Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iklim Eylemi

Kapsül Haber Ajansı - Iklim Eylemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Eylemi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu Haber

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu

UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir.

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi Haber

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi

Türkiye’de sürdürülebilirlik verisi alanında bir ilk olma niteliği taşıyan analiz, UN Global Compact katılımcısı şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini Avrupa ve küresel verilerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmirli Gençlere İklim Projeleri İçin 5 Bin Dolarlık Hibe Desteği Haber

İzmirli Gençlere İklim Projeleri İçin 5 Bin Dolarlık Hibe Desteği

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğü, gençlerin iklim krizi karşısında geliştireceği yenilikçi çözümleri desteklemek amacıyla önemli bir uluslararası programa dâhil oldu. Bloomberg Philanthropies öncülüğünde yürütülen ve dünyanın 6 kıtasından 300 kenti bir araya getiren Youth Climate Action Fund (Gençlik İklim Eylemi Fonu) programına seçilen İzmir Büyükşehir Belediyesi, gençlerin yerel iklim eylemine doğrudan katılımını güçlendirecek çalışmalar yürütecek. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın gençlerin karar alma süreçlerine katılımını önemseyen, sürdürülebilir ve iklim dirençli bir kent yaratma vizyonu doğrultusunda yürütülecek program, gençleri yalnızca fikir üreten bireyler olarak değil, kentin geleceğine yön veren aktif paydaşlar olarak sürece dâhil edecek. Gençlerin projelerine mikro hibe desteği Program kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne 50 bin ABD doları hibe desteği sağlanacak. Bu kaynak doğrultusunda 15-24 yaş arası gençlerin geliştireceği iklim ve çevre odaklı projelere 1.000 ila 5.000 ABD doları arasında mikro hibeler verilecek. İzmir’de gençlerin öncülüğünde geliştirilecek projelerin; sürdürülebilir ulaşım, geri dönüşüm ve atık yönetimi, kent bostanları ve kentsel tarım, iklim farkındalığı çalışmaları, su kaynaklarının korunması, aşırı sıcaklarla mücadele, çevre eğitimi ve yeşil altyapı gibi alanlarda yoğunlaşması bekleniyor. Gençler çözümün doğrudan parçası olacak Gençlik İklim Eylemi Fonu, gençlerin yerel yönetimlerle birlikte çözüm geliştiren aktif paydaşlar olarak iklim eylemine katılmasını amaçlıyor. Program çerçevesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gençlere yönelik açık çağrılar yapılacak, ortak tasarım ve fikir geliştirme atölyeleri düzenlenecek. Seçilen projeler ise belediyenin desteğiyle uygulamaya geçirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Artan İklim Riskleri Şehirleri ve Sanayiyi ‘Uyum’ Stratejilerine Yönlendiriyor Haber

