Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İzmir

Kapsül Haber Ajansı - İzmir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İzmir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB Yarım Asırlık İki Devasa Senkron Motoru Yeniledi Haber

ABB Yarım Asırlık İki Devasa Senkron Motoru Yeniledi

İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, Türkiye’nin önde gelen petrokimya şirketlerinden birine ait 7 MW ve 2,65 MW gücündeki iki senkron motorun kapsamlı yenileme ve modernizasyon çalışmalarını başarıyla tamamladı. 1978 yılında imal edilen motorların stator, rotor ve ikaz sistemleri dahil olmak üzere tüm sargıları ve ilgili komponentleri tamamen yenilendi. ABB’nin İzmir’deki tesisinde gerçekleştirilen proje, klasik bir onarım sürecinin ötesine geçerek kapsamlı bir modernizasyon projesi olarak yürütüldü. Toplam 16 haftada tamamlanan projede, servis merkezinde görev yapan ekipler koordineli şekilde çalıştı. Süreç boyunca sürekli olarak sekiz kişilik uzman ekip projede görev alırken, belirli dönemlerde servis merkezindeki tüm ekip projeye destek verdi. ABB Türkiye Hareket Servis Operasyonları ve İzmir Şube Müdürü Tamer Kuzgunkaya, projeye ilişkin değerlendirmesinde, “50 yıla yakın süredir işletmede olan bu motorların, orijinal tasarım ve mühendislik kriterlerine birebir uygun veya daha üstün malzemeler kullanılarak yenilenmesi yüksek teknik uzmanlık ve disiplinli koordinasyon gerektiriyor. Satış ve satın alma süreçlerinden İzmir tesisimizdeki demontaj, ekspertiz ve onarım çalışmalarına; sahadaki demontaj ve montaj operasyonlarına kadar tüm ekiplerimiz tam uyum içinde çalıştı. Bu projeyi başarıyla tamamlamamız, teknik yetkinliğimizin ve organizasyonel gücümüzün somut bir göstergesidir” ifadelerini kullandı. Bu motorlar senkron motor karakteristiğine sahip olmaları ve 214 rpm ile 333 rpm gibi oldukça düşük devirlerde çalışmaları nedeniyle son derece yüksek tork gereksinimine sahip bulunuyor. Bu gereksinim, rotor–stator geometrilerinin boyutlandırılmasından fiziksel hacimlerine kadar birçok mühendislik parametresini doğrudan etkiliyor. Ağırlıkları 75 ve 43 ton olan bu motorların tüm sargı ve komponentlerin tamamen yenilenmiş olması projeyi standart bir bakım çalışmasının ötesine taşıyor. Kapsamlı bir modernizasyonu içeren bu proje, büyük ölçekli senkron motorlarda kapsamlı sargı yenileme ve modernizasyon alanında ABB’nin mühendislik kapasitesini ve servis organizasyonunun koordinasyon gücünü ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın Girişimciler Perakendede Dönüşüm Yaratıyor Haber

