Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iletişim

Kapsül Haber Ajansı - Iletişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iletişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CCN Holding’e Çalışan Deneyiminde 10 Sertifika Birden Haber

CCN Holding’e Çalışan Deneyiminde 10 Sertifika Birden

Çalışan mutluluğunu global ölçekte sertifikalandıran ve nörobilim temelli metodolojisiyle öne çıkan Happy Place to Work, CCN Holding ve grup şirketlerini kapsayan değerlendirme süreci sonucunda 10 sertifikaya birden layık gördü. Değerlendirmede şirketlerin çalışan mutluluğu, kurum kültürü, liderlik, iletişim ve İK süreç olgunluğu gibi alanlardaki performansını bilimsel metodolojilerle ölçüldü. Happy Place to Work tarafından Eylül-Ekim 2025 döneminde gerçekleştirilen değerlendirmede CCN Holding bünyesindeki Wisera Teknoloji, ‘Mükemmel Çalışan Deneyimi’ sertifikasını almaya hak kazandı. CCN Ankara Sağlık, CCN İnşaat ve CCN Turizm ‘Olağanüstü Çalışan Deneyimi’, Infera Teknoloji, CCN Holding ve ICE Yacht ise ‘Çok İyi Çalışan Deneyimi’ sertifikasının sahibi oldu. CCN Klinik, CCN Güvenlik ve CCN Eğitim ise ‘İyi Çalışan Deneyimi’ sertifikasıyla tescillendi. “Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çalışma ortamı oluşturmayı temel önceliğimiz olarak görüyoruz” CCN Holding İnsan ve Kültür Grup Başkanı Pınar Akbulut, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Happy Place to Work tarafından yürütülen bu kapsamlı değerlendirme süreci, insan odaklı kurum kültürümüzü doğrudan çalışanlarımızın geri bildirimleriyle ölçmemize ve geliştirmemize imkân tanıdı. Çalışan mutluluğu, liderlik anlayışı, iletişim ve insan kaynakları uygulamalarımızın bilimsel yöntemlerle ele alınması, grup genelinde attığımız adımların ne denli doğru bir zeminde ilerlediğini görmemizi sağladı. Bünyemizde yer alan farklı sektörlerdeki şirketlerimizin toplamda 10 sertifikayla ödüllendirilmesi, CCN Holding olarak benimsediğimiz ortak değerlerin ve kültürel yaklaşımın güçlü bir yansımasıdır. Çalışan deneyimini sürekli iyileştirmeyi, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çalışma ortamı oluşturmayı temel önceliğimiz olarak görüyoruz. Bu yolculukta en büyük gücümüz ise kurum kültürünü birlikte inşa ettiğimiz ekip arkadaşlarımızdır. Önümüzdeki dönemde de çalışan deneyimini ve insan odaklı kurum kültürünü güçlendiren uygulamalara yatırım yapmayı, çalışanlarımızın sesini merkeze alan bu yaklaşımı tüm şirketlerimizde kararlılıkla sürdürmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Genel Müdür Abdulkadir Çay’dan yeni yıl mesajı Haber

