Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnovasyon

Kapsül Haber Ajansı - İnovasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnovasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nobelli Bilim İnsanı Aziz Sancar Adına Verilen Prestij Ödülü Abdi İbrahim’in Oldu Haber

Nobelli Bilim İnsanı Aziz Sancar Adına Verilen Prestij Ödülü Abdi İbrahim’in Oldu

2002 yılından bu yana Türk ilaç sektörünün kesintisiz lideri olan yüzde 100 yerli ilaç şirket Abdi İbrahim’e ödül, Cumhurbaşkanlığı himayesinde İstanbul’da düzenlenen 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı kapsamındaki törende takdim edildi. T.C. Sağlık Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren TÜSEB tarafından sağlık bilimleri ve teknolojileri alanında Ar-Ge, inovasyon, yerlileşme ve bilimsel araştırmaları desteklemek amacıyla verilen ödüller, Nobel ödüllü bilim insanımız Aziz Sancar’ın adını taşıyor. Yeni nesil akıllı kanser tedavilerinde kullanılan ve biyobenzeri Abdi İbrahim tarafından geliştirilen referans ilaç, 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 31,7 milyar dolarlık satışla dünyanın en çok satan ilacı oldu. Abdi İbrahim, bu ilacın biyobenzerini yurt dışından teknoloji transferi yoluyla değil, kendine ait klonları kullanarak, hücre aşamasından itibaren kendi bilimsel ve teknolojik yetkinlikleriyle geliştirdi. Nezih Barut: “Biyoteknolojiyi, tıpkı savunma sanayii gibi stratejik bir alan olarak görüyoruz” 114 yıllık geçmişiyle Türk ilaç sanayisine öncülük eden Abdi İbrahim, biyoteknolojide ilaç geliştirme ve üretim yetkinliğini güçlendirmek için yatırımlarını sürdürüyor. Şirketin 150 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirdiği AbdiBio, biyoteknolojik ilaçları hücreden nihai ürüne kadar üretebilen bir altyapıya sahip. Şirket, 2.000 litrelik tek kullanımlık biyoreaktörlerle yıllık toplam 140.000 litre biyoreaktör hacmine ulaşabilecek bu altyapısıyla biyobenzer ilaçların etkin maddesini üretmeye başladı. Amaç, hem Türkiye’nin yeni nesil kanser ilacı ihtiyacına hem de dünya pazarlarına yanıt vermek. Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Abdi İbrahim olarak 114 yıldır bu ülke için üretiyoruz. Biyoteknolojiyi, tıpkı savunma sanayii gibi stratejik bir alan olarak görüyoruz. Sağlıkta bağımsız olmak yalnızca ilaç üretmekle olmaz. O ilacı geliştiren bilgiye, teknolojiye ve yetişmiş insana sahip olmak gerekir. Bu yüzden yıllardır biyoteknolojiye yatırım yapıyoruz. Kanser tedavisinde dünya genelinde yaygın olarak kullanılan önemli bir ilacın biyobenzerini, kendi klonlarımızla, hücreden başlayarak kendimiz geliştiriyoruz. Teknoloji transferiyle değil, kendi bilgimizle. TÜSEB ile yürüttüğümüz bu projede kritik aşamaları geride bıraktık. Hedefimiz, Türkiye’nin ilk yerli biyobenzer kanser ilacını 2028’de hastalarımıza sunmak. Her proje ülkemize yeni bir teknoloji ve yetişmiş insan kazandırıyor. Ama hedefimiz yalnızca ilaç üretip satmak değil. Kendi geliştirdiğimiz teknolojiyi dünyaya lisanslamak istiyoruz. Türkiye teknoloji alan değil, teknoloji satan bir ülke olmalı. AbdiBio’yu kurarken kendimize bir söz verdik: Kanser derdine düşmüş bir hastaya, bir de ilaca ulaşma derdini yaşatmayacağız. Bizi bu büyük ülküye ulaştıracak yolda devletimizle ve TÜSEB ile yürüyoruz. TÜSEB’e teşekkür ediyorum. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımı kutlarım. Ülkemiz için üretmeye ve 114 yıldır olduğu gibi hayatı iyileştirmeye devam edeceğiz.” TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan, Abdi İbrahim ile yürütülen projeye dikkat çekti 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nda konuşan TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan, Türkiye’de yerli ilaç geliştirme ve üretim kapasitesini güçlendirmeye yönelik çalışmaları değerlendirirken Abdi İbrahim ile yürütülen biyoteknolojik kanser ilacı projesine değindi. TÜSEB’in klinik araştırmalara verdiği desteklerin somut sonuçlarını almaya başladıklarını belirten Kervan, Abdi İbrahim ile yürütülen iş birliği kapsamında kanser tedavisinde kullanılan önemli bir molekülün Türkiye’de üretimine başlandığını ve bu alandaki ilk klinik çalışmaların da başladığını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜSİAD Heyeti  Çin’de Yapay Zekâ ve Teknoloji Temaslarında Bulunacak Haber

