Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iea

Kapsül Haber Ajansı - Iea haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iea haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zekâ Çağında Enerji Yönetimi: EY Geleceğin Stratejilerini Açıkladı Haber

Yapay Zekâ Çağında Enerji Yönetimi: EY Geleceğin Stratejilerini Açıkladı

Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY’ın Yapay Zekâ ve Enerji: Karşılıklı Etkileşim başlıklı raporu yayımlandı. EY Europe Central Energy Center'ın araştırmalarına, EY'ın yapay zekâ alanındaki deneyimlerine ve enerji sektöründeki tecrübelerine dayanan rapor, bu ikili dönüşümle karşı karşıya kalan şirketler ve liderler için önemli içgörüler sunuyor. Rapor, şirketlerin yapay zekâ odaklı verimliliği nasıl artırabileceğini, dijital büyüme için enerjiyi nasıl güvence altına alabileceğini ve yapay zekâ ile enerjinin birbirinden ayrılamaz olduğu bir gelecek için nasıl dayanıklı stratejiler geliştirebileceği hakkında önemli ipuçları veriyor. Veri merkezleri küresel elektrik tüketiminin yaklaşık %1,5’ini oluşturuyor Rapora göre yapay zekâ; enerji üretimi ve dağıtımından şebeke yönetimine kadar birçok alanda operasyonel verimliliği artırırken, veri merkezlerinin hızla büyümesi elektrik talebini de oldukça yüksek seviyelere taşıyor. Yapay zekâ odaklı tipik bir veri merkezi, yaklaşık 100 bin hanenin tüketimi kadar elektrik kullanırken, hâlihazırda inşa edilmekte olan en büyük veri merkezlerinin bunun 20 katına kadar enerji tüketeceği öngörülüyor. Küresel elektrik tüketiminin yaklaşık %1,5’ini oluşturan veri merkezlerinin enerji ihtiyacı, yıllık yaklaşık %12 oranında artıyor. Rapor, veri merkezi yatırımlarındaki artış ve yapay zekâ odaklı harcamaların, özellikle ABD’de iş yatırımlarının ve gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesinin itici güçlerinden biri haline geldiğini gösteriyor. Yapay zekâ, iş gücünün yetkinliklerini ölçeklendirerek yeni iş birliği ve karar alma biçimlerini destekliyor. Petrol, gaz ve elektrik hizmetleri sektörlerinde çalışanların günlük yapay zekâ kullanım düzeyi; teknoloji ve bankacılık sektörlerine kıyasla henüz daha düşük olsa da, bu sektörlerin de yapay zekâ uygulamalarının hayata geçirilmesi açısından geniş bir potansiyeli bulunuyor. Büyük teknoloji şirketleri yapay zekâya milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor Büyük teknoloji şirketleri, yapay zekânın üretkenliği önemli ölçüde artıracağı ve insanların çalışma ile değer yaratma biçimlerini yeniden şekillendireceği beklentisiyle bu alana yüz milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. 2020-2025 yılları arasında beş büyük teknoloji şirketinin toplam sermaye harcamalarının %280’den fazla arttığı tahmin ediliyor. Bu yatırımların giderek daha büyük bir bölümü yeni veri merkezlerine yönlendiriliyor. Küresel veri merkezi yatırımlarının 2025-2030 döneminde 7 trilyon dolara ulaşabileceği ve dünya genelinde 2.000’den fazla yeni veri merkezinin devreye alınabileceği öngörülüyor. 2025 yılı sonu itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 12 bin veri merkezi bulunurken, bunların yaklaşık %45’i ABD’de, %27’si ise Avrupa’da yer alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, küresel kurulu veri merkezi kapasitesinin 2020-2025 döneminde yıllık ortalama %13 büyüyerek 60 GW’tan 114 GW’a yükseldiği görülüyor. IEA’nın temel senaryosuna göre, bu büyümenin on yılın sonuna doğru daha da hızlanması ve yıllık ortalama %15 seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu doğrultuda, toplam kurulu veri merkezi kapasitesinin 2030 yılına kadar 226 GW’a çıkabileceği öngörülüyor. Günümüzde veri merkezleri, küresel elektrik tüketiminin