Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iletişim

Kapsül Haber Ajansı - Iletişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iletişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yazılım Dünyasına Mesaj: “Teknoloji Üretmek Yetmez, Küresel Değer Yaratmak İçin Yabancı Dil Şart” Haber

Yazılım Dünyasına Mesaj: “Teknoloji Üretmek Yetmez, Küresel Değer Yaratmak İçin Yabancı Dil Şart”

Yekeler, “Türkiye, teknoloji üretebilir ama tek dilli (monolingual) bir toplum olmaktan kurtulmadıkça ürettiği teknolojinin küresel değerini belirleyen ülkeler arasında yer almakta zorlanır. Bu nedenle teknolojiyi kullanmanın ön koşullarından biri de yabancı dil bilmek” dedi. Ev sahipliğini YASAD’ın üstlendiği ve YASAD Başkanı Mine Taşkaya’nın açılış konuşmasıyla başlayan zirvede, yazılım sanayicileri, teknoloji girişimcileri ve yatırımcılar bir araya geldi. Zirvede, yapay zekanın her dilde çeviri yaptığı bir dünyada dil öğrenmenin önemi de tartışılıldı. “Yapay Zeka ve Dilin Değişen Kuralları” başlığıyla konuşma yapan YEK Metot geliştiricisi ve SEYEV Vakfı kurucusu Seda Yekeler, yapay zekanın yabancı dil öğrenme ihtiyacını ortadan kaldırdığı yönündeki görüşlere karşı çıktı. Yazılım sanayicileri, teknoloji girişimcileri ve yatırımcıların bir araya geldiği zirvede Yekeler, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Teknoloji üreten bir ülkenin ihtiyacı yalnızca çeviri yapmak değildir. Yapay zeka, diller arasında çeviri yapabilir ancak küresel dünyada iletişim kurmak yalnızca kelimeleri çevirmekten ibaret değil. Dünyayla doğrudan iletişim kurabilmek, kendini ifade edebilmek, müzakere edebilmek ve güven ilişkisi kurabilmek oldukça önemli. Teknoloji, diller arasında çeviri yapabilir ancak küresel dünyada iletişim kurmak, yalnızca kelimeleri çevirmekten ibaret değil. Bu nedenle teknolojiyi kullanmanın ön koşullarından biri de yabancı dili bilmek.‘’ “Teknoloji Üretiyorsanız, Dünyayla Konuşabilmeniz Gerekiyor” Teknoloji şirketlerinin geliştirdikleri ürün ve hizmetleri uluslararası pazarlara taşıyabilmeleri için dil becerisinin stratejik bir unsur haline geldiğini belirten Yekeler, “Türkiye’nin teknoloji alanındaki küresel rekabet gücünün dil kapasitesinden bağımsız değerlendirilemez. Türkiye monolingual (tek dilli) bir ülke olmaktan kurtulmadıkça yazılımcılarımız dünya standartlarında ürünler geliştirse de bu ürünleri uluslararası pazarlarda anlatma, savunma ve büyütme konusunda zorlanmaya devam edeceğiz. Teknoloji üretebiliriz ancak ürettiğimiz teknolojinin küresel değerini belirleyen ülkeler arasında yer almak için dünyayla aynı dili konuşabilmemiz gerekiyor” diye konuştu. “Yapay Zeka Sizin Yerinize Konuşabilir, Peki Sizin Yerinize Düşünebilir Mi?” Yapay zeka destekli çeviri sistemlerinin hızla gelişmesine rağmen dil ediniminin insan zihnindeki işlevinin çeviriden çok daha geniş olduğunu belirten Yekeler, “Yapay zeka size dünyanın bütün dillerinde cümle kurdurabilir. Ancak o cümleyi hangi cesaretle, hangi sezgiyle ve hangi insani derinlikle kuracağınızı sizin yerinize belirleyemez. Bir dili bilmek; farklı kültürleri anlamak, farklı bakış açıları geliştirmek ve insanlarla doğrudan bağ kurabilmektir”dedi. “Bir Şirketin Görünmeyen Değeri, Çalışanlarının Dil Kapasitesidir” Seda Yekeler, Language Valuation – Dil Kapasitesinin Ekonomik Değeri kavramının teknoloji şirketleri tarafından yeterince dikkate alınmadığına dikkat çekti: ’’Bir teknoloji şirketinin değerinin yalnızca geliştirdiği yazılım, sahip olduğu patentler, sermayesi veya insan kaynağıyla ölçülmemeli. Çalışanların uluslararası pazarlarda iletişim kurabilme ve iş geliştirebilme kapasitesi de şirketlerin küresel rekabet gücünün önemli bir parçası. olduğunu ifade etti. Bir şirket milyonlarca dolarlık teknoloji geliştirebilir. Ancak o teknolojiyi dünyaya anlatacak insan kaynağını geliştirmiyorsa yatırımının bir bölümünü küresel fırsatlara dönüştüremeyebilir. Çalışanların uluslararası pazarlarda iletişim kurabilmesi ve iş geliştirebilmesi, şirketlerin görünmeyen ama önemli değerlerinden biridir.” “Türkiye’nin Yeni Bir Dil Kursuna Değil, Dil Reformuna İhtiyacı Var” Konuşmasını Türkiye’nin eğitim geleceğine taşıyan Yekeler, kurucusu olduğu Seda Yekeler Eğitim Vakfı (SEYEV) aracılığıyla yürütülen yabancı dil farkındalığı ve dil edinimi çalışmalarına da değindi. Türkiye’de yabancı dilin uzun yıllardır ağırlıklı olarak sınav, gramer ve sertifika üzerinden ele alındığını belirten Yekeler, gerçek yaşamda iletişim kurma becerisinin daha fazla öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Yekeler, nörobilim ve dil edinimi alanındaki çalışmalardan yararlanarak geliştirdiği YEK Metot ile yabancı dil eğitiminde bireyin öğrenme süreçlerini merkeze alan bir yaklaşım sunduklarını ifade ederek, “Türkiye’nin yeni bir dil kursuna değil, dil reformuna ihtiyacı var. Yabancı dili yalnızca sınavlarda başarılı olmak için değil; dünyayla iletişim kurmak, bilgiye erişmek, teknoloji üretmek ve ürettiğimiz değeri küresel ölçekte anlatabilmek için öğrenmeliyiz” diye konuştu. SEYEV Vakfı’nın hedefinin yalnızca bireylere yabancı dil kazandırmak olmadığını belirten Yekeler, yabancı dil edinimini toplumsal bir kalkınma meselesi haline getirmeyi amaçladıklarını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası İle Gençler “Insure Talks”ta Buluştu Haber

