Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ihracat

Kapsül Haber Ajansı - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ege Bölgesi 2026'nın Beş Ayında 17,6 Milyar Dolar İhracata İmza Attı Haber

Ege Bölgesi 2026'nın Beş Ayında 17,6 Milyar Dolar İhracata İmza Attı

Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan yazılı açıklamaya göre; Ege Bölgesi’nin, 2026 yılının ocak – mayıs dönemindeki ihracatı yüzde 2,5’luk düşüşle 18 milyar 60 milyon dolardan 17 milyar 605 milyon dolara geriledi. İzmir, bayram tatiline rağmen mayıs ayında ihracatını artırdı Ege Bölgesi’nin ihracatını domine eden İzmir, mayıs ayında İzmir 2 milyar 78 milyon dolarlık ihracatla hem Ege Bölgesi illeri arasında zirvedeki yerini korudu hem de ihracatını 2025 yılı mayıs ayına göre yüzde 1’de olsa artırmayı başardı. İzmir, mayıs ayında Ege Bölgesi ihracatının yüzde 57’sini temsil ederken, İzmir’in beş aylık dönemde ihracatı 9 milyar 510 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre İzmir’in en çok ihracat yapan sektörler sıralamasında kimya sektörü ihracatını yüzde 21’lik artışla 899 milyon dolardan 1 milyar 90 milyon dolara çıkardı ve zirvedeki yerini sağlamlaştırdı. Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü İzmir’in ihracatına 533 milyon dolarlık katkı sağlarken üçüncü sırada 516 milyon dolarla çelik sektörü yer aldı. Manisa’nın ihracattaki kan kaybı arttı Ege Bölgesi ihracatını sürükleyen illerden Manisa’nın ihracatı mayıs ayında yüzde 25,3’lük düşüşle 695 milyon dolardan 519 milyon dolara düştü ve Manisa’nın ihracattaki kan kaybı arttı. Manisa’nın 5 aylık dönemde ihracatı yüzde 10’luk azalışla 3 milyar 145 milyon dolardan 2 milyar 826 milyon dolara indi. Manisa’nın 5 aylık ihracat kaybı 319 milyon doları buldu. 2026 yılının ocak – mayıs döneminde Elektrik-Elektronik Sektörü 475,8 milyon dolarlık ihracatla Manisa’da lider sektör konumunu korumakla birlikte ihracatta yüzde 35 düşüş yaşadı. İklimlendirme sektörü 380 milyon dolarlık, Otomotiv sektörü 285 milyon dolarlık ihracata imza attı. Denizli’nin ihracatı yüzde 5 arttı Ege Bölgesi’nde ihracat yönü güçlü illerden Denizli mayıs ayında 395 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırırken, Denizli’nin beş aylık dönemde ihracatı yüzde 5,2’lik artışla 1 milyar 889 milyon dolardan 1 milyar 988 milyon dolara yükseldi. Denizli’de Elektrik-Elektronik Sektörü 2026 yılının beş aylık döneminde ihracatını yüzde 12,3’lük artışla 424 milyon dolardan 476 milyon dolara çıkardı ve zirvenin yeni sahibi oldu. Denizli’de elektrik-elektronik sektörü hazır giyimi geçti Hazır giyim sektörü 2025 yılının beş aylık döneminde yaptığı 450 milyon dolarlık ihracatla birinci sıradayken, 2026 yılının ocak – mayıs döneminde ihracatta yüzde 5’lik azalışla 427 milyon dolara düştü ve uzun yıllar sonra ikinci sıraya geriledi. 364 milyon dolarlık ihracat yapan demir ve demirdışı metaller sektörü Denizli ihracatında zirvenin üçüncü basamağına adını yazdırdı. Balıkesir’in beş aylık ihracatı 1 milyar doları aştı Balıkesir, mayıs ayında 220 milyon dolarlık ihracat yaparken, 5 aylık dönemde ihracatı yüzde 5,2’lik artışla 987 milyon dolardan 1 milyar 39 milyon dolara ilerledi ve 1 milyar doları aşmayı başardı. Balıkesir’in ihracatına en büyük katkıyı 190 milyon dolarlık tutarla elektrik-elektronik sektörü sağladı. Mayıs ayında Aydın’ın ihracatı yüzde 5’lik azalışla 169 milyon dolardan 160,5 milyon dolara indi. 2026 yılının ocak – mayıs döneminde Aydın’ın ihracatı yatay bir seyir izledi ve 798 milyon dolar oldu. Madencilik sektörü 93 milyon dolarlık ihracatla Aydın’da liderliğini sürdürdü. Muğla ihracatı yüzde 6,5 artırdı Muğla, mayıs ayında 124 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırırken, beş aylık dönemde ihracatını yüzde 6,5’luk artışla 537 milyon dolardan 572 milyon dolara taşıdı. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü 385 milyon dolar ihracata imza attı ve Muğla ihracatından yüzde 67 pay aldı. Kütahya mayıs ayında 90 milyon dolarlık ihracatı hanesine yazdırırken, ocak – mayıs döneminde ihracatını yüzde 4 geliştirdi ve 410 milyon dolara ulaştı. Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri sektörü 77 milyon dolarlık ihracatla ilk sıradaki yerini korudu. Mayıs ayında Afyonkarahisar 54 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koyarken, beş aylık dönemde 295 milyon dolar ihracat performansı gösterdi. Madencilik sektörü 109 milyon dolarlık ihracatla Afyonkarahisar’ın ihracatında liderliğini korudu. Uşak mayıs ayında 32,4 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı. Geri dönüşümün başkenti Uşak’ın beş aylık ihracatı yüzde 7’lik artışla 155 milyon dolardan 166 milyon dolara ilerledi. 37’şer milyon dolar ihracat yapan Tekstil ve Halı sektörleri Uşak’ın ihracatından yüzde 45 pay aldılar. Öztürk; “Ege Bölgesi üretim ve ihracat gücünü korudu” Ege Bölgesi’nin 2026 yılı ocak – mayıs dönemi ihracat performansını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Bölgesi’nin ihracat verilerinin, küresel ticaretteki yavaşlama, maliyet artışları ve düşük kur baskısına rağmen Ege Bölgesi'nin üretim ve ihracat gücünü koruduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi. Denizli, Balıkesir, Muğla, Kütahya ve Uşak’ın 2026 yılının ocak – mayıs döneminde ihracatlarını artırmayı başardıkları bilgisini veren Öztürk, “İzmir ve Aydın 2025 yılı performanslarına yakın bir seviyede tutundu. Manisa ve Afyonkarahisar, 2026 yılının ocak – mayıs dönemine göre 487 milyon dolar ihracat kayıplarıyla dikkati çekti. 2026 yılının kalan 7 aylık döneminde küresel talepte yaşanacak canlanma ve Türk ihracatçısının rekabetçiliğini artıracak adımlar atılması halinde Ege Bölgesi ihracatta 45 milyar dolar hacmine ulaşabileceğinin sinyallerini verdi” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İZFAŞ Türk Lojistik Sektörünü İngiltere’ye Taşıyor Haber

