Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnovasyon

Kapsül Haber Ajansı - İnovasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnovasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kurumsal Liderlik Hikayeleri Neden Etkili? Haber

Kurumsal Liderlik Hikayeleri Neden Etkili?

Bir şirketin bilançosu güçlü olabilir, yatırımı artabilir, yeni pazarlara açılabilir. Yine de kamuoyu, çalışanlar ve iş ortakları çoğu zaman rakamlardan önce liderin tutumuna bakar. Bu nedenle kurumsal liderlik hikayeleri, yalnızca bir iletişim malzemesi değil, kurumun güven üretme biçiminin görünür yüzüdür. Özellikle belirsizliğin yükseldiği dönemlerde yönetici profili, şirketin yön duygusunu temsil eder. Bir CEO'nun kriz anındaki dili, bir genel müdürün dönüşüm kararlarını nasıl açıkladığı ya da bir kurucu liderin kurumsallaşma sürecinde hangi ilkelere yaslandığı, markanın dışarıdaki algısını doğrudan etkiler. Kurumsal dünyada hikaye anlatımı bu yüzden romantik bir yan unsur değil, stratejik bir çerçevedir. Kurumsal liderlik hikayeleri neden bu kadar önemli? Kurumsal yapılar büyüdükçe karar alma süreçleri karmaşıklaşır. Bu karmaşıklık içinde paydaşların görmek istediği şey, yalnızca sonuç değil; sonuca hangi liderlik yaklaşımıyla gidildiğidir. Çünkü yatırımcı için öngörülebilirlik, çalışan için güven, müşteri için istikrar ve kamuoyu için kurumsal sorumluluk büyük ölçüde liderlik pratiği üzerinden okunur. İyi kurgulanmış liderlik hikayeleri, kurumun ne yaptığı kadar nasıl düşündüğünü de gösterir. Bir enerji şirketi sadece kapasite artışıyla değil, dönüşümünü hangi yönetim anlayışıyla yönettiğiyle dikkat çeker. Bir savunma sanayi şirketi yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, teknoloji geliştirme kültürünü hangi liderlik ilkeleriyle inşa ettiğiyle öne çıkar. Bir lojistik oyuncusu ise sadece operasyonel ölçeğiyle değil, kriz anında karar alma hızını kimin ve nasıl yönettiğiyle değerlendirilir. Burada kritik nokta şudur: Hikaye, başarıyı süslemek için değil, başarıyı anlamlandırmak için vardır. Bu ayrım yapılmadığında içerik hızla kurumsal övgü metnine dönüşür ve etkisini kaybeder. Güçlü bir liderlik anlatısının temel unsurları Etkili kurumsal liderlik hikayeleri çoğu zaman tek bir parlak başarı cümlesine dayanmaz. Aksine, süreklilik gösteren birkaç güçlü eksen etrafında şekillenir. İlk eksen bağlamdır. Lider hangi dönemde, hangi zorlukların ortasında ve hangi kurumsal ihtiyaçla öne çıktı? Bağlam yoksa hikaye havada kalır. İkinci eksen karardır. Gerçek liderlik, unvanın kendisinden çok alınan kararların niteliğinde görünür. Dijital dönüşüm yatırımı, ihracat stratejisinde yön değişikliği, üretim modelinde verimlilik odaklı revizyon ya da sürdürülebilirlik taahhüdünün operasyonlara yansıtılması gibi somut kararlar anlatının omurgasını oluşturur. Üçüncü eksen sonuçtur. Ancak burada sadece büyüme, karlılık ya da pazar payı gibi klasik metrikler yeterli değildir. Çalışan bağlılığı, kadın liderliğinin güçlenmesi, inovasyon kapasitesinin artması, tedarik zincirinin dayanıklılığı ya da kurumun krizlere karşı refleks kazanması da sonuç başlığı içinde değerlendirilmelidir. Dördüncü eksen ise insani ölçektir. Kurumsal liderlik anlatıları tamamen teknik verilerden oluştuğunda profesyonel görünür ama akılda kalmaz. Tam tersine yalnızca kişisel ilham vurgusuna yaslandığında da iş dünyası için yetersiz kalır. En etkili metinler, stratejik akılla insan etkisini dengede tutanlardır. Hikaye ile PR metni arasındaki fark Kurumsal iletişim ekiplerinin en sık karşılaştığı sorunlardan biri, liderlik içeriğinin haber değeriyle kurumsal tanıtım arasında sıkışmasıdır. Eğer metin yalnızca övgü cümlelerinden oluşuyorsa okuyucu bunu hızla fark eder. Özellikle iş dünyası okuru, somut dayanak arar. Gerçek bir liderlik hikayesi, kusursuzluk iddiası taşımaz. Dönemsel baskıları, alınan riskleri, ertelenen kararları ve yön değişikliklerini dışlamaz. Elbette her detay kamusal içerikte yer almaz; ancak anlatının inandırıcı olması için ölçülü bir gerçeklik hissi gerekir. Bu, itibarı zayıflatmaz. Aksine, kurumu daha güvenilir kılar. Hangi sektörlerde daha fazla karşılık buluyor? Aslında tüm sektörlerde liderlik anlatısına ihtiyaç var. Ancak bazı alanlarda bu ihtiyaç daha görünür hale geliyor. Savunma, enerji, yapay zeka, tarım teknolojileri, sanayi üretimi ve lojistik gibi dönüşüm baskısının yüksek olduğu sektörlerde liderliğin yön tayin etme rolü çok daha belirgin. Örneğin yapay zeka yatırımı açıklayan bir şirket için asıl soru sadece hangi teknolojinin kullanılacağı değildir. Kurum bu değişimi hangi yetkinlik planıyla yönetecek, mevcut çalışan yapısını nasıl dönüştürecek ve veri güvenliği konusunda nasıl bir ilke seti oluşturacak? İşte liderlik hikayesi tam bu noktada devreye girer. Aynı