Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ihracat

Kapsül Haber Ajansı - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

VakıfBank’ın Aktif Büyüklüğü Yüzde 24,8 Artışla 6,2 Trilyon TL’yi Aştı Haber

VakıfBank’ın Aktif Büyüklüğü Yüzde 24,8 Artışla 6,2 Trilyon TL’yi Aştı

Banka, aynı dönemde nakdi ve gayrinakdi krediler yoluyla ekonomiye sağladığı desteği yıllık bazda yüzde 34 artırarak 4,7 trilyon TL’ye ulaştırdı. VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, “Güçlü bilançomuz, çeşitlendirilmiş kaynak yapımız ve Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla üretimi, yatırımı, ihracatı ve istihdamı desteklemeyi sürdürüyoruz” dedi. VakıfBank, 2026 yılı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Bankanın eylül sonu itibarıyla aktif büyüklüğü geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,8 artarak 6,2 trilyon TL oldu. Özkaynakları yıllık bazda yüzde 35,4 artışla 357 milyar TL’yi aşan VakıfBank, yılın ilk dokuz ayında 61,3 milyar TL vergi öncesi kâr ve 45,5 milyar TL net dönem kârı elde etti. Bankanın dokuz aylık net kârı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,5 arttı. VakıfBank’ın toplam mevduatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,5 artarak 4 trilyon TL’nin üzerine çıktı. TL mevduat hacmi de yıllık bazda yüzde 31,1 artışla 2,9 trilyon TL’ye ulaştı. “Kaynaklarımızı ekonomimiz için kalıcı değer oluşturan alanlara yönlendiriyoruz” VakıfBank’ın nakdi kredileri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33,6 artarak 3,6 trilyon TL’ye yaklaşırken, gayrinakdi kredileri yüzde 34,5 artışla 1,1 trilyon TL’yi aştı. Böylece Bankanın ekonomiye sağladığı toplam nakdi ve gayrinakdi kredi desteği yıllık bazda yüzde 34 artarak 4,7 trilyon TL’ye ulaştı. Finansal sonuçları değerlendiren VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, “Güçlü bilanço yapımız ve Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımız doğrultusunda, kaynaklarımızı ekonomimiz için kalıcı değer oluşturan alanlara yönlendirmeyi sürdürüyoruz. Üretim kapasitesini artıran, ihracatı güçlendiren ve istihdam oluşturan yatırımların finansmanını temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Eylül sonu itibarıyla 4,7 trilyon TL’ye ulaşan toplam kredi desteğimiz, reel sektörün finansman ihtiyaçlarına verdiğimiz önemin somut bir göstergesidir. Büyüme yaklaşımımızda yalnızca finansman hacmini değil, sağladığımız kaynakların ekonomide oluşturduğu katma değeri de esas alıyoruz. Önümüzdeki dönemde de küresel finansman imkânlarını ülkemizin kalkınma hedefleriyle buluşturarak, yenilikçi ve sürdürülebilir finansman modelleriyle Türkiye ekonomisine uzun vadeli değer katmaya devam edeceğiz” dedi. “Ülkemizin ihtiyaçlarına uygun yenilikçi finansman çözümleri geliştiriyoruz” Arslan, 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalarda gerçekleştirilen başarılı finansman işlemlerine üçüncü çeyrekte de yenilerini ekleyerek uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş fon yapısını güçlendirdiklerini belirtti. “Yılın üçüncü çeyreğinde Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ile gerçekleştirdiğimiz 10 yıl vadeli 300 milyon dolar tutarındaki finansman anlaşmasının ardından, İtalya’nın resmi ihracat kredi kuruluşu SACE garantisi altında ING Almanya’dan 10 yıl vadeli 200 milyon Euro tutarında yeni kaynak sağladık. Bu işlemlerin de katkısıyla, yılbaşından bu yana farklı finansman yapıları aracılığıyla ülkemize kazandırdığımız yeni uluslararası kaynakların toplamı 9 milyar dolara ulaşırken, yurt dışından sağladığımız toplam kaynak tutarı 25 milyar dolar seviyesine yükseldi” diyen Osman Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Uluslararası finans kuruluşları ve küresel yatırımcılarla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri, hem VakıfBank’a hem de Türkiye ekonomisine duyulan güveni bir kez daha ortaya koyuyor. Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı vizyonumuz doğrultusunda, sağladığımız uzun vadeli kaynakları reel sektörümüzün üretim, yatırım, ihracat ve istihdam kapasitesinin artırılmasına, yeşil dönüşümün desteklenmesine ve deprem bölgesinin yeniden inşasına yönlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de ülkemizin ihtiyaçlarına uygun yenilikçi finansman çözümleri geliştirerek sürdürülebilir büyümeye katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Ekim Ayı İhracatı 25,9 Milyar Dolar Oldu Haber

