Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ilk Yardım

Kapsül Haber Ajansı - Ilk Yardım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ilk Yardım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi Haber

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi

Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar ve velilere; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım konularında eğitim verildi. Psikologdan diyetisyene, diş hekiminden fizyoterapiste farklı sağlık profesyonellerinin yer aldığı etkinlikle, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve öğrendiklerini çevreleriyle paylaşarak birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. MERSİN / ( FOTOĞRAFLI - GÖRÜNTÜLÜ) Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin paydaşlığında, Halk Sağlığı haftası kapsamında Toroslar Çocuk Kampüsü ve Halkkent Çocuk Atölyesi’nde ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temalı farkındalık ve eğitim etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmeleri amaçlandı. Çocuklar ve velilerin katıldığı programda; psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, diş hekimi ve ebe gibi sağlık profesyonellerinin yanı sıra, Kızılay ve UMKE ekipleri de yer aldı. Oyun ve uygulamalarla desteklenen eğitimlerde; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım gibi konularda bilgilendirmeler yapıldı. Etkinlikle çocukların yalnızca sağlık hizmetlerinden yararlanan bireyler değil; aynı zamanda kendi sağlığını koruyabilen, sağlık konusunda doğru kararlar verebilen ve öğrendiklerini hem ailesi hem de çevresiyle paylaşabilen birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. Öztürk: “Bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyidir” Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Aile ve Çocuk Şube Müdürü Özay Öztürk, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Halk Sağlığı haftası kapsamında, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temasıyla çeşitli eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütüldüğünü anlatarak, “Çeşitli stantların bulunduğu etkinlik kapsamındaki oyun ve uygulamalarla desteklenen çalışmalarda psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, ebe, Kızılay ve UMKE ekipleri yer aldı. Böylece bedensel sağlık, ruh sağlığı, gelişim, beslenme, ağız ve diş sağlığı, hareketli yaşam, afet bilinci ve ilk yardım gibi konular farklı boyutlarıyla ele alındı” ifadelerini kullandı. Hem çocuklar hem de aileleri için önemli ve faydalı bir etkinlik gerçekleştiğini dile getiren Öztürk, “Katılım sağlayan tüm uzman ekibe teşekkür ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyi ve geleceğin sağlıklı toplumudur” dedi. Veliler, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun 2 çocuğunun da Toroslar Çocuk Kampüsü’nden yararlandığını belirten İnci Cin, çocuklarının sosyal hayata daha aktif katılabilmeleri için Büyükşehir’in Çocuk Kampüsleri’ni tercih ettiğini söyledi. Hem kendisinin hem de çocuklarının Toroslar Çocuk Kampüsü’nün etkinliklerinden çok memnun olduğunu kaydeden Cin, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ aktivitesini de çok faydalı bulduğunu ifade ederek, “Sağlık çalışanları değişik konularda bilgi verdiler. Çocuklar hem nasıl sağlıklı olabileceklerini öğrendiler hem de öğrendikleri bilgi sayesinde çevrelerine faydalı olabilecek konuma geldiler” diye konuştu. Program içeriğinin de oldukça verimli olduğuna dikkat çeken Cin, “Etkinlik sayesinde ne zaman uyuyup ne zaman kalkacaklarını ve nasıl beslenmeleri gerektiğini öğrendiler. Onlar için çok olumlu bir etkinlik” dedi. Toroslar Çocuk Kampüsü velilerinden Kübra Tezcan da düzenlenen etkinliği çocuklar ve veliler açısından değerli bulduğunu belirterek, “Çocuklarımıza çok katkı sağladığını düşünüyorum, gayet mutlu oldular. Diş eğitimi, psikoloji ve beslenme gibi konularda farkındalık kazandılar” dedi. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’nde düzenlenen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliğine çocuklarıyla birlikte katılan Sevda Sulhan, özellikle sağlık konusundaki bilgilendirme çalışmalarının her mahallede yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sulhan, “Bizler ne kadar bilgilenirsek, çocuklarımızı da o kadar bilgilendirebiliriz. Mahallemizde böyle etkinlikler oldukça, bizler de katılıp çocuklarımıza örnek oluruz. Hepimiz için faydalı oldu. Çok yönlü bir sağlık eğitimi verildi. Çocuklarımız ve biz anneler için de gerekli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’ne 3,5 yaşındaki kızı ile katılan Merve Ertuğrul ise etkinliğin özellikle veliler için çok yararlı olduğunu söyleyerek, “Bilmediğimiz çok şey vardı. Mesela 0-3 yaşındaki çocuklarda bazen otizm görülebiliyormuş. Kızımda olan bazı şeyleri de fark ettim. Farklı branşlardan uzmanlar vardı. Çocuğumuzda fark ettiğimiz bazı durumlarla ilgili yönlendirmelerde bulundular. Çocuklarımıza da eğitim verdiler” diye konuştu. Büyükşehir'in düzenlediği etkinliklerden çok memnun olduğunu sözlerine ekleyen Ertuğrul, “Bu tür etkinlikler olduğunda her zaman katılacağız. Çünkü biz de bilgileniyoruz çocuklarımız da bilgileniyor” dedi. Velilerden Özlem Akbaş, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun olduğunu belirterek, “Bizim için de iyi oldu. Bu tür iş birliklerini hem seviyor hem de kaçırmıyoruz. Belediyemize de bizleri düşündüğü için çok teşekkürler” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Efeler’de Gençlik ve İzcilik için Dev İş Birliği Haber

