Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iklim Değişikliği

Kapsül Haber Ajansı - Iklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

PepsiCo ​​​​​​​Türkiye, Su Riskine Karşı Güçlü Bir Gelecek İnşa Ediyor Haber

PepsiCo ​​​​​​​Türkiye, Su Riskine Karşı Güçlü Bir Gelecek İnşa Ediyor

Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden PepsiCo, PepsiCo Pozitif (pep+) stratejisinin temel bir unsuru olan “Net Su Pozitif” vizyonu doğrultusunda, su kaynaklarını korumayı ve fabrikalarının bulunduğu bölgelerde sürdürülebilir etki yaratmayı odağına almaya devam ediyor. PepsiCo Türkiye, bu yaklaşım kapsamında suyu daha verimli kullanmayı, kullanılan suyu doğaya geri kazandırmayı ve tarımsal üretimde su riskini azaltmayı önceleyen projeler hayata geçiriyor. Doğa Koruma Merkezi (DKM) iş birliğiyle, 60 milyon TL’nin üzerinde bir bütçeyle hayata geçirilen Bir Damla Bir Dünya Projesi, bu vizyonun en somut örneklerinden biri olarak Türkiye’de yüksek su riski taşıyan bölgelerde kapsamlı bir dönüşüm yaratmayı amaçlıyor. Adana, Mersin, Manisa ve İzmir’deki çiftçilerin modern sulama tekniklerini kullanmasını sağlayarak tarımda kullanımı azaltan proje kapsamında çiftçilere iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadele, suyun verimli kullanımı ve toprağın korunması konularında eğitimler veriliyor. Bu eğitimlerde; tasarruflu sulama yöntemleri, basınçlı sulama sistemleri, doğru sulama zamanlaması, bitki ve toprak özelliklerine uygun sulama teknikleri ve toprakta organik madde artırımı gibi sürdürülebilir tarım uygulamaları öğretiliyor. Tarlalarda 3 bin dekara yakın alanda damla sulamanın yaygınlaştırılmasına destek olan proje ile fabrikaların bulunduğu havzalarda suyun geri kazandırılması destekleniyor. PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay: “Su artık sadece çevresel bir konu değil; herkes için ortak, acil ve hayati bir mesele” Dünyanın ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olduğunu dile getiren PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay, “Birleşmiş Milletler’in 2024 Dünya Su Gelişimi Raporu, son 20 yılda 1,4 milyar kişinin kuraklık ve suyla ilgili konulardan doğrudan etkilendiğini ortaya koyuyor. Yalnızca bu rakam bile, suyun geleceğinin artık küresel risk sıralamalarında neden en üst basamaklarda yer aldığını çok açık bir şekilde gösteriyor. Bu tablo yalnızca ekosistemlerin değil, gıda güvenliğinin, toplumsal yaşamın ve ekonomik istikrarın da tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor. Su artık sadece çevresel bir konu değil; herkes için ortak, acil ve hayati bir mesele. Bu nedenle suyu korumak hem ülkeler hem de şirketler için önemli hale geldi” dedi. “Manisa, İzmir ve Tarsus’ta yapılan damla sulama uygulamalarıyla 2024 yılında Manisa fabrikasında kullandığımız suyun %100’ünü, İzmir’de %94’ünü, Tarsus’ta ise %58’ini doğaya geri kazandırdık” PepsiCo Türkiye’nin hem bir gıda ve içecek şirketi olarak hem de tarım odağında yaptığı çalışmalar kapsamında su yönetimini sürdürülebilirlik stratejisinin önemli unsurlarından biri olarak gördüğünü dile getiren Ergün Günay, “PepsiCo Türkiye olarak Net Su Pozitif vizyonumuz doğrultusunda yalnızca su tüketimini azaltmakla yetinmiyor; özellikle su riski yüksek bölgelerde kullandığımız suyun tamamını doğaya geri kazandırmayı hedefliyoruz. Doğa Koruma Merkezi iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Bir Damla Bir Dünya Projesi ile sadece geçtiğimiz yıl Manisa fabrikasında kullandığımız suyun %100’ünü, İzmir’de %94’ünü, Tarsus’ta ise %58’ini doğaya geri kazandırdık. 2023 ve 2024 yıllarında 735 milyon litre su tasarrufunda bulunduk. 2025 yılı itibariyle bu rakamın 1.6 milyar litreyi bulması için çalışıyoruz. Böylece 674 olimpik havuza karşılık su tasarrufu yapılmasını desteklemiş olacağız. Bu somut sonuçlar, su yönetimini stratejik bir öncelik olarak ele aldığımızın ve sahada gerçek etkiler ürettiğimizin en net göstergesi. Önümüzdeki dönemde projeyi daha fazla bölgeye yayarak hem doğaya hem de yerel üreticilere destek vermeye kararlıyız” dedi. Doğa Koruma Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Zeydanlı: “Önümüzdeki dönemde en çok tartışacağımız konulardan biri su sorunu olacak. Bir yandan iklim krizinden kaynaklı kuraklık, diğer yandan suyun yanlış kullanımı su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor. Su yönetimi artık yalnızca bir çevre meselesi değil; doğrudan sosyoekonomik etkileri olan bir konu haline geldi. Bu noktada tarım sektörü hem su tüketimindeki %79’luk payı hem de su verimliliği için sunduğu potansiyel çözümler nedeniyle en kritik sektörlerden biri. Ancak sürdürülebilirliği ve su verimliliğini gözetmeyen, en yüksek hasılata odaklanmış bir üretim modeli ile bu dönüşümün gerçekleşmesi mümkün değil. Bunun için su verimliliği ve üretim arasında bir denge kuran modeller ve bunların hayata geçmesini sağlayacak güçlü iş birliklerine ihtiyaç var. Bu proje kapsamında yapılan çalışmalar çiftçi, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin güzel bir örneğini ortaya koymuştur.” PepsiCo Türkiye, sürdürülebilir su yönetimi alanında attığı adımlarla hem sektörüne öncülük etmeyi hem de Türkiye’nin su geleceğine katkı sunmayı sürdürüyor. Bir Damla Bir Dünya Projesi'yle elde edilen sonuçlar, şirketin hem üretim süreçlerinde hem de tedarik zincirinde su riskini azaltma konusundaki kararlılığını güçlendirirken, iş birliği temelli yaklaşımıyla dirençli gıda ekosistemlerinin oluşmasına da somut bir katkı sağlıyor. PepsiCo önümüzdeki dönemde de Net Su Pozitif hedefi doğrultusunda yürüttüğü tüm çalışmalarla, suyu koruyan, verimliliği artıran ve uzun vadeli fayda sağlayan projelere yatırım yapmaya devam edecek.

