Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İtalya

Kapsül Haber Ajansı - İtalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İtalya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Prima Pramac Yamaha MotoGP, 2026 Sezonu Projesini Siena’da Tanıttı Haber

Prima Pramac Yamaha MotoGP, 2026 Sezonu Projesini Siena’da Tanıttı

Prima Pramac Yamaha MotoGP takımı, 2026 MotoGP Dünya Şampiyonası sezonu için hazırladığı yeni projesini İtalya’nın Siena kentinde, tarihi şehir merkezinde düzenlenen özel bir lansmanla duyurdu. Tanıtım, Siena’nın simgelerinden Accademia Musicale Chigiana’da gerçekleştirilirken, organizasyon Piazza del Campo’ya yürüme mesafesinde gerçekleşti. 1923 yılında kurulan ve dünyanın en prestijli müzik kurumları arasında yer alan Accademia Musicale Chigiana, gelenek, mükemmeliyet ve yeniliği bir araya getiren yapısıyla lansmana güçlü bir anlam kattı. Bu özel mekân, takımın yeni sezona dair vizyonunu yansıtan sembolik bir arka plan sundu. Siena’nın Seçilmesi Tesadüf Değil Siena’nın tercih edilmesi, Pramac markasının köklerine yapılan bilinçli bir gönderme niteliği taşıyor. İnşaat ekipmanları alanında faaliyet gösteren Pramac, uzun vadeli vizyonu ve istikrarlı yatırımlarıyla yarış projesinin gelişiminde kilit rol oynuyor. 2026 yılı, takım açısından iki önemli dönüm noktasını barındırıyor: MotoGP Dünya Şampiyonası’nda 25. yıl, Pramac’ın 60. kuruluş yılı. Bu nedenle Siena, bu özel yıldönümlerini kutlamak için anlamlı bir sahne oldu. Yamaha ile Ortaklıkta İkinci Yıl Yamaha ile kurulan teknik iş birliğinin ilk yılı, uzun soluklu bir projenin temelini oluşturdu. Yamaha’nın ikinci fabrika takımı konumundaki Prima Pramac Yamaha MotoGP, 2026 sezonunda bu öğrenme sürecini daha ileriye taşımayı hedefliyor. Takımın ana hedefi net: Bu iddialı projeyi yeniden zirve mücadelesinin merkezine taşımak. Toprak Razgatlıoğlu MotoGP’de Sahne Alıyor 2026 sezonu, MotoGP tarihinde önemli bir ana sahne olacak. Üç kez Dünya Superbike Şampiyonu olan Toprak Razgatlıoğlu, MotoGP’ye adım atarak premier sınıfta yarışan ilk Türk pilot unvanını elde edecek. Agresif, sezgisel ve izleyenleri heyecanlandıran sürüş stiliyle tanınan Toprak’ın MotoGP’ye geçişi, sezonun en çok konuşulan başlıklarından biri olmaya aday. Toprak’ın yanında ise deneyimli Avustralyalı pilot Jack Miller yer alıyor. Miller, şampiyonaya dair tecrübesiyle hem motosiklet geliştirme sürecinde hem de yarış performansında takımın önemli dayanaklarından biri olacak. İstikrar ve Güçlü Yapı Korunuyor Takım yönetim kadrosu 2026 sezonunda da korunuyor. Uzun yıllardır birlikte çalışan yapı, uyumlu ve verimli organizasyon anlayışıyla yoluna devam ediyor. Takımın isim sponsoru Prima Assicurazioni, 2026 sezonunda da desteğini sürdürüyor. Bu ortaklık, Yamaha ile yürütülen uzun vadeli projenin istikrarını güçlendiren önemli unsurlar arasında yer alıyor. Yeni V4 Yamaha ve Büyük Beklentiler 2026 sezonu, Yamaha için de teknik anlamda yeni bir dönemi işaret ediyor. Takım, sezon boyunca YZR-M1 V4 motorlu yeni motosikletle yarışacak. Bu değişim, hem sürücüler hem de ekip için yeni bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Jack Miller’ın farklı motor konseptlerindeki deneyimi, geliştirme sürecinde kritik rol oynarken; Toprak Razgatlıoğlu için MotoGP, lastikler ve yarış dinamikleri tamamen yeni bir dünya olacak. Hedef: Sabır, Gelişim ve Zirve Prima Pramac Yamaha MotoGP, 2026 sezonuna sabır, gelişim ve uzun vadeli başarı anlayışıyla giriyor. Toprak Razgatlıoğlu’nun MotoGP’ye adaptasyonu, Jack Miller’ın istikrarı ve Yamaha’nın teknik dönüşümü, sezonun en dikkat çeken başlıkları arasında yer alacak. Takım, tüm bu unsurların birleşimiyle MotoGP’de yeniden ön sıralara dönmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY; öncü ekonomilerin politikalarını belirleyen unsurlardan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırma sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın rolü ile bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik varlık olarak sınıflandırdığı nadir toprak elementleri alanındaki hakimiyeti devam ediyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementlerini temsil eden 17 elementin 12'si için ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Listeye yeni elementler eklenmediği takdirde, Çin’in, bugün yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenleyici kontrol kapsamının daha da genişleyeceği, bu durumun, AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik cetveldeki 21, 39 ve 57-71 numarasına sahip eşsiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklerine sahip 17 elementten oluşuyor. Modern