Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ifc

Kapsül Haber Ajansı - Ifc haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ifc haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sabancı Holding’de Finans Grup Başkanlığı Görevine Mustafa Aydın Atandı Haber

Sabancı Holding’de Finans Grup Başkanlığı Görevine Mustafa Aydın Atandı

1 Haziran 2026 itibarıyla, Sabancı Holding Finans Grup Başkanlığı görevini ise Mustafa Aydın üstlenecek. 2013 yılından bu yana Sabancı Topluluğu’nun farklı kademelerinde yöneticilik görevlerinde bulunan Mustafa Aydın, son olarak Topluluk şirketlerinden Çimsa’da Finans ve Dijital Teknolojilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Mustafa Aydın ayrıca, mevcut rollerine ek olarak, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Çimsa’da vekaleten Genel Müdür olarak atanmıştı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, şu ifadeleri kullandı: “Orhun Köstem, Topluluğumuzdaki kariyeri boyunca değerli katkılar sağlamış; Sabancı Holding’in stratejik finansal yol haritasının oluşturulması ve yönetilmesinde kritik rol üstlenmiştir. Görev süresi boyunca, Topluluğun global, dijital ve sürdürülebilirlik odağındaki büyüme ve dönüşümüne finansal perspektiften güçlü bir şekilde liderlik etmiş; sermaye yönetimi, kaynak tahsisi ve değer yaratımı alanlarında önemli inisiyatifleri hayata geçirmiştir. Sabancı Topluluğunun büyümesine yönelik katkıları, disiplinli yaklaşımı ve iş birliği kültürünü güçlendiren liderliği ile paydaşlarımıza önemli kazanımlar sağlamıştır. Kendisine bugüne kadar verdiği tüm katkılar için teşekkür ediyor; çıkacağı yeni yolda kendisine başarılar diliyorum. 1 Haziran itibarıyla Finans Grup Başkanlığı görevini üstlenecek Mustafa Aydın da bugüne kadar hem Holding’de hem de Topluluk şirketlerimizde önemli görevlerde bulunmuştur. Mannok satın alımı, ABD gri çimento yatırımı, EBRD ve IFC anlaşmaları gibi konularda ortaya koyduğu liderlik profiliyle Çimsa’nın son yıllardaki küresel büyüme yolculuğuna ve stratejik dönüşümüne çok önemli katkılar sağlamıştır. Çimsa’daki başarılarının yanında, geçmiş yıllarda enerji sektöründe edindiği tecrübe ve Holding deneyimi, Topluluğumuzun operasyonel faaliyetlerine ve gelecek hedeflerine de kıymetli destekler sunacaktır. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyor; bu bayrak değişiminin, tüm Topluluğumuza hayırlı olmasını temenni ediyorum.” Mustafa Aydın Hakkında Mustafa Aydın, Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi bölümleri lisans eğitiminin ardından Sabancı Üniversitesi’nde Executive MBA programını tamamlamış ve kariyerine Garanti BBVA’da Müfettiş olarak başlamıştır. Sonrasında Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu’nda Hesap Uzmanı olarak görev almış, ardından Sabancı Holding bünyesinde Mali Müşavir olarak kariyerine, vergi, yapılandırma ve finansal regülasyonlar alanında direktörlük görevine kadar yükselerek devam etmiştir. Ardından Enerjisa Üretim’de Mali İşler ve Dijitalleşmeden Sorumlu Grup Müdürü olarak görev yapan Mustafa Aydın, bugün itibarıyla Çimsa’da Finans ve Dijital Teknolojilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı görevini yürütmektedir. Ayrıca Mustafa Aydın, Çimsa’da mevcut görevlerine ek olarak, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla vekaleten Genel Müdür olarak görevini sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UEZ’de Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar Masaya Yatırıldı Haber