İZFAŞ Türk Lojistik Sektörünü İngiltere’ye Taşıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlediği Logistech - Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı ile lojistik sektöründe önemli bir buluşma noktası oluşturan İZFAŞ, yurt dışındaki organizasyonlarına bir yenisini daha ekliyor. Çin’deki dünyanın en önemli lojistik fuarlarından WIFFA Expo’da iki yıl üst üste Türkiye milli katılım organizasyonunu gerçekleştiren İZFAŞ, şimdi de 30 Haziran - 2 Temmuz tarihleri arasında İngiltere’nin Birmingham kentinde düzenlenecek Multimodal Fuarı’nın Türkiye milli katılım organizasyonunu üstleniyor. Multimodal Fuarı; lojistik hizmet sağlayıcılarını, freight forwarderları, liman işletmelerini ve sektör profesyonellerini bir araya getiriyor. Fuar, lojistik sektörünün uluslararası ölçekteki önemli ticaret platformları arasında gösteriliyor. Türk lojistik firmalarına küresel pazarlarda yeni fırsatlar İZFAŞ organizasyonuyla oluşturulacak milli katılım organizasyonu ile Türk lojistik firmalarının uluslararası pazarlarda yeni iş birlikleri geliştirmesi, ihracat potansiyellerini artırması ve marka bilinirliklerini güçlendirmesi hedefleniyor. Organizasyon çerçevesinde katılımcı firmalara stant alanı, stant kurulumu ve giydirme hizmetleri ile fuara özel B2B eşleştirme programı ve operasyonel destek sağlanacak. Katılımcılar, ilgili mevzuat kapsamında yüzde 70’e kadar devlet desteğinden de yararlanabilecek. Türkiye milli katılım organizasyonuna ilişkin detaylı bilgi ve başvuru süreci hakkında firmalar, millikatilim@izmirfair.com.tr adresi üzerinden bilgi alabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tosyalı, Dünyanın En Hızlı Büyüyen Çelik Üreticisi Oldu Haber

