Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iklim Koşulları

Kapsül Haber Ajansı - Iklim Koşulları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Koşulları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fidan Dikimi Nasıl? Ne Zaman Yapılır?  Fidan Bakımının Püf Noktaları... Haber

Fidan Dikimi Nasıl? Ne Zaman Yapılır? Fidan Bakımının Püf Noktaları...

Doğru fidan seçimi, uygun dikim zamanı, toprak hazırlığı, sulama ve bakım uygulamaları, fidanın gelişimini doğrudan etkiliyor. Peki, fidan dikimi ne zaman yapılır? Sonbaharda mı yoksa ilkbaharda mı fidan dikmek daha doğru? Yeni dikilen fidan kaç günde bir sulanmalı? Fidan dikimi, amatör bahçe meraklılarından profesyonel meyve üreticilerine kadar geniş bir kesimi ilgilendiriyor. Özellikle meyve fidanı dikimi, zeytin fidanı yetiştiriciliği, ceviz fidanı dikimi ve bahçe düzenlemesi gibi alanlarda doğru yöntemlerin uygulanması büyük önem taşıyor. Uzmanların temel yaklaşımı ise fidan dikiminde tek bir takvimden ziyade bölgenin iklim koşullarının, fidan türünün ve toprağın özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönünde. Fidan Dikimi Ne Zaman Yapılır? En Uygun Aylar Hangileri? Fidan dikiminde en önemli konuların başında doğru zamanlama geliyor. Türkiye'de fidan dikimi için genel olarak sonbahar sonu ile ilkbahar başı arasındaki dönem uygun kabul ediliyor. Ancak bu zaman aralığı, dikilecek fidanın açık köklü veya tüplü olmasına ve bölgenin iklim özelliklerine göre değişiyor. Yaprak döken meyve ağaçlarının açık köklü fidanları, genellikle bitkinin dinlenme döneminde dikiliyor. Ilıman bölgelerde kasım ve aralık aylarından başlayarak kış boyunca dikim yapılabilirken, sert kış koşullarının yaşandığı bölgelerde ilkbahar başı daha güvenli bir seçenek olabiliyor. Toprağın donmuş veya aşırı suya doymuş olmaması, dikim sırasında dikkat edilmesi gereken temel koşullar arasında bulunuyor. Ayrıca aşırı sıcak, kurak ve rüzgârlı havalarda yapılan dikimler, özellikle yeni fidanların su kaybını artırabiliyor. Sonbaharda Fidan Dikilir mi? Sonbahar, birçok ağaç türü için uygun dikim dönemlerinden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle kışları ılıman geçen bölgelerde, sonbaharda dikilen fidanların kökleri ilkbahardaki aktif büyüme dönemi öncesinde yeni ortamlarına uyum sağlama fırsatı bulabiliyor. Toprak sıcaklığının kök gelişimine elverişli olduğu dönemlerde yapılan dikimler, fidanın sonraki büyüme sezonuna daha hazırlıklı girmesine yardımcı olabiliyor. Bununla birlikte sonbahar dikimi her bölge ve her fidan türü için aynı avantajı sağlamıyor. Şiddetli donların görüldüğü bölgelerde, soğuğa hassas türlerin dikiminde ilkbaharın beklenmesi gerekebiliyor. İlkbaharda Fidan Dikimi Nasıl Yapılır? Kış aylarının sert geçtiği bölgelerde ilkbahar, fidan dikimi için önemli bir alternatif oluşturuyor. Toprağın işlenebilir hale gelmesi ve şiddetli don riskinin azalmasıyla birlikte dikim çalışmalarına başlanabiliyor. Özellikle açık köklü ve yaprak döken meyve fidanlarında, tomurcukların belirgin şekilde uyanmasından önce dikim yapılması tercih ediliyor. Böylece fidanın yeni yerine uyum