Genel Müdür Abdulkadir Çay’dan yeni yıl mesajı

Genel Müdür Abdulkadir Çay, mesajında şunları kaydetti: Kıymetli Basın Mensupları, Bir yılı daha geride bırakırken, iletişim biçimlerinde yaşanan hızlı dönüşümle birlikte basının stratejik öneminin de her geçen gün arttığına tanıklık ediyoruz. Bu süreçte toplumun doğru, güvenilir ve nitelikli bilgiye erişimini sağlama görevi yalnızca haber üretimiyle sınırlı kalmayan; güven, şeffaflık ve toplumsal sorumluluk ilkeleriyle birlikte yürütülmesi gereken önemli bir kamu hizmeti niteliği kazanmaktadır. Basın İlan Kurumu olarak gazetecilik faaliyetinin bu anlayış doğrultusunda sürdürülmesini önemsiyor, yayınlarımızın geçirdiği dönüşüm sürecini yakından takip ediyoruz. Kurumsal yapıların güçlenmesini temel bir öncelik olarak ele alırken, dijitalleşmeden ekonomik sürdürülebilirliğe kadar uzanan geniş bir çerçevede basının nitelikli, bağımsız ve güçlü yapısını koruyacak ve geleceğe taşıyacak politikaları kararlılıkla hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Geride bıraktığımız yıl içerisinde basın camiamızdan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda mevzuatımızda yayınlarımızın ihtiyaçlarını önceleyen önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Basının kurumsallaşması ve organizasyonel anlamda güçlenmesindeki en önemli unsur olan resmî ilan ve reklam desteklerinin yeni yılda da artarak devam etmesini öngörüyor; bunun yanında eğitim faaliyetleri, projeler ve kurumsal iş birlikleriyle basın sektörü adına kalıcı kazanımlar elde etmeyi hedefliyoruz. Sürdürülebilir bir basın ekonomisinin; mali yapısı güçlü, gelir kaynakları çeşitlendirilmiş ve dijital dönüşümle uyumlu bir yapılanma ile mümkün olduğunun bilincindeyiz. Bu doğrultuda yalnızca kısa vadeli desteklerle yetinmiyor, basın kuruluşlarımızın uzun vadeli ekonomik dayanıklılığını artıracak, yatırım ve planlama kapasitesini güçlendirecek mekanizmalar üzerinde de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dijital dönüşüm sürecinde ortaya çıkan yeni araç ve teknolojilerin, gazeteciliğin temel ilkelerini zedelemeden; editoryal sorumluluk ve mesleki etik çerçevesinde, yayıncılığı destekleyici bir unsur olarak değerlendirilmesini önemsiyoruz. Tüm bu sürecin merkezinde ise hiç kuşkusuz siz değerli basın emekçilerimiz yer almaktadır. Bu çerçevede emekle üretilen içeriğin korunması, özlük ve mesleki hakların güvence altına alınması, istihdamın sürdürülebilirliği ile nitelikli insan kaynağının sektör içerisinde tutulması, üzerinde hassasiyetle durduğumuz temel konular arasındadır. Basın sektörünün bugününü güçlendirirken yarınını da güvence altına alan; emeği önceleyen ve mesleki standartları yükseltmeyi esas alan bir anlayışla yolumuza devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum. Bu düşüncelerle, 2026 yılının basın camiamız başta olmak üzere ülkemize sağlık, huzur ve başarı getirmesini temenni ediyor; sorumlu ve ilkeli habercilik anlayışıyla görev yapan tüm basın mensuplarımıza çalışmalarında başarılar diliyorum. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Doğru İşe Doğru İnsanı Koymak, En Pahalı Alarm Sisteminden Daha Etkilidir" Haber

"Doğru İşe Doğru İnsanı Koymak, En Pahalı Alarm Sisteminden Daha Etkilidir"

