üçüncü ülkelerde ve farklı bölgelerde de ortaklıklar geliştirebilir. Afrika’dan Orta Doğu’ya, Orta Doğu’dan Orta Asya’ya kadar ortaklıklar kurabiliriz ve biz buna hazırız.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOLAR3GW: “Türkiye’nin TarımGES’lere İhtiyacı Var” Haber

SOLAR3GW: “Türkiye’nin TarımGES’lere İhtiyacı Var”

Güneş enerjisi alanında çalışan düşünce kuruluşu Solar3GW, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi (ODTÜ-GÜNAM) ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün (TAGEM) Konya Ovası’nda kurdukları 60 kW’lık pilot TarımGES (Tarıma Entegre Güneş Enerjisi Santrali) projesinde ilk ürünler hasat edildi. Proje kapsamında, güneş panellerinin altına ekilen şeker pancarı ve karabuğdaydan ilk olarak karabuğday hasat edildi. İlk sonuçlara göre, karabuğday üretiminde verimlilik kontrol sahasına kıyasla yüzde 7 artarken su tüketimi yüzde 20 oranında azaldı. Bu sonuçlar; Türkiye gibi su stresi yaşayan ülkelerde; tarımsal üretim ile güneş enerjisi üretimini bir araya getiren TarımGES uygulamalarının su kaynaklarının korunmasını sağlarken verimi artıracağını ortaya koyuyor. Tarımsal üretim ve enerji üretimi arasında denge kurmayı amaçlayan TarımGES’ler, özellikle su güvenliğinin güçlendirilmesi ve iklim değişikliğine uyum açısından önemli bir potansiyel taşıyor. TARIMGES’LER ÇİFTÇİNİN EKONOMİK YÜKÜNÜ AZALTABİLİR Pilot projenin uygulayıcısı ODTÜ-GÜNAM Entegre Fotovoltaik Teknolojileri Birimi Koordinatörü Doç. Dr. Talat Özden; kuraklık, su kıtlığı, aşırı sıcaklıklar, değişen yağış düzenleri ve iklim belirsizliğinin tarımsal üretimi zorlaştırdığını söyledi. Bununla birlikte artan sulama ve enerji maliyetlerinin de çiftçiler üzerinde ciddi bir ekonomik yük oluşturduğunu ifade etti. Özden, TarımGES’in bu sorunların önüne geçebileceğini vurgulayarak “Aynı arazi üzerinde eş zamanlı gıda ve enerji üretimi, tarımın karşı karşıya olduğu bu çok boyutlu sorunlara bütünleşik çözümler sunma potansiyeline sahip. Doğru ürün seçimi, uygun iklim koşulları ve tarımsal ihtiyaçları esas alan sistem tasarımlarıyla arazi kullanım verimliliğini artırmak, su kullanım etkinliğini iyileştirmek ve iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak mümkün. Ancak burada temel önceliğimiz, tarım arazilerinde elektrik üretmek değil, tarımsal üretimi daha verimli, dirençli ve sürdürülebilir hale getirmek olmalı. TarımGES sistemlerinin başarısını yalnızca ürettikleri elektrikle değil, tarımsal üretime sağladıkları somut katkılarla da değerlendirmeliyiz. Çünkü bu teknolojinin gerçek değeri, enerji üretirken tarımı koruyabilmesinde ve mümkün olduğunda güçlendirebilmesinde yatıyor” dedi. TURHAN: “TARIMGES, ‘KAZAN- KAZAN’ MODELİDİR’ Solar3GW Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Bahadır Turhan ise TarımGES sistemlerinin çiftçilere, tarım gelirine ek olarak elektrik üretiminden de gelir sağlama imkanı verdiğini vurguladı. Turhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı yüksek katma değerli ürünlerde geleneksel tarıma göre daha fazla gelir elde edilebilir. Gelir düzeyi; ürün çeşidine ve yerel piyasa koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Ancak TarımGES uygulamalarıyla ilgili oluşmuş yanlış bir kanı var: Çiftçiler, TarımGES uygulamaları nedeniyle tarım arazilerini kaybedeceklerinden endişe ediyor. Konya’daki pilot uygulamamız, bu konudaki yanlış anlaşılmaların giderilmesine de katkı sağlayacak. Hatta olağanüstü hava koşulları nedeniyle tarım yapılamayan arazilerde güneş panellerinin konulmasıyla ekim ve dikim mümkün olacak. Çiftçi için kazan-kazan durumu oluşuyor: Tarım arazisi korunacak, verim artırılacak ve ucuz enerji üretilecek.” Enerji arz güvenliği için güneş enerjisi yatırımlarının çeşitlendirilmesinin önemine dikkat çeken Turhan; mevcut mevzuatın, tarım arazilerine GES kurulmasına izin vermediğine işaret etti. Sadece öz tüketim amaçlı ve arazinin yüzde 1’ini aşmamak kaydıyla kurulum yapılabildiğinin altını çizen Turhan, TarımGES mevzuatı için şunu önerdi: “Tarım arazilerindeki toplulaştırma faaliyeti gibi TarımGES alanlarımızı da toplulaştırır ve buna özel alanlar belirleyip bunları TarımGES YEKA’ları olarak ihale edersek ölçek ekonomisinden dolayı büyük fayda sağlayabiliriz. Tarım arazilerimizin sadece yüzde 1’i TarımGES YEKA olarak kullanıldığında, gelişen teknolojilerle yaklaşık 190 GW’lık bir TarımGES potansiyeli ortaya çıkıyor. Bu rakam, halihazırda toplam GES kurulu gücümüzün 7 katına denk geliyor.’’ TARIMGES YATIRIMLARI 8-10 YILDA KENDİNİ AMORTİ EDEBİLİR TarımGES uygulamalarında aynı arazi hem tarım faaliyet hem de güneşten elektrik üretimi için kullanılıyor ancak öncelik tarımsal üretimde. Güneş panelleri, ürünü olağanüstü hava koşullarından koruyor. Toplanan yağmur suyu ile sulama yapılıyor. Gölgeleme sayesinde toprak nemi tutuyor. Türkiye’nin TarımGES’lere ihtiyacı olduğunu, maliyetinin ise düşünüldüğü kadar yüksek olmadığını ifade eden Turhan, “Yatırım orta vadede kendini amorti edebilir. Güneş panellerinin konulacağı konstrüksiyonlar nedeniyle maliyet yüzde 30-40 oranında artabiliyor. Standart güneş santrali kurulumunun megavatı 400 bin dolar iken TarımGES’lerde maliyet 550-560 bin dolara çıkıyor. Ama tarımsal verimliliği artırması ve enerji üretimiyle bu maliyet zaten karşılanabilir. Bir TarımGES yatırımı 8-10 yıl içinde kendini amorti edebilir. Bu geri ödeme süresi, diğer güneş yatırımlarıyla hemen hemen aynı” diye konuştu. DÜNYADA TARIMGES YAYGINLAŞIYOR, ÇİN ÖNE ÇIKIYOR Her ülke, TarımGES teknolojisine kendi ekonomik, coğrafi ve politik koşullarına göre farklı stratejilerle yaklaşıyor. Devlet destekleri, yasal düzenlemeler ve teknolojik yenilikler sayesinde tarım ile güneş enerjisi üretimini aynı arazide buluşturan uygulamalar dünya genelinde gelişimini sürdürüyor. ODTÜ-GÜNAM’ın ‘Türkiye’nin TarımGES Görünümü 2026’ raporuna göre İtalya son yıllarda TarımGES alanında Avrupa'nın en kapsamlı teşvik mekanizmalarından birini geliştirdi. Yaklaşık 1,1 milyar euroluk bir teşvik programı oluşturuldu ve 2026 yılı sonuna kadar yaklaşık 1 GW yeni TarımGES kapasitesinin devreye alınması planlanıyor. Japonya’da 2013 yılında düzenlenen yönetmelikler sonucunda ülkede TarımGES projeleri hızla yaygınlaştı. 2024 yılında TarımGES’lere, Tarım Arazisi Koruma Kanunu kapsamında açık bir statü tanınarak arazi kullanımına ilişkin düzenlemeler artırıldı. Hindistan'da ise 2040 yılına kadar toplam kurulu TarımGES kapasitesinin 783 GW'a ulaşabileceği; toplam potansiyelinin 1,2 TW'tan fazla olduğu tahmin ediliyor. Dünya devi Çin’e gelince; 2022 yılı itibarıyla ülkede, toplam kurulu gücü 134,55 GW'a ulaşan bin 678 TarımGES projesi bulunuyor. Çin, yalnızca deneysel veya pilot uygulamaların yürütüldüğü bir ülke olmaktan çıktı; TarımGES teknolojilerinin büyük ölçekli ticari uygulamalarının gerçekleştirildiği öncü ülkelerden biri haline geldi. Uluslararası örnekler, Türkiye’nin TarımGES alanında kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Standartların geliştirilmesi, potansiyel kapasitenin analiz edilmesi, izleme altyapısının kurulması, toplumsal kabulün güçlendirilmesi, destek mekanizmalarının oluşturulması ve sürdürülebilir iş modellerinin geliştirilmesi bu yol haritasının temel bileşenleri arasında yer almalı. TarımGES projeleri bu sayede, yalnızca bir yenilenebilir enerji yatırımı olmaktan çıkıp Türkiye’nin iklime dirençli tarım, sürdürülebilir enerji ve kırsal kalkınma hedeflerini aynı zeminde buluşturan stratejik bir teknolojiye dönüşebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Bölgesi’nde Çelik İhracatının Açığını, Bakır İhracatı Kapattı Haber