Türkiye'nin Ekim Ayı İhracatı 25,9 Milyar Dolar Oldu

Türkiye'nin ekim ayı ihracatı 25,9 milyar dolar oldu. 2026'da 10 aylık ihracat 236,8 milyar dolara, son 12 aylık ihracat ise 285,6 milyar dolara ulaştı. Ekim ayı ihracat verileri Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe tarafından İstanbul'da açıklandı. TİM Başkanı Mustafa Gültepe, eylül ayını yüzde 15,4 artışla ve 26 milyar dolarlık ihracatla tamamladıklarını hatırlattı. Tüm zorluklara rağmen ekim ayında da iyi bir performans sergilediklerini belirten Gültepe, şöyle devam etti: “Genel Ticaret Sistemi (GTS) kayıtlarına göre, ekimde geçen yılın aynı ayında yüzde 8,1 artışla 25,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Böylece en yüksek ekim ayı ihracatına imza atmış olduk. 10 aylık mal ihracatımız 236,8 milyar dolara, 12 aylık ihracatımız ise 285,6 milyar dolara ulaştı. 10 aylık ihracatta yüzde 5,5, 12 aylık çevrimde yüzde 5,8 artıdayız. Miktar olarak ihracatta ise ekimde 1,7, 10 aylık dönemde yüzde 2,1 eksideyiz. İki hafta önce kamuoyu ile paylaştığımız rekabetçilik raporu, değer artışına rağmen miktar olarak düşüşün kaynağını net bir şekilde işaret ediyor. Sorunun temelinde rakip ülkelerle enflasyon ve maliyet artışında ayrışmamız yatıyor. İşte bu ayrışma rekabet yarışında bizi geriye düşürüyor. Ekimde 13 sektörümüzün ihracatı artarken, 13'ünde düşüş oldu. Sektörler sıralamasında otomotiv 4 milyar 32 milyon dolarla liderliğini sürdürdü. Böylece ilk kez bir sektörümüz aylık ihracatta 4 milyar dolar sınırını geçmeyi başardı. Otomotivi, 3 milyar dolarla kimyevi maddeler, 1,9 milyar dolarla elektrik-elektronik, 1 milyar 353 milyon dolarla çelik ve 1 milyar 324 milyon dolarla demir ve demir dışı metaller sektörümüz takip etti. İhracatını en fazla artıran ilk beş sektör: savunma ve havacılık, kimyevi maddeler, elektrik-elektronik, otomotiv ve mücevher oldu. Savunma ve havacılık sektörümüzün ihracatı yüzde 61,1 artış gösterdi. Mücevherde yüzde 33,8, elektrik-elektronikte yüzde 17,6, kimyevi maddelerde yüzde 13,7, otomotivde ise yüzde 5,9'luk artış kaydettik. En fazla düşüşse hazır giyim, makine, gemi ve yat, mobilya kağıt ve orman ürünleri ve hububat sektörlerimizde yaşandı. Gemi ve yatta yüzde 23,6, hazır giyimde yüzde 14,1, makinede yüzde 10,5 mobilya ve kağıt ürünlerinde yüzde 8,3, hububatta yüzde 4,7 düşüş oldu.” “Ekim ayında parite etkisi nedeniyle 463 milyon dolarlık kayıp yaşandı” Mustafa Gültepe, geçen ay 47 ilin ihracatını arttırdığını, bin 69 firmanın ise ilk kez ihracat yaptığını bildirdi. Gültepe, “En çok ihracat yaptığımız ilk üç ülke Almanya, ABD ve Birleşik Krallık şeklinde sıralandı. Parite nedeniyle 463 milyon dolarlık kaybımız oldu.” dedi. “Döviz dönüşüm desteği konusunda ihracatçılarımızdan yoğun şikâyet alıyoruz” Güncel gelişmeleri de değerlendiren Mustafa Gültepe, Merkez Bankası'nın yeniden faiz indirimine başlamasını olumlu bulduklarını söyledi. Döviz dönüşüm desteğinde ise sıkıntıların artarak devam ettiğini vurgulayan Gültepe, şunları söyledi: “Biz, enflasyonla kur arasındaki farkı biraz olsun azaltması için yüzde 3'lük döviz dönüşüm desteğinin artırılmasını bekliyorduk. Ancak sonuç hiç de beklediğimiz gibi olmadı. Hem bürokrasi arttı hem de birçok firma için fiili destek oranı yüzde 1'in bile altına geriledi. İhracatçılarımızdan bir aydır yoğun şikâyetler alıyoruz. Merkez Bankası'ndan mevcut durumu bir an önce gözden geçirmesini en azından eski uygulamaya dönmesini talep ediyoruz. İhracatçımızın düşük maliyetli ve uzun vadeli krediye erişimi konusunda da bir an önce adım atılmasını bekliyoruz. Biz zorluklara rağmen tüm imkânlarımızla sahadayız. İhracatçılarımızı yeni pazarlarla buluşturmak için yoğun bir mesai yapıyoruz. TİM ve ihracatçı birlikleri olarak geçen ay 22 ticaret, 3 alım heyeti, 29 fuar katılımı, 2 Ur-Ge faaliyeti gerçekleştirdik. Kazakistan, Meksika ve Singapur gibi ülkelere gerçekleştirdiğimiz heyetlerle firmalarımızı yeni alıcılarla buluşturduk. Bu ay Avustralya, Japonya, Fransa, Almanya gibi önemli pazarlara ticaret heyeti düzenleyeceğiz. Tüm firmalarımızı ticaret heyetlerine katılmaya davet ediyorum.” “2026'da mal ihracatımızın 285 milyar doları aşacağını öngörüyorum” 2026'ya 282 milyar dolarlık mal ihracatı hedefiyle başladıklarını hatırlatan Gültepe, yılı 285 milyar doların üzerinde tamamlayacaklarını öngördüğünü söyledi. Gültepe, “Hizmet ihracatımız ise 12 aylık tahmini 127,4 milyar dolar oldu. Bilindiği gibi hizmet ihracat verisi 2 ay geriden geliyor. Ocak-Ağustos döneminde hizmet ihracatımız 80,6 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Yıl sonu itibarıyla 128 milyar dolarlık hedefi yakalayacağımıza inanıyorum.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor Haber