sağlaması için uygun bir başlangıç dönemi oluşturulabiliyor. Ancak ilkbahar dikimlerinde sıcaklıkların hızla yükselmesi ve yağışların azalması durumunda sulama ihtiyacı artabiliyor. Bu nedenle ilkbaharda dikilen fidanların ilk büyüme sezonunda düzenli takip edilmesi gerekiyor. Açık Köklü ve Tüplü Fidan Arasındaki Fark Nedir? Fidan satın alırken karşılaşılan en önemli ayrımlardan biri açık köklü ve tüplü fidan seçimi oluyor. Açık köklü fidanlar, kökleri topraklı bir kap içerisinde bulunmadan satışa sunulan bitkilerden oluşuyor. Bu fidanlar genellikle yaprak dökümünden sonraki dinlenme döneminde sökülüyor ve uygun koşullarda dikiliyor. Köklerin dikim öncesinde kurumasını önlemek, başarı açısından büyük önem taşıyor. Tüplü fidanlar ise kök sistemi toprak veya uygun yetiştirme ortamıyla birlikte kap içerisinde bulunan fidanları ifade ediyor. Kök bütünlüğü korunduğu için yılın daha geniş bir bölümünde dikilebiliyorlar. Ancak tüplü fidanların her mevsimde aynı başarıyla yetişeceği düşünülmemeli. Yazın aşırı sıcak günlerinde yapılan dikimlerde su stresi ve köklerin zarar görme riski artabiliyor. Bu nedenle tüplü fidanlarda da ılıman hava koşulları tercih ediliyor. Fidan Dikimi Nasıl Yapılır? Doğru Dikimin Püf Noktaları Sağlıklı bir fidan yetiştirmenin temelinde doğru dikim tekniği bulunuyor. İlk aşamada dikim yapılacak alanın güneşlenme durumu, toprak yapısı, drenaj koşulları ve fidanın ilerleyen yıllarda ulaşacağı büyüklük değerlendirilmeli. Dikim çukuru, fidanın köklerinin rahatça yerleşebileceği genişlikte hazırlanmalı. Özellikle köklerin çevre toprağa doğru gelişebilmesi için çukurun yeterince geniş olması önem taşıyor. Ancak fidanın gereğinden fazla derine yerleştirilmesi kök boğazı sorunlarına neden olabiliyor. Fidanın kök boğazı, uygun dikim seviyesinde tutulmalı; aşılı fidanlarda aşı noktası toprağın altında bırakılmamalı. Kapta yetiştirilen fidanlarda köklerin aşırı derecede dolanmış olup olmadığı da kontrol edilmeli. Fidan yerleştirildikten sonra çukur, çıkarılan uygun toprakla doldurulmalı ve kök çevresinde büyük hava boşlukları kalmayacak şekilde hafifçe bastırılmalı. Dikimin ardından kök bölgesinin yeterince ıslanmasını sağlayacak can suyu verilmeli. Rüzgâra açık alanlarda veya desteğe ihtiyaç duyan fidanlarda uygun bir herek kullanılabilir. Ancak bağlama malzemelerinin gövdeyi sıkıştırmamasına dikkat edilmeli. Meyve Fidanı Dikiminde Nelere Dikkat Edilmeli? Elma, armut, şeftali, erik, kiraz, kayısı ve ceviz gibi meyve ağaçlarının yetiştirilmesinde fidan seçimi büyük önem taşıyor. Her meyve türünün iklim, toprak, soğuklanma ve güneşlenme ihtiyacı farklılık gösterebiliyor. Örneğin elma ve armut gibi meyve türlerinde çeşit ve anaç seçimi, ağacın gelişimini ve verim potansiyelini etkileyebiliyor. Kiraz ve bazı elma çeşitlerinde ise uygun tozlayıcı çeşitlerin bulunması meyve tutumu açısından önemli olabiliyor. Zeytin fidanı dikiminde don riski ve toprak drenajı öne çıkarken, ceviz fidanı yetiştiriciliğinde derin ve iyi drene olan topraklar ile ilkbahar geç donları dikkate alınmalı. Profesyonel meyve bahçesi kuracak üreticilerin yalnızca fidan