Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ilaç

Kapsül Haber Ajansı - Ilaç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ilaç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kanserli Hücre Fotokopi Makinesi Gibi Çalışıyor Haber

Kanserli Hücre Fotokopi Makinesi Gibi Çalışıyor

1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası’nda normal hücre ile kanserli hücre arasındaki farklara değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı, Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Necdet Üskent, “Sinyal gelmediği sürece çoğalmayan normal hücrelere karşı kanser hücresi, çoğalmayı fotokopi makinesi gibi gerçekleştiriyor. Kanser tedavisinin başarı oranlarını artıran akıllı ilaçlar da bu durmak bilmeyen hücrelere ‘artık intihar etmelisin’ mesajı veriyor” açıklamasında bulundu. Yara iyileşmesi sırasında hücreler çoğalarak dokuyu onarır ve süreç tamamlandığında bu çoğalma durur. Ancak kanserli hücrede bu programlı hücre ölümünün olmadığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı, Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Necdet Üskent, “Yeni geliştirilen ilaçlar bu programı yeniden hatırlatma prensibiyle çalışıyor. Bazı akıllı ilaçlar doğrudan hücreye değil, çevresindeki onu besleyen damarları hedef alıyor ve bu sayede aç bırakılan kanser hücresi yok oluyor. Akıllı ilaçların fark yarattığı en önemli nokta ise doğrudan hedefe yönelerek yalnızca tümörü etkilemesi ve böylece sağlıklı hücreleri koruması. Geleneksel kemoterapide ise saç, tırnak ve kemik iliği gibi çoğalması gereken hücreler de tedaviden olumsuz etkileniyor” dedi. Ülkeler arası genetik farklılıklar başarı oranını yüzde 30’a kadar çıkarabiliyor Akıllı ilaçların kemoterapiye kıyasla daha düşük yan etki gösterdiğini de vurgulayan Üskent, “Ameliyat ve kemoterapi gereksinimini azaltabilen akıllı ilaçlardan, akciğer kanserlerinin yaklaşık yüzde 10 ila 15’inde fayda sağlanabiliyor. Bu oran genetik farklılıklar nedeniyle Filipin, Çin ve Japonya gibi ülkelerde yüzde 25-30 seviyelerine çıkabiliyor. Özellikle hiç sigara kullanmamış kadın hastalarda başarı oranı yüzde 50-60’lara ulaşılabiliyor. Akıllı ilaç tedavisi için erken evre şartı olduğu düşünülse de aslında bu tedaviyi kanserin yayılım gösterdiği durumlarda daha sık tercih ediyoruz” dedi. Pankreas kanserinin yüzde 80’inde görülen mutasyona yönelik yeni ilaçlar geliştiriliyor Akıllı ilaçların yeni bir gelişme olarak görülse de geçmişinin 2000’li yılların başına dayandığını açıklayan Üskent, “2003’lerde lösemide sadece transplantasyon ile ömür uzatılabilirken hastalığa neden olan yapısal bozukluk tespit edildi ve buna yönelik geliştirilen tedaviyle hastalar tamamen iyileşti. Kan kanserinde yaşanan gelişme akıllı ilaçların temelini oluşturdu. Daha sonra bu yaklaşım diğer kanser türlerine de taşındı ve 2007’de akciğer kanserinde EGFR mutasyonuna karşı geliştirilen tablet ilaçla kemoterapiye gerek kalmadan tümörlerde gerileme görüldü. Akıllı ilaç tedavisinin uygunluğu kanser türüne değil mutasyonun türüne göre belirlenir. Uygun hastalarda bu ilaçlar tümörü tamamen yok edebilir ve ameliyata gerek kalmayabilir. Aynı mutasyon görüldüğünde tümör hangi organda olursa olsun benzer başarı elde edilir ve hastanın bu tedavilere uygun olup olmadığı kısa sürede sonuçlanan genetik testlerle anlaşılabilir. Bugün tüm mutasyonlara karşı ilaç bulunmuş olmasa da çalışmalar hızla sürüyor. Örneğin pankreas kanserinin yüzde 80’inde görülen bir mutasyona yönelik yeni ilaçlar üzerinde çalışılıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABD'li TSI, Türkiye Yatırımında Ezber Bozacak Haber

