Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iklim Değişikliği

Kapsül Haber Ajansı - Iklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akbank’tan Sürdürülebilirlikte Global Ölçekte Güçlü Performans Haber

Akbank’tan Sürdürülebilirlikte Global Ölçekte Güçlü Performans

Akbank, 2025 yılına ilişkin Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) performansını paylaşarak, sürdürebilirlik yolculuğundaki ilerlemesini ortaya koydu. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada Akbank Genel Müdürü Kaan Gür şunları paylaştı, “2025 yılında da sürdürülebilirliği stratejik bir dönüşüm başlığı olarak ele almaya devam ettik. Bu doğrultuda sürdürülebilir finansman alanında 2025 yılında 265 milyar TL katkı sağladık. 2020 yılsonundan bu yana sunduğumuz sürdürülebilir finansman 681 milyar TL’ye ulaştı. Böylece 2030 yılı için açıkladığımız 800 milyar TL hedefimize güçlü adımlarla ilerlemeyi sürdürdük. ÇSY temalı ve ÇSY skorlu fonlarımızın hacmiyse 392 bin yatırımcıyla 36 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu da sürdürülebilirliğin hem kredi tarafında hem de yatırım tarafında kalıcı bir finansal davranışa dönüştüğünü gösterdi.” “CDP’ den üç alanda ‘A’ notuyla dünyadaki sayılı sürdürülebilirlik liderleri arasındayız.” “Şeffaf sürdürülebilirlik anlayışımız, CDP tarafından üç ayrı alanda birden ‘A’ notu almamızla uluslararası düzeyde de tescillenmiş oldu. İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve Orman kategorilerinde ulaştığımız bu notlarla dünyada bu başarıya erişebilen sayılı kurumlar arasında yer aldık.” “Öncü işlemlerle sağladığımız finansal kaynaklarla kapsayıcı büyümeyi destekliyoruz” “Yıl sonu itibarıyla yurt dışı borçlanmamızın %46’sı sürdürülebilir olarak gerçekleşti. Bu alanda hayata geçirdiğimiz öncü işlemlerle sektörümüze ilkleri de kazandırdık. Asya Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu’nun Türkiye’de onayladığı ilk özel sektör işlemi kapsamında sağladığımız kaynakla, başta kadın KOBİ’ler olmak üzere depremden etkilenen bölgelerdeki işletmelere destek sunmaya başladık. Dünyanın ilk dijital cinsiyet eşitliği tahvilini IFC’ye ihraç ederek, teknoloji temelli finansal inovasyonu somut sosyal etkiyle buluşturduk. “Sürdürülebilirliği, finansmanla büyüttük” “Mavi finansman, yeşil yatırımlar, sürdürülebilir proje finansmanı ve sürdürülebilir tarım finansmanı odağımızı kararlılıkla sürdürdük. Özellikle proje finansmanı portföyümüz, bu dönüşümün en güçlü kaldıraçlarından biri oldu. Yıl sonu itibarıyla desteklediğimiz otel portföyünün neredeyse tamamı mavi finansman kapsamındaki projelerden oluşurken, toplam yeşil kredi bakiyemizin %69’u proje finansmanı kredilerinden sağlandı. Öte yandan, Ankara-Kırıkkale-Delice Otoyolu projesinde finansör ve sürdürülebilirlik ajanı olarak yer alarak çevresel ve sosyal kriterleri proje finansmanının merkezine entegre ediyoruz. Antalya–Alanya Otoyolu Projesi’ndeyse finansör ve teminat temsilcisi rollerimizle uzun vadeli ekonomik ve çevresel etki yaratacak bir yatırım modeline katkı sunuyoruz.” “KOBİ ve girişimcilerle birlikte sürdürülebilir bir gelecek inşa ediyoruz” “Kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmanın, KOBİ’lerin ve girişimcilerin güçlenmesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla 2025 yılında kadın KOBİ müşteri sayımızı %11 artırarak hedefimizin üzerine çıkmayı başardık. 2022’den bu yana kadınlara ait işletmelerde müşteri tabanımızı 2 katın üzerine, kredi bakiyemizi ise 8 katına taşımamız kapsayıcı yaklaşımımızın güçlü bir sonucu oldu. Bununla birlikte, Akbank Dönüşüm Akademisi ile 2022’den bu yana çeşitli eğitimlerle 21 bini aşkın KOBİ’ye ulaşarak onları finansmanın ötesinde çözümlerle destekledik.” “Toplumsal yatırımlarımızla geleceğe kalıcı değer bırakıyoruz” “2025 yılında toplumsal yatırımlarımız da hız kesmedi. Akbank Gençlik Akademisi ile 2025 yılında 52 bin gence ulaştık, böylece temas ettiğimiz öğrenci sayısı 345 bine yükseldi. Üniversiteli gençleri gönüllülükle buluşturan Şehrin İyi Hali programımız da 22 bin gence ulaşarak iyiliği büyütmeyi sürdürdü. Dönüşümde Gelecek Var projemiz kapsamında ileri dönüşüm metoduyla ürettiğimiz 18 bin okul mobilyası deprem bölgesinde bini aşkın okulda 200 bin öğrencinin eğitim koşullarını iyileştirdi. Yaklaşık 400 ton karbon salınımını önledi ve 6 milyon litre su tasarrufu sağladı. Geleceği şekillendiren sürdürülebilirlik anlayışımızla daha da fazla değer yaratmak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla  Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de Haber

