Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Insan Kaynağı

Kapsül Haber Ajansı - Insan Kaynağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insan Kaynağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Turizm Yatırımlarının Yeni Dönemi İstanbul’da Konuşulacak Haber

Turizm Yatırımlarının Yeni Dönemi İstanbul’da Konuşulacak

TIF 2026, küresel turizm ve seyahat sektörünün güçlü bir gelişim trendi yaşadığı, başta Suudi Arabistan, Mısır, İtalya olmak üzere rakip ülkelerde önemli atılımların yapıldığı bu kritik dönemde, Türkiye turizminin daha da güçlenmesi ve gelişimi için stratejik bir önem taşıyor. TIF 2026; oturumlar, keynote konuşmaları ve sektör görünümüne ilişkin özel sunumlarla birlikte 30’a yakın içerik bölümünden oluşuyor. Forum bu kapsamıyla, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi Başkanı ve CEO’su Gloria Guevera Manzo, İtalya Ulusal Turizm Kurulu Başkanı Alessandra Priante gibi isimler de dahil olmak üzere 100’den fazla konuşmacı ve moderatörü ağırlayacak. Forum’da finans, konaklama, seyahat ve pazarlama dünyasının liderleri turizmde büyümenin niteliğini artıracak yatırım kararlarını, finansman koşullarını ve yeni ürün kategorilerini iki gün boyunca ele alacak. Küresel ölçekte turizm ekonomisi, pandemi sonrası toparlanmayı kalıcı büyümeye çevirerek yeni bir zirveye taşınıyor. UN Tourism’in World Tourism Barometer verileri; 2024’te yaklaşık 1,4 milyar varışla sektörün pandemi öncesi düzeye yeniden yaklaştığını ve 2025’te 1,52 milyar varışla bir önceki yıla göre %4 artarak yeni bir zirveye çıktığını ortaya koyuyor. WTTC’nin ekonomik etki çalışmaları ise seyahat ve turizmin 2024’te küresel ekonomiye 10,9 trilyon ABD doları katkı sağladığını ve 357 milyon istihdamı desteklediğini gösteriyor. Önümüzdeki on yıla ilişkin projeksiyonlarda, sektörün 2035’te küresel ekonomiye katkısının 16,5 trilyon ABD dolarına, istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Bu da altyapı, finansman, ürün çeşitliliği ve insan kaynağı gibi alanlarda yeni bir yatırım döngüsünü zorunlu kılıyor. Türkiye’de de büyümenin yönü yalnızca hacmi artırmak değil; kişi başı getiriyi, ürün kalitesini ve yatırımın çarpan etkisini güçlendirmek olarak şekilleniyor. Sınır giriş istatistiklerine göre Türkiye’yi ziyaret eden toplam ziyaretçi sayısı 2015’te 41,6 milyon iken 2025’te 63,9 milyona yükselmiş durumda. Aynı dönemde turizm geliri 2015’te 31,5 milyar ABD dolarından 2025’te 65,2 milyar ABD dolarına çıkarak yaklaşık %107 arttı. Böylece 10 yılda ziyaretçi hacmi yaklaşık %54 büyürken, ziyaretçi başına ortalama gelir de yaklaşık 757 ABD dolarından yaklaşık 1.020 ABD dolarına yükselerek değer üretiminin güçlendiğine işaret ediyor. Bu tablo, ölçek büyümesinin güçlü biçimde devam ettiğini; ancak büyümeyi kalıcılaştırmak için odağın giderek daha fazla değer üretimi (yüksek katma değerli ürünler, deneyim ekonomisi, markalaşma ve çeşitlendirme) tarafına kayması gerektiğini de açık biçimde gösteriyor. Önümüzdeki dönemde büyümeyi sürdürülebilir kılmak; finansmana erişim, yeni yatırım modelleri ve destinasyon değer zincirinin (ulaşım, konaklama, deneyim, perakende, kültür-sanat) birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Orta Vadeli Program (2026–2028) ise bu dönüşümü makro çerçevede sayısallaştırıyor: GSYH’nin 2026’da 1,658 trilyon ABD dolardan 2028’de 1,886 trilyon ABD dolara yükselmesi öngörülürken, turizm gelirlerinin 2026’da 68 milyar ABD dolardan 2028’de 75 milyar ABD dolara çıkması bekleniyor. Bu patika, turizm gelirlerinin GSYH’ye oranının yaklaşık %4 bandında yatay seyrettiğine işaret ediyor. TIF 2026, tam da bu eşikte; geçmiş on yılda gerçekleşen büyümeyi, önümüzdeki on yılın rekabet parametrelerine taşıyacak yatırım başlıklarını odağına alıyor. Program; küresel ekonomi ve finans görünümünün turizm yatırımları üzerindeki etkisinden, otel ve karma kullanım (mixed‑use) projelerine, yatırım ve işlem finansmanından, katılım bankacılığı ve alternatif kaynaklara, havacılık bağlantısından deniz turizmi ve marinalara, markalaşma, yaratıcılık ve pazarlama etkinliğinden, kongre‑etkinlik ve spor turizmi deneyimlerine kadar geniş bir çerçevede oluşuyor. TTYD Başkanı Oya Narin tarafından açılışı yapılacak formun ilk gününde; WTTC CEO & Başkanı Gloria Guevara Manzo küresel turizm yatırım gündemine ilişkin stratejik perspektifini paylaşacak. Büyüme, dayanıklılık ve geleceğe hazırlık ekseninde kurgulanan liderler oturumu ise farklı coğrafyalardan kamu ve sektör temsilcilerini aynı masada buluşturacak. Oturumda; küresel ekonomi ve finans görünümü, turizm yatırımları odağında risk ve fırsatlarıyla birlikte değerlendirilecek. Forumun oturumları, yatırım kararlarının temel belirleyicileri olan finansman maliyeti ve