fiyatına veya çeşidin popülerliğine göre karar vermemesi gerekiyor. Bölgenin iklim koşulları, sulama olanakları, toprak analizi, anaç özellikleri ve bahçe tesis planı birlikte değerlendirilmeli. Yeni Dikilen Fidan Kaç Günde Bir Sulanmalı? Fidan bakımında en çok merak edilen konulardan biri sulama sıklığı. Ancak yeni dikilen fidanların kaç günde bir sulanması gerektiği konusunda bütün türler ve bölgeler için geçerli sabit bir süre bulunmuyor. Sulama ihtiyacı; toprak yapısına, hava sıcaklığına, yağış miktarına, fidanın büyüklüğüne ve kök gelişimine göre değişiyor. Kumlu topraklar suyu daha hızlı kaybedebilirken, ağır killi topraklarda suyun uzun süre tutulması köklerin havasız kalmasına neden olabiliyor. Dikimin hemen ardından verilen can suyu, toprağın köklerle temasını artırmaya yardımcı oluyor. Sonraki dönemde ise kök çevresindeki toprağın nem durumu kontrol edilerek sulama yapılması gerekiyor. Özellikle ilk yaz döneminde fidanların susuz kalmaması önemli. Bununla birlikte gereğinden fazla sulama yapılması da kök çürüklüğü ve gelişme geriliği gibi sorunlara yol açabiliyor. Fidan Dikiminde Gübre Kullanılmalı mı? Fidan dikimi sırasında yapılan yaygın hatalardan biri, köklerin doğrudan yoğun gübreyle temas ettirilmesi. Özellikle yüksek miktarda kimyasal gübre veya iyi yanmamış çiftlik gübresi kullanılması, hassas kök dokularına zarar verebiliyor. Bu nedenle gübreleme uygulamalarının toprak analizi sonuçlarına ve yetiştirilecek bitkinin ihtiyacına göre planlanması öneriliyor. Toprağın organik madde bakımından yetersiz olduğu alanlarda uygun şekilde olgunlaşmış organik materyallerden yararlanılabilir. Ancak her dikim çukuruna gelişigüzel gübre eklenmesi, fidanın daha hızlı büyüyeceği anlamına gelmiyor. Özellikle ticari meyve yetiştiriciliğinde toprak analizine dayalı gübreleme programları, hem üretim maliyetlerinin kontrol edilmesi hem de dengeli bitki gelişimi açısından önem taşıyor. Yeni Dikilen Fidanın Bakımı Nasıl Yapılır? Fidanın toprağa dikilmesi, yetiştirme sürecinin yalnızca başlangıcını oluşturuyor. Sağlıklı büyüme için ilk aylarda ve özellikle ilk birkaç yıl boyunca düzenli bakım gerekiyor. Fidan çevresindeki yabancı otların kontrol altında tutulması, su ve besin maddeleri için oluşan rekabeti azaltabiliyor. Kök bölgesine uygulanacak uygun malç materyalleri ise toprağın nemini korumaya ve sıcaklık değişimlerini sınırlamaya yardımcı olabiliyor. Ancak malç doğrudan gövdeye yaslanmamalı. Gövde çevresinde boşluk bırakılması, aşırı nem birikimine bağlı hastalık riskini azaltabiliyor. Budama uygulamalarında da dikkatli davranılmalı. Yeni dikilen fidanlarda gereksiz ve aşırı budama, bitkinin gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Budamanın zamanı ve şekli, yetiştirilen ağacın türüne ve hedeflenen taç yapısına göre belirlenmeli. Fidan Neden Kurur? Yeni Dikilen Fidanların Tutmama Nedenleri Yeni dikilen fidanların kuruması veya gelişme göstermemesi, bahçe sahiplerinin karşılaşabildiği sorunlar arasında bulunuyor. Yanlış dikim derinliği, köklerin dikim öncesinde kuruması, yetersiz sulama, aşırı sulama, uygun olmayan toprak koşulları ve