Ege Bölgesi’nde Çelik İhracatının Açığını, Bakır İhracatı Kapattı

Demir ve demirdışı metaller sektörü 9 aylık dönemde ihracatını yüzde 23’lük artışla 616 milyon dolardan 756 milyon dolara taşıyarak EDDMİB’in ihracatına pozitif bir tablo ortaya koyarken, çelik sektörünün ihracatı yüzde 14’lük azalışla 1 milyar 355 milyon dolardan 1 milyar 163 milyon dolara indi. Bakır ihracatının domine ettiği demir ve demirdışı metaller sektörü, son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde 28’lik artışla 759 milyon dolardan 970 milyon dolara ulaştırdı ve 2026 yılı sonunda 1 milyar dolar barajını aşacağının sinyalini verdi. Demirdışı metaller sektörünün güçlü performansının, çelik ihracatındaki kaybı büyük ölçüde telafi ettiğini ifade eden Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı M. Fatih Uysal, 2026 yıl sonu hedeflerinin 2,5 milyar dolar olduğunu, beklenmedik bir gelişme yaşanmadığı takdirde hedeflerine ulaşacaklarını dile getirdi. AB, korunma önlemleri çelik ihracatını düşürdü “Çelik ihracatındaki gelişmeleri değerlendiren Uysal, “Çelik sektörümüz bugün küresel ölçekte giderek sertleşen rekabet koşullarıyla karşı karşıya. Avrupa Birliği’nin ithalat kotalarını sıkılaştırması, ABD’nin korumacı ticaret politikaları ve Çin kaynaklı arz fazlasının uluslararası pazarlarda yarattığı fiyat baskısı ihracatçılarımızı zorluyor. Bunun yanı sıra, Avrupa pazarında giderek önem kazanan yeşil dönüşüm ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik düzenlemeler de sektörümüzün rekabet gücünü koruması açısından belirleyici hale geliyor. Buna yurt içindeki yüksek üretim, enerji ve finansman maliyetleri de eklenirken, döviz dönüşüm desteği uygulamasının ihracatçı firmaların farklı finansal yapılarını dikkate alacak şekilde geliştirilmesinin sektörümüz açısından faydalı olacağını düşünüyoruz. Öte yandan, komşu ülkelerdeki siyasi belirsizlikler bölgesel ticaretin ve ihracat pazarlarımızın öngörülebilirliğini olumsuz etkiliyor. Özellikle Avrupa pazarında karşılaştığımız kısıtlamalar, alternatif pazarlardaki rekabeti ve pazar çeşitlendirmesini daha da önemli hale getiriyor. 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren yeni AB kota rejiminin etkilerinin yılın kalan döneminde daha belirgin hissedilmesini bekliyoruz. Bu süreçte önceliğimiz, mevcut pazarlardaki konumumuzu korurken yeni pazarlarda kalıcı iş bağlantıları kurmak ve katma değerli üretimle rekabet gücümüzü artırmak olacak” ifadelerini kullandı.” Alternatif pazarlarda güç kazanmak için 12-15 Ekim 2026 tarihlerinde Fas’a Sektörel Ticaret Heyeti düzenlediklerini paylaşan Uysal, Fas’ın Dünya Kupası nedeniyle yapacağı yeni altyapı yatırımlarının, Türk demir ve demirdışı metaller sektörümüz açısından önemli tedarik ve iş birliği fırsatları oluşturacağına inandıklarını vurguladı. Türkiye’nin kaliteli, rekabetçi ve esnek üretim gücüyle Fas’ın artan yatırım ve tedarik ihtiyaçlarına güçlü bir çözüm ortağı olabileceğine değinen Uysal, “Fas’ı, Afrika kıtasının istikrarlı büyüme gösteren ve bölgesel ticaret açısından stratejik konumunu güçlendiren ülkelerinden biri olarak hedef pazarlarımız arasında değerlendiriyoruz. Fas, aynı zamanda Batı Afrika’ya da giriş kapısı konumunda. Fas’a 10 firmamızla gittik. 13 Ekim 2026 Salı günü Türk ihracatçılarıyla Faslı ithalatçıların ikili iş görüşmeler gerçekleştirdik.” Uysal, Fas’a yönelik heyeti yeni pazarlara açılma çalışmalarının önemli bir adımı olarak gördüklerini belirterek, üyelerinin ihracat potansiyelini artırmak ve alternatif pazarlarda kalıcı iş bağlantıları kurulmasını sağlamak amacıyla sektörel ticaret heyetlerini ve yeni pazar keşiflerini önümüzdeki dönemde de artırarak sürdüreceklerini ifade etti. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin 2026 yılı ocak – eylül döneminde ihracatında ürün kategorilerinde; demir-çelik inşaat aksamı 286 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, demir-çelik profil ihracatı 202 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı. İhracatını istikrarlı bir şekilde artıran bağlantı elemanları sektörü yüzde 6’lık artışla 194,3 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Demirdışı metaller kategorisinde bakır ihracatı yüzde 28’lik artışla 284 milyon dolardan 365 milyon dolara sıçrarken, alüminyum ihracatı yüzde 15’lik yükselişle 111 milyon dolardan 127 milyon dolara ilerledi. Almanya, İtalya ve Bulgaristan ihracatta ilk üç ülke Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, 2026 yılında 183 ülkeye ihracat yaparken zirvede yüzde 14’lük artışla 228 milyon dolarla Almanya yer aldı. Listenin ikinci sırasındaki İtalya’ya ihracat yüzde 21’lik artışla 128 milyon dolardan 156 milyon dolara çıkarken, Bulgaristan’a ihracat yüzde 61’lik artışla 77,6 milyon dolardan 125,4 milyon dolara çıktı. Bulgaristan listede 3 basamak çıktı ve üçüncü basamağın yeni sahibi oldu. Yemen’e ihracat yüzde 96’lık hızlı yükselişle 121,5 milyon dolar olurken, ABD 105 milyon dolarlık demir ve demirdışı metaller talebinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Deri Sektöründe İhracatın Lokomotifi Ayakkabı Haber