sermaye yapısından başlayarak; otel yatırımlarında marka stratejileri, yerli marka gelişimi, işletme ve yatırım finansmanı, varlık yönetimi ve yatırımcı beklentilerine uzanan bir çizgide ilerleyecek. Turizmde değer yaratımının giderek ‘deneyim’ üzerinden tanımlandığı yeni dönemde; tasarım, mimari, kültür‑sanat ve yaratıcı endüstriler üzerinden destinasyon hikâyesi inşa etme, pazarlama etkinliği ile yetenek ve insan kaynağı gündemi de programın ana başlıkları arasında yer alacak. İkinci gün ise erişilebilirlik ve mobiliteyi odağa alan havacılık oturumlarının yanı sıra; wellness ‑ longevity yatırımları, sürdürülebilir turizm dönüşümü, deniz turizmi ve marina yatırımları, etkinlik/kongre mekân ekonomisi ve spor deneyimlerinin yeni yatırım alanları gibi temaları gündeme taşıyacak. Tur operatörleri, seyahat acenteleri ve dijital platformların değişen rolü de sektörün dağıtım kanallarındaki dönüşümü tartışmaya açacak. TTYD tarafından TIF 2026 öncesi düzenlenen basın toplantısı, 6 Şubat Cuma günü The Marmara Taksim Oteli’nde gerçekleşti. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği adına Başkan Oya Narin, Yönetim Kurulu Üyeleri Şerife Ercantürk, Mehmet Göçen, Erdem Tavas, İcra Kurulu Üyesi Ece Demirpençe ve Genel Sekreter Dr. Öykü Korkmaz’ın katıldığı toplantıda; turizm sektörü ve yaklaşan Turizm Yatırım Formu ile ilgili açıklamalarda bulundu. TTYD Başkanı Oya Narin, TIF 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye turizmi artık yalnızca hacimle değil; değer, kalite ve dönüşümle rekabet ediyor. TIF 2026’da yatırımın finansmanından yeni ürün kategorilerine, markalaşmadan deneyim tasarımına uzanan geniş bir gündemi; kamu ve özel sektörün ortak aklıyla ele alacağız. Amacımız, Türkiye’nin son 10 yılda büyüyen turizm kapasitesini önümüzdeki dönemin yatırım diliyle güçlendirmek ve sürdürülebilir şekilde değer üretmek. Bugün Türkiye, dünyada önde gelen turizm ülkeleri arasında. Ancak geldiğimiz noktada Türk turizminin yeniden konumlandırmaya, yeniden bir turizm hamlesine ihtiyacı var. Zira klasik rakiplerimiz de büyümeye devam ediyor. İspanya 2025 yılını tarihin en yüksek ziyaretçi sayısıyla, 143.9 milyon ziyaretçiyle kapattı. İtalya’nın 2025’teki yabancı ziyaretçi sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 8.7 artarak 104 milyon kişiye ulaştı. İspanya bu ziyaretçileri 1.2 milyon otel yatağı, 440 bin turistik rezidans yatağı, 148 bin kırsal turizm tesisi yatağı ve 276 bin kamping yatağında ağırlıyor. Bunların dışında Suudi Arabistan ve Mısır gibi çevre ülkelerin kapsamlı turizm hamleleri göz önüne alındığında önümüzdeki 10-15 seneyi kapsayacak ve turizmde bulunduğumuz konumu daha yükseklere taşımak için bir plana ihtiyacımız var. Bu planları çok boyutlu olarak ve özellikle de finans ve markalaşma tarafında bugüne kadar olduğu gibi küresel oyuncularla iş birliği içerisinde şekillendirmemiz gerekiyor. 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre Ülkemizde 67 zincir ve grup oteli mevcut ve bu zincirler dahilinde 722 tesis ve toplam 157.000 oda var. Bu tesislerin hem yerli hem de yabancı ayaklarının ülkemizde gelişerek işletme verimliliğini ve pazarlama gücünü yukarılara çekmemiz gerekiyor. WTTC raporları; küresel turizm ve seyahat ekosisteminin 2035 yılında %50’ye yakın bir artışla 16.5 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Küresel turizmdeki bu büyüme trendi paralelinde Suudi Arabistan, BAE sermayesi ile Mısır önemli yatırımlar başlattı. İspanya, Yunanistan, İtalya turizme odaklı önemli hamleler yapıyorlar. Bu kritik dönemde TİF 2026, bu açıdan da stratejik bir sorumluluk üstleniyor. Bu çerçevede geldiğimiz noktada iddiamızı korumak ve yerimizi daha da yukarılara taşımak için Dünyayla entegre olmamız gerekiyor. İşte tam da bu yüzden 2020 yılında Ülkemizin saygınlık uyandıran uluslararası düzeyde bir imza organizasyonunu yaratmak hedefiyle Turizm Yatırımları Forumu’nu organize etmeye başladık ve bu yıl 5’incisini gerçekleştiriyoruz. Bu organizasyon, her yıl daha da güçlenerek bu bugünkü seviyesine ulaştı ve geçtiğimiz yıl TİF’e 750'den fazla uluslararası katılımcı; yatırımcı, otel markası, işletmeci, finans kurumu, banka ve fon temsilcisi katıldı. Bu şekilde TIF uzun vadeli bir proje olarak uluslararası düzeyde en önemli 2-3 yatırım organizasyonundan biri haline geldi. Küresel arenada gördüğü bu itibarla TİF’i her yıl organize etmeye devam edeceğiz. ” TIF 2026, iki gün boyunca gerçekleştireceği oturumlarla; yatırımcılar, finans kurumları, geliştiriciler, küresel otel markaları, kamu temsilcileri ve sektör liderlerini aynı zeminde buluşturarak, Türkiye’nin turizm yatırımlarında yeni dönem önceliklerine ilişkin ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor Haber