yaklaşık %1,5’ini oluşturuyor. En yüksek oran ABD’de görülüyor; burada veri merkezleri toplam elektrik talebinin yaklaşık %4,5’ini oluşturuyor. Veri merkezlerinin, 2025-2030 döneminde küresel elektrik talebindeki artışın yaklaşık %7’sini, daha geniş bir perspektifte değerlendirildiğinde ise 2025-2035 dönemindeki artışın yaklaşık %9’unu oluşturabileceği öngörülüyor. Jeopolitik gerilimler belirsizlik oluşturuyor Veri merkezlerinin gelecekteki elektrik talebine ilişkin projeksiyonları önemli ölçüde belirsizlik içeriyor. Düşük karbonlu ve maliyeti öngörülebilir enerji kapasitesine ve şebeke altyapısına erişim, yapay zekâ çiplerinin bulunabilirliği, donanım ve modellerde sağlanacak verimlilik artışları, spekülatif proje duyuruları ve yapay zekâ pazarındaki değişimler gibi birbiriyle bağlantılı birçok faktöre bağlı olabilir. Ayrıca, jeopolitik gerilimler de ek bir belirsizlik katmanı oluşturuyor. Bu gerilimler, kritik bileşenlere yönelik tedarik zincirlerini aksatma ve piyasa dinamiklerini yeniden şekillendirme riski taşıyor. Orta Doğu’da son dönemde yaşanan gerilimlerin tırmanması, uzun süreli belirsizliklerin hâlihazırda kısıtlı olan bellek çipleri ve veri depolama cihazları arzını daha da sıkılaştırabileceğine yönelik yatırımcı endişelerini artırdığı görülüyor. Avrupa’nın veri merkezi ekosistemi köklü değişimlerle şekillenebilir Avrupa’nın veri merkezi ekosistemi, hem kapasitedeki önemli büyüme hem de coğrafi dağılımdaki köklü değişimlerle şekillenen dönüştürücü bir on yıla giriyor. Geleneksel veri merkezlerinde arazi ve enerji kısıtlarının artmasıyla birlikte, işletmeciler ve yatırımcılar giderek daha fazla şebeke kapasitesi, uygun arazi imkânı ve daha düşük işletme maliyetleri sunan yeni lokasyonlara yöneliyor. Bu eğilim, son kullanıcılara yakınlığın daha az önem taşıdığı ve maliyet verimliliğinin öncelik kazandığı makine öğrenimini destekleyen uzak veri merkezlerinde özellikle belirgin şekilde görülüyor. Avrupa’nın geleneksel veri merkezi merkezleri dışında kalan ülkelerin, yeni yatırımlardan giderek daha fazla pay alması beklenirken, Orta Avrupa bölgesi bu büyümeden en fazla fayda sağlayacak bölgeler arasında yer alıyor. Orta Avrupa, veri merkezlerinin yaklaşık %63’ünü barındırıyor. Bölgenin enerji yelpazesinin yaklaşık %65’i hâlihazırda yenilenebilir enerji, nükleer enerji ve hidroelektrik gibi güvenilir düşük karbonlu kaynaklardan sağlanıyor. Bu durum, enerji yoğun veri merkezi yatırımlarının büyümesi açısından bölgeye önemli bir yapısal avantaj kazandırıyor. Veri merkezlerinin Orta Avrupa bölgesine giderek daha fazla yayılmasıyla birlikte, veri merkezlerinin ulusal elektrik talebi içindeki payının 2035 yılına kadar %2 ile %14 arasında yükselmesi bekleniyor. En yüksek yoğunlaşmanın ise Nordik ülkelerde görülmesi öngörülüyor. Norveç'te veri merkezlerinin toplam elektrik talebinin yaklaşık %9'unu oluşturabileceği tahmin edilirken, bu oranın Danimarka'da yaklaşık %13'e, İsveç'te ise aynı dönemde %8'in üzerine çıkabileceği öngörülüyor. EY Türkiye Enerji Sektör Lideri ve EY-Parthenon Şirket Ortağı Cem Çamlı, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Yapay zekâ günümüzde yalnızca dijital dönüşümün değil, enerji dönüşümünün de temel belirleyicilerinden biri. Bu ilişki tek yönlü olmamakla birlikte yapay zekâ; enerji sektörünü daha verimli, güvenilir ve sürdürülebilir hale getiriyor. Aynı zamanda yapay zekâ da büyümesini sürdürebilmesi için güçlü enerji altyapısına ihtiyaç duyuyor. Yapay zekâ ve enerjideki gelecek risk ve fırsatların bir arada ele alındığı raporumuza göre; sektörler arası koordinasyonu erkenden sağlayan, altyapı planlamasını uyumlaştıran ve yönetişim modellerini modernize eden enerji