Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İtü

Kapsül Haber Ajansı - İtü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İtü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SOCAR Türkiye ve İTÜ’den “Sürdürülebilirlik Sertifika Programı” İş Birliği Haber

SOCAR Türkiye ve İTÜ’den “Sürdürülebilirlik Sertifika Programı” İş Birliği

Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısı ve entegre endüstri grubu SOCAR Türkiye, enerji sektöründe hız kazanan dönüşüm sürecinin gerektirdiği yeni yetkinliklerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile önemli bir iş birliği gerçekleştirdi. İTÜ Sürekli Eğitim Merkezi koordinasyonuyla düzenlenen programı başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikaları, SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal tarafından takdim edildi. Sürdürülebilirlik Sertifika Programı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, SOCAR Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolünü vurgulayarak şunları söyledi: “Enerji sektörü, sürdürülebilirlik hedefleri, teknolojik gelişmeler ve değişen küresel ihtiyaçlar doğrultusunda çok boyutlu bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümün başarıya ulaşmasında en önemli unsurlardan birinin, değişimi anlayan ve yönetebilen nitelikli insan kaynağı olduğuna inanıyoruz. İTÜ ile hayata geçirdiğimiz Sürdürülebilirlik Sertifika Programı ile akademinin bilgi birikimini sektörün deneyimiyle bir araya getirerek, profesyonellerin geleceğin ihtiyaçlarına yönelik yetkinliklerini geliştirmeyi hedefledik. Programı başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazanan tüm katılımcılarımızı tebrik ediyor, edindikleri bilgi ve deneyimlerle sürdürülebilirlik dönüşümüne değerli katkılar sunacaklarına inanıyoruz” dedi. Enerji sektörü ve akademi aynı platformda Program kapsamında İTÜ öğretim üyeleri tarafından yürütülen akademik oturumların yanı sıra SOCAR Türkiye yöneticileri ve sektör profesyonellerinin katkı sunduğu endüstri oturumları da yer aldı. Böylece katılımcılar, güncel akademik yaklaşımları sektör uygulamalarıyla birlikte değerlendirme fırsatı buldu. Çevrimiçi formatta yürütülen programın açılış ve kapanış panelleri ise yüz yüze gerçekleştirildi. Sürdürülebilirlik alanında uzmanlaşmaya katkı 4-10 yıl arası deneyime sahip, orta ve üst düzey profesyonellere yönelik tasarlanan program; enerji dönüşümü, karbon yönetimi, yeşil finans, raporlama standartları, sürdürülebilirlik yönetişimi gibi alanları içeren 9 modülden oluştu. Eğitim ve değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan katılımcılar, SOCAR Türkiye ve İstanbul Teknik Üniversitesi imzalı başarı sertifikası almaya hak kazandı. Sertifika töreninin ardından “Liman Gelir Hesapları” kitabı tanıtıldı Sertifika töreninin devamında, SOCAR Terminal CFO’su Kutlu Vardar ve SOCAR Terminal Ticari Alacaklar Müdürü Mehmet Dağduran tarafından kaleme alınan “Liman Gelir Hesapları” kitabının lansmanı da gerçekleştirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi öğretim üyelerinin katkılarıyla hazırlanan eser, liman süreçlerinde rol alan tüm paydaşlar için rehber niteliğinde bir başvuru kaynağı olmayı hedefliyor. Teorik bilgilerin yanı sıra sahada karşılaşılan gerçek uygulamalara, sık yapılan hatalara ve yönetilmesi gereken risklere de yer veren kitap hem akademik hem de uygulamaya dönük yaklaşımıyla liman ve denizcilik sektörüne farklı bir perspektif sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik’ten Stratejik Teknoloji Hamlesi Haber

Arçelik’ten Stratejik Teknoloji Hamlesi

Arçelik ile Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü arasındaki iş birliğinin imza töreni Çin’in Şanghay kentinde gerçekleştirildi. Törene Arçelik CEO’su Can Dinçer, Üretim ve Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nihat Bayız, Satın Alma, Tedarik Zinciri ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alp Karahasanoğlu ile Shanghai Jiao Tong Üniversitesi’nin üst düzey akademik temsilcileri katıldı. Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile başlatılacak iş birliği kapsamında Arçelik, Çin’deki Wuxi Ar-Ge Merkezi’nin elektronik, gömülü yazılım ve dijital teknolojiler alanındaki yetkinliklerini daha ileri düzeye çıkaracak. İki kurum; akıllı ev teknolojileri, veri bilimi ve robotik başta olmak üzere birçok alanda ortak çalışmalar yürütecek. İş birliği ayrıca nesnelerin interneti (IoT), bağlantılı cihazlar, insan-makine etkileşimi (HMI), enerji verimliliği, sürdürülebilir teknolojiler, ileri malzemeler, sensörler ve dijital mühendislik alanlarını da kapsayacak. Global teknoloji ekosistemindeki varlığımızı stratejik iş birlikleriyle güçlendiriyoruz Arçelik CEO’su Can Dinçer, iş birliğinin şirketin global teknoloji ve inovasyon vizyonundaki önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Arçelik bugün yalnızca beyaz eşya ve tüketici elektroniği üreten bir şirket değil. 28 ar-ge ve tasarım ofisi, 2.000’den fazla araştırmacı, güçlü mühendislik yetkinliği ve 3.000’i aşan küresel patent portföyüyle dünyanın farklı coğrafyalarında teknoloji geliştiren global bir teknoloji şirketi. İTÜ ve ODTÜ başta olmak üzere Türkiye’de ve dünyada köklü üniversitelerle yürüttüğümüz işbirlikleri kapsamında, Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile imzaladığımız bu protokol de global ar-ge ve inovasyon yaklaşımımızın önemli bir adımı. Bu iş birliğiyle ile Wuxi Ar-Ge Merkezimizin yetkinliklerini üniversitenin güçlü akademik birikimiyle buluşturacağız. Aynı zamanda bu iş birliği, üniversitedeki araştırmacıların akademik çalışmalarını gerçek endüstriyel ihtiyaçlarla buluşturmasına ve geliştirilen teknolojilerin uygulama potansiyelinin birlikte değerlendirilmesine de imkân sağlayacak. Teknolojide öncü olmanın, dünyanın farklı bölgelerindeki bilgi ve yetenekle buluşmaktan ve güçlü araştırma kurumlarıyla birlikte çalışmaktan geçtiğine inanıyoruz. Çin, sahip olduğu güçlü teknoloji, mühendislik ve insan kaynağı ekosistemiyle global stratejimizde önemli bir yere sahip. Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğini de Asya-Pasifik bölgesindeki inovasyon ağımızı güçlendiren ve Çin’in teknoloji ekosistemiyle bağlarımızı derinleştiren stratejik bir adım olarak görüyoruz. Türkiye’den Çin’e, Avrupa’dan dünyanın farklı coğrafyalarına uzanan Ar-Ge ağımız ve güçlü akademik iş birliklerimizle geleceğin teknolojilerinin geliştirilmesinde söz sahibi olmaya devam edeceğiz.” Arçelik Wuxi Ar-Ge Merkezi Çin’in Teknoloji Ekosistemiyle Bağları Güçlendirecek Arçelik, Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile hayata geçirdiği iş birliğiyle Wuxi Ar-Ge Merkezi’ni Çin’in güçlü akademik ve teknoloji ekosistemiyle daha yakın çalışacak stratejik bir merkez olarak konumlandırmayı hedefliyor. İş birliği kapsamında ortak ar-ge projeleri ve lisansüstü çalışmalar ile araştırmacı ve öğrenci etkileşimini kapsayan farklı çalışma modelleri hayata geçirilecek. Böylece akademik bilgi ve araştırmaların teknoloji ve ürün geliştirme süreçlerine daha hızlı aktarılması amaçlanıyor. Ortak çalışmaların ilerleyen dönemde yeni teknolojilere, prototiplere ve ortak patent çalışmalarına uzanan somut çıktılara dönüşmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akıllı Yol Güvenliği İçin Final Heyecanı Başladı Haber