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN), sahadan gelen veriler ve çalışanların yaşadığı sorunlar doğrultusunda, sistemin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyan çalışanlar, artan iş yükü, kronik personel eksikliği ve uzun süredir çözüme kavuşturulamayan yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik sürecine sürükleniyor. Sağlık kurumlarından sosyal hizmet birimlerine, hastanelerden çocuk evleri siteleri ve huzurevlerine kadar geniş bir alanda görev yapan emekçiler; uzayan çalışma saatleri, fazla mesailer, belirsiz görev tanımları, şiddet, mobbing vakaları altında kamu hizmetini ayakta tutmaya çalışıyor. Sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan çalışanlar; uzayan çalışma saatleri, artan hasta ve hizmet yükü, fazla mesailer, görev tanımı belirsizlikleri ve şiddet vakaları nedeniyle mesleklerini ağır bedeller ödeyerek icra etmeye çalışıyor. Bu tablo, yalnızca çalışanları değil, doğrudan kamusal sağlık ve sosyal hizmetin niteliğini de tehdit ediyor. Sosyal Hizmet Alanında Alarm Zilleri Çalıyor Özellikle Çocuk Evleri Siteleri ve huzurevleri başta olmak üzere sosyal hizmet alanında görev yapan personelin ciddi bir personel eksikliğiyle çalıştığını vurgulayan SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, fazla mesailerin artık istisna değil, rutin hale geldiğini belirterek, “Sağlık kadar sosyal hizmet alanında çalışanlarımız da sistemin görünmeyen yükünü taşıyor. Çocuk Evleri Siteleri’nde, huzurevlerinde görev yapan personelimiz uzun saatler boyunca, yetersiz kadrolarla hizmet üretmeye çalışıyor. Sürekli fazla mesaiyle yürüyen bir sistem ne çalışanı korur ne de hizmet kalitesini sürdürülebilir kılar,” dedi. Görev Tanımları 5 Yıldır Güncellenemiyor Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan birçok meslek grubunun görev tanımlarının yaklaşık beş yıldır güncellenemediğine dikkat çeken Özlem Akarken, bu durumun sahada ciddi karmaşaya yol açtığını ifade ederek, “Görev tanımları güncellenecek denileni beş yıl oldu çalıştaylar yapıldı derneklerin görüşleri alındı ancak somut bir adım olarak çalışmalar bitti üst kurula sevk edilecek deniliyor ama ne zaman resmi gazetede yerini alacak belli değil. Eğitim Araştırma Hastaneleri nde öğretim elemanı olan hekimler başta olmak üzere sağlık personelleri eğitimlerinin karşılığını göremiyor. Liyakat tek istenilen konu. Her sağlık çalışanı görevini net biçimde bilmek, yetki ve sorumluluk çerçevesinde kamu hizmetini layıkıyla yapmak istiyor. Belirsiz görev tanımları hem çalışanı yıpratıyor hem de hizmet sunumunda aksamalara neden oluyor. Yardımcı hizmetler sınıfı kamunun kanayan yarası ilke imza atacak yerlerden biri Sağlık Bakanlığı ama görmezden gelinen her işi yapar modunda kullanılan personel. Yardımcı hizmetler sınıfı eğitim öğretimlerine göre sınıf değişikliği bekliyorlar yıllardır. Ve tabii ki de atanamayan mezun gençler ya da aldıkları eğitim göz ardı edilen üstelik sağlık idareci meslek tanımı varken sağlık yönetimi mezunu olup büro personeli olarak atanıp bürolar idari birimler dışında çalıştırılan personeller, bu personellerde görev tanımlarını bekleniyor. Tıbbi sekreterler tıbbi birimler dışında her yerde kullanılan personeller. Ve sağlık ordusunun yükünü omuzlarında taşıyan hemşireler ,teknisyenler teknikerler aynı kurumda çalışıp aynı işi yapıp ek ödemede bile katsayılarla ayrıştırılanlar. Kan Merkezleri, laboratuvar hizmeti verdiği acile hizmet ettiği gözardı edilen ,patoloji kimyasallarla uğraşıp ama etkin bir yıpranma ya da ek ödeme farkı alamayan birimler. Sorunlar bitmiyor çözüm ise belli. Şiddet, Artan İş Yükü ve Tükenmişlik Artan hasta yükü, yetersiz istihdam ve uzun çalışma saatlerinin sağlık çalışanlarını fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da yıprattığını vurgulayan SAHİM-SEN, şiddet vakalarının da tükenmişliği derinleştiren en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çekti. Akarken, “Şiddetin önlenemediği, dinlenme hakkının korunmadığı, emeğin karşılığının verilmediği bir sistemde tükenmişlik kaçınılmazdır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanı tükenirse sistem çöker,” ifadelerini kullandı. Askeri Hastaneler ve İade-i İtibar Çağrısı Askeri hastanelerin yeniden açılmasının gündemde olduğuna da değinen Özlem Akarken, bu sürecin yalnızca fiziki yapılar üzerinden değil, insan kaynağı ve özlük hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bir kurumu kapatmak kolaydır, ancak diriltmek zaman alır. Askeri tabiplerimiz, sağlık astsubaylarımız ve sivil memurlarımız geçmişte TSK da , mesai mefhumu gözetmeden hizmet verdiler. Üstelik çoğu askeri okulları bitirerek görevlerini yerine getirdiler. Şimdi ise Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamu hizmetini yerine getiriyorlar çok kırgınlar devrolan personelin iade-i itibarlarının sağlanması ve hukuki yollarla almaya çalıştıkları özlük haklarının teslim edilmesi artık ertelenmemelidir,” dedi. Akarken, güçlü bir ordunun güçlü bir sağlık sistemiyle desteklenmesi gerektiğini belirterek, nitelikli sağlık hizmeti için geçmişte yapılan yanlışların cesaretle düzeltilmesi çağrısında bulundu. “Yanlışlar Bir An Önce Doğruya Evrilmeli” “Devletimiz büyüktür, ordumuz şanlıdır. Ancak nitelikli sağlık ve sosyal hizmeti; planlama, liyakat, net görev tanımları ve çalışanını koruyan politikalarla mümkündür. Sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyanlar daha fazla görmezden gelinmemeli. Yanlışlar bir an önce doğruya evrilmelidir,” diyen Akarken, yetkilileri kalıcı ve kapsayıcı çözümler üretmeye davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Elektrik, Özbekistan’da 10 Milyon Kişinin Elektriğini Dağıtacak Haber