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de

İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, sürdürülebilirlik alanındaki güçlü performansını uluslararası ölçekte bir kez daha kanıtladı. Şirket, EcoVadis’ten Platin Madalya alırken, CDP’nin (Carbon Disclosure Project / Karbon Saydamlık Projesi) iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinde A notu elde ederek 2025 yılı A Listesine girmeyi başardı. Dünyaca kabul gören, güvenilir ve bağımsız kuruluşlarca gerçekleştirilen bu değerlendirmeler, ABB’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin merkezine yerleştirerek somut ve ölçülebilir adımlar attığını bir kez daha ortaya koydu. ABB, EcoVadis’in gerçekleştirdiği değerlendirmede 100 üzerinden 84 puan alarak Platin Madalya’ya layık görüldü. Bu sonuçla ABB, dünya genelinde değerlendirilen 130 bin şirket arasında ilk yüzde 1’lik dilimde yer aldı. Şirket, bir önceki yıla göre puanını 9 puan artırarak sürdürülebilirlik alanındaki istikrarlı performansını da ortaya koydu. EcoVadis değerlendirmeleri; çevre, çalışma ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarik başlıkları altında, yalnızca ölçülebilir ve sahada karşılığı olan uygulamaları esas alıyor. CDP’den iklim ve su alanlarında tam not ABB, sürdürülebilirlikteki başarısını, çevre alanında küresel bir referans kabul edilen CDP’nin 2025 derecelendirmeleriyle de taçlandırdı. Şirket, iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinin her ikisinde de A notu alarak CDP’nin 2025 A Listesi’ne girdi. Böylece ABB, 22 bin 100 şirket arasında çift A notu alan ilk yüzde 1’lik grup içinde yer aldı. Ayrıca ABB, su yönetimi alanında ilk kez A Listesi’ne girerek bu alandaki ilerlemesini de tescillemiş oldu. Su güvenliğinde somut ve ölçülebilir adımlar Su güvenliği, ABB’nin sürdürülebilirlik stratejisinin temel odak alanları arasında yer alıyor. Şirket, su güvenliği puanını 2023’te B seviyesinden 2024’te A- seviyesine, 2025 itibarıyla ise A seviyesine yükseltti. ABB, dünya genelindeki 320 tesisinde suya bağlı riskleri düzenli olarak değerlendiriyor; özellikle su stresi yaşanan bölgelerde önleyici uygulamalara öncelik veriyor. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olan Hindistan’daki Nelamangala tesisi, AWS (Alliance for Water Stewardship) Altın Seviye Sertifikası alan ilk ABB tesisi oldu. Tesiste hayata geçirilen geri kazanım ve yağmur suyu hasadı projeleri sayesinde, son üç yılda yerel yeraltı suyu seviyelerinde 30 metrenin üzerinde artış sağlandı. “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratmanın temel bir unsuru olarak konumlandırıyoruz” ABB Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Anke Hampel, elde edilen başarılar ile ilgili yaptığı açıklamada, “EcoVadis derecelendirmeleri, şirketlerin tedarikçileri hakkında bilinçli kararlar almasını sağlayarak riskleri azaltıyor, iyileştirmeleri teşvik ediyor ve etkiyi hızlandırıyor. EcoVadis tarafından Platin Madalya ile ödüllendirilmemiz de sürdürülebilirlik alanındaki şeffaflığımızın ve kaydettiğimiz ilerlemenin güçlü bir göstergesidir. CDP’nin hem iklim hem de su alanındaki A Listesi’nde yer almamız ise sürdürülebilirlik alanındaki performansımız ve kurumsal şeffaflığımız açısından önemli bir başarıdır. Suya bağlı risklere maruziyetin yönetimi, suyun sorumlu kullanımı, yönetişim süreçleri ve tedarikçilerimizin su riskleri konusundaki katılımını güçlendirmeye yönelik artan odağımız su alanında ilk kez A notu almamızı sağladı” ifadelerini kullandı. ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Başar Vural ise konuyla ilgili, “ABB’nin EcoVadis ve CDP gibi küresel ölçekte referans kabul edilen platformlarda elde ettiği bu başarılar, sürdürülebilirlik hedeflerimizi başarılı bir şekilde hayata geçirdiğimizin somut göstergesidir. Bu küresel yaklaşımı Türkiye’de de kararlılıkla uyguluyor; elektrifikasyon, otomasyon ve dijitalleşme odağındaki çözümlerimizle sanayiden altyapıya kadar geniş bir alanda düşük karbonlu dönüşümü destekliyoruz. ABB Türkiye olarak, global sürdürülebilirlik hedeflerimizi yerel ihtiyaçlar ve önceliklerle buluşturarak, ülkemizin yeşil dönüşümüne uzun vadeli ve ölçülebilir katkı sağlamayı sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu. ABB, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 80, 2050 yılına kadar ise yüzde 100 azaltmayı hedefliyor. Şirket, TIME dergisi ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2025” listesinde 14’üncü sırada yer alırken, İsviçre’de tüm sektörler arasında en sürdürülebilir üçüncü şirket olarak konumlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor! Haber

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor!

