Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iot

Kapsül Haber Ajansı - Iot haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iot haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nu Teknoloji, Kırsal ve Kritik Altyapılarda Kapsama Sorununu Ortadan Kaldırıyor Haber

Nu Teknoloji, Kırsal ve Kritik Altyapılarda Kapsama Sorununu Ortadan Kaldırıyor

Bu sayede IoT ve özel 5G ağlarında uzun süredir çözüm bekleyen kapsama problemini ortadan kaldıran yeni nesil haberleşme mimarisini hayata geçirdi. Bu yeni mimari sayesinde, bugüne kadar ağırlıklı olarak şehir merkezleri ve yerleşim alanlarıyla sınırlı kalan mesh* tabanlı IoT çözümleri; artık kırsal alanlarda, tarım sahalarında, enerji santrallerinde ve kritik altyapılarda kesintisiz ve güvenilir biçimde kullanılabiliyor. Altyapı yatırım ve işletme maliyetlerini düşürüyor, özel 5G IoT ağlarını küresel ölçekte uygulanabilir hale getiriyor. Nu Teknoloji’nin geliştirdiği DECT NR+ Mesh altyapısı; SIM karta ihtiyaç duymayan, operatör bağımsız, yerel ve özel 5G mimarisiyle çalışan, düşük gecikmeli ve yüksek ölçeklenebilir IoT ağlarının kurulmasını mümkün kılıyor. NTN teknolojisini devreye alan entegrasyon sayesinde de gateway’ler uydu üzerinden doğrudan internete bağlanabiliyor. Nu Teknoloji İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Alkaya, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin kırsal alanlarında ve kritik altyapılarda bağlantı kopuklukları yüzünden veri kaybı, izleme eksikliği gibi önemli sorunlar yaşanabiliyor. Bugün IoT projelerinin önündeki en büyük engel ise teknoloji eksikliği değil, kapsama bağımlılığıdır. Nu Teknoloji olarak bu bağımlılığı ortadan kaldıran çözümler geliştiriyoruz. DECT NR+ ile simsiz, operatörlerden bağımsız, güvenli ve yerel 5G mesh ağlar kuruyor; uydu tabanlı NTN entegrasyonu sayesinde bu ağları dünyanın en uzak ve en zorlu coğrafyalarından bile kesintisiz şekilde internete bağlıyoruz. Bu yaklaşım yalnızca teknik bir çözüm değil; enerji, tarım ve kritik altyapılarda veriye her koşulda erişimi mümkün kılan stratejik bir dönüşümün önemli bir adımıdır. Geliştirdiğimiz bu altyapıyla birlikte “bağlantı yok” sorununu sahada ortadan kaldırırken, yerli mühendislik gücüyle oluşturduğumuz bu sistemi kısa vadede ülkemizde ve bölge ülkelerinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz” *Mesh: Birden fazla erişim noktasını birbirine bağlayan ortak ağ.