Aksa Elektrik, Özbekistan’da 10 Milyon Kişinin Elektriğini Dağıtacak

Aksa Elektrik, toplamda 10 milyon nüfusa yılda 20 milyar kilovatsaatin üzerinde elektrik dağıtacak. Böylece Özbekistan’ın en önemli 3 bölgesinin elektrik dağıtımı bir Türk şirketi tarafından gerçekleştirilecek. Dağıtım şirketleri Çoruh EDAŞ ve Fırat EDAŞ ile 9 ilde yaklaşık 4 milyon kişiye elektrik hizmeti sunan Aksa Elektrik, Türkiye’deki elektrik dağıtım alanında uzun yıllara dayanan kurumsal bilgi birikimi ve operasyonel tecrübesini Özbekistan’da yeni bölgelere taşımaya devam ediyor. Yapılan yeni anlaşmaya göre Aksa Elektrik, Semerkant’tan sonra Özbekistan’ın ekonomik ve demografik açıdan en önemli bölgeleri olan Taşkent ve Cizzak bölgelerinin elektrik dağıtım altyapısının işletilmesinden de sorumlu olacak. Ülkenin sanayi, ticaret ve yerleşim yoğunluğu en yüksek üç bölgesinde elektrik dağıtım hizmeti verecek olan Aksa Elektrik, toplamda 10 milyon nüfusun enerjiye erişimini sağlayacak. Aksa Elektrik’in dağıtacağı enerjinin miktarı yıllık 20 milyar kilovatsaatin üzerinde olacak. Türkiye’den Hizmet İhracında Yeni Aşama Türkiye’de elektrik dağıtım alanında uzun yıllara dayanan kurumsal bilgi birikimi ve operasyonel tecrübesiyle öne çıkan Aksa Elektrik, bu birikimini Özbekistan’ın farklı bölgelerine taşıyarak bölgenin enerji altyapısına katkı sunacak. Aksa Elektrik, modern işletme anlayışı, dijitalleşme odağı ve hizmet kalitesini önceleyen yaklaşımıyla, ülkedeki elektrik dağıtım hizmetlerinin daha verimli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını amaçlıyor. Globalleşme Vizyonunun Yeni Adımı Semerkant’ın ardından Cizzak ve Taşkent bölgelerinde üstlendiği bu yeni sorumlulukla Aksa Elektrik, ülke geneline yayılan uzun vadeli yatırım kararlılığını ortaya koyuyor. Şirket, Özbekistan’da farklı bölgelerde hayata geçirdiği bu modelle, büyümesini kademeli ve sürdürülebilir bir zeminde sürdürmeyi hedefliyor. Aksa Elektrik, önümüzdeki dönemde de faaliyet gösterdiği coğrafyalarda enerji altyapısının güçlendirilmesine katkı sağlayacak yatırımlarını kararlılıkla sürdürmeyi; bilgi birikimi, insan kaynağı ve teknoloji odaklı yaklaşımıyla küresel ölçekte değer yaratmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MST İş Makinaları’ndan “Kitaptan Sahaya” Uzanan Gelişim Modeli Haber

MST İş Makinaları’ndan “Kitaptan Sahaya” Uzanan Gelişim Modeli

İş Makinaları sektörünün güçlü markası MST İş Makinaları, kurumsal gelişim stratejileri kapsamında çalışanlarının da katılımıyla yeni bir inisiyatif başlattı. Değişimin bireyden başlayarak tüm organizasyona yayılacağı felsefesiyle kurgulanan bu model; sadece bir eğitim çalışması değil, sürdürülebilir bir "öğrenme kültürü" inşası olarak öne çıkıyor. Proje kapsamında, MST’nin farklı departmanlarından bir araya gelen gönüllü çalışan grupları, ortak kararla belirlenen stratejik kitapları derinlemesine analiz ediyor. "Okuma → Tartışma → Analiz → Uygulama → Raporlama" döngüsüyle ilerleyen süreçte, haftalık buluşmalar gerçekleştiren ekipler; kitaplardaki teorik yaklaşımları fabrikadaki gerçek iş problemlerine çözüm üretmek için kullanıyor. Tamamen iç kaynaklarla yürütülen stratejik model, herhangi bir dış danışmanlık almadan tamamen kurumun kendi iç potansiyeli ve insan kaynağı ile yürütülüyor. Gönüllülük esasına dayanan bu yapı sayesinde, bölümler arası etkileşim artarken sahadan uygulanabilir ve ölçülebilir çözüm önerileri geliştiriliyor. MST yetkilileri, hayata geçirilen bu modelin uzun vadeli hedeflerine ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Bu çalışmayı sadece bir sosyal aktivite olarak değil, stratejik bir gelişim modeli olarak görüyoruz. Amacımız, 'Önce kendimiz, sonra fabrikamız' diyerek çalışanlarımızın analitik düşünme ve problem çözme yetkinliklerini artırmak, ardından bu kazanımları somut iş sonuçlarına yansıtmaktır. İlerleyen dönemde fabrika içinde kurulacak bir kütüphane ile okuma kültürünü tüm organizasyon geneline yaymayı da hedefliyoruz". Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026, Lojistikte Beklentileri Yönetme Yılı Olacak Haber

