Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Intihar Riski

Kapsül Haber Ajansı - Intihar Riski haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Intihar Riski haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zekâ Çocuklarımızın Ruh Sağlığını Zehirliyor mu? Haber

Yapay Zekâ Çocuklarımızın Ruh Sağlığını Zehirliyor mu?

Araştırmacılar, yapay zekânın psikolog veya yakın arkadaş yerine kullanılmasının tehlikelerine dikkat çekerek aileleri uyardı. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan da daha önce yaptığı açıklamada, “Yapay zekayı terapist gibi görürseniz o zaman risk başlar. Çünkü yapay zekadan terapist olmaz.” sözleriyle bu teknolojilerin profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerine kullanılmasının sakıncalarına dikkat çekmişti. ChatGPT ve benzeri yapay zekâ uygulamalarının günlük yaşamda giderek daha fazla kullanılması, özellikle çocukların ve ergenlerin ruh sağlığı üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişeleri artırıyor. Gençlerin yalnızlıklarını, korkularını, ailevi sorunlarını ve psikolojik sıkıntılarını yapay zekâ sohbet robotlarıyla paylaşması, yeni bir tehlikeyi gündeme getiriyor: Yapay zekâ, bir gencin ciddi psikolojik kriz yaşadığını her zaman anlayamayabiliyor. 1 Ağustos 2026’da npj Digital Medicine Dergisinde yayımlanan bilimsel inceleme ile 7 Ekim 2026’da ABD merkezli Common Sense Media tarafından açıklanan araştırma, yapay zekânın gençler için oluşturabileceği risklere farklı açılardan dikkat çekti. İki ayrı çalışma da özellikle intihar düşüncelerinin fark edilmesi, psikolojik krizlere verilen yanıtlar ve gençlerin gerçek insanlardan yardım alması konusunda önemli güvenlik sorunları bulunduğunu ortaya koydu. Bir saat boyunca intihardan söz edildi, ebeveynlere uyarı gitmedi! Common Sense Media bünyesindeki Gençlik Yapay Zekâ Güvenliği Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen araştırmada, ChatGPT’nin 13-17 yaş grubuna yönelik güvenlik özellikleri 4 binden fazla test komutuyla incelendi. Araştırmacılar, çocuk ve ergen psikiyatristlerinin de katkısıyla oluşturdukları senaryolarda, genç kullanıcıları temsil eden hesaplar üzerinden intihar düşünceleri, kendine zarar verme ve yeme bozuklukları gibi ciddi sorunları gündeme getirdi. En dikkat çekici sonuç ise ebeveyn bildirim sisteminde ortaya çıktı. Yeni açılan ve ebeveyn hesaplarına bağlanan test profillerinde bazıları bir saate ulaşan riskli konuşmalara rağmen ebeveynlere herhangi bir güvenlik bildirimi gönderilmedi. Üstelik araştırmaya göre ChatGPT, psikolojik krizlerde profesyonel yardım veya kriz destek kaynaklarına yönlendirme yapılması gereken durumların dörtte birinden fazlasında beklenen yönlendirmeyi sağlayamadı. Araştırmacılar bu sonuçlar üzerine ChatGPT’nin gençlere yönelik güvenlik düzeyini kendi değerlendirmelerinde “Kabul Edilemez Risk” kategorisine yerleştirdi. Nature’daki bilimsel inceleme: İntihar riski gözden kaçabiliyor! Common Sense Media’nın bulgularıyla benzer endişeleri gündeme getiren bir başka bilimsel yayın ise npj Digital Medicine Dergisinde yayımlandı. Crisis Text Line kuruluşundan Kelly L. Zuromski ve çalışma arkadaşlarının hazırladığı incelemede, yapay zekâ sohbet robotlarının gençlerde intihar riskini belirleme ve bu risklere yanıt verme becerileriyle ilgili mevcut araştırmalar değerlendirildi. Bilim insanlarına göre yapay zekâ sistemleri, açıkça ifade edilen intihar düşüncelerini tanımada daha başarılı olabiliyor. Ancak gençlerin psikolojik sıkıntılarını dolaylı, belirsiz veya zaman içinde giderek belirginleşen mesajlarla anlatması