Akıllı Yol Güvenliği İçin Final Heyecanı Başladı

TURKCELL yürütücülüğünde düzenlenen yarışmada takımlar, 5G şebekesinin sunduğu programlanabilir ağ yeteneklerini yapay zekâ teknolojileriyle bir araya getirerek yol güvenliğine yönelik yenilikçi mobil uygulamalar geliştirecek. 5G ve yapay zekâ yol güvenliği için birleşiyor TEKNOFEST 2026 kapsamında TURKCELL yürütücülüğünde düzenlenen 5G & Yapay Zekâ ile Akıllı Yol Güvenliği Yarışması, yeni nesil iletişim teknolojileri ile yapay zekânın yol güvenliği alanındaki potansiyelini ortaya koymayı hedefliyor. Bu yıl ilk kez bu isimle düzenlenen yarışma, 202 farklı üniversiteden 1.240 takımın başvurusuyla yoğun ilgi gördü. Toplam 2.973 öğrencinin başvurduğu yarışmada değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan 20 takım, finalde yarışmaya hak kazandı. Yarışma kapsamında öğrenciler, canlı video akışlarını yapay zekâ algoritmalarıyla analiz ederek yol güvenliğini etkileyebilecek unsurları tespit eden mobil uygulamalar geliştirecek. Araç, plaka, araç içerisindeki nesneler ve sürücü davranışları gibi unsurların analiz edilmesine yönelik çözümler geliştirecek takımlar, aynı zamanda 5G teknolojisinin sunduğu yüksek hız ve programlanabilir ağ yeteneklerinden etkin şekilde yararlanacak. En doğru ve hızlı çözüm için yarışacaklar Yarışmada takımlardan yalnızca yapay zekâ tabanlı analizler geliştirmeleri değil, aynı zamanda TURKCELL tarafından sağlanan Number Verification ve Quality on Demand (QoD) API’lerini etkin biçimde kullanmaları bekleniyor. Takımlar, geliştirdikleri uygulamalarla 5G şebekesi üzerinden iletilen canlı kamera görüntülerini analiz ederek yol güvenliğini tehdit eden unsurları gerçek zamanlı olarak tespit etmeye çalışacak. Yarışmacıların geliştirdiği çözümler; yapay zekâ analizlerinin doğruluğu ve hassasiyeti, 5G ağ yeteneklerinin ve ilgili API’lerin etkin kullanımı, çözümün hızı ve ölçeklenebilirliği ile sözlü sunum performansı gibi kriterler üzerinden değerlendirilecek. Böylece yarışmanın sonunda 5G teknolojisini ve yapay zekâyı yol güvenliği için en verimli şekilde bir araya getiren çözümler dereceye girmeye hak kazanacak. Yarışmanın final etabı, 7-9 Ağustos 2026 tarihleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Yerleşkesinde gerçekleştirilecek. Final sürecinde takımlar, geliştirdikleri mobil uygulamaları kullanarak belirlenen güzergâhta gerçekleştirilecek canlı görüntü analizleri üzerinden çözümlerini test edecek. Yarışmacılar ayrıca Turgut Özal Kongre Merkezi’nde TURKCELL teknik ekibine geliştirdikleri projeleri 10 dakikalık sözlü sunumlarla aktaracak. Üç gün sürecek final programının ilk gününde takımlar Turkcell Tepebaşı Plaza Genel Müdürlük ofisinde bir araya gelerek yarışma öncesi hazırlık ve teknik test süreçlerini tamamlayacak. İkinci gün İTÜ Ayazağa Yerleşkesinde final yarışması başlayacak ve takımlar gün boyunca sunumlarını gerçekleştirerek geliştirdikleri uygulamalarla yarışacak. Final programının son gününde ise takımlar protokol buluşmasında bir araya gelecek; yarışmanın kapanış programında prestij ödülleri takdim edilecek ve dereceye giren takımların belirlenmesine yönelik süreç tamamlanacak. 5G & Yapay Zekâ ile Akıllı Yol Güvenliği Yarışması’nda dereceye giren takımlar toplamda önemli ödüllerin sahibi olacak. Yarışmanın birincisi 175 bin TL, ikincisi 150 bin TL, üçüncüsü ise 125 bin TL ödül kazanacak. Maddi ödüllerin yanı sıra yarışmada En İyi Uygulama Mimarisi Ödülü, En İyi Sunum Ödülü ve TURKCELL Özel Ödülü olmak üzere üç farklı prestij ödülü de takımlara takdim edilecek. TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen yarışma, öğrencilerin yalnızca yeni nesil teknolojiler geliştirmelerine değil, bu teknolojileri günlük yaşamın önemli sorunlarına yönelik somut çözümlere dönüştürmelerine de fırsat sunuyor. 5G altyapısının yüksek hız ve düşük gecikme potansiyelini yapay zekânın analiz gücüyle buluşturan yarışma, geleceğin akıllı ulaşım ve yol güvenliği uygulamalarına yönelik yenilikçi fikirlerin ortaya çıkmasına katkı sağlamayı hedefliyor. 7-9 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek final etabında 20 finalist takım, daha güvenli yolların geleceğini teknolojiyle şekillendirmek için mücadele edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ahmet Çalık Vakfı ve İTÜ Gençleri Veri Odaklı Geleceğe Hazırlıyor Haber