2026, Lojistikte Beklentileri Yönetme Yılı Olacak

Yaklaşık 200 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan lojistik sektörü, Türkiye ekonomisi içindeki ağırlığını her geçen yıl artırıyor. 2026 yılında ise artan e-ticaret hacmi, büyüyen operasyonel ölçek ve yükselen izlenebilirlik beklentileri, sektörü daha planlı ve daha disiplinli bir yönetim dönemine hazırlıyor. Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, önümüzdeki dönemde sektörün karşı karşıya olduğu başlıkları şu sözlerle özetliyor: “Jeopolitik riskler, finansman koşulları, maliyet baskısı, depo arzı ve kira maliyetleri, nitelikli insan kaynağı ihtiyacı ve dijitalleşme beklentisi lojistiğin gündeminde yer almaya devam ediyor. Bu tablo önümüzdeki dönemde sektörün gündeminin yine çok yoğun olacağının sinyallerini veriyor. E-ticaret ölçeği lojistiği stratejik hale getiriyor 2025 yılının özellikle e-ticaret kaynaklı operasyonel yoğunluğun belirgin biçimde arttığı bir dönem olduğunu ifade eden Enes Akça, büyüyen hacimle birlikte izlenebilirlik, raporlama ve zamanında teslimat beklentilerinin de yükseldiğine dikkat çekiyor. Büyüyen operasyon yalnızca kapasite artışı anlamına gelmiyor. Ölçek büyüdükçe hata toleransı azalıyor ve disiplinli bir yönetim anlayışı daha da kritik hale geliyor. Bugün lojistik hizmet sağlayıcılar için güçlü planlama ve süreç yönetimi, rekabet avantajının temel unsurlarından biri,” diyen Akça, artan ölçeğin beraberinde daha fazla sorumluluk getirdiğini vurguluyor. “Lojistikte artık yazılım konuşuyor” 2026’da dijitalleşme ve izlenebilirlik, lojistikte rekabetin ön koşulu haline geliyor. Akca Lojistik, takip, izlenebilirlik ve raporlama yetkinliklerini büyümenin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyor. Enes Akça, bu dönüşümü şu sözlerle özetliyor: “Lojistikte artık yazılım konuşuyor. Takip ve izlenebilirlik işimizin temel gerekleri arasında yer alıyor. Yapay zeka ve otonom çözümler ise bu dijital zemini güçlendirerek operasyonel maliyetler ve verimlilik üzerinde önemli katkılar sağlıyor.” Firma, Akca Teknoloji markasıyla lojistiğe özel geliştirdiği yazılımsal ve donanımsal çözümleri sahaya taşıyarak, iş ortaklarının operasyonel ihtiyaçlarına doğrudan karşılık veren uygulamalar geliştiriyor. Öncelikler değişmedi, disiplin güçlendi Makroekonomik açıdan 2026’nın 2025 ile benzer seyretmesi bekleniyor. Akca Lojistik de önümüzdeki dönemi aynı disiplinle yönetmeyi hedefliyor. Şirketin öncelikleri; maliyet yönetimi, insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarını dengeli ve eş zamanlı biçimde sürdürmek. Kurum kültürü açısından insan odağının önemini vurgulayan Enes Akça, sözlerini şöyle tamamlıyor: “İyi iş, iyi insanla olur. 2026’da da disiplin, verimlilik ve maliyet bilinci kadar, insanı merkeze alan kurum kültürünü korumayı öncelikli görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siber Güvenlik Sektöründe Bir İlk Haber