şirketleri; yapay zekânın sunduğu üretkenlik kazanımlarından çok daha etkili biçimde yararlanacak. Aynı zamanda erişilebilir maliyetli, güvenilir ve düşük karbonlu bir enerji sisteminin gelişimini destekleme konusunda avantajlı konumda olacak. Yapay zekâ yatırımlarını konuşurken sadece işlem kapasitesini değil, bu dönüşümü mümkün kılacak enerji ekosistemini de konuşmamız gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda ülkelerin ve şirketlerin rekabet gücü; güvenilir enerji altyapısı, dijital yetkinlikler ve sürdürülebilirlik hedeflerini aynı strateji altında buluşturabilme becerisiyle şekilleneceğinin de altını çizmeliyiz. Bu ekosistemde, teknoloji şirketlerinden enerji sektörüne, yatırımcılardan politika yapıcılara kadar tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerekiyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metgün Enerji Halka Arzla Yeni Büyüme Dönemine Giriyor Haber

Metgün Enerji Halka Arzla Yeni Büyüme Dönemine Giriyor

Sürdürülebilir bir dünya ve yaşanabilir bir gelecek için temiz enerji vizyonuyla hareket eden Metgün Enerji’nin halka arzında talep toplama bugün başladı. İnfo Yatırım liderliğinde, toplam 48 aracı kurumdan oluşan konsorsiyum aracılığıyla gerçekleşecek halka arzda talep toplama 22 Temmuz Çarşamba günü sona erecek. Pay başına satış fiyatı 20 TL olarak belirlenen halka arzda, payların toplam nominal değeri 135 milyon 579 bin TL, halka arz büyüklüğü ise yaklaşık 2 milyar 711 milyon 580 bin TL olacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 21,35 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Halka arzı yatırımcılarla birlikte uzun vadeli değer üretecekleri yeni bir ortaklık olarak değerlendirdiklerini belirten Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, “Amacımız, Türkiye'nin enerji dönüşümüne katkı sağlarken; güçlü ve sürdürülebilir finansal yapımızla yatırımcılarımıza uzun vadeli değer sunan bir enerji şirketi olmak" dedi. Küresel enerji sektörünün tarihinin en önemli dönüşüm süreçlerinden birini yaşadığına dikkat çeken Uğur Işık, jeopolitik gelişmelerin yenilenebilir enerji yatırımlarının önemini daha da artırdığını belirtti. Işık, “Bugün yaşanan gelişmeler, geleneksel enerji kaynaklarına dayalı tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olabileceğini tüm dünyaya gösteriyor. Türkiye'nin sahip olduğu yenilenebilir enerji potansiyelini ekonomiye kazandırmanın hem çevresel hem de stratejik bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan her yatırımın, enerji ithalatına olan bağımlılığın azaltılmasına, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine ve ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına önemli katkı sağladığına inanıyoruz.” dedi. Yatırım stratejimizin odağında sürdürülebilir büyüme var" Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre 2030 yılına kadar yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin toplam üretim içindeki payının yüzde 60'a ulaşmasının beklendiğini hatırlatan Işık, Türkiye'nin de Ulusal Enerji Planı kapsamında güneş ve rüzgâr başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırdığını belirtti. Işık, şöyle devam etti: “Bugün 274,44 MW[1] kurulu güce sahip yenilenebilir enerji santrallerimizle ülkemizin enerji dönüşümü hedeflerine katkı sağlamak için çalışıyoruz. Bu katkıyı daha da güçlendirmek amacıyla yurt içi ve yurt dışındaki yatırım fırsatlarını yakından takip ediyoruz. Proje geliştirme, kapasite artırımı ve stratejik satın almalar yoluyla üretim portföyümüzü büyütmeyi hedefliyoruz. Bunun yanında depolamalı güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri ile hibrit yatırımlar da büyüme planlarımızın önemli başlıkları arasında