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin ihracatındaki lider konumunu korudu. [1] Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. [2] Türkiye'nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor. Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor. Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. [3] Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor. FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor Haber

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin ihracatındaki lider konumunu korudu. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor. Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor. Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor. FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASELSAN’ın İlk Dokuz Aylık Hasılatı 151,5 Milyar TL Oldu Haber

ASELSAN’ın İlk Dokuz Aylık Hasılatı 151,5 Milyar TL Oldu

Şirketin 2026 yılının ilk dokuz ayında hasılatı geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak %28 büyüyerek 151,5 milyar TL’ye ulaştı. Yılın ilk dokuz ayında elde edilen hasılatta Hava Savunma, Radar, Elektronik Harp Sistemleri, Sualtı Sistemleri, Yapay Zekâ Destekli Kent Güvenliği Sistemleri, Güdümlü Mühimmat Sistemleri, Elektro-Optik ve Haberleşme teknolojileri belirleyici rol oynadı. Söz konusu büyümeyi ASELSAN’ın yüksek teknolojiye sahip ürünlerine yönelik artan talep destekledi. Şirketin bakiye siparişleri bir önceki çeyreğe göre 7,5 milyar dolar artarak 30,7 milyar dolara yükseldi. Yeni ihracat sözleşmeleri bu dönemde %34 artış ile 1,9 milyar dolar oldu. Yeni sözleşmelerde ve bakiye siparişlerde tarihi zirveler görüldü. Kişi Başı Hasılatta Dolar Bazında %4 Artış Güçlü büyümesini operasyonel mükemmellik, yüksek teknoloji ve kurumsal dönüşüm odağıyla destekleyen ASELSAN, verimlilik göstergelerinde de güçlü bir performans sergiledi. Şirketin FAVÖK marjı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 190 baz puan artarak %26,8 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde ASELSAN’ın FAVÖK tutarı da %38 artarak 40,6 milyar TL’ye ulaştı. Verimlilik artışı sağlayan uygulamaların kararlılıkla yürütülmesi, ürün portföyü içerisindeki kritik ve giriş bariyeri yüksek teknolojilere yönelik dönüşüm, ASELSAN’ın büyümesine ve operasyonel marjlarının korunmasına önemli katkı sağladı. Aynı dönemde ASELSAN’ın kişi başı hasılatında dolar bazında %4 oranında artış görüldü. Seri Üretim ve AR-GE’ye Yönelik Yatırımlarda İvme Artıyor Artan bakiye siparişlerle beraber yılın ilk dokuz ayında ASELSAN’a ilave üretim kabiliyeti ve ölçek kazandıracak yatırımlar kesintisiz bir şekilde devam etti. Oğulbey Teknoloji Üssü ve mevcut yerleşkelerde gerçekleştirilen yatırımlar bu dönemde %228 artarak 684 milyon dolar seviyesine yükseldi. Söz konusu yatırımlar ASELSAN’ın büyüyen sipariş hacmini karşılamasına ve sürdürülebilir büyümesine destek oluyor. 2025 yılında temeli atılan ve Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü’nün ilk fazı bu dönemde faaliyetlerine başladı. Benzer şekilde Güdümlü Mühimmat Sistemleri Üretim Merkezi gibi birçok yeni yatırım bu dönemde devreye alındı. Hava, deniz ve kara savunma sistemlerinin üretiminde robotik ve otomasyon altyapısı önemli ölçüde güçlendirildi. Devreye alınan ve devam eden yatırımlar ile birlikte, ASELSAN'ın teslimat kapasitesi, hız ve kalite kabiliyeti artırıldı. Türkiye’de yürüttüğü Ar-Ge proje sayısında ve mühendis istihdamında lider olan ASELSAN’ın gerçekleştirdiği Ar-Ge harcamaları ilgili dönemde, bir önceki yılın aynı dönemine göre %36 artarak 1,3 milyar dolar seviyesine yükseldi. Özellikle Uydu Teknolojileri, Kuantum Hesaplama Teknolojileri, Su Altı Teknolojileri, Yüksek Güçlü Mikrodalga Teknolojileri, Mikroelektronik Sistem Teknolojileri, Akıllı Mühimmat ve İtki Sistem Teknolojileri gibi giriş bariyeri yüksek alanlara yönelik yatırımlar hız kazandı. Söz konusu geleceğe yönelik devam eden yatırımlar ASELSAN’ın global savunma sanayii alanındaki görünümünü güçlendirmeye devam edecektir. Yatırım Döneminde Finansal Disiplin ASELSAN, hızlı bir şekilde büyüdüğü ve yatırım harcamalarını artırdığı bir dönemde, finansal sürdürülebilirliğini ve bilanço disiplinini korumayı da sürdürdü. Şirketin operasyonel nakit akışı 2026 yılının ilk 9 ayında 23 milyar TL olarak gerçekleşti. Söz konusu dönemde ASELSAN’ın finansal borçlarının aktifleri içerisindeki payı %14 oldu. Etkin finans yönetimi ve geliştirilen yeni stratejiler ile ASELSAN’ın finansman giderleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %10,3 azaldı. Özkaynak oranı %55 seviyesinde olan ASELSAN, bu alanda sektör ortalamalarının üzerindeki konumunu sürdürdü. ASELSAN’ın bilanço büyüklüğü 2025 yıl sonuna göre %15 arttı. Güçlü bilanço yönetimi, verimlilik artışı sağlayan uygulamalar ve sürdürülen finansal disiplin ile yılın ilk 9 ayında ASELSAN’ın özkaynak kârlılığı 400 baz puan artarak %16,6’ya yükseldi. Aktif kârlılığı ise %9’a yükselerek, sermaye ve varlık verimliliğinde önemli bir iyileşme kaydedildi. ASELSAN’ın FAVÖK marjında da bu dönem 190 baz puan iyileşme görülerek %26,8 seviyesine ulaşıldı. 