Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iklim

Kapsül Haber Ajansı - Iklim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gençler Gıda Güvenliği Ve Sürdürülebilir Sofralar İçin Farkındalık Podcast’i Hazırladı  Haber

Gençler Gıda Güvenliği Ve Sürdürülebilir Sofralar İçin Farkındalık Podcast’i Hazırladı 

Öğrenciler yayını hazırlarken gıda mühendisi, ziraat mühendisi ve doktor konukların görüşlerine de yer verdiler. Gençler yayında iklim değişikliğinin yalnızca doğayı değil, sofraları ve insan sağlığını nasıl etkilediğine değindiler. Araştırdıkları bilgileri akranlarının ve ailelerin anlayacağı şekilde ilgi çekici bir içeriğe dönüştüren öğrenciler; topluma bir hafta boyunca mevsiminde yetişmiş ürünleri tercih etmeleri, mutfakta gıda israfını azaltmaları ve tabaklarını paylaşmaları için bir farkındalık çağrısı yaptı. İklim değişikliği sofraları ve insan sağlığını etkileyen toplumsal bir mesele Dünya Meteoroloji Örgütü verileri ortalama küresel sıcaklığın sanayi öncesi döneme kıyasla yaklaşık 1,2°C artmış olduğuna dikkat çekiyor. Son yıllar tüm dünyada kayıtlardaki en sıcak yıllar olarak ölçülüyor. Deniz suyu sıcaklıkları rekor seviyelere ulaşırken, aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddeti artıyor. Sel, kuraklık ve orman yangınları hem doğal yaşamı hem de tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor. Bu tablo, iklim krizinin yalnızca çevresel değil; ekonomik ve toplumsal bir mesele olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Genç sözcüler, bu çalışmayla 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) kapsamında; Açlığa Son (SKA 2), Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam (SKA 3), Sorumlu Üretim ve Tüketim (SKA 12) ve İklim Eylemi (SKA 13) hedeflerini pusula ediniyorlar. Küresel sorunlara yerel çözümler sunarak sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkı sağlıyorlar. Öğrencilerden sürdürülebilir sofralar için “Mevsiminde Tüketelim” çağrısı Bu küresel gerçeklik karşısında harekete geçen İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Özel Dr. Natuk Birkan Ortaokulu 7. sınıf öğrencileri, “Küresel İklim Değişikliği ve Gıda Güvenliği” başlıklı bir podcast hazırlayarak bu soruna dikkat çektiler. Öğrenciler çalışmalarında iklim değişikliğinin yalnızca doğayı değil, sofraları ve insan sağlığını da nasıl etkilediğini ele aldı. Yayın kapsamında bir ziraat mühendisi iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini, bir gıda mühendisi gıdanın üretiminden soframıza gelene kadar uzanan süreçte yaşanan değişimleri, bir çocuk doktoru ise gıda güvenliğinin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini ve sonuçlarını değerlendirdi. Böylece konu, topraktan sofraya uzanan bütüncül bir perspektifle ele alındı. Devamında da öğrenciler bu soruna yönelik çözüm önerilerini oluşturup, paylaştılar. Uzmanlara göre çevre sorunlarına; araştıran, sorgulayan ve çözüm arayan bireyler olarak yaklaşan gençlerin hazırladığı içerikler çevrelerini olumlu yönde etkiliyor Bu çalışma ile gençler çevre sorunlarına pasif izleyici olarak değil; araştıran, sorgulayan ve çözüm arayan bireyler olarak yaklaşmayı hedeflediler. Yayın hazırlığı sırasında öğrencilere rehberlik eden öğretmenler; gençlerin kendi geleceklerini doğrudan ilgilendiren bir konuda inisiyatif almaları ve sorumluluk üstlenmelerinin, çevresel farkındalığın somut bir yansıması olduğunu belirtti. Uzmanlara göre gençlerin erken yaşta çevresel bilinç geliştirmesi, sürdürülebilir davranış alışkanlıklarının yaygınlaşmasında belirleyici rol oynuyor. Gençlerin ürettiği içerikler yalnızca akranlarını değil, ailelerini ve daha geniş toplumsal çevreyi de olumlu yönde etkileyebiliyor. “Değişim bugün başlarsa etkili olur, biz çözümün bir parçası olmayı seçtik” İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Özel Dr. Natuk Birkan Ortaokulu öğrencileri, hazırladıkları podcast ile iklim krizine karşı seslerini yükselttiklerini ifade ettiler. Öğrenciler, iklim krizine karşı değişimin küçük ama kararlı adımlarla başlayacağını belirterek mevsiminde ürün tercih etmek, israfı azaltmak ve su ile enerjiyi dikkatli kullanmak gibi alışkanlıkların geleceği korumada önemli olduğunu vurguladı. Geleceğin yalnızca konuşulan bir kavram olmadığını, doğrudan kendi yaşamlarını şekillendirdiğini vurgulayan öğrenciler, bu nedenle sorumluluğu başkalarına bırakmak yerine çözümün parçası olmayı seçtiklerini belirttiler. Öğrenciler, değişimin yarın değil bugünden başlaması gerektiğini ve bu yayın ile çevrelerini bilgilendirmek ve çözüm önerilerini iletmek istediklerini ifade ettiler. İsteyen herkes öğrencilerin hazırladığı podcast’e İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları resmi podcast hesabından ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara’nın 2050 Vizyonu Masaya Yatırıldı Haber