yer alıyor. ." "Halka arz gelirini büyüme yatırımlarında değerlendireceğiz" Büyüme hedeflerine halka arzla birlikte ivme kazandıracaklarının altını çizen Işık, "Halka arz gelirinin yaklaşık yüzde 80 ila 90'ını depolamalı GES ve RES projeleri, yeni yenilenebilir enerji yatırımları, stratejik satın almalar, hibrit tesis kurulumları ve kapasite artırıcı yatırımlar için kullanacağız. Yaklaşık yüzde 10'luk kısmıyla ise işletme sermayemizi güçlendireceğiz. Böylece hem finansal esnekliğimizi artıracak hem de uzun vadeli büyüme stratejimizi daha güçlü şekilde hayata geçireceğiz” diye konuştu. “Çevre hassasiyetini yatırımlarımızın ayrılmaz parçası olarak görüyoruz” Yenilenebilir enerji yatırımlarının yanı sıra üretim süreçlerinde de çevre hassasiyetini ön planda tuttuklarını vurgulayan Uğur Işık, tüm santrallerde çevre mevzuatı, ilgili izin süreçleri, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları ve uluslararası normlara uygun şekilde üretim gerçekleştirdiklerini ifade etti. Işık, Metgün Enerji olarak mevcut RES projeleri kapsamında 6 bin, HES projelerinde ise yaklaşık 10 bin ağaç ve fidan dikiminin gerçekleştirildiğini aktardı. Toplantıya katılan Konsorsiyum Lideri İnfo Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Güler, “Metgün Enerji’nin ekibiyle birlikte çok rahat, şeffaf bir halka arz süreci yürütüyoruz, şirketin profesyonel ekibine çok teşekkür ederim. Aynı dikkat ve disiplinle talep toplama sürecini de yöneteceğiz, süreci başarılı bir halka arz ile taçlandırmayı hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metgün Enerji Halka Arz Oluyor Haber

Metgün Enerji Halka Arz Oluyor

Metgün Enerji’nin halka arzı için talep toplama 20 Temmuz Pazartesi günü başlayacak ve 22 Temmuz Çarşamba günü sona erecek. Halka arzdan elde edilecek gelirin % 80 ila 90’ını yatırımlarda, %10 ila 20’sini ise işletme sermayesinin güçlendirilmesinde değerlendireceklerini vurgulayan Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, "Yenilenebilir enerji alanında, bağlı ortaklıklarımız ve iştirakimizle birlikte toplam 274,44 MW[1] kurulu güce sahip bir portföye erişmiş durumdayız. Yurt içi ve yurt dışındaki yatırım fırsatlarını da yakınen takip ediyoruz. Gerek proje geliştirme, gerek kapasite artırımı gerekse yeni satın almalar yoluyla mevcut portföyümüzü daha da büyütmek temel hedefimiz" dedi. Metgün Enerji, İnfo Yatırım liderliğinde toplam 48 aracı kurumdan oluşan konsorsiyum aracılığıyla pay başına 20 TL sabit fiyatla 20-21-22 Temmuz tarihlerinde talep toplayacak. 90 milyon 579 bin TL nominal değerli paylar sermaye artırımı, 45 milyon TL nominal değerli paylar ortak satışı yoluyla halka arz edilmek üzere, halka arz edilecek payların toplam nominal değeri 135 milyon 579 bin TL, halka arz büyüklüğü ise yaklaşık 2 milyar 711 milyon 580 bin TL olacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 21,35 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Halka arz edilecek payların %60’ının yurt içi bireysel yatırımcılara, %3’ünün grup çalışanlarına, %30’unun yurt içi kurumsal yatırımcılara ve %7’sinin yurt dışı kurumsal yatırımcılara tahsis edilmesi planlanıyor. Sürdürülebilir bir dünya ve temiz enerji geleceği yaratma vizyonuyla bugün Türkiye’nin öncü yenilenebilir enerji şirketlerinden biri haline geldiklerini belirten Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, “Fosil yakıt kaynaklı sera gazı emisyonlarının artması, iklim krizini derinleştirirken enerji üretim ve tüketim davranışlarımızda köklü değişiklikleri zorunlu kılıyor. Dünyamızın sürdürülebilirliği için çevreci temiz enerji yatırımları artık kaçınılmaz. Bu vizyonla yola çıktık ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde güneş, rüzgâr ve hidroelektrik kaynaklı yenilenebilir enerji santralleri ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Yenilenebilir enerji alanında, bağlı ortaklıklarımız ve iştirakimizle birlikte toplam 274,44 MW[2] kurulu güce sahip bir portföye erişmiş durumdayız. Üretim portföyümüzü farklı yenilenebilir enerji kaynaklarıyla güçlendirerek daha verimli, dengeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmaya odaklanıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde hem gelir kaynaklarımızı çeşitlendirmeyi hem de karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Türkiye ekonomisine ve enerji dönüşümüne katkı sunarken, iklim değişikliğiyle mücadeleyi destekleyen yatırımlarımızla gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. 2030’a kadar elektrik üretiminin %60’ının yenilenebilir enerjiden sağlanması bekleniyor Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, iklim kriziyle mücadele kapsamında 2030 yılına kadar yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin toplam üretim içindeki payının %60’a ulaşmasının hedeflendiğini belirten Işık, bu sürecin sanayiden ulaşıma kadar tüm ekonomik yapıyı dönüştürdüğünü ifade etti. Küresel yenilenebilir enerji kurulu gücü 2022’de 340 GW seviyesindeyken, 2030’a kadar yıllık ortalama %12 büyüme göstermesinin beklendiğini kaydeden Işık, teknolojik gelişmeler ve maliyet düşüşleri sayesinde yenilenebilir enerjinin enerji arz güvenliği ve bağımsızlığı açısından kritik bir rol üstlendiğini söyledi. Türkiye’nin de bu küresel dönüşümde aktif bir rol üstlenmeyi hedeflediğini dile getiren Işık, Ulusal Enerji Planı kapsamında 2035 yılına kadar güneş enerjisinde 52,9 GW, hidroelektrikte 35,1 GW ve rüzgâr enerjisinde 29,6 GW kurulu güce ulaşılmasının öngörüldüğünü aktardı. Işık, bu hedeflerin Türkiye’nin artan enerji talebini karşılarken düşük karbonlu büyüme sürecini hızlandıracağını ve ülkeyi bölgesel bir temiz enerji merkezi konumuna taşıyacağını vurguladı. “Halka arz gelirinin %80-90’ı yeni yatırımlara yönlendirilecek” Metgün Enerji olarak yatırımlarını bu projeksiyonlar doğrultusunda şekillendirdiklerini söyleyen Işık, halka arzdan elde edilecek gelirin %80 ila 90’ının yatırımlarda kullanılacağını belirterek şunları söyledi: “Halka arzdan elde edeceğimiz kaynağın büyük bölümünü, büyüme stratejimiz doğrultusunda enerji portföyümüzü genişletecek ve operasyonel verimliliğimizi artıracak yatırımlara yönlendirmeyi planlıyoruz. Kaynakların yaklaşık %80 ila %90’ını; depolamalı GES ve RES projeleri, mevcut ve geliştirme aşamasındaki yenilenebilir enerji yatırımları, yurt içi ve yurt dışındaki stratejik yatırım fırsatları ile kamu kurumlarınca düzenlenecek kapasite tahsis ihaleleri kapsamında hayata geçirilecek projelerin finansmanında kullanmayı hedefliyoruz. Ayrıca hibrit tesis kurulumları ve kapasite artırıcı yatırımlarla mevcut santrallerimizin verimliliğini daha da yükseltmeyi amaçlıyoruz. Halka arz gelirinin %10 ila %20’lik kısmını ise işletme sermayemizi güçlendirmek için değerlendireceğiz. Böylece hem finansal esnekliğimizi artıracak hem de sürdürülebilir büyüme hedeflerimizi daha güçlü bir şekilde destekleyeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Cam Endüstrisi   40. Şişecam Uluslararası Cam Konferansı’nda İstanbul’da Buluştu Haber

Küresel Cam Endüstrisi 40. Şişecam Uluslararası Cam Konferansı’nda İstanbul’da Buluştu