durum sürdürülebilirlik için de geçerlidir. Karbon azaltımı hedefi açıklamak tek başına yeterli değildir. Bu hedefin yönetim kurulunda nasıl ele alındığı, operasyonel kararlarla nasıl birleştiği ve kurum kültürüne nasıl aktarıldığı anlatılmadığında söylem ile uygulama arasında boşluk oluşur. Kurumsal liderlik hikayeleri nasıl inşa edilir? Bu sorunun tek bir reçetesi yok. Şirketin ölçeği, sektörü, liderlik modeli ve iletişim hedefi sonuca doğrudan etki eder. Yine de bazı ilkeler hemen her kurum için geçerlidir. İlk olarak lideri şirketten bağımsız bir kahraman gibi konumlandırmamak gerekir. Kurumsal liderlik hikayeleri, bireysel başarı ile kurumsal kapasite arasında denge kurmalıdır. Çok kişiselleştirilmiş anlatılar kısa vadede dikkat çekebilir; ancak kurumun kolektif gücünü gölgelediğinde ters etki yaratır. İkinci olarak anlatı tek bir röportaja sıkıştırılmamalıdır. Yönetici söyleşileri değerli olsa da tek başına yeterli değildir. Haber akışı, saha örnekleri, ekip katkıları, dönemsel gelişmeler ve ölçülebilir çıktılarla desteklenen çok katmanlı bir kurgu daha güçlü sonuç verir. Bu nedenle medya platformları açısından da liderlik içeriklerinin farklı formatlara uygun üretilmesi önem taşır. Üçüncü olarak zamanlama doğru seçilmelidir. Yeni atama dönemleri, birleşme ve satın alma süreçleri, yatırım kararları, ihracat hamleleri, teknoloji dönüşümleri ve kriz sonrası toparlanma evreleri liderlik hikayeleri için yüksek etkili momentlerdir. Nedensiz bir görünürlük arayışı yerine gelişmeyle uyumlu bir yayın planı daha inandırıcı olur. İçerikte hangi soruların yanıtı olmalı? İyi bir liderlik anlatısı şu sorulara açık cevap verir: Bu lider hangi problemi çözmeye çalıştı? Hangi önceliği değiştirdi? Kurum içinde neyi dönüştürdü? Kararın sahaya etkisi ne oldu? Paydaşlar bu değişimi nasıl hissetti? Bu soruların hiçbirine net cevap veremeyen içerikler, çoğu zaman güçlü başlık taşısa da zayıf etki üretir. Özellikle editoryal mecralarda yayımlanacak metinlerde, haber değeri ile itibar yönetimi arasındaki çizgi dikkatle korunmalıdır. Kurumlar neden bazen yanlış anlatı kuruyor? En yaygın hata, başarıyı yalnızca sonuç odaklı anlatmaktır. Oysa sonuç tek başına ikna edici değildir. İkinci hata, lideri aşırı idealize etmektir. Okur, kurumların zorluk yaşamadan büyüdüğüne inanmaz. Üçüncü hata ise teknik dönüşümü insan boyutundan koparmaktır. Özellikle sanayi, enerji ve teknoloji şirketlerinde bu sorun sık görülür. Bir başka problem de liderlik hikayesini sadece üst düzey yönetimle sınırlamaktır. Oysa yeni nesil kurumsal yapılarda liderlik, farklı katmanlarda görünür hale geliyor. Bölge yöneticileri, fabrika liderleri, Ar-Ge ekiplerinin başındaki isimler ya da kadın yöneticilerin dönüşümde üstlendiği roller de güçlü anlatı alanları oluşturuyor. Bu yaklaşım, kurumun liderlik kapasitesini daha gerçekçi gösteriyor. Medya değeri açısından neden öne çıkıyor? İş dünyası yayıncılığında okuyucu, yalnızca şirket haberi değil, karar verici perspektifi de görmek istiyor. Bu nedenle liderlik odaklı içerikler; ekonomi, sektör, yatırım, inovasyon ve istihdam başlıklarıyla kolayca kesişiyor. Kurum açısından itibar üretirken, yayıncı açısından da okunabilir ve yeniden kullanılabilir bir içerik zemini sunuyor. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel ve kurumsal odağı güçlü yayın platformlarında bu tür içeriklerin öne çıkmasının nedeni de burada yatıyor. İyi hazırlanmış bir liderlik hikayesi, yalnızca yöneticiyi görünür kılmaz; aynı zamanda şirketin bulunduğu sektörün yönünü, risklerini ve fırsatlarını da daha anlaşılır hale getirir. Gelecekte hangi liderlik hikayeleri daha çok dikkat çekecek? Önümüzdeki dönemde en fazla karşılık bulacak anlatılar, sadece büyümeyi değil dönüşüm kapasitesini gösterebilenler olacak. Yapay zeka uyumu, yeşil dönüşüm, tedarik zinciri dayanıklılığı, kadın liderliğinin kurumsal yapılarda artışı ve çok kuşaklı iş gücünün yönetimi öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Buna karşılık her dönüşüm anlatısı aynı etkiyi üretmeyecek. Çünkü piyasada iddia çok, kanıt az. Bu nedenle veriyle desteklenen, operasyonel örnek sunan ve kurumsal sonuçla toplumsal etkiyi birlikte ele alan içerikler daha fazla güven toplayacak. Kısacası görünür olan değil, temellendirilebilen hikaye öne çıkacak. Kurumsal liderlik hikayeleri doğru kurulduğunda, bir yöneticinin profilinden daha fazlasını anlatır. Kurumun karar alma kalitesini, kriz refleksini, gelecek iddiasını ve paydaşlarına verdiği sözü görünür hale getirir. Tam da bu yüzden, iyi bir liderlik anlatısı bir iletişim çalışması olmaktan çıkar ve kurumsal stratejinin kamuya açık yüzüne dönüşür. Bugün asıl farkı yaratan da budur: konuşan lider değil, söylediklerini kurum ölçeğinde doğrulayabilen liderlik modeli.