Kadın Girişimciler Perakendede Dönüşüm Yaratıyor

Kadınların eğitimden iş hayatına, girişimcilikten spora uzanan yolculuklarında ortaya koydukları kararlı adımları uzun yıllardır destekleyen Avrupa’nın lider beyaz eşya markası Beko, kadın girişimcilerin iş dünyasında bağımsız ve güçlü bir şekilde var olma yolculuklarına eşlik ediyor. “Kadının İşi, Gücü” projesiyle kalıpları kırarak cesaretle attıkları adımlarla daha görünür hale gelen kadın bayiler; sadece ticari başarılarıyla değil, bulundukları şehirlerde yarattıkları sosyal etkiyle de fark yaratıyor. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında kadın bayiler; erkek esnafın yıllardır hâkim olduğu sokaklarda kendi kepenklerini açarak “Bu sokağın ilk kadın esnafıyım” özgüveniyle yeni bir hikâye yazıyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinde ortaya çıkan bu hikâyeler, kadın bayilerin cesaret ve kararlılıkla attıkları adımların güçlü başarı yolculuklarına nasıl dönüştüğünü ortaya koyuyor. İzmir’de kendi girişim yolculuğunu başlatan Özenç Bektaş’ın hikayesi, ticaretle tanıştığı çocukluk yıllarından edindiği deneyimi, “Kadının İşi, Gücü” projesiyle somut bir iş modeline dönüştürmesiyle başlıyor. Kısa sürede ikinci mağazasını açarak büyüyen bu yolculuk, bireysel bir başarı hikâyesinin ötesinde; Anadolu’nun farklı şehirlerinde genç kadınlara “Ben de yapabilirim” duygusunu aşılayan bir rol modele dönüştü. Balıkesir’de Nisa Dernek ise, kadın girişimciliğinin bir mirasın devamı olabileceğini gösteriyor. Babasından devraldığı ticaret kültürünü yeni nesil bir girişimcilik anlayışıyla birleştirerek, kadınların yalnızca çalışan değil, işveren ve lider olarak da iş dünyasında var olabileceğini ortaya koydu. İzmir’den Aysel Kahvecioğlu ise çocuklarını büyütüp meslek sahibi yaptıktan sonra, 50’li yaşlarının başında ev hanımı olarak yaşamını sürdürmek yerine hep hayalini kurduğu girişimi hayata geçirerek kendi mağazasını açtı. Kısa sürede elde ettiği başarılarla girişimine yeni mağazalar ekledi. Onun hikâyesi, tüm ev hanımlarına ve “artık emeklilik yaşım geldi” diyerek geri planda kalmayı düşünen kadınlara ilham oluyor. Iğdır’da bayi sahibi Derya Kayla ise kadın bayiliğinin toplumsal etki yaratma potansiyelini eğitime taşıdı. Hürriyet Ortaokulu’nda kendi imkânlarıyla hayata geçirdiği proje sınıfı sayesinde, çocukların akademik, sanatsal ve sosyal gelişimlerini destekleyen kalıcı bir öğrenme alanı oluşturdu. Bu hikâyelerin etkisi bireysel başarılarla sınırlı kalmıyor. Erkek egemen olarak kabul edilen beyaz eşya sektöründe kadınların bayilik, servis ve teknik alanlarda aktif şekilde yer alması; birçok genç kadına ilham veriyor. Anadolu’nun küçük şehirlerinde bile, bir kadının ticaretin merkezinde durabileceği fikri daha fazla kabul görüyor. Farklı yaş ve geçmişlere sahip kadınlar; ev hanımlarından emeklilere, öğretmenlerden yeni mezunlara kadar geniş bir yelpazede girişimcilik yolculuğuna adım atarak kısa sürede başarılı işletmelere dönüşüyor. Bu çeşitlilik ekonomik kazanımların yanı sıra, yaşadıkları çevrede olumlu bir değişim yaratıyor. Kadınların iş dünyasında daha görünür hale gelmesi, aile içindeki rollerin yeniden tanımlanmasına ve kadın sesinin hem ekonomik hem sosyal kararlarda daha güçlü duyulmasına katkı sağlıyor. Bugün birçok kadın bayi, başarılı bir iş insanı olmanın ötesinde bulundukları bölgelerde yerel girişimleri destekleyen, dayanışmayı güçlendiren ve çevrelerine ilham veren birer rol modele dönüşüyor. Mağazalarında eğitim ve dayanışma kültürünü de yaşatan yapılar kuruyorlar. Kadın bayiler bugüne kadar 495 kişiye istihdam sağlayarak yerel ekonomiye katkı sunarken, bu istihdamın önemli bir bölümünü kadın çalışanlar oluşturuyor. Böylece girişimci kadınlar, başka kadınların da iş hayatına katılmasını destekleyen bir etki zinciri yaratıyor. İzmir’den Iğdır’a uzanan kadın bayi hikâyeleri, erkek egemen kabul edilen bayilik sisteminde yeni bir denge yaratırken; müşteriyle kurulan empati, detaycılık ve sürdürülebilir ilişki yaklaşımıyla yalnızca satış performansını değil, müşteri deneyimini de zenginleştiriyor. Kadın bayiler, işlerini büyütürken bulundukları şehirlerde ilham veren, istihdam yaratan ve yerel kalkınmanın aktif bir parçası haline geliyor. “Kadının İşi, Gücü” Projesi Toplumsal Algıları Dönüştürmeyi Hedefliyor Beko’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın girişimciliğini destekleme vizyonuyla 2019 yılında “Beko 100 Kadın Bayi” adıyla hayata geçirdiği proje, hedeflenen 100 kadın bayiye ulaşılmasının ardından 2023 yılı Ekim ayında daha kapsayıcı bir yaklaşımla “Kadının İşi, Gücü” adını aldı. Erkek egemen bir yapı olarak görülen bayilik ekosisteminde kadın temsilini artırmayı amaçlayan proje, sayısal büyümeyle birlikte; kadın girişimciliğinin bütünsel olarak güçlendirilmesini hedefliyor. Bu kapsamda kadın bayilere kira, dekorasyon, prim ve reklam desteklerinin yanı sıra eğitim, mentorluk, e-ticaret altyapısı ve operasyonel danışmanlık gibi çok boyutlu destekler sunuluyor. 2025 yılı itibarıyla 140 kadın bayi ve 172 mağazaya ulaşan “Kadının İşi, Gücü” projesi, Türkiye genelinde 43 il ve 98 ilçede faaliyetlerini sürdürüyor. Kadın çalışan oranının 2030 yılına kadar %60’a, 2040 yılına kadar ise %70’e çıkarılması hedeflenirken; proje kapsamının Türkiye’nin tüm illerine yayılması ve kadın girişimcilerin liderlik, finansal yönetim ve dijital yetkinliklerini geliştirecek yeni eğitim programlarıyla desteklenmesi planlanıyor. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında kendi işini kurarak hem ekonomik hem sosyal yaşamda güçlü bir yer edinen kadın bayilerin hikâyeleri, bu yaklaşımın en somut yansımalarını oluşturuyor. Beko 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, bu ilham veren başarı yolculuklarını görünür kılarak karşılıyor ve kadınların iş dünyasında bağımsız ve güçlü bir şekilde var olma yolculuklarını desteklemeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüpraş Nextremers Programı, 7. Kez Genç Yeteneklerle Buluşuyor Haber

