Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iş Dünyası

Kapsül Haber Ajansı - Iş Dünyası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Dünyası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Şirket İflasları 2026’da %6 Artarken, Türkiye’de İse Görünüm Daha Pozitif Yönde Seyredecek  Haber

Küresel Şirket İflasları 2026’da %6 Artarken, Türkiye’de İse Görünüm Daha Pozitif Yönde Seyredecek 

2027’de ise sınırlı bir düşüş beklentisi bulunmasına rağmen iflasların yüksek seviyelerde dengelenmesi bekleniyor. Bu veriler, Allianz Trade’in kriz öncesi tahminleriyle karşılaştırıldığında, Orta Doğu’daki gelişmelerin doğrudan etkisi 2026 için yaklaşık 7.000, 2027 için ise yaklaşık 7.900 ek iflas anlamına geliyor. Allianz Trade ekonomistleri, çatışmanın uzaması halinde 2026 için yüzde 10 artış, 2027 için yüzde 3 artış senaryosunun gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor. Orta Doğu’daki kriz şirketler için tahsilat riskini ne ölçüde artıracak? Allianz Trade, 2026 ve 2027’ye ilişkin güncellenmiş tahminlerini içeren son İflas Raporu’nu yayımladı. Ticari alacak sigortasında dünya lideri olan Allianz Trade’e göre 2025’te yüzde 6 artan küresel şirket iflasları 2026 yılında da yüzde 6 artacak. Bu durum, iflasların üst üste beşinci yıl da artacağı ve 2027’de yüksek bir seviyede dengeleneceği anlamına geliyor. Ancak çatışmanın uzaması, iflas risklerini daha da artırabilir. Orta Doğu’daki çatışma küresel iflasları artıracak Rapora göre Orta Doğu’daki kriz, enerji piyasalarında, taşımacılık maliyetlerinde ve küresel tedarik zincirlerinde oynaklık ve belirsizliği artırdı. Raporda, doğrudan etkilerin ötesinde, ikinci tur etkilerin enflasyonun hızlanmasına, finansal koşulların sıkılaşmasına ve iş dünyası güveninin zayıflamasına işaret ettiği de belirtildi. Allianz Trade CEO’su Aylin Somersan Coqui bu durumla ilgili şunları dile getiriyor: “Bu durum, tarım-gıda sektöründen üretime, sağlıktan teknolojiye kadar küresel değer zincirleri genelinde maliyetleri artırıyor. Ayrıca ulaşım, kimya ve metal gibi enerji yoğun sektörler üzerindeki baskıyı da artırıyor. Zayıf talep, artan girdi maliyetleri ve sıkılaşan finansal koşulların birleşimi; fiyatlama gücü zayıf, kâr marjı düşük, borçluluğu yüksek ya da işletme sermayesi ihtiyacı yapısal olarak yüksek şirketleri zorluyor. Kriz öncesi tahminlerimize kıyasla Orta Doğu’daki gelişmelerin doğrudan etkisi, 2026’da 7.000 ve 2027’de 7.900 ek küresel iflas anlamına geliyor.” Türkiye’de ise görünüm daha pozitif, 2026 ve 2027’de iflaslar azalacak Allianz Trade Türkiye CEO’su Ömer Gürcan Köseoğlu ise Türkiye’deki iflaslarla ilgili şunları dile getirdi. “2026 yılında Türkiye’de iflaslardaki artışın, ülkemizde uygulanmakta olan makro ekonomik programın görmeye başladığımız pozitif etkilerine bağlı olarak azalmasını bekliyoruz. 2027 yılında da küresel ekonomide değişen olumlu şartlarla birlikte ülkemizde iflasların yavaşlamaya devam ederek yüzde 9 düşeceğini tahmin ediyoruz.” Uzayan jeopolitik ve ekonomik şoklar iflas risklerini artırabilir Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması halinde; küresel petrol ve gaz arzında kalıcı aksaklıklar ve gübre, helyum gibi diğer emtialarda arz sıkıntıları gibi ikinci tur etkilerin güçlenebileceği de rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Bu durumun, artan enflasyon, azalan güven ve düşük büyüme ile birleşerek iflas risklerini yukarı çekebileceği de raporda vurgulanıyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Allianz Trade’in senaryosuna göre, geniş çaplı ve kalıcı bir tırmanış, küresel iflasları 2026’da yüzde 10, 2027’de ise yüzde 3 artırabilir. Bu da 2026-2027 döneminde ABD’de yaklaşık 4.100, Batı Avrupa’da ise yaklaşık 10.500 ek iflas anlamına gelir.” Küresel ölçekte 2026’da iflaslar nedeniyle risk altındaki istihdam 94 bin artabilir 2026’da küresel şirket iflaslarında yüzde 6 artış senaryosuna göre Allianz Trade, doğrudan risk altında olan istihdamın 2,2 milyon kişiye ulaşacağını tahmin ediyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle konuyla ilgili; “İnşaat, perakende ve hizmet sektörleri en fazla risk altındaki alanlar olacak. 1,3 milyon kişi ile Avrupa başı çekerken, Batı Avrupa yaklaşık 960 bin ve Kuzey Amerika yaklaşık 460 bin ile son 12 yılın en yüksek seviyelerine ulaşacak. Genel olarak şirket iflasları nedeniyle risk altındaki istihdam, ABD ve Avrupa’daki toplam işsiz sayısının yüzde 6’sına karşılık geliyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vize Randevularında “Karaborsa” İddiası:  Şikayetler Yüzde 38 Arttı Haber