İş Dünyası İle Gençler “Insure Talks”ta Buluştu

Zirve kapsamında gerçekleştirilen “Insure Talks” oturumuna katılan İMC Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Erol, girişİilik ve iş dünyasına ilişkin değerlendirmelerini öğrencilerle paylaştı. Girişimcilik yolculuğunda fikir kadar doğru zamanda harekete geçmenin, değişen koşulları okuyabilmenin ve sürdürülebilir bir yapı kurmanın önemine değinen Erol, kendi iş hayatından edindiği deneyimler üzerinden gençlere tavsiyelerde bulundu… “GENÇLERİN İŞ DÜNYASIYLA DAHA FAZLA TEMAS ETMESİ GEREKİYOR” Üniversitelerde gerçekleştirilen bu tür buluşmaların önemine dikkat çeken İMC Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Erol, “Girişimcilikte en önemli konulardan biri insanın kendi fikrine inanması ve harekete geçme cesareti göstermesi. Bir fikir ortaya koyduğunuzda çevrenizden ‘olmaz’, ‘yapamazsın’ ya da ‘çok zor’ diyenler mutlaka olacaktır. Başkalarının olumsuz düşüncelerinin sizi yolunuzdan çevirmesine izin vermemek gerekiyor. Karar vermek, ilk adımı atmak, üretmek ve karşılaşılan zorluklara rağmen pes etmemek bu yolculuğun en önemli parçaları. Başarı çoğu zaman her şeyin hazır olmasını beklemekten değil, inandığınız şey için harekete geçmekten geliyor. Gençlerin fikir üretmekten, denemekten ve gerektiğinde yeniden başlamaktan çekinmemeleri gerektiğine inanıyorum” dedi. Insure Talks gibi etkinliklerin gençlerin iş dünyasıyla doğrudan temas kurması açısından önemli olduğunu belirten Erol, farklı deneyimleri dinlemenin gençlere yeni bakış açıları kazandırdığını ifade etti. Erol, “Gençlere en önemli tavsiyem; kendilerine inanmaları, karar almaktan korkmamaları ve başkalarının çizdiği sınırlar içerisinde kalmamaları. Bir hedefiniz varsa onun için adım atmanız gerekiyor. Çünkü hiçbir başarı, yola çıkmadan başlamıyor” ifadelerini kullandı. İMC Holding’in iletişim çalışmalarını yürüten North PR Media, holdingin medya ilişkilerinin yanı sıra etkinlik, zirve ve iş dünyası buluşmalarına yönelik iletişim süreçlerini de sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Türkiye’nin Gençleri” Araştırmasının Sonuçları İlk Kez Açıklandı Haber