Ahmet Çalık Vakfı ve İTÜ Gençleri Veri Odaklı Geleceğe Hazırlıyor

Ahmet Çalık Vakfı'nın İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) iş birliğiyle hayata geçirdiği İleri Veri Analitiği Eğitim Programı, bugüne kadar 110 genci veri odaklı geleceğe hazırladı. Mühendislik fakültelerinin son sınıf öğrencileri ile yeni mezunlara yönelik ücretsiz ve çevrimiçi olarak İTÜ Sürekli Eğitim Merkezi (İTÜSEM) koordinasyonunda gerçekleştirilen program, katılımcılara gerçek veri setleri üzerinde uygulamalı deneyim kazandırarak, veriyi stratejik bilgiye dönüştürme yetkinliği kazandırıyor. Ahmet Çalık Vakfı ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) iş birliğinde, İTÜ Sürekli Eğitim Merkezi (İTÜSEM) koordinasyonunda gerçekleştirilen İleri Veri Analitiği Eğitim Programı, bugüne kadar dört eğitim grubuyla büyümesini sürdürdü. Geçtiğimiz yıl ilk iki grupta 80 gence eğitim verilen program, bu yıl gerçekleştirilen üçüncü ve dördüncü gruplarla birlikte toplam 140 katılımcıya ulaştı. Mühendislik fakültelerinin son sınıf öğrencileri ile yeni mezunlara yönelik tasarlanan program, katılımcılara veri analitiği alanında uygulamaya dönük yetkinlikler kazandırmayı amaçlıyor. Toplam 60 saatten oluşan eğitim kapsamında İTÜSEM akademisyenleri tarafından Veri Analizine Giriş, Gelişmiş Excel ve SQL, Veri Görselleştirme Teknikleri, Temel İstatistik ve Veri Keşfi ve İş Zekâsına (BI) Giriş başlıklarında teorik ve uygulamalı dersler veriliyor. Program sayesinde katılımcılar, gerçek veri setleri üzerinde çalışarak veri analizi, veri görselleştirme ve veri odaklı karar alma süreçlerinde uygulamalı deneyim kazanıyor. “Gençlerin dijital dönüşümün aktif bir parçası olmasını önemsiyoruz” Programın ulaştığı noktayı değerlendiren Ahmet Çalık Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Can Çalık, ‘’Bugün gençlerimize kazandırdığımız her yetkinlik, aslında ülkemizin geleceğine yaptığımız bir yatırımdır. Dijital dönüşümün hız kazandığı bir dönemde, veriyi anlayan, analiz eden ve doğru yorumlayan gençlerin yetişmesini çok önemsiyoruz. İstanbul Teknik Üniversitesi iş birliğiyle yürüttüğümüz İleri Veri Analitiği Eğitim Programı da bu anlayışın bir sonucu. Gençlerimizin teorik bilgilerini uygulamayla buluşturarak onları geleceğin iş dünyasına daha güçlü hazırlamayı hedefliyoruz. Programımıza gösterilen ilgi ve bugüne kadar ulaştığımız 140 genç, doğru bir ihtiyaca dokunduğumuzu gösteriyor" dedi. Uygulamalı eğitim kariyer yolculuğunu destekliyor Program kapsamında katılımcılar, Çalık Grubu şirketlerinin sağladığı gerçek veri setleri üzerinde çalışarak teorik bilgilerini uygulamayla pekiştiriyor. Gerçek iş senaryoları üzerinden yürütülen uygulamalar sayesinde veri analitiği süreçlerine ilişkin uygulamalı deneyim kazanıyor, profesyonel hayatta ihtiyaç duyacakları teknik ve analitik yetkinliklerini geliştiriyor. Programın oluşturduğu sektör iş birlikleri de katılımcıların kariyer yolculuklarını destekliyor. Bu kapsamda, Çalık Enerji Yapay Zekâ ve Veri Mühendisliği Departmanı tarafından değerlendirilen adaylar arasından uygun bulunan katılımcılar staj imkânı elde etti. Ahmet Çalık Vakfı Hakkında: Ahmet Çalık Vakfı, müreffeh bir Türkiye için en temel gereksinimler arasında yer alan eğitim, bilim, teknoloji, sosyal ve sağlık alanlarında değer üretmek amacıyla 2021 yılında kurulmuştur. Vakıf, bu alanlarda yenilikçi ve stratejik araştırma-geliştirme projelerini desteklemeyi, kongre ve konferanslar düzenlemeyi, bilim insanlarına, girişimcilere ve öğrencilere katkı sağlamayı hedeflemektedir. Her yaş grubundan bireyin eğitim, sağlık ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına destek olmak; Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasını korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak Vakfın öncelikli çalışma alanları arasındadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şenpiliç'ten İTÜ'ye Yeni Kız Öğrenci Yurdu Desteği Haber