teknolojilerde yeni ve geniş bir kullanım alanına sahip olan nadir toprak elementleri fiziksel, manyetik ve kimyasal özellikleri sebebiyle günlük yaşamda önemli bir rol oynuyor. Burada özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini süresiz olarak koruyan mıknatısların rolü büyük öneme sahip ve küresel NTE talebinin 2023 yılı rakamlarına göre yüzde 45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefon, dizüstü bilgisayar, hibrit otomobil, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi pek çok yüksek teknoloji ürününün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemlerinde bu elementlerin yer aldığı biliniyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, gelişmiş elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, küresel ölçekte mıknatıs kullanım hacminin önümüzdeki 10 yılda %9 büyümesi öngörülüyor. Çin, küresel NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını kontrol ediyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) de %94 paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de dikkat çekiliyor. Çin’in, 2025’te yedi tip NTE için ihracat kontrolleri getirmesi ve yıl sonunda beş ek element için kontrolleri askıya almasının küresel tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı ifade ediliyor. Öte yandan tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 arttığı; bu artışın enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı görülüyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıslar ihracatı için en önemli destinasyonlardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olarak görülen bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Söz konusu lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sini elinde tutsa da Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alana yönelik yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olduklarından değil, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında bulunmamasından dolayı bu isimle anılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerinin, ortalama olarak dünyada gümüş, altın veya platinden daha bol bulunduğu ifade ediliyor. Kimyasal olarak birbirlerine çok benzemeleri, bu elementlerin çıkarım süreçlerini teknik ve ekonomik açıdan güçleştiriyor. NTE’lerin büyük ölçekli üretimi önemli miktarda su ve enerji kullanımını gerektirebiliyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ile uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal olarak bulunan radyoaktif elementlerin açığa çıkması gibi çevresel riskler de ortaya çıkabiliyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030’a kadar stratejik hammaddelerin %25’ini geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin devreye alınması 8–10 yıl, rafinerilerin kurulması ise 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedariğinde önemli bir avantaja sahip Merkezi Avrupa Bölgesi ülkeleri AB sanayisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedariğinde önemli bir avantaja sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Ülkemizde ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı açıklamalarına göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasında yer alan sahada 694 milyon ton rezerve sahip nadir toprak elementi (NTE) bulunuyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk "Bayan Obo" sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024'te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konusunda bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımların yapılması için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencı̇lı̇k Alanlarında İşbı̇rlı̇ğı̇ne İlı̇şkı̇n Mutabakat Zaptı" imzaladı. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve endüstriyel üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin ciddi büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların ajandalarındaki öncelikleri yeniden şekillendiriyor. Türkiye, hem Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, hem gelişen sanayi altyapısı hem de nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol üstlenebilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu nedenle nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleri ile yatırılacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde rol alan yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimizi tahmin ediyoruz. EY-Parthenon olarak, küresel ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörünün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya uçtan uca hizmet vermeye ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Harput Holding’e Anlamlı Ziyaret Haber