Vize Randevularında “Karaborsa” İddiası: Şikayetler Yüzde 38 Arttı

Çözüm platformu Şikayetvar, vize randevularıyla ilgili yaşanan sorunları mercek altına aldı. 2026 yılına ait veriler, vize randevularına yönelik şikayetlerde yılın ilk aylarından itibaren dalgalı ancak yukarı yönlü bir eğilim olduğunu gösteriyor. Ocak ayında 675 olan şikayet sayısı Şubat’ta 523’e gerilerken, Mart ayında 724’e çıkarak yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu artış, yalnızca bir ayda yaklaşık yüzde 38’lik sıçramaya işaret ediyor. Haftalık şikayet artışı yüzde 44 Haftalık veriler de bu yükselişi destekliyor. Ocak ayı başında 70 seviyesinde olan şikayetler kısa sürede iki katından fazla artarak 170’in üzerine çıktı. Şubat ayında dalgalı bir seyir izlenirken, Mart ayı itibarıyla yeniden güçlü bir yükseliş dikkat çekti. Özellikle Mart ortasında haftalık şikayet sayısı 189’a ulaşarak bir önceki haftaya göre yüzde 44 arttı. Ayın sonuna doğru ise haftalık şikayetlerin 190 seviyesinin üzerine çıkarak yüksek seyrini koruduğu görüldü. Veriler, belirli dönemlerde başvuru sistemine yoğun yük binmesiyle birlikte şikayetlerin ani sıçramalar gösterdiğini ortaya koyuyor. En çok nelerden şikayet ediliyor? Konuya ilişkin kullanıcıların en sık dile getirdiği sorunların başında, resmi sistemlerde uzun süre randevu bulunamaması geliyor. Pek çok kişi, haftalar hatta aylar boyunca randevu sistemi üzerinden boşluk yakalayamadığını ifade ederken, aynı tarihler için sosyal medya ve çeşitli aracı kanallar üzerinden ücret karşılığında randevu temin edilebildiği iddia ediliyor. Şikayetlerin önemli bir kısmı, vize başvuru süreçlerini yürüten aracı kurumlara yönelik eleştiriler içeriyor. Kullanıcılar, sistemin yetersizliği ve alternatif başvuru kanallarının bulunmaması nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını ifade ederken, bazı yorumlarda organizasyonel bir sorun olabileceği yönünde şüpheler dile getiriliyor. 300-1000 euroya randevu Şikayetlerde yer alan bilgilere göre, söz konusu randevuların 300 ila 1000 euro arasında değişen ücretlerle satıldığı öne sürülüyor. Bu süreçte Telegram ve WhatsApp grupları, bireysel aracılar ve “danışmanlık hizmeti” adı altında faaliyet gösteren bazı yapıların öne çıktığı belirtiliyor. Botlar kontenjanları saniyeler içinde dolduruyor Bir diğer dikkat çeken iddia ise, randevu sistemine otomatik yazılımlar (botlar) aracılığıyla erişim sağlanarak açılan kontenjanların saniyeler içinde kapatıldığı yönünde. Kullanıcılar, manuel olarak sisteme giriş yapan bireylerin bu hız karşısında şansının olmadığını savunuyor. Öğrenci, turist ve iş dünyası mağdur Yaşanan aksaklıklar özellikle öğrenciler, iş insanları ve turistik seyahat planı yapan vatandaşlar üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. Eğitim başlangıç tarihlerinin kaçırılması, iptal edilen uçuş ve konaklama rezervasyonları ile iş görüşmelerinin ertelenmesi en sık karşılaşılan sonuçlar arasında yer alıyor. Kullanıcılar nelere dikkat etmeli? Şikayetvar verilerine göre birçok mağduriyet, basit kontrollerle önlenebilecek hatalardan kaynaklanıyor: Başvurularınızı mümkün olduğunca konsolosluk ve yetkili resmi platformlar üzerinden yapın.Sosyal medya üzerinden gelen yönlendirmelere temkinli yaklaşın. “Garantili vize”, “kesin sonuç” gibi gerçek dışı vaatlere itibar etmeyin.Hizmet almayı düşündüğünüz firmaları mutlaka araştırın. Vergi kaydı, fiziksel adresi ve kullanıcı yorumlarını kontrol edin. Ödeme yaparken kişisel IBAN’lar yerine kurumsal ve faturalı işlemleri tercih edin.Ayrıca iletişim kurduğunuz hesapların doğruluğunu teyit edin ve güvenilirliği kanıtlanmamış kişi ya da kurumlarla işlem yapmaktan kaçının. Konuya dair Şikayetvar’a ulaşan bazı şikayetlerse şöyle sıralandı: “Aralık ayından bu yana Yunanistan için bireysel Schengen vize randevusu almaya çalışıyorum; ancak sistem nedeniyle ilerleyemiyorum. Duyuru yapıldıktan saniyeler sonra giriş yapmama rağmen ödeme aşamasında sürekli hata alıyorum ve işlem tamamlanmıyor. Aynı gün içinde birkaç denemeden sonra ise sistem beni tamamen kilitliyor. Yetkililerle iletişime geçtiğimizde, randevuların dolu olduğu ve sürekli kontrol etmemiz gerektiği dışında bir çözüm sunulmuyor. Bu süreçte, bot yazılımlar sayesinde bazı kişilerin randevuları çok kısa sürede alabildiği ve bireysel başvuru sahiplerinin dezavantajlı duruma düştüğü yönünde ciddi bir eşitsizlik oluştuğunu düşünüyorum. Tüm başvuru sahiplerinin eşit şartlarda randevu alabileceği, adil ve şeffaf bir sistemin sağlanmasını talep ediyorum.” “Litvanya oturum kartı işlemleri için bir yönlendirme ile toplam 75 bin TL ödeme yaptım. Sürecin 3 ay içinde tamamlanacağı taahhüt edilmesine rağmen, bu süre dolmasına rağmen herhangi bir resmi belge veya işlem kaydı tarafıma iletilmedi. Sürecin ilerlemediğini fark edince iade talep ettim ancak ödeme yapılmadı. Aylar boyunca farklı tarihler verilerek oyalandım ve sonrasında iletişim tamamen kesildi. Ödemenin bir an önce iade edilmesini istiyorum.” “Schengen vizesi randevusu için Instagram’da gördüğüm bot hesaplara garanti verilerek 6 kişi adına 180 euro (9.071,34 TL) ödeme yaptım (8 Ocak 2026), ancak randevu alınmadı. İade talep ettiğimde, belirli bir tarihte yapılacağı söylendi fakat ödeme gerçekleşmedi. Sonrasında farklı zamanlarda tekrar ödeme sözü verilmesine rağmen iade yapılmadı ve artık telefonlara ve mesajlara dönüş sağlanmıyor.” “Fransa vizesi için bireysel randevu almaya çalışıyorum ancak ilgili internet sitesinde uzun süredir ciddi sorunlar yaşıyorum. Aylarca randevu bulamıyor, sistem hatalarıyla karşılaşıyorum. Ayrıca iki haftayı aşkın süredir hesabım kilitli olduğu için hiçbir işlem yapamıyorum. Tüm bunlar yaşanırken, bizim bir türlü alamadığımız randevuların dışarıdaki ‘danışmanlık şirketleri’ tarafından 400 euro gibi rakamlarla satıldığını görmek, sistemin adil ve şeffaf işlemediği yönünde ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Normalde 100 küsur euroya mal olması gereken bir randevunun bu şekilde 500 euroların üzerine çıkması ve bireysel başvuru yapmak isteyen insanların sistem sorunları nedeniyle mağdur edilmesi, hakkımızın yok sayıldığı hissini veriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜGİK’te Yeni Dönem Haber