don zararı fidan kayıplarına neden olabiliyor. Özellikle kök bölgesinde uzun süre su birikmesi, bitkinin oksijen almasını zorlaştırabiliyor. Bunun yanında sıcak ve rüzgârlı havalarda yeterince sulanmayan fidanlarda su stresi oluşabiliyor. Fidanın yapraklarını dökmesi ise her zaman kuruduğu anlamına gelmiyor. Yaprak döken ağaçlar, sonbahar ve kış aylarında doğal olarak dinlenme dönemine giriyor. Bu nedenle fidanın canlılığını değerlendirirken türüne ve mevsime uygun belirtilerin dikkate alınması gerekiyor. Fidan Dikiminde Yapılan En Yaygın Hatalar Nelerdir? Fidan yetiştiriciliğinde başarıyı etkileyen hataların önemli bir bölümü dikim aşamasında ortaya çıkıyor. İklime uygun olmayan tür seçimi, gereğinden derin dikim, köklerin sıkışık bırakılması, drenajı yetersiz toprakta dikim yapılması ve yanlış sulama uygulamaları bunların başında geliyor. Bir diğer önemli konu ise fidanlar arasındaki mesafe. Başlangıçta küçük görünen ağaçların yıllar içerisinde geniş taç ve kök sistemleri oluşturabileceği unutulmamalı. Gereğinden sık dikim, ilerleyen yıllarda ışık, su ve besin maddeleri için rekabeti artırabiliyor. Ayrıca fidan satın alırken sağlıklı kök sistemine, uygun çeşit ve anaç bilgilerine sahip, güvenilir üreticilerden temin edilmiş materyallerin tercih edilmesi gerekiyor. Türkiye'de Fidan Dikimi İçin En Uygun Dönem Bölgelere Göre Değişiyor Türkiye'nin farklı iklim özelliklerine sahip olması, fidan dikim takviminin bölgeden bölgeye değişmesine neden oluyor. Marmara ve Ege'nin kışları ılıman kesimlerinde sonbahar sonu ve kış ayları birçok yaprak döken meyve fidanı için uygun olabiliyor. Akdeniz Bölgesi'nde ise özellikle soğuğa hassas türlerde don riski dikkate alınarak dikim zamanı belirleniyor. İç Anadolu ve Doğu Anadolu gibi sert kışların görüldüğü bölgelerde, toprak koşullarının uygun hale geldiği ilkbahar başı bazı fidanlar için daha güvenli bir dönem oluşturabiliyor. Karadeniz Bölgesi'nde ise yüksek yağış ve toprak nemi nedeniyle drenaj koşulları önem kazanıyor. Yağışın fazla olduğu dönemlerde suya doymuş toprakta dikim yapılması kök gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Bölgesel farklılıkların yanı sıra rakım, bakı, toprak yapısı ve yetiştirilecek tür de dikim takvimini etkilediği için aynı il içerisindeki farklı alanlarda bile uygun dikim zamanları değişebiliyor. Sağlıklı Bir Fidanın Güçlü Bir Ağaca Dönüşmesi İçin İlk Yıllar Önemli Fidan dikimi, yalnızca bir ağacın toprağa kazandırılması değil, uzun yıllar sürecek bir yetiştirme sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. İster evinin bahçesine birkaç meyve ağacı dikmek isteyen bir doğasever, ister ticari amaçla meyve bahçesi kuran bir üretici olsun, doğru dikim ve bakım uygulamaları uzun vadeli başarı açısından belirleyici rol oynuyor. Uygun fidan türünün seçilmesi, doğru zamanda dikim yapılması, köklerin korunması ve dengeli sulama, fidanların sağlıklı gelişmesi için temel koşullar arasında yer alıyor. Özellikle ilk yıllarda gösterilen özen, fidanların çevresel koşullara uyum sağlamasını ve ilerleyen dönemlerde güçlü bir kök ve gövde yapısı oluşturmasını destekliyor.