Siemens Türkiye’den Dijital Dönüşüm Atağı Haber

Siemens Türkiye’den Dijital Dönüşüm Atağı

Sürdürülebilirlik ve dijital dönüşümü odağına alan Siemens Türkiye, mühendislik ve teknoloji gücüyle enerjinin daha verimli kullanılmasına yönelik çözümler geliştiriyor. Sanayi, altyapı ve binalarda dijitalleşme odaklı yaklaşımıyla düşük karbonlu dönüşüme katkı sunan Siemens Türkiye, 5–11 Ocak Enerji Verimliliği Haftası kapsamında enerji verimliliğinin iklim kriziyle mücadelede ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolüne dikkat çekiyor. Hüseyin Gelis: “Dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik için güçlü bir itici güç” Enerji verimliliği ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Dünya, iklim değişikliğinin yarattığı acil sorunlarla karşı karşıya. Bu dönemde dijital dönüşüm, yalnızca teknolojik bir adım değil, sürdürülebilirlik ve büyüme için önemli bir itici güç olarak öne çıkıyor. Ancak bugün sürdürülebilirlik alanındaki en büyük risk, teknoloji eksikliği değil; kısa vadeli düşünme ve karar alma alışkanlıkları. Hükümetlerin, endüstri ve kurumların karbon salımını azaltmaya, kaynakları daha verimli kullanmaya ve belirsizlikler karşısında daha dayanıklı yapılar oluşturmaya odaklanması büyük önem taşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın bu hafta yaptığı ve ‘2030 vizyonu doğrultusunda Türkiye’nin enerjisini verimlilikle büyütme’ hedeflerini vurgulayan açıklama da ülkemizin bu konuya verdiği önemin en güçlü göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu hedef doğrultusunda dijitalleşmenin, gerekli altyapının tasarımından işletilmesine kadar tüm süreçleri kapsayarak dönüşümü hızlandıran güçlü bir araç sunduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Dijitalleşmenin sürdürülebilirlik açısından sunduğu fırsatlara dikkat çeken Hüseyin Gelis, bu dönüşümün aynı zamanda önemli zorluklar barındırdığını vurgulayarak şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik için dijitalleşme önemli bir adım olsa da aşılması gereken ciddi zorluklar bulunuyor. Bugün birçok altyapı sistemi uzun yıllardır kullanılıyor ve dijital teknolojilerle kolayca entegre edilemiyor. Bununla birlikte, verinin birçok noktada mevcut olmasına rağmen bu verinin bütünleşmiş, tutarlı ve güvenilir bir yapıda karar alma süreçlerine yansıtılamaması da önemli bir darboğaz oluşturuyor. Dijital yetkinlik ile sürdürülebilirlik bilgisini bir araya getirebilecek insan kaynağının sınırlı olması da bu süreci yavaşlatan önemli faktörlerden biri. Yatırım boşlukları ve kısa vadeli finansal bakış açıları, uzun vadeli sürdürülebilirlik faydalarının önüne geçebiliyor. Bütünleşmiş veri sistemlerinin eksikliği ise veri silolarına yol açarak dijital dönüşümün tüm potansiyelinden yararlanılmasını zorlaştırıyor. Tüm bu süreçlerin, veri gizliliği, siber güvenlik ve etik yapay zekâ gibi başlıkları kapsayan güçlü bir yönetişim anlayışıyla desteklenmesi büyük önem taşıyor.” Hüseyin Gelis: “Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan... Değişime en çok uyum sağlayabilendir, hayatta kalan” sözü bugünkü dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yolculuğunun özünü anlatıyor Tüm bu zorluklara rağmen, dijitalleşmenin sürdürülebilir verimlilik için güçlü bir kaldıraç sunduğunu belirten Gelis, “Yapay zekâ, IoT, bulut bilişim ve dijital ikizler gibi teknolojiler yalnızca operasyonel ve maliyet verimliliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çevresel koşullara gerçek zamanlı uyum sağlayabilen akıllı altyapıların temelini oluşturuyor. Bu dönüşüm, teknik bir güncellemenin ötesinde sürdürülebilirliği tasarımdan işletmeye, oradan da sürekli optimizasyona uzanan bir yaşam döngüsü olarak ele alan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Kentlerin ve endüstriyel sistemlerin bu bakış açısıyla yeniden ele alınması gerekiyor. Bu nedenle kamu, özel sektör, akademi ve teknoloji sağlayıcılarının ortak bir vizyonla hareket etmesi, sürdürülebilir bir gelecek için kritik önem taşıyor. Dijital dönüşümün kalıcı etki yaratabilmesi için yalnızca teknolojiye yatırım yapmak yeterli değil. Ölçülebilirlik, sahiplenme ve hesap verebilirlik olmadan sürdürülebilir sonuçlardan söz etmek pek mümkün görünmüyor. Güçlü bir yönetişim anlayışı dijital dönüşümün ayrılmaz bir parçası” dedi. Siemens Türkiye’den enerji verimliliğinde somut kazanımlar Siemens Türkiye, geçtiğimiz yıl hem kendi operasyonlarında hem de müşterilerinde önemli kazanımlar elde etti. Şirket, 2025 yılında, müşterilerinin operasyonlarında 148 bin tCO2-eşd emisyon azaltımına katkı sundu. Aynı dönemde hayata geçirilen enerji verimliliği projeleri sayesinde müşteriler için 448 adet enerji tasarruf önlemi ile 21,72 milyon avroluk tasarruf potansiyeli ortaya çıkarıldı. Siemens Türkiye, proje bazlı çalışmalarının yanı sıra 2009 yılından bu yana sürdürdüğü Sertifikalı Enerji Yöneticisi eğitimleriyle, enerji verimliliği alanında nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor. Siemens Türkiye farklı sektörlerde enerji verimliliğini destekliyor Siemens Türkiye, enerji tüketiminin yüksek olduğu sektörlerde hayata geçirdiği iş birlikleriyle enerji verimliliği ve dijital dönüşüme katkı sunuyor. Bu kapsamda Siemens Türkiye, Yıldız Holding bünyesinde faaliyet gösteren sakız ve şekerleme şirketi Continental Confectionery Company (CCC) ile yürüttüğü projede, üretim süreçlerinde enerji verimliliği ve dijitalleşmeyi birlikte ele alıyor. Çorlu’daki üretim tesisinde soğutma sistemlerinin dönüşümünü kapsayan ve Enerji Performans Sözleşmesi (EPS) modeliyle hayata geçirilen projede, dijital ikiz teknolojileriyle sistemler izlenip yönetilirken, enerji tasarrufu ve operasyonel verimliliğin artırılması hedefleniyor. Petrokimya sektöründe ise Siemens Türkiye, SOCAR Türkiye ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle, Petkim’in Aliağa’daki tesislerinde enerji altyapısının modernizasyonuna katkı sağlıyor. Elektrik altyapısının yenilendiği ve dijital izleme–kontrol sistemleriyle desteklenen çalışmalarla, enerji kayıplarının azaltılması, güvenliğin artırılması ve üretim süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi hedefleniyor. Uzun yıllara yayılan bu iş birliği, ağır sanayide dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik açısından örnek uygulamalar arasında yer alıyor. Siemens Türkiye’nin Kardemir’de gerçekleştirdiği elektrifikasyon ve otomasyon modernizasyonları ve dijital enerji yönetimi çözümleri, üretim süreçlerinde hem verimliliğin artmasına hem de kesintisiz ve güvenli enerji hedeflerinin desteklenmesine katkı sağladı. Bu çalışmalar, demir-çelik sektöründe dijitalleşmenin etkisini güçlü bir şekilde hissettirdi. Siemens, entegre ağaç sektöründe Starwood Orman Ürünleri ile yürüttüğü enerji verimliliği projesiyle üretim süreçlerinde verimlilik ve dijitalleşmeyi birlikte ele alırken, makine imalatı alanında Mert Makina ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle otomasyon ve dijital çözümler aracılığıyla üretim performansının artırılmasına katkı sağlıyor. Dijital izleme ve kontrol sistemleriyle desteklenen bu çalışmalar, sürdürülebilir ve verimli üretim süreçlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tepe Kurumsal, Türkiye’nin En Geniş Entegre Hizmet Ağını Tek Marka Altında Topladı Haber

Tepe Kurumsal, Türkiye’nin En Geniş Entegre Hizmet Ağını Tek Marka Altında Topladı

