Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iş Gücü

Kapsül Haber Ajansı - Iş Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

JYSK Türkiye Yatırımlarını Hızlandırdı Haber

JYSK Türkiye Yatırımlarını Hızlandırdı

Danimarka merkezli ev yaşam perakendecisi JYSK, Mayıs 2023'te girdiği Türkiye pazarında "herkes için harika bir İskandinav teklifi" sunma vizyonuyla büyümesini sürdürüyor. 1979 yılında Lars Larsen tarafından kurulan ve 50 ülkede 3.600'den fazla mağazası bulunan marka, ülkedeki 13'üncü mağazasını Muğla Rüya 48 Outlet'te yaklaşık 1.250 metrekarelik satış alanında hizmete açtı. İskandinav 'hygge' tarzını yansıtan ev ve yaşam ürünlerinin yanı sıra uzman olduğu yatak ve uyku çözümlerini de müşterileriyle buluşturan JYSK, yeni mağazasında 2 binden fazla ürün çeşidiyle hizmet verecek. Mağazalarda sunduğu örnek oda tasarımları ve ilham veren dekorasyon köşeleriyle ziyaretçilerine farklı dekorasyon fikirlerini bir arada keşfetme imkânı sağlayan marka, İskandinav tasarımını yüksek kalite ve her bütçeye uygun fiyatlarla buluşturarak, evini güzelleştirmek isteyen herkese ilham verici ve pratik çözümler sunuyor. "Muğla Mağazamız Bölgesel Büyüme Stratejimizin Kilit Noktası" Muğla mağazasının kurduğumuz güçlü, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir perakende ağının önemli bir parçası olduğunu belirten JYSK Türkiye Ülke Direktörü Fatih Tezcan, "Bu açılışla birlikte Ege Bölgesi'ndeki mağaza sayımızı 3'e çıkarmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Muğla, eskiden sadece yaz aylarında hareketlenen bir turizm şehri olarak değerlendiriliyordu. Artık burası insanların dört mevsim boyunca yaşadığı, kalıcı bir şehir haline geldi. Bu değişim, Muğla'yı dönemsel bir pazar olmaktan çıkarıp, yıl boyu hizmet sunmamız gereken çok dinamik bir merkez yapıyor. Biz de bu yatırımımızla Muğlalıların yıl boyu ev konforuna eşlik etmek istiyoruz. Böyle stratejik bir lokasyonda varlık göstermek, markamızın yalnızca Türkiye iç pazarına değil, aynı zamanda bölgeyi ziyaret eden uluslararası tüketicilere de doğrudan ulaşmasını sağlıyor. Bu yönüyle Muğla mağazamız, bölgesel büyüme stratejimizin kilit noktalarından biri konumunda yer alıyor" dedi. "Mağaza Yatırımlarımız Hız Kesmeden Devam. Edecek" Her bölgede ve her şehirde birden fazla mağazayı tüketicilerle buluşturmayı hedeflediklerinin altını çizen Tezcan, "Türkiye genelindeki büyüme stratejimizi, sadece coğrafi bir yayılım olarak görmüyoruz. Sektördeki küresel tecrübemizi yerel iş gücüne aktarmak adına sunduğumuz dünya standartlarındaki profesyonel eğitim programlarıyla, Türk perakendeciliğine dünya standartlarında yetişmiş, kalifiye insan kaynağı kazandırmayı istiyoruz. Böylece operasyonel ağımızı hızla genişletirken; nitelikli iş gücü, yerel üreticilerle iş birlikleri ve sürdürülebilir operasyon anlayışımızla sektöre ve ülke ekonomisine katma değeri yüksek, kalıcı ve sürdürülebilir katkılar sağlamayı önceliyoruz. Bu büyüme vizyonumuzun bir sonraki adımı olarak Ağustos ayında İzmir'de yeni mağazamızı açmaya hazırlanıyoruz. İzmir yatırımımızın ardından Ankara başta olmak üzere farklı şehirlerde de mağaza yatırımlarımıza hız kesmeden devam ederek, Türkiye'nin dört bir yanındaki tüketicilerle buluşmayı sürdüreceğiz" dedi." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch, Otomasyon Ve Robotik Teknolojilerini İleri Taşıyor Haber

Bosch, Otomasyon Ve Robotik Teknolojilerini İleri Taşıyor

Gelişmiş robotik ve özellikle insansı sistemlerin oldukça dinamik büyümesi, otomasyonun bir sonraki aşamasının habercisi. Bosch, bu gelişimi şekillendirmede şimdiden önemli bir rol oynuyor ve otomasyon ile robotik için kilit teknolojileri ileri taşıyor. Berlin'deki Bosch Connected World (BCW)'de konuşan Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung, “Gelişmiş sensör teknolojisi, yazılım ve elektrik enerjisinin harekete, verimli bir şekilde dönüştürülmesi sadece otonom mobilite ile teknolojik olarak ilişkili değil, aynı zamanda modern robotiğin de temel taşlarıdır” dedi. Otomasyon ve robotik teknolojilerine yönelik artan talebe hızla yanıt veren Bosch, halihazırda dünya çapında aranan ve cazip bir ticarileştirme ortağı ve bileşen tedarikçisi konumunda. Hartung, “İnsansı robotların ortaya çıkışıyla birlikte Bosch bileşenlerine ve çözümlerine olan talep artıyor” diye ekledi. Kapsamlı uzmanlığıyla şirket, robotik pazarının büyümesinden pay almak için elinde büyük bir avantaj bulunduruyor. Bosch, bu alanda milyarlarca dolarlık bir iş geliştirme potansiyeli görüyor. Şirket, bunu başarmak için sinerji etkilerine güveniyor. Hartung, “Endüstriyel ölçekte robotiği, insansı robotlara kadar ilerletmek için çeşitli iş sektörlerinden kanıtlanmış teknolojileri vizyoner yeniliklerle