Gıdada İhracat 30 Milyar Dolara Dayandı Haber

Gıdada İhracat 30 Milyar Dolara Dayandı

Küresel gerilimler ve iklimsel zorluklar sebebiyle dünya gıda fiyatlarının önceki yıla göre yüzde 4,3 yükseldiğini ifade eden Sidar, buna rağmen Türk gıda sanayisinin 160 milyar dolarlık hacmini koruduğunu belirtti. “Toplam yıllık ihracat %4,5 artarak 273,5 milyar dolara yükselirken; tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı da 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti” diyen Sidar, 2025 yılında TÜGİS’in toplam üye sayısının 121’e ulaştığını ve gıda sektöründeki temsil güçlerinin önemli ölçüde arttığını kaydetti. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaan Sidar, 2025’e ilişkin değerlendirmesinde tarımsal üretimden tedarik zincirine uzanan başlıklarda gıda sektörünün genel görünümü paylaşırken, TÜGİS’in yıl boyunca yürüttüğü çalışmaları da aktardı. Türkiye’nin geniş ürün yelpazesi ve stratejik konumuyla gıda sektöründeki gücünü koruduğunu belirten Sidar, yerelden globale markalaşma adımlarının da hızlanarak sektörün rekabetçiliğine olumlu yansıdığını dile getirdi. Sidar, “2025 yılında yaklaşık 160 milyar dolarlık hacmini muhafaza eden gıda sektörü, ülke ekonomisindeki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Toplam yıllık ihracat %4,5 artarak 273,5 milyar dolara yükselirken; tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı da 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti” dedi. Yatırım teşviklerine gıda sektöründe her zaman ihtiyaç olduğunu belirten Sidar, üretimi doğrudan etkileyen kuraklık ve afet gibi risklere karşı da uyardı. Yem hammaddeleri, gübre ve akaryakıt gibi alanlarda dışa bağımlılığın döviz dalgalanmalarıyla gıda üretimini zayıflattığını kaydeden Sidar, “Yine de çiftçiler, devlet destekleri ve kendi çabalarıyla üretimi aksatmamaya gayret etti” dedi. Et fiyatları 2025’te yükseldi Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2025 yılı Gıda Fiyat Endeksi rakamlarına da değinen Sidar, “Dünya gıda emtia fiyatları gösterge endeksinin 2025 yılında ortalama 127,2 puan olarak gerçekleştiğini ve 2024 yılı ortalamasına göre %4,3 daha yüksek kaldığını görüyoruz. Özellikle et fiyat endeksine baktığımızda, küresel ithalat talebi ve hayvan hastalıkları salgınlarıyla bağlantılı artan piyasa belirsizliğiyle 2024 seviyesinin ortalama %5,1 üzerinde gerçekleşti. Dünya genelinde sığır ve koyun eti fiyatları artmaya devam etti” ifadelerini kullandı. “Küresel koşullar yatırım maliyetlerini de yükseltti” Gıda sektörünün geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi ekonomik belirsizlikler ve tarımı etkileyen olumsuz iklim koşulları altında faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Sidar, “Küresel ısınma, dünyada ve ülkemizde tarımsal üretimde dalgalanmalara neden olmaya devam ediyor. Diğer yandan, 2024 yılında ivme kazanan tedarik zincirindeki toparlanmanın büyük ölçüde sürdüğünü gözlemledik. Ancak küresel ölçekte yüksek faiz oranları ve jeopolitik gerilimler yatırım maliyetlerini artırarak tarımsal üretim ve gıda sanayisine yönelik yeni yatırımları sınırlandırmayı sürdürüyor” şeklinde konuştu. “121 üyeyle sektörel temsil gücümüzü artırdık” 2025 yılında