Tepe Kurumsal, tüm hizmetlerin aynı kalite standardıyla yönetildiği ve operasyonların tek merkezden koordine edildiği bir modeli benimseyerek; robotik sistemler, IoT, yapay zeka ve fintech çözümleri gibi teknolojileri hizmet süreçlerine entegre ediyor. Bu sayede işletmelerin iş yükünü azaltmayı, süreçleri sadeleştirmeyi ve zaman kazandırarak verimliliği artırmayı sürdürüyor. Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir, Kurumsal Hizmetler pazarına öncülük eden marka, yeni yapısını, hizmet modelini ve gelecek hedeflerini düzenlediği bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Tepe Kurumsal Yönetim Kurulu Başkanı Levent Güler ve Tepe Kurumsal İcra Kurulu Başkanı Murat Altıkardeşler’in sözcülüğünde gerçekleştirilen toplantıda teknolojinin ve dijitalleşmenin baş döndüren hızına uyum sağlayabilen, yeni teknolojileri kullanan bütünleşmiş bir modelin kurumlara sağladığı verimliliğin altı çizildi. Yeni yapılanma ile Tepe Güvenlik, Tepe Tesis Yönetimi, Tepe Gurme, Tepe ONE, Tepe İSG ve Tepe PRO markaları Tepe Kurumsal çatı markası altında, tek organizasyon olarak faaliyet göstermeye devam edecek. Böylece fiziki güvenlikten elektronik güvenlik teknolojilerine, entegre tesis yönetiminden profesyonel temizlik ve teknik bakıma; kurumsal yemek hizmetlerinden iş sağlığı ve güvenliği çözümlerine, endüstriyel hijyen tedarikine kadar tüm hizmetler tek merkezden, bütünleşik bir mimari ile sunulacak. “Teknolojiyi arkamıza alarak 1 milyar dolarlık ciro hedefliyoruz” Tepe Kurumsal Yönetim Kurulu Başkanı Levent Güler, Tepe Kurumsal’ın Bilkent Holding bünyesinde yer aldığını ve yüzde 100 Türk sermayesiyle kurularak birçok iş kolunda faaliyet gösterdiğini söyledi. 1986 yılında Bilkent Üniversitesi tarafından kurulan Bilkent Holding’in yurtiçi ve yurtdışında inşaat, mobilya, perakende, savunma sanayi, güvenlik, sigorta, turizm, enerji ve gayrimenkul gibi birçok sektörde faaliyet gösterdiğini, TAV ve İDO gibi iştirakleriyle havalimanı ve deniz otobüsleri işletmeciliğinde de etkin olarak yer aldığını belirtti. Levent Güler sözlerine şöyle devam etti, “Bilkent Holding bünyesinde yer alan Tepe Kurumsal olarak 81 ilde, Türkiye’nin ilk 500’ünde yer alan birçok büyük markaya, hastanelere, kamu kurumlarına, limanlara, bankalara hizmet veriyoruz ve istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. Biz, sürdürülebilir bir büyüme için yerli sermayenin gücüne inanıyor ve bu doğrultuda ülke ekonomisine katkıda bulunmak için çalışıyoruz. Geçtiğimiz her gün, iş dünyasının tek noktadan erişilebilen, teknolojik ve sürdürülebilir çözümlere olan ihtiyacı artıyor. Biz de bu ihtiyaca daha güçlü yanıt verebilmek için hizmetlerimizin entegre yapısını yeni bir kurumsal mimari altında daha bütüncül bir modele taşıdık. Önümüzdeki dönemde veriye dayalı yönetim ve süreç verimliliği odağında müşterilerimize daha fazla değer sunmaya devam edeceğiz” dedi. Levent Güler sözlerine şöyle devam etti: “Teknoloji ve dijitalleşme, artık her sektörde olduğu gibi bizim de en kritik odak alanlarımızdan biri haline geldi. Bu alandaki yatırımlarımızın gücüyle, hizmet sunduğumuz tüm sektörlerde operasyonel mükemmeliyeti bambaşka bir seviyeye taşıyoruz. Entegre yapımız ve stratejik hedeflerimiz doğrultusunda, önümüzdeki dönemde 1 milyar dolarlık ciro büyüklüğüne ulaşmayı hedefliyoruz.” 3 çizginin olduğu her yerde, tüm hizmetler tek merkezden ve tek standartla sunuluyor Toplantıda şirketin yenilenen yapılanmasını, büyüme vizyonunu ve 2026 hedeflerini paylaşan Tepe Kurumsal İcra Kurulu Başkanı Murat Altıkardeşler, geçtiğimiz yıl itibarıyla tüm hizmet süreçlerini yeniden ele aldıklarını ve teknoloji odaklı yeni bir yapıya geçtiklerini söyledi. Altıkardeşler, altı markanın tek bir çatı altında birleştirilmesinin müşteriye daha sade ve öngörülebilir bir hizmet modeli sunduğunu, operasyonları ise daha verimli bir yapıya taşıdığını vurgulayarak, “Türkiye’nin dört bir yanındaki güvenlik, temizlik, yemek, teknik bakım, İSG ve tesis yönetimi süreçlerini artık ortak bir akıl ve ortak standartla yönetiyoruz. Bugün duyurduğumuz yeni model, iş yükünü azaltmayı, süreçleri sadeleştirmeyi, zaman kazandırmayı ve böylece verimliliği artırmayı hedefliyor” dedi. Tepe Kurumsal’ın dönüşümünü “Tepe yenileniyor” sözleriyle özetleyen Altıkardeşler, “Artık sahada üç çizgimizi gördüğünüz her yerde tüm hizmet ihtiyaçlarınız tek merkezden, tek standartla ve eksiksiz şekilde çözülüyor. Bu sadece bir iş modeli değil; yerli, milli ve sorumluluk duygusuyla kurulmuş bütünleşik bir hizmet ekosistemidir” dedi. “400 Milyar TL büyüklüğünde bir pazardayız ve şirketler hizmetlerde entegrasyon bekliyor” Murat Altıkardeşler konuşmasında sektörün