Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ileri Teknoloji

Kapsül Haber Ajansı - Ileri Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ileri Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor Haber

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor

Daha da önemlisi, Türkiye, bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir.” dedi. Son dönemde enerji dönüşümü, savunma sanayi, elektronik üretimi ve ileri teknolojinin kritik girdisi haline gelen nadir toprak elementleri, içerdiği önem ve kullanım alanları açısından sigorta sektörünün de gündeminde yer alıyor. Nadir toprak elementlerinin gelişimi ile birlikte mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanları söz konusu. Bu elementlerin yoğun kullanıldığı sektörlerde artan taleple birlikte, riskin artık daha dinamik fiyatlanması gereği ortaya çıkıyor. Jeopolitik gelişmeler ve tedarik zincirine yönelik yeni senaryolar olmalı Nadir toprak elementlerinin sigorta sektörü açısından önemini değerlendiren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Bugün en temel kırılganlık; nadir toprak elementlerinde üretim ve işlemenin birkaç ülke ve birkaç tesis etrafında yoğunlaşması. OECD’ye göre, nadir toprak elementleri ile lityumda küresel üretimin yüzde 90’dan fazlası üç üretici ülkede toplanıyor; Çin tek başına küresel nadir toprak arzının yaklaşık yüzde 70’ini üretiyor. Aynı dönemde, 2021-2023 arasında sanayi tipi hammaddelerin küresel ticaretinin yüzde 14’ü en az bir ihracat kısıtlamasına maruz kaldı; nadir toprak ticaretinde bu oran yüzde 46’ya ulaştı. Bu tablo, sigorta sektöründe tedarik kesintisi riski, politik risk, ticari kredi riski, fiyat oynaklığı riski ve contingent business interruption dediğimiz dolaylı iş durması risklerini daha görünür hale getiriyor. İhracat lisansının gecikmesi, jeopolitik bir kararın tedarik akışını bozması ya da belirli bir mıknatıs bileşenine erişimin yavaşlaması halinde, otomotivden rüzgâr enerjisine kadar çok sayıda sektörün üretim planının sekteye uğraması da söz konusu. IEA’nın son değerlendirmeleri, Çin’in 2025’te nadir topraklar ve ilgili ekipmanlar üzerindeki yeni ihracat kontrollerinin enerji, otomotiv, savunma, yarı iletken ve havacılık tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Bu da sigortacıların klasik mülkiyet hasarı yaklaşımından çıkıp, jeopolitik gelişmeler ve tedarik zinciri bağımlılığı temelli yeni senaryolar kurmasını zorunlu hale getiriyor” dedi. 2050’ye kadar 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacak Murat Çiftçi, temiz enerji ve ileri teknoloji yatırımları büyüdükçe, nadir topraklara olan talebin de hızlandığına dikkat çekerek, “IEA’ya (Uluslararası Enerji Ajansı) göre net sıfır senaryosunda 2040’a kadar nadir toprak elementlerine yönelik talep yaklaşık iki katına çıkıyor; Dünya Bankası da temiz enerji dönüşümü için 2050’ye kadar birçok kritik mineral üretiminde yüzde 500’e yakın artış gerekeceğini ve 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacağını ortaya koyuyor. Bu tablo sigorta şirketlerine şunu söylüyor: Artık geçmiş yılların istatistiğiyle fiyat vermek yeterli değil; senaryo bazlı, stres testli ve tedarik zinciri entegre modelleme gerekiyor. Örneğin batarya, rüzgâr türbini, savunma elektroniği ya da ileri üretim yapan bir tesis sigortalanırken yalnızca fiziksel varlık değeri değil; kullanılan kritik mineralin tedarik kaynağı, stok süresi, ikame edilebilirliği, tek ülkeye bağımlılık oranı ve alıcı-satıcı sözleşmelerinin esnekliği de fiyatlamaya girmeli. Çünkü aynı fabrika binası iki şirkette aynı görünse de, birinin üç farklı coğrafyadan tedariki varken diğerinin tek kaynağa bağlı olması, risk profilini ciddi biçimde değiştirir. Önümüzdeki dönemde poliçe fiyatlamasında supply chain mapping, parametrik tetikleyiciler, daha sık güncellenen