Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ihracat

Kapsül Haber Ajansı - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ege Maden İhracatçıları Birliğinden Sert Tepki Haber

Ege Maden İhracatçıları Birliğinden Sert Tepki

Ekonomik açıdan öne çıkan ülkelerin gelişimleri incelendiğinde hepsinin madenlerini etkin bir şekilde ekonomiye kazandırarak ekonomik refahlarını artırdıklarının görüldüğüne dikkati çeken Alimoğlu, “Afyonkarahisar’ın geleceği yalnızca sloganlarla korunamaz. Bu şehir, üretmeden, çalışmadan, ihracat yapmadan ayakta kalamaz. Madencilik, Afyonkarahisar ekonomisinin omurgalarından biridir. Bugün bu sektörü hedef tahtasına koymak, binlerce emekçinin ekmeğini tartışmaya açmak anlamına gelir. Buna sessiz kalmamız mümkün değildir” diye konuştu. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Afyonkarahisar’ın 2025 yılında ihracatını yüzde 25’lik artışla 341 milyon dolardan 428 milyon dolara çıkardığına dikkati çeken Alimoğlu şöyle devam etti: “Afyonkarahisar’dan yapılan ihracatta madencilik sektörü 284 milyon dolarlık dilimle temsil edildi. Madencilik sektörü Afyonkarahisar’dan yapılan her 3 dolar ihracatın 2 dolarına imza attı. Ticaret Bakanlığı faaliyet illeri istatistiğine göre Afyonkarahisar’ın ihracatı 834 milyon dolara ulaştı. Bu tutarın yüzde 66’sı ise 550 milyon dolara ulaşıyor. İhracat yanında istihdamda da madencilik sektörü Afyon’a büyük katkı sağlıyor. Bugün bu sektörü hedef tahtasına koymak, binlerce emekçinin ekmeğini tartışmaya açmak anlamına gelir. Buna sessiz kalmamız mümkün değildir.” Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında ihracat gerçekleştiren üyeleri arasında Afyon’dan 367 firmanın yer aldığını da aktaran Alimoğlu, “EMİB üyeleri arasında Afyonlu ihracatçılarımız en büyük temsiliyeti oluşturuyor. İkinci sırada 249 firmayla İzmirli firmalar, üçüncü sırada 143 firmayla Muğlalı firmalar yer alıyor” dedi. “Afyon’un toprağı ve suyu madenciliğe kurban ediliyor” iddiasının kabul edileme olduğunu savunan Alimoğlu şöyle devam etti: “Kimse Afyonkarahisar’ın toprağını, suyunu, yaşam alanlarını feda etmeyi savunmuyor. Ama madenciliği otomatik olarak “yıkım” ile eşitlemek, gerçekle bağdaşmayan ideolojik bir yaklaşımdır. Bugün dünyada refah üreten ülkelerin tamamı, yeraltı kaynaklarını işleyerek, katma değer yaratarak ekonomiye kazandırmaktadır. Madencilik yapmayan değil, madenciliği yönetemeyen ülkeler kaybeder.” Çevre ve madenciliğin bir arada yürütülebileceğinin altını çizen Alimoğlu, “Türkiye’nin meselesi “çevre mi, madencilik mi” ikilemi değildir. Türkiye’nin ihtiyacı; akılcı planlama, doğru alan seçimi ve sıkı denetimdir. Çevreyi ve tarımı tabii ki kutsamalıyız ama madenciliği şeytanlaştıran bir üslup ülkeye fayda sağlamaz. Ülkemizde ÇED süreçleri ciddiyetle ele alınmaktadır. Madencilik sektörü olarak 8 bakanlıktan izinler alarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. ÇED’i yatırımın önüne konmuş mutlak bir veto mekanizmasına dönüştürme niyeti büyük bir yanlıştır. Çevre korunmalıdır ama üretimi de çevreye duyarlı bir şekilde sürdürmeliyiz. Bu noktada Bilim, veri ve denetim konuşulmalı; korku siyaseti değil” dedi. Türkiye’nin yeraltı kaynakları açısından zengin bir ülke olduğuna vurgu yapan Alimoğlu, “Bu kaynakları kullanmayıp ithalatla cari açık büyüten bir model sürdürülebilir olmaz. Gelişmiş ülkeler yeraltı zenginliklerini ham olarak değil, işleyerek refah üretmiştir. Türkiye de bunu yapmak zorundadır. Afyonkarahisar bu dönüşümün merkezlerinden biridir. Afyonkarahisar ne sahipsizdir ne de göz göre göre yoksullaştırılacak bir şehir. Doğayı korumak kadar emeği, üretimi ve istihdamı korumak da sorumluluktur. Bizim savunduğumuz; çevreye duyarlı, kayıtlı ve ülke ekonomisine katkı sağlayan madenciliktir. Afyonkarahisar’ın geleceği, yasaklarla değil; akılla, planlamayla ve üretimle güvence altına alınır” diyerek sözlerini noktaladı.

Şenpiliç, Küresel İhracat Hedeflerini Büyüttü Haber

Şenpiliç, Küresel İhracat Hedeflerini Büyüttü

Türkiye’nin lider piliç eti üreticisi Şenpiliç, 26–30 Ocak 2026 tarihleri arasında Dubai’de düzenlenen Gulfood 2026 Fuarı’na katıldı . Dünya gıda sektörünün kalbinin attığı organizasyonda şirket , Şenpiliç, Biliko ve Logo tasarımı ve ürün portföyüyle baştan aşağı yenilenen Doyfarm markalarıyla konuklarını ağırladı. İhracat pazarlarına coğrafi yakınlığının sağladığı avantajı etkin şekilde kullanmayı hedefleyen Şenpiliç, yoğun ilgi ve katılımın olduğu standında yerli yabancı iş ortaklarını ağırladı . Fuarda, global protein ticaretindeki piliç eti ve işlenmiş ürünler pazarının bugünü ve geleceği ile ilgili önemli iş birlikleri gerçekleştirildi. ‘İhracat pazarımızı 40 ülkenin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz’ Türk piliç sektörünün lider firması Şenpiliç, yakın bir geçmişte , uzun süredir devam eden çalışmalarının sonucunda , işlenmiş ürünlerde Avrupa Bölgesi’ne ihracat izni alarak önemli bir eşiği geride bıraktı. Avrupa Birliği standartlarına uygun ürünleriyle Şenpiliç, yakın gelecekte bu pazarda piliç eti pazarındakine benzer bir penetrasyon oranı yakalamayı hedefliyor . Şenpiliç Satış Genel Müdür Yardımcısı Faik Üçer, konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: “Bugün MENA ve Körfez pazarında , bilinen ve talep edilen güçlü bir ürün portföyüne sahibiz. Bu avantajımızı kullanarak ihracat yaptığımız ülke sayısını 32’den, 2026 sonrasında 40 ve üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Özellikle Avrupa, işlenmiş ürünlerimiz için geliştirici ve rekabetçi bir pazar olacak. Orta vadede yıllık toplamda 50 bin tonun üzerinde ihracat gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz.” Üst düzey katılım Gulfood 2026’ya Şenpiliç, Satış, Pazarlama ve Ticari Pazarlama ekipleriyle yoğun bir katılım sağladı. Şirket, fuar boyunca gerçekleştirdiği görüşmelerle yeni iş birlikleri ile kısa ve uzun vadeli iş anlaşmalarına imza atarak küresel büyüme stratejisini destekleyen önemli adımlar attı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi  Haber

