Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Insan Odaklı

Kapsül Haber Ajansı - Insan Odaklı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insan Odaklı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Divan Grubu 70 Yıllık Zamansız Mirasıyla Geleceğe Yön Veriyor Haber

Divan Grubu 70 Yıllık Zamansız Mirasıyla Geleceğe Yön Veriyor

Zamansız mirası üzerine inşa edilen bu yolculuk, Divan’ın ikonik ve güven veren marka duruşunu güçlü bir vizyonla buluşturuyor. Kurulduğu günden bu yana kalite, özen ve süreklilik ilkeleriyle şekillenen bu yaklaşım; Divan için yalnızca geçmişe referans veren bir anlatı değil, uzun vadeli değer üretme kararlılığının doğal bir sonucu olarak konumlanıyor. 70 yıllık deneyim, markanın bugün güvenilir konumunu pekiştirirken, geleceğe yönelik stratejik adımlarına da yön veriyor. Divan Grubu Genel Müdürü Ziya Alper Önder, Divan’ın 70 yıllık yolculuğunu şu sözlerle özetliyor: “Divan, 70 yıldır zamansız bir duruşu çağın ruhuyla buluşturan bir marka olmayı sürdürüyor” Divan’ın hikâyesi yalnızca otelcilikle değil; Türkiye’nin gastronomi kültüründe iz bırakan restoranları ve kuşaklar boyunca hafızalarda yer eden Divan Pastaneleri ile de şekillendi. Geleneksel lezzetleri modern bir yorumla sunan restoranları ve zarafetiyle özdeşleşen pastane kültürü, markanın şehir yaşamındaki yerini güçlendiren önemli kilometre taşları arasında yer alıyor. Bu anlayış doğrultusunda Divan Grubu, 70’inci yılında iki özel projeyle yolculuğunu yeni bir faza taşıyor. İstanbul’un kültürel dokusunda önemli bir yere sahip Akaretler’de açılacak House of Divan, sanat, tasarım ve gastronominin bir araya geldiği yaşayan bir buluşma alanı olarak kurgulanıyor. Antalya’da yeniden hayat bulan Talya Otel ise, şehir tarihinde özel bir yere sahip bu ikonik yapıyı zamansız bir yaklaşımla yeniden ele alarak 10 yıl sonra misafirleriyle buluşturuyor. Zamansız estetik, ikonik mimari ve özenli detaylarla şekillenen bu projeler; Divan’ın bulunduğu lokasyonların ruhuna saygı duyan ve kalıcı değer üretmeyi merkeze alan yaklaşımını yansıtıyor. Divan Grubu, 70 yıllık kurumsal birikimini; sürdürülebilirlik, insan odaklı yaklaşım ve etik değerler çerçevesinde, geleceğe yön veren bütüncül bir sorumluluk alanı olarak ele alıyor. Bu vizyon, Divan’ın zamansız mirasını çağdaş bir bakışla yorumlayarak Türk turizmi ve gastronomisindeki öncü rolünü güçlendirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Finans Katılım Bankası 2025 Yılında Ülke Ekonomisine 288 Milyar TL’lik Destek Sağladı Haber

Türkiye Finans Katılım Bankası 2025 Yılında Ülke Ekonomisine 288 Milyar TL’lik Destek Sağladı