TÜSİAD Heyeti Çin’de Yapay Zekâ ve Teknoloji Temaslarında Bulunacak

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, 31 Ekim – 6 Kasım 2026 tarihlerinde Çin Halk Cumhuriyeti’ne bir ziyaret gerçekleştirecek. Heyet, Çin'in önde gelen finans ve ticaret merkezi Shanghai, dijital ekonomi ve yapay zekâ alanında öne çıkan Hangzhou ve teknoloji ve inovasyon merkezi Shenzhen'de temaslarda bulunacak. Ziyaret kapsamında TÜSİAD heyeti, yapay zekâ, robotik, bulut bilişim, dijital finans ve ileri üretim alanlarında faaliyet gösteren öncü teknoloji şirketleri ile TÜSİAD'ın Çin'deki muadil kuruluşlarından Çin Uluslararası Ticareti Geliştirme Konseyi (CCPIT) ile görüşmeler gerçekleştirecek. Heyet ayrıca teknoloji ve Ar-Ge merkezlerinde incelemelerde bulunacak ve Çin'deki Türk iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelecek. Heyet, program kapsamında Çin'deki son teknolojik gelişmeleri ve yenilikçi uygulamaları yerinde incelemeyi, özellikle yapay zekâ ve robotik teknolojilerinin üretim süreçlerindeki kullanımını değerlendirmeyi amaçlıyor. Çin'in 2026–2030 dönemini kapsayan 15. Beş Yıllık Planı'nın öncelikleri ışığında, yeşil ve dijital dönüşüm başta olmak üzere Türk ve Çinli şirketler arasında somut iş birliği ve yatırım fırsatlarının belirlenmesi de hedefleniyor. Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yılında gerçekleşecek ziyaretin, TÜSİAD ile Çinli muadil kuruluşları arasındaki köklü kurumsal bağları daha da güçlendirmesi ve ikili ekonomik ilişkilerin gelişimine katkı sağlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor Haber

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin ihracatındaki lider konumunu korudu. [1] Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. [2] Türkiye'nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor. Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor. Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. [3] Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor. FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor Haber

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin ihracatındaki lider konumunu korudu. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor. Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor. Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor. FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kozmetik Denetimlerinde 11,2 Milyon Liralık Ceza Haber

