Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iklim

Kapsül Haber Ajansı - Iklim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ankara’nın 2050 Vizyonu Masaya Yatırıldı Haber

Ankara’nın 2050 Vizyonu Masaya Yatırıldı

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Ankara il sınırlarının tamamını kapsayan 2050 yılı hedefli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (ÇDP) çalışmaları kapsamında Kocatepe Kültür Merkezi’nde geniş katılımlı bir tanıtım toplantısı düzenledi. İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı tarafından ele alınan “Ankara 2050 Çevre Düzeni Planı”, geçmişte hazırlanan parçacıl planlama anlayışını sona erdirerek kentin doğal, kültürel ve ekonomik değerlerini sürdürülebilir bir yaklaşımla korumayı ve geliştirmeyi amaçlıyor. 600’DEN FAZLA PAYDAŞ BİR ARAYA GELDİ Planlama sürecinin şeffaflık ve katılımcılık ilkeleri doğrultusunda yürütülmesi hedefiyle düzenlenen toplantıya; Ankara Milletvekilleri Semra Dinçer, Aylin Yaman, Aliye Timisi Ersever, ilçe belediye başkanları, Büyükşehir Belediye Meclis üyeleri, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler ve akademik çevreler, meslek odaları ile sivil toplum kuruluşlarından oluşan 55 farklı paydaş kurumdan 600’den fazla temsilci katıldı. Toplantıda, Çevre Düzeni Planı için yürütülen hazırlık çalışmaları ve planlama modeli detaylarıyla paylaşıldı. RANT İÇİN BAŞKA KAMU KURULUŞLARINA BAŞVURULUYOR Tanıtım toplantısının açılış konuşmasını yapan ABB Başkanı Mansur Yavaş, daha önce sosyal medya hesaplarından yayınladığı “Bir Şehir Nasıl Katledilir” başlıklı paylaşımında Dodurga, Alacaatlı Mahallesi, İncek ve Ovacık’ı konu alan ranta dayalı imar planlarını eleştirerek, “Ben 2004 yılında Beypazarı Belediye Başkanıyken o günlerde Büyükşehir Yasası konuşuluyordu ve imar yetkisinin de büyükşehirlerden onaylanmak suretiyle geçeceği belirtiliyordu. ‘Buna niye ihtiyaç duydunuz’ diye sorulduğunda ise ‘her ilçe kendine kafasına göre yapıyor, bütüncül bir plan olsun’ dediler. Sayısı belirsiz bir şekilde 20 kadar kendi kendine imar planı yapıp bunu onaylayan kuruluş var. Rant almak isteyenler bunu gidip bazı kamu kuruluşlarından plan yaptırmak suretiyle bizi aşarak götürdüler. Bizim bunlara sadece itiraz yetkimiz var. Mahkemeye vermeye yetkimiz var. Oysa bu yasa yapılırken tek bir bütüncül bir planı olacaktı. Binaların yapısından mimari dokusuna kadar hepsi ortak olacaktı. Bunun böyle yürümediği belli” diye konuştu. Tartışmalara konu olan geçmiş dönemde verilen imar rantlarından örnekler vererek açıklamalarını sürdüren Yavaş, “Çevre Düzeni Planı Büyükşehir Belediye Meclisimizden oy birliğiyle kesinleşirse en azından hepimizi bağlayacak ve bundan sonra bunlarla karşılaşmayacağız. Biz şuna inanıyoruz; yapılan iş, bu işin tekniğine uygun, bilimine uygun bir şekilde yapılırsa bundan sonrası için en azından ortaya çıkacak sorunların da büyük ölçüde giderileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle, bu planı ben çok önemsiyorum” ifadelerini kullandı. “GELECEĞE BIRAKACAĞIMIZ EN BÜYÜK MİRAS” İmar yetkilerini kullanan kamu kurum ve kuruluşlarına, üniversite ve sivil toplum kuruluşlarına ÇDP Toplantısına temsilci gönderdikleri için teşekkürlerini sunan Yavaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu plan bu kuruluşlar katılmayınca hiçbir şey ifade etmez. Yarın ufak bir yasa değişikliğiyle yaptığımız Çevre Düzeni Planı’na uymadan yürüyebilirler. Bizim geleceğe, 2050 yılına bırakacağımız en büyük hizmet, en büyük mirasın bu olacağına inanıyorum. Özellikle bu iş için sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerimiz de sağ olsunlar bolca temsilci gönderdiler. Onların da katkısıyla, Belediyemizin katkısı, imar yetkisi yapan kamu kuruluşları ve üniversitelerimizle birlikte inşallah bu işi başarırız diye düşünüyorum. Katılan herkese, emek veren herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Ankara'mıza hayırlı uğurlu olsun.” CANDAŞ: “DÜZGÜN YAPILMIŞ BİR KENTLEŞME ANAYASASINA İHTİYACIMIZ VARDI” ABB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ertuğrul Candaş ise konuşmasında ÇDP’nin Ankara’nın kronikleşmiş kentsel ve kırsal sorunlarına kalıcı çözümler üretmeyi hedeflediğini söyledi. Önceki döneme ait 2038 yılı hedefli ÇDP’nin Başkente yakışır bir plan niteliği taşımadığını ve şehircilik ilke ve esaslarıyla uyuşmadığı için mahkeme kararıyla iptal edildiğini hatırlatan Candaş, “Başkent Ankara’daki yeni yönetim anlayışına uygun olarak katılımcı, şeffaf, doğal ve kültürel değerlere duyarlı, bilimsel bilgiye dayalı, örnek bir planlama çalışmasının yürütülmesi olanağı doğmuştu. Tam da bu nedenle, mahkemenin verdiği iptal kararı istinafa götürülmemiştir ve Başkanımız Mansur Yavaş vizyonuna uygun yeni bir plan yapılmasına karar verilmiştir. Bugün bilginize sunuyor olduğumuz 2050 yılı hedefli Çevre Düzeni Planı Başkentimiz için ertelenemez ve vazgeçilemez bir ihtiyaçtı. Düzgün yapılmış bir Kentleşme Anayasasına ihtiyacımız vardı. Çevre Düzeni Planı hazırlanması süreci kapsamında; belediye başkanlığımız bünyesinde büyük ve güçlü bir planlama ekibi oluşturuldu” dedi. ÇDP SUNUMUNU PROF. DR. SAVAŞ ZAFER ŞAHİN YAPTI Toplantıda, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ankara Kent Konseyi Başkan Vekili Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin, planlama modeline ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumuna “Planlama belirsiz koşullarda ortak geleceği şekillendirme çabasıdır” sözüne vurgu yaparak başlayan Şahin, dünyadaki üst ölçek planlamada güncel tartışmalara, Ankara’nın başkent olduğu günden bugüne uzanan planlama uygulamalarına ve bu süreçteki güncel yaklaşımlara, Ankara’nın plan sorunsallarına, Ankara’daki ÇDP süreci ile bu kapsamdaki; yürütülen çalışmalara, katılımcılık ilkesine, iletişim tasarımına ve açık veri yaklaşımına değindi. Şahin; iklim, ulaşım ve çevre gibi pek çok farklı konuda başlatılacak diğer planlama çalışmalarının ÇDP ile eş zamanlı ve koordinasyon içinde yürütülmesi gerektiğinin altını çizerek şöyle devam etti: “Meslek odalarıyla, üniversitelerdeki hocalarımızla, sivil toplum örgütleriyle, kent konseyi gibi yapılarla da süreci ortaklaştırmak çok önemli ve bunun bir mimarisini inşa etmek zorundayız. Bu şekilde kentin ihtiyacı olan gelişim biçimine ilişkin senaryoları hazırlarken, insan-doğa-kent ilişkilerini de sağlıklı bir çerçevede ele alabilecek aracı geliştirmiş olacağız. Bu, çevre düzeni ile başlayacak ve hiç bitmeyecek bir süreç; mahalle ölçeğine kadar inecek planlarla daha da devam edecek. Sürecin henüz başındayız ama önemli mesafeler aldık. Planlama, planı nasıl yapacağımızı planlamakla başlar.” Program, Bilimsel Danışma Kurulu Paneli ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB Co-Venture Programına Katılacak Girişimler Belli Oldu Haber