Şenpiliç'ten İTÜ'ye Yeni Kız Öğrenci Yurdu Desteği

Türkiye'nin önde gelen piliç eti üreticilerinden Şenpiliç'in Kurucusu ve Onursal Başkanı, aynı zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 1958 yılı İnşaat Fakültesi mezunu Haşim Gürdamar'ın katkılarıyla, Ayazağa Yerleşkesi'nde inşa edilecek yeni kız öğrenci yurdu için protokol imzalandı. Daha önce üniversiteye kazandırdığı Haşim Gürdamar Kız Öğrenci Yurdu ile öğrencilerin barınma ihtiyaçlarına destek olan Gürdamar, bu kez eşi Esen Gürdamar adına hayata geçirilecek yeni yurt projesiyle İTÜ'ye katkılarını sürdürüyor. 260 öğrenciye güvenli ve konforlu barınma imkânı sunacak Ayazağa Yerleşkesi’nde yapılacak yeni kız öğrenci yurdu, 260 öğrenciye konaklama imkânı sağlayacak. Öğrencilerin barınma ihtiyaçlarını desteklemenin yanı sıra kampüs yaşamlarına ve eğitim süreçlerine de katkı sunacak olan yurt, İTÜ’nün güçlü eğitim ekosistemine önemli bir değer katacak. Kurulduğu günden bu yana üretim gücü, istihdamı ve sosyal sorumluluk çalışmalarıyla Türkiye ekonomisine katkı sunan Şenpiliç, eğitim alanındaki destekleriyle de gençlerin gelişimine yönelik projelere önem veriyor. Haşim Gürdamar’ın İTÜ’ye kazandırdığı yeni kız öğrenci yurdu projesi, mezunların üniversiteleriyle kurduğu güçlü bağın ve eğitime verilen değerin önemli bir örneğini oluşturuyor. Haşim Gürdamar'ın öncülüğünde hayata geçirilen projenin Şenpiliç açısından taşıdığı öneme değinen Şenpiliç Genel Müdürü Aydın Başyurt, İTÜ yeni kız öğrenci yurdu projesiyle ilgili şunları söyledi: “Öncelikle Şenpiliç ailesine, bu projede emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza, iş ortaklarımıza ve katkı sunan herkese en içten teşekkürlerimi iletiyorum. Hep birlikte geleceğe değer katacak böylesine anlamlı bir projeye katkı sağlamanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Eğitimin, gençlerimizin geleceği için en kıymetli yatırım olduğuna inanıyoruz. Öğrencilerimizin güvenli, konforlu ve çağdaş bir yaşam alanına kavuşmasının hem akademik hem de sosyal gelişimlerine önemli katkı sağlayacağına inanıyorum. Öğrencilerimize en iyi yaşam alanını sunabilmek için projenin her aşamasında uzun vadeli fayda sağlayacak çözümleri ön planda tuttuk. Bu doğrultuda, öğrencilerimizin yeni yurtlarına daha kısa sürede kavuşmalarını sağlamak amacıyla modüler çelik yapı sistemini tercih ettik. Fabrika ortamında kalite kontrollü olarak üretilen yapı modülleri sayesinde kalite standardı korunurken, planlama, tasarım, üretim ve saha hazırlık süreçlerinin eş zamanlı ilerlemesiyle proje süreleri geleneksel inşaat yöntemlerine kıyasla yüzde 40'a varan oranlarda kısalabiliyor. Hava koşullarından kaynaklanan gecikmeleri ve sahadaki iş gücü ihtiyacını azaltan bu yöntem; daha sürdürülebilir üretim süreçleri, daha az atık oluşumu, daha düşük çevresel etki ve daha güvenli şantiye koşulları sunuyor. Böylece hem kampüs yaşamı üzerindeki etkiler en aza indiriliyor hem de öğrencilerimizin uzun süre devam eden bir şantiye ortamından olumsuz etkilenmesinin önüne geçiliyor. Aynı zamanda bu sistem, dayanıklılığı ve deprem güvenliğiyle öğrencilerimize uzun yıllar güvenle kullanabilecekleri modern bir yaşam alanı sunuyor. İstanbul Teknik Üniversitesi gibi köklü ve ülkemiz için büyük değer taşıyan bir eğitim kurumuna böyle kalıcı bir eser kazandırılmasına destek vermekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu projenin, dayanışmanın ve ortak sorumluluk bilincinin güzel bir örneği olduğuna inanıyorum. Yeni kız öğrenci yurdunun başta öğrencilerimiz olmak üzere tüm İTÜ ailesine hayırlı olmasını diliyor; burada kalacak gençlerimizin başarılı, mutlu ve umut dolu bir üniversite hayatı geçirmelerini temenni ediyorum. Her şey öğrencilerimiz, onların geleceği ve ülkemizin yarınları için.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor

12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde başladı. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen Zirve, bu yıl “Yeni Nükleer Çağ: Sanayiyi, İnovasyonu ve Net Sıfır Hedeflerini Güçlendirmek” temasıyla hayata geçiriliyor. İki gün sürecek Zirve, nükleer enerji alanında küresel ölçekte teknoloji üreticilerini, karar vericileri, alanında uzman konuşmacıları ve yerli sanayicileri bir araya getiriyor. NPPES’in açılışında; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei konuşma yaptı. “Nükleer Enerji Bir Tercih Değil, Zorunluluktur” T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı NPPES’in açılışında şunları aktardı: “NPPES’i yalnızca bir sektör toplantısı olarak değil; ülkemizin nükleer enerji yol haritasını, sanayi kabiliyetini, teknoloji geliştirme hedefini ve uluslararası iş birliklerini birlikte değerlendirebileceğimiz stratejik bir platform olarak görmekteyiz. Hedefimiz; 2035 yılına kadar 7,2 GW ve 2053 yılına kadar ise en az 20 GW nükleer kapasiteye ulaşmaktır. Bizim için nükleer enerji bir tercih değil; enerji arz güvenliği, ithal kaynaklara olan bağımlılığın ve karbon emisyonunun azaltımı, yüksek teknoloji gelişimi, güçlü bir sanayi ekosistem, nitelikli yeni işgücü ve enerji bağımsızlığı açısından bir zorunluluktur. Bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Akkuyu’ya ek olarak biri Sinop ilimiz ve diğeri Trakya bölgemizde iki konvansiyonel nükleer santral projemizi daha hayata geçirmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Akkuyu Projemizde özellikle yerlileştirme alanında önemli bir seviyeye ulaştık. Bugün itibarıyla Akkuyu’da 300’den fazla yerli firmamız; inşaat, malzeme ve ekipman tedariki ile test, sertifikasyon ve mühendislik hizmetlerinde yer almakta olup, yaklaşık 12 milyar ABD doları iş hacmine ulaşmıştır. Akkuyu projemizde edindiğimiz yerli sanayi katkısını ve insan kaynağı gelişimini yeni projelerde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Konvansiyonel nükleer santrallerin yanı sıra SMR’lar da ülkemizin enerji stratejisinde kritik bir öneme sahiptir. Bu teknolojilere yönelik temel hedefimiz; 2053 yılına kadar en az 5 GW SMR kapasitesine ulaşmak; bu SMR’ları da kendi tasarlayan, üreten, işleten ve ihraç eden bir ülke olmaktır.” Türkiye’nin ilk tematik nükleer teknoparkı İTÜ’de kurulacak İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal: “NPPES’in İTÜ’de yapılması, Türkiye’nin nükleer teknolojiyi sadece sahip olan ya da kullanan değil, aynı zamanda bu alanda kendi yetkinliğini hem insan kaynağı hem de ekosistem oluşturma açısından geliştirmeye kararlı bir ülke olduğunun göstergesidir.” Türkiye'nin ilk tematik teknoparkının nükleer temasıyla İTÜ'de kurulacağını dile getiren Prof. Dr. Mandal, “Bu bizim için büyük bir heyecan ama bundan daha da fazlası önemli bir sorumluluk. Bunun yalnızca İTÜ’nün insan kaynağıyla sınırlı kalmaması, tüm ekosistemi kapsayacak şekilde gelişmesi önemli” dedi. Prof. Dr. Mandal, Türkiye’nin kendi kendine yeten nükleer teknolojiye sahip olması için Nükleer Teknoloji Araştırma Merkezi’nin kurulması çalışmalarının stratejik rolüne de değindi. “İkili ilişkilerimizin 100. yılında sivil nükleer enerjiyi Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni sütunlarından biri haline getirelim” ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally ise şunları aktardı: “Yapay zeka ve veri merkezi altyapılarının Türkiye’de hızla büyümesi, nükleer enerjiye yönelik talebin yeni ve önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Bu gelişme, tüm ekosistemin büyümesini hızlandırabilir. Türkiye, SMR’ların devreye alınmasını mümkün kılacak kural ve düzenlemeleri geliştirme yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar kritik önemdedir ve Amerika Birleşik Devletleri bunu desteklemekten gurur duymaktadır. Türkiye, sivil nükleer enerji alanında yüksek kaliteli araştırmalar yürüten seçkin üniversitelere sahiptir. ABD–Türkiye akademik ve araştırma değişim programları zaten ilişkimizin dinamik bir parçasıdır ve Amerika Birleşik Devletleri bu bağların daha da güçlendirilmesi için net bir fırsat görmektedir.” Lally sözlerine şöyle devam etti: “Nükleer ekosistem için nükleer sertifikasyona sahip elektrikçiler, kaynakçılar ve boru tesisatçılarına da ihtiyaç vardır. Türkiye’deki teknik ve meslek okullarının bu iş gücünü yetiştirebilmek için müfredatlarını güncellemesi gerekecektir. ABD bunu teşvik etmektedir; çünkü nitelikli bir Türk iş gücü yalnızca Türkiye için değil, burada yatırım yapmak isteyen tüm Amerikan şirketleri için de faydalıdır. Önümüzdeki yıl ikili ilişkilerimizin 100. yılını kutlarken, sivil nükleer enerjiyi de Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni ve stratejik sütunlarından biri haline getirelim.” Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza ise şunları paylaştı: “Kanada, yetmiş yılı aşkın süredir küresel nükleer endüstrinin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Uranyum üretimi ve yakıt hizmetlerinden reaktör tasarımına, işletmeden güvenlik, düzenleme ve araştırma faaliyetlerine kadar nükleer değer zincirinin neredeyse her aşamasında Kanadalılar önemli roller üstlenmiştir. Küresel nükleer rönesansın, Türkiye de dahil olmak üzere dünya genelinde benzeri görülmemiş fırsatlar yarattığının farkındayız. Aynı zamanda Türkiye’nin sanayi altyapısının, mühendislik kapasitesinin ve üretim sektörünün sahip olduğu etkileyici yetkinlikleri de takdir ediyoruz. Kanada, ister ortak inovasyon çalışmaları, ister tedarik zinciri ortaklıkları, iş gücünün geliştirilmesi, araştırma iş birlikleri, yerlileştirme faaliyetleri ya da uzun vadeli endüstriyel iş birlikleri yoluyla olsun, en başarılı nükleer projelerin tüm taraflara fayda sağlayan projeler olduğuna inanmaktadır.” ASO Başkanı: “Yerli Sanayi Nükleer Tedarik Zincirinin Parçası Olmalı” Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç NPPES 2026’daki konuşmasında şunları paylaştı: “Nükleer enerji; enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve uluslararası iş birlikleriyle sanayi ekosistemini ileriye taşıyan stratejik bir kalkınma platformudur. Enerji güvenliği, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşümün aynı anda yaşandığı bir dönemde nükleer enerji, düşük karbonlu yapısı, yüksek kapasite faktörü ve kesintisiz arz güvenliğiyle yeniden küresel gündemin merkezine yerleşmiştir. ABD’den Çin’e, Fransa’dan Güney Kore’ye kadar birçok ülke yeni yatırımlara yönelirken, Türkiye de Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da planlanan santraller ve SMR’ları kapsayan bütüncül bir nükleer program yürütmektedir. Hedefimiz 2050’ye kadar 20 GW nükleer kurulu güce ulaşmak ve bunun en az 5 GW’ını küçük modüler reaktörlerden karşılamaktır. Akkuyu ile nükleer enerjiyle tanıştık, Sinop ile nükleer teknolojiye ortak olmalıyız. Bugün Akkuyu’da yerlilik oranı yüzde 55’e yaklaşmıştır. Ancak bu potansiyel kendiliğinden katma değere dönüşmemektedir; bu nedenle yerli katkının sistematik bir yaklaşımla yönetilmesi kritik önemdedir. ASO tarafından NÜKSAK ve NETBİS bu amaçla geliştirilmiş yapılardır; hedefimiz Anadolu firmalarının nükleer kalite standartlarında küresel tedarik zincirine dahil olmasını sağlamaktır. 