birleştiriyoruz. Ayrıca bu stratejiye bağlı kalmanın Avrupa'nın bir teknoloji merkezi olarak konumunu güçlendireceğini umuyoruz” dedi. Dahası, Bosch, Alman fabrikalarının dünyanın geri kalanına kıyasla rekabet gücünü artırmak ve giderek artan nitelikli iş gücü açığına karşı koymak için otomasyondan hedefli bir şekilde yararlanıyor. Robotik hassas bir dokunuş gerektirir Bosch Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Tanja Rueckert, “Bosch, tekerlekler ve robot kolları aracılığıyla geleceğe yön veriyor” diyor. Şirket, bu büyüme pazarını şekillendirmede otomobilden fabrikaya ve eve kadar uzanan alanlar arası otomasyon uzmanlığını bir avantaj olarak kullanıyor. Bosch, kendini insansı robot üreticisi olarak değil, modern otomasyon ve robotiğin “beyni ve sinir sistemi” için lider bir tedarikçi ve ortak olarak konumlandırıyor. Bu esnek çözümlerin merkezinde Bosch'un açık ctrlX AUTOMATION platformu yer alıyor. Rueckert, “Bu, robotiği erişilebilir, modüler ve hızlı entegre edilebilir hale getiriyor. Müşterilerimizin, sürücüsüz taşıma sistemlerini yüksek hassasiyetli robot kollarıyla birleştirmelerini şimdiden sağlıyoruz. Bu sayede mevcut süreçlerdeki görevleri istikrarlı ve esnek bir şekilde devralabiliyorlar” diyor. Bosch Rexroth bölümü şu anda bu alanda birçok müşteri projesi yürütüyor. Robotlar, ister fabrikada ister evde olsunlar, çevreleriyle güvenli ve hassas bir şekilde etkileşim kurabilmeleri için keskin bir dokunma hissine ihtiyaç duyarlar. Küçük ama vazgeçilmez bir teknoloji olan ve MEMS sensörleri olarak bilinen mikro elektromekanik sistemler, robotlara tam olarak bu dokunsal hissi veriyor. Bu sistemler, robotların nesneleri gerekli incelikle tutabilmelerini ve fiziksel temasa hassas bir şekilde tepki vermelerini sağlayan anahtardır. Örneğin, bu sensörler sayesinde bir robot sağlam bir su bardağını veya narin bir kadehi kavrama gücünü hassas bir şekilde ayarlayabilir. Bosch, şirketin Reutlingen'deki yarı iletken tesisi için merkezi öneme sahip olan bu kilit teknoloji alanında küresel pazar lideridir. Hartung, “İnsanların 4 milyon dokunma sensörü var. Eğer aynı sayıda sensöre sahip robotlar yapsaydık, dünya çapındaki 4 yıllık sensör üretimi 12.500 robot için ancak yeterli olurdu” dedi. Bu rakam, otomasyon ve robotiğin geleceğindeki muazzam potansiyeli ve Bosch'un bu gelecekteki kilit rolünü gözler önüne seriyor. Bir pazar araştırması ve strateji danışmanlığı şirketi olan Yole Group'a göre, Bosch'un lider olduğu MEMS sensör pazarının 2030 yılına kadar 19,2 milyar ABD dolarını aşması ve yıllık ortalama yüzde 4'lük bir büyüme oranı yakalaması bekleniyor. Bosch, bilişsel robotları daha da geliştirmek için çalışıyor Bosch, otomasyon ve robotik alanındaki gelişimi hızlandırmak için hedefe yönelik şirket içi inovasyon ve açık bir ekosistem yaklaşımının birleşimine güveniyor. Bu amaçla şirket, yeni robotik çözümlerin geliştirilmesi ve ticarileştirilmesine odaklanan uzmanlaşmış bir birim olan Robert Bosch Robotics GmbH'yi kurdu. Aynı zamanda Bosch, stratejik ortaklıklar yoluyla endüstriyel ölçeklendirmeyi ilerletmeye devam ediyor. Örneğin şirket, bilişsel robotları daha da geliştirmek için Alman start-up Neura Robotics ile birlikte çalışıyor. Bosch, derin üretim uzmanlığı sayesinde İngiltere'den Humanoid'in yanı sıra diğer ABD'li ve Çinli ortaklar da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından önde gelen robotik girişimleri için kilit bir ortak olarak hareket ediyor ve prototiplerini üretim ölçeğine taşıyor. Bosch, özellikle Çin'deki ortaklıklarını, yılın başında kurulan ve fiziksel yapay zekanın gelişimini ve robotik çözümlerin ticarileştirilmesini yürüten Bosch Robotik Merkezi Çin'de (BROC) bir araya getirdi. Robotların “zekâsına” ek olarak, Bosch'un gücü, onlara fiziksel performans kazandıran kritik bileşenlerde yatıyor. Bosch Rexroth’un portföyü arasında, modern robotik ve fabrika otomasyonu için kapsamlı bir kilit bileşen bulunuyor. Bunlar arasında dinamik ve hassas hareketler sağlayan yüksek hassasiyetli elektrik motorları ve güçlü servo sürücüler ile çeşitli ortamlar ve gereksinimler için robotların akıllı, esnek kontrolünü sağlayan ctrlX AUTOMATION yer alıyor. Bosch ayrıca robotlara ihtiyaç duydukları gücü, hızı ve hassasiyeti veren karmaşık montajlar ve alt sistemler de sunuyor. Bu da bu bileşenlerin çeşitli otomasyon görevleri için teknolojik omurga görevi gördüğü anlamına geliyor. Dahası Bosch, örneğin Rexroth konveyör sistemleri ile robotik üretimi için fabrika ekipmanları konusunda da destek sağlayabiliyor. Dünya çapında 230'dan fazla tesisten gelen benzersiz veri hazinesi Yapay zeka (AI), otomasyon ve robotiğe yeni yetenekler kazandıran motordur. Rueckert, “En son teknoloji elektronik ve mekaniğin yapay