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi 

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2025 yılı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2025 yılında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %3 oranında daralma yaşandı. 2025 yılı iç piyasa satışları 9,9 milyon adet olarak gerçekleşti. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2025 yılında ihracat, bir önceki yıla kıyasla 2,2 milyon adet, yani %10 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken 2025 yılı üretim miktarı geçen yıla göre %9 oranında geriledi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet olarak kaydedilen ihracat hacminin 2017 seviyelerine geri döndüğünü belirten TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül bu durumun sektör için son 10 yılda elde edilen kazanımların kaybedilme riski anlamına geldiğini vurguladı. “İhracatı destekleyecek politikalara her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz” “Can damarı ihracat olan sektörümüzde, ihracat hacminin on yıl önceki seviyelere geri dönmüş olması sanayimiz adına endişe vericidir. Bu durum, rekabet gücümüzün korunması açısından kritik bir eşiğe gelindiğini göstermektedir” diye konuşan Şengül, üretiminin yaklaşık %70’ini ihraç eden bir sektör olarak, bu kayıpların kalıcı hale gelmemesi için ihracatı destekleyecek politikalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Şengül, artan girdi, enerji ve finansman maliyetleri ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin rekabetçiliği giderek daha kırılganlaştırdığını söyledi. Buna ek olarak, Şengül, dış pazarlarda Uzak Doğulu oyuncuların rekabetçi maliyetlerle elde ettikleri pazar payı kazanımlarının da sektör üzerinde ilave baskı oluşturduğunu belirtti. “Rekabetçiliği etkileyen faktörlerin başında hammaddeye erişim ve girdi maliyetleri geliyor. Son dönemde bazı ürün gruplarına yönelik başlatılan anti-damping soruşturmalarının önlemle sonuçlanması ve devam etmekte olan soruşturmalar, halihazırda yüksek olan girdi maliyetlerimizi daha da artırma riski taşıyor” diyen Şengül, tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, sanayi üretimini, ihracatı ve rekabet gücünü koruyacak dengeli ve öngörülebilir politika adımlarının sektör açısından kritik hale geldiğini ifade etti. "Türkiye, ‘Made in Europe’ sürecinin dışında bırakılmamalı” Avrupa Birliği’nde son dönemde gündeme gelen “Made in Europe” tartışmalarını da sektör olarak hassasiyetle yakından takip ettiklerini belirten Şengül konuyla ilgili şunları söyledi: “Made in Europe” düzenlemesinin gündeme gelmesi halinde, mevcut ekonomik entegrasyon düzeyi, mevzuat uyumu ve iklim hedefleri dikkate alınarak Türkiye’nin bu sürecin dışında bırakılmaması gerektiği kanaatindeyiz”. Şengül, AB sanayisiyle güçlü entegrasyonun önemli bir diğer başlığı olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) etkisinin rekabetçiliği doğrudan etkileyebileceğine de değinerek “SKDM uygulamaları ve “Made in Europe” gibi yaklaşımların, AB ile derin biçimde entegre olmuş sanayimiz açısından rekabetçilik kaybı yaratmaması için, Türkiye’nin tedarik zincirlerindeki konumu dikkate alınarak değerlendirilmesini son derece önemli buluyoruz” dedi. “2026 daha temkinli bir döneme işaret ediyor” İhracattaki daralmayla beraber üretim seviyelerinde gözlenen düşüşün uzun süreli hale gelme riskine dikkat çeken Şengül, “İç pazarın yeniden ve sürdürülebilir biçimde hareketlenmesi her zamankinden daha önemlidir. Özellikle artık günümüzde temel ihtiyaç ürünleri arasında yer alan beyaz eşyada, tüketicilere yönelik taksit olanaklarının güçlendirilmesi ve finansmana erişimi kolaylaştıracak adımların atılması iç pazarın sağlıklı işleyişine katkı sunacaktır” dedi. Şengül sözlerini şöyle tamamladı: “İhracat ve iç pazarda gözlenen zayıf seyir, sektörümüz açısından 2026’da daha temkinli bir döneme işaret ediyor. Bu süreçte, üretim ve ihracat kapasitemizin korunması; istihdamın sürdürülebilirliği ve yurtdışında rekabet gücümüzün devamı açısından belirleyici olacaktır. Bu nedenle girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılması kritik önem taşımaktadır.” “Anti-damping uygulamaları girdi maliyetlerini artırıyor, rekabet gücünü zayıflatıyor” Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde önemli girdi maliyetlerinden olan yassı çelik, emniyet camları ve polistiren malzeme gruplarındaki korumacı politikalar hakkında güncel bilgileri paylaşan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör girdi maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. Son gelişmeleri değerlendiren Yavuz, “Girdi maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürünleri kapsamında yer alan soğuk, galvaniz ve boyalı saclara yönelik devam eden anti-damping soruşturmasının, sektörümüzün ihtiyaçları da dikkate alınarak, ülkemizin bütüncül ekonomik çıkarlarına uygun şekilde yürütülmesi ve önlemsiz olarak sonuçlandırılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, bu ürünlerin bir bölümü, yerli üretimle karşılanamayacak teknik özellikler taşımakta ve sadece belirli kalite ve ölçülerde ithalat yoluyla temin edilebilmektedir. Sektörümüzün rekabetçiliğini koruyabilmesi, ihracat kapasitesini sürdürebilmesi ve istihdamı muhafaza edebilmesi için girdi maliyetlerinin makul ve öngörülebilir seviyelerde tutulması hayati önemdedir. Aksi halde, mevcut gümrük vergilerine ek olarak soruşturma sonucu yeni bir verginin daha getirilmesi, hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzün zayıflamasına neden olacaktır” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Benay Bakışkan, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Bakışkan, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Aralık 2025 itibarıyla %1550- %1666,7 bandında artarken, Aralık 2025 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %596,1 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Bakışan, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvik milli servete katkı” Beyaz eşya sektörünün, üretimden satışa ve satış sonrası hizmetlere kadar geniş bir ekosistemi ifade ettiğini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, iç pazardaki sürekliliğin sektör için taşıdığı öneme dikkat çekti. “İç pazarı destekleyecek ve sürdürülebilir talebi güçlendirecek adımların gecikmeden hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor” diye konuşan Kuseyri, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasına yönelik kapsamlı bir hareket planına duyulan ihtiyacı dile getirdi. Kuseyri şöyle devam etti: “Bilindiği gibi beyaz eşya sektörü olarak gelişen teknolojiler ve inovasyon sayesinde her geçen gün daha yüksek enerji tasarrufu sağlayan ürünleri üretiyor ve piyasaya sunuyoruz. Bu tasarruf, yalnızca doğal kaynakların korunmasına değil, aynı zamanda tüketicilerimizin bütçesine doğrudan katkı sağlıyor. Bu yaklaşımın, ülkemizin, tüketicilerimizin ve sektörümüzün ortak faydasına hizmet eden; çevresel, ekonomik ve endüstriyel sürdürülebilirliğin anahtarı olacağına inanıyoruz.” Yakın zamanda yapılan bir çalışmanın da detaylarını paylaşan Kuseyri, 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda hacimlerin %18 oranında artmış olmasına karşılık enerji tüketiminde %16 tasarrufu sağlandığının altını çizdi. “Bu veriler ışığında, enerji verimli ürünlerin piyasada yaygınlaşması, sadece ülkemizin yıllık enerji tasarrufu miktarını artırmakla kalmayacak; aynı zamanda kaynakların verimli kullanımını sağlayarak üretime güç katacak ve ihracatta kaldıraç rolü oynayacaktır” diyen Kuseyri, bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvikin, milli servete ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlayacağını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF) 2026 kapılarını açtı Haber

Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF) 2026 kapılarını açtı

Dünya mobilya sektörünü İstanbul’da bir araya getiren, sektörünün en prestijli ilk 3 buluşmasından biri olan ve heyecanla beklenen Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF 2026) düzenlenen tören ve yoğun katılımla kapılarını açtı. Fuarın açılış töreni Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç ev sahipliğinde Ticaret Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat ve İstanbul Valisi Sayın Davut Gül’ün teşrifleri, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Sayın Mustafa Gültepe ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Sayın Şekib Avdagiç’in katılımları ile gerçekleşti. Modern ve modüler mobilyalardan lüks tasarımlara, ofis-otel ve dış mekân mobilyalarından yatak, çocuk ve genç odası koleksiyonlarına kadar sektörün tüm ürün gruplarını tek çatı altında buluşturan fuarın açılış töreninde konuşan MOSFED Başkanı Ahmet Güleç; dünya yeni bir döneme girerken, ticaret dengeleri değişirken ve tedarik zincirleri yeniden şekillenirken; İstanbul ve Türkiye’nin sahip olduğu üretim kapasitesi, esnekliği ve coğrafi avantajlarıyla önemli fırsatlar sunduğunun altını çizdi. Güleç, “Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı, işte bu fırsatların somutlaştığı, ticaretin, tasarımın ve vizyonun aynı zeminde buluştuğu güçlü bir platform. IIFF 2026’da Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’dan Asya’ya, Orta Doğu’dan Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan gelen toplam 3.000 marka, en yeni ürün ve koleksiyonlarını 150’yi aşkın ülkeden gelen alıcılar ve sektör profesyonelleriyle buluşturuyor. Bu tablo bize çok net bir gerçeği gösteriyor: Bugün dünya mobilyasının ticareti, iş birlikleri ve vizyonu İstanbul’da şekilleniyor” dedi. Küresel pazarlarda söz sahibi olan bir sektör Türkiye mobilya sektörünün sürdürülebilirlik odağında dönüştüğünün ve ihracatta güçlenerek yoluna devam ettiğini belirten MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, “IIFF 2026’da sergilenen her ürün; yalnızca ahşap, metal ya da kumaştan değil, tasarımdan, emekten, bilgi birikiminden ve vizyondan üretildi. Dünya büyük bir dönüşümden geçiyor. Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, bir zorunluluk. Doğaya saygılı üretim, sorumlu kaynak kullanımı ve uzun ömürlü tasarım anlayışı; bugün Türk mobilya sektörünün küresel rekabet gücünün temel unsurları arasında. Türk mobilya sektörü; geleneğinden aldığı ilhamı modern tasarımla buluşturan, el işçiliğini ileri üretim teknolojileriyle birleştiren çok güçlü bir noktaya ulaştı. Artık yalnızca üreten değil; tasarlayan, yenilik geliştiren ve küresel pazarlarda söz sahibi olan bir sektörden söz ediyoruz. Hedefimiz net: Türk mobilyasını; tasarımıyla, kalitesiyle ve sürdürülebilirliğiyle dünyada referans alınan bir marka hâline getirmek. Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı, bu vizyonun en güçlü vitrini olmaya devam ediyor” dedi. İhracatçılarımızın yanındayız Türkiye’nin her geçen gün ihracat başarısını artırdığını ve bu başarıda mobilya sektörünün önemli bir söz sahibi olduğunu belirten Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat: “Mobilya sektörümüz, ürettiği nihai ürünlerle ekonomimize önemli bir katma değer kazandırmakta ve 20 yılı aşkın süredir net ihracatçı konumunu başarıyla sürdürmektedir. 2025 yılında mobilya ihracatımız, bir önceki yıla göre yüzde 1,8 oranında artış göstererek yaklaşık 4,6 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Ülkemiz, dünyada en fazla mobilya ihracatı gerçekleştiren ilk 10 ülke arasına girmeyi başarmıştır. Mobilya sektörümüz özelinde bugüne kadar 42 farklı iş birliği kuruluşu tarafından yürütülen toplam 68 UR-GE projesini destek kapsamına almış bulunuyoruz. Bu projelerden, 17 tanesi ise halihazırda aktif olarak yürütülüyor. Her bir sektörün ve hedef pazardaki ithalatçı ülkelerin kendine özgü dinamikleri dikkate alınarak, Türk malı ve hizmeti imajını daha da güçlendirmek amacıyla titizlikle tasarlanan Turquality® tanıtım projelerimizden biri, mobilya sektörüne yönelik “Heartmade Furniture” Turquality® Tanıtım Projesi’dir. Bu proje, sektörümüzün “kalbiyle ürettiği Türk mobilyasını dünyaya tanıtma” vizyonunu yansıtmaktadır. Diğer taraftan, “Yeşil Mutabakata Uyum Projesi” (Responsible®️ Programı) desteğimiz ile firmalarımız tarafından alınan danışmanlık hizmeti giderlerini destekliyor, söz konusu desteğimizi önümüzdeki dönemde de ihracatçılarımızın dönüşüm ihtiyaçları doğrultusunda daha etkin ve kapsayıcı hâle getirmeyi hedefliyoruz. Responsible® Programı kapsamında halihazırda 134 firma yer almakta olup bu firmalarımızdan 10’u mobilya sektöründe iştigal etmektedir” dedi Dünya mobilyasının kalbinin attığı şehir: İstanbul Fuarla ilgili değerlendirmelerde bulunan İstanbul Valisi Davut Gül: “İstanbul’umuz ticaretin merkezi, dünyaya açılan kapımız. Türkiye’nin her tarafında dünyanın her tarafında üretenler İstanbul’da görücüye çıkıyor. Türkiye açısından mobilya sektörü özellikle; ihracatın fazla olmasının ötesinde, emek yoğun bir sektör olması, hammaddesinin yerli malzemeler olması açısından da çok kıymetli. İnanıyorum ki fuarımızın ilave alanları da yapıldığında dünyadaki sayılı fuarlardan bir tanesi olacak” dedi. Mobilyanın yeni ticaret başkentinin İstanbul olduğunu belirten TİM Başkanı Mustafa Gültepe: “Bugün Köln Fuarı zayıflarken, Milano yerinde sayarken; İstanbul Mobilya Fuarı büyüyorsa, Koleksiyonlarımızı sergilemeye salonlar yetmiyorsa, dünyanın dört bir yanından binlerce alıcı buraya geliyorsa bunun tek bir anlamı var: “Mobilyanın yeni ticaret başkenti İstanbul’dur.” Kaliteli bir ürün üretmek işin sadece yarısı. O ürünü hak ettiği şekilde tanıtabildiğimizde, doğru alıcıyla buluşturduğumuzda işi tamamlamış oluyoruz. İstanbul Mobilya Fuarı’nda işte tam da bunu yapmaya çalışıyoruz. Türk mobilya sektörünün üretim ve tasarım gücünü, kalitesini dünyanın dört bir yanından gelen alıcılara tanıtıyoruz” derken, İTO Başkanı Şekib Avdagiç: “Verimliliğiyle, kalitesiyle ve ihracat kapasitesiyle “Türk mobilya sektörü” adından söz ettiriyor. Bunun önemli bir nedeni var: Mobilya sektörümüz çağın gereklerine adapte olmayı başaran sektörlerin başında geliyor. Kamu–özel sektör ve tasarım ekosistemimiz birlikte hareket ettiğinde ve ayrıca dijital ve yeşil dönüşümü gerçekleştirdiğimizde mobilya sektörümüz, Türk tarzını tüm dünyada yaygınlaştıracaktır. Mobilyada rekabetin sadece fiyata odaklandığını düşünmüyorum. Fiyatla birlikte, nitelikli ürün, hızlı teslimat, güçlü tasarım ve daha da önemlisi ‘güvenilir tedarikçi’ kimliği de önemlidir. Bu özellikler bizde var ve bizim sektördeki en büyük avantajlarımızdır. Son rakamlar gösteriyor ki, Kuzey Amerika ve Avrupa pazarları dünya mobilya ticaretindeki yüksek talep düzeylerini koruyor. Yani bizim gibi ihracatçı ülkeler açısından “stratejik hedef pazarlar” olmayı sürdürüyorlar. Türk firmalarının bu fırsatı da değerlendirmesi gerekiyor. Bu fuarın ziyaretçileri görecektir ki, biz bu fırsatları değerlendirecek güçteyiz. İstanbul Mobilya Fuarı’nı bu hedeflere ulaşılacağının müjdecisi olarak görüyorum. Bu fuarın, Türk mobilya sektörünün küresel pazarlardaki algısını şekillendiren, markalaşma sürecini hızlandıran ve uzun vadeli ihracat stratejilerine zemin hazırlayan önemli bir kaldıraç işlevi gördüğüne inanıyorum” dedi. 150’den fazla ülkeden 150 bini aşkın profesyonel ziyaretçi “Sürdürülebilirlik” temasıyla kapılarını açan IIFF 2026, 150’den fazla ülke ve bölgeden 150 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlayacak. İç mimarlar, dekoratörler, zincir mağaza yöneticileri, ithalat ve ihracat profesyonelleri, otel satın alma yöneticileri ve tasarımcıların yoğun ilgi gösterdiği fuar, yeni iş birliklerine ve ihracat fırsatlarına kapı aralayacak. Sürdürülebilir üretim anlayışı, yenilikçi tasarımlar ve ihracat odaklı yaklaşımı bir araya getiren fuar; modern ve modüler mobilyalardan lüks tasarımlara, ofis-otel ve dış mekân mobilyalarından yatak, çocuk ve genç odası koleksiyonlarına kadar sektörün tüm ürün gruplarını tek çatı altında buluşturuyor.