TÜGİS’in toplam üye sayısının 121’e ulaştığını belirten Kaan Sidar, gıda sektöründeki temsil güçlerinin önemli ölçüde arttığını ifade etti. Toplu iş sözleşmesi süreçlerinde de aktif rol alarak gıda sanayisinde çalışma barışının korunmasına katkı sağladıklarını söyleyen Sidar, TÜGİS üyelerinde örgütlü işçi sendikalarıyla kesintisiz iletişim içerisinde bulunduklarını hatırlattı. Sidar açıklamalarında; “Gıda sanayisinde sürdürülebilirlik ve iş barışının temelinde güçlü sosyal diyalog yer alıyor. Bu anlayışla 2025 yılı içerisinde 14 toplu iş sözleşmesini hayata geçirdik. Bu sözleşmeler, çalışanların haklarını güvence altına alırken sektörümüzde istikrar ve verimliliğin de önemli bir dayanağını oluşturuyor” dedi. Gıda ekosisteminde kalıcı çözümlerin ancak paydaşların birlikte hareket etmesiyle mümkün olduğuna işaret eden Kaan Sidar, yıl boyunca bu zemini güçlendirdiklerini vurguladı. Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenledikleri 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasını ele aldıklarını ifade eden Sidar, zirvede akademiden sanayiye, KOBİ’lerden STK’lara kadar geniş bir katılımcı kitlesini buluşturduklarını söyledi. TÜGİS öncülüğünde yürütülen “Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır” projesine ilişkin de bilgi veren Kaan Sidar, gıda sektöründe çocuk işçiliğine karşı farkındalık oluşturmayı ve bu sorunun önüne geçmeyi amaçladıklarını dile getirdi. Bu sosyal sorumluluk yaklaşımını, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan iletişim çalışmalarıyla da desteklediklerini vurgulayan Sidar, yıl içinde gerçekleştirdikleri TV konuklukları ve webinarlarla gıda sektörünün gündemindeki başlıklara ışık tuttuklarının altını çizdi. “Gıda sanayisinin ihtiyaçlarını en üst düzeyde dile getirdik” Gerçekleştirilen çalışmaları karar alıcılarla paylaşarak kalıcı karşılık bulmasını önemsediklerini vurgulayan Kaan Sidar, kamu kurumlarıyla yakın iletişim içinde olduklarını söyledi. 2025 yılında Cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na ziyaretler gerçekleştirdiklerini aktaran Sidar, “Yaptığımız görüşmelerde gıda sanayisinin güncel durumunu ve ihtiyaçlarını en üst düzeyde dile getirdik” dedi. Kamu otoriteleriyle kurdukları yapıcı diyalog sayesinde sektörün öncelik ve beklentilerini doğrudan paylaştıklarını ifade eden Sidar, merkezi yönetimin desteğiyle kamu-özel sektör iş birliğini güçlendirme yönündeki çabalarının süreceğini belirtti. “Bilimsel verilerle kamuoyunu aydınlattık” Kaan Sidar, dezenformasyonla mücadeleyi de önemli bir gündem olarak ele aldıklarını belirterek TÜGİS Bilim Kurulu’nun gıda güvenliği konusundaki çalışmalarını aktardı. Salmonella, Aflatoksin gibi gıda kaynaklı riskler, yumurta ve et ürünlerinde hijyen uygulamaları ve ambalajın gıda güvenliğindeki rolü gibi konularda TÜGİS Bilim Kurulu aracılığıyla açıklayıcı içerikler hazırlandığını kaydetti. Sidar, “Gıdaya dair bilimsel gerçekleri doğrudan tüketiciyle paylaşarak, özellikle sosyal medyada yayılan asılsız iddialarla mücadele etmeye devam ediyoruz. Ürün içeriği, üretim süreçleri, ambalajlama ve saklama koşulları gibi konularda tüketicilerin bilgi sahibi olması, alışverişlerinde bilinçli tercihler yapmalarını ve yanıltıcı söylemlere itibar etmemelerini sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