ABD'li TSI, Türkiye Yatırımında Ezber Bozacak

ABD merkezli ilaç şirketi Thrombolytic Sience (TSI) Pharmaceuticals'ın Türkiye'ye yönelik yatırımı, GSYO'larda yaşanan mevcut problemleri aşacak yeni bir modelin önünü açacak. Kardiyovasküler ve Nörolojik endikasyonlarda kullanılan faz 2 ve faz 3 aşamasındaki orjinal molekülün klinik çalışmaları ve bölgesel üretim tesis kurulumu için Türkiye'ye yatırım kararı alan ABD'li ilaç firması TSI direktörü Dr. Kemal Oğuz Kalafat, şirketin yapacağı bu yatırımın Türkiye için sadece ilk kez kendi molekülünü üretmesinin yanısıra GSYO'larda da bir ilk olacağına dikkat çekiyor. "GSYO'lar doğru yapılandırılmalı" uyarısı yeniden gündemde Dr. Kalafat, daha önce yaptığı değerlendirmelerinde, teknoloji GSYO'larının yeterince derinlikli portföy oluşturmaması, kısa vadeli kazanç odaklı hareket etmesi ve spekülatif işlemlere açık olmasını eleştirilmiş, bu yapıların uzun vadede yatırımcı güvenini zedelediğine dikkat çekerek, "Doğru yapılandırılmalı" demişti. Kalafat, mevcut sistemin sürdürülebilir olmadığını belirterek, daha şeffaf, üretim ve teknoloji odaklı bir modele ihtiyaç olduğunu vurguluyor. TSI yatırımıyla ezber bozuluyor ABD'li ilaç firması TSI'nin Türkiye'de planladığı yatırımın, GSYO sisteminde yeni bir sayfa açması bekleniyor. TSI'nin, teknoloji ve biyoteknoloji odaklı projeler üzerinden gerçekleştireceği yatırımın, doğrudan üretim ve Ar-Ge temelli olması dikkat çekiyor. Bu yatırım, sadece finansal bir ortaklık değil, aynı zamanda bilimsel üretimi ve yüksek katma değerli teknolojiyi merkeze alan yeni bir GSYO modeli olarak değerlendiriliyor. "Mevcut sorunların dışında olacağız" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Dr. Kalafat, TSI yatırımıyla birlikte farklı bir yapı kurulduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'de ilk kez bizim şirketimiz, mevcut GSYO sorunlarının kapsamı dışında olacak. Kısa vadeli kazanç yerine, uzun vadeli teknoloji ve üretim hedefiyle hareket ediyoruz." Bu modelin başarılı olması halinde, diğer GSYO'lar için de örnek teşkil edeceği belirtiliyor. Türkiye'nin teknoloji ve sağlık ekosistemi için tarihi adım TSI yatırımıyla birlikte, Türkiye'nin sadece finansal yatırım alanında değil, ilaç ve biyoteknoloji üretiminde de daha güçlü bir konuma gelmesi hedefleniyor. Uzmanlar, bu sürecin hem yerli girişimcilere hem de uluslararası sermayeye yeni fırsatlar sunacağını ifade ediyor. Sektör temsilcileri, bu adımın Türkiye'de teknoloji ve sağlık yatırımlarında kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olabileceğini vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hasta Olunca C Vitamini Takviyesi Almak Doğru mu? Haber

Hasta Olunca C Vitamini Takviyesi Almak Doğru mu?