TSKB Co-Venture Programına Katılacak Girişimler Belli Oldu

TSKB’nin (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) çok yönlü kalkınma vizyonunu girişimcilik ekosistemiyle buluşturan TSKB Co-Venture programının girişimcilerle olan ilk büyük buluşması 28 Ocak tarihinde gerçekleşti. Girişimciliğin önündeki engelleri kaldırmak ve ortak zemin yaratmak vizyonuyla çalışan Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) iş birliğiyle yürütülen TSKB Co-Venture programına 300’e yakın başvuru yapıldı. Fırsat eşitliği ilkesiyle 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerden çıkan ekiplerle kadın girişimcileri önceliklendiren programda iklim, sürdürülebilir tarım, sağlık, eğitim ve afet teknolojileri odaklı yenilikçi fikirler yer alıyor. Başvurular arasından seçilen 15 girişimci ekip, TSKB’nin geniş paydaş ağından ve derin sektörel uzmanlığından faydalanacakları uzun soluklu bir yolculuğa başladı. İlk modülü fikir aşamasındaki girişimci ekiplerle başlayacak programın, Nisan 2026’da ileri aşama girişimlerin de katılmasıyla daha da zenginleşmesi planlanıyor. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar programın stratejik önemine değinerek şunları söyledi: “TSKB’nin 75 yılı aşkın derin bilgi birikimi ve sektörel deneyimini, ülkemizin sürdürülebilir geleceğini şekillendirecek girişimcilerle buluşturmaktan büyük bir heyecan ve mutluluk duyuyoruz. TSKB Co-Venture aracılığıyla girişimciler için sadece bir finansman kaynağı olmanın ötesinde, yenilikçi fikirleri kalıcı ve güçlü yapılara dönüştürecek stratejik rehberlik sunmayı amaçlıyoruz. Genç girişimcilerimizin her birini yürekten kutluyor, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma yolculuğunda önemli bir rol üstleneceklerine inanıyorum.” GİRVAK Genel Müdürü Mehru Öztürk ise iş birliğine dair değerlendirmede bulunarak, “Geleceğin etkili girişimlerini inşa etmenin yolu, uzun vadeli ve stratejik ortaklıklardan geçiyor. TSKB ile hayata geçirdiğimiz bu venture builder modeliyle gençlerimizin etki yaratma potansiyelini nitelikli rehberlik ve güçlü bir ekosistem desteğiyle harmanlıyoruz. Bugün yola çıkan 15 ekibin Türkiye’nin girişimcilik hafızasında iz bırakacak değer katan projelere imza atmalarını diliyorum” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çoklu İklim Krizlerine Karşı “iklim Uyum Eylem Planı”    Haber

Çoklu İklim Krizlerine Karşı “iklim Uyum Eylem Planı”   

İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, Avrupa genelinde iklim direncini artırmayı hedefleyen CLIMAAX projesi kapsamında geliştirilen “İklime Hazır İzmir: Dirençlilik Stratejilerinin Geliştirilmesi (CRIZ-ERS) Projesi’ni sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi, iklim krizi ile mücadele stratejilerini güçlendirerek kentin çoklu iklim krizlerine hazırlanmasının yanı sıra olası risklerin bilimsel bir çerçevede analiz edilmesini, kırılganlıkların belirlenmesini ve uyum stratejilerinin geliştirilmesini hedefliyor. Sel ve taşkın riskleri kent ölçeğinde haritalandırıldı Proje, 3 fazdan oluyor. İlk fazda, tüm İzmir için hazırlanan iklim risk değerlendirme raporu CLIMAAX platformuna sunuldu. Bu raporda aşırı hava olaylarının mekansal dağılımı analiz edilerek, sıcak hava dalgaları, tarımsal kuraklık, sel ve taşkın gibi riskler kent ölçeğinde haritalandırıldı. Risklerin sıklığı ve şiddetindeki artışlar bilimsel verilerle ortaya kondu. “İzmir için öncelikli olduğunu gördüğümüz tehlikelere odaklanıyoruz” CLIMAAX projesinde şehir planlama ve iklim değişikliği konularında sorumlu uzman olarak görev yapan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Osman Balaban, yürütülen çalışmaya dair bilgi verdi. Balaban, İzmir’de iklim değişikliklerinden kaynaklı risklerin belirlenmesi ve bundan hareketle uyum eylem planlarının, çözüm önerilerinin geliştirilmesi, İzmir’in diğer planlama çalışmasına entegre edilmesi için çalıştıklarını anlattı. Çalışmaların sonunda İzmir’in iklim krizlerine karşı daha dirençli kent olmasına katkı sağlamak istediklerini söyleyen Osman Balaban, “Bu proje kapsamında tüm iklimsel tehlikeleri çalışamıyoruz çünkü iklim değişikliğinin etkileri çok yaygın ve geniş. Deniz seviyesinin yükselmesinden orman yangınlarına, sıcak hava dalgalarından tarımda kuraklığa, çeşitli taşkınlara, hava kirliliği ve sağlık sorunlarına varana kadar birçok olayı iklim değişikliği ile ilişkilendirmek mümkün. Ama CLIMAAX projesi kapsamında İzmir için öncelikli olduğunu gördüğümüz tehlikelere odaklanıyoruz. Bunlardan biri sıcaklıklardaki belirgin artışlar ve bunun neden olduğu sıcak hava dalgaları. Sıcaklığın mevsim normalleri dediğimiz seviyenin üzerine çıkması ve bunun ardışık olarak belli günler devam ettiği dönem. Birincisi buna bakıyoruz. Çünkü bu İzmir için önemli bir konu. Zaten sıcak iklim bölgesi. Sıcak hava dalgası iklim için önemli risk unsuru ve tehlikeli” diye konuştu. İzmir’i neler bekliyor? Prof. Dr. Osman Balaban, çalışmaların bir diğer ayağı olan kıyı taşkınlarını da incelediklerinin altını çizerek, “Hem deniz seviyesinin yükselmesine bağlı olarak hem de aşırı hava olayları, fırtına kabarmaları gibi sudan kaynaklı aşırı hava olaylarının, İzmir’in kıyı kesimlerini su baskınları, taşkınlarla tehdit etmesi durumu var. Bununla birlikte tarımsal kuraklık, tarımda verimlilik düşüşü ve belli ölçülerde orman yangını... Biz bu tehlikelere, bu proje kapsamında yoğunlaşıyoruz. Şu ana kadar küresel modellerden elde ettiğimiz değişimleri incelediğimiz ve haritalandırıldığımız çalışmaları tamamladık. Bu da bize İzmir’de sıcaklıklarda artış olacağını, özellikle 11 merkez ilçenin yoğunlaştığı Körfez çevresinde bu sıcaklık değişimlerinin belirgin olacağını ve dolaysıyla bunlara karşı önlem alınması gerektiğini gösteriyor” dedi. “İzmir bütününde risklerin değerlendirilmesi aşaması sürüyor” Elde edilen bir diğer bulguyu paylaşan Balaban, şunları söyledi: “Elde ettiğimiz verilere göre yağışlarda toplamda bir azalma olacak ama şiddetli yağışların sıklığı artacak. Bu da kuraklık habercisi. Yağışların şiddetinin ve sıklığının artması aynı zamanda taşkın ve su baskını olaylarının habercisi. Kuraklık da tarımsal verimliliğin düşmesi riskini beraberinde getiriyor. Bunları haritalandırdık kısmen. Ama proje henüz faz 1 aşamasında. Yani İzmir bütününde risklerin değerlendirilmesi aşaması sürüyor. Yaptığımız çalışmalarla veri seti oluşturacağız. Bunu yaptıktan sonra haritalar kesinlik kazanacak, çözünürlüğü yüksek haritalar haline gelecek. Bu haritaları geliştirdikten sonra onları kentin planlama süreçleri, afet riskleri ve tehlikeleri, kültürel miras ile ekosistem alanlarının bozulma tehlikesi açısından yorumlayacağız.” İklim Uyum Eylem Planı hazırlanacak İkinci fazda, daha yüksek çözünürlüklü ve yerel düzeyde bir analiz yapılacak. Özellikle dezavantajlı mahallelerde risk ve kırılganlık haritaları güncellenecek, öncelikli müdahale alanları belirlenecek. Üçüncü ve son fazda ise elde edilen bulgular doğrultusunda İzmir geneli ve Konak ilçesi özelinde uygulanabilir uyum stratejilerini içeren iki ayrı İklim Uyum Eylem Planı hazırlanacak. Bu süreçte paydaş katılımı, kamuya açık dijital haritalar, eğitim programları ve bilgilendirme toplantılarıyla hem kurumsal kapasite artırılacak hem de toplumsal farkındalık güçlendirilecek. CLIMAAX projesi, sadece teknik bir çalışma değil aynı zamanda İzmir’in iklim krizine karşı daha dirençli, kapsayıcı ve bilim temelli adımlar atabilmesi için stratejik bir fırsat sunacak. Uluslararası alanda başarılarını sürdürüyor İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim nötr çalışmaları kapsamında hazırladığı projelerden biri olan İklime Hazır İzmir: Dirençlilik Stratejilerinin Geliştirilmesi (CRIZ-ERS) Projesi İklim Değişikliğine Uyum Misyonu kapsamında fonlanan CLIMAAX projesinden 145 bin Avro hibe almaya hak kazanmıştı. Avrupa Komisyonu’nun iklimle mücadele konusundaki çağrısına kabul edilerek AB üyesi kentler dışında “AB Şehirler Misyonu Etiketi” unvanını alan ilk kent olan İzmir, doğa dostu projelerle uluslararası alandaki başarılarını sürdürüyor.