Tosyalı, Dünyanın En Hızlı Büyüyen Çelik Üreticisi Oldu

Türkiye’den çıkan bir dünya markası olan Tosyalı bu sonuçla, Avrupa’nın 2. büyük çelik üreticisi ve dünyanın ilk 50 çelik şirketi arasında en hızlı büyüyen çelik üreticisi oldu. Türkiye’nin küresel çelik üreticisi Tosyalı, ülkemizden çıkan bir dünya markası olarak sürdürülebilirlik odaklı yatırımları, üç kıtaya yayılan üretim ekosistemi ve katma değer yaratan nitelikli yeşil çelik ürünleriyle dünya çelik ligindeki istikrarlı yükselişini sürdürürken, tüm sektörlere de örnek olmaya devam ediyor. Türkiye, Cezayir, Angola, Libya ve İspanya’daki üretim tesisleriyle 15 milyon ton sıvı çelik üretim kapasitesine sahip olan Tosyalı, yaklaşık 15 bin çalışanıyla dünya çelik sektöründe son yılların en dikkat çekici büyüme hikâyelerinden birine imza atmayı başardı. Dünya Çelik Birliği’nin (World Steel Association) açıkladığı verilere göre Tosyalı, 2025 yılında gerçekleştirdiği 12,11 milyon tonluk ham çelik üretimiyle önceki yıla göre 14 basamak birden yükselerek dünya sıralamasında 32’nciliğe yükseldi. İki haneli üretim seviyesine ulaşarak önemli bir eşiği geride bırakan Tosyalı, 2025 yılında bir önceki yıla göre gerçekleştirdiği %33’lük üretim artışıyla dünyanın en büyük 50 çelik üreticisi arasında en hızlı yükselen şirket oldu. Şirket aynı zamanda Türkiye merkezli üreticiler arasındaki liderliğini sürdürürken, Avrupalı şirketler arasında ikinci büyük çelik üreticisi konumuna yükseldi. “Tosyalı’nın son beş yılda ortaya koyduğu güçlü performansın arkasında, dünya ticaretindeki dönüşümü ve çelik sektörünün geleceğini doğru okuyarak buna uygun bir iş modeli geliştirmesi yatmaktadır” diyen Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, “Tosyalı olarak sürdürülebilirlik, verimlilik ve ölçek odaklı iş modelimizle, uzun vadede değer yaratan bir büyüme mimarisi inşa edebiliyoruz. Merkezinde sürdürülebilirliğin yer aldığı bu model ile; hammaddeden nihai ürüne kadar tüm değer zincirini entegre bir ekosistem ile yönetebiliyor, farklı coğrafyalardaki tesislerimizi birbirini besleyen bir üretim ağı olarak kurgulayabiliyoruz. Bu yaklaşım bize sadece, verimlilik, maliyet ve esneklik anlamında bir avantaj sağlamıyor, aynı zamanda zincirin her halkasında emisyonlarımızı daha iyi yönetmemize yardımcı olarak yeşil çelik üretiminde bizi daha rekabetçi hale getiriyor. Bugün gerçek emisyon verileriyle çalışan ve varsayılan değerlere kıyasla yüzde 70’e varan daha düşük karbon salımıyla üretim yapan bir küresel çelik şirketi olarak; sadece üretim hacmimizle değil sunduğumuz katma değer yaratan iş modelimizle de dünyada fark yaratmaya devam ediyoruz. Bu stratejinin bir yansıması olarak, 2021 yılında 4,68 milyon ton olan ham çelik üretimimizi 2025 yılında 12,11 milyon tona çıkararak son beş yılda üretimini oransal olarak en fazla artıran küresel çelik üreticisi olduk. Dünya çelik üreticileri sıralamasında 32. sırada yer alan, Avrupa’nın ikinci büyük ve Türkiye’nin lider çelik üreticisi olarak bugün ulaştığımız nokta bizim için önemli bir eşik olsa da nihai hedefimiz bunun çok daha ötesinde. İnanıyorum ki devam eden yatırımlarımız ve sürdürülebilir büyüme stratejimizle, dünyanın en büyük 20 çelik üreticisinden biri olma hedefimize önümüzdeki birkaç yıl içinde ulaşacağız. Konsolide 9 milyar dolar ciro ve 2 milyar doların üzerinde ihracat 2025 yılında toplamda 9 milyar dolar ciroya ve 2 milyar doların üzerinde ihracat rakamına ulaşan Tosyalı, tüm operasyonları dikkate alındığında 5 kıtada 100’ü aşkın ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Tosyalı’nın bu güçlü büyümesinde Tosyalı Demir Çelik İskenderun Tesisi ve Cezayir’deki yatırımı olan Tosyalı Algérie çok önemli bir rol üstleniyor. 2023 yılında devreye alınan ve 4 milyon ton/yıl yassı çelik üretim kapasitesine sahip Tosyalı Demir Çelik İskenderun Tesisi, tam kapasiteye ulaşması ile birlikte Türkiye’nin katma değerli ihracatına önemli bir katkı sunmaya başladı. Tosyalı’nın üretim ve ihracat başarısındaki bir diğer gücü olan Cezayir’deki Tosyalı Algérie ise hidrokarbon dışı sektörlerde Cezayir’in en büyük üreticisi ve ihracatçısı konumunda. Tosyalı, çelik boru ve profil segmentinde ise Avrupa’nın en büyük üreticisi olarak güçlü büyümesini sürdürüyor. Tosyalı sadece 2025 yılında Dünya’dan Ay’a 1 defa gidip gelecek uzunlukta boru ve profil üreterek bu segmentteki küresel gücünü bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lojistik Sektörü Haber Takibi Neden Kritik? Haber

Lojistik Sektörü Haber Takibi Neden Kritik?