16 yıllık İK birikimini güvenlik sektörüne taşıyan Arven Özel Güvenlik'in Kurucusu Melike Çalışır'ın, disiplinler arası liderlik hikayesi ile sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhaba, ben Melike Çalışır 1986 Tarsus doğumluyum. Kariyerime 2004 yılında Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri eğitimiyle başladım ve tam 16 yıl boyunca İnsan Kaynakları alanında çalıştım. Bu süreçte binlerce çalışanın motivasyonunu, gelişimini ve başarısını yönettim. Ancak bir noktada fark ettim ki, en değerli kaynağımız olan insanı koruma misyonunu, doğrudan iş modelinin kalbine taşımalıyım. İşte bu vizyonla, son 4 yıldır Arven Özel Güvenlik' in kurucusu olarak, insan kaynakları prensiplerini güvenlik sektörünün liderliğine entegre ediyorum. Amacım: “Sadece tesisleri değil, oradaki insanı güvence altına almaktır." Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Arven Özel Güvenlik'in kurucusu olmadan önce, stratejik İK deneyimimi Kafkas Kestane Şekeri ve Güneş İnsan Kaynakları gibi köklü markalarda olgunlaştırdım. Bu süreçte öğrendiğim en büyük ders, en iyi operasyonel başarının bile temelinde yüksek nitelikli ve motive edilmiş insan kaynağı olduğu gerçeğiydi. Kafkas'ın yüz yıllık mirasından gelen kalite hassasiyeti ve Güneş İK'dan gelen stratejik personel planlama yetkinliği sayesinde, güvenlik sektöründeki geleneksel İK sorunlarını (düşük motivasyon, yüksek sirkülasyon) çözmeye odaklandım. Bugün Arven'de uyguladığımız insan odaklı güvenlik modeli, işte bu köklü ve çapraz disiplinli İK geçmişimin bir ürünüdür ve bizi sektörde farklılaştıran temel güçtür. "Kendi şirketimi kurmak ise en büyük dönüm noktamdı. Bugün geriye dönüp baktığımda, bu adımın kariyerimdeki en doğru karar olduğunu açıkça söyleyebilirim. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, sadece finansal hedeflere ulaşmak değil, sektör standartlarını yukarı çeken kalıcı bir değişim yaratmak ve bu değişimi etik insan sermayesiyle gerçekleştirmektir. Beni diğerlerinden farklı kılan ve başarımı garantileyen temel strateji, İK disiplinini, girişimcilik çevikliği ve operasyonel hassasiyetle birleştirmemdir. Yani Rakiplerim operasyonel riskleri teknik veya fiziki boyutta yönetirken, ben önce personel riskini yönetirim. Güneş İnsan Kaynakları'nda öğrendiğim gibi, doğru işe doğru insanı koymak ve onu yüksek motive tutmak, en pahalı alarm sisteminden daha etkilidir. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Kariyerimde karşılaştığım en büyük zorluk, kurumsal dünyanın stratejik İK uzmanlığından, özel güvenlik sektöründe sıfırdan bir girişimci olmaya geçiş yapmaktı. Çünkü Güvenlik sektörüne adım attığımda gördüm ki, sektördeki yaygın bakış açısı, güvenlik personelinin düşük ücretli, yüksek sirkülasyonlu ve genellikle son çare olarak görülen bir iş gücü olmasıydı. Güneş İK'da öğrendiğim yetenek yönetimi prensiplerini uyguladım. İşe alım süreçlerimizi, sadece fiziki yeterliliğe değil, iletişim, problem çözme ve kriz yönetimi becerilerine odaklanacak şekilde yeniden yapılandırdım. İK uzmanlığımı kurucu vizyonuyla birleştirerek ve insan kalitesine tavizsiz yatırım yaparak aştım. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Kendinizi tanıyıp ne istediğinizi biliyor olmanız ilk önerim olabilirim. Çünkü İnsanın olduğu her yerde önce iletişim sonra sabır devreye giriyor bunu bilerek yaşamınızı şekillendirmeniz diyebilirim. İkinci önerimse; "Her şeyi biliyorum" fikrinden vazgeçin. Değişen ve gelişen hayata karşı direnmeyin. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlik anlayışımı, Dönüştürücü ve Hizmetkar Liderlik modellerinin birleşimi olarak tanımlayabilirim. Dönüştürücü Liderlikten amacım, sadece görevleri dağıtmak değil, vizyon yaratmak ve bu vizyonu takip edenleri ilham vererek yetkilendirmektir. Sürekli öğrenme ve gelişim kültürünü teşvik ederim. Hizmetkar Liderlikten amacımsa ekibimin (altyapımın) başarılı olması için gereken tüm kaynakları, bilgiyi ve engelleri ortadan kaldırmaktır. Ben, ekibimin başarısının bir kolaylaştırıcısıyım. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Bölgesinde ve ulusal çapta, teknoloji, proaktif risk yönetimi ve insan kaynağının kusursuz entegrasyonuyla tanınan, sektörde güvenilirliğin mutlak standardı olmakla birlikte değişen ve karmaşıklaşan tehdit profillerine karşı sadece fiziksel koruma sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda stratejik risk danışmanlığı sunarak onların iş sürekliliğini, huzurunu ve itibarını garanti altına almak. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? Küresel ekonomik belirsizlikler ve yoğun rekabet, güvenlik sektöründe maliyet hassasiyetini ve aynı zamanda risk yönetimi ihtiyacını artırmaktadır. Arven olarak, bu ortamda kendimizi maliyet etkin, teknoloji odaklı ve proaktif risk ortağı olarak konumlandırıyoruz. Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için; Arven olarak hem maliyet baskılarına yanıt veriyor hem de güvenlikte teknoloji ve insan kalitesini birleştirerek üstün bir değer teklifi sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Arven Özel Güvenlik olarak, sürdürülebilirliği sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda uzun vadeli iş sürekliliğinin ve itibar yönetiminin temel bir direği olarak görüyoruz. İş dünyasının sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusundaki sorumluluğunu sadece bir zorunluluk değil, varoluşsal bir gereklilik olarak görüyoruz. İş dünyası, kaynakları tüketen değil, yenileyen ve toplumu güçlendiren bir kuvvet olarak hareket etmelidir. Arven olarak biz de güvenlik hizmetlerimizi bu bakış açısıyla tasarlamaya devam edeceğiz. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dijitalleşme ve Yapay Zekâ (YZ), özel güvenlik sektörünü reaktif (olay sonrası müdahale) bir modelden, proaktif (olay öncesi önleme) bir modele dönüştürüyor. Arven için bu, sadece yeni kameralar almak değil, hizmetin ve personelimizin niteliğini yeniden tanımlamak anlamına geliyor. Bu köklü değişime adapte olmak için üç aşamalı stratejik bir yol haritası izliyoruz: Yetenek ve Zihniyet Dönüşümü, Teknolojik Pilot Uygulamalar ve Ölçeklendirme, Sürekli Araştırma ve İş Birliği. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Bugünkü dinamik ve belirsizliklerle dolu iş dünyasında kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmek isteyen gençlere vereceğim en kritik tavsiyeler, geleneksel yetkinliklerin ötesine geçen, adaptasyon ve kalıcı öğrenmeye odaklanan üç ana prensipte tavsiye verebilirim. 1-"T Şekilli" Olun, Tek Bir Alanla Yetinmeyin Artık sadece bir alanda uzmanlaşmak yetmiyor; uzmanlığınızı çevrenizdeki diğer disiplinlerle bağlayabilmeniz gerekiyor. 2- "Öğrenmeyi Öğrenin" ve Hızla "Unutun" Bilgi ve teknoloji hızla eskidiği için, bir şeyi ne kadar bildiğiniz değil, ne kadar hızlı yeni bir şey öğrenebildiğiniz önemlidir. 3-"Değer Yaratmaya ve İletişime Odaklanın" Teknik yetkinlikler sizi işe sokar, ancak iletişim ve değer yaratma yeteneği sizi zirveye taşır.