2025 yılı mali bilançosunu açıklayan Türkiye Finans Katılım Bankası, güçlü sermaye yapısını 2025’te de sürdürdü. Banka, yasal özkaynaklarını bir önceki yıl sonuna göre artırarak 40,5 milyar TL’ye ulaştırırken, Banka’nın sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 17,23 olarak gerçekleşti. Fon kaynağını genişleterek topladığı fonları yüzde 25 artışla 235,3 milyar TL’ye ulaştıran Banka, artan fon kaynağını finansman hacmini büyütmek için kullandı. Türkiye Finans Katılım Bankası toplam aktiflerini yüzde 35 artırarak 390,4 milyar seviyesine yükseltti. “Topladığımız Fonlarla Üretimi, Ticareti ve Sürdürülebilir Büyümeyi Destekledik” Türkiye Finans Katılım Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Vekili Müge Öner, 2025 yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “2025 yılında katılım finans sisteminin etik ve paylaşımcı modelini reel ekonomiyle daha da bütünleştirerek başarılı bir performans sergiledik. Toplamda 288 milyar TL’lik finansmanla milli ekonomimize doğrudan katkı sağladık. Topladığımız fonları yüzde 25 oranında büyüterek fon kaynağımızı 235,3 milyar TL’ye taşıdık. Bu kaynağın önemli bir bölümünü üretim ve ticareti destekleyen yatırımların, yerli üreticilerin ve KOBİ’lerin kullanımına sunduk. Güçlü sermaye yapımız ve etkin bilanço yönetimimizle toplam aktiflerimizi yüzde 35 artırırken, katılım bankacılığının dönüştürücü gücünü bir kez daha ortaya koyduk. Böylece sürdürülebilir, adil ve kapsayıcı bir büyümeyi destekledik.” ‘Katılım Finansın Sürdürülebilir Değer Üretme Yaklaşımıyla “İnsan Odaklı Bankacılık” Anlayışımızı Yeniden Tanımladık’ Türkiye Finans Katılım Bankası olarak katılım bankacılığı değerleri ile uzun vadeli ilişki ve sürdürülebilir değer üretme anlayışını benimsedikleri belirten Öner, sözlerine şu şekilde devam etti: “Hızlı işlem sunmanın ötesine geçerek; bireysel müşterilerimizin ihtiyaçlarını bütünüyle karşılayan, ticari müşterilerimizin ise iş modellerini uçtan uca anlayan, nakit döngülerini gerçek zamanlı destekleyen ve büyüme yolculuklarına her adımda eşlik eden akılcı çözümler üretiyoruz. İnsan odaklı bankacılık anlayışımızın diğer önemli yansımasını da çalışanlarımız tarafında görüyoruz. Happy Place to Work bilim kurulu değerlendirmesi sonucunda, 'Katılım Bankacılığı' sektöründe Türkiye'nin En Mutlu İş Yerleri listesine girmeye hak kazanmamız, bizim için en az finansal tablolardaki performansımız kadar değerlidir. Çalışan memnuniyetini en üst seviyede tutarak her bir çalışanımızın hayatına olumlu katkı sağlamak ana hedeflerimizden biri. Önümüzdeki dönemde de temel önceliğimiz, katılım bankacılığının sunduğu eşsiz potansiyeli daha geniş kitlelere ulaştırarak, ülkemizin sürdürülebilir ekonomik büyüme yolculuğuna değer katmaya devam etmek olacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek Haber

Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek

Araştırma, yapay zeka çağında geleceğin liderlerini ayıracak en kritik unsurun insan muhakemesi, eleştirel düşünme ve etik karar alma becerileri olduğunu ortaya koyuyor. Yapay zekanın iş dünyasında hızla yaygınlaştığı bir dönemde yayımlanan “Artırılmış Liderlik: Yeni Nesil Zeka Çağında Liderlik” başlıklı rapor, üretken yapay zeka araçlarının verimlilik ve yaratıcılığı artırma potansiyeline sahip olduğunu kabul ederken, bu araçlara aşırı bağımlılığın işverenlerin en çok değer verdiği yetkinlikleri zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Rapora göre yapay zeka, bir “otopilot” değil; teknolojinin insan içgörüsünü güçlendiren bir “yardımcı pilot” olarak konumlandırılması gerektiği aktarılıyor. Rapor, Uluslararası İşletme Okulları Birliği CEMS’in kurumsal ve akademik partnerleri konumundaki çok uluslu şirketler ile önde gelen uluslararası üniversitelerin üst düzey temsilcilerinin katkılarıyla hazırlandı. Çalışma, yapay zekanın hakim olduğu bir dünyada liderlik anlayışının nasıl dönüşmesi gerektiğine ışık tutuyor. Uzmanlar, artık “Yapay zeka işimi elimden alacak mı?” sorusu yerine, “Yapay zeka işimi daha iyi yapmama nasıl katkı sağlar?” sorusunun sorulması gerektiğini vurguluyor. Geleceğin liderleri için en büyük risk: Aşırı bağımlılık uyarısı Raporda, yapay zekanın bir ekip arkadaşı ya da meslektaş olmadığı ve insan muhakemesinin yerini alamayacağı vurgulanıyor. Geleceğin liderleri için asıl riskin, teknolojik rehavet ve yapay zekaya aşırı bağımlılık olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre, düşünme ve karar alma süreçlerini tamamen yapay zekaya devretmek, uzun vadede bireysel yetkinliklerin aşınmasına yol açabilir. Liderler, eğitimciler ve genç profesyoneller için yol haritası: “Önce düşün, sonra prompt ( yönerge) yaz” CEMS raporu, iş dünyası ve eğitim ekosistemi için net bir yol haritası sunuyor. Buna göre liderlerin, yapay zeka araçlarını yalnızca kullanmakla kalmayıp bu teknolojilerin nasıl çalıştığını ve hangi sınırlara sahip olduğunu da anlaması gerekiyor. Karar alma süreçlerinde insan muhakemesini merkeze almak, yapay zekadan alınan çıktıları eleştirel bir süzgeçten geçirmek ve düşünceyi önce yapılandırmak, etkili liderliğin temel unsurları arasında yer alıyor. Eğitimciler açısından rapor, öğrencilerin önce kendi fikirlerini geliştirmelerini; üretken yapay zekayı ise bu fikirleri sorgulamak ve derinleştirmek için kullanmalarını öneriyor. Kariyerinin başındaki profesyoneller için ise yapay zekanın sunduğu yanıtları sorgulamak, farklı bakış açılarını karşılaştırmak ve soruları yeniden çerçevelemek önem taşıyor. CEMS’in bu çerçevede öne çıkardığı yaklaşım net: Yapay zeka çağında fark yaratmanın anahtarı, önce düşünmek, sonra prompt yazmak. “İşletme eğitimiyle yapay zeka ve teknoloji bilincini şekillendiriyoruz” Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü CEMS MIM Akademik Direktörü Dr. Öğretim Üyesi Eda Aksoy araştırmanın bulgularını yorumladı: “Bu rapor, yapay zekanın iş dünyasındaki yansımalarını rakamlarla ortaya koyarken, bazı temel soruların bugün her zamankinden daha önemli olduğunu hatırlatıyor: Bu dönüşümde insanı nereye koyuyoruz? Sanayi devriminden başlayarak her teknolojik kırılma üretimi dönüştürdü; ancak aynı zamanda ‘anlamlı iş’ sunabilme ve ‘insan onuru’nu koruma hedeflerinden uzaklaşıldığında, insan gücünün araçsallaşması ve işin insansızlaşması risklerinin ne kadar büyük sorunlara yol açabileceğini de gösterdi. Yapay zekayı ne kendiliğinden tüm sorunları çözecek sihirli bir değnek, ne de başlı başına bir tehdit olarak görmeliyiz. Eğer yapay zekayı rutin işleri devralan, insanların ise yaratıcılık, iş birliği, empati ve stratejik düşünmeye daha çok zaman ayırabildiği bir düzeni kurmak için kullanırsak, işin insani tarafını da güçlendiren stratejik bir kaldıraç haline getirebiliriz. Bunu başarabilmek için gerekli kurumsal değerleri, vizyonu ve kararlılığı ortaya koyarak bu dönüşümü yönetmek ise iş dünyasının liderlerine düşüyor. Koç Üniversitesi olarak öğrencilerimizi, yapay zekayı yalnızca kullanan değil, tarihsel, örgütsel ve etik boyutlarını sorgulayarak sorumlu biçimde yöneten genç liderler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz. Bu yaklaşımı, CEMS ağındaki Akdeniz okullarını dönüşümlü olarak buluşturan ve İstanbul’da ev sahipliğini yaptığımız Marenostrum 2025’te hayata geçirdik. Öğrencilerimiz Beko, Henkel ve Kearney gibi kurumsal ortaklarımızla gerçek iş vakaları üzerinde çalışarak hem yapay zeka becerilerini geliştirdiler hem de bu teknolojiyi ekip çalışması, liderlik ve karar alma süreçlerine nasıl sorumlu ve insan odaklı biçimde entegre edebileceklerini deneyimleme fırsatı buldular.” CEMS İcra Direktörü Nicole de Fontaines, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: Yapay zeka sorumlu biçimde kullanıldığında insan potansiyelini ve yaratıcılığı güçlendirebilir. Ancak aşırı bağımlılık, kopukluk ve amaç duygusunun zayıflaması gibi riskler barındırıyor. Bu nedenle CEMS olarak mezun profilimizi, dijital yetkinliğin yanı sıra etik muhakeme ve öz liderliği merkeze alacak şekilde yeniden tanımladık. Amacımız, mezunlarımızın teknolojiyi eleştirel bir bakışla kullanarak insan odaklı ve sorumlu liderler olarak öne çıkmasını sağlamak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek Haber

Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek

Yapay zekanın iş dünyasında hızla yaygınlaştığı bir dönemde yayımlanan “Artırılmış Liderlik: Yeni Nesil Zeka Çağında Liderlik” başlıklı rapor, üretken yapay zeka araçlarının verimlilik ve yaratıcılığı artırma potansiyeline sahip olduğunu kabul ederken, bu araçlara aşırı bağımlılığın işverenlerin en çok değer verdiği yetkinlikleri zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Rapora göre yapay zeka, bir “otopilot” değil; teknolojinin insan içgörüsünü güçlendiren bir “yardımcı pilot” olarak konumlandırılması gerektiği aktarılıyor. Rapor, Uluslararası İşletme Okulları Birliği CEMS’in kurumsal ve akademik partnerleri konumundaki çok uluslu şirketler ile önde gelen uluslararası üniversitelerin üst düzey temsilcilerinin katkılarıyla hazırlandı. Çalışma, yapay zekanın hakim olduğu bir dünyada liderlik anlayışının nasıl dönüşmesi gerektiğine ışık tutuyor. Uzmanlar, artık “Yapay zeka işimi elimden alacak mı?” sorusu yerine, “Yapay zeka işimi daha iyi yapmama nasıl katkı sağlar?” sorusunun sorulması gerektiğini vurguluyor. Geleceğin liderleri için en büyük risk: Aşırı bağımlılık uyarısı Raporda, yapay zekanın bir ekip arkadaşı ya da meslektaş olmadığı ve insan muhakemesinin yerini alamayacağı vurgulanıyor. Geleceğin liderleri için asıl riskin, teknolojik rehavet ve yapay zekaya aşırı bağımlılık olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre, düşünme ve karar alma süreçlerini tamamen yapay zekaya devretmek, uzun vadede bireysel yetkinliklerin aşınmasına yol açabilir. Liderler, eğitimciler ve genç profesyoneller için yol haritası: “Önce düşün, sonra prompt (yönerge) yaz” CEMS raporu, iş dünyası ve eğitim ekosistemi için net bir yol haritası sunuyor. Buna göre liderlerin, yapay zeka araçlarını yalnızca kullanmakla kalmayıp bu teknolojilerin nasıl çalıştığını ve hangi sınırlara sahip olduğunu da anlaması gerekiyor. Karar alma süreçlerinde insan muhakemesini merkeze almak, yapay zekadan alınan çıktıları eleştirel bir süzgeçten geçirmek ve düşünceyi önce yapılandırmak, etkili liderliğin temel unsurları arasında yer alıyor. Eğitimciler açısından rapor, öğrencilerin önce kendi fikirlerini geliştirmelerini; üretken yapay zekayı ise bu fikirleri sorgulamak ve derinleştirmek için kullanmalarını öneriyor. Kariyerinin başındaki profesyoneller için ise yapay zekanın sunduğu yanıtları sorgulamak, farklı bakış açılarını karşılaştırmak ve soruları yeniden çerçevelemek önem taşıyor. CEMS’in bu çerçevede öne çıkardığı yaklaşım net: Yapay zeka çağında fark yaratmanın anahtarı, önce düşünmek, sonra prompt yazmak. “İşletme eğitiminin rolü yeniden tanımlanıyor” Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü CEMS Uluslararası Yönetim Yüksek Lisans Programı Akademik Direktörü Dr. Öğretim Üyesi Eda Aksoy, araştırmanın bulgularını yorumladı: “Yapay zeka iş dünyasını hızla dönüştürürken, liderlik becerilerini de yeniden tanımlıyor. Bu dönemde en kritik ihtiyaç, teknolojiyi sorgulayan, yönlendiren ve etik bir çerçevede kullanan bir bakış açısı geliştirmek. CEMS raporu, yapay zekanın insan muhakemesinin yerini alamayacağını; doğru kullanıldığında eleştirel düşünme ve karar alma becerilerini güçlendirebileceğini ortaya koyuyor. Koç Üniversitesi olarak amacımız, öğrencilerimizi yalnızca teknolojiyi kullanan değil, onu eleştirel ve sorumlu biçimde değerlendirebilen liderler olarak yetiştirmek” dedi. CEMS İcra Direktörü Nicole de Fontaines, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: Yapay zeka sorumlu biçimde kullanıldığında insan potansiyelini ve yaratıcılığı güçlendirebilir. Ancak aşırı bağımlılık, kopukluk ve amaç duygusunun zayıflaması gibi riskler barındırıyor. Bu nedenle CEMS olarak mezun profilimizi, dijital yetkinliğin yanı sıra etik muhakeme ve öz liderliği merkeze alacak şekilde yeniden tanımladık. Amacımız, mezunlarımızın teknolojiyi eleştirel bir bakışla kullanarak insan odaklı ve sorumlu liderler olarak öne çıkmasını sağlamak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilim, Teknoloji ve Empatiyle Yeni Nesil Doktorlar Sahneye Çıkıyor Haber