İklim Haber ve KONDA Araştırma, Türkiye'de kamuoyunun iklim değişikliği algısını ölçmek ve iklim krizi hakkındaki görüşlerini öğrenmek için 2018'den bu yana gerçekleştirdiği araştırmanın bu yıl sekizincisini yayımladı. Rapor, her yıl giderek derinleşen iklim krizinin Türkiye'deki etkilerine, iklim inkarcılığına, 2025'te TBMM'de kabul edilen İklim Kanunu'na, enerji tercihlerine ve orman yangınlarına odaklanıyor. Türkiye çapında 1.980 kişiyle hanelerinde görüşme yapılarak gerçekleştirilen yeni araştırmanın sonuçları, İklim Haber'in yeni yayına aldığı internet sayfasından duyuruldu. İklim inkarcılığı geçtiğimiz yıl İklim Kanunu tartışmaları esnasında, özellikle sosyal medyada, öne çıkmış ve TBMM'deki görüşmelerin durmasında etkili olmuştu. İklim Haber bunun üzerine araştırmada iklim değişikliğinin var olup olmadığına dair toplumun ne düşündüğünü anlamak için bir soru yöneltti. Çalışma sonuçlarına göre, Türkiye'de iklim değişikliğinin varlığı toplum genelinde çok güçlü bir kabule sahip. Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken, bu kanaatin özellikle gençlerde, öğrencilerde, üniversite mezunlarında, modern yaşam tarzını benimseyenlerde daha da yaygın olduğu görülüyor. İklim değişikliği yoktur diyenlerin oranı ise %9 civarında. En Çok Tercih Edilen Enerji Kaynağı Güneş ve Rüzgar! 2025 Temmuz ayında Meclis'ten geçen İklim Kanunu ise, Türkiye'de ilk kapsamlı iklim düzenlemesi olmasına rağmen toplumun büyük bir bölümü tarafından hâlâ yeterince bilinmiyor. Katılımcıların %54'ü kanun hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz olduğunu belirtirken, kanunu açık biçimde doğru bulanların oranı oldukça düşük. Daha yaygın tutum ise, kanunun varlığını olumlu bulmakla birlikte içeriğinin yetersiz olduğu yönünde. Çalışma aynı zamanda toplumun enerji tercihlerine olan yaklaşımını da irdeliyor. Buna göre, yenilenebilir enerji kaynakları açık ara en çok tercih edilen seçenekler olarak ön plana çıkıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi tüm yaş, eğitim ve yerleşim gruplarında güçlü destek görüyor. Buna karşılık nükleer ve kömür santralleri, toplumun en fazla karşı çıktığı enerji türleri olarak işaret ediliyor. Toplumun %88'i Aşırı Hava Olaylarının Arttığını Düşünüyor İklim değişikliği konusundaki endişenin yıllar içindeki değişimi incelendiğinde 2018'den bu yana dalgalı bir trend görülüyor. 2018 sonrasında genel olarak düşüş gösteren endişe oranları 2022 yılına gelindiğinde en yüksek seviyesine ulaşıyor. Yeni çalışmada ise Türkiye'de her 100 kişiden 64'ü iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtiyor. Emisyonların yeterli hızda azaltılmaması ve fosil yakıtlara yapılan yatırımların devam etmesi sonucunda iklim krizinin görünen yüzü olan aşırı hava olayları da her geçen yıl şiddetlenirken, sayısı artıyor. Katılımcıların %88'i de son yıllarda sel, fırtına, aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi düzensiz hava olaylarının arttığını ifade ediyor. Bu algı, pandemi sonrası dönemde belirgin biçimde güçlenerek 2025 yılında yeniden yükseliş eğilimine giriyor. Bu önermenin ilk ölçüldüğü Mart 2018'deki araştırmada düzensiz hava olaylarının arttığını düşünenlerin oranı ise %76'ydı. Araştırma, orman yangınlarının iklim krizinin en somut boyutlarından biri olarak algılandığını ve Türkiye toplumunda orman yangınlarına karşı hazırlık düzeyine ilişkin algının belirgin biçimde olumsuz olduğunu ortaya koyuyor. Toplumun %63'ü, önümüzdeki yaz orman yangını yaşanması durumunda ülkenin yeterince hazırlıklı olmadığını düşünüyor. 2026 İklim Politikasında ve İletişiminde Türkiye için Kritik Yıl Araştırma sonuçlarını değerlendiren İklim Haber Yayın Yönetmeni Dr. Barış Doğru, iklim kriziyle mücadelede yurttaşların algılarını doğru biçimde görmenin önemini vurguladı. Sekiz yıldır tekrarlanan araştırmanın gösterdiği en önemli bulgunun, Türkiye toplumunun iklim değişikliği konusundaki yüksek farkındalığı olduğunu söyleyen Doğru, "% 9 civarındaki iklim inkarcılığı oranının, dünyanın birçok ülkesine göre son derece olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Tabii her zamanki gibi sesleri, gerçek güçlerinden çok daha fazla çıkıyor" dedi. COP31'in bu yıl Türkiye'de düzenlenmesinin, iklim politikaları konusunun çok daha fazla konuşulmasını sağlayacağının altını çizen Doğru, "Bunu bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Tabii inkarcıların, yükselen kamuoyu ilgisini manipüle etme tehlikesi de mevcut. Dolayısıyla 2026, iklim politikası ve iletişiminde Türkiye için kritik bir yıl olacak" dedi. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, iklim değişikliği yok diyenlerin oranının %9'u bulmasının, hatta bu oranın kentlerde, orta yaş üzerinde ve dindar muhafazakârlarda daha yüksek olmasının artan dezenformasyon kampanyalarının etkisini açıklayabileceğini söylerken şöyle devam etti: "İklim Kanunu tartışmaları sırasındaki kampanyaların daha fazla insanı inkârcı kampa taşımış olması da olası. Eğer böyleyse %10'a yakın orandaki inkârcılık COP31 gündemi işgal ettiğinde daha da artabilir ve etkili olabilir. İklim hareketinin kamuoyunu etkileyebilecek kişiler aracılığıyla bu konuda özel bir çalışma yapması gerekiyor." Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan ise, gaza verilen desteğin son bir yılda yükseldiğine dikkat çekerken, bu sonucun Sakarya gaz sahasında başlayan yerli üretim nedeniyle gerçekleşmiş olabileceğini söyledi ve şu hatırlatmayı yaptı: "Burada artan üretime rağmen, son iki yıldır Türkiye'nin gaz tüketiminde yerli üretimin payı kısıtlı kaldı. 2024 yılında gaz tüketiminin %4'ünü karşılayan yerli gaz, 2025 yılının ilk 11 ayında ise artan tüketimle de birlikte yaklaşık %5'ini karşılayabilmiş durumda. Dolayısıyla yeni kurulacak bir gaz santrali enerji ithalatımızda daha fazla artışa yol açacaktır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin İş Dünyası İçin Sürdürülebilirlik Liderleri Yetişiyor Haber