UEZ’de Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar Masaya Yatırıldı

2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ikinci günü de yoğun katılımla gerçekleşti. Ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu’nun üstlendiği zirvenin ikinci gününün dördüncü paneli “Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar” başlığıyla düzenlendi. Bacacı Holding’in sponsorluğunda yapılan panelin moderatörlüğünü EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar üstlendi. Bacacı Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cem Cansu, panelde yaptığı konuşmada, şirket yapılarının hibrit bir model üzerine kurulu olduğunu belirterek, aktif değer yaratan bir grup olduklarını, potansiyel ile performans arasındaki farkı minimize etmeye odaklandıklarını söyledi. Değer üretiminin ciddi yatırım gerektirdiğini vurgulayan Cansu, “Buna çok ciddi yatırım yapmak gerekiyor. Bizim değer yaratma modelimizde birkaç tane olmazsa olmazımız var. Biz 10 bin kişilik bir aileyiz. Müşterimiz, tedarikçimiz ve paydaşlarımızla hareket ediyoruz.” dedi. Çoklu değer üretimine dayalı bir yatırım anlayışı benimsediklerini söyleyen Cansu, sürdürülebilirliğin bu yaklaşımın merkezinde yer aldığını belirtti. “Dünyanın geçmiş 50-100 yılına bakın, insanlığın refahı hep artmış. İyimser olmak için ortada sebepler de var. Bu dönemde çok ciddi zikzaklar da olmuş. İniş çıkışları yaşadığımız noktalar oldu. Dayanıklı ve sürdürülebilir olanlar ayakta kaldı.” diyen Cansu, yatırım kararlarında orta ve uzun vadeli perspektifin belirleyici olduğunu kaydetti. Yapay zekâ yatırımlarına da değinen Cansu, teknolojinin tek başına anlam ifade etmediğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Yapay zekayı tek başına yapay zeka olarak konuştuğumuz zaman da aslında bu biraz yapay kalabiliyor. Yani bu aslında bizim içimizde bir dönüşüm. Çünkü bireysel ya da kurumsal tecrübelerimde gördüğüm, yapay zekaya ne kadar doğru veriyi, ne kadar doğru süreçle ve sistematik olarak verdiğimiz zaman buradaki verim artıyor. Aksi takdirde açıkçası aynı verimi alamadığımızı görüyoruz. Dolayısıyla önce aslında veri, sistem, süreç, hatta insan kaynağı organizasyonu dahi bunun içine katabiliriz. Bunların tam oturmuş olması yapay zekanın bence sonuçlarını olumlu yönde etkileyen faktörler olarak görüyorum.” Cem Cansu, özellikle veriye çok önemli yatırımlar yaptıklarına dikkati çekerek, “Aslında yatırımcı kimliğimizle, tabii bizim bir start-up hedeflerimiz de var, önümüzdeki dönemlerle alakalı ve burada özellikle yapay zeka konusunda bizim operasyonel derinliğimizi ve finansal gücümüzü onların inovasyon ve esneklikleriyle birleştireceğimiz hem yatırım hem de bu anlamdaki hedeflerimize daha verimli bir şekilde ulaşacağımız hedefler amaçlarımız da bu yönde 500 milyon TL gibi 2026 için yatırım hedefine koymuş durumdayız.” değerlendirmesinde bulundu. “Demografinin değişimi de çok önemli bir etken” Diffusion Capital Partners Ortağı Alper Karagöz de derin teknoloji yatırımlarına odaklandıklarını belirterek, “Derin teknoloji alanında yatırımlar yapıyoruz. Karşımızda işi büyütebilecek bir takım görürsek yatırım yapıyoruz. Diğer unsur, pazar büyük mü, potansiyel var mı ona bakıyoruz. Bu işi yaparken dönemsel birtakım kaygılar var. 10 yıl önce yatırım yaptığımız işe bugün yatırım yapma olasılığımız çok düşük. Yüksek teknolojinin dönüştürücü etkisi var. Artık laboratuvardan ürüne geçiş oldukça hızlı. Yüksek teknolojinin dönüştürücü etkisi var. Demografinin değişimi de çok önemli bir etken. Ona göre servisler gözetmeniz lazım. Sıfır karbona yolculukla alakalı bir trend de söz konusu. Dikey yapay zeka ile sağlıkta, otomasyonda bir sürü iş fikri geliyor ve bunları kullanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Demografik değişimin de yatırım kararlarını etkilediğini belirten Karagöz, “Yaşlanan nüfus ve değişen ihtiyaçlar yeni servis alanları yaratıyor. Sıfır karbon hedefi ve dikey yapay zekâ uygulamaları özellikle sağlık ve otomasyon alanlarında önemli fırsatlar sunuyor.” dedi. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karagöz, “Patent sayıları ve bilimsel yayınlar ciddi artış gösteriyor. Bu durum insan kaynağı ve Ar-Ge tarafında güçlü bir potansiyele işaret ediyor” diye konuştu. Türkiye’nin oyun ve FinTech alanlarında güçlü olduğunu vurgulayan Karagöz, dijitalleşme kapasitesinin yüksek seviyede olduğunu ifade etti. “Gıda arzının yüzde 70 artırılması gerekecek” Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı & Besler CEO’su Mert Altınkılınç ise gıda sektöründe sürdürülebilirliğin kritik önem taşıdığını belirtti. “2050’de dünya nüfusu 10 milyara ulaşacak ve gıda arzının yüzde 70 artırılması gerekecek” diyen Altınkılınç, bu sürecin aynı zamanda önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Tedarik zincirinin kırılgan olduğu bir dönemde gıda sektörünü çok geniş perspektifte ele alınması gerektiğini ifade eden Altınkılıç, şunları kaydetti: “Sürdürülebilirliği işin merkezine alan, verimliliğe odaklanan, tüketici değişikliklerini algılayabilen devletler ve şirketler önde olacaktır. Tüketicilerin güvenini almak da çok önemli. Tüm paydaşlarımızla şeffaf bir ilişki kuruyoruz. Yaş meyve sebze işinde gıda atığı yüzde 50’lere gelmiş durumda. Biz bunu dondurulmuş gıdada yüzde 7’ye kadar indirdik. Kadın çiftçilere odaklandık. Sektördeki kadınların yüzde 80’i ücret almayan veya yan haklardan mahrum insanlardan oluşuyor. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz bakanlıklarla iş birliği içinde. İyi ve kaliteli gıdayı herkese erişebilir hale getiriyoruz.” “Türkiye ile ilgili istihdam yaratabileceğimiz alanlarda destekler sunuyoruz” Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Lisa Kaestner belirsizliklerin arttığı bir dönemde finansal dayanıklılığın kritik hale geldiğini söyledi. Son 10 yılda 25 milyar doların üzerinde bir kaynak sağladıklarını belirten Kaestner, “Finansta dayanıklılık olmalı ve orada sürdürülebilirlik de olmalı. Türkiye’de değer zincirini geliştirmeliyiz. Verimliliği artırmak da bizim çalışmalarımız arasında yer alıyor. Finans sektöründe fonlarla da çalışmak mümkün. Türkiye ile ilgili önemli altını çizmek istediğim konu, istihdam yaratabileceğimiz alanlarda destekler sunuyoruz. İklim değişikliği için finansmanlar sağladık. Bir takım start-up’lara da desteklerimiz oldu. Dijitalleşmeyi önceliklendiren KOBİ’lere destek sağlıyoruz.” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KAGİDER ve Garanti BBVA, Kadın Girişimciliğinde 20 Yıllık İş Birliğini Birleşmiş Milletler’de Anlattı Haber

KAGİDER ve Garanti BBVA, Kadın Girişimciliğinde 20 Yıllık İş Birliğini Birleşmiş Milletler’de Anlattı