Bilim, Teknoloji ve Empatiyle Yeni Nesil Doktorlar Sahneye Çıkıyor

Tıp eğitiminin ulaştığı bu yeni aşama; alanında dünyaca ünlü otoritelerin katılımıyla, Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen XV. Ulusal ve I. Uluslararası Tıp Eğitimi Kongresi’nde tüm boyutlarıyla değerlendirildi. Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Alimoğlu ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadi Bakırcı eş başkanlığında gerçekleştirilen kongre; Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda tıp eğitimi uzmanı ve yöneticisi ile geleceğin hekimleri olan öğrencileri bir araya getirdi. Kongrede, tıp eğitiminin bugünü ve geleceği; uluslararası saygınlığa sahip isimlerin değerli katkılarıyla tartışmaya açıldı… Dr. Dara O’Keeffe, İrlanda Royal College of Surgeons’ta Cerrahi Eğitimde Simülasyon Programları Başkanı olarak, cerrahide simülasyonun eğitim süreçlerine nasıl yön verdiğini ve bu alandaki öncü yaklaşımları paylaştı. Lizbon Üniversitesi öğretim üyesi ve BEME (The Best Evidence Medical Education) eski Başkanı Prof. Dr. Madalena Patricio, kanıta dayalı tıp eğitiminin dünya genelinde kabul gören standartlarını aktarırken; Maastricht Üniversitesi öğretim üyesi ve Perspectives on Medical Education dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Erik Driessen ise tıp eğitiminde bilimsel araştırmaların taşıdığı kritik öneme dikkat çekti. Duayen akademisyenlerin deneyimleriyle zenginleşen bu platformda; Türkiye’nin tıp eğitimindeki güçlü konumu, dünyada kabul gören yenilikçi eğitim modelleri ve geleceğin hekimlerinde bulunması gereken nitelikler kapsamlı bir şekilde analiz edildi. Türkiye, Tıp Eğitiminde Güçlü ve Kabul Gören Bir Merkez Acıbadem Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Levent Altıntaş, Türkiye’nin tıp eğitimindeki konumuna dikkat çekerek, uluslararası katılımlı bu kongrenin önemini şu sözlerle değerlendiriyor: “Kongremizi TEGED (Tıp Eğitimini Geliştirme Derneği), TEPDAD (Tıp Eğitimi Programları ve Akreditasyon Derneği) ve TTED’in (Türk Tıp Eğitimi Derneği) katkılarıyla gerçekleştirdik. Bu toplantı uzun yıllardır düzenleniyor ancak ilk kez uluslararası düzeyde gerçekleşiyor. Tıp eğitimi akademisyenlerini üniversitemizde ağırlamak bizim için son derece değerli. Kongreye, Türkiye Tıp Dekanlar Konseyi adına 70’in üzerinde dekan ve dekan yardımcısı başta olmak üzere 300’ün üzerinde katılım oldu.” Türkiye’nin tıp eğitimi alanında güçlü bir altyapıya sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Levent Altıntaş, Türk hekimlerinin dünya genelinde kabul gördüklerine dikkat çekerek, “Türkiye’de verilen tıp eğitimi, mezunlarımızın dünyanın pek çok ülkesinde çalışabilmesine olanak tanıyor. Uluslararası denklik sınavlarında elde edilen başarılar da bunun somut bir göstergesi” şeklinde konuşuyor. Prof. Dr. Levent Altıntaş’a göre tıp eğitimi, dünyada en hızlı değişen eğitim alanlarından biri. “Tıp eğitimi artık öğrenci merkezli, aktif öğrenmeyi teşvik eden ve bireyselleştirilmiş bir yapıya doğru evriliyor. Kendi kendine öğrenebilen, eleştirel düşünebilen, etik değerleri güçlü ve topluma duyarlı hekimler yetiştirmeyi hedefliyoruz” diyen Prof. Dr. Levent Altıntaş, eğitimde, insan odaklı yaklaşımın altını çiziyor. Simülasyon Merkezleri Tıp Eğitiminde Oyunu Değiştiriyor Kongrenin dikkat çeken konuşmacılarından biri olan Dr. Dara O’Keeffe, cerrahi tıp eğitiminde simülasyonun önemini çarpıcı örneklerle anlatıyor. İrlanda Royal College of Surgeons’ta simülasyon eğitiminin lider isimlerinden olan Dr. Dara O’Keeffe, simülasyon merkezlerinin güvenli öğrenme ortamı sunduğunu vurguluyor: “Yirmi yıl önce simülasyon tek bir odadaydı. Bugün üç katlı, ileri teknolojilerle donatılmış sanal hastanelerden söz ediyoruz”… Dr. Dara O’Keeffe’ye göre klinik ortamda vaka sayısının sınırlı olması, simülasyonu vazgeçilmez kılıyor. “Öğrenciler ve asistanlar her şeyi hasta üzerinde öğrenemez. Hata yapma lüksleri yoktur. Oysa simülasyon merkezleri, tekrar tekrar deneme yapma ve hata yaparak öğrenme imkânı sunuyor. Acıbadem Üniversitesi bünyesinde bulunan, dünyanın önde gelen merkezlerinden CASE – İleri