Siber Güvenlik Sektöründe Bir İlk

Siber güvenlik sektörünün öncelikli ihtiyaçlarının ve ortak vizyonunun netleştirildiği, bu vizyonu hayata geçirecek somut adımlar üzerinde birlikte karar alındığı toplantıda; yetkin insan kaynağı, yerli ürün geliştirme, siber güvenlik pazarının büyütülmesi, kârlılık ve sektörde sürdürülebilir değer yaratımı ile uluslararası açılım başlıkları ele alındı. Partner Summit 2026 kapsamında, siber güvenliğin yalnızca teknolojik bir uzmanlık alanı olmadığı; aynı zamanda ulusal güvenlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve dijital egemenlik açısından stratejik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Etkinlikte Barikat, stratejik önceliklerini ve pazara bakışını net biçimde ortaya koyarken; çözüm ortakları bu stratejinin sahadaki karşılığını birlikte değerlendirdi. Pazarın nasıl büyütüleceğine ilişkin açılımlar ortak akıl çerçevesinde ele alındı ve belirlenen yön, ekosistemle birlikte teyit edildi. Barikat’ın liderliğinde şekillenen bu çerçeve, çözüm ortaklarıyla birlikte operasyonel karşılığı olan bir yol haritasına dönüştürüldü. TERA Holding’in siber güvenliği stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırdığı, Barikat Siber Güvenlik’in ise holding bünyesinde inşa edilmesi planlanan sürdürülebilir ve ölçeklenebilir siber güvenlik ekosisteminin merkezi olduğu ifade edildi. Sektörün önde gelen global ve yerli firmaların bir araya geldiği etkinlik, Türkiye siber güvenlik pazarının mevcut durumu ve geleceği üzerine ortak akıl çerçevesinde değerlendirmelerin yapıldığı önemli bir platform oldu. PaloAltoNetworks, F5, Cloudflare, Tenable, Imperva, Vectra, Delinea, Splunk, IBM, CyberArk, Trend Micro, Chainalysis gibi global oyuncular ile Bilge SGT, Solus, Binalyze, Brandefense, Picus, Forestall, DECE ve FileOrbis gibi yerli firmaların katılımıyla gerçekleşen buluşmada, siber güvenliğin yalnızca sektörel bir alan değil; ulusal güvenlik ve dijital egemenlik açısından kritik bir öncelik olduğu yönünde güçlü bir ortak duruş ortaya koydu. Siber Güvenliği, Ulusal Güvenlik Perspektifiyle Ele Alıyoruz TERA Holding Genel Müdürü Cebrail Taşkın, etkinlikte yaptığı değerlendirmede holdingin siber güvenlik sektörüne bakış açısını şu sözlerle aktardı: “Siber güvenliği yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyoruz. Bu çerçevede Barikat Siber Güvenlik’i uzun vadeli, stratejik ve yüksek potansiyele sahip bir yatırım olarak güçlü biçimde sahipleniyor, tüm finansal gücümüzle arkasında duruyoruz. Barikat, TERA çatısı altında kurmayı hedeflediğimiz siber güvenlik ekosisteminin merkezinde konumlanıyor. Stratejik iş birlikleri ve şirket satın almalarıyla bu ekosistemi kararlılıkla büyüteceğiz” dedi. Yeni Dönemin Odağında MSOC, Kritik Altyapı ve Bulut Güvenliği Barikat Siber Güvenlik CEO’su Ramazan Çelik ise şirketin 2026 ve sonrasına ilişkin teknoloji ve ürün vizyonunu katılımcılarla paylaştı. MSOC hizmetlerinin siber güvenlik operasyonlarının merkezinde konumlandırdıklarını, yıllardır yatırım yaptıkları ve sayesinde bu alanda Türkiye’nin önde gelen MSSP şirketi olduklarını kaydeden Çelik, önümüzdeki dönemde odaklanılacak yeni alanlara da dikkat çekti. Çelik: “2026 itibarıyla bulut güvenliği, kritik altyapıların korunması ve kripto varlık saklama kuruluşlarının güvenliği ve en çok odaklanacağımız yeni dikeyler arasında yer alacak” dedi. Pazarı Dönüştürmeyi Hedefleyen Ortak Yol Haritası Etkinlikte, Barikat Siber Güvenlik’in güçlü çözüm ortağı ekosisteminin, yüksek teknik yetkinlikleri ve sektörel deneyimi sayesinde son üç yılda %60’ın üzerinde büyüme kaydettiği paylaşıldı. 2026 yılının ise stratejik yatırımlar ve yeni iş birlikleriyle bu ivmenin daha da artacağı bir atılım yılı olmasının hedeflendiği belirtildi. Barikat’ın, pazarı yalnızca büyütmekle yetinmeyen; dönüştürmeyi hedefleyen vizyoner yaklaşımı doğrultusunda, çözüm ortaklarıyla birlikte pazar potansiyelinin daha etkin biçimde hayata geçirilmesine yönelik ortak bir yol haritası üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Güvenliğin Merkezinde İnsan ve Farkındalık Partner Summit 2026 etkinliğinde öne çıkan başlıklardan biri de müşterilerin uçtan uca siber güvenlik ihtiyaçlarına yönelik farkındalığın artırılması oldu. Türkiye pazarının büyüme potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekilen buluşmada, mevcut ihtiyacın henüz tam anlamıyla karşılanamadığı vurgulanarak; olası güvenlik zafiyetlerinin yaratabileceği risklere karşı müşteri farkındalığının artırılması bu doğrultuda iletişim ve bilgilendirme çalışmalarının çözüm ortaklarıyla iş birliği içinde yürütülmesinin kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Etkinlikte diğer öne çıkan konu ise siber güvenlikte sürdürülebilir başarının temelinde nitelikli insan kaynağının yer aldığına dikkat çekildi. Bu soruna çözüm olarak Barikat’ın Sakarya Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ve sektöre örnek olması arz edilen kariyer odaklı eğitim projesi, sektör liderlerinden tam not aldı. Yerli ve Milli Çözümler, Yeni Ürünler Öne Çıktı Partner Summit 2026 kapsamında, ortak akıl odağında yerli ve millî siber güvenlik çözümlerinin artırılması ve güçlendirilmesine yönelik değerlendirmeler ön plana çıkarken ayrıca Barikat’ın DDoS test platformu LODDOS’un 2025 yılı performans sunumu ve ürün tanıtımı gerçekleştirildi. Çözüm ortakları, LODDOS’un ilgili siber güvenlik hizmetlerinde tamamlayıcı ve güçlendirici bir bileşen olacağı yönünde görüş bildirerek ürüne yönelik olumlu geri bildirimlerini paylaştı.

Yeşil Dönüşümde Yapay Zeka Riski: "İştah Yüksek, KVKK Farkındalığı Düşük!" Haber

Yeşil Dönüşümde Yapay Zeka Riski: "İştah Yüksek, KVKK Farkındalığı Düşük!"