Kadın girişimciliğini destekleyerek kadınların ekonomik hayatta daha güçlü bir yer edinmesini amaçlayan Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun (CSW) 70. oturumu kapsamında New York’ta Garanti BBVA ile önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. 12 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen “Kadın Girişimciler İçin Eşit Fırsatlar ve Eşit Erişim Yaratmak: Yirmi Yıllık Bir Yolculuk” başlıklı etkinlikte, kadınların iş dünyasına erişimini ve ekonomik hayattaki varlığını güçlendirmeye yönelik projeler ve iş birlikleri ele alınırken; KAGİDER ve Garanti BBVA’nın 2006 yılından bu yana kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla yürüttüğü çalışmaların yarattığı etki ve kazanımlar da paylaşıldı. Etkinliğin onur konuğu ise T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş oldu. Etkinlikte KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu ve Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya konuşmacı olarak yer aldı. Açılış konuşmalarını ise açılış konuşmalarını ise GlobeWomen Yönetim Kurulu Başkanı Irene Natividad ve UN Women Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond gerçekleştirdi. Panelin moderatörlüğünü August Leadership Ortağı, Beba Foundation Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Ümran Beba üstlenirken; KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi Beyza Berkol, Garanti BBVA Girişim Bankacılığı Müdürü Selin Öz, IFC (International Finance Corporation) “Banking on Women” Programı Küresel Başkanı Jessica Schnabel ve Dünya Bankası Grubu Kıdemli Özel Sektör Kalkınma Uzmanı Julia Constanze Braunmiller panelist olarak yer aldı. Etkinlikte bir konuşma gerçekleştiren T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ‘’Kadın girişimciliğine yapılan her yatırım, yalnızca ekonomik büyümeye değil, aynı zamanda ailelerin güçlenmesine, yerel kalkınmanın desteklenmesine ve daha kapsayıcı bir geleceğin inşasına katkı sunmaktadır. Kadınların girişimcilik becerilerine yapılan her yatırım, ülke kalkınmasına yapılan bir yatırımdır. Çünkü kadın girişimcilerin hayata geçirdiği her işletme, ekonomik hareketliliği artırırken ailelerin güçlenmesine de katkı sunmaktadır. Aynı zamanda şehirlerin sosyal ve ticari canlılığını beslemekte, yerel değerlerin yaşatılmasına imkân tanımakta ve yeni fırsatların önünü açmaktadır.’’ ifadelerini kullandı. “20 Yıllık İş Birliği Kadın Girişimciliğinde Güçlü Bir Model Yarattı” KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, konuşmasında KAGİDER’in 2011 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) nezdinde Özel Danışmanlık Statüsü’ne sahip olduğunu ve 2012 yılından itibaren Kadının Statüsü Komisyonu (CSW) toplantılarında Türkiye’de hayata geçirilen iyi uygulama örneklerini uluslararası platformlara taşıdıklarını belirtti. Kadın girişimciliğinin güçlenmesinde çok paydaşlı iş birliklerinin kritik rol oynadığını vurgulayan Bezircioğlu, Garanti BBVA ile yirmi yıldır sürdürülen iş birliğinin kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen güçlü ve sürdürülebilir bir model oluşturduğunu ifade etti. Bezircioğlu, KAGİDER ve Garanti BBVA’nın uzun yıllardır kadın girişimcilerin görünürlüğünü artırmak, işlerini büyütmelerine katkı sağlamak ve yeni fırsatlara erişimlerini desteklemek amacıyla birçok projeyi hayata geçirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Garanti BBVA ile 20 yıldır sürdürdüğümüz güçlü iş birliği sayesinde kadın girişimciliğini destekleyen pek çok projeyi hayata geçirdik. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması ile kadın girişimcilerin başarı hikâyelerini görünür kılarak rol model olmalarını sağlarken, Ticaretin Kadınları Platformu ile kadın girişimcilerin ürün ve hizmetlerini daha geniş pazarlara ulaştırmalarını destekliyoruz. Kadınların girişimcilik yolculuğunda karşılaştıkları engelleri azaltmak, finansmana erişimlerini kolaylaştırmak ve işlerini büyütebilmeleri için gerekli bilgi, ağ ve görünürlük fırsatlarını artırmak büyük önem taşıyor. Bu nedenle yürüttüğümüz çalışmalar girişimciliği teşvik etmekle sınırlı kalmıyor; kadınların işlerini sürdürülebilir şekilde büyütebilmeleri, yeni pazarlara açılabilmeleri ve daha güçlü bir iş ağına dahil olabilmeleri için kapsamlı bir destek mekanizması da sunuyor. Kadın girişimcilerin güçlenmesi, ekonomik kalkınmanın daha kapsayıcı ve dengeli bir yapıya kavuşmasına da katkı sağlıyor. Bu anlayışla geliştirdiğimiz projeler; eğitim, mentorluk, görünürlük ve iş birliği fırsatları aracılığıyla kadınların iş dünyasında daha güçlü bir şekilde var olmalarına destek oluyor. Aynı zamanda kadın girişimcilerin birbirleriyle ve farklı sektörlerle bağlantı kurabilecekleri, deneyim paylaşımında bulunabilecekleri bir ekosistemin gelişmesine de katkıda bulunuyoruz. Kadınların ekonomik olarak güçlenmesi bireysel başarı hikâyeleri yaratmakla kalmaz; daha kapsayıcı, daha kapsayıcı, daha yenilikçi ve daha dirençli bir ekonomi için de kritik bir unsurdur.Bu nedenle kadın girişimciliğini destekleyen her adımın, sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refah açısından uzun vadeli bir etki yarattığına inanıyoruz.” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya konuşmasında, kadın girişimciliğinin güçlenmesinin yalnızca eşitlik meselesi olmadığını, aynı zamanda daha güçlü ve kapsayıcı ekonomilerin anahtarı olduğunu vurguladı. Kaya, “Garanti BBVA olarak bankacılığı yalnızca finansman sağlamak olarak görmüyoruz; yol arkadaşlığı, rehberlik ve uzun vadeli ortaklık olarak tanımlıyoruz. Bu anlayışla 2006 yılından bu yana KAGİDER ile birlikte kadın girişimciler için eşit fırsatlar ve eşit erişim yaratma hedefiyle çalışıyoruz. Kadın girişimcileri finansmana erişim, eğitim, cesaretlendirme ve yeni pazarlara erişim olmak üzere dört temel alanda destekliyoruz. Son beş yılda kadın girişimcilere sağladığımız finansman 350 milyar TL’yi aştı. Bu deneyimimizi UN Women başta olmak üzere uluslararası kurumlarla paylaşmak ve kadın girişimciliğini güçlendiren modelleri küresel ölçekte görünür kılmak bizim için büyük önem taşıyor. Kadınların ekonomiye eşit katılımı sağlandığında yalnızca bireysel başarı hikâyeleri değil, toplumsal dönüşüm de mümkün oluyor,” dedi. Kadın Girişimciliğini Destekleyen Bütüncül Bir Yaklaşım Etkinlikte ayrıca Women, Business and the Law 2024 (WBL 2024) raporunun ortaya koyduğu veriler ışığında kadınların ekonomik güçlenmesinin önündeki yapısal engeller de ele alındı. Rapora göre kadınların ekonomik hayata katılımını etkileyen başlıca alanlar; kadınların yasal hakları, bu hakların uygulanmasını destekleyen politika araçları ve bu hakların uygulamada hayata geçirilme düzeyi olarak öne çıkıyor. Panelde, kadın ve erkek arasında iş fırsatları açısından yasal eşitliğe daha fazla yaklaşan ülkelerde kadın girişimci oranlarının da daha yüksek olduğuna dikkat çekilerek; politika yapıcılara yönelik farkındalık ve savunuculuk çalışmalarından kapasite geliştirme programlarına, kadın girişimcileri teşvik eden uygulamalardan somut sonuçlara kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımın nasıl hayata geçirildiğine ilişkin deneyimler paylaşıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank, Kadın Liderliğindeki İşletmeler için Kapsayıcı Bankacılık Çözümleri Sunuyor Haber