Deri Sektöründe İhracatın Lokomotifi Ayakkabı

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 2026 yılının ocak-eylül döneminde 120 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken ayakkabı sektörü 79 milyon dolarlık ihracatla sektörün ihracatından yüzde 66 pay aldı. Ege Bölgesi’nde deri sektörünün 9 aylık ihracat performansı hakkında bilgi veren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, “Deri ve deri mamulleri ihracatımız 2025 yılının 9 aylık döneminde 121 milyon dolar iken, bu yıl sadece yüzde 1 gerisindeyiz. Deri ayakkabı ihracatı yüzde 5,2 artışla 62,1 milyon dolara ulaştı. Deri ve kürk konfeksiyon 19,4 milyon dolarla ikinci sırada yer alırken, saraciye ihracatı 15,4 milyon dolar olarak kaydedildi” şeklinde konuştu. Ege deri sektörü ABD ve Rusya pazarlarında büyüyor Ege Bölgesi’nden deri ve deri mamulleri ihracatında ilk sırada 14 milyon dolarlık tutarla Almanya’nın yer aldığı bilgisini veren Gündoğdu şöyle devam etti: “Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan ihracat yüzde 35 artışla 8,8 milyon dolardan 12 milyon dolara ulaştı. Üçüncü sırada yer alan Rusya'ya ihracatımız ise yüzde 47,6 artışla 7,3 milyon dolardan 10,9 milyon dolara yükseldi. Bu ülkeleri Hollanda ve Fransa izledi.” Türkiye genelinde ihracat 1,1 milyar dolar oldu Türk deri sektörünün zorlu koşullara rağmen ihracat performansını büyük ölçüde koruduğunun altını çizen Başkan Gündoğdu, deri sektörünün Türkiye geneli ihracatta 1,1 milyar dolara imza attığını ifade etti. Gündoğdu sektörün ihracatındaki kırılımı şöyle özetledi; “Ayakkabı ihracatı 573 milyon dolarlık tutarla Türkiye genelinde de zirvede yer aldı. Terlik ihracatı yüzde 41,2’lik sıçrama ve 54 milyon dolarlık ihracatla 2026 yılının yıldızı oldu. Türkiye genelinde deri ve kürk konfeksiyon ihracatı yüzde 14 artışla 184,8 milyon dolara, mamul deri ve kürkler ihracatı yüzde 13,4 artışla 167,1 milyon dolara yükseldi.” İtalya’da “Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı”na milli katılım ABD'ye ticaret heyeti yapılacak Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği olarak, ihracatçıların yeni alıcılarla buluşmasını sağlamak ve mevcut pazarlardaki payını artırmak amacıyla ticaret diplomasisi faaliyetlerini sürdürdüklerini aktaran Gündoğdu, “2027 yılı ocak ayında İtalya'da düzenlenecek “Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı”na ayakkabı ve saraciye sektörlerinden 45 firmanın katılımıyla milli katılım organizasyonu gerçekleştireceğiz. Nisan 2027'de ise ABD'nin New York kentinde gerçekleştirilecek heyetle, sektörün bu pazardaki büyüme ivmesinin güçlendirilmesini hedefliyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye, 27 Milyar Dolarlık Tarım Ürünleri İhraç Etti Haber