12’nci Nükleer Santraller Zirvesi’nin de bu kapsamda yeni iş birliklerine, yeni yatırımlara ve ülkemizin nükleer enerji hedeflerine güçlü katkılar sunacağına inanıyorum.” Türkiye’yi Nükleer Ekosistem Ülkesine Dönüştürmeyi Hedefliyoruz Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi “Nükleer enerji; sanayi, dijitalleşme, yapay zeka, veri merkezleri, ileri tıp, tarım teknolojileri, uzay çalışmaları ve izotop üretimi gibi geleceğin kritik alanlarını besleyen; ekonomik kalkınma, teknolojik dönüşüm ve stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri haline geldi. Türkiye olarak bizim de hedefimiz net: Türkiye’yi yalnızca enerji tüketen bir ülke olmaktan çıkarıp, üretim yapan, teknoloji geliştiren ve ihracat gerçekleştiren bir nükleer ekosistem ülkesine dönüştürebilmek. Akkuyu NGS ile başladığımız nükleer enerji yolculuğumuza Sinop ve Trakya’daki yeni yatırımlar ve SMR projeleriyle devam ediyoruz. SMR teknolojilerinin; ileri imalat, modüler üretim ve ihracat kapasitesi açısından Türkiye için stratejik bir fırsat alanı olduğuna inanıyoruz. Arz güvenliği ve baz yük kapasitesi açısından kritik rol oynayacak nükleer güç santrallerinin yerlileştirme politikalarında, sanayicilerimizin uzmanlıklarıyla yüksek katma değerli üretim fırsatları yakalayacağına inanıyorum” diye konuştu. Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko ise şunları ifade etti: “2026 yılını 1. Ünitenin devreye alma yılı yapmak için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. 1. Ünitedeki inşaat faaliyetleri tamamlandı. Reaktöre simüle edilmiş yakıt demetlerini yükledik ve reaktör montajını tamamladık. Şu anda, ünitenin sonraki devreye alma aşamalarına hazır olduğundan emin olmak için gerekli ayarlama işlemlerinden biri olan soğuk hidrolik testleri gerçekleştiriyoruz. Bugün 1. Ünitede tamamlamakta olduğumuz tüm bu aşamalar, diğer üç ünitenin de aynı yolu izlemesinin önünü açıyor. Ayrıca 2. Ünitede ön devreye alma çalışmalarına başlamak için gerekli izni aldık. Bu da şantiyenin tamamında çalışmaların tam hızla sürdüğünü gösteriyor. Nükleer enerjinin yalnızca istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda iklim ve altyapı alanlarındaki zorluklara çözüm sunan teknolojik bir platform olduğunu vurgulayan Dedusenko, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda nükleer enerjinin iklim gündemindeki rolüne ilişkin tartışmaların daha odaklı hale gelmesi büyük önem taşıyor. Bizim için önemli olan, bu tür çözümlerin halihazırda mevcut olduğunu, pratik uygulamalara sahip bulunduğunu ve belirli ülkelerin ve bölgelerin ihtiyaçlarına uyarlanabildiğini ortaya koyabilmektir.” Türkiye’de 100 Yıllık Ortaklık Geliştirmeyi Hedefliyoruz AtkinsRéalis’in 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose şunları söyledi:“Dünyanın nükleer enerji için yeni bir döneme, bir rönesansa girdiğine inanıyoruz. Kanada Hükümeti’ne ait CANDU teknolojisi; başarıyla inşa edilebilen, işletilebilen, modernize edilebilen ve uzun vadede sürdürülebilen bir teknoloji olduğunu kanıtlamıştır. CANDU’yu farklı kılan en önemli unsurlardan biri yerelleştirme kabiliyetidir; yerelleştirme yalnızca bir tedarik stratejisi değil, aynı zamanda bir ülke inşa etme stratejisidir. Artık mesele yalnızca elektrik satın almak değildir. Asıl mesele; yerli sanayiyi geliştirerek, nitelikli iş gücü oluşturarak, mühendisler yetiştirerek, yerli üretimi destekleyerek ve uzun vadeli bir nükleer ekosistem kurarak ulusal yetkinlik oluşturmaktır. Türkiye’nin nükleer enerji hedefleri bu açıdan son derece önemlidir. Türkiye’deki paydaşlarla 100 yıllık bir ortaklık geliştirmeyi ve sürdürülebilir bir nükleer ekosistem ile tedarik zinciri ekonomisinin temellerini atmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda Türk tedarik zincirlerinin inşaat, işletme, bakım ve modernizasyon faaliyetlerine entegre edilmesi, Türk şirketlerinin nükleer tedarikçi olarak yetkilendirilmesi ve üniversiteler ile araştırma kurumlarıyla iş birlikleri yoluyla insan kaynağının geliştirilmesi yer almaktadır. Kanada’da bir CANDU reaktörünün ekipman ve bileşenlerinin yüzde 85’inden fazlası yerli üreticiler tarafından sağlanabilmektedir. Bu model, 250’den fazla şirketten oluşan bir tedarik zincirini ve yaklaşık 90 bin istihdamı desteklemektedir. Benzer bir modeli Türkiye’de de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Çinli SNPTC’den Türkiye’ye Nükleer Teknoloji ve Eğitim Desteği Mesajı Dünya standartlarında nükleer teknolojilerini, kapsamlı proje yönetimi deneyimlerini ve güvenli ve verimli işletme konusundaki güçlü geçmişlerini Türkiye ile paylaşmaya hazır olduklarını ifade eden Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Nükleer Enerji Teknoloji Kurumu (SNPTC) Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min ise şunları paylaştı: “Çin Devlet Enerji Yatırım Kurumu (SPIC) olarak yerelleştirmenin ortak büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bir taahhüt olduğuna inanıyoruz. Nükleer Sanayi Derneği ile iş birliği içinde Türkiye’de güçlü bir yerel nükleer tedarik zinciri oluşturmayı arzu ediyoruz. İleri nükleer teknolojilerin transferi, nükleer bileşenlerin yerel üretiminin desteklenmesi ve Türk mühendisler ile teknisyenlere kapsamlı eğitim programları sunulması alanlarında geniş bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin kendi nükleer yetkinliklerini geliştirmesine, yüksek nitelikli istihdam yaratmasına ve sanayi inovasyonunu teşvik etmesine katkı sağlamaya hazırız. Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei ise şunlara dikkat çekti “Romanya’da Cernavodă Nükleer Santrali’nde CANDU teknolojisi otuz yılı aşkın süredir güçlü bir güvenlik kültürü ve uluslararası düzeyde tanınan performansıyla işletiliyor. Nükleer sektörde tedarik zinciri ikincil bir konu değildir. Güvenlik, maliyet kontrolü, takvim disiplini ve kamu güveninin bir parçasıdır. Romanya’da şunu öğrendik: yerlileştirme yalnızca yerli içerik hedefi değildir. Gerçek yerlileştirme, nükleer kalite güvence sistemini, dokümantasyonu, izlenebilirliği, güvenlik kültürünü ve uzun vadeli sorumluluğu anlayan nitelikli yetkinliktir. Eğitim, denetim, sertifikasyon, deneyim aktarımı ve tekrarlı performans gerektirir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnci Akü’nün #HerAküBirTohum Projesi’nden 100 Bin Tohum Daha Haber

