Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ikinci El

Kapsül Haber Ajansı - Ikinci El haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ikinci El haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Otomotiv Sektöründe Katma Değerli İş Birliği Haber

Otomotiv Sektöründe Katma Değerli İş Birliği

TEB Cetelem, müşteri odaklı hizmet anlayışı doğrultusunda otomotiv sektörüne değer katacak yeni bir iş birliğine imza attı. Servis Plan ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde TEB Cetelem, müşterilerine yalnızca taşıt finansmanı sunmakla kalmayacak, araç sahipliği sürecinin tamamını destekleyen kapsamlı hizmet paketlerini de erişilebilir hale getirecek. Böylece müşteriler, araçlarıyla ilgili ihtiyaç duyabilecekleri pek çok hizmete tek uygulama üzerinden kolayca ulaşabilecek. Araç sahipliğinin her aşamasında destek Servis Plan paketleri, sıfır kilometre ve ikinci el araç sahiplerine yönelik farklı çözümler içeriyor. Araç sahipleri, bakım ve onarım hizmetlerinden ekspertize, arıza ve hasar desteğinden acil yol yardımına kadar birçok hizmetten tek platform altında özel avantajlarla yararlanabilecek. Sıfır kilometre araçlar için hazırlanan TEB Cetelem’e özel servis plan ürünü, bakım ve lastik servislerinde avantajlar, 7/24 acil yol yardımı, “Kaza Yaptım” butonuna erişim, teknik destek, çekici hizmeti, ikame araç, cam tamiri, boyasız göçük düzeltme ve yaz-kış lastik değişimi gibi kapsamlı hizmetler sunuyor. İkinci el araçlar için oluşturulan paket ise bu hizmetlere ek olarak araç değerleme, ekspertiz, periyodik bakım ve arıza garantisi gibi ikinci el araç kullanıcılarının ihtiyaçlarına yönelik ek avantajlar içeriyor. Katma değerli hizmet anlayışı TEB Cetelem ve Servis Plan iş birliği ile müşterilerin yalnızca finansman süreçlerinde değil, araç kullanım sürecinin tamamında daha güvenli, konforlu ve avantajlı bir deneyim yaşamaları hedefleniyor. İş birliği aynı zamanda otomotiv finansmanı alanında katma değerli hizmet anlayışının güçlendirilmesine katkı sağlayarak müşteri memnuniyetini artırmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Lüks Sektöründe Yeni Denge Arayışı Haber