Türkiye, 27 Milyar Dolarlık Tarım Ürünleri İhraç Etti

Türkiye, 2026 yılının ilk dokuz ayında tarım ürünleri ihracatını yüzde 4 geliştirerek 27,1 milyar dolara taşıdı. Türkiye’nin yıllık tarım ürünleri ihracatı da yüzde 4’lük artışla 37,5 milyar doları aştı. Fındıktan kuru incire, kirazdan levreğe, kuru üzümden una, turşudan Türk somonuna, defneden yumurtaya, narenciye ürünlerinden zeytinyağına uzanan geniş ürün yelpazesiyle dünya pazarlarına ulaşan Türkiye'nin tarımsal ihracatında Ege Bölgesi 7,8 milyar dolara ulaşan yıllık performansıyla yüzde 21 pay alarak öne çıkıyor. Dört iklimin yaşandığı Türkiye, bereketli toprakları, üç tarafını çeviren denizleri sayesinde Avrupa’nın en büyük üreticisi olurken, dünya genelinde ilk 10 ülke arasında yerini alıyor. Fındık, kuru incir, kuru kayısı, kuru üzüm, levrek, çipura, defne, kekik ve kiraz gibi ürünlerde dünya çapında zirvede yer alan Türkiye dünya genelinde 175 ülkeye gıda ürünleri ihraç ediyor. Dünya Gıda Günü nedeniyle bir mesaj yayınlayan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye’nin gıda ürünleri ihracatındaki başarısının ve bu ihracatta Ege Bölgesi’nin liderliğinin altını çizdi. Çekirdeksiz kuru üzüm, deniz levreği ve çipura ilk üçte 2026 yılının ocak – eylül döneminde Ege Bölgesi’nden 5 milyar 125 milyon dolarlık tarım ürünleri ihraç edildiği bilgisini veren Öztürk, “Çekirdeksiz kuru üzüm 331 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada yer alıyor. Deniz levreği 258 milyon dolar, çipura 239 milyon dolar, ayçiçeği yağı 174 milyon dolar, soya yağı 147 milyon dolarlık ihracatla ilk beşte gıda ürünlerimiz oldu” şeklinde konuştu. Ege Bölgesi’nden 169 ülkeye gıda ürünleri ihraç edildiğini ifade eden Öztürk öne çıkan pazarlar hakkında şu bilgileri verdi: “Amerika Birleşik Devletleri 388 milyon dolarlık tarım ürünler ihracatıyla ilk sırada yer aldı. İkinci basamağın sahibi 357 milyon dolarla İngiltere olurken, Rusya Federasyonu’na 313 milyon dolarlık tarım ürünleri ihraç ettik. Bu ülkeleri 300 milyon dolarla İtalya ve 296 milyon dolarla Almanya takip etti.” Gıda ihracatçılarımızı 5 fuara götürüyoruz Ege İhracatçı Birlikleri’nin uzun yıllardır dünyanın en prestijli gıda fuarlarının Türkiye Milli Katılım Organizasyonuna imza attığı bilgisini veren Başkan Öztürk; “Amerika Birleşik Devletleri’nde New York Fancy Food ve Kaliforniya’daki Natural Product Expo West Fuarlarına, Japonya’da Foodex Fuarına, Almanya Nünberg’teki Biofach Organik Ürünler Fuarına ve Çin Uluslarararası İthalat Fuarı’nda Türk gıda sektörünü temsil ediyoruz. Dünya’nın en büyük gıda ithalatçısı ABD’de Türk gıda ürünlerinin tüketimini artırmak için Turkish Tastes isimli TURQUALITY Projesini 8 yıldır başarıyla sürdürüyoruz. Bu proje sürecinde ABD’ye gıda ihracatımız 750 milyon dolardan 2 milyar dolar seviyesine ulaştı. Sektörel ticaret heyetleri ve alım heyetleriyle Türkiye’nin gıda ihracatının artması için emek veriyoruz. Bu çabalar sonucunda orta vadede Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatında 50 milyar dolara ulaşacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Tarım ürünlerinde Ege Bölgesi’nin yeni hedef 10 milyar dolar Ege İhracatçı Birlikleri’nin tarım ürünleri ihracatının 2026 yılı sonunda 8 milyar dolara ulaşması için çaba gösterdiklerini aktaran EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, İzmir’de kurulan tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerinde üretimin başlamasıyla birlikte orta vadede Ege Bölgesi’nden yapılan tarım ürünleri ihracatının 10 milyar dolara çıkmasını öngördüklerini sözlerine ekledi. Ege Bölgesi’nin ihracatta öne çıktığı gıda ürünleri; 2025 yılında Türkiye 570 milyon dolarlık levrek ürünü ihraç ederken, bu ihracatın yüzde 90’ını oluşturan 511 milyon doları Ege Bölgesi’nden gerçekleştirildi. Ege Bölgesi, 2025 yılında 453 milyon dolarlık çipura ihraç etti. Bu rakam Türkiye’nin 507 milyon dolarlık çipura ihracatında yüzde 89’luk oranı temsil etti. Türkiye geneli 107 milyon dolarlık alabalık ihraç edilirken, Ege Bölgesi 67 milyon dolarlık ihracatla alabalık ihracatından yüzde 56 pay aldı. Türkiye’nin dünya lideri olduğu turşu ihracatında biber turşuları ve kornişon turşuları öne çıkıyor. 2026 yılının ocak – eylül döneminde Türkiye, 130 milyon dolarlık biber turşusu ihraç ederken, biber turşusu ihracatında 101 milyon dolarını Egeli ihracatçıların imzası vardı. 129 milyon dolarlık kornişon turşusu ihracatının 94 milyon dolarlık büyük dilimini Egeli ihracatçılar dünyanın dört bir tarafına ulaştırdı. Türkiye’nin dünya ikincisi olduğu kuru domates ihracatında da aslan payı Ege Bölgesi’nin oldu. 132 milyon dolarlık kuru domates ihracatında Ege Bölgesi 118 milyon dolarlık büyük dilimle temsil edildi. Türkiye, 2026 yılının ocak-eylül döneminde 273 milyon dolarlık zeytin ve zeytinyağı ihraç ederken, bu ihracatın yüzde 63’ünü Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği üyeleri gerçekleştirdi. Türkiye’nin 82 milyon dolarlık zeytinyağı ihracatında Ege Bölgesi’nin payı yüzde 83’e ulaşırken, sofralık zeytin ihracatçıları Türkiye’ye 168 milyon dolar döviz kazandırırken bu ihracatın 88 milyon dolarlık kısmını Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği üyeleri kazandırdı. Türkiye’nin 2025/26 sezonunda 465 milyon dolarlık kuru üzüm ihracatında Egeli ihracatçılar yüzde 98’lik payı temsil ederken, Egeli ihracatçılar 354 milyon dolarlık kuru incir ihracatında yüzde 80’ine imza atıyor. Türkiye, defne yaprağı kekik ihracatında dünya lideri. Sektörel kaynaklara göre ülkemiz dünya kekik ticaretinin yaklaşık yüzde 70–75'ini, dünya defne ihtiyacının ise yaklaşık yüzde 90'ını karşılıyor. 2026 yılı Ocak–Eylül döneminde Türkiye'nin kekik ihracatı 80,2 milyon dolar olarak gerçekleşirken, bunun 76,3 milyon doları Ege İhracatçı Birliklerimiz tarafından gerçekleştirildi. Türkiye’nin kekik ihracatının yüzde 95’i Ege Bölgesi’nden yapıldı. Aynı dönemde Türkiye'nin defne yaprağı ihracatı 37,9 milyon dolar olurken, Ege İhracatçı Birliklerimizin ihracatı 23,2 milyon dolara ulaştı. Defne yaprağı ihracatında Ege Bölgesi’nin payı yüzde 61,2 oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege’den Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatı 9 Ayda 1,5 Milyar Doları Aştı Haber