Geleceğin İş Dünyası İçin Sürdürülebilirlik Liderleri Yetişiyor

İş dünyasında sürdürülebilirlik artık yalnızca bir uyum başlığı değil, stratejik bir yetkinlik alanı olarak öne çıkıyor. Küresel araştırmalar, yeşil dönüşümle birlikte “yeşil yaka” olarak tanımlanan kariyer hedeflerine odaklanan profesyonellere ve bu alandaki yeteneklere olan ihtiyacın hızla arttığını ortaya koyuyor. ESG alanında uzmanlık, finans ve hukuk kadar önem kazandı Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı 2025 İşlerin Geleceği Raporu da yeşil geçişin iş piyasasını şekillendiren önemli bir trend olduğunu doğruluyor. İklim değişikliği ve çevresel öncelikler sürdürülebilirlik odaklı yetkinliklere talebi artırırken, bu alanda uzmanlaşan iş gücü, işverenler için giderek kritik hale geliyor. Özellikle ESG, iklim ve raporlama konularında derin teknik bilgi ve uzmanlık, finans ve hukuk kadar önem kazanıyor. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) ile Özyeğin Üniversitesi’nin bu dönüşüm ihtiyacına yanıt vermek üzere hayata geçirdiği SustainHUB Academy, ikinci dönemine başlıyor. Program, iş dünyasının sürdürülebilir dönüşümüne liderlik edecek profesyonelleri yetiştirmeyi hedeflerken, katılımcılara yalnızca teorik bilgi değil, doğrudan sahada uygulanabilir bir sürdürülebilirlik ve ESG alanlarında derin uzmanlık kazandırmayı amaçlıyor. Güncel müfredat ve hibrit eğitim Şubat ayında başlayan ve altı modülden oluşan hibrit programda katılımcılar, sürdürülebilirlik yönetimi, yeşil pazarlama, karbon piyasalarının hukuki boyutu ve yapay zekânın sürdürülebilirlik hedeflerine entegrasyonu gibi kritik başlıklarda uzmanlaşma fırsatı buluyor. Eğitim içeriği, ESG standartları, TSRS ve GRI raporlama gibi iş dünyasının en güncel gündem maddelerini kapsarken, profesyonellerin kurum içi dönüşümü yönetecek liderlik yetkinliklerini de güçlendirmeyi hedefliyor. İş dünyasından gerçek vaka çalışmaları SustainHUB Academy’yi benzer programlardan ayıran en önemli unsur ise akademi ile iş dünyasını aynı öğrenme zeminde buluşturması. Özyeğin Üniversitesi’nin akademik birikimi, SKD Türkiye’nin özel sektör ağı ve saha deneyimiyle birleşerek katılımcılara çok boyutlu ve gerçek hayata temas eden bir öğrenme deneyimi sunuyor. Program kapsamında katılımcılar, sürdürülebilirlik alanında sektörlerine yön veren şirketlerin gerçek vaka çalışmaları üzerinden öğrenme fırsatı yakalayacak. Bu kapsamda Anadolu Efes, Brisa, Eczacıbaşı Topluluğu, KPMG Türkiye, Sayın Law ve Şişecam gibi sürdürülebilirlik uygulamalarıyla öne çıkan kurumlar, programda vaka sunumlarıyla yer alacak. Katılımcılar, bu şirketlerin ESG stratejilerini, karar alma süreçlerini ve sahada karşılaştıkları zorluklara geliştirdikleri çözüm yollarını birinci elden dinleme ve analiz etme imkânı bulacak. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, SKD Türkiye üyesi şirketlerin deneyimli yöneticilerinden oluşan mentor havuzundan bir yıl boyunca bire bir mentorluk desteği alabilecek. Aynı zamanda SustainHUB Academy Alumni Network’e katılarak sürdürülebilirlik ekosistemi içinde sürekli gelişim ve yeni iş birliği fırsatlarına erişim sağlayacak. SustainHUB Academy’nin yeni dönemine ilişkin değerlendirmede bulunan SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, şunları söyledi: “Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapması, iş dünyası için önemli bir fırsat olduğu kadar ciddi bir sorumluluk da getiriyor. İklim Kanunu ve yeni regülasyonlarla birlikte şirketlerin, sürdürülebilirliği kurumlarının merkezine koyacak güçlü ve donanımlı kadrolara ihtiyacı var. Özyeğin Üniversitesi ile yürüttüğümüz SustainHUB Academy, profesyonellerin yalnızca bugünün gerekliliklerine değil, geleceğin sürdürülebilirlik liderliği ihtiyaçlarına da hazırlanmasını hedefliyor.” Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan ise programın yeni dönemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Üniversitemizin kuruluşundan beri stratejik önceliklerinden olan sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik araştırmalarda öncü Enerji, Çevre ve Ekonomi Merkezi (EÇEM)’i 2009’da ve sürdürülebilir kampüs uygulamalarına öncülük eden Sürdürülebilirlik, Güvenli Yaşam ve Kalite Departmanını 2011’de hayata geçirdik. Times Higher Education’ın (THE), üniversitelerin topluma yaptıkları katkı açısından değerlendirildiği “THE Etki Sıralamaları”nda Türkiye’deki vakıf üniversiteleri arasında 6 yıl 1. sırada, 2025 sıralamasında ise ilk 3’te yer aldık. Üniversite kampüslerindeki sürdürülebilirlik çalışmalarının ve yeşil alan oranlarının değerlendirildiği uluslararası 2024 UI GreenMetric Dünya Üniversiteler Sıralaması’nda da; 2019’dan itibaren üst üste 6 kez vakıf üniversiteleri arasında 1.’liği elde ettik. 2018’de kurduğumuz Sürdürülebilirlik Platformu ile alandaki uygulamalarımızı paydaşlarımızla paylaşmayı, disiplinler arası araştırmaları teşvik etmeyi ve çok disiplinli bir eğitim ortamı oluşturmayı amaçladık. Kampüsümüzde faaliyete geçen sürdürülebilirlik politikalarını sürekli iyileştirirken; iş dünyası-kamuoyu-akademi iş birliklerini önemsiyoruz. SKD Türkiye ile hayata geçirdiğimiz SustainHUB Academy, iş dünyasının sürdürülebilir dönüşümüne yön verecek uzmanların yetişmesine katkı sağlayacaktır. Akademik bilgi ile sektör deneyimini bir araya getiren program, ülkemizin yeşil dönüşüm hedeflerine ulaşmasına destek olacak nitelikli profesyoneller yetiştirmek için kritik bir adımdır. Bu kıymetli iş birliği için SKD Türkiye’ye teşekkür ederim.” İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) Hakkında: İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), 2005 yılında 13 özel sektör temsilcisinin öncülüğünde kurulmuş ve sadece kurumsal üyelik kabul eden bir iş dünyası derneğidir. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi’nin (WBCSD - World Business Council for Sustainable Development) Türkiye’deki bölgesel ağı ve iş ortağı olan SKD Türkiye, bu iş birliğinin beraberinde getirdiği sürdürülebilirlik birikimini de çalışma grupları faaliyetleri aracılığıyla üyeleriyle ve çeşitli platformlarda paydaşlarıyla paylaşır. Halihazırda, SKD Türkiye çatısı altında, Türkiye’nin GSYH’nin %25’ini temsil eden ve 1,4 milyon kişiye istihdam sağlayan 14 ana sektör 45 alt sektörden 192 üye şirket bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Büyükşehir'den Üreticiye Güçlü Destek Haber

