Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ibm

Kapsül Haber Ajansı - Ibm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ibm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şirketlerin Satış Verisi Var, Müşteri Hikayesi Yok Haber

Şirketlerin Satış Verisi Var, Müşteri Hikayesi Yok

Şirketler yapay zeka yatırımlarını hızla artırırken, AI projelerinin beklenen değeri üretmesinin önündeki en önemli sorunlardan biri giderek daha görünür hale geliyor: Teknolojiye erişim kolaylaşıyor ancak şirketlerin kendi verilerini AI’ın kullanabileceği bir kurumsal hafızaya dönüştürmesi aynı hızda ilerlemiyor. Gartner’ın dünya genelindeki üretken yapay zeka harcamalarının 2025 yılında 644 milyar dolara ulaşacağını öngörmesine karşın, Ocak 2026 tarihli değerlendirmesine göre GenAI projelerinin en az yarısı PoC aşamasından sonra terk ediliyor. Veri kalitesi, maliyet, risk yönetimi ve belirsiz iş değeri bu projelerin sürdürülememesindeki başlıca nedenler arasında gösteriliyor. Bu tablo, şirketlerin yalnızca “Hangi AI modelini kullanacağız?” sorusuna değil, “AI’ın öğrenebileceği hangi veriye sahibiz?” sorusuna da yanıt vermesi gerektiğini ortaya koyuyor. Binovist & Robosme Kurucu Ortağı Engin Alan, özellikle satış ve pazarlama tarafında şirketlerin önemli miktarda veriye sahip olmasına rağmen bu verinin çoğunlukla müşterinin satın alma sonrasındaki davranışlarını kapsadığını belirtiyor: “Şirketler geçmişte ne sattığını oldukça iyi biliyor. Hangi müşterinin hangi ürünü ne zaman aldığı, ne kadar satın aldığı, hangi bölgede ne kadar satış yaptığı ERP sistemlerinde kayıtlı. Ancak satış açısından daha kritik olan soruların önemli bir bölümü burada yok. O müşteri bizi nasıl buldu? İlk temas nasıl gerçekleşti? Hangi ihtiyacı vardı? Hangi içerikle ilgilendi? Hangi teklifleri değerlendirdi? Satış döngüsü ne kadar sürdü ve neden bizi tercih etti? AI’ın öğrenmesi gereken ticari hikaye tam olarak burada başlıyor.” Alan’a göre bu fark, özellikle yeni müşteri kazanımı söz konusu olduğunda kritik hale geliyor. Geçmiş satış verileri AI ile mevcut müşterilerin segmentasyonu, çapraz satış fırsatlarının belirlenmesi, müşteri kaybı ihtimalinin analiz edilmesi veya sonraki satın alma davranışlarının tahmin edilmesi için kullanılabilirken, yeni müşterileri öngörebilmek için farklı bir veri katmanına ihtiyaç duyuluyor. Potansiyel müşterilerin özellikleri, ilk temas noktaları, gösterdikleri ilgi, dijital davranışları, kampanyalara verdikleri tepkiler, satış aktiviteleri, teklif geçmişleri ve fırsatların neden kazanıldığı veya kaybedildiği gibi verilerin sistematik biçimde biriktirilmesi, AI’ın yalnızca “Geçmişte kim satın aldı?” sorusunu değil, “Henüz müşterimiz olmayanlardan kim satın alma ihtimali en yüksek?” sorusunu da yanıtlayabilmesinin önünü açıyor. Doğru Kurgulanmış CRM, Şirketin Ticari Hafızasını Oluşturur. Gartner’ın 2025 araştırmasına göre kuruluşların yüzde 63’ü AI için doğru veri yönetimi uygulamalarına sahip olmadığını ya da sahip olup olmadığından emin olmadığını belirtiyor. Gartner, AI-ready veriyle desteklenmeyen projelerin önemli bölümünün terk edilme riski taşıdığına dikkat