durumunda sistemlerin performansı önemli ölçüde düşebiliyor. Ergenlerin ruhsal sorunlarını her zaman açıkça ifade etmemesi, bu eksiklikleri daha da önemli hale getiriyor. Araştırmacılar, yapay zekânın farklı konuşmalara yayılan umutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik belirtilerini doğru ilişkilendirememesinin profesyonel yardıma ulaşmayı geciktirebileceği konusunda uyardı. Yapay zekâyı psikolog yerine koymak neden tehlikeli? Bilim insanlarının dikkat çektiği en önemli tehlikelerden biri, gençlerin yapay zekâ sohbet robotlarını psikolojik destek veya terapi yerine kullanması. Yapay zekânın anlayışlı, sabırlı ve destekleyici yanıtlar vermesi, özellikle yalnızlık yaşayan veya duygusal sorunlarla mücadele eden gençlerde gerçek bir insanla konuşuyormuş hissi oluşturabiliyor. Ancak yapay zekânın empatik görünmesi, psikolojik sorunları doğru değerlendirebildiği ya da profesyonel destek sağlayabildiği anlamına gelmiyor. Common Sense Media’nın testlerinde de ChatGPT’nin bazı durumlarda kendisine gerçek bir arkadaş gibi yaklaşan gençlere, kişisel duyguları ve tercihleri varmış izlenimi veren yanıtlar üretebildiği görüldü. Bu durum, gençlerin yapay zekâ ile aşırı duygusal bağ kurması ve gerçek sosyal ilişkilerden uzaklaşması ihtimaline ilişkin endişeleri artırıyor. Özellikle psikolojik açıdan hassas bir dönemde bulunan gençlerin yapay zekâyı tek destek kaynağı olarak görmesi, ihtiyaç duydukları yardımı ailelerinden veya ruh sağlığı uzmanlarından almakta gecikmelerine yol açabilecek bir risk olarak değerlendiriliyor. Güvenlik filtreleri her zaman yeterli koruma sağlamıyor! Common Sense Media’nın araştırmasında, yapay zekânın gençlere yönelik bazı koruma mekanizmalarının beklenen şekilde çalışmadığı da belirlendi. Testlerde yaş tahmini sisteminin bazı yetişkin hesaplarını, kullanıcı kendisini 13 yaşında tanıtsa bile gençlere yönelik koruma deneyimine geçirmediği görüldü. Eğitim amacıyla geliştirilen çalışma modu kolaylıkla aşılabiliyor! Bununla birlikte, açık cinsel içerikli rol yapma taleplerinin reddedilmesi gibi bazı koruma özelliklerinin başarılı çalıştığı belirtildi. OpenAI ise araştırmanın yöntemine itiraz ederek ebeveyn kontrolleri tam olarak etkinleşmeden yapılan bazı testlerin gerçeği yansıtmayabileceğini savundu. Şirket, gençlerin güvenliğine yönelik koruma sistemlerini geliştirmeyi sürdürdüğünü açıkladı. Uzmanlardan 18 yaş uyarısı! Common Sense Media, araştırma sonuçları doğrultusunda güvenlik eksiklikleri giderilene ve bağımsız testlerle doğrulanana kadar ChatGPT kullanımının 18 yaş ve üzeri kişilerle sınırlandırılması çağrısında bulundu. npj Digital Medicine Dergisindeki bilimsel inceleme ise gençlerin gerçek yaşamda yapay zekâ ile kurdukları etkileşimlerin intihar riski üzerindeki etkilerinin henüz yeterince bilinmediğini vurguladı. Araştırmacılar, gençlere özgü güvenlik testlerinin geliştirilmesi ve risk altındaki kullanıcıların güvenilir yetişkinlerle, kriz destek hizmetleriyle ve ruh sağlığı uzmanlarıyla bağlantı kurmasının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. İki çalışmanın birlikte gündeme getirdiği en önemli tehlike, yapay zekânın bir gencin ruhsal krizini fark edememesi veya yeterli profesyonel yardıma yönlendirememesi. Uzmanların dikkat çektiği bu riskler, ebeveynlerin çocuklarının yapay zekâ kullanımını takip etmesinin ve psikolojik sorunlarda insan desteğinin öncelikli olmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Yapay zekânın intihara doğrudan neden olduğunu gösteren kesin bir sonuca ulaşılmış değil. Ancak mevcut araştırmalar, gençlerin