“Türkiye’nin Gençleri” Araştırmasının Sonuçları İlk Kez Açıklandı

anbean tarafından düzenlenen ve 95 şirketten yaklaşık 120 profesyoneli bir araya getiren etkinlikte, FutureBright Group tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının sonuçları ilk kez açıklandı. Gün boyunca gençlerin değişen beklentileri, geleceğin çalışma hayatı ve gençlerle iletişim farklı perspektiflerden ele alındı. Garanti BBVA, gençlerin dünyasındaki değişimi daha yakından anlamak ve gençlik alanında çalışan profesyonelleri ortak bir zeminde buluşturmak amacıyla hayata geçen “Youniverse: Gençlerin Evrenine Yolculuk” etkinliğinin ikincisine de ev sahipliği yaptı. Etkinlikte FutureBright Group ve anbean tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının sonuçları ilk kez Youniverse katılımcılarıyla paylaşıldı. Farklı sektörlerden profesyonellerin katıldığı etkinlikte, gençlerin değerleri, beklentileri ve geleceğe bakışları üzerinden iş dünyasının dönüşümü konuşuldu. Türkiye’de yaşayan 17–26 yaş aralığındaki 1.007 gençle gerçekleştirilen araştırma; 403 öğrenci, 403 çalışan ve 201 ev genciyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Araştırma gençlerin yapay zekâyla kurduğu ilişki, çalışma hayatından beklentileri, gelecek planları ve sosyalleşme tercihleri hakkında dikkat çeken bulgular ortaya koyuyor. Gençlerin yüzde 65’i kendini kötü hissettiğinde en az bir kez bir yakını yerine yapay zekâyla konuştuğunu söylüyor Araştırmaya göre gençler için yapay zekânın “yeni” olma hali giderek geride kalırken, “gerekli” olma hali öne çıkıyor. Gençlerin yüzde 43’ü yapay zekâyı hayatının bir parçası olarak gördüğünü ve hemen her gün kullandığını belirtiyor. Yüzde 53’ü ise geliştirdiği fikirleri yapay zekâya danışıyor. Yapay zekânın kullanım alanı, bilgiye erişim ve fikir geliştirmeyle sınırlı kalmıyor. Gençlerin yüzde 65’i kendini kötü hissettiğinde en az bir kez bir yakını yerine yapay zekâyla konuştuğunu söylüyor. Diğer yandan gençler, yapay zekânın düşünme ve yaratıcılık üzerindeki etkilerine ilişkin endişeler de taşıyor. Gençlerin yüzde 26’sı yapay zekâ yaygınlaştıkça insanların daha az düşünerek hareket etmeye başlayacağını, yüzde 24’ü ise hazır cevaplara alışılmasıyla sorgulamanın azalacağını düşünüyor. Gençlerin çalışma hayatına ilişkin beklentilerinde de değişim görülüyor. Gençlerin geleceğe ilişkin umutları güçlü kalmaya devam ediyor. Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 80’i geleceğe dair planlarını ve hayallerini gerçekleştirebileceğine inanıyor. Çalışma hayatına ilişkin beklentilerde de değişim görülüyor. Geçen yıla kıyasla gençlerin iyi anlaşabilecekleri insanlarla çalışma ve iş güvencesi arayışı yükselirken, iyi gelir ve uzaktan çalışma gibi rasyonel faydalara ilişkin beklentiler geriliyor. İstediği firmada işe başlayabileceğini düşünenlerin oranı ise yüzde 73. Sosyalleşme ve kültür-sanat deneyimlerinde erişimin ötesinde ihtiyaçlar var Araştırma, gençlerin tek bir gençlik trendiyle tanımlanamayacağına ilişkin görüşü de öne çıkarıyor. Gençler, gençlik deneyimlerinin farklılaşabileceğini düşünüyor. Araştırma bulguları, gençlerin sosyalleşme tercihlerine ve kültür-sanat deneyimlerine ilişkin içgörüler de sunuyor. Gençlerin yüzde 41’i yüz yüze sosyalleşmeyi tercih ederken, yüzde 31’i çevrim içi ve yüz yüze sosyalleşmeyi dengeli biçimde sürdürüyor. Kültür-sanat alanında gençlerin deneyimlere katılımını yalnızca bilet fiyatları belirlemiyor. Ulaşım, zaman, planlama ve arkadaşlarla organizasyon yapma gibi unsurlar da katılımı etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Youniverse’te gençler, profesyoneller ve uzmanlar bir araya geldi Salt Galata’da gerçekleşen Youniverse: Gençlerin Evrenine Yolculuk etkinliği, 95 şirketten yaklaşık 120 profesyoneli bir araya getirdi. Gün boyunca gençlerin değişen beklentileri, geleceğin çalışma hayatı ve gençlerle iletişim farklı perspektiflerden ele alındı. Program kapsamında Garanti BBVA Yetenek ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, Evrim Kuran moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Gençlerin Evreninden Geleceğe Bakmak” başlıklı oturumda gençlerin değişen dünyasının kurumlara ve çalışma hayatına yansımalarını değerlendirdi. HBR Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan’ın moderatörlüğündeki genç panelinde ise gençlerin çalışma hayatına ve geleceğe bakışı konuşuldu. FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula, “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının bulgularını değerlendirdi. “Gençleri dinlemek, geleceğin nasıl şekilleneceğine dair bize çok şey söylüyor” Garanti BBVA Yetenek ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, gençlerin dünyasındaki hızlı değişimin geleceği anlamak açısından önemli ipuçları sunduğunu belirterek, “Gençlerin beklentileri, hayata ve çalışma hayatına bakışları hızla dönüşüyor. Gençlerin fikirleri, merakı ve farklı bakış açıları da geleceğin nasıl şekilleneceğine dair hepimize çok değerli ipuçları sunuyor. FutureBright Group tarafından hazırlanan ‘Türkiye’nin Gençleri’ araştırmasının ortaya koyduğu bulguların, gençlerin dünyasını, önceliklerini ve geleceğe dair beklentilerini daha yakından anlamak açısından değerli bir kaynak olduğuna inanıyorum. Garanti BBVA olarak gençleri dinleyen, gençlerle birlikte üreten ve geleceği birlikte şekillendiren bir kurum olmayı önemsiyoruz. anbean tarafından düzenlenen ve gençlerin dünyasına dair çarpıcı başlıkların ele alındığı Youniverse buluşmasının ana partneri olmaktan da bu nedenle büyük mutluluk duyuyoruz. Farklı sektörlerden profesyonellerin gençlerin dünyasını birlikte anlamaya çalıştığı bu buluşmanın, hepimize yeni sorular, yeni bakış açıları ve değerli içgörüler kazandırdığına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde de gençlerle bir araya gelmeye, onları dinlemeye ve onlarla birlikte düşünmeye devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İletişim Mezunlarının Çalışma Alanları Genişliyor! Haber