çekiyor. IBM’in 2.000 CEO ile gerçekleştirdiği 2025 araştırması da veri ile AI yatırımlarının sonucu arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. CEO’ların yüzde 72’si kuruma özgü veriyi üretken yapay zekadan değer yaratmanın anahtarı olarak görürken, AI girişimlerinin yalnızca yüzde 25’i beklenen yatırım getirisini sağlayabilmiş ve yalnızca yüzde 16’sı kurum genelinde ölçeklenebilmiş durumda. Engin Alan’a göre bu noktada CRM’in rolü de yeniden tanımlanıyor: “CRM’i yalnızca satış ekibinin müşteri bilgilerini girdiği bir yazılım olarak görürsek gerçek değerini küçültürüz. Doğru kurgulanmış CRM, şirketin ticari hafızasını oluşturur. Hangi fırsatların neden kazanıldığını veya kaybedildiğini, müşterilerin hangi ihtiyaçlarla geldiğini ve satın alma kararına giden yolun nasıl ilerlediğini kayıt altına alır. Bu veriler yıllar içinde biriktiğinde, şirketin AI’a öğretebileceği en değerli kurumsal varlıklardan birine dönüşebilir.” Şirketler ticari ilişki geçmişine sahip değil! AI çağında rekabet avantajının yalnızca kullanılan modelde değil, şirketlerin kendi geçmişlerini ne kadar iyi veri haline getirebildiklerinde oluşması bekleniyor. Her şirket benzer büyük dil modellerine ve benzer AI araçlarına erişebilirken, hiçbir rakip başka bir şirketin yıllar içinde oluşturduğu müşteri görüşmelerine, kazanılan ve kaybedilen fırsatlara, teklif geçmişine, kampanya sonuçlarına ve ticari ilişki geçmişine sahip değil. Binovist’in CRM danışmanlığı çalışmalarında ve Robosme CRM’in ürün yaklaşımında bu dönüşümü merkeze aldıklarını belirten Alan, şirketlerin AI yatırımlarına yaklaşımında da bir değişime ihtiyaç olduğunu ifade ediyor: “Bir dönem şirketler ‘CRM almalıyız’ diyordu, bugün ‘AI yapmalıyız’ diyorlar. İki yaklaşımın ortak riski, işe amaçtan değil araçtan başlamak. Yönetimin önce ‘AI ile hangi iş sonucunu değiştirmek istiyoruz?’ diye sorması gerekiyor. Daha fazla potansiyel müşteri mi bulacağız, satış ekibinin doğru şirketlere odaklanmasını mı sağlayacağız, teklif dönüşümünü mü artıracağız, müşteri kaybını mı azaltacağız? Bu cevaplandıktan sonra asıl soru geliyor: Bunu öğrenebilmesi için AI’a hangi veriyi vereceğiz? Önümüzdeki dönemde AI yatırımlarının başarısını belirleyecek temel sorulardan biri, kullanılan modelden çok şirketlerin kendi kurumsal hafızasının niteliği olacak. AI çok güçlü bir motor olabilir. Ancak AI’ın şirketiniz hakkında bilmediği şeyi yalnızca daha güçlü bir model kullanarak çözemezsiniz. Önümüzdeki dönemde asıl rekabet avantajlarından biri, şirketin kendi geçmişini doğru, anlamlı ve AI tarafından kullanılabilir bir kurumsal hafızaya dönüştürebilmesi olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dr. Serhan Yılmaz, Doğuş Teknoloji Veri ve Yapay Zekadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oldu Haber

Dr. Serhan Yılmaz, Doğuş Teknoloji Veri ve Yapay Zekadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oldu