Harput Holding’e Anlamlı Ziyaret

Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu Down Basketbol Milli Takımı, İtalya’da yapılan SUDS Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda, sırasıyla Macaristan’ı 12-3, Amerika Birleşik Devletleri’ni 53-12 ve Finlandiya’yı 35-17 yenerek, finalde İtalya’nın rakibi oldu. Final maçını 48-8 kaybeden Down Basketbol Milli Takımı Avrupa ikinciliği kürsüsüne çıktı. 2026 yılında Macaristan’da düzenlenecek olan SUDS Dünya Basketbol Şampiyonasına katılacak olan Türkiye Down Basketbol Milli Takımı, 9-16 Kasım 2025 tarihleri arasında Bursa’da yaptığı kamp ile hazırlıklarını sürdürdü. Down Basketbol Milli Takımı, İzmir, Adana, Mersin, Ankara, Trabzon ve Osmaniye illerinden katılım sağlayan 12 Down Sendromlu sporcudan oluşuyor. Takımın antrenörleri ise Balıkesir’den Bülent Ercan, Ankara’dan Osman Yiğenoğlu, Hatay’dan Kamile Taş ve Bursa’dan Ufuk Bulut… Milliler, Bursa’daki kamp programı kapmasında; sponsorluklarını üstlenen Harput Holding’i de ziyaret etti ve hem Avrupa Şampiyonası’ndaki ikincilik gururunu paylaştı hem de Dünya Şampiyonası öncesi moral depoladı. Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu Asbaşkanı Ensar Kurt başkanlığındaki heyette antrenörler ve sporcular yer aldı. Harput Holding’i temsilen Marka ve Kurumsal İletişim Yöneticisi Gülhan Yiğitkurt ile Harput Tekstil-Kinteks Fabrika Müdürü Ahmet Vural millileri kabul edip sporculara hediyeler verdiler. Gülhan Yiğitkurt yaptığı açıklamada, “Özel sporcularımızın gösterdiği kararlılık ve uluslararası arenadaki güçlü performanslarını kutluyor; ülkemizi gururla temsil eden tüm sporcularımızın başarılarının devamını diliyoruz. Harput Holding olarak, Down Basketbol Milli Takımımıza destek olabildiğimiz için son derece mutluyuz” dedi. 1958 yılında Elazığ’da başlayan ticari faaliyetlerini 1980 yılından bu yana Bursa merkezli olarak sürdüren Harput Holding; tekstil başta olmak üzere, gıda, kimya, turizm ve inşaat sektörlerinde 3000’e yakın çalışanıyla faaliyet gösteriyor.

Kaşığın Hikayesi Zeytinli Lezzetlerle Anlatıldı Haber

Kaşığın Hikayesi Zeytinli Lezzetlerle Anlatıldı

Nilüfer Belediyesi’nin yemek, müzik ve kültürü harmanladığı söyleşi dizisi “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar”, ikinci buluşmasında da yoğun ilgi gördü. Pancar Deposu’nda gerçekleşen ve Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırlayıp sunduğu etkinliğin bu ayki başlığı “Zeytinden Kaşık Ben Sana Aşık” oldu. Gecenin konuğu ise yeme-içme kültürü üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Nur Başnur’du. Programda “Anadolu’da Kaşığın Arkeolojisi” başlıklı bir sunum gerçekleştiren Nur Başnur, kaşığın sadece bir mutfak gereci olmadığını, aynı zamanda derin bir kültürel birikimi temsil ettiğini vurguladı. Başnur, kaşığın Türk ve dünya tarihindeki kullanım alanlarını, gelişim sürecini, dini ve kültürel sembollerini katılımcılarla paylaştı. Kaşığın sofradaki yerinden halk kültüründeki yansımalarına kadar pek çok detay, izleyiciler tarafından ilgiyle dinlendi. Sohbetin müzikle renklendiği gecede, anlatılan hikayelere özel lezzetler eşlik etti. Katılımcılar; Gemlik, Tirilye, Manisa ve Artvin gibi Türkiye’nin önemli zeytin merkezlerinden gelen yerel lezzetlerin yanı sıra, Yunanistan zeytinlerini de tatma fırsatı buldu. Tadım menüsünde dünya mutfağından seçkiler de yer aldı. İtalya’nın meşhur ekmeği Focaccia ve Fransa mutfağının zeytin ezmeli lezzeti Tapenad, katılımcıların beğenisine sunuldu. Tüm bu lezzetler, Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın seçtiği ve hikayeyle bütünleşen şarkı eşleşmeleriyle servis edildi. Geleneksel Kaşık Helvası ikramıyla ağızların tatlandığı gecenin finali Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın geceye özel bestelediği “Zeytinden Kaşık Ben Sana Aşık” isimli şarkısı yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Giorgio Marrapodi’ye Yeditepe Üniversitesi’nden Fahri Doktora Haber