Küresel Lüks Sektöründe Yeni Denge Arayışı

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company’nin 25 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan ve İtalyan lüks üreticileri birliği Altagamma iş birliğinde hazırlanan “Luxury Goods Worldwide Market Study” raporuna göre, küresel lüks sektörü 2026 yılının ikinci yarısına ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik gerilimler ve kültürel dönüşümlerin yarattığı çok katmanlı kriz ortamında giriyor. Bununla birlikte sektörün temel göstergeleri, kademeli bir istikrar sürecine işaret ediyor. Rapora göre küresel lüks harcamaları 2025 yılında 1,443 trilyon euroya ulaştı. 2026 yılında ise pazarın 1,440 ila 1,470 trilyon euro arasında bir büyüklüğe ulaşması ve sabit kur bazında yüzde 0 ila yüzde 2 arasında büyümesi bekleniyor. Araştırma, lüks sektörünü şekillendiren dört temel dönüşüm alanını ortaya koyuyor: sahiplik yerine deneyimlerin ön plana çıkması, büyümenin coğrafi olarak yeniden dengelenmesi, tüketicilerin lükse yüklediği anlamın değişmesi ve yapay zekânın müşteri yolculuğunu yeniden şekillendirmesi. Raporun öne çıkan temel bulguları şöyle sıralanıyor: Kişisel lüks ürünler pazarındaki büyüme bölgeler arasında belirgin şekilde ayrışıyor. ABD merkezli markaların performansı ve genç tüketicilerin güçlü talebi sayesinde Amerika kıtası hızla büyürken, Avrupa ve Orta Doğu genel performansı aşağı çeken bölgeler olarak öne çıkıyor. Lüks sektöründeki performans farklılıkları devam etse de, markalar arasındaki uçurum geçen yıla göre daralıyor. Lüks oyuncuların yaklaşık yüzde 60’ı geçen yılın aynı dönemine göre daha iyi performans gösteriyor. Bu durum, sektörün zorlu bir dönemin ardından yeniden denge bulmaya başladığına işaret ediyor. Tüketici davranışları da pazar kadar hızlı değişiyor. Lüks tüketicilerin yarısı yeni bir ürün satın almadan önce ikinci el pazarını araştırıyor. Aynı şekilde tüketicilerin yarısı satın alma yolculuğunda yapay zekâdan yararlanıyor ve bu kullanıcıların büyük bölümü gelecekte de yapay zekâyı kullanmaya devam etmeyi planlıyor. Spor sponsorluğu, lüks markaların marka inşasında giderek daha önemli bir araç haline geliyor. Son 12 ay içinde spor organizasyonlarına sponsorluk yapan markalar, bugün küresel lüks pazarının değerinin yüzde 80’inden fazlasını temsil ediyor. Küresel Lüks Sektörü Yeni Bir Döneme Giriyor Bain & Company Moda ve Lüks Ürünler Global Lideri ve araştırmanın baş yazarı Claudia D’Arpizio, “Lüks pazarı istikrar kazanıyor ancak bu eski büyüme ritmine dönüş anlamına gelmiyor, yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Tüketiciler lüksten uzaklaşmıyor; lüksle kurdukları ilişkiyi yeniden tanımlıyor. Bu yeni ilişki ürünlerden çok anlam üzerine kurulu. Başarılı olacak markalar, hem tüketiciler hem de yapay zekâ destekli ekosistemler nezdinde sürekli olarak kendilerini yeniden anlamlı ve güncel kılabilen markalar olacak” değerlendirmesinde bulundu. Makroekonomik Türbülans Devam Ediyor 2026 yılının ilk yarısı önemli ekonomik ve jeopolitik gelişmelere sahne oldu. Orta Doğu’da yaşanan çatışmalar petrol fiyatlarını yükseltirken, ABD’de enflasyon Nisan 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Tüketici güveni ise tarihî düşük seviyelere geriledi. Avrupa Merkez Bankası (ECB), Haziran ayında 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırdı. Küresel ekonomik büyümenin 2026 yılında 2025’e göre daha düşük gerçekleşmesi bekleniyor. Lüks şirketlerinin hisseleri yılın başında yaklaşık yüzde 8 değer kaybederken, Avrupa’ya yönelik uluslararası turizm trafiği Şubat ayında yıllık bazda yüzde 20 geriledi ve ardından kısmi bir toparlanma gösterdi. Deneyimler Güçleniyor, Ürünler Yeniden Konumlanıyor 2026 yılında tüketicilerin deneyimlere yönelik ilgisi, fiziksel ürünlere kıyasla yaklaşık 1,5 kat daha hızlı büyüyor. Bu eğilim, sahip olmaktan çok deneyim yaşamaya yönelik kalıcı kültürel dönüşümü yansıtıyor. Lüks otelcilik, özel jetler, yatlar ve kruvaziyer seyahatleri güçlü talep, yüksek rezervasyon seviyeleri ve yeni müşteri kazanımları sayesinde dayanıklılığını koruyor. Fine dining ve gurme gıda kategorileri ise “daha az ama daha iyi” anlayışından faydalanıyor. Güzel sanatlar pazarı yatırımcıların portföylerini yeniden dengelemesiyle büyüme patikasına geri dönüyor. Buna karşılık lüks varlıklar kategorisi görece daha zayıf seyrediyor. Bu kategoride lüks otomobiller, elektrikli araç dönüşümünün etkisiyle baskı altında kalmayı sürdürüyor. Şarap ve alkollü içki kategorilerinde tüketim sıklığının azalması ve alkolsüz alternatiflere yönelim nedeniyle yavaşlama yaşanıyor. Tasarım ve mobilya kategorileri ise pandemi sonrası biriken talebin azalması ve emlak piyasalarındaki durgunluk nedeniyle ivme kaybediyor. Kişisel Lüks Ürünlerde Kademeli Toparlanma Bekleniyor Kişisel lüks ürünler pazarı 2025 yılında 358 milyar euro seviyesine gerilerken, 2026 yılında yeniden büyüme patikasına girmesi bekleniyor. Bain’in temel senaryosuna göre pazarın yüzde 2 ila yüzde 4 arasında büyüyerek 365-373 milyar euro büyüklüğüne ulaşması öngörülüyor. Yüzde 70 olasılık verilen bu senaryo; Orta Doğu’daki istikrarın sürmesi, yerel tüketimin güçlü kalması ve Çin pazarındaki toparlanmanın devam etmesi varsayımlarına dayanıyor. Daha iyimser senaryoda (yüzde 20 olasılık) büyümenin yüzde 4 ila yüzde 6’ya çıkması mümkün görülürken, bu durum jeopolitik gerilimlerin azalmasına, ABD pazarındaki ivmenin güçlenmesine ve Çin’in daha hızlı toparlanmasına bağlı bulunuyor. Daha olumsuz senaryoda (yüzde 10 olasılık) ise büyümenin yüzde 0 ila yüzde 2 seviyesinde kalabileceği belirtiliyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde (geçen yılın aynı dönemine göre cari kurla yüzde 3 ila yüzde 5 daralma) zayıf bir performans görülse de makroekonomik ve jeopolitik baskıların hafiflemesiyle ikinci çeyrekte koşulların kademeli olarak iyileşmesi bekleniyor. Lüks oyuncularının yaklaşık yüzde 60'ı şimdiden 2025'in ilk çeyreğindeki performansını geride bırakmış durumda. Ayrıca, 2025 yılına damgasını vuran geniş performans farkı da geçen yılın öne çıkan markalarının ivme kaybetmesi ve geride kalan oyuncuların toparlanmasıyla daralmaya başlıyor. Coğrafyalarda Üç Farklı Hız Bölgesel görünüm, Amerika kıtasının güçlü büyüme performansına karşın Avrupa ve Orta Doğu'nun genel büyümeyi aşağı çekmesiyle lüks pazarında belirgin bir ayrışmaya işaret ediyor. ABD’de hazır giyim, mücevher ve daha sınırlı ölçüde güzellik kategorilerinde harcamalar artış gösteriyor. ABD merkezli lüks markalar, dolar kurundaki dalgalanmaların etkisi hariç tutulduğunda, 2026’nın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 10-15 büyüme kaydetti. 35 yaş altındaki tüketiciler büyümenin başlıca itici gücü olurken, lüks harcamaları 35 yaş ve üzerindeki tüketicilere kıyasla yaklaşık 4 yüzde puan daha hızlı artıyor. Üst orta gelir grubundaki haneler ise lüks harcamalarını yüksek gelir grubuna kıyasla yaklaşık iki kat daha hızlı artırıyor. Bu durum, pazarın tüketici tabanını genişletmeyi başardığına işaret ediyor. Çin’de toparlanma devam ediyor. Çevrim içi lüks satışlar ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 25-35 arttı. Tüketiciler, deri ürünlere kıyasla hazır giyim kategorisine yaklaşık iki kat daha fazla yönelirken, statü odaklı satın alımlardan uzaklaşıp aidiyet duygusunu ve kendini ifade etmeyi öne çıkaran tercihlere yöneliyor. Japonya ise özellikle Çinli turist sayısındaki azalma nedeniyle turizm trafiğinde yaşanan yavaşlamanın etkisiyle ivme kaybediyor. Avrupa, sektörün en zayıf halkası olarak öne çıkıyor. Şubat ayında uluslararası turist harcamaları yaklaşık yüzde 20 gerilerken, Orta Doğulu ziyaretçi sayısındaki düşüş dikkat çekti. Körfez bölgesi tüketici tabanı yılın ilk aylarında yüzde 15-25 arasında küçüldü. Bununla birlikte Mayıs ayındaki vergi iadesi verileri, Amerikalı, Çinli ve Orta Doğulu turistlerin harcamalarında yeniden artış yaşandığını gösteriyor. Bu durum Avrupa ve Körfez bölgesinde toparlanmanın başlayabileceğine işaret ediyor. Kategoriler ve Satış Kanalları Yeniden Şekilleniyor Mücevher kategorisi büyümenin lideri konumunda bulunurken, hazır giyim, gözlük ve parfüm kategorileri de güçlü performans sergiliyor. Kozmetik kategorisi geride kalırken, deri ürünler ve ayakkabılarda baskı sürse de toparlanma sinyalleri görülüyor. Saat kategorisinde ise koleksiyoncular artık popülerlikten çok işçilik kalitesi ve nadirliğe odaklanıyor. Bu eğilim ikinci el pazarını da destekliyor. Özellikle vintage çantalara yönelik çevrim içi aramalar son bir yılda iki katın üzerinde arttı. Bugün lüks tüketicilerin yaklaşık yarısı yeni bir ürün satın almadan önce ikinci el seçenekleri değerlendiriyor. Satış kanalları genel olarak yatay bir seyir izlese de, kendi içinde önemli değişimler yaşanıyor. Tek markalı mağazalar deneyim odaklı yapısını korurken satış hacmi baskı altında kalıyor. Seyahat perakendesi toparlanmasını sürdürse de, özellikle Körfez bölgesinde dalgalı bir görünüm sergiliyor. Çok markalı perakendeciler, markaların geri çekilmesi ile tüketici talebi arasında denge kurmaya çalışırken, markaların doğrudan çevrim içi satış kanalları ise doğrudan tüketiciye yönelik dağıtım üzerindeki kontrollerini artırmalarıyla istikrar kazanıyor. Yapay Zekâ Lüks Tüketici Yolculuğunu Dönüştürüyor Yapay zekâ, tüketicilerin lüks markaları keşfetme, karşılaştırma ve satın alma kararlarını doğrulama süreçlerinde giderek daha önemli bir rol oynuyor. Araştırmaya göre lüks tüketicilerin yaklaşık yarısı alışveriş yolculuklarında yapay zekâ kullanıyor ve neredeyse tamamı bunu sürdürmeyi planlıyor. Tüketicilerin dörtte biri marka ve ürün keşfi için yapay zekâdan yararlanırken, üçte ikisi ürün karşılaştırmalarında yapay zekâyı kullanıyor. Bain’e göre yapay zekâ çağında görünürlük ve alaka düzeyini sağlayamayan markalar, tüketicilerin karar süreçlerinden dışlanma riskiyle karşı karşıya kalacak. Spor Sponsorluğu Yeni Bir Marka İnşa Alanına Dönüşüyor Bugün küresel lüks pazarının değerinin yüzde 80’inden fazlası, son 12 ay içinde en az bir spor organizasyonuna sponsorluk yapmış markalardan oluşuyor. Spor sponsorlukları henüz doğrudan satış artışından çok, kültürel görünürlük, marka itibarı ve tüketici nezdinde anlam yaratma amacıyla kullanılıyor. Deneyim Odaklı Lüks: Yeni Formatlarla Lüks Yeniden Tanımlanıyor Deneyim odaklı lüks anlayışı, duygusal ve amaç odaklı deneyimlere yöneliyor. Yemek, eğlence ve seyahat kategorilerindeki sürükleyici deneyim rezervasyonları geçen yıla göre yüzde 30 arttı. Geleneksel turizm destinasyonlarının dışındaki seyahatlere ilgi yüzde 20 yükselirken, çok kuşaklı seyahatler de dikkat çekiyor. Z kuşağının yaklaşık yarısı marka tercihlerinin aileleri tarafından şekillendiğini belirtiyor. Araştırmanın ortak yazarlarından Bain & Company EMEA Moda ve Lüks Ürünler Lideri Federica Levato, “Lükse yönelik iştah güçlü kalmaya devam ediyor. Ancak tüketicilerin hayal kırıklığı yaratan ürün ve deneyimlere tahammülü giderek azalıyor. Lüks tüketimden uzaklaşan müşterilerin yüzde 70’inden fazlası geri dönmeyi planlıyor ancak aynı markalara dönmeleri gerekmiyor. Kritik soru, markaların tüketicilerin geri döndüğü anda tercih edilecek kadar güçlü bir anlam ve yapay zekâ çağında yeterli görünürlük oluşturup oluşturamadıklarıdır” dedi. Kazanan Markalar Anlam Yaratanlar Olacak Bain’in analizine göre lüksün tüketiciler açısından anlamı değişiyor. Toplumsal statü ve başkalarının onayı yerine, bireysel tatmin ve kendini gerçekleştirme ön plana çıkıyor. Lüks artık insanların neye sahip olduğunu değil, nasıl yaşadığını tanımlayan bir kavrama dönüşüyor. Elitizmden başlayıp aspirasyon ve kendini ifade etme aşamalarından geçen lüks anlayışı, bugün “iyi yaşamak” kavramı etrafında yeniden şekilleniyor. Bu yeni dönemde Bain, markalar için üç temel öncelik tanımlıyor: Uzun yaşam, doğayla bütünleşme ve keşif odaklı sürükleyici deneyimler sunmak, Farklı topluluklar için kültürel açıdan anlamlı ve ilgili kalmak, Yapay zekâ destekli yaratıcılık ve kişiselleştirme araçlarıyla müşterilerin marka hikâyesinin ortak yazarı olmasını sağlamak. Sonuç olarak, lüks sektörünün geleceği artık yalnızca ürünlerle değil; anlam, deneyim, kültürel bağ ve yapay zekâ çağındaki görünürlükle şekillenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci El Araç Satışında Yapay Zeka Dönemi Başladı Haber