büyüklüğüne de dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün entegre tesis yönetimi, güvenlik, yemek ve İSG hizmetlerini kapsayan pazarın büyüklüğü yaklaşık 400 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Şirketlerin artık çok net bir beklentisi var: entegrasyon ve tek noktadan hizmet. Bizim ortaya koyduğumuz yeni model tam olarak bu ihtiyaca cevap veriyor. Tüm hizmetlerin tek elden yönetimi, tek fatura, tek muhatap ve tek takip sistemiyle sunulması işverenler için ciddi bir zaman tasarrufu sağlıyor. İSG’den sarf malzeme tedarikine kadar uzanan tüm operasyonların aynı merkezden yönetilmesi ise şirketlerin kendi ana işine odaklanmasını çok daha kolay hale getiriyor.” Tepe Kurumsal, 2026’da yurt dışı açılımını hedefleri arasına aldı Tepe Kurumsal, dijitalleşme ve entegre hizmet mimarisi üzerine kurduğu yeni yapıyı yalnızca Türkiye ile sınırlı görmüyor. Şirket 2026’da hizmet modelini bölgesel bir marka haline getirme hedefiyle yurt dışı açılım planlarını da devreye alıyor. Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalarda uygulanabilir bir operasyon mimarisi oluşturmayı amaçlayan Tepe Kurumsal, teknoloji odaklı hizmet yaklaşımını global ölçekte konumlandırmayı hedefliyor. Yeni kurumsal kimliğin temeli: Müşteri, Çalışan ve Sürdürülebilir Gelecek Yeni kurumsal kimliğin temelinin üç önemli odaktan oluştuğunu belirten Murat Altıkardeşler şöyle konuştu: “Müşteri, Çalışan ve Sürdürülebilir Gelecek… Bu üç başlık, yalnızca yeni kimliğimizin değil, aynı zamanda yürüttüğümüz tüm dönüşüm projelerinin ortak referans noktası. Artık bütün hizmet modelimizi bu üç eksen üzerinde şekillendiriyoruz. Müşteri odağında oldukça güçlü bir konumdayız. Türkiye’de yerli pazarın yaklaşık yüzde 10’una hitap ediyoruz. Bugün 2.000’den fazla müşterimize, 10.000’in üzerinde projede hizmet sunuyoruz. Sadece 2025 yılında 200 yeni markayı bünyemize kattık. Çoklu hizmet satışlarında bu yıl yüzde 20 büyüdük, gelecek yıl için ise yüzde 50 artış hedefliyoruz. Her yıl yüzde 10 seviyesinde organik büyüme gösteriyoruz.” dedi. Tepe Kurumsal’ın hedefi: EFQM 5 Yıldız Yetkinlik Belgesi EFQM Mükemmellik Modeli’nde 2026 yılı için ödül başvurusu hazırlıklarını yürüttüklerini söyleyen Murat Altıkardeşler, şöyle konuştu: “Altı şirketimizin katılımıyla kapsamlı bir özdeğerlendirme süreci yürüttük ve EFQM Mükemmellik Modeli’nde 2026 yılı için ödül başvurusu hazırlıklarımıza başladık. Kurumsal dönüşüm programımızın merkezine EFQM modelini yerleştirdik ve bu yaklaşımı hem mavi yaka hem de beyaz yaka çalışanlarımıza yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Modelin tüm yedi kriteri kapsamında çalışmalarımızı tamamlayarak özdeğerlendirme sürecini sonuçlandırdık. Odak grup çalışmaları, eğitimler ve farkındalık programlarıyla gelişim yolculuğumuzu sürdürüyoruz. Bu süreçte EFQM 5 Yıldız Yetkinlik Belgesi için başvurumuzu hazırlıyor ve yıl içerisinde Yetkinlik Ödülü almayı hedefliyoruz.” “2030 hedefimiz: Entegre hizmetten entegre veriye geçiş” Tepe Kurumsal’ın “sürdürülebilir gelecek” vizyonunu anlatan Altıkardeşler, kendilerini yalnızca temizlik, güvenlik veya yemek hizmeti sunan bir grup değil; veriye dayalı, dijitalleşmiş ve sürdürülebilirlik odaklı bir hizmet platformu olarak konumlandırdıklarını söyledi. HR, CRM, mobil uygulama ve bulut teknolojilerini kapsayan dört temel üzerinden 100’ün üzerinde dijital sürecin yeniden yapılandırıldığını; insansız temizlik araçları, IoT uygulamaları, veri odaklı yönetim sistemleri ve otomasyon yatırımlarının hızla büyüdüğünü belirtti. “Bugün bir AVM’de güvenliği sağlayan ekipten, aynı kampüste yemeği yapan ve tesis yönetimini yürüten ekibe kadar tüm operasyon Tepe Kurumsal çatısı altında birleşiyor. Odaklandığımız ve hayata geçirmek üzere olduğumuz operasyonların tek ekrandan izlenebildiği, risklerin önceden tahmin edildiği ve enerjinin optimize edildiği bir yapı hedefliyoruz. Bizim için 2030 sadece ‘entegre hizmet’ değil, aynı zamanda ‘entegre veri’ demek” sözleriyle geleceğe ilişkin yol haritasını paylaştı. Tepe Kurumsal Türkiye’nin istihdam sıralamasında 9. Sırada Konuşmasının sonunda çalışan odağı kapsamında Bilkent Holding çatısı altında yaklaşık 40.000 kişinin bulunduğunu, bunun 30.000’inin Tepe Kurumsal çatısı altında görev yaptığını söyleyen Altıkardeşler, şirketin Türkiye’nin istihdam sıralamasında 9. sırada yer aldığını ve kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı. Tepe Akademi aracılığıyla yılda 1 milyonun üzerinde eğitim verildiğini, çalışan bağlılığını güçlendiren sadakat programlarının devrede olduğunu, Tepe Hayat yapısıyla deprem, yangın ve acil durumlara yönelik profesyonel eylem planları oluşturulduğunu dile getirdi.

