Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ifc

Kapsül Haber Ajansı - Ifc haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ifc haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğuş Çay’a Dünya Bankası Grubu’ndan 100 Milyon Euro'luk Finansman Haber

Doğuş Çay’a Dünya Bankası Grubu’ndan 100 Milyon Euro'luk Finansman

Markanın patates cipsi ve domates salçası üretim kapasitesinin artırılması, tohum üretimi ve depolama altyapısına yatırımında kullanılacak finansmanın, yaklaşık 3.400 doğrudan ve dolaylı istihdam ve 50 bini aşkın çiftçiye gelir fırsatı yaratarak Türkiye’nin tarımsal rekabet gücünü yükseltmesi bekleniyor. Doğuş Çay, uzun vadeli yatırım programı kapsamında Dünya Bankası Grubu’nun özel sektör kolu Uluslararası Finans Kurumu’ndan (IFC), sekiz yıl vadeli 100 milyon euroluk kredi sağladı. IFC’nin Türkiye genelinde istihdamı artırmak, tarımsal tedarik zincirlerini güçlendirmek ve çiftçileri desteklemek amacıyla verdiği bu finansman, Dünya Bankası Grubu’nun Türkiye’de özel sektörün büyümesi, istihdam yaratılması ve tarımsal değer zincirlerinin rekabet gücünün artırılmasına yönelik daha geniş kapsamlı öncelikleriyle uyumlu bir adım niteliği taşıyor. Gıda, lojistik ve tarımda 3.400 kişilik istihdam yaratacak Doğuş Çay’ın gıda üretim kapasitesini artırmasına, tarımsal tedarik zincirlerini güçlendirmesine katkı sağlayacak bu finansman; gıda işleme, lojistik ve tarım alanlarında yaklaşık 3.400 doğrudan ve dolaylı istihdamı destekleyecek. İki yıl geri ödemesiz dönem içeren finansman; Doğuş Çay’ın patates cipsi ve domates salçası üretim kapasitesinin artırılması, tohum üretimi ve depolama altyapısına yatırım yapılması ile şirketin Türkiye genelindeki dağıtım ve lojistik faaliyetlerinin geliştirilmesi için kullanılacak. Türkiye genelinde 50 bini aşkın çiftçiyle çalışan Doğuş Çay; patates, çay, şeker pancarı, mısır ve domates başta olmak üzere temel tarım ürünlerini yerel üreticilerden tedarik ediyor. Sözleşmeli tarım modeli sayesinde çiftçiler; pazara erişim, teknik destek, kaliteli girdiler ve daha öngörülebilir gelir olanaklarından yararlanıyor. Yatırımın, şirketin çiftçilerle kurduğu işbirliklerini güçlendirmesi ve üretim artışına paralel olarak büyüyen tedarik ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlaması bekleniyor. Karakan: “Finansman, Doğuş Çay’ın büyüme potansiyeline olan uluslararası güveni yansıtıyor” Doğuş Çay Yönetim Kurulu Üyesi Bilge Kaan Karakan, “Şirketimizin büyüme potansiyeline ve yatırım planlarına duyulan uluslararası güveni yansıtan bu finansman; başta patates cipsi üretim tesislerimizdeki kapasite artışı ve verimlilik yatırımları olmak üzere, domates salçası üretim altyapımızı, dağıtım kabiliyetlerimizi ve inovasyon çalışmalarımızı destekleyecek. Macaristan’daki patates cipsi üretim tesisimizi 2027 yılında faaliyete geçirerek Avrupa’daki büyüme yolculuğumuzu daha da ileri taşımayı planlıyoruz. Tarım sektöründeki 41 yıllık deneyimimiz, farklı kategorilerdeki güçlü markalarımız ve yenilikçi ürünlerimizle uluslararası pazarlardaki varlığımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz” değerlendirmesini yaptı. Albuquerque de Almeida: ‘Türkiye’de tarım- gıda sektörünün rekabetçiliğini destekliyoruz” Türkiye’nin gıda ve içecek sektörünün ülke genelinde binlerce çiftçi ve işletme için önemli bir istihdam ve gelir kaynağı olduğunu belirten IFC Orta Doğu ve Orta Asya İmalat, Tarım ve Hizmetler Bölge Direktörü Wagner Albuquerque de Almeida ise “Bu yatırım, çiftçiler, üreticiler ve pazarlar arasındaki bağların güçlenmesine yardımcı olurken Türkiye tarım-gıda sektörünün uzun vadeli büyümesini ve rekabetçiliğini de destekleyecek” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’dan 125 milyon ABD doları tutarında sürdürülebilir sermaye benzeri tahvil ihracı Haber

Garanti BBVA’dan 125 milyon ABD doları tutarında sürdürülebilir sermaye benzeri tahvil ihracı