Giorgio Marrapodi’ye Yeditepe Üniversitesi’nden Fahri Doktora

Yeditepe Üniversitesi’nde düzenlenen törene Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Mütevelli Heyeti Başkanı Yusuf Akgün, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, rektör yardımcıları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. “Uzun Yıllara Dayanan Dostluğun ve Giderek Güçlenen İş Birliğinin Göstergesi” Törende konuşan Büyükelçi Giorgio Marrapodi, “Yükseköğretime, entelektüel mükemmeliyete, yeniliğe ve küresel etkileşime olan bağlılığı yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası alanda da takdir gören böylesine seçkin bir üniversiteyle anılmak benim için büyük bir onurdur” dedi. “Bu fahri unvan yalnızca kişisel bir takdir değil, aynı zamanda İtalya ile Türkiye arasında uzun yıllara dayanan dostluğun ve giderek güçlenen iş birliğinin bir göstergesidir” ifadelerini kullanan Marrapodi, “İki ülke; derin tarihsel bağlara, zengin kültürel etkileşime ve güçlü ekonomik ve bilimsel ortaklıklara sahiptir. Bugünkü bu onur, zorlu zamanlardan geçtiğimiz bu dönemde dahi, diplomasiye, karşılıklı anlayışa ve barış ile sürdürülebilir kalkınma için iş birliğine olan ortak inancımızı pekiştirmektedir” diye konuştu. Her iki ülkenin de coğrafi, siyasi ve kültürel konumları itibarıyla yapıcı bir etki yaratma potansiyeline sahip olduğuna işaret eden Marrapodi, sözlerini şöyle sürdürdü: “İtalya, insanları ayrıştıran değil bir araya getiren çözümleri savunmaktadır. Bizim inancımıza göre barış yalnızca çatışmanın yokluğu değil, adaletin, onurun ve fırsat eşitliğinin varlığıdır. Türkiye ise kıtaları ve kültürleri birbirine bağlayan eşsiz konumuyla ve Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözünde ifadesini bulan anlayışıyla aynı değerleri paylaşmaktadır. Türkiye’nin bugün de bu prensipleri sürdürdüğüne, arabuluculuk kapasitesiyle, diyaloğu kolaylaştırma gücüyle ve insani diplomasi alanındaki başarısıyla defalarca tanık olduk.” “Siz Bu Ailenin Bir Ferdisiniz” Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan da, Marrapodi’ye hitaben “Benim sevgili kardeşim, arkadaşım” diyerek üniversiteye başladıkları ilk günden itibaren çok yakın iki dost olduklarını ifade etti. Dalan, “Georgio bir devlet adamı olmanın ötesinde gerçekten iyi bir insan. Gerçekten iyi insan olmak büyükelçi olmaktan çok daha zordur” dedi. Marrapodi’nin Birleşmiş Milletlerde (BM) göre alacağını anımsatan Dalan, Marrapodi’ye yeni görevinde başarılar dileyerek “Türkiye’den ayrılırken zannetmeyin ki biz sizi unutacağız, ama siz de bizi unutmayacaksınız. Çünkü siz bu ailenin bir ferdisiniz” ifadelerini kullandı. Yeditepe Üniversitesi’nin İtalya üniversiteleriyle olan iş birliklerinin çok fazla olduğunu kaydeden Bedrettin Dalan, bu iş birliklerinin güçlenerek artacağı vurgusunu yaptı. “İki Ülke Arasındaki İlişkilerin Güçlendirilmesinde Örnek Bir Liderlik Sergiledi” Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman da, “Bugün burada yalnızca bir büyükelçiyi onurlandırmak için değil, aynı zamanda Türkiye–İtalya ilişkilerinin her boyutuna yeni bir bakış açısı, yeni bir enerji ve kalıcı bir derinlik kazandırmış seçkin bir ismi takdir etmek için bulunuyoruz” dedi. Marrapodi’nin göreve geldiği Ocak 2022’den bu yana iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinde örnek bir liderlik sergilediğini vurgulayan Prof. Dr. Durman, “Giorgio Marrapodi, Türkiye–İtalya ilişkilerinin son yıllardaki en etkin ve belirleyici diplomatlarından birdir. Görev süresinde iki ülke arasındaki ticaret hacmi 32 milyar USD’yi aşmış, savunma, havacılık ve uzay alanlarında stratejik anlaşmalar imzalanmış ve kültürel diplomasi alanında iki ülkenin görünürlüğünü güçlendiren birçok öncü proje hayata geçirilmiştir” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Mehmet Durman, “Diplomasiye, bilime, topluma ve uluslararası iş birliğine üstün hizmetleri nedeniyle ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin önerisi üzerine Yeditepe Üniversitesi Senatosu’nun oy birliğiyle aldığı kararla Sayın Giorgio Marrapodi’ye kurumumuzun en yüksek payesi olan ve üniversitemiz tarihinde çok az kişiye verilen Fahri Doktora unvanı tevcih edilmiştir” diye konuştu.

Tarım ve Gıda Fuarı Tuttofood 2026, 100 Binden Fazla Ziyaretçiyi Milano’da Ağırlayacak Haber

Tarım ve Gıda Fuarı Tuttofood 2026, 100 Binden Fazla Ziyaretçiyi Milano’da Ağırlayacak