Dünyadaki Kurak Alanlar Türkiye’nin 7,5 Katı Kadar Genişleyecek Haber

Dünyadaki Kurak Alanlar Türkiye’nin 7,5 Katı Kadar Genişleyecek

İnsan faaliyetlerinin neden olduğu arazi tahribatı ve iklim krizi, dünyanın dört bir yanında gıda güvenliğini, su varlıklarını, geçim kaynaklarını ve gezegendeki yaşamı tehdit ediyor. Her yıl Mısır büyüklüğünde, yaklaşık 100 milyon hektar arazi üretkenliğini ve toprak sağlığını kaybediyor. Bu tehditlerin ortadan kaldırılabilmesi için arazi tahribatının engellenmesi, tahrip edilen arazilerin iyileştirilmesi ve kaybolan üretkenliğin geri kazandırılması, yani arazi restorasyonu büyük önem taşıyor. Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 17 Haziran’da kutlanan Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü, çölleşme ve kuraklık konusunda farkındalık yaratmayı ve çözümler üretmeyi amaçlıyor. Bu yıl “Arazi Restorasyonu Yap, Fırsatları Açığa Çıkar” temasıyla, arazi restorasyonu için ayrılan kaynakların yetersizliğine dikkat çekilerek acil eylem çağrısı yapılıyor. Sağlıklı toprak; gıda güvenliğinin, sosyal refahın ve kuşaklar arası adaletin temelini oluşturuyor. TEMA Vakfı, bu özel günde arazi tahribatının dünya ekonomisine yıllık maliyetinin 10 trilyon ABD doları olduğunu belirterek, arazi tahribatının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik boyutları olan küresel bir sorun olduğuna dikkat çekti. Vakıf, bu sorunun engellenmesi ve arazi restorasyonu için toplumun tüm kesimlerini sorumluluk almaya ve harekete geçmeye çağırıyor. Arazi tahribatı ve iklim krizi, kuraklığı daha da artırıyor. 2000 yılından bu yana yaşanan kuraklık olaylarında %29’luk bir artış gözlemlendi. Son otuz yılda, dünya genelindeki toprakların dörtte üçünden fazlası, önceki 30 yıla kıyasla daha kurak hale geldi. Bu durum, özellikle kurak bölgelerde yaşayan 3 milyar insanın yaşamını doğrudan etkiliyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, bu tablo karşısında toprağın korunmasının ve iyileştirilmesinin doğayla uyumlu yaşamın vazgeçilmez bir parçası olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Bugün dünya ekonomisinin %50’si doğadan elde ediliyor. Ancak kısa vadeli kazançlar uğruna doğa sürekli tahrip ediliyor. Doğadan alıyor, ancak ona neredeyse hiç yatırım yapmıyoruz. Eğer önlem alınmazsa, yüzyıl sonunda kurak alanlar Türkiye’nin 7,5 katı - yani 5,8 milyon km²- kadar genişleyecek. Bu sadece toprak verimliliğinin ve gıda üretiminin azalması değil; aynı zamanda su kıtlığı, yoksulluk ve iklim krizinin derinleşmesi anlamına gelir." Türkiye’nin yarısı çölleşme riski altında TEMA Vakfı, tam 31 yıl önce "Türkiye Çöl Olmasın!" sloganıyla bu hayati tehdide dikkat çekmiş ve bu sorunu Türkiye’nin gündemine ilk kez bu kadar güçlü biçimde taşımıştı. Deniz Ataç, gelinen noktada çölleşme tehlikesinin daha da derinleştiğini belirterek "İklim krizinin etkisiyle yağışlar azalıyor, su varlıklarımız yok oluyor; Türkiye’de çölleşmeye maruz kalan alanlar ise hızla artıyor. Türkiye topraklarının %50’si yüksek çölleşme riski altında. 2001–2020 yılları arasında kurak iklime sahip alanlar %5,4 oranında arttı. Sürdürülebilir olmayan tarım uygulamaları, erozyon ve aşırı gübre kullanımı topraklarımızın üretkenliğini azaltıyor. Yanlış ürün tercihleriyle yer altı su seviyemiz hızla azalıyor, sulak alanlarımız yok oluyor. Bu durumu tersine çevirmek ise bizim elimizde. " ifadelerinde bulundu. “Doğaya yatırım yapma zamanı” Tüm bu veriler, hem Türkiye’de hem de dünya genelinde toprağın korunması ve eski sağlığına kavuşturulması için acil adımlar atılması gerektiğini açıkça gösteriyor. Toprağın ve doğal varlıkların korunmasına katkı sağlayabilmek için birlikte hareket edilmesinin önemini vurgulayan Deniz Ataç, "Bugün neden olduğumuz arazi tahribatı ve bunun sonucu oluşan çölleşme, kuşaklar arası adaleti ortadan kaldırıyor. Bu adaleti yeniden sağlamak; doğaya olan yükümüzü azaltmaktan, arazi tahribatına karşı durmaktan, bu alanda etkili politikalar geliştirmekten ve arazi restorasyonu yoluyla doğayı iyileştirmekten geçiyor. Bunun için tahrip olmuş ormanların yeniden orman haline getirilmesi, çayır ve meraların ıslah edilmesi, sulak alanların geri kazanılması, tarım arazilerinde ise erozyonu önleyen, toprak organik madde içeriğini artıran ve toprak sağlığını koruyan sürdürülebilir tarım tekniklerinin uygulanması gerekiyor. Üstelik arazi restorasyonu çalışmalarına yapılacak her bir yatırımın getirisi 30 katına kadar ulaşabiliyor. Şimdi doğaya yatırım yapma zamanı. Çünkü toprağı iyileştirmek; yalnızca bugünü değil, doğayı ve geleceğimizi de korumaktır.” dedi.

Aydem Yenilenebilir Enerji'nin Net Sıfır Hedefine SBTi Onayı Haber

Aydem Yenilenebilir Enerji'nin Net Sıfır Hedefine SBTi Onayı

Uluslararası Bilime Dayalı Hedefler Girişimi (Science Based Targets initiative - SBTi), Türkiye’nin sadece yenilebilir kaynaklardan enerji üreten en büyük şirketi Aydem Yenilenebilir Enerji’nin emisyon azaltım taahhütlerinin iklim bilimiyle uyumlu olduğunu teyit etti. Şirket, SBTi tarafından onaylanan yol haritasıyla, 2022 yılını baz alarak 2032 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını yüzde 51 oranında azaltmayı; sermaye mallarından kaynaklanan Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 oranında düşürmeyi taahhüt ediyor. 2040 yılına gelindiğinde ise Kapsam 1, 2 ve 3 emisyonlarında yüzde 90 oranında mutlak azaltım hedefleniyor. Kalan emisyonlar ise yüksek kaliteye sahip karbon giderim yöntemleriyle dengelenecek. Böylece şirket, yalnızca üretim faaliyetlerinde değil, değer zincirinin tamamında net sıfır bir yapıya kavuşacak. Aydem Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Uğur Yüksel, SBTi onayının şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımına duyulan küresel güvenin bir göstergesi olduğunu belirterek, şunları söyledi: “İklim kriziyle mücadelede attığımız her adımda bilim yol göstericimiz. Hedeflerimizi yalnızca kendi stratejilerimizle değil aynı zamanda uluslararası platformların onayıyla da güçlendiriyoruz. Uluslararası standartlarda, şeffaf, ölçülebilir ve bilimsel temelli bir yol haritasında ilerliyoruz. Bu doğrultuda şirketimizin 2024 yılı Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonları 2023 yılına göre yüzde 5 azalırken; Kapsam 1, 2 ve 3 olmak üzere toplam sera gazı emisyonları ise yüzde 87 azaldı. Net sıfır hedefimiz, çevresel etkimizi azaltmanın ötesinde, tüm değer zincirimizle birlikte iklim dostu bir dönüşüm yaratmayı amaçlıyor. Bu hedeflere ulaşmak için yatırımlarımızda ve üretim faaliyetlerimizde enerji verimliliği, teknolojik modernizasyon, yenilikçi çözümler ve tedarik zinciriyle entegre sürdürülebilirlik stratejilerine odaklanıyoruz. Ayrıca karbon ayak izimizin doğru ve sürekli takibi için dijital veri altyapımızı güçlendirmeyi sürdürüyoruz. Şirketimizin bu taahhüdü, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle de uyum içinde. SBTi onayı gösteriyor ki şirketimiz, yalnızca kendi sektöründe değil, Türkiye’nin düşük karbon ekonomisine geçiş sürecinde de örnek şirketlerden biri olarak dikkat çekiyor.”