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Füsun Topçugil, C vitamininin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinin doğru zamanlama ile değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. C Vitamini Bağışıklık Sistemini Destekler C vitamini, bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasında rol oynayan temel vitaminlerden biridir. Antioksidan özellikleri sayesinde hücreleri oksidatif stresten korur, bağışıklık hücrelerinin normal fonksiyonlarını sürdürmesine katkı sağlar. Ancak bu etki, düzenli ve yeterli alım sonucunda ortaya çıkabilir. Hastalık başladıktan sonra alınan C vitamini takviyesi, enfeksiyonu ortadan kaldıran ya da süreci doğrudan sonlandıran bir etkisi yoktur. Bu nedenle C vitaminini bir ilaç gibi değerlendirmek doğru değildir. Hastalık Başladıktan Sonra Yüksek Doz C Vitamini Almak İyileşmeyi Hızlandırmaz Toplumda sık karşılaşılan bir diğer yanlış inanış, hastalık döneminde yüksek doz C vitamini almanın süreci kısalttığı yönündedir. Güncel bilimsel veriler, C vitamininin soğuk algınlığı ve grip gibi viral enfeksiyonların süresini anlamlı ölçüde azaltmadığını göstermektedir. Bu noktada C vitamini, bağışıklık sistemini önceden destekleyen bir unsurdur; hastalık ortaya çıktıktan sonra tek başına tedavi edici bir rol üstlenmez. C Vitamini Ne Zaman Alınmalı? C vitamini suyla eriyen bir vitamindir ve vücudumuzda depolanmaz. Bu yüzden "bir defada çok almak" yerine "her gün yeteri kadar almak" asıl stratejimiz olmalıdır. Koruyucu Kalkan Olarak: C vitamini, düzenli kullanıldığında bağışıklık sistemini zinde tutabilir. Düzenli alan kişilerde soğuk algınlığı süresinin kısalabildiği gözlemlenmiştir. Stres ve Yorgunluk Dönemlerinde: Vücudun fiziksel ve mental stres altında olduğu dönemlerde C vitamini ihtiyacı artabilir. Demir Eksikliği Varsa: C vitamini, bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırır. Bu nedenle demir eksikliği olan hastaların öğünlerinde C vitaminine yer vermesi önemlidir. Günlük C Vitamini İhtiyacı Öncelikle Besinlerle Karşılanmalıdır Sağlıklı bireylerde C vitamini ihtiyacının büyük bir bölümü dengeli ve sağlıklı beslenme ile karşılanabilir. Taze sebze ve meyveler, C vitamini açısından zengin doğal kaynaklardır. Takviye kullanımı ise herkes için rutin bir gereklilik değildir. Emilim sorunları olanlar, yetersiz beslenen kişiler ya da doktor tarafından ihtiyaç saptanan durumlarda takviyeler gündeme gelebilir. Uzm. Dr. Füsun Topçugil’den 3 Altın Öneri Güne Yayarak Tüketin: Tek seferde 1000 mg almak yerine, gün içinde taze sebze ve meyvelerle doğal yoldan karşılayın. Sigara Kullanıyorsanız Dikkat: Sigara içenlerin vücudundaki C vitamini seviyesi daha hızlı düşer; bu bireylerin ihtiyacı daha fazladır. Doktorunuza Danışın: Kronik bir hastalığınız veya böbrek probleminiz varsa, "nasıl olsa vitamin" diyerek takviyeye başlamayın. Sonuç olarak; C vitamini bir acil yardım butonu değil, bir yaşam biçimi olmalıdır. Bağışıklığınızı hastalık gelmeden önce inşa edin. Uzm. Dr. Füsun Topçugil kapanışta şu vurguyu yapıyor: “Bağışıklık sistemi, son anda alınan takviyelerle değil; günlük yaşamda sürdürülen dengeli beslenme ve sağlıklı alışkanlıklarla güçlenir. C vitamini bu sürecin destekleyici bir parçasıdır, tek başına bir tedavi yöntemi değildir.”