Bir navlun artışı bazen tek başına bilanço kalemi değildir. Aynı gelişme, ihracat planını revize ettirir, depo kapasitesini yeniden düşündürür, tedarikçi seçimini değiştirir ve müşteri teslimat sözünü doğrudan etkiler. Bu nedenle lojistik sektörü haber takibi, operasyon ekipleri için sadece bilgi tüketimi değil; zamanlama, maliyet ve itibar yönetiminin bir parçasıdır. Lojistik, ekonominin arka planında işleyen sessiz bir yapı gibi görünse de kararların etkisi son derece görünürdür. Liman yoğunluğu, gümrük uygulaması, akaryakıt fiyatları, yeni hat yatırımları, demiryolu bağlantıları, filo dönüşümü, e-ticaret lojistiği ve bölgesel gerilimler aynı anda sektörü etkiler. Bu kadar çok değişkenin olduğu bir alanda haberi geç okumak, çoğu zaman gelişmeyi geç yönetmek anlamına gelir. Lojistik sektörü haber takibi neden karar kalitesini artırır? Lojistikte birçok karar, tam veriyle değil hareket halindeki verilerle alınır. Şirketler çoğu zaman kesin tabloyu bekleyemez. Çünkü beklemek, kapasite kaybı veya fırsat kaçırmak anlamına gelebilir. Haber akışı burada erken sinyal mekanizması olarak devreye girer. Örneğin yeni bir liman genişleme projesi, ilk bakışta yalnızca altyapı haberi gibi okunabilir. Oysa taşıma planlaması yapan bir yönetici için bu gelişme, orta vadede rota optimizasyonu, terminal tercihleri ve bölgesel dağıtım merkezi yatırımları açısından anlam taşır. Benzer şekilde bir ülkenin transit geçiş politikasındaki değişiklik, kara taşımacılığı yapan firmalar için yalnızca mevzuat başlığı değildir; teslimat süresi ve maliyet yapısının yeniden hesaplanması demektir. Sektör haberi takip etmek bu yüzden sadece “ne oldu” sorusuna cevap vermez. Asıl değer, “bize etkisi ne olur” ve “hangi hazırlığı şimdi yapmalıyız” sorularında ortaya çıkar. Hangi başlıklar gerçekten izlenmeli? Her gelişme aynı ağırlıkta değildir. Lojistik profesyonelleri için haber takibinin verimli olması, doğru başlıkları düzenli izlemeye bağlıdır. Bunların başında mevzuat değişiklikleri gelir. Gümrük süreçleri, taşıma izinleri, çevre standartları, emisyon kuralları ve sınır geçiş prosedürleri doğrudan operasyonel sonuç üretir. İkinci kritik alan maliyet göstergeleridir. Akaryakıt fiyatları, navlun seviyeleri, kur hareketleri, depo kiraları ve iş gücü maliyetleri, teklif yönetiminden kontrat yapısına kadar geniş bir alanı etkiler. Özellikle marj baskısının yüksek olduğu dönemlerde bu haberlerin birkaç gün gecikmeli izlenmesi bile rekabet gücünü zayıflatabilir. Üçüncü başlık altyapı ve yatırım haberleridir. Yeni otoyol bağlantıları, demiryolu hatları, liman kapasite artışları, serbest bölge gelişmeleri ve lojistik merkez yatırımları, sektörde yeni avantaj alanları yaratır. Bu gelişmeler yalnızca büyük oyuncular için değil, bölgesel taşımacılık ve depolama şirketleri için de önemlidir. Bunlara ek olarak teknoloji, sürdürülebilirlik ve kurumsal dönüşüm haberleri de artık yan başlık olmaktan çıktı. Filo elektrifikasyonu, rota optimizasyon yazılımları, yapay zeka destekli talep tahmini, depo otomasyonu ve karbon raporlama gibi konular, özellikle orta ve büyük ölçekli firmalarda rekabet tanımını değiştiriyor. Sadece kriz haberi izlemek yeterli değil Birçok kurum haber takibini, yalnızca olağanüstü durumlarda hızlandırıyor. Oysa lojistikte riskler kadar sessiz dönüşümler de belirleyici. Bugün küçük görünen bir regülasyon, altı ay sonra ihale şartlarında temel kriter haline gelebilir. Bugün niş bir teknoloji olarak görülen çözüm, bir yıl sonra müşteri beklentisine dönüşebilir. Bu nedenle haber akışını yalnızca kriz odaklı okumak eksik kalır. Düzenli ve kategorizasyonlu takip daha sağlıklı sonuç verir. Lojistikte haber takibi kimler için stratejiktir? Bu alan yalnızca lojistik firmalarının ilgi alanı değildir. İhracatçılar, üreticiler, perakende zincirleri, e-ticaret markaları, organize sanayi bölgeleri, yatırımcılar ve kurumsal iletişim ekipleri de lojistik haberlerinden doğrudan etkilenir. Bir üretici için taşıma maliyeti ve transit süreleri, satış fiyatı kadar kritik hale gelebilir. Bir yatırımcı için liman, depo veya soğuk zincir yatırımlarına ilişkin haberler piyasa yönünü anlamada referans oluşturur. Kurumsal iletişim ekipleri açısından ise sektör haberleri, doğru zamanlı görünürlük ve itibar yönetimi fırsatı sunar. Özellikle satın alma, tedarik zinciri ve dış ticaret ekipleri haber akışını düzenli izlediğinde şirket içi karar mekanizması daha hazırlıklı çalışır. Burada önemli olan nokta şu: aynı haberi herkes aynı nedenle izlemez. Operasyon yöneticisi teslimat etkisini, finans yöneticisi maliyet baskısını, iletişim ekibi kurumsal