TÜGİK’te Yeni Dönem

Genel kurul sonrası değerlendirmelerde bulunan TÜGİK Başkanı Arda Yurtsever, konfederasyonun yeni dönemde daha güçlü bir iletişim ağı kurmayı ve üyeler arasındaki ticareti artırmayı hedeflediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Biz TÜGİK’i sadece toplantılar yapan bir yapı olarak değil, üyelerimizin birbirleriyle iş yaptığı, birbirine danıştığı ve birbirine yol açtığı güçlü bir iş dünyası platformu haline getirmek istiyoruz. Farklı şehirlerden ve sektörlerden gelen iş insanlarımızın aynı çatı altında olması büyük bir güç. Bu gücü doğru kullanarak üyelerimiz arasında ticareti artıran, iş birliğini büyüten ve ortak projeler üreten bir TÜGİK hedefliyoruz. Bu dönemin en önemli başlığı birlik, beraberlik ve dayanışma olacak.” Genel kurulun ardından TÜGİK tarafından düzenlenen B2B ve iş birliği organizasyonu kapsamında, Türkiye’nin farklı illerinden gelen iş insanları bir araya geldi. Etkinlik süresince kurulan stant alanlarında üye dernekler ve firmalar faaliyetlerini tanıtma fırsatı bulurken, gün boyunca iş görüşmeleri ve networking toplantıları gerçekleştirildi. Farklı sektörlerden firmalar arasında yeni iş bağlantılarının kurulduğu organizasyonda, ortak projeler ve ticari iş birlikleri üzerine önemli temaslar sağlandı. Etkinlik, gala gecesi ile sona erdi. TÜGİK yönetimi, önümüzdeki dönemde üyeler arasında ticareti ve iş birliğini artırmaya yönelik organizasyonlara ağırlık verileceğini ve konfederasyonun iş dünyasında daha etkin bir platform haline gelmesi için çalışmaların sürdürüleceğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası İçin Haber Kaynakları Seçimi Haber