İletişim Mezunlarının Çalışma Alanları Genişliyor!

Gelecekte iletişim mezunlarının yalnızca içerik üreten değil; yapay zekâyı yöneten, veriyi hikâyeye dönüştüren, dezenformasyonu tespit eden ve dijital güveni yöneten profesyoneller olarak öne çıkacağını belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yöneten, yapay zekâyı anlamlandıran ve dijital güven inşa eden profesyoneller olacak. Meslekler değişiyor ama iyi iletişim kurabilme becerisi her zamankinden daha değerli hâle geliyor.” dedi. Yapay zekâ içerik stratejistliği, dijital itibar yöneticiliği, dezenformasyon analistliği, veri hikâyeleştiriciliği ve insan-yapay zekâ etkileşimi tasarımcılığı gibi yeni çalışma alanlarına dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, “Öğrencilerimizi teknolojiden korkan değil, teknolojiyi yöneten ve ona entelektüel derinlik katan profesyoneller olarak yetiştiriyoruz.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, yapay zekâ çağında iletişim sektörünün değişen istihdam yapısını, geleceğin iletişim mesleklerini ve öğrencilerin yeni çalışma hayatına hangi yetkinliklerle hazırlanması gerektiğini değerlendirdi. İletişim mezunlarının çalışma alanları genişliyor Teknolojik gelişmelerin iletişime duyulan ihtiyacı azaltmak yerine artırdığına işaret eden Prof. Dr. Gül Esra Atalay, dijitalleşmeyle birlikte iletişim profesyonellerinin rolünün de değiştiğini söyledi. “Bugün tam anlamıyla bir iletişim çağında yaşıyoruz.” Diyen Prof. Dr. Atalay, “İletişim elbette her zaman önemliydi ancak bugün akıllı telefonlar, sosyal ağlar ve dijital platformlar sayesinde herkesin her an ulaşılabilir olduğu hiper bağlantılı bir dünyadayız. Teknoloji iletişim kurmayı kolaylaştırırken anlam yaratmayı, güven oluşturmayı ve ortak bir zeminde buluşmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle iletişim becerileri konusunda eğitimli olmak profesyonel yaşamda giderek daha büyük bir fark yaratıyor.” dedi. İletişimcinin işi içerik üretmekten ibaret olmayacak Yapay zekânın özellikle rutin içerik üretim süreçlerini hızla otomatikleştirdiğini ifade eden Atalay, bunun iletişim mesleklerinin ortadan kalkacağı anlamına gelmediğini, aksine iletişimcinin rolünün daha stratejik bir noktaya taşınacağını vurguladı. Prof. Dr. Atalay, “Eskiden iyi bir reklam fikri bulmak, o fikri görsele dökmek ve metnini yazmak günler, hatta haftalar alabiliyordu. Bugün yapay zekâ araçlarına doğru komutlar verdiğinizde saniyeler içinde çok sayıda alternatif elde edebiliyorsunuz. Ancak o alternatiflerden hangisinin insanın kalbine dokunacağını, hangisinin toplumsal bir karşılığı olduğunu veya hangisinin insanı gerçekten güldüreceğini algoritmalar tek başına belirleyemiyor. Yapay zekâ insan davranışını analiz edebilir ama insan gibi hissedemez.” diye konuştu. Bu nedenle gelecekte iletişim mezunlarının değerini yalnızca “üretme” becerisinin değil; seçme, doğrulama, anlamlandırma, yorumlama ve strateji geliştirme yetkinliklerinin belirleyeceğini kaydeden Prof. Dr. Atalay, insan yaratıcılığı ile yapay zekâ yeteneklerini birlikte kullanabilen profesyonellerin iş dünyasında avantaj sağlayacağını dile getirdi. Gazeteci yazandan çok doğrulayan ve anlamlandıran kişi olacak Gazeteciliğin yapay zekâdan en fazla etkilenen alanlardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. Atalay, rutin haberlerin otomatik olarak üretilebildiği bir dönemde gazetecinin mesleki değerinin araştırmacılık, doğrulama ve yorumlama kapasitesinde yoğunlaşacağını söyledi. Prof. Dr. Atalay, “Haber yazan gazeteciden doğrulayan ve anlamlandıran gazeteciye doğru bir dönüşüm gerçekleşiyor. Rutin ajans haberlerini artık yapay zekâ yazabiliyor. Gazetecinin yeni rolü dezenformasyonu filtrelemek, derinlemesine araştırma yapmak, veri gazeteciliği yapmak ve ham verinin arkasındaki insan hikâyesini yakalamak olacak.” ifadelerini kullandı. Reklamcının yeni işi yapay zekâyı yaratıcı stratejiyle yönetmek Reklamcılıkta da benzer bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Atalay, yapay zekânın saniyeler içinde çok sayıda reklam metni, görseli ve kampanya alternatifi üretebildiğine dikkat çekti. “Reklamcının işi artık yalnızca sıfırdan üretmek olmayacak.” diyen Atalay, “Yapay zekânın oluşturduğu alternatifler arasından markanın ruhuna, hedef kitlenin psikolojisine ve toplumsal bağlama en uygun olanı seçmek; doğru promptları oluşturmak ve yaratıcı stratejiyi kurmak daha önemli hâle gelecek.” dedi. Halkla ilişkilerde yeni istihdam alanı; dijital güven Deepfake, dezenformasyon ve yapay zekâ destekli manipülasyonların yaygınlaşmasının halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim alanında da yeni uzmanlıklara ihtiyaç doğurduğunu kaydeden Prof. Dr. Atalay, geleceğin en önemli iletişim alanlarından birinin dijital güven ve itibar yönetimi olacağını söyledi. Atalay, “Bülten dağıtımı ve medya takibi gibi geleneksel