Doğuş Teknoloji Veri ve Yapay Zekadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Serhan Yılmaz oldu. Teknoloji dünyasındaki küresel deneyimi, akademik derinliği ve çok yönlü liderlik kimliğiyle tanınan Dr. Serhan Yılmaz, 2 Şubat itibariyle Doğuş Teknoloji’nin AI ve veri odaklı dönüşümüne liderlik edecek. Turkcell, IBM, SAP, NTT Data ve son olarak Google gibi şirketlerde üstlendiği yönetim rolleriyle sektörde güçlü bir iz bırakan Serhan Yılmaz, Doğuş Teknoloji’deki görevine ek olarak Doğuş Grubu Veri ve Yapay Zekadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CDO) rolünü de üstlenecek. “Veri ve Yapay Zeka Alanındaki Tecrübesiyle Doğuş Teknoloji’ye Değer Katacak” Dr. Serhan Yılmaz’ın Doğuş Teknoloji’ye katılmasıyla ilgili görüş bildiren Doğuş Teknoloji CEO’su Semih İncedayı, “Doğuş Teknoloji olarak en büyük sermayemizin, teknolojiyi insan odaklı bir değer önerisine dönüştürebilen yetkinliklerimiz olduğuna inanıyoruz. Dr. Serhan Yılmaz, bu kültürü ileriye taşıyacak liderlik yaklaşımı ve veri ile yapay zeka alanındaki derin tecrübesiyle şirketimize önemli katkılar sağlayacaktır. Kendisinin vizyonunun, Doğuş Teknoloji’nin yapay zeka odaklı yenilikçi iş yapış biçimiyle bütünleşerek ekosistemimize değer katacağına inanıyoruz. İnsan ve etik odağını merkeze alan duruşumuzu daha da güçlendirecek bu yolculukta kendisine hoş geldin diyor, yeni görevinde başarılar diliyorum.” dedi. Mühendislikten Hukuka, Teknolojiden Hikaye Anlatıcılığına Uzanan Çok Yönlü Bir Kariyer Eğitim hayatına Endüstri Mühendisliği ve İşletme (Yandal) lisans dereceleriyle başlayan Dr. Serhan Yılmaz, disiplinler arası yetkinliklerini Hacettepe Üniversitesi Kamu Hukuku Yüksek Lisans Programı, İsviçre International MBA Institute Management Derecesi ve Harvard Üniversitesi Ticaret Hukuku programlarıyla güçlendirdi. Akademik yolculuğunu Conley American Üniversitesi’nde tamamladığı İşletme Yönetimi Doktora Programı ile taçlandıran Yılmaz, iş dünyasında 20 yılı aşkın süredir global ölçekte sorumluluklar üstleniyor. Kariyeri boyunca Turkcell, IBM, SAP ve NTT Data bünyesinde çeşitli ülke ve global yönetim pozisyonlarında bulunan Yılmaz, 2022 yılından bu yana Google Cloud Ülke Kanal Lideri olarak görev yapıyordu. Kurumsal ve akademik başarılarının yanı sıra “hikaye anlatıcısı” ve eğitmen kimliğiyle de bilinen Dr. Serhan Yılmaz, 10+ TEDx sahnesinde ve seksenin üzerinde üniversitede konuşmacı olarak yer aldı. Eğitim programlarıyla yüz binden fazla katılımcıya, dijital platformlarda ise bir milyondan fazla izleyiciye ulaşan Yılmaz, aynı zamanda “Yaşamak Geçerken” kitabının yazarıdır. Sektörel gelişime katkısını MÜDEK (Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği) bünyesinde 8 yıldır sürdürdüğü değerlendirici göreviyle pekiştiren Yılmaz, sivil toplum kuruluşlarında da aktif roller üstlenmektedir. Halen Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyeliği, Türkiye Satış ve İş Geliştirme Derneği Başkan Yardımcılığı, TÜSİAV Başdanışmanlığı, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı Danışmanlığı ve Darüşşafaka Cemiyeti Teknoloji Komisyonu Liderliği görevlerini yürütmektedir. Lisanslı voleybol, kayak ve yol bisikleti sporcusu olan Dr. Serhan Yılmaz, evli ve bir çocuk babasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siber Güvenlik Olmadan Endüstri 4.0 Sürdürülebilir Değil Haber

Siber Güvenlik Olmadan Endüstri 4.0 Sürdürülebilir Değil

Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, üretim sektöründe siber güvenliğin artık bir teknoloji sorunu değil, üretim hatlarını durdurabilen, tedarik zincirini sekteye uğratan, yatırımcıların ve müşterilerin güvenini sarsabilen bir iş riski olduğunun altını çizdi. Son dönemde otomotiv sektöründe yaşanan olaylar da bu gerçeği gözler önüne seriyor. Stellantis’in veri ihlali açıklaması ve Jaguar Land Rover’ın siber saldırı nedeniyle dört haftalık üretim duruşu, sınırlı kaynaklara sahip küçük ve orta ölçekli üreticiler için ciddi bir uyarı niteliğinde. Siber güvenliği yalnızca yasal uyumluluk gerekliliklerini karşılamak için uygulamak artık yeterli değil. Günümüzün sofistike saldırganları, kimlik avı, sistem izinsiz girişleri ve güvenliği ihlal edilmiş yazılımlar gibi yöntemlerle üreticileri hedef alıyor. Üretim ihlallerinin yüzde 85’i bu tür saldırılardan kaynaklanıyor. Bu nedenle siber güvenlik, yönetişim, kültür ve kaynak yönetimiyle bütünleşik bir strateji olarak ele alınmalı. Siber güvenlik, diğer stratejik iş riskleri gibi ele alınmalı Üreticiler genellikle yıllarca, bazen on yıllarca dayanacak şekilde tasarlanmış operasyonel teknolojilerle çalışıyor. Bu sistemler finansal amortismanlarını aşmış olsa da değiştirme masrafları ve kesintiler genellikle yükseltmeleri geciktiriyor. Bir zamanlar son teknoloji olan bu cihazlar modern siber saldırılara karşı savunmasız hâle geliyor ve kuruluşun saldırı yüzeyini genişletiyor. Küçük üreticiler için kritik soru, bir siber olayın potansiyel finansal ve operasyonel etkisinin, eskiyen teknolojinin güncellenmesi veya değiştirilmesinin maliyetinden ne zaman daha ağır basacağıdır. Güvenlik açıklarını engellemek için neler yapılabilir? Kimlik avı e-postaları, çalınan kimlik bilgileri ve güvenliği ihlal edilmiş üçüncü taraf yazılımlar, siber suçluların kullandığı ön kapılardır. Üreticiler özellikle savunmasızdır çünkü saldırganlar, fabrikaların kesintiye tahammül edemeyeceğini bilir. Tedarik zincirleri saldırı yüzeyini genişletir. BT ekipleri yetersiz kalır; KOBİ üreticileri nadiren 7/24 izleme için gerekli kaynaklara sahiptir ve hızlı müdahale yetenekleri için gerekli uzmanlıktan yoksundur. Fikri mülkiyet değerlidir; tasarımlar, formüller ve prototipler casusluk veya hırsızlık için kazançlı hedeflerdir. Üreticiler, önce önleme odaklı BT stratejisi, temel savunma önlemlerinin ötesine geçmelidir. Saldırıları engellemek yeterli değildir; üreticiler, tehditleri operasyonları kesintiye uğratmadan önce öngörmeli ve etkisiz hâle getirmelidir. Eyleme geçirilebilir tehdit istihbaratı: Fidye yazılımı taktikleri, tedarik zinciri güvenlik açıkları ve kalıcı tehditler hakkında ayrıntılı bilgiler dâhil olmak üzere mevcut tehdit ortamına ilişkin gerçek dünya verileri, ekiplerin gerçekten önemli olan konulara öncelik vermelerini sağlar. Sürekli izleme: Uç noktalar, sunucular ve bulut uygulamaları arasındaki etkinlikleri ilişkilendirmek, izinsiz girişi gösterebilecek anormallikleri tespit etmeye yardımcı olur. İzleme, normal BT altyapısının ötesine geçmeli ve teknik olarak mümkünse operasyonel teknolojiyi de kapsamalıdır. BT