Kozmetik Denetimlerinde 11,2 Milyon Liralık Ceza

Şampuan, saç kremi, saç boyası ve kolonya gibi ürünleri kapsayan denetimlerde belirlenen uygunsuzluklar; ürün içeriği, üretici bilgileri ve güvenilir satış kanallarının önemini ortaya koydu. KOZMETİK ÜRÜNLERDE GÜVENİLİR SATIŞ KANALI UYARISI KÜAD’ı temsilen açıklamalarda bulunan Belgin Sile, tüketicilerin kozmetik ürün satın alırken ambalaj üzerindeki bilgilere dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Sile: “Kozmetik ürün satın alırken ambalaj üzerindeki ürün adı, kullanım amacı, içerik bilgisi, kullanım talimatı ve uyarıların incelenmesi önem taşıyor. Ürünün sorumlu kişi veya üretici bilgileri ile adresinin etikette yer alması; parti ya da seri numarası gibi izlenebilirlik bilgilerine ulaşılabilmesi gerekiyor. Açıldıktan sonra kullanım süresi veya son kullanma tarihi bulunan ürünlerde bu bilgilerin de kontrol edilmesi öneriliyor. Sahte, kaçak veya merdiven altı üretimle piyasaya sunulan ürünlerde ambalaj ve etiket bilgileri eksik, yanıltıcı ya da tutarsız olabiliyor. İzinsiz üretim koşulları ve kontrolsüz içerik, ürünün güvenliğine ilişkin değerlendirme yapmayı da güçleştiriyor. Ürünün fiyatının piyasa ortalamasının çok altında olması, satıcı bilgilerinin açıkça paylaşılmaması ya da ürünün güvenilir olmayan kanallardan sunulması temkinli yaklaşılması gereken işaretler arasında yer alıyor” dedi. KOZMETİK ÜRÜNLERDE GÜVENLİ KULLANIM UYARISI Ürünlerin güvenliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sile, “Bir kozmetik ürünün kullanımı sonrasında kızarıklık, kaşıntı, yanma veya şişlik gibi beklenmeyen bir durum ortaya çıkarsa ürünün kullanımına ara verilmesi ve sağlık profesyoneline danışılması gerekiyor. Ürünün ambalajını, parti numarasını ve satın alma bilgilerini saklamak, olası inceleme ve bildirim süreçlerinde yardımcı olabilir. Özellikle içeriği veya kaynağı belli olmayan ürünlerin kullanımı, ürünün güvenliğine ilişkin değerlendirme yapmayı güçleştirebilir. Denetlenen 95 kozmetik ürünün 57’sinde uygunsuzluk belirlenmesi, ürün güvenliğinin üretimden tüketiciye ulaşana kadar her aşamada gözetilmesi gerektiğini gösteriyor. Tüketicilerin kullandıkları ürünün içeriği, kullanım amacı ve üretici bilgileri hakkında doğru ve anlaşılır bilgiye ulaşabilmesi büyük önem taşıyor. Ürünlerin güvenilir kanallardan temin edilmesi, etiket bilgilerinin incelenmesi ve kaynağı belirsiz ürünlere karşı dikkatli olunması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Kozmetik sektöründe güvenlik, mevzuat ve yenilikçi ürün geliştirme başlıklarının ele alındığı Uluslararası Kozmetik Kongresi (UKK), KÜAD tarafından her yıl düzenleniyor. Bu yıl 10’uncusu 14–16 Aralık 2026 tarihlerinde Antalya Titanic Deluxe Belek’te gerçekleştirilecek kongrede; skinification yaklaşımı, aktif içerikler, çok işlevli formüller, kişiselleştirme, saç derisi ve vücut bakımına yönelik serumlar, mevzuat, sürdürülebilirlik ve inovasyon konuları sektör paydaşlarıyla değerlendirilecek. KÜAD Kongre Başkanı Serdar Mutaf, kongrenin önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Kozmetik ürün güvenliği, üretimin her aşamasında mevzuata uygunluk ve etkin denetim kadar tüketicinin güvenilir ürüne erişmesiyle de yakından ilişkili. Merdiven altı ve kaçak üretimle mücadelede doğru bilginin paylaşılması, izlenebilirliğin güçlendirilmesi ve tüketici farkındalığının artırılması büyük önem taşıyor. Her yıl sektörün farklı paydaşlarını bir araya getiren UKK’de güvenli üretimden yenilikçi formülasyonlara uzanan başlıkları birlikte ele alarak sektörün ortak bilgi birikimine katkı sunuyoruz.” KÜAD – KOZMETİK ÜRETİCİLERİ VE ARAŞTIRMACILARI DERNEĞİ HAKKINDA: KÜAD, Türkiye’de kozmetik alanında çalışan üreticileri, araştırmacıları ve sektör paydaşlarını bir araya getiriyor. Kozmetik ürünlerin güvenli, etkili ve mevzuata uygun biçimde geliştirilmesi için çalışmalar yürüten dernek, sektördeki bilimsel yaklaşımı ve Ar-Ge faaliyetlerini destekliyor. Teknik bilgilendirme çalışmaları, eğitim programları ve sektörel rehberler hazırlayan KÜAD, kamu kurumları ve ilgili paydaşlarla da ortak projeler yürütüyor. Kozmetik mevzuatına katkı veren dernek, tüketici bilincini artıran çalışmalarıyla güvenilir ürün kullanımını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Togg, COP31 Türkiye’nin Mobilite Sektör Ortağı oldu Haber