görevler giderek otomatikleşirken, bilişsel kriz yönetimi ve güven mimarlığı daha fazla önem kazanıyor. Deepfake ve manipülasyonun bu kadar kolaylaştığı bir çağda PR profesyonelleri yapay zekâ hızında yayılan itibar krizlerini yönetmek ve toplumla kurumlar arasında sahici bağlar kurmak zorunda.” şeklinde konuştu. Deepfake çağının iletişimcisi doğrulama uzmanı da olacak Geleceğin iletişim profesyonellerinin veri ve algoritma okuryazarlığına sahip olması gerektiğini vurgulayan Atalay, deepfake ve dezenformasyonla mücadele becerilerinin istihdam açısından giderek daha önemli hâle geleceğini belirtti. İletişim öğrencileri yapay zekâyla birlikte çalışmayı öğreniyor Bu dönüşüm nedeniyle iletişim eğitiminin de yeniden tasarlanması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinde yapay zekâyı iletişim eğitiminin farklı alanlarına entegre ettiklerini söyledi. “Öğrencilerimize her şeyden önce ‘Yapay zekâ iletişimcinin rakibi değil, onun akıllı asistanıdır.’ diyoruz.” ifadesini kullanan Atalay, şöyle devam etti: “İyi bir iletişimci olmak artık yalnızca güçlü yazma becerisine veya iyi bir görsel bakış açısına sahip olmakla sınırlı değil. Bunlara bilişsel esneklik ve yapay zekâyla doğru iletişim kurabilme becerisi de eklendi. Öğrenci yalnızca teoriyi öğrenmiyor; uygulamalı derslerde bir yapay zekâ modeline nasıl doğru komut vereceğini, çıkan sonucu nasıl değerlendireceğini ve filtreleyeceğini deneyimliyor. Yapay zekânın ürettiği bilginin doğruluğunu teyit etmek, bilişsel önyargıları fark etmek ve algoritmik manipülasyonları deşifre etmek eğitimimizin merkezinde. Sahicilik ve etik ise ana omurgamızı oluşturuyor.” Her bölümde yapay zekâ odaklı zorunlu dersler bulunuyor Fakültenin farklı bölümlerinde öğrencilerin kendi meslek alanlarıyla yapay zekâyı buluşturan zorunlu dersler aldığını belirten Prof. Dr. Atalay, “Çizgi Film ve Animasyon bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Konsept Geliştirme, Görsel İletişim Tasarımı bölümümüzde Görsel İletişim Tasarımında Üretken Yapay Zekâ, Gazetecilik bölümümüzde Gazetecilikte Yapay Zekâ, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümümüzde Halkla İlişkiler ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Radyo Televizyon ve Sinema bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Film Yapım ve Yönetimi, Reklamcılık bölümümüzde Dijital Reklamcılık ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Yeni Medya ve İletişim bölümümüzde ise Yapay Zekâ derslerimiz zorunlu. Ayrıca seçmeli ders havuzumuzda da yapay zekâ temelli dersler bulunuyor.” dedi. 2-4 yıl sonra iletişim mezunlarını nasıl bir istihdam tablosu bekliyor? İletişim alanında önümüzdeki birkaç yıl içinde özellikle dijital içerik, veri, yapay zekâ, doğrulama, itibar ve kriz yönetiminin kesiştiği işlerin daha görünür hâle geleceğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, mezunların medya kuruluşlarından reklam ajanslarına, kurumsal iletişim departmanlarından dijital platformlara, yapım şirketlerinden sosyal medya ve içerik ajanslarına kadar geniş bir alanda çalışabileceğine dikkat çekti. İletişim mezunlarının klasik mesleklerin yanı sıra teknolojiyle birlikte doğan yeni uzmanlık alanlarına da yönelebileceğini kaydeden Atalay, “Önümüzdeki 10-15 yılda en hızlı büyümesi beklenen alanların önemli bir kısmı teknik bilgi ile iletişim becerisini birlikte gerektirecek.” dedi. Yeni meslekler iletişim mezunlarını bekliyor Yapay zekânın iletişim fakültesi mezunlarının önüne yepyeni kariyer seçenekleri çıkaracağını dile getiren Atalay, geleceğin çalışma alanlarını şöyle sıraladı: “Yapay zekâ içerik stratejistliği, dijital itibar yöneticiliği, dezenformasyon analistliği, veri hikâyeleştiriciliği, insan-yapay zekâ etkileşimi tasarımcılığı, dijital doğrulama uzmanlığı, yapay zekâ destekli yaratıcı strateji, algoritmik içerik yönetimi ve dijital kriz iletişimi.” “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yönetecek” İletişim alanını tercih edecek gençlerin yapay zekâ nedeniyle mesleklerin ortadan kalkacağı düşüncesiyle hareket etmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, sözlerini şöyle tamamladı: “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yöneten, yapay zekâyı anlamlandıran ve dijital güven inşa eden profesyoneller olacak. Meslekler değişiyor ama iyi iletişim kurabilme becerisi her zamankinden daha değerli hâle geliyor. Yapay zekâyı doğru ve dozunda kullanabilen, eleştirel düşünebilen, insan psikolojisini anlayan, etik sınırları gözeten ve özgün fikir üretebilen iletişimciler iş dünyasında öne çıkacak. Aklını ve yaratıcılığını tamamen yapay zekâya devredenler değil, yapay zekâyı kendi yaratıcılığını güçlendiren bir araç olarak kullananlar geleceğin iletişim dünyasında yerlerini alacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Baba Figürü Güven Duygusunu Güçlendiriyor Haber