ve OT izlemeyi tek bir platformda birleştirmek, tehditlerin görünürlüğünü ve tehditleri tahmin etme ve önleme yeteneğini artırır. Bölümleme ve erişim kontrolü: Net sistem sınırları ve operasyonel teknolojinin bölümlenmesi, sıkı kimlik yönetimi ve çok faktörlü kimlik doğrulama, saldırganların yanal olarak hareket etmesini engeller. Güvenlik açığı yönetimi: Tüm cihaz ve makinelerde otomatik yama ve ürün yazılımı güncellemeleri, saldırganların potansiyel olarak yararlanabileceği boşlukları kapatır. Yedekleme ve kurtarma: Tesis dışında depolanan çevrimdışı yedeklemeler ve test edilmiş geri yükleme prosedürleri, kesinti süresini en aza indirerek fidye yazılımının üretimi rehin almasını engeller. İstihbarat, izleme ve Genişletilmiş Tespit ve Müdahale (XDR) gibi modern yanıt yeteneklerini bir araya getirmek, küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki yalın BT ekiplerinin tam bir güvenlik operasyon merkezi kurmadan sağlam savunmalar sürdürmelerini sağlar. XDR ile BT savunmasını genişletme Geleneksel uç nokta koruması tek başına yeterli değildir. XDR, cihazlar, sunucular ve bulut sistemleri genelinde algılama ve yanıtı birleştirerek bir saldırının devam ettiğini işaret edebilecek çeşitli farklı kaynaklardan gelen verilerin bütünsel bir görünümünü sağlar. Bu, Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetleriyle daha da ileriye götürülebilir. Bu hizmetler sayesinde, küçük BT ekipleri bile 7/24 uzman gözetimi, daha hızlı kontrol ve daha az kör nokta elde ederek fabrikaların ve işletmelerin çalışır durumda kalmasını sağlayan öncelikli önleme yaklaşımını benimseyebilir. Siber dayanıklılık için iş gerekçesi Siber saldırılar soyut riskler değildir; operasyonel maliyetlerdir. IBM'in 2025 Veri İhlali Maliyetleri raporuna göre, ortalama endüstriyel ihlal maliyeti yaklaşık 5 milyon dolardır ancak asıl zarar üretimdeki aksaklıklar, kaçırılan sözleşmeler ve azalan müşteri güveninden kaynaklanmaktadır. Siber güvenliği bir iş riski olarak ele almak, büyümeyi, itibarı ve dayanıklılığı korur. Şirketler eski teknolojinin değiştirilmesini sadece teknik bir yükseltme olarak değil, potansiyel siber olayların iş üzerindeki etkisini azaltmak için stratejik bir hamle olarak değerlendirmelidir. Siber saldırıların maliyeti artmaya devam ederken kuruluşlar siber güvenliği doğrudan operasyonel süreklilik ve finansal dayanıklılıkla ilişkilendiren bütünsel bir bakış açısı benimsemekten fayda sağlar. Üretim sektöründe, siber güvenlik ekipleri yalnızca siber riskleri azaltmaya odaklanmakla kalmamalı, işletme için potansiyel aksaklıkları ve ekonomik sonuçları en aza indirecek önlemleri önceliklendirmelidir. Siber dayanıklılık, riski tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Kabul edilebilir risk için net bir eşik belirlemek ve baskı altında operasyonların devam etmesini sağlayacak kadar güçlü BT savunmaları oluşturmak anlamına gelir. Endüstri 4.0'da en akıllı fabrikalar sadece en otomatik olanlar değil, aynı zamanda en siber dayanıklı olanlar da olmalıdır. Siber güvenlik olmadan inovasyon, başka bir deyişle iş riski demektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.