Pirelli, Formula 1’deki Varlığını 2028’e Kadar Uzattı Haber

Pirelli, Formula 1’deki Varlığını 2028’e Kadar Uzattı

FIA (Uluslararası Otomobil Federasyonu), mevcut sözleşmedeki opsiyon hakkını kullanarak İtalyan şirketle olan iş birliğini bir yıl daha uzattı. Böylece FIA, Formula One Management (FOM) ve Pirelli arasında karşılıklı anlaşmayla Formula 1’in Global Lastik Partnerliği ve bağlantılı şampiyonalardaki iş birliği 2028 sezonu sonuna kadar devam edecek. Bu bir yıllık uzatma opsiyonları, Pirelli’nin Formula 1’deki varlığını 2025-2027 dönemini kapsayacak şekilde uzattığı 2023 yılında imzalanan anlaşmalarda yer alıyordu. Buna göre Pirelli, 2028 sezonu sonuna kadar FIA Formula 1 Dünya Şampiyonası, FIA Formula 2 Şampiyonası, FIA Formula 3 Şampiyonası ve F1 ACADEMY’nin tek lastik tedarikçisi olmaya devam edecek. FIA Başkanı Mohammed Ben Sulayem: “Pirelli uzun yıllardır FIA Formula 1 Dünya Şampiyonası’nın önemli bir ortağı olarak performans, inovasyon ve güvenlik alanlarında sürekli yüksek standartlar sunuyor. İş birliğinin 2028 sonuna kadar uzatılması şampiyona için istikrar sağlarken FIA, Formula One Group ve Pirelli arasındaki güçlü iş birliğini de yansıtıyor. Birlikte inovasyonu ileri taşımaya ve dünya genelindeki takımlar, pilotlar ve taraftarlar için heyecan verici yarışlar sunmaya devam ediyoruz.” Formula 1 Başkanı ve CEO’su Stefano Domenicali: “Pirelli ile yıllara dayanan güçlü ve başarılı bir ortaklığa sahibiz. Teknik uzmanlığı, performans, inovasyon ve sürdürülebilirliğe olan bağlılığı sayesinde uzun yıllardır güvenilir bir iş ortağımız oldu. FIA ile birlikte bu iş birliğini bir yıl daha uzatacak olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Teknik regülasyonların sınırlarını zorlamaya devam ederken, Pirelli’nin kaliteye olan bağlılığı takımlar ve desteklediği tüm seriler için büyük bir güvence sağlıyor. Çünkü dünyanın en gelişmiş lastiklerinden bazılarıyla çalıştıklarını biliyorlar. FIA Başkanı Sayın Mohammed Ben Sulayem’e ve Pirelli Başkan Yardımcısı Marco Tronchetti Provera’ya teşekkür etmek istiyorum. Bu uzatma, uzman iş ortaklarıyla yürütülen başarılı iş birliklerinin ve pist üzerindeki en iyi yarış deneyimini sunma hedefinin bir başka önemli örneğidir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch, Otomasyon Ve Robotik Teknolojilerini İleri Taşıyor Haber