Türk ve BAE Sağlık Sektörü Temsilcileri İstanbul’da Bir Araya Geldi    Haber

Türk ve BAE Sağlık Sektörü Temsilcileri İstanbul’da Bir Araya Geldi  

BAE Sağlık Sektörü Alım Heyeti, BAE Ankara Büyükelçiliği organizasyonu ve İKMİB iş birliği ile 27 Ekim 2025 tarihinde İstanbul’da başarıyla gerçekleştirildi. Tıbbi cihaz, ilaç, OTC ürünleri ve dental sektörlerine yönelik düzenlenen etkinlik kapsamında, BAE’den gelen 12 firma ile sektörde önde gelen 50 Türk firması bir araya geldi. Gün boyunca süren görüşmelerde 400’ün üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirildi. Bu kapsamda hem yeni ticari bağlantılar kuruldu hem de mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi yönünde önemli adımlar atıldı. Etkinlik kapsamında heyeti ziyaret eden Birleşik Arap Emirlikleri Ankara Büyükelçisi Saeed Thani Hareb Al Dhaheri ve BAE Misyon Başkan Yardımcısı Dr. Moza Alhosani sektör ve birlik faaliyetleri hakkında bilgi alarak, katılımcı firmalara başarı dileklerini iletti. Ayrıca, BAE Büyükelçisi ve heyetiyle bir araya gelen İKMİB Tıbbi Cihaz Komitesi Üyesi ve TİM Delegesi Adil Boz ile İKMİB Genel Sekreter Yardımcısı Aydın Yılmaz, etkinliğe katılan firmaları ziyaret ederek, iş birliği fırsatlarının artırılmasına yönelik görüş alışverişinde bulundu. Etkinliğin ikinci günü 28 Ekim 2025 tarihinde BAE’li alıcı firmaların Türk sağlık sektörünü ve üretim altyapısını yerinde görmesi amacıyla, alım heyeti temsilcilerine yönelik alan gezisi düzenlendi. Böylece ülkemizin sağlık alanındaki üretim gücü ve ihracat potansiyeli tanıtıldı. Adil Pelister: “Birleşik Arap Emirlikleri, Türk sağlık sektörü için stratejik öneme sahip bir pazar” Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “İKMİB olarak Türk sağlık sektörünün uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırmak ve ihracat potansiyelini güçlendirmek amacıyla yürüttüğümüz çalışmalara devam ediyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri, Türk sağlık sektörü için stratejik öneme sahip bir pazar. Eczacılık ürünleri ihracatımız 2024 yılında yüzde 1,59 artışla 1,55 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu yıl ilk dokuz aylık dönemde ise yaklaşık yüzde 16 artışla 1,28 milyar dolara ulaştı. BAE’ye yapılan eczacılık ürünleri ihracatı ise bu yıl dokuz aylık dönemde 8 milyon dolar seviyelerinde. BAE’de sağlık sektörüne yönelik büyük bir potansiyel olduğunu görüyoruz. İleri teknolojiye, inovasyona ve kaliteye dayalı üretim gücümüzle BAE ile olan ticari ilişkilerimizi daha da derinleştirmeyi hedefliyoruz. Bu tür alım heyeti organizasyonları, firmalarımızın yeni pazarlara açılması ve ihracatını artırması açısından büyük önem taşıyor. İKMİB olarak, sektörümüzün küresel ölçekte rekabet gücünü artıracak her adımı desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Abdi İbrahim ve Biogen’den Türkiye’de Stratejik İş Birliği Haber

Abdi İbrahim ve Biogen’den Türkiye’de Stratejik İş Birliği

Abdi İbrahim ve Biogen Inc., Türkiye’de nörolojik ve nadir hastalıkların tedavisinde kullanılan Biogen ilaçlarının distribütörlüğü için yeni bir stratejik iş birliği yaptıklarını açıkladı. Bu iş birliğiyle, her iki şirketin uzmanlığı ve güçlü kaynakları birleşerek Türkiye’deki hastalara yenilikçi tedavilerin ulaştırılması hedefleniyor. Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, gerçekleştirilen iş birliğiyle ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu: “Türk ilaç sektöründeki 113 yıllık köklü mirasımızı, hasta odaklı yaklaşımımızdan güç alarak gururla sürdürüyoruz. Biogen’in Türkiye’deki iş ortağı olarak, bu alandaki en ileri ve en güncel çözümleri hastalara sunmayı hedefliyoruz. Bu iş birliği, Türkiye’de hem hastaların hem de sağlık profesyonellerinin yenilikçi tedavilere erişimini kolaylaştırarak sağlık ekosistemine değerli bir katkı sağlayacaktır.” Biogen Kıtalararası Bölge Başkanı Fraser Hall ise şunları söyledi: “Biogen olarak, çığır açan bilimsel çalışmalar ve yenilikçi tedavilerle hastaların yaşamını dönüştürmeye kendimizi adadık. Abdi İbrahim ile yaptığımız bu iş birliği, sağlık hizmetlerini geliştirme ve tedavisi zor hastalıklarla mücadele edenlere anlamlı katkılar sunma yönündeki ortak taahhüdümüzü yansıtıyor.” Bu stratejik iş birliği kapsamında Biogen ve Abdi İbrahim, Türkiye’de nörolojik ve nadir hastalıklarla mücadele eden hastaların yaşam kalitesini artırmak ve sağlık hizmetlerinin geleceğini geliştirmek üzere çalışmalarını kararlılıkla sürdürecektir.