Tüpraş Nextremers Programı, 7. Kez Genç Yeteneklerle Buluşuyor

Tüpraş, enerji sektörüne genç yetenekler kazandırmayı hedefleyen Nextremers programını bu yıl yedinci kez hayata geçiriyor. Tüpraş’ın yeni nesil yetenek kazanımı yaklaşımının bir çıktısı olan Nextremers, enerji sektöründe kariyer hedefleyen gençlere bütünsel bir gelişim imkânı sunmayı amaçlıyor. Nextremers programına 2025-2026 öğretim yılında üniversitelerin 3.- 4. sınıf lisans ya da yüksek lisans öğrencileri ile 2025 yılı mezunları başvurabiliyor. Programa kabul edilen öğrencilere haftada en az üç gün, mezun adaylara ise haftada beş gün Tüpraş’ta çalışma fırsatı sunuluyor. Program kapsamında katılımcılar, Tüpraş bünyesinde yürütülen projelerde sorumluluk üstlenirken; Tüpraş Akademi’nin sunduğu liderlik ve teknik eğitimlerden yararlanıyor, Koç Akademi’nin zengin eğitim kataloğuna da erişim sağlayabiliyor. Aynı zamanda, program süresince Tüpraş Sosyal Etkinlik Kulüpleri ve Spor Takımlarına katılım sağlayarak sosyal gelişimlerini de destekleme fırsatı elde ediyor. Tüpraş İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Önder Korkmaz, programın amacına şu sözlerle dikkat çekti: “Nextremers yalnızca bir yetenek programı değil; geleceğin Tüpraşlılarına özel olarak gençler ile tasarlanmış bütüncül bir iş deneyimi. Başlangıcından bu yana 7 yılda programa katılan 300’den fazla Nextremers ile; global eğitimlerden gönüllülük projelerine, spor takımlarından sosyal etkinliklere programımızı hep beraber geliştirmeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl 28 binin üzerinde başvuru alan Nextremers programında her yıl bir öncekinden daha da çok gence ulaşmayı hedefliyoruz. Tüpraşlılar olarak 2026 Nextremers ekiplerini; hem İstanbul’da yer alan Genel Müdürlüğümüzde hem de İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman’da yer alan rafinerilerimizde heyecanla bekliyoruz.” Tüpraş, uzun dönemli Nextremers programının yanı sıra yaz döneminde uygulanan kısa dönem staj programını da sürdürüyor. Kısa dönemli staj programına yönelik başvurularının ise Nisan ayı içerisinde açılması planlanıyor. Tüpraş Nextremers programına, 31 Mart tarihine kadar bağlantıdan veya sosyal medya hesaplarında yer alan ilanlar üzerinden başvuru yapılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmirli Babalar “Yeni Nesil Babalığı” Öğreniyor Haber

İzmirli Babalar “Yeni Nesil Babalığı” Öğreniyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü, Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) iş birliğiyle babaların çocuk gelişimindeki rolünü güçlendirmeye devam ediyor. Geleneksel baba rollerinin ötesine geçerek çocuğunun bakımında ve gelişiminde "yardımcı" değil "sorumlu" ebeveyn olmayı hedefleyen babalar, BADEP çatısı altında bir araya geliyor. 3-6 ve 7-11 yaş grubunda çocuğu olan babalara yönelik düzenlenen program, katılımcıların deneyimlerini paylaştığı interaktif bir ortamda gerçekleşiyor. Uzman eğitmen eşliğinde yürütülen oturumlarda, babalar çocuklarıyla daha yakın ve güvene dayalı ilişki kurmanın yollarını keşfediyor. Programın en önemli hedefi ise ev içinde şiddetsiz, demokratik ve cinsiyet eşitliğine dayalı bir iklim yaratmak. Babalar, çocuklarının eğitim süreçlerine nasıl katılacaklarını, onları dinlemenin ve anlamanın inceliklerini bu eğitimlerde ediniyor. Hem babalar hem anneler sürecin içinde Çocukların yaş gruplarına göre özelleştirilen eğitimlerde, sadece babalar değil aile bütünlüğü de gözetiliyor. 3-6 yaş grubuna yönelik eğitimler, toplam 16 hafta sürüyor. Babalar, çocuklarıyla iletişimden sağlıklı cinsel yaşama kadar geniş bir yelpazede eğitim alıyor. Programın en renkli anları ise babaların çocuklarıyla sınıfa girdiği Baba-Çocuk Oturumunda yaşanıyor. Ayrıca süreç boyunca annelerle yapılan toplantılar sayesinde anne-babalar arasında ortak bir dil oluşturuluyor. 7-11 yaş grubuna yönelik eğitimler ise okul çağındaki çocukların değişen ihtiyaçlarına odaklanıyor. Bu grupta babalar, 15 hafta boyunca bir araya geliyor. Okul, arkadaş çevresi ve yaşam zorlukları gibi konular masaya yatırılıyor. Kente yayılan "baba dayanışması" Program, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kolaylaştırıcısı ve AÇEV BADEP Eğitimcisi Hakan Özalkan yönetiminde, kentin farklı noktalarında ve kurum içinde hız kesmeden sürüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu projeyle yerel yönetimler arası dayanışmanın da güzel bir örneğini sergiliyor. Çiğli ve Karşıyaka’daki okullarda başlayan yolculuk, belediye personeline yönelik kurum içi eğitimlerle güçlendi. Geçen iki yılda İzmir Büyükşehir Belediyesi personeli olan 73 baba, Eğitim Şube Müdürlüğü organizasyonuyla sertifikalarını aldı. Hız kesmeden devam Programın 2025-2026 dönemi çalışmaları ise ilçelerle iş birliği içinde devam ediyor. Bayraklı Belediyesi iş birliğiyle Ayda Bebek Anaokulu’nda 16 baba, eğitimlerini sürdürüyor. Karşıyaka Belediyesi Ahmet Piriştina Kültür Merkezi’nde ise 14 baba, her hafta çocukları için sıralara oturuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı demokratik aile yapısını güçlendiren "ortak ebeveynlik" ilkesiyle yaygınlaştırdığı bu eğitimlerle, geleceğin özgüvenli ve mutlu çocuklarının yetişmesine katkı sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Çam Balı Premium Lige Yükseliyor Haber