Türkiye’den yoğun ilgi gören fuarda, SIMEXPO’nun da katılımını teyit etmesi bölgesel ticari potansiyelin giderek güçlendiğini ortaya koyuyor. Türk üreticilerin, distribütörlerin ve ihracatçıların Avrupa ve dünya pazarlarıyla buluşması açısından önemli bir fırsat sunan TUTTOFOOD, 2026’da toplam ziyaretçi ve katılımcı sayısını önceki yıllarda düzenlenen fuarlara kıyasla %15–20 oranında artırmayı hedefliyor. TUTTOFOOD’un 2025 yılında düzenlediği fuar, uluslararası ticaret ajansları ve profesyonel ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle Avrupa takvimindeki en önemli buluşmalardan biri haline gelmişti. İspanya, Polonya, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Çin, ABD, Kanada, Hollanda ve Güney Kore’nin de aralarında bulunduğu 100’den fazla ülkeden 95 bin profesyonel ziyaretçi ağırlanmış; yaklaşık 70 ülkeden 4.200 firma katılım göstermişti. Bu güçlü yapı, 3.000 uluslararası üst düzey alıcıyla önceki yıllarda düzenlenen fuarlara kıyasla neredeyse iki katına ulaşan bir ticari hacim yaratmıştı. Bu başar, tarım-gıda ekosistemi için düzenlenen en büyük B2B fuarlardan biri olan TUTTOFOOD’un üreticileri, dağıtım kanallarını ve küresel pazarları bir araya getiren stratejik bir ticaret platformu olarak konumunu daha da pekiştiriyor. Fuarın uluslararası etkisi, organizatör Fiere di Parma’nın Koelnmesse ile kurduğu küresel iş birliği sayesinde daha da güçleniyor. Anuga ile dönüşümlü ilerleyen bu yapı, TUTTOFOOD’un global ticaret ekosistemindeki rolünü genişletirken uluslararası pazarlarla kurulan köprüleri de sağlamlaştırıyor. 2026’daki güçlü büyüme beklentisi, katılımcıların yüzde 80’inin şimdiden yerini almış olmasından ve uluslararası katılımcı oranının yüzde 30’a ulaşmasından besleniyor. Bu tablo, TUTTOFOOD’u yalnızca Avrupa’nın değil, küresel gıda ticaretinin de en stratejik buluşma noktalarından biri haline getiriyor. Fiere di Parma CEO’su Antonio Cellie “TUTTOFOOD’un ikinci kez düzenlenecek yeni döneminde şimdiden ortaya çıkan güçlü sonuçlar, Milano’nun inovasyon ve bağlantı kültürünü yansıtan dinamizmini ve uluslararası çekim gücünü açıkça ortaya koyuyor. Bu başarı, aynı zamanda stratejik ve bütüncül iş birliklerinin fuarcılık dünyasında nasıl çarpan etkisi yarattığının da somut bir göstergesi. ITA – Italian Trade Agency ile yürüttüğümüz ve dünyanın önde gelen alıcılarını Milano’ya çeken iş birliğimiz, TUTTOFOOD’un en kritik yapı taşlarından birini oluşturuyor. Bununla birlikte, TUTTOFOOD ile dönüşümlü bir takvimde ilerleyen Köln’deki Anuga’nın organizatörü Koelnmesse ile kurduğumuz ortaklık da fuarın küresel niteliğini daha da güçlendiriyor. Bu dönüşümlü yapı, çok yakında küresel gıda sektörü liderleri için temel bir referans noktası haline gelerek uluslararası fuarcılığa benzersiz bir model kazandıracak. Milano ve Köln gibi güçlü fuar geleneğine sahip yenilikçi iki Avrupa şehrini birbirine bağlayan bu platform, sektörün geleceğini şekillendiren stratejik bir merkez niteliği taşıyor. Parma’da çift yıllarda düzenlenen ve Coğrafi İşaretli ürünlerin eşsiz değerini kutlayan Cibus’un da bu ekosisteme dahil olmasıyla birlikte, ortaya uluslararası gıda sektöründe adeta kapsamlı bir ‘küresel gıda galaksisi’ çıkıyor.” Türkiye’den Gelen Güçlü İlgi Fuarın açılmasına altı ay kala; Türkiye, İspanya, Polonya, Yunanistan ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu 34 ülkeden gelen erken katılım teyitleri, TUTTOFOOD 2026’nın sunduğu iş fırsatlarının büyüklüğünü şimdiden gözler önüne seriyor. Türkiye’den SIMEXPO’nun katılım kararı ise Türk gıda sektörünün uluslararası görünürlüğünü artırma yönündeki isteğini yansıtıyor. 