2025 yıl sonuna göre Şirketin ticari alacakları %11 azaldı. Söz konusu alanlardaki iyileşmeler ASELSAN’ın güçlü bilanço yapısını destekledi. Seri üretime yönelik yüksek tutarlı yatırımların sürdüğü bir dönemde elde edilen güçlü finansal sonuçlar, ASELSAN’ın büyüyen ölçeğini, ihracat hedeflerini ve yüksek teknoloji yatırımlarını sağlıklı bir finansal yapı içinde yönetme kapasitesini destekliyor. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol 2026 Yılı Üçüncü Çeyrek Finansal Sonuçlarını Değerlendirdi: “Daha hızlı, daha çevik ve daha rekabetçi bir ASELSAN inşa ediyoruz” “2026, ASELSAN için yalnızca büyüdüğümüz değil, büyümenin ölçeğini değiştirdiğimiz bir yıl oluyor. aselsaneXt ile ortaya koyduğumuz dönüşüm; siparişlerimizden yatırımlarımıza, üretim kapasitemizden teknolojik derinliğimize kadar şirketimizin tamamında karşılık buluyor. Bugünün ihtiyaçlarını karşılamanın ötesine geçtik. Yarının taleplerine cevap verecek kapasiteyi, bugünden oluşturuyoruz. Daha hızlı, daha verimli ve küresel rekabette daha güçlü bir ASELSAN hedefiyle ilerliyoruz. İstikrarlı büyümenin yanı sıra büyüme hızımız da artıyor. Dolar bazında 3. Çeyrek büyüme rakamlarına baktığımızda, 2024’te %18, 2025’te %29 ve bu yıl %42 büyüdük. Büyümede ve birçok iş hacmi göstergesinde sektörümüzün global ortalamalarının çok çok üstünde performans gösteriyoruz. Nitekim Ağustos ayında açıklanan Defense News Top 100 listesinde üç basamak yükselerek 40’ıncı sıraya yerleştik. Forbes Global 2000 listesine giren ilk Türk savunma sanayi şirketi olduk. Benzer şekilde, global yatırım kuruluşlarının raporlarında da şirketimizin başarılarına dikkat çekiliyor. “Büyümenin yalnızca hacmine değil, niteliğine de bakıyoruz” Hasılatımızı geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 28 artırarak 151,5 milyar TL’ye ulaştırdık. FAVÖK marjımızı 190 baz puan iyileştirdik. Bu iyileşmede, Yapay Zekanın süreçlerimizde etkin kullanımı, dijital dönüşümün katkıları ve ürün portföyümüzde daha yüksek katma değerli ürünlerin payının artması etkili oldu. Ölçeğimiz büyürken operasyonel marjlarımızın gelişmesi bizim için özellikle kıymetli. Bu sonuçlar, daha fazla işi başarmanın yanında, yüksek katma değerli işleri daha verimli şekilde gerçekleştirdiğimizi de ortaya koyuyor. Biz büyümenin yalnızca hacmine değil, niteliğine de bakıyoruz. Daha büyük bir şirket olurken daha verimli bir yapıya ulaşmak, aselsaneXt ile hedeflediğimiz dönüşümün en önemli göstergelerinden biri. “Siparişi kapasiteye, kapasiteyi geleceğe dönüştürüyoruz” Sipariş tarafında ASELSAN tarihinde yeni rekorlara imza attık. Bakiye siparişlerimiz tarihimizde ilk defa 30 milyar dolar seviyesini geçti. Yeni ihracat sözleşmelerimizi de yüzde 34 artışla 1,9 milyar dolara taşıdık. Alınan İş/Satışlar oranımızın 4,4’e yükselmesi, önümüzdeki yıllara uzanan iş hacmimizin önemli göstergelerinden biri. Bu oran bize yalnızca bugünkü talebin gücünü değil, önümüzdeki dönemin büyüme potansiyelini de gösteriyor. Satışlarımızın çok üzerinde yeni iş alıyor olmamız, önümüzde uzun ve güçlü bir iş yükü bulunduğuna işaret ediyor. Bundan sonraki temel sorumluluğumuz, bu portföyü zamanında teslimata, yeni kapasiteye ve teknolojik üstünlüğe dönüştürmek. “Oğulbey’de ilk üretim başladı” Kapasite artışı ve yüksek teknolojiye yönelik yatırımlarımızı yüzde 228 artırarak 684 milyon dolara çıkardık. Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü’nün ilk fazını faaliyete aldık. Güdümlü Mühimmat Sistemleri Üretim Merkezi gibi yeni tesislerimizi devreye sokarken robotik ve otomasyon altyapımızı da geliştiriyoruz. Buradaki yaklaşımımız çok net: Siparişlerin, kapasitemizin önüne geçmesini beklemiyoruz. Talebin geleceği noktayı öngörerek altyapımızı bugünden hazırlıyoruz. Siparişi kapasiteye, kapasiteyi geleceğe dönüştürüyoruz. “Yeni teknoloji alanlarına odaklanmayı sürdüreceğiz” Uydu teknolojilerinden kuantum hesaplama teknolojilerine, su altı sistemlerinden yüksek güçlü mikrodalga ve mikroelektronik teknolojilerine kadar giriş bariyeri yüksek alanlara yatırım yapıyoruz. Antalya’da düzenlenen Uluslararası Uzay Kongresinde alçak yörünge uydu konseptimizi ilk defa tanıttık. Kuruluşundan bu yana TSK’nın karada, denizde ve havada haberleşmesini sağlayan ASELSAN, bundan sonra uydu haberleşme hizmetini de sağlayacak. ASTRALINK adını verdiğimiz projemiz uluslararası camianın da yoğun ilgisini çekti. Teknolojik