Ankara’nın 2050 Vizyonu Masaya Yatırıldı

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Ankara il sınırlarının tamamını kapsayan 2050 yılı hedefli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (ÇDP) çalışmaları kapsamında Kocatepe Kültür Merkezi’nde geniş katılımlı bir tanıtım toplantısı düzenledi. İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı tarafından ele alınan “Ankara 2050 Çevre Düzeni Planı”, geçmişte hazırlanan parçacıl planlama anlayışını sona erdirerek kentin doğal, kültürel ve ekonomik değerlerini sürdürülebilir bir yaklaşımla korumayı ve geliştirmeyi amaçlıyor. 600’DEN FAZLA PAYDAŞ BİR ARAYA GELDİ Planlama sürecinin şeffaflık ve katılımcılık ilkeleri doğrultusunda yürütülmesi hedefiyle düzenlenen toplantıya; Ankara Milletvekilleri Semra Dinçer, Aylin Yaman, Aliye Timisi Ersever, ilçe belediye başkanları, Büyükşehir Belediye Meclis üyeleri, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler ve akademik çevreler, meslek odaları ile sivil toplum kuruluşlarından oluşan 55 farklı paydaş kurumdan 600’den fazla temsilci katıldı. Toplantıda, Çevre Düzeni Planı için yürütülen hazırlık çalışmaları ve planlama modeli detaylarıyla paylaşıldı. RANT İÇİN BAŞKA KAMU KURULUŞLARINA BAŞVURULUYOR Tanıtım toplantısının açılış konuşmasını yapan ABB Başkanı Mansur Yavaş, daha önce sosyal medya hesaplarından yayınladığı “Bir Şehir Nasıl Katledilir” başlıklı paylaşımında Dodurga, Alacaatlı Mahallesi, İncek ve Ovacık’ı konu alan ranta dayalı imar planlarını eleştirerek, “Ben 2004 yılında Beypazarı Belediye Başkanıyken o günlerde Büyükşehir Yasası konuşuluyordu ve imar yetkisinin de büyükşehirlerden onaylanmak suretiyle geçeceği belirtiliyordu. ‘Buna niye ihtiyaç duydunuz’ diye sorulduğunda ise ‘her ilçe kendine kafasına göre yapıyor, bütüncül bir plan olsun’ dediler. Sayısı belirsiz bir şekilde 20 kadar kendi kendine imar planı yapıp bunu onaylayan kuruluş var. Rant almak isteyenler bunu gidip bazı kamu kuruluşlarından plan yaptırmak suretiyle bizi aşarak götürdüler. Bizim bunlara sadece itiraz yetkimiz var. Mahkemeye vermeye yetkimiz var. Oysa bu yasa yapılırken tek bir bütüncül bir planı olacaktı. Binaların yapısından mimari dokusuna kadar hepsi ortak olacaktı. Bunun böyle yürümediği belli” diye konuştu. Tartışmalara konu olan geçmiş dönemde verilen imar rantlarından örnekler vererek açıklamalarını sürdüren Yavaş, “Çevre Düzeni Planı Büyükşehir Belediye Meclisimizden oy birliğiyle kesinleşirse en azından hepimizi bağlayacak ve bundan sonra bunlarla karşılaşmayacağız. Biz şuna inanıyoruz; yapılan iş, bu işin tekniğine uygun, bilimine uygun bir şekilde yapılırsa bundan sonrası için en azından ortaya çıkacak sorunların da büyük ölçüde giderileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle, bu planı ben çok önemsiyorum” ifadelerini kullandı. “GELECEĞE BIRAKACAĞIMIZ EN BÜYÜK MİRAS” İmar yetkilerini kullanan kamu kurum ve kuruluşlarına, üniversite ve sivil toplum kuruluşlarına ÇDP Toplantısına temsilci gönderdikleri için teşekkürlerini sunan Yavaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu plan bu kuruluşlar katılmayınca hiçbir şey ifade etmez. Yarın ufak bir yasa değişikliğiyle yaptığımız Çevre Düzeni Planı’na uymadan yürüyebilirler. Bizim geleceğe, 2050 yılına bırakacağımız en büyük hizmet, en