Efeler’de Gençlik ve İzcilik için Dev İş Birliği

Protokol kapsamında; izcilik faaliyetlerinden doğa eğitimlerine, afet farkındalığından sosyal sorumluluk projelerine kadar pek çok alanda ortak çalışmalar yürütülecek. GENÇLER DOĞAYLA BULUŞACAK, AFET FARKINDALIĞI ARTACAK İmzalanan protokol ile 7 yaş ve üzerindeki bireylere yönelik izcilik kampları, doğa yürüyüşleri, çevre koruma etkinlikleri ve fidan dikim organizasyonları planlanıyor. Ayrıca gençlere ilk yardım, temel sağlık bilgileri, liderlik ve karakter gelişimi gibi konularda eğitimler verilirken; olası acil durumlara karşı afet bilincini artıracak uygulamalı çalışmalar gerçekleştirilecek. İş birliği kapsamında ihtiyaç sahibi çocukların faaliyetlere katılımına da özel imkânlar tanınacak. TESİS VE ULAŞIM DESTEĞİ EFELER BELEDİYESİ TARAFINDAN SAĞLANACAK Protokol uyarınca Efeler Belediyesi, bünyesindeki tesis, eğitim ve kamp alanlarını kulübün kullanımına sunacak; imkânlar dâhilinde ulaşım, lojistik ve malzeme desteği sağlayacak. Faaliyetlerin sahada etkin ve güvenli bir şekilde yürütülmesi amacıyla iki kurum temsilcilerinden oluşan bir Ortak Koordinasyon Kurulu kurulacak. Kurul, yıllık çalışma planlarını hazırlayarak tesis ve saha kullanımlarını koordine edecek. ÇOCUK KORUMA VE GÜVENLİK ÖN PLANDA TUTULACAK Protokolde, tüm etkinliklerde çocuk hakları ve güvenliği esas alınacak. Yaz ve kış kampları başta olmak üzere tüm organizasyonlarda sağlık ve emniyet tedbirleri en üst düzeyde planlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli'de Muhtarlar Hem İletişimde Hem İlk Yardımda Güçlendi Haber

Kocaeli'de Muhtarlar Hem İletişimde Hem İlk Yardımda Güçlendi

İKİ GÜNLÜK EĞİTİM Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sadece yatırım ve hizmet üreten değil, hayata geçirdiği çalışmaların vatandaşlara doğru şekilde ulaşmasına ve vatandaşla güçlü iletişim kurulmasına da önem veren bir anlayışla çalışmalarını sürdürüyor. Şehrin her noktasında vatandaşla doğrudan temas halinde olan muhtarların bilgi ve becerilerini geliştirmeyi hedefleyen Büyükşehir, bu kapsamda Darıca Bayramoğlu Balyanoz Gençlik Kampı’nda iki günlük kapsamlı bir eğitim programı düzenledi. ACİL DURUMLARDA MUHTARLAR ARTIK DAHA BİLİNÇLİ Muhtarların mahallelerde vatandaşların taleplerini dinleyen, sorunlarını ilgili birimlere aktaran ve çözüm süreçlerinin önemli paydaşlarından biri olduğuna dikkat çeken Büyükşehir, düzenlediği programla muhtarların hem iletişim hem de acil durumlara müdahale konusundaki yetkinliklerini artırdı. Programda drama uygulamalarıyla etkili iletişim, diksiyon ve hitabet konuları ele alınırken, “2026 Hayat Kurtaran Mahalleler Projesi” kapsamında verilen ilk yardım eğitimiyle de muhtarların acil durumlarda doğru ve bilinçli müdahale konusunda daha donanımlı olması sağlandı. DRAMA İLE ETKİLİ İLETİŞİM Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen eğitim programına Kocaeli genelindeki muhtarlar katıldı. Programın önemli bölümlerinden biri, Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen “Drama Anlatımı ile Etkili İletişim Eğitimi” oldu. Drama eğitmeni Murat Kaya tarafından verilen eğitimde etkili iletişim, diksiyon ve hitabet konuları ele alındı. İLETİŞİM BECERİLERİ UYGULAMALARLA GELİŞTİRİLDİ Klasik anlatımın yanı sıra drama ve canlandırma yöntemlerinin kullanıldığı eğitimde muhtarlar da uygulamalara aktif olarak katıldı. Vatandaşlarla iletişim sırasında yaşanabilecek farklı durumlar canlandırılarak; talebi doğru anlama, kendini doğru ifade etme, beden dilini etkili kullanma ve iletişim sorunlarına doğru yaklaşma konuları uygulamalı olarak ele alındı. Drama yöntemi, muhtarların günlük görevlerinde karşılaşabilecekleri iletişim sorunlarına farklı bir bakış açısıyla yaklaşmalarına katkı sağladı. İLK YARDIMDA HEM ANLATIM HEM UYGULAMA Programın bir diğer önemli başlığı ise ilk yardım eğitimi oldu. Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü ilk yardım eğitmenleri Dilek Yılmaz ve Yasemin Güngör tarafından, “2026 Hayat Kurtaran Mahalleler Projesi” kapsamında muhtarlara ilk yardım bilgilendirme eğitimi verildi. Temel ilk yardım uygulamalarının anlatıldığı eğitimde, uygulamalı çalışmalar da gerçekleştirildi. Özellikle hava yolu tıkanıklıklarında uygulanan Heimlich manevrası, temel yaşam desteği, kalp masajı ve acil durumlarda doğru müdahale konuları üzerinde duruldu. Mahallelerde vatandaşlarla sürekli temas halinde olan muhtarların acil durumlarda doğru ve bilinçli hareket edebilmesinin önemine dikkat çekilirken, yanlış müdahalelerin ciddi sonuçlara yol açabileceği vurgulandı. “ÇOK FAYDALI BİR PROGRAM OLDU” Programda konuşan Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanı Uğur Şahin, katılımcılara Başkan Tahir Büyükakın’ın selamlarını iletti. Şahin, muhtarlarla mahallelerin sorunlarını ve hizmet süreçlerini yakından takip etmek amacıyla sürekli iletişim halinde olduklarını belirterek, muhtarların bilgi ve deneyimlerini geliştirmeye yönelik eğitim ve etkinliklerin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini ifade etti. İlk yardım eğitiminin de mahallelerde karşılaşılabilecek acil durumlara hazırlıklı olmak açısından büyük önem taşıdığını belirten muhtarlar, kendilerine yönelik kapsamlı program dolayısıyla Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜVTÜRK’ten Araç Sahiplerine Muayene Öncesi Önemli Hatırlatmalar  Haber