Düzey Medikal Simülasyon ve Eğitim Merkezi ise çok kıymetli” diyen Dr. Dara O’Keeffe, yeni nesil cerrahların özgüven eksikliği yaşadığına yönelik eleştirilere de katılmadığını belirtiyor: “Yeni jenerasyon daha temkinli. Odak noktası artık cerrah değil, hasta. Daha az risk almak, daha güvenli kararlar vermek hasta güvenliği açısından çok daha doğru”… Peki “geleceğin hekimleri” nasıl olacak? Teknolojinin, tıp eğitiminin artık çok önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Dr. Dara O’Keeffe, “Geleceğin hekimleri, teknolojiden bağımsız düşünülemez; ileri görüntüleme sistemleri ve robotik cerrahi gibi hızla gelişen uygulamalara hâkim, bu dönüşüme hazır ve teknolojiyi mesleğinin doğal bir parçası olarak kullanan profesyoneller olmak zorunda. Tıp eğitimi, uzun ve yıpratıcı süreçlerden uzaklaşarak zamanı verimli kullanan, öğrenciyi hastayla karşılaştırmadan önce simülasyon merkezlerinde neredeyse her açıdan hazırlayan, hızlı öğrenmeyi ve özgüveni önceleyen bir yapıya doğru evriliyor. Artık tıp eğitimi yıllarca sürmeyecek. Haftada 120 saat çalışamayız, 20 yıl eğitim de veremeyiz. Zamanı verimli kullanmalıyız” şeklinde konuşuyor. Kanıta Dayalı Tıp Eğitimi ve İnsan Odaklı Yaklaşım Kanıta dayalı tıp eğitiminin dünya çapındaki duayenlerinden Prof. Dr. Madalena Patricio, insan odaklı ve kanıta dayalı eğitimin önemini vurguluyor. Tıp eğitiminde 40 yılı aşkın deneyime sahip olan Prof. Dr. Madalena Patricio, iyi bir hekimin sadece bilgiyle değil, değerlerle de donanmış olması gerektiğini söylüyor: “İyi bir doktor öncelikle şefkatli olmalı. Hastayı sadece bir klinik vaka olarak değil, bir insan olarak görmeli”… Tıp öğrencilerinin toplumdan kopuk yetişmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Madalena Patricio, “Öğrencileri tıp eğitimi kapsamında hapishanelere, huzurevlerine, mülteci kamplarına gönderiyoruz. Sadece dinlemeyi, empati kurmayı öğrensinler diye. İyi bir doktor toplumdan izole olamaz” diyor. Alternatif tıbba yönelimin artmasının nedenlerinden birinin iletişim eksikliği olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Madalena Patricio, “Hastalar dinlenmediklerini hissettiklerinde alternatif yollar arıyor” diyerek iletişimin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Bilimsel Araştırma, Ekip Çalışması ve Eleştirel Düşünce Maastricht Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erik Driessen, tıp eğitiminde bilimsel araştırmaların ve ekip çalışmasının vazgeçilmez olduğunu belirtiyor: “İyi bir doktor, işini iyi bilen ve iyi iletişim kurabilen kişidir. Hekimlik ayrıca bireysel değil, ekip işidir. Ekip ruhu ve takım çalışmasına yatkınlık ise çocuklukta, özellikle basketbol, futbol gibi takım sporlarıyla gelişir; sonradan öğrenilebilir olsa da iyi bir hekimlik için bu becerilerin erken yaşta kazanılması büyük avantaj sağlar” diyor. Prof. Dr. Erik Driessen, modern tıp eğitiminin ezbere dayalı olmaktan uzaklaştığını vurgulayarak, öğrencilerin aktif rol aldığı, araştıran ve sorgulayan bir eğitim modelinin önemine dikkat çekiyor. Yapay zekanın tıp dünyasında giderek daha fazla yer aldığını belirten Prof. Dr. Erik Driessen, “Ancak empati ve iletişimin yerini hiçbir teknoloji alamaz” şeklinde konuşuyor. Kanıta dayalı tıbbın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erik Driessen “Kanıta dayalı tıp, bilimsel olarak etkinliği gösterilmiş yöntemlerin kullanılmasını güvence altına alıyor. Alternatif tıp veya bilimselliği kanıtlanmamış uygulamalara yönelimi azaltmanın yolu ise, bilim insanlarının yalnızca akademide değil, basın ve halkla doğrudan iletişim kurarak bilgiyi herkesin anlayabileceği bir dille anlatmasından geçiyor” diyor. Öğrencinin başarılı olması için yalnızca ders anlatan bir hocaya değil, yol gösteren bir mentöre ve soru sorup uygulayarak aktif biçimde öğrenebileceği bir eğitim ortamına ihtiyacı olduğunu da belirten Prof. Dr. Erik Driessen, “Araştırmalar mentörleri olan öğrencilerin daha başarılı olduğunu ve daha fazla iş imkanlarına sahip olduklarını gösteriyor” şeklinde sözlerini tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İMSİFED Şeref Demir’le Devam Dedi Haber