Baba Figürü Güven Duygusunu Güçlendiriyor

Baba figürünün çocuğun güven duygusu, sosyal gelişimi ve özgüven oluşumunda önemli bir rolü olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, “Çocuk, babasıyla kurduğu ilişki üzerinden dış dünyaya dair birçok mesaj öğrenir. Bu ilişki, onun hem kendisine hem de çevresine yönelik algısının şekillenmesine katkı sağlar” şeklinde konuştu. Baba ile kurulan güvenli ilişkinin çocuk üzerinde birçok olumlu etkisi bulunduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, “Güvenli bağlanan çocuklar kendilerini daha değerli hisseder, sosyal ilişkilerde daha rahat olur, stresle daha sağlıklı baş eder ve daha yüksek öz güven geliştirebilir. Küçüklük döneminde babadan yeterli ilgi veya destek görememek ise ileriki yaşlarda özgüven sorunları, değersizlik hissi, terk edilme korkusu, ilişkilerde güven problemleri ve duygusal yakınlık kurmakta zorlanma gibi duygusal sorunlara yol açabilir” dedi. Sürekli eleştiri yetersizlik hissine neden olabilir Babaların çocuklarıyla kurduğu iletişimin destekleyici, kabul edici ve güven verici olması gerektiğinden bahseden Unutmaz, “Sürekli eleştirilen çocuklar yetersizlik hissi geliştirebilirken, destekleyici ve kabul edici bir iletişim çocuğun kendine güvenini artırır. Çocuklar için önemli olanın mükemmel ebeveynler değil, güvenilir ve duygusal olarak ulaşılabilir ebeveynler olduğu unutulmamalı” dedi. Boşanma sürecinde çocuk çatışmanın dışında tutulmalı Boşanma veya ayrı yaşama durumlarında baba-çocuk bağının korunabilmesi için iletişimin düzenli biçimde sürdürülmesi, çocuğun ebeveynler arasındaki çatışmalara dahil edilmemesi ve verilen sözlerin tutulmasının çok kıymetli olduğunun altını çizen Unutmaz, “Çocuğun duygularını dinlemek ve önemsemek, kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olur. Bununla birlikte babaların çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesi, onları gerçekten dinlemesi, duygularını küçümsememesi, tutarlı davranması ve yalnızca başarılarını değil gösterdikleri çabayı da takdir etmesi, aralarındaki bağın güçlenmesine katkı sağlar” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yerel Şirketlere Güven Artıyor, Küresel Markalar Geride Kalıyor Haber