ruhsal krizlerinin yönetiminde yapay zekâya tek başına güvenmenin ciddi sakıncalar taşıyabileceğine işaret ediyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan uyarmıştı! “Yapay zekâyı terapist gibi görürseniz risk başlar!” Yapay zekânın çocuklar ve gençlerin ruh sağlığı üzerindeki risklerine dikkat çeken araştırmalar, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın daha önce yaptığı önemli uyarıları da yeniden gündeme getirdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ağustos 2025’te katıldığı canlı yayında, özellikle yalnızlık yaşayan, duygusal açıdan hassas ve psikolojik sorunlarla mücadele eden bireylerin yapay zekâya aşırı bağlanmasının tehlikelerine dikkat çekmişti. Tarhan, “Ancak yapay zekayı terapist gibi görürseniz o zaman risk başlar. Çünkü yapay zekadan terapist olmaz.” sözleriyle teknolojinin psikolojik destek yerine kullanılmasının sakıncalarını vurgulamıştı. Arkadaş ve sırdaş olarak görmek duygusal bağımlılık riskini artırıyor Yapay zekânın gerçek bir insan gibi empati kuramadığını ve kişinin ruhsal durumunu bir uzman gibi değerlendiremediğini belirten Tarhan, özellikle gençlerin yapay zekâyı arkadaş veya sırdaş olarak görmelerinin ise duygusal bağımlılık riskini artırabileceğine dikkat çekmişti. “Yapay zekâ intihar riskini doğru değerlendiremeyebilir!” Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aynı açıklamasında yapay zekânın karşısındaki kişinin gerçek niyetini anlayamamasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini de ifade etmişti. Özellikle yaşamak istemediğini dile getiren bir kullanıcının sözlerinin yapay zekâ tarafından doğru yorumlanamaması halinde sakıncalı yanıtlar üretilebileceği uyarısında bulunan Tarhan, kontrolün tamamen teknolojiye bırakılmaması gerektiğini vurgulamıştı. Tarhan’ın bu değerlendirmeleri, npj Digital Medicine dergisinde yayımlanan bilimsel incelemenin gençlerin dolaylı intihar riski belirtilerinin gözden kaçabilmesine ilişkin bulgularıyla benzer kaygılara işaret ediyor. “Yapay zekâ terapist olamaz ama terapistin işini kolaylaştırabilir!” Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kasım 2025’te Bursa Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği konuşmada da yapay zekânın bilinçli bir varlık olmadığını ve profesyonel ruh sağlığı hizmetlerinin yerini alamayacağını ifade etmişti. Yapay zekânın bir uzman tarafından yardımcı araç olarak kullanılabileceğini, ancak bağımsız bir terapist gibi değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Tarhan, özellikle ergenlik öncesi dönemdeki çocukların aşırı yapay zekâ kullanımına karşı korunması gerektiğini belirtmişti. Anne babalara kritik uyarı: Çocukları yapay zekâ ile yalnız bırakmayın! Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 28 Eylül 2026’da yayımlanan bir başka açıklamasında çocukların ve gençlerin karar verme becerileriyle ilişkili beyin bölgelerinin gelişimini henüz tamamlamadığına dikkat çekerek dijital dünyada ebeveyn rehberliğinin önemini vurguladı. Tarhan’a göre çocukların dijital teknolojileri bilinçli kullanmayı öğrenmesi, ailelerin bu süreçte yol gösterici olması ve özellikle riskli içeriklere maruz kalmanın önlenmesi büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Tarhan’ın bu değerlendirmeleri, npj Digital Medicine dergisinde yayımlanan bilimsel incelemenin gençlerin dolaylı intihar riski belirtilerinin gözden kaçabilmesine ilişkin bulgularıyla benzer kaygılara işaret ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İntihar Riskini Gösteren İşaretlere Dikkat! Haber

İntihar Riskini Gösteren İşaretlere Dikkat!