Siemens Teknoloji Turunun İlk Durağında   Çerkezköy OSB’de Haber

Siemens Teknoloji Turunun İlk Durağında  Çerkezköy OSB’de

Siemens Türkiye, dijitalleşme ve enerji verimliliğinde en yeni çözümlerini Türkiye genelindeki Organize Sanayi Bölgeleri’ne (OSB) taşımak için uzun bir yolculuğa çıkıyor. Siemens Türkiye, teknoloji gösterim turunun ilk durağı olarak 25 Kasım Salı günü Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret edecek. Almanya’dan özel olarak getirilen Siemens Demo Aracı, bölgedeki işletmelere enerji verimliliği, dijitalleşme ve güvenlik teknolojilerinde en yeni çözümleri sahada deneyimleme fırsatı sunacak. Siemens Türkiye, teknoloji gösterim turu kapsamında farklı Organize Sanayi Bölgeleri’ni ziyaret ederek üretim süreçlerini güçlendiren ve dijital dönüşümü hızlandıran çözümlerini doğrudan sanayicilerle buluşturmayı hedefliyor. Çerkezköy OSB’de düzenlenecek etkinlikte Siemens’in uzman ekipleri, bölge sanayisinin ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı teknik paylaşımlarda bulunacak. Gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlarda, siber güvenlikten bina yönetim ve yangın-güvenlik sistemlerine, alçak ve orta gerilim enerji dağıtım çözümlerinden IoT tabanlı endüstriyel uygulamalara ve üretimde enerji verimliliğini artıran dijital teknolojilere kadar geniş bir içerik ele alınacak. Bu kapsamlı aktarım, Çerkezköy’deki işletmelerin hem mevcut operasyonlarını güçlendirmesine hem de sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamasına yönelik önemli bilgiler sunacak. Etkinlik boyunca sanayiciler, Siemens Demo Aracı içindeki interaktif alanları ziyaret ederek ürün ve teknolojileri yakından inceleyebilecek. Ayrıca işletmelerin kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilen çözümler hakkında Siemens uzmanlarıyla birebir görüşme fırsatı da olacak. Siemens Türkiye’nin düzenlediği bu özel etkinlik, Çerkezköy OSB’de faaliyet gösteren işletmelerin dijital dönüşüm, enerji yönetimi ve sürdürülebilirlik yolculuğunu desteklemeyi amaçlıyor.

Vodafone, Yeni Nesil 5G Çözümlerini MEXT’te İş Dünyasıyla Buluşturuyor Haber

Vodafone, Yeni Nesil 5G Çözümlerini MEXT’te İş Dünyasıyla Buluşturuyor

5G tabanlı geliştirilen çözüm ve servisler, işletmelere üretimde verimlilik, enerji yönetiminde sürdürülebilirlik ve süreçlerde dijital çeviklik sağlayacak. IoT alanında dünya lideri olan Vodafone, 5G teknolojisi ile birlikte, endüstriyel dönüşümün liderliği yolculuğunda şirketlerin yanında olmaya devam edecek. Vodafone Business, 5G tabanlı ürün ve servislerini iş ortağı olduğu Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından kurulan MEXT Teknoloji Merkezi’nde işletmelerle buluşturuyor. MEXT’te yer alan Vodafone Business Teknoloji Deneyim Alanı, yenilenen yapısı ve genişleyen çözüm ekosistemiyle ülke sanayisinin dijitalleşmesine öncülük etmeyi sürdürecek. MEXT Teknoloji Merkezi’ndeki Vodafone Deneyim Alanı’nın tanıtım toplantısına Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, MESS Genel Sekreteri Fatih Ay, MEXT Genel Müdürü Efe Erdem ve Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu katıldı. Toplantının açılışında konuşma yapan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, Vodafone Business’ın geliştirdiği çözümlerle ülkemizin sanayisi ve ekonomisinin dijital dönüşümüne destek verirken iş dünyasına geleceğin iş modellerini sunduğunu söyledi. “Bu kapsamda sanayinin dijital dönüşüm merkezi MEXT’le olan iş birliğimizde yeni bir dönemi başlatıyoruz” diyen Kestioğlu, konuşmasına şöyle devam etti: Beş yıl önce MEXT’te Türkiye’nin ilk 5G Özel Mobil Şebekesini kurduk. O günden bu yana, üretimin ve hizmet sektörlerinin geleceğini şekillendiren pek çok çözümü şirketlerle buluşturduk. Şimdi bu iş birliğini bir adım ileri taşıyoruz. MEXT’te bulunan Vodafone Business Teknoloji Deneyim Alanı’nı yenileyerek akıllı perakende, akıllı şehircilik, akıllı ulaştırma gibi yeni deneyim alanlarıyla zenginleştirdik. Yeni alanlarımızla birlikte işletmelere üretimde verimlilik, enerji yönetiminde sürdürülebilirlik ve süreçlerinde dijital çeviklik sağlayacak deneyimler sunuyoruz. Bu kapsamda Vodafone’un Red Enerji platformu; enerji tüketimi, iklimlendirme, aydınlatma ve hava kalitesi takibi gibi alanlarda veri odaklı yönetim imkânı sunarken, Görüntü İşleme Çözümleri de üretim, perakende ve şehir yönetiminde veri analitiğiyle desteklenen akıllı karar süreçlerini mümkün kılıyor. 5G teknolojisiyle desteklenen Kablosuz Sabit Ağ (FWA) ise fiber altyapının bulunmadığı bölgelerde belirli kapasitelere kadar hızlı ve güvenli bağlantı imkânı sunuyor. İş sürekliliği perspektifinden, FWA çözümü yedekli bağlantı senaryolarına uygun yapısıyla kurumlara kesintisiz hizmet sağlarken, hızlı kurulum özelliğiyle de çeviklik kazandırıyor. Teknoloji ile yarını tasarlamak isteyen tüm şirketleri deneyim alanımıza bekliyoruz. Vodafone Business olarak şirketlerin dijital dönüşüm yolculuklarında yanlarında olmaya devam edeceğiz.” MESS Genel Sekreteri Fatih Ay ise açılışta yaptığı konuşmada şu mesajları verdi: “Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası olarak MEXT’İ 5 sene önce, üretimde dijital ve yeşil dönüşümü hızlandırmak ve sanayimizi ileriye taşımak amacıyla kurduk. Bugün itibariyle, sanayicimiz MEXT’te yapay zekâ projelerini de hayata geçirebiliyor. Sanayimizin verimliliğini ve rekabet gücünü artırmayı hedefleyen MEXT, ülkemizin en kapsamlı teknoloji merkezi konumundadır. Vodafone Business ile MEXT’in kuruluşundan bu yana devam eden stratejik iş birliğimizi, 5G altyapısı sayesinde artık farklı bir seviyeye taşıyoruz. Üretim hatlarında 5G teknolojisi kullanımıyla artık veriler gerçek zamanlı analiz ediliyor, makineler daha güvenli, esnek ve verimli bir şekilde çalışabiliyor. Dolayısıyla, MEXT olarak Vodafone Business ile birlikte sanayimizi 5G altyapısı ve yapay zekânın gücüyle, daha akıllı, hızlı ve veriye dayalı bir üretim altyapısına kavuşturuyoruz.” Her sektörün ihtiyacına özel çözümler Etkinlik kapsamında “5G ile Sektörlerin Dönüşümü” başlıklı bir panel de düzenlendi. Panelde OYAK Çimento ve CIMPOR Global CTO & Yönetim Kurulu Üyesi Berkan Fidan, Nestle CDO’su Samet Çokyaşar, Deloitte Uluslararası Telekomunikasyon Uzmanı Dieter Trimmell görüşlerini paylaştı. Vodafone Business, merkezdeki teknoloji deneyim alanında yer alan yeni çözümleriyle dijital sanayinin geleceğine yön veriyor. Daha önce merkezi 5G özel ağ (MPN) ile donatan ve “Deneyim Alanı”nda IOT ve bulut teknolojisi ile farklı sektörlerde hayata geçirilen çözümleri tanıtan Vodafone Business, çok sayıda yeni çözüm ve ürünü iş dünyasının kullanıma sundu. Red Enerji, görüntü işleme tabanlı akıllı şehir çözümleri, siber güvenlik gibi birçok yenilik, MEXT ziyaretçilerine canlı senaryolar üzerinden deneyimlenebiliyor.

Vodafone Business,  İşletmelerin Dijital Geleceğini 5G ile Güçlendirecek Haber

Vodafone Business, İşletmelerin Dijital Geleceğini 5G ile Güçlendirecek

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından gerçekleştirilen 5G yetkilendirme ihalesinde yaptığı yatırımla, 2025 yılında Türkiye’ye yapılan en büyük üçüncü uluslararası doğrudan yatırıma imza attı. Toplam 627 milyon dolar ödeyerek 700 MHz ve 3.5 GHz frekanslarını alan Vodafone, Nisan 2026 itibarıyla Türkiye’nin 81 il ve 922 ilçesinde 5G hizmeti sunacak. İşletmelerin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone Business da inovatif çözümleriyle şirketlerin dijital dönüşümlerine destek olmaya, sağladığı hizmetlerle de iş yapış süreçlerini kolaylaştırmaya devam edecek. 5G teknolojisi, işletmeler için yalnızca daha hızlı bir bağlantı değil; üretimden lojistiğe, perakendeden sağlığa kadar her alanda verimlilik, otomasyon ve sürdürülebilirlikte çarpan etkisi yaratacak bir dönüşüm gücü sunuyor. 5G ile gecikme süresi 30-50 milisaniyeden 1 milisaniyeye kadar düşüyor, makineler birbirleriyle neredeyse anlık iletişim kurabiliyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, 5G’nin işletmeler için stratejik önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “5G ile işletmelerde yeni bir verimlilik devri başlıyor. Gecikme süresinin neredeyse sıfıra indiği bu yeni çağda, makineler birbiriyle gerçek zamanlı konuşabilecek, üretim hatları otonom biçimde yönetilebilecek. Bu da sanayide görülmemiş üretkenlik seviyelerinin önünü açacak. Vodafone Business olarak biz de bu dönüşümün her aşamasında işletmelerimizin yanında olacağız. 5 kıtadaki 5G deneyimimizi, 1 Nisan 2026 itibarıyla Türkiye’deki şirketlerin de hizmetine sunacağız.” “5G MPN çözümleri endüstride dijitalleşmenin lokomotifi olacak” Vodafone Business, Türkiye’de 5G’nin endüstriyel uygulamalarına öncülük eden projeleriyle de dikkat çekiyor. Akıllı şehirleri, akıllı fabrikaları, akıllı limanları, otonom sürücüsüz araçları mümkün kılan 5G teknolojisi iş yapış şekillerini kökünden değiştirecek. Özelleştirilmiş mobil şebeke projelerini Türkiye’nin önde gelen üretim tesislerinde öncü olarak hayata geçiren Vodafone Business, önümüzdeki dönemde özellikle 5G MPN yapılarına odaklanarak işletmelerin dönüşümüne liderlik edecek. Bu amaçla Vodafone Business, işletmelerin garantilenmiş bant genişliği, düşük gecikme süresi, güvenli ve hızlı veri akışıyla 5G’nin dönüştürücü teknolojilerini deneyimlemesine olanak sağlamak için, MESS’in inovasyon merkezi MEXT’te Türkiye’nin ilk 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebekesi (MPN)’i hayata geçirdi. 5G teknolojilerine hazırlık yapmak isteyen işletmelere özel çözümler geliştiriyor. Özlem Kestioğlu, Vodafone Business olarak 1,7 milyondan fazla küçük işletme, 70 bin KOBİ ve 5 bin büyük işletmenin dijitalleşmesine destek verdiklerini söyledi. “Türkiye’deki dört veri merkezi ve dünyadaki 28 ülkede toplam 800 bin metrekare veri merkezi alanı ile işletmelere güvenli, esnek ve ölçeklenebilir altyapılar sağlıyoruz” diyen Özlem Kestioğlu, Vodafone Business’ın global deneyiminin Türkiye’ye kattığı gücü şu sözlerle özetledi: “Bugün 180’den fazla ülkede 215 milyondan fazla nesneyi birbirine bağlıyoruz. IoT, bulut, yapay zekâ ve 5G teknolojilerinin birleşimiyle kurumlara uçtan uca dijitalleşme olanağı sunuyoruz. Yapay zekâ uygulamalarından videolara, makinelerin birbirleriyle kesintisiz bir şekilde konuşmasından petabaytlarca verinin depolanmasına kadar olan iş süreçlerinde 5G bir atılım yaratacak. Veriye erişim bugün de çok önemli ama önümüzdeki dönemde operasyonlarıyla ilgili verilere en hızlı ve en güvenli şekilde erişim sağlayabilen şirketler büyük bir avantaja sahip olacak. Vodafone Business olarak hedefimiz, sadece veri ve ses bağlantısı sağlayan bir operatör değil, verinin yönetildiği, işlendiği Veri Merkezi ve Bulut Altyapıları ile Siber Güvenlik gibi dijital servislerde de güvenilir iş ortağı olmak. Bir başka deyişle devasa bir ekosistem geliyor ve tüm bunları 5G altyapısıyla mümkün kılabileceğiz.” 5G kutlaması, kampanyalarla sürüyor Vodafone, 1 Nisan 2026 itibarıyla aktif olacak 5G hizmetini düzenlenen özel bir kampanyayla kutladı. 16 Ekim 2025 günü başlayan kampanya sayesinde, her gün farklı bir hediye ile kullanıcıların 5G deneyimini artırmayı hedeflediklerini söyleyen Kestioğlu, “Kampanya kapsamında mobil internet, cihaz ve aksesuar indirimleri, Vodafone Pay faydaları ve sürpriz internet hediyeleriyle müşterilerimize beş gün boyunca 5 farklı avantaj sağlandı. Cihaz kampanyamızda sunduğumuz portföyle de 5G teknolojisine uygun cihaz sayısını artırmayı amaçladık. Bu gibi kampanyalarla müşterilerimizi buluşturmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IAS’tan Almanya’nın Önde Gelen Üniversiteleriyle Stratejik İşbirliği Haber

IAS’tan Almanya’nın Önde Gelen Üniversiteleriyle Stratejik İşbirliği

Dijital dönüşümün hız kazandığı günümüz imalat sanayisinde, rekabet gücünü korumanın yolu teorik bilgi ile pratik uygulamayı birleştirmekten geçiyor. Bu kritik ihtiyaca yanıt veren IAS, Almanya'nın saygın eğitim kurumlarından Potsdam Üniversitesi ve Ostfalia Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ile önemli işbirliklerine imza attı. Projeler kapsamında IAS'ın IoT ekibi, Canias ERP sistemini Potsdam Üniversitesi'nin Öğrenim Fabrikası (Learning Factory) ve Ostfalia Üniversitesi Makine Mühendisliği Fakültesi'nin 3D Prototipleme Laboratuvarı'nda başarıyla hayata geçirdi. Teori Pratiğe Dönüşüyor: Kritik Veriler Anlık Olarak ERP Ekranlarında Bu işbirliğinin en somut çıktılarından biri Ostfalia Üniversitesi'nde gerçekleşti. IAS uzmanlarının akademideki araştırma ekibi ile yürüttüğü ortak çalışma sonucunda, laboratuvardaki 3B yazıcıların baskı işleri artık doğrudan Canias ERP üzerinden yönetiliyor. Ayrıca üretim süreçlerinin ilerleyişi ve makinelerin anlık enerji tüketimi gibi kritik veriler, ERP ekranlarından gerçek zamanlı olarak izlenebiliyor. Projenin bir sonraki adımında ise ürün konfigüratörü ve üretim simülatörünün sisteme entegre edilmesi hedefleniyor. Potsdam Üniversitesi'nde akademisyenler ile yürütülen projede ise Canias ERP öğrencilerin ve araştırmacıların teorik bilgilerini gerçek bir endüstriyel yazılım üzerinde test ettikleri bir "Öğrenim Fabrikası"nın dijital omurgasını oluşturuyor. Sanayi ve Akademi Güçlerini Birleştirdi Bu işbirlikleri, her iki taraf için de stratejik kazanımlar sunuyor. Üniversiteler, öğrencilerine piyasada kullanılan en güncel teknolojilerle çalışma ve mezun olduklarında bir adım önde olma imkanı tanıyor. IAS ise en son bilimsel gelişmeleri yakından takip etme, teknolojisini en yenilikçi ortamlarda test etme ve geleceğin mühendislerinden değerli geri bildirimler alma fırsatı buluyor. Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan IAS Avrupa'dan Sorumlu Başkanı Kürşad Karaman, bu işbirliklerinin stratejik önemini şu sözlerle değerlendirdi: “Almanya’nın önde gelen üniversiteleriyle yürüttüğümüz bu projeler, araştırma, eğitim ve pratik uygulama arasındaki kritik bağın en güzel örneğidir. Sanayinin gelecekteki zorluklarına bugünden çözüm üretecek yenilikçi yaklaşımlar geliştiriyor ve şirketleri geleceğe daha hazır hale getiriyoruz. Bu iş birlikleri sayesinde teknolojimizi en yeni bilimsel gelişmelerle zenginleştiriyor, sürekli öğrenme ve inovasyon kültürünü besliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şarj Sektörü Artan Elektrikli  Araç Satışlarına Hızla Ayak Uydurdu! Haber

Şarj Sektörü Artan Elektrikli Araç Satışlarına Hızla Ayak Uydurdu!

Güncel elektrikli araç pazarı gelişiminin yanında, şarj sektörünün nihai konumu hakkında önemli değerlendirmelerde bulunan Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, “Bu tablo, Türkiye’nin elektrikli araç pazarında Avrupa’nın en dinamik ülkelerinden biri haline geldiğini bizlere gösteriyor. 2024’te otomotiv pazarının yaklaşık yüzde 27’sini oluşturan hibrit ve elektrikli araçların toplam payının, 2025 sonunda yüzde 30’un üzerine çıkması bekleniyor. Yerli üretici Togg’un lokomotif etkisi, ABD’li (Tesla) ve Çinli markaların (özellikle BYD) agresif girişleri, bu büyümenin başlıca itici güçleri arasında ve bu rekabet sektöre yeni dinamikler katıyor.” şeklinde konuştu. Diğer yandan enerji altyapısı tarafında da dikkat çekici gelişmeler olduğunu aktaran Koca, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın “Elektrikli Araçlar için Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı” kapsamında bu yıl 81 ilde 529 yeni hızlı şarj ünitesine destek sağlandı. Bu kapsamda yaklaşık 1 milyar TL’lik yatırımın 300 milyon TL’si hibe olarak açıklandı. Ayrıca YEK-G sertifikalı “yeşil şarj” noktaları sayesinde, istasyonlarda yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaşması yönünde önemli adımlar atılıyor. Yatırımcı bir şirket olarak bunu çok değerli buluyoruz.” dedi. Hedef 2026’da Güçlü 1000 soket Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, Türkiye’nin şarj altyapısındaki hızlı gelişimini “dijital dönüşümün enerjiyle birleştiği bir dönem” olarak tanımladı: “Elektrikli araç ekosistemi, yalnızca araç satışlarındaki artışla değil, kullanıcı deneyimi ve güvenilir altyapı ile büyüyebilir. Biz Ovolt & Sharz.net olarak, bugün 570’in üzerinde soketle faaliyet gösteriyoruz. OPET ile stratejik iş birliğimiz sayesinde 2026’da 1000’in üzerinde güçlü (kapasitesi yüksek) sokete ulaşarak, her segment için en erişilebilir ve güvenilir şarj ağını oluşturmayı hedefliyoruz.” Koca, ayrıca sektörün geleceğini belirleyecek en önemli unsurun şarj hızına erişim ve enerji verimliliği olduğunu özellikle vurguladı: “Şarj altyapısının yaygınlaşması kadar, hızlı şarj (DC) istasyonlarının adil ve verimli dağılımı da çok kritik. Kullanıcı güveni, fiyat şeffaflığı, veri paylaşımı ve sürdürülebilir enerji kullanımı bu dönüşümün bel kemiğini oluşturuyor.” Ovolt & Sharz.net, mobil uygulama üzerinden doluluk durumu takibi, şeffaf fiyatlandırma, 7/24 teknik destek ve yenilenebilir enerjiyle çalışan şarj noktalarıyla kullanıcı deneyimini sadeleştirmeyi hedefliyor. Ayrıca Müşteri Memnuniyeti ve Güvenliği için elektrikli araç şarj deneyimini IoT tabanlı alarm sistemleri, kamera izleme ve 7/24 personeli olan OPET akaryakıt istasyonlarıyla birleştirip, uzaktan izleme ve sigorta destekli koruma altyapıları ile sektörün güvenlik standartlarını yükseltmeyi amaçlıyor. “Şarj altyapısındaki dönüşüm tüm hayatımızı değiştirecek” Türkiye’nin 310 bini aşan elektrikli araç parkı, önümüzdeki dönemde 500 bin sınırına yaklaşırken; şarj sektörü de artık yalnızca enerji değil, sürdürülebilir ulaşımın temel omurgası olarak konumlanıyor. Hakan Koca, “Bizim için şarj altyapısı, mobilitenin değil yaşamın dönüşümüdür. Şarj altyapısındaki dönüşüm ile tüm hayatımız yıllar içinde değişecek. Ovolt & Sharz.net bu dönüşümün güvenilir omurgası olmayı sürdürmeyi istiyor.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.