Bursa Büyükşehir'den Üreticiye Güçlü Destek

Bursa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü koordinasyonunda Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (BESOB), Bursa Bölgesi Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ticaret İl Müdürlüğü iş birliğinde ‘Kooperatifçilik ve Gıda Güvenliği Eğitimi’ programı düzenlendi. Bursa Tarımsal Ürünler Tanıtım ve Eğitim Merkezi’nde (BUTATEM) gerçekleştirilen toplantıda bir araya gelen kooperatif ve dernekler, fikir alışverişinde bulundu. Derneklerin kooperatifleşme sürecinde izlemesi gereken adımların konuşulduğu programda, kooperatifçilik ve gıda güvenliği konularında bilgilendirme de yapıldı. “TOPRAĞIMIZA VE GIDAMIZA SAHİP ÇIKMAYI DEVAM EDİYORUZ” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen eğitim programının açılışında konuşan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Metin Tunçel, Bursa’nın verimli toprakları ve köklü tarım kültürüyle emeğin kenti olduğunu ifade etti. İklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve pazara erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle daha planlı tarım yapılması gerektiğinin altını çizen Tunçel, “Kooperatifçilik; üreticimiz için sadece bir tercih değil, dayanışmayı büyüten, emeği koruyan ve üreticiyi güçlendiren en sağlam modellerden biridir. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak üreticimizin yanında durmaya, toprağımıza ve gıdamıza sahip çıkmayı devam ediyoruz. Eğitim programıyla, kooperatiflerin daha sağlam yapılarla yol almasını, ortaklık bilincinin güçlenmesini ve gıda güvenliği konusunda doğru üretimin yaygınlaşmasını amaçlıyoruz. Doğru tarım için eğitim çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, emeğin ve dayanışmanın gücünü teknolojiyle birleştirmeyi önemsediklerini belirtti. Dijital Gelişim Ofisi hakkında da bilgi veren Bilgit, asıl amaçlarının kadın emeğini daha görünür kılmak ve ekonomik olarak güçlenmesini sağlamak olduğunu ifade etti. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, 3 gün sürecek olan eğitim programında sürdürülebilirlik, markalaşma, kalite konularının konuşulacağını dile getirdi. Kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ceylan, programda emeği geçenlere teşekkür etti. Ticaret İl Müdürlüğü Esnaf Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Şube Müdürü Ersan Aybar, her zaman emekçilerin yanında olduklarını belirterek gerekli destekleri sunmayı sürdüreceklerini söyledi. Program, uzman isimlerin katıldığı sunumlarla devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdeniz ve Marmara’da Sıcaklık Stresi Artıyor Haber

Akdeniz ve Marmara’da Sıcaklık Stresi Artıyor

Türkiye İş Bankası tarafından ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün kullanımına sunulan ve 2023’ten bu yana Türkiye’nin tüm denizlerinde veriler toplayan insansız su altı planörü (glider) Deniz Kâşifi, iklim değişikliğinin etkilerini, denizlerdeki oksijensizleşmeyi ve biyokimyasal döngülerdeki değişimleri uzun soluklu olarak izlemeyi sürdürüyor. Can suyu girdaplar ilk kez uzun süreli ölçümlendi 2025 yılında Akdeniz’de 60 gün boyunca inceleme yapan Deniz Kâşifi, 2 bin 100 kilometreden fazla yol kat ederek 900 dalış gerçekleştirdi. Böylece Deniz Kâşifi ile Akdeniz için can suyu olan deniz girdapları ilk kez bu kadar uzun süreli ölçümlendi. Doğu Akdeniz’in beklenenden çok daha dinamik bir girdap yapısına sahip olduğunu gösteren Deniz Kâşifi’nin topladığı