zeka ile birleşimi, otomasyon ve robotikte önemli teknolojik atılımları ulaşılabilir kılıyor. Örneğin, robotların çevrelerini algılamalarını, süreçleri anlamalarını ve deneyimlerinden öğrenmelerini sağlıyor” diyor. Bosch, bu kilit teknolojiyi stratejisine sıkı bir şekilde yerleştirdi ve iki düzeyde kullanıyor. İlk olarak şirket, otonom çalışmayı sağlamak için buluttaki yapay zeka modellerini doğrudan fiziksel ürünlerine taşıyor. İkinci olarak, Bosch halihazırda kendi üretiminde, örneğin üretim süreçlerinin optimizasyonunda, tahmine dayalı bakımda ve optik hata tespitinde yapay zekayı yaygın olarak kullanıyor. Bu öğrenen yapay zeka sistemlerinin temeli, Bosch'un dünya çapındaki 230'dan fazla tesisinden gelen ve sektörde benzersiz olan bir veri hazinesidir. Rueckert, “Belirleyici rekabet avantajımız sadece makineler değil, küresel üretim ağımızdan gelen verilerdir. Bu veri hazinesi, geleceğin akıllı otomasyon çözümlerini geliştirdiğimiz ham maddedir” diyor. Ayrıca Bosch, insan uzmanlığını makine tarafından okunabilir verilere dönüştürmek için karmaşık hareket dizilerini eğitim için bir temel olarak kaydeden özel veri giysileri kullanıyor. Şirket, bilişsel robotların gelişimini hızlandırmak için bu uzmanlığı Neura Robotics ile olan ortaklığına özel olarak aktarıyor. Yapay zeka konusunda, dünya çapında 7 ülkede 11.000'den fazla kişiyle yapılan bir anket olan Bosch Tech Compass, insanların çoğunluğunun yapay zekayı önümüzdeki yılların en etkili ve en olumlu teknolojisi olarak gördüğünü gösteriyor. Bir diğer önemli bulgu ise yanıt verenlerin yüzde 70'inin yapay zekayı gelecek için çok önemli görmesiyle, bu teknolojiye olan heyecanın dünya çapında artması. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek Haber

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 2026 Küresel CPG Sektöründe Endüstriyel Yapay Zekâ Anketi’nin yeni bulgularını yayımladı. Anket, ambalajlı tüketim ürünleri (CPG) üreticilerinin 2030 yılına kadar üretimdeki verimsizliklerde ve maliyet baskılarında önemli artışlar beklediğini ortaya koyuyor. Çoğu üretici, dalgalanmaların hızlandığı bu on yılda rekabet gücünü pekiştirmek için endüstriyel zekâya (yapay zekâ, veri ve otomasyonun birleşik gücü) yöneliyor. Yapısal üretim maliyetlerinin 2030'a kadar artması bekleniyor CPG üreticilerinin hızlanan bir kar marjı krizi beklediğini ortaya koyan ankete göre üretim gecikmeleri, duruş süreleri ve ekipman arızaları gibi verimsizlikler, halihazırda nihai ürün maliyetinin tahmini olarak %20,3'ünü oluşturuyor. Katılımcılar, günümüzde gecikmeler, duruş süreleri, yeniden işleme, kalite sapmaları veya varlıkların optimal olmayan kullanımı nedeniyle ortalama üretim gelirlerinin %15,2’sinin kaybedildiğini bildiriyor. Bu önlenebilir kayıpların keskin bir şekilde kötüleşerek gelecek yıl %21,37’ye ulaşması ve 2030 yılına kadar %29,14’e doğru yükselmesi bekleniyor. Birçok CPG üreticisi, önlenebilir üretim kayıplarındaki bu öngörülen artışı azaltmak için endüstriyel yapay zekâya yöneliyor. Yapay zekâ beklentileri artarken hazırlık seviyesi geride kalıyor Bugün her sekiz CPG üreticisinden sadece biri (%13), yapay zekânın temel operasyonlara ve karar alma süreçlerine uçtan uca entegre edildiğini söylüyor. 2030 yılına gelindiğinde ise üreticilerin üçte birinden fazlası (%37) yapay zekânın operasyonlarının merkezinde olmasını bekliyor ki bu, kullanım oranının sadece dört yıl içinde üç katına çıkması anlamına geliyor. Katılımcılar ayrıca yapay zekâ destekli Yatırım Getirisinin (ROI) de keskin bir şekilde artmasını bekliyor: Üçte biri (%32,7), yapay zekâ projelerinden 2030 yılına kadar %50-74 oranında getiri elde etmeyi öngörüyor.Yaklaşık onda biri (%7,9), %100’ün üzerinde getiri tahmin ediyor; bu da yapay zekâ yatırımlarının bir yıldan kısa sürede kendi maliyetini çıkaracağı anlamına geliyor. Bu performans seviyesi günümüzde yalnızca WEF Lighthouse veya otonom fabrikalarında görülmektedir. Buna karşın, katılımcıların yüzde yetmişi mevcut yapay zekâ yatırım getirisinin %20’nin altında olduğunu, yaklaşık üçte biri ise (%28,4) %5 veya daha düşük bir getiri gördüğünü belirtiyor. Bu durum, sektörün henüz erken aşamadaki uygulamalardan sınırlı bir değer elde ettiğini yansıtıyor. Schneider Electric CPG Başkanı Neil Smith, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Üreticiler, 2030 yılına kadar uçtan uca yapay zekâ benimsenmesinde üç katlık bir artışın yanı sıra, görmeyi bekledikleri getirilerde de önemli bir değişim öngörüyor ve günümüzde yalnızca en gelişmiş Lighthouse ve otonom fabrikaların ulaştığı seviyeleri hedefliyorlar. Bu beklenti uçurumu, acilen harekete geçilmesi gerektiğini gösteren en güçlü işarettir. Yapay zekâ, ancak gerçek endüstriyel zekâyı sunduğunda dönüştürücü