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen çalıştayın sonuçları, Türkiye'nin "Toplum 5.0" vizyonuyla uyumlu bir dijital dönüşüm sürecinde olduğunu ancak stratejik hataların veri güvenliğini tehdit ettiğini gösteriyor. Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şenay Balbay, raporun ülkemiz için bir yol haritası niteliğinde olduğunu vurguladı. Yapay Zeka Çıkmazı: Veri Güvenliği Riski Altında mı? Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, sanayicinin teknolojiye olan bakış açısı oldu. Sektörlerin yapay zeka ve dijitalleşme konusunda oldukça istekli olduğu görülse de iki büyük engel öne çıkıyor: KVKK İhmali: Yapay zeka projelerinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) yeterince önemsenmiyor. Doç. Dr. Balbay, "KVKK'nın göz ardı edildiği bir yapay zeka hamlesi, sektörel veri güvenliğini doğrudan riske atmaktadır" uyarısında bulundu. Veri Toplama Zayıflığı: Yapay zekayı besleyecek yeterli verinin toplanamaması ve süreç optimizasyonundaki hatalar, teknolojik dönüşümün verimini düşürüyor. KOBİ'ler İçin "Yeşil Finansman" Şart Türkiye sanayisinin bel kemiği olan KOBİ'ler, yeşil dönüşümde yalnız bırakılmamalı. Rapor, KOBİ'lerin önündeki iki temel bariyeri şu şekilde tanımlıyor: Raporlama Maliyetleri: Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'na (TSRS) uyum sağlamak KOBİ'ler için mali bir yük. Bürokratik Engeller: Dönüşüm için gerekli finansmana erişimdeki zorluklar ve destek mekanizmalarının yetersizliği süreci yavaşlatıyor. En Büyük Tehdit: "Yetkin Uzman Eksikliği" Rapor, Türkiye'nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında en büyük yapısal sorunun insan kaynağı olduğunu ortaya koydu. Koordinasyon Eksikliği: Kamu, üniversite ve sanayi arasındaki iş birliğinin zayıf kalması, projelerin kağıt üzerinde kalmasına neden oluyor. Stratejik Karar Verici Sorunu: Sürdürülebilirlik alanında stratejik kararlar alabilecek, teknik donanıma sahip uzman eksikliği sektörler için ciddi bir "tehdit" olarak tanımlanıyor. Eğitimde "Toplum 5.0" Modeli Üniversitelerden beklentinin değiştiğini belirten Doç. Dr. Balbay, klasik eğitim modellerinin yerine disiplinler arası ve "insan merkezli teknoloji eğitimi" anlayışının getirilmesi gerektiğini savundu. Sektör, üniversitelerden daha fazla uygulamalı eğitim programı talep ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Veri Merkezi Odaklı İlk İstihdam Programı Hayata Geçti Haber

Türkiye’nin Veri Merkezi Odaklı İlk İstihdam Programı Hayata Geçti

Turkcell’in Google Cloud ile hayata geçirdiği stratejik iş birliğinden ilhamla tasarlanan “GNÇYTNK Talent Camp – Veri Merkezi”, bu alanda yetişmiş insan kaynağını güçlendirmeyi hedefliyor. Turkcell İnsan ve İş Destekten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erkan Durdu, “Google Cloud ile hayata geçirdiğimiz tarihi iş birliği, veri merkezi odaklı istihdam ihtiyacını daha da arttıracak. Yeni veri merkezi istihdam programımız, veri merkezi alanında yetişmiş insan kaynağına büyük katkı sağlayacak. Turkcell olarak sadece güçlü altyapılar kurmuyor, bu altyapıları yönetecek, geliştirecek ve geleceğe taşıyacak insan kaynağına da yatırım yapıyoruz. Amacımız, Türkiye’yi bölgesel bir veri merkezine dönüştürürken bu yolculuğu genç yeteneklerimizle birlikte yapmak” dedi. Turkcell, genç yetenekleri geleceğin teknolojileriyle buluşturan GNÇYTNK işe alım programı kapsamında, Türkiye’nin veri merkezi odaklı ilk istihdam programını hayata geçiriyor. Turkcell’in Google Cloud ile hayata geçirdiği stratejik iş birliğinden hareketle düzenlenen “GNÇYTNK Talent Camp – Veri Merkezi” bu alanda yetişmiş insan kaynağını güçlendirmeyi amaçlıyor. Veri merkezi istihdam programına Elektrik, Elektrik-Elektronik, Makine veya Enerji Mühendisliği bölümlerinde okuyan 3. sınıf öğrencileri başvurabiliyor. Mezuniyet sonrası süreçte, Turkcell veri merkezlerinin yer aldığı şehirler olan İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli veya Tekirdağ’da kariyer planı yapan öğrencilerin başvuruları değerlendiriliyor. “GNÇYTNK Talent Camp – Veri Merkezi” programına başvurular, 15 Ocak’a kadar devam edecek. “Hem altyapıya hem de bu güçlü altyapıyı geleceğe taşıyacak insan kaynağına yatırım yapıyoruz” Söz konusu istihdam programının, Türkiye’yi bölgesel bir veri üssü hâline getirme vizyonlarının önemli bir parçası olduğuna işaret eden Turkcell İnsan ve İş Destekten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erkan Durdu, şunları söyledi: “Turkcell olarak ülkemizin en büyük veri merkezi işletmecisiyiz. Bu alanda şu ana kadar yaptığımız toplam yatırım tutarı 530 milyon Euro’ya ulaştı. Google Cloud ile Türkiye’de ilk kez hiper ölçekli bir bulut bölgesinin kurulması yönünde hayata geçirdiğimiz iş birliği ise ülkemiz için bir dönüm noktası olacak. Bu proje üreteceği ekonomik değerin yanında, veri merkezleri alanında uzman insan kaynağı ihtiyacını daha da arttıracak. Tarihi iş birliğinin uzantısı olan veri merkezi istihdam programı, genç yeteneklere özel bir kariyer fırsatı sunarken, veri ekosistemine de sürdürülebilir bir yetenek havuzu kazandıracak. Turkcell olarak sadece güçlü altyapılar kurmuyor, bu altyapıları yönetecek, geliştirecek ve geleceğe taşıyacak insan kaynağına da yatırım yapıyoruz. Bu amaç doğrultusunda GNÇYTNK Talent Camp ile Türkiye’nin veri merkezi odaklı ilk istihdam programını hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. GNÇYTNK, Veri Merkezi programımızla da Türkiye’nin verisini Türkiye’de tutma kararlılığımızı insan kaynağı yatırımıyla destekliyoruz. Amacımız, Türkiye’yi bölgesel bir veri merkezine dönüştürürken bu yolculuğu genç yeteneklerimizle birlikte yapmak.”