Akbank, Kadın Liderliğindeki İşletmeler için Kapsayıcı Bankacılık Çözümleri Sunuyor

Uluslararası finans kuruluşlarıyla sağlanan kaynaklar ve teminat destekli kredi modelleri ve ücretsiz gelişim programlarıyla Banka, kadınların ekonomideki rolünün güçlenmesini destekliyor. Akbank, girişimci ve işletme sahibi kadınlara yönelik çok yönlü finansman çözümleri ve danışmanlık programlarıyla öne çıkıyor. Esnek ödeme planlı, uygun faizli kredilerden teminat destekli finansmana, ihracat kredilerinden mentörlük programlarına kadar uzanan geniş çözüm yelpazesiyle Akbank, kadınların liderliğindeki işletmelerin sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi ve kadınların bilgiye, ağlara ve fırsatlara erişimini kolaylaştırmayı sürdürüyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, 2022 yılından beri Kadın KOBİ’lerin hizmetine sunduğu “Kadın KOBİ Paketi”ni güncelleyen Akbank, yenilenen paket kapsamında; Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Uluslararası Finans Kuruluşu (IFC) ve Asya Kalkınma Bankası gibi uluslararası finans kuruluşlarıyla gerçekleştirdiği iş birlikleriyle, finansmana erişimi uluslararası fon kaynakları ve kefalet mekanizmalarıyla güçlendirdi.%1’den başlayan oranlarla teminat mektubu, 5’ten fazla çalışanı olan KOBİ’lere özel maaş promosyon teklifi gibi diğer bankacılık ürünleri ve AgeSA ve Aksigorta aracılığıyla sigorta ve sağlık avantajları ile hibe ve teşvik danışmanlığı gibi bankacılık dışı avantajlar sunuyor.Mentörlük ve eğitim alanındaki desteklerine ise kısa bir süre önce Asya Kalkınma Bankası’ndan sağlanan finansman ve Mastercard Impact Fund’ın desteği ile inkübasyon hizmetini de ekledi. Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, kadın bankacılığına yönelik kapsamlı çalışmalarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “İş dünyasında kadın girişimcilerin önündeki en büyük engellerden biri, finansmana erişimde yaşanan teminat sorunuydu. Uluslararası iş birliklerimiz, yenilikçi finansman modellerimizle kadın girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırarak, son 2 yıllık dönemde sektörün neredeyse üç katı kadar büyüme sağladık. 2022’den bu yana kredi bakiyemizi dokuz kat artırmamız, müşteri tabanımızı iki katına çıkarmamız ise girişimci ve işletme sahibi kadınların ekonomide ve iş dünyasında eşit temsili için verdiğimiz stratejik taahhüdümüzün sonucu. Ancak kadın liderlerimize olan sorumluluğumuzu finansmanla sınırlamıyoruz. Mentörlük, eğitim ve inkübasyon programlarımız ve güçlü iş birliği fırsatlarıyla kadın liderleri bilgiye, ağlara ve fırsatlara erişimde de destekliyoruz. Böylece her yıl binlerce kadın girişimcinin işini büyütmesine, istihdama katkı sağlamasına ve ekonominin gelişimine öncülük etmesine katkı sunmaktan gurur duyuyoruz. Hedefimiz, kadınların ekonomiye katılımını destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümesine katkı sunmaya devam etmek.” Sektör Ortalamasının Üzerinde Büyüme Performansı 2022’den bu yana Akbank’ın kadın KOBİ müşteri tabanı iki katın üzerine çıkarken, kredi bakiyesi dokuz kat büyüdü. Türkiye Bankalar Birliği’nin yayımladığı girişimci kadınlara yönelik kredi büyümesine ilişkin rapora göre, Akbank 2023 yılından bu yana sektörün 3 katı hızda büyüdü. Akbank bu güçlü büyüme performansını yeni uluslararası iş birlikleriyle daha da ileri taşımayı hedefliyor. 2025 yılı sonunda IFC’ye ihraç edilen 100 milyon dolarlık tahvil, Euroclear’ın teyidine göre, dünyanın ilk Cinsiyet Eşitliği Dijital Tahvili olma özelliğini taşıyor. Dağınık Defter Teknolojisi (DLT) ile ihraç edilen bu yenilikçi finansman aracı, kadın liderliğindeki KOBİ’lerin finansman ihtiyaçları ve kadınlara yönelik konut kredileri için kullanılacak. EBRD ile imzalanan 130 milyon dolarlık anlaşma ise üç farklı program çerçevesinde yapılandırıldı. TurWiB kapsamında kadın KOBİ’lere 70 milyon dolar, TurYiB kapsamında genç girişimcilere 50 milyon dolar ve DTFF kapsamında işletmelerin dijital dönüşümüne 10 milyon dolar kaynak sağlanacak. Asya Kalkınma Bankası’nın Türkiye’de özel sektör için ilk onayı olan 100 milyon ABD doları tutarındaki kaynak ise kadın girişimciler ve depremden etkilenen firmalar başta olmak üzere KOBİ’lere kullandırılacak. Teminat Engelini Aşan Yenilikçi Model Akbank, kadın liderlerin karşılaştığı en büyük engellerden biri olan teminat sorununa kalıcı çözümler geliştirdi. EBRD ve KGF iş birliğiyle hayata geçirilen Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği Programı kapsamında %80 KGF teminat destekli kredi modeliyle 100 milyon dolar finansman sağlandı. İhracatı Geliştirme A.Ş. iş birliğiyle geliştirilen İGE – Akbank İhracatta Kadını Destekleme Paketi ise %80 kefalet desteğiyle 30 milyon TL’ye kadar kredi imkânı sunuyor. Finansmanın Ötesinde Kapsamlı Destek Ekosistemi Akbank’ın kadınların ekonomide güçlenmesi için sağladığı destek yalnızca finansal çözümlerle sınırlı değil. Akbank Dönüşüm Akademisi kapsamında girişimci kadınlara özel eğitimler, seminerler ve networking programları düzenleniyor. 2024 yılında Sakarya’da başlatılan ve 2025’te, İzmir ve Bursa’da gerçekleştirilen Girişimci Kadın Programı ile kadınların işlerini büyütmeleri ve yetkinliklerini geliştirmeleri desteklendi. Altı ay süren program kadın liderliğindeki işletmelerin büyümeleri ve yurt dışına açılmalarında etkin rol oynuyor. Program 2026’da 4 farklı ilde devam edecek. TurkishWIN iş birliğiyle hayata geçirilen Binyaprak Kadın Girişimci Mentörlük Programı kapsamında ise 50 girişimci kadın, 50 mentör ile bire bir ücretsiz mentörlük alıyor. Bu programlarla Akbank, kadın liderlerin uzun vadeli çözüm ortağı oluyor. YenidenBiz iş birliğiyle başlatılan ve kadın girişimcilerin potansiyellerini keşfetmelerini sağlamak üzere tasarlanan Global Standartlarda “Kadın Girişimci Okulu” programı, üst düzey kadın girişimci programının mimarisini oluşturuyor. 50 katılımcı kapasiteli program 2026 yılı boyunca devam edecek. Sürdürülebilir Kalkınma için Ölçülebilir Hedefler Akbank, 2019 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) ile geliştirilen Finansal Sağlık ve Kapsayıcılık Taahhüdü’nün kurucu imzacılarından biri olarak, 2025 yılına kadar ulaştığı kadın KOBİ müşteri sayısını her yıl %10 artırma hedefi koymuştu ve bu hedefi gerçekleştirdi. Akbank bu kapsamda taahhüdünü 2030 yılına kadar uzattı. Bankanın yeni dönem hedefi ise kadın KOBİ’lerin finansmana erişimini güçlendiren hizmetlerin sürdürülmesi ve en az bir yeni finansal ürüne erişim sağlayan Kadın KOBİ müşteri sayısının her yıl %10 artırılması olarak belirlendi. Akbank, finansal ve finans dışı çözümlerle kadınların yanında yer almaya ve kapsayıcı büyümeyi desteklemeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’ın 2025 Yılı Net Satışları  225 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti Haber