olabilir: Yani gerçek zamanlı operasyonel verileri, modern otomasyonu ve yapay zekâyı ölçekli olarak verimliliği artıran senkronize kararlara dönüştürme yeteneği. Birçok kuruluş hala yapay zekânın değerini ve benimsenmesini sınırlayan parçalanmış veriler ve eski sistemlerin bulunduğu mevcut tesisleri (brownfield) işletiyor. Bu hazırlık açığını kapatmak, artık CPG sektörü için en önemli rekabet önceliklerinden biridir.” Engel yapay zekâ teknolojisi değil, endüstriyel zekâ için gerekli temel hazırlık seviyesi Yapay zekânın potansiyeline duyulan güçlü güvene rağmen, anket katılımcıları yapay zekâyı ölçeklendirmenin önündeki temel engeller olarak teknolojik değil yapısal zorlukları öne çıkarıyor: Yapay zekâ veya veri bilimi alanındaki beceri açıkları (%43,0),Eski otomasyon sistemleri ve altyapı (%37,5),Bağlamlandırılmış operasyonel veri eksikliği (%36,3),İş gücü direnci (%25,7). Tüm bu unsurlar, siber güvenlik veya uyumluluk endişelerinin (%21,7) de önünde yer alıyor. Schneider Electric Endüstriyel Otomasyon Hizmetleri Kıdemli Başkan Yardımcısı Cecile Vercellino konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sonuçlar çok net: Endüstriyel yapay zekâ için beklenen o dönüştürücü yatırım getirisini sadece dört yıl içinde elde etmek; iş birliği, şeffaflık ve ortak standartlar konusunda köklü bir değişim gerektiriyor. SE Danışmanlık Hizmetleri (SE Advisory Services) aracılığıyla, kendi ‘Lighthouse’ üretim bilgi birikimimizi halihazırda dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimizle paylaşıyor ve onların dijital hedeflerini ölçülebilir etkilere dönüştürmelerine yardımcı oluyoruz. En iyi uygulamaların ve sektöre özel uzmanlığın paylaşılıp hayata geçirilmesinin, endüstriyel dijital dönüşümün bir sonraki dalgasını hızlandıracağına inanıyoruz.” Schneider Electric'in AVEVA iş birliğiyle bugün yayımladığı “Abartının Ötesinde: Rekabetçi Tüketici Ürünleri Üretimi İçin Pratik Yapay Zekâ” (Beyond the Hype: Practical AI for Competitive Consumer Goods Manufacturing) başlıklı yeni rapor; yiyecek-içecek ve yaşam bilimleri sektörlerinde yapay zekânın başarılı bir şekilde uygulanması konusunda rehberlik sunuyor. Rapor; endüstriyel veri, modüler otomasyon, elektrifikasyon ve Endüstriyel Yapay Zekâ uygulama adımları aracılığıyla otonom operasyonlara giden yolu ana hatlarıyla çiziyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi Yoğun Katılımla Gerçekleşti Haber

Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi Yoğun Katılımla Gerçekleşti

E-ticaret sektörünün gelişiminde kritik rol oynayan lojistik süreçlerin, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarının geniş bir perspektifle ele alındığı zirvede, yapay zekânın sağladığı verimlilik artışıyla birlikte şeffaflık ve esneklik vurgusu öne çıktı. T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde, İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından; DEİK/Lojistik İş Konseyi ve DEİK/Dijital Teknolojiler İş Konseyi ile Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) destekleriyle düzenlenen ‘Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi’, Grand Cevahir Hotel Convention Center'da gerçekleşti. Zirvenin en dikkat çeken oturumlarından biri olan “E-Ticaretin Geleceği ve Fırsatlar”, Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarının üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. PTTAVM CEO’su & ETİD Başkanı Hakan Çevikoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda; n11 CEO’su Nihal Dindar Akın, Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, Yepy Genel Müdürü Hakan Orhun, Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, Pazarama CEO’su Mehmet Bülent Kutacun yer aldı. n11 CEO’su Nihal Dindar Akın: “Esneklik ve şeffaflık da en az hız kadar önemli” E-ticarette tüketicilerin kargo şirketlerinden beklentileri ve pazar yeri satıcılarının lojistik satıcılardan beklentileri ile ilgili konuşan n11 CEO’su Nihal Dindar Akın, hızın tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, “Herkesin aklındaki ilk cevap hız. Ancak hız tek başına belirleyici değil; esneklik ve şeffaflık da en az hız kadar önemli” dedi. Deloitte’un yaptığı araştırmanın sonuçlarına ilişkin verileri paylaşan Akın, “Tüketicilerin yüzde 70’inden fazlası teslimat zamanını kendisi seçmek istiyor. Yüzde 60’tan fazlası ise kargosunu anlık olarak takip ediyor” ifadelerini kullandı. Akın ayrıca, “2026 yılında bizim hâlâ lojistiğe dair en çok aldığımız soru ‘Kargom nerede?’ Burada kullanıcıların beklentilerini doyurmak ve tatmin etmenin lojistik sağlayıcılar için çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Satıcı tarafındaki önceliklere de değinen Akın, “Satıcıların en kritik beklentisi maliyet. Yüzde 50’den fazlası kargo maliyetlerini büyümenin önünde engel olarak görüyor” ifadelerini kullandı. Sorunsuz teslimat ve kampanya dönemlerindeki operasyonel başarıya da dikkat çeken Akın, bu süreçlerde lojistik performansının memnuniyeti doğrudan etkilediğini belirtti. Yapay zekânın sektördeki rolüne de değinen Akın, “Kullanıcıların beklediği hız, şeffaflık ve esnekliği sağlamak için yapay zekâ artık bir tercih değil, zorunluluk. Maliyet avantajı sağlamaktan operasyonları optimize etmeye kadar birçok alanda yapay zekâdan faydalanıyoruz” dedi. Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan: “Yapay zekâ, tüm e-ticaret ekosistemine çok önemli bir verim artışı fırsatı getirdi” Yapay zekanın günümüzde global operasyonlarda oynadığı rolü vurgulayan Trendyol Grubu CEO'su Erdem İnan, şu ifadeleri kullandı: "Trendyol olarak, 36 ülkede 10'un üzerinde farklı dildeki operasyonlarımızda yapay zekayı uçtan uca kullanıyoruz. Yapay zekanın yeni dalgası agentic iş akışları da satıcılarımızın tüm sorularını anında yanıtlıyor ve hangi ürüne nasıl bir kampanya yapılabileceğini tavsiye ediyor. KOBİ'lerimiz de bu kampanya tavsiyelerini hızlı bir şekilde uygulayabiliyor. Yapay zekanın tüm e-ticaret ekosistemine çok önemli bir verim artışı fırsatı getirdiğini görüyoruz, bunu çok iyi değerlendirmeliyiz." Yepy Genel Müdürü Hakan Orhun: “Yıllık yaklaşık 5 milyon cep telefonunun yenilenme potansiyeli olduğunu görüyoruz” Zirve'de konuşan Yepy ve İkinci El Alışverişten Sorumlu Genel Müdür Hakan Orhun, Türkiye'de ikinci el pazarının, ekonomik ve çevresel farkındalığın birleşmesiyle yerleşik bir tüketici davranışı haline geldiğinin altını çizerek; "KONDA ile hazırladığımız araştırma, her iki kişiden birinin son bir yılda ikinci el alışveriş yaptığını ortaya koyuyor ve bu tablo zorunlu bir düzenlemenin değil, milyonlarca bireysel tercihin ürünü. Yepy markamızla teknoloji ürünlerinin kullanım ömrünü uzatarak hem ülke ekonomisine hem de bireylerin satın alma gücüne katkı sağlıyoruz. Bu alanda yıllık yaklaşık 5 milyon cep telefonunun yenilenme potansiyeli olduğunu görüyoruz." dedi. Tüm sektörlerin gündeminde yer alan yapay zekâ üzerine 2018'den bu yana çalıştıklarını belirten Orhun, "Özellikle ikinci el ürünlerin lojistik süreçlerinde sağlanan verimlilik ve hizmet kalitesindeki artış, kullanıcı memnuniyetine doğrudan yansıyor. Bu gelişim, kullanıcıların ikinci el ve yenilenmiş ürünlere yönelimini daha da güçlendirecektir" açıklamasını yaptı. Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver: “Olası bir aksamayı daha yaşanmadan yapay zekâ ile öngörüp önlem alıyoruz” Yemeksepeti olarak 25’inci yıllarını kutladıkları söyleyen Çalapöver, “Kendimizi sektörün sadece kurucusu değil, öncüsü ve lideri olarak görüyoruz. Bizim işimiz 'hızlı ticaret' (Quick-Commerce). Talebin oluştuğu andan itibaren fiziksel ürünlerin A noktasından B noktasına hızlı bir şekilde iletilmesi, yani ihtiyaç oluştuğu an dakikalar içinde orada olmanız büyük önem taşıyor. Hızlı ticarette teslimat süreleri ve bu sürenin öngörülebilirliği çok kritik. Zaman içinde gördük ki öngörülebilirlik, müşteri memnuniyetinin tam merkezinde yer alıyor” dedi. Bir işte teslimat kısmının önemine değinen Çalapöver, “işin teslimat kısmını uçtan uca kontrol edemezsek büyümeye devam etmemiz mümkün değil. Çünkü lojistiği başkasına bıraktığınızda hızı ve kaliteyi garanti edemiyorsunuz. İşte kendi lojistik ağımız olan Yemeksepeti Express'i kurmamızın, kendi teslimat işimizi yapmaya ve müşteri deneyimini yönetmeye başlamamızın sebebi buydu. Bunun sonucunda müşteri memnuniyeti gözle görülür şekilde arttı ve operasyonlarımızda öngörülebilir bir yapı ortaya çıktı. Müşterilerimize siparişlerinin 20 dakika sonra evlerinde olacağını taahhüt ettiğimizde, bu sözün gerçekleşmesi operasyonlarımızın en önemli yapı taşlarından biri oldu. Bugün operasyonumuzun kalbinde yapay zekâ var. Lojistik ve teslimat tarafında milyonlarca verinin saniyeler içinde işlenmesi ve değerlendirilmesi hayati önem taşıyor. Bir Delivery Hero iştiraki olarak, özellikle son dönemde teslimat süreçlerimizde yapay zekâyı aktif bir şekilde kullanıyoruz. Bir kuryenin restorana varması için gereken o kritik 7-8 dakikayı; milyonlarca veriyi işleyerek, trafiği ve hava durumunu hesaplayarak optimize ediyoruz. Olası bir aksamayı daha yaşanmadan yapay zekâ ile öngörüp önlem alıyoruz. Bu teknoloji olmasa, günde yüz binlerce siparişi bu hızda, bu kusursuzlukta yönetmemiz hayal olurdu. Bugün 100 binden fazla üye iş yerimiz ve 45 binden fazla kurye iş ortağımız bulunuyor. Kurduğumuz bu ekosistem gerçekten çok büyük; ancak önümüzde gideceğimiz daha çok yol var. Yapay zekâyı süreçlerimize daha fazla entegre ettikçe, bunun büyümemize olan etkisinin çok daha güçlü olacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Pazarama