İnci Akü’nün #HerAküBirTohum Projesi’nden 100 Bin Tohum Daha

İlk etapta doğayla buluşturulan 100 bin tohumun ardından, yeni faz kapsamında 100 bin tohum daha ekosisteme kazandırılarak toplam etkinin 200 bin tohuma ulaşması hedefleniyor. Proje, 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde “2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü”ne de layık görüldü. İnci Akü’nün ecording iş birliğiyle yürüttüğü #HerAküBirTohum projesi, ikinci fazıyla ekosistem restorasyonuna katkı sağlamayı sürdürüyor. ecoDrone teknolojisiyle gerçekleştirilen ekim çalışmalarıyla doğa temelli çözümler geliştirilmesine katkı sunan proje, 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde “2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü”ne layık görüldü. Ödül, zirveye ev sahipliği yapan İstanbul Teknik Üniversitesi’nin rektörü Prof. Dr. törende İTÜ Rektörü Hasan Mandal tarafından İnci Akü’ye takdim edildi. ecoDrone teknolojisi ve yeni tohum türleriyle yeşil destek Projede kullanılan ecoDrone teknolojisiyle ulaşılması güç bölgelerde hızlı ve ölçülebilir ekim çalışmaları gerçekleştiriliyor. Böylece iklim krizinin etkilerine karşı doğa temelli çözümler geliştirilmesi hedefleniyor. Bu çözümler kapsamında İnci Akü’nün desteğiyle ilk fazda toprakla buluşan 100 bin tohum yangın sonrasında Muğla bölgesinin restorasyonuna katkı sağladı. İnci Akü ve ecording iş birliğinin ikinci fazında ise, biyolojik çeşitliliği desteklemek amacıyla danışman akademisyenler tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler doğrultusunda, bölge koşullarına uygunluğu teyit edilen Defne, ana tür Kızılçam ile İnci Akü adına gerçekleştirilecek ekim çalışmalarına dahil edilecek. Uygulamaya alınan bu modelle biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi, toprak yapısının güçlendirilmesi ve ekosistemin doğal onarım sürecine katkı sağlanması hedefleniyor. Proje kapsamında İnci Akü ve EAS marka akü satın alan tüketicilere satış sonrasında iletilen SMS ile ulaşılan tohum takip sistemi üzerinden tohumların doğadaki serüveni e-postalar ile izlenebiliyor. “Sürdürülebilirlik yolculuğumuzu somut adımlarla atıyoruz.” İnci GS Yuasa Akü Yatırım, Yönetim Sistemleri ve Sürdürülebilirlik Müdürü Andrea Mazzone, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: “İnci Akü olarak sürdürülebilirliği yalnızca operasyonlarımızın değil, uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın da merkezinde konumlandırıyoruz. ecording iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz #HerAküBirTohum projesinin ilk fazında 100 bintohumu doğayla buluşturmanın mutluluğunu yaşarken, ikinci faz kapsamında 100 bin tohumu daha doğayla buluşturarak toplam etkimizi büyütmeye devam ediyoruz. Bu defa Hisarönü, Muğla bölgesinde ekosistemlerin yeniden canlanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. İş birliğimizin ikinci yılında ise projeyi daha kapsamlı bir ekosistem restorasyonu yaklaşımıyla geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda biyolojik çeşitliliği destekleyen farklı bitki türlerini de projeye dahil ederek sahadaki ekolojik faydayı artırmayı amaçlıyoruz. Projemizin 11. Karbon Zirvesi’nde 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü’ne layık görülmesi ise sürdürülebilirlik odağımızın ve attığımız somut adımların değerli bir göstergesi oldu.” Birden fazla sürdürülebilir kalkınma amacına katkı #HerAküBirTohum projesi; İklim Eylemi, Karasal Yaşamın Korunması, Sorumlu Üretim ve Tüketim, Eşitsizliklerin Azaltılması ve Amaçlar İçin Ortaklıklar başlıklarında Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na katkı sunuyor. ecording’in #Mission2030 vizyonuyla uyumlu ilerleyen proje, karbon nötr bir gelecek hedefi doğrultusunda somut çevresel fayda yaratmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde büyük sektör buluşması Haber