İkinci El Araç Satışında Yapay Zeka Dönemi Başladı

Dijitalleşmenin hız kazandığı ikinci el otomotiv sektöründe yapay zeka destekli teknolojiler ise fiyatlandırma süreçlerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Türkiye'de ikinci el araç satış süreçlerini teknolojiyle dönüştürmeyi hedefleyen Otoboom, geliştirdiği altyapı sayesinde araçların piyasa değerinin belirlenmesi sürecini, geniş veritabanlarından elde edilen verileri yapay zekâ desteğiyle analiz ederek destekliyor. Sistem; marka, model, kilometre, yaş, donanım özellikleri, bölgesel talep, ilan trendleri ve piyasa hareketleri gibi birçok değişkeni değerlendirerek araç sahiplerine daha gerçekçi ön fiyat önerileri sunuyor. Hızlı, Şeffaf ve Güvenilir Satış Deneyimi İkinci el araç satışında en büyük sorunlardan biri olan fiyat belirsizliğini azaltmayı amaçlayan Otoboom, araç sahiplerinin satış süreçlerini daha hızlı ve kolay şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor. Kullanıcılar platform üzerinden araç bilgilerini paylaşarak ön değerlendirme alabiliyorlar. Uzman ekip tarafından gerçekleştirilen kontrollerin ardından ise kendilerine araçları için fiyat teklifi sunuluyor. Araç sahiplerinin ilan yönetimi, alıcı görüşmeleri ve satış operasyonlarıyla vakit kaybetmeden araçlarını değerlendirebildiği sistem, ikinci el araç satışında şeffaf ve güvenilir bir deneyim sunuyor. Verinin Gücü Otomotiv Sektörünü Dönüştürüyor Küresel ölçekte otomotiv sektöründe yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte veri temelli karar alma süreçleri de önem kazanıyor. Özellikle ikinci el araç pazarında doğru fiyatlandırma, satış hızını ve müşteri memnuniyetini doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Otoboom Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “İkinci el araç satışında en kritik noktalardan biri doğru fiyatlandırma. Geleneksel yöntemlerde kişisel yorumlar ve sınırlı piyasa bilgileri etkili olurken, bugün teknolojinin sunduğu imkanlarla çok daha kapsamlı analizler yapmak mümkün hale geldi. Otoboom olarak yapay zeka destekli metodolojimiz ve geniş veri kaynakları ile çalışan altyapımız sayesinde piyasa dinamiklerini anlık olarak değerlendiriyor, araç sahiplerine veriye dayalı fiyatlama desteğiyle daha verimli bir satış süreci sunuyoruz. Amacımız ikinci el araç satışını daha hızlı, şeffaf ve herkes için daha güvenilir hale getirmek.” Teknoloji Destekli İkinci El Araç Ekosistemi İstanbul ve Ankara'da faaliyetlerine başlayan Otoboom, ikinci el araç satış süreçlerini dijitalleştiren teknolojik altyapısıyla kullanıcı deneyimini geliştirmeyi hedefliyor. Yapay zeka destekli değerleme sistemleri, uzman inceleme süreçleri ve operasyonel destek hizmetleriyle araç sahiplerinin satış süreçlerini kolaylaştıran platform, ikinci el otomotiv sektöründe güven odaklı yeni bir yaklaşım sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Tatili Yolculuklarında Şarj Planı Öne Çıktı Haber

Yaz Tatili Yolculuklarında Şarj Planı Öne Çıktı

TÜİK verilerine göre, 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobiller arasında hibrit ve elektrikli araçların toplam payı yüzde 50,6’ya ulaştı. VavaCars Ticari Grup Başkanı Serdıl Gözelekli, elektrikli araçlarda rota ve şarj planlamasının önemini koruduğunu, hibrit araçların ise kullanım esnekliğiyle tüketici tercihlerinde güçlü bir alternatif olarak öne çıktığını belirtiyor. Türkiye’nin önde gelen online ikinci el araç platformlarından VavaCars, yaz döneminde artan şehirler arası seyahat planlarıyla birlikte elektrikli ve hibrit araçlara yönelik değişen beklentileri değerlendirdi. TÜİK verilerine göre, 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde trafiğe kaydı yapılan elektrikli otomobiller geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,8 artarak 70.554 adede, hibrit otomobiller ise yüzde 0,8 artarak 123.159 adede ulaştı. Aynı dönemde benzinli otomobiller yüzde 24,5 gerileyerek 155.526 adede, dizel otomobiller ise yüzde 28,7 gerileyerek 29.753 adede indi. Bu tablo, araç tercihlerinde elektrikli ve hibrit modellere yönelik ilginin artmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Elektrikli araç sayısı artıyor, şarj ağı genişliyor EPDK’nın Nisan 2026 Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri’ne göre, Türkiye’de toplam elektrikli araç sayısı Nisan 2026 itibarıyla 427.486’ya ulaştı. Elektrikli araç sayısındaki artışa paralel olarak ticari faaliyet yürüten toplam şarj soketi sayısı da 43.009 oldu. Bu soketlerin 24.468’i AC, 18.541’i ise DC hızlı şarj noktalarından oluştu. Şarj soketi sayısındaki bu artış, elektrikli araç kullanımını destekleyen altyapının büyümeye devam ettiğini gösteriyor. Özellikle DC hızlı şarj noktalarının artışı, şehirler arası yolculuklarda şarj süresi ve rota planlaması açısından daha fazla önem kazanıyor. Uzun yol planlarında hızlı şarj noktaları önem kazanıyor Elektrikli araç kullanıcıları için uzun yol deneyiminde yalnızca menzil değil, rota üzerindeki hızlı şarj noktalarının erişilebilirliği de belirleyici hale geliyor. Sürüş süresi, şarj molaları ve bekleme süreleri birlikte ele alındığında, DC hızlı şarj noktalarının konumu yolculuk planlamasında belirleyici unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle yaz aylarında şehirler arası seyahat planı yapan kullanıcıların, yola çıkmadan önce rota üzerindeki şarj noktalarını ve hızlı şarj imkânlarını kontrol etmesi önem taşıyor. EPDK verilerine göre DC şarj noktası sayısı Nisan 2025’te 12.265 iken Nisan 2026’da 18.541’e ulaştı. DC hızlı şarj noktalarındaki bu artış, elektrikli araçların şehir içi kullanımın yanı sıra uzun yol planlarında da günden güne daha fazla tercih edilebilir bir alternatif haline gelmesini destekleyen önemli göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Daha yüksek güç kapasitesine sahip ultra hızlı şarj noktalarının yaygınlaşmaya başlaması ise daha kısa sürede şarj imkânı sunarak elektrikli araçların uzun yolculuklarda daha pratik ve planlanabilir şekilde kullanılmasına katkı sağlıyor. Şarj kullanımı büyük şehirlerde yoğunlaşıyor EPDK’nın Nisan 2026 verileri, şarj istasyonlarındaki elektrik tüketiminin büyük şehirlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Nisan ayında şarj istasyonlarındaki elektrik tüketiminde İstanbul yüzde 31,87 payla ilk sırada yer aldı. İstanbul’u yüzde 15,26 ile Ankara, yüzde 5,85 ile İzmir, yüzde 4,99 ile Bursa ve yüzde 3,59 ile Antalya takip etti. Bu veriler, elektrikli araç kullanımının büyük şehirlerde ve yoğun seyahat hareketliliğine sahip bölgelerde daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor. “Tüketici tercihlerinde elektrikli ve hibrit araçlar güçleniyor” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan VavaCars Ticari Grup Başkanı Serdıl Gözelekli, şunları söyledi: “Elektrikli ve hibrit araçlara yönelik ilgi artık yalnızca şehir içi kullanım veya yakıt ekonomisiyle sınırlı değil. TÜİK verilerine göre, hibrit ve elektrikli otomobillerin trafiğe kaydı yapılan otomobiller içindeki toplam payının yüzde 50’nin üzerine çıkması, tüketici tercihlerindeki dönüşümün giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor. Elektrikli araçlarda rota ve şarj planlaması önemini korurken, hibrit araçlar da kullanım esnekliğiyle güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigortayeri ile Borusan Next Stratejik İş Birliği Gerçekleştirdi Haber