CEO’su Mehmet Bülent Kutacun: Hedefimiz, müşterilerimize daha kişiselleştirilmiş, akıllı ve güvenli bir alışveriş deneyimi sunmak” Kutacun, panelde yaptığı konuşmada e-ticareti yalnızca ürün alım-satım süreci olarak görmediklerini belirterek, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına tek noktadan çözüm sunan bütüncül bir deneyim tasarladıklarını ifade etti. Pazarama’nın; finansal hizmetlerden seyahate, sigortadan günlük ihtiyaçlara uzanan çoklu servis yapısıyla konumlandığını vurgulayan Kutacun, bu yaklaşımın markayı klasik pazaryeri anlayışının ötesine taşıdığını söyledi. Büyümeyi yalnızca işlem hacmiyle değil, sunulan değeri genişleterek sürdürmeyi hedeflediklerini belirten Kutacun, yapay zekâyı bu dönüşümün merkezine yerleştirdiklerini dile getirdi. Yeni nesil “agentic commerce” yaklaşımına da değinen Kutacun, “Hedefimiz, yapay zekânın yalnızca öneri sunan değil, kullanıcı adına aksiyon alabilen bir yapıya evrildiği yeni nesil ‘agentic commerce’ dünyasında, Pazarama’yı hayatı kolaylaştıran dijital bir temsilciye dönüştürmek. Müşterilerimize daha kişiselleştirilmiş, akıllı ve güvenli bir alışveriş deneyimi sunmaktır.” dedi. E-ticaretin omurgası lojistik: Stratejik yaklaşımlar sahnede UND İcra Kurulu Başkanı Alper Özel’in moderatörlüğünde gerçekleşen “E-ticarette Lojistiğin Önemi ve Geleceği” oturumunda Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık, DHL Express Türkiye CEO’su Volkan Demiroğlu, HepsiJET CEO’su Atilla Alver, Widect CEO’su Enes Yılmaz, Aras Global CEO’su Ramazan Altınay, Arvato Türkiye & BAE Genel Müdürü Umur Özkal e-ticaretin lokomotifi olan lojistiğe dair stratejik yaklaşımları ve sektörün gelişiminde kritik rol oynayan ana trendleri çok boyutlu bir perspektifle değerlendirdi. Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık: “Lojistiği markalar için rekabet avantajı yaratan bir değer alanına dönüştürüyoruz” Panelde yaptığı konuşmada e-ticaretin geldiği noktada rekabetin yalnızca ürün ve fiyatla değil, sunulan deneyimin kalitesiyle de şekillendiğini söyleyen Özkocacık, “Tüketici artık siparişin ne kadar hızlı, sorunsuz ve kişiselleştirilmiş bir şekilde ulaştığına odaklanıyor. Bu yeni dönemde lojistik, operasyonel bir destek fonksiyonunun ötesine geçerek doğrudan müşteri deneyimini belirleyen stratejik bir alan haline geliyor. Horoz Lojistik olarak biz de bu dönüşümü; depolamadan sipariş yönetimine, entegrasyondan iade süreçlerine kadar tüm aşamaları kapsayan uçtan uca “e-ticaret enabler” modelimizle destekliyoruz. Veri odaklı altyapımız ve entegre operasyon kabiliyetimiz sayesinde markaların daha hızlı, daha esnek ve sürdürülebilir büyüme elde etmesine katkı sağlarken, lojistiği markalar için rekabet avantajı yaratan bir değer alanına dönüştürüyoruz. Bu kapsamda, E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi gibi sektörün farklı paydaşlarını bir araya getiren platformların; dönüşümün ortak akılla şekillenmesi ve yeni iş birliklerinin gelişmesi açısından önemli bir rol üstlendiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. DHL Express Türkiye CEO'su Volkan Demiroğlu: “Türkiye’nin sınır ötesi ticaretteki potansiyeline inanıyoruz” E-ticaretin yükselişiyle birlikte lojistik sektörünün kapsamlı bir dönüşümden geçtiğini vurgulayan DHL Express Türkiye CEO'su Volkan Demiroğlu, “Türkiye’de e-ticaretin büyümesi, lojistik sektörünü yalnızca operasyonel anlamda değil, stratejik ve teknolojik açıdan da yeniden şekillendiriyor. Biz DHL Express olarak, 220’den fazla ülke ve bölgeyi kapsayan global ağımızdan aldığımız güçle bu dönüşümün merkezinde yer alıyoruz. Müşterilerimizin hız ve esneklik beklentilerine yanıt verebilmek için operasyonlarımızı ve hizmet ağımızı sürekli geliştiriyoruz. DHL Group bünyesindeki tüm şirketlerle entegre çalışarak güçlü bir sinerji yaratıyor; dijital çözümlerimiz ve yapay zekâ destekli operasyonlarımızla müşterilerimize hızlı, esnek ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunuyoruz. Türkiye’nin sınır ötesi ticaretteki potansiyeline inanıyor, özellikle KOBİ’lerimizin global pazarlara erişimini kolaylaştırarak ülkemizin ticaret hacmine değer katmayı sürdürüyoruz” dedi. HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver: “Teknoloji odaklı çözümlerimiz bugünden öte yarının lojistik ihtiyaçlarını karşılayacak” E-ticaret lojistiğinde yapay zekanın yarattığı etkiye değinen HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver, “Yapay zekanın e-ticaret lojistiğinde yarattığı dönüşüm artık bugünün gerçeği. HepsiJET olarak çok araçlı rota optimizasyonundan süreç otomasyonuna kadar yapay zekayı merkeze alan yenilikçi yaklaşımımızla bu dönüşümüne kendi alanımızda öncülük ediyoruz. Sektörde bizlerin ve diğer markalarımızın