Bosch, Otomasyon Ve Robotik Teknolojilerini İleri Taşıyor

Gelişmiş robotik ve özellikle insansı sistemlerin oldukça dinamik büyümesi, otomasyonun bir sonraki aşamasının habercisi. Bosch, bu gelişimi şekillendirmede şimdiden önemli bir rol oynuyor ve otomasyon ile robotik için kilit teknolojileri ileri taşıyor. Berlin'deki Bosch Connected World (BCW)'de konuşan Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung, “Gelişmiş sensör teknolojisi, yazılım ve elektrik enerjisinin harekete, verimli bir şekilde dönüştürülmesi sadece otonom mobilite ile teknolojik olarak ilişkili değil, aynı zamanda modern robotiğin de temel taşlarıdır” dedi. Otomasyon ve robotik teknolojilerine yönelik artan talebe hızla yanıt veren Bosch, halihazırda dünya çapında aranan ve cazip bir ticarileştirme ortağı ve bileşen tedarikçisi konumunda. Hartung, “İnsansı robotların ortaya çıkışıyla birlikte Bosch bileşenlerine ve çözümlerine olan talep artıyor” diye ekledi. Kapsamlı uzmanlığıyla şirket, robotik pazarının büyümesinden pay almak için elinde büyük bir avantaj bulunduruyor. Bosch, bu alanda milyarlarca dolarlık bir iş geliştirme potansiyeli görüyor. Şirket, bunu başarmak için sinerji etkilerine güveniyor. Hartung, “Endüstriyel ölçekte robotiği, insansı robotlara kadar ilerletmek için çeşitli iş sektörlerinden kanıtlanmış teknolojileri vizyoner yeniliklerle birleştiriyoruz. Ayrıca bu stratejiye bağlı kalmanın Avrupa'nın bir teknoloji merkezi olarak konumunu güçlendireceğini umuyoruz” dedi. Dahası, Bosch, Alman fabrikalarının dünyanın geri kalanına kıyasla rekabet gücünü artırmak ve giderek artan nitelikli iş gücü açığına karşı koymak için otomasyondan hedefli bir şekilde yararlanıyor. Robotik hassas bir dokunuş gerektirir Bosch Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Tanja Rueckert, “Bosch, tekerlekler ve robot kolları aracılığıyla geleceğe yön veriyor” diyor. Şirket, bu büyüme pazarını şekillendirmede otomobilden fabrikaya ve eve kadar uzanan alanlar arası otomasyon uzmanlığını bir avantaj olarak kullanıyor. Bosch, kendini insansı robot üreticisi olarak değil, modern otomasyon ve robotiğin “beyni ve sinir sistemi” için lider bir tedarikçi ve ortak olarak konumlandırıyor. Bu esnek çözümlerin merkezinde Bosch'un açık ctrlX AUTOMATION platformu yer alıyor. Rueckert, “Bu, robotiği erişilebilir, modüler ve hızlı entegre edilebilir hale getiriyor. Müşterilerimizin, sürücüsüz taşıma sistemlerini yüksek hassasiyetli robot kollarıyla birleştirmelerini şimdiden sağlıyoruz. Bu sayede mevcut süreçlerdeki görevleri istikrarlı ve esnek bir şekilde devralabiliyorlar” diyor. Bosch Rexroth bölümü şu anda bu alanda birçok müşteri projesi yürütüyor. Robotlar, ister fabrikada ister evde olsunlar, çevreleriyle güvenli ve hassas bir şekilde etkileşim kurabilmeleri için keskin bir dokunma hissine ihtiyaç duyarlar. Küçük ama vazgeçilmez bir teknoloji olan ve MEMS sensörleri olarak bilinen mikro elektromekanik sistemler, robotlara tam olarak bu dokunsal hissi veriyor. Bu sistemler, robotların nesneleri gerekli incelikle tutabilmelerini ve fiziksel temasa hassas bir şekilde tepki vermelerini sağlayan anahtardır. Örneğin, bu sensörler sayesinde bir robot sağlam bir su bardağını veya narin bir kadehi kavrama gücünü hassas bir şekilde ayarlayabilir. Bosch, şirketin Reutlingen'deki yarı iletken tesisi için merkezi öneme sahip olan bu kilit teknoloji alanında küresel pazar lideridir. Hartung, “İnsanların 4 milyon dokunma sensörü var. Eğer aynı sayıda sensöre sahip robotlar yapsaydık, dünya çapındaki 4 yıllık sensör üretimi 12.500 robot için ancak yeterli olurdu” dedi. Bu rakam, otomasyon ve robotiğin geleceğindeki muazzam potansiyeli ve Bosch'un bu gelecekteki kilit rolünü gözler önüne seriyor. Bir pazar araştırması ve strateji danışmanlığı şirketi olan Yole Group'a göre, Bosch'un lider olduğu MEMS sensör pazarının 2030 yılına kadar 19,2 milyar ABD dolarını aşması ve yıllık ortalama yüzde 4'lük bir büyüme oranı yakalaması bekleniyor. Bosch, bilişsel robotları daha da geliştirmek için çalışıyor Bosch, otomasyon ve robotik alanındaki gelişimi hızlandırmak için hedefe yönelik şirket içi inovasyon ve açık bir ekosistem yaklaşımının birleşimine güveniyor. Bu amaçla şirket, yeni robotik çözümlerin geliştirilmesi ve ticarileştirilmesine odaklanan uzmanlaşmış bir birim olan Robert Bosch Robotics GmbH'yi kurdu. Aynı zamanda Bosch, stratejik ortaklıklar yoluyla endüstriyel ölçeklendirmeyi ilerletmeye devam ediyor. Örneğin şirket, bilişsel robotları daha da geliştirmek için Alman start-up Neura Robotics ile birlikte çalışıyor. Bosch, derin üretim uzmanlığı sayesinde İngiltere'den Humanoid'in yanı sıra diğer ABD'li ve Çinli ortaklar da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından önde gelen robotik girişimleri için kilit bir ortak olarak hareket ediyor ve prototiplerini üretim ölçeğine taşıyor. Bosch, özellikle Çin'deki ortaklıklarını, yılın başında kurulan ve fiziksel yapay zekanın gelişimini ve robotik çözümlerin ticarileştirilmesini yürüten Bosch Robotik Merkezi Çin'de (BROC) bir araya getirdi. Robotların “zekâsına” ek olarak, Bosch'un gücü, onlara fiziksel performans kazandıran kritik bileşenlerde yatıyor. Bosch Rexroth’un portföyü arasında, modern robotik ve fabrika otomasyonu için kapsamlı bir kilit bileşen bulunuyor. Bunlar arasında dinamik ve hassas hareketler sağlayan yüksek hassasiyetli elektrik motorları ve güçlü servo sürücüler ile çeşitli ortamlar ve gereksinimler için robotların akıllı, esnek kontrolünü sağlayan ctrlX AUTOMATION yer alıyor. Bosch ayrıca robotlara ihtiyaç duydukları gücü, hızı ve hassasiyeti veren karmaşık montajlar ve alt sistemler de sunuyor. Bu da bu bileşenlerin çeşitli otomasyon görevleri için teknolojik omurga görevi gördüğü anlamına geliyor. Dahası Bosch, örneğin Rexroth konveyör sistemleri ile robotik üretimi için fabrika ekipmanları konusunda da destek sağlayabiliyor. Dünya çapında 230'dan fazla tesisten gelen benzersiz veri hazinesi Yapay zeka (AI), otomasyon ve robotiğe yeni yetenekler kazandıran motordur. Rueckert, “En son teknoloji elektronik ve mekaniğin yapay zeka ile birleşimi, otomasyon ve robotikte önemli teknolojik atılımları ulaşılabilir kılıyor. Örneğin, robotların çevrelerini algılamalarını, süreçleri anlamalarını ve deneyimlerinden öğrenmelerini sağlıyor” diyor. Bosch, bu kilit teknolojiyi stratejisine sıkı bir şekilde yerleştirdi ve iki düzeyde kullanıyor. İlk olarak şirket, otonom çalışmayı sağlamak için buluttaki yapay zeka modellerini doğrudan fiziksel ürünlerine taşıyor. İkinci olarak, Bosch halihazırda kendi üretiminde, örneğin üretim süreçlerinin optimizasyonunda, tahmine dayalı bakımda ve optik hata tespitinde yapay zekayı yaygın olarak kullanıyor. Bu öğrenen yapay zeka sistemlerinin temeli, Bosch'un dünya çapındaki 230'dan fazla tesisinden gelen ve sektörde benzersiz olan bir veri hazinesidir. Rueckert, “Belirleyici rekabet avantajımız sadece makineler değil, küresel üretim ağımızdan gelen verilerdir. Bu veri hazinesi, geleceğin akıllı otomasyon çözümlerini geliştirdiğimiz ham maddedir” diyor. Ayrıca Bosch, insan uzmanlığını makine tarafından okunabilir verilere dönüştürmek için karmaşık hareket dizilerini eğitim için bir temel olarak kaydeden özel veri giysileri kullanıyor. Şirket, bilişsel robotların gelişimini hızlandırmak için bu uzmanlığı Neura Robotics ile olan ortaklığına özel olarak aktarıyor. Yapay zeka konusunda, dünya çapında 7 ülkede 11.000'den fazla kişiyle yapılan bir anket olan Bosch Tech Compass, insanların çoğunluğunun yapay zekayı önümüzdeki yılların en etkili ve en olumlu teknolojisi olarak gördüğünü gösteriyor. Bir diğer önemli bulgu ise yanıt verenlerin yüzde 70'inin yapay zekayı gelecek için çok önemli görmesiyle, bu teknolojiye olan heyecanın dünya çapında artması. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi Haber