Yaşam Bilimleri Bileşenleri Fuarı, Gıda Sektörünü Buluşturuyor Haber

Yaşam Bilimleri Bileşenleri Fuarı, Gıda Sektörünü Buluşturuyor

Fuarda TÜGİDER desteğiyle gerçekleşecek panellerde, “2025 ve Ötesi: Gıda ve Gıda Bileşenlerinde Gelecek Vizyonu” ile “Gıda Bileşenlerinde Yeni Trendler ve Ticaretin Geleceği” başlıklı oturumlar yer alacak. Sürdürülebilirlikten mevzuata, yenilikçi trendlere ve ticaretin geleceğine kadar pek çok konu, sektörün önde gelen profesyonelleri ve akademisyenler tarafından detaylı şekilde ele alınacak. Bu paneller, katılımcılara sektördeki gelişmeleri yakından takip etme ve yeni iş birlikleri kurma fırsatı sunacak… Fuarda, büyük ve orta ölçekli gıda, içecek ve besin takviyeleri üreticisi firmalar yalnızca ticari iş birlikleri kurmakla kalmayacak, aynı zamanda sektörlerin küresel vizyonunu geliştirecek iş ağlarının oluşmasına da katkı sağlayacak. Alanında önde gelen kuruluşlardan FECC (Avrupa Kimyasal Distribütörler Birliği) ve TÜGİDER (Tüm Gıda Dış Ticaret Derneği) fuarı desteklerken, Gıda Mühendisleri Odası, Kimyagerler Derneği ile birlikte GTBD, Mısır Derneği ve GİFT de stratejik partnerler arasında yer alıyor. Gerçekleşen panellerde sektör temsilcileri geleceğin trendlerini paylaşacak Life Sciences çatısı altında düzenlenen Food & Nutritional Ingredients 2025 Fuarı’nda, sektörün en yenilikçi etkinliği FNI FEST kapsamında katılımcı firmalar en yeni teknoloji çözümlerini tanıtacak. Ziyaretçiler, geliştirilen yenilikçi yiyecek ve içecekleri interaktif workshoplarla deneyimleme fırsatı bulacak. Fuarda, TÜGİDER desteğiyle gerçekleştirilen panellerde “Gıda Bileşenlerinde Yeni Trendler ve Ticaretin Geleceği” başlıklı oturumda; Anti-Naturel Besin ve Bitkisel Destek Ürünleri Genel Müdürü Salih Çağatay takviye edici gıdalardaki yenilikleri ve tüketici tercihlerini; Suvla Şarapları Kurucusu Selim Zafer Ellialtı alkollü içkilerde 2025 trendleri ile tedarik zinciri ve dış ticaret konularını; Onnovit Gıda Sanayi Genel Müdürü Erdal Coşkun ise Ar-Ge ve ürün geliştirmede fonksiyonel içeriklerin rolünü değerlendirecek. “2025 ve Ötesi: Gıda ve Gıda Bileşenlerinde Gelecek Vizyonu” panelinde ise sektör temsilcilerinden Gıda Kurtarma Derneği Başkanı Berat İnci sürdürülebilirlik ve israfın önlenmesini; Bitkiden ( Bitkisel Bazlı Gıdalar Dermeği) Başkanı Ebru Akdağ bitkisel gıda bileşenlerindeki yükseliş ve yeni trendleri; TÜGİDER Başkanı Mustafa Manav yaş meyve-sebze sektöründe sürdürülebilirlik ve lojistik konularını; Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Dr. Samim Saner ise gıda katkı maddeleri, aroma vericiler ve enzimlerde mevzuat ve güvenilirlik konularını aktaracak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.