Garanti BBVA, IFC ve DEG konsorsiyumuyla gerçekleştirdiği 125 milyon ABD doları tutarındaki, 5. yıldan itibaren geri çağırma opsiyonu haiz, 10 yıl vadeli sürdürülebilir sermaye benzeri tahvil (Tier II) ihracını tamamladı. İşlem, Bankanın uluslararası finans kuruluşlarıyla stratejik iş birliklerinde önemli bir yer tutuyor. Uzun yıllar sonra gerçekleştirilen sermaye benzeri tahvil ihracı, Bankanın bu alandaki çalışmalarında farklı bir finansman modeli olarak konumlanıyor. İşlem kapsamında sağlanan kaynak, Bankanın sermaye yapısını destekleyecek. Kaynakların sürdürülebilir finansman kapsamında yeşil ve sosyal yatırımlara yönlendirilmesi planlanıyor. Yeşil finansman kapsamında mikro işletmeler ve KOBİ’lerin elektrikli araç, enerji verimli ekipman ve teknolojiler ile diğer uygun yeşil yatırımlarının finansmanı desteklenecek. Böylece işletmelerin yeşil dönüşüm yatırımlarına yönelik finansman olanaklarının geliştirilmesi hedefleniyor. Sosyal finansman kapsamında ise kadın girişimci KOBİ’lerin finansmana erişiminin desteklenmesi planlanıyor. Garanti BBVA Finans ve Hazineden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Atıl Özus işlemle ilgili değerlendirmesinde şu açıklamada bulundu: “Uluslararası finans kuruluşlarıyla uzun yıllara dayanan iş birliklerimizi, bankamızın finansman yapısını güçlendirmenin yanı sıra reel ekonominin ihtiyaçlarına yanıt veren yeni finansman modelleri geliştirmek açısından da önemli görüyoruz. IFC ve DEG konsorsiyumuyla gerçekleştirdiğimiz 125 milyon ABD doları tutarındaki sürdürülebilir sermaye benzeri tahvil ihracı da bu doğrultuda attığımız önemli adımlardan biri. Sermaye yapımızı destekleyen bu kaynakla birlikte, uluslararası kuruluşlarla ilişkilerimizi ve finansman kanallarımızı çeşitlendirmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de farklı yatırımcı ve finans kuruluşlarıyla geliştireceğimiz iş birlikleriyle, bankamızın güçlü finansal yapısını destekleyen ve müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına yanıt verebilecek yeni finansman imkânları üzerinde çalışmayı sürdüreceğiz.” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige, işlemin Garanti BBVA’nın sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarının önemli bir adımı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Sürdürülebilir finansı, ekonomik dönüşümün finansmanına katkı sağlayan uzun vadeli stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, bu işlem kapsamında sağladığımız kaynağı mikro işletmeler ve KOBİ'lerin yeşil dönüşüm yatırımlarını ve kadın girişimcilerin finansmana erişimini desteklemek üzere kullanacağız. Bizim için sürdürülebilirlik, yalnızca belirli ürün ve finansman çözümlerinin ötesinde, müşterilerimizin dönüşüm ihtiyaçlarını anlayarak onlara finansman, danışmanlık ve yenilikçi çözümlerle eşlik ettiğimiz bütünsel bir yaklaşım. BBVA Grubu ile birlikte COP31'de Küresel Bankacılık Partneri olarak yer aldığımız bu dönemde, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımıza, bu finansmanla yeni ve çok önemli bulduğumuz bu adımı eklemekten memnuniyet duyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de müşterilerimizin dönüşüm yatırımlarını destekleyen ve sürdürülebilirliğin reel ekonomide hayata geçirilmesine katkı sağlayan çözümlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.” IFC Orta Doğu, Orta Asya ve Türkiye Finansal Kurumlar Grubu Direktörü Momina Aijazuddin “Bu yatırım, IFC’nin Garanti BBVA ile uzun yıllara dayanan ve önemli etki yaratan iş birliğini daha da ileri taşıyor ve Türkiye’de sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeye yönelik ortak taahhüdümüzü yansıtıyor. Garanti BBVA’nın mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeleri finanse etme kapasitesini güçlendirerek kadın girişimciler için fırsatların genişletilmesine ve enerji dönüşümüne yatırım yapan işletmelerin desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Birlikte, işletmelerin daha sürdürülebilir şekilde büyümelerine, rekabet güçlerini artırmalarına ve Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkıda bulunmalarına yardımcı oluyoruz.” dedi. DEG Finansal Kurumlar ve Sermaye Piyasaları Kıdemli Direktörü Gudrun Busch ise “IFC ile birlikte Garanti BBVA’nın Türkiye’deki sürdürülebilir finans hedeflerini desteklemekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Ortak yatırımımız, Banka’nın sermaye yapısını güçlendirirken yeşil mikro, küçük ve orta ölçekli işletme projeleri ile kadın girişimcilerin finansmanını destekliyor. Bu iş birliği, daha kapsayıcı ve dayanıklı bir ekonominin gelişmesine katkı sağlarken, Türkiye’nin düşük karbonlu bir geleceğe geçişini destekliyor ve kalıcı sosyal ve çevresel değer yaratılmasına katkıda bulunuyor.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Varlık Fonu, Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi Yayımladı Haber

Türkiye Varlık Fonu, Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi Yayımladı

Çerçeve, TVF'nin sürdürülebilir finansman alanındaki yaklaşımının yanı sıra finansman kaynaklarının kullanım alanları, uygun projelerin değerlendirilmesi ve seçimi, finansmanların yönetimi ve raporlama süreçlerine ilişkin esasları ortaya koyuyor. Çerçeve, İkinci Taraf Görüşü’nde (SPO) “Excellent (Mükemmel)” olarak değerlendirildi. Sustainable Fitch tarafından hazırlanan İkinci Taraf Görüşü'nde (SPO), TVF'nin Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi, değerlendirmedeki en yüksek seviye olan "Excellent" derecesiyle değerlendirildi. Uluslararası standartlarla uyum İkinci Taraf Görüşü'nde, Çerçeve'nin Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği'nin (ICMA) 2025 tarihli Yeşil Tahvil İlkeleri (GBP), Sosyal Tahvil İlkeleri (SBP) ve Sürdürülebilirlik Tahvili Kılavuzu (SBG) ile uyumlu olduğu belirtildi. Çerçevenin ayrıca LMA, LSTA ve APLMA tarafından yayımlanan Yeşil Kredi İlkeleri ve Sosyal Kredi İlkeleri ile Uluslararası Finans Kurumu'nun (IFC) 2025 tarihli Mavi Finansman Kılavuzu'nun ilgili hükümleriyle uyumlu olduğu değerlendirildi. Çerçeve kapsamında, çevresel ve sosyal açıdan ölçülebilir fayda sağlayan yatırımların desteklenmesi, dayanıklı altyapının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir finansman kaynaklarına erişimin çeşitlendirilmesi hedefleniyor. COP31 ve 2053 net sıfır hedeflerine katkı Sürdürülebilir finansmanın küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde yayımlanan Çerçeve, bu yıl Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 öncesinde hayata geçirilmesi bakımından da önem taşıyor. Çerçevenin, COP31 kapsamında ortaya konulacak sürdürülebilirlik vizyonu ile Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda atılması gereken somut adımlara katkı sağlaması hedefleniyor. Bunun yanı sıra Çerçeve, Sıfır Atık girişimi kapsamında sürdürülebilirlik alanında ortaya konulan hedefleri destekleyen finansman yaklaşımının bir parçasını oluşturuyor. Sürdürülebilirlik, faaliyetlerin tamamına yayılıyor TVF, sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında ekonomik, çevresel ve sosyal etkilerin birlikte değerlendirilmesine yönelik çalışmalarını tüm faaliyet alanlarında sürdürüyor. Bu kapsamda kurum tarafından her yıl Türkiye'nin en kapsamlı entegre faaliyet raporlarından biri hazırlanırken; faaliyetlerin ekonomik, çevresel ve sosyal boyutları bütüncül bir perspektifle ölçülüyor ve değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank, Sürdürülebilirlik Performansındaki   Güçlü İvmesini Korudu Haber