Şişecam’ın 2025 Yılı Net Satışları 225 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti

Şişecam 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin bu dönemdeki konsolide net satışları 225 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, Türkiye’den yapılan ihracatla Türkiye dışı üretimlerden yapılan satışların toplamını ifade eden uluslararası satışların konsolide satışlar içindeki payı ise yüzde 59,34 seviyesinde oldu. Şişecam'ın 2025 yılı toplam yatırımları 35,8 milyar TL, ihracatı ise 938 milyon dolar olarak açıklandı. Bu dönemde 5,6 milyon ton cam üreten şirket, 4,3 milyon ton soda külü ve 4 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi. 2025’in, küresel makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerin üretimden ticarete ekonominin tüm alanlarında etkisini güçlü biçimde hissettirdiği zorlu bir yıl olduğunu ifade eden Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, şirketin 2025 yılı performansını şöyle değerlendirdi: “2025’i jeopolitik ve ekonomik dalgalanmalara sahne olan ve ticaretin bu gelişmelerden etkilenmeye devam ettiği bir yıl olarak tamamladık. Küresel ölçekte koruyucu tedbirlerin ön plana çıktığı bu dönemde; üretim dengeleri değişirken, tedarik zincirinde riskler arttı ve öngörülebilirlik azaldı. Bu durum, yatırım kararları ve ticaret hacimleri üzerinde tüm dünyada hissedilen bir baskı oluşturdu. Süregelen bu tabloya rağmen 2025 yılında cam ve soda külü sektörlerinde sınırlı da olsa toparlanma gerçekleştiğini ifade etmek mümkün. Talepte devam eden zayıflık ve mevcut kapasite fazlalarının hem cam hem de soda külü alanlarında fiyatlamayı baskılamaya devam ettiğini gördük. Bu koşulların ortaya koyduğu zorluklara rağmen Şişecam olarak faaliyet karlılığımızı artırmaya, sürdürülebilir büyümeye, yatırımlarımızı aksatmadan sürdürerek tamamlamaya ve marka değerimizi artırmaya odaklandık. Ürün kalitemiz, coğrafi çeşitliliğimizin sunduğu esneklik, küresel marka gücümüz, köklü kültürümüz ve iş alanlarımızdaki uzmanlığımız ile çalışanlarımızın gayreti; belirsizliklerin yüksek olduğu 2025 yılında Şişecam’a önemli bir finansal ve operasyonel dayanıklılık sağladı. 2025 yılı daralan marjların dengelenmesi adına sıkı maliyet kontrolü ve verimlilik artışı çalışmalarını ele aldığımız bir yıl oldu. Verimlilik odağımızı daha sistematik bir yapıya taşımak amacıyla kapsamlı bir verimlilik yönetimi inisiyatifi başlattık. Nakit akış kapasitemizi artırma ve mali yapımızı güçlendirme hedeflerimiz doğrultusunda, yıl boyunca üretim maliyetlerimizi kontrol altına aldık ve bakım planlarımızı optimize ettik. Bu kapsamda güncellediğimiz soğuk tamir programları, fırınlarımızın daha etkin kullanılması açısından önemli kazanımlar sağladı. Örneğin, Kuzey İtalya’daki düz cam üretim tesisimizin soğuk tamirini öne çekmemiz üretim ve maliyet dengesini daha etkin yönetmemizi desteklerken, diğer fırınlarımızda revize edilen bakım periyotları operasyonel karlılığımızı artırdı. 2025, Şişecam’ın dijital dönüşüm süreçlerinde de kritik bir yıl oldu. Dijital dönüşüm projelerimizi tamamladığımız ve veriyi uçtan uca süreçlerimize entegre ederek katma değere dönüştürme imkanını sağladığımız bu yılda; teknolojik alt yapımızı köklü bir şekilde güncelledik ve verimliliğimizi maksimize etmek amacıyla yapay zekâ yetkinliklerini bu yapı üzerinde inşa etmeye başladık. Eş zamanlı olarak güncellediğimiz organizasyonel yapılanmamız ve müşteri odağında şekillendirdiğimiz iş modelimizin de hedeflediğimiz dijital yetkinliklerle birlikte çok daha yüksek katma değer sağlamasını öngörüyoruz.” Yücel, 2025 yılının Şişecam’ın stratejik yatırımları açısından da önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Yıl boyunca stratejik önceliklerimiz doğrultusunda üretim kabiliyetimizi, teknoloji altyapımızı ve coğrafi çeşitliliğimizi destekleyen önemli adımlar attık. Avrupa’daki mimari cam yapılanmamızı pazar koşullarına uyarladık. Tarsus’taki buzlu cam fırını ve enerji camı işleme hatlarını devreye alarak katma değerli ürün kapasitemizi artırdık. Denizli’deki cam ev eşyası üretimini Kırklareli’ne taşıyarak daha entegre ve sürdürülebilir bir yapı oluşturduk. 