İklim Değişikliğine Uyum İçin Yenilikçi Fikirler Yarıştı Haber

İklim Değişikliğine Uyum İçin Yenilikçi Fikirler Yarıştı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından iklim değişikliğine uyum sürecini desteklemek, kentsel ve doğal ekosistemlerin dayanıklılığını artırmak ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek amacıyla düzenlenen ‘İklim Değişikliğine Uyum” temalı fikir yarışmasında kazanan projeler belli oldu. Bursa’nın daha yaşanabilir, daha temiz bir kent olması hedefiyle çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, tüm dünyada etkili olan iklim değişikliğine karşı yenilikçi çözümler geliştirmek için ‘İklim Değişikliğine Uyum” temalı fikir yarışması düzenledi. 14 Nisan’da katılım süreci başlayan yarışmaya, 127 proje başvuru yaptı. ‘Kentsel Yeşil Alanlar ve Ekosistem Hizmetleri’, ‘Sürdürülebilir Ulaşım ve Akıllı Şehir Çözümleri’, ‘İklim Dayanıklı Altyapı ve Afet Yönetimleri’, ‘Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Enerji Kullanımı’, ‘Atık Yönetimi ve Döngüsel Ekonomi’ çerçevesinde yapılan çalışmalar, iki aşamalı ön değerlendirme sürecinden geçirildi. Uzman isimler tarafından titizlikle yapılan jüri çalışmaları sonucunda ilk 20 proje final programına kalma hakkı kazandı. Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı Araştırma, Geliştirme ve İnovasyon Şube Müdürlüğü koordinasyonunda 9 farklı daire başkanlığının katkı sunduğu yarışmanın final programı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde düzenlendi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Mehmet Emin Direkçi, Ali Altunsoy, Mehmet Yıldız ve Mehmet Tözün Bingöl ile daire başkanlarından oluşan jüri üyeleri, ‘çözümün etkisi ve katkısı, teknik ve bilimsel uygulanabilirlik, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik, ekonomik ve finansal fizibilite, sunum becerisi ve proje anlatımı, paydaş iş birliği ve katılımcılık, pilot uygulama ve ölçeklenebilirlik potansiyeli’ başlıklarında projeleri değerlendirdi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, insanların doğaya verdiği zararlar sonucunda iklim değişikliğinin ortaya çıkarak yine insana etki gösterdiğini belirterek, bu sürece uyum sağlamak amacıyla çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Süreci doğru yönlendirebilmek amacıyla fikir yarışmasının düzenlendiğini anlatan Direkçi, proje üreterek katılım sağlayan tüm gençlere teşekkür ederek tüm başvuruların değerlendirilebileceğini belirtti. Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Derya Özgök, iklim değişikliğine uyum sağlamak amacıyla hazırlanan yarışmaya gençlerin büyük ilgi gösterdiğini belirterek, tüm proje sahiplerine teşekkür etti. Jüri üyeleri tarafından gün boyu sürdürülen titiz değerlendirmeler sonucunda, kazanan projeler belirlendi. Yarışmada, Berrenur Yalçın ve Sidal Yılmaz’ın hazırladığı ‘Yağmur Çarkı’ projesi birinci oldu. Cemre Koçlu, Ebru Kamacı Karahan, Sinem Tapkı, Şüheda Ceylan ve Seher Tuğçe Özdemir’in hazırladığı ‘Yapay zeka ile güçlendirilmiş mahalle temelli su yönetimi: Yağmur bahçeleri ve geçirgen sokaklarla iklim dirençli kent modeli’ projesi ikinci, Hakan Özkaynak ve Burcu Özkaynak’ın hazırladığı ‘Mikroplastik giderimi için sentetik ferrofluidslerin analizi otomatik prototip geliştirilmesi’ projesi üçüncü oldu. Final programına Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen katılan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, başta tarım olmak üzere iklim değişikliğinin etkilerini her alanda yaşadıklarını söyledi. Geleceği ve geleceğin kentlerini planlarken iklimi göz önünde bulundurmak gerektiğini belirten Saldız, bu doğrultuda ‘İklim Değişikliğine Uyum’ temalı fikir yarışması düzenlendiğini ifade etti. Yarışmayla birlikte kentin geleceğini birlikte yazmayı amaçladıklarını anlatan Saldız, “Tüm proje sahiplerini tebrik ediyorum. Belediyemiz bünyesindeki 9 daire başkanlığı bu sürecin bir parçası oldu. Birlikte çalıştık, birlikte yön verdik. Katılımcı, şeffaf yönetim anlayışımızın en güzel örneklerinden biri oldu. Jüri üyelerimize ve tüm proje sahiplerine teşekkür ediyorum. Ortaya konan fikirler göz ardı edilmeyecek. Bazıları yol haritası olacak, bazıları bütüncül stratejilere katkı sunacak ancak hiçbir fikir, bir köşede kalmayacak. Bizler ortak akla inanıyoruz, katılımcılığa inanıyoruz, bilime inanıyoruz. Bugün burada kazanan sadece projeler değil, kazanan Bursa oldu” dedi. Konuşmaların ardından Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız tarafından jüri üyelerine, genel sekreter yardımcıları tarafından finale kalan 20 proje sahibine plaket takdim edildi. Başkanvekili Saldız, yarışma sonucunda birinci olan ekibe 100.000 TL, ikinci olan ekibe 60.000 TL, üçüncü olan ekibe ise 40.000 TL’lik hediye çekini takdim etti.