büyük mirasın bu olacağına inanıyorum. Özellikle bu iş için sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerimiz de sağ olsunlar bolca temsilci gönderdiler. Onların da katkısıyla, Belediyemizin katkısı, imar yetkisi yapan kamu kuruluşları ve üniversitelerimizle birlikte inşallah bu işi başarırız diye düşünüyorum. Katılan herkese, emek veren herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Ankara'mıza hayırlı uğurlu olsun.” CANDAŞ: “DÜZGÜN YAPILMIŞ BİR KENTLEŞME ANAYASASINA İHTİYACIMIZ VARDI” ABB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ertuğrul Candaş ise konuşmasında ÇDP’nin Ankara’nın kronikleşmiş kentsel ve kırsal sorunlarına kalıcı çözümler üretmeyi hedeflediğini söyledi. Önceki döneme ait 2038 yılı hedefli ÇDP’nin Başkente yakışır bir plan niteliği taşımadığını ve şehircilik ilke ve esaslarıyla uyuşmadığı için mahkeme kararıyla iptal edildiğini hatırlatan Candaş, “Başkent Ankara’daki yeni yönetim anlayışına uygun olarak katılımcı, şeffaf, doğal ve kültürel değerlere duyarlı, bilimsel bilgiye dayalı, örnek bir planlama çalışmasının yürütülmesi olanağı doğmuştu. Tam da bu nedenle, mahkemenin verdiği iptal kararı istinafa götürülmemiştir ve Başkanımız Mansur Yavaş vizyonuna uygun yeni bir plan yapılmasına karar verilmiştir. Bugün bilginize sunuyor olduğumuz 2050 yılı hedefli Çevre Düzeni Planı Başkentimiz için ertelenemez ve vazgeçilemez bir ihtiyaçtı. Düzgün yapılmış bir Kentleşme Anayasasına ihtiyacımız vardı. Çevre Düzeni Planı hazırlanması süreci kapsamında; belediye başkanlığımız bünyesinde büyük ve güçlü bir planlama ekibi oluşturuldu” dedi. ÇDP SUNUMUNU PROF. DR. SAVAŞ ZAFER ŞAHİN YAPTI Toplantıda, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ankara Kent Konseyi Başkan Vekili Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin, planlama modeline ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumuna “Planlama belirsiz koşullarda ortak geleceği şekillendirme çabasıdır” sözüne vurgu yaparak başlayan Şahin, dünyadaki üst ölçek planlamada güncel tartışmalara, Ankara’nın başkent olduğu günden bugüne uzanan planlama uygulamalarına ve bu süreçteki güncel yaklaşımlara, Ankara’nın plan sorunsallarına, Ankara’daki ÇDP süreci ile bu kapsamdaki; yürütülen çalışmalara, katılımcılık ilkesine, iletişim tasarımına ve açık veri yaklaşımına değindi. Şahin; iklim, ulaşım ve çevre gibi pek çok farklı konuda başlatılacak diğer planlama çalışmalarının ÇDP ile eş zamanlı ve koordinasyon içinde yürütülmesi gerektiğinin altını çizerek şöyle devam etti: “Meslek odalarıyla, üniversitelerdeki hocalarımızla, sivil toplum örgütleriyle, kent konseyi gibi yapılarla da süreci ortaklaştırmak çok önemli ve bunun bir mimarisini inşa etmek zorundayız. Bu şekilde kentin ihtiyacı olan gelişim biçimine ilişkin senaryoları hazırlarken, insan-doğa-kent ilişkilerini de sağlıklı bir çerçevede ele alabilecek aracı geliştirmiş olacağız. Bu, çevre düzeni ile başlayacak ve hiç bitmeyecek bir süreç; mahalle ölçeğine kadar inecek planlarla daha da devam edecek. Sürecin henüz başındayız ama önemli mesafeler aldık. Planlama, planı nasıl yapacağımızı planlamakla başlar.” Program, Bilimsel Danışma Kurulu Paneli ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB Co-Venture Programına Katılacak Girişimler Belli Oldu Haber