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi

Henkel, Kocaeli’deki GEBKİM Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası’nı karbon nötr hale getirdi. Bu önemli adım, şirketin 2045 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolculuğunda önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Böylece daha önce karbon nötr üretime geçen İstanbul Tuzla Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası ile beraber şirketin Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri fabrikalarının tamamı karbon nötr hale gelmiş oldu. GEBKİM Fabrikası’nın yanı sıra Hindistan’daki Kurkumbh Tesisi’nin de karbon nötr olmasıyla birlikte, Henkel’in Hindistan, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’ndeki en büyük iki tesisi karbon nötr üretimle faaliyetlerini sürdürmeye başladı. Henkel, GEBKİM Fabrikası’nda doğal gazla çalışan kazan sisteminin yüksek verimli elektrikli kazan sistemiyle tamamen değiştirilmesini sağlayan önemli bir elektrifikasyon projesini hayata geçirdi. Bu dönüşüm sayesinde, tesisteki doğrudan fosil yakıt kullanımı tamamen ortadan kaldırılırken, Kapsam 1 emisyonları sıfıra indirildi ve yıllık yaklaşık 956 ton karbondioksit (CO₂) eşdeğeri emisyon azaltımı sağlandı. Ayrıca tesis bünyesinde üretilen güneş enerjisi ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikaları (I-REC) kombinasyonu sayesinde %100 yenilenebilir elektrik kullanımına geçildi. Böylece Kapsam 2 emisyonları da sıfırlanırken, yeni sistemin sağladığı yüksek verimlilik sayesinde toplam enerji tüketimi azaltılarak üretim kapasitesinin korunması mümkün oldu. Böylece GEBKİM Fabrikası, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımıyla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını sıfırlayarak Henkel’in fosil yakıtsız üretimde küresel ölçekteki öncü tesislerinden biri haline geldi. Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri IMEA Bölgesi Operasyonlar ve Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Simon Ulmann, konuyla ilgili görüşlerini şu sözlerle ifade etti: "Henkel olarak, Türkiye’deki GEBKİM Fabrika’mızla birlikte Hindistan’daki Kurkumbh Tesislerimizde de karbon nötr üretime geçtik. IMEA bölgesindeki iki önemli tesisimizde karbon nötr üretime ulaşmamız, Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri’nin küresel sürdürülebilirlik hedeflerini hayata geçirme yolunda önemli bir adım. Hedefimiz çok net: Tüm operasyonlarımızdaki fosil yakıtları sistematik olarak ortadan kaldırıyor ve bunları yenilenebilir enerjiyle çalışan elektrikli süreçlerle değiştiriyoruz. GEBKİM ve Kurkumbh Fabrikalarımızda elde ettiğimiz bu üretim başarısı, stratejimizi tesis düzeyinde somut sonuçlara dönüştürebildiğimizi gösteriyor ve net sıfır operasyonlara ulaşma yolculuğumuzu hızlandırıyor." Türk Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri Başkanı ve Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Operasyonlar Direktörü Mehmet Yılmaz ise, “GEBKİM Fabrika’mızın karbon nötr hale gelmesi, Henkel’in 2045 net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolunda attığı kararlı adımlarda önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Daha önce de Tuzla Fabrika’mızda karbon nötr üretimi hayata geçirerek sürdürülebilirlik hedeflerimiz çerçevesinde önemli bir adım atmıştık. Böylece Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri tesislerimizin tamamında karbon nötr üretime geçmiş olduk. GEBKİM Fabrika’mızdaki bu dönüşüm, elektrifikasyonun endüstriyel operasyonları temelden nasıl dönüştürebileceğini gösteren somut bir örnek oldu. Elektrikli sistemler ve yenilenebilir enerji kullanımına geçerek fosil yakıt kullanımını tamamen ortadan kaldırdık. Bu başarı, inovasyon, teknoloji, güçlü ekip çalışması ve kararlılığın birlikte neler başarabileceğini de ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu. Henkel, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırarak küresel üretim ağında karbonsuzlaşma dönüşümünü hızlandırıyor. Bu adımlar, şirketin operasyonları ve değer zincirindeki karbon ayak izini azaltmayı hedefleyen net sıfır emisyon vizyonuna ulaşmasında kritik rol oynarken, müşterilerinin kendi sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına da katkı sağlıyor. Bu kilometre taşı, Henkel’in sürdürülebilir sanayi dönüşümüne öncülük etme kararlılığını bir kez daha ortaya koyarken, fosil yakıtsız üretimin farklı bölgelerde uygulanabilir ve ölçeklenebilir olduğunu da kanıtlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch, WIN Eurasia’da İleri Üretim Teknolojilerini Sergiliyor Haber