Artan İklim Riskleri Şehirleri ve Sanayiyi ‘Uyum’ Stratejilerine Yönlendiriyor

İklim dirençliliğinin temelinde kapsamlı bir analizin yattığının altını çizen Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak, “Kentlerin ve sanayi altyapısının geleceği, iklim risklerinin ne kadar erken tespit edilebildiğine bağlıdır” diyerek stratejik uyumun önemine dikkat çekiyor. Dünya genelinde sıklığı artan aşırı sıcaklık, kuraklık ve su stresi gibi iklim olayları; ekonomik istikrar, üretim sürekliliği ve toplumsal refah üzerinde doğrudan bir risk unsuru oluşturuyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak, iklim değişikliğine uyum politikalarının artık yalnızca merkezi stratejilerle değil; yerel yönetimler, özel sektör ve toplumun tüm kesimlerinin dahil olduğu çok paydaşlı yönetişim modelleriyle etkinlik kazandığına dikkat çekiyor. Günümüzde iklim eylemi; sera gazı emisyonlarını düşürmeyi hedefleyen 'azaltım' ve mevcut etkilere karşı dayanıklılığı odağına alan 'uyum' çalışmaları olmak üzere iki ana eksende ilerliyor. Escarus, bu süreçte kurumların iklim risklerini sistematik bir yaklaşımla analiz etmelerini sağlıyor ve veri temelli karar alma kapasitelerini güçlendiriyor. Şirket, sunduğu çözümlerle kurumların hem risk yönetim süreçlerini iyileştiriyor hem de operasyonel olarak daha dirençli yapılar oluşturmalarına katkı sunuyor. “Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak: Özel sektör kritik rol üstleniyor” Üretim altyapılarının işletimi ve tedarik zincirlerinin koordinasyonunda özel sektörün ana aktör olduğunu hatırlatan Dr. Kubilay Kavak, iklim risklerinin kurumsal yönetim süreçlerine entegre edilmesinin önemine işaret ediyor. Dr. Kavak, “Politika tartışmaları gösteriyor ki, yerel dinamikleri ve özel sektörün operasyonel gücünü dışarıda bırakan bir uyum süreci eksik kalacaktır. Özellikle şirketlerin, üretim tesislerinin bulunduğu bölgelerdeki fiziksel riskleri analiz etmesi ve operasyonlarını bu etkilere karşı dayanıklı hale getirmesi artık bir tercih değil, yaşamsal zorunluluk” dedi. İklim dirençliliğinin temelinde kapsamlı bir analizin yattığını belirten Dr. Kavak, kentlerin ve sanayi altyapısının kalıcılığı ile iklim risklerinin erken tespit edilmesi arasında yakın bir ilişki bulunduğuna dikkat çekti. Bölgesel projeksiyonların ve altyapı kırılganlıklarının analiz edilmesinin karar alma süreçlerine rehberlik ettiğini söyleyen Dr. Kavak, sözlerine şöyle devam etti: “Kamu tarafında veri üretimi ve yerel iklim eylem planları ne kadar kritikse, özel sektörün de bu riskleri performans göstergeleri üzerinden izlemesi o denli hayati. Escarus olarak 2011’den bu yana, şirketlerin bu riskleri stratejik planlarına dahil etmelerine ve operasyonel dayanıklılıklarını artırmalarına rehberlik ediyoruz.” “Kurumların küresel değer zincirlerine entegrasyonunu güçlendiriyoruz” Dr. Kubilay Kavak, sürdürülebilirlik bağlantılı finansman araçlarının ve TSRS (Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) kapsamındaki değerlendirmelerin kurumların finansmana erişimini doğrudan etkilediğini belirtti. Escarus’un ikinci taraf görüş hizmetleri ve stratejik yol haritalarıyla bu süreci desteklediğini dile getiren Dr. Kavak, ihracatçı firmalar için kritik öneme sahip olan Yeşil Mutabakat uyum çalışmalarına ve devlet teşvikleri kapsamında Responsible® Programı’na da değinerek, “Faz 1 Akredite Danışmanlık Kuruluşu olarak, ihracatçılarımızın çevresel ve sosyal olgunluk analizlerini gerçekleştiriyoruz. Amacımız, oluşturduğumuz stratejik yol haritalarıyla kurumların küresel değer zincirlerine entegrasyonunu güçlendirirken, onları ticari geçiş risklerine karşı en üst seviyede dayanıklı kılmak” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zorluteks Pazarı Bu Yıl Ormanlaştırma İçin Kuruldu  Haber

Zorluteks Pazarı Bu Yıl Ormanlaştırma İçin Kuruldu 

Zorluteks, Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda gelenekselleştirdiği “Zorluteks Pazarı”nı 17 Aralık Çarşamba günü dördüncü kez gerçekleştirdi. Zorluteks Pazarı, çalışanların önerisiyle doğmuş bir fikir olarak, paydaş katılımının ve bu katılımın somut aksiyonlara dönüşmesinin güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor. Projede bu sene Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA)’ndan “sorumlu üretim ve tüketim” ve “iklim eylemi” konularına odaklanıldı. Proje, sürdürülebilirlik odaklı toplumsal meseleleri desteklemek amacıyla gelir yaratmayı hedeflerken, çalışanların aktif katılımıyla hem şirket içi dayanışmayı güçlendiriyor hem de toplumsal fayda yaratıyor. Çalışanların satın alımına sunulan numune ürünlerden elde edilen gelir, bu yıl da Ecording iş birliğiyle ağaçlandırılması zor alanlara ecoDrone teknolojisiyle tohum topu ekiminde kullanılmak üzere değerlendirilecek. TAÇ, Linens ve TAÇ Kids&Teens markalarının ürünlerinin yer aldığı pazarda, çalışanlara geniş bir ev tekstili ve dekoratif ürün seçkisi sunuldu. Zorlu Grubu’nun kurumsal gönüllülük ekibi olan Kıvılcımlar, etkinlik boyunca satış alanında aktif rol üstlendi, organizasyonun verimli şekilde ilerlemesine katkı sağlarken sürdürülebilirlik bilincinin şirket içinde daha geniş kitlelere yayılmasını destekledi. Zorluteks, yenilikçi iş birlikleri ve toplumsal faydayı odağa alan yaklaşımıyla daha yaşanabilir bir gelecek için attığı adımlara her yıl yenilerini eklemeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric, COP30’da Endüstriyel Karbonsuzlaşmayı Hızlandırıyor Haber