TÜVTÜRK’ten Araç Sahiplerine Muayene Öncesi Önemli Hatırlatmalar 

Türkiye genelinde araç muayene hizmetlerini yürüten TÜVTÜRK, periyodik muayenenin araç ve trafik güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu vurguluyor. Muayene sırasında araç ve trafik güvenliğini doğrudan etkileyen teknik unsurlar incelenerek araçlardaki eksikliklerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması sağlanıyor. Araç sahiplerinin muayene öncesinde yapabilecekleri basit kontroller de olası eksikliklerin önceden fark edilmesine yardımcı oluyor. Muayeneye gelmeden önce aracınızı gözden geçirin Lastiklerin hava basıncı ve genel durumu, aydınlatma sistemleri, cam ve aynalar ile silecekler muayene öncesinde araç sahiplerinin gözden geçirebileceği başlıca noktalar arasında yer alıyor. Fren sisteminde olağan dışı ses, titreşim veya çekme gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi, gösterge panelindeki arıza ve ikaz ışıklarının dikkate alınması gerekiyor. İlk yardım çantası, yangın söndürme tüpü ve üçgen reflektör gibi araçta bulunması gereken ekipmanların mevzuata uygun şekilde araçta bulundurulması da muayene öncesi hazırlığın önemli bir parçasını oluşturuyor. Muayenelerde aydınlatma ve fren sistemi kusurları öne çıkıyor TÜVTÜRK’ün bir yıllık muayene verilerine göre, sık karşılaşılan kusurlar arasında özellikle aydınlatma ve fren sistemlerine ilişkin eksiklikler öne çıkıyor. Arka servis freni değerlerindeki dengesizlikler ve park freninin yetersizliği gibi fren sistemi sorunlarının yanı sıra; kısa hüzmeli far ayarının bozuk olması, fren lambalarının kısmen ya da tamamen yanmaması ve geri vites lambasının işlevini yerine getirmemesi sık tespit edilen kusurlar arasında yer alıyor. Araçlarda geçerli egzoz gazı emisyon ölçümünün bulunmaması da karşılaşılan önemli eksikliklerden biri. Sonradan takılan ve standartlara uygun olmayan LED ampuller ise sürüş güvenliğini olumsuz etkileyebilecek unsurlar arasında değerlendiriliyor. TÜVTÜRK, günlük kullanım sırasında fark edilmeyen ya da küçük görülen bu tür teknik eksikliklerin sürüş güvenliğini etkileyebileceğine dikkat çekerek, araçların bakım ve kontrollerinin düzenli olarak yapılmasını tavsiye ediyor. Basit görünen eksiklikler güvenliği etkileyebilir Araç muayenelerinde lastikler, fren sistemi, aydınlatma ve görüş şartlarını etkileyen ekipmanlara ilişkin uygunsuzluklarla karşılaşılabiliyor. Günlük kullanım sırasında fark edilmeyen ya da önemsenmeyen teknik sorunlar, sürüş güvenliği açısından risk oluşturabiliyor. TÜVTÜRK, bu nedenle araçların bakım ve kontrollerinin yalnızca muayene dönemlerinde değil, düzenli olarak yapılmasını ve tespit edilen teknik sorunların ihmal edilmemesini tavsiye ediyor. Araç muayene randevuları TÜVTÜRK’ün resmi internet sitesi www.tuvturk.com.tr, 0850 222 88 88 numaralı çağrı merkezi, istasyon kioskları veya e-devlet üzerinden ücretsiz olarak alınabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kreş Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli? Haber

Kreş Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli?