2025 İhracatının Yıldızları Ödüllerine Kavuştu Haber

2025 İhracatının Yıldızları Ödüllerine Kavuştu

Ege İhracatçı Birlikleri, düzenlediği “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni”nde 17 kategoride 51 ödül verdi. Türkiye ekonomisi 2025 yılında çok katmanlı bir sınavdan geçti Ödül töreninde konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “2025 yılı dünya ekonomisi açısından “ılımlı ama kırılgan büyüme” ile yüksek jeopolitik ve finansal risklerin birlikte seyrettiği bir yıl oldu. Bu küresel ortamda Türkiye ekonomisi de 2025 yılında çok katmanlı bir sınavdan geçti. Euro bölgesine ihracat yapan sektörler kısmen avantaj sağlarken, dolar bazlı ihracat yapan sektörler daha fazla zorlandı. Finansman maliyetlerinin yüksek seyri, özel sektörün döviz cinsi borçlanmasını artırmış; bu durum olası kur şoklarında ciddi kırılganlık yaratmaktadır.” dedi. Parite etkisi olmasaydı, EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı Özellikle tekstil ve hazır giyim gibi emek yoğun sektörlerde istihdam kayıplarının yaşandığını anlatan Başkan Eskinazi sözlerine şöyle devam etti: “Bazı firmalar üretimlerini maliyet avantajı olan ülkelere taşımaya devam etmiştir. Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2025 yılı ihracatımız 18,5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. EİB’nin 2025 yılı toplam ihracatı 2024 yılına göre %1 oranında artmasına karşın, bunu parite etkisinden arındırdığımızda aslında ihracatımız 2025 yılında 2024 yılına göre %1,7 oranında azalmıştır. Parite etkisi olmasaydı, muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı.” Ege Bölgesi, 2025’te Türkiye’nin ihracat artışından payına düşeni alamadı Başkan Eskinazi, “Ticaret Bakanlığı 2025 yılına ait faaliyet illerine göre ihracat istatistiklerine göre Ege Bölgesi, 2025 yılında Türkiye’ye 43,7 milyar dolar kazandırırken Türkiye’nin ihracat artışından payına düşeni alamadı. Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında yüzde 4,5’luk artışla 261,7 milyar dolardan 273,4 milyar dolara çıkarken, Ege Bölgesi’nin ihracat artış hızı yüzde 0,6’da kaldı. İzmir, 2025 yılında 23 milyar 614 milyon dolarlık ihracatla Türkiye genelinde en çok ihracat yapan üçüncü şehir oldu. Ege Bölgesinde ikinci sırada Manisa 2025 yılında ihracatta yüzde 3,5 azalış yaşasa da 7,4 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Üçüncü sıradaki Denizli’nin ihracatı yüzde 6,4’lük artışla 4,5 milyar dolara ulaştı.” diye konuştu. Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır? Jak Eskinazi, “2025 yılındaki ihracatımızda 8 binden fazla firmamızın emeği var. İlk 100 firmamız toplam ihracatın yüzde 59’unu yaptılar. Bugün 17 kategoride 51 ödül takdim edeceğiz. İhracatımızın yüzde 38’ini yapan ödül alacak firmalarımızın 7 milyar dolar ihracatı var. Bütün firmalarımızın her birine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Ancak şunu açıkça ifade etmek isterim: Toplam ihracat rakamı, sahadaki gerçekliği tek başına anlatmaya yetmemektedir. Asıl sorulması gereken soru şudur: Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır?” Öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılmaz, yatırım ertelenir, risk alınmaz Birçok sektör için 2025 yılının bir büyüme yılı değil; ayakta kalma ve direnme yılı olduğunu anlatan Başkan Eskinazi şu değerlendirmelerde bulundu: “Enflasyonu düşürme programının en büyük yan etkisi, emek yoğun ihracat sektörlerinde karlılık ve özsermaye erimesi olmuştur. 2026 yılına girerken en büyük sorunumuz öngörülebilirliğin zayıflamasıdır. Öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılmaz, yatırım ertelenir, risk alınmaz. Biz inanıyoruz ki; üretimi merkeze alan, uzun vadeyi ödüllendiren ve sanayiyi güçlendiren bir yaklaşım mümkündür ve artık zorunludur.” 2026 yılı beklentileri Başkan Eskinazi 2026 yılı için beklentilerini şöyle özetledi; “Para politikasında sıkı duruşun süreceğini, Türk Lirası’nın reel değerinin korunacağını, Enflasyonla mücadelede değerli TL politikasının devam edeceğini, Euro/Dolar paritesinde Euro lehine hareketin sürebileceğini, Kredi kanallarında belirgin bir rahatlama beklemediğimizi, Emek yoğun sektörlerde sıkıntıların devam edeceğini öngörüyoruz.” dedi. İhracatçılarımız bugüne kadar büyük fedakârlıklar yaptı 2026’nın, birçok sektör için dayanıklılığın sınandığı bir yıl olmaya devam edeceğini söyleyen Eskinazi, “İhracatçılarımız bugüne kadar büyük fedakârlıklar yaptı. Ancak bu fedakârlığın sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi artık zorunludur. 2026 yılının; Üretenin ödüllendirildiği, Yatırım yapanın cesaretlendirildiği, Beklemenin değil harekete geçmenin yılı olmasını diliyorum.” diyerek sözlerini noktaladı. TİM Başkanı Mustafa Gültepe, “İhracatımız için 2024 zor bir yıldı. 2025 daha da zor bir yıl oldu. Tüm güçlüklere rağmen geçen yıl ihracatımızı yüzde 4,5 artırarak 273,4 milyar dolara çıkardık. Böylece yıllık ihracatta en yüksek değere ulaştık. Aralıkta da 26,4 milyar dolarla bugüne kadarki en yüksek aylık ihracat performansımızı gerçekleştirdik. 2025’te değer olarak 11,6 milyar dolarlık bir ihracat artışı gerçekleştirdik. Bu farkın 7,7 milyar dolarlık kısmı otomotiv, savunma sanayi ve mücevher sektörlerindeki sadece beş firmanın ihracatından geldi.” dedi. Parite ve beş firmanın katkısı olmasaydı 2025’i ekside tamamlayabilirdik 2025 yılındaki ihracatta 5,4 milyar dolarlık parite kaynaklı artıya dikkat çeken Gültepe, “Parite ve beş firmanın katkısı olmasaydı 2025’i ekside tamamlayabilirdik. Net ihracat dört çeyrektir, büyümeyi aşağı çekiyor. Çünkü maliyetlerle kur arasındaki denge bozuldu. Ocak 2022’den Ocak 2026’ya dört yılda; Asgari ücret yüzde 560, Enflasyon yüzde 367, Dolar kuru yüzde 217, Euro kuru ise yüzde 228 arttı. Mevcut koşullarda kuru rekabetçi seviyeye çıkaracak bir ortam görünmüyor. Dolayısıyla rekabetçiliğimizi kazandıracak farklı destek mekanizmalarını devreye almak durumundayız.” diye konuştu. Taleplerimizin hasar daha fazla büyümeden karşılık bulacağını umuyoruz Başkan Gültepe, emek yoğun sektörlerde rekabetçiliğin yeniden kazanılabilmesi için yapılması gerekenlere değindi. “İstihdam desteğinin 6 bin liraya, asgari ücret desteğinin 2 bin 500 liraya çıkarılması; döviz dönüşüm desteğinin daha etkin ve verimli bir şekilde uygulanacak düzenlemelerin yapılması; ihracatçımızın uzun vadeli ve düşük faizli finansmana erişimini sağlayacak politikaların devreye alınması gerekiyor. Dört başlık altında topladığımız ve Cumhurbaşkanımıza da arz ettiğimiz taleplerimizin hasar daha fazla büyümeden karşılık bulacağını umuyoruz. Bizim temel sorunumuz yüksek üretim maliyetleri… Son 2-3 yıldır, dünyaya sadece ürün satmıyoruz. Ürünün yanında enflasyonumuzu da ihraç etmeye çalışıyoruz.” Bu şartlar altında küresel arenada rekabet edemeyiz Mustafa Gültepe, “Dünya ticaret savaşlarını konuşuyor. Ülkeler birbirlerine gümrük duvarları örüyor, ek vergiler getiriyor. Bize ek vergi koymalarına gerek kalmıyor. Çünkü hiç vergi ödemesek bile gittiğimiz pazarlarda rakiplerimize göre yine pahalı kalabiliyoruz. Bu şartlar altında küresel arenada rekabet edemeyiz. Ancak en zor dönemlerde bile fırsatların olabileceğini biliyoruz. Geçen yıl EİB çatısı altında 6 bin 800’ü aşkın firmamız ihracat yaptı. İhracat ekosistemimize değer katan tüm firmalarımıza teşekkür ediyorum.” diyerek sözlerini noktaladı. 