Togg, COP31 Türkiye’nin Mobilite Sektör Ortağı oldu

COP31, iklim gündeminin küresel ölçekteki en önemli buluşmalarından birine sahne olmaya hazırlanıyor. Kamu, özel sektör, uluslararası kuruluşlar, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek zirvede Togg, “Mobilite Sektör Ortağı” olarak yer alacak. Mobiliteyi erişilebilir ve kullanıcı odaklı bir teknoloji ekosistemi olarak ele alan Togg, COP31’de elektrikli mobiliteye geçişin iklim hedeflerine katkısını, bu dönüşümü destekleyen enerji ve dijital hizmetlerle birlikte ortaya koyacak. Üretimden günlük kullanıma uzanan uygulamalarını paylaşırken, sürdürülebilir mobilite çözümlerinin yaygınlaşması için uluslararası paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirmeyi amaçlayacak. Fuat Tosyalı: “Türkiye’nin üretim ve teknoloji gücünü sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla buluşturacağız.” Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, COP31 iş birliğiyle ilgili şöyle konuştu: “Türkiye, COP31’e ev sahipliği yaparak iklim değişikliğiyle mücadelede küresel sorumluluk üstlenme iradesini ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik güçlü vizyonunu bir kez daha ortaya koyuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın öncülüğünde gerçekleşecek bu önemli buluşma, Türkiye’nin üretim yetkinliklerini, teknoloji geliştirme kapasitesini ve yeşil dönüşüm hedeflerini uluslararası ölçekte ortaya koyması açısından da önemli bir fırsat sunuyor. Togg, bu anlayışın ülkemizde hayat bulmuş en güçlü örneklerinden biri. Doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızdan şarj altyapımıza, Gemlik’teki üretim tesisimizden geliştirdiğimiz teknolojilere kadar tüm çalışmalarımızı bu bütüncül yaklaşımla sürdürüyoruz. COP31’de Türkiye’nin mobilite ortağı olarak, kendi teknolojisini geliştiren, katma değerli üretim yapan ve sürdürülebilirlik hedeflerini somut adımlarla destekleyen Türkiye vizyonunun parçası olacağız.” Gürcan Karakaş: “İklim hedeflerine katkımızı yeni iş birlikleriyle büyütmek istiyoruz" Togg CEO’su M. Gürcan Karakaş, COP31’deki iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “COP31’de, mobilitenin dönüşümünün iklim hedeflerine nasıl katkı sağladığını geliştirdiğimiz çözümler ve elde ettiğimiz sonuçlarla paylaşmak istiyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana dünyanın sayılı, Avrupa’nın en temiz tesislerinden biri olan Gemlik Teknoloji Kampüsü’nde kendi bataryamızı üretiyor, doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızı, temiz enerji çözümlerimiz ve dijital deneyim platformumuzla birlikte geliştiriyoruz. Bugün yollardaki 130 bin adete yaklaşmış akıllı cihazımızla 600 bin tona varan CO₂ emisyonunun önüne geçilmiş olması, bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri. Türkiye’nin en büyük ultra hızlı şarj ağı Trugo ile yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan enerjiyi 81 ilde kullanıcılarla buluşturuyor, Gemlik’te üretimin çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamalarımızı geliştiriyoruz. Trumore ile de kullanıcıların bu ekosistemden günlük yaşamlarında kolayca yararlanmasını sağlıyoruz. COP31, deneyimimizi uluslararası paydaşlara aktarmak ve birlikte daha ileriye taşımak için önemli bir buluşma. Girişimlerle aynı göz hizasında çalışarak yeni fikirleri kullanıcıya değer yaratan çözümlere dönüştürüyoruz. Start-up Zone’da yer almamızın amacı da iklim hedeflerine katkı sağlayabilecek bu çözümlerin yeni iş birlikleriyle büyümesine alan açmak.” Elektrikli mobiliteyi destekleyen enerji ve dijital deneyim ekosistemi Sadece Togg’un doğuştan elektrikli ve bağlantılı akıllı cihazlarını değil, ülkedeki tüm elektrikli araçları destekleyen Türkiye’nin en büyük ultra hızlı şarj ağı Trugo, 81 ilde 