Akkuyu NGS İnşaat Bölgesinde Kapsamlı Acil Durum Tatbikatı Gerçekleştirildi  Haber

Akkuyu NGS İnşaat Bölgesinde Kapsamlı Acil Durum Tatbikatı Gerçekleştirildi 

Akkuyu NGS sahası ve çevresinde, radyasyonla ilgili herhangi bir acil duruma müdahale etmeye yönelik kapsamlı bir tatbikat gerçekleştirildi. Tatbikat, Türkiye Cumhuriyeti'nin “Radyasyon Acil Durum Yönetimi Kılavuzu”, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal acil durum hazırlık planlarının gerekliliklerine uygun olarak yapıldı. Tatbikata, Akkuyu NGS'nin operasyonel personelinin yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın (AFAD) birimleri, Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) müfettişleri, Mersin Valisi başkanlığındaki AFAD kriz merkezi, Rosenergoatom Konserni Kriz Merkezi, Dünya Nükleer Operatörler Birliği Moskova Merkezi (WANO MC), Akkuyu NGS'nin tıbbi hizmetleri ve itfaiye ekipleri ile diğer ilgili kurumlar katıldı. Tatbikatın temel amacı, ilgili tüm şirket ve kurumların herhangi bir acil durumda koordineli hareket etmeye hazır olduğunu teyit etmekti. Tam ölçekli simülatör kullanılarak hazırlanan tatbikat senaryosunda, nükleer santral sahasında farklı seviyelerde acil durum hazırlığı gerektiren birden fazla olayın modellemesi vardı. Senaryo kapsamında radyasyon izleme çalışmaları, nüfusun toplanma ve tahliye merkezlerine sevki, tıbbi ve itfaiye/kurtarma birimlerinin görevlendirilmesi gibi aynı anda gelişen farklı olaylar modellendi. Sahada, AKKUYU NÜKLEER'in acil durumları önleme ve ortadan kaldırma ile yangın güvenliğini sağlama komisyonunun, kaza yönetim ekibinin, mühendislik ve teknik destek ekibinin, uyarı sistemlerinin, acil müdahale gruplarının hazırlığı ve mobil kriz merkezinin işleyişi kontrol edildi. Tatbikat sırasında Akkuyu NGS işletmecisi olarak AKKUYU NÜKLEER A.Ş., Rosenergoatom Konserni Kriz Merkezi, AFAD ve NDK arasındaki koordinasyonun, radyasyon durumu verilerinin ve halka yönelik koruyucu önlemler hakkındaki tavsiyelerin hızlı bir şekilde iletilmesine özel önem gösterdi. Tatbikat ile nükleer santrallerin işletilmesinde temel ilkeler olan her türlü senaryoya hazırlık ve personel güvenliğinin önceliklendirilmesine yönelik uluslararası standartlara uygunluk teyit edildi. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Güvenlik bizim için mutlak bir öncelik. Her durumda hızlı ve uyumlu bir şekilde hareket etmeliyiz. Bugünkü tatbikat, santral personeli, yerel hizmetler ve düzenleyici kurumlar gibi acil durum hazırlık sisteminin tüm unsurlarının uluslararası standartlarla belirlenen etkin müdahale ilkelerine uygun şekilde ve tek bir ekip olarak çalıştığını gösteriyor” ifadelerini kullandı. Tatbikatın bazı bölümleri Akkuyu NGS sahası dışında gerçekleştirildi. AFAD birimleri ve bölgesel operasyonel hizmetlerin katılımıyla gerçekleşen bölümde, yerel halk ve nükleer santral personeli senaryo gereği tahliye edilerek geçici toplanma noktalarına yerleştirildi. Bu kapsamda ayrıca radyasyon ölçümleri yapılarak tahliye faaliyetlerinin lojistiği ve NGS ile bölgesel acil durum yönetim merkezleri arasındaki iletişim de kontrol edildi.