İş Dünyası İçin Haber Kaynakları Seçimi

Pazartesi sabahı ilk toplantıya girmeden önce bakılan haber akışı, çoğu zaman günün tonunu belirler. Bir yatırım kararı, tedarik zinciri revizyonu, yeni pazar arayışı ya da kurumsal iletişim planı çoğu kez doğru bilgiye birkaç saat erken erişmekle şekillenir. Bu yüzden iş dünyası için haber kaynakları yalnızca gündemi takip etmek için değil, riskleri erken görmek ve fırsatları zamanında değerlendirmek için kritik bir çalışma aracıdır. Ancak burada temel sorun haberin çok olması değil, karar almaya yarayan haberin az olmasıdır. Genel gündem akışı çoğu profesyonel için yeterli değildir. Yönetici, yatırımcı, editör, kurumsal iletişim ekibi ya da sektör temsilcisi; her biri farklı yoğunlukta, farklı doğrulama seviyesinde ve farklı bağlamda bilgiye ihtiyaç duyar. Bu nedenle haber kaynağı seçimi, basit bir okuma alışkanlığından çok daha stratejik bir tercihtir. İş dünyası için haber kaynakları neden stratejik bir ihtiyaçtır? İş odaklı haber tüketimi ile genel haber tüketimi arasında belirgin bir fark vardır. Genel haberler kamuoyunun dikkatini çeken başlıklara odaklanırken, iş dünyası için değerli olan içerik çoğu zaman daha teknik, daha niş ve daha erken aşamadadır. Bir regülasyon değişikliği, kapasite artışı, savunma sanayi yatırımı, enerji fiyatlaması, lojistik koridoru değişimi veya yapay zeka alanındaki kurumsal ortaklık haberi geniş kitlelerde aynı etkiyi yaratmayabilir. Oysa ilgili sektör için bu başlıklar doğrudan bilanço, büyüme ve rekabet gücü anlamına gelir. Buradaki kritik nokta şudur: Haber, yalnızca olanı anlatmaz; olacak olana dair sinyal de verir. Bu yüzden iyi bir kaynak, manşet üretmekten çok bağlam üretir. Sadece ne olduğunu değil, neden olduğunu ve bundan sonra neyin izlenmesi gerektiğini göstermelidir. Doğru haber kaynağı nasıl anlaşılır? Bir haber kaynağını değerlendirirken ilk kriter hız gibi görünür. Gerçekten de geciken bilgi, özellikle piyasa ve sektör takibinde değer kaybeder. Yine de hız tek başına yeterli değildir. Hızlı ama doğrulanmamış içerik, yanlış pozisyon almaya neden olabilir. Bu yüzden iş odaklı kaynaklarda güvenilirlik, hızla birlikte düşünülmelidir. İkinci önemli kriter editoryal uzmanlıktır. Ekonomi haberi yazmak ile enerji dönüşümünü, savunma tedarik süreçlerini, tarım politikalarını veya lojistikte bölgesel kırılmaları anlamlandırmak aynı şey değildir. Sektör diline hakim olmayan kaynaklar, teknik gelişmeleri yüzeysel aktarır. Bu da profesyonel okuyucu için haberin değerini düşürür. Üçüncü kriter ise seçiciliktir. Her açıklama haber değildir, her veri gelişme anlamına gelmez. İyi haber kaynağı, bilgi yığınının içinden gerçekten sonuç doğurabilecek başlıkları ayıklar. Özellikle kurumlar ve dijital yayıncılar için bu filtreleme işlevi ciddi zaman kazandırır. İş dünyası için haber kaynaklarında hangi içerik türleri öne çıkar? Kurumsal karar süreçlerinde tek tip haber akışı çoğu zaman yeterli olmaz. Kısa son dakika haberleri yön tayini sağlar, ancak tek başına derinlik sunmaz. Bu nedenle farklı içerik türlerinin birlikte kullanılması gerekir. Güncel gelişme haberleri, piyasadaki anlık hareketi ve kurumsal açıklamaları izlemek için gereklidir. Röportajlar ve yönetici görüşleri, sektörün niyetini ve yönelimini okumayı kolaylaştırır. Analiz ve köşe yazıları ise verinin arka planını anlamaya yardımcı olur. Fotoğraf, video ve çok dilli yayın gibi destekleyici formatlar özellikle dijital medya ve kurumsal iletişim ekipleri için ayrı bir avantaj yaratır. Çünkü mesele sadece bilgiyi almak değil, bilgiyi hızlı biçimde yayıma uygun hale getirmektir. Bu nedenle haber kaynağının yalnızca içerik üretmesi değil, içerikleri kullanılabilir bir formatta sunması da önemlidir. Özellikle internet gazeteleri ve dijital yayıncılar açısından yeniden kullanıma uygun, telif açısından net ve editoryal olarak temiz paketlenmiş haberler operasyonel değer taşır. Sektörel derinlik neden genel akıştan daha değerlidir? Birçok profesyonel gün içinde hem genel ekonomi başlıklarını hem de kendi sektörüne ait gelişmeleri izlemek ister. Fakat zaman sınırlıdır. Burada öncelik sıralaması gerekir. Çünkü sektörlerin dinamiği birbirinden ciddi biçimde ayrışır. Örneğin enerji sektöründe kapasite yatırımları, regülasyon ve emtia hareketleri ön plandayken; savunma sanayinde tedarik, teknoloji, ihracat ve kamu politikası belirleyici olabilir. Lojistik tarafında koridorlar, liman yatırımları ve maliyet baskısı öne çıkar. Tarımda ise iklim, üretim planlaması, ihracat pazarları ve destek politikaları aynı haber içinde buluşabilir. Yapay zeka cephesinde ise ürün lansmanından daha fazlası önemlidir; hangi kurumun hangi uygulamayı neden devreye aldığı ve bunun iş süreçlerine nasıl yansıdığı asıl haberdir. Bu nedenle iş dünyası için haber kaynakları arasında seçim yaparken, kapsam kadar derinliğe de bakmak gerekir. Çok konuya değinen ama hiçbirini çözümleyemeyen bir kaynak, yoğun profesyonel gündem için sınırlı fayda üretir. Daha dar ama daha nitelikli bir kaynak bazı durumlarda çok daha değerlidir. Kurumlar ve yayıncılar için haber kaynağı seçiminin farklı boyutları Bir CEO ile bir dijital gazete editörü aynı haberi okuyabilir, ancak ihtiyaçları aynı değildir. Yönetici için haberin stratejik sonucu önemlidir. Editör için ise hız, doğrulama, yayınlanabilirlik ve içerik akışının sürdürülebilirliği öne çıkar. Kurumsal iletişim ekipleri açısından haberin itibara etkisi, söylem tonu ve sektörel konumlandırma değeri ayrıca belirleyicidir. Bu ayrım haber kaynağı seçiminde kritik rol oynar. Eğer amaç karar destek ise, veri, bağlam ve sektör sinyali güçlü içerikler gerekir. Eğer amaç yayıncılık ise, düzenli akış, farklı kategori üretimi, telif netliği ve görsel destek daha önemli hale gelir. Bu noktada telifsiz ve ücretsiz içerik sağlayan yapılar, özellikle yüksek hacimli dijital yayın yapan mecralar için maliyet ve hız avantajı yaratabilir. Kapsül Haber Ajansı gibi iş odaklı, yeniden kullanıma uygun içerik sunan platformlar bu ihtiyaca doğrudan yanıt verir. Haber kaynağı seçerken en sık yapılan hatalar En yaygın hata, tek kaynağa aşırı bağımlılıktır. Güçlü bir yayın bile her alanı aynı derinlikte kapsayamaz. Tek kaynak kullanımında kör noktalar oluşur. Özellikle regülasyon, teknoloji ve uluslararası gelişmeler gibi alanlarda ek doğrulama ihtiyacı doğar. İkinci hata, yalnızca büyük manşetleri izlemektir. Oysa iş dünyasında etkisi yüksek birçok gelişme ilk anda manşet ölçeğinde görünmez. Sektörel bir yatırım, bölgesel bir üretim hamlesi ya da yönetici değişimi, birkaç ay sonra daha büyük bir dönüşümün habercisi olabilir. Üçüncü hata ise haber ile yorumun birbirine karıştırılmasıdır. Analiz değerlidir, fakat analizin hangi veriye dayandığı açık değilse karar sürecini yanıltabilir. Bu yüzden özellikle yüksek etkili başlıklarda, haberin kaynağı ve doğrulama zemini dikkatle okunmalıdır. İş dünyası için haber kaynakları seçerken pratik bir çerçeve Profesyonel okuyucu için ideal model, farklı amaçlara göre katmanlı bir haber takibidir. İlk katmanda hızlı ve güvenilir akış yer alır. Bu katman gündelik değişimleri kaçırmamak içindir. İkinci katmanda sektörel uzmanlık bulunur. Burada kurumun faaliyet alanına göre enerji, savunma, lojistik, tarım, teknoloji veya ekonomi başlıkları öne çıkar. Üçüncü katmanda ise yorum, röportaj ve gelecek odaklı içerik yer alır. Bu katman daha çok yön tayini sağlar. Ayrıca şu sorular seçim sürecini netleştirir: Bu kaynak haber veriyor mu, yoksa sadece içerik çoğaltıyor mu? Sektör dilini biliyor mu? Haberler yayıma uygun mu? Kurumsal kullanım veya medya yeniden kullanımı açısından operasyonel kolaylık sunuyor mu? Kısa vadeli dikkat yerine uzun vadeli güven oluşturuyor mu? Bu soruların yanıtı her kurum için aynı olmayabilir. Hızın daha kritik olduğu dönemler vardır, derinliğin daha önemli olduğu dönemler de. Piyasa oynakken anlık akış öne çıkar. Stratejik planlama yapılırken analiz ve sektörel perspektif daha kıymetli hale gelir. Kısacası doğru kaynak, her zaman en çok içerik üreten değil, ihtiyaç anında en fazla netlik sağlayan kaynaktır. İyi seçilmiş haber kaynakları, yöneticinin masaüstündeki sessiz avantajlardan biridir. Doğru bilgi çoğu zaman en yüksek sesle gelmez; doğru yerden gelir. Gündem hızlandıkça, kaynağın kalitesi daha görünür hale gelir.