algıyı, yayıncı ise gündem değerini okur. Bu yüzden haber takibi, tek formatlı değil rol bazlı olmalıdır. Doğru lojistik sektörü haber takibi nasıl yapılır? Etkili takip, çok sayıda kaynağı rastgele taramakla kurulmaz. Asıl ihtiyaç, güvenilir, sektörel ve ayıklanmış bir akıştır. Çünkü lojistikte bilgi fazlalığı kadar bilgi kirliliği de zaman kaybettirir. İlk adım, haberleri ana kategorilere ayırmaktır: mevzuat, maliyet, yatırım, teknoloji, şirket haberleri ve uluslararası gelişmeler. Bu ayrım yapılmadığında kritik bir regülasyon haberi, düşük etkili kurumsal duyurular arasında kaybolabilir. İkinci adım, takip ritmi oluşturmaktır. Bazı başlıklar günlük izlenmelidir. Akaryakıt, navlun, sınır geçişleri ve jeopolitik gelişmeler buna örnektir. Yatırım ve dönüşüm başlıkları ise haftalık değerlendirme ile daha sağlıklı okunabilir. Her haberi aynı aciliyet seviyesinde ele almak, ekiplerin dikkatini dağıtır. Üçüncü adım, haberin operasyonel karşılığını tanımlamaktır. Bir içerik yayınlandığında kurum içinde şu soru sorulmalıdır: Bu gelişme maliyet, süre, kapasite, mevzuat uyumu veya müşteri ilişkileri açısından bizi etkiliyor mu? Eğer cevap evetse haber yalnızca okunmamalı, ilgili ekiplerle paylaşılmalı ve gerekiyorsa kısa bir etki notu hazırlanmalıdır. Hız ile doğruluk arasında denge şart Lojistikte erken bilgi avantaj sağlar, ancak doğrulanmamış bilgiyle hareket etmek ayrı bir risk yaratır. Özellikle kriz, yaptırım, sınır kapanması, grev, tarife değişikliği veya büyük yatırım açıklamalarında ilk duyulan bilgi her zaman yeterli olmaz. Kurumlar bu nedenle hızlı habere ihtiyaç duyar ama aynı zamanda editoryal süzgeci güçlü kaynaklara yönelmelidir. Sadece sosyal medya akışı üzerinden sektör takibi yapmak bu yüzden yetersizdir. Sosyal medya ilk işareti verebilir, fakat karar destek bilgisi için tek başına güvenilir zemin oluşturmaz. Editoryal değerlendirme, bağlam ve sektör bilgisi burada fark yaratır. Medya profesyonelleri için lojistik haberlerinin değeri Dijital yayıncılar ve sektörel medya platformları açısından lojistik haberleri yüksek tekrar değeri taşır. Çünkü bu içerikler hem ekonomi hem sanayi hem dış ticaret hem de teknoloji gündemiyle kesişir. Doğru paketlenmiş bir lojistik haberi, niş görünmesine rağmen geniş bir profesyonel okuyucu tabanına ulaşabilir. Burada haberin dili belirleyicidir. Aşırı teknik anlatım okuyucu kitlesini daraltırken, fazla yüzeysel anlatım da karar verici okuru tatmin etmez. En verimli yaklaşım, gelişmenin iş etkisini açık biçimde anlatan editoryal çerçevedir. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel derinliğe sahip yayın yaklaşımının öne çıktığı nokta da burasıdır: haberi yalnızca aktarmak değil, profesyonel okuyucunun neden ilgilenmesi gerektiğini görünür kılmak. Haber takibinin kuruma sağladığı somut fayda Düzenli takip eden kurumlar genellikle üç alanda avantaj elde eder. İlk olarak daha erken pozisyon alırlar. Kapasite daralması, yeni güzergah ihtiyacı ya da maliyet baskısı gibi konularda hazırlık süresi kazanırlar. İkinci olarak iç iletişimleri güçlenir. Satın alma, operasyon, satış ve yönetim ekipleri aynı gündem üzerinde konuşmaya başlar. Üçüncü olarak dış iletişim tarafında daha doğru zamanda aksiyon alırlar; yatırım duyuruları, sektör değerlendirmeleri ve kurumsal açıklamalar daha güncel bir zemine oturur. Elbette her haberin aksiyona dönüşmesi gerekmez. Bazen yalnızca izlemek yeterlidir, bazen senaryo hazırlamak gerekir, bazen de doğrudan operasyon değişikliği gündeme gelir. Mesele, hangi gelişmenin hangi eşikte aksiyon gerektirdiğini önceden tanımlamaktır. Önümüzdeki dönemde neden daha da önemli olacak? Lojistik sektörü artık yalnızca taşıma ve depolama ekseninde okunmuyor. Enerji dönüşümü, ticaret koridorları, dijitalleşme, yapay zeka, sürdürülebilirlik raporlaması ve bölgesel rekabet yeni gündem başlıkları üretiyor. Bu tablo, haber takibini daha teknik ama aynı zamanda daha stratejik hale getiriyor. Özellikle tedarik zincirinin kırılganlaştığı dönemlerde kurumlar ikiye ayrılıyor: gelişmeleri erken okuyup planını güncelleyenler ve gelişme olduktan sonra reaksiyon verenler. Aradaki fark çoğu zaman yalnızca operasyon başarısı değil, müşteri güveni ve pazar payı olarak geri dönüyor. Lojistikte iyi yönetilen haber akışı, çoğu zaman görünmeyen bir rekabet avantajıdır. Herkes aynı yolu kullanabilir, benzer araçlara sahip olabilir, benzer hizmeti sunabilir. Farkı yaratan, hangi gelişmeyi ne kadar erken gördüğünüz ve o bilgiyi ne kadar doğru yorumladığınızdır. Bu yüzden haber takibini gündem rutini olarak değil, kurumsal refleks olarak kurmak gerekir.