TSKB Co-Venture Programına Katılacak Girişimler Belli Oldu

TSKB’nin (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) çok yönlü kalkınma vizyonunu girişimcilik ekosistemiyle buluşturan TSKB Co-Venture programının girişimcilerle olan ilk büyük buluşması 28 Ocak tarihinde gerçekleşti. Girişimciliğin önündeki engelleri kaldırmak ve ortak zemin yaratmak vizyonuyla çalışan Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) iş birliğiyle yürütülen TSKB Co-Venture programına 300’e yakın başvuru yapıldı. Fırsat eşitliği ilkesiyle 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerden çıkan ekiplerle kadın girişimcileri önceliklendiren programda iklim, sürdürülebilir tarım, sağlık, eğitim ve afet teknolojileri odaklı yenilikçi fikirler yer alıyor. Başvurular arasından seçilen 15 girişimci ekip, TSKB’nin geniş paydaş ağından ve derin sektörel uzmanlığından faydalanacakları uzun soluklu bir yolculuğa başladı. İlk modülü fikir aşamasındaki girişimci ekiplerle başlayacak programın, Nisan 2026’da ileri aşama girişimlerin de katılmasıyla daha da zenginleşmesi planlanıyor. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar programın stratejik önemine değinerek şunları söyledi: “TSKB’nin 75 yılı aşkın derin bilgi birikimi ve sektörel deneyimini, ülkemizin sürdürülebilir geleceğini şekillendirecek girişimcilerle buluşturmaktan büyük bir heyecan ve mutluluk duyuyoruz. TSKB Co-Venture aracılığıyla girişimciler için sadece bir finansman kaynağı olmanın ötesinde, yenilikçi fikirleri kalıcı ve güçlü yapılara dönüştürecek stratejik rehberlik sunmayı amaçlıyoruz. Genç girişimcilerimizin her birini yürekten kutluyor, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma yolculuğunda önemli bir rol üstleneceklerine inanıyorum.” GİRVAK Genel Müdürü Mehru Öztürk ise iş birliğine dair değerlendirmede bulunarak, “Geleceğin etkili girişimlerini inşa etmenin yolu, uzun vadeli ve stratejik ortaklıklardan geçiyor. TSKB ile hayata geçirdiğimiz bu venture builder modeliyle gençlerimizin etki yaratma potansiyelini nitelikli rehberlik ve güçlü bir ekosistem desteğiyle harmanlıyoruz. Bugün yola çıkan 15 ekibin Türkiye’nin girişimcilik hafızasında iz bırakacak değer katan projelere imza atmalarını diliyorum” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çoklu İklim Krizlerine Karşı “iklim Uyum Eylem Planı”    Haber

Çoklu İklim Krizlerine Karşı “iklim Uyum Eylem Planı”   

İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, Avrupa genelinde iklim direncini artırmayı hedefleyen CLIMAAX projesi kapsamında geliştirilen “İklime Hazır İzmir: Dirençlilik Stratejilerinin Geliştirilmesi (CRIZ-ERS) Projesi’ni sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi, iklim krizi ile mücadele stratejilerini güçlendirerek kentin çoklu iklim krizlerine hazırlanmasının yanı sıra olası risklerin bilimsel bir çerçevede analiz edilmesini, kırılganlıkların belirlenmesini ve uyum stratejilerinin geliştirilmesini hedefliyor. Sel ve taşkın riskleri kent ölçeğinde haritalandırıldı Proje, 3 fazdan oluyor. İlk fazda, tüm İzmir için hazırlanan iklim risk değerlendirme raporu CLIMAAX platformuna sunuldu. Bu raporda aşırı hava olaylarının mekansal dağılımı analiz edilerek, sıcak hava dalgaları, tarımsal kuraklık, sel ve taşkın gibi riskler kent ölçeğinde haritalandırıldı. Risklerin sıklığı ve şiddetindeki artışlar bilimsel verilerle ortaya kondu. “İzmir için öncelikli olduğunu gördüğümüz tehlikelere odaklanıyoruz” CLIMAAX projesinde şehir planlama ve iklim değişikliği konularında sorumlu uzman olarak görev yapan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Osman Balaban, yürütülen çalışmaya dair bilgi verdi. Balaban, İzmir’de iklim değişikliklerinden kaynaklı risklerin belirlenmesi ve bundan hareketle uyum eylem planlarının, çözüm önerilerinin geliştirilmesi, İzmir’in diğer planlama çalışmasına entegre edilmesi için çalıştıklarını anlattı. Çalışmaların sonunda İzmir’in iklim krizlerine karşı daha dirençli kent olmasına katkı sağlamak istediklerini söyleyen Osman Balaban, “Bu proje kapsamında tüm iklimsel tehlikeleri çalışamıyoruz çünkü iklim değişikliğinin etkileri çok yaygın ve geniş. Deniz seviyesinin yükselmesinden orman yangınlarına, sıcak hava dalgalarından tarımda kuraklığa, çeşitli taşkınlara, hava kirliliği ve sağlık sorunlarına varana kadar birçok olayı iklim değişikliği ile ilişkilendirmek mümkün. Ama CLIMAAX projesi kapsamında İzmir için öncelikli olduğunu gördüğümüz tehlikelere odaklanıyoruz. Bunlardan biri sıcaklıklardaki belirgin artışlar ve bunun neden olduğu sıcak hava dalgaları. Sıcaklığın mevsim normalleri dediğimiz seviyenin üzerine çıkması ve bunun ardışık olarak belli günler devam ettiği dönem. Birincisi buna bakıyoruz. Çünkü bu İzmir için önemli bir konu. Zaten sıcak iklim bölgesi. Sıcak hava dalgası iklim için önemli risk unsuru ve tehlikeli” diye konuştu. İzmir’i neler bekliyor? Prof. Dr. Osman Balaban, çalışmaların bir diğer ayağı olan kıyı taşkınlarını da incelediklerinin altını çizerek, “Hem deniz seviyesinin yükselmesine bağlı olarak hem de aşırı hava olayları, fırtına kabarmaları gibi sudan kaynaklı aşırı hava olaylarının, İzmir’in kıyı kesimlerini su baskınları, taşkınlarla tehdit etmesi durumu var. Bununla birlikte tarımsal kuraklık, tarımda verimlilik düşüşü ve belli ölçülerde orman yangını... Biz bu tehlikelere, bu proje kapsamında yoğunlaşıyoruz. Şu ana kadar küresel modellerden elde ettiğimiz değişimleri incelediğimiz ve haritalandırıldığımız çalışmaları tamamladık. Bu da bize İzmir’de sıcaklıklarda artış olacağını, özellikle 11 merkez ilçenin yoğunlaştığı Körfez çevresinde bu sıcaklık değişimlerinin belirgin olacağını ve dolaysıyla bunlara karşı önlem alınması gerektiğini gösteriyor” dedi. “İzmir bütününde risklerin değerlendirilmesi aşaması sürüyor” Elde edilen bir diğer bulguyu paylaşan Balaban, şunları söyledi: “Elde ettiğimiz verilere göre yağışlarda toplamda bir azalma olacak ama şiddetli yağışların sıklığı artacak. Bu da kuraklık habercisi. Yağışların şiddetinin ve sıklığının artması aynı zamanda taşkın ve su baskını olaylarının habercisi. Kuraklık da tarımsal verimliliğin düşmesi riskini beraberinde getiriyor. Bunları haritalandırdık kısmen. Ama proje henüz faz 1 aşamasında. Yani İzmir bütününde risklerin değerlendirilmesi aşaması sürüyor. Yaptığımız çalışmalarla veri seti oluşturacağız. Bunu yaptıktan sonra haritalar kesinlik kazanacak, çözünürlüğü yüksek haritalar haline gelecek. Bu haritaları geliştirdikten sonra onları kentin planlama süreçleri, afet riskleri ve tehlikeleri, kültürel miras ile ekosistem alanlarının bozulma tehlikesi açısından yorumlayacağız.” İklim Uyum Eylem Planı hazırlanacak İkinci fazda, daha yüksek çözünürlüklü ve yerel düzeyde bir analiz yapılacak. Özellikle dezavantajlı mahallelerde risk ve kırılganlık haritaları güncellenecek, öncelikli müdahale alanları belirlenecek. Üçüncü ve son fazda ise elde edilen bulgular doğrultusunda İzmir geneli ve Konak ilçesi özelinde uygulanabilir uyum stratejilerini içeren iki ayrı İklim Uyum Eylem Planı hazırlanacak. Bu süreçte paydaş katılımı, kamuya açık dijital haritalar, eğitim programları ve bilgilendirme toplantılarıyla hem kurumsal kapasite artırılacak hem de toplumsal farkındalık güçlendirilecek. CLIMAAX projesi, sadece teknik bir çalışma değil aynı zamanda İzmir’in iklim krizine karşı daha dirençli, kapsayıcı ve bilim temelli adımlar atabilmesi için stratejik bir fırsat sunacak. Uluslararası alanda başarılarını sürdürüyor İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim nötr çalışmaları kapsamında hazırladığı projelerden biri olan İklime Hazır İzmir: Dirençlilik Stratejilerinin Geliştirilmesi (CRIZ-ERS) Projesi İklim Değişikliğine Uyum Misyonu kapsamında fonlanan CLIMAAX projesinden 145 bin Avro hibe almaya hak kazanmıştı. Avrupa Komisyonu’nun iklimle mücadele konusundaki çağrısına kabul edilerek AB üyesi kentler dışında “AB Şehirler Misyonu Etiketi” unvanını alan ilk kent olan İzmir, doğa dostu projelerle uluslararası alandaki başarılarını sürdürüyor.