bağımsızlığımızı güçlendirecek, ihracatta bizi daha yukarı taşıyacak ve yeni kabiliyet alanları açacak bu tür yeni teknoloji alanlarına odaklanmayı sürdüreceğiz. “Finansal istikrarımızı sürdürüyoruz” Yatırımlarımızı gerçekleştirirken finansal disiplinden taviz vermemek temel önceliklerimizden biri. Geçen yıl gerçekleştirdiğimiz yatırımın neredeyse iki katını bu yılın ilk üç çeyreğinde gerçekleştirmiş olduk. Yatırım temposunun bu ölçüde yükseldiği bir ortamda finansal istikrarımızı başarıyla sürdürüyoruz. Finansal borçlarımızın aktifler içindeki oranını yüzde 14 seviyesinde tutarken finansman giderimizi yüzde 10,3 azalttık. Özkaynak karlılığımızı yüzde 16,6’ya, aktif karlılığımızı yüzde 9’a çıkardık. Biz kapasitemizi hızla artırırken finansal esnekliğimizi de koruyoruz. Bu denge, önümüzdeki dönemde yeni yatırım kararlarını daha sağlam bir zeminde almamıza imkân verecek. “Küresel ilgiyi stratejik bir gelişme olarak görüyoruz” Bugün ASELSAN’a ve geliştirdiğimiz sistemlere hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda giderek artan bir ilgi var. Bu ilgiyi stratejik bir gelişme olarak görüyoruz. Savunma bütçelerinin arttığı, ülkelerin tedarik güvenliğini ve teknolojik egemenliği daha fazla önemsediği bir dönemde ASELSAN’ın geniş ürün portföyü önemli bir avantaj sağlıyor. Kurumsal yönetim anlayışımız ve özveriyle çalışan nitelikli personellerimizle ASELSAN’ı bugünlere getirdik. Hedefimiz açık: ASELSAN’ı dünyanın önde gelen savunma teknolojisi şirketlerinden ve güçlü küresel teknoloji markalarından biri haline getirmek.” İmzalanan Sözleşmeler ve Bakiye Siparişler Global pazarlardaki etkinliğini önemli ölçüde artırarak uluslararası savunma ekosistemindeki konumunu her geçen gün güçlendiren ASELSAN, 2026 yılının ilk 9 ayında toplam 14 milyar dolar tutarında yeni sözleşme imzaladı. Söz konusu dönemde ulaşılan hacim ASELSAN tarihinde görülen en yüksek seviye olarak kaydedildi. Özellikle ilave Hava Savunma, Radar, Elektronik Harp, Güdüm ve Yapay Zeka Destekli Kent Güvenliği sistemlerine yönelik önemli yeni siparişler alındı. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de kesintisiz bir şekilde artmaya devam etti. ASELSAN’ın bakiye siparişleri yılın ilk 9 ayında 30,7 milyar dolar seviyesine yükseldi. 2025 sonunda ulaşılan 20 milyar dolar seviyesinin ardından ASELSAN tarihinde bakiye siparişlerde ilk defa 30 milyar dolar seviyesi görülmüş oldu. Alınan İş/Satışlar oranını bir önceki yılın aynı döneminde gerçekleşen 2,5 seviyesinin üzerine taşıyan ASELSAN, 2026 yılının ilk 9 ayında bu oranı 4,4’e yükselterek sektör ortalamaları üzerindeki seyrini korudu. Söz konusu alanlarda yakalanan büyümeler ASELSAN’ın ürün ve sistemlerine yönelik talebin istikrarlı şekilde arttığını ortaya koydu. İmzalanan Önemli Sözleşmeler 2026 Yılının 1. Çeyreği Uluslararası müşteriler ile imzalanan Haberleşme Sistemlerinin ve İnsansız Deniz Araçlarına yönelik faydalı yüklerin ihracatına ilişkin sözleşme,Uluslararası müşteriler ile imzalanan Hava Savunma ve Aviyonik Sistemlerin ihracatına yönelik sözleşmeYurt içi bir platform üreticisi ile yurt dışındaki kullanıcılara teslim edilmek üzere imzalanan Elektro-Optik Sistemlerin ihracatına ilişkin sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Güdüm Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, 2026 Yılının 2. Çeyreği Uluslararası müşteriler ile imzalanan Hava Savunma, Radar, Elektronik Harp, Elektro-Optik, Aviyonik ve Haberleşme sistemlerinin ihracatına ilişkin sözleşme,Uluslararası müşteriler ile imzalanan Radar, Hava Savunma, Elektro-Optik ve Haberleşme Sistemleri ile İHA ve İDA faydalı yüklerinin ihracatına ilişkin sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin ilave üretimlerine yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Kamu Güvenliği Haberleşme ile Uydu ve Uzay Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan yapay zekâ destekli Kent Güvenliği Yönetim Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. 2026 Yılının 3. Çeyreği Uluslararası müşteriler ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin ihracatına yönelik sözleşme,Uluslararası müşteriler ile imzalanan Elektronik Harp, Elektro-Optik, Arayıcı Başlık, Keşif ve Gözetleme, Haberleşme ve Silah Sistemlerinin ihracatına yönelik sözleşme,Uluslararası müşteriler ile imzalanan Silah ve Elektronik Harp Sistemlerinin ihracatına yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Hibrit Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme,ROKETSAN ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin alt bileşenlerine yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Radar Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TCK by Kıraç, Dokuz Ayda Yıl Sonu Hasılat Hedefinin Yüzde 75,8’ine Ulaştı Haber