Etrofil İle El Örgü İpliğinde Türk İmzası Dünyaya Yayılıyor Haber

Etrofil İle El Örgü İpliğinde Türk İmzası Dünyaya Yayılıyor

Küresel ekonomideki belirsizlikler, maliyet baskıları ve değişen tüketici alışkanlıklarına rağmen el örgü iplik sektörü, ihracat performansı ve yenilikçi ürün yatırımlarıyla büyümesini sürdürüyor. İkinci Yarıda Gözler Yeni Sezon Siparişlerinde Yılın ilk altı ayını değerlendiren Etrofil El Örgü İplikleri Yönetim Kurulu Başkanı Toygun Batallı, “2026 yılının ilk altı ayı bizim açımızdan temkinli ancak verimli geçen bir dönem oldu. Yıl başında belirlediğimiz hedeflerin önemli bir bölümüne ulaştık. Özellikle ihracat, ürün geliştirme ve mevcut müşteri ilişkilerini güçlendirme alanlarında planladığımız adımları büyük ölçüde hayata geçirdik. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla satışlarımızda dengeli bir büyüme yakaladık. İç pazarda talep daha kontrollü bir seyir izlerken, ihracat tarafında daha güçlü bir performans sergiledik. Avrupa, Amerika ve mevcut distribütörlük pazarlarımızda Etrofil markasına olan ilginin devam ettiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Yılın ilk yarısında yeni ürün geliştirme, numune yönetimi, planlama ve müşteri iletişimi süreçlerinde teknolojiyi daha etkin kullanmaya başladık. Dijital dönüşüm yatırımlarımızı yılın ikinci yarısında da sürdürmeyi planlıyoruz. Yeni sezon siparişleriyle birlikte sektörün daha hareketli bir döneme gireceğini öngörüyoruz. Yılın geri kalanında doğal içerikler, sürdürülebilir üretim anlayışı, hafif ve yumuşak tuşeli iplikler, premium ambalaj tasarımları ve güçlü renk hikâyelerine sahip koleksiyonların öne çıkacağını düşünüyoruz. Bu doğrultuda yenilikçi, katma değeri yüksek ve global pazarlarda rekabet gücümüzü artıracak ürünler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi. Türkiye'nin Güçlü Tekstil Altyapısı İhracatı Destekliyor Türkiye'nin el örgü ipliği alanında Avrupa'nın en güçlü üreticileri arasında yer aldığını belirten Batallı, “İplik sektörüne baktığımızda Türkiye’nin yıllık ihracatının yaklaşık 12 milyar dolar seviyesinde olduğunu görüyoruz. El örgü iplikleri ise bu büyük yapının daha niş ancak katma değeri yüksek segmentlerinden birini oluşturuyor. Türkiye’nin el örgü iplikleri ihracat hacmi bugün yaklaşık 450-500 milyon dolar seviyesinde bulunuyor. Etrofil El Örgü İplikleri olarak biz de bu güçlü ekosistemin önemli bir parçasıyız. Kalite, sürdürülebilirlik ve tasarım odaklı yaklaşımımız sayesinde Avrupa başta olmak üzere birçok pazarda rekabet gücümüzü her geçen gün artırıyoruz” dedi. Doğal İçerikli ve Premium Ürünlere Talep Artıyor Küresel tüketici eğilimlerinin iplik sektörünü doğrudan etkilediğini belirten Batallı, “Özellikle doğal içerikli ve sürdürülebilir ürünlere yönelik talep oldukça yükseldi. Organik pamuk, merino yün, alpaka karışımları ve özel efektli ipliklerin yılın ilk yarısında öne çıkan ürün grupları arasında yer alıyor. Tüketiciler artık yalnızca ürünün teknik özelliklerine değil, üretim hikâyesine, sürdürülebilirlik yaklaşımına ve koleksiyon bütünlüğüne de önem veriyor” açıklamasında bulundu. Kadının Ev İçi Emeği Ekonomik Değere Dönüşüyor Batallı, Büyüyen sektörle birlikte ev içi üretim, dijitalleşmenin de etkisiyle kayıt dışı bir uğraş olmaktan çıkarak önemli bir ekonomik girişimcilik alanına dönüşüyor. Bugün birçok kadın kendi markasını oluşturuyor, sosyal medya üzerinden müşteri kitlesi edinerek evden yönettiği küçük işletmesini sürdürülebilir bir gelir modeline dönüştürüyor. El örgüsü ekonomisi yalnızca üreticilere değil; iplik, aksesuar, ambalaj, kargo ve dijital pazarlama gibi pek çok yan sektöre de katkı sağlayarak geniş bir ekonomik ekosistemi harekete geçiriyor” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atık Plastikleri Ekonomiye Kazandıran Saytek’ten Yeni Yatırımlar Haber