stok/değer beyanları ve proje bazlı teknik underwriting öne çıkacaktır” dedi. Birikimli risk hesabı daha kritik hale geliyor “Nadir topraklar artık yalnızca emtia değil; aynı zamanda stratejik güvenlik meselesi” diyen Murat Çiftçi, şunları söyledi: “OECD verileri, üretim yoğunlaşmasının ve ihracat kısıtlamalarının arttığını; IEA ise son dönemdeki ihracat kontrollerinin küresel değer zincirlerinde ciddi operasyonel aksamalara yol açabileceğini söylüyor. Böyle bir ortamda reasürörler, sadece tekil bir yangın veya makine kırılması hasarına bakmıyor; aynı zamanda aynı jeopolitik olayın birden fazla ülkedeki birden fazla sigortalıyı aynı anda etkileme ihtimalini de değerlendiriyor. Bu, reasürans açısından accumulation risk yani birikimli risk hesabını daha kritik hale getiriyor. Bunun doğal sonucu olarak, özellikle maden, işleme, kritik mineral lojistiği ve bu minerallere bağımlı ileri sanayi risklerinde reasürans kapasitesi daha seçici hale gelebilir. Teknik bilgi seviyesi düşük, tedarik çeşitliliği zayıf veya ESG uyumu sınırlı riskler için fiyatın yükselmesi; bazı durumlarda muafiyetlerin artması ya da alt limit uygulanması şaşırtıcı olmaz. Buna karşılık, tedarik zincirini çeşitlendirmiş, çevresel yönetimini güçlendirmiş, siber olgunluğu yüksek ve şeffaf veri paylaşımı yapan şirketler reasürans piyasasında daha olumlu ayrışacaktır. Kısacası artık reasürans fiyatı yalnızca hasar geçmişiyle değil, jeopolitik dayanıklılık ve yönetişim kalitesiyle de şekilleniyor.” Sadece poliçe yetmiyor, risk mühendisliği daha değerli hale geliyor Nadir toprak elementlerine yönelik sunulan sigorta çözümlerine değinen Murat Çiftçi, “Standart ürünlerin ötesine geçen özel sigorta çözümleri gündeme geliyor. Örneğin kritik mineral üreticileri için çevresel sorumluluk ve maden kapatma sonrası yükümlülükleri daha iyi kapsayan poliçeler, işleme tesisleri için tedarik zinciri kesintisine duyarlı paketler, enerji ve batarya üreticileri için kritik mineral bağımlılığına göre yapılandırılmış teminatlar geliştirilebilir. Bunun yanında, parametrik ürünler, siyasi risk ve ticari kredi ile entegre yapılar, hatta stratejik stokların korunmasına yönelik daha niş çözümler de gündeme gelebilir. Diğer taraftan danışmanlık konusu da bu noktada önemli. Çünkü müşteriler artık sadece poliçe satın almak istemiyor; risk haritasını görmek, hangi ülkede ne kadar bağımlı olduğunu anlamak da gerekiyor. Bu nedenle broker ve sigortacılar için risk mühendisliği, tedarik zinciri görünürlüğü, siber olgunluk analizi, ESG uyum danışmanlığı ve stres testi hizmetleri çok daha değerli hale geliyor. Bence bu alanda kazanan kurumlar, sadece kapasite sunan değil; müşteriye stratejik karar desteği veren kurumlar olacak” dedi. Türkiye bölgesel ölçekte merkez haline gelebilir Murat Çiftçi, Türkiye’nin nadir toprak elementleri alanındaki potansiyel fırsatlarına yönelik de şunları söyledi: “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Eskişehir Beylikova sahasında yaklaşık 694 milyon tonluk bir kaynak tespit edildi; bu sahada yıllık 570 bin ton cevher işleme, yaklaşık 10 bin ton nadir toprak oksidi üretimi ve 17 elementten 10’unun üretilebilir hale gelmesi hedefi paylaşıldı. Bu tablo, Türkiye’de yalnızca madencilik değil; işleme, rafinasyon, ileri malzeme, mıknatıs, savunma ve temiz enerji sanayii açısından da yeni bir ekosistem oluşturma potansiyeline işaret ediyor. Öte taraftan nadir toprak elementleri mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanı sunuyor. Daha da önemlisi, Türkiye bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir. Bu da Türkiye sigorta piyasası için sadece bir büyüme fırsatı değil, aynı zamanda teknik uzmanlık ve stratejik konumlanma fırsatını beraberinde getiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İGA İstanbul Havalimanı’ndan Kar Mesaisi Haber