Bu yıl “United to Innovate: A Future-Focused Transformation of Energy & Glass” temasıyla düzenlenen konferansta, dekarbonizasyon, enerji verimliliği ve dijitalleşme gibi dönüşümün merkezinde yer alan konular kapsamlı şekilde ele alınıyor. Alanında dünyanın en saygın platformları arasında gösterilen konferans, cam sektörünün sürdürülebilir geleceğine yön verecek stratejik tartışmalara ev sahipliği yapıyor. “Sürdürülebilirlik artık uzun vadeli bir vizyonun çok ötesinde” Konferansın açılışında konuşan Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, camın ardındaki bilimsel derinliğe ve sektörün dönüşümüne dikkat çekerek şunları söyledi: “Camı daha işlevsel, sürdürülebilir ve hafif üretme arayışı bizim için bitiş çizgisi olmayan bir yolculuk. Özellikle sürdürülebilirlik artık uzun vadeli bir vizyon değil, tüm değer zincirimizi şekillendiren temel bir dönüşüm ajandası. Cam, doğası gereği enerji yoğun bir endüstri. Bu yapının beraberinde getirdiği çevresel ve operasyonel zorluklara karşı sektör olarak ortak akılla, inovasyonla ve güçlü iş birlikleriyle somut çözümler üretmemiz kaçınılmaz. Şişecam olarak hedefimiz, 50 yıllık köklü Ar-Ge birikimimizle bu sektörel çözümlere öncülük etmek. Şişecam Uluslararası Cam Konferansı da bu hedefe ilerlememizi destekleyen önemli bir platform.” “Bu çağa elektrik çağı diyoruz” Etkinliğin ana konuşmacısı Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol ise, dünyadaki gelişmeler ve global trendlerle ilgili konuştu. Birol şunları söyledi: “Ülkeler enerji sistemlerini elektriğe dönüştürüyorlar. Elektrik değerli hale gelecek ve yenilenebilir ile nükleer enerji ilerleme gösterecek. Ekonomimiz, sosyal yaşantımız enerjiyle tetikleniyor. Petrol ve gazdan sonra yavaş yavaş elektrik dönemine geliyoruz. Bu artışın tetikleyici unsurlarından biri yapay zeka. Veri merkezleri 7/24 elektriğe ihtiyaç duyuyor. İkincisi elektrikli araçlar. 5 yıl önce dünyada satılan araçların yüzde 5’i elektrikliyken bugün bu oran yüzde 30. Üçüncü tetikleyici ise klimalar. İklim değişiklikleri ve sıcaklıkların artması klima kullanımını ciddi oranda artırıyor. Bu üç unsur elektrifikasyon için en önemli tetikleyiciler. Biz bu çağa elektrik çağı diyoruz. Enerji krizi konusunda kurumlar ve devletler doğru stratejiler kurmalı, güvenilir ortaklar edinmeli ve daha ödenebilir bir şekilde elektrik üretilmeli.” Konferansın devamında Dr. Fatih Birol ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) İklim Stratejisi ve Uygulama Genel Müdürü Gianpiero Nacci’yi bir araya getiren “Securing the Transition: Financing the Decarbonization of Energy-Intensive Industry” başlıklı söyleşide; enerji yoğun sanayilerin düşük karbon dönüşümü finansmanı, bu geçişi hızlandıracak yatırım araçları ve kamu ile özel sektör finansman kaynaklarının uyumlu hâle getirilmesi konuları ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Araç Şarj Altyapısı, EPDK Düzenlemesiyle Konutlara Taşınıyor Haber

Elektrikli Araç Şarj Altyapısı, EPDK Düzenlemesiyle Konutlara Taşınıyor

Üçay Mühendislik iştiraki Elaris Direktörü Volkan Demir, kullanıcı deneyimini iyileştirecek olan bu entegrasyonun Türkiye’de şarj altyapısı ile elektrikli araç kullanımını yaygınlaştıracağını vurguladı. Şehir içi mobilite alışkanlıkları değişiyor Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) elektrikli araçlara (EV) yönelik şarj hizmetleri yönetmeliğinde yaptığı kapsamlı değişiklik, Türkiye’nin elektrikli araç ekosisteminde yeni bir dönemin kapısını araladı. 