verilere göre, Akdeniz’deki çok sayıda girdap, taşıdıkları ısı ve maddeler sayesinde denizlerin sıcaklığını ve iklimini düzenlemeye yardımcı oluyor. Bu girdapların körfez ve koylara taşıdığı serin ve temiz sular, özellikle Mersin ve Antalya Körfezi gibi kapalı bölgeler için hayati bir ‘havalandırma’ işlevi görüyor ve kirlilik baskısı altındaki alanlar için adeta can suyu sağlıyor. Marmara Denizi’nde bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj verisi toplandı Deniz Kâşifi, 2025 yılında Marmara Denizi’nde de 30 gün boyunca suda kalarak 600 kilometrelik rota üzerinde 807 dalış gerçekleştirdi ve bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj ölçümünü gerçekleştirdi. Müsilajın bir ay boyunca sürekli üretildiği, geniş bir alana yayıldığı ve Marmara Denizi’nin yapısal özelliği neticesinde müsilajın akıntılarla su kolonunda nasıl taşındığı ayrıntılı biçimde haritalandı. Özellikle Tekirdağ–Orta Çukur bölgesinde oluşan girdabın, müsilajlı tabakayı yüzeye taşıyarak sistemden daha hızlı uzaklaştırdığı tespit edilirken, bu yapının müsilajı daha hızlı hareket eden yüzey sularına taşıyarak Marmara Denizi’nden daha çabuk uzaklaşmasını sağladığı gözlemlendi. Bu döngü Deniz Kâşifi sayesinde uzun süreli olarak ilk kez tespit edildi. “Çalışmalar Deniz Kâşifi ile uzun dönemli akademik izleme sürecine girdi” Deniz Kaşifi’nin 2025 yılında yaptığı ölçümleri değerlendiren ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu konuya ilişkin şunları söyledi: “2023 yılından bu yana Türk denizlerinde Deniz Kâşifi tarafından toplanan verilerle deniz araştırmalarında pek çok ilke imza atıldı. Deniz Kâşifi ile elde edilen veriler Marmara ve Akdeniz’deki girdap yapıları ve su sıcaklıklarının zaman içindeki değişimini ortaya koydu. Bu bulgular, deniz ekosistemlerinin iklim değişikliğine ve kirlilik baskısına nasıl tepki verdiğini gösteriyor. Ayrıca Deniz Kâşifi sayesinde Marmara Denizi’nde müsilajın yüzeyde görünmese bile denizin derinliklerinde varlığını sürdürdüğünü, yaygın olduğunu ve Marmara’nın fiziksel koşullarının sürekli müsilaj üretimine elverişli olduğunu gördük. Bu tablo, sorunun geçici değil kalıcı önlemler gerektiren yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.” “Denizler yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri“ İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen de, her geçen gün daha da derinleşen iklim değişikliği bağlantılı problemlerin çözümü için tek tek vatandaşların ya da kurumların sorumluluk üstlenmelerinin yetersiz kaldığını belirterek, ilgili tüm tarafların el birliğiyle çalışmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Sözen, iklim değişikliğiyle mücadelede deniz ekosisteminin büyüyen rolüne işaret ederek, “Genellikle akademik ve bilimsel ortamlarda konuşulan, tartışılan denizlerimizdeki durumun aslında genel kanaatin aksine pek iyi olmadığını 2021 yılında karşılaştığımız müsilaj gerçeğiyle çok net bir biçimde anladık. Deniz ekosistemi sadece çevre veya iklim değişikliğiyle ilgili bir konu değil gıda güvenliği ve ekonomik faaliyetler gibi yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri. Bu yüzden biz de üç tarafı denizlerle çevrili, aynı zamanda bir iç denize sahip ülkemizde daha fazla sorumluluk üstleniyor, üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmalar yürütüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA, Sürdürülebilir Finansmanda 1 Trilyon TL Eşiğini Aştı Haber