NADMEX 2025, Türkiye’nin En Kapsamlı Afet Yönetimi Buluşmasını Tamamladı Haber

NADMEX 2025, Türkiye’nin En Kapsamlı Afet Yönetimi Buluşmasını Tamamladı

TG Expo grup şirketi Sektörel Fuarcılık tarafından Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen organizasyon; kamu kurumları, belediyeler, akademi, özel sektör, gönüllü arama–kurtarma ekipleri ve afet teknolojileri alanında çalışan girişimlerle birlikte geniş bir ekosistemi buluşturdu. Katılımcılar, panellerden tatbikatlara, canlı gösterimlerden ürün lansmanlarına kadar kapsamlı bir deneyim yaşadı. Bu yıl “Hayat Değerlidir” temasıyla gerçekleşen NADMEX 2025, afetlere karşı dayanıklılığı artırmayı hedefleyen bütünsel yaklaşımıyla Türkiye’nin en stratejik buluşmalarından biri olarak öne çıktı. AFET YÖNETİMİ ZİRVESİ VE EXPERT TALKS PROGRAMINDA; 37 OTURUM, 95’TEN FAZLA KONUŞMACI Üç gün süren teknik ve akademik içerik, Türkiye’nin afet yönetimi alanındaki tüm güncel başlıklarını ele aldı. Afet Yönetimi Zirvesi’nde 17 oturumda 45’in üzerinde uzman konuşmacı yer alırken, Expert Talks sahnesinde düzenlenen 20 oturumda 50’den fazla konuşmacı bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Tatbikat Alanı’nda ise üç gün boyunca 5 farklı tatbikat ve 11 uygulamalı eğitim gerçekleştirildi. Böylece NADMEX 2025, Türkiye’de hem teorik bilgi paylaşımının hem de sahaya yönelik pratik uygulamaların buluştuğu en kapsamlı platformlardan biri haline geldi. Zirve programı; deprem, iklim değişikliği, afet finansmanı, yapay zekâ destekli müdahale sistemleri, afet lojistiği, kentsel dönüşüm ve afet sonrası iyileştirme süreçlerini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirdi. Bu yılki zirvenin bilimsel danışmanlığını, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi, YTÜ Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı, AFAD Deprem Bilim Kurulu Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetimler ve Afet Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy üstlendi. Üç gün boyunca yürütülen program; deprem, sel, yangın, iklim değişikliği ve diğer afet türlerine ilişkin güncel araştırmaları, saha deneyimlerini ve politika önerilerini bir araya getirerek Türkiye’nin afet yönetimi vizyonuna önemli katkılar sundu. 200’Ü AŞKIN KURUM, STK VE TEKNOLOJİ ÜRETİCİSİ KATILDI NADMEX 2025, Türkiye’nin afet yönetimi alanındaki tüm bileşenlerini aynı platformda bir araya getirdi. Katılımcılar arasında; AFAD, Türk Kızılay, İstanbul Valiliği, İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB), Kandilli Rasathanesi (KRDAE), Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul İtfaiyesi, AKOM, AFETTEK, AKÜDER, ANDA, DEGÜDER, DİD, TAM Vakfı, TİGİAD, TUYAD, Türkiye İMSAD ve YDDMD’nin yanı sıra afet teknolojisi üreticileri, mobil yaşam çözümleri firmaları, acil durum ve ilk yardım ekipmanları sağlayıcıları ve iletişim teknolojileri geliştiricileri yer aldı. Geniş katılımcı profili, NADMEX’i yalnızca bir fuar değil, ülkenin afet kapasitesini güçlendiren ulusal bir iş birliği platformu haline getirdi. SAHADA KULLANILAN YENİ NESİL ÜRÜNLER YOĞUN İLGİ GÖRDÜ Bu yılın öne çıkan teknolojileri arasında, acil durum tahliyelerinde tamamen elektrikten bağımsız çalışan mekanik–hidrolik sistemler, saha operasyonlarında uzun süreli konaklama ve çalışma imkânı sağlayan modüler yaşam üniteleri, yalnızca birkaç dakika içinde kurulabilen ve akıllı su–enerji yönetimiyle yüzlerce kullanıcıya hizmet sunabilen mobil hijyen kabinleri ile arama–kurtarma süreçlerinde yüksek dayanım ve hızlı müdahale imkânı sağlayan profesyonel ekipmanlar yer aldı. Bu çözümler; hızlı kurulum, güvenli kullanım, operasyonel verimlilik ve sahaya uyum gibi özellikleriyle ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü ve farklı sektörlerden temsilcilerin satın alma taleplerini beraberinde getirdi. TATBİKAT ALANI GERÇEĞE EN YAKIN SENARYOLARLA ZİYARETÇİLERE AÇILDI “Öğren, Uygula, Kurtar” yaklaşımıyla tasarlanan Tatbikat Alanı’nda, yangın, göçük, ilk müdahale ve kurtarma süreçlerine ilişkin gerçekçi senaryolar uygulandı. UMKE, itfaiye ekipleri ve gönüllü arama–kurtarma kuruluşlarının katıldığı tatbikatlar, ziyaretçilere afet anında kritik kararların nasıl alındığını ve profesyonel müdahalenin nasıl organize edildiğini gösterdi. AFAD DEPREM SİMÜLASYON TIRI FUARIN EN YOĞUN NOKTASI OLDU AFAD’ın geliştirdiği 7.2 Mw seviyesine kadar farklı şiddetlerde deprem deneyimi sunan Deprem Simülasyon Tırı, üç gün boyunca ziyaretçi akınına uğradı. Simülasyon, deprem bilincinin artırılmasına yönelik en etkili deneyimlerden biri olarak öne çıktı. TEKNOLOJİ, İŞ BİRLİĞİ VE DAYANIKLILIK VİZYONU NADMEX 2025, üç gün boyunca sunduğu bilimsel içerik, teknolojik çözümler, tatbikatlar ve katılımcı çeşitliliğiyle Türkiye’nin afetlere karşı dayanıklılık kapasitesinin güçlenmesine önemli katkı sundu. Elektrik bağımsız tahliye sistemlerinden modüler yaşam alanlarına, akıllı hijyen kabinlerinden profesyonel arama–kurtarma ekipmanlarına kadar uzanan geniş ürün portföyü, yalnızca bugünün değil geleceğin afet senaryolarına da hazırlık sağlayan çözümleri ortaya koydu. Türkiye’nin afet yönetimindeki tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturan NADMEX 2025, önümüzdeki yıllarda da farkındalığı artıran, iş birliklerini güçlendiren ve afet bilincinin toplumun tüm kesimlerine yayılmasına katkı sunan stratejik bir organizasyon olmaya devam edecek.