Schneider Electric, COP30’da Endüstriyel Karbonsuzlaşmayı Hızlandırıyor

Şirket, yerel ekonomik dayanıklılığı artırmayı, adil ve kapsayıcı bir geçişi teşvik etmeyi amaçlayan, enerji ve endüstriyel dönüşüme yönelik pratik bir gündem etrafında işletmeleri, hükümetleri ve sivil toplumu seferber ederek etkinliğe katılıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Schneider Electric Sürdürülebilirlik Direktörü (CSO) Esther Finidori, “Paris Anlaşması’ndan 10 yıl sonra COP30, küresel iklim eylemi gündemi için bir dönüm noktasını temsil ediyor. Artık taahhütlerden ilerlemeye geçmek için araçlara, azme ve küresel zorunluluğa sahibiz. Elektrifikasyon dijital zeka ile buluştuğunda ve inovasyon kapsayıcılıkla birleştiğinde, daha hızlı, daha adil ve daha dayanıklı bir geçişin kapısını aralıyoruz. Brezilya’nın bu süreçteki liderliği, iş dünyası, hükümet ve toplulukların güçlerini birleştirmesi için benzersiz bir fırsat yaratıyor. İklim sorunu küreseldir ve izlenmesi gereken yol kolektif olmalıdır.” Brezilya endüstrisinin karbonsuzlaştırılması Schneider Electric Sürdürülebilirlik Araştırma Enstitüsü (SRI) ile Brezilya Kalkınma, Sanayi, Ticaret ve Hizmetler Bakanlığı (MDIC) iş birliğiyle hazırlanan “Sürdürülebilir Dönüşüm için Talep Taraflı Stratejiler” raporu, Brezilya’nın küresel endüstriyel dönüşüme liderlik etme potansiyelini öne çıkarıyor. Araştırma; ülkenin temiz ve çeşitlendirilmiş enerji karması, yeşil hidrojen potansiyeli ve zengin doğal kaynakları gibi stratejik avantajlarını inceleyerek, endüstriyel karbonsuzlaşmaya yönelik somut ve yenilikçi çözümler sunuyor. Çalışma üç aşamalı olarak yapılandırılmış durumda. İlk aşama, talep odaklı karbonsuzlaştırmaya yönelik 2050’ye kadar olan ileriye dönük senaryoları sunuyor. Sonraki aşamalar COP30 boyunca açıklanıyor. Bu aşamalar, endüstriyel politikalar, elektrifikasyon ve verimlilik stratejileri hakkında önerilerin yanı sıra Brezilya endüstrisinde karbon nötrlüğe ulaşmak için ayrıntılı senaryolar sunacak. Bu girişim, inovasyon, rekabetçilik ve çevresel sorumluluğu birleştirmenin önemini pekiştirerek Brezilya’yı düşük karbonlu kalkınma için bir model olarak konumlandırmayı amaçlıyor. Geleceğe hazır bir iş gücü geliştirmek Schneider Electric ve danışmanlık firması Systemiq tarafından yapılan yeni bir analiz, 2030 yılına kadar 760.000’e varan yeni biyoenerji istihdamı yaratılacağını ve Brezilya’nın yenilenebilir yakıtlar konusunda küresel bir lider olarak konumlanacağını öngörüyor. “Brezilya’nın İş Gücünü Fosilsiz Bir Ekonomi İçin Şekillendirmek” başlıklı rapor, otomasyon, elektrifikasyon ve karbon izlenebilirliği konularında 450.000 yeni profesyonelin eğitilmesi ve yeniden vasıflandırılması ihtiyacını vurgulayarak; teknik eğitimi, şirketler ve hükümet arasında veri entegrasyonunu ve yapısal eğitim reformlarını birleştiren üç aşamalı bir eylem planı öneriyor. Schneider Electric Güney Amerika Başkanı ve Sürdürülebilir İş Dünyası COP30 (SB COP) girişimi Yeşil İşler ve Beceriler çalışma grubu Başkanı Rafael Segrera, konuyla ilgili şunları söyledi: “İlerleme ve sürdürülebilirlik birbirine zıt yollar değildir. Bunlar, yan yana ilerlemesi gereken güçlerdir,” dedi. “Schneider Electric olarak, elektrifikasyon ve dijitalleşme kombinasyonunun, hedeflerin gerçek etkiye dönüşmesini mümkün kılan, karbonsuzlaşmayı ve kalkınmayı hızlandıran şey olduğuna inanıyoruz. COP30'un müzakerelerin ötesine geçerek, özel sektörün taahhütleri somut ilerlemeye nasıl dönüştürebileceğini gösteren stratejik bir platform olarak kendini kanıtlamasını umuyoruz.” Schneider Electric; Corporate Knights (2021 ve 2025), TIME dergisi ve Statista (2024 ve 2025) ve Sustainability Magazine (2025) de dahil olmak üzere çeşitli kuruluşlar tarafından istikrarlı bir şekilde dünyanın en sürdürülebilir şirketi olarak tanınıyor.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi’nden Sürdürülebilir Asfalt Projesi Haber