Bosch, WIN Eurasia’da İleri Üretim Teknolojilerini Sergiliyor

Yaklaşık 150 metrekarelik stant alanında dijital mühendislik, akıllı otomasyon, üretim ekipmanları ve özel makine çözümlerine odaklanan BMG, üretim teknolojilerindeki yetkinliklerini sektör profesyonellerine tanıtıyor. WIN Eurasia’nın, BMG’nin farklı sektörlerdeki müşterilere yönelik teknoloji ve mühendislik kabiliyetlerini görünür kıldığı önemli bir platform olduğunu belirten Bosch Üretim Çözümleri Türkiye Teknik Müdürü Ersin Uçan şunları söyledi: “WIN Eurasia, yalnızca teknolojilerimizi sergilediğimiz bir platform olmanın ötesinde, sanayinin geleceğine yönelik dönüşüm vizyonumuzu paydaşlarımızla birlikte değerlendirdiğimiz önemli bir buluşma noktası oldu”. Uçan, Bosch Üretim Çözümleri Türkiye olarak Bosch’un küresel üretim ekosistemindeki bilgi birikimini, Türkiye ve dünyanın pek çok ülkesindeki müşterilerinin karmaşık üretim ihtiyaçları için özel çözümlere dönüştürdüklerinin altını çizdi ve şöyle devam etti: “Dijital mühendislik, akıllı otomasyon ve ileri üretim teknolojilerindeki uzmanlığımızla üretim süreçlerini daha verimli, daha esnek ve daha sürdürülebilir hale getiren çözümler geliştiriyoruz.” Akıllı otomasyon ve görüntü işleme uygulamaları fuarda öne çıktı Fuar kapsamında sergilenen al-bırak (pick & place) uygulamaları ve yüksek performanslı konveyör sistemleriyle entegre çalışan interaktif cobot uygulamaları, görüntü işleme (vision) sistemleri ve akıllı üretim senaryoları, insan ve makine iş birliğinin üretim süreçlerinde nasıl daha yüksek verimlilik sağladığını uygulamalı olarak ortaya koyuyor. Manuel montaj süreçlerinde operatörlere yönlendirme sağlayan ve mikrometre seviyesindeki çok ince yüzeylerin bile kalite kontrolünü yapabilen görüntü işleme (vision) sistemleri ile akıllı üretim senaryoları da fuarda dikkat çeken teknolojiler arasında. Batarya ve hidrojen teknolojilerine yönelik geliştirilen uçtan uca üretim hatları da Bosch Üretim Çözümleri standında yer bularak küresel kabiliyetlerini temsil ediyor. Üretim sistemlerinin modernizasyonu için çözümler Fuarda gerçekleştirilen teknoloji demoları sayesinde, pek çok farklı sektör için mühendislik çözümleri ziyaretçilere uygulamalı olarak aktarılıyor. Bosch Üretim Çözümleri Türkiye, danışmanlıktan tasarıma, üretimden teknik servise kadar uzanan uçtan uca hizmet modeliyle sadece yeni tesis kurulumlarında değil, mevcut üretim sistemlerinin modernizasyonunda da sanayicilerin yanında yer alıyor. Şirket, mobilite, sensör ve elektronik, batarya, hidrojen, dayanıklı tüketim malları, enerji ve iklimlendirme (HVAC) gibi birbirinden farklı üretim dinamiklerine sahip sektörlerin dönüşüm yolculuğuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Bosch Üretim Çözümleri, küresel bir endüstriyelleşme ortağı ve üretim ekipmanları ile otomasyon için özel makine ve montaj hattı sağlayıcısı olarak 17 yıldır Bursa’da faaliyet gösteriyor. Geçtiğimiz aylarda, Bosch Üretim Çözümleri, Ar-Ge Merkezi olarak T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından sertifikalandırıldı. Bosch Üretim Çözümleri Türkiye Teknik Müdürü Ersin Uçan, Ar-Ge merkezi sertifikasıyla inovasyon kapasitelerini uluslararası standartlara taşıdıklarını belirterek şunları söyledi: “Makine, mekatronik, bilgisayar ile elektrik-elektronik mühendisliği disiplinlerinden oluşan 100 kişilik Ar-Ge ekibimizle, tasarım, proses geliştirme, yazılım ve donanım alanlarında çalışmalar yürütüyoruz. Güçlü mühendislik birikimimizle Türk sanayisine katma değerli çözümler kazandırırken, Ar-Ge çalışmalarımızla müşterilerimizin üretim hatlarını daha verimli, esnek, sürdürülebilir ve rekabetçi hale getirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

13,8 Milyar Dolarlık Kimya İhracatının Geleceği "Ne Üretmeliyiz Zirvesi"nde Konuşulacak Haber

13,8 Milyar Dolarlık Kimya İhracatının Geleceği "Ne Üretmeliyiz Zirvesi"nde Konuşulacak

Kimya sanayinin en dinamik alanlarından biri olan kozmetik sektörü ise üretim kapasitesi, ihracat performansı ve değişen tüketici beklentilerine uyum kabiliyetiyle büyümesini devam ettiriyor. Artan küresel rekabet, ihracat pazarlarındaki dönüşüm, değişen tüketici beklentileri ve sürdürülebilir üretim anlayışı sektörün geleceğini şekillendirirken, üreticiler için "Ne Üretmeliyiz?" sorusu her zamankinden daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD) tarafından düzenlenen 4. Kozmetikte Gelecek: Ne Üretmeliyiz Zirvesi, 18 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Ataşehir'deki Selectum City Otel'de gerçekleştirilecek. Sektörün önde gelen temsilcilerini bir araya getirecek zirvede, kozmetik pazarının geleceğine yön verecek gelişmeler masaya yatırılacak. KÜAD tarafından düzenlenen ve 500'den fazla sektör profesyonelinin katılımının beklendiği zirve; insan ve çevre sağlığını merkeze alan yüksek katma değerli kozmetik ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlamayı, sektörün uluslararası rekabet gücünü artırmayı, bilgi paylaşımını güçlendirmeyi ve kozmetik ekosisteminin sürdürülebilir gelişimini desteklemeyi amaçlıyor. Sektörün önde gelen temsilcilerini bir araya getirecek program kapsamında tiyatro sanatçısı Ali Poyrazoğlu da keynote konuşmacı olarak sahne alacak. Poyrazoğlu, değişim, yaratıcılık ve geleceği öngörme becerisinin iş dünyasındaki önemini kendi deneyimleri üzerinden katılımcılarla paylaşacak. VERİ, TREND VE TÜKETİCİ İÇGÖRÜLERİ AYNI SAHNEDE Zirvenin açılış konuşmaları Zirve Başkanı Ü. Belgin Sile ve KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan tarafından gerçekleştirilecek. "Veriden Değere: Kozmetik Sektöründe Trendler" başlıklı ilk oturumda NielsenIQ'dan Merve Gökmen ve Pınar Köseoğlu, Deloitte Türkiye'den Hakan Göl ile WGSN'den Melisa Özlüer; tüketici eğilimlerinden küresel güzellik pazarındaki gelişmelere kadar sektörün bugünü ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunacak. "Kozmetikte Dönüşüm: Üretimden Tüketici Deneyimine" başlıklı ikinci oturumda ise Ashland'dan Şebnem Çakır, Koroplast'tan Ersen Yılmaz ve sektör temsilcileri; sürdürülebilirlik, inovasyon, ambalaj çözümleri ve tüketici deneyimi ekseninde sektörün dönüşümünü ele alacak. KOZMETİĞİN GELECEĞİNE SANAT VE YARATICILIK PERSPEKTİFİ Zirvenin dikkat çeken bölümlerinden biri olan keynote oturumunda, MG International Fragrance Company sponsorluğunda tiyatro sanatçısı Ali Poyrazoğlu katılımcılarla bir araya gelecek. "Kozmetiğin Yeni Rafları" oturumunda Hepsiburada'dan Engin Çağın ve ebebek'ten Can Karadeniz değişen tüketici davranışları ve yeni nesil satış kanallarını ele alırken, KÜAD Talks Stage'de teknoloji, dijital dönüşüm ve perakende ekosisteminin kozmetik sektörüne etkileri farklı sektörlerden uzman isimlerin katılımıyla değerlendirilecek. BUGÜN SADECE NE ÜRETTİĞİMİZ DEĞİL, NASIL FARKLILAŞTIĞIMIZ DA ÖNEM TAŞIYOR Kozmetik sektöründe rekabetin artık yalnızca ürün geliştirme ile sınırlı olmadığını belirten KÜAD Zirve Başkanı Ü. Belgin Sile: "Kozmetik sektörü bugün çok boyutlu bir dönüşümden geçiyor. Tüketiciler artık yalnızca ürünün içeriğine değil; markanın değerlerine, sürdürülebilirlik yaklaşımına, dijital dünyadaki görünürlüğüne ve sunduğu deneyime de bakıyor. Bu nedenle sektörümüz için kritik soru yalnızca 'Ne üretmeliyiz?' değil, aynı zamanda 'Nasıl farklılaşmalı ve nasıl değer yaratmalıyız?' sorusudur. Ne Üretmeliyiz Zirvesi ile amacımız; sektörün geleceğine yön verecek fikirleri, farklı bakış açılarını ve iş birliği fırsatlarını aynı platformda buluşturarak Türk kozmetik sektörünün uluslararası rekabet gücüne katkı sağlamaktır" Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MAN Türkiye Almanya’dan Gelen Heyeti Ağırladı Haber