Türk Çimento Sektörü 2024 Sürdürülebilirlik Raporu Yayımlandı Haber

Türk Çimento Sektörü 2024 Sürdürülebilirlik Raporu Yayımlandı

Tüm TÜRKÇİMENTO üyelerinin katkı sağladığı raporda, 53 entegre tesisin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) verileri konsolide edilerek sektörün sürdürülebilirlik yolculuğuna kapsamlı bir çerçeve sunuldu. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) dikkate alınarak hazırlanan rapor, TÜRKÇİMENTO’nun benimsediği çifte önemlilik yaklaşımı temelinde şekillendirildi. Bu kapsamda sektörün çevresel ve sosyal etkileri ile bu etkilerin finansal performansa yansımaları kapsamlı şekilde analiz edildi. Farklı paydaş gruplarının katılımıyla gerçekleştirilen anket ve mülakat çalışmaları sonucunda sektörün sürdürülebilirlik öncelikleri belirlendi. Raporda hem etki hem de finansal açıdan yüksek önceliğe sahip konular arasında iklim değişikliği ile mücadele ve uyum, enerji yönetimi ve verimliliği, sürdürülebilir ürünler, döngüsel ekonomi ve atık yönetimi, Türkiye ekonomisine katkı, iş sağlığı ve güvenliği, ürün kalitesi ve yasal mevzuata uyum öne çıkıyor. Ayrıca sektör genelinde sürdürülebilirlik ve iklimle bağlantılı risk ve fırsatlara da yer veriliyor. Alternatif Yakıtla Enerjinin Yüzde 13’ü Karşılandı Türk çimento sektörü geçen yıl itibarıyla, çevresel performansını güçlendirmeye yönelik önemli adımlar attı. Bu kapsamda 2,1 milyon ton alternatif yakıt kullanılarak sektörün ısıl enerji ihtiyacının %13’ü bu kaynaklardan sağlandı. 6,6 milyon ton alternatif hammadde kullanımıyla da yaklaşık %5’lik ikame oranına ulaşıldı. Yenilenebilir enerji yatırımlarında da artış sağlanırken, çimento fabrikalarının elektrik tüketiminin yaklaşık %10’u güneş ve rüzgâr enerjisinden karşılandı. Sektörde 2024 yılı içinde yapılan çevresel yatırımların toplamı 1,6 milyar TL’ye, yıllık çevresel harcamalar ise 300 milyon TL’ye ulaştı. Bu yatırımlar, karbon emisyonlarının azaltılmasının yanı sıra kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarının güçlendirilmesi açısından da önemli bir rol oynadı. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çimento sektörü olarak, sürdürülebilirliği artık bir tercih değil, temel bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve dijitalleşme çalışmaları, bu dönüşümün en somut göstergeleri. Yayımladığımız 2024 Sürdürülebilirlik Raporumuz yalnızca mevcut performansımızı değil, aynı zamanda risklerimizi, fırsatlarımızı ve önümüzdeki döneme ilişkin yol haritamızı da ortaya koyan stratejik bir rehber niteliği taşıyor.” Yeşil Dönüşüm Türk Çimentosunun Rekabet Gücünü Artırıyor Türk çimento sektörü; Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum süreci, karbon düzenlemeleri, enerji dönüşümü ve sürdürülebilir üretim uygulamaları doğrultusunda küresel rekabet gücünü artırmayı sürdürürken, toplumsal faydayı ve sürdürülebilir kalkınmayı da iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. TÜRKÇİMENTO 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, sektörün düşük karbonlu ve daha dirençli bir geleceğe geçişinde önemli bir referans doküman niteliği taşıyor.

+0.5 Akdeniz’in Geleceği Çalıştayı Sona Erdi Haber

+0.5 Akdeniz’in Geleceği Çalıştayı Sona Erdi

Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştay, yenilenebilir enerji, çevre ve iklim odaklı söyleşiler, sunumlar, sergiler ve atölyelerle Akdeniz’in geleceğine dair umut veren fikirlerin, bilimsel çalışmaların ve sanatsal üretimlerin buluştuğu bir platform oldu. GENÇ İKLİM LİDERLERİ SAHNEDE Çalıştayın ikinci günü, Antalya Genç İklim Liderleri Platformu (AGİP) etkinlikleriyle başladı. Açılış, Akdeniz Üniversitesi Botanik Bahçesi Müdürü Prof. Dr. Gökhan Deniz’in açılış konuşmasıyla yapılırken, Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı Proje Uygulama Daire Başkanı Ahmet Hakan Atik de programda yer aldı. Genç İklim Liderleri; çevre, sürdürülebilirlik, enerji ve iklim değişikliği üzerine gerçekleştirdikleri sunumlarla projelerini ve fikirlerini paylaştı. Program, AGİP Tiyatro Topluluğunun gösterisiyle sona erdi. GELECEK İÇİN İKLİM DOSTU İŞLER Genç İklim Liderlerinin ardından gerçekleşen “Gelecek İçin İklim Dostu İşler” oturumunda ise genç girişimciler Dr. Mehmet Tahsin Şahin moderatörlüğünde çevre ve iklim sorunlarına yönelik yenilikçi projelerini anlattı. Myconom kurucu ortağı Burcu Arıkan, tarım ve tekstil atıklarından mantar miselleriyle geliştirilen biyomalzeme çalışmalarını tanıtırken, Sezgin İleri Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Levent Sezgin, sıkıştırılmış hava ile enerji depolama sistemini tanıtarak yenilenebilir enerji verimliliğine katkı sağlayacak projelerini paylaştı. Rumii Sosyal Girişimi kurucusu Rümeysa Ruken Polat ise Anadolu’nun zanaat mirasını sürdürülebilir tasarımla birleştiren girişiminin hikayesini paylaştı. ATÖLYELER VE SERGİLER Çalıştay kapsamında ayrıca çevreyle sanatın bir araya geldiği sergi, atölye, enstalasyon çalışmaları ve canlı performanslar da yer aldı. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, çalıştay boyunca düzenlenen bu sergi ve atölyeleri ziyaret ederek sanatçılar ve gençlerle bir araya geldi. Sevda Kesim koordinasyonundaki Bağımsız Sanat Hareketi, “Gaia, Dünyanın Ruhu” sergisiyle doğanın ruhunu farklı sanat disiplinleriyle yorumladı. Bunun yanı sıra “Yel Değirmeni Atölyesi”, “Zeytinli İşler Keçe Atölyesi” ve “Sonsuzluğun Ağacı Zeytin” adlı canlı performansı da katılımcılarla buluştu. Geri dönüşüm sanatçısı Güzel Amirova, plastik, cam, metal ve poşet gibi atıkları sadece ısı ve basınçla biçimlendirerek dönüştürdüğü “Dönüşümün Güzelliği” performansıyla büyük beğeni toplarken, Semra Erkal koordinasyonundaki Sanatsal İleri Dönüşüm Çağdaş Sanat Grubu ise “Enerjiyi Paylaşmak” sergisiyle yenilenebilir enerji kaynaklarını ileri dönüşüm tekniğiyle ele aldı. Ayrıca “Doğanın İzi Ekolojik Baskı Atölyesi”, “El Yapımı Kağıt Atölyesi” ve “Kağıttan Rölyef Doku Atölyesi” gibi etkinliklerle katılımcılar, doğayla iç içe sanatsal üretim deneyimi yaşadı. Çalıştay, Bahçeşehir Koleji Lara Kampüsü Orkestrası konseriyle sona erdi.