1.750’yi aşkın yüksek hızlı istasyonuyla hizmet sunuyor. Türkiye’nin 472 bini aşan elektrikli araç parkına açık olan ağda dört yılda 10 milyon şarj işlemi gerçekleştirildi. Şarj hizmetinde kullanılan elektriğin tamamı, YEK-G belgesiyle yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanıyor. Türkiye’de 3,8 milyon, Almanya’da 100 bin kullanıcıya ulaşan Trumore, navigasyon özelliğiyle yolculukların CO₂e emisyon verilerini kullanıcıların erişimine sunuyor. Yolculuk planlama ve şarj hizmetlerini bir araya getiren platform, uçtan uca çevrim içi satın alma süreciyle de kullanıcıların işlemlerini fiziksel bir satış noktasına gitmeden tamamlamalarına olanak sağlıyor. Uzaktan yazılım güncellemeleri ve Can.AI destekli çözümler, bazı ihtiyaçların servis ziyareti gerektirmeden karşılanmasını destekliyor. Gemlik Teknoloji Kampüsü'nde sürdürülebilir üretim uygulamaları Gemlik Teknoloji Kampüsü’nde üretimin çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamalar yürütülüyor. Boyahanede metrekare başına 5 gram olan uçucu organik bileşik emisyonları, Avrupa’da izin verilen sınırın yedide biri, Türkiye’deki sınırın ise dokuzda biri düzeyinde bulunuyor. Kampüsteki 22 MWp kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali mevcut elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 50’sini karşılıyor. Elektrik tüketiminin tamamı 2023 yılından bu yana I-REC sertifikalarıyla yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanıyor. Dijital sistemler kâğıtsız üretim süreçlerini ve operasyonel verimliliği destekliyor. Güneş enerjisi santralini destekleyen batarya enerji depolama sistemi, 3 MWh’lik konteynerler ve akıllı cihazlarda kullanım ömrünü tamamlayan bataryaların ikinci ömrünü değerlendirmesine yönelik uygulamalarla şebekeden karşılanan enerji ihtiyacını yılda 1.200 MWh azaltıyor. Sistemin toplam CO₂e azaltım katkısı 549 ton olarak hesaplanıyor. Sıfır Atık belgesine sahip kampüste kompost üretimi ve kalsitin yeniden değerlendirilmesi gibi uygulamalar yürütülüyor. Kampüste su tüketimi yüzde 50 daha düşük seviyede bulunuyor. Girişimcilik ekosistemi Start-up Zone’da buluşacak Togg, COP31’de girişimcilik ve inovasyon alanındaki iş birlikleriyle de yer alacak. Start-up Zone’un ana sahne sponsorluğunu üstlenerek iklim ve teknoloji alanında çözüm geliştiren girişimcilerin yatırımcılar ve farklı paydaşlarla bir araya gelmesini destekleyecek. Açık inovasyonu kuruluşundan bu yana teknoloji yaklaşımının bir parçası olarak benimseyen Togg, mobilite ve sürdürülebilirliğin yanı sıra dijital sağlık, yapay zekâ ve veri alanlarında 2.300’ü aşkın girişimi taradı ve 59 girişimi ekosistemine dahil etti. Start-up Zone sponsorluğuyla bu iş birliği yaklaşımını uluslararası ölçekte genişletmeyi ve iklim hedeflerine katkı sağlayacak yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine alan açmayı amaçlıyor. COP31 filminde doğa ve teknoloji aynı gelecekte buluşuyor Togg’un COP31 için hazırladığı film de zirve öncesi Togg sosyal medya hesaplarından paylaşıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ortak kullanılacak film, Doğu ile Batı kültürlerini buluşturan, insanı ve teknolojiyi bugün ile geleceğin kesişiminde bir araya getiren Togg’un marka yaklaşımını doğa ve teknoloji arasındaki uyum üzerinden anlatıyor. Doğanın güzelliklerini temiz üretim ve elektrikli mobiliteyle buluştuğunu anlatan film, teknolojinin yaşamı kolaylaştırırken yaşadığımız dünyayı korumaya da katkı sağlayabileceğini vurguluyor. Togg’un yeniliğe yolculuğunu bu anlayışla aktarırken, geleceğe uzanan her yolun doğayla birlikte düşünülmesi gerektiği mesajını veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tetra Pak, Avrasya Ambalaj Fuarı’nda   İnovatif Çözümleriyle Yoğun İlgi Gördü Haber