3.000’in Üzerinde Üst Düzey Alıcı Milano’da Buluşacak ITA – Italian Trade Agency iş birliğiyle yürütülen Alım Heyeti Programı, 2026 fuarıyla bugüne kadarki en kapsamlı yapısına ulaşacak. Program kapsamında ulusal ve uluslararası pazarlardan 3.000’i aşkın üst düzey profesyonel özenle seçilerek bir araya getirilecek; yüksek nitelikli, odaklı ve verimli iş eşleşmeleri sağlanacak. Program, İtalya’nın önde gelen perakende zincirlerini, süpermarketleri, cash & carry işletmelerini, indirim pazarlarını, organize perakende gruplarını ve ticari yemek hizmeti sağlayıcılarını kapsarken; Avrupa, Orta Doğu, Kuzey ve Güney Amerika, ASEAN bölgesi, Çin, Japonya, Tayvan ve Güney Kore’den önemli alıcıların da katılması bekleniyor. Okyanusya, Güney Afrika ve Orta Asya’dan profesyonellerin de sürece dahil olmasıyla uluslararası çeşitlilik daha da genişleyecek. 2026’da özellikle foodservice profesyonelleri ile zincir restoran ve otel gruplarının karar vericilerinin daha güçlü bir şekilde temsil edilmesi öngörülüyor. On-board catering segmentinin geliştirilmesi ise sektörler arası yeni iş bağlantılarını tetikleyerek TUTTOFOOD’un küresel gıda endüstrisindeki konumunu pekiştirecek. Daha Erişilebilir ve Kullanıcı Dostu Fuar Yerleşimi TUTTOFOOD 2026, ziyaretçilerin fuar deneyimini kolaylaştırmak ve ürün keşfini daha akıcı hale getirmek amacıyla yenilenen, kompakt ve kullanıcı dostu bir yerleşim planı sunacak. 2025’e kıyasla yüzde 15 büyüyerek 90.000 m²’ye ulaşan net sergi alanı, 10 pavyona yayılacak. Türk ve uluslararası katılımcıların aynı alanlarda konumlandırılması, pazarlar arası etkileşimin daha güçlü bir şekilde ilerlemesini sağlayacak. Paketli gıda merkezi, iki çok katlı pavyonda süt ürünleri, şarküteri, dondurulmuş gıdalar, deniz ürünleri, protein kategorileri ve geniş market/kuru gıda hattının entegre bir akışla sergileneceği şekilde yapılandırılacak. Fuar aynı zamanda küresel tüketici trendlerini takip eden, çoğu henüz keşfedilmemiş tarım-gıda segmentlerine de alan açarak yenilikçi bir perspektif oluşturacak. Meyve ve sebze kategorisindeki küresel yenilikleri bir araya getiren Tutto Fruit & Veg alanı; dördüncü ve beşinci nesil ürünlerden egzotik çeşitlere, işlenmiş ürünlerden berrylere kadar geniş bir yelpazeyi kapsayacak şekilde yeniden tasarlandı. 2026’nın en önemli yeniliklerinden biri, hızla büyüyen organik pazarına ayrılan “TuttoBio by Natexpo” alanı olacak. Fiere di Parma ile Natexpo’nun organizatörü SPAS iş birliğiyle geliştirilen bu uluslararası organik pavilyon; Avrupa ve diğer bölgelerden sertifikalı üreticileri, yenilikçi girişimleri ve sektör profesyonellerini tek çatı altında buluşturacak. Unlu mamullerden atıştırmalıklara, şekerlemeden kahveye uzanan tematik bölümler ise küresel paketli gıda sektörünün çeşitliliğini ve dinamizmini güçlendiren alanlar olarak deneyimi tamamlayacak. Ziyaretçi yönlendirmesini kolaylaştıran yeni yerleşim planı, ürün keşfini daha verimli ve etkileşimli bir hale getirecek.