Akbank, Sürdürülebilirlik Performansındaki Güçlü İvmesini Korudu

Akbank, 2026 yılının ilk yarısında sürdürülebilir finansman, uluslararası fonlama ve çevresel performans alanlarında kaydettiği gelişmeleri kamuoyuyla paylaştı. Banka, 2030 için belirlediği sürdürülebilir finansman hedefini aşarken, uluslararası iş birlikleriyle sağladığı kaynakları Türkiye’nin kalkınma önceliklerine yönlendirmeye devam etti ve güçlü performansını uluslararası platformlarda aldığı ödüllerle pekiştirdi. “Dönüşümün en güçlü paydaşlarından biri olmayı sürdüreceğiz” Akbank’ın 2026 yılı ilk yarısındaki sürdürülebilirlik performansı üzerine değerlendirmelerde bulunan Genel Müdür Kaan Gür şunları paylaştı: “2026, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı ve küresel iklim gündeminin şekilleneceği önemli bir yıl olacak. Akbank olarak bu dönemi, sürdürülebilir finansmandaki deneyimimizi daha geniş iş birlikleriyle büyütmek ve Türkiye’nin dönüşümüne daha güçlü katkı sunmak için değerli bir fırsat olarak görüyoruz. COP31’in yaratacağı fırsatları kalıcı etkiye dönüştürmek için, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen yenilikçi finansman modellerimiz ve iş birliklerimizle, dönüşümün en güçlü paydaşlarından biri olmayı sürdüreceğiz.” “Sürdürülebilir finansman hedefimizi şimdiden aşmak, dönüşüme sağladığımız katkının en somut göstergelerinden biri” “2026’nın ilk yarısında sağladığımız 161 milyar TL sürdürülebilir finansmanla, 2021’den bu yana ekonomiye kazandırdığımız toplam sürdürülebilir finansman tutarını 841 milyar TL’ye çıkardık. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı bu anlamlı yılda, 2030 için açıkladığımız 800 milyar TL hedefi şimdiden geride bırakmış olmak, dönüşüme sağladığımız katkının en somut göstergelerinden biri oldu. Bu ivme bize daha büyük sorumluluklar da yüklüyor. Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma yolculuğuna daha güçlü katkı sunacak yeni hedefimizi açıklayarak bu etkiyi daha da ileri taşımayı amaçlıyoruz.” “Uluslararası kaynakları da Türkiye’nin kalkınma önceliklerine yönlendiriyoruz” 2026’nın ilk yarısında yurt dışı borçlanmamızın %33,6’sını sürdürülebilir kaynaklar oluşturdu. Uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri sayesinde hem fonlama yapımızı çeşitlendirdik hem de uluslararası kaynakları Türkiye’nin kalkınma önceliklerine yönlendirmeyi sürdürdük. Bu kapsamda IFC ile 5 yıl vadeli 4,4 milyar TL tutarında, kurumun 2017’den bu yana Türkiye’deki ilk ipotek teminatlı menkul kıymet yatırımını hayata geçirdik. Bu kaynağı kadınların sahip olduğu konutların, yeşil konutların ve deprem bölgesindeki konut finansmanının desteklenmesinde kullandık. Öte yandan, Kadın KOBİ’lere yönelik 285 milyon ABD doları tutarında uluslararası kaynak sağlarken, 2022’den bu yana bu segmentte aktif müşteri sayımızı iki katın üzerine, kredi portföyümüzü ise 12 katına çıkardık. Ayrıca ADB’den sağladığımız 50 milyon ABD doları kaynağı kapsayıcı büyüme ve deprem bölgesindeki KOBİ’ler için kullandık. Sürdürülebilir finansman alanındaki öncü uygulamalarımızı da yeni iş birlikleriyle güçlendirdik ve Cool-Up Programı’nın Türkiye’deki ilk finansal partneri olduk. Hayata geçirdiğimiz Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı ile işletmelerin enerji verimli ve düşük karbonlu ısıtma, soğutma ve iklimlendirme teknolojilerine geçişini desteklemeye başladık.” “Sürdürülebilir Finansmanda Türkiye’nin ve Orta ve Doğu Avrupa’nın En İyi Bankası seçildik” "Sürdürülebilirliği iş stratejimizin ve kurum kültürümüzün merkezinde konumlandırıyoruz. Bu yaklaşımı kendi yönetim anlayışımız ve operasyonlarımızla da hayata geçiriyoruz. Yönetim Kurulumuzdaki kadın temsilini %40’a çıkararak 2027 hedefimizi şimdiden aşmamız, operasyonel emisyonlarımızı 2019 baz yılına göre %79 azaltmamız ve 2023’ten bu yana kullandığımız elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlamamız bu kararlılığın somut göstergeleri. Sürdürülebilirlik performansımızı uluslararası standartlar doğrultusunda geliştirmeyi de sürdürüyoruz. Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi değerlendirmesindeki puanımızı yükselterek S&P Global Sürdürülebilirlik Yıllığı’nda ikinci kez yer aldık. Ayrıca Euromoney Mükemmellik Ödülleri 2026’da “Sürdürülebilir Finansmanda Orta ve Doğu Avrupa’nın En İyi Bankası” ile “Sürdürülebilir Finansmanda Türkiye’nin En İyi Bankası” ödüllerine layık görüldük. Önümüzdeki dönemde de uzmanlığımızı, finansal gücümüzü ve teknolojimizi Türkiye’nin yeşil ve kapsayıcı dönüşümünü hızlandıracak şekilde kullanarak sürdürülebilir kalkınmaya öncülük etmeyi sürdüreceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Şirketten Afrika Boynuzu'nda Stratejik Liman Hamlesi Haber