Atık Plastikleri Ekonomiye Kazandıran Saytek’ten Yeni Yatırımlar

Küresel ekonomide hammaddeye erişim, üretim süreçlerinin sürdürülebilirliği açısından her zamankinden daha kritik hale geldi. Tedarik açısından zaman zaman yaşanan sıkıntılar hammaddeye erişimi zorlaştırırken, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar da girdi maliyetlerini yükseltiyor. Bu yüzden yerli ve geri dönüştürülmüş kaynaklara dayalı bir döngüsel ekonominin önemi her geçen gün artıyor. Geri dönüştürülmüş hammadde kullanımı işletmelere maliyet avantajı sağlarken, tedarik güvenliğini artırarak ekonominin dış kaynaklı dalgalanmalara karşı dayanıklılığını güçlendiriyor. Plastik sektörü, Türkiye ekonomisinin en önemli aktörlerinden birisi. Bugün 10 milyon tonu geçen toplam üretimi, 40 milyar dolar civarındaki cirosu, 7 milyar doları aşan doğrudan ihracatı ve son 10 yılda GSYH büyümesinin üzerinde gerçekleşen yıllık büyüme performansıyla plastik sektörünün ülke ekonomisine sağladığı katkı giderek artıyor. PAGEV tarafından yayımlanan “Türkiye Plastik Sektör İzleme Raporu 2025” verilerine göre, plastik mamul üretimi 10 milyon ton olarak gerçekleşirken, tüketimi 8 milyon tonu buldu. Üretim ve tüketim miktarlarının artmasına bağlı olarak plastiğin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması ve geri dönüşüme yönelik girişimler de hızlandı. Atık plastiklerden rPET, rPE ve rPP üretimi, sağlık ve enerji sektörlerinde entegre iş modeliyle faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik A.Ş. de döngüsel ekonomiye katkıları ile ülkemizin stratejik ve ekonomik bağımsızlığında önemli bir rol oynuyor. Atık plastikleri yüksek kaliteli hammaddeye dönüştürerek yeniden ekonomiye kazandıran Saytek hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor hem de Türkiye'nin üretim gücünü destekliyor. Şirket, geri dönüştürülmüş hammaddeleri sanayinin kullanımına sunarak, ithal kaynaklara olan bağımlılığın azaltılmasına katkıda bulunuyor. “Kaynakları verimli kullanmak bir tercih değil artık bir zorunluluk” Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, döngüsel ekonominin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olduğuna dikkat çekerek "Dünyada kaynakların verimli kullanımı artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Geri dönüşüm sayesinde atıkları yeniden üretim süreçlerine dahil ediyor, sanayicilerimize kaliteli ve sürdürülebilir hammadde sunuyoruz. Yerel kaynakların yeniden değerlendirilmesi sayesinde sanayi için sürdürülebilir bir hammadde ekosistemi oluşturulurken, üretim maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesi de mümkün oluyor. Böylece hem doğal kaynakların korunmasına hem de ülkemizin üretim kapasitesinin güçlenmesine katkı sağlıyoruz" dedi. Tekirdağ yatırımıyla kapasitesini büyüttü, 2028’de Konya yatırımı faaliyete geçecek Stratejik büyüme hedefleri doğrultusunda geçtiğimiz aylarda geri dönüşüm alanındaki üçüncü fabrikayı bünyelerine kattıklarını hatırlatan Özer Yıldırım, şöyle devam etti: “Tekirdağ Hayrabolu’da devreye alınan yeni fabrikamız, geri dönüştürülmüş atık plastik alanındaki üretim gücümüzü daha ileri taşıyan önemli bir yatırım hamlesi oldu. İlk etapta yıllık 20 bin ton üretim kapasitesine sahip olacak bu tesisle birlikte hem üretim kapasitemizi artırıyor hem de gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğimizi büyütüyoruz. Bugün geri dönüşüm yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda sanayi için stratejik bir ham madde kaynağı ve ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline geldi. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ile Türkiye'nin döngüsel ekonomi hedeflerine katkı sağlarken, atıkların ekonomik değere dönüştürülmesi yoluyla kaynak verimliliğinin artırılmasına da destek oluyoruz. Önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlarımız ile bu sürece desteğimiz devam edecek. Konya Kulu OSB’de tarafımıza tahsis edilen 24.283,57 m² alanda kurulması planlanan rPET levha ve gıda ambalajı üretim tesisi için mimari projemizi tamamladık ve fizibilite çalışmalarımızı hazırladık. 2028 yılının dördüncü çeyreğinde tamamlamayı hedeflediğimiz bu yatırım, yalnızca kapasite artışı değil; aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim kabiliyetine geçiş anlamına geliyor. Böylece geri dönüşümde ürettiğimiz rPET flake ürünlerini levha ve gıda ambalajı gibi alanlarda değerlendirerek, ürün çeşitliliğimizi ve ihracat gücümüzü artırmayı amaçlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ANTGİAD ve DEGİAD'dan İş Dünyasına Örnek İş Birliği  Haber

ANTGİAD ve DEGİAD'dan İş Dünyasına Örnek İş Birliği 

Denizli’de gerçekleştirilen organizasyonda, Türkiye’nin ilk genç iş insanları dernekleri arasında yer alan ANTGİAD ( 1990 ) ve DEGİAD’ın ( 1991 ) üyeleri birebir görüşmeler yaparak faaliyet alanlarını, yatırım planlarını ve iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Etkinlikte, klasik tanışma toplantılarının ötesine geçilerek doğrudan iletişim, güven temelli ilişki geliştirme ve somut ticari fırsatlar oluşturma hedefi ön plana çıktı. YÜZ YÜZE İLETİŞİMİN GÜCÜ TİCARETİN EN ÖNEMLİ KALDIRAÇLARINDAN BİRİ Etkinliğin ardından değerlendirmelerde bulunan ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş, dijitalleşmenin hızla arttığı bir dönemde insan ilişkilerinin ve yüz yüze iletişimin değerinin daha da yükseldiğini vurguladı. Yavaş şunları söyledi: “Bugün teknolojinin sunduğu tüm olanaklara rağmen ticaretin temelinde hala güven vardır. Güven ise insanların birbirini tanımasıyla, aynı masada oturmasıyla ve birbirinin gözünün içine bakarak konuşmasıyla oluşur. Networking yalnızca kartvizit değişiminin ötesinde; uzun yıllar sürecek iş birliklerinin, ortaklıkların ve dostlukların temelinin atılmasıdır.” EGE VE AKDENİZ ARASINDA GÜÇLÜ EKONOMİK BAĞ Türkiye’nin en köklü genç iş insanları dernekleri arasında yer alan ANTGİAD ve DEGİAD’ın ortak organizasyonunun önemini vurgulayan Yavaş, iki bölgenin ekonomik potansiyelinin birbirini tamamladığını ifade etti. “Ege ve Akdeniz, Türkiye ekonomisinin en dinamik üretim ve ticaret havzaları arasında yer alıyor. Denizli’nin üretim gücü, sanayi kültürü ve ihracat deneyimi ile Antalya’nın turizm, tarım, hizmet sektörü ve uluslararası ticaret potansiyeli bir araya geldiğinde çok değerli sinerjiler ortaya çıkıyor. Biz bu buluşmayı iki güçlü ekonomik ekosistemin birbirine kenetlenmesi olarak görüyoruz.” İŞ DÜNYASINDA YENİ DÖNEM: REKABET KADAR İŞ BİRLİĞİ DE ÖNEMLİ Küresel ekonomide yaşanan dönüşümün iş dünyasını yeni iş yapma modellerine yönlendirdiğini belirten Yavaş, gelecekte şirketlerin yalnızca kendi güçleriyle değil, kurdukları iş birlikleriyle de büyüyeceğini söyledi. “Yeni dönemde başarı; iyi üretmekten ve doğru insanlarla doğru ağları kurabilmekten geçiyor. Şirketler kadar şehirlerin, şehirler kadar kurumların da birbirleriyle bağlantı kurduğu bir çağdayız. Bu nedenle GİAD’lar arasında oluşturduğumuz bu ticari köprüyü çok değerli buluyoruz.” ORTAK HEDEF: DAHA GÜÇLÜ BİR İŞ DÜNYASI EKOSİSTEMİ Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen birebir görüşmelerin ardından katılımcılar kokteyl ve serbest networking bölümünde temaslarını daha da güçlendirdi. ANTGİAD ve DEGİAD yöneticileri, bu tür organizasyonların önümüzdeki dönemde artarak devam etmesi konusunda görüş birliğine varırken, genç iş insanları arasında kurulacak yeni ticari ilişkilerin bölgesel kalkınmaya ve ekonomik hareketliliğe önemli katkılar sağlayacağı ifade edildi. Türkiye’nin ilk genç iş insanları dernekleri arasında yer alan ANTGİAD ve DEGİAD’ın gerçekleştirdiği bu örnek iş birliği, genç iş dünyası kuruluşlarının üyeleri için somut ticari fırsatlar oluşturan güçlü platformlar olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem Haber