Dünyadaki Kurak Alanlar Türkiye’nin 7,5 Katı Kadar Genişleyecek Haber

Dünyadaki Kurak Alanlar Türkiye’nin 7,5 Katı Kadar Genişleyecek

İnsan faaliyetlerinin neden olduğu arazi tahribatı ve iklim krizi, dünyanın dört bir yanında gıda güvenliğini, su varlıklarını, geçim kaynaklarını ve gezegendeki yaşamı tehdit ediyor. Her yıl Mısır büyüklüğünde, yaklaşık 100 milyon hektar arazi üretkenliğini ve toprak sağlığını kaybediyor. Bu tehditlerin ortadan kaldırılabilmesi için arazi tahribatının engellenmesi, tahrip edilen arazilerin iyileştirilmesi ve kaybolan üretkenliğin geri kazandırılması, yani arazi restorasyonu büyük önem taşıyor. Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 17 Haziran’da kutlanan Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü, çölleşme ve kuraklık konusunda farkındalık yaratmayı ve çözümler üretmeyi amaçlıyor. Bu yıl “Arazi Restorasyonu Yap, Fırsatları Açığa Çıkar” temasıyla, arazi restorasyonu için ayrılan kaynakların yetersizliğine dikkat çekilerek acil eylem çağrısı yapılıyor. Sağlıklı toprak; gıda güvenliğinin, sosyal refahın ve kuşaklar arası adaletin temelini oluşturuyor. TEMA Vakfı, bu özel günde arazi tahribatının dünya ekonomisine yıllık maliyetinin 10 trilyon ABD doları olduğunu belirterek, arazi tahribatının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik boyutları olan küresel bir sorun olduğuna dikkat çekti. Vakıf, bu sorunun engellenmesi ve arazi restorasyonu için toplumun tüm kesimlerini sorumluluk almaya ve harekete geçmeye çağırıyor. Arazi tahribatı ve iklim krizi, kuraklığı daha da artırıyor. 2000 yılından bu yana yaşanan kuraklık olaylarında %29’luk bir artış gözlemlendi. Son otuz yılda, dünya genelindeki toprakların dörtte üçünden fazlası, önceki 30 yıla kıyasla daha kurak hale geldi. Bu durum, özellikle kurak bölgelerde yaşayan 3 milyar insanın yaşamını doğrudan etkiliyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, bu tablo karşısında toprağın korunmasının ve iyileştirilmesinin doğayla uyumlu yaşamın vazgeçilmez bir parçası olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Bugün dünya ekonomisinin %50’si doğadan elde ediliyor. Ancak kısa vadeli kazançlar uğruna doğa sürekli tahrip ediliyor. Doğadan alıyor, ancak ona neredeyse hiç yatırım yapmıyoruz. Eğer önlem alınmazsa, yüzyıl sonunda kurak alanlar Türkiye’nin 7,5 katı - yani 5,8 milyon km²- kadar genişleyecek. Bu sadece toprak verimliliğinin ve gıda üretiminin azalması değil; aynı zamanda su kıtlığı, yoksulluk ve iklim krizinin derinleşmesi anlamına gelir." Türkiye’nin yarısı çölleşme riski altında TEMA Vakfı, tam 31 yıl önce "Türkiye Çöl Olmasın!" sloganıyla bu hayati tehdide dikkat çekmiş ve bu sorunu Türkiye’nin gündemine ilk kez bu kadar güçlü biçimde taşımıştı. Deniz Ataç, gelinen noktada çölleşme tehlikesinin daha da derinleştiğini belirterek "İklim krizinin etkisiyle yağışlar azalıyor, su varlıklarımız yok oluyor; Türkiye’de çölleşmeye maruz kalan alanlar ise hızla artıyor. Türkiye topraklarının %50’si yüksek çölleşme riski altında. 2001–2020 yılları arasında kurak iklime sahip alanlar %5,4 oranında arttı. Sürdürülebilir olmayan tarım uygulamaları, erozyon ve aşırı gübre kullanımı topraklarımızın üretkenliğini azaltıyor. Yanlış ürün tercihleriyle yer altı su seviyemiz hızla azalıyor, sulak alanlarımız yok oluyor. Bu durumu tersine çevirmek ise bizim elimizde. " ifadelerinde bulundu. “Doğaya yatırım yapma zamanı” Tüm bu veriler, hem Türkiye’de hem de dünya genelinde toprağın korunması ve eski sağlığına kavuşturulması için acil adımlar atılması gerektiğini açıkça gösteriyor. Toprağın ve doğal varlıkların korunmasına katkı sağlayabilmek için birlikte hareket edilmesinin önemini vurgulayan Deniz Ataç, "Bugün neden olduğumuz arazi tahribatı ve bunun sonucu oluşan çölleşme, kuşaklar arası adaleti ortadan kaldırıyor. Bu adaleti yeniden sağlamak; doğaya olan yükümüzü azaltmaktan, arazi tahribatına karşı durmaktan, bu alanda etkili politikalar geliştirmekten ve arazi restorasyonu yoluyla doğayı iyileştirmekten geçiyor. Bunun için tahrip olmuş ormanların yeniden orman haline getirilmesi, çayır ve meraların ıslah edilmesi, sulak alanların geri kazanılması, tarım arazilerinde ise erozyonu önleyen, toprak organik madde içeriğini artıran ve toprak sağlığını koruyan sürdürülebilir tarım tekniklerinin uygulanması gerekiyor. Üstelik arazi restorasyonu çalışmalarına yapılacak her bir yatırımın getirisi 30 katına kadar ulaşabiliyor. Şimdi doğaya yatırım yapma zamanı. Çünkü toprağı iyileştirmek; yalnızca bugünü değil, doğayı ve geleceğimizi de korumaktır.” dedi.