TCK by Kıraç, Dokuz Ayda Yıl Sonu Hasılat Hedefinin Yüzde 75,8’ine Ulaştı

TCK by Kıraç AŞ (BIST: TCKRC), 2026 yılının ocak–eylül dönemine ilişkin konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin hasılatı, geçen yılın aynı dönemindeki 2,13 milyar TL’den yüzde 184,4 artışla 6,07 milyar TL’ye yükseldi. Net dönem kârı ise 800 milyon TL’den yüzde 144,4 artarak 1,96 milyar TL olarak gerçekleşti. Şirket, ilk dokuz aylık hasılatıyla 2026 yılı için açıkladığı 8 milyar TL’lik yıl sonu hedefinin yüzde 75,8’ine ulaştı. Satış büyümesine kârlılık artışı eşlik etti TCK by Kıraç'ın ilk dokuz aylık finansal sonuçlarında operasyonel kârlılıktaki artış da öne çıktı. Şirketin brüt kârı 2,37 milyar TL’ye yükselirken brüt kâr marjı geçen yılın aynı dönemindeki yaklaşık yüzde 30 seviyesinden yüzde 39’a çıktı. Esas faaliyet kârı, 342,5 milyon TL’den yüzde 535,3 artışla 2,18 milyar TL’ye ulaştı. Şirketin faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı (FAVÖK) 2,26 milyar TL olarak gerçekleşirken FAVÖK marjı da yaklaşık yüzde 24’ten yüzde 37’ye yükseldi. Bu veriler, şirketin satış hacmindeki artışın yanı sıra brüt kâr ve operasyonel kârlılık göstergelerinde de iyileşme kaydettiğine işaret etti. İhracat gelirleri 2,44 milyar TL’ye ulaştı Yaklaşık 30 ülkeye ihracat gerçekleştiren TCK by Kıraç'ın ilk dokuz aylık ihracat geliri 2,44 milyar TL oldu. Yurt dışı satışlar, şirketin toplam hasılatının yaklaşık yüzde 40’ını oluşturdu. İhracatın toplam gelirler içindeki payı, şirketin uluslararası pazarlardaki faaliyetlerinin finansal sonuçlardaki ağırlığını ortaya koydu. Üçüncü çeyrekte de büyüme sürdü TCK by Kıraç, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde de geçen yılın aynı dönemine kıyasla büyüme kaydetti. Temmuz–eylül döneminde hasılat yüzde 233,1 artışla 2,38 milyar TL’ye, net dönem kârı ise yüzde 257,9 artışla 756,3 milyon TL’ye ulaştı. 30 Eylül 2026 itibarıyla şirketin toplam varlıkları 11,26 milyar TL, özkaynakları ise 8,37 milyar TL olarak gerçekleşti. Başköy yatırımıyla üretim kapasitesinin geliştirilmesi hedefleniyor Finansal büyümesinin yanı sıra üretim altyapısına yönelik yatırımlarını da sürdüren TCK by Kıraç, Bursa’nın Nilüfer ilçesi Başköy Mahallesi’nde yeni üretim tesisi inşa ediyor. Enerji ve savunma sanayii başta olmak üzere stratejik sektörlere yönelik üretim altyapısının geliştirilmesi ve ürün çeşitliliğinin artırılması amacıyla planlanan yatırım, şirketin uzun vadeli büyüme planları içinde yer alıyor. 16.122 metrekare arsa üzerinde toplam 31.332,70 metrekare kapalı alana sahip olacak şekilde planlanan tesisin inşaat çalışmalarının 2026 yılı sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. İnşaatın tamamlanması, tesisin üretime geçişi anlamına gelmiyor. Makine ve ekipman kurulumları, gerekli izinler, testler ve devreye alma süreçlerine ilişkin takvim netleştikçe üretime geçiş planının ayrıca kamuoyuyla paylaşılması öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borsan Kablo Ticari Fizibilite Yetkinliklerini OKA Desteğinde Güçlendiriyor Haber