23 Mart’ta Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme, şarj altyapısının özellikle konut ve site otoparklarına entegre edilmesini önceliklendirerek sektörde yapısal bir dönüşüm hedefliyor. Elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve şarj istasyonu çözümleri alanında faaliyet gösteren Elaris, düzenlemenin Türkiye’de şarj altyapısının yaygınlaşmasını hızlandıracağını ve pazarın büyüme ivmesini artıracağını belirtti. Sektörün 30 milyar TL’yi aşması bekleniyor Yeni düzenleme kapsamında, 2030 yılına kadar elektrikli araçların büyük bölümünün apartman ve site otoparklarında şarj edilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşımın, şehir içi mobilite alışkanlıklarını değiştirmesinin yanı sıra şarj altyapısının erişilebilirliğini de önemli ölçüde artırması bekleniyor. Sektörün, dönüşümle birlikte 2030 yılına kadar 30 milyar TL’nin üzerinde bir büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor. Dönüşüm, uluslararası ölçekte de karşılık buluyor Küresel eğilimler de bu dönüşümle paralel ilerliyor. International Energy Agency (IEA) verilerine göre, elektrikli araç kullanıcılarının yüzde 70–80’i şarj işlemlerini ev veya iş yerinde gerçekleştiriyor. Bu oran Avrupa’da bazı ülkelerde yüzde 85’e kadar çıkıyor. Veriler, şarj altyapısının yaşam alanlarına entegre edilmesine yönelik yaklaşımın uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Elektrikli araç talebi, altyapı ihtiyacını artırıyor Türkiye’de elektrikli araç sayısındaki hızlı artış da dönüşümün önemini güçlendiriyor. 2022 yılında yaklaşık 15 bin seviyesinde olan elektrikli araç sayısı, 2026 itibarıyla 400 binin üzerine çıktı. 2030 yılı projeksiyonları ise bu sayının 1 ila 1,5 milyon seviyesine ulaşacağını gösteriyor. Bu büyüme, yalnızca kamusal şarj istasyonlarının yeterli olmayacağını, konut ve iş yeri bazlı çözümlerin kritik rol oynayacağını ortaya koyuyor. Elaris Direktörü Volkan Demir, düzenlemeye ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “EPDK’nın, elektrikli araç ekosisteminde önemli bir eşik niteliği taşıyan yeni düzenlemesi ile birlikte şarj altyapısının yaşam alanlarına entegrasyonunun hızlanacağını öngörüyoruz. Kullanıcı deneyimini iyileştirecek olan bu entegrasyon, elektrikli araçların yaygınlaşmasını da hızlandıracaktır. “Ekosistemin büyümesini desteklemeyi sürdüreceğiz” Elaris olarak, ücretsiz olarak sunduğumuz elektrikli araç şarj istasyonu kurulumu ve şarj ağı işletmeciliği hizmetimizle bu dönüşüme aktif katkı sağlıyoruz. Türkiye’nin sürdürülebilir geleceği için geliştirdiğimiz çözümlerle ekosistemin büyümesini desteklemeyi sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İhracat Rekorunun Ardından “Yeşil Vergi” Dönemi Başladı Haber

İhracat Rekorunun Ardından “Yeşil Vergi” Dönemi Başladı

Türkiye'nin ürün ihracatı performansı, 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,5 artış göstererek 273,4 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Yıllık ürün ve hizmet ihracatı 396,5 milyar dolara ulaşırken, geride kalan aralık ayında en fazla ihracat 10 milyar doları aşan hacimle Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapıldı.¹ 2026 yılı, bu başarı grafiğinin sürdürülebilirliği için kritik bir eşiği temsil ediyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla Yeşil Mutabakat takviminde geçiş dönemi resmen sona erdi ve mali yükümlülük dönemi başladı. Bu yeni dönemde, AB’ye ihraç edilen demir-çelik, çimento, gübre, alüminyum, elektrik ve hidrojen gibi ürünlerin karbon yoğunluğu üzerinden mali yükümlülüğün başladığı bir sisteme geçildi.² 1,8 milyar euro fatura riski Artık sadece bir çevre politikası olmaktan çıkan sürdürülebilirlik uyumu, Türkiye ekonomisi için milyar euroluk bir rekabetçilik alanına dönüştü. TÜSİAD’ın analizleri, AB Yeşil Mutabakat ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uyumunda geç kalınması durumunda, ihracatçıların karşı karşıya kalabileceği karbon maliyetinin yıllık bazda 1,8 milyar euro seviyesine ulaşabileceğini gösteriyor.