İMSİFED Şeref Demir’le Devam Dedi

İMSİFED üyesi derneklerin başkanları ile İMSİFED delegelerinin katıldığı Genel Kurul’un açılışında konuşan İMSİAD Başkanı Şeref Demir, birlik beraberlik mesajı verdi. İMSİFED ile sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini ilgililerin dikkatine etkin biçimde sunacaklarını belirten Demir, “Güç birlikteliğinin önemine inanıyoruz. Federasyon çatısı altında bir araya gelmiş olmamız, önemli bir adım. Aslında biz bu federasyon adımını, İnşaat Müteahhitleri ve Sanayici İş İnsanları Dernekleri’nin çatı örgütü olması amacıyla Bilecik, İnegöl, Yenişehir ve Karacabey’deki müteahhit derneklerinin bir araya gelmesiyle geçtiğimiz Mart ayında atmıştık. Bugün gerçekleştirdiğimiz genel kurulla, İMSİFED’de yeni bir süreci de başlatmış olduk. İMSİFED sektörün güçlü temsilcisi olarak, sorunları dile getirmesinin yanı sıra çözüm önerilerini de kamuoyunun dikkatine sunan bir anlayışta olacak. Böylelikle karar alıcıları yakın markaja alarak, sorunların çözümünü hızlandırmayı hedefliyoruz.” diye konuştu. İMSİFED’i kurdukları günden bu yana gerçekleştirdikleri aktivitelerle saha ziyaretlerinde bulunduklarına işaret eden Demir, kaymakamlıklar, odalar, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları nezdindeki girişimleriyle, sektörel dayanışmanın seçkin örneklerini sunduklarını vurguladı. Güçlü temsil ile üyelerinin haklarını savunmaya devam edeceklerine dikkat çeken Demir, yapılanmalarını daha da genişleteceklerini ifade etti. Demir’in açılış konuşmasının ardından, Genel Kurul Divan Kurulu oluşturuldu. Divan Başkanı Hacı Bekir Ergene, Divan Başkan Vekili Alihan Gülerer, Yazman Üye Mustafa Ergün’den oluşan Divan Kurulu’nun yönetiminde, İMSİFED’in yönetim kademelerinin belirleneceği seçime geçildi. Yönetim kademelerinin belirlenmesinden önce faaliyet raporu ve denetim raporu okunarak oylamaya sunuldu. Yapılan oylamada, her iki rapor da oybirliğiyle kabul edildi. İMSİFED’in yönetim kademesi Yapılan seçimde, delegelerin oybirliğiyle, İMSİFED’in yönetim kademesi şu isimlerden oluştu: YÖNETİM KURULU ASİL ÜYELER: Şeref Demir, Muhammed Adiloğlu, Sabri Şen, Mehmet Yağız, Süleyman Garip, Emrah Taşcan, İbrahim Cem Oflaz, Yusuf Şehitoğlu, İbrahim Uludağ, Emin Uçan, Kenan Gün. YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYELER: Hakan Özdemir, Özgür Şimşek, Hüseyin Kul, Melih Şeker, Şeref Yılmaz, Sait Zorlu, Sadık Erol, Osman Özelif, Sezer Örs, Fatih Tahtalı, Berkay Yıldız. DENETİM KURULU: Latif Altay (Başkan), Selma Özsahuncu (Başkan Yardımcısı), Mustafa Türkoğlu (Üye), Cengiz Bayram (Üye), Mehmet Sünbül (Üye), Alihan İhsan İşçi (Üye). DİSİPLİN KURULU: İbrahim Taşır (Başkan), Hacı Bekir Ergene (Başkan Yardımcısı), Hamili Çelik (Üye), Celali Tonguç (Üye), Alihan Gülerer (Üye), Mustafa Ergün (Üye). YÜKSEK DANIŞMA KURULU: Şeref Demir, Sabri Şen, Mehmet Yağız, Süleyman Garip, Emrah Taşcan. Delegelerin oybirliğiyle İMSİFED Başkanlığına seçilen Şeref Demir yaptığı teşekkür konuşmasında, sektörün sesi olacaklarını söyledi. Delegelere duydukları güven için teşekkür eden Demir, kentsel dönüşüme ilişkin görüşlerini de aktardı. Kentsel dönüşümün insan odaklı, yaşanılabilir şehirler oluşturmayı hedeflemesi gerektiğine dikkat çeken Demir, İMSİFED olarak insan ve çevreyi merkeze alan bir dönüşüm vizyonuna sahip olduklarının altını çizdi. Büyükşehir Belediyesi’nin Çarşamba, Altıparmak, Merinos ve Soğanlı bölgesinde büyük çaplı kentsel dönüşüm projeleri planladığına işaret eden Demir, söz konusu bölgelerdeki dönüşüm sürecinin ada bazında düşünülmesi gerektiğini belirtti. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e, Çarşamba ve Altıparmak bölgesindeki kentsel dönüşümün, bütüncül anlayış doğrultusunda projelendirilmesinin, şehircilik anlamında sağlıklı sonuçları da beraberinde getireceğini ifade ettiğini belirten Demir, bütün inşaat firmalarını bu projelerde oluşturulacak geniş konsorsiyumlara katılarak sürece katkı sunmaya davet etti. İMSİFED Başkanı Şeref Demir’in teşekkür konuşmasının ardından İMSİFED’in kurucu başkanları birlik beraberlik vurgusu içeren selamlama konuşmalarında bulundu. İMSİFED Genel Kurulu verilen aile fotoğrafıyla son buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mars Logistics Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Manifestosu’nu Yayınladı Haber