Psikolojik Dayanıklılık Engelleri Aşmayı Kolaylaştırıyor! Haber

Psikolojik Dayanıklılık Engelleri Aşmayı Kolaylaştırıyor!

Engellilik bireyin mizacına göre olumlu veya olumsuz etkiler gösterebiliyor Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, engelliliğin doğuştan, kaza sonucu veya uzun süren bir hastalığa bağlı olarak organ bozukluğu ya da yokluğu nedeniyle bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yeteneklerde çeşitli derecelerde kayıp olarak tanımlandığını ifade ederek, “Bazı bireyler engelli olarak doğarken, bazıları için engellilik yaşamın herhangi bir döneminde aniden ortaya çıkabilir veya zaman içinde yavaş yavaş gelişebilir. Bu iki durumun psikolojik etkileri farklılık gösterebilir. Bireyin mizacı, kişilik özellikleri ve sahip olduğu psikolojik, sosyal, çevresel ve finansal kaynaklar, özellikli bireylerin iyi oluşu üzerinde olumlu veya olumsuz etkiler gösterebilir.” dedi. Özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığı şartlara da bağlı Psikolojik dayanıklılık, bireyin stresli ve zorlayıcı yaşam deneyimleri karşısında uyum sağlayabilme, esneklik gösterebilme ve güçlenerek ilerleyebilme yeteneği olduğuna dikkat çeken Aytop, “Engellilik deneyimi psikolojik dayanıklılığı hem olumlu hem olumsuz yönde etkileyebilir. Engellilik deneyimi, bireyleri yaşamın zorluklarına karşı daha sabırlı, esnek, uyumlu ve anlayışlı olmaya teşvik edebilir. Bu süreç, problem çözme becerilerini geliştirmelerine ve mevcut şartları daha yaratıcı ve işlevsel kullanmayı öğrenmelerine katkı sağlayabilir. Öte yandan, eşlik eden ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklar, engele bağlı gelişen fiziksel sınırlılıklar, toplumsal önyargılara ve etiketlemelere maruz kalmak, dışlanmak, sosyal izolasyon, çeşitli imkanlara erişilebilirlik sorunları (eğitim, sağlık, istihdam gibi), ekonomik zorluklar bireyin öz-şefkatini, öz-saygısını, öz-değerini, öz yeterliğini, öz- farkındalığını, kendisi ve çevresi üzerindeki kontrol hissini, umudunu, yaşam doyumunu, motivasyonunu, kişiler arası ilişkilerini olumsuz yönde etkileyerek özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığını zedeleyebilir.” diye konuştu. Özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığını artıran faktörler neler? Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığını artıran faktörlere işaret ederek, “Bireyin öz-şefkati, öz-saygısı, öz-değeri, öz-yeterliği, öz-farkındalığı, kendini kabulü, anlam ve amaç arayışı, erdemleri ve karakter güçleri ile etkili iletişim ve empati becerileri, dayanıklılığı güçlendiren önemli psikolojik kaynaklar arasında yer alıyor. Ayrıca aile içi sağlıklı iletişim, karşılıklı anlayış, adil görev dağılımı ve değişen koşullara uyum, bireyin kendini değerli hissetmesini ve zorluklarla başa çıkmasını destekliyor.” ifadesinde bulundu. Sosyal ve toplumsal desteklerin de kritik olduğunu belirten Aytop, “Sosyal çevreden algılanan destek, yalnızlık ve izolasyon hissini azaltarak kaygı ve depresyona karşı koruyucu rol oynuyor. Yapılandırılmış psikoterapi, bireylerin esneklik, farkındalık ve problem çözme becerilerini artırırken, erişilebilir fiziksel ortam, eğitim ve istihdam olanakları, zorbalık ve ayrımcılığın azaltılması; özellikli bireylerin hem günlük yaşamda hem de psikolojik olarak daha dayanıklı olmalarını sağlıyor.” şeklinde konuştu. Toplumdaki önyargılar özellikli bireyin kendini değerli hissetmesini zorlaştırıyor Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığını zayıflatan risklere de dikkat çekerek, “Engelin getirdiği zorunlu sınırlamalara ek olarak, toplumdaki önyargılar, etiketleyici tutumlar ve ayrımcılık bireyin kendini değerli hissetmesini zorlaştırıyor; eğitim, istihdam ve sosyal yaşamda yaşanan eşitsizlikler aidiyet duygusunu azaltıyor. Sürekli mücadele gerektiren mimari ve sistemsel engeller, kronik stres, tükenmişlik ve yorgunluğa yol açarken, aşırı korumacı veya baskıcı aile ve çevre tutumları bireyin bağımsızlık, özgüven ve kendini gerçekleştirme çabalarını engelleyebiliyor. Özellikle sonradan özellikli olan bireyler kayıp ve yas süreciyle karşı karşıya kalıyor, umutsuzluk ve belirsizlik düşünceleri psikolojik dayanıklılığı zayıflatıyor; tüm bunlar depresyon ve kaygı bozuklukları gibi ruhsal sorunların ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor.” dedi. Hobilerle ilgilenmek ruhsal dengeyi ve içsel güveni artırıyor Özellikli bireylerin günlük yaşamda psikolojik dayanıklılıklarını artırmak için duygusal farkındalık geliştirmelerinin, zor duyguları tanıyıp kabul etmelerinin ve bunları yargısızca deneyimlemelerinin önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bireylerin güçlü yönlerine odaklanması, sanatsal ve sportif faaliyetler, problem çözme, teknoloji kullanımı gibi alanlarda kendini ifade etmesi özsaygı, öz-yeterlik ve motivasyonu