Aydem Yenilenebilir Enerji'nin Net Sıfır Hedefine SBTi Onayı Haber

Aydem Yenilenebilir Enerji'nin Net Sıfır Hedefine SBTi Onayı

Uluslararası Bilime Dayalı Hedefler Girişimi (Science Based Targets initiative - SBTi), Türkiye’nin sadece yenilebilir kaynaklardan enerji üreten en büyük şirketi Aydem Yenilenebilir Enerji’nin emisyon azaltım taahhütlerinin iklim bilimiyle uyumlu olduğunu teyit etti. Şirket, SBTi tarafından onaylanan yol haritasıyla, 2022 yılını baz alarak 2032 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını yüzde 51 oranında azaltmayı; sermaye mallarından kaynaklanan Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 oranında düşürmeyi taahhüt ediyor. 2040 yılına gelindiğinde ise Kapsam 1, 2 ve 3 emisyonlarında yüzde 90 oranında mutlak azaltım hedefleniyor. Kalan emisyonlar ise yüksek kaliteye sahip karbon giderim yöntemleriyle dengelenecek. Böylece şirket, yalnızca üretim faaliyetlerinde değil, değer zincirinin tamamında net sıfır bir yapıya kavuşacak. Aydem Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Uğur Yüksel, SBTi onayının şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımına duyulan küresel güvenin bir göstergesi olduğunu belirterek, şunları söyledi: “İklim kriziyle mücadelede attığımız her adımda bilim yol göstericimiz. Hedeflerimizi yalnızca kendi stratejilerimizle değil aynı zamanda uluslararası platformların onayıyla da güçlendiriyoruz. Uluslararası standartlarda, şeffaf, ölçülebilir ve bilimsel temelli bir yol haritasında ilerliyoruz. Bu doğrultuda şirketimizin 2024 yılı Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonları 2023 yılına göre yüzde 5 azalırken; Kapsam 1, 2 ve 3 olmak üzere toplam sera gazı emisyonları ise yüzde 87 azaldı. Net sıfır hedefimiz, çevresel etkimizi azaltmanın ötesinde, tüm değer zincirimizle birlikte iklim dostu bir dönüşüm yaratmayı amaçlıyor. Bu hedeflere ulaşmak için yatırımlarımızda ve üretim faaliyetlerimizde enerji verimliliği, teknolojik modernizasyon, yenilikçi çözümler ve tedarik zinciriyle entegre sürdürülebilirlik stratejilerine odaklanıyoruz. Ayrıca karbon ayak izimizin doğru ve sürekli takibi için dijital veri altyapımızı güçlendirmeyi sürdürüyoruz. Şirketimizin bu taahhüdü, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle de uyum içinde. SBTi onayı gösteriyor ki şirketimiz, yalnızca kendi sektöründe değil, Türkiye’nin düşük karbon ekonomisine geçiş sürecinde de örnek şirketlerden biri olarak dikkat çekiyor.”