İyi ki Vakfı Destek Programı 2025’in Kazanan Projesi: Tarımplus – Yapay Zeka İle Tarımda Dönüşüm Oldu Haber

İyi ki Vakfı Destek Programı 2025’in Kazanan Projesi: Tarımplus – Yapay Zeka İle Tarımda Dönüşüm Oldu

Kazanan seçkin davetlilerin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte duyuruldu. Programın bu yılki kazananı, tarım alanında yapay zekâ destekli çözümler geliştirerek çiftçilerin üretim süreçlerini iyileştirmeyi hedefleyen TarımPlus oldu. İyi ki Vakfı Kurucusu Füsun Kuran’ın ev sahipliğindeki ödül töreni 19 Kasım’da Raffles Hotel’de gerçekleşti. Etkinliğe aralarında Melis Ağazat, Deniz Ülke Kaynak, Itır Erhart, Özlem Güsar, Alphan Manas, İlksen Utlu, Nalan Miri Sözer, Ahmet Yanıkoğlu gibi isimlerin de yer aldığı cemiyet ve iş dünyasından birçok önemli konuk katıldı. Etkinlik boyunca davetliler, vakfın toplumsal faydaya yönelik vizyonunu ve destek programının etkisini yakından dinleme fırsatı buldu. Programın bu seneki kazananı TarımPlus, etkinlikte yer alan konuklara projeyi detaylı bir şekilde tanıttı. Kadın girişimci ve yazılım mühendisi Melsan Zehra Yılmaz tarafından kurulan TarımPlus, tarımsal üretimde karşılaşılan hastalıklar, yanlış ilaçlama, verim kaybı ve iklim koşulları gibi zorluklara karşı dijital ve bilimsel çözümler sunuyor. Platform, çiftçilerin tarım alanlarından çektikleri fotoğrafları analiz ederek yapay zeka destekli hastalık teşhisi, Tarım ve Orman Bakanlığı reçetelerine uygun ziraat mühendisi yönlendirmeleri ve ürün uygulama planları oluşturulmasına imkân tanıyor. TarımPlus, aynı zamanda üretim süreçlerinde izlenebilirlik, doğru gübre ve ilaç kullanımı, sürdürülebilir tarım teknikleri ve kayıpların en aza indirilmesi hedefleriyle çalışıyor. İYİ Kİ Vakfı kurucusu Füsun Kuran tören sırasında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "İyi Ki Vakfı olarak amacımız, topluma gerçek etki yaratan, kalıcı fayda sağlayan projeleri desteklemek. TarımPlus, tarımda dijital dönüşümün insana değer veren, ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir modelle nasıl uygulanabileceğini gösteren güçlü bir girişim. Genç bir kadın girişimcinin geliştirdiği bu vizyonun, ülkemizde üretim kültürünü dönüştürme potansiyeline yürekten inanıyoruz.”

Great Place To Work® Türkiye ve ecording Bozunmuş Ekosistemleri Onarıyor Haber

Great Place To Work® Türkiye ve ecording Bozunmuş Ekosistemleri Onarıyor

İş birliği kapsamında Great Place To Work® ekosistemindeki organizasyonlar adına ecoDrone teknolojisiyle 80.000 tohum ekilerek ulaşılması güç alanların yeniden ormanlaştırılması ve bozunmuş ekosistemlerin yeniden onarılması hedefleniyor. Great Place To Work® Türkiye, çalışan deneyimini ölçümleyen anket sürecini bu kez anlamlı bir çevresel etkiyle buluşturuyor. Anketi tamamlayan her çalışan adına doğaya bir tohum ekilecek ve çalışanlar, sertifika üzerinde yer alan Tohum ID'si ile ekosistemin gelişim yolculuğunu adım adım takip edebilecek. Bu yenilikçi uygulama, çalışan aidiyeti ile çevresel sorumluluğu aynı çatı altında birleştirerek, iş yeri kültürünü doğanın sürdürülebilir döngüsüne dahil ediyor. Böyle ce