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde büyük sektör buluşması

Arlight, Fagerhult Group’un küresel vizyonunu yerel uzmanlığıyla birleştirerek, akademiye sunduğu kesintisiz katkı ile aydınlatma sektörünün gelişimine öncülük etmeye devam ediyor. İstanbul Teknik Üniversite’nde düzenlenen “Türkiye ve Ötesi İçin Düşük Karbonlu, Yüksek Konforlu Entegre Aydınlatma Stratejileri” (Low Carbon, High Comfort Integrated Lighting Strategies for Türkiye and Beyond) konferansında aydınlatma alanında sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve kullanıcı konforu odağında geliştirilen entegre yaklaşımlar ele alındı. Sektörün önemli oyuncularından Arlight, sağlık yapılarında aydınlatma konusunu Dr. Serhat Özenç sözcülüğünde ele aldı. “Türkiye’deki toplam rüzgar ve güneş üretiminin neredeyse tamamı aydınlatmada tüketiliyor” Arlight Genel Müdürü Altuğ Bilgiç, Türkiye’deki toplam rüzgar ve güneş üretiminin neredeyse tamamının aydınlatmada tüketildiğini söyledi. Bilgiç: “İstanbul Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bu uluslararası çalıştay, akademi ile sektörün birlikte üretmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bunun önemini size şöyle anlatabilirim. Türkiye’deki toplam rüzgar ve güneş üretimini topladığınızda, neredeyse tamamını aydınlatmada tüketiyoruz. Dağların tepesindeki rüzgar türbinlerini, geniş arazilere kurulu güneş panellerini düşünün; bunun karşılığı sadece ışık. Bu bize aydınlatmada muazzam bir verimlilik potansiyeli olduğunu söylüyor. Özellikle sağlık yapılarında aydınlatma; verimlilik ile farklı kullanıcı ihtiyaçlarının birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Bu noktada bizim yaklaşımımız, aydınlatmayı bütüncül bir sistem olarak ele almak. Çünkü doğru aydınlatma, doğru senaryoyu kurgulamakla ve gün ışığı ile yapay ışığı birlikte değerlendiren tasarım yaklaşımıyla mümkün oluyor. Arlight olarak, Fagerhult Group’un bilgi birikimini Türkiye’deki saha deneyimimizle birleştirerek, bu tür etkinliklerde aktif rol almayı çok önemsiyoruz. Akademi ile sektör arasında kurulan bu etkileşim, yalnızca bugünün projelerinin ötesinde geleceğin aydınlatma anlayışına da yön veriyor. Bu nedenle bu iş birliklerini, uzun vadeli bir gelişim alanı olarak görüyor ve desteklemeye devam ediyoruz.” “Sağlık yapılarında doğru aydınlatma; iyileşme sürecinin ve operasyonel başarının ayrılmaz bir parçasıdır” Çalıştay kapsamında Arlight adına söz alan Dr. Serhat Özenç de sağlık yapıları gibi kompleks organizmalarda gün ışığı entegrasyonu ile enerji verimliliği ve kullanıcı konforu arasındaki kritik dengeye dikkat çekti. Hastaneler gibi 24 saat yaşayan, farklı kullanıcı gruplarına aynı anda hizmet eden yapılarda aydınlatmanın çok katmanlı bir yaklaşım gerektirdiğini belirten Özenç: "Hastaneler, her metrekaresinde farklı bir senaryo barındıran devasa organizmalardır. Bizim en büyük mücadelemiz; cerrahın ameliyathanedeki keskin görme ihtiyacı ile hastanın odasındaki huzur beklentisini aynı mühendislik potasında eritmektir. Binlerce metrekarelik bu alanlarda gün ışığını akıllı sistemlerle tasarıma dahil ederek, sadece konforu değil, işletme maliyetlerini ve enerji verimliliğini de yönetiyoruz. Çünkü sağlık yapılarında doğru aydınlatma; teknik bir zorunluluk değil, iyileşme sürecinin ve operasyonel başarının ayrılmaz bir parçasıdır" dedi. Program kapsamında düzenlenen atölye çalışmaları ve oturumlar, katılımcıların farklı başlıklarda bir araya gelerek bilgi paylaşımında bulunmasına ve güncel yaklaşımları çok yönlü olarak değerlendirmesine olanak sağladı. Uluslararası ölçekte araştırmacıların, akademisyenlerin ve sektör profesyonellerinin katılımıyla gerçekleşen çalıştayda; düşük karbon hedefleri doğrultusunda aydınlatma tasarımının rolü, gün ışığı ve yapay aydınlatmanın birlikte ele alındığı bütüncül çözümler ve kullanıcı odaklı tasarım yaklaşımları kapsamlı biçimde tartışıldı. Farklı disiplinleri bir araya getiren çalıştay, hem teorik bilgi paylaşımına hem de uygulamaya yönelik yaklaşımların değerlendirilmesine olanak sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.