CCIIST, 140 Yıllık Köprü Rolüyle Türkiye–İtalya Lojistik İş Birliğini Güçlendiriyor Haber

CCIIST, 140 Yıllık Köprü Rolüyle Türkiye–İtalya Lojistik İş Birliğini Güçlendiriyor

CCIIST’nin yanı sıra, Cenova Ticaret Odası ve Promos Italia’nın koordinasyonunda çalışmalar kapsamında, Türkiye–İtalya tedarik zincirlerinin entegrasyonunda Cenova’nın stratejik rolü, üst düzey temsilcilerin katılımıyla İstanbul’da iş dünyasına tanıtıldı. İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği (CCIIST), Cenova Liman Otoritesi’nin 19–21 Kasım 2025 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşen Logitrans Fuarı’na 2/124 numaralı stant ile katıldığını duyurdu. Fuar katılımı, CCIIST’nin yanı sıra Cenova Ticaret Odası ve İtalyan Oda Sistemi’nin uluslararasılaşma ajansı Promos Italia iş birliğiyle organize edildi. Akdeniz’in Kuzey Kapısı: Cenova Limanları İtalya’ın Batı Ligurya Deniz Liman Sistemi Otoritesi tarafından yönetilen Cenova Limanları; Cenova, Prà, Savona ve Vado Ligure limanlarını kapsayarak, yük ve yolcu trafiği açısından İtalya’nın en büyük liman sistemini oluşturuyor. Akdeniz’in en kuzey noktalarından birinde konumlanan bu ağ, Milano’ya 150 km, İsviçre sınırına 200 km, Münih’e 620 km ve Stuttgart’a 700 km mesafede yer alıyor. 150’den fazla düzenli deniz hattı üzerinden dünya genelinde 450’nin üzerinde limana erişim sağlayan Cenova, Akdeniz limanları arasında en yüksek denizcilik bağlantı endekslerinden birine sahip. Rıhtımlarda PSA, APM Terminals, MSC ve Hapag-Lloyd gibi küresel oyuncuların işlettiği 35 özel terminal her tür yükü kabul edebiliyor; müşteriye özel, güvenilir ve uzmanlaşmış hizmetler sunarak operasyonel verimlilik ve kesintisizliği garanti ediyor. Türkiye–İtalya Arası Lojistik Köprüsü Cenova Limanları, Kuzey İtalya’daki üretici firmaların referans denizcilik merkezi olmasının yanı sıra İsviçre ve Güney Almanya pazarlarına hızlı intermodal bağlantılar sunuyor. Türkiye–İtalya konteyner hattında ise Cenova, temel bir lojistik kanal konumunda; 2024 yılında iki yönlü hacim 100.000 TEU’ya ulaştı. Logitrans’ta Üst Düzey Temaslar Cenova Liman Otoritesi fuarda, Pazarlama Müdürü Alberto Pozzobon ile Pazarlama ve İletişim biriminden Leonardo Picozzi ile Logitrans boyunca Türk lojistik topluluğuyla birebir temaslarda bulundu. Fuarda ayrıca Cenova ve Savona lojistik kümelenmesinin temsilcileri, Türkiye’deki sektör paydaşlarıyla tedarik zincirlerinin dayanıklılığı, intermodal çözümler, dijitalleşme ve yeşil lojistik gibi başlıklarda iş birliği fırsatlarını ele aldı. Fuarda, İtalya’nın en büyük konteyner terminali konumundaki PSA Italy, Cenova–Türkiye arasında düzenli seferler sunan konteyner taşımacılığı ve intermodal hizmet sağlayıcısı Tarros, entegre liman hizmetleri, terminal işletmeciliği, deniz acenteliği ve lojistik çözümleri sunan Campostano Group, modern altyapısıyla çok amaçlı terminal hizmetleri sunan liman işletmecisi Terminal San Giorgio, düzenli hat işletmeciliği sunan deniz taşımacılığı şirketi Messina Line, taşımacılık ekosistemi için dijitalleşme, süreç optimizasyonu ve yenilikçi yazılım çözümleri geliştiren teknoloji grubu Circle Group, denizcilik acentesi ve forwarding şirketi Finsea ile İtalyan Nakliyeciler Derneği Spediporto’nun temsilcileri de katılımcı olarak yer aldı. Cenova Liman Otoritesi, Logitrans İstanbul 2025 kapsamında 19–21 Kasım tarihleri arasında 2/124 numaralı stantta ziyaretçilerini ağırladı. Sektör paydaşları, Cenova Limanları’nın hizmet yelpazesi, terminal altyapısı ve Türkiye–İtalya hattındaki yeni fırsatlar hakkında detaylı bilgi almak üzere fuar boyunca Cenova ekibi ve CCIIST temsilcileriyle bir araya geldi.