teknoloji odaklı çözümleri bugünden öte yarının lojistik ihtiyaçlarını karşılayacak. Özellikle COVID’in de etkisiyle müşteri davranışları çok ciddi anlamda değişti ve e-ticaretin toplam ticaret içerisindeki oranı her geçen gün arttı. Bundan 5-10 sene önceki e-ticaret müşterisinin beklentisiyle bugünkü beklenti arasında gerçekten inanılmaz farklar var. Biz de bu beklentileri karşılayarak aslında sektörün büyümesine e-ticaretin büyümesine destek olmaya çalışıyoruz. Müşterinin fiziki olarak ürünü elde etmesiyle alakalı kısım oldukça önemli ve kıymetli bir kısım. Kargom nerede kısmı gerçekten çok kritik. Oradaki memnuniyet ya da memnuniyetsizlik aslında son tüketicinin e-ticarette kalıp kalmayacağını, frekansının ne seviyede olup olmayacağını belirleyen bir konu. Dolayısıyla müşteri için buna çok kafa yoruyoruz, anlamaya çalışıyoruz. Sektörün paydaşlarını bir araya getiren bu değerli zirvede, Türkiye'nin e-ticaret ekosistemini ve lojistik altyapısını küresel standartların ötesine taşımak için kritik bir ortak akıl platformu sunuyor. Etkinliğin hayata geçmesinde katkıda bulunanlara teşekkür ediyoruz” dedi. WIDECT CEO’su Enes Yılmaz: “Büyümenin devam edeceğini görüyoruz” Panelde lojistik ve uçuş maaliyetleri hakkında konuşan WIDECT CEO’su Enes Yılmaz, “Pandemiyle beraber aslında yurt içi e-ticaret çok arttı. Pandemi döneminde domestic bütün dünyadaki ülkeler kendi içindeki e-ticareti arttı, insanlar e-ticarete daha alışkın hale geldiler, e-ticareti hayatlarının her anına dahil ettiler. Ancak bu dönemde uçuş maliyetleri, lojistik maliyetlerin yüksekliği sebebiyle aynı artışı uluslararası e-ticarette göremedik. Pandemi sonrasında normalleşmeyle beraber de online alışverişe alışmış, birçok ihtiyacını e-ticaret üzerinden alan tüketici artık cross-border, başka ülkelerden alışveriş yapmaya başladı. Bu da cross-border e-ticarette bir tık patlama doğurdu. Devamında da aslında tüm dünyadaki e-ticaret satıcılarındaki işlem hacmindeki artış, cross-border e-ticaretteki artışı, bir yandan da Çinli pazar yerlerindeki yüksek rekabetin oluşması, çok sert pazarlara girmesiyle beraber aslında bir tık akış değiştirmeye başladı. Devletler tarafından biraz daha yerelleşmeye, yerel üreticileri destekleyen, bu kadar rahat hareket etmesini engelleyen veya kısıtlamaya çalışan bir yapıyla karşılaştık. Bu da aslında 2025'te, özellikle son çeyreğinde birazcık cross-border e-ticareti yavaşlattı. Ama bu işin doğası gereği biz buradaki büyümenin, büyüme yavaşlasa da büyümenin devam edeceğini görüyoruz” diye konuştu. Aras Global CEO’su Ramazan Altınay: “Türkiye’den 200 ülkeye kargo gönderiyoruz” Pazar yerleriyle entegre olacak şekilde kargolarını gönderebildiklerini aktaran Aras Global CEO’su Ramazan Altınay, “Aras Global olarak öncelikle yakın coğrafyaları hedefliyoruz. Aras Global’in iki ana stratejisi var. Bir tanesi Türk Cumhuriyetleri hedefleyerek buralara yatırım yapmak. Azerbaycan, Gürcistan ve Özbekistan’da kendi firmalarımızı Aras Global olarak hayata geçirdik. Örnek vermek gerekirse; Gürcistan’da yaklaşık 20 şubeye ulaştık ve tüm Gürcistan’a dağıtım hizmeti verebilecek noktadayız. Benzer şekilde Azerbaycan’da da ciddi yatırımlar gerçekleştirdik; orada yaklaşık 100 şube ve esnaf noktasına ulaştık. Bunun yanında, her iki ülkeye de Çin’den ciddi bir teveccüh var; orada da gümrük ve hızlı kargo işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Özbekistan’da da Aras Global markasını taşıyoruz ve muhtemelen bu yılın ikinci yarısında orada da hızlı bir yol alıyor olacağız. Türkiye’deki KOBİ’leri desteklemek üzere Aras Global Kargo adında bir platform hayata geçirdik. Şu an yaklaşık 4.000 KOBİ ve esnafımız sisteme kayıtlı durumda. Türkiye’den yurt dışındaki yaklaşık 200 ülkeye, pazar yerleriyle entegre olacak şekilde siparişlerini tek bir platformda görerek kargolarını gönderebiliyorlar.” diye konuştu. Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal: “E-ticaret için önemli olan talep tahmini yapabilmek” Yapay zekânın depo operasyonlarına etkisi iş dünyasında gündemdeki yerini korurken, Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal, dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Özkal, “Yapay zekânın henüz kenarındayız ancak iş dünyasında ve robotikte hızlı bir giriş yaptık. En basit haliyle sözleşmelerimizi, e-postalarımızı düzenlerken hepimiz bunu kullanıyoruz. Fakat bizim için önemli olan, depo operasyonu yapıyorsak bunu nasıl kullanabileceğimiz konusu oldu ve bu konuda kafa yormaya başladık” dedi. Depo operasyonlarında öncelikle birkaç alan belirlediklerini vurgulayan Özkal, “Bunlardan biri, özellikle e-ticaret için önemli olan talep tahmini yapabilmek. Kırktan fazla müşterimiz ve binlerce çalışanımız var. On iki farklı depoda hizmet veriyoruz. Yarın kaç sipariş gelecek? Hangi kampanya ne kadar etkili olacak? Bir fulfillment şirketi için en önemli kaynak çalışanlardır. Ne kadar çalışana ihtiyaç duyacağımızı bilmek çok önemli. Talebi, yani iş yükünü doğru tahmin edersek, iş gücünü doğru planlayabilir ve daha üretken, daha verimli olabiliriz. Dolayısıyla ilk odak alanımız bu oldu” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Medya ve İletişim Sektöründe Yapay Zekâ Raporu Açıklandı Haber