Türk Çam Balı Premium Lige Yükseliyor

Çam balında ise yüzde 90’lık payla dünya üretiminin büyük bölümünü karşılıyor. Ancak üretimdeki bu güç, ihracata aynı ölçüde yansımıyor. Türkiye 33,5 milyon dolarlık tutarla bal ihracatında dünya sıralamasında 18’inci sırada yer alıyor. Türk bal sektörü, ihracatta da dünya genelinde ilk üç ülke arasında yer almak için “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesi kolları sıvadı. Bal ihracatında Türkiye lideri olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 24 ay süreli projeyi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle gerçekleştirmek için harekete geçti. İhracatta 250 milyon dolarlık potansiyele sahibiz Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle konuyu görüştüklerini ve destek sözü aldıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin 100 bin tona yaklaşan bal üretimiyle 33,5 milyon dolarlık ihracat rakamından çok daha fazlasını hak ettiğini vurguladı. Türkiye’nin bal ihracatında ortalama fiyatın 3,9 dolar olduğu bilgisini veren Girit, “Dünyada üretimde ikinci sıradayız, ancak ihracatta 18’inci sırada yer alıyoruz. Üretim gücü ile ihracat geliri arasındaki bu makas artık kapanmak zorunda. Çin 265 milyon dolar, Yeni Zelanda 250 milyon dolarlık bal ihraç ediyor. Biz de bal ihracatımızı 250 milyon dolarla bu ülkelerin seviyesine çıkmak istiyoruz. İhracatımız arttığında arıcılık sektörümüzde zincirin tüm halkaları bu refahtan payını alacak” şeklinde konuştu. Kalpaklıoğlu: “Çam balı bilimsel olarak yeterince tanımlanmamış” Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, Türkiye’de Muğla başta olmak üzere, Aydın, Antalya, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale illerinde yıllık 25 bin ton çam balı üretildiğini çam balının uluslararası pazarda düşük fiyatla konumlanmasının temel nedeninin bilimsel altyapı eksikliği olduğunu söyledi. Kalpaklıoğlu, çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşenlerin yeterince tanımlanmadığını, uluslararası kabul görmüş standardizasyon ve sınıflandırma sisteminin bulunmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Çam balında bulunan protokateşik asit, alfa-pinen ve beta-pinen gibi bileşenler yüksek biyolojik potansiyele sahip. Ancak bu potansiyel bilimsel yayınlarla ve uluslararası referanslarla desteklenmediği sürece ürün premium segmente taşınamıyor.” Hedef: 3,9 dolardan Premium Segmente geçmek “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesinin nihai hedefinin, Türkiye çam balını yüksek katma değerli ve rekabetçi bir ihracat ürünü haline getirmek olduğunun altını çizen Kalpaklıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “Bilimsel olarak standardize edilmiş, fonksiyonel ve terapötik potansiyeli kanıtlanmış, uluslararası pazarda premium segmentte konumlanan Türkiye, üretim gücünü artık değer gücüyle buluşturmak zorundadır. Çam balı, doğru bilimsel altyapı ve stratejik konumlandırma ile küresel pazarda hak ettiği yere ulaşabilecek potansiyele sahiptir. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek. Manuka balıyla rekabet edecek seviyeye çıkarmak.” Balın kalitesini ve özgünlüğünü belirleyen temel unsurlardan birisi olan Protokateşik Asit (PCA) varlığının Türk çam balının en önemli biyoaktif marker bileşenlerinden biri olduğu bilgisini de veren Kalpaklıoğlu, projede çam balının Protokateşik Asit (PCA) varlığının ortaya konulacağını vurguladı. Kalpaklıoğlu, “Türk Çam Balının: Kimyasal olarak standardizasyonu, Otantik ürün doğrulaması, Fonksiyonel gıda olarak konumlandırılması, Uluslararası bilimsel ve ticari değerinin artırılması açısından kritik bir bilimsel gelişmedir. Bu bulgu, Türk Çam Balının yalnızca geleneksel bir doğal ürün değil, aynı zamanda güçlü biyoaktif bileşenler içeren bilimsel temelli bir fonksiyonel gıda olduğunu göstermektedir” diyerek sözlerini noktaladı. 24 Aylık Ar-Ge Yol Haritası Planlanan proje kapsamında: Çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşiklerin ileri analiz yöntemleriyle tanımlanmasıCanlı organizmada (in vivo) veya laboratuvar ortamında (in vitro) biyolojik etkinlik testlerinin yapılmasıKimyasal yapı–biyolojik aktivite ilişkisinin ortaya konmasıMarker bileşiklere dayalı bilimsel sınıflandırma sistemi geliştirilmesiEn az 10 SCI makale ve 15 uluslararası bilimsel sunum hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank’tan 21 Bin İşletmeye Dijital ve Yeşil Destek Haber