Latin Amerika Açılımında Yeni Adım: Türk Firmaları Meksika Yolunda Haber

Latin Amerika Açılımında Yeni Adım: Türk Firmaları Meksika Yolunda

Heyet programında B2B görüşmeler ve potansiyel iş ortaklıklarına yönelik firma ziyaretleri olacak. Türk firmaları; doğal taş sektöründe faaliyet gösteren Meksikalı firmalarla bir araya gelerek pazarın güncel ihtiyaçlarını yakından inceleme fırsatı elde edecek. Latin Amerika’nın en büyük ikinci ekonomisi Meksika’nın Latin Amerika’nın en büyük ikinci ekonomisi ve ABD pazarına yakınlığıyla stratejik bir konuma sahip olduğu söyleyen Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, “2025 yılında Türkiye geneli Ocak-Ekim döneminde 5 milyar dolarlık maden ihracatı gerçekleştirdik. Bu ihracatın yüzde 33’ünü 1,7 milyar dolarlık kısmını doğaltaş oluşturuyor. Meksika’ya ise 10 aylık dönemde 4 milyon dolarlık doğaltaş ihracatı yaptık. Hedefimiz ihracatımızı 50 milyon dolara çıkarmak. Meksika pazarı bizim için artık yalnızca uzak bir coğrafya değil; stratejik olarak konumlanmamız gereken, ciddi potansiyel barındıran bir hedef pazar haline geldi. Coğrafi yapısı gereği Meksika, hem Kuzey hem Güney Amerika’ya açılan bir ticaret kapısı niteliğinde.” diye konuştu. Küresel doğaltaş pazarının 2032 yılına kadar 80 milyar doları aşacağı öngörülüyor Başkan Alimoğlu, “Özellikle ABD ile sahip olduğu Serbest Ticaret Anlaşması, Türk ihracatçıları için bölgeye daha hızlı ve rekabetçi koşullarda giriş yapma imkânı sağlıyor. Ülkede son yıllarda artan yatırım hamleleri, modernleşen üretim tesisleri ve hızlı şehirleşme trendi, Meksika’yı ithalata açık, talep oluşturan bir pazar konumuna taşıyor. Doğal taş ve mermer tarafında da tablo oldukça pozitif. Küresel doğaltaş pazarının 2032 yılına kadar 80 milyar doları aşacağı öngörülüyor. Meksika’da özellikle lüks konut projeleri, oteller ve ticari yapılarla yükselen inşaat sektörü doğal taş kullanımını ciddi biçimde artırıyor. İşlenmiş ürünlere, özellikle de slab yani plaka formatına olan ilgi dikkat çekici şekilde artıyor.” dedi. Meksika pazarında daha güçlü bir pay alabilecek kapasiteye sahibiz Meksika’nın doğaltaş ithalatında Hindistan’ın başta geldiğini anlatan Alimoğlu, “Granit ve traverten gibi ürünlerde hacimli bir tedarikçi konumundalar. İspanya lüks segmentte güçlü. Çin ise yüksek hacimli, düşük maliyetli slab ve blok ürünlerde öne çıkıyor. Bu tablo içerisinde Türkiye çeşitliliği, teknik kalitesi ve rekabetçi fiyat yapısıyla dördüncü sırada yer alıyor. Ancak mevcut potansiyel dikkate alındığında Türkiye’nin çok daha üst sıralara çıkacağına inanıyoruz. Brezilya ve İtalya egzotik ve kuvarsit ürünlerle dikkat çekse de hacim açısından sınırlı ilerliyor. Biz ise hem ürün çeşitliliğimiz hem de işleme kabiliyetimizle Meksika pazarında daha güçlü bir pay alabilecek kapasiteye sahibiz.” diye konuştu.

Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatının Yüzde 47’si Ege Bölgesi’nden Haber

Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatının Yüzde 47’si Ege Bölgesi’nden

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 2024 yılı ekim ayında 156 milyon dolar olan ihracatını 2025 yılı ekim ayında yüzde 15 geliştirme başarısı gösterdi. Ekim ayında, su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün Türkiye genelinde ihracatı yüzde 4’lük artışla 366 milyon dolardan 382 milyon dolara ilerledi. 2024 yılı ekim ayında Türkiye’nin su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatından yüzde 42 pay alan Egeli ihracatçılar, bu oranı 2025 yılı ekim ayında yüzde 47’ye yükselttiler. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, 2025 yılı ekim ayında ve ocak – ekim döneminde Türkiye ortalamasının üzerinde ihracat artışına imza attıklarını vurguladı. Ege Bölgesi’nin ihracatından su ürünleri sektörü yüzde 80 pay aldı Ekim ayında yaptıkları ihracatın alt sektörler bazında kırılımı hakkında da bilgi veren Girit, “Su ürünleri sektörümüz 143 milyon dolarlık ihracatla gururumuz olmayı sürdürdü. Birliğimizin toplam ihracatının yüzde 80’ini tek başına su ürünleri sektörü yaptı. Kanatlı sektörümüz 14,5 milyon doları yumurta, 13,2 milyon doları kanatlı eti olmak üzere 27,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Süt ve süt ürünleri sektörümüz 4 milyon dolarlık ihracat yaparken, bal ihracatımız 1,4 milyon dolar oldu. Kırmızı et, sakatatlar ve canlı hayvan ihracatımızdan 3 milyon dolar döviz geliri elde ettik” şeklinde konuştu. 2026 yılında yasaklar olmazsa aylık bazda 200 milyon dolar ihracata ulaşabiliriz 2026 yılında Türkiye’de dezenflasyon politikalarının sonuç vermesini ve enflasyon rakamlarıyla döviz kurları arasındaki makasın kapanmasını beklediklerini paylaşan Girit şöyle devam etti: “Türkiye dünya genelinde pahalı ülke imajını kırabilirsek, iştigal sahamızdaki ürünlerde fon ve ihracat yasakları gelmezse 2026 yılında aylık 200 milyon dolar ihracat performansına ulaşabiliriz.” İhracat yapılan ülke sayısı 90 oldu Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, ekim ayında 90 ülkeye su ürünleri ve hayvansal mamuller ihraç ederken ilk sırada 30 milyon dolarla Rusya yer aldı. 2024 yılı ekim ayında Rusya’ya 23,6 milyon dolar olan ihracatımız yüzde 27 artış gösterdi. İtalya’ya su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımız yüzde 44’lük artışla 16 milyon dolardan 23 milyon dolara ilerledi ve İtalya zirve ortağı oldu. Zirvenin üçüncü basamağında 21,8 milyon dolarlık ihracatla Yunanistan yer aldı. Bu ülkeleri 18,4 milyon dolarla İngiltere ve 18,2 milyon dolarla Hollanda izledi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.