Öğretmen kadrosunun sürekliliği, sınıf mevcudu, çocuk başına düşen yetişkin sayısı, uyum programı, psikolojik danışmanlık hizmeti, güvenlik, beslenme ve uyku düzeninin okul seçiminde temel kriterler arasında yer aldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, “En gösterişli imkânlardan çok, çocuğun kendini güvende ve görülür hissettiği bir ortam arayın. Bunun ipuçları genellikle küçük detaylarda gizlidir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, yeni eğitim dönemi öncesinde kreş ve anaokulu seçerken ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları değerlendirdi. Kreş seçimi yalnızca “hangi okul daha iyi?” sorusundan ibaret değil Okul öncesi eğitim döneminin yaklaşmasıyla birlikte ailelerin yoğun bir kreş ve anaokulu arayışına girdiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, “Okul öncesi eğitim dönemi yaklaşırken binlerce aile, çocukları için doğru kreş ve anaokulu bulma arayışına girdi. Bu karar da çocuğun ilerideki okul deneyimi ve duygusal gelişimini doğrudan etkilediği için daha da önemli hale gelmektedir. Fakat bu süreçte veliler sıklıkla fiziksel imkanlara ve gösterişli donanıma odaklanmakta, oysa asıl belirleyici faktör çocuğun okula uyumunu etkileyecek gelişimsel ve psikolojik faktörler olmaktadır.” dedi. Ailelerin karar verirken kurumun fiziksel özelliklerinin ötesine bakması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, “Aileler bir kurumu ziyaret ettiğinde genellikle bahçenin büyüklüğüne, sınıfların dekorasyonuna bakıyor. Elbette bunlar önemli, ama asıl sorulması gereken sorular çok daha temel: Öğretmen kadrosu ne kadar sık değişiyor? Sınıfta bir çocuğa gerçekten ne kadar zaman ayrılabiliyor? Sınıf mevcudu ne düzeyde oluyor? Çocuğun okula uyumunu kolaylaştıracak bir oryantasyon programı uygulanıyor mu? Çocuk burada kendini güvende hissedecek mi?” diye konuştu. Okul eve yakın olmalı Dr. Kadıoğlu, ailelerin öncelikle bakması gerekenleri şöyle sıraladı: “Okul saatleri ve okul-ev arası mesafe; Çocuğun günlük ritmini bozmayacak, aşırı erken kalkış veya uzun yol gerektirmeyen bir düzen tercih edilmeli. Sınıf mevcudu; Küçük sınıflar, öğretmenin her çocuğu yakından tanımasını ve olası gelişimsel sorunları erken fark etmesini sağlar. Eğitim kadrosunun değişim oranı; Küçük çocuklar güven bağı kurdukları yetişkinin sürekliliğine ihtiyaç duyar; sık öğretmen değişimi kaygı ve uyum sorunlarını artırabilir. Özellikle 0-3 yaş arasında bakım ve eğitim verenin değişmemesi önemli hale geliyor. 4-5 yaş itibariyle çocuklar için bu değişiklik daha tolere edilebilir hale gelebilir. Sanatsal ve sportif faaliyetler, Spor, resim, müzik, tiyatro, seramik gibi etkinlikler; motor beceri, duygu ifadesi ve sosyal beceri gelişiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Güvenlik önlemleri; Güvenliğin bulunması, giriş-çıkış kontrolü, kamera sistemi ve ilk yardım eğitimli personel bulunup bulunmadığı incelenmeli. Psikolojik danışmanlık hizmeti; Okulda tam zamanlı bir rehberlik biriminin bulunması, yalnızca sorun çıktığında değil, hem oryantasyon sürecinde