Tetra Pak, Avrasya Ambalaj Fuarı’nda İnovatif Çözümleriyle Yoğun İlgi Gördü

“İnovasyon Burada Başlar” temasıyla fuarda yer alan şirketin paketleme ve proses teknolojileri, teknik servis, sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm uygulamaları gibi farklı kategorilere yönelik sunduğu yenilikçi çözümleri sektör profesyonelleri ve ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. İstanbul, Ekim 2026 – Dünyanın önde gelen gıda işleme ve paketleme çözümleri şirketlerinden Tetra Pak, 13–16 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen Avrasya Ambalaj Fuarı’nda gıda ve içecek sektörünün ihtiyaçlarına yönelik uçtan uca çözümlerini sergiledi. “İnovasyon Burada Başlar” temasıyla fuarda yer alan şirket; paketleme ve proses teknolojilerinden servis çözümlerine, sürdürülebilirlikten geri dönüşüme uzanan geniş portföyüyle sektör profesyonellerinden yoğun ilgi gördü. Tetra Pak, standında yer alan beş farklı istasyonda ürün geliştirme, proses teknolojileri, paketleme, servisler ile sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm alanlarındaki çözümlerini tanıttı. Fuar boyunca sağlanan görüşmeler, sektörün değişen ihtiyaçlarının daha yakından değerlendirilme ve yeni iş birliği fırsatları açısından önemli bir zemin oluşturdu. Ziyaretçiler bu yıl ilk kez oluşturulan yeni alanlarla, şirketin inovasyon yaklaşımını farklı ürün ve uygulamalar üzerinden yakından keşfetme fırsatı yakaladı. Fuarın ardından değerlendirmelerde bulunan Tetra Pak Orta Avrasya Genel Müdürü Eliseo Barcas, şunları söyledi: “Türkiye’nin ambalaj sektöründeki en önemli buluşma noktalarından biri olan Avrasya Ambalaj Fuarı’nı, yoğun katılım ve başarılı sonuçlarla tamamlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. ‘İnovasyon Burada Başlar’ temasıyla sunduğumuz uçtan uca çözümlerimiz, sektör profesyonellerinden büyük ilgi gördü. Yeni deneyim alanlarımızdan proses ve paketleme teknolojilerimize kadar fuarda sunduğumuz tüm yenilik ve çözümler ziyaretçilerimizden tam not aldı. Standımızda gerçekleştirdiğimiz görüşmeler ve ziyaretçilerimizden aldığımız olumlu geri bildirimler, çözümlerimizin sektörün ihtiyaçlarına karşılık verdiğini bir kez daha ortaya koydu. 1972’den bu yana Türkiye’de edindiğimiz deneyimi global bilgi birikimimizle birleştirerek müşterilerimizin büyümesini desteklemeye, yeni iş birlikleri geliştirmeye ve ‘İyi olanı korur’ marka vaadimiz doğrultusunda gıdayı her yerde güvenli ve erişilebilir hale getirmek için çalışmaya devam edeceğiz.” Hazır gıdada yeni nesil çözüm: High Shear Mixer Köklü deneyimi ve gıda ve içecek üretimindeki kapsamlı bilgi birikimiyle Tetra Pak; süt ürünleri, içecekler, dondurma, hazır gıda, soslar ve toz ürünler dahil olmak üzere farklı kategorilerde güvenliği, tutarlılığı ve üretim verimliliğini destekleyen proses teknolojilerini ziyaretçilerle buluşturdu. Tetra Pak’ın bu yıl fuardaki proses çözümleri odağında hazır gıda kategorisi yer aldı. İstasyonun merkezinde sergilenen High Shear Mixer, mümkün kıldığı farklı ürün uygulamaları ve üretim hattını tamamlayan temel proses bileşenleriyle birlikte tanıtıldı. Ziyaretçiler ayrıca paketleme portföyü alanında farklı paket formatlarını, açma-kapama ve bağlı kapak çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu. Dijital paketleme kataloğu ise farklı ürün ve tüketim ihtiyaçlarına yönelik alternatiflerin keşfedilmesine olanak sağladı. Ekipman tedariğinden garantili performansa sahip tesislere ve teknik desteğe kadar tüm yaşam döngüsünü kapsayan yaklaşımıyla ihtiyaca göre uçtan uca çözümler sunan şirket, servis alanında müşterilerinin üretkenliğini, karlılığını ve çevresel performansını artırmaya yönelik entegre çözümlerini de sergiledi. Farklı Kategorilere Yönelik Yenilikçi Paketleme Çözümleri Tanıtıldı Gıda, beslenme ve takviye ürünleri, içime hazır çay-kahve ve Tetra Recart olmak üzere dört farklı kategoriden çözümlerin yer aldığı ürün portföyü alanında, aseptik proses ve paketleme teknolojilerinin sunduğu olanaklar gerçek ürün örnekleri üzerinden aktarıldı. Ziyaretçiler; protein içecekleri, bitki bazlı ve zenginleştirilmiş ürünler, öğün yerine geçen ürünler ve sıvı takviyeleri gibi farklı uygulamaları yakından inceledi. Sebze, bakliyat, domates ürünleri, çorbalar, soslar ve evcil hayvan mamaları gibi teneke kutularda sunulan ürünlere alternatif karton paketleme çözümü Tetra Recart da fuarda ziyaretçilerle buluştu. Tetra Pak, sürdürülebilirlik döngüsünü fuara taşıdı Sürdürülebilirliği iş yaklaşımının merkezinde tutan Tetra Pak, fuarda bir karton paketin yaşam döngüsünü de ziyaretçiler için görünür hale getirdi. Türkiye’de gelişmeye devam eden toplama ve geri dönüşüm ekosisteminin somut sonuçları da fuarda sergilendi. Geri dönüştürülmüş içecek kartonlarından üretilen temizlik kâğıtları, karton çantalar, paletler, saksılar ve çöp kutuları gibi farklı ürünler ziyaretçilerden çok büyük ilgi gördü. Sürdürülebilirlik istasyonunda, malzemelerin sorumlu kaynaklardan temin edilmesinden Tetra Pak’ın kendi operasyonlarındaki taahhütlerine ve kullanım sonrası toplama ve geri dönüşüm süreçlerine kadar tüm yolculuk aşamaları aktarıldı. Paketleme portföyünden proses çözümlerinin verimliliğine, ekipmanların kullanım ömrünü uzatmaya yardımcı olan servislerden geri dönüşüme kadar sürdürülebilirlik, Tetra Pak’ın fuar deneyiminin tamamında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kozmetik Alışverişinde Etiket ve Üretici Bilgilerine Dikkat Haber