2026 yılına da sürdürülebilir büyümemize destek olacak şekilde başladık. Şubat ayında Avrupa’daki ilk cam ambalaj yatırımımız olan Macaristan, Kaposvar tesisimizin ilk fırınını ateşledik. Bulgaristan’daki düz cam tesisimizde yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli; İtalya, San Giorgio di Nogaro’daki tesisimizde ise yıllık 6,5 milyon metrekare kapasiteli iki kaplamalı cam hattı devreye aldık. Yine yılın ilk çeyreğinde devreye alacağımız Tarsus düz cam fırını yatırımımız da ürün çeşitliliğimizi artırırken Şişecam’a operasyonel esneklik ve Ar-Ge çalışmalarımız için daha geniş bir hareket alanı sunacak.” Can Yücel, Şişecam’ın yıl içinde nakit akışını güçlendirmek amacıyla önemli finansal hamleler de gerçekleştirdiğini belirterek şöyle devam etti: “2026 başında İngiltere’deki yüzde 100 bağlı ortaklığımız aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz 7 yıl vadeli 500 milyon ABD doları tutarındaki Eurobond ihracı, 1,7 milyar ABD doları talep ile tamamlandı. Bu talep uluslararası yatırımcıların Şişecam’ın disiplinli harcama yönetimine, verimlilik artırıcı aksiyonlarına ve öngörülebilir nakit akışına duyduğu güveni bir kez daha teyit etti. Ekim ayında Uluslararası Finans Kurumu (IFC) iş birliğiyle sağlanan uzun vadeli finansman paketi ise düz cam ve enerji camı yatırımlarımızın desteklenmesi, borç vade yapısının dengelenmesi ve sürdürülebilirlik hedeflerimizin güçlendirilmesi açısından stratejik öneme sahip bir adım oldu. Sadeleşme ve verimlilik odağında, âtıl durumdaki taşınmazlarımızı da ele aldık. Operatif olmayan gayrimenkullerimiz için oluşturduğumuz satış planı ve değerli maden portföyümüzün etkin şekilde yönetilmesi kapsamında atılan adımlar likiditemizi yıl içerisinde destekledi ve 2026 yılında da aynı şekilde katkı sağlamaya devam edecek. Ülkemizin küresel markası Şişecam, kesintisiz ve sürdürülebilir gelişim yaklaşımıyla 2026 yılında da faaliyetlerini inovasyonla destekleyerek, kaliteyi ve müşteri güvenini her zaman önceliklendirerek, yüksek bir disiplin ve titizlikle çalışmalarına devam edecek. Camın tüm alanlarında faaliyet gösteren tek küresel oyuncu olarak; finansal gücümüzü muhafaza etmeye öncelik vererek, katma değerli ürünlere odaklanarak ve enerji verimliliği sağlayan teknolojilere yatırım yaparak ülkemiz ve paydaşlarımız için değer üretmeye ve Şişecam markasını küresel ölçekte güçlendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank’tan IFC’ye 4,4 Milyar TL’lik İTMK İhracı Haber

Akbank’tan IFC’ye 4,4 Milyar TL’lik İTMK İhracı

İhraç, IFC’nin 2017’den bu yana Türkiye’de gerçekleştirdiği ilk İTMK yatırımı olma özelliği taşıyor. Türkiye’de ilk İTMK işlemini gerçekleştiren Akbank ise bu kıymet cinsinden altıncı ihracını tamamladı. Ayrıca, söz konusu işlem, Akbank ile IFC’nin yaptığı ikinci tahvil ihracı oldu. Akbank Hazine ve Finansal Kurumlar Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Muratoğlu, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Türkiye’de farklı sektörlere sağladığı güçlü destekle önemli bir yatırımcı konumundaki IFC ile bu işlemi hayata geçirmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Akbank olarak 2015 yılında yaptığımız ipotek teminatlı menkul kıymet işlemi ile Türkiye’de bu cinsten yapılan ilk ihraç ile öncü olmuş, 2025 yılında Türkiye’de 6 yıl aradan sonra yapılan ilk İTMK ihracı ile piyasayı yeniden açmıştık. Bugün de Türk lirası cinsinden uzun vadeli bir işlemle Türk lirası ihraç piyasasının gelişimine katkı sağlarken, Türk lirasına yönelik uluslararası güvenin güçlenmesine destek vermekten gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu. IFC Orta Doğu ve Orta Asya Finansal Kurumlar Grubu Bölge Direktörü Momina Aijazuddin ise “Bu yatırım, ev sahibi olmak isteyen kadınlardan deprem bölgelerinde hayatını yeniden kurmaya çalışan ailelere kadar geniş bir kesimin uzun vadeli ve yerel para birimiyle finansmana erişimini güçlendiren önemli bir adım. Aynı zamanda Türkiye’de konut finansmanı piyasasının dayanıklılığını artırarak daha sürdürülebilir ve kalıcı bir finansman yapısının oluşmasına katkı sağlıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otokoç Otomotiv'e IFC'den İlk Yatırım: 150 Milyon Dolar Haber