Ege’den Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatı 9 Ayda 1,5 Milyar Doları Aştı

Son çeyrek asırda ihracat performansıyla öne çıkan su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü, Ege Bölgesi’nin ihracatındaki ağırlığını artırıyor. Ağustos ayında son 12 aylık ihracatı ilk kez 2 milyar dolar barajını aşan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, eylül ayında gerçekleştirdiği 193 milyon dolarlık ihracatla Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 12 ihracatçı birliği arasında ilk kez ayın ihracat lideri oldu. Birlik, 2026 yılının ocak-eylül döneminde ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artırarak 1 milyar 313 milyon dolardan 1 milyar 509 milyon dolara çıkardı ve yeni bir rekora imza attı. “Hedefimiz zirveye demir atmak” Eylül ayında Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde ilk kez en fazla ihracat gerçekleştiren birlik olmanın gururunu yaşadıklarını belirten Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, sektörün 25 yıllık dönüşümüne dikkat çekti. Demir, “2001 yılında 50 milyon dolarlık ihracatla Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde son sırada yer alan su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörümüz, bugün 2 milyar doların üzerinde ihracat hacmine ulaşan bir yapıya kavuştu. 2001 yılında Ege İhracatçı Birlikleri’nin toplam ihracatında yüzde 1,8 pay alıyorken günümüzde yüzde 15,3’e ulaştık. Bu başarı, üretim gücümüzün, ihracatçılarımızın girişimciliğinin ve uluslararası pazarlardaki rekabetçiliğimizin sonucu. Eylül ayında elde ettiğimiz liderlik önemli bir kilometre taşı. Ancak hedefimiz zirveye çıkmakla yetinmeyip zirveye demir atmak. Bu başarıya katkı sağlayan tüm ihracatçılarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz” diye konuştu. İhracatın lokomotifi su ürünleri Su ürünleri sektörünün ihracatın lokomotifi olmayı sürdürdüğünü belirten Demir, 2026 yılının ocak-eylül döneminde su ürünleri ihracatının 1 milyar 222 milyon dolara ulaştığını söyledi. Su ürünlerinin Birliğin toplam ihracatındaki payının yüzde 81'e yükseldiğini kaydeden Demir, levrek, çipura ve Türk somonunun uluslararası pazarlardaki güçlü konumunun ihracat performansına önemli katkı sağladığını vurguladı. Levrek ihracatı 531 milyon dolara ulaştı Türkiye’nin levrek ve çipura üretimi ile ihracatında dünya birincisi konuma geldiğini belirten Demir, Egeli ihracatçıların bu iki üründe göz kamaştırıcı başarıya imza attıklarını ifade etti. Demir, “2026 yılının ocak-eylül döneminde levrek ihracatımız yüzde 25 artışla 424 milyon dolardan 531 milyon dolara yükseldi. Türkiye’nin toplam 596 milyon dolarlık levrek ihracatının yüzde 89’unu Egeli ihracatçılarımız gerçekleştirdi. Çipura ihracatımız da 390 milyon dolara ulaşırken Türkiye’nin toplam çipura ihracatının yüzde 86’sını karşıladık. Türk somonu ihracatımız ise yüzde 24 artışla 176 milyon dolardan 216 milyon dolara çıktı” dedi. Yumurta ihracatında yüzde 79 artış Su ürünlerinin yanı sıra diğer ürün gruplarında da ihracat artışlarının yaşandığını belirten Demir, “Yumurta ihracatımız 2026 yılının ocak-eylül döneminde yüzde 79 artışla 71 milyon dolardan 128 milyon dolara yükseldi. Böylece yumurta, su ürünlerinin ardından en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ürün gruplarından biri oldu. Aynı dönemde kanatlı sektörümüz 93 milyon dolar, süt ürünleri sektörümüz 27 milyon dolar, bal sektörümüz 10,6 milyon dolar, diğer ürün gruplarımız ise 24 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Tüm ürün gruplarımızın katkısıyla ihracatımızı 2027 yılında 2,3 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz” diye konuştu. Rusya’ya su ürünleri, İtalya’ya yumurta, Irak’a kanatlı ürünleri ihraç ettik Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin su ürünleri ihracatında ilk sırayı 182 milyon dolarla Rusya Federasyonu alırken, Yunanistan, İtalya’yı geçerek 179 milyon dolarla ikinci sıraya yerleşti. İtalya ise, 175 milyon dolarlık Türk balıkları talebiyle listedeki güçlü konumunu korudu. Yumurta ihracatında İtalya 26 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, Polonya’ya yumurta ihracatı yüzde 704’lük rekor artışla 2 milyon 2,7 milyon dolardan 22 milyon dolara fırladı ve zirve ortağı oldu. Yumurta ihracatında üçüncü büyük pazar Birleşik Arap Emirlikleri’ne 17,8 milyon dolarlık yumurta ihraç edildi. Kanatlı ürünleri ihracatında Irak 14,8 milyon dolarla listenin birinci sırasında yer alırken, süt ürünleri ihracatımızda 3,3 milyon dolarlık tutarla Kıbrıs Türk Cumhuriyeti öne çıktı. Bal ihracatının zirvesinde 5,5 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Acer EMEA, Avrupa’daki Okullarda Yapay Zekanın Sorumlu Bir Şekilde Benimsenmesine Öncülük Ediyor Haber