İklim Değişikliğine Uyum İçin Yenilikçi Fikirler Yarıştı Haber

İklim Değişikliğine Uyum İçin Yenilikçi Fikirler Yarıştı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından iklim değişikliğine uyum sürecini desteklemek, kentsel ve doğal ekosistemlerin dayanıklılığını artırmak ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek amacıyla düzenlenen ‘İklim Değişikliğine Uyum” temalı fikir yarışmasında kazanan projeler belli oldu. Bursa’nın daha yaşanabilir, daha temiz bir kent olması hedefiyle çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, tüm dünyada etkili olan iklim değişikliğine karşı yenilikçi çözümler geliştirmek için ‘İklim Değişikliğine Uyum” temalı fikir yarışması düzenledi. 14 Nisan’da katılım süreci başlayan yarışmaya, 127 proje başvuru yaptı. ‘Kentsel Yeşil Alanlar ve Ekosistem Hizmetleri’, ‘Sürdürülebilir Ulaşım ve Akıllı Şehir Çözümleri’, ‘İklim Dayanıklı Altyapı ve Afet Yönetimleri’, ‘Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Enerji Kullanımı’, ‘Atık Yönetimi ve Döngüsel Ekonomi’ çerçevesinde yapılan çalışmalar, iki aşamalı ön değerlendirme sürecinden geçirildi. Uzman isimler tarafından titizlikle yapılan jüri çalışmaları sonucunda ilk 20 proje final programına kalma hakkı kazandı. Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı Araştırma, Geliştirme ve İnovasyon Şube Müdürlüğü koordinasyonunda 9 farklı daire başkanlığının katkı sunduğu yarışmanın final programı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde düzenlendi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Mehmet Emin Direkçi, Ali Altunsoy, Mehmet Yıldız ve Mehmet Tözün Bingöl ile daire başkanlarından oluşan jüri üyeleri, ‘çözümün etkisi ve katkısı, teknik ve bilimsel uygulanabilirlik, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik, ekonomik ve finansal fizibilite, sunum becerisi ve proje anlatımı, paydaş iş birliği ve katılımcılık, pilot uygulama ve ölçeklenebilirlik potansiyeli’ başlıklarında projeleri değerlendirdi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, insanların doğaya verdiği zararlar sonucunda iklim değişikliğinin ortaya çıkarak yine insana etki gösterdiğini belirterek, bu sürece uyum sağlamak amacıyla çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Süreci doğru yönlendirebilmek amacıyla fikir yarışmasının düzenlendiğini anlatan Direkçi, proje üreterek katılım sağlayan tüm gençlere teşekkür ederek tüm başvuruların değerlendirilebileceğini belirtti. Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Derya Özgök, iklim değişikliğine uyum sağlamak amacıyla hazırlanan yarışmaya gençlerin büyük ilgi gösterdiğini belirterek, tüm proje sahiplerine teşekkür etti. Jüri üyeleri tarafından gün boyu sürdürülen titiz değerlendirmeler sonucunda, kazanan projeler belirlendi. Yarışmada, Berrenur Yalçın ve Sidal Yılmaz’ın hazırladığı ‘Yağmur Çarkı’ projesi birinci oldu. Cemre Koçlu, Ebru Kamacı Karahan, Sinem Tapkı, Şüheda Ceylan ve Seher Tuğçe Özdemir’in hazırladığı ‘Yapay zeka ile güçlendirilmiş mahalle temelli su yönetimi: Yağmur bahçeleri ve geçirgen sokaklarla iklim dirençli kent modeli’ projesi ikinci, Hakan Özkaynak ve Burcu Özkaynak’ın hazırladığı ‘Mikroplastik giderimi için sentetik ferrofluidslerin analizi otomatik prototip geliştirilmesi’ projesi üçüncü oldu. Final programına Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen katılan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, başta tarım olmak üzere iklim değişikliğinin etkilerini her alanda yaşadıklarını söyledi. Geleceği ve geleceğin kentlerini planlarken iklimi göz önünde bulundurmak gerektiğini belirten Saldız, bu doğrultuda ‘İklim Değişikliğine Uyum’ temalı fikir yarışması düzenlendiğini ifade etti. Yarışmayla birlikte kentin geleceğini birlikte yazmayı amaçladıklarını anlatan Saldız, “Tüm proje sahiplerini tebrik ediyorum. Belediyemiz bünyesindeki 9 daire başkanlığı bu sürecin bir parçası oldu. Birlikte çalıştık, birlikte yön verdik. Katılımcı, şeffaf yönetim anlayışımızın en güzel örneklerinden biri oldu. Jüri üyelerimize ve tüm proje sahiplerine teşekkür ediyorum. Ortaya konan fikirler göz ardı edilmeyecek. Bazıları yol haritası olacak, bazıları bütüncül stratejilere katkı sunacak ancak hiçbir fikir, bir köşede kalmayacak. Bizler ortak akla inanıyoruz, katılımcılığa inanıyoruz, bilime inanıyoruz. Bugün burada kazanan sadece projeler değil, kazanan Bursa oldu” dedi. Konuşmaların ardından Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız tarafından jüri üyelerine, genel sekreter yardımcıları tarafından finale kalan 20 proje sahibine plaket takdim edildi. Başkanvekili Saldız, yarışma sonucunda birinci olan ekibe 100.000 TL, ikinci olan ekibe 60.000 TL, üçüncü olan ekibe ise 40.000 TL’lik hediye çekini takdim etti.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.