Borsan Kablo Ticari Fizibilite Yetkinliklerini OKA Desteğinde Güçlendiriyor

40 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin en büyük 400 sanayi kuruluşu ve dünya genelinde 100’e yaklaşan ülkeyi kapsayan geniş bir coğrafyaya gerçekleştirdiği ihracatla ülkemizin ilk 300 ihracatçısı arasında yer alan Borsan Kablo, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ile destek sözleşmesi imzaladı. "Ar-Ge ve Yatırım Süreçlerinde Ticari Fizibilite Analizi Yetkinliklerinin Güçlendirilmesi" başlıklı proje kapsamında Borsan Kablo, Ar-Ge ve yatırım fikirlerinin pazar potansiyeli, müşteri ihtiyaçları, rekabet koşulları, ekonomik yapılabilirlik, ihracat kapasitesi ve ticarileştirme fırsatları açısından değerlendirilmesine yönelik kurumsal yetkinliklerini geliştirecek. Adnan Ölmez: “Hedefimiz, Geliştirdiğimiz Teknolojileri Küresel Pazarlarda Rekabet Edebilen Ürünlere Dönüştürmek” Destek sözleşmesini Borsan Kablo adına imzalayan Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ölmez, Ar-Ge ve yatırım süreçlerinde ticari fizibilite yetkinliklerini geliştirmenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Sanayide rekabet gücümüzü korumak ve büyütmek için üretim kapasitemizi artırırken, hangi teknolojilere yatırım yaptığımız ve bu yatırımlardan nasıl değer yarattığımız da büyük önem taşıyor. Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımızı, değişen küresel pazar koşullarını ve müşteri ihtiyaçlarını gözeten uzun vadeli bir stratejiyle yönetiyoruz. Hedefimiz, geliştirdiğimiz teknolojileri yüksek katma değerli ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilen ürünlere dönüştürmek. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı ile gerçekleştirdiğimiz bu çalışma da yatırım kararlarımızda pazar verilerini, ticari potansiyeli ve sürdürülebilirlik kriterlerini daha etkin değerlendirmemize katkı sağlayacak.” Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) Genel Sekreteri Mehlika DİCLE de, "Borsan Kablo'nun sanayide değer yaratma ve küresel rekabet vizyonu çerçevesinde, geliştirilen teknolojilerin uluslararası pazarlarda yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesi ancak veriye dayalı pazar stratejileriyle mümkün. Hayata geçirdiğimiz bu iş birliği; Ar-Ge yatırımlarının pazar dinamikleriyle uyumlandırılması ve projelerin sürdürülebilir rekabet avantajına dönüştürülmesi adına atılmış önemli bir adımdır. Bu yaklaşımın, yatırım kararlarının daha sağlıklı verilmesine, kaynakların etkin kullanılmasına ve geliştirilen projelerin ticarileşme potansiyelinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz." şeklinde konuştu Borsan Kablo’nun kurum içinde yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarının yanı sıra üniversite-sanayi iş birlikleri, ulusal ve uluslararası destek programları kapsamında geliştirdiği projelerin sayısı ve teknoloji çeşitliliği artıyor. OKA desteğiyle gerçekleştirilecek eğitim, bu projelerin başlangıç aşamasından itibaren daha kapsamlı pazar analizleri ve ticari fizibilite çalışmalarıyla değerlendirilmesine odaklanacak. Böylece proje ve yatırım önceliklerinin nesnel kriterlerle belirlenmesi, kaynakların verimli kullanılması ve yatırım risklerinin azaltılması hedefleniyor. Yeşil Dönüşüm ve Yeni Teknolojilerin Ticarileştirilmesi Ön Planda Eğitim kapsamında, Ar-Ge ve yatırım projelerinin ticari fizibilite analizlerinde yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir üretim kriterleri de ele alınacak. Enerji ve kaynak verimliliği, çevresel etkiler ve döngüsel ekonomi ilkeleriyle birlikte yeşil dönüşümün oluşturduğu yeni pazar fırsatlarının değerlendirilmesine yönelik yetkinlikler geliştirilecek. OKA’nın teknik desteği kapsamında gerçekleştirilecek eğitimle Borsan Kablo, Ar-Ge ve yatırım projelerinde pazar odaklı, veri temelli ve sistematik fizibilite analizi yetkinliklerini daha da geliştirmeyi hedefliyor. Çalışmanın bir diğer odağını ise yeni teknolojilerin fikri ve sınai mülkiyet hakları kapsamında korunması ve ticarileştirilmesi oluşturuyor. Bu doğrultuda, patent araştırmaları, teknoloji eğilimlerinin analizi, rakip ürün ve teknolojilerin incelenmesi gibi çalışmaların fizibilite süreçleriyle birlikte değerlendirilmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Bölgesi’nde Çelik İhracatının Açığını, Bakır İhracatı Kapattı Haber