Kişinin alışılmış davranışlarında ortaya çıkan ani ve belirgin değişikliklerin ciddiye alınması gerektiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Özellikle ani içe kapanma, yoğun umutsuzluk, vedalaşma davranışları ve kişisel eşyalarını dağıtma gibi değişiklikler birlikte görülüyorsa bunu ‘bir dönemden geçiyor’ diyerek geçiştirmemek gerekir. İntiharı doğrudan sormanın kişinin aklına intihar fikrini sokacağı yönündeki yaygın inanış doğru değildir. Aksine, yargılamadan sorulan açık bir soru kişinin yaşadığı sıkıntıyı ifade edebilmesine ve yardım alabilmesine alan açabilir.” dedi. Kriz anında kişinin yalnız bırakılmaması ve güvenliğinin önceliklendirilmesi gerektiğine işaret eden Tunçel, krizin yatışmasının riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurguladı. Tunçel, yardım istemenin zayıflık değil, iyileşme yolunda atılabilecek önemli bir adım olduğunun altını çizdi. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, 10 Eylül İntiharı Önleme Günü dolayısıyla, intihar riskinin erken işaretleri, kişinin sınırlarına saygı gösterirken güvenliğinin gözetilmesi ve kriz sonrasında profesyonel desteğin sürdürülmesinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu. Ani ve belirgin davranış değişiklikleri ciddiye alınmalı! Psikolojik krizin herkeste aynı şekilde ortaya çıkmadığını ifade eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Bu nedenle kişinin alışılmış davranışlarında meydana gelen belirgin ve özellikle ani değişikliklere dikkat etmek gerekir.” dedi. Yoğun umutsuzluk ve çaresizlik ifadelerinin, ‘artık dayanamıyorum’, ‘bunun bir anlamı yok’ gibi söylemlerin, sosyal olarak geri çekilme, günlük sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanma, uyku ve iştah değişiklikleri, yoğun suçluluk veya değersizlik duyguları, alkol ya da madde kullanımında artışın önemli uyarı işaretleri olabileceğini dile getiren Tunçel, “Bunun yanında ölümden veya intihardan söz etmek, hayatına son vermeyle ilgili araştırmalar yapmak, önemli kişisel eşyalarını dağıtmak, vasiyet niteliğinde düzenlemeler yapmak ya da yakınlarıyla vedalaşır gibi davranmak daha doğrudan risk göstergeleri olarak değerlendirilmeli. Burada önemli olan, bu belirtilerin her zaman intihar riski anlamına gelmediğini; ancak birkaçının bir arada görülmesi, yeni başlaması veya kısa sürede belirginleşmesi durumunda kişinin ciddiye alınması ve profesyonel değerlendirme için desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktır.” şeklinde konuştu. İntihar düşüncesini doğrudan sormak, kişinin aklına intihar fikrini sokmaz! Daha önce intihar düşüncesinden söz etmeyen bir kişinin davranışlarındaki ani değişikliklerin oldukça ciddiye alınması gerektiğine işaret eden Tunçel, “Bir kişinin daha önce intihardan söz etmemiş olması, risk taşımadığı anlamına gelmez. Bazı kişiler yaşadıkları yoğun sıkıntıyı çevreleriyle paylaşmayabilir veya yardım istemekte zorlanabilir.” dedi. Özellikle ani içe kapanma, yoğun umutsuzluk, vedalaşma davranışları ve kişisel eşyalarını dağıtma gibi değişikliklerin birlikte görülmesi durumunda bunu ‘bir dönemden geçiyor’ diyerek geçiştirmemek gerektiğine vurgu yapan Tunçel, “Böyle bir durumda kişinin üzerine varsayımlarla gitmek yerine doğrudan ve sakin bir şekilde konuşmak önemlidir. Örneğin, ‘Son zamanlarda seni çok zorlanıyor gibi görüyorum. Kendine zarar vermeyi veya hayatına son vermeyi düşündüğün oluyor mu?’ diye sorulabilir. İntiharı doğrudan sormanın kişinin aklına intihar fikrini sokacağı yönündeki yaygın inanış doğru değildir. Aksine, yargılamadan sorulan açık bir soru kişinin yaşadığı sıkıntıyı ifade edebilmesine ve yardım alabilmesine alan açabilir.” ifadelerini kullandı. Kriz anında kişi yalnız bırakılmamalı ve güvenliği önceliklendirilmeli! Kriz anında kişinin yanında bulunan biri öncelikle ne yapması ve ne yapmaması gerektiğine değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, şunları söyledi: “Öncelikle sakin kalmaya ve kişiyi yalnız bırakmamaya çalışmalıyız. Onu yargılamadan dinlemek, yaşadığı acıyı küçümsememek ve ‘Bunu neden yapıyorsun?’, ‘Böyle düşünmek doğru değil’ gibi ifadeler yerine; ‘Bunun senin için ne kadar ağır olduğunu görüyorum’ gibi destekleyici bir dil kullanmak önemli. Kişiye