İGA İstanbul Havalimanı’ndan Kar Mesaisi

Dünyanın 330’dan fazla noktasına uçuş imkânı sunan ve günlük ortalama bin 500’ün üzerinde uçuşa ev sahipliği yapan İGA İstanbul Havalimanı, özellikle kar, buzlanma ve ani hava değişimlerinin operasyonlar üzerindeki etkisini en aza indirmek amacıyla ileri teknoloji altyapıya yatırım yapmaya devam ediyor. İGA İstanbul Havalimanı çevresinde kurulu dört meteoroloji istasyonundan doğru ve güncel meteorolojik bilgileri toplayan ekipler, uçuş güvenliğini artıran önlemleri anında devreye sokarak zorlu hava şartlarında faaliyetlerin kesintisiz sürdürülmesini sağlıyor. Eğitimli insan kaynağı ve güçlü araç filosu hazır Kış operasyonlarında görev alan Hava Tarafı Operasyon Direktörlüğü bünyesindeki 404 kişilik ekip, her yıl ortalama 7 bin saatlik “Zorlu İklim Koşullarıyla Mücadele” eğitiminden geçiyor. Kar ve buzla mücadelede kullanılacak 180 araçlık filonun bakım ve kontrolleri ise kış sezonu öncesinde eksiksiz şekilde tamamlanıyor. İGA İstanbul Havalimanı filosunda mobil komuta merkezi, kar bıçaklı kamyonlar, kompakt karla mücadele araçları, kar rotatifleri, pist frenleme ölçüm araçları ve cihazları, de-icing kamyonları, çok fonksiyonlu kar traktörleri ve çeşitli yükleyiciler bulunuyor. Ayrıca; pist, taksiyolu, asfalt ve beton kaplı apron alanları, servis yolları ve çevre yolları dâhil olmak üzere 12 milyon metrekareyi aşan alan, karla mücadele kapsamında belirlenen bölgeler arasında yer alıyor. Bu alanlarda kullanılmak üzere 1.575 ton sıvı buz çözücü (potasyum asetat) ve 760 ton katı buz çözücü malzeme depolanmış durumda. İGA İstanbul Havalimanı Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Büyükkaytan, kış hazırlıklarına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Avrupa’nın en yoğun havalimanı olan İGA İstanbul Havalimanı’nda, en önemli gündem her zaman güvenlik. Kış koşullarının getirdiği tüm zorluklara karşı, uzman personelimiz, güçlü araç filomuz ve bu yıl devreye aldığımız ileri teknoloji sistemlerle hazır durumdayız. Yılın her döneminde olduğu gibi kış sezonu boyunca da operasyonel sürekliliği ve uçuş emniyetini önemsiyor ve önceliklendiriyoruz. Dijitalleşme, otomasyon ve ileri teknoloji yatırımlarıyla desteklediğimiz kış operasyonları sayesinde, hava koşullarına bağlı riskleri tespit edip; gerekli müdahaleler hızlı ve etkin biçimde gerçekleştiriliyor. Bizim için öncelik; misafirlerimizi sevdiklerine güvenle ulaştırmak.” Pist güvenliği dijital platform üzerinden anlık izleniyor İGA İstanbul Havalimanı, bu yıl kış hazırlıkları kapsamında pist güvenliğini ve operasyonel sürekliliği güçlendiren sistemleri devreye aldı. İGA İstanbul Havalimanı’nda kullanılmaya başlanan ‘ileri teknoloji çözümleri’ sayesinde, pist yüzeyindeki kar birikimi, su derinliği, yüzey kontaminasyonu ve su yoğunluğu gibi kritik parametrelerin gerçek zamanlı olarak raporlanıyor. Böylece gereksiz pist kapatma ihtiyacı da azaltılıyor. Buzlanma ve don olaylarına karşı erken uyarı sistemine de sahip olan İGA İstanbul Havalimanı, sıcaklık, nem ve yağış türü gibi meteorolojik verileri analiz ederek uçuş emniyetini doğrudan etkileyen riskleri önceden tespit ediyor ve ekiplerin zamanında müdahale etmesini sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Doğaya Nefes Aldıran Bir Proje Daha Haber