Türk Şirketten Afrika Boynuzu'nda Stratejik Liman Hamlesi

60 yılı aşkın deneyimiyle dünyanın önde gelen tarım ürünleri tedarik zinciri şirketleri arasında yer alanTiryaki Agro, Afrika Boynuzu'nun stratejik ticaret kapılarından Tadjourah Limanı'nın geliştirilmesi içinCibuti Limanlar ve Serbest Bölgeler İdaresi (Djibouti Ports and Free Zones Authority-DPFZA) ilemutabakat anlaşması imzaladı. Anlaşma; limanın modernizasyonu, lojistik ve depolama kapasitesininartırılması ile gelecekteki işletme modelinin oluşturulmasına yönelik teknik, ticari ve operasyonelçalışmalar için taraflar arasında iş birliği zemini oluşturuyor. Mutabakat kapsamında Tiryaki Agro ve DPFZA, Tadjourah Limanı'nın uzun vadeli gelişimine yönelikfizibilite çalışmalarını birlikte yürütecek. Sürecin başarıyla tamamlanması halinde proje; limanaltyapısının geliştirilmesini, tarımsal ve dökme yük elleçleme kapasitesinin artırılmasını, depolama velojistik altyapısının güçlendirilmesini ve bölgesel ekonomik kalkınmaya katkı sağlanmasını öngörüyor. Mutabakat Zaptı ayrıca, tarafların limanın yönetimi ve işletilmesine ilişkin uzun vadeli bir imtiyazanlaşmasını müzakere edilmesini kapsıyor. Söz konusu iş birliği, Uluslararası Finans Kurumu'nun (IFC), Cibuti'nin Afrika Boynuzu'ndaki bölgeselticaret ve gıda güvenliği için stratejik lojistik rolünü güçlendirmeye yönelik yürüttüğü çalışmalarkapsamında, Tiryaki Agro ile geliştirdiği ortaklığın devamı niteliğini taşıyor. IFC'nin fizibilite, planlamave paydaş yönetimine yönelik desteği, projenin bu önemli adımın temellerinin oluşturulmasına katkısağladı. Bölgesel ticaret için stratejik iş birliği Babülmendep Boğazı üzerinde yer alan Cibuti, Afrika, Orta Doğu ve küresel pazarları birbirine bağlayanstratejik konumuyla Afrika Boynuzu'nun en önemli lojistik merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Tadjourah Limanı'nın geliştirilmesiyle birlikte, Etiyopya başta olmak üzere bölge ülkelerine yönelikticaret akışının güçlendirilmesi ve daha verimli hale getirilmesi, tedarik zinciri dayanıklılığının artırılmasıve Doğu Afrika'nın küresel ticaret ağlarıyla bağlantısının artırılması hedefleniyor. Proje aynı zamanda Tiryaki Agro'nun yükselen pazarlarda büyüme stratejisinin önemli halkalarındanbirini oluştururken, şirketin Doğu Afrika'daki uzun vadeli varlığını güçlendirmesi açısından da kritikönem taşıyor. Tiryaki Agro’nun tarım ürünleri tedarik zinciri, lojistik, depolama ve uluslararası ticaretalanlarındaki uzmanlığı, Tadjourah Limanı’nın gelecekteki gelişim potansiyeline katkı sağlayacakstratejik unsurlar arasında yer alıyor. CEO Süleyman Tiryakioğlu: "Uzun vadeli vizyonumuzun önemli bir adımı" Tiryaki Agro CEO'su Süleyman Tiryakioğlu konu hakkında şu açıklamayı yaptı: "Bu mutabakatınimzalanması, Cibuti'ye yönelik uzun vadeli vizyonumuz açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Tadjourah Limanı'nın bölgesel ticaret ve lojistik geçidi rolüne katkı sağlayacak bu iş birliğini, CibutiHükümeti, Cibuti Limanlar ve Serbest Bölgeler İdaresi ile IFC'nin değerli katkılarıyla hayata geçirmektenmemnuniyet duyuyoruz. Projenin sonraki aşamalarında da bölgesel ticareti, gıda güvenliğini vesürdürülebilir ekonomik kalkınmayı destekleyecek çalışmalarımızı birlikte yürütmeyi hedefliyoruz." Mutabakat anlaşması, tarafların ilerleyen dönemde yatırım modeli, teknik fizibilite ve işletme yapısınailişkin çalışmaları birlikte yürütmeleri için temel oluşturuyor. Sürecin başarıyla tamamlanmasınınardından Tadjourah Limanı'nın, Afrika Boynuzu'nda tarım ticareti, lojistik ve tedarik zincirleri açısındanbölgenin önde gelen merkezlerinden biri haline gelmesi planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye'den Su ve Mavi Ekonomi Finansmanında Mavi Repo İle Yeni Adım Haber