³ Bu büyük maliyet riski sanayicilerin kar marjlarını doğrudan tehdit ederken; karbon emisyonlarını doğrudan ve dolaylı emisyonlar (Kapsam 1, 2, 3) bazında şeffaf, denetlenebilir ve dijital bir sistemle raporlayamayan şirketler için Avrupa pazarında rekabet etmek giderek zorlaşacak. Karbonun bir maliyet kalemi haline geldiği bu yeni düzende, dijitalleşme ve ERP entegrasyonu ihracatçılar için Avrupa ile çalışmak ve uyum yükünü azaltmak için bir gerekliliğe dönüştü. Sürdürülebilirlik raporlamasında manuel dönem sona erdi Sürdürülebilirlik verilerinin manuel yöntemlerle dağınık tablolarda toplanması hem hata payını artırıyor hem de AB denetimlerinde ciddi riskler doğuruyor. Canias ERP’nin Kurumsal Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülü, bu süreci bir üretim ve finans disiplinine dönüştürüyor. ESM’nin en ayırt edici özelliklerinden biri olan Fatura Kontrol modülü entegrasyonu, karbon tüketim değerlerinin satın alınan ürünlerin faturalarından otomatik olarak hesaplanmasına olanak tanıyor. Bu sayede şirketler, karbon ayak izini sadece tahminlerle değil, gerçekleşen finansal veriler ve fatura kayıtları üzerinden gerçek zamanlı olarak takip edebiliyor. Sürdürülebilirlik verisinin doğrudan mali kayıtlarla eşleşmesi denetlenebilirliği en üst seviyeye çıkarırken, karbon hesaplamasını ise yönetilebilir bir süreç haline getiriyor. İhracatta yeşil pasaport Avrupa Birliği’nin SKDM kapsamında talep ettiği raporlama standartlarının yanında, sadece kendi üretim tesisindeki emisyonlarını değil, enerji tüketimini ve hatta tedarik zincirinden gelen dolaylı emisyonları da kapsıyor. Canias ERP ESM modülü, evrensel Kapsam 1, 2, 3, 4, 6 seviyelerindeki tüm tüketimleri ayrı ayrı hesaplayarak raporluyor. Modülün Temel Veriler entegrasyonu, karbon tüketim değerlerini malzeme ve malzeme-tedarikçi ikilisi bazında saklama kabiliyeti sunuyor. Bu özellik, ihracatçıların sadece kendi karbon karnelerini değil, hammadde aldıkları tedarikçilerin de sürdürülebilirlik performanslarını ölçmelerine ve analiz etmelerine imkan tanıyor. Ayrıca, modül içerisinde kullanılan emisyon faktörleri, IPCC, GHG Protocol, IEA ve Avrupa Birliği tarafından referans alınan diğer uluslararası ve güncel kaynaklarla uyumlu şekilde tanımlanıyor; versiyon bazlı yönetilerek geçmiş dönem hesaplamalarının geriye dönük doğrulanabilirliğini garanti altına alıyor. Grafiksel raporlama yeteneğiyle desteklenen bu yapı, karbon tüketim sonuçlarını; tedarikçi, ürün grubu ve etken bazında dağılımlarla sunarak, üst yönetimin stratejik kararlarını veriye dayalı olarak almasını sağlıyor. Bu dijital altyapı, Türk ihracatçılarının 1 Ocak 2026 itibarıyla başlayan yeni döneme uyumunu kolaylaştırıyor. "Sürdürülebilirlik artık finansal bir metrik” Türkiye’nin küresel ihracat sahnesinde rekabet gücünü koruması için dijital olgunluğun belirleyici olduğunu vurgulayan IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, 2026 yılıyla başlayan yeni dönemi şu sözlerle özetledi: “Ülkemizin ihracatta yakaladığı tarihi başarı, 2026 itibarıyla yeni bir dijital olgunluk sınavını da beraberinde getiriyor. Yeşil Mutabakat takviminde mali yükümlülük dönemine girilmesiyle birlikte sürdürülebilirlik, şirketler için sosyal vatandaşlık bilincinden çıkıp doğrudan bir rekabet şartına dönüşüyor. Sınır ötesi ticarette rekabet artık karbon emisyonunu finansal bir veri gibi ölçülebilir ve denetlenebilir biçimde yönetebilmekten geçiyor. Canias ERP’nin ESM modülüyle sürdürülebilirliği üretim ve satın alma süreçlerine entegre ediyor; karbon tüketimini manuel veri girişlerinin yükü olmaktan çıkarıp fatura ve operasyon verileriyle beslenen dijital bir sürece dönüştürüyoruz. Böylece ihracatçılar hem uyum gerekliliklerini daha sağlıklı yönetiyor hem de şeffaf karbon yönetimiyle Avrupa pazarında güvenilir iş ortağı konumunu güçlendiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.