Acer EMEA, Avrupa’daki Okullarda Yapay Zekanın Sorumlu Bir Şekilde Benimsenmesine Öncülük Ediyor

Acer for Education, 2026/2027 eğitim-öğretim yılında da Birleşik Krallık, Danimarka, İtalya ve Bulgaristan’da hayata geçirilen pilot projelerden edinilen deneyimi temel alarak Avrupa’daki okullarda yapay zekanın sorumlu biçimde benimsenmesine yön vermeyi sürdürüyor. Acer, aynı zamanda eğitime yönelik ChromeOS tabanlı dizüstü bilgisayar pazarında Avrupa’da birinci sırada yer alıyor. Context’in 2026 yılının ikinci çeyreğine ait verilerine göre Acer, 66 binden fazla cihaz satarak yüzde 33,8 pazar payına ulaştı. ChromeOS, öğrencilerin, öğretmenlerin ve eğitim kurumlarının günlük ihtiyaçlarını karşılayan yönetim kolaylığı, güvenlik, dayanıklılık ve pil ömrü gibi cihaz özellikleri sayesinde okullarda özellikle ilgi görüyor. Edinilen deneyim ve elde edilen sonuçlar, yapay zekanın öğretmenler için materyallerin hazırlanması ve kişiselleştirilmesinden öğrencilerin desteklenmesine kadar eğitime verimli bir şekilde entegre edilebileceğini doğruluyor. Bu deneyimler, önümüzdeki yıllarda da sürecek bir büyüme yolculuğunun parçası olarak yeni projelerin geliştirilmesine ve giderek daha fazla okulda ve Avrupa ülkesinde yaygınlaştırılmasına somut bir zemin oluşturuyor. Acer EMEA Ticari Pazarlama ve Pazara Giriş Direktörü Cristina Pez konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Yapay zeka, öğrencilerin farklı öğrenme seviyelerine uygun dersler ve içerikler hazırlamalarında öğretmenlere destek olarak ve pek çok idari görevi otomatikleştirerek öğretmenlerin işini dönüştürebilir. Bu da öğretmenlerin, gençlerin gelecekte ihtiyaç duyacakları beceri ve yetenekleri geliştirirken onlara destek olmak gibi gerçekten önemli olan şeylere daha fazla odaklanmasını sağlıyor. Acer for Education; eğitimi, güvenliği ve sorumlu kullanımı inovasyonla buluşturan yaklaşımını bir kez daha ortaya koyuyor." Bu kararlılık, halihazırda devam eden bir dönüşümün parçasını oluşturuyor. Avrupa Okul Eğitimi Platformu’nun 2026’da yayımladığı araştırmaya göre ankete katılan eğitim profesyonellerinin yüzde 81’i işinde yapay zekayı kullanıyor, yüzde 73’ü ise yapay zekayı en azından kısmen ders ve öğretim materyali hazırlamak için kullanıyor. Birleşik Krallık’ta Acer, Brighton Hill Community School’da Intel Core Ultra işlemcilerden güç alan ve Microsoft Copilot ile donatılan yeni bir TravelMate cihaz filosunu kullanıma sunarak öğretmenlere sunum, ders planı ve yaratıcı yazarlık materyalleri hazırlamanın yanı sıra içerikleri özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin gereksinimlerine göre uyarlayabilecekleri araçlar sağladı. Bu deneyim, kaynak hazırlamaya ve tekrarlayan işlere harcanan zamanı azaltırken öğretimin daha fazla kişiselleştirilmesine de olanak tanıdı. İtalya’da Acer for Education, International School of Bologna’da Google for Education, Intel ve C2 Group ile birlikte Acer Chromebook Plus Spin 714, Google Workspace for Education ve Gemini for Education’a dayanan bir pilot proje yürüttü. Girişim, okulun yapay zekayı içerik kişiselleştirmeden öğretmenler arası iş birliğine ve verimliliğe kadar öğretimi destekleyen bir araç olarak test etmesini sağlarken öğrenmeyi her öğrencinin bireysel ihtiyaçlarına uyarlamanın yeni yollarını keşfetmesine de olanak tanıdı. Okulun idari süreçlerini de kapsayan proje, Google ekosisteminin kullanımını öğretimin ötesine taşıdı ve idari işlerin sadeleşmesine katkı sağladı. Danimarka’da şirket, sınıfta doğrudan uygulanabilecek pratik yapay zeka kullanım senaryoları geliştirmeyi amaçlayan ve öğretmenlerle birlikte yürütülen iş birliğine dayalı atölye çalışmalarını destekledi. Bu yaklaşım, öğretmenleri yalnızca eğitimin değil, yeni öğretim metodolojilerinin birlikte oluşturulmasının da merkezine yerleştiriyor. Bulgaristan’da Acer, Center for Creative Training ve Intel ile iş birliği içinde Sofya’daki Second English High School’da açılan ülkenin ilk yapay zeka laboratuvarının kurulmasına katkıda bulundu. Acer Chromebook Plus Spin 714 cihazları ve Intel Skills for Innovation programı sayesinde öğrenciler ve öğretmenler, yenilikçi bir öğrenme ortamında yapay zekayı deneyimleyebiliyor ve geleceğe yönelik beceriler geliştirebiliyor. Bu tür deneyimler, Avrupa’daki eğitim sistemlerini etkileyen daha geniş çaplı bir dönüşümün parçasını oluşturuyor. European Schoolnet’in Aralık 2025’te yayımlanan “Okul Eğitiminde Yapay Zeka” (Artificial Intelligence in School Education) raporuna göre 23 eğitim sisteminden 13’ü yapay zekayı yüksek öncelikli görürken 7’si orta düzeyde öncelikli olarak değerlendiriyor. 20 eğitim sisteminde ise eğitimde yapay zekaya ilişkin politikalar, stratejiler, programlar veya ulusal yönergeler halihazırda uygulanıyor ya da geliştirilme aşamasında bulunuyor. Öğretmen becerilerinin güçlendirilmesi, analiz edilen 23 sistemin 22’si için kısa ve orta vadeli bir öncelik olarak öne çıkıyor. Şeffaflık da kritik bir rol oynuyor. Yapay zeka sistemlerinin nasıl çalıştığını anlamak, pasif kullanımdan kaçınmak ve bunun yerine eleştirel bir yaklaşım geliştirmek için temel bir gereklilik oluşturuyor. Risk yalnızca teknolojik değil, bilişsel bir boyut da taşıyor. Rehberlikten yoksun bir kullanım, düşünmede özerkliğin kaybolmasına yol açabilir. Bu nedenle yapay zeka eğitimi, yalnızca araçların kullanımını değil, bu araçların sınırlarını ve temelindeki mantığı anlamayı da kapsamalı. Cristina Pez sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün asıl risk, yapay zekayı benimsemekte değil, beklemekte yatıyor. Öğrenciler, çoğu zaman herhangi bir rehberlik olmadan yapay zekayı zaten kullanıyor. Bu nedenle öğretmen eğitimine öncelik vererek ve gelişmekte olan bu teknolojiyle deneyim kazanılabilecek güvenli ortamlar oluşturarak hemen başlamak büyük önem taşıyor. Asıl zorluk, okullara öğretmenleri işlerinde destekleyen ve aynı zamanda öğrencileri iş dünyasının geleceğinin gerektirdiği dijital ve çok yönlü becerileri geliştirmeye hazırlayan somut çözümler ve etkili araçlar sağlamaktan geçiyor. Ancak bu şekilde değişime gerçekten eşlik edebilen bir eğitim modeli inşa edebiliriz.” AB’nin yapay zekaya yaklaşımı da bugün tam olarak inovasyon ile sorumluluk arasındaki bu dengeyle şekilleniyor. Avrupa Yapay Zeka Yasası (AI Act), risk temelli bir düzenleyici çerçeve oluşturuyor ve yapay zekanın temel haklara, güvenliğe ve şeffaflığa uygun şekilde geliştirilip kullanılmasını sağlamaya yönelik gereklilikler ile sorumluluklar belirliyor. Okullar için bu, veri korumaya ve siber güvenliğe olduğu kadar bu teknolojileri kullanan kişilerin eğitimine de özen göstermek anlamına geliyor. Bu yolculuğun bir parçası olarak Acer for Education, eğitim sektörüne yönelik cihazlarını aralarında Microsoft ve Google’ın da bulunduğu dijital ekosistemin önde gelen iş ortakları tarafından geliştirilen yapay zeka platformlarıyla entegre ediyor. Windows işletim sistemli TravelMate dizüstü bilgisayarlar Copilot ve Microsoft Learning Zone eğitim araçları gibi çözümleri entegre ederken Acer Chromebook Plus cihazları, ChromeOS ve Google Workspace ortamında Gemini özelliklerinden yararlanacak şekilde tasarlandı. Bu yaklaşımla, okullara hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin ihtiyaçlarını merkezde tutan ve donanım, işletim sistemi, uygulama ve yapay zeka araçlarının birlikte çalışabildiği bir teknoloji ortamı sunulması hedefleniyor. Öğrencileri ve öğretmenleri bu dönüşüme hazırlamanın önemi, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 İşlerin Geleceği Raporu ile de teyit ediliyor. Rapora göre mevcut becerilerin yaklaşık yüzde 39’u 2030 yılına kadar dönüşüme uğrayacak. Bu bağlamda okullardan, dijital becerileri, eleştirel düşünmeyi ve yapay zekayı bilinçli ve sorumlu bir şekilde kullanma yetkinliğini geliştirmeleri bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 1 Milyar 705 Milyon Dolarlık İhracat Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 1 Milyar 705 Milyon Dolarlık İhracat