artırıyor. Düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel hareket ve planlı bir gün gibi günlük rutinler ile sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi dayanıklılığı besliyor. Kendine zaman ayırmak, hobilerle ilgilenmek, öz-şefkat göstermek ve küçük, gerçekçi hedefler belirlemek ruhsal dengeyi ve içsel güveni artırıyor. Ayrıca rehabilitasyon programları, destek grupları ve gerektiğinde profesyonel psikolojik destek, bireyin kaynaklarını etkin şekilde kullanmasını, zorluklarla başa çıkmasını ve anlamlı, amaçlı bir yaşam sürmesini sağlıyor.” diye konuştu. Engellilere destekte toplumun rolü de büyük Özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığının yalnızca bireysel çabalarla sınırlı olmadığını, toplumun tutum, norm, değer ve fiziki yapılarıyla doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden Aytop, “Toplumun özellikli bireyleri kabul eden, kapsayıcı ve çeşitliliği değerli gören bir atmosfer oluşturması, bireyin kendisini ait ve değerli hissetmesini sağlar. Fiziksel çevrede erişilebilirlik düzenlemeleri, eğitimde fırsat eşitliği ve kapsayıcı politikalar; bireyin bağımsızlık, özgüven ve sosyal aidiyet duygusunu güçlendirerek psikolojik dayanıklılığa katkı sunar. Ayrıca toplumun özellikli bireylere yönelik bilinçlenmesi ve farkındalık çalışmaları, yanlış inanç ve önyargıları azaltarak sosyal izolasyon ve psikolojik sıkıntı riskini düşürür.” şeklinde konuştu. Toplumun rolünün yalnızca farkındalıkla sınırlı kalmadığını; istihdam politikaları, sosyal destek sistemleri, gönüllü çalışmalar ve sosyal hizmet mekanizmaları da bireyin dayanıklılığını güçlendirdiğini ifade eden Aytop, “Özellikli bireylerin kamusal alanda görünür olması, karar alma süreçlerine dahil edilmesi ve haklarının uygulanabilir olması, kendilerini değerli ve güvende hissetmelerini sağlıyor. Sağlık hizmetlerine, rehabilitasyon ve psikolojik desteğe erişim imkânları ile sosyal güvenlik mekanizmaları; yaşam kalitesini artırarak, özellikli bireylerin hem zorluklarla başa çıkma kapasitesini hem de içsel güçlerini destekliyor.” ifadesinde bulundu. Yüksek psikolojik dayanıklılık sağlığı olumlu etkiliyor Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, yüksek psikolojik dayanıklılığın özellikli bireylerin hem fiziksel hem de sosyal sağlığını olumlu etkidiğini belirterek, şöyle devam etti: “Dayanıklı bireyler stresle daha sağlıklı başa çıkar, duygularını düzenler, sorunlarla etkili şekilde yüzleşir ve gerektiğinde sosyal veya profesyonel destek alarak ruhsal yüklerini hafifletir; bu durum bağışıklık sistemi ve iyileşme süreçleri üzerinde koruyucu etki sağlar. Aynı zamanda dayanıklılık, bireyin kendi sağlığına yönelik sorumluluklarını yerine getirmesini kolaylaştırır; düzenli kontroller, tedaviye uyum, ilaç kullanımı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları daha kolay benimsenir. Sosyal yaşamda da dayanıklılık, güvenli ilişkiler kurma, iletişimde rahatlık ve sosyal etkinliklere katılımı artırır; yalnızlık ve izolasyonu azaltarak yaşam doyumunu yükseltir. Dayanıklı bireyler zorluklarla karşılaştığında pes etmek yerine çözüm yolları üretir, eğitim, iş ve topluluk faaliyetlerinde aktif rol alır, özgüven ve öz-yeterlik duyguları sayesinde toplumsal rollere daha cesurca katılır. Bu tutum, hem sosyal başarıyı hem de yaşamdan keyif alma ve üretken olma kapasitesini artırarak özellikli bireylerin genel yaşam kalitesini güçlendirir.” Aileler aşırı koruyucu olmaktan kaçınmalı Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, özellikli bireylerin psikolojik dayanıklılığında ailelerin ve bakıcıların rolünün belirleyici olduğuna vurgu yaparak, “Bireyin engelliliğini kabul etmek, eleştirel değil destekleyici bir tutum sergilemek ve güçlü yönlerine odaklanmak, özsaygı, yeterlilik inancı ve kendine güveni artırıyor. Aşırı koruyucu tutumlardan kaçınmak, bireyin bağımsızlık kazanmasını ve problem çözme becerilerini geliştirmesini sağlarken, etkili iletişim de duyguların ifade edilmesini kolaylaştırıyor. Bireyin günlük yaşamda sorumluluk almasına izin vermek, kişisel bakım, ev işleri veya sosyal aktivitelerde katkıda bulunmasını desteklemek; kontrol duygusunu ve dayanıklılığı güçlendiriyor.” dedi. Ailelerin duygusal destek sağlamasının, empati kurmasının ve bireyin duygularını geçerli bulmasının psikolojik sağlamlık için kritik olduğunu belirten Aytop, “Özellikli bireylerin toplumsal hayata katılımını teşvik etmek, eğitim ve sağlık süreçlerine aktif katılımını desteklemek, başarılarını fark edip takdir etmek dayanıklılığı artırıyor. Ayrıca ailelerin ve bakım verenlerin kendi fiziksel ve ruhsal sağlıklarına özen göstermesi, sosyal ve profesyonel desteklerden faydalanmaları; özellikli bireye sağlıklı ve sürdürülebilir bir destek sunabilmelerini sağlıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.