92 Kurumdan Ortak İklim Kanunu Talebi Haber

92 Kurumdan Ortak İklim Kanunu Talebi

Kampanyayı destekleyen kurumlar, mevcut tasarının halkın ve doğanın yararına olmadığını, aksine ticari çıkarları gözettiğini belirterek tasarının geri çekilmesini ve bilimi, iklim adaletini, toplumsal ortak faydayı gözetecek şekilde yeniden yazılmasını talep ediyor. "Ticaret Kanunu Değil, Gerçek Bir İklim Kanunu İstiyoruz!" Yaşam alanlarını savunan aktivistler ve sivil toplum kuruluşları, yeni İklim Kanunu tasarısının ekosistemleri ve toplumun geleceğini tehdit ettiğini vurguluyor. change.org/dogaiciniklimkanunu adresinde başlatılan kampanyanın açıklamasında, yasal düzenlemenin büyük şirketlerin çıkarları doğrultusunda hazırlandığı,ticari kaygılarla yürütülen her yasal değişikliğin, derelerin kurumasına, tarım arazilerinin yok edilmesine, bölgelerin ormansızlaştırılmasına, havanın kirletilmesine neden olduğu vurgulandı. "Havamız, suyumuz, toprağımız pazarlık konusu olamaz!" 92 kurum, söz konusu yasa tasarısının, iklim krizine neden olan tarım, enerji ve madencilik sektörlerinde mevcut politikaları değiştirmediğini, iklim krizinin yol açtığı afetlere karşı önlemler getirmediğini, ayrıca gençlerin gelecek hakkı, işçi hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve iklim adaleti konularında hiçbir güvence sunmadığını belirtiyor. Doğayı korumayan, toplumun taleplerini yok sayan bir düzenlemenin meşru kabul edilemeyeceğini belirten aktivistler, "Bizler, nefes alabileceğimiz ormanların, içebileceğimiz berrak suların, sağlıklı ve adil bir dünya sorumluluğunu hissediyoruz. Bu nedenle halkın katılımını içermeyen, tamamen şirketlerin çıkarlarına hizmet eden bir yasa tasarısını kabul etmiyoruz" diyerek tepki gösterdi. TBMM’ye sunulan İklim Kanunu tasarısıyla ilgili görüşler ise şöyle: Süheyla Doğan (Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği): “Kazdağları’nın yüzde 79’u metalik madencilik projeleri ile kaplanmış durumda. Böllgemizde; madencilik dışında 5 adet çalışan termik santral olmak üzere çok sayıda enerji projesi, Lapseki Savaştepe otoyolu, Çanakkale köprüsü gibi altyapı projeleri var. Bölgede endüstriyel tarım ve büyükbaş hayvancılık teşvik ediliyor ve ekoturizm adı altında aslında ikinci konut projeleri ile kırsal daha fazla betonlaştırılıyor. Tüm bu projelerin üst ölçekli ve bütüncül bir şekilde planlanmaması bölgemizdeki ekolojik yıkım tehdidini artırdığı gibi arazi kullanım değişikliği ile de iklim krizini besliyor. Dolayısıyla; enerji, madencilik, altyapı, tarım, turizm alanlarındaki mevcut yıkıcı politikalar değiştirilmeden, yalnızca karbon ticaretini önceleyen ve şirketlerin çıkarını koruyan bir iklim kanunu bizim kanunumuz olamaz. Bilim insanlarının görüşleri doğrultusunda, sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla, iklim adaletini önceleyen, şirketleri değil, doğayı ve yoksul halkı gözeten bir gerçek İklim Kanunu istiyoruz.” Kazım Yılmaz (Muğla Çevre Platformu): “Muğla'da eşsiz bir doğal yapıya, biyolojik çeşitliliğe, su varlıklarına ve yaşamsal öneme sahip olan ormanlar, tarım alanları, zeytinlikler, sulak ve denizel alanlar etkisini her geçen gün daha yakıcı bir şekilde yaşamakta olduğumuz iklim krizi ile mücadelede hayati öneme sahip. Aynı zamanda önemli birer karbon yutak alanı olan bu alanlar; termik santraller, madencilik faaliyetleri, aşırı yapılaşma, turizm ve konut projeleri ve endüstriyel tarım nedeniyle ciddi tehdit altında. Bu ekonomik ve ekolojik kriz ortamında acil ihtiyacımız olan gerçek bir İklim Kanunu; doğa korumacı ve ekokırımı suç olarak kabul eden bir yaklaşımı benimseyerek iklim krizinin baş sorumlusu fosil yakıta dayalı enerji üretiminden adil bir çıkış içermelidir. Fakat meclise gelen iklim kanunu teklifi bunun çok uzağındadır; emisyon azaltımını değil, emisyon ticaret sistemi kurmayı amaçlayan, iklimi değil, şirketlerin çıkarını önceleyen bu teklif iklim kanunu değil, ticaret kanunudur. Bu teklif meclis gündeminden geri çekilmeli, bilimsel temele oturan, iklim adaletini sağlayacak bir İklim kanunu demokratik, katılımcı ve şeffaf bir süreçle yeniden hazırlanmalıdır.” Mehmet Dalkanat (Elbistan-Afşin Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu):  “Kahramanmaraş’ta 40 yıldır kömürün gölgesinde yaşıyoruz. Bölgemizde tarım ve hayvancılık bitme noktasına geldi. Her gün kirli hava solumaya devam ediyoruz, doktorlar bizi ciğerlerimizden tanıyor artık. Şu anda Afşin-Elbistan’da yıllardır kirlilik saçan A kömürlü termik santraline yeni üniteler yapılması planlanıyor. Bölge halkıyla birlikte bu projeye dava açtık. Daha önce de buraya kurulmak istenen Afşin C termik santrali için dava açmıştık ve bilirkişiler projede kamu yararı görmemişti. İklim krizinin baş nedenlerinden biri olan kömürü hayatımızdan çıkarmadıkça gerçek bir İklim Kanunu’ndan nasıl bahsedebiliriz? Bölgemiz ve tüm Türkiye için yeniden tasarlanmış, ekosistemi ve halk sağlığını koruyan, adında geçtiği gibi gerçekten de iklim krizinin ekolojik ve toplumsal yönlerini önemseyen adil bir Kanun istiyoruz.”  Süleyman Eryılmaz (Ekoloji Birliği):  “Bugün Ekoloji Birliği'nin de içerisinde bulunduğu onlarca ekoloji örgütünün yaptığı ortak basın açıklamasında söylendiği gibi: Toprağı kazma sesleriyle, dereleri beton duvarlarla, ormanları rant projeleriyle boğmak isteyen büyük şirketlerin çıkarları için hazırlanmış bu kanun tasarısını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Kanunun adı İklim Kanunu olmasına rağmen bu kanun sermaye gruplarının yararına yazılmış bir kanundur.  