Eylül ayında Türkiye’nin ihracatı yüzde 15,4’lük yükselişle 22,5 milyar dolardan 26 milyar dolara ilerledi. Ege İhracatçı Birlikleri’nin ihracatı 9 aylık dönemde yüzde 6’lık artışla 13 milyar 690 milyon dolardan 14 milyar 482 milyon dolara çıktı. Egeli ihracatçıların son 1 yıllık dönemde ihracatı yüzde 4’lük büyümeyle 19 milyar 290 milyon dolara tırmandı. Tarım ürünleri ihracatındaki artış yüzde 18’e ulaştı Eylül ayında Ege İhracatçı Birlikleri’nin kayda aldığı tarım ürünleri ihracatı yüzde 18’lik artışla 644 milyon dolardan 761 milyon dolara yükseldi. Sanayi sektörlerinin ihracatı yüzde 5 gelişti ve 750 milyon dolardan 787 milyon dolara ilerledi. İhracatlarını yüzde 11 artıran maden ihracatçıları 157,7 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı zirveye çıktı Ege İhracatçı Birlikleri’nde zirve 9 yıl sonra el değiştirdi. Eylül ayında liderliği 193 milyon dolarlık ihracatla Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği elde etti. İkinciliği fotofiniş belirledi EİB’de 9 yıl zirvede yer alan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, eylül ayında 182 milyon 78 bin dolarlık ihracatla ikinci olurken, Ege Tütün İhracatçıları Birliği 182 milyon 63 bin dolarlık ihracatla üçüncü oldu. ETİB yüzde 68’lik ihracat artış hızıyla ihracat artış rekortmeni olarak öne çıktı. Ege Maden İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 11 geliştirerek 142,3 milyon dolardan 157,7 milyon dolara taşıdı ve dördüncü basamakta yer buldu. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 109 milyon dolarlık, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 106 milyon dolarlık ihracat performansıyla EİB’de eylül ayında 100 milyon dolar barajını geçen birlikler oldu. 2026/27 sezonuna giren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ihracatta yüzde 22’lik artış hızı yakaladı ve ihracatını 78 milyon dolardan 96 milyon dolara çıkardı. Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği yüzde 13’lük gelişimle 89 milyon dolar ihracatı hanesine yazdırdı. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 70 milyon dolarlık ihracatla eylül ayını geride bıraktı. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 24,1 milyon dolar, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 20,5 milyon dolar ve Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 12,5 milyon dolar ihracat performansı ortaya koydu. Avrupa Birliği’ne ihracat 807 milyon dolar Ege İhracatçı Birlikleri’nden eylül ayında en çok ihracat 807 milyon dolarla Avrupa Birliği üyesi ülkelere yapıldı. AB ülkelerine yapılan ihracat toplam ihracattan yüzde 47,4 pay aldı. Amerika kıtasına ihracat yüzde 18’lik artışla 187 milyon dolardan 221 milyon dolara çıkarken, Amerika kıtası EİB’nin ihracatında yüzde 13 ile temsil edildi. EİB’nin ihracatından yüzde 9 pay alan Uzakdoğu ülkelerine eylül ayında ihracat yüzde 43’lük artışla 108 milyon dolardan 155 milyon dolara ilerledi. Orta Doğu ülkelerine ihracat yüzde 12’lik azalışla 147 milyon dolardan 130 milyon dolara düşerken, Afrika kıtasına ihracat yüzde 11,5’luk kan kaybı yaşadı ve 127 milyon dolardan 112 milyon dolara indi. ABD, Almanya’yı geçti Eylül ayında EİB’den en çok ihracat yapılan ülke yüzde 28’lik artış ve 171 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri oldu. ABD, Almanya’yı geçerek zirveye çıktı. Ege İhracatçıların en büyük ihraç pazarı Almanya’ya eylül ayında yapılan ihracat yüzde 14’lük artışla 137 milyon dolardan 157 milyon dolara çıktı. Zirvenin üçüncü basamağında 92,5 milyon dolarlık taleple İtalya yer aldı. Ege Bölgesi’nden 2 milyar 611 milyon dolar ihracat Ege Bölgesi 2026 yılı Eylül ayında 2 milyar 611 milyon dolar ihracat yaparken, 2025 yılı eylül ayındaki 2 milyar 322 milyon dolar ihracatını yüzde 12,4 artırma başarısı gösterdi. İzmir, 2025 yılı eylül ayında 1 milyar 114 milyon dolar olan ihracatını 2026 yılı eylül ayında 1 milyar 235 milyon dolara taşıdı. Denizli, 2026 yılı eylül ayında ihracatını yüzde 22’lik artışla 393 milyon dolardan 479 milyon dolara çıkardı. Denizli bu başarısıyla Manisa’yı geçerek Ege Bölgesi’nde ikinci basamağa yükseldi. Manisa’nın ihracatı 456 milyon dolardan 436 milyon dolara gerilerken, Muğla ihracatını 110 milyon dolardan 145 milyon dolara ilerletti. Balıkesir, 2025 yılı eylül ayında 60,4 milyon dolar olan ihracatını 2026 yılı eylül ayında yüzde 86’lık rekor artışla 119 milyon dolara taşıdı ve eylül ayında ihracat artış rekortmeni oldu. Eylül ayında Aydın karnesinde 86 milyon dolar ihracat geliri yazarken, Afyonkarahisar 40 milyon dolar, Uşak 36,7 milyon dolar ve Kütahya 33,5 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı. Öztürk: “Eylül performansı yılın son çeyreği için umut verdi” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, 2026 yılı eylül ayında hem Türkiye genelinde hem de Ege İhracatçı Birlikleri özelinde çift haneli ihracat artış rakamlarına ulaşmanın 2026 yılı son çeyreği için umutlarını artırdığını dile getirdi. Küresel rekabetin her geçen gün daha da çetin bir hal aldığı, jeopolitik risklerin arttığı, Türkiye’de enflasyonla döviz kuru arasındaki makasın her geçen gün açıldığı ortamda ihracatçıların ülkeye döviz kazandırma çabalarının sürdüğüne işaret eden Öztürk; “İhracatçımızın bu azmi takdir edilmeli, finansmana erişim kolaylaştırıldığı takdirde 2026 yılı sonunda 20 milyar dolar dövizi ülkemize kazandırabiliriz. TCMB’nın döviz dönüşüm uygulamasında ihracatçıları mağdur etmeyecek bir altyapı kurgulanmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NG Kütahya Seramik'e TECNAwards’ta Ödül Haber