hem de erken tanılama ve aile rehberliği açısından da önemli. Çocuğun günlük ritmi bozulmamalı Beslenme ve uyku düzeni; Bu yaş grubunda fiziksel ihtiyaçlar duygusal düzenlemeyle doğrudan bağlantılıdır; aç ya da uykusuz bir çocuk davranışsal olarak da zorlanacağından rutinlerin belirli olması önemli. Eğitim modeli; Tek bir eğitim yaklaşımına bağlı kalmak yerine (Montessori, Orman Okulu gibi.) farklı modellerin güçlü yönlerini çocuğun ihtiyacına göre bütüncül bir şekilde harmanlayan okullar tercih edilmeli.” Her yaşta aynı kreş kriteri geçerli değil! Kreş ve anaokulu seçiminde en sık yapılan hatalardan birinin bütün yaş gruplarını aynı kriterlerle değerlendirmek olduğunu belirten Dr. Kadıoğlu, “Velilerin gözden kaçırdığı bir nokta da şu; Kreş ve anaokulu seçiminde tek bir kriter listesi her yaş için geçerli değil. 0-2 yaş aralığında en kritik unsur bakımın sıcaklığı ve sürekliliğidir. 2-4 yaş arasında çocuk evden ilk kez ayrılıyor; bu nedenle kademeli bir uyum sürecinin olup olmadığı sorulmalı. 4-6 yaşta ise artık kurallara uyum, sıraya girme ve kendi ihtiyacını ifade etme gibi sosyal beceriler ön plana çıkıyor.” diye konuştu. Sınıf mevcutlarında yasal sınır ne? Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi kurumlarında sınıf mevcudu üst sınırının 20 öğrenci olarak belirlendiğini kaydeden Dr. Kadıoğlu, “Ancak bu bir üst sınır, ideal bir hedef değil. Uluslararası uzman kuruluşların önerileri, yaş küçüldükçe grup büyüklüğünün de küçülmesi gerektiğini gösteriyor. Buna göre bebeklik döneminde 6-8 çocuğa karşılık birden fazla yetişkin bulunması önerilirken, 4-5 yaşta bu sayı 16-20 çocuğa kadar esneyebiliyor. Aileler bir kurumu değerlendirirken sadece kağıt üzerindeki yasal sınırı değil, o sınıfta fiilen kaç yetişkinin görev yaptığını sormalı. Küçük yaşta çocuk ne kadar bireysel ilgiye ihtiyaç duyuyorsa, grup o kadar küçük olmalı ve sınıf öğretmeninin yanında mutlaka bir yardımcı öğretmen bulunmalı.” şeklinde konuştu. Okul yönetimine sorulması gereken sorular ne? Dr. Kadıoğlu, veli görüşmelerinde sorulması önerilen somut soruları da “Öğretmen değişim oranınız nedir, son iki yılda kadroda kaç değişiklik oldu? Yeni başlayan çocuklar için kademeli bir uyum (adaptasyon-oryantasyon) programınız var mı, ne kadar sürüyor? Bir çocuk ağladığında veya öfke nöbeti geçirdiğinde nasıl bir yaklaşım izleniyor? Okulda tam zamanlı rehberlik birimi var mı, ailelerle ne sıklıkla görüşme yapılıyor? Giriş-çıkış kontrolü ve kamera sistemi nasıl işliyor, personelde ilk yardım eğitimi var mı, dolaplar sabitlenmiş mi? Uyku ve beslenme saatleri sabit mi, alerji veya özel durumlar nasıl takip ediliyor? Ailelerle günlük veya haftalık bilgi paylaşımı nasıl yapılıyor?” şeklinde dile getirdi. Gösterişten çok küçük detaylara bakılmalı Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, sözlerini “Aslında en gösterişli imkanlardan çok, çocuğun kendini güvende ve görülür hissettiği bir ortam arayın. Bunun ipuçları da genelde küçük detaylarda gizlidir.” şeklinde tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir! Haber

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir!

Dikey yapılaşmanın ve deprem toplanma alanlarının yapılaşmaya açılmasının önemli riskler oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıldönümü dolayısıyla deprem hazırlıklarını değerlendirerek, erken uyarı sistemlerinin afet yönetimindeki önemine dikkat çekti. Dünyada deprem erken uyarı sistemleri Japonya, Meksika, Çin, ABD (Batı Yakası), Tayvan, Güney Kore ve Türkiye deprem riski yüksek ülkelerde ulusal veya bölgesel deprem erken uyarı sistemlerinin kullanıldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Marmara bölgesinde EDİS firması tarafından fay hattına yakın çeşitli noktalarda hassas cihazlarla merkezler kurulmuştur. Burada depremin ilk öncü P dalgası ölçülerek, değerlendirerek konumuna göre 5 saniye ile 60 saniye arasında önceden depremi tespit ederek, büyüklüğü ve başlangıç noktası bilgilerini hizmet verdiği firmalara göndermektedir. Bu bilgiyi alan firmalarda bunu yapay zeka uygulamaları ile işleyerek olası zararı küçültmektedirler.” dedi. 5 saniye bile doğru kullanılırsa kritik olabilir Dr. Uçan, “Bu firmaya veya başka bir kuruluşa, bütün Türkiye’de deprem uyarı cihazları fay hattı bölgelerine yerleştirilmelidir. Böylece 5-60 saniye önce depremden bilgilenecektir. Bu sürede elektrik kesilebilir, doğalgaz sistemleri kapatılabilir. Fabrikalarda yapay zekâ ve otomasyon sistemleriyle yüzlerce güvenlik hareketi aktive edilebilir. Bu sayede deprem sonrasında meydana gelebilecek can kayıplarının yanı sıra ekonomik ve çevresel zarar da azaltılabilir.” diye konuştu. Dikey yapılaşmadan vazgeçilmeli Türkiye’nin deprem gerçeğine rağmen yüksek katlı yapılaşmanın devam ettiğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Dikey yapılaşma ülkemizde hız kesmeden devam etmektedir. 1999 Depreminin üzerinden 27 yıl, 2023 depreminin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen yanlış yapılanma devam ettirilmektedir. Bu sadece İstanbul’da değil 50 bin nüfuslu şehirlerde de aynıdır. Almanya’da deprem bölgesi olmamasına rağmen yapılar genellikle 3 katlıdır. Bu sistemi bozmuyorlar. Bizde ise bu yüksek katlı binaların bazıları acil deprem toplanma bölgelerinde yapıldı. Acilen dikey yapılanmadan vazgeçilmelidir. Halen bulunan deprem toplanma alanlarının korunması sağlanmalıdır.” şeklinde konuştu. Ailenizin depremden sonra nerede buluşacağını belirleyin Depreme hazırlık için bireylerin ve ailelerin de kendi acil durum planlarını oluşturması gerektiğini dile getiren Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” dedi. İlk 72 saat için hazırlıklı olun Afet ve acil durum çantasının deprem hazırlığının temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Büyük depremden sağ kurtulsanız bile ilk 72 saatte yardım ekiplerinin size ulaşması mümkün olmayabilir. Bu nedenle temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek bir afet ve acil durum çantasını kolayca ulaşabileceğimiz bir yerde hazır bulundurmalıyız.” dedi. Afet çantasının yalnızca deprem için düşünülmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, “Deprem, su baskını ve yangın gibi afetlerde kişilerin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilecek ürünleri ve ilk yardım malzemelerini içeren, kolay taşınabilir ve mümkünse su geçirmez bir çanta hazırlanmalı. Çantanın omuzda veya sırtta taşınabilmesi, afet sırasında hareket kabiliyeti açısından önemlidir.” ifadelerini kullandı. Deprem çantasında neler bulunmalı? Çantanın kişisel ve ailevi ihtiyaçlara göre hazırlanması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, bulunması gereken temel malzemeleri şöyle sıraladı: “El feneri, çok amaçlı katlanır çatal-kaşık seti, radyo, pil, plastik düdük, iş eldiveni, yağmurluk, su, korunma örtüsü, maske, sargı bezi, anında soğuk kompres, ikaz yeleği, polar battaniye, yedek anahtar (ev, işyeri, araç), termos veya matara, kuru gıda (kuruyemiş, çikolata, pestil gibi), konserve yiyecek ve bir miktar nakit para.” Önemli belgelerin de unutulmaması gerektiğini kaydeden Dr. Uçan, “Kimlik, ehliyet, pasaport, araç ruhsatı, tapu ve sigorta poliçeleri gibi önemli belgelerin fotokopileri çantada yer alabilir. Bu belgelerin dijital kopyalarının güvenli bir bulut ortamında saklanması da yararlı olacaktır.” dedi. İlaç listesini ve aile bireylerinin fotoğraflarını çantaya koyun Afet çantasındaki bazı malzemelerin kriz anında özel önem taşıdığını dile getiren Uçan, “Aile bireylerinin güncel fotoğrafları, düzenli kullanılan ilaçların listesi ve önemli tıbbi bilgiler mutlaka düşünülmeli. Yerel bir harita ile aile bireylerinin toplanma noktasını gösteren bir görsel de çantada bulunabilir.” diye konuştu. Dr. Uçan, çanta içindeki malzemelerin son kullanma tarihine dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizerek, "Malzemeler; kullanacak kişilerin (bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile, hasta, evcil hayvan gibi) özelliklerine göre belirlenmeli, kolay kullanılabilecek ve birbirlerini olumsuz etkilemeyecek şekilde yerleştirilmeli. Deprem çantası, evde sığınma alanı olarak düşündüğümüz yerde bulundurulmalı." şeklinde konuştu. Hijyen malzemelerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, sabun veya dezenfektan, diş fırçası ve macunu, ıslak mendil, tuvalet kâğıdı ve hijyenik ped gibi temel ürünlerin ihtiyaçlara göre çantaya eklenebileceğini söyledi. Her deprem çantası aynı olmamalı Afet çantasının hazırlandıktan sonra bir köşeye bırakılmasının yeterli olmadığını vurgulayan Uçan, içindeki ürünlerin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekti. “Malzemelerin son kullanma tarihleri mutlaka takip edilmeli.” diyen Uçan, “Çanta, kullanacak kişilerin özelliklerine göre hazırlanmalıdır. Evde bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile veya kronik hastalığı bulunan biri varsa onların özel ihtiyaçları hesaba katılmalıdır. Evcil hayvanı bulunan aileler de hayvanlarının su, gıda ve diğer temel ihtiyaçlarını planlamalıdır.” ifadelerini kullandı. Dr. Uçan, afet çantasının evde kolay ulaşılabilecek ve güvenli olduğu düşünülen bir noktada bulunması gerektiğini, ayrıca iş yerlerinde ve okullarda da benzer hazırlıkların yapılmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Havuz Kimyasallarındaki Tehlikeye Dikkat! Haber

Havuz Kimyasallarındaki Tehlikeye Dikkat!

Bodrum’da bir otelde havuz bakımı sırasında meydana gelen gaz sızıntısından 15 kişinin etkilenerek hastaneye kaldırılması, havuz güvenliğinin yalnızca yüzme sırasında alınacak önlemlerden ibaret olmadığını; bakım, temizlik, kimyasal depolama ve dozajlama süreçlerinin de profesyonel biçimde yönetilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ile İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen, havuzlarda kimyasal güvenliğinden elektrik tesisatına, boğulma riskinden kayıp düşmelere kadar alınması gereken önlemleri değerlendirdi. Havuzlardaki riskler neler? Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, yaz aylarında kullanım yoğunluğu artan yüzme havuzlarında kimyasal risklerin yanı sıra boğulma, elektrik çarpması, kayma ve düşme gibi önemli tehlikeler bulunduğunu söyledi. Dr. Uçan, kullanıcı sayısı ve kullanım sıklığındaki artışa rağmen düzenli bakım ve güvenlik önlemlerinin ihmal edilmesinin insan sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturabileceğini kaydederek, “Yüzme havuzları, düzenli kontrollerin, periyodik bakımların ve çevresinde güvenlik tedbirlerinin alınması gibi sorumlulukları beraberinde getiriyor. Yüzme havuzlarıyla ilgili asgari koşulların sağlanmasında birincil sorumluluk işletmecilerde, toplu yaşam alanlarına ait ortak yüzme havuzlarında ise site yönetimlerindedir.” dedi. Çocuklar havuz başında bir an bile gözetimsiz bırakılmamalı Boğulma riskine karşı alınacak tedbirlerin hayati önem taşıdığını dile getiren Dr. Uçan, çocukların havuz çevresinde mutlaka yetişkin gözetiminde bulunması gerektiğini vurguladı. Dr. Uçan, havuzların yakınında can simidi gibi kurtarma ekipmanlarının hazır bulundurulması, ilk yardım çantasının eksiksiz olması ve acil durumlarda iletişimi sağlayacak imkanların bulunması gerektiğini ifade ederek, “Havuz çevresinde herkes tarafından görülebilen ve okunabilen ‘Havuz Kullanım Talimatları’ bulunmalı.” diye konuştu. Islak zemin ciddi yaralanmalara neden olabilir Havuz çevresindeki kayma ve düşme vakalarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, “Havuz ve çevresinde olası tehlikelere karşı bilgilendirme levhaları mutlaka asılmalı. Havuz derinlikleri kullanıcıların görebileceği şekilde belirtilmeli ve dalışın yasak olduğu alanlarda güvenlik işaretleri kullanılmalı.” dedi. Yürüme alanları, duş bölgeleri ve havuz çevresindeki zeminlerin kaymayı önleyici malzemelerden yapılması gerektiğini ifade eden Dr. Uçan, tahliye sistemleri ve mazgalların da düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini kaydetti. Havuz çevresindeki elektrik ölümcül risk oluşturabilir Havuzlarda elektrik güvenliğinin en kritik başlıklardan biri olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, elektrik tesisatlarının mevzuata uygunluğunun düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Uçan, “Havuz içinde veya çevresindeki elektrik akımının 50 Voltun altında tehlikesiz gerilim olarak nitelendirilen koşulu sağlamasına mutlaka dikkat edilmeli. Havuzlarda 12 volt AC aydınlatma ve uygun temizlik robotları kullanılmalı. Kaçak akım rölesi mutlaka olmalı.” dedi. Havuz bakımındaki kimyasallar rastgele kullanılmamalı İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen de havuz suyunun dezenfeksiyonunda kullanılan kimyasalların yanlış depolanması, taşınması veya uygulanmasının ciddi sağlık riskleri doğurabileceğine dikkat çekti. “Havuz kimyasalları depolama, elleçleme ve dozajlama sırasında en kritik nokta; kimyasalları asla birbiriyle karıştırmamaktır.” diyen Gezen, kimyasalların serin, kuru ve iyi havalandırılan alanlarda muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi. Klor ve asit yan yana bile depolanmamalı Özellikle asit ve klor içeren ürünlerin birbirinden ayrı tutulması gerektiğini vurgulayan Gezen, “Asit ve kloru aynı rafta veya dolapta bulundurmak ciddi tepkime riskine neden olur. Kimyasallar başka bir kaba aktarılmamalı; orijinal kaplarında, etiketleri ve kapakları korunarak saklanmalıdır.” dedi. Dökülme ve sızıntılara karşı da önlem alınması gerektiğini belirten Gezen, ambalajların altında sızıntı havuzlarının bulunması gerektiğini kaydetti. Gezen, havuz kimyasallarının çocukların ve yetkisiz kişilerin ulaşamayacağı kilitli depolarda saklanması gerektiğini de vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 İkinci Bahar Akademisi İlk Mezunlarını Verdi Haber