Siber Güvenliğin Geleceğine Yatırım Haber

Siber Güvenliğin Geleceğine Yatırım

SAÜ ve Barikat Siber Güvenlik iş birliğiyle geliştirilen “Siber Kariyer Programı”, 17 Aralık’ta Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen lansman etkinliğiyle tanıtıldı. Üniversite ile sektör iş birliğinin güçlü bir örneği olarak hayata geçirilen program, mevcut yapısıyla alanının ilk ve tek uygulamalı eğitim modeli olma özelliği taşıyor. Siber Güvenlikte İnsan Kaynağı Stratejik Öneme Sahip Siber güvenlik alanında nitelikli insan kaynağı ihtiyacı yalnızca küresel ölçekte değil, Türkiye için de kritik bir seviyeye ulaşmış durumda. Ulusal güvenlik ve ekonomik sürdürülebilirliğin temel unsurlarından biri olan siber güvenlik alanında yetişmiş uzman açığı, ülkelerin dijital dayanıklılığını doğrudan etkileyen stratejik bir konu haline geliyor. 2024 ISC2 Siber Güvenlik İş Gücü Araştırması verilerine göre, ideal siber güvenlik ekosistemine ulaşmak için 4,8 milyon yeni uzman istihdamına ihtiyaç duyulacağı tahmin ediliyor. Bu çerçevede, üniversite öğrencilerinin eğitim hayatları devam ederken siber güvenlik alanında uygulamalı bilgi ve deneyim kazanmaları hem sektörün ihtiyaçlarına yanıt verilmesi hem de Türkiye’nin dijital geleceğinin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Uygulamalı Eğitim Modeli Barikat ve SAÜ iş birliği ile Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi bünyesinde yürütülecek Siber Kariyer Programı, Bahar 2026 döneminde başlayacak. Özel kriterlere göre seçilecek öğrenciler, 14 hafta boyunca uygulamalı siber güvenlik eğitimi alacak. Bu yönüyle yalnızca teorik bilgi aktaran bir yapı olmanın ötesine geçerek, öğrencileri mezuniyet öncesinde doğrudan iş dünyasına hazırlamayı hedefleyen program kapsamında teknik eğitimlerin yanı sıra mentorluk, sektör projeleri ve laboratuvar çalışmaları yer alacak. Eğitimi başarıyla tamamlayan öğrenciler, sertifika ve staj imkânı elde edecek. “Geleceğin Siber Güvenlik Uzmanlarını Yetiştirmeyi Amaçlıyoruz” Lansmanın açılış konuşmasını yaparak üreten bir üniversite olmak için mutlaka özel sektörle iş birliği yapılması gerektiğinin altını çizen SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, “Bizim için esas başarı, öğrencinin sadece not alması değil; bir sorunu projeyle ele alıp çözmesi, ürettiği bilginin hayata ve sektöre dokunmasıdır. Bu değerli programı öğrencilerimizle buluşturan ve süreci birlikte yürüten Barikat Siber Güvenlik kurumuna teşekkür ediyor, bu yolculuğu seçen öğrencilerimizi özellikle takdir ediyorum” dedi. Programın uygulamalı yapısıyla öğrencilerin teknik yetkinliklerinin güçlendirileceğini vurgulayan Sakarya Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Numan Çelebi, “Siber güvenlik artık yalnızca teknik bir uzmanlık alanı değil, kamu ve özel sektör için stratejik bir zorunluluktur. Fakültemiz ile Barikat Siber Güvenlik iş birliğinde hayata geçirilen bu program sayesinde öğrencilerimiz, teorinin ötesine geçerek gerçek siber tehditleri sahadan uzmanlarla öğrenme imkânı bulacaktır. Bu iş birliği, üniversite-sektör ortaklığının somut ve güçlü bir örneğidir” ifadelerini kullandı. Barikat Siber Güvenlik CEO’su Ramazan Çelik ise konuşmasında, siber güvenliğin yalnızca kurumlar için değil, ülkeler için de milli bir mesele olduğuna dikkat çekerek, nitelikli insan kaynağının bu alandaki en kritik ihtiyaç olduğunu belirtti. “Bu program ülkemizin siber güvenlik geleceğine yönelik ortak bir sorumluluğun somut ifadesidir” diyen Ramazan Çelik, “Siber güvenlik, önümüzdeki 10 yıl içinde en büyük küresel riskler arasında yer alan ulusal bir güvenlik meselesidir ve bu alandaki en kritik unsur teknolojiden önce yetkin insan kaynağıdır. Üniversitemizle birlikte başlattığımız bu programla, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu nitelikli siber güvenlik uzmanlarını yetiştirmeyi hedefliyoruz” dedi. Programın akademik çerçevesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan SAÜ Siber Güvenlik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Özçelik, bu iş birliğinin öğrencilere hem akademik hem de sektörel anlamda güçlü bir perspektif kazandıracağını ifade ederek; “Siber güvenlik aslında dijitalleşen dünyanın içerisinde siber uzayın sürekli büyüdüğü ve risklerin sürekli arttığı bir alan ve ölmeyecek bir alan. Dolayısıyla geçmişte edinilen bir bilgiye dayanarak süreci yönetmek tek başına yeterli olmayacaktır. Bu programın içerisinde birikim yer alacak. Dolayısıyla teorinin ötesinde ciddi anlamda pratiğin de aktarıldığı, gerçek problemlerin de aktarıldığı bir eğitim olacak. Dolayısıyla teorinin ötesinde ciddi anlamda pratiğin de aktarıldığı, gerçek problemlerin de aktarıldığı bir eğitim olacak. Bu programa katılan arkadaşlar için çok büyük bir katma değer” diyerek eğitimin önemini vurguladı. Lansman etkinliği; Barikat Siber Kariyer Programı Eğitmeni Uğur Köroğlu ve Barikat Siber Güvenlik Teknik Operasyonlar Direktörü Bahadır Gökhan Sarıkoz’un sunumlarıyla devam etti. Program, öğrencilerden gelen soruların yanıtlandığı soru cevap oturumunun ardından sona erdi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.