QNB Türkiye'den Su ve Mavi Ekonomi Finansmanında Mavi Repo İle Yeni Adım

İşlem kapsamında sağlanan kaynaklar, su kaynaklarının korunması ve mavi ekonomi faaliyetlerini destekleyen yatırımların finansmanında kullanılacak. İklim değişikliği, kuraklık ve artan su stresi, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir öncelik haline getiriyor. Tarımdan sanayiye, enerjiden şehir yaşamına kadar ekonomik faaliyetlerin devamlılığı açısından kritik öneme sahip olan su kaynaklarının korunması ve verimli kullanımı, önümüzdeki dönemin en önemli yatırım alanları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda gerçekleştirilen Mavi Repo işlemi, uluslararası sermayenin Türkiye'de su kaynaklarının korunmasını ve mavi ekonomi faaliyetlerini destekleyen yatırımlara yönlendirilmesine katkı sağlıyor. İşlem aynı zamanda sürdürülebilir finansmanın yalnızca tahvil ihraçlarıyla değil, sermaye piyasaları ve hazine ürünleri aracılığıyla da desteklenebileceğini ortaya koyuyor. QNB Sürdürülebilir Finans ve Ürün Çerçevesi ile IFC Blue Finance Guidelines (Mavi Finansman Rehberi) doğrultusunda yapılandırılan işlem kapsamında fonların kullanımına ilişkin süreçler düzenli raporlama ve bağımsız doğrulama mekanizmalarıyla takip edilecek. QNB Türkiye, son yıllarda gerçekleştirdiği Mavi Tahvil, Yeşil Tahvil, İklim Geçiş Tahvili ve Üçlü Etki Tahvili işlemleriyle sürdürülebilir finansman alanlında ki ürün yelpazesini genişletti. Mavi Repo işlemi ise bu yaklaşımın sermaye piyasaları ve hazine işlemleri tarafındaki yeni örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. QNB Türkiye Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı ve Uluslararası Bankacılık ve Hazine Yönetici Direktörü Yeliz Ataay Arıkök, gerçekleştirilen işleme ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Günümüzde bankalar, uluslararası sermaye ile reel ekonomi arasında köprü kurarak kaynakların ülkenin geleceğini şekillendirecek alanlara yönlendirilmesinde önemli bir rol üstleniyor. QNB Türkiye olarak sürdürülebilir finansmana bu perspektiften yaklaşıyoruz. Su kaynaklarının korunması ve verimli yönetimi de bu alanların başında geliyor. Su, ekonomik faaliyetlerin devamlılığı, gıda güvenliği, sanayi üretimi ve enerji dönüşümü açısından stratejik bir kaynak niteliğinde. Barclays ile gerçekleştirdiğimiz Mavi Repo işlemi, uluslararası yatırımcıların bu alandaki finansman ihtiyacına verdiği desteğin somut bir göstergesi. İşlem sayesinde uluslararası kaynakları Türkiye'de su ve mavi ekonomi alanındaki yatırımlara yönlendirirken, sürdürülebilir finansmanın yeni ürün ve yapılarla gelişmesine de katkı sağlıyoruz. Mavi Repo işlemini, sürdürülebilir finansman araçlarının çeşitlenmesine katkı sağlayan ve su temelli yatırımlara uluslararası kaynak akışını destekleyen önemli bir adım olarak görüyoruz.” Barclays Gelişmekte Olan Piyasalar Sürdürülebilir Finansman Başkanı Oliver Phillips ise şunları söyledi: “QNB Türkiye'nin ilk Mavi Repo işlemini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Bu işlem, COP31 öncesinde Türkiye finans piyasalarında sürdürülebilir finansman için yeni kaynakların harekete geçirilmesini sağlayan yenilikçi uygulamaların devam ettiğini ortaya koyuyor. Barclays olarak mavi finansmanı; denizler ve okyanuslarla bağlantılı projeler için sermaye sağlayan, aynı zamanda çevresel, ekonomik ve iklim açısından olumlu etkiler yaratan önemli ve hızla büyüyen bir finansman alanı olarak görüyoruz." Bu işlem, Türkiye'de sürdürülebilir finansman piyasalarının derinleşmesine katkı sağlarken, su ve mavi ekonomi alanındaki yatırımlara daha fazla uluslararası sermaye yönlendirilmesine olanak tanıyor. QNB Türkiye, geliştirdiği yenilikçi finansman çözümleriyle iklim, su ve doğa temelli dönüşüm alanlarında sermayenin doğru alanlara yönlendirilmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Holding’de Finans Grup Başkanlığı Görevine Mustafa Aydın Atandı Haber