Takeda Türkiye’ye “Yılın En İyi İlaç Firması” Ödülü Haber

Takeda Türkiye’ye “Yılın En İyi İlaç Firması” Ödülü

244 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren, bugün 80 ülkede sağlık alanında değer yaratan köklü bir Japon ilaç şirketi olan Takeda, “Daha Sağlıklı, Daha Parlak Bir Gelecek” vizyonuyla 15 yılı aşkın süredir Türkiye’de çalışmalarını sürdürüyor. İnsan odaklı yaklaşımı, sağlık alanındaki uzmanlığı ve toplumsal gelişim odaklı sosyal sorumluluk projeleri ile öne çıkan Takeda Türkiye, bu yaklaşımının bir yansıması olarak Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinin oylarıyla “Yılın En İyi İlaç Firması” seçildi. Bu prestijli ödül, Takeda Türkiye’nin sağlık alanındaki uzmanlığının yanı sıra, gençler nezdinde kazandığı güven ve takdirin de güçlü bir göstergesi oldu. Üniversite Öğrencilerinin Oylarıyla Gelen Anlamlı Ödül Yıldız Teknik Üniversitesi Kalite ve Verimlilik Kulübü tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Yıldız İş Dünyası Ödülleri’nde, farklı sektörlerden markalar üniversite öğrencilerinin değerlendirmeleriyle belirlendi. Üniversite öğrencilerinin oy kullandığı organizasyonda, iş dünyasının farklı alanlarında öne çıkan markalar bir araya geldi. Köklü geçmişinden aldığı güçle faaliyetlerini sürdüren Takeda Türkiye, yenilikçi tedaviler geliştirmenin yanı sıra çeşitlilik, kapsayıcılık ve toplumsal cinsiyet eşitliğini odağına alan yaklaşımıyla toplum için değer yaratmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Kuruluyor Haber

Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Kuruluyor

Özyeğin Üniversitesi’nin yürütücülüğünde TÜSİAD iş birliği ile kurulacak Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, veri temelli araçlar ile şirketlere bu konuda kurumsal politika geliştirme, eğitim ve deneyim paylaşımı desteği sunacak. Türkiye’nin etki gücü yüksek araştırma üniversitesi Özyeğin Üniversitesi, TÜSİAD işbirliğiyle, bakım emeği ve zihinsel iş yükünün çalışma yaşamına etkilerini görünür kılmak ve şirketlere somut çözüm araçları sunmak amacıyla “Bakım Eşitliği Şirketler Ağı”nı kuruyor. Ağ, şirketlerin kendi ihtiyaçlarına uygun, bakım sorumluluklarının eşit paylaşımını destekleyen politikalar geliştirmesine destek verecek. Ağ, dijital araçlarla anonim veri toplama, ölçümleme ve etki analizi yanında, bu alanda oluşturulacak ulusal veri setiyle şirketlerin kendi mevcut durumunu gözden geçirmesine imkân sunacak. Ağ aynı zamanda, eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla şirketler arasında ortak bir öğrenme ve deneyim paylaşımı zemini oluşturmayı hedefliyor. Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nın ana destekçiliğini Fiba Grubu üstleniyor. Stratejik Değer Yaratacak Aksiyonlar Belirlendi Şirketlerin bu sürece katılımlarının teşvik edilmesi amacıyla hayata geçirilen Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, bakım ve zihinsel iş yükünün eşitlikçi paylaşımı konusunda farkındalık artırıcı ve veriye dayalı birçok çalışmayı da kapsıyor. Bu kapsamda, düzenlenecek zirve ve etkinliklerin yanı sıra bakım sorumluluklarının eşit paylaşılmasını destekleyen politikaların kurumsal performans üzerindeki etkilerinin ölçümlenmesini sağlayacak araçlar geliştirilecek. Bu alanda geliştirilen çözüm araçlarının iş dünyasında yaygınlaştırılması ve bu konuda bilimsel araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi sağlanacak. Konunun iş dünyası gündeminde kalıcı bir yer edinmesi de Ağ’ın planları arasında yer alıyor. “Bakım Eşitliği, iş yaşamına kadınların eşit katılımını doğrudan etkiler” Kadınların çalışma hayatına katılımı önündeki en önemli engellerden biri olan bakım sorumluluğunun bir ekonomik altyapı konusu olduğunu vurgulayan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, “Kadınların başta ekonomi ve karar alma mekanizmaları olmak üzere her alanda eşit haklar ve fırsatlarla yer alması hem bir insan hakları meselesi hem de ekonomik ve toplumsal kalkınmanın temel bir unsurudur. Ancak kadınların ekonomik hayata katılımında özellikle bakım sorumluluklarının eşitsiz dağılımı etkili oluyor. Türkiye’de 3 yaşın altında çocuğu olan 25–49 yaş grubundaki kadınların yalnızca %27,1’i istihdamda kalabilirken, erkeklerde bu oran %90,6’dır. [i] Bu tablo, bakımın yalnızca bireysel ya da aile içi bir mesele değil; işgücü piyasalarından sosyal güvenlik sistemlerine uzanan bir ekonomik altyapı meselesi olduğunu ortaya koyuyor. İş yaşamında eşitliğin sağlanması için haklar ve fırsatlarla birlikte sorumlulukların da eşit paylaşılması gerekiyor. Bakım eşitliği kadınların iş yaşamına eşit katılımını doğrudan etkiler. Bu kapsamda “eşit ebeveynlik” yaklaşımının benimsenmesi, çalışanların bakım yükünü azaltan kurumsal mekanizmaların hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor. Bu yaklaşımla Özyeğin Üniversitesi yürütücülüğünde hayata geçen Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nın iş dünyasında yaygınlaşmasını ve bu alandaki iş birliğimizi çok kıymetli görüyoruz. Akademi ve özel sektör perspektiflerini bir araya getiren bu yapı ile kurumsal farkındalığı artıracak, veriye dayalı politikalarla şirketler nezdinde somut bir kurumsal dönüşümü destekleyecek adımlar atacağımıza inanıyoruz” dedi. ‘Eşitsiz yük bir kalkınma meselesi’ Ağın bilimsel temelli ve uygulamaya dönük yapısına vurgu yapan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan ise şu değerlendirmede bulundu: “2025 yılında Türkiye genelinde gerçekleştirdiğimiz araştırma, eşitsizliğin, kadınların kariyer yolculuğunda somut kayıplara yol açtığını gösteriyor. Kadınların yüzde 31’i hayatlarının bir noktasında işinden ayrılıyor, evli ve çocuklu kadınların yüzde 14,5’i ise terfi tekliflerini reddediyor. Dolayısıyla sorumlulukların eşitsiz paylaşımı sadece bireysel ya da sosyal bir konu değil aynı zamanda bir kalkınma meselesi olarak öne çıkıyor. TÜSİAD gibi iş dünyasını geniş bir çerçevede bir araya getiren bir kuruluşun bu çabayı sahiplenmesi, konunun özel sektör gündemine güçlü biçimde girmesi açısından çok önemli bir hamledir. Kalıcı bir dönüşüm yaratabilmek için kurumların önce mevcut tabloyu ölçebilmesi, ardından somut politika ve uygulamaları hayata geçirmesi gerekiyor. Bakım Eşitliği Şirketler Ağı ile iş dünyasına bu dönüşümü veriye dayalı ve kalıcı adımlarla hayata geçirebileceği güçlü bir zemin sunmayı hedefliyoruz.” Kurumsal farkındalık beklentisi öne çıkıyor Özyeğin Üniversitesi’nin 2025 yılında yayınladığı “Bakım Emeği ve Zihinsel İş Yükünün Beyaz Yakalı Çalışanlar Üzerindeki Etkisi Araştırma Raporu” çalışanların kurumlardan beklentilerine yönelik önemli veriler sunuyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 85,26’sı, bakım emeği ve zihinsel iş yükü odaklı iş yeri politikalarının iş tercihlerine ve motivasyonlarına olumlu katkı sunduğunu belirtiyor. Ayrıca kadınların yüzde 77’si kurumlarından bu konuda farkındalık yaratmalarını bekliyor. Veri temelli kurumsal dönüşüm desteği Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, özel sektöre veriye dayalı kurumsal dönüşüm yaklaşımıyla çok boyutlu destek sağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda şirketlere çocuk, yaşlı veya engelli bakımından gündelik hane içi sorumluluklara kadar geniş bir alanı kapsayan bakım sorumluluklarının eşit paylaşılmasını destekleyen politika ve uygulamalar geliştirmeleri için danışmanlık sağlanırken, Bakım Emeği ve Zihinsel İş Yükü Analiz Aracı (CML Kit) ile anonim veri toplama, etki analizi ve ulusal veri setiyle kıyaslama imkânı sunulacak. Ağ ayrıca kaynak ve yapay zekâ destekli araçlara erişim ile hedef kitleye göre tasarlanan eğitim programları sağlayacak. Ağın odağında iyi uygulamaların paylaşılması, kamusal farkındalık ve etki odağının güçlendirilmesi çalışmalarının yanı sıra ulusal veri setinin periyodik güncellenmesi ve tematik araştırmalarla bilgi üretiminin sürdürülmesi de yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KIRCAALİSİAD’dan ERİAD’a İş Birliği Ziyareti Haber