Medya ve İletişim Sektöründe Yapay Zekâ Raporu Açıklandı

İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve İstanbul Ticaret Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanan “Medya ve İletişim Sektöründe Yapay Zekâ: Fırsatlar ve Tehditler Ekseninde Bir Alan Araştırması” başlıklı raporun lansmanı gerçekleştirildi. Ahî Çelebi Kampüsü Eminönü Konferans Salonu’nda düzenlenen lansmana İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, İTO Bilgi, İletişim ve Medya Meslek Komitesi Başkanı Emel Rima Erdemir Gürgen, İstanbul Ticaret Üniversitesi Genel Sekreteri Erdal Cesar, üniversite akademisyenleri ve İTO meslek komitesi üyeleri katıldı. Sektörde yapay zekâ kullanımının mevcut durumunu, fırsatlarını ve risklerini çok boyutlu olarak ortaya koyan rapor, medya ve iletişim alanında yaşanan dönüşümün kapsamını verilerle analiz ederek, geleceğe yönelik önemli projeksiyonlar da sundu. “YAPAY ZEKÂ MEDYA EKOSİSTEMİNİ KÖKLÜ ŞEKİLDE DÖNÜŞTÜRÜYOR” İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, açılış konuşmasında yapay zekânın medya ve iletişim sektöründe içerik üretiminden dağıtıma, reklamcılıktan veri analizine kadar tüm süreçleri doğrudan etkileyen bir unsur haline geldiğini vurguladı. Üstün, hazırlanan araştırmanın sektörde önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek, elde edilen bulguların sektör profesyonelleri ve karar vericiler için yol gösterici nitelik taşıdığını ifade etti. “SEKTÖRDE ETİK VE YETKİNLİK DÖNÜŞÜMÜ ŞART” İTO Bilgi, İletişim ve Medya Meslek Komite Başkanı Emel Rima Erdemir Gürgen ise konuşmasında araştırmanın sektör temsilcilerinin katkılarıyla hayata geçirildiğini belirtti. Yapay zekânın medya sektöründe hızla yaygınlaştığını ifade eden Gürgen, özellikle etik değerlerin korunmasının kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Araştırma bulgularına göre sektör çalışanlarının büyük çoğunluğunun yapay zekâ araçlarını aktif olarak kullandığını belirten Gürgen, bu dönüşüm sürecinde çalışanların kendilerini geliştirmesi ve yeni beceriler kazanmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. RAPOR AKADEMİK KADRO TARAFINDAN HAZIRLANDI Araştırma, İstanbul Ticaret Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi’nin koordinasyonuyla İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rıdvan Şentürk, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilge Kodak ve Öğretim Görevlisi Alp Eren Erbay tarafından hazırlandı. Yapay zekânın medya ve iletişim sektöründeki etkilerini bilimsel yöntemlerle ele alan rapor, sektörel dönüşümü veri temelli analizlerle ortaya koymaktadır. KARMA YÖNTEMLE KAPSAMLI ANALİZ Raporun sunumunu gerçekleştiren Doç. Dr. Dilge Kodak, araştırmanın karma yöntem yaklaşımıyla hazırlandığını belirtti. Nicel aşamada 163 sektör çalışanı ile gerçekleştirilen anket çalışmasıyla sektörün genel görünümü ortaya konulurken, nitel aşamada yönetici düzeyindeki 23 profesyonelle yapılan derinlemesine görüşmelerle yapay zekânın iş süreçlerine etkisi analiz edildi. Bu yöntem sayesinde hem operasyonel düzeydeki kullanım pratikleri hem de stratejik bakış açıları birlikte değerlendirildi. YAPAY ZEKÂ EN ÇOK İÇERİK ÜRETİMİNDE KULLANILIYOR Araştırma bulgularına göre medya ve iletişim sektöründe yapay zekâ en yoğun olarak içerik üretimi, veri analizi, raporlama ve sosyal medya yönetimi alanlarında kullanılıyor. Katılımcıların büyük bir bölümü yapay zekâ araçlarını aktif şekilde kullandıklarını ifade ederken, yapay zekânın günlük iş akışlarının ayrılmaz bir parçası haline geldiği görülüyor. Bununla birlikte kurumların önemli bir kısmının yapay zekâ yatırımlarını henüz net bir stratejiye oturtamadığı dikkat çekiyor. VERİMLİLİK ARTIYOR, BELİRSİZLİK DE DERİNLEŞİYOR Rapor, yapay zekânın sağladığı en önemli avantajların başında verimlilik artışı, hız ve maliyet avantajı geldiğini ortaya koyuyor. Ancak aynı zamanda iş gücü yapısında dönüşüm, bilgi güvenliği riskleri, etik ihlaller ve kontrol kaybı gibi önemli tehditler de öne çıkıyor. Katılımcıların önemli bir bölümü, yapay zekânın üretim süreçlerinde insan etkisini azaltabileceğine ve iş gücü yapısında belirsizlik yaratabileceğine dikkat çekiyor. YENİ MESLEKLER VE HİBRİT YETKİNLİKLER ÖNE ÇIKIYOR Araştırma, yapay zekâ ile birlikte sektörde yeni mesleklerin ve hibrit yetkