Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iş Birlikleri

Kapsül Haber Ajansı - Iş Birlikleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Birlikleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor Haber

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor

Araştırma, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında inovasyona öncelik vererek büyümeyi hızlandırabileceklerine dikkat çekiyor. Aynı zamanda stratejik ortaklıklarla büyük ölçekte yapay zekâ uygulamalarının iş modellerine entegre edilmesi de sektörde büyümeyi hızlandırabilen bir diğer faktör olarak ön plana çıkıyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında büyümeyi ve operasyonel verimliliği artırmak için odaklanabileceği kritik alanları ele aldığı “Teknoloji Şirketleri için En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji sektörünün hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine girdiğini ortaya koyarken, bu yeni dönemde lider konumda olmak isteyen şirketlere net bir yol haritası sunuyor. Araştırmaya göre; 2026’da başarıyı belirleyen temel unsur günümüz iş dünyasında hızlı aksiyon almak olacak. Yapay zekâ odaklı inovasyonun ivme kazanmasıyla birlikte teknoloji şirketlerinin; stratejik iş birlikleri yoluyla daha hızlı büyüme ve verimlilik elde etmesi öne çıkıyor. Aynı zamanda belirli amaçlar doğrultusunda otonom karar alabilen yapay zekâ sistemleri (Agentic AI), platformlar ve bulut sistemleri arasında birlikte çalışabilirlik ile fiziksel yapay zekâ ve robotik çözümler, yeni rekabet avantajlarının merkezinde yer alıyor. EY araştırmasında, yapay zekânın hız kazanmasıyla birlikte güvenilir yapay zekânın artık yalnızca bir uyum başlığı değil, gelir ve itibarın korunması açısından operasyonel bir zorunluluk haline geldiği vurgulanıyor. Bu kapsamda, yönetişimin iş süreçlerine entegre edilmesi, liderlerin daha etkin bir rol üstlenmesi ve güçlü veri altyapılarının oluşturulması kritik önem taşıyor. EY, 2026’da teknoloji şirketlerinin göz önünde bulundurması gereken 10 fırsat alanını şöyle sıralıyor: 1. Hiper-hızlı yapay zekâ döneminde stratejik iş birlikleriyle büyüme hızlandırılmalı Yapay zekâ odaklı stratejik iş birlikleri, birleşme-satın alma işlemleri veya ortak girişim yaklaşımları ile, teknoloji şirketlerinin daha hızlı ölçeklenmesini sağlayacak. Yönetişimden ödün vermeden, stratejik iş birliklerini güçlendiren teknoloji şirketleri, değişen regülasyonlara daha çevik uyum sağlayarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilir. 2. Platformlar arası entregre çalışabilirlik ve fiziksel yapay zekâya geçiş önceliklendirilmeli Ürünlere entegre yapay zekâ artık standart hale gelirken, platformlar ve bulutlar arasında sorunsuz çalışan sistemler fark yaratıyor. Yapay zekâ, robotik ve otonom çözümlerle birleşen bu yaklaşım, yazılım ile fiziksel dünyayı yakınlaştırarak yeni büyüme alanları sunma fırsatı taşıyor. Bu yetkinliklere yatırım yapan teknoloji şirketleri rekabet avantajı elde edebilir. 3. Güvenli ve güvenilir yapay zekâ operasyonel hale getirilmeli Yapay zekânın yaygınlaşması arttıkça güvenilirlik ve etiklik konuları tercih olmanın ötesine geçerek operasyonel gereklilik haline geliyor. Teknoloji şirketlerinin; iş akışlarına ve risklere en yakın konumda bulunan fonksiyonları güçlendirerek, sınırları tanımlama, risk alanlarını belirleme ve güvenilirlik uygulamalarını günlük operasyonlara entegre etme modeline yönelmesi gerekiyor. Güçlü sınırlar olmadan, şirketler zincirleme başarısızlığa yol açabilecek ve iş hedeflerini sekteye uğratabilecek risklerle karşı karşıya kalıyor. İş fonksiyonlarının güçlendirilmesi ve yönetişimin günlük süreçlere entegre edilmesi, bu büyümenin sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlayabilir. Bunu başaran teknoloji şirketleri, mevzuata ve itibara ilişkin riskleri azaltırken operasyonel verimliliği artırabilir. 4. Yapay zeka döneminde ticari konulara ilişkin strateji yeniden ele alınmalı Yapay zekâ temelli şirketler, yazılımların fiyatlandırılması, hazırlanması ve satın alınması süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel modeller yerini sonuç ve değer odaklı fiyatlandırmaya bırakıyor. Müşteriler artık erişimden çok sorunsuz deneyimler ve ölçülebilir fayda bekliyor. Araştırmaya göre; 2026’da lider şirketlerin, fiyatlandırmayı doğrudan sağlanan çıktı ve değerle ilişkilendiren modellerle öne çıkacağı öngörülüyor. Bu sonuç odaklı modeller, müşteriler için tercih edilen bir satın alma deneyimi sunmayı hedefliyor. 5. Esneklik için yapay zekâ model seçimi optimize edilmeli Açık ve kapalı yapay zekâ modelleri arasındaki doğru denge, maliyet, performans ve uyum açısından kritik hale geliyor. Açık model ekosistemi hızla gelişerek daha düşük giriş bariyerleri, daha hızlı süreçler ve çoğu zaman maliyetin çok küçük bir kısmıyla iş akışlarına derin bir entegrasyon potansiyeli sunuyor. Kapalı modeller ise daha yüksek maliyetler, tedarikçiye bağımlılık ve yerelleştirme veya uyum açısından daha sınırlı esneklik gibi riskleri beraberinde getirebiliyor. 2026’da bu modelleri iş operasyonları ve regülasyon ihtiyaçlarına göre doğru yöneten teknoloji şirketleri, hız ve esneklik avantajı elde edebilir. 6. Dijital egemenlik odaklı tasarım ve etkin iş gücü modeli benimsenmeli Regülasyonlar ve jeopolitik gelişmeler, yapay zekâda yerelleşmeyi zorunlu kılıyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA), Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Yapay Zekâ Yasası gibi düzenlemeler şirketlerin planlarını etkilerken, dijital egemenlik yaklaşımı daha çok önem kazanıyor. Bu konu; yeteneklerin nerede konumlandığını, hesaplama süreçlerinin nerede gerçekleştiğini ve temel modellerin ulusal değerleri, etik yaklaşımları ve gelenekleri nasıl yansıttığını kapsıyor. Stratejilerine farklı bölgesel perspektifleri ve regülasyon gerekliliklerini entegre eden şirketler, hızdan ödün vermeden uyum sağlayarak, giderek farklılaşan bu ortamda küresel ölçekte büyümeyi sürdürebilebilir. 7. Yapay zekâ zorlukları, alanında uzmanlarla yönetilmeli Yapay zekâ uygulamaları karmaşıklaştıkça, ilgili uzmanların doğrudan iş birimlerinde görev alması önem kazanıyor. Teknik yetkinliğin doğrudan iş birimlerine veya proje ekiplerine dahil edilmesi, bu teknolojinin kullanımını hızlandırırken uygulama kalitesini ve sürekliliği artırıyor. Bu rolleri değeri en üst düzeye çıkaracak şekilde yapılandıran teknoloji şirketleri, avantaj elde edebilir. 8. Dijital altyapı ve yapay zekâ dönemi için vergi stratejisi yeniden ele alınmalı Küresel ölçekte büyüyen teknoloji şirketleri için vergi, stratejik bir karar alanı haline geliyor. Nerede yatırım yapılacağı, fikri mülkiyet sahipliğinin nasıl yapılandırılacağı ve maliyetler ile kârların sınırlar arasında nasıl dağıtılacağına ilişkin kararların proaktif olarak değerlendirilmesi önem kazanıyor. Bu doğrultuda, vergi stratejisinin dijital dönüşümün temeline entegre edilmesi gerekiyor. Vergi yaklaşımını dijital dönüşümün merkezine yerleştiren şirketler, büyüme sürecinde uyum ve çeviklik sağlayabilir. 9. AI destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımlarıyla finans fonksiyonu, stratejik bir itici güce dönüştürülmeli Yapay zekâ destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımları, finans fonksiyonunu raporlamanın ötesine taşıyor. Gerçek zamanlı görünürlük ve akıllı kaynak yönetimi, daha hızlı ve isabetli karar almayı mümkün kılıyor. Doğru şekilde hayata geçirildiğinde finans, bir raporlama fonksiyonu olmaktan çıkarak marj artışını destekleyen, sermaye kullanımını optimize eden ve kurum genelinde karar süreçlerini iyileştiren stratejik bir itici güç haline geliyor. 10. Yapay zekâ çağında, kurumsal güvenlik yeniden gözden geçirilmeli Teknoloji şirketlerinin, temel güvenlik seviyesinin ötesine geçerek daha proaktif ve yapay zekâ destekli siber güvenlik ve veri güvenliği yaklaşımlarını benimsemesi gerekiyor. Bu kapsamda; iyileştirme hizmet seviyesi anlaşmalarının haftalardan saatlere indirilmesi, siber tehdit tespiti ile müdahalesinin otomatikleştirilmesi ve sürekli kimlik doğrulamanın entegre edilmesi gibi alanlar öne çıkıyor. Kimlik, veri ve yapay zekâ modellerini bütüncül şekilde koruyan teknoloji şirketleri, büyümeyi kesintisiz ve güvenli biçimde sürdürebilir. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri Emre Beşli araştırma ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Teknoloji sektörü, 2026 yılında yapay zekânın hızla yaygınlaştığı ve ölçülebilir değer üretmenin her zamankinden daha kritik hale geldiği bir döneme giriyor. Teknoloji şirketleri bugün yapay zekânın potansiyelini konuşmaktan çok, bu potansiyeli güvenli ve güvenilir şekilde nasıl hayata geçireceklerine ve etkili çözümlerle nasıl sürdürülebilir değer elde edebileceklerine odaklanıyor. Öte yandan “dijital egemenlik” kavramı da belirleyici bir unsur olarak hayatımıza girdi. Üst yönetim gündeminde artık ‘yapabilir miyiz?’ sorusunun yerini, ‘nasıl daha hızlı ve etkili uygularız?’ sorusu almış durumda. Otonom sistemlerin operasyonel süreçleri desteklediği, liderlerin ise stratejik yönlendirmeye odaklandığı bu yeni iş modelinin, rekabet avantajının temelini oluşturacağını söylemek mümkün. Araştırmamızda ortaya koyduğumuz fırsatlar, teknoloji şirketlerinin deneme ve pilot süreçlerden operasyonel olgunluğa geçişini desteklerken; yapay zekâ temelli stratejileri benimseyen, yönetişimi dönüştüren ve iş modellerini yeniden kurgulayan şirketlerin kazanan konumda olacağına işaret ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teksüt'te Hedef Daha Çok Ülkeye Daha Çok İhracat Haber

Teksüt'te Hedef Daha Çok Ülkeye Daha Çok İhracat

Kalitesini ve lezzetini ziyaretçilerle buluşturan Teksüt fuar kapsamında yeni anlaşmalar ve iş birlikleri yaratacak, ihracat hacmini geliştirecek görüşmeler gerçekleştirdi. 26–30 Ocak tarihleri arasında düzenlenen Gulfood Fuarı’na bu yıl 10. kez katılan Teksüt, perakende ve otel, restoran ve catering (HoReCa) sektörlerine yönelik ürünleriyle uluslararası profesyonellerden yoğun ilgi gördü. Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray ticaret hacmini geliştirebilmek için gelişmeleri ve trendleri yakından takip ettiklerini söyledi. Aksaray sözlerine şöyle devam etti: “2026 hedeflerimize ulaşmak için önemli bir yıl. Hem ülkemizin hem de şirketimizin gücünü, dinamik yapısını, sahip olduğu enerjiyi bu tür organizasyonlarda göstermek ileriye dönük planlarımızı ve yatırımlarımızı yaparken bize en büyük motivasyon kaynağı oluyor. Yurtiçinde ve yurtdışında büyüme hedefimizde bir değişiklik olmadan aynı kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Bölgede Birleşik Arap Emirlikleri, Libya, Kuveyt, Irak, Suudi Arabistan gibi ülkelere ihracat yaptıklarını sözlerine ekleyen Aksaray, “Teksüt kalitesi ve lezzeti bu ülkelerde seviliyor, tercih ediliyor. Bu yıl da ürünlerimizi ziyaretçilere tanıtarak yeni ülkeleri ihracat ağımızı büyütmek için gerekli görüşmeleri gerçekleştirdik.” dedi. Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen, gördükleri ilgiden memnun olduklarını, söyleyerek, “Amacımız, Türkiye’de edindiğimiz tecrübe ve kalitemizle başta yakın coğrafyalar olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ve Ortadoğu ülkelerine ülkemizin yöresel süt ve süt ürünlerini tanıtmak. Bugün itibariyle 43 ülkeye ihracat yapıyoruz. Hedefimiz daha çok ülkeye daha çok ihracat yapmak. Ürünlerimizi uluslararası standartlarda üreterek dünyaya sunmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Avrupa’da Binek Araçlar İçin Yeni Dönem: Christian Weingaertner Genel Müdür Oldu Haber

Ford Avrupa’da Binek Araçlar İçin Yeni Dönem: Christian Weingaertner Genel Müdür Oldu

Ford, Avrupa otomotiv pazarındaki binek araç segmentini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir üst düzey atamaya imza attı. Şirket, Christian Weingaertner’i, 1 Şubat 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, Ford Europe Binek Araçlar Genel Müdürü olarak görevlendirdi. Yeni oluşturulan bu pozisyon, Ford’un geçtiğimiz aralık ayında duyurduğu ve Avrupa’da binek otomobil pazarına yeniden güçlü bir şekilde dönmeyi amaçlayan stratejik planın önemli bir parçası olarak hayata geçirildi. Yeni Nesil, Ulaşılabilir Modeller Öncelik Olacak Weingaertner, yeni görevinde binek araçlar divizyonunun stratejik ve operasyonel yönetiminden sorumlu olacak. Öncelikli hedefi ise farklı güç aktarma seçeneklerine sahip, yeni nesil ve uygun fiyatlı Ford modellerini Avrupa pazarına sunmak olacak. Bunun yanı sıra Weingaertner, Avrupa genelinde oluşturulan stratejik ekip ile iş birlikleri ve ortaklıklar üzerine odaklanan yeni bir yapılanmaya da liderlik edecek. Strateji ve Dönüşüm Deneyimiyle Göreve Geliyor Christian Weingaertner, bu atamadan önce Ford Avrupa İş Dönüşümü Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Bu pozisyonda şirketin Avrupa’ya yönelik uzun vadeli stratejisinin şekillendirilmesinde ve kritik ortaklık projelerinin yönetilmesinde aktif rol üstlendi. Ford Europe Başkanı Jim Baumbick, atamaya ilişkin yaptığı açıklamada, şirketin yeni bir döneme girdiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Avrupa’daki müşterilerimize daha erişilebilir ve ikonik Ford modelleri sunmak için stratejik ortaklıklardan faydalanıyoruz. Christian, strateji ve iş yönetimi konusundaki derin bilgisiyle bu dönüşümü başarıyla yönetecek ideal liderdir.” Ticari Araçlar Tarafında İstikrar Sürüyor Ford’un yeni organizasyon yapısı, markanın Avrupa’daki güçlü ticari araç operasyonlarını tamamlayıcı nitelik taşıyor. Hans Schep, Ford Pro Avrupa Genel Müdürü olarak görevine devam edecek ve markanın ticari araçlardaki lider konumunu güçlendirmeyi sürdürecek. Öte yandan Jon Williams, Avrupa Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak satış ağı ve merkezi ticari operasyonların yönetimini sürdürmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siber Güvenlik Sektöründe Bir İlk Haber

Siber Güvenlik Sektöründe Bir İlk

Siber güvenlik sektörünün öncelikli ihtiyaçlarının ve ortak vizyonunun netleştirildiği, bu vizyonu hayata geçirecek somut adımlar üzerinde birlikte karar alındığı toplantıda; yetkin insan kaynağı, yerli ürün geliştirme, siber güvenlik pazarının büyütülmesi, kârlılık ve sektörde sürdürülebilir değer yaratımı ile uluslararası açılım başlıkları ele alındı. Partner Summit 2026 kapsamında, siber güvenliğin yalnızca teknolojik bir uzmanlık alanı olmadığı; aynı zamanda ulusal güvenlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve dijital egemenlik açısından stratejik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Etkinlikte Barikat, stratejik önceliklerini ve pazara bakışını net biçimde ortaya koyarken; çözüm ortakları bu stratejinin sahadaki karşılığını birlikte değerlendirdi. Pazarın nasıl büyütüleceğine ilişkin açılımlar ortak akıl çerçevesinde ele alındı ve belirlenen yön, ekosistemle birlikte teyit edildi. Barikat’ın liderliğinde şekillenen bu çerçeve, çözüm ortaklarıyla birlikte operasyonel karşılığı olan bir yol haritasına dönüştürüldü. TERA Holding’in siber güvenliği stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırdığı, Barikat Siber Güvenlik’in ise holding bünyesinde inşa edilmesi planlanan sürdürülebilir ve ölçeklenebilir siber güvenlik ekosisteminin merkezi olduğu ifade edildi. Sektörün önde gelen global ve yerli firmaların bir araya geldiği etkinlik, Türkiye siber güvenlik pazarının mevcut durumu ve geleceği üzerine ortak akıl çerçevesinde değerlendirmelerin yapıldığı önemli bir platform oldu. PaloAltoNetworks, F5, Cloudflare, Tenable, Imperva, Vectra, Delinea, Splunk, IBM, CyberArk, Trend Micro, Chainalysis gibi global oyuncular ile Bilge SGT, Solus, Binalyze, Brandefense, Picus, Forestall, DECE ve FileOrbis gibi yerli firmaların katılımıyla gerçekleşen buluşmada, siber güvenliğin yalnızca sektörel bir alan değil; ulusal güvenlik ve dijital egemenlik açısından kritik bir öncelik olduğu yönünde güçlü bir ortak duruş ortaya koydu. Siber Güvenliği, Ulusal Güvenlik Perspektifiyle Ele Alıyoruz TERA Holding Genel Müdürü Cebrail Taşkın, etkinlikte yaptığı değerlendirmede holdingin siber güvenlik sektörüne bakış açısını şu sözlerle aktardı: “Siber güvenliği yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyoruz. Bu çerçevede Barikat Siber Güvenlik’i uzun vadeli, stratejik ve yüksek potansiyele sahip bir yatırım olarak güçlü biçimde sahipleniyor, tüm finansal gücümüzle arkasında duruyoruz. Barikat, TERA çatısı altında kurmayı hedeflediğimiz siber güvenlik ekosisteminin merkezinde konumlanıyor. Stratejik iş birlikleri ve şirket satın almalarıyla bu ekosistemi kararlılıkla büyüteceğiz” dedi. Yeni Dönemin Odağında MSOC, Kritik Altyapı ve Bulut Güvenliği Barikat Siber Güvenlik CEO’su Ramazan Çelik ise şirketin 2026 ve sonrasına ilişkin teknoloji ve ürün vizyonunu katılımcılarla paylaştı. MSOC hizmetlerinin siber güvenlik operasyonlarının merkezinde konumlandırdıklarını, yıllardır yatırım yaptıkları ve sayesinde bu alanda Türkiye’nin önde gelen MSSP şirketi olduklarını kaydeden Çelik, önümüzdeki dönemde odaklanılacak yeni alanlara da dikkat çekti. Çelik: “2026 itibarıyla bulut güvenliği, kritik altyapıların korunması ve kripto varlık saklama kuruluşlarının güvenliği ve en çok odaklanacağımız yeni dikeyler arasında yer alacak” dedi. Pazarı Dönüştürmeyi Hedefleyen Ortak Yol Haritası Etkinlikte, Barikat Siber Güvenlik’in güçlü çözüm ortağı ekosisteminin, yüksek teknik yetkinlikleri ve sektörel deneyimi sayesinde son üç yılda %60’ın üzerinde büyüme kaydettiği paylaşıldı. 2026 yılının ise stratejik yatırımlar ve yeni iş birlikleriyle bu ivmenin daha da artacağı bir atılım yılı olmasının hedeflendiği belirtildi. Barikat’ın, pazarı yalnızca büyütmekle yetinmeyen; dönüştürmeyi hedefleyen vizyoner yaklaşımı doğrultusunda, çözüm ortaklarıyla birlikte pazar potansiyelinin daha etkin biçimde hayata geçirilmesine yönelik ortak bir yol haritası üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Güvenliğin Merkezinde İnsan ve Farkındalık Partner Summit 2026 etkinliğinde öne çıkan başlıklardan biri de müşterilerin uçtan uca siber güvenlik ihtiyaçlarına yönelik farkındalığın artırılması oldu. Türkiye pazarının büyüme potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekilen buluşmada, mevcut ihtiyacın henüz tam anlamıyla karşılanamadığı vurgulanarak; olası güvenlik zafiyetlerinin yaratabileceği risklere karşı müşteri farkındalığının artırılması bu doğrultuda iletişim ve bilgilendirme çalışmalarının çözüm ortaklarıyla iş birliği içinde yürütülmesinin kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Etkinlikte diğer öne çıkan konu ise siber güvenlikte sürdürülebilir başarının temelinde nitelikli insan kaynağının yer aldığına dikkat çekildi. Bu soruna çözüm olarak Barikat’ın Sakarya Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ve sektöre örnek olması arz edilen kariyer odaklı eğitim projesi, sektör liderlerinden tam not aldı. Yerli ve Milli Çözümler, Yeni Ürünler Öne Çıktı Partner Summit 2026 kapsamında, ortak akıl odağında yerli ve millî siber güvenlik çözümlerinin artırılması ve güçlendirilmesine yönelik değerlendirmeler ön plana çıkarken ayrıca Barikat’ın DDoS test platformu LODDOS’un 2025 yılı performans sunumu ve ürün tanıtımı gerçekleştirildi. Çözüm ortakları, LODDOS’un ilgili siber güvenlik hizmetlerinde tamamlayıcı ve güçlendirici bir bileşen olacağı yönünde görüş bildirerek ürüne yönelik olumlu geri bildirimlerini paylaştı.

Eğlence Sektörünün Geleceği ATRAX 2026’da Tartışılacak Haber

Eğlence Sektörünün Geleceği ATRAX 2026’da Tartışılacak

Toplam 55 bin metrekarelik alanda, 5 ayrı salonda düzenlenecek fuar, sektör profesyonellerini üç gün boyunca kapsamlı bir konferans ve etkinlik programıyla buluşturacak. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Balkanlar’dan Körfez ülkeleri ve Kafkasya’ya uzanan geniş bir coğrafyayı İstanbul’da buluşturacak olan ATRAX 2026, hem rekreasyon ve eğlence sektörünün vizyonunu hem de havuz ve su teknolojileri alanındaki güncel gelişmeleri aynı çatı altında buluşturacak. Fuarın ilk günü olan 15 Ocak Perşembe, Tureks Uluslararası Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı ve Fuar Organizatörü Nergis Aslan ve TEPEA Derneği Başkanı M.Onur Karadağ açılış konuşması ile başlayacak. Açılış konuşmalarının ardından eğlence sektörünün vizyonunu ele alan özel bir panel düzenlenecek. “Eğlence Sektöründe Yenilikçi Adımlar: Uzay-Zaman Yaklaşımları ve Ekonomik Büyüklük” başlığıyla gerçekleşecek oturumun moderatörlüğünü, DOF Robotics Kurucusu Mustafa Mertcan üstlenecek. Panelde, ODTÜ Astrofizikçisi Dr. Umut Yıldız bilimsel perspektiften yenilikçi yaklaşımları aktarırken, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Vahap Munyar ise sektörün ekonomik büyüklüğü ve geleceğine dair değerlendirmelerde bulunacak. Fuarın ikinci günü ise, rekreasyon, spor alanları ve çocuk dostu kentler odağında gerçekleştirilen kapsamlı panel ve oturumlarla devam edecek. Günün ilk bölümünde, TUREKS Uluslararası Fuarcılık ile Rekreasyon Çalışmaları ve Araştırmaları Derneği (REKÇAD) iş birliğinde düzenlenecek oturumda sektörün akademik ve kamusal temsilcileri bir araya gelecek. Oturum, TUREKS Uluslararası Fuarcılık Genel Müdürü Nergis Aslan ve REKÇAD Başkanı, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gürbüz’ün açılış konuşmalarıyla başlayacak. “Şehirlerin Kalbi: Rekreasyon ve Spor Alanlarında Güvenli, Erişilebilir, Sürdürülebilir Çözümler” başlığıyla gerçekleşecek panelin moderatörlüğünü de Prof. Dr. Bülent Gürbüz üstlenecek. Panelde, Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı spor tesisleri ve rekreasyon alanlarında yürütülen etkinlik planlamalarına ilişkin uygulamaları ve deneyimleri paylaşacak. Necmettin Erbakan Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı ve REKÇAD Başkanvekili Prof. Dr. Mehmet Demirel ise rekreasyon, spor ve park alanlarının sürdürülebilir kentler ile toplumsal mutluluğa olan katkılarını ele alacak. Oturum, soru-cevap bölümünün ardından plaket takdim töreni ile sona erecek. Günün ikinci bölümünde ise, TUREKS Uluslararası Fuarcılık ile Macera ve Oyun Parkları Derneği (İPAR) iş birliğinde gerçekleştirilecek oturumda, çocuk dostu kentler ve oyun ekonomisi masaya yatırılacak. Açılış konuşmaları, TUREKS Uluslararası Fuarcılık Genel Müdürü Nergis Aslan ve İPAR Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Bilir tarafından yapılacak. “Veriden Vizyona: Türkiye’nin Çocuk Dostu Kent Vizyonu ve Oyunun Yeni Ekonomisi” başlıklı panelin moderatörlüğünü, İPAR Macera ve Oyun Parkları Derneği ile Nordic Oyun Parkları Enstitüsü temsilcisi Derya İyikul üstlenecek. Panelde; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Dr. Bahar Aksel Enşici, kentsel planlamada çocuk odaklılık ve mekânsal adalet konularını ele alırken, Üsküdar Belediyesi’nden Beyza Köse Paşaoğlu belediyelerde çocuk odaklı stratejik planlama süreçlerine ilişkin örnekler paylaşacak. Extreme Works temsilcisi Furkan Budak, macera parkları ve aktif yaşam alanlarının gelişimini aktarırken, Cemer Holding’den Fuat Eroğlu oyun donatılarında güvenlik ve inovasyon başlıklarını değerlendirecek. Dr. Ahmet Cemil Tepe ise iklim değişikliği çerçevesinde oyun alanlarının geleceğine dair öngörülerini katılımcılarla paylaşacak. Havuz Sektörünün Nabzı BLOOM ARENA’da Atacak BLOOM ARENA'nın Turkuaz Sahnesinde ise havuz ve su teknolojileri sektörünün önemli temsilcilerini bir araya gelecek. Atrax 2026 kapsamında düzenlenecek etkinliklerde sektörün güncel sorunları, teknik standartları ve güvenlik konuları ele alınacak. Etkinliğin ilk günü Nergis Aslan ve Ulusal Havuz Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı / Fluidra Tr Su ve Havuz Ekipmanları Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Karaoğlu’nun açılış konuşmasının ardından Ulusal Havuz Enstitüsü Paneli düzenlenecek. Panelin moderatörlüğünü Suat Gülçimen (Biytaş A.Ş.) üstlenecek, panel başkanlığını Tarık Karaoğlu yürütecek. Panelde Mustafa Karaman (Günsu A.Ş.), Turgay Olcay (Dekart A.Ş.), Bora Eyiel (Agora Kimya Sanayi) ve Ethem Erkoç (Ospa Erkoç Ltd. Şti.) sektör sorunları ve çözüm önerileri üzerine değerlendirmelerde bulunacak. Fuarın ikinci günü ise teknik seminerler yer alacak. Makine Mühendisi Üzeyir Uludağ (Artes Havuzculuk ve Arıtma Ltd. Şti.), makine dairesi mekanik tasarımı ve güvenlik önlemleri konusunda bir sunum yapacak. Elektrik Mühendisi Ethem Erkoç (Ospa Erkoç Ltd. Şti.), havuzlardaki elektrik sistemleri hakkında bilgilendirme gerçekleştirecek. Makine Mühendisi Ziya Çetin (Promak Ltd. Şti.) ise havuzlardaki güncel standartlar üzerine katılımcılarla bilgi paylaşımında bulunacak. 17 Ocak 2026 Cumartesi günü etkinliğin son programı olarak Ulusal Havuz Enstitüsü (UHE) Fotoğraf Yarışması Ödül Töreni düzenlenecek. Sektör İçin Buluşma Noktası ATRAX EXPO 2026, yalnızca bir fuar değil; bilgi paylaşımı, iş birlikleri, vizyon geliştirme ve sektörler arası etkileşim için güçlü bir platform olma özelliği taşıyor. Ziyaretçiler, üç gün boyunca hem stant alanlarında yenilikçi ürün ve çözümleri inceleme hem de alanında uzman isimlerden doğrudan bilgi alma fırsatı bulacak.

Talay Logistics, 2026 Yılında Yatırım, Satın Alma ve İstihdam Odaklı Büyümesini Sürdürecek Haber

Talay Logistics, 2026 Yılında Yatırım, Satın Alma ve İstihdam Odaklı Büyümesini Sürdürecek

2025 yılında araç, ekipman ve insan kaynağı yatırımlarına hem Türkiye’de hem de Avrupa’da devam eden Talay Logistics, büyümesini stratejik yatırımlarla destekledi. Şirket, 2025 yılı boyunca özellikle Avrupa ve Afrika hatlarındaki operasyonel gücünü artırırken, 2026 yol haritasını fiziksel kapasite artırımı, yeni ticaret koridorlarının yönetimi ve karbon ekonomisine tam uyum üzerine kurguladı. Talay Logistics CEO’su Onur Talay, geçen yıl yurt içinde ve yurt dışında yapılan 850 milyon TL’lik yatırım ile ekipman havuzlarını geliştirdiklerini ve operasyonel kabiliyetini artırdıklarını, tesis ve istihdam konusunda da büyüme sağladıklarını belirtti. Operasyonel genişlemeye paralel olarak insan kaynağına yapılan yatırımların da hız kazandığını belirten Talay, "Türkiye ve Avrupa’daki şirketlerimizde çalışan sayımız 1.000’e ulaştı." dedi. Türkiye’deki 300 yeni ekipman yatırımının yanı sıra, Fransa, Romanya ve Bulgaristan’daki şirketlerinde çekici yatırımlarını sürdüren şirket, 2026 yılında 1 milyar TL’lik yatırım planlıyor. 12.000 Metrekarelik Antrepo Yatırımı Talay, 2026 yatırım planları dâhilinde altyapılarını fiziksel olarak da güçlendirmeye odaklandıklarını, yılın ilk yarısı sona ermeden Erenköy Gümrüğü’ne bağlı olarak hizmet verecek, 15.000 metrekare alan üzerinde 12.000 metrekarelik kapalı alana sahip yeni bir antrepo yatırımını hayata geçireceklerini açıkladı. Yeni Şirket Satın Almaları Gündemde, Küresel Genişleme Devam Edecek 2025 yılının, pazar payını artırmaya yönelik stratejik hamlelerle geçtiğini anlatan Onur Talay, yurt içinde gerçekleştirdikleri şirket satın almalarıyla hizmet çeşitliliklerini ve operasyonel güçlerini artırdıklarını belirtti. Talay, 2026 yılında hem Türkiye’de hem de dünyanın farklı noktalarında şirket satın almaları yapabileceklerinin de altını çizdi. İş birlikleriyle küresel genişlemeye devam ettiklerine dikkati çeken Talay, İngiltere-İrlanda-Türkiye hattında Davies Turner ve Belçika-Türkiye hattında Transuniverse Forwarding ile kurulan iş birlikleri sayesinde Türkiye-Avrupa ticaretindeki konumlarının güçlendiğini ifade etti. Talay, “İngiltere-İrlanda ve Belçika’nın en köklü ve güçlü lojistik şirketleriyle iş birliği yapmak, kendi uzmanlığımızı bu şirketlerin geniş dağıtım ağıyla entegre etmek ihracatçı ve ithalatçılarımız için de oldukça önemli. Bu yıl Almanya-Avusturya-İsviçre’de benzer iş birliklerimiz olacak ve bu iş birliklerinin de katkısıyla parsiyel taşımacılık ağımızı güçlendirmeye devam edeceğiz." diye konuştu. Talay, büyüme hedeflerini sadece Avrupa ile sınırlamadıklarını vurguladı. Tunus merkezli yeni iştirakleri Talay Logistics SARL üzerinden Kuzey Afrika pazarında güçlenmeye devam edeceklerini söyleyen Onur Talay, Orta Asya’da, Kazakistan’da bir yatırım hazırlığında olduklarını, hava ve deniz yolundaki büyümelerine paralel olarak da ABD pazarındaki yapılanma sürecine 2026 yılında hız vermeyi planladıklarını aktardı. "2026’da Ticaretin Vizesi, Karbon Sertifikaları Olacak" Talay, yaptıkları her yatırımın, sürdürülebilirlik odaklı olduğunu dile getirerek, şu değerlendirmelerde de bulundu: "2026 yılı, AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) mali etkilerini net olarak hissedeceğimiz bir dönem olacak. İhracatçımız için lojistik partnerinin sunduğu navlun fiyatı kadar, sağladığı karbon avantajı da hayati önem taşıyacak. Bu sebeple sürdürülebilirlik odaklı yatırım yaklaşımımıza devam edeceğiz. Filomuzdaki elektrikli çekici sayımızı da 5 yıl içinde 3 kat artırmayı planlıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank, ADB’den Sağladığı İlk Krediyle Uluslararası Fonlama Tabanını Güçlendirdi Haber

Akbank, ADB’den Sağladığı İlk Krediyle Uluslararası Fonlama Tabanını Güçlendirdi

Bu işlem, Akbank’ın ADB’den aldığı ilk kredi olmasının yanı sıra, ADB Yönetim Kurulu tarafından Türkiye’de özel sektör için onaylanan ilk işlem olma özelliğini taşıyor. Söz konusu kaynak, KOBİ’lere, kadın KOBİ’lere, depremden etkilenmiş ve kapsayıcı büyüme odağında desteklenen bölgelerdeki KOBİ’lere kullandırılacak. Böylelikle Akbank hem kadınların finansal fırsatlara erişimini artıracak hem de kapsayıcı büyüme odağındaki bölgelere finansman desteği sağlayacak. ADB ile olan iş birliği KOBİ’lerin finansal olarak güçlenmelerine katkıda bulunmak amacıyla faaliyet gösteren Akbank Dönüşüm Akademisi’ni de destekleyerek uzun vadeli sürdürülebilirliğin sağlanmasında rol oynayacak. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür “Asya Kalkınma Bankası ile hayata geçirdiğimiz 100 milyon ABD doları tutarındaki, 5 yıl vadeli bu finansman işlemini; Akbank’ın kapsayıcı ve sürdürülebilir büyüme vizyonunun somut bir yansıması olarak görüyoruz. Fonların en az %50’sini sermayesinin en az %51’i kadınlara ait olan KOBİ’lere, %25’ini ise kapsayıcı büyüme odağında desteklenen ve depremden etkilenen bölgelere tahsis ederek, kadın girişimciliğini desteklemeyi ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bu işlem, Akbank’ın güçlü iş birlikleri aracılığıyla finansal erişimi artırarak ekonomik büyümeyi destekleme konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor” dedi.

Edsis, Energy Storage Systems Summıt Europe 2025’te Türkiye’yi Temsil Etti Haber

Edsis, Energy Storage Systems Summıt Europe 2025’te Türkiye’yi Temsil Etti

Türkiye’de enerji depolama sistemlerinin gelişimini desteklemek ve sektörde farkındalık yaratmak amacıyla faaliyet gösteren EDSİS – Enerji Depolama Sistemleri Derneği, bu stratejik zirvede Türkiye’yi temsil ederek Avrupa’daki dönüşümün nabzını sahadan takip etti. Etkinlik süresince EDSİS heyeti, pazar dinamiklerini, yatırım eğilimlerini ve regülasyon vizyonlarını yerinde inceleyerek Türkiye’nin enerji depolama dönüşümüne yön verecek önemli kazanımlar elde etti… Enerji dönüşümünün merkezinde yer alan depolama teknolojileri artık yalnızca kapasite oluşturan sistemler olarak değil, esneklik, dengeleme ve sürdürülebilirlik stratejilerinin temel bileşeni olarak konumlanıyor. Bu kapsamda sürdürülebilir bir gelecek için kritik önem taşıyan enerji depolama sistemleri, Münih’te gerçekleştirilen zirvede teknoloji, yatırım eğilimleri ve politika vizyonları çerçevesinde kapsamlı biçimde değerlendirildi. AVRUPA ENERJİ DÖNÜŞÜM STRATEJİLERİ “UZUN SÜRELİ DEPOLAMA” ÜZERİNE KURULUYOR Zirveden elde edilen bulgularla ilgili değerlendirmelerde bulunan EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, “Bu yıl Münih’te çok net bir tablo vardı; enerji depolama, Avrupa’nın enerji dönüşüm stratejisinin merkezine yerleşmiş durumda. Ülkeler, enerji sistemini yalnızca saatlik değil; günler ve haftalar düzeyinde dengeleyebilen çözümler için yatırımlarını artırıyor. Zirvede, depolama teknolojilerinin enerji güvenliği ve sürdürülebilirlik hedeflerindeki kritik rolü farklı oturumlarda kapsamlı şekilde ele alındı. Ayrıca enerji yönetiminde dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarının giderek daha fazla önem kazandığı yönünde ortak bir görüş hâkimdi” dedi. TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK BİR DÖNÜŞÜM EŞİĞİ Türkiye açısından ortaya çıkan tabloyu değerlendiren Tutaşı, “Enerji depolama artık yalnızca bir teknoloji değil; enerji sistemlerinin kaderini belirleyen stratejik bir kapasite. Depolamaya yatırım yapan ülkeler dönüşümü yönetecek, yapmayanlar geride kalacak. Türkiye, doğru adımlar ve güçlü bir sanayi yapılanmasıyla bu dönüşümün yalnızca takipçisi değil, bölgesel lideri olabilir. EDSİS olarak hedefimiz Türkiye’nin depolama teknolojilerini sadece kullanan değil; geliştiren, üreten, ihraç eden ve bölgesine yön veren bir güç haline gelmesine katkı sağlamak. Münih’te elde ettiğimiz bilgi ve iş birlikleri, önümüzdeki on yılın yol haritası açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

R+T Turkey, 500 Milyon Euro’luk Pazarı İstanbul’a Taşıyor  Haber

R+T Turkey, 500 Milyon Euro’luk Pazarı İstanbul’a Taşıyor 

Yapı teknolojilerindeki yenilikler ve iklim odaklı tasarım anlayışının etkisiyle, güneşten koruma sistemleri ile otomatik kapı çözümleri, küresel inşaat ve mimari sektörlerinde stratejik bir konuma yükseliyor. Enerji verimliliği, güvenlik ve konfor hedefleri doğrultusunda gelişen bu alan, özellikle Avrasya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) pazarlarında hızla artan bir talep görüyor. Bu büyümenin önemli göstergelerinden biri olan Uluslararası Güneşten Koruma ve Otomatik Kapı Sistemleri Fuarı – R+T Turkey 2025, 27-29 Kasım 2025 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde yedinci kez düzenlenecek. Avrasya, MENA ve çevre bölgelerde gerçekleştirilen tek uluslararası ihtisas fuarı olma özelliğine sahip etkinlik, her geçen yıl artan ilgisiyle öne çıkıyor. 2023 edisyonunda yüzde 40 uluslararası katılımcı ve yüzde 38 uluslararası ziyaretçi oranıyla dikkat çeken R+T Turkey, 500 milyon Euro’yu aşan potansiyel ticaret hacmiyle sektör profesyonellerinin ajandasında öncelikli konumda yer alıyor. Bu yılki fuar, 16 ülkeden sektörün öncü firmalarını bir araya getirirken, 90’ın üzerinde ülkeden ziyaretçi ağırlayacak. Bu yıl, 16 ülkeden sektörün önde gelen firmaları şimdiden katılımını kesinleştirdi. Türkiye’nin yanı sıra ABD, Avustralya, Çin, Güney Kore, İngiltere, İspanya, Kanada, Kazakistan, Kırgızistan, Lüksemburg, Romanya, Singapur, Tayland, Tayvan ve Yunanistan gibi ülkelerden firmaların yer aldığı Uluslararası Güneşten Koruma ve Otomatik Kapı Sistemleri Fuarı – R+T Turkey 2025, sektördeki uluslararası iş birlikleri ve ihracat bağlantılarına zemin hazırlıyor. R+T Turkey: Katılımcıların ihracat hedeflerini destekleyecek bir ticari platform Messe Stuttgart Ares Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop: “2023 yılında düzenlenen son etkinlikte, 11 bin metrekarelik alanda 127 katılımcıyı, 90 ülkeden 5 bini aşkın ziyaretçiyle bir araya getirdik. Bu başarıyı, katılımcılarımızın ihracat hedeflerini destekleyecek şekilde daha da ileri taşımayı amaçlıyoruz. Bu yıl da iki salonda gerçekleşecek R+T Turkey, 16 ülkeden katılımcıyı 90’ın üzerinden ülkeden ziyaretçi ile bir araya getirecek. Avrupa ve Asya arasında bir bağlantı noktası olan İstanbul’da düzenlenen R+T Turkey, hem ziyaretçileri hem katılımcıları için elverişli bir buluşma noktası. 8 ülkeye sınır geçişi ve 95 ülkenin vizesiz erişim imkanı, Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu’dan ziyaretçi ulaşımını kolaylaştırıyor. Türkiye Ticaret Bakanlığı’nın bu fuarı dış ticaret teşvik programına dahil etmesi ve böylece Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika’daki ziyaretçi çalışmalarını desteklemesi de R+T Turkey Fuarı’nın önemini ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.