MAN Türkiye Almanya’dan Gelen Heyeti Ağırladı

MAN Truck & Bus’ın Almanya dışındaki ilk üretim tesisi olan MAN Türkiye A.Ş., uluslararası düzeyde önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Almanya Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Bärbel Bas ve beraberindeki heyet, MAN’ın Ankara’daki entegre üretim tesislerini ve Ürün Geliştirme Merkezi’ni (PDC) ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi aldı. Bakanlık temsilcileri, büyükelçilik yetkilileri ile MAN Truck & Bus SE’nin Almanya ile Türkiye’den üst düzey yöneticilerinin katıldığı programda; üretim faaliyetleri, Ar-Ge çalışmaları, çalışanların gelişimine yönelik uygulamalar ve çalışma ortamını destekleyen projeler dahil olmak üzere MAN’ın Ankara’daki faaliyetleri hakkında kapsamlı bilgi verildi. İnsan odaklı üretim ve yetkinlik gelişimi ele alındı Ziyaret kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerde, MAN Türkiye A.Ş.’nin başarısında önemli bir pay sahibi olan "insan kaynağı" alanındaki çalışmaları ele alındı. Heyete; çalışan güvenliği, mesleki eğitim programları, yetkinlik geliştirme çalışmaları ve kariyer gelişimi başlıklarındaki uygulamalar aktarıldı. Üretim hatlarını yerinde inceleyen Bärbel Bas ve heyet üyeleri, fabrika çalışanları ve yönetim temsilcileriyle bir araya gelerek kurum kültürü, eğitim olanakları ve sanayi iş birlikleri hakkında görüş alışverişinde bulundu. Ziyaretin önemli başlıklarından bir diğeri ise Avrupa’daki yeşil dönüşüm konusu oldu. Almanya’daki dönüşüm süreci ve elektromobilitenin yaygınlaşması için gerekli koşulların değerlendirildiği toplantıda; Avrupa ticari araç sektörünün rekabet gücünü koruyabilmesi adına kıta genelinde öngörülebilir ve sürdürülebilir politikaların desteklenmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı. Yeni nesil elektrikli otobüs "eCoach" ile test sürüşü Programın sonunda heyet, Ürün Geliştirme Merkezi’ni (PDC) ziyaret etti. Katılımcılara MAN’ın inovasyon yetkinlikleri ile geleceğin mobilite çözümleri tanıtıldı. Ziyaretin en dikkat çekici anlarından biri, test pistinde gerçekleştirilen tamamen elektrikli yeni eCoach’un sürüş deneyimi oldu. MAN’ın geleceğin toplu taşıma standartlarını belirlemek üzere geliştirdiği tamamen elektrikli yeni eCoach otobüs modeliyle bir test sürüşü gerçekleştirildi. Almanya Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Bärbel Bas, test sürüşü sırasında direksiyon başına geçerek yeni nesil eCoach’un sürüş dinamiklerini ve teknolojisini bizzat deneyimledi. MAN Truck & Bus SE adına ziyarette İnsan Kaynaklarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hubert Altschäffl, Otobüs İş Birimi Başkanı Barbaros Oktay, Kurumsal İletişim Direktörü Manuel Hiermeyer ve Kamu İlişkileri Direktörü Christoph Schuler ile MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ve CFO’su Thomas Hakuba hazır bulundu. Ziyaret; uluslararası iş birliğinin, insan kaynağına ve inovasyona yapılan yatırımların yanı sıra sürdürülebilir sanayi anlayışının geleceğe yönelik önemini bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otomotiv Satış Sonrası Sektörünün Kalbi İstanbul’da Attı Haber