Sigortayeri ile Borusan Next Stratejik İş Birliği Gerçekleştirdi

Türkiye’nin en büyük finansal teknoloji ekosistemlerinden Aktif Bank ailesinin bir parçası olan Sigortayeri.com, bu iş birliğiyle Borusan Next kullanıcılarının araç satın alma sürecinde sigorta işlemlerine hız ve kolaylık kazandırıyor. Kullanıcılar, farklı sigorta şirketlerinden gelen teklifleri aynı ekran üzerinden karşılaştırarak zamandan tasarruf ederken, tüm süreci Sigortayeri’nin güvenli ve hızlı altyapısı üzerinden tamamlayabilecek. Kullanıcı deneyimini merkeze alan bu entegrasyon sayesinde, araç alım sürecinin en kritik adımlarından biri olan sigorta poliçesi, artık karar anında zahmetsiz bir şekilde oluşturulabilecek. Ali Gülcan: “Kullanıcıların hayatını kolaylaştıran yeni nesil çözümler sunuyoruz” Sigortayeri Genel Müdürü Ali Gülcan, iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “Borusan Next ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, araç alım sürecini baştan sona kullanıcı dostu kılma vizyonumuzun önemli bir adımı. Kullanıcıların trafik ve kasko sigortası işlemlerini pratik, kolay ve anlaşılır bir yapıya taşıyoruz. Yerinde ve anında sunulan sigorta teklifleri, kullanıcıların ihtiyaç duydukları poliçeye tek ekrandan hızlıca ulaşmalarına olanak tanıyor. ‘Herkesin Sigortayeri’ olma vizyonumuz doğrultusunda yeni hizmetlerle kullanıcılarımızın hayatını kolaylaştırmaya devam edeceğiz.” Borusan Otomotiv Kullanılmış Oto Platformu Genel Müdürü İlker Baydar, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Borusan Next olarak, ikinci el araç alım sürecini yalnızca güvenli değil; aynı zamanda zahmetsiz ve bütüncül bir deneyime dönüştürmeyi hedefliyoruz. Sigortayeri ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği sayesinde kullanıcılarımız, araç satın alma anında trafik ve kasko sigortası tekliflerine hızlı ve kolay bir şekilde ulaşarak karar süreçlerini tek platform üzerinden tamamlayabilecek. İş ortaklıklarımızı, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran ve deneyimi uçtan uca iyileştiren çözümler üretmek amacıyla kurguluyoruz. Amacımız, müşterilerimize sadece bir araç değil; güvenli, hızlı ve entegre bir mobilite deneyimi sunmak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü İkinci Eli Tetikliyor Haber

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü İkinci Eli Tetikliyor

Türkiye’de elektrikli araç pazarı son yıllarda güçlü bir büyüme trendine girdi. 2022 yılında yüzde 1,2 olan pazar payı, 2023’te yüzde 6,8’e, 2024’te yüzde 10,1’e ve 2025’te yüzde 17,5’e yükselirken, 2026 ilk çeyrek itibarıyla yüzde 18 seviyesine ulaştı. Bu büyümenin etkileri, henüz görece düşük paylara sahip olsa da ikinci el elektrikli araç pazarında da hissedilmeye başlandı. Türkiye’de ikinci el araç pazarına yenilikçi bir yaklaşım kazandıran 2PLAN’ın İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, elektrikli araç pazarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Elektrikli araç parkının 400 bin seviyesine yaklaştığını belirten Ülgür, “ÖTV avantajları ve kredi teşvikleri bu büyümede önemli rol oynadı. Bu gelişmeler, ikinci el elektrikli pazarını da doğal olarak besliyor.” değerlendirmesinde bulundu. Ülgür, ikinci elde fiyatlama konusundaki belirsizliklerin, kurumsal oyuncuların artması ve ekspertiz altyapısının gelişmesiyle birlikte azaldığını, pazarda güvenin hızla oluştuğunu ifade etti. 2PLAN olarak yalnızca ticaret tarafında değil, sektörün bilgi tarafında da aktif olduklarını vurgulayan Ülgür, düzenledikleri konferans ve fuarlarla tüketicilerin ikinci el elektrikli araçlara yönelik soru işaretlerini gidermeyi hedeflediklerini kaydetti. “İlgi artık ‘bakayım nasılmış’ seviyesinin ötesine geçti” Orhan Ülgür, elektrikli araçlara ilişkin tüketici davranışında önemli bir kırılım yaşandığına dikkati çekerek, “İlgi artık ‘bakayım nasılmış’ seviyesinin ötesine geçti, kullanıcılar deneyimlemeye başladı.” dedi. Talebi artıran başlıca unsurların düşük yakıt maliyet, kullanım giderlerindeki avantaj ve teknolojik deneyim olduğunu ifade eden Ülgür, şarj altyapısındaki gelişmelerle menzil ve şarj süresi konusundaki soru işaretlerinin azaldığını söyledi. 2PLAN portföyünde elektrikli araçlara olan talebin yükseldiğini de belirten Ülgür, bu araçların daha hızlı alıcı bulduğunu ve özellikle akaryakıt fiyatlarındaki artış sonrası tüketicinin daha bilinçli tercihler yaptığını vurguladı. Bu alanda uzmanlık gereksiniminin arttığına ve tüketicilerin kurumsal firmalarla ilerlemesinin önemine değinen Ülgür, 2PLAN olarak elektrikli araçlara özel ekspertiz altyapısı ve E-Plan güvence paketleriyle satış sonrası süreçleri de desteklediklerini kaydetti. “Petrol fiyatları elektrikliye geçişte tek başına belirleyici değil” Orhan Ülgür, artan petrol fiyatlarının elektrikli araçlara yönelimi desteklediğini ancak tek başına belirleyici olmadığını vurgulayarak, elektrik fiyatları, vergi politikaları ve şarj altyapısının da bu dönüşümde kritik rol oynadığını belirtti. İstanbul Etiler’de 50.000 metrekarelik ve İzmir Balçova’da 30.000 metrekarelik alanlarda hizmet veren 2PLAN Terminaller, geniş ürün yelpazesi ve kurumsal hizmet anlayışıyla müşterilerine güvenli bir alım-satım deneyimi sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi Yoğun Katılımla Gerçekleşti Haber

Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi Yoğun Katılımla Gerçekleşti

E-ticaret sektörünün gelişiminde kritik rol oynayan lojistik süreçlerin, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarının geniş bir perspektifle ele alındığı zirvede, yapay zekânın sağladığı verimlilik artışıyla birlikte şeffaflık ve esneklik vurgusu öne çıktı. T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde, İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından; DEİK/Lojistik İş Konseyi ve DEİK/Dijital Teknolojiler İş Konseyi ile Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) destekleriyle düzenlenen ‘Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi’, Grand Cevahir Hotel Convention Center'da gerçekleşti. Zirvenin en dikkat çeken oturumlarından biri olan “E-Ticaretin Geleceği ve Fırsatlar”, Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarının üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. PTTAVM CEO’su & ETİD Başkanı Hakan Çevikoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda; n11 CEO’su Nihal Dindar Akın, Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, Yepy Genel Müdürü Hakan Orhun, Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, Pazarama CEO’su Mehmet Bülent Kutacun yer aldı. n11 CEO’su Nihal Dindar Akın: “Esneklik ve şeffaflık da en az hız kadar önemli” E-ticarette tüketicilerin kargo şirketlerinden beklentileri ve pazar yeri satıcılarının lojistik satıcılardan beklentileri ile ilgili konuşan n11 CEO’su Nihal Dindar Akın, hızın tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, “Herkesin aklındaki ilk cevap hız. Ancak hız tek başına belirleyici değil; esneklik ve şeffaflık da en az hız kadar önemli” dedi. Deloitte’un yaptığı araştırmanın sonuçlarına ilişkin verileri paylaşan Akın, “Tüketicilerin yüzde 70’inden fazlası teslimat zamanını kendisi seçmek istiyor. Yüzde 60’tan fazlası ise kargosunu anlık olarak takip ediyor” ifadelerini kullandı. Akın ayrıca, “2026 yılında bizim hâlâ lojistiğe dair en çok aldığımız soru ‘Kargom nerede?’ Burada kullanıcıların beklentilerini doyurmak ve tatmin etmenin lojistik sağlayıcılar için çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Satıcı tarafındaki önceliklere de değinen Akın, “Satıcıların en kritik beklentisi maliyet. Yüzde 50’den fazlası kargo maliyetlerini büyümenin önünde engel olarak görüyor” ifadelerini kullandı. Sorunsuz teslimat ve kampanya dönemlerindeki operasyonel başarıya da dikkat çeken Akın, bu süreçlerde lojistik performansının memnuniyeti doğrudan etkilediğini belirtti. Yapay zekânın sektördeki rolüne de değinen Akın, “Kullanıcıların beklediği hız, şeffaflık ve esnekliği sağlamak için yapay zekâ artık bir tercih değil, zorunluluk. Maliyet avantajı sağlamaktan operasyonları optimize etmeye kadar birçok alanda yapay zekâdan faydalanıyoruz” dedi. Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan: “Yapay zekâ, tüm e-ticaret ekosistemine çok önemli bir verim artışı fırsatı getirdi” Yapay zekanın günümüzde global operasyonlarda oynadığı rolü vurgulayan Trendyol Grubu CEO'su Erdem İnan, şu ifadeleri kullandı: "Trendyol olarak, 36 ülkede 10'un üzerinde farklı dildeki operasyonlarımızda yapay zekayı uçtan uca kullanıyoruz. Yapay zekanın yeni dalgası agentic iş akışları da satıcılarımızın tüm sorularını anında yanıtlıyor ve hangi ürüne nasıl bir kampanya yapılabileceğini tavsiye ediyor. KOBİ'lerimiz de bu kampanya tavsiyelerini hızlı bir şekilde uygulayabiliyor. Yapay zekanın tüm e-ticaret ekosistemine çok önemli bir verim artışı fırsatı getirdiğini görüyoruz, bunu çok iyi değerlendirmeliyiz." Yepy Genel Müdürü Hakan Orhun: “Yıllık yaklaşık 5 milyon cep telefonunun yenilenme potansiyeli olduğunu görüyoruz” Zirve'de konuşan Yepy ve İkinci El Alışverişten Sorumlu Genel Müdür Hakan Orhun, Türkiye'de ikinci el pazarının, ekonomik ve çevresel farkındalığın birleşmesiyle yerleşik bir tüketici davranışı haline geldiğinin altını çizerek; "KONDA ile hazırladığımız araştırma, her iki kişiden birinin son bir yılda ikinci el alışveriş yaptığını ortaya koyuyor ve bu tablo zorunlu bir düzenlemenin değil, milyonlarca bireysel tercihin ürünü. Yepy markamızla teknoloji ürünlerinin kullanım ömrünü uzatarak hem ülke ekonomisine hem de bireylerin satın alma gücüne katkı sağlıyoruz. Bu alanda yıllık yaklaşık 5 milyon cep telefonunun yenilenme potansiyeli olduğunu görüyoruz." dedi. Tüm sektörlerin gündeminde yer alan yapay zekâ üzerine 2018'den bu yana çalıştıklarını belirten Orhun, "Özellikle ikinci el ürünlerin lojistik süreçlerinde sağlanan verimlilik ve hizmet kalitesindeki artış, kullanıcı memnuniyetine doğrudan yansıyor. Bu gelişim, kullanıcıların ikinci el ve yenilenmiş ürünlere yönelimini daha da güçlendirecektir" açıklamasını yaptı. Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver: “Olası bir aksamayı daha yaşanmadan yapay zekâ ile öngörüp önlem alıyoruz” Yemeksepeti olarak 25’inci yıllarını kutladıkları söyleyen Çalapöver, “Kendimizi sektörün sadece kurucusu değil, öncüsü ve lideri olarak görüyoruz. Bizim işimiz 'hızlı ticaret' (Quick-Commerce). Talebin oluştuğu andan itibaren fiziksel ürünlerin A noktasından B noktasına hızlı bir şekilde iletilmesi, yani ihtiyaç oluştuğu an dakikalar içinde orada olmanız büyük önem taşıyor. Hızlı ticarette teslimat süreleri ve bu sürenin öngörülebilirliği çok kritik. Zaman içinde gördük ki öngörülebilirlik, müşteri memnuniyetinin tam merkezinde yer alıyor” dedi. Bir işte teslimat kısmının önemine değinen Çalapöver, “işin teslimat kısmını uçtan uca kontrol edemezsek büyümeye devam etmemiz mümkün değil. Çünkü lojistiği başkasına bıraktığınızda hızı ve kaliteyi garanti edemiyorsunuz. İşte kendi lojistik ağımız olan Yemeksepeti Express'i kurmamızın, kendi teslimat işimizi yapmaya ve müşteri deneyimini yönetmeye başlamamızın sebebi buydu. Bunun sonucunda müşteri memnuniyeti gözle görülür şekilde arttı ve operasyonlarımızda öngörülebilir bir yapı ortaya çıktı. Müşterilerimize siparişlerinin 20 dakika sonra evlerinde olacağını taahhüt ettiğimizde, bu sözün gerçekleşmesi operasyonlarımızın en önemli yapı taşlarından biri oldu. Bugün operasyonumuzun kalbinde yapay zekâ var. Lojistik ve teslimat tarafında milyonlarca verinin saniyeler içinde işlenmesi ve değerlendirilmesi hayati önem taşıyor. Bir Delivery Hero iştiraki olarak, özellikle son dönemde teslimat süreçlerimizde yapay zekâyı aktif bir şekilde kullanıyoruz. Bir kuryenin restorana varması için gereken o kritik 7-8 dakikayı; milyonlarca veriyi işleyerek, trafiği ve hava durumunu hesaplayarak optimize ediyoruz. Olası bir aksamayı daha yaşanmadan yapay zekâ ile öngörüp önlem alıyoruz. Bu teknoloji olmasa, günde yüz binlerce siparişi bu hızda, bu kusursuzlukta yönetmemiz hayal olurdu. Bugün 100 binden fazla üye iş yerimiz ve 45 binden fazla kurye iş ortağımız bulunuyor. Kurduğumuz bu ekosistem gerçekten çok büyük; ancak önümüzde gideceğimiz daha çok yol var. Yapay zekâyı süreçlerimize daha fazla entegre ettikçe, bunun büyümemize olan etkisinin çok daha güçlü olacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Pazarama CEO’su Mehmet Bülent Kutacun: Hedefimiz, müşterilerimize daha kişiselleştirilmiş, akıllı ve güvenli bir alışveriş deneyimi sunmak” Kutacun, panelde yaptığı konuşmada e-ticareti yalnızca ürün alım-satım süreci olarak görmediklerini belirterek, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına tek noktadan çözüm sunan bütüncül bir deneyim tasarladıklarını ifade etti. Pazarama’nın; finansal hizmetlerden seyahate, sigortadan günlük ihtiyaçlara uzanan çoklu servis yapısıyla konumlandığını vurgulayan Kutacun, bu yaklaşımın markayı klasik pazaryeri anlayışının ötesine taşıdığını söyledi. Büyümeyi yalnızca işlem hacmiyle değil, sunulan değeri genişleterek sürdürmeyi hedeflediklerini belirten Kutacun, yapay zekâyı bu dönüşümün merkezine yerleştirdiklerini dile getirdi. Yeni nesil “agentic commerce” yaklaşımına da değinen Kutacun, “Hedefimiz, yapay zekânın yalnızca öneri sunan değil, kullanıcı adına aksiyon alabilen bir yapıya evrildiği yeni nesil ‘agentic commerce’ dünyasında, Pazarama’yı hayatı kolaylaştıran dijital bir temsilciye dönüştürmek. Müşterilerimize daha kişiselleştirilmiş, akıllı ve güvenli bir alışveriş deneyimi sunmaktır.” dedi. E-ticaretin omurgası lojistik: Stratejik yaklaşımlar sahnede UND İcra Kurulu Başkanı Alper Özel’in moderatörlüğünde gerçekleşen “E-ticarette Lojistiğin Önemi ve Geleceği” oturumunda Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık, DHL Express Türkiye CEO’su Volkan Demiroğlu, HepsiJET CEO’su Atilla Alver, Widect CEO’su Enes Yılmaz, Aras Global CEO’su Ramazan Altınay, Arvato Türkiye & BAE Genel Müdürü Umur Özkal e-ticaretin lokomotifi olan lojistiğe dair stratejik yaklaşımları ve sektörün gelişiminde kritik rol oynayan ana trendleri çok boyutlu bir perspektifle değerlendirdi. Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık: “Lojistiği markalar için rekabet avantajı yaratan bir değer alanına dönüştürüyoruz” Panelde yaptığı konuşmada e-ticaretin geldiği noktada rekabetin yalnızca ürün ve fiyatla değil, sunulan deneyimin kalitesiyle de şekillendiğini söyleyen Özkocacık, “Tüketici artık siparişin ne kadar hızlı, sorunsuz ve kişiselleştirilmiş bir şekilde ulaştığına odaklanıyor. Bu yeni dönemde lojistik, operasyonel bir destek fonksiyonunun ötesine geçerek doğrudan müşteri deneyimini belirleyen stratejik bir alan haline geliyor. Horoz Lojistik olarak biz de bu dönüşümü; depolamadan sipariş yönetimine, entegrasyondan iade süreçlerine kadar tüm aşamaları kapsayan uçtan uca “e-ticaret enabler” modelimizle destekliyoruz. Veri odaklı altyapımız ve entegre operasyon kabiliyetimiz sayesinde markaların daha hızlı, daha esnek ve sürdürülebilir büyüme elde etmesine katkı sağlarken, lojistiği markalar için rekabet avantajı yaratan bir değer alanına dönüştürüyoruz. Bu kapsamda, E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi gibi sektörün farklı paydaşlarını bir araya getiren platformların; dönüşümün ortak akılla şekillenmesi ve yeni iş birliklerinin gelişmesi açısından önemli bir rol üstlendiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. DHL Express Türkiye CEO'su Volkan Demiroğlu: “Türkiye’nin sınır ötesi ticaretteki potansiyeline inanıyoruz” E-ticaretin yükselişiyle birlikte lojistik sektörünün kapsamlı bir dönüşümden geçtiğini vurgulayan DHL Express Türkiye CEO'su Volkan Demiroğlu, “Türkiye’de e-ticaretin büyümesi, lojistik sektörünü yalnızca operasyonel anlamda değil, stratejik ve teknolojik açıdan da yeniden şekillendiriyor. Biz DHL Express olarak, 220’den fazla ülke ve bölgeyi kapsayan global ağımızdan aldığımız güçle bu dönüşümün merkezinde yer alıyoruz. Müşterilerimizin hız ve esneklik beklentilerine yanıt verebilmek için operasyonlarımızı ve hizmet ağımızı sürekli geliştiriyoruz. DHL Group bünyesindeki tüm şirketlerle entegre çalışarak güçlü bir sinerji yaratıyor; dijital çözümlerimiz ve yapay zekâ destekli operasyonlarımızla müşterilerimize hızlı, esnek ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunuyoruz. Türkiye’nin sınır ötesi ticaretteki potansiyeline inanıyor, özellikle KOBİ’lerimizin global pazarlara erişimini kolaylaştırarak ülkemizin ticaret hacmine değer katmayı sürdürüyoruz” dedi. HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver: “Teknoloji odaklı çözümlerimiz bugünden öte yarının lojistik ihtiyaçlarını karşılayacak” E-ticaret lojistiğinde yapay zekanın yarattığı etkiye değinen HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver, “Yapay zekanın e-ticaret lojistiğinde yarattığı dönüşüm artık bugünün gerçeği. HepsiJET olarak çok araçlı rota optimizasyonundan süreç otomasyonuna kadar yapay zekayı merkeze alan yenilikçi yaklaşımımızla bu dönüşümüne kendi alanımızda öncülük ediyoruz. Sektörde bizlerin ve diğer markalarımızın teknoloji odaklı çözümleri bugünden öte yarının lojistik ihtiyaçlarını karşılayacak. Özellikle COVID’in de etkisiyle müşteri davranışları çok ciddi anlamda değişti ve e-ticaretin toplam ticaret içerisindeki oranı her geçen gün arttı. Bundan 5-10 sene önceki e-ticaret müşterisinin beklentisiyle bugünkü beklenti arasında gerçekten inanılmaz farklar var. Biz de bu beklentileri karşılayarak aslında sektörün büyümesine e-ticaretin büyümesine destek olmaya çalışıyoruz. Müşterinin fiziki olarak ürünü elde etmesiyle alakalı kısım oldukça önemli ve kıymetli bir kısım. Kargom nerede kısmı gerçekten çok kritik. Oradaki memnuniyet ya da memnuniyetsizlik aslında son tüketicinin e-ticarette kalıp kalmayacağını, frekansının ne seviyede olup olmayacağını belirleyen bir konu. Dolayısıyla müşteri için buna çok kafa yoruyoruz, anlamaya çalışıyoruz. Sektörün paydaşlarını bir araya getiren bu değerli zirvede, Türkiye'nin e-ticaret ekosistemini ve lojistik altyapısını küresel standartların ötesine taşımak için kritik bir ortak akıl platformu sunuyor. Etkinliğin hayata geçmesinde katkıda bulunanlara teşekkür ediyoruz” dedi. WIDECT CEO’su Enes Yılmaz: “Büyümenin devam edeceğini görüyoruz” Panelde lojistik ve uçuş maaliyetleri hakkında konuşan WIDECT CEO’su Enes Yılmaz, “Pandemiyle beraber aslında yurt içi e-ticaret çok arttı. Pandemi döneminde domestic bütün dünyadaki ülkeler kendi içindeki e-ticareti arttı, insanlar e-ticarete daha alışkın hale geldiler, e-ticareti hayatlarının her anına dahil ettiler. Ancak bu dönemde uçuş maliyetleri, lojistik maliyetlerin yüksekliği sebebiyle aynı artışı uluslararası e-ticarette göremedik. Pandemi sonrasında normalleşmeyle beraber de online alışverişe alışmış, birçok ihtiyacını e-ticaret üzerinden alan tüketici artık cross-border, başka ülkelerden alışveriş yapmaya başladı. Bu da cross-border e-ticarette bir tık patlama doğurdu. Devamında da aslında tüm dünyadaki e-ticaret satıcılarındaki işlem hacmindeki artış, cross-border e-ticaretteki artışı, bir yandan da Çinli pazar yerlerindeki yüksek rekabetin oluşması, çok sert pazarlara girmesiyle beraber aslında bir tık akış değiştirmeye başladı. Devletler tarafından biraz daha yerelleşmeye, yerel üreticileri destekleyen, bu kadar rahat hareket etmesini engelleyen veya kısıtlamaya çalışan bir yapıyla karşılaştık. Bu da aslında 2025'te, özellikle son çeyreğinde birazcık cross-border e-ticareti yavaşlattı. Ama bu işin doğası gereği biz buradaki büyümenin, büyüme yavaşlasa da büyümenin devam edeceğini görüyoruz” diye konuştu. Aras Global CEO’su Ramazan Altınay: “Türkiye’den 200 ülkeye kargo gönderiyoruz” Pazar yerleriyle entegre olacak şekilde kargolarını gönderebildiklerini aktaran Aras Global CEO’su Ramazan Altınay, “Aras Global olarak öncelikle yakın coğrafyaları hedefliyoruz. Aras Global’in iki ana stratejisi var. Bir tanesi Türk Cumhuriyetleri hedefleyerek buralara yatırım yapmak. Azerbaycan, Gürcistan ve Özbekistan’da kendi firmalarımızı Aras Global olarak hayata geçirdik. Örnek vermek gerekirse; Gürcistan’da yaklaşık 20 şubeye ulaştık ve tüm Gürcistan’a dağıtım hizmeti verebilecek noktadayız. Benzer şekilde Azerbaycan’da da ciddi yatırımlar gerçekleştirdik; orada yaklaşık 100 şube ve esnaf noktasına ulaştık. Bunun yanında, her iki ülkeye de Çin’den ciddi bir teveccüh var; orada da gümrük ve hızlı kargo işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Özbekistan’da da Aras Global markasını taşıyoruz ve muhtemelen bu yılın ikinci yarısında orada da hızlı bir yol alıyor olacağız. Türkiye’deki KOBİ’leri desteklemek üzere Aras Global Kargo adında bir platform hayata geçirdik. Şu an yaklaşık 4.000 KOBİ ve esnafımız sisteme kayıtlı durumda. Türkiye’den yurt dışındaki yaklaşık 200 ülkeye, pazar yerleriyle entegre olacak şekilde siparişlerini tek bir platformda görerek kargolarını gönderebiliyorlar.” diye konuştu. Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal: “E-ticaret için önemli olan talep tahmini yapabilmek” Yapay zekânın depo operasyonlarına etkisi iş dünyasında gündemdeki yerini korurken, Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal, dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Özkal, “Yapay zekânın henüz kenarındayız ancak iş dünyasında ve robotikte hızlı bir giriş yaptık. En basit haliyle sözleşmelerimizi, e-postalarımızı düzenlerken hepimiz bunu kullanıyoruz. Fakat bizim için önemli olan, depo operasyonu yapıyorsak bunu nasıl kullanabileceğimiz konusu oldu ve bu konuda kafa yormaya başladık” dedi. Depo operasyonlarında öncelikle birkaç alan belirlediklerini vurgulayan Özkal, “Bunlardan biri, özellikle e-ticaret için önemli olan talep tahmini yapabilmek. Kırktan fazla müşterimiz ve binlerce çalışanımız var. On iki farklı depoda hizmet veriyoruz. Yarın kaç sipariş gelecek? Hangi kampanya ne kadar etkili olacak? Bir fulfillment şirketi için en önemli kaynak çalışanlardır. Ne kadar çalışana ihtiyaç duyacağımızı bilmek çok önemli. Talebi, yani iş yükünü doğru tahmin edersek, iş gücünü doğru planlayabilir ve daha üretken, daha verimli olabiliriz. Dolayısıyla ilk odak alanımız bu oldu” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Taşıt Kredisi Limitleri Güncellenmeli Haber