Kozmetik Alışverişinde Etiket ve Üretici Bilgilerine Dikkat

Bunlardan 7’sinin sağlık riski taşıdığı, 50’sinin ise teknik düzenlemelere uymadığı belirlenirken, uygunsuzluklar nedeniyle toplam 11 milyon 256 bin 681 lira idari para cezası uygulandı. KÜAD’ı temsilen açıklamalarda bulunan Belgin Sile, denetim sonuçlarının kozmetik ürün seçiminde bilinçli tüketimin önemini ortaya koyduğunu belirterek tüketicilere etiket ve üretici bilgilerini kontrol etmeleri, alışverişlerinde güvenilir satış kanallarını tercih etmeleri çağrısında bulundu. Şampuan, saç kremi, saç boyası ve kolonya gibi ürünleri kapsayan denetimlerde belirlenen uygunsuzluklar; ürün içeriği, üretici bilgileri ve güvenilir satış kanallarının önemini ortaya koydu. KOZMETİK ÜRÜNLERDE GÜVENİLİR SATIŞ KANALI UYARISI KÜAD’ı temsilen açıklamalarda bulunan Belgin Sile, tüketicilerin kozmetik ürün satın alırken ambalaj üzerindeki bilgilere dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Sile: “Kozmetik ürün satın alırken ambalaj üzerindeki ürün adı, kullanım amacı, içerik bilgisi, kullanım talimatı ve uyarıların incelenmesi önem taşıyor. Ürünün sorumlu kişi veya üretici bilgileri ile adresinin etikette yer alması; parti ya da seri numarası gibi izlenebilirlik bilgilerine ulaşılabilmesi gerekiyor. Açıldıktan sonra kullanım süresi veya son kullanma tarihi bulunan ürünlerde bu bilgilerin de kontrol edilmesi öneriliyor. Sahte, kaçak veya merdiven altı üretimle piyasaya sunulan ürünlerde ambalaj ve etiket bilgileri eksik, yanıltıcı ya da tutarsız olabiliyor. İzinsiz üretim koşulları ve kontrolsüz içerik, ürünün güvenliğine ilişkin değerlendirme yapmayı da güçleştiriyor. Ürünün fiyatının piyasa ortalamasının çok altında olması, satıcı bilgilerinin açıkça paylaşılmaması ya da ürünün güvenilir olmayan kanallardan sunulması temkinli yaklaşılması gereken işaretler arasında yer alıyor” dedi. KOZMETİK ÜRÜNLERDE GÜVENLİ KULLANIM UYARISI Ürünlerin güvenliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sile, “Bir kozmetik ürünün kullanımı sonrasında kızarıklık, kaşıntı, yanma veya şişlik gibi beklenmeyen bir durum ortaya çıkarsa ürünün kullanımına ara verilmesi ve sağlık profesyoneline danışılması gerekiyor. Ürünün ambalajını, parti numarasını ve satın alma bilgilerini saklamak, olası inceleme ve bildirim süreçlerinde yardımcı olabilir. Özellikle içeriği veya kaynağı belli olmayan ürünlerin kullanımı, ürünün güvenliğine ilişkin değerlendirme yapmayı güçleştirebilir. Denetlenen 95 kozmetik ürünün 57’sinde uygunsuzluk belirlenmesi, ürün güvenliğinin üretimden tüketiciye ulaşana kadar her aşamada gözetilmesi gerektiğini gösteriyor. Tüketicilerin kullandıkları ürünün içeriği, kullanım amacı ve üretici bilgileri hakkında doğru ve anlaşılır bilgiye ulaşabilmesi büyük önem taşıyor. Ürünlerin güvenilir kanallardan temin edilmesi, etiket bilgilerinin incelenmesi ve kaynağı belirsiz ürünlere karşı dikkatli olunması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Kozmetik sektöründe güvenlik, mevzuat ve yenilikçi ürün geliştirme başlıklarının ele alındığı Uluslararası Kozmetik Kongresi (UKK), KÜAD tarafından her yıl düzenleniyor. Bu yıl 10’uncusu 14–16 Aralık 2026 tarihlerinde Antalya Titanic Deluxe Belek’te gerçekleştirilecek kongrede; skinification yaklaşımı, aktif içerikler, çok işlevli formüller, kişiselleştirme, saç derisi ve vücut bakımına yönelik serumlar, mevzuat, sürdürülebilirlik ve inovasyon konuları sektör paydaşlarıyla değerlendirilecek. KÜAD Kongre Başkanı Serdar Mutaf, kongrenin önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Kozmetik ürün güvenliği, üretimin her aşamasında mevzuata uygunluk ve etkin denetim kadar tüketicinin güvenilir ürüne erişmesiyle de yakından ilişkili. Merdiven altı ve kaçak üretimle mücadelede doğru bilginin paylaşılması, izlenebilirliğin güçlendirilmesi ve tüketici farkındalığının artırılması büyük önem taşıyor. Her yıl sektörün farklı paydaşlarını bir araya getiren UKK’de güvenli üretimden yenilikçi formülasyonlara uzanan başlıkları birlikte ele alarak sektörün ortak bilgi birikimine katkı sunuyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanofi, Bioexpo 2026’da Sağlıkta İnovasyonun Geleceğini Anlattı Haber

Sanofi, Bioexpo 2026’da Sağlıkta İnovasyonun Geleceğini Anlattı

Sanofi, 14–16 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Bioexpo 2026’da sağlıkta inovasyonun birbirini tamamlayan iki boyutunu gündeme taşıdı. Aşı geliştirme ve üretim aşamalarında inovasyonun önemini ve ruhsatlandırmada dijital dönüşümün sağladığı katma değeri ele alan oturumlarda, yeni nesil koruyucu sağlık çözümlerinin geliştirilmesindeki süreç değerlendirildi. İnovasyonu, bilimsel keşiflerden yeni sağlık çözümlerinin insanlara ulaşmasına kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımla ele alan Sanofi, küresel ölçekte edindiği bilimsel birikimive üretken yapay zekâ deneyimini kamu ve sektör temsilcileriyle paylaştı. Aşı inovasyonunda küresel deneyim ve yeni nesil çözümler “Aşı Geliştirmede ve Üretimde İnovasyon: Avantajlar ve Zorluklar” başlıklı oturumda konuşan Sanofi Aşı İş Birimi Avrasya Medikal Direktörü Dr. Özde Tırna, aşıların halk sağlığına katkısını, üretim süreçlerinin kendine özgü gerekliliklerini ve yeni nesil teknolojileri anlattı. Aşılamanın değerinin bireysel korunmanın ötesine geçtiğine dikkat çeken Tırna, hastalıkların önlenmesinin toplum sağlığına ve sağlık sistemlerine sunduğu kazanımları değerlendirdi. Sanofi’nin yüzyılı aşkın aşı deneyimini, geniş üretim ağını ve Ar-Ge yetkinliğini farklı teknolojik platformlarla geliştirdiğini belirten Tırna, şirketin “her hedef için en uygun platformu seçme” yaklaşımını somut örneklerle aktardı. Kullanıma hazır pediatrik karma aşılar, mRNA teknolojisi ve RSV’ye karşı koruma amacıyla geliştirilen uzun etkili monoklonal antikorların önemine dikkat çekti. Aşı ve bağışıklama alanındaki inovasyonun, yeni çözümler geliştirmenin yanı sıra uygulama kolaylığı ve farklı yaş gruplarının korunması açısından sunduğu olanakları paylaştı. Aşılama sayesinde çiçek hastalığının ortadan kaldırıldığını, çocuk felcinin önemli ölçüde azaltıldığını kızamık, kızamıkçık, tetanos, difteri, kabakulak ve boğmaca gibi hastalıkların kontrol altına alındığını belirten Dr. Özde Tırna, şunları söyledi: “Son 50 yılda aşılama sayesinde 154 milyon insanın hayatı kurtarıldı. Bu, dakikada 6 hayat anlamına geliyor. Aşılama, hastalığı önleyen, hayat kurtaran, tasarruf sağlayan ve güçlü ekonomik büyümeye katkı sunan en güçlü araçlardan biridir. Aşıların değeri bireysel korumayla sınırlı değildir, toplumların bütününe yayılan bir kazanımdır. Dolayısıyla aşı ve bağışıklama alanındaki inovasyon, yeni ürünler geliştirmenin yanı sıra daha güvenli, daha erişilebilir ve daha kolay uygulanabilir çözümler sunmakla ilgilidir. Amacımız, bebeklerden yetişkinlere her yaştan insanı önlenebilir hastalıklardan korumak.” Ruhsatlandırmanın geleceğinde insan, veri ve yapay zekâ İnovasyonun hastalara ulaşmasında kritik bir aşama olan ruhsatlandırma ise Sanofi Türkiye Ruhsatlandırma Direktörü Ecz. Derya Dönmez’in moderatörlüğündeki “Ruhsatlandırmada Dijital Dönüşüm: Başvurudan Karara İnsan, Veri ve Yapay Zekâ ile Regülasyonun Geleceğini Tasarlamak” başlıklı uydu oturumunda ele alındı. Oturuma TC Health Genel Müdürü Salih Güreş, Sağlık Bakanlığı Dijital Proje Yöneticisi Umut Ağyüz ve Sanofi Üretken Yapay Zekâ (GenAI) Ruhsatlandırma Lideri Karen Philippe katıldı. Elektronik başvurulardan veri odaklı değerlendirme süreçlerine geçişin tartışıldığı oturumda, veri kalitesi, sistemler arası entegrasyon, yapay zekânın kullanım alanları ve dijitalleşmenin sürdürülebilirlik boyutu ele alındı. Sektör ile düzenleyici otoriteler arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekilirken, dönüşümün güvenilir verinin etkin kullanımı, şeffaflık ve insanın karar süreçlerindeki sorumluluğuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Sanofi’nin ruhsatlandırma alanındaki üretken yapay zekâ çalışmalarının uygulama boyutu ve deneyimlerinin de paylaşıldığı oturumda, her zaman çalışmaların odağında hastaların bulunduğuna dikkat çeken Ecz. Derya Dönmez, sözlerine şöyle devam etti: “Ruhsatlandırmada kâğıttan veriye, veriden akıllı karar destek sistemlerine uzanan bir dönüşüm yaşıyoruz. Bugün yapay zekânın değerlendirme ve karar süreçlerine nasıl entegre edilebileceğini konuşuyoruz. Bu yolculukta değişmeyen hedefimiz, güvenli, etkili ve kaliteli ilaçların hastalara en hızlı şekilde ulaşması. Teknoloji bu amaca hizmet ettiği ölçüde değerlidir. Dönüşümün başarısı ise, kaliteli ve standartlaştırılmış veriyi, insan uzmanlığını ve güvene dayalı iş birliğini bir araya getirmemize bağlı. Bioexpo’da da bu dönüşümün sahadaki karşılığını ve geleceğini farklı paydaşların deneyimleriyle birlikte ele alarak, tedavilere erişimi destekleyecek ortak yaklaşımları değerlendirdik”. Bilimin gücünü teknoloji ve iş birliğiyle somut faydaya dönüştürmek Bilimsel ilerlemeyi insan sağlığı için somut faydaya dönüştürmeyi hedefleyen Sanofi, küresel birikimini yapay zekâ, veri ve iş birlikleriyle buluşturan yaklaşımını Bioexpo’da paylaştı. Aşı ve ruhsatlandırma alanlarından örneklerle, bu yaklaşımın araştırma ve üretimden yeniliklerin insanlara ulaşmasına uzanan süreçteki karşılığını ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.