Otokoç Otomotiv'e IFC'den İlk Yatırım: 150 Milyon Dolar

Bu kapsamda Otokoç Otomotiv, araç filosunun modernizasyonunu desteklerken operasyonel kapasitesini güçlendirmeyi, yeni teknolojiler ve hizmetlere yatırım yapmayı amaçlıyor. Söz konusu yatırımın, mobilite sektöründe yeni istihdam alanları yaratması ve mevcut istihdam olanaklarını genişletmesi bekleniyor. Finansman, istihdama sağladığı katkının yanı sıra bilgi transferi ve katma değer yaratımı yoluyla daha geniş ölçekte ekonomik fayda sunmayı hedefliyor. Bu doğrultuda yerel tedarikçilerin yetkinliklerinin geliştirilmesi, daha yüksek standartların benimsenmesi ve operasyonel verimliliklerinin artırılması amaçlanıyor. Otokoç Otomotiv, otomotiv perakendeciliğine ek olarak kısa ve uzun dönem araç kiralama faaliyetlerinde elektrikli araçların erişilebilirliğini artırarak, Türkiye genelinde uygun maliyetli ve çevreci mobilite çözümlerine erişimi genişletmeyi sürdürüyor. Bu yaklaşım, pazarda artan talebin karşılanmasına katkı sağlarken, hizmet kalitesinin ve sektör genelindeki performans standartlarının yükseltilmesini destekliyor. Otokoç Otomotiv Şirket Lideri İnan Ekici, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "IFC ile gerçekleştirdiğimiz ilk iş birliği, Otokoç Otomotiv'in uzun vadeli büyüme yolculuğunda ve mobilitenin geleceğini şekillendirme hedefimizde önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. Bu finansman, neredeyse bir asra yaklaşan operasyonel mirasımıza, güçlü finansal yönetişim yapımıza ve sürdürülebilir değer yaratma konusundaki kararlılığımıza duyulan güvenin bir yansımasıdır. Bu yatırım aracılığıyla, daha temiz ve düşük emisyonlu mobilite çözümlerinin yaygınlaşmasını desteklerken, Türkiye'nin mobilite ekosisteminde daha yüksek standartların oluşmasına ve nitelikli istihdamın artırılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. IFC'nin küresel uzmanlığı ve uzun vadeli bakış açısı, faaliyet gösterdiğimiz tüm pazarlarda modern, erişilebilir ve çevresel açıdan sorumlu mobilite çözümleri sunma kapasitemizi daha da güçlendirecektir." IFC Başkan Yardımcısı ve CFO'su John Gandolfo ise şunları söyledi: "Modern ulaşım çözümlerine erişimin genişletilmesini ve yerel istihdamın teşvik edilmesini destekleyerek Türkiye'de daha sürdürülebilir ve yenilikçi bir mobilite sektörüne doğru ilerlemeyi amaçlıyoruz. IFC'nin bu yatırımı, Türkiye'nin lider mobilite şirketi Otokoç Otomotiv'e gerçekleştirilen ilk yatırım olma özelliğini taşırken, otomotiv sektöründeki varlığımızı genişletmekte ve özel sermayenin Türkiye'nin mobilite ekosisteminin modernizasyonunu nasıl destekleyebileceğini ortaya koymaktadır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünya Bankası Grubu’ndan Türk Şirketine Yatırım Haber

