Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Idrar Yolu

Kapsül Haber Ajansı - Idrar Yolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Idrar Yolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Okul Sabahı Gelen Karın Ağrısındaki Gizli Tehlike! Haber

Okul Sabahı Gelen Karın Ağrısındaki Gizli Tehlike!

Yeni eğitim döneminin başlaması, sınavlar, arkadaş ilişkileri veya öğretmen değişikliği gibi faktörler çocuklarda kaygı yaratarak çeşitli fiziksel yakınmalara yol açabiliyor. Özellikle sabah saatlerinde ortaya çıkan karın ağrısı, bulantı, iştahsızlık veya tuvalet ihtiyacı çoğu zaman okul stresiyle bağdaştırılıyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Sinan Kılıç, stresin fiziksel belirtilere yol açabileceğini doğrularken çok önemli bir noktanın altını çiziyor: "Çocuklarda görülen her karın ağrısını stres veya kaygı ile açıklamak doğru değildir". Cerrahi Müdahale Gerektiren Hastalıkların Habercisi Olabilir Karın ağrısının çocukluk çağında çok sık karşılaşılan bir şikâyet olduğunu belirten Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Sinan Kılıç, bu durumun tek başına bir hastalık olmadığını söylüyor. Ağrının basit bir mide-bağırsak enfeksiyonu (gastroenterit), kabızlık, parazit veya idrar yolu enfeksiyonundan kaynaklanabileceği gibi; apandisit veya doğuştan gelen bağırsak sorunları (Meckel divertikülü) gibi cerrahi hastalıklara da işaret edebileceğini belirtiyor. Karın ağrısı şikâyetiyle yapılan tıbbi değerlendirmelerde, çocukların yaklaşık %10-20’sinde cerrahi bir sorun saptanırken, yaklaşık %5’inde ameliyat gerekebiliyor. Cerrahi hastalıklar arasında akut apandisitin ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Kılıç, "Apandisit, çocuklarda ani başlayan karın ağrıları nedeniyle yapılan ameliyatların en sık nedenidir ve özellikle okul çağında dikkatle değerlendirilmelidir. Hastalık genellikle apandisitin iç boşluğunun tıkanmasıyla başlar; tedavi geciktiğinde ise delinme ve karın içine iltihap yayılması gibi ciddi riskler ortaya çıkabilir" diyor. Ayrıca enfeksiyonlar sonrasında karın içindeki lenf bezlerinin şişmesinin (mezenterik lenfadenit) de apandisiti taklit eden ağrı ve ateşe yol açabileceğini hatırlatıyor. Çocuğunuzun Sadece Söylediklerine Değil, Hareketlerine de Bakın Çocuklarda karın ağrısını değerlendirmenin yetişkinlere göre daha zor olduğunu belirten Doç. Dr. Sinan Kılıç, küçük çocukların ağrının yerini tam tarif edemediğini ve organların birbirine yakınlığının teşhisi güçleştirebildiğini ifade ediyor. Bu noktada ebeveynlere düşen en önemli görev, çocuğun sadece söylediklerini değil hareketlerini de gözlemlemek. Doç. Dr. Kılıç şu ipuçlarını paylaşıyor: "Eğer karın zarında bir iltihaplanma varsa, çocuk hareket etmek istemeyebilir, yürürken veya öksürürken ağrısının arttığını söyleyebilir. Ağrıyı hafifletmek için bacaklarını karnına doğru çekerek hareketsiz bir pozisyon alması oldukça önemli bir belirtidir". Hangi Durumlarda Zaman Kaybetmeden Hekime Başvurulmalı? Her karın ağrısının acil bir tablo yaratmadığını ancak bazı belirtilerde vakit kaybedilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Sinan Kılıç, hekime başvurulması gereken durumları şöyle sıralıyor: Ağrının giderek şiddetlenmesi veya uzun sürmesi. Ağrının karında belirli bir noktada yoğunlaşması. Çocuğun yürümek veya hareket etmek istememesi. Ateş, tekrarlayan kusma veya dışkıda kan görülmesi. Karında belirgin bir şişlik ve genel durumda bozulma olması. Karın ağrısı yakınmasının yalnızca "okul stresi" denilip geçiştirilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Sinan Kılıç, "Çocuğun şikâyetini küçümsememek, ancak her karın ağrısında da paniğe kapılmamak gerekir. Doğru yaklaşım; karın ağrısının süresini, şiddetini, yerini ve hareketle ilişkisini hekim kontrolünde değerlendirmektir" diyerek sözlerini tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Ayları Kadınlarda Bu Sorunları Artırıyor! Haber

Yaz Ayları Kadınlarda Bu Sorunları Artırıyor!

Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, kadınlarda özellikle yaz aylarında çok sık görülen bazı sorunlara karşı basit ama etkili önlemler alınabileceğini, olası bir sorunda ise mutlaka doktora başvurmak gerektiğini belirterek “Kadınların yaz döneminde yaşadığı bazı şikayetler basit gibi görünse de yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor. Erken dönemde alınan önlemler ise birçok sorunun gelişmesini önleyebiliyor” diyor. Doç. Dr. Baran, yaz aylarında kadınlarda en sık görülen 4 önemli sorunu ve yaz hastalıklarından korunmada 7 altın kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Vajinal enfeksiyonlar Yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, mantar enfeksiyonları başta olmak üzere vajinal enfeksiyonların daha sık görülmesine zemin hazırlayabiliyor. Özellikle uzun süre ıslak mayo veya bikiniyle kalmak, dar ve hava almayan kıyafetler tercih etmek risk oluşturabiliyor. Kaşıntı, yanma, kötü kokulu akıntı veya rahatsızlık hissi gibi belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden hekime başvurmak gerekiyor. Enfeksiyon riskini azaltmak için mayo ve bikinilerin yüzme sonrasında değiştirilmesi, pamuklu iç çamaşırlarının tercih edilmesi ve genital bölgenin kuru tutulması kritik önem taşıyor. İdrar yolu enfeksiyonları Yetersiz sıvı tüketimi, uzun yolculuklar ve tuvalet ihtiyacının ertelenmesi yaz aylarında idrar yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığını artırabiliyor. Sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, kasık ağrısı ve idrarda kötü koku gibi belirtiler enfeksiyonun habercisi olabiliyor. Tedavi edilmeyen enfeksiyonlar böbreklere kadar ilerleyebildiği için belirtilerin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Gün içinde yeterli miktarda su içmek, hijyen kurallarına dikkat etmek ve idrarı uzun süre tutmamak koruyucu önlemler arasında yer alıyor. Adet düzensizlikleri Mevsim değişiklikleri, yoğun sıcaklar, tatil dönemindeki uyku ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi bazı kadınlarda adet düzenini etkileyebiliyor. Adet tarihinin gecikmesi ya da beklenenden erken başlaması çoğu zaman geçici nedenlere bağlı olsa da sık tekrarlayan düzensizliklerde altta yatan başka bir sağlık sorunu bulunabiliyor. Bu nedenle adet döngüsündeki belirgin değişikliklerin takip edilmesi önem taşıyor. Düzenli uyku, dengeli beslenme ve stres yönetimi hormonal dengenin korunmasına katkı sağlıyor. Genital bölgede tahriş ve cilt problemleri Aşırı terleme, sürtünme ve nemli ortamlar yaz aylarında genital bölgede kızarıklık, tahriş ve hassasiyete yol açabiliyor. Özellikle sentetik kumaşlar ve dar kıyafetler bu şikayetleri artırabiliyor. Kaşıntı ve tahrişin uzun sürmesi enfeksiyonlarla karıştırılabildiğinden, belirtilerin devam etmesi halinde uzman görüşü almak gerekiyor. Günlük hijyene dikkat edilmesi, terleten kıyafetlerden kaçınılması ve cildin hava almasının sağlanması şikayetlerin önlenmesine yardımcı oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evcil Hayvanlarda Yetersiz Su Tüketimi Riskine Karşı Yeni Nesil Çözüm Haber