Sabancı Holding’de Finans Grup Başkanlığı Görevine Mustafa Aydın Atandı

1 Haziran 2026 itibarıyla, Sabancı Holding Finans Grup Başkanlığı görevini ise Mustafa Aydın üstlenecek. 2013 yılından bu yana Sabancı Topluluğu’nun farklı kademelerinde yöneticilik görevlerinde bulunan Mustafa Aydın, son olarak Topluluk şirketlerinden Çimsa’da Finans ve Dijital Teknolojilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Mustafa Aydın ayrıca, mevcut rollerine ek olarak, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Çimsa’da vekaleten Genel Müdür olarak atanmıştı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, şu ifadeleri kullandı: “Orhun Köstem, Topluluğumuzdaki kariyeri boyunca değerli katkılar sağlamış; Sabancı Holding’in stratejik finansal yol haritasının oluşturulması ve yönetilmesinde kritik rol üstlenmiştir. Görev süresi boyunca, Topluluğun global, dijital ve sürdürülebilirlik odağındaki büyüme ve dönüşümüne finansal perspektiften güçlü bir şekilde liderlik etmiş; sermaye yönetimi, kaynak tahsisi ve değer yaratımı alanlarında önemli inisiyatifleri hayata geçirmiştir. Sabancı Topluluğunun büyümesine yönelik katkıları, disiplinli yaklaşımı ve iş birliği kültürünü güçlendiren liderliği ile paydaşlarımıza önemli kazanımlar sağlamıştır. Kendisine bugüne kadar verdiği tüm katkılar için teşekkür ediyor; çıkacağı yeni yolda kendisine başarılar diliyorum. 1 Haziran itibarıyla Finans Grup Başkanlığı görevini üstlenecek Mustafa Aydın da bugüne kadar hem Holding’de hem de Topluluk şirketlerimizde önemli görevlerde bulunmuştur. Mannok satın alımı, ABD gri çimento yatırımı, EBRD ve IFC anlaşmaları gibi konularda ortaya koyduğu liderlik profiliyle Çimsa’nın son yıllardaki küresel büyüme yolculuğuna ve stratejik dönüşümüne çok önemli katkılar sağlamıştır. Çimsa’daki başarılarının yanında, geçmiş yıllarda enerji sektöründe edindiği tecrübe ve Holding deneyimi, Topluluğumuzun operasyonel faaliyetlerine ve gelecek hedeflerine de kıymetli destekler sunacaktır. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyor; bu bayrak değişiminin, tüm Topluluğumuza hayırlı olmasını temenni ediyorum.” Mustafa Aydın Hakkında Mustafa Aydın, Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi bölümleri lisans eğitiminin ardından Sabancı Üniversitesi’nde Executive MBA programını tamamlamış ve kariyerine Garanti BBVA’da Müfettiş olarak başlamıştır. Sonrasında Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu’nda Hesap Uzmanı olarak görev almış, ardından Sabancı Holding bünyesinde Mali Müşavir olarak kariyerine, vergi, yapılandırma ve finansal regülasyonlar alanında direktörlük görevine kadar yükselerek devam etmiştir. Ardından Enerjisa Üretim’de Mali İşler ve Dijitalleşmeden Sorumlu Grup Müdürü olarak görev yapan Mustafa Aydın, bugün itibarıyla Çimsa’da Finans ve Dijital Teknolojilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı görevini yürütmektedir. Ayrıca Mustafa Aydın, Çimsa’da mevcut görevlerine ek olarak, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla vekaleten Genel Müdür olarak görevini sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UEZ’de Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar Masaya Yatırıldı Haber

UEZ’de Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar Masaya Yatırıldı

2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ikinci günü de yoğun katılımla gerçekleşti. Ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu’nun üstlendiği zirvenin ikinci gününün dördüncü paneli “Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar” başlığıyla düzenlendi. Bacacı Holding’in sponsorluğunda yapılan panelin moderatörlüğünü EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar üstlendi. Bacacı Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cem Cansu, panelde yaptığı konuşmada, şirket yapılarının hibrit bir model üzerine kurulu olduğunu belirterek, aktif değer yaratan bir grup olduklarını, potansiyel ile performans arasındaki farkı minimize etmeye odaklandıklarını söyledi. Değer üretiminin ciddi yatırım gerektirdiğini vurgulayan Cansu, “Buna çok ciddi yatırım yapmak gerekiyor. Bizim değer yaratma modelimizde birkaç tane olmazsa olmazımız var. Biz 10 bin kişilik bir aileyiz. Müşterimiz, tedarikçimiz ve paydaşlarımızla hareket ediyoruz.” dedi. Çoklu değer üretimine dayalı bir yatırım anlayışı benimsediklerini söyleyen Cansu, sürdürülebilirliğin bu yaklaşımın merkezinde yer aldığını belirtti. “Dünyanın geçmiş 50-100 yılına bakın, insanlığın refahı hep artmış. İyimser olmak için ortada sebepler de var. Bu dönemde çok ciddi zikzaklar da olmuş. İniş çıkışları yaşadığımız noktalar oldu. Dayanıklı ve sürdürülebilir olanlar ayakta kaldı.” diyen Cansu, yatırım kararlarında orta ve uzun vadeli perspektifin belirleyici olduğunu kaydetti. Yapay zekâ yatırımlarına da değinen Cansu, teknolojinin tek başına anlam ifade etmediğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Yapay zekayı tek başına yapay zeka olarak konuştuğumuz zaman da aslında bu biraz yapay kalabiliyor. Yani bu aslında bizim içimizde bir dönüşüm. Çünkü bireysel ya da kurumsal tecrübelerimde gördüğüm, yapay zekaya ne kadar doğru veriyi, ne kadar doğru süreçle ve sistematik olarak verdiğimiz zaman buradaki verim artıyor. Aksi takdirde açıkçası aynı verimi alamadığımızı görüyoruz. Dolayısıyla önce aslında veri, sistem, süreç, hatta insan kaynağı organizasyonu dahi bunun içine katabiliriz. Bunların tam oturmuş olması yapay zekanın bence sonuçlarını olumlu yönde etkileyen faktörler olarak görüyorum.” Cem Cansu, özellikle veriye çok önemli yatırımlar yaptıklarına dikkati çekerek, “Aslında yatırımcı kimliğimizle, tabii bizim bir start-up hedeflerimiz de var, önümüzdeki dönemlerle alakalı ve burada özellikle yapay zeka konusunda bizim operasyonel derinliğimizi ve finansal gücümüzü onların inovasyon ve esneklikleriyle birleştireceğimiz hem yatırım hem de bu anlamdaki hedeflerimize daha verimli bir şekilde ulaşacağımız hedefler amaçlarımız da bu yönde 500 milyon TL gibi 2026 için yatırım hedefine koymuş durumdayız.” değerlendirmesinde bulundu. “Demografinin değişimi de çok önemli bir etken” Diffusion Capital Partners Ortağı Alper Karagöz de derin teknoloji yatırımlarına odaklandıklarını belirterek, “Derin teknoloji alanında yatırımlar yapıyoruz. Karşımızda işi büyütebilecek bir takım görürsek yatırım yapıyoruz. Diğer unsur, pazar büyük mü, potansiyel var mı ona bakıyoruz. Bu işi yaparken dönemsel birtakım kaygılar var. 10 yıl önce yatırım yaptığımız işe bugün yatırım yapma olasılığımız çok düşük. Yüksek teknolojinin dönüştürücü etkisi var. Artık laboratuvardan ürüne geçiş oldukça hızlı. Yüksek teknolojinin dönüştürücü etkisi var. Demografinin değişimi de çok önemli bir etken. Ona göre servisler gözetmeniz lazım. Sıfır karbona yolculukla alakalı bir trend de söz konusu. Dikey yapay zeka ile sağlıkta, otomasyonda bir sürü iş fikri geliyor ve bunları kullanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Demografik değişimin de yatırım kararlarını etkilediğini belirten Karagöz, “Yaşlanan nüfus ve değişen ihtiyaçlar yeni servis alanları yaratıyor. Sıfır karbon hedefi ve dikey yapay zekâ uygulamaları özellikle sağlık ve otomasyon alanlarında önemli fırsatlar sunuyor.” dedi. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karagöz, “Patent sayıları ve bilimsel yayınlar ciddi artış gösteriyor. Bu durum insan kaynağı ve Ar-Ge tarafında güçlü bir potansiyele işaret ediyor” diye konuştu. Türkiye’nin oyun ve FinTech alanlarında güçlü olduğunu vurgulayan Karagöz, dijitalleşme kapasitesinin yüksek seviyede olduğunu ifade etti. “Gıda arzının yüzde 70 artırılması gerekecek” Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı & Besler CEO’su Mert Altınkılınç ise gıda sektöründe sürdürülebilirliğin kritik önem taşıdığını belirtti. “2050’de dünya nüfusu 10 milyara ulaşacak ve gıda arzının yüzde 70 artırılması gerekecek” diyen Altınkılınç, bu sürecin aynı zamanda önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Tedarik zincirinin kırılgan olduğu bir dönemde gıda sektörünü çok geniş perspektifte ele alınması gerektiğini ifade eden Altınkılıç, şunları kaydetti: “Sürdürülebilirliği işin merkezine alan, verimliliğe odaklanan, tüketici değişikliklerini algılayabilen devletler ve şirketler önde olacaktır. Tüketicilerin güvenini almak da çok önemli. Tüm paydaşlarımızla şeffaf bir ilişki kuruyoruz. Yaş meyve sebze işinde gıda atığı yüzde 50’lere gelmiş durumda. Biz bunu dondurulmuş gıdada yüzde 7’ye kadar indirdik. Kadın çiftçilere odaklandık. Sektördeki kadınların yüzde 80’i ücret almayan veya yan haklardan mahrum insanlardan oluşuyor. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz bakanlıklarla iş birliği içinde. İyi ve kaliteli gıdayı herkese erişebilir hale getiriyoruz.” “Türkiye ile ilgili istihdam yaratabileceğimiz alanlarda destekler sunuyoruz” Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Lisa Kaestner belirsizliklerin arttığı bir dönemde finansal dayanıklılığın kritik hale geldiğini söyledi. Son 10 yılda 25 milyar doların üzerinde bir kaynak sağladıklarını belirten Kaestner, “Finansta dayanıklılık olmalı ve orada sürdürülebilirlik de olmalı. Türkiye’de değer zincirini geliştirmeliyiz. Verimliliği artırmak da bizim çalışmalarımız arasında yer alıyor. Finans sektöründe fonlarla da çalışmak mümkün. Türkiye ile ilgili önemli altını çizmek istediğim konu, istihdam yaratabileceğimiz alanlarda destekler sunuyoruz. İklim değişikliği için finansmanlar sağladık. Bir takım start-up’lara da desteklerimiz oldu. Dijitalleşmeyi önceliklendiren KOBİ’lere destek sağlıyoruz.” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KAGİDER ve Garanti BBVA, Kadın Girişimciliğinde 20 Yıllık İş Birliğini Birleşmiş Milletler’de Anlattı Haber