2026 yılında toplamda 45 milyar TL’yi ihracatçılarımıza sunacağız Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, “2025 yılında, Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kapsamında 25,5 milyar TL’si mal, 7,3 milyar TL’si hizmet ihracatına yönelik olmak üzere yaklaşık 33 milyar TL’lik bir destek sağladık. 2026 yılında da 32,8 milyar TL’si mal, 12,2 milyar TL’si hizmet olmak üzere, toplamda 45 milyar TL’yi ihracatçılarımızın istifadelerine sunmayı planlıyoruz. İzmir ilimizin değerli ihracatçıları örnek bir tablo ortaya koymuşlardır. İzmir ilimizde de 2026 yılı içerisinde EİB ile İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle İhracat Akademisi İhracat Uzmanlığı Eğitim Programı gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalarımıza devam ediyoruz.” dedi. En fazla ihracat gerçekleştiren 3. İl İzmir Kılıçkaya, “Ülkemiz ihracatında da her zaman ilk sıralarda yer alan İzmir, 2025 yılında 23,6 milyar dolar1 (2024: 23,8 milyar dolar) ile en fazla ihracat gerçekleştiren 3. il olmuştur. İzmir’in ihracatçı sayısı 2025 yılında 15 bine yaklaşmıştır. İzmir’den ulaşılan ülke sayısı 200’ü, ürün sayısı ise 7.400’ü aşmıştır. Her adımda, küresel arenada daha güçlü bir Türkiye hedefiyle yürüyen İzmirli ihracatçılarımıza sağlanan devlet yardımları, bu hedefin somut bir göstergesi olarak sürekli artmaktadır. Nitekim, 2024 yılında İzmir ilimize verilen yaklaşık 1,2 milyar TL tutarındaki devlet yardımları, 2025 yılına gelindiğinde 2 milyar TL’ye ulaşmıştır.” diye konuştu. EGE İHRACATÇI BİRLİKLERİ ÜYELERİ ARASINDA EN ÇOK İHRACAT YAPAN FİRMALAR İLK ÜÇ FİRMA; Birincilik ödülü PETKİM PETROKİMYA HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ, İkincilik ödülü KILIÇ DENİZ ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ İHRACAT İTHALAT VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Üçüncülük ödülü PERGAMON STATUS DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Demir ve Demir Dışı Metaller İhr. Bir. SIRALAMA İHRACATÇI FİRMA Üçüncü İsminin Açıklanmasını İstemeyen Firma İkinci İZMİR DEMİR ÇELİK SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ Birinci BAŞAK METAL TİC.VE SAN.A.Ş. Ege Deri ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü NARİNBEBE AYAKKABI VE TEKSTİL SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ İkinci MARC CHANTAL DERİ VE TEKSTİL ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Birinci LİDER DERİ ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü ROTEKS TEKSTİL İHRACAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci SUN TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci ÜNİTEKS TEKSTİL GIDA SANAYİ DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Hububat,Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü İsminin açıklanmasını istemiyor İkinci YONCA GIDA SANAYİ İŞLETMELERİ İÇ VE DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci ABALIOĞLU YAĞ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü OSMAN AKÇA TARIM ÜRÜNLERİ İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci IŞIK TARIM ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci ÖZGÜR TARIM ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Maden İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü CTC ENERJİ MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci KALTUN MADENCİLİK SANAYİ NAKLİYE VE AKARYAKIT TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci TÜPRAG METAL MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü MM GRAPHIA İZMİR KARTON SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci EUROPAP TEZOL KAĞIT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci TETRA PAK PAKETLEME SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü NOORDZEE SU ÜRÜNLERİ İHRACATI SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci GÜMÜŞDOĞA SU ÜRÜNLERİ ÜRETİM İHRACAT VE İTHALAT ANONİM ŞİRKETİ Birinci KILIÇ DENİZ ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ İHRACAT İTHALAT VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü BALTA FLOORCOVE RING YER DÖŞM. SAN. VE DIŞ TİC. AŞ İkinci EKOTEN TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci UÇAK TEKSTİL TURİZM İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Ege Tütün İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü PHILIP MORRIS TÜTÜN MAMULLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci İsminin açıklanmasını istemiyor Birinci JTI TÜTÜN ÜRÜNLERİ SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü YONCA GIDA SANAYİ İŞLETMELERİ İÇ VE DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ İkinci İsminin açıklanmasını istemiyor Birinci UÇAK KARDEŞLER GIDA ANONİM ŞİRKETİ Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birlikleri SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü KOZAKLI TARIM ÜRÜNLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ İkinci KOZMOPOLİTAN GIDA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Birinci VERDE YAĞ BESİN MADDELERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ Elektrik/Elektronik SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü UĞUR SOĞUTMA MAKİNALARI SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İkinci SCHNEIDER ELEKTRİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Birinci ELTAŞ TRANSFORMATÖR SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İklimlendirme SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü PEKSA PROFİL SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İkinci UĞUR SOĞUTMA MAKİNALARI SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Birinci İsminin açıklanmasını istemiyor Kimya SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü POLİBAK PLASTİK FİLM SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İkinci AKDENİZ CHEMSON KİMYASAL ÜRÜNLER PAZARLAMA İÇ VE DIŞ TİCARET A.Ş. Birinci PETKİM PETROKİMYA HOLDİNG A.Ş. Otomotiv SIRALAMA İMALATÇI FİRMA Üçüncü KRONE TİCARİ ARAÇLAR SANAYİ VE TİCARET A.Ş İkinci JANTSA JANT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Birinci CMS JANT VE MAKİNA SANAYİİ A.Ş.