Mars Logistics Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Manifestosu’nu Yayınladı

Farklılıkların bir arada güç yarattığına inanan bir şirket kültürüyle, herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu, sesinin duyulduğu ve değer gördüğü bir iş ortamı yaratmayı hedefleyen Mars Logistics, lojistik sektöründe eşitlikçi, adil ve kapsayıcı bir çalışma kültürünün öncülerinden olmayı hedefliyor. 2021 yılında hayata geçirilen ve toplumsal cinsiyet eşitliğini konu alan Eşitliğin Cinsiyeti Yoktur projesi ile lojistik sektöründe kalıpların dışına çıkarak kadın tır sürücüleri dahil olmak üzere şirketin genelinde kadın istihdamını stratejik planına da ekleyerek artıran, şirket içinde ve şirket dışında farkındalık çalışmaları yürüten Mars Logistics, Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık alanındaki çalışmaları da odağına aldı. Şirket, bu başlıktaki çalışmalarını genişletmek ve daha sistematik hale getirmek üzere bir çalışma grubu kurdu ve farklılıkların tüm boyutlarını kapsayan bir vizyonla yola çıkarak bir manifesto yayınladı. Manifestoda; çalışanların kimliklerinden bağımsız olarak gelişim ve yükselme imkanlarına erişmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesi, kadınların liderlik pozisyonlarına katılımının artırılması ve sektörde kadın temsilinin güçlendirilmesinin yanı sıra; farklı yaş gruplarının, engelli bireylerin, farklı kültürel ve sosyal kimliklerin eşit şekilde temsil edilmesi ve karar alma süreçlerine dahil edilmesi ile herkes için erişilebilir bir çalışma ortamı sağlanması konularına vurgu yapıldı. Mars Logistics ÇEK Lideri Tuğçe Şahin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Başarıyı yalnızca iş sonuçlarıyla değil, birlikte yarattığımız kapsayıcı kültürle de ölçüyoruz. Çeşitliliği ilerlememizin itici gücü olarak görüyor, farklı bakış açılarını karar süreçlerimize dahil ederek daha adil ve yenilikçi çözümler üretiyoruz. Çünkü biliyoruz ki Mars Logistics’te herkes için yer var.” Mars Logistics’in yayınladığı Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Manifestosu’nun tam hali şu şekilde: Mars Logistics olarak farklılıklarımızın gücümüze güç kattığına inanıyoruz ve herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu, sesinin duyulduğu ve değer gördüğü kapsayıcı bir çalışma kültürü oluşturmayı benimsiyoruz. Kim olduğumuzdan çok ne başardığımız önemlidir; ırk, cinsiyet, yaş, din ya da engellilik durumuna bakmaksızın herkesin gelişim ve yükselme imkanlarına erişmesini sağlıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin, adil ve kapsayıcı bir iş ortamının temeli olduğuna inanıyoruz ve kadınların liderlik pozisyonlarına erişimini destekliyor, sektörde kadın temsilini artırmayı hedefliyoruz. Farklı bakış açılarını karar süreçlerine dahil ederek yenilikçi ve adil çözümler üretiyoruz. Çeşitliliği ilerlememizin itici gücü olarak görüyor, herkesin sesini duyurabildiği bir ortam yaratıyoruz. Tedarik zincirimiz ve iş ortaklarımızla bu değerleri paylaşarak birlikte ilerliyoruz. Mars Logistics, farklılıkların zenginlik olduğu, herkesin kendini ait hissedeceği bir yer olmaya devam edecek. Çünkü biz biliyoruz ki Mars Logistics’te herkes için yer var. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.