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi’nden Sürdürülebilir Asfalt Projesi

Türkiye’nin öncü otoyol işletmecilerinden IC Altyapı Grubu bünyesinde yer alan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu, hayata geçirdiği “Yüksek Oranda Asfalt Geri Kazanım Projesi” ile çevre dostu ve yenilikçi bir projeyi daha hayata geçirdi. Proje sayesinde asfaltın yeniden kullanımı sağlanırken doğal kaynak tüketimi azalıyor, karbon emisyonları düşüyor ve ekonomik fayda elde ediliyor. Projenin ilk uygulaması, Türkiye’nin ilk ekolojik köprüsü özelliğini taşıyan Ekolojik Köprü’nün yer aldığı otoyol güzergahında hayata geçirildi. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin çarpıcı bir şekilde hissedilmesi, ekonomik değeri yüksek olan ve otoyollardan kazınan kaplamaların yeniden kullanılabilirliğinin araştırılmasını zorunlu hale getirdi. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu, bu konuda 2024 yılında araştırma ve geliştirme başlattığı çalışmaları, IRF İstanbul Dünya Kongresi’nde sektör ile paylaşmıştı. Bu kapsamda taş mastik asfalt sıcak geri dönüşümü ve sonucunda geri kazanımı alanında önemli ilerlemeler kaydedildi. Geri Dönüşüm Ekonomisine Destek Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu, iklim değişikliğiyle mücadele, döngüsel ekonomi ve sanayide yenilikçilik hedefleri doğrultusunda çevreye duyarlı projeleri iş planlarının merkezine alıyor. Bu proje ile yüksek oranda asfalt geri dönüşümünü saha koşullarında başarıyla uygulayarak sektör için örnek bir model ortaya koydu. Bu yeni proje ile alanda taş mastik asfalt RAP (Reclaimed Asphalt Pavement) saha uygulamasını gerçek saha koşullarında başarıyla gerçekleştirildi. Uygulamada yüksek oranda SMA (taş mastik asfalt) geri kazanımın, kullanılan kazınmış asfaltın yaşlanma etkilerini giderici, çevre dostu gençleştirici ve bağlı özgün tasarım ile üretilmesi sonucunda orijinal ürün özelliklerine kavuşması öngörüldü. Uzun dönem performans sonuçları takibi, laboratuvar sonuçlarının saha performansıyla kıyaslanması çerçevesinde daha geniş kesitlerde farklı tasarımlar ile saha uygulamasına geçiş hedefleniyor. Sektöre Öncü Çevre Dostu Proje Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi Genel Müdürü Alper Akar, “Günümüzde ekonomik değeri yüksek olan otoyollardan kazınan kaplamaların sıcak asfalt karışımlarda yeniden kullanılabilmesi zorunlu hale geldi. Laboratuvardaki çalışmalarımızı alanında uzman profesyoneller yürütürken ilk defa bu öncü projeyi, IRF İstanbul Dünya Kongresinde sektör ile paylaştık. Ardından sahada uygulanabilecek aşamaya gelince pilot bölgemizi belirleyip laboratuvardaki başarımızı teyit etmiş olduk. Bu proje ile asfalt geri dönüşümünü yalnızca teknik bir kazanım olarak değil, çevreye ve ekonomiye katkı sağlayan sürdürülebilir bir dönüşüm modeli olarak ele aldık. Taş mastik asfaltın yeniden kullanımı sayesinde hem doğal kaynak tüketimini hem de karbon salımını azalttık. Laboratuvarda geliştirdiğimiz özgün tasarımı başarıyla uygulayarak Türkiye’de yol alt yapısında yeni dönemin kapısını araladık.” dedi. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin tüm dünyada hissedildiğine dikkat çeken Akar, “Doğa dostu ve sürdürülebilir asfalt uygulaması hem çevresel etkileri azaltıyor hem de ekonomik verimliliği sağlıyor. Geri dönüşüm ekonomisini iş planlarımızın odağına yerleştirerek bu alanda öncü olmayı sürdüreceğiz’’ dedi. Proje BM’nin SKA Amaçlarına da Hizmet Ediyor IC Altyapı Grubu’nun önemli iştiraklerinden Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu, bu projesiyle SKA-9 (Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı), SKA-12 (Sorumlu Üretim ve Tüketim), SKA-13 (İklim Eylemi) ve SKA-17 (Amaçlar için Ortaklıklar) hedeflerine katkı sağlayan somut adımlar atıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.