Taşıt Kredisi Limitleri Güncellenmeli

Ülkemizde satılan baz donanımlı yerli modeller hariç tutulduğunda artık ortalama bir otomobil fiyatı sıfır kilometre pazarında 2 milyon TL seviyesinden başlıyor. Ne var ki kredi sisteminde uygulanan mevcut limitler, bu fiyat aralığındaki araçlar için finansman kullanımını fiilen işlevsiz hale getirdi. Kredi oranlarının toplam araç bedelinin oldukça küçük bir kısmına karşılık gelmesi, tüketicinin satın alma kararını doğrudan etkiliyor. Satış süreçleri uzuyor, talep erteleniyor Otomerkezi.net’in her ay düzenli olarak gerçekleştirdiği saha araştırmalarına göre gözlemlenen nihai tablo, kredi limitlerinin piyasa dinamiklerine ayak uyduramadığını açık şekilde ortaya koydu. Krediye güvenerek araç almayı planlayan tüketiciler satın alma kararını erteliyor; peşinat oranları birçok müşteri için erişilemez seviyelere çıkıyor. Bu durum satış süreçlerini uzatırken, markaların da fiyatlama stratejilerini kredi dilimlerine göre şekillendirmesine neden oluyor. Nitekim bazı modellerin 1.999.000 TL seviyesinde konumlandırılması, mevcut kredi baremlerine uyum sağlama çabasının bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Finansmanın otomotiv sektöründe yalnızca bir ödeme yöntemi değil, aynı zamanda talep dengesi ve satış hacmi üzerinde belirleyici bir unsur olduğunu ifade eden Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, kredi limitlerindeki güncellemenin sektörel denge açısından kritik rol oynayacağını belirtti. “Finansman koşullarında güncelleme gereklilik halini aldı” Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş konuya ilişkin olarak “Finansman, otomotiv sektörünün en kritik yapı taşlarından biridir. Mevcut kredi limitlerinin günümüz fiyat seviyelerine uygun şekilde güncellenmesi artık bir ihtiyaçtan öte, bir gereklilik haline geldi. Hem tüketicinin erişimi hem de sektörün sürdürülebilir büyümesi için bu adımın atılması büyük önem taşımakta. Krediyle ilgili kapsamlı düzenlemelerin en son 4 yıl önce gerçekleştiğini ve artık güncelliği kalmadığını belirtmek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Diğer yandan Karakaş’a göre limitlerin güncellenmesi; tüketicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak, satış adetlerinde artışa ve daralmanın azalmasına katkı sağlayacak, kayıtlı ve sağlıklı finansman sistemini güçlendirecek ve bankacılık sistemi ile otomotiv sektörü arasındaki dengeyi yeniden kuracak. Sektörde sürdürülebilir büyüme için kritik Türkiye otomotiv pazarı, hem sıfır hem ikinci el segmentte güçlü bir talep potansiyeline sahip. Karakaş, potansiyele rağmen en büyük problemin finansman koşulları olduğunu aktarırken “Ancak mevcut finansman yapısı, bu potansiyelin tam anlamıyla realize edilmesini zorlaştırıyor. Özellikle orta gelir grubunun araç erişiminde kredi en önemli enstrüman olarak öne çıkarken, limitlerin güncel fiyat seviyelerine göre revize edilmemesi piyasa daralmasını tetikleyebiliyor.” ifadelerine yer verdi. Sektör temsilcileri, finansman sisteminin piyasa koşullarına uyumlu hale getirilmesinin hem tüketici güveni hem de ticari sürdürülebilirlik açısından önem taşıdığı görüşünde birleşiyor. Taşıt kredisi limitlerinin güncellenmesi yalnızca satış adetlerini değil, sektörün genel ekonomik dengedeki rolünü de doğrudan etkileyecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026'ya Damga Vuracak 6 E-ticaret Trendi Haber