CW Enerji’den Doğaya Nefes Aldıran Bir Proje Daha

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, çevreci çözümlerine bir yenisini daha ekledi. CW Enerji, 14778,14 kWp gücündeki Konya arazi GES’in kurulumunu tamamladı. Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, yenilenebilir enerji yatırımlarının hem çevresel hem de ekonomik açıdan kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Yılmaz, CW Enerji olarak sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yatırımlarına aralıksız devam ettiklerini vurgulayarak, “Yenilenebilir enerji alanındaki mühendislik gücümüz, yerli üretim kapasitemiz ve çevreye duyarlı yaklaşımımızla Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sunmayı sürdürüyoruz. Üretimini gerçekleştirdiğimiz güneş panelleri, uluslararası kalite ve performans standartlarına uygun olarak, ileri teknoloji ve sıkı kalite kontrol süreçlerinden geçirilerek üretiliyor. Yüksek verimlilik, uzun ömür ve zorlu çevre koşullarına dayanıklılık özellikleriyle öne çıkan panellerimiz, yatırımcılara güvenilir ve sürdürülebilir bir enerji çözümü sunuyor” dedi. İleri teknoloji yatırımlarına devam Yerli ve milli üretim anlayışıyla geliştirdikleri bu teknolojiler sayesinde hem dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağladıklarını hem de ülke ekonomisine katma değer oluşturduklarını ifade eden Yılmaz, AR-GE ve üretim güçlerini sürekli geliştirerek, yenilikçi ve rekabetçi çözümler ortaya koyma hedefiyle çalışmalarına devam edeceklerini kaydetti. Bu kapsamda ileri teknoloji yatırımlarını hız kesmeden sürdürdüklerini dile getiren Yılmaz, “Üretim altyapımızı ve mühendislik kabiliyetlerimizi her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Amacımız, yalnızca bugünün değil, geleceğin enerji ihtiyaçlarına da cevap verebilen, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli ürünler geliştirmek. Yerli kaynaklarla ürettiğimiz güneş panelleriyle hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda Türkiye’nin gücünü artırmayı sürdüreceğiz” dedi. Yeşil dönüşüm sürecinin hızlanmasına katkı 14778,14 kWp gücündeki Konya arazi GES’in kurulumunu tamamladıklarını belirten Yılmaz, şöyle devam etti: “Güneş enerji santralimiz ile yılda yaklaşık 1.868 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 12.372.906 kg karbondioksit salınımı önlenecek. Bu proje temiz enerji üretiminin çevresel etkilerini somut verilerle ortaya koyarken, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize de güçlü bir katkı sunuyor. Devreye aldığımız bu santral ile fosil yakıtlara dayalı enerji tüketiminin azaltılmasına destek olurken, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine ve yeşil dönüşüm sürecinin hızlanmasına katkı sağlamış oluyoruz. CW Enerji olarak, doğaya saygılı projelerimizle hem sanayinin hem de ülkemizin yenilenebilir enerji potansiyelini en verimli şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır.