 İkinci Bahar Akademisi İlk Mezunlarını Verdi

Muratbey İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, “İkinci Bahar Akademisi’ne verilen destek, Muratbey’in toplumun her kesimine dokunma arzusunun bir göstergesi. Haziran 2026’ya kadar farklı katılımcılarla buluşarak büyümeye ve daha fazla hayata dokunmaya devam edeceğiz.” dedi. Kadıköy Belediyesi ile Fenerbahçe Üniversitesi’nin Kadıköylü 65 yaş üstü bireylerin dijital okuryazarlık, sağlıklı beslenme, spor, iletişim, akılcı ilaç kullanımı ve ilk yardım konularında bilgi ve becerilerini artırmak için hayata geçirdiği “İkinci Bahar Akademisi” ilk mezunlarını verdi. Kozyatağı Kültür Merkezi’nde yapılan diploma töreninde açılış konuşmasını Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı yaptı. Fenerbahçe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükriye Güniz Küçükgüzel ve Kadıköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Zeynep Özen Aslan’ın konuşmaları sonrasında mezuniyet diplomaları verildi, kepler havaya atıldı. “İleri Yaşta Sağlıklı Beslenme” eğitimleri, Muratbey sponsorluğunda farklı gruplarla devam ediyor Akademi kapsamında Ekim ayında başlayan ve Haziran 2026’ya kadar düzenli aralıklarla tekrarlanacak “İleri Yaşta Sağlıklı Beslenme” eğitimleri, Muratbey sponsorluğunda farklı katılımcı gruplarıyla devam ediyor. Eğitimler, Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu ve değerli akademisyenlerin katkılarıyla Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından gerçekleştiriliyor. Atölyelerde, ileri yaşta doğru beslenmenin temelleri, kritik besin ögeleri, sağlıklı menü planlama gibi konular uygulamalı örneklerle ele alınıyor. Seminer sonunda katılımcıların soruları cevaplanıyor ve Muratbey peynirleriyle sağlıklı tarifler birlikte hazırlanıyor. İleri yaşta beslenme menüleri, Muratbey’in Burgu, Topi, Kaymaklı gibi az tuzlu, besleyici değeri yüksek, glüten içermeyen peynirleri ile zenginleştiriliyor. “Muratbey olarak, her yaşta öğrenmenin ve birlikte güçlenmenin değerine inanıyoruz” Akademiye verilen destekle ilgili konuşan Muratbey İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, “İkinci Bahar Akademisi’ne verilen destek, Muratbey’in toplumun her kesimine dokunma arzusunun bir göstergesi olarak büyük önem taşıyor. 65 yaş üzeri bireylerin yaşam kalitesini artırmayı, sağlıklı, aktif ve bilinçli bir yaşamı teşvik etmeyi hedefleyen İkinci Bahar Akademisi; Haziran 2026’ya kadar farklı katılımcılarla buluşarak büyümeye ve daha fazla hayata dokunmaya devam edecek. Muratbey olarak, her yaşta öğrenmenin ve birlikte güçlenmenin değerine inanıyor; ikinci baharların da umutla yeşermesine destek olmaktan gurur duyuyoruz. Muratbey, bir yandan sağlıklı ve dengeli beslenme kültürünü yaygınlaştırırken diğer yandan sürdürülebilirlik adımlarıyla geleceğe karşı sorumluluk üstleniyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Afetlere Karşı Yerel Dayanışma Ağı Kuruluyor Haber

 Afetlere Karşı Yerel Dayanışma Ağı Kuruluyor

Afetlere hazırlıklı, bilinçli ve dayanışma temelli bir toplum oluşturma hedefiyle çalışmalarını sürdüren Manisa Büyükşehir Belediyesi, “Mahalle Afet Gönüllüleri” projesini hayata geçiriyor. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı ve İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülecek proje kapsamında, gönüllü vatandaşlara temel afet bilgisi, temel yangın eğitimi, ilk yardım, afet farkındalığı, ihbar süreçleri ve acil durum davranışları gibi konularda eğitimler verilecek. Böylece vatandaşların olası durumlara karşı hazırlıklı olması sağlanacak. Proje Hakkında Bilgilendirildiler Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ata Temiz başkanlığında yapılan toplantıda, ilçe belediyelerinin afet işleri müdürlükleri ile Manisa Büyükşehir Belediyesi, Yunusemre Belediyesi ve Şehzadeler Belediyesi’nin kent konseylerine proje hakkında bilgi verildi. Projenin kapsamı ve hedeflerine ilişkin sunumu Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanı Ziya Çiçek yaptı. Toplantıya İtfaiye Dairesi Başkanı Gürhan İnal da yer aldı. “Yerelde Güçlü Bir Dayanışma Ağı Kurmak İstiyoruz” Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ata Temiz, afetlere hazırlığın birlikte ve planlı bir şekilde mümkün olabileceğini belirterek, “Mahalle Afet Gönüllüleri Projesi ile amacımız, Manisa’yı afetlere karşı daha dirençli hale getirmek. Afet ve acil durumlarda, yetkili kurumlar olay yerine ulaşıncaya kadar geçen sürede gönüllülerimizin bilgi ve donanımlarıyla ilk müdahalede etkin rol almasını hedefliyoruz. Bu süreçte kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve yerelde güçlü bir dayanışma ağının kurulması büyük önem taşıyor. Projemizi tüm ilçelerimizde yaygınlaştırarak, bilinçli ve hazırlıklı bir toplum oluşturmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.