NADMEX 2025 Kapılarını Açtı Haber

NADMEX 2025 Kapılarını Açtı

Açılış töreni, İstanbul Vali Yardımcısı Okan Leblebicier, Türk Kızılay Afet Yönetimi ve İklim Değişikliği Genel Müdürü Doç. Dr. Kurtuluş Açıksarı, AFAD Afet Risklerini Azaltma ve Önlem Dairesi Başkanı Abdulkadir Tezcan, TAM Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu, ARÜSDER Başkanı Musa Ertunç, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetimler ve Afet Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy ve TG Expo Uluslararası Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü H. Cem Şenel’in katılımıyla gerçekleştirildi. Bu güçlü protokol yapısı, afet yönetimi konusunda koordinasyonun, kurumlar arası iş birliğinin ve bilimsel yaklaşımın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. AFET YÖNETİMİNİN TÜM PAYDAŞLARINI BİR ARAYA GETİREN ETKİNLİK Bir TG Expo grup şirketi olan Sektörel Fuarcılık tarafından Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen NADMEX; AFAD, Türk Kızılay, UMKE, İstanbul Valiliği, İPKB, TBB, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul İtfaiyesi, AKOM, AFETTEK, AKÜDER, ANDA, DEGÜDER, DİD, IADM, KRYD, TAM Vakfı, TİGİAD, TUYAD, Türkiye İMSAD ve YDDMD gibi çok sayıda kurumun desteğiyle yürütülüyor. NADMEX 2025’in üç gün sürecek zirve programı, deprem, sel, taşkınlar, iklim değişikliği, orman yangınları, risk azaltma, afet finansmanı, yapay zekâ uygulamaları, dijitalleşme, kentsel dönüşüm ve afet sonrası iyileştirme gibi kritik başlıkları kapsıyor. “AFETLERE HAZIRLIK BİR ZORUNLULUK VE ORTAK SORUMLULUKTUR” Bu zirvenin, afet konusunun kamuoyunda güncel tutulmasına ve farkındalığın artırılmasına önemli katkı sağlayacağına inandığını belirten İstanbul Vali Yardımcısı Okan Leblebicier, açılış konuşmasında; “Türkiye’de afet riski taşımayan bir bölgemiz neredeyse yok. Dolayısıyla afetlere hazırlıklı olmak bizim için bir tercih değil, zorunluluktur. Bu nedenle afet yönetiminin kimlerle yürütüleceği kritik önem taşıyor. Kamu sektörü, özel sektör ve vatandaşlarımız, özellikle de gönüllülerimiz bu sürecin ayrılmaz birer parçasıdır. Devletimiz, afet yönetiminde kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ve yasal altyapının güncellenmesi konusunda son yıllarda önemli adımlar attı. illerimizde valiliklere bağlı İl AFAD Müdürlükleri kuruldu ve teşkilatları tamamlandı. Yasal düzenlemeler güncellendi, İl Afet Risk Azaltma Planları hazırlandı ve bu planların uygulanması valiliklerimizce düzenli olarak takip ediliyor. Tatbikatlarla personelin hazırlığı sürekli canlı tutuluyor. Ancak tüm bunlar tek başına yeterli değildir. Az önce belirttiğim gibi iki önemli aktör daha var: Özel sektör ve vatandaşlar. Bugün özel sektörün burada güçlü şekilde yer aldığını görmek memnuniyet verici; sayıların daha da artmasını diliyoruz. Vatandaşlarımızın, özellikle gönüllülerimizin ve sivil toplum örgütlerimizin bu konuya artan ilgisi bizleri umutlandırıyor. Arama-kurtarma derneklerimizin ve gönüllü sayımızın çoğalması, büyük afetlerde hem kamu kurumlarına hem de özel sektörün kapasitesine önemli destek sağlamaktadır.” dedi. YARALARI EN HIZLI SARAN MİLLETİZ AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ) Afet Risklerini Azaltma ve Önlem Dairesi Başkanı Abdulkadir Tezcan gerçekleştirdiği açılış konuşmasında; “AFAD olarak afetin öncesi, anı ve sonrasını kapsayan bütünleşik bir yönetim sistemi yürütüyoruz. Bizim için en kritik unsur, tüm kurum ve paydaşlarla aynı hedefe odaklanan güçlü bir iş birliği kültürüdür. Bu kültürün bir parçası olan her çalışma bizim için son derece kıymetli. Çünkü afet dediğimiz şey; toplumların baş etmekte zorlandığı, can ve mal kayıplarına yol açan olaylardır. Biz afetlere müdahale ederken toplumun tüm kesimlerinin sahip olduğu organizasyon kabiliyetine ve eksikleri kapatma gücüne inanıyoruz. Bu, bizim karakterimizde ve kimliğimizde var. Biz millet olarak o yaraları sarma konusunda hızlı ve aktif hareket edebilen bir yapıya sahibiz. Bugün katılımcı profiline baktığımda da bunu çok net görüyorum. Zaten sahada birlikte çalıştığımız pek çok kamu kurumu, sivil toplum kuruluşu, belediye ve paydaş burada. Bu birliktelik, müdahale alanındaki başarımızı risk azaltma alanına taşımamız açısından çok değerli. Bizler, 81 ilde risk azaltma planlarımızı tamamladık, Türkiye Afet Risk Azaltma Planı’nı uygulamaya aldık ve her bir adımı sahada takip ediyoruz. Amacımız afet olmadan önce riski azaltmak, can ve mal kayıplarını en aza indirmek. Yerli üretimi destekleyen, teknolojiyle güçlenen bir afet yönetimi anlayışıyla Türkiye’nin afetlere karşı direncini artırmak için çalışıyoruz.” dedi. “AFETLERDE MÜDAHALE KADAR RİSK AZALTMA DA HAYATİ ÖNEME SAHİP” Açılış konuşmasında Türk Kızılay olarak afetin ilk anından, iyileşme sürecine kadar milletimizin yanında olduklarının altını çizen Türk Kızılay Afet Yönetimi ve İklim Değişikliği Genel Müdürü Doç. Dr. Kurtuluş Açıksarı; “Bugün NADMEX Afet Yönetimi Fuarı ve Zirvesi’nde insan hayatını merkeze alan çok güçlü bir temayla bir aradayız: ‘Hayat Değerlidir’, bu ifade bizim için bir slogan değil, 157 yıllık Kızılay mirasında afet sahasında defalarca sınanmış insanlık ilkesinin bir karşılığıdır. Deprem, sel ve yangın gibi afetlerden sonra yeniden ayağa kalkmayı başaran büyük bir milletiz. 6 Şubat depremlerinden sonra da aynı dayanışma ruhumuzla, merhametimizle ve birlikte iyileşme gücümüzle bunu yeniden gösterdik. Türk Kızılay olarak 6 Şubat depremlerinin ilk saatlerinden itibaren binlerce personel ve gönüllümüzle sahadaydık; milyonlarca sıcak yemek ulaştırdık. 66.000’den fazla haneyi ziyaret ettik, 206.000 kişiye sosyal destek sunduk, 552.000 haneye toplam 3,4 milyar TL nakit yardım sağladık. 