Gerçekte doğayı ve iklimi korumayı değil iklim krizini sermaye adına bir fırsata çevirmeyi hedeflemektedir. Ekoloji Birliği bileşenleri olarak katılımcılık ilkesiyle oluşturulmamış, bilimsel ve sosyolojik gerçeklere dayanarak kamu yararını ve ekolojik sistemi odağına almayan böyle bir kanunu asla kabul etmiyoruz/etmeyeceğiz. Birliğimiz, iklim krizini ortadan kaldırmaya yönelik somut hedefler içeren, toplumsal adaleti ve iklim adaletini önemseyen, kadın haklarını, işçi haklarını ve hayvan haklarını da içerecek gerçek bir İklim Kanununa yönelik çabasına ise devam edecektir.” Kübra Ayçiçek (Çevre Mühendisi): “Meclise sunulan İklim Kanunu tasarısı Türkiye’nin ilk kez bir İklim Kanununa kavuşacak olmasından dolayı olumlu bir gelişme gibi görülse de tasarının içeriği Kanunun amacıyla uyumlu değil. İklim krizi bilindiği gibi, sadece ekosistemin devamlılığını tehdit etmiyor, aynı zamanda ekonomiyi, toplumsal yaşamı ve adalet mekanizmasını da etkiliyor. Bilim ve teknik bizlerde bu krizin gerçekliği hakkında şüphe bırakmazken, bu krizin çözümüne yönelik oluşturulan mekanizmalar ise konuyu tüm yönleriyle ele alan bir ciddiyetten oldukça uzak bir şekilde işletiliyor. Kanun tasarısından anlıyoruz ki bu teklif aslında sera gazı emisyonlarının ticaretini düzenliyor, kirlilik alınıp satılabilen bir meta gibi gibi düşünülüyor. Örneğin, bu emisyonların ana kaynağı olan kömürün yerini ne zaman, neye, nasıl bırakacağı taslakta belirsiz. Öte yandan, Türkiye’nin emisyonlarını artıracak kömür projeleri ise hâlâ tasarlanmaya devam ediliyor. Bugün, Aliağa’dan, Afşin-Elbistan’dan, Kazdağları’ndan, Muğla’dan ise “kömürle yaşayamıyoruz” diyen halkın sesi yükseliyor. Baştan aşağı tüm sistemleriyle adil bir dönüşüm gerektiren bu süreç, yalnızca şirketlerin çıkarlarına odaklanırken, toplumsal faydanın, işçi ve kadın haklarının ve doğanın bütüncül olarak korunmasına yönelik politikalar barındırmıyor. Bilim ve tekniğin halkın ve tüm canlıların yararına kullanılması bir politikadır. Bu bakış açısından uzaklaşarak yapılan yasal düzenlemelerin hiçbirinin sivil toplum ve bilim insanları açısından bir tutarlılığı yoktur.”  İmzacı Kurumlar: 2017 Bodrum Yurttaş İnisiyatifi 29 Ekim Kadınları Derneği Kuşadası Şubesi Anadolu Müzik Kültürleri Derneği Altınoluk Kadın Dayanışması Antalya Gıda Topluluğu Ata Tohum Takas Derneği Ayvalık Kadın İnsiyatifi Ayvalık Koruma Girişimi Ayvalık Tabiat Derneği Ayvalık Tabiat Platformu Bakırtepe Çevre Platformu Balıkesir Çevre Platformu Bergama Çevre Platformu Bodrum Çevre ve Ekoloji Platformu Bodrum Kadın Dayanışma Derneği  Burak Özgüner Hayvan Hakları Çalışma Merkezi Burhaniye Çevre Platformu Büyük Menderes İnisiyatifi  Çanakkale Çevre ve Doğa Dernekleri Federasyonu Çeşme Yarımada Çevre Derneği  Dalyan Turizm, Kültür ve Çevre Koruma Derneği Datça Çevre ve Turizm Derneği Datça Demokrasi Platformu Deniz Yıldızı Kadın Dayanışma Derneği Didim Çevre Platformu Doğa Derneği Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Doğanın Çocukları Dünya Mirası Adalar Edremit Çevre Sağlığı Doğayı Koruma Sosyal Yardımlaşma Derneği Ege Çevre ve Kültür Derneği Ege Çevre ve Kültür Platformu Ekoloji Birliği Ekoloji Birliği Kadın Meclisi Ekoloji Politik Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği  Elbistan-Afşin Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu Emekli Meclisleri Sendikası Çanakkale Şubesi Erciş Süphan Dağcılık, Doğa ve Ekoloji Derneği Eskişehir Okulu Dayanışma ve Araştırma Derneği Gaziantep Özgür Düşünce Derneği Gökçeyazı Türkmen Dağı Çevre Koruma ve Dayanışma Derneği Gökova Ekolojik Yaşam Derneği Güney Marmara Dayanışması Güzelbahçe Çevre ve Kültür Derneği Güllük Körfezi Koruma Platformu Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği Hewsel Koruma Platformu İklim Adaleti Koalisyonu İklim Öncüleri İkizdere Çevre Derneği İzmir Yeşil Gelecek Derneği Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Kazdağları Ekoloji Platformu Kazdağları Kardeşliği Kazdağlı Kadınlar Kazma Bırak Kampanyası Kent Politikaları Derneği Kırşehir Maden Karşıtı Kadınlar Kocaeli Sürdürülebilir Çevre ve Canlı Hayatı Koruma Derneği Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması Körfez Gezgin Kadınlar Köyceğiz Canları Yeryüzüne Adalet Derneği Kuşadası Caferli Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği Kuşadası Çevre Platformu Kuşadası Kadın Platformu Kuşadası Kent Dayanışması Kuşadası Veli Der Malatya Çevre Platformu Marmara Ereğlisi Çevre Gönüllüleri Mezopotamya Ekoloji Hareketi Muğla Çevre Platformu Muğla Su İnisiyatifi Munzur Koruma Kurulu ODTÜ BİZ Öğrenci Veli Derneği Sandras'ı Koruma Platformu Sınır Tanımayan Çocuklar Sinop Çevre Dostları Derneği Sinop Nükleer Karşıtı Platform Söke Çevre Platformu Şanlıurfa Ekoloji İnisiyatifi Tüketiciyi Koruma Derneği Türkiye Tanıtım Araştırma Demokrasi ve Laik Oluşum Vakfı Validebağ Savunması  Van Çevre ve Tarihi Eserleri Koruma Araştırma ve    Geliştirme Derneği Van Ekoloji Derneği Yaşam Bellek Özgürlük Derneği Yeni Foça Forum Yeryüzü Ekoloji Kolektifi Yeryüzü Derneği Zilan Ekoloji Platformu