doğrudan intihar düşüncesi veya kendisine zarar verme düşüncesi olup olmadığı sorulabilir. Eğer kişi kendisine zarar verme konusunda yakın ve ciddi bir risk taşıyorsa, güvenliği önceliklendirmek gerekir. Mümkünse kişinin yalnız kalmaması, kendisine zarar verebileceği araçlara erişimin güvenli biçimde sınırlandırılması ve gecikmeden profesyonel/acil yardım alınması önemlidir. Böyle bir durumda yakın kişinin bütün sorumluluğu tek başına üstlenmesi beklenmemeli. Acil risk varsa yerel acil sağlık hizmetlerinden destek alınmalı; 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak durum açıkça belirtilmeli. Kaçınılması gereken en önemli şeylerden biri ise kişiyi utandırmak, suçlamak, tehdit etmek veya yaşadığı problemi küçümsemek olur. ‘Aileni düşün’, ‘Bunca şeyin varken nasıl böyle düşünürsün?’ ya da ‘Bunu yapacak kadar güçlü değilsin’ gibi ifadeler kişiyi daha da yalnızlaştırabilir.” Sınırlarına saygı göstermek, kişiyi tamamen kendi haline bırakmayı gerektirmiyor! Psikolojik olarak zorlandığı görülen bir kişinin yardım istemeyi reddetmesi durumunda temel ilkenin kişinin özerkliğine saygı gösterirken güvenliğini göz ardı etmemek olduğuna dikkat çeken Tuğçe Tunçel, “Kişi yardım almak istemediğinde onu zorlayıcı, suçlayıcı veya tartışmacı bir tutum genellikle faydalı olmaz.” dedi. Bunun yerine ‘Seni zorlamak istemiyorum ama yanında olduğumu bilmeni istiyorum’ şeklinde bir yaklaşımın sürdürülebilir olacağını kaydeden Tunçel, “Ancak intihar riski belirginse bunu yalnızca ‘kendi kararı’ olarak değerlendirmek doğru olmaz. Özellikle kişi kendisine zarar verme niyetinden söz ediyor, bir planından bahsediyor veya yakın zamanda kendisine zarar verme ihtimali yüksek görünüyorsa güvenlik öncelikli hale gelir. Böyle bir durumda kişinin istememesi, yakınlarının profesyonel veya acil yardım aramasına engel olmamalı. Dolayısıyla sınırlarına saygı göstermek, kişiyi tamamen kendi haline bırakmak anlamına gelmez. Bazen en önemli destek, ‘Sen şu anda yardım istemesen bile ben bu süreci seninle birlikte taşıyacağım’ diyebilmektir.” açıklamasını yaptı. Krizin yatışması, riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez! Krizin yatışmasının, riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğine vurgu yapan Tunçel, “Bazen kişi akut olarak sakinleşebilir; ancak krize neden olan depresyon, travma, yoğun kayıp, ilişki sorunları, madde kullanımı veya başka psikolojik güçlükler devam ediyor olabilir. Bu nedenle kriz sonrasında profesyonel değerlendirme ve düzenli takip son derece önemlidir.” dedi. Kişinin yalnızca o anki güvenliğini sağlamak değil, krizin altında yatan nedenleri anlamak ve uzun vadeli bir destek planı oluşturmak gerektiğini aktaran Tunçel, “Psikoterapi, gerektiğinde psikiyatri değerlendirmesi ve sosyal desteklerin güçlendirilmesi tedavi planının parçaları olabilir. Kişinin yakınlarının da süreçte nasıl destek olabilecekleri konusunda bilgilendirilmesi faydalıdır. Özellikle kriz sonrasında ‘artık düzeldi’ diyerek takibi bırakmak yerine, kişinin nasıl olduğunu düzenli olarak sormaya ve profesyonel destek sürecini sürdürmesine yardımcı olmak gerekir.” diye konuştu. Yardım istemek zayıflık değil! 10 Eylül İntiharı Önleme Günü vesilesiyle, yardım istemekte zorlanan veya kendisini çıkmazda hisseden kişilere önemli bir mesaj veren Tuğçe Tunçel, sözlerini şöyle tamamladı: “Şu anda yaşadığınız acı ne kadar yoğun olursa olsun, bunu tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Yardım istemek zayıflık değil; zorlayıcı bir dönemden çıkabilmek için atılabilecek en önemli adımlardan biridir. Kendinizi çıkmazda hissettiğinizde bütün hayatınızı, bütün sorunlarınızı veya geleceğin tamamını bir anda çözmeniz gerekmiyor. Bazen ilk adım yalnızca güvendiğiniz birine ‘İyi değilim ve desteğe ihtiyacım var!’ diyebilmektir. 10 Eylül bize yalnızca intiharı önlemenin değil, ruhsal sıkıntılar hakkında daha açık konuşabilmenin de önemini hatırlatıyor. İntihar düşüncesi bir ‘dikkat çekme davranışı’ olarak küçümsenmemeli; kişinin yaşadığı yoğun psikolojik acının bir işareti olarak ele alınmalı. Doğru zamanda kurulan bir temas ve doğru yönlendirme, yardım alma sürecinin başlangıcı olabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.