Akbank’tan 21 Bin İşletmeye Dijital ve Yeşil Destek

Akbank Dönüşüm Akademisi, dijitalleşme, yeşil dönüşüm, dış ticaret, sürdürülebilir finans ve girişimcilik başlıklarında kurgulanan eğitimler, paneller ve networking buluşmalarıyla ticari işletmelerin değişen küresel rekabet koşullarına uyum sağlamasına katkı sunuyor. 2022 yılından bugüne dek Akbank Dönüşüm Akademisi çatısı altında 21 farklı ilde 105 program düzenlendi ve bu programlara 21.000’in üzerinde katılım gerçekleşti. Düzenlenen seminerlerle farklı sektörlerden işletme sahipleri, alanında uzman isimlerle bir araya geldi. Bu etkinliklerde işletmelerin güncel bilgiye, iyi uygulama örneklerine ve yeni iş perspektiflerine erişimi hedeflendi. Seminerler ve özelleştirilmiş eğitim programları sayesinde ticari işletmeler; dijital ve yeşil dönüşüm, ihracat alanlarında yetkinliklerini geliştirme fırsatı buldu. Bu programları tamamlayan işletmelere ise bankacılık hizmetlerinde özel avantajlar sunularak ticari işletmelerin finansal olarak da güçlenmesine katkı sağlandı. Böylece işletmeler, dönüşüm süreçlerini destekleyen somut finansal imkânlara erişti. 2025 yılında düzenlenen 19 farklı programla 2.000’e yakın katılımcıya doğrudan destek sağlanırken, yıl boyunca da tüm KOBİ’lere açık atölyeler, pazarlama ve girişimcilik etkinlikleri hayata geçirildi. Akbanklı uzmanların da eğitmen olarak yer aldığı “Sanayi Tesislerinde İş Sürekliliği Sertifika Programı” ile katılımcılar firmalarının kurumsal dayanıklılıklarını artıracak bilgiler edindi ve projelerini geliştirdi. Bu çalışmalarla Akbank Dönüşüm Akademisi, birlikte üretmeyi, öğrenmeyi ve büyümeyi teşvik eden bir etkileşim alanı sundu. Ayrıca İzmir ve Bursa illerinde gerçekleştirilen Girişimci Kadın Programı ile girişimci kadınların işlerini bir adım öteye taşımasına destek olurken aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlamayı hedefledi. Akbank Dönüşüm Akademisi, 2026 yılında da Girişimci Kadın Programı’nın sayısını arttırarak girişimci kadınların sürdürülebilir iş modelleri geliştirmeleri ve finansal sağlamlıklarını arttırmaları için destek olmaya devam edecek. Akbank Dönüşüm Akademisi, 2025 yılının son etkinliği olarak, Gaziantep’te ticari işletmelerle birlikte güncel ekonomik ve ticari gelişmelerin görüşüldüğü bir panel düzenledi. Akbank Dönüşüm Akademisi, Gaziantep Sanayi Odası ve İnovakademi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik, işletmelere özel olarak tasarlanan iki oturumdan oluştu. Panelde “2026 Ekonomik Görünüm ve Dış Ticarette Global Trendler” ve “İhracatta Hedef Pazarlar” başlıkları, alanında uzman isimlerin değerlendirmeleriyle ele alındı. Program, panel oturumlarının ardından gerçekleştirilen bire bir networking buluşmasıyla sona ererken, katılımcılara katılım belgesi ve Akbank’ın avantajlı finansal paketlerine erişim imkânı sunuldu. “Akbank Dönüşüm Akademisi ile KOBİ’lerin dönüşüm yolculuğunu bütüncül biçimde destekliyoruz” Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, Akbank Dönüşüm Akademisi’nin işletmelere sunduğu katkının altını çizdi: “KOBİ’ler ülkemiz ekonomisinin üretim, istihdam ve ihracat kapasitesini taşıyan en önemli yapı taşlarından biri. Bugünün hızla değişen rekabet koşullarında işletmelerimizin yalnızca finansal olarak değil; dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme alanlarında da güçlenmesi büyük önem taşıyor. Bu çalışmaları gerçekleştirirken bizimle aynı amacı benimsemiş kurumlarla iş birliği içerisinde olmak yarattığımız sosyal etkiyi daha geniş kitlelere yaymak için motive edici bir güç. İlk olarak 2024 yılında, girişimci kadın ve deprem bölgesine yönelik gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerle uluslararası yatırımcı olan EFSE (European Fund for South East Europe) ile birlikte çalıştık. 2026 yılında ise Asya Kalkınma Bankası iş birliği ile Mastercard Etki Fonu ile güçlerimizi birleştirerek bu alandaki desteğimizi güçlendireceğiz. Akbank Dönüşüm Akademisi ile KOBİ’lerimizin ihtiyaç duydukları bilgiye, uzman desteğine ve yeni iş birliği fırsatlarına erişimini sağlarken; aynı zamanda dönüşüm süreçlerini kolaylaştıracak finansal çözümlerle, danışman bankacılık anlayışımız doğrultusunda KOBİ’lerimizin stratejik çözüm ortağı olarak yanlarında yer alıyoruz. Eğitim programlarımız, mentörlük, danışmanlık desteklerimiz ve avantajlı bankacılık hizmetlerimiz sayesinde işletmelerin hem bugüne hem de geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemesine katkı sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin dört bir yanındaki ticari işletmelerimizin küresel pazarlarda rekabet gücünü artıracak, sürdürülebilir büyümelerini destekleyecek çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” Ayrıntılı bilgi ve Akbank Dönüşüm Akademisi’ne katılmak için: https://akbankdonusumakademisi.com/ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Sigorta’nın Ormanın Gözleri Projesi 5. Yılında 1,2 Milyon Hektarlık Alanı Koruyacak  Haber

Anadolu Sigorta’nın Ormanın Gözleri Projesi 5. Yılında 1,2 Milyon Hektarlık Alanı Koruyacak 

Anadolu Sigorta, iklim kriziyle birlikte sayısı ve etkisi giderek artan orman yangınlarına karşı teknoloji, kamu–özel sektör iş birliği ve toplumsal farkındalığı bir araya getiren “Ormanın Gözleri” projesiyle Türkiye genelinde kalıcı ve ölçeklenebilir bir koruma modeli oluşturuyor. 2022 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü öncülüğünde hayata geçirilen proje; orman yangınlarını erken tespit etmek ve yangın riskine karşı toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla tasarlandı. Proje kapsamındaki ilk insansız yangın gözetleme kulesi 2022 yılının sonunda Adana Balcalı’da devreye alındı. 2023 yılında Çanakkale, Muğla, Adana ve Antalya’da; 2024’te ise İstanbul, İzmir, Bursa, Kahramanmaraş ve Mersin’de yeni nesil kuleler tamamlanarak hizmete alındı. 2025 yılında İstanbul, Kastamonu, Muğla, Denizli, Bilecik ve İzmir’de kurulan kulelerle birlikte Ormanın Gözleri, yangın riski yüksek bölgelerde etkin bir erken uyarı ağına dönüştü. 2025 yıl sonu itibarıyla projede toplam 16 yangın gözetleme kulesi aktif olarak görev yapıyor. Bu kuleler aracılığıyla yaklaşık 800 bin hektarlık alan kesintisiz izlenirken, bugüne kadar 241 orman yangını çok erken aşamada tespit edilerek olası büyük felaketlerin önüne geçildi. “Ormanın Gözleri ile toplumsal farkındalığı artıran, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir etki yaratmayı hedefliyoruz” Anadolu Sigorta Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Afet Yönetimi Koordinatörü Berna Semiz Ergüntan, Ormanın Gözleri projesine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “İklim kriziyle birlikte orman yangınları yalnızca çevresel değil, toplumsal ve ekonomik boyutları olan çok katmanlı bir risk alanına dönüştü. Bu sene 5. yılına giren Ormanın Gözleri projesini, bu risklere karşı yalnızca bugünü değil geleceği de koruyan kalıcı bir çözüm modeli olarak kurguladık. Türkiye’de 23,4 milyon hektar orman alanı bulunmaktadır. Bu orman alanlarının yaklaşık %55’i yangına hassas bölge niteliğindedir. 2026’da tamamlanacak kulelerimizle yaklaşık 1.200.000 hektarlık alanı gözetleyeceğiz. Bu alanın yaklaşık 800.000 hektarı da yangına daha hassas orman alanı olarak nitelendiriliyor. Bu sayede devreye alacağımız yeni kulelerimizle yangına hassas bölgelerin yaklaşık %10’u gözlenecek. Orman Genel Müdürlüğü’nün yangın gözetleme sistemine ek olarak hayata geçirdiğimiz destekle, OGM’nin gözetlediği orman alanlarının yaklaşık %5’inin korunmasına katkı sunmuş olacağız. Teknolojiyi kamu–özel sektör iş birliğiyle sahaya indirirken, erken tespitin hayat kurtaran gücünü ve önleyici yaklaşımın önemini merkeze aldık. Yapay zekâ destekli gözetleme sistemleriyle ormanlarımızın gözü kulağı olurken, aynı zamanda toplumsal farkındalığı artıran, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir etki yaratmayı hedefliyoruz.” 2026 hedefi: Türkiye ve Kıbrıs’ta daha geniş bir koruma ağı Projenin 2026 yol haritasında Balıkesir, Adana, Kastamonu ve Denizli illerine yeni yapay zekâ destekli insansız yangın gözetleme kuleleri kurulması; ayrıca Ankara (ODTÜ Ormanları) ve Kıbrıs’ta gelişmiş gözetleme sistemlerinin devreye alınması yer alıyor. Ormanın Gözleri sadece hayati önemde bir teknolojik yatırım değil; aynı zamanda güçlü bir iletişim ve farkındalık projesi. Proje kapsamında hazırlanan “Ormanın Gözleri” belgesel serisinin ilk bölümü 2023’te, dördüncü bölümü ise 2025’te izleyiciyle buluştu. Belgesel serisi teknik başarının ötesinde doğa ile insan arasındaki ilişkiyi ve yangınlarla mücadeledeki ortak sorumluluğu görünür kılıyor. Belgesel çekimlerinin 2026 yılında da sürdürülmesi planlanıyor. Anadolu Sigorta’nın Ormanın Gözleri Projesi, iklim kriziyle mücadelede özel sektörün kamu kurumlarıyla birlikte hareket ettiğinde nasıl yüksek etki yaratabileceğinin somut bir örneğini oluşturuyor. Proje, orman yangınlarının erken tespiti ve orman koruma işleviyle Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında yer alan “Karasal Yaşam” amacını doğrudan destekliyor. Aynı zamanda “Amaçlar İçin Ortaklıklar” başlığına da güçlü bir katkı sunarak, teknolojinin doğa koruma alanındaki dönüştürücü gücünü ortaya koyuyor. Kuleler yalnızca yangınlara karşı değil; diğer ormancılık faaliyetleri için de etkin bir gözetim sağlıyor. Aynı zamanda doğal yaşamın korunmasına katkı sunan sistemler, nesli tükenme riski altındaki türlerin takibinde de önemli rol üstleniyor. Kulelerin orman haberleşme sistemleri için baz istasyonu işlevi görmesi sayesinde, ormanlık alanlarda iletişim altyapısı güçlenirken, acil müdahale ekiplerinin koordinasyonu da önemli ölçüde kolaylaşıyor. Anadolu Sigorta, kule kurulumlarının yanı sıra Orman Genel Müdürlüğü’nün “Video Analitik Yazılım ve Duman Algılama Sistemi” projesine de destek veriyor. Bu sistem sayesinde, OGM’nin mevcut yangın gözetleme kulelerindeki kameralar tek bir yazılım platformu üzerinden izlenebiliyor. Yapay zekâ destekli analizlerle video görüntüleri üzerinde duman ve alev otomatik olarak algılanarak yangınlar çok erken safhada tespit edilebiliyor. Bu yaklaşım, afet risklerinin azaltılmasında teknolojinin rolünü güçlendirirken, iklim değişikliğine karşı dijitalleşme temelli bir uyum (adaptasyon) modeli de sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Japonya - İzmir İlişkileri Güçleniyor Haber