Garanti BBVA, Sürdürülebilir Finansmanda 1 Trilyon TL Eşiğini Aştı

Garanti BBVA, sürdürülebilir finansman alanında açıkladığı uzun vadeli taahhüt kapsamında önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Banka, 2018–2029 yıllarını kapsayan 3,5 trilyon TL’lik yeni sürdürülebilir finansman hedefi doğrultusunda, Ocak 2026 itibariyle 1 Trilyon TL'yi aştığını duyurdu. “Sürdürülebilirliği işimizin sebebi olarak görüyoruz” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Biz Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği ulaşılması gereken bir hedef değil, işimizin sebebi olarak ele alıyoruz. Kaynak tahsisinden risk yönetimine kadar tüm süreçlerimizi iklim ve doğa pozitif bir bakış açısıyla yeniden şekillendirirken, yenilenebilir enerji yatırımlarından yeşil dönüşüm projelerine, kapsayıcı büyümeden toplumsal etkiye uzanan geniş bir alanda dönüşümün finansal altyapısını inşa etmeyi sürdürüyoruz. Geldiğimiz noktada sürdürülebilir finansmanda 1 trilyon TL eşiğini aşmamızı yatırımcılarımızın, müşterilerimizin ve diğer tüm paydaşlarımızın bize duyduğu güvenin somut bir göstergesi olarak görüyoruz. Amacımız bugünün ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılarken, gelecek nesiller için de daha yaşanabilir, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir bir dünya bırakılmasına katkı sağlamak. Bu doğrultuda, uzun vadeli taahhüdümüz kapsamında sürdürülebilir finansmanı Türkiye’de dönüşümün en önemli kaldıraçlarından biri olarak geliştirmeye devam edeceğiz.” Finansmanın yanı sıra danışmanlık ve rehberlik rolü Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, sürdürülebilir konut finansmanı, düşük karbonlu üretim, kadın girişimcilik ve sosyal altyapı projeleri gibi pek çok alanda sağlanan finansmanla Garanti BBVA, kaynakları çevresel ve toplumsal etki yaratacak alanlara yönlendirmeye devam ediyor. Banka, müşterilerine yalnızca finansman sunmakla kalmayıp, karbonsuzlaşma planlarının oluşturulmasından iklim risklerinin yönetilmesine kadar dönüşüm yolculuklarında danışmanlık ve rehberlik rolünü de üstleniyor. Garanti BBVA, sürdürülebilir finansman yaklaşımını uluslararası standartlarda şeffaflık ve ölçümleme esaslarıyla yürütüyor. Banka, CDP’nin 2025 değerlendirmesinde İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve Orman temalarının tamamında “A” notu alarak küresel ölçekte “Üç A” derecesine ulaşan sayılı finansal kurumlardan biri olmuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Solar Sulama Sistemleriyle Tarımda Tasarruf Sağlıyor    Haber