Dünya Bankası Grubu’ndan Türk Şirketine Yatırım

Mehmet Uygun ve Zeynep Uygun’un kurucu ortakları arasında yer aldığı uçtan uca yenilenmiş elektronik cihaz platformu Getmobil, Türkiye’deki ikinci el elektronik pazarının dijitalleşmesini hızlandırmak amacıyla Seri A yatırım turunda 22 milyon dolar yatırım aldı. Yatırım turunun 15 milyon dolarlık kısmı, iklim odaklı yatırımlarıyla tanınan ve Chris Sacca tarafından kurulan yeşil dönüşümün öncüsü Lowercarbon Capital ile Dünya Bankası Grubu’nun özel sektör kolu Uluslararası Finans Kurumu IFC liderliğinde gerçekleşti. Kalan 7 milyon dolarlık bölümse mevcut yatırımcıların katılımıyla gerçekleşti. Tura ayrıca, büyük ve gelişmekte olan pazarlarda kategori tanımlayan dijital altyapılara yatırım yapan, küresel ölçekte saygın dört yatırımcıdan ikisi olan 2150 VC ve Endeavor Catalyst de katıldı. Mevcut yatırımcılar Dutch Founders Fund (DFF), TechOne/Metis, Maxis, Arya VC ve 212 de tura yeniden katılarak, Getmobil’in uzun vadeli vizyonuna olan güvenlerini bir kez daha teyit etti. Bu yatırım, yalnızca Getmobil’in büyümesini değil; Türkiye’de uzun yıllardır büyük ölçüde kayıt dışı ve dağınık şekilde işleyen ikinci el elektronik pazarının, regülasyonlarla uyumlu, şeffaf ve ölçeklenebilir bir yapıya kavuşmasını hedefleyen daha geniş bir dönüşüm vizyonunu temsil ediyor. Regülasyonla Dijitalleşen ve Kayıt altına alınan pazar Getmobil’e gelen bu yatırımın arkasındaki en önemli faktörlerden biri, Ticaret Bakanlığı’nın “Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmeliği” ile sektörde oluşturulan düzenleyici çerçeve oldu. Yönetmelik, ikinci el ve yenilenmiş elektronik pazarında tüketici güvenini artırırken; kayıt dışı faaliyetlerin azalmasına, standartların oluşmasına ve sürdürülebilir bir pazar yapısının gelişmesine zemin hazırladı. IFC ve diğer global yatırımcılar açısından bu düzenleyici altyapı, Türkiye’de ikinci el elektroniğin ölçeklenebilir bir yatırım alanına dönüşmesinde kritik rol oynadı. Getmobil ise bu regülasyon zeminini, uçtan uca dijital altyapısıyla sahaya taşıyan öncü oyunculardan biri olarak konumlanıyor. Bakanlık tarafından belirlenen kriterleri sağlayan bayilere yerinde yenileme yetkisi tanınarak, yenileme süreçlerinin maliyetlerinin azaltılması ve yenilenmiş ürün arzının tüm Türkiye'ye yayılması amaçlanıyor 8 Milyar Dolarlık Pazar İçin Dijital Bir İşletim Sistemi Türkiye’nin 8 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı tahmin edilen ikinci el elektronik pazarı, uzun süredir standartlardan ve tüketici koruma mekanizmalarından yoksun bir şekilde faaliyet gösteriyordu. Getmobil, ülke genelindeki 32 binden fazla cep telefonu bayisini birbirine bağlayan bir dijital işletim sistemi inşa ederek bu tabloyu değiştiriyor. Sistem; satın alma, satış, fiyatlandırma, envanter takibi ve yasal uyum süreçlerini tek bir dijital çatıda toplayarak sektörde ortak bir standart oluşturmayı hedefliyor. Ticaret Bakanlığı’nın düzenlemeleriyle güçlenen şeffaf bir pazar Ticaret Bakanlığı’nın yenilenmiş ürünlere ilişkin düzenlemeleriyle uyumlu şekilde faaliyet gösteren Getmobil, lisanslı yenileme merkezi yapısı ve dijital altyapısıyla tüketicilerin 12 ay garantili, Bakanlık onaylı ürünlere erişimini sağlıyor. Platform üzerinden yürütülen süreçler; pazarın şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir bir yapıda işlemesine katkıda bulunuyor. Veriye dayalı, ölçeklenebilir bir bayi işletim modeli İkinci el elektronik sektöründe faaliyet gösteren bayiler, uzun yıllar boyunca manuel ve birbirinden kopuk sistemlerle çalıştı. Getmobil’in sunduğu dijital altyapı sayesinde bayiler; fiyatlama, stok yönetimi ve operasyonel süreçlerini merkezi ve veriye dayalı bir şekilde yönetebiliyor. Bu dönüşüm, küçük ölçekli satış noktalarının daha sürdürülebilir, büyüyebilir ve kayıtlı işletmelere dönüşmesine katkı sağlıyor. Esnaflar Ölçeklenebilir İşletmelere Dönüşüyor Getmobil, geleneksel yöntemlerle çalışan yerel bayileri merkezi ve veri odaklı bir altyapıya entegre ediyor. Platform sayesinde perakendeciler; anlık fiyatlandırma, stok görünürlüğü ve standartlaştırılmış yenileme süreçlerine erişim sağlayarak daha hızlı kararlar alabiliyor. Şirket verilerine göre Getmobil kullanan bayilerde: Gelirlerde yaklaşık %60 artış,Stok devir hızında yaklaşık %50 iyileşme gözlemleniyor. Global Markaların Güvenilir Çözüm Ortağı Getmobil’in kurduğu altyapı; Apple, Samsung, Hepsiburada, Sahibinden, Troy ve Vatan gibi dev isimler tarafından "eskisini getir, yenisini götür" (trade-in) ve yenilenmiş cihaz programları için tercih ediliyor. Bu ortaklıklar sayesinde tüketiciler cihazlarını güvenle nakde çevirirken, iş ortakları da uçtan uca sertifikalı ve garanti destekli bir sisteme erişiyor. “Biz Sadece Bir Pazar Yeri Değil, Bir Ekosistem İnşa Ediyoruz” Getmobil CEO’su ve Kurucu Ortağı Mehmet Uygun, yatırım turunu şöyle değerlendiriyor: “Getmobil olarak sadece cihaz alıp satan bir şirket değiliz. Türkiye’de uzun yıllardır dağınık ve kayıt dışı kalan ikinci el elektronik pazarını dijitalleştiren bir altyapı kuruyoruz. Bugüne kadar 600 binin üzerinde haneyle buluştuk; kullanıcılarımıza güvenli ve erişilebilir bir deneyim sunarken, bayilerimiz ve iş ortaklarımızla birlikte ikinci el elektronik ekosisteminin büyümesine katkı sağladık. Ticaret Bakanlığı’nın yenilenmiş ürünlere yönelik düzenlemeleri, pazarda güvenin oluşması açısından çok önemli bir zemin oluşturdu. Bu yatırımla birlikte, Türkiye’de kurduğumuz bu sistemi ölçeklemeyi ve aynı modeli uluslararası pazarlara taşımayı hedefliyoruz. Bize güvenen tüm kullanıcılarımıza, bayilerimize ve ekosistemin gelişimine katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ederiz.” Kapıda Alım Modeliyle Yeni Bir Standart Getmobil, yeni dönemde kapıda alım (buyback) modelini Türkiye genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyor. Kullanıcılar, cihazlarını evlerinden çıkmadan satabiliyor ve ödemelerini hızlı şekilde alabiliyor. Bu model, elektronik cihazların kullanım ömrünü uzatarak döngüsel ekonomiye somut katkı sağlıyor.

Akbank’tan Dünyanın İlk  Dijital Cinsiyet Eşitliği Tahvili Haber

Akbank’tan Dünyanın İlk Dijital Cinsiyet Eşitliği Tahvili

Bu altyapı; Dağıtık Defter Teknolojisi (Distributed ledger technology, “DLT”) ile merkezi olmayan kayıtları güvenli bir şekilde tutmayı sağlıyor; tahvillerin ihraç sürecindeki operasyonu kolaylaştırarak işlem süresini kısaltıyor. Bu sayede ihraç edilen tahvilin, işlemin fiyatlandırıldığı gün içerisinde takası gerçekleşebiliyor. 5 yıl vadeli ve 100 milyon ABD doları tutarında olan bu işlem, Türkiye’de kadınlar için finansal fırsatların geliştirilmesine katkı sağlayacak. Elde edilen kaynak, kadınlara ait KOBİ’lerin finansmanı ile kadınlara yönelik konut kredilerinin desteklenmesi başta olmak üzere, kadınların finansmana erişimini artırmayı amaçlayan projelere tahsis edilecek. Akbank Hazine ve Finansal Kurumlar Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Muratoğlu “İlk dijital tahvil ihracımızın, Akbank’ın finansal teknolojileri benimseme ve sermaye piyasalarında yenilikçi çözümlere öncülük etme yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriyoruz. Blockchain altyapısı kullanılarak gerçekleştirilen bu işlem, hem teknolojik bir atılım hem de özünde sosyal etki barındıran bir finansman modeli. Elde edilen fonları kadın KOBİ’lere ve kadınlara kullandırılan konut kredilerinin finansmanına yönlendirerek, toplumsal cinsiyet eşitliği ve ekonomik güçlenmeye olan bağlılığımızı ileri taşıyoruz. IFC’nin dijital tahvilimize yatırımı, ileri dijital çözümleri anlamlı bir sosyal etkiyle birleştirme vizyonumuza güçlü bir destek niteliği taşıyor ve ekonomimizde kalıcı bir dönüşümü destekliyor” açıklamasında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.