Rota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Kuruldu Haber

Rota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Kuruldu

Goldfinch Global Capital Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka ile Rota Portföy Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan lansman etkinliği öncesinde bir grup gazeteci ile bir araya geldiler. Burada yaptığı açıklamada, Goldfinch Global Capital’i bir alternatif varlık yönetimi şirketi olarak kurduklarını belirten Dr. Tamer Saka, şirketin resmi kuruluşunun 2025 yılı başı olduğunu söyledi. Saka şöyle konuştu: “Goldfinch Global Capital olarak hedefimiz 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık bir varlık yönetimi seviyesine çıkmak. Alternatif varlık yönetimi işinin bir parçası olarak da farklı alanlarda fonlar kuracağız. Bunlar vasıtasıyla şirket kendisine bir yatırım portföyü oluşturacak. Bu amaçla ilk fonumuzu biz Rota Portföy şirketi ile beraber bugün lansmanını yaptığımız fonumuzu kurduk. Bu fonun ilk hedefi 100 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmak.” Dr. Tamer Saka bu fonun, üretim ve üretim teknolojileri alanında yatırımlar yapacağını kaydederek, “Dünyadaki ve ülkemizdeki, sanayi dönüşüm ihtiyacını karşılamak üzere orta büyüklükteki şirketlere global ölçekte büyüme imkanları sağlayacak yatırımlar yapmayı hedefliyoruz” dedi. Yatırım yapacakları şirketleri “ileri teknoloji kullanan üretim şirketleri ve/veya bu üretim şirketlerine teknoloji sağlayan firmalar” olarak tanımlayan Saka, Fonun yüzde 85’i Türkiye’de yüzde 15’i yurtdışında yatırım yapacak şekilde planlama yaptıklarını vurguladı. Dr. Tamer Saka şunları söyledi: “Yatırımlarımızı ileri malzeme üzerinde çalışan, ileri teknoloji sahibi olan, elektronik, sağlık tarım ve teknoloji alanında faaliyet gösteren firmalara odaklamayı düşünüyoruz. Bu fon ile tabii ki ticari bir faaliyet yürüteceğiz ama aynı zamanda Türkiye’nin sanayi dönüşüm potansiyelinde ortaya çıkacak güzel örneklere yatırım yapmayı planlıyoruz. Türkiye’de özellikle orta pazardaki şirketlerde teknolojiye çok hızlı bir adaptasyon gözlemliyoruz. Ancak bu şirketlerinde yönetim gibi, insan kaynakları gibi, finansmana erişim gibi konularda sıkıntıları oluyor. Belli bir eşiğe geldikten sonra büyümekte zorlanıyorlar. İşte biz bu fonu yönetirken, şirketlerin önünü açacak, onları destekleyecek her türlü yönetsel desteği veren ve gerekli finansal desteği sağlayan bir anlayışla hareket edeceğiz. Amacımız, ileri teknoloji alanında sanayi şirketlerimizin gerçek potansiyelini kamuoyuna göstermek.” Rota Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan, girişim sermayesi alanındaki bu ölçeğe dikkat çekerek şunları söyledi: “Rota Portföy olarak girişim sermayesi alanında seçici ve disiplinli bir büyüme stratejisi izliyoruz. Bugün yönettiğimiz 28 girişim sermayesi yatırım fonu ve 14,4 milyar TL’yi aşan büyüklük, bu alandaki kurumsal kapasitemizin somut bir göstergesi. Goldfinch GSYF ile sanayi ve teknoloji ekseninde, uzun vadeli değer yaratma potansiyeli yüksek şirketlere odaklanıyoruz.” Rakamlarla Girişim Sermayesi Fonları Küresel ölçekte regüle edilmiş yatırım fonlarının toplam büyüklüğü 73,9 trilyon ABD dolarına, özel sermaye ve girişim sermayesi fonlarının toplam hacmi ise yaklaşık 12 trilyon ABD dolarına ulaşmış durumda. Bu tablo, private equity ve venture capital fonlarının küresel yatırım ekosisteminde artık ana akım bir rol üstlendiğini gösteriyor. Türkiye’de de girişim sermayesi ekosistemi hızla derinleşiyor. Portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen toplam varlık büyüklüğü yaklaşık 273 milyar ABD doları seviyesine ulaşırken; 47 portföy yönetim şirketi tarafından yönetilen 388 GSYF’nin toplam büyüklüğü 384 milyar TL’yi aşıyor. Bu fonlara 13.812 yatırımcı o rtak olurken, 255 milyar TL doğrudan şirket ortaklıklarına yönlendirilmiş durumda. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ve LOT Polish Airlines Uzun Vadeli İş Birliği İçin İlk Adımı Attı Haber

Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ve LOT Polish Airlines Uzun Vadeli İş Birliği İçin İlk Adımı Attı

Boeing 737MAX ve NG modellerinden oluşan üç uçaklık bir bakım planlaması hayata geçirecek anlaşmanın uzun vadede daha fazla uçağı kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor. Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. yeni müşterisi ile dünya genelindeki müşteri ağına yeni bir marka ekleyerek, Avrupa pazarındaki varlığını daha da güçlendirecek. İki şirketin havacılıkta emniyet, kalite ve inovasyona verdiği değeri ortaya koyan bu iyi niyet anlaşması, gelecek yıllarda büyümesi ve kapsamının genişlemesi ön görülen güçlü bir ortaklığın ilk somut adımıdır. Yapılan anlaşma havayolunun filosunun operasyonlarında süreklilik ve verimliliği sağlamayı hedeflemekte olup; iki şirket arasındaki gelecek vadeden iş birliğinin başlangıcı niteliğini taşımaktadır. İş birliği kapsamında Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin uzman ekipleri, ileri teknoloji ekipmanlarla donatılmış uçak bakım hangarlarında kapsamlı üs bakım hizmeti sunacak. Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.; müşterilerine beş farklı lokasyonda bakım-onarım, mühendislik, modifikasyon ve rekonfigürasyon hizmetleri vermektedir. Yerel ve uluslararası müşterilerine hızlı, kapsamlı ve yüksek kalite hizmetler sunan Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.; hava yolları, operatörler ve tedarikçiler için yıllar boyunca güvenilir bir ortak olmuştur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.