CW Enerji Solar Sulama Sistemleriyle Tarımda Tasarruf Sağlıyor  

Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, tarım sektörüne özel geliştirdiği sistemlerle de dikkat çekmeye devam ediyor. CW Enerji solar sulama sistemleri, tarım alanlarında elektrik ihtiyacının tamamen güneş panelleri ile karşılanmasını sağlayarak, çiftçilere önemli avantajlar sunuyor. Solar sulama sistemleri hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, tarım sektörüne yönelik sundukları çözümlerle de sürdürülebilir geleceğe katkı sağladıklarını söyledi. Solar sulama sistemlerinde inovatif çözümler sunarak çiftçilerin ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmayı hedeflediklerini ifade eden Sarvan, “Özellikle son yıllarda kullanım alanı gittikçe artan güneş paneli uygulamaları günümüzde pek çok alanda kullanılıyor. Bu doğrultuda tarımsal sulama alanında da güneş panellerimizden yararlanılıyor. Güneş enerjisiyle çalışan solar sulama sistemlerimiz, geleneksel sulama yöntemlerine kıyasla hem çevre dostu hem de maliyet avantajlarıyla tarımsal üretimde verimlilik artışı sağlamakta” dedi. Bu sistemin güneş enerjisi kullanarak tarım alanlarının sulanmasını sağladığını ifade eden Sarvan, solar sulama çözümlerinin tarlalarda yetişen bitkilere suyu en verimli şekilde ileterek üretimde daha yüksek verim elde edilmesine önemli katkı sunduğunu vurguladı. Şebekeden uzak kırsal alanlarda da rahatlıkla kullanılabiliyor “Tarım sektöründe sürdürülebilirliği desteklemek ve çiftçilerimizin enerji maliyetlerini azaltmak amacıyla özel çözümler geliştiriyoruz” diyen Sarvan, “Solar sulama sistemlerimiz hem çevre dostu enerji kullanımı sağlıyor hem de verimliliği artırıyor. Bu sistemler sayesinde çiftçilerimiz, yüksek elektrik veya yakıt faturaları ödemeden sulama ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Yani sistem tarımda hem ekonomik hem de çevresel kazanımlar yaratmayı hedefliyor. Şöyle ki; geleneksel sulama yöntemleri ciddi maliyetler yaratabiliyor. Solar sulama sistemleri ise güneşten elde edilen temiz enerji ile çalıştığı için uzun vadede enerji maliyetlerini düşürüyor. Çiftçilerimiz sistemi kurduktan sonraki birkaç yıl içinde yaptıkları yatırımın karşılığını fazlasıyla alabiliyor. Özellikle bu sistemler, şebekeden uzak kırsal alanlarda da rahatlıkla kullanılabiliyor, böylece elektrik altyapısı olmayan bölgelerde bile üretimin sürdürülebilirliğini sağlıyor” diye konuştu. Uzaktan takip ve yönetim imkanı sunuyor Ayrıca CW Enerji solar sulama sistemlerinin uzaktan takip ve yönetim imkanı sunduğunu belirten Sarvan, gelişmiş izleme altyapısının kullanıcılara önemli bir operasyonel kolaylık sağladığını ifade etti. Sarvan, “Bu sistem sayesinde çiftçiler ve tarım işletmeleri, sulama sistemlerini araziye gitmeden sistemi aktif hale getirebiliyor, uzaktan kontrol ve yönetim imkanı ile performans verilerini anlık olarak takip edebiliyor ve gerekli durumlarda müdahalede bulunabiliyor. Uzaktan kontrol imkanı ile sistem performansını anlık olarak takip edebiliyor, gerekli durumlarda hızlıca müdahalede bulunabiliyorlar. Bu sayede hem zaman hem de iş gücü tasarrufu sağlanırken, sulama süreçleri çok daha verimli ve kontrollü bir şekilde yönetilebiliyor” dedi. Sarvan: Amacımız tarımın geleceğini güvence altına almak Tarımda verimlilik kadar sürdürülebilirliğin de kritik olduğunu dile getiren Sarvan, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede bu tür yenilenebilir enerji tabanlı sistemlerin rolünün giderek arttığına dikkat çekti. Güneş enerjili sulama sistemlerinin uzun kullanım ömrüne sahip olması sayesinde kullanıcılar için oldukça avantajlı bir çözüm olduğunun altını çizen Sarvan, şöyle devam etti: “Tarım alanında geliştirdiğimiz çözümlerle, çiftçilerimizin ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmalarına katkı sağlıyoruz. Özellikle iklim değişikliği ve giderek artan kuraklık tehdidi karşısında yenilenebilir enerji temelli çözümler tarım sektörü için de kritik hale geldi. Güneş enerjili sulama sistemleri bakım ihtiyacının düşük ve kullanımının oldukça pratik olması nedeniyle tarım işletmeleri için büyük kolaylık sağlıyor. Enerji giderlerinin her geçen gün arttığı bir dönemde, çiftçilerimize bu yükü hafifleten alternatifler sunmak bizim için öncelikli bir sorumluluk. Amacımız, tarımın geleceğini güvence altına almak ve üreticilerimizi iklim koşullarına karşı daha dirençli hale getirmek.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.