KIRCAALİSİAD’dan ERİAD’a İş Birliği Ziyareti

Bulgaristan Kökenli Yönetici, Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KIRCAALİSİAD) heyeti, Eskişehir’in önemli iş dünyası sivil toplum kuruluşlarından biri olan Eskişehir Rumeli Sanayici ve İş İnsanları Derneği’ni (ERİAD) ziyaret etti. ERİAD Yönetim Kurulu Başkanı Rüştü Şentuna ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya gelen KIRCAALİSİAD adına ziyarette; Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, Başkan Yardımcıları Süleyman İnan ve Ferdi Yılmaz ile Genel Sekreter Gökhan Vatansever yer aldı. Samimi ve verimli bir atmosferde gerçekleşen görüşmede; iki dernek arasında kurulabilecek iş birlikleri, ortak projeler ve iş dünyası arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik başlıklar ele alındı. Toplantıda ayrıca Balkanlar ile Türkiye arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesi, iş insanları arasında karşılıklı yatırım ve ticaret fırsatlarının artırılması gibi konular da değerlendirildi. “Ortak değerler” vurgusu Görüşmede iki kurum arasındaki bağın yalnızca bir ziyaretle sınırlı kalmayacağı, aksine uzun vadeli bir iş birliği anlayışıyla geliştirileceği vurgulandı. KIRCAALİSİAD ve ERİAD’ın, ortak değerler ve benzer vizyon doğrultusunda hareket eden iki “kardeş dernek” olarak gelecekte pek çok projede birlikte yer alabileceği ifade edildi. KIRCAALİSİAD heyeti, Balkanlar ile Türkiye arasında ekonomik ve ticari köprüler kurma vizyonuyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, bu süreçte iş dünyası örgütleri arasındaki dayanışma ve iş birliğinin büyük önem taşıdığını dile getirdi. ERİAD ile gerçekleştirilen bu buluşmanın, iki şehirdeki iş insanları arasında yeni bağlantıların kurulmasına ve ortak projelerin geliştirilmesine katkı sağlayacağı ifade edildi. Ziyaret sonunda karşılıklı iyi niyet ve iş birliği mesajları paylaşılırken, iki derneğin önümüzdeki dönemde ortak etkinlikler, iş dünyası buluşmaları ve bölgesel ekonomik iş birlikleri için temaslarını sürdürmesi konusunda mutabık kalındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UN Global Compact Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanlığına Güliz Öztürk Seçildi Haber

UN Global Compact Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanlığına Güliz Öztürk Seçildi