13 kütüphanemizden 91.000 kişi yararlandı, 494 milyon TL’nin üzerinde ekonomik destekle üretici ve esnafın toparlanmasına katkı verdik. Tüm bu deneyim bize şunu gösteriyor: Müdahale kadar afet öncesi risk azaltmak da hayati önem taşıyor. Teknoloji, iş birliği ve yerel kapasiteyi güçlendirerek Türkiye’nin afetlere karşı dayanıklılığını artırmaya devam edeceğiz. Çünkü hayat değerlidir.” açıklamalarında bulundu. “TÜRKİYE’Yİ AFET TEKNOLOJİLERİNDE BÖLGESEL MERKEZ HALİNE GETİRMEYİ HEDEFLİYORUZ” Açılış konuşmasında 6 Şubat depremi sonrası kamu kurumlarımız, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum bir araya gelerek kurduğu AFETTEK’in önemine dikkat çeken TAM Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu, “Ulusal bir afet teknolojileri ekosistemi kurmak amacıyla kurduğumuz AFETTEK, bugün 166 üyesiyle geniş ve güçlü bir yapı haline geldi. Bu fuarın da bu ekosistemi büyüten çok değerli bir platform olduğuna inanıyoruz. NADMEX yalnızca bir sergi alanı değil; geleceğin afet politikalarının konuşulduğu, üniversite-sanayi-kamu iş birliklerinin güçlendiği stratejik bir buluşma noktasıdır. Bu katkıyla birlikte AFETTEK olarak kısa vadede, afet teknolojileri kümesini oluşturmak, AR-GE programlarını başlatmak ve afet eğitimlerini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Uzun vadede ise Türkiye’yi afet teknolojilerinde bölgesel bir merkez haline getirmek ve ulusal politikalara bilimsel rehberlik sağlayan kalıcı bir yapı oluşturmaktır.” açıklamalarında bulundu. TÜRK ARAÇ ÜSTÜ EKİPMAN SEKTÖRÜ BÖLGENİN YENİ ÇEKİM MERKEZİ OLUYOR Araç ve Araç Üstü Ekipman İş Makinaları Üreticileri Derneği (ARÜSDER) Başkanı Musa Ertunç: “Büyük afetlerde araçlarımızın arama–kurtarma çalışmalarındaki kritik rolü, sektörümüzü daha dayanıklı, daha güçlü ve daha akıllı çözümler geliştirmeye zorunlu kılıyor. Bugün NADMEX ile birlikte sektörümüz için yeni bir dönemin kapısını aralayarak VEMEX Fuarı’nın doğuşuna tanıklık ediyoruz. Bu fuarın Türkiye’yi araç üstü ekipman ve iş makineleri alanında bölgenin en önemli çekim merkezi haline getireceğine inanıyoruz.” dedi. “GELECEĞİ GEÇMİŞTEN DAHA İYİ İNŞA EDEBİLİRİZ” NADMEX 2025’in bu yılki akademik danışmanı olan ve açılış konuşmasında afetlerin Türkiye ve dünya için oluşturduğu çok yönlü risklerden, ekonomik kayıpların büyüklüğünden ve afetlere hazırlığın artık “insani bir zorunluluk” haline geldiğinin altını çizen Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetimler ve Afet Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy; “Afetler yalnızca günlük yaşamı kesintiye uğratan olağanüstü durumlar değildir; ülkelerin ekonomik yapısını, toplumsal düzenini ve gelecek vizyonunu etkileyen derin krizlerdir. Son 55 yılda deprem gibi afetlerin dünya ekonomisine maliyeti 2 trilyon dolara yaklaşırken, sel, fırtına, kuraklık ve aşırı hava olaylarının oluşturduğu doğrudan etkiler 5 trilyon doları aşmıştır. Ülkemizde 6 Şubat 2023 depremlerinin yarattığı 53 binden fazla can kaybı ve 104 milyar dolarlık ekonomik yıkım, risklerin ne kadar ağır olduğunu acı bir şekilde hatırlatmaktadır. Bugün dünya nüfusunun yüzde 60’ı, Türkiye nüfusunun büyük bölümü ise yoğun kent merkezlerinde yaşıyor. Nüfusun ve yapı stokunun bu kadar yoğun olduğu alanlarda afetlere karşı dayanıklılığı artırmak, teknik olduğu kadar insani bir sorumluluktur. Afetleri yönetmek, afet tarafından yönetilmekten çok daha maliyetli ve çok daha acı verici sonuçlar doğurur. Bu nedenle doğru bir afet risk yönetimi ile geleceği geçmişten daha iyi inşa edebiliriz. Afetleri uzaktan izlemek ve hiçbir şey yapmamak, insanlık için her zaman kaybedilecek bir kumardır. Toplumsal dayanıklılığımızı bilimle, teknolojiyle, doğru planlamayla ve iş birliğiyle artırdığımız sürece daha güvenli bir geleceğe adım atabiliriz.” dedi. “NADMEX VE VEMEX, TÜRKİYE’NİN AFET VE EKİPMAN SEKTÖRÜNDE YENİ STRATEJİK BULUŞMA NOKTASI OLUYOR” TG Expo olarak, Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliği ve AFAD’ın desteğiyle düzenlenen NADMEX Afet Yönetimi Fuarı ve Zirvesi ile ARÜSDER’in katkılarıyla hayata geçirilen VEMEX Araç ve Araç Üstü Ekipman Fuarı’nı ikinci kez gerçekleştirdiklerini vurgulayan TG Expo Uluslararası Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü H. Cem Şenel; “Afetler yalnızca kriz anı değil; şehirleşmeden ekonomiye kadar hayatın her alanını etkileyen çok boyutlu bir gerçek. Bu nedenle NADMEX’i; afet risklerinin azaltılması, hazırlık kapasitesinin güçlendirilmesi, teknoloji ve bilim temelli çözümlerin yaygınlaştırılması için ülkemizin kritik bir buluşma noktası olarak görüyoruz. Bu yıl 17 oturumda 45 uzmanı ağırlayan zirve, 20 oturum ve 50 konuşmacıyla özel sektörün yenilikçi çözümlerini sunan Expert Talks programı ve 5 tatbikat ile 11 uygulamalı eğitimin yer aldığı tatbikat alanıyla kapsamını genişletti. Araç üstü ekipman sektöründe artan ilgi doğrultusunda ise VEMEX’i bağımsız bir fuar olarak konumlandırdık. VEMEX 2025, belediye hizmet araçlarından özel amaçlı araçlara, hidrolik sistemlerden endüstriyel çözümlere kadar geniş bir ürün yelpazesini bir araya getirerek sektör için yeni bir bölgesel çekim merkezi olma hedefiyle yola çıktı. Her iki organizasyonun da ülkemizin afet bilincini güçlendireceğine ve ihracat potansiyelini artıracağına inanıyoruz.” dedi. “ÖĞREN, UYGULA, KURTAR” TATBİKAT ALANLARI Fuar alanında oluşturulan Tatbikat Alanı, “Öğren, Uygula, Kurtar” yaklaşımıyla, yangınlara müdahaleden göçük altında arama yöntemlerine, acil durum prosedürlerinden profesyonel ekipman kullanımına kadar pek çok uygulamanın gerçek senaryolara en yakın şekilde deneyimlendiği güçlü bir eğitim atmosferi sunuyor. Bu alan, afet anında doğru davranışın önemini göstermekle kalmayıp, ziyaretçilerin kriz anlarını yakından hissetmelerine de olanak tanıyor. NADMEX boyunca devam eden Expert Talks oturumlarında özel sektör temsilcileri, teknoloji üreticileri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları geliştirdikleri yenilikçi ürünleri, dijital çözümleri, haberleşme sistemlerini, yapay zekâ tabanlı uygulamaları ve afet yönetimine ilişkin ileri teknoloji projelerini ziyaretçilerle paylaşıyor. Bu oturumlar, afet yönetiminin geleceğine yön veren fikirlerin ve teknolojilerin tartışıldığı önemli bir platform niteliği taşıyor. NADMEX 2025, afet yönetiminin bütün bileşenlerini bir araya getiren geniş kapsamlı yapısıyla hem Türkiye’nin afetlere hazırlık vizyonuna hem de sektörün gelişimine değer katmayı amaçlıyor. Fuara ilişkin ücretsiz online bilet ve etkinlik programına nadmex.com adresi üzerinden ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençler İklim Krizini Doğada Ele Aldı   Haber