Teksüt Gulfood 2026’da Yeni Pazarlar ve Yeni Ürünlerle Sahneye Çıkıyor Haber

Teksüt Gulfood 2026’da Yeni Pazarlar ve Yeni Ürünlerle Sahneye Çıkıyor

Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen ticaret hacmini geliştirmek, ihracattan elde edilen payı artırmak için düzenli bir şekilde çalıştıklarını paylaştı. Uluslararası fuarlar başta olmak üzere iş birliğine yönelik fırsatları değerlendirmeye özen gösterdiklerini aktardı. Bölgede Birleşik Arap Emirlikleri, Libya, Kuveyt, Irak, Suudi Arabistan gibi ülkelere ihracat yaptıklarını sözlerine ekleyen Özmen fuarları yeni ürünleri keşfetmek, sektör oyuncularıyla bağlantı kurmak, yiyecek ve içecek endüstrisinin geleceğini şekillendiren trendleri ve yenilikleri takip etmek için önemli bir fırsat olarak gördüklerini belirtti. Yurtdışı fuarlarda hem yurtiçi hem de yurtdışı pazar dinamiklerini değerlendirme ve kıyaslama fırsatı bulduklarının altını çizdi. Özmen açıklamalarına şöyle devam etti: “Amacımız, Türkiye’de edindiğimiz tecrübe ve kalitemizle başta yakın coğrafyalar olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ve Ortadoğu ülkelerine ülkemizin süt ve süt ürünlerini tanıtmak. Her geçen gün Teksüt lezzetini daha çok kişiye ulaştırmayı hedefliyoruz. Sütten beyaz peynire, ayrandan krem peynire kadar farklı ürünlerimiz Körfez ülkelerinde tüketiciler tarafından beğeniyle karşılanıyor. Uluslararası standartlarda üretim yaparak dünya sofralarına kaliteli ve güvenilir süt ürünleri sunmaktan gurur duyuyoruz. Uluslararası fuarlar, yenilikçi ürünlerimizi tanıtmak ve küresel iş birliklerimizi güçlendirmek açısından büyük önem taşıyor.” 26 Ocak’ta başlayacak ve 30 Ocak’a kadar devam edecek olan Gulfood Fuarı’na 10. kez katılacak olan Teksüt bölgede hem perakende hem de otel, restoran ve catering (HoReCa) sektörüne yönelik ürünleriyle ilgi görüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüyap, 2025’te 3 Milyona Yakın Ziyaretçiyle Ticaretin Güvenli Limanı Oldu Haber