2026'ya Damga Vuracak 6 E-ticaret Trendi

2026’da ekosistemin dinamiklerinin kökten değişeceğini söyleyen TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “Tüketici artık arama yapmak yerine yönlendiriliyor, sepetten çok deneyim satın alıyor. Yapay zeka destekli keşif, sosyal platformlar üzerinden gerçekleşen alışveriş ve hız odaklı teslimat modelleri, küresel ölçekte yeni bir rekabet zemini yaratmış durumda” dedi. Bu dönüşümün yalnızca Amazon, Google veya Çinli devleri değil, Türkiye’deki tüm e-ticaret oyuncularını da doğrudan etkileyeceğine işaret eden Çiğdemli, “Önümüzdeki dönemde kazananlar, teknoloji trendlerini izleyenler değil, bu trendleri iş modeline dönüştürebilenler olacak” diye konuştu. 2026’da hem dünyada hem de Türkiye’de öne çıkacak e-ticaret trendleri konusunda bilgi veren TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “2026’da müşteri yolculuğu, artık sadece sitenin içinde değil, sitenin dışında başlayacak bir çizgiye doğru evriliyor. Ürün keşfi, arama motorundan, sosyal ağlardan ve pazar yerlerinden çıkarak yapay zeka sohbet ekranlarına taşınıyor. Google’ın Gemini üzerinden ‘sohbet içinde alışveriş’i Walmart gibi devlerle entegre etmesi, bu kanalın bir deney değil, yeni bir alışveriş katmanı olduğuna işaret ediyor. Benzer şekilde Copilot tarafında PayPal iş birliğiyle ‘chat içinde ödeme’ hamlesi de, bu anlamda önemli adımlar. Bu dönüşüm Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Çünkü Türkiye e-ticaretinde büyümenin önemli kısmı pazar yerleri ve mobil üzerinden geliyor. Yani kullanıcılar zaten platform alışkanlığına sahip. 2026’da yarış, sadece fiyat/ürün yarışından çıkıp yapay zeka odaklı keşif kanalı çerçevesinde devam edecek” dedi. Ticimax olarak da yapay zekâ (AI) alanında geliştirmeler yapmaya devam edeceklerini ifade eden Çiğdemli, “Örneğin tekstilciler için, giysileri modellere giydiren bir AI çözümümüz var. 10 dakikada e-ticaret sitesi kurulabilmesine yardımcı olan bir AI uygulamamız var. 2026’da yenileri de gelecek. Öte yandan Avrupa merkezli çatı şirketimiz team.blue, doğal dilde verilen komutlarla herkesin tam teşekküllü web uygulamaları oluşturmasını sağlayan bir AI vibe coding platformu olan Macaly’yi satın aldı. Macaly, kullanıcı niyetini çalışan yazılıma dönüştürüyor. Kullanıcılar istedikleri işlevi doğal dilde ifade ediyor; yapay zekâ ise bunu modern bir web ortamında üretime hazır koda çeviriyor. Bu satın alma da 2026’nın e-ticaret için AI yılı olacağını gösteren önemli adımlardan biri” açıklamasında bulundu. Çiğdemli 2026 e-ticaret trend öngörülerini 6 maddede anlattı. 1) Agentic ticaret: “Ben seçtim” değil, “Asistanım seçti” Yeni nesil tüketici, ürün aramaktan çok “niyetini söyleyip” seçenekleri daraltmak istiyor. AI alışveriş asistanları, kıyaslama, yorum okuma, sepet oluşturma ve hatta ödeme adımına kadar uzanıyor. Deloitte, e-ticarette keşif ve kararın giderek AI aracı katmanlara kaydığına dikkat çekmişti. Bu tablo markalar için yeni bir SEO doğuruyor. Buna GenAI görünürlüğü diyebiliriz. Ürün verisi, kullanıcı yorumları, sık sorulan sorular, iade/teslimat netliği gibi bilgilerin hepsi asistanın anlayacağı formatta olmak zorunda artık. Markalar için kendi e-ticaret sitelerini hazırlamaları ve “AI vitrini” de kritik olacak. 2) Checkout savaşı bitmedi: Yüzde 70 terk Yeni kanallar çıksa da dönüşümün en kırılgan yeri hala ödeme ve son adım. Baymard’ın derlediği çalışmalara göre ortalama sepet terk oranı yaklaşık yüzde 70 seviyesinde. 2026’nın kazananları, “müşteriyi ikna edenler” değil, müşteriyi yormayanlar olacak. Tek sayfa ödeme, misafir ödeme, şeffaf kargo/teslimat, doğru taksit seçenekleri ve sorunsuz iade çok kritik. Taksit, cüzdanlar, havale/EFT kolaylığı, kapıda ödeme gibi yerel alışkanlıkların sunulması dönüşümü belirgin şekilde artırmaya devam edecektir. Ödeme çeşitliliği artık kayıp sepeti azaltan bir zorunluluk haline geliyor. 3) Teslimat + iade = Yeni pazarlama DHL’nin 2025 trend okuması, teslimat ve iadenin dönüşümde belirleyici olduğunu, sosyal ticaret ve AI ile birlikte büyüyen ana eksenlerden biri haline geldiğini vurguluyor. 2026’da hızlı teslimat tek başına yetmeyecek. Tüketici “nerede, ne zaman, nasıl gelir?” sorusuna anlık cevap isteyecek. İade süreçleri de “müşteri hizmeti” olmaktan çıkıp sadakat mekanizmasına dönüşecek. Büyükşehirlerde aynı gün/ertesi gün standardı daha da yayılırken, Anadolu’da maliyet optimizasyonu, mikro-depo ve iade toplama noktaları rekabet avantajı yaratacaktır. 4) Sosyal & Canlı Ticaret: İçerik satışı ile alışveriş eğlencesi Sosyal ticaret 2026’da sadece “link koymak” değil; uygulama içi ödeme, canlı yayın satışları, creator iş birlikleri ve topluluk üzerinden güven inşası demek. DHL de sosyal ticaretin yükselişini ana başlıklardan biri olarak işaretliyor. Türkiye’de influencer ekonomisi zaten güçlü. 2026 farkı, kampanya bazlı içerikten sürekli shoppertainment (alışveriş eğlencesi) akışına geçiş olacak. Kısa videolar, canlı yayınlar, sınırlı stok satışları ve hızlı teslimat seçenekleri artık sosyal medyada daha çok karşımıza çıkacak. 5) Perakende Medya: Pazar yerleri reklam ağına dönüşüyor Markalar için görünürlük, giderek platform içi reklama yaslanıyor. Retail media (perakende medya), performans pazarlamanın en hızlı büyüyen alanlarından biri olmaya devam ediyor; çünkü satın alma anına en yakın veri orada. 2026’da görünürlük satın almanın maliyeti daha da artarken, organik sıralama daha da zorlaşacak gibi görünüyor. Bu yüzden marka siteleri, sadakat programları ve üyelik modelleri tekrar önem kazanacak. 6) Döngüsel ekonomi ve ikinci el: Yeni ürün tek seçenek değil Sürdürülebilirlik, 2026’da etik bir başlık olmanın ötesinde; maliyet baskısı ve kaynak verimliliği nedeniyle operasyonel bir stratejiye dönüşüyor. DHL’nin sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi odağı da bu yönelimi güçlendiriyor. Yenilenmiş ürün, ikinci el pazarları ve onarım ekosistemi, özellikle elektronik ve moda tarafında büyümesini sürdürecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.