KAGİDER ve Garanti BBVA, Kadın Girişimciliğinde 20 Yıllık İş Birliğini Birleşmiş Milletler’de Anlattı

Kadın girişimciliğini destekleyerek kadınların ekonomik hayatta daha güçlü bir yer edinmesini amaçlayan Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun (CSW) 70. oturumu kapsamında New York’ta Garanti BBVA ile önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. 12 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen “Kadın Girişimciler İçin Eşit Fırsatlar ve Eşit Erişim Yaratmak: Yirmi Yıllık Bir Yolculuk” başlıklı etkinlikte, kadınların iş dünyasına erişimini ve ekonomik hayattaki varlığını güçlendirmeye yönelik projeler ve iş birlikleri ele alınırken; KAGİDER ve Garanti BBVA’nın 2006 yılından bu yana kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla yürüttüğü çalışmaların yarattığı etki ve kazanımlar da paylaşıldı. Etkinliğin onur konuğu ise T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş oldu. Etkinlikte KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu ve Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya konuşmacı olarak yer aldı. Açılış konuşmalarını ise açılış konuşmalarını ise GlobeWomen Yönetim Kurulu Başkanı Irene Natividad ve UN Women Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond gerçekleştirdi. Panelin moderatörlüğünü August Leadership Ortağı, Beba Foundation Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Ümran Beba üstlenirken; KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi Beyza Berkol, Garanti BBVA Girişim Bankacılığı Müdürü Selin Öz, IFC (International Finance Corporation) “Banking on Women” Programı Küresel Başkanı Jessica Schnabel ve Dünya Bankası Grubu Kıdemli Özel Sektör Kalkınma Uzmanı Julia Constanze Braunmiller panelist olarak yer aldı. Etkinlikte bir konuşma gerçekleştiren T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ‘’Kadın girişimciliğine yapılan her yatırım, yalnızca ekonomik büyümeye değil, aynı zamanda ailelerin güçlenmesine, yerel kalkınmanın desteklenmesine ve daha kapsayıcı bir geleceğin inşasına katkı sunmaktadır. Kadınların girişimcilik becerilerine yapılan her yatırım, ülke kalkınmasına yapılan bir yatırımdır. Çünkü kadın girişimcilerin hayata geçirdiği her işletme, ekonomik hareketliliği artırırken ailelerin güçlenmesine de katkı sunmaktadır. Aynı zamanda şehirlerin sosyal ve ticari canlılığını beslemekte, yerel değerlerin yaşatılmasına imkân tanımakta ve yeni fırsatların önünü açmaktadır.’’ ifadelerini kullandı. “20 Yıllık İş Birliği Kadın Girişimciliğinde Güçlü Bir Model Yarattı” KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, konuşmasında KAGİDER’in 2011 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) nezdinde Özel Danışmanlık Statüsü’ne sahip olduğunu ve 2012 yılından itibaren Kadının Statüsü Komisyonu (CSW) toplantılarında Türkiye’de hayata geçirilen iyi uygulama örneklerini uluslararası platformlara taşıdıklarını belirtti. Kadın girişimciliğinin güçlenmesinde çok paydaşlı iş birliklerinin kritik rol oynadığını vurgulayan Bezircioğlu, Garanti BBVA ile yirmi yıldır sürdürülen iş birliğinin kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen güçlü ve sürdürülebilir bir model oluşturduğunu ifade etti. Bezircioğlu, KAGİDER ve Garanti BBVA’nın uzun yıllardır kadın girişimcilerin görünürlüğünü artırmak, işlerini büyütmelerine katkı sağlamak ve yeni fırsatlara erişimlerini desteklemek amacıyla birçok projeyi hayata geçirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Garanti BBVA ile 20 yıldır sürdürdüğümüz güçlü iş birliği sayesinde kadın girişimciliğini destekleyen pek çok projeyi hayata geçirdik. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması ile kadın girişimcilerin başarı hikâyelerini görünür kılarak rol model olmalarını sağlarken, Ticaretin Kadınları Platformu ile kadın girişimcilerin ürün ve hizmetlerini daha geniş pazarlara ulaştırmalarını destekliyoruz. Kadınların girişimcilik yolculuğunda karşılaştıkları engelleri azaltmak, finansmana erişimlerini kolaylaştırmak ve işlerini büyütebilmeleri için gerekli bilgi, ağ ve görünürlük fırsatlarını artırmak büyük önem taşıyor. Bu nedenle yürüttüğümüz çalışmalar girişimciliği teşvik etmekle sınırlı kalmıyor; kadınların işlerini sürdürülebilir şekilde büyütebilmeleri, yeni pazarlara açılabilmeleri ve daha güçlü bir iş ağına dahil olabilmeleri için kapsamlı bir destek mekanizması da sunuyor. Kadın girişimcilerin güçlenmesi, ekonomik kalkınmanın daha kapsayıcı ve dengeli bir yapıya kavuşmasına da katkı sağlıyor. Bu anlayışla geliştirdiğimiz projeler; eğitim, mentorluk, görünürlük ve iş birliği fırsatları aracılığıyla kadınların iş dünyasında daha güçlü bir şekilde var olmalarına destek oluyor. Aynı zamanda kadın girişimcilerin birbirleriyle ve farklı sektörlerle bağlantı kurabilecekleri, deneyim paylaşımında bulunabilecekleri bir ekosistemin gelişmesine de katkıda bulunuyoruz. Kadınların ekonomik olarak güçlenmesi bireysel başarı hikâyeleri yaratmakla kalmaz; daha kapsayıcı, daha kapsayıcı, daha yenilikçi ve daha dirençli bir ekonomi için de kritik bir unsurdur.Bu nedenle kadın girişimciliğini destekleyen her adımın, sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refah açısından uzun vadeli bir etki yarattığına inanıyoruz.” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya konuşmasında, kadın girişimciliğinin güçlenmesinin yalnızca eşitlik meselesi olmadığını, aynı zamanda daha güçlü ve kapsayıcı ekonomilerin anahtarı olduğunu vurguladı. Kaya, “Garanti BBVA olarak bankacılığı yalnızca finansman sağlamak olarak görmüyoruz; yol arkadaşlığı, rehberlik ve uzun vadeli ortaklık olarak tanımlıyoruz. Bu anlayışla 2006 yılından bu yana KAGİDER ile birlikte kadın girişimciler için eşit fırsatlar ve eşit erişim yaratma hedefiyle çalışıyoruz. Kadın girişimcileri finansmana erişim, eğitim, cesaretlendirme ve yeni pazarlara erişim olmak üzere dört temel alanda destekliyoruz. Son beş yılda kadın girişimcilere sağladığımız finansman 350 milyar TL’yi aştı. Bu deneyimimizi UN Women başta olmak üzere uluslararası kurumlarla paylaşmak ve kadın girişimciliğini güçlendiren modelleri küresel ölçekte görünür kılmak bizim için büyük önem taşıyor. Kadınların ekonomiye eşit katılımı sağlandığında yalnızca bireysel başarı hikâyeleri değil, toplumsal dönüşüm de mümkün oluyor,” dedi. Kadın Girişimciliğini Destekleyen Bütüncül Bir Yaklaşım Etkinlikte ayrıca Women, Business and the Law 2024 (WBL 2024) raporunun ortaya koyduğu veriler ışığında kadınların ekonomik güçlenmesinin önündeki yapısal engeller de ele alındı. Rapora göre kadınların ekonomik hayata katılımını etkileyen başlıca alanlar; kadınların yasal hakları, bu hakların uygulanmasını destekleyen politika araçları ve bu hakların uygulamada hayata geçirilme düzeyi olarak öne çıkıyor. Panelde, kadın ve erkek arasında iş fırsatları açısından yasal eşitliğe daha fazla yaklaşan ülkelerde kadın girişimci oranlarının da daha yüksek olduğuna dikkat çekilerek; politika yapıcılara yönelik farkındalık ve savunuculuk çalışmalarından kapasite geliştirme programlarına, kadın girişimcileri teşvik eden uygulamalardan somut sonuçlara kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımın nasıl hayata geçirildiğine ilişkin deneyimler paylaşıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.