Tüyap, 2025’te 3 Milyona Yakın Ziyaretçiyle Ticaretin Güvenli Limanı Oldu

Türkiye fuarcılık sektörünün lider şirketi Tüyap Fuarcılık Grubu, dünya ticaretinde yaşanan dalgalanmalara ve bazı sektörlerdeki küresel daralmaya rağmen 2025 yılını güçlü bir performansla tamamladı. Yurt içi ve yurt dışında toplam 40 fuara imza atan grup, ihracatçı firmalar için güvenli bir ticaret limanı olma misyonunu sürdürdü. Tüyap Fuarcılık Grubu İcra Kurulu Başkanı Zeynep Ünal Öztop, küresel ekonomik konjonktürün zorlu virajlardan geçtiği bir dönemde, fuarcılığın firmalar için bir lüks değil, en somut çıkış yolu olduğunu vurguladı. Tüyap, 2025’te ihracat yolculuğunu güçlendirdi Türkiye’nin ihracat lokomotifi sektörlerin küresel daralmadan etkilendiği 2025 yılında Tüyap, düzenlediği fuarlarla ticaretin canlı kalmasını sağladı. Yıl boyunca İstanbul’da 23, Anadolu’da 11 ve yurt dışında 6 olmak üzere toplam 40 fuar gerçekleştiren grup, 9.027 katılımcı firmayı ve 2 milyon 868 bini aşkın ziyaretçiyi ağırladı. Ziyaretçi trafiğinin 3 milyona yaklaşması, ticaretin doğru platformlarda hareketliliğini koruduğunun en büyük kanıtı olarak kayıtlara geçti. “Kazandığımızı işimize yatırıyoruz” Sektörde 46 yılı geride bırakan Tüyap’ın, Büyükçekmece’deki fuar merkezinin ise 30. yılını kutladığını hatırlatan Tüyap Fuarcılık Grubu İcra Kurulu Başkanı Zeynep Ünal Öztop, şirketin yatırım felsefesini şu sözlerle değerlendirdi: “Büyük resme gerçekçi bakıyoruz. Zorluklara rağmen işimize uzun vadeli bir perspektifle yaklaşıyor, kazandığımızı tekrar işimize yatırıyoruz. Fuarcılık, sektörlerin ‘hasat zamanı’ olan çok kritik bir süreçtir. Bu nedenle ‘bekle-gör’ politikası izlemek yerine; ‘Buradayız, yatırım yapmaya, tesisimizi ve teknolojimizi geliştirmeye devam edeceğiz’ diyerek ilerliyoruz. 46 yıllık deneyimimiz ve planlamalarımız bize yol gösteriyor. Bu yıl Büyükçekmece’deki merkezimizin 30. yılını kutluyoruz. Yani 30 yıldır fuarcılığın kalbi Büyükçekmece’de atıyor, bu birikim ve güvenle daha uzun yıllar da atmaya devam edecek.” Bakanlık desteğiyle katılımcıya maliyet avantajı Tüyap Fuarcılık Grubu tarafından düzenlenen 15 fuarın T.C. Ticaret Bakanlığı’nın “Yurt İçi Sektörel Nitelikli Fuarlar” listesinde yer alması ve “Prestijli Fuar” statüsü taşıması, katılımcı firmalar için önemli bir ekonomik destek oluşturuyor. Firmalar, stant alanı kirası ile konstrüksiyon giderlerinde %50’ye kadar devlet desteğinden, 1 milyon 292 bin TL’ye varan üst limitler dâhilinde yararlanabiliyor. Tüyap ayrıca zorlanan sektörler için geliştirdiği “özel katılım paketleri” ile KOBİ’lerin ticaret sahnesinden kopmamasını sağlıyor. Tüyap’ın 2026 ajandası belli oldu Dijitalleşme yatırımlarına hız veren Tüyap, kendi geliştirdiği MyTüyap mobil uygulaması, salon içi navigasyon sistemleri ve akıllı eşleştirme algoritmalarıyla İngiltere ve Almanya standartlarındaki dijital fuar deneyimini İstanbul’a taşıyor. 2026 yılı stratejilerini de paylaşan Öztop, sektörün talebi ve Türkiye Gıda Platformu’nun desteğiyle Eylül ayında Foodist İstanbul Fuarı’nı hayata geçireceklerini açıkladı. Bu adımın, gıda sektörünü doğru zamanda ve doğru platformda Anuga ve Gulfood gibi küresel fuarların ligine taşıma hedefinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Tarımın da stratejik öncelikler arasında yer aldığını belirten Öztop, Anadolu’nun en güçlü organizasyonlarından biri olan Konya Tarım Fuarı için uluslararası ziyaretçi ağırlığını artırmaya yönelik yeni bir yol haritası oluşturduklarını ifade etti. RX Global iş birliğiyle düzenlenen Avrasya Ambalaj, Intermob, WoodTech, Kapı–Pencere–Cam ve Expomed gibi fuarlarda da küresel görünürlüğü ve uluslararası katılımı güçlendirecek adımlar atılacağını sözlerine ekledi. İnsana ve geleceğe yatırım: Tüyap 50 Şirketin “Tüyap 50 Dönüşüm Programı” kapsamında sürdürülebilirlik ve insana yatırımı önceliklendirdiğini belirten Öztop, “Bizim işimiz aslında insanı insanla buluşturmak. Başarı sadece rakamlar değil, yarattığımız değerdir” diyerek sözlerini tamamladı.