Gençler İklim Krizini Doğada Ele Aldı  

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve Bir Bulut Olsam Derneği iş birliğinde Nilüfer Belediyesi Fadıllı Havacılık ve Doğa Sporları Merkezi’nde düzenlenen “İklim Krizi ve Doğa Etkinliği”, gençlerin çevre bilincini artırmayı hedefledi. Etkinlikte doğada keyifli vakit geçiren, takım oyunları oynayan ve geri dönüştürülebilir malzemelerden kukla yapan gençler, sonrasında Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş ile gençlik ve iklim odağında kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdi. ATIK YÖNETİMİNDE ÖNCÜ ADIMLAR Söyleşide, gençlerin en çok merak ettiği konulardan biri olan atık yönetimi hakkında bilgiler veren Güleş, Nilüfer Belediyesi’nin bu konuda öncü olduğunu ve henüz mevzuat çıkmadan ambalaj atıklarını çöpten ayrı topladığını vurguladı. Geri dönüştürülebilir atıkların toplanma sürecine değinen Güleş, atıkların karışık olarak toplanmasına rağmen daha sonra Toplama Ayırma Tesisi’ne gönderildiğini belirtti. Güleş, bu tesiste cam, kağıt, plastik ve metallerin kategorilerine göre ayrıldığını, her malzemenin farklı alıcısı ve dönüştürücüsü olduğunu ifade etti. Nilüfer Belediyesi Atık Getirme Merkezi’nin, 2020 yılından bu yana Alaaddinbey Ek Hizmet Binası kampüsünde faaliyet gösterdiğini söyleyen Güleş, “Bu merkezde, tekstil atıkları, elektronik atıklar, pil ve akümülatörler, tıbbi atıklar, atık motor yağları ve atık bitkisel yağlar dahil 14 ayrı türde atık ayrı toplanarak, lisanslı firmalar aracılığıyla kontrollü bir şekilde bertaraf ediliyor” dedi. BİTKİSEL ATIK YAĞLARA DİKKAT ÇEKTİ Özellikle bitkisel atık yağların çevreye verdiği zararlara dikkat çeken Güleş, kullanılmış bitkisel yağların lavaboya dökülmesinin, kanalizasyon sistemlerini tıkayarak büyük maliyetlere yol açtığını kaydetti. Toprağa karışmasının ise yeraltı sularını kirlettiğini ve yangınlara sebep olduğunu anlatan Güleş, su ortamına dökülen yağların, suyun üzerini kaplayarak oksijen transferini engellediğini ve su altındaki canlı yaşamını bitirdiğini ifade etti. Güleş, lisanslı firmalar tarafından toplanan atık yağların daha çevreci bir yakıt olan biyodizele dönüştürüldüğünü de sözlerine ekledi. İKLİM KRİZİ VE ULUSLARARASI HEDEFLER Artık kullanılan kavramın “iklim değişikliği” değil, sonuçları itibarıyla günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir “iklim krizi” olduğunu vurgulayan Güleş, krizin su yoksunluğu, yangınlar, sel ve fırtına gibi aşırı hava olayları olarak kendini gösterdiğini anlattı. Uluslararası hedefin, küresel sıcaklık artışının sanayi devrimi öncesine göre 1,5 derece ile sınırlanması olduğunu hatırlatarak, bunun için fosil yakıtlardan çıkılması, ulaşım metotlarının gözden geçirilmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesi gerektiğini belirtti. GERİ DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI Nilüfer Belediyesi’nin geri dönüşüm konusundaki çalışmalarından da bahseden Güleş, belediyenin pazarlardan toplanan sebze, meyve atıkları ile hizmet binalarından çıkan çay ve kahve posalarını kullanarak kompost tesisi işlettiğini kaydetti. Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün budama atıklarından da kompost üretildiğini belirten Güleş, bu kompostun toprak kalitesini iyileştirip su tutma kapasitesini artırdığına dikkat çekti ve isteyen vatandaşlara ücretsiz olarak sunulduğunu ekledi. SORUNLARI İLETİN Konuşmasında gençlere önemli bir çağrı da yapan Güleş, sosyal medya ve dijital kanalları kullanarak, belediyeleri çalıştırmalarını söyledi. Çevrelerinde gözlemledikleri sorunları ilgili kurumlara iletmelerini tavsiye eden Güleş, yerel yöneticilerin bu taleplere büyük önem verdiğini de sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

8. Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi 9 Aralık’ta Düzenlenecek Haber

8. Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi 9 Aralık’ta Düzenlenecek

Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği’nin (ÇEDBİK) her yıl düzenlediği ‘’Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi’’nin 8’incisi T.C. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı destekleriyle 9 Aralık 2025 tarihinde İTÜ Ayazağa Kampüsü’ndeki Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. ‘Sıfırın İnşası: Riskten Fırsata’ ana temasıyla düzenlenecek zirvede ‘Riskten Fırsata: Ufukta Ne Var?’, ‘Gayrimenkulün Yeşil Vizyonu’, ‘İklim Finansmanında Riskler ve Fırsatlar’, ‘Sürdürülebilirlik için Akıllı Çözümler, ‘Mimar Gözü ile Sürdürülebilirlik’ olmak üzere 5 kritik konu masaya yatırılacak. Sektör uzmanları ve paydaşlarının bir araya geleceği etkinlikte alanında uzman 40’a yakın konuşmacı, dünya gündemini belirleyen 5 seçilmiş konu özelinde gün boyu fikir alışverişinde bulunacak. Uluslararası Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi bu yıl 450’ye yakın katılımcı ile 100’ün üzerinde kurum ve kuruluşu buluşturacak. Sektörün Geleceği Beş Kritik Oturumda Masaya Yatırılacak Zirvede sürdürülebilirliğin geleceğini şekillendiren kritik başlıklar, alanında uzman 40’a yakın konuşmacı tarafından ele alınacak. Açılış oturumu “Riskten Fırsata: Ufukta Ne Var” ÇEDBİK Başkanı Dr. Emre Ilıcalı moderatörlüğünde gerçekleşecek. Panelde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Banu Aslan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) Başkanı Nurullah Öztürk ve İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB) Direktörü Yalçın Kaya ile çevresel risklerin yönetsel bakış açısıyla nasıl fırsata dönüştürülebileceğini tartışacak. Ardından gerçekleşecek “Gayrimenkulün Yeşil Vizyonu” panelinde, sürdürülebilirlik çerçevesinde gayrimenkul sektöründeki risklerin, yeni iş modellerine ve fırsatlara nasıl dönüştüğü; ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Vekili Mehmet Sami Kılıç moderatörlüğünde Ziraat GYO Genel Müdürü Peyami Ömer Özdilek, GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici ve Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferdi Erdoğan ve Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Doç. Dr. Serhat Başdoğan tarafından değerlendirilecek. “İklim Finansmanında Riskler ve Fırsatlar” isimli üçüncü panel ise TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya moderatörlüğünde gerçekleşecek. Panelde T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim değişikliği Bakanlığı Dış Kaynaklı Yatırım Daire Başkanı Esra Turan Tombak, Garanti BBVA Konut Finansmanı Direktörü Songül Yeşilçimenli, Kalkınma Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Seçil Yıldız yeşil dönüşümün finansal araçlar üzerinden nasıl destekleneceğini tartışacak. “Sürdürülebilirlikte Akıllı Çözümler” oturumu ARUP Direktörü Timurhan Timur moderatörlüğünde; İTÜ Sürdürülebilir Kalkınma Uzmanlık Eğitim Koordinatörü Prof. Dr. Hatice Ayataç, Sabri Paşayiğit Mimarlık Kurucu Ortağı Sabri Paşayiğit, YES-TR Eğitim Koordinatörü Prof. Dr. Özlem Özçevik ve Formula International Genel Müdür Yardımcısı Cevahir Sevimli ile bina ölçeğinden şehir düzeyine uzanan akıllı ve çevreci çözümler ele alınacak. Zirvenin kapanış oturumu “Mimar Gözüyle Sürdürülebilirlik” ise ÇEDBİK Yönetim Kurulu Üyesi Buğrahan Şirin moderatörlüğünde; Mimar Murat Tabanlıoğlu ve Felsefeci Dücane Cündioğlu tarafından mimarinin dönüştürücü gücü ve sürdürülebilir yaşam felsefesi üzerine ilham verici bir sohbetle tamamlanacak. ‘Geciken her adım riski artırıyor’ ÇEDBİK Başkanı Dr. Emre Ilıcalı, son dönemde yaşanan ekonomik ve jeopolitik dalgalanmaların sürdürülebilirlik çalışmalarını gölgelediğine dikkat çekerek şunları söyledi: “İklim krizi, diğer tüm krizlerden bağımsız olarak ilerlemeye devam ediyor. Sürdürülebilirlikte atılan her adımın gecikmesi; artan maliyetler, büyüyen riskler ve daha zor yönetilecek bir gelecek anlamına geliyor. Yapı sektörü bu mücadelenin en kritik alanlarından biri. Zirve, sektörün ortak akılla ilerlemesi için çok önemli bir fırsat sunuyor.”