Otomotiv Satış Sonrası Sektörünün Kalbi İstanbul’da Attı

Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle, “Otomotiv satış sonrası pazarına 25 yıllık liderlik” mottosuyla 19–22 Mayıs tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Automechanika Istanbul 2026, dört gün boyunca küresel otomotiv satış sonrası endüstrisini İstanbul’da buluşturdu. 41 ülkeden yaklaşık 1.400 katılımcı firma ile 130 farklı ülkeden 51.127 ziyaretçinin yer aldığı fuar, uluslararası ticaret hacmi ve yeni nesil mobilite odağıyla dikkat çekti. Elektrikli araç teknolojilerinden sürdürülebilir mobilite çözümlerine, eklemeli üretim uygulamalarından dijital servis ekosistemlerine kadar sektörün dönüşümünü şekillendiren başlıkların öne çıktığı fuar; yüksek uluslararası katılım oranı, kurulan stratejik iş birlikleri ve yoğun B2B trafiğiyle bölgesel ölçekteki lider konumunu daha da güçlendirdi. Otomotiv satış sonrası sektörünün bölgedeki en büyük uluslararası buluşması olan Automechanika Istanbul, 25’inci yılında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde yoğun katılım ve güçlü ticaret hacmiyle tamamlandı. Çeyrek asırlık sektör deneyimini yeni nesil mobilite vizyonuyla bir araya getiren fuar; Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya başta olmak üzere geniş bir coğrafyadan üretici, distribütör, satın almacı ve sektör profesyonellerini buluşturdu. 41 ülkeden yaklaşık 1.400 katılımcı firmanın yer aldığı Automechanika Istanbul 2026, dört gün boyunca 130 farklı ülkeden 51.127 ziyaretçiyi ağırladı. 40 bin metrekareyi aşkın net stant alanında gerçekleştirilen fuarda; elektrikli araç teknolojileri, yeni nesil bakım-onarım çözümleri, sürdürülebilir mobilite uygulamaları, eklemeli üretim teknolojileri ve dijitalleşme odaklı servis modelleri sektör profesyonellerinden yoğun ilgi gördü. Fuarda gerçekleştirilen birebir iş görüşmeleri, uluslararası satın alma temasları ve yeni distribütörlük bağlantıları; Türkiye’nin otomotiv satış sonrası endüstrisindeki üretim gücünü ve bölgesel ticaretteki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koydu. Deneyim alanları ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü Automechanika Istanbul 2026 kapsamında hayata geçirilen özel deneyim alanları, alışılmış bir fuar içeriğinden çok daha fazlasını sundu. Automechanika Academy oturumlarında sürdürülebilirlik, tedarik zinciri dönüşümü ve aftermarket ekosisteminin geleceği sektörün önde gelen isimleri tarafından değerlendirildi. Automechanika Detailing Arena by Olex, canlı uygulamalar ve yarışmalarla yoğun ilgi görürken; eklemeli üretim teknolojilerine odaklanan özel alan, otomotiv üretim süreçlerinde hız, maliyet avantajı ve tasarım esnekliği sağlayan yeni nesil çözümleri sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Premium Event Alanı’nda üniversite ekiplerinin geliştirdiği araç projeleri, performans araçları ve eleman.net iş birliğiyle düzenlenen kariyer alanı ise fuarın teknoloji, yetenek ve inovasyonu aynı platformda bir araya getiren yapısını güçlendirdi. Automechanika Istanbul 2026 fuarında dikkat çeken bir diğer etkinlik olan, Edding katkılarıyla ve sanatçı Cem Güventürk’ün yönetmenliğindeki Araç Boyama Etkinliği ise Salon 10’da ziyaretçilere tam anlamıyla “renkli” bir deneyim yaşattı. Innovation4Mobility by Bakırcı alanında, servis ve eğitim süreçlerinde yaşanan dijital dönüşüm öne çıktı Automechanika Istanbul 2026'da en dikkat çeken alanlardan biri de Innovation4Mobility by Bakırcı oldu. Bu alanda sektördeki dijital dönüşümün örneklerinden biri de servis ve eğitim süreçlerinde öne çıktı. Innovation4Mobility by Bakırcı alanında ziyaretçiler; dijitalleşen servis süreçlerinden servis yönetiminin geleceğine, gövde onarımı ve hasar tespitindeki yeni standartlardan boya teknolojilerine, araç muayene sistemlerinden elektrikli araç servis çözümleri ve sürüş güvenliği teknolojilerine kadar sektörün dönüşümüne yön veren yenilikçi uygulamaları yakından deneyimleme fırsatı buldu. Automechanika Istanbul, partnerleriyle ve katılımcılarıyla gücüne güç kattı Automechanika Istanbul 2026, küresel ölçekte sektörün dönüşümüne yön veren güçlü partnerlik yapısıyla da dikkat çekti. Teknoloji ve inovasyon alanındaki uzmanlığıyla öne çıkan ZF Aftermarket, yeni nesil servis konsepti ZF [pro]Tech’in Türkiye lansmanını fuar kapsamında gerçekleştirirken; MAHLE, YANMAR, Hartridge, Bakırcı ve IBIS gibi uluslararası partnerler de sürdürülebilir mobilite, atölye teknolojileri ve aftermarket çözümleri odağındaki katkılarıyla fuarın küresel etki alanını güçlendirdi. Ayrıca bu yıl fuarda ilk kez yer alan APRA Europe, otomotiv sektöründeki yeniden üretim konusunu fuarın gündemine taşıdı ve yarattığı farkındalık ile ziyaretçilerin ilgisini çekti. Automechanika Istanbul 2026 kapsamında, uzun yıllardır fuara katılım sağlayan katılımcı firmalarımıza ise plaket takdimi gerçekleştirildi. Automechanika Istanbul 2027 yılında, yine TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde 26’ncı kez kapılarını açacak Türkiye'nin en büyük uluslararası ticaret fuarı ve otomotiv satış sonrası endüstrisinin bölgedeki en büyük buluşması Automechanika Istanbul, dört gün boyunca İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde yoğun iş bağlantılarına, sektörel temaslara ve yeni iş birliklerinin gerçekleşmesine katkı sundu. Automechanika Istanbul 25’inci yılında, yüksek uluslararası katılım oranı, geniş ürün ve hizmet çeşitliliği, teknoloji odaklı deneyim alanları ve güçlü ticaret ağıyla Türkiye’nin küresel otomotiv satış sonrası endüstrisindeki stratejik konumunu daha da pekiştirdi. Hem katılımcı firmalar hem de fuarı ziyaret eden profesyonellerin niteliğiyle sadece Türkiye’nin ve çevre ülkelerin değil, dünyanın önde gelen fuarlarından biri olduğunu gösteren Automechanika Istanbul, 2027’de İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.