Modanın Kalbi İzmir’de Atıyor Haber

Modanın Kalbi İzmir’de Atıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından ve Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğinde düzenlenen IF Wedding Fashion İzmir – 19. Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Üç gün boyunca ticari görüşmelerden defilelere, tasarım yarışmalarından sektörel buluşmalara uzanan yoğun bir programla gerçekleşecek fuarın, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ev sahipliğindeki açılışına; Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, dernekler, sivil toplum kuruluşları ve odaların başkanları ile temsilcileri, moda sektörü profesyonelleri, tasarımcılar, yabancı sektör profesyonelleri, meclis üyeleri ve bürokratlar katıldı. Bu yıl IF Wedding Fashion İzmir’de, 11 şehirden 185’i yerli, 8 ülkeden 18’i yabancı olmak üzere toplam 203 firma yer alıyor. Fuarın, modanın ve gelinliğin başkenti İzmir’de 20 binin üzerinde sektör profesyonelini ağırlaması bekleniyor. Tugay: 100 milyar dolarlık bir dev haline gelecek Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, IF Wedding Fashion İzmir ile birlikte İzmir’in emeğini, tasarım gücünü ve 19 yıldır ilmek ilmek işlenen bir başarı öyküsünü hep birlikte kutladıklarını bildirdi. Moda ve hazır giyim sektörünün dünyada kabuk değiştirdiğini, sadece üretmenin yetmediğini aktaran Başkan Tugay, tasarım, özgünlük ve yaratıcılığın asıl katma değeri belirlediğini söyledi. Başkan Tugay, “Rakamlar çok açık; küresel düğün kıyafetleri pazarı 80 milyar doları aşmış durumda ve kısa sürede 100 milyar dolarlık bir dev haline gelecek. Türkiye genel ihracatta zorlu bir dönemden geçiyor. Bu durum, tüm dünyada ticaret savaşlarının yarattığı bir tablo olabilir. Ancak bu darboğazdan çıkış yolumuz, tam da bu salonda gördüğümüz tablodur. Türkiye’nin ortalama ihraç birim fiyatı 1,6 dolar iken, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği üyelerimizin ortalaması 21 doların üzerine çıkıyor. Gelinlik ve abiye söz konusu olduğunda ise bu rakam kilogram başına 100 dolara ulaşıyor. İşte aradığımız formül budur: Katma değer. Katma değer, tasarımın, emeğin ve estetiğin olduğu yerde yükselir” diye konuştu. “Gurur duyuyoruz” İzmir’in sektördeki rolüne de dikkat çeken Başkan Tugay, “Gururla ifade etmeliyim ki İzmir, bu sektörün sadece Türkiye’deki lokomotifi değil, aynı zamanda küresel bir üretim merkezidir. Ülkemizdeki gelinlik üretiminin yüzde 70’i, bini aşkın firmamızın alın teriyle güzel İzmir’imizde gerçekleştiriliyor. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Amerika’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki gençlerin en mutlu günlerine İzmir imzası atılıyor. On binlerce hemşehrimize aş ve iş imkânı sağlayan bu büyük ekosistemi korumak ve büyütmek hepimizin önceliği olmalıdır” ifadelerini kullandı. “Modanın kalbi İzmir'de atmaya devam edecek” İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZFAŞ olarak, Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğiyle çıtayı her yıl daha da yukarı taşıdıklarını belirten Başkan Tugay, “2027 koleksiyonları dünyada ilk kez bu koridorlarda görücüye çıkıyor. Ayrıca 16 yıldır sürdürdüğümüz Gelinlik Tasarım Yarışması ile genç yeteneklerimizin elinden tutuyor, modanın geleceğini İzmir’den inşa ediyoruz. Gençlerimizin yaratıcılığı, İzmir’in ‘Tasarım Kenti’ vizyonunun en somut göstergesidir” dedi. Bu başarıda emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür eden Tugay, “Emeği olan tüm üreticilerimize, oda ve birliklerimize, paydaş kurumlarımıza ve İzmir’in gücüne inanan tüm firmalarımıza yürekten teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak; üretimi, tasarımı ve ihracatı odak noktasına alan kalkınma anlayışımızla her zaman yanınızdayız. IF Wedding Fashion İzmir’in kentimize ve ülkemize hayırlı, bereketli olmasını diliyorum. Modanın kalbi İzmir’de atmaya devam edecek” şeklinde konuştu. Kılıçkaya: İzmir ülkemizin gururu olmaya devam ediyor IF Wedding Fashion İzmir’in prestijli fuarlar kategorisinde yer aldığını belirten Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, “İhracat gücünü istikrarlı biçimde artıran öncü şehirlerimizden birinin başarısına hep birlikte tanıklık ediyoruz. İzmir, Türkiye’nin küresel rekabet yolculuğunda stratejik bir rol üstlenmektedir” dedi. İzmir’in ihracat performansına da dikkat çeken Kılıçkaya, “İzmir, 2025 yılında 23,6 milyar dolarlık ihracatla Türkiye genelinde en fazla ihracat gerçekleştiren üçüncü ilimiz olmuştur. Bu başarısıyla İzmir, ülkemizin gururu olmaya devam etmektedir. Moda ve hazır giyim sektörümüz ise hem istihdam hem de katma değer açısından ekonomimizin temel sütunları arasında yer almaktadır” dedi. Sorumluluk odaklı özel bir tasarım sergisine ev sahipliği yapıyor IF Wedding Fashion İzmir’in öne çıkan başlıkları arasında yer alan defile programları kapsamında, 2027 yılı koleksiyonları ilk kez görücüye çıkacak. Ünlü mankenler eşliğinde düzenlenecek 12 defilede, sektöre yön veren markaların koleksiyonlarının yanı sıra genç tasarımcıların çalışmaları da podyuma taşınacak. Defile programlarının fuar süresince yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Defilelerin yanı sıra IF Wedding Fashion İzmir, bu yıl da sosyal sorumluluk odaklı özel bir tasarım sergisine ev sahipliği yapıyor. Geçen yıl kadına yönelik şiddete dikkat çekmeyi amaçlayan siyah gelinlik çalışmasıyla toplumsal farkındalık yaratan İzmir Moda Tasarımcıları Derneği, bu yıl ise meme kanseri farkındalığına dikkat çeken yeni bir projeyi fuar kapsamında ziyaretçilerle buluşturuyor. Geçen yılın birincisi performans defilesiyle podyumda 2025 yılında Gelinlik Tasarım Yarışması’nı kazanan Öztürk Yıkılmaz, bu yıl IF Wedding Fashion İzmir podyumunda performans defilesi ile yer alacak. “Sessiz Asalet” temasıyla hazırlanan ve 20 parçadan oluşan koleksiyon, abiye ağırlıklı tasarımların yanı sıra gelinlikleri de içeriyor. Güçlü bir ticaret zemini de oluşturacak 20-22 Ocak tarihleri arasında düzenlenecek IF Wedding Fashion İzmir, kentin moda, gelinlik, damatlık ve abiye alanındaki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Ticari boyutunun yanı sıra yarışma ve yeni koleksiyonların beğeniye sunulacağı defilelerin yer alacağı fuar, tasarımı görünür kılarken sektör için güçlü bir ticaret zemini de oluşturacak. Yerli ve yabancı profesyonel ziyaretçilerle gerçekleştirilecek görüşmelerin ise yeni pazarlar yaratması ve ihracat bağlantılarına katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.