Great Place To Work® ekosistemindeki şirketler yalnızca insan kaynağına değil, gezegenin geleceğine de yatırım yapmış olacak. İlk Adım 80.000 Tohumla Atılıyor Projenin ilk aşamasında Muğla bölgesinde, yangınlardan etkilenen alanlara kızılçam ve karaçam tohumları ekilecek. Her saniyede 1 m² araziyi restore etme vizyonuyla geliştirilen insansız hava araçları ecoDrone'lar, ulaşılması güç bölgelerde orman varlığının artmasına ve biyolojik çeşitliliğin korunmasını mümkün kılıyor. ecoDrone teknolojisi, yapay zekâ destekli planlama, ekim ve izleme yetkinlikleriyle ekosistemlerin onarım sürecini daha verimli ve ölçülebilir hale getiriyor. Böylece Great Place To Work® Türkiye'nin başlattığı bu proje, hem doğanın iyileşme sürecine katkı sunacak hem de organizasyonların çalışanlarına ilham veren, anlamlı bir katılım deneyimi yaratacak. Katılımcı Bir Sürdürülebilirlik Modeli Great Place To Work® Türkiye, ecording ile başlattığı bu iş birliğini büyüterek, En İyi İşverenler™ listelerinde yer alan şirketlerin de sürece dahil olmasını hedefliyor. Her yeni organizasyonun katkısıyla proje, restore edilen alan büyüklüğünü katlanarak artıracak. Teknoloji, İnsan ve Gezegen Arasında Köprü Bugüne kadar 200'den fazla organizasyonla çalışan ecording, 31 milyon tohumun ekimini gerçekleştirerek 3,8 milyon metrekare alanın yeniden ormanlaştırılmasını sağladı. Ayrıca bu iş birliğiyle tohumların işlenme sürecinde iklim değişikliğinden en fazla etkilenen bölgelerde yaşayan kadınlarla iş birliği yaparak bozulmuş ekosistemleri onarırken hem de yerel toplulukların güçlenmesine de katkı sağlanılacak. Great Place To Work® Türkiye CEO'su Eyüp Toprak, bu anlamlı adımı şöyle değerlendirdi: "Great Place To Work® Türkiye olarak iş yeri kült ürünü hep insan odağında tanımladık. Ancak artık biliyoruz ki, iyi bir iş yeri olmanın yolu yalnızca çalışanlara değil, dünyaya da iyi gelmekten geçiyor. ecording ile başlattığımız bu proje, iş yeri kültürünü doğanın geleceğiyle buluşturduğumuz güçlü bir dönüm noktası. ecording CEO'su Mert Karslıoğlu ise iş birliğine dair şunları söyledi: "Son yıllarda Türkiye ve dünya genelinde artan rekor sıcaklıklar, kuraklık ve değişen iklim koşulları, orman yangınlarını çok daha yıkıcı bir boyuta taşıdı. Bu yangınların etkisi sadece ağaçlarla sınırlı kalmayıp; ekosistemleri, su döngülerini ve biyolojik çeşitliliği de ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu kritik durumu ele almak amacıyla, şirketimiz Great Place To Work Türkiye ile anlamlı bir iş birliğine imza attı. Bu ortaklık, basit bir ağaç dikme faaliyetinin ötesine geçerek; ekosistemlerin onarılması ve gelecek nesiller içi n doğada dirençli bir yapı inşa etme vizyonunu taşıyor.Bu ortak çalışma, teknolojinin, güçlü iş birliğinin ve ortak bir hedefin, dünyamızı iyileştirme ve yeniden onarma potansiyelini açıkça ortaya koymaktadır." Great Place To Work® Türkiye ve ecording'in ortak vizyonu, sürdürülebilirliği yalnızca bir kavram değil, yaşayan bir iş yeri kültürü haline getirmek. Her organizasyonun ve çalışanın katkısıyla büyüyecek bu hareket, kısa sürede milyonlarca tohuma ulaşarak geleceğe kalıcı bir yeşil iz bırakmayı amaçlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.