NG Kütahya Seramik'e TECNAwards’ta Ödül

Şirketin ileri teknoloji yatırımlarına verdiği önemin uluslararası seramik sektörü tarafından takdir edildiğini ortaya koyan ödül, İtalyan teknoloji ekosistemiyle geliştirdiği güçlü iş birliğinin de bir göstergesi oldu. NG Kütahya Seramik, İtalya’da 21-25 Eylül’de Bolonya’da düzenlenen seramik sektörünün önemli uluslararası fuarlarından biri olan Cersaie 2026 ile eş zamanlı olarak İtalya'nın Rimini kentinde katıldığı TECNAwards 2026’dan prestijli bir ödülle döndü. Marka; Rimini Expo Centre'da 22–25 Eylül 2026'da düzenlenen ve seramik üretim teknolojileri, makineler, prosesler ve yüzey teknolojilerine odaklanan TECNA 2026 Fuarı kapsamında 23 Eylül 2026 tarihinde düzenlenen TECNAwards’ta ‘Italian Technology Ambassador’ (İtalyan Teknolojisi Elçisi) ödülüne layık görüldü. İtalyan teknoloji ekosistemiyle kurulan güçlü bağı ve sektördeki en iyi teknolojik yatırımları uluslararası ölçekte ödüllendiren TECNAwards 2026’ta alınan bu ödül, NG Kütahya Seramik’in ileri teknoloji yatırımlarına verdiği önemin uluslararası seramik sektörü tarafından takdir edildiğini ortaya koydu. Ödül, İtalyan teknoloji ekosistemiyle geliştirdiği güçlü iş birliğinin de bir göstergesi oldu. TECNAwards 2026’ta markaların 2024-2026 döneminde gerçekleştirdiği teknolojik yatırımlar değerlendirildi. Seramik sektörünün geleceğinin ele alındığı panele Erkan Güral da katıldı TECNAwards 2026’da seramik sektörünün geleceği ve küresel pazarlardaki dönüşümü Ceramic World Review’den Paola Giacomini moderatörlüğünde gerçekleştirilen yuvarlak masa oturumunda ele alındı. Sektörün global temsilcilerinin katıldığı oturuma oğlu Umut Güral ile katılan NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, oturumda Türk seramik sektörünün mevcut konumu ve küresel pazarlardaki gelişmeler ışığında markanın gelecek vizyonunu, yeni yatırımlarını, dijitalleşme ve sürdürülebilir üretim yaklaşımı üzerine değerlendirmelerini aktardı. NG Kütahya Seramik’in TECNAwards 2026’da aldığı ödül, markanın doğru teknolojiye ve sürekli inovasyona yaptığı yatırımların global seramik sektöründe karşılık bulduğunu ve İtalyan teknoloji üreticileriyle geliştirdiği güçlü Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.