Japonya - İzmir İlişkileri Güçleniyor

Japonya İzmir Kültürler Arası Dostluk Derneği ve Japonya’nın İstanbul Başkonsolosluğu iş birliği ile düzenlenen Japon Sakura Esintisi-Japon Kültürü Günleri için kente gelen İstanbul Başkonsolosu Iwama Ryoji, Muavin Konsolos Fujimori Nozomu ile Japonya’nın İzmir Fahri Konsolosu Neşe Gök, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı Açık Ofis’te ziyaret etti. Ziyarette; İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zeki Yıldırım, İZULAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yalçın Alver, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Övünç Özgen de yer aldı. Tugay: İzmir’i tanıtmak için yeni fırsatlar olmasını diliyoruz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Japonya her zaman dost hissettiğimiz ülkelerden birisidir. İzmir olarak Japonya ile olan ilişkilerimizi geliştirme konusunda düşüncelerimiz ve beklentilerimiz var. İzmir Türkiye’nin en önemli şehirlerinden birisi. 8 bin 500 yıllık tarihi olan bir şehir. İzmir’in daha çok tanınmasını istiyoruz, Japonya’da da İzmir’i tanıtmak için yeni fırsatlar olmasını diliyoruz. İzmir’de, Manisa’da yatırımı olan Japon şirketlerinin temsilcileriyle tanışmayı, bir araya gelmeyi çok isterim. Onlar için yapabileceğimiz bir şey olursa her zaman yapmaya hazırız. Japonya’da İzmir’i, İzmir’de de Japonya’yı tanıtmak için etkinliklere de her zaman varız” şeklinde konuştu. Ryoji: İzmir’in güzelliklerini bizzat deneyimlemek isterim Japon turistlerin İzmir’i ziyaret etmekten mutluluk duyduğunu ifade eden Japonya’nın İstanbul Başkonsolosu Iwama Ryoji, “Japonya İzmir ilişkileri konusunda desteğinizi esirgemeyeceğinizi söylediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Alan seçmek suretiyle Japon belediyeleri ve İzmir Büyükşehir Belediyesi arasındaki ilişkiler adım adım gelişecektir. İzmir’i daha sık ziyaret etmeyi düşünüyorum. Japon şirketleriyle tanışma konusunda da beraber çalışabiliriz. İzmir’i Japonya’da daha çok tanıtmak için güzelliklerini bizzat deneyimlemek istiyorum” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’in Yeni Başlangıçlara Açılan Kapısı: Meslek Fabrikası Haber