İklim değişikliğiyle mücadelede genel ilkeler belirlendi: Peki şimdi neler yapılacak? Haber

İklim değişikliğiyle mücadelede genel ilkeler belirlendi: Peki şimdi neler yapılacak?

Geçen hafta TBMM Başkanlığı’na sunulan Türkiye’nin ilk “İklim Kanunu” teklifi ile iklim değişikliğiyle mücadelede genel ilkeler belirlendi. Sosyal medya hesabından kanun teklifinin içeriğine ilişkin paylaşım yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Türkiye’nin ‘İlk İklim Kanunu’ iklim değişikliği ile mücadelemize yeni bir soluk getirecek” dedi. Teklife göre, eşitlik, iklim adaleti, ihtiyatlılık, katılım, entegrasyon, sürdürülebilirlik, şeffaflık, adil geçiş ve ilerleme yaklaşımları esas alınacak. Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler, kamu yararı gözetilerek alınacak tedbirlere ve düzenlemelere süresinde uymakla ve bunları uygulamakla yükümlü olacak. Teklif ile ekonominin iklim bazlı olumsuz sonuçlara dirençli hale getirilmesi sağlanacak. Sektörlerin uluslararası rekabet gücünün artırılması için daha temiz ve daha verimli bir üretim süreci yasal güvenceye alınacak. Kanun teklifi yalnızca sanayi sektörlerini değil; şehirleri, tarımı, hayvancılığı ve yeşil alanları da koruyan bir yaklaşımla hazırlandı. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANLIĞI’NIN SORUMLULUKLARI Teklifte İklim Değişikliği Başkanlığı’nın görev ve sorumlulukları netleştirildi. Kurumlar arası koordinasyon, faaliyetler ve standartlar başkanlıkça belirlenecek. Başkanlık, sera gazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum faaliyetlerine ilişkin ilerlemeleri izleyecek. Karbon fiyatlandırmasına ilişkin piyasaya dayalı mekanizmaları düzenlemek de Başkanlığın yetkisinde olacak. Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Başkanlık tarafından kurulacak ve bu kapsamda tahsisatların dağıtımı yapılacak. ULUSAL VE YEREL EYLEM PLANLARI HAZIRLANACAK Ulusal Katkı Beyanı, net sıfır emisyon hedefi ile İklim Değişikliği Başkanlığı’nın yayımladığı strateji ve eylem planları doğrultusunda sera gazı emisyonları azaltılacak. Strateji ve eylem planları dönemsel olarak ulusal ölçekte hazırlanacak, uygulanacak ve uygulanması izlenecek. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İL KOORDİNASYON KURULLARI KURULACAK Her ilde vali başkanlığında, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri ile yerel yönetimlerin temsilcilerinden oluşan İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu kurulacak. Kurulun çalışma usul ve esasları Bakanlıkça belirlenecek. Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları, en geç 31 Aralık 2027 tarihine kadar hazırlanacak. Bakanlık bu süreyi bir yıla kadar uzatabilecek. YEREL PLANLAR VALİ BAŞKANLIĞINDA HAZIRLANACAK Yerel iklim değişikliği eylem planları; sera gazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum amacıyla her ilin bütüncül bir planı olacak şekilde vali koordinasyonunda; büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi, diğer illerde il belediyesi ve il özel idaresi, ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla hazırlanacak veya hazırlatılacak. Karara bağlanmak üzere İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu’na sunulacak. Sektörel etkilenebilirlik ve risk analizleri; strateji ve eylem planlarına esas teşkil etmek üzere iklim modelleri kullanılarak dönemsel olarak Başkanlık tarafından hazırlanacak ve güncellenecek. TÜRKİYE YEŞİL TAKSONOMİSİ KURULACAK İklim Değişikliği Başkanlığı, ulusal, sektörel ve tematik raporlar hazırlayacak. Finansal kaynakları yönlendirmeyi kolaylaştırmak üzere iklim değişikliği teşvik mekanizmaları geliştirecek ve Türkiye Yeşil Taksonomisi’ni kurup yürütecek. Döngüsel ekonomi hedefleri ve sıfır atık uygulamaları çerçevesinde ürünlerin yeniden kullanımı, atıkların yan ürün, alternatif ham madde olarak kullanılması ve geri dönüşüm, geri kazanım ile elde edilen ürünlerin zorunlu kullanım oranları belirlenecek. SINIRDA KARBON DÜZENLEME MEKANİZMASI Türkiye Gümrük Bölgesinde ithal edilen malların gömülü sera gazı emisyonlarını ele almak için Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kurulabilecek. SKDM'ye ilişkin raporlama, kapsam, içerik, usul ve esaslar ilgili bakanlıklarla koordineli olarak Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenecek. TEMİZ TEKNOLOJİNİN KULLANIMI YAYGINLAŞTIRILACAK İlgili kurum ve kuruluşlarca hazırlanan planlama ve uygulama araçlarında teknolojik öz yeterlilik kapasitesinin artırılması öncelikli hedef olarak belirlenerek temiz teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması esas olacak. Başkanlık; karbon yakalama ve depolama teknolojileri, hidrojen teknolojisi gibi iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik yeni teknolojik gelişmelerin takibi ile bu alanlardaki projelerin geliştirilmesi için ilgili kurumlarla işbirliği yapmaya, kurumların bu alanlarda çalışmalar yapmasını yönlendirmeye ve ilgili kurumlarla koordinasyon yapmaya yetkili olacak. Başkanlığa bağlı ilgili kurumlarla koordineli olarak enstitüler ile araştırma ve uygulama merkezleri kurulabilecek. OKUL MÜFREDATLARINA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EKLENECEK Kamuoyu farkındalığının artırılması ve toplumun iklim değişikliğinin etkileri konusunda duyarlı hale getirilmesi için eğitim ve bilinçlendirme programları düzenlenecek.  Tüm eğitim düzeylerinde müfredat ve öğretim programlarının güncellenmesi ve yeşil iş gücünün yetiştirilmesi için gerekli çalışmalar ilgili bakanlıklarla koordineli olarak Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu’nca yapılacak. Uygulamaların usul ve esasları, Bakanlık görüşü alınarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından belirlenecek. AFETLERE KARŞI ERKEN UYARI SİSTEMLERİ VE GIDA GÜVENLİĞİ İklim değişikliğine dirençli ürün deseni ile gıda güvenliğinin sağlanması için doğal kaynakların, ekosistemlerin ve biyolojik çeşitliliğin koruma kullanma dengesini gözetecek doğa temelli çözümler ile iklim değişikliğine dirençli uygulamalar yaygınlaştırılacak. İklim değişikliğine bağlı afetlerin neden olduğu kayıp ve zararların azaltılması amacıyla risk değerlendirme, izleme, bilgilendirme ve erken uyarı sistemleri; bütünleşik afet yönetimi esas alınarak geliştirilecek. SU YÖNETİMİ VE ARAZİ TAHRİBATININ DENGELENMESİ SAĞLANACAK Net sıfır emisyon hedefinin sağlanmasına yönelik emisyonların dengelenmesi için orman, tarım, mera ve sulak alanlarda karbon yutağı kayıplarını engellemek üzere ilgili kurum ve kuruluşlar tedbirler alacak. İklim değişikliğinin etkilerine karşı su kaynaklarının etkin yönetimi sağlanacak. Denizel ve karasal korunan alanların niteliği ve oranı yükseltilecek. EYLEM PLANLARI, 31 ARALIK 2027'YE KADAR HAZIRLANACAK. Kanun teklifinde belirtilen uygulama ve planlama araçlarına ilişkin hazırlama ve uyarlama yükümlülükleri ilgili kurum ve kuruluşlarca en geç 31 Aralık 2027 tarihine kadar yerine getirilecek. Cumhurbaşkanı, bu süreyi bir yıla kadar uzatmaya yetkili olacak.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.