İş dünyasını sürdürülebilir kalkınma yolunda destekleyen ve Türkiye’de “Küresel İlkeler Sözleşmesi İmzacıları Derneği” olarak faaliyet gösteren UN Global Compact Türkiye’nin 4. Olağan Genel Kurul Toplantısı 6 Mart 2026 tarihinde The Marmara Hotel Taksim’de gerçekleştirildi. Dördüncü: “Şirketler küresel zorluklara rağmen sürdürülebilirlik taahhütlerini genişletmeyi planlıyor” Son iki dönemdir yönetim kurulu başkanlığını yürüten UN Global Compact Türkiye Kurucu Başkanı Ahmet Dördüncü, açılış konuşmasında 2025’te yaşanan jeopolitik gerilimler, ticaret politikalarındaki değişimler, ekonomik dalgalanmalar ve teknolojik dönüşümün yarattığı karmaşıklığın şirketlerin sürdürülebilirlik taahhütleri açısından önemli bir samimiyet testine dönüştüğünü belirterek “Sürdürülebilirliğin gerçekten kurumsal stratejinin bir parçası olup olmadığı, en çok belirsizlik dönemlerinde verilen kararlarla ortaya çıkar. Gerçek liderlik koşullar zorlaştığında kendini gösterir. UN Global Compact’in 2025 CEO Araştırması’na göre CEO’ların %99’u küresel zorluklara rağmen sürdürülebilirlik taahhütlerini sürdürmeyi hatta genişletmeyi planlıyor.” şeklinde konuştu. Dördüncü, UN Global Compact Türkiye’nin çalışmalarını İstanbul’un ötesine taşıyarak Türkiye genelinde yaygınlaştırdığını, sürdürülebilir dönüşümün ortak bir çabayla mümkün olduğunu ifade etti. 2019’dan bu yana Türkiye’den yüzlerce şirketin UN Global Compact’e katıldığını belirten Dördüncü, “Bu büyüme yalnızca niceliksel bir artışı değil, ilkelere dayalı iş yapma anlayışının Türkiye’de giderek daha güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor.” dedi. Dördüncü konuşmasını şu sözlerle tamamladı:“Kurumlar kişilerle değil, ilkelerle yoluna devam eder. Güçleri süreklilikten ve ortak sorumluluk anlayışından gelir. UN Global Compact Türkiye’nin iş dünyasının sürdürülebilir dönüşümünde daha güçlü bir rol oynamaya devam edeceğine inanıyorum. Bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük onur duydum.” 2026 – 2029 dönemi Yönetim ve Denetim Kurulunun belirlendiği seçim sonucunda Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk, UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Öztürk: “Cesur, güvenilir ve eyleme geçen bir iş dünyası liderliğine ihtiyaç var.” Öztürk, göreve seçildikten sonra yaptığı konuşmada “Dünya artık cesur, güvenilir ve eyleme geçen bir iş dünyası liderliğine ihtiyaç duyuyor. İş dünyasının bugün alacağı kararlar; dünyamızın ortak refaha doğru ilerleyip ilerlemeyeceğini belirleyecek.” dedi. UN Global Compact Türkiye’nin yeni dönemde çalışmalarını üç temel eksende yürüteceğini vurgulayan Öztürk “Şirketlerin sürdürülebilirlik alanında bilgi ve uygulama kapasitesini artıracağız, ortak hareketi hızlandıracağız ve sürdürülebilirliğin yarattığı iş değerini daha görünür kılacağız.” şeklinde konuştu. 2026-2029 Dönemi UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin listesi şöyledir: YÖNETİM KURULU ASİL ÜYELERİ (2026-2029) Güliz Öztürk, Pegasus Hava Taşımacılığı (Başkan) Haluk Kayabaşı, Kibar Holding (Başkan Yardımcısı) Ozan Uyar, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (Başkan Yardımcısı) Özgür Tokgöz Altun, Boyner Holding (Sayman) Onur Altürk, Anadolu Efes Biracılık Malt Sanayii Nursel Ölmez Ateş, Borusan Holding Neslihan Sadıkoğlu, Doğan Şirketler Grubu Holding Ebru Tüzecan, Koç Holding Akansel Koç, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Cevher Özyavuz, Türk Sanayicileri ve İşinsanları Derneği Fezal Okur Eskil, Yıldız Holding YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYELERİ (2026-2029) Sinem Edige, Türkiye Garanti Bankası İhsan Erbil Bayçöl, Enerjisa Enerji Üretim Asuman Büyükyıldırım, Bosch Bilge Kalpaklıoğlu Eyilik, Yaşar Holding Yalçın Yeşilova, Yeşilova Holding DENETİM KURULU ASİL ÜYELERİ (2026-2029) Serra Tükel, Arkas Konteyner Taşımacılık Yasemin Sırali, Fiba Holding İclal Dural, Nurol Holding DENETİM KURULU YEDEK ÜYELERİ (2026-2029) Aslı Kasapoğlu, Aslı Tekstil Ahmet Özbaş, Sarten Ambalaj Onur Uruşak, Etap Doğan Plastik UN Global Compact Türkiye hakkında: UN Global Compact; Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nin özel bir girişimi olarak insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanlarında evrensel olarak kabul edilmiş On İlke ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda iş dünyasını sorumlu uygulamalar için harekete geçirmeyi, iş dünyasının kolektif etkisini hızlandırmayı ve ölçeklendirmeyi; bu dönüşümü hızlandıracak ekosistemleri desteklemeyi amaçlamaktadır. UN Global Compact’in 64 ülke ağından biri olan ve 2023 yılında “Küresel İlkeler Sözleşmesi İmzacıları” Derneği adı ile tüzel kişiliğe kavuşan UN Global Compact Türkiye, gerçekleştirdiği etkinlikler, sunduğu program, kaynak ve araçlar ile iş dünyasının sürdürülebilirlik alanında gelişimini desteklerken hem yerelde hem de küresel ölçekte iyi uygulamaların paylaşılması ve işbirliklerinin kurulmasına olanak sağlamaktadır. 400’den fazla şirket üyesiyle UN Global Compact Türkiye, kendi bölgesinin en büyük; Avrupa’nın ise 8. büyük ülke ağıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.