İzmir’in Yeni Başlangıçlara Açılan Kapısı: Meslek Fabrikası

İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası kurulduğu günden bu yana 29 merkezde, 5 bin 800 kursta, tam 145 bin 77 kursiyere umut oldu. Kursiyerlerin kimi istihdam kapısını araladı, kimi kendi işini kurdu. Tarihi binadaki Halkapınar Kurs Merkezi ise adeta tarih yazdı. 2016’dan bu yana 531 kurstan 13 bin 149 kursiyer mezuniyet belgesi aldı. Meslek Fabrikası’nda açılan yeni bir kapı da Dijital Gençlik Merkezi oldu. Halkapınar Kurs Merkezi’nde yer alan merkezde 2025 yılının şubat ayından bu yana 385 genç, geleceğin dünyasına dijital yetkinliklerle hazırlandı. İzmir’in iş, aş ve umut üreten fabrikası, merkezi Halkapınar Kurs Merkezi’nde bulunan İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi aracılığıyla da 37 bin 44 kişiyi açık iş ilanı bulunan firmalara yönlendirdi. Bu kapsamda 2 bin 694 kişi hayata yeni bir başlangıç yaptı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü’nün en büyük motivasyonu ise rakamlar değil, hayatlarına dokundukları İzmirliler oldu. “Sağlanan fayda, başarı hikâyelerinde gizli” Meslek Fabrikası Şube Müdürü Zeki Kapı, “Merkezlerimizde 35 alan, 215 farklı branşta mesleki ve teknik eğitim faaliyetlerini sürdürüyoruz. Halkapınar Kurs Merkezi, bize ait merkezlerden sadece bir tanesi ancak bizim en merkezi noktamız. Burası 10 yıldır kentin istihdamına katkı sağlıyor. Aynı zamanda en fazla branşta kurs verdiğimiz merkez olma özelliğine sahip. Barista, pastacılık, ileri Excel, ön muhasebe, mülakat teknikleri, tekstil gibi branşlarda eğitimlerimiz aktif bir şekilde devam ediyor. Çalışmalarımızı genç ve kadın kursiyer odaklı sürdürüyoruz. Meslek Fabrikası olarak sadece eğitim vermiyoruz, yurttaşlarımızın iş hayatına katılımını destekliyor ve yönlendirici faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. ‘Meslek Fabrikası’ndan kaç kişi faydalanıyor?’ sorusunun cevabı, bu zamana kadar Meslek Fabrikası’ndan mezun olan yurttaşlarımızın başarı hikâyelerinde ve sınıflarda gizli” diye konuştu. “Yaptığımız işin karşılığını görüyoruz” Meslek Fabrikası’nda çok sayıda başarı hikâyesi yazıldığını ifade eden Kapı, “Örneğin barista kursu mezunumuz, kendi işletmesini açıp sınıf arkadaşlığı yaptığı üç kursiyere de istihdam sağladı. Ekip arkadaşları olarak yaptığımız işin karşılığını görebildiğimiz bir alanda çalışıyoruz. İzmirli bir yurttaşın Meslek Fabrikası kapısından içeri girip eğitimlerden sonra yazdığı öyküyü takip edebiliyoruz. Özellikle kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımı çok kıymetli. Hepsini birer başarı hikâyesine dönüştürmeyi hedefliyoruz” dedi. “Meslek Fabrikası Köy Enstitüleri gibi” Uzun yıllar İstanbul’da dizi ve filmlerde cast direktörlüğü ve sanat asistanlığı yapan Ecenur Meşe, “Kahve benim için bir tutkuydu. İzmir’de Meslek Fabrikası’nın barista kursunu bitirdim. Kahveyle ilgili atölyelere de katılmaya devam ediyorum. Almanya’ya taşınıp orada kafe açma planım var. Burasının en güzel avantajlarından biri de bu kurs sertifikasının yurt dışında da geçerli olması. Bu sayede Almanya’da da sertifikamı kullanabilirim. Nasıl daha önce Köy Enstitüleri varsa ve insanlar kendilerini birçok konuda geliştirebildiyse Meslek Fabrikası’nın amacı da aynı şekilde. Çok güzel eğitimler veriliyor, alınan sertifikalarla çok güzel iş yerleri açılabiliyor” ifadelerini kullandı. “Meslek Fabrikası ile iki altın bilezik taktım” Tekstil mühendisliği bölümü mezunu Korhan Şen isimli kursiyer de “Ben İstanbul’da yaşıyordum. Bir süredir İzmir’de ailemin yanında kalıyorum. Meslek Fabrikası’nı zaten biliyordum. İkiz kardeşimle birlikte bana uygun kurslara baktık. İlk olarak barista eğitimi aldım, ardından tekstil kursuna başladım. Tekstil benim mesleğim ama hiç bu kadar uygulamalı olarak bir süreç geçirmemiştim. Okulda genelde teorik eğitim alıyorduk fakat dikiş konusunda uygulamalı daha çok burada çalışabildim. İki kursa da gittiğim için şu an benim için iki alternatif meslek var. İki kurstan da çok şey öğrendim. Hem kahve sektörü hem de tekstil sektöründe inovatif fikirlerim oluştu. İki altın bilezik takmış oldum. Meslek Fabrikası, bizim için umut vaat eden bir seçenek. Ülkemizde genç nesil Meslek Fabrikası’na katılarak istedikleri alanda kendilerini geliştirebilir ve meslek edinebilir. Bu konuda istihdam kapısı da açık” diye konuştu. “Meslek edinmek için bir adım” Ön muhasebe kursuna katılan Güner Yıldız ise “Daha önce lojistik sektöründe çalıştım ancak sağlık sorunlarım nedeniyle işimi bırakmak zorunda kaldım. Meslek Fabrikası’nı zaten biliyordum ve ilgimi çekiyordu. Mesleki olarak burada fazlasıyla gelişebileceğimi gördüm ve buraya başvurmak istedim. Muhasebe sektörü çok geniş bir alan olduğu için bu kursu tercih ettim. Kurs çok iyi gidiyor. Buradan çıktığımda muhasebeci olarak çalışmak için yeterli olacağım. Çünkü hocalarımız çok detaylı bilgi veriyor. Meslek Fabrikası’nın kalifiye olmak için yeterli olduğunu, meslek edinmek için bir adım olduğunu gördüm” sözlerine yer verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.