Ege Bölgesi’nde Çelik İhracatının Açığını, Bakır İhracatı Kapattı

Demir ve demirdışı metaller sektörü 9 aylık dönemde ihracatını yüzde 23’lük artışla 616 milyon dolardan 756 milyon dolara taşıyarak EDDMİB’in ihracatına pozitif bir tablo ortaya koyarken, çelik sektörünün ihracatı yüzde 14’lük azalışla 1 milyar 355 milyon dolardan 1 milyar 163 milyon dolara indi. Bakır ihracatının domine ettiği demir ve demirdışı metaller sektörü, son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde 28’lik artışla 759 milyon dolardan 970 milyon dolara ulaştırdı ve 2026 yılı sonunda 1 milyar dolar barajını aşacağının sinyalini verdi. Demirdışı metaller sektörünün güçlü performansının, çelik ihracatındaki kaybı büyük ölçüde telafi ettiğini ifade eden Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı M. Fatih Uysal, 2026 yıl sonu hedeflerinin 2,5 milyar dolar olduğunu, beklenmedik bir gelişme yaşanmadığı takdirde hedeflerine ulaşacaklarını dile getirdi. AB, korunma önlemleri çelik ihracatını düşürdü “Çelik ihracatındaki gelişmeleri değerlendiren Uysal, “Çelik sektörümüz bugün küresel ölçekte giderek sertleşen rekabet koşullarıyla karşı karşıya. Avrupa Birliği’nin ithalat kotalarını sıkılaştırması, ABD’nin korumacı ticaret politikaları ve Çin kaynaklı arz fazlasının uluslararası pazarlarda yarattığı fiyat baskısı ihracatçılarımızı zorluyor. Bunun yanı sıra, Avrupa pazarında giderek önem kazanan yeşil dönüşüm ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik düzenlemeler de sektörümüzün rekabet gücünü koruması açısından belirleyici hale geliyor. Buna yurt içindeki yüksek üretim, enerji ve finansman maliyetleri de eklenirken, döviz dönüşüm desteği uygulamasının ihracatçı firmaların farklı finansal yapılarını dikkate alacak şekilde geliştirilmesinin sektörümüz açısından faydalı olacağını düşünüyoruz. Öte yandan, komşu ülkelerdeki siyasi belirsizlikler bölgesel ticaretin ve ihracat pazarlarımızın öngörülebilirliğini olumsuz etkiliyor. Özellikle Avrupa pazarında karşılaştığımız kısıtlamalar, alternatif pazarlardaki rekabeti ve pazar çeşitlendirmesini daha da önemli hale getiriyor. 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren yeni AB kota rejiminin etkilerinin yılın kalan döneminde daha belirgin hissedilmesini bekliyoruz. Bu süreçte önceliğimiz, mevcut pazarlardaki konumumuzu korurken yeni pazarlarda kalıcı iş bağlantıları kurmak ve katma değerli üretimle rekabet gücümüzü artırmak olacak” ifadelerini kullandı.” Alternatif pazarlarda güç kazanmak için 12-15 Ekim 2026 tarihlerinde Fas’a Sektörel Ticaret Heyeti düzenlediklerini paylaşan Uysal, Fas’ın Dünya Kupası nedeniyle yapacağı yeni altyapı yatırımlarının, Türk demir ve demirdışı metaller sektörümüz açısından önemli tedarik ve iş birliği fırsatları oluşturacağına inandıklarını vurguladı. Türkiye’nin kaliteli, rekabetçi ve esnek üretim gücüyle Fas’ın artan yatırım ve tedarik ihtiyaçlarına güçlü bir çözüm ortağı olabileceğine değinen Uysal, “Fas’ı, Afrika kıtasının istikrarlı büyüme gösteren ve bölgesel ticaret açısından stratejik konumunu güçlendiren ülkelerinden biri olarak hedef pazarlarımız arasında değerlendiriyoruz. Fas, aynı zamanda Batı Afrika’ya da giriş kapısı konumunda. Fas’a 10 firmamızla gittik. 13 Ekim 2026 Salı günü Türk ihracatçılarıyla Faslı ithalatçıların ikili iş görüşmeler gerçekleştirdik.” Uysal, Fas’a yönelik heyeti yeni pazarlara açılma çalışmalarının önemli bir adımı olarak gördüklerini belirterek, üyelerinin ihracat potansiyelini artırmak ve alternatif pazarlarda kalıcı iş bağlantıları kurulmasını sağlamak amacıyla sektörel ticaret heyetlerini ve yeni pazar keşiflerini önümüzdeki dönemde de artırarak sürdüreceklerini ifade etti. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin 2026 yılı ocak – eylül döneminde ihracatında ürün kategorilerinde; demir-çelik inşaat aksamı 286 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, demir-çelik profil ihracatı 202 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı. İhracatını istikrarlı bir şekilde artıran bağlantı elemanları sektörü yüzde 6’lık artışla 194,3 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Demirdışı metaller kategorisinde bakır ihracatı yüzde 28’lik artışla 284 milyon dolardan 365 milyon dolara sıçrarken, alüminyum ihracatı yüzde 15’lik yükselişle 111 milyon dolardan 127 milyon dolara ilerledi. Almanya, İtalya ve Bulgaristan ihracatta ilk üç ülke Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, 2026 yılında 183 ülkeye ihracat yaparken zirvede yüzde 14’lük artışla 228 milyon dolarla Almanya yer aldı. Listenin ikinci sırasındaki İtalya’ya ihracat yüzde 21’lik artışla 128 milyon dolardan 156 milyon dolara çıkarken, Bulgaristan’a ihracat yüzde 61’lik artışla 77,6 milyon dolardan 125,4 milyon dolara çıktı. Bulgaristan listede 3 basamak çıktı ve üçüncü basamağın yeni sahibi oldu. Yemen’e ihracat yüzde 96’lık hızlı yükselişle 121,5 milyon dolar olurken, ABD 105 milyon dolarlık demir ve demirdışı metaller talebinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.