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem

Yaklaşık 6 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip sektör; otomotivden savunma sanayisine, tekstilden tarıma, enerjiden sağlık teknolojilerine kadar birçok stratejik alanın temel girdilerini sağlıyor. Türkiye'de ise kimya, ihracat performansıyla ekonominin stratejik sektörleri arasındaki yerini güçlendirmeyi sürdürüyor. Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü konumundaki kimya sanayisi, 2026 yılının ilk beş ayında 13,8 milyar doları aşan ihracata ulaşırken, mayıs ayında da yaklaşık 3 milyar dolarlık ihracat performansıyla ekonomiye katkısını sürdürdü. Kimya sanayisinin birçok sektörün üretim gücünü doğrudan etkilediğini belirten Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Otomotivden savunma sanayiine, enerjiden sağlık teknolojilerine kadar geniş bir üretim ekosisteminin bel kemiğini oluşturan kimya sektörü, Türkiye'nin sanayi ve ihracat hedeflerinde stratejik bir konumda yer alıyor. Sektörün ortaya koyduğu ihracat performansı da bu gücün en somut göstergelerinden biri" dedi. KİMYADA REKABETİN KURALLARI DEĞİŞİYOR Küresel üretim zincirlerinde yaşanan değişimin kimya sektörünü de dönüştürdüğüne dikkat çeken Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Kimya sektörü bugün yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji geliştirme, sürdürülebilirlik, tedarik güvenliği ve rekabetçilik açısından da önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri ve değişen tedarik zincirleri, sektörün üretim ve ticaret dinamiklerini yeniden şekillendiriyor" açıklamasını yaptı. Türkiye'nin bu süreçte önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Güler, "Üretim kabiliyeti, stratejik konumu ve güçlü ihracat altyapısıyla Türkiye, küresel kimya sektöründe daha fazla söz sahibi olabilecek potansiyele sahip. Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için teknoloji yatırımları, sürdürülebilir üretim modelleri ve uluslararası iş birlikleri kritik önem taşıyor" ifadelerini kullandı. SEKTÖRÜN BULUŞMA NOKTASI: TURKCHEM EURASIA Sektörde yaşanan dönüşümün üreticiler, teknoloji sağlayıcılar ve tedarikçiler arasındaki iş birliklerini daha da önemli hale getirdiğini belirten Güler, "Kimya sanayisi çok geniş bir üretim ekosistemine sahip. Bu nedenle sektör temsilcilerinin bir araya gelerek yeni teknolojileri değerlendirmesi, sürdürülebilir üretim modellerini konuşması ve ticari iş birlikleri geliştirmesi büyük önem taşıyor. Turkchem Eurasia Fuarı da sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren üretici, tedarikçi ve teknoloji sağlayıcıları bir araya getirerek bu iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyor" dedi. KİMYADA REKABET ARTIK SADECE ÜRETİMLE KAZANILMIYOR Kimya sektöründe küresel rekabetin yeni bir döneme girdiğini vurgulayan Güler, "Bugün ülkeler yalnızca ne ürettikleriyle değil, ne kadar sürdürülebilir, ne kadar yenilikçi ve ne kadar güvenilir tedarikçi olduklarıyla da değerlendiriliyor. Kimya sanayiinin geleceğinde Ar-Ge, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve uluslararası iş birlikleri belirleyici olacak. Türkiye'nin sahip olduğu üretim gücünü yüksek katma değerli ürünlerle desteklemesi, küresel pazardaki konumunu daha da güçlendirecektir" değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.