Yerel Şirketlere Güven Artıyor, Küresel Markalar Geride Kalıyor

Araştırma, küresel ölçekte güven dinamiklerinin “içe kapanma” eğilimiyle yeniden şekillendiğini ve artan ekonomik, politik ve sosyal belirsizliklerin tüketicileri daha tanıdık, daha yakın ve daha öngörülebilir gördükleri yapılara yönlendirdiğini ortaya koyuyor. Türkiye araştırmalarında da yerli markalara yönelik güvenin belirgin biçimde öne çıktığı dikkat çekiyor. Türkiye İtibar Akademisi’nin 2026 Türkiye İtibar Endeksi sonuçlarına göre, “En İtibarlı Markalar” listesindeki ilk 10 markanın 9’unun yerli olması, tüketici tercihinde yakınlık ve bağ kurabilme kapasitesinin belirleyici hale geldiğine işaret ediyor. Beyaz yakanın, şirketlere yönelik algısı yeniden şekilleniyor Veriler, güvenin marka bilinirliğinden çok, markanın iletişim ve değerleri üzerinden şekillendiğini ortaya koyuyor. Edelman verilerine göre küresel ölçekte bireylerin önemli bir kısmı farklı olan yapılara karşı daha temkinli yaklaşırken, güven giderek daha yerel ve daha “tanıdık” çevrelere kayıyor. Bu eğilim, şirketler açısından önemli bir kırılmaya işaret ediyor. Küresel ölçekli markalar için standartlaşmış iletişim ve tek tip marka dili artık yeterli olmuyor. Yerel bağ kuramayan, bulunduğu pazarda somut bir değer yaratamayan markalar güven üretmekte zorlanıyor. Türkiye verisi bu dönüşümü daha da netleştiriyor. Türkiye İtibar Endeksi sonuçları, farklı sektörlerde itibar sahibi markalar arasında yerli markaların öne çıktığını gösterirken, güvenin giderek daha tanıdık, daha yakın ve daha ilişki temelli bir zeminde kurulduğuna işaret ediyor. Bu eğilim, çalışan tarafında da benzer bir beklenti yaratıyor. Beyaz yaka çalışanlar, yalnızca güçlü markalara değil, yerel dinamiklere uyum sağlayabilen ve çalışan deneyimini bu çerçevede kurgulayan organizasyonlara yöneliyor. Küreselden yerele, çalışma hayatında dönüşüm İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, güvenin küreselden yerele kaydığı bu dönüşümün yalnızca marka algısıyla sınırlı kalmadığını, çalışma hayatının dinamiklerini de yeniden şekillendirdiğini vurguluyor. Çalışanlar, kendilerini daha yakın hissettikleri, bulunduğu pazarı ve kültürel dengeleri anlayan organizasyonlara yöneliyor. Kurumdan beklenen değer önerisi, yalnızca sunduğu fırsatlarla değil, çalışanla kurduğu bağın ne kadar gerçek ve bağlama uygun olduğu ile değerlendiriliyor. Bu nedenle kurumlar, insan yönetiminde yerel gerçekliği merkeze alan modellere yöneliyor. Bu noktada hem yönetim hem de insan kaynakları ekipleri için öncelik, küresel politikaları yerel dinamiklerle uyumlu hale getirmek ve çalışan deneyimini daha kişisel, daha temas eden bir yapıya dönüştürmek oluyor. Bu yaklaşımı kurum kültürüne ve karar alma süreçlerine entegre edebilen organizasyonlar, değişen beklentilere daha hızlı uyum sağlayarak hem yetenek çekimi hem de çalışan bağlılığı açısından daha güçlü bir avantaj elde ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Elçileri Gaziantep’te Buluşuyor Haber