Evcil Hayvanlarda Yetersiz Su Tüketimi Riskine Karşı Yeni Nesil Çözüm

Kedi ve köpeklerin günlük su tüketimi, genel sağlık durumlarının en kritik belirleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak özellikle kediler, durgun suya karşı ilgisiz davranıyor ve yeterince su içmiyor. Bu durum uzun vadede böbrek hastalıkları ve idrar yolu problemleri gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor. Teknoloji odaklı evcil hayvan ürünleri geliştiren PETKIT, bu yaygın soruna çözüm olarak geliştirdiği kablosuz ve UVC destekli akıllı su pınarı Eversweet Max 2 ile hayvanların su içme davranışlarını desteklemeyi hedefliyor. Akıllı sensörlerle su tüketimini teşvik ediyor PETKIT Eversweet Max 2, evcil hayvanın varlığını algılayan kızılötesi sensör sistemi sayesinde su akışını yalnızca ihtiyaç anında başlatıyor. Cihaz, hayvan yaklaştıktan kısa süre sonra devreye giriyor ve uzaklaştığında otomatik olarak durarak suyun sürekli taze kalmasını sağlıyor. Bu dinamik akış sistemi, özellikle akarsudan su içmeye daha yatkın olan kediler için doğal bir içme deneyimi sunarken, düzenli su tüketimini de teşvik ediyor. Aynı zamanda sensör destekli sistemin, hayvanların suyla etkileşimini artırarak içme alışkanlıklarını iyileştiriyor. Uygulama üzerinden takip ve kontrol imkânı Cihaz, PETKIT mobil uygulamasıyla entegre çalışarak evcil hayvanların su içme sıklığı ve süresinin takip edilmesine olanak tanıyor. Kullanıcılar günlük, haftalık ve aylık tüketim verilerini izleyebiliyor; su seviyesi veya filtre değişimi gibi kritik durumlar için hatırlatmalar alabiliyor. Bluetooth bağlantısı üzerinden çalışan sistem, aynı zamanda farklı çalışma modları ve su akış sürelerinin kişiselleştirilmesine imkân veriyor. Hijyen, konfor ve pratik kullanım bir arada PETKIT Eversweet Max 2, suyun kalitesini artırmaya odaklanan çok katmanlı filtrasyon sistemiyle de dikkat çekiyor. Tüy ve toz gibi partikülleri tutan filtre yapısı ve koku ile kloru azaltan aktif karbon desteği sayesinde daha temiz ve içilebilir su sunulurken, UV destekli kablosuz pompa da hijyen seviyesini destekliyor. 304 paslanmaz çelik su tepsisi ise hem dayanıklılık sağlıyor hem temizliği kolaylaştırıyor. Kablosuz kullanım imkânı ve tam şarjla 83 güne kadar uzayan pil ömrü, cihazı evin farklı noktalarında rahatça konumlandırmaya olanak tanırken, kablo karmaşasını da ortadan kaldırıyor. Yaklaşık 26 dB seviyesindeki sessiz çalışma performansıyla ev ortamında gürültü yaratmayan ve evcil hayvanları rahatsız etmeyen ürün, 3 litrelik kapasitesi ve kolayca sökülüp yıkanabilen parçalarıyla kullanım kolaylığı sağlıyor. BPA içermeyen yapısı ise güvenli kullanım beklentilerini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Böbrek Sağlığı Korumak için 8 Altın Kural Haber

Böbrek Sağlığı Korumak için 8 Altın Kural

Buna rağmen böbrek hastalıkları dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen yaygın bir hastalık olup, çoğu zaman erken dönemde belirti vermez. Diyabet ve hipertansiyon ise son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘’12 Mart Dünya Böbrek Günü’’ nedeniyle böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu. Böbrek sağlığının korunması için günlük yaşamda bazı önlemler alınmalıdır. Bunlar şöyle özetlenebilir: Yeterli Su Tüketimi: Böbrekler, vücuttaki atık maddeleri, idrar yoluyla uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyar. Günde ortalama 2-3 litre su içmek, toksinlerin atılmasını hızlandırır ve böbrek taşı oluşumunu mekanik olarak engeller. Böbrek Hastalığı Belirtilerini Bilmek: İdrarda gözle görülür kanama, şiddetli ve kıvrandırıcı yan ağrısı veya sık tekrarlayan idrar yolu iltihapları varsa acilen bir üroloji bölümüne başvurulmalıdır. Düzenli Taramalar: Özellikle 50 yaş üstü erkekler, idrar yapma zorluğu hissetmeseler bile böbrek ve prostat sağlığının kontrolü için yılda bir kez üroloji muayenesi ve ultrasonografi yaptırmalıdır. Kan Şekeri Kontrolü: Diyabet (şeker hastalığı), dünyada son dönem böbrek yetmezliğinin bir numaralı nedenidir. Kanda sürekli yüksek seyreden şeker, böbreğin süzgeç görevi gören ince damar yumaklarına zarar verir. Şeker hastaları kan şekerini katı şekilde kontrol altında tutmalıdır. Tansiyon Kontrolü ve Tuz Kısıtlaması: Yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek yetmezliğinin ikinci en sık nedenidir. Basıncı artmış kan akımı böbrek damarlarını yırtar ve daraltır. Günlük tuz tüketimi 5 gramın (1 çay kaşığı) altında tutulmalıdır. Bilinçsiz İlaç Kullanımından Kaçınmak: Reçetesiz satılan ve toplumda sık kullanılan ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, NSAİİ grubu), uzun süreli veya yüksek dozda kullanıldığında doğrudan böbrek hücrelerini öldüren zehirli etki gösterir. İlaçlar hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır. Sigara ve Tütün Ürünlerinden Uzak Durmak: Sigara, böbreklere giden kan damarlarını daraltarak böbreğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin DNA yapısını bozarak böbrek kanserine doğrudan zemin hazırlar. Düzenli Egzersiz ve Kilo Kontrolü: Obezite, böbreklerin vücudu temizleyebilmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu aşırı çalışma hali zamanla böbreği yorar ve tüketir. Düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon ve diyabet riskini düşürür. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.