COP31 Ev Sahipliği, Türkiye’nin Enerji Dönüşümünde Stratejik Bir Aşama Haber

COP31 Ev Sahipliği, Türkiye’nin Enerji Dönüşümünde Stratejik Bir Aşama

TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden “Bu önemli organizasyonun rüzgar enerjisi sektörüne ve Türkiye’nin temiz enerji hedeflerine büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz.” dedi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasında iklim politikası alanında son dönemde kaydettiği gelişmeler belirleyici oldu. Türkiye’nin yeni Ulusal Katkı Beyanı (NDC) geçtiğimiz günlerde yayımlanarak güncellenmiş; 2030 yılına yönelik karbon emisyon projeksiyonu güçlü şekilde aşağı yönlü revize edilmişti. Buna göre Türkiye, 2030 yılı için öngörülen emisyon artışından %41’e kadar azaltım taahhüt etmiş ve 2030 yılına ilişkin hedef değerini yaklaşık 500 milyon ton CO₂e seviyesine çekmiştir. Bu gelişme, Türkiye’nin iklim değişikliği alanında atmakta olduğu adımların uluslararası arenada karşılık bulduğunu göstermektedir. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi ve 2035 Yenilenebilir Enerji Yol Haritası, COP31 sürecinin temel politika eksenlerini oluşturacaktır. 2022 yılından bu yana yenilenebilir enerji projelerinin lisanssız üretim, YEKA mekanizması ve diğer yatırım modelleri ile desteklenmesi; rüzgar enerjisi sektörünün tedarik zincirinden sanayisine kadar güçlenmesi; ve Türkiye’nin 15 GW’a yaklaşan rüzgar kurulu gücü, Türkiye’yi Avrupa'nın önde gelen üretim merkezlerinden biri haline getirmiştir. COP31, bu birikimin küresel ölçekte tanıtılması ve yatırım fırsatlarının genişlemesi açısından stratejik bir eşiktir. İKLİM POLİTİKASINDA SON GELİŞMELER COP31 SÜRECİNİ GÜÇLENDİRİYOR Türkiye’nin COP31'e ev sahipliği yapmasında iklim değişikliği alanında yürütülen hazırlıkların ve politika dönüşümünün önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bu kapsamda, Yeni Ulusal Katkı Beyanı’nın yayımlanması, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yürürlüğe giren iklim kanunu ve buna bağlı olarak İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından uygulanacak ulusal ve yerel eylem planları, sera gazı azaltımı ve karbon fiyatlama faaliyetleri, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) çalışmalarının hızlanması, CBAM uyumu ve yeşil dönüşüm finansman mekanizmalarının çeşitlenmesi Türkiye’nin uluslararası iklim politikalarındaki konumunu güçlendirecektir. RÜZGAR ENERJİSİ DEĞER ZİNCİRİ VE 2035 YOL HARİTASI Türkiye’nin 2035 Yenilenebilir Enerji Planı doğrultusunda geliştirilen çerçeve, rüzgar enerjisinin enerji dönüşümündeki kritik rolünü ortaya koymaktadır. Türkiye’de türbin kuleleri, kanatları, jeneratörleri ve diğer ekipmanların üretildiği güçlü bir sanayi altyapısı bulunmaktadır. COP31, bu değer zincirinin uluslararası yatırımcılar ve karar vericiler tarafından daha yakından tanınmasını sağlayacak benzersiz bir fırsat sunmaktadır. Deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisi özelinde ise konferans, daha çok gerekli teknoloji, finansman ve düzenleme modellerinin tartışılacağı stratejik bir vitrin niteliği taşıyacak. Bu alanda Türkiye’nin potansiyelinin uluslararası paydaşlarla değerlendirilmesi bekleniyor. ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNDE POLİTİKA VE PİYASA GELİŞİMİ Tüm dünyada hızlı bir dönüşümden geçen enerji piyasaları açısından yenilenebilir enerji yatırımlarının ölçeklenmesi ve düşük karbonlu sanayi dönüşümünün desteklenmesi kritik önem taşımaktadır. COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması, enerji sektöründe; yeşil dönüşüm politikalarının güçlenmesi, finansman kaynaklarının çeşitlenmesi ve emisyon azaltım hedeflerinin daha somut bir çerçeveye oturması gibi alanlarda önemli etkiler yaratacaktır. Türkiye’de son dönemde gelişen rüzgar enerjisi değer zinciri, yerli üretim kapasitesi ve ihracat potansiyeli ile bu dönüşümün temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. COP31, TÜRKİYE’NİN ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN TEMEL UNSURU COP31’in Türkiye’de düzenlenmesiyle birlikte, yenilenebilir enerji ve rüzgar enerjisi yatırımlarının hızlanması beklenmektedir. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden, COP31’in önemine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “COP31’in ülkemizde düzenlenecek olması, Türkiye’nin enerji dönüşümündeki kararlılığını uluslararası arenaya güçlü biçimde taşıyan tarihi bir adımdır. 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimiz, yeni Ulusal Katkı Beyanı’mız ve 2035 Yenilenebilir Enerji Yol Haritası ile uyumlu şekilde gelişen rüzgar enerjisi sektörümüz COP31 sayesinde uluslararası yatırımcılar tarafından daha görünür hale gelecektir. TÜREB olarak bu sürece katkı sunmaya ve Türkiye’nin enerji dönüşümünü hızlandıracak iş birliklerini desteklemeye hazırız.” TÜRKİYE’NİN TEMİZ ENERJİ GELECEĞİNE YÖN VEREN BİR SÜREÇ COP31’in Türkiye’ye önemli kazanımlar sağlaması beklenmektedir. Konferansın hazırlık süreci, enerji arz güvenliğinden sanayinin karbonsuzlaşmasına; teknoloji transferinden uluslararası iş birliklerine kadar geniş bir yelpazede yeni fırsatlar oluşturacaktır. Türkiye’nin rüzgar enerjisi ekosistemi de bu süreçte güçlü bir şekilde konumlanacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.