İklim Elçileri Gaziantep’te Buluşuyor

Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan COP31 sürecine gençlerin de dahil edilmesi amacıyla bir araya gelecek olan iklim elçileri, iki günlük eğitim kampına giriyor. Gençlerin iklim değişikliği politikaları, uluslararası müzakere süreçleri ve uygulama mekanizmalarına ilişkin bilgi ve becerilerini geliştirmeyi amaçlayan eğitim kampı kapsamında, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve COP süreçleri ile Türkiye’nin COP31 vizyonu ve ev sahibi ülke rolü hakkında kapsamlı bilgiler sunulacak. Bunun yanı sıra döngüsel ekonomi ve çevre teknolojileri alanındaki güncel gelişmelerin aktarılacağı kampta, iklim okuryazarlığı, gençlik liderliği ve etkili iletişim gibi başlıklarda da uygulamalı eğitimler verilecek. İki Günlük Yoğun Program Gaziantep’te gerçekleştirilecek kamp, iki gün boyunca konuşmalar, paneller, teknik oturumlar ve uygulamalı çalıştaylardan oluşacak. Programda ayrıca ulusal ve uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler ve özel sektör paydaşları da yer alacak. Kampın ana destekçisi olan SANKO Holding, sürdürülebilirlik alanındaki saha deneyimini gençlerle buluşturarak, RE&UP Geri Dönüşüm Teknolojileri gibi iyi uygulama örnekleri üzerinden ilham vermeyi ve Türkiye’nin iklim dönüşümüne katkı sağlayacak nitelikli insan kaynağının güçlenmesini sağlamayı amaçlıyor. Programda ayrıca ulusal ve uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler ve özel sektör paydaşları da yer alacak. Hedef: Güçlü ve Etkin Gençlik Program ile gençlerin iklim politikalarına ilişkin teknik bilgi düzeylerinin artırılması, COP31 sürecinde aktif ve görünür rol almalarının sağlanması, tematik ekipler halinde etkin çalışma becerilerinin geliştirilmesi ve ulusal ile uluslararası süreçlere katkı sunabilecek kapasiteye ulaşmaları hedefleniyor. Geleceğin İklim Liderleri Yetişiyor İklim Elçileri Eğitim Kampı, gençlerin iklim değişikliği ile mücadelede yalnızca farkındalık sahibi bireyler değil, aynı zamanda çözümün aktif bir parçası olmalarını desteklemektedir. Program, Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecinde gençlerin rolünü güçlendirmeyi ve iklim diplomasisinde etkin bir gençlik temsiliyeti oluşturmayı hedeflemektedir. İklim Elçileri kimdir? İklim Elçileri üniversiteler tarafından her yıl seçilerek İklim Değişikliği Başkanlığına bildirilen temsilci gençlerden oluşuyor. İklim Elçileri Hareketi, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma hedefleri doğrultusunda gençlerin iklim politikalarına aktif katılımını artırmayı amaçlayan, 2021 yılında başlatılan bir program. Programla gençlerin karar alma süreçlerine dahil edilmesini ve toplumsal farkındalığın güçlendirilmesini hedeflemektedir., Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bien’den Geleneksel İftar Programı Kapsamında Güçlü Buluşma Haber

Bien’den Geleneksel İftar Programı Kapsamında Güçlü Buluşma

Bien, güçlü bayi ağıyla kurduğu iş birliklerini daha da ileriye taşımak amacıyla düzenlediği organizasyonlar kapsamında, Türkiye genelinde yaklaşık 500 iş ortağını aynı sofrada bir araya getirdi. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu yansıtan bu buluşmalar, Bien’in paydaşlarıyla kurduğu sürdürülebilir ve güven temelli ilişkilerin güçlü bir göstergesi oldu. Kuşadası, Ankara, İstanbul, Diyarbakır ve Mersin’de düzenlenen iftar organizasyonları; farklı bölgelerden bayilerin katılımıyla samimi ve güçlü bir iletişim ortamı sunarken, Bien’in yaygın bayi ağıyla kurduğu yakın temas ve sürekli etkileşim yaklaşımını da pekiştirdi. Yoğun katılımla gerçekleşen organizasyonlara Bien yönetim ekibinin yanı sıra davetli sektör temsilcileri de katıldı. Ercan Şirketler Topluluğu Kurucusu Nurullah Ercan, Bien Yönetim Kurulu Başkanı Efe Ercan, Qua Home Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Pınar Ercan, Bien Genel Müdürü Şerafettin Aşık ve Bien Genel Müdür Yardımcısı Mutlu Erturan buluşmalarda yer aldı. Bien, geleneksel hale gelen iftar organizasyonları aracılığıyla yalnızca ticari ilişkilerini güçlendirmekle kalmayıp; iş ortaklarıyla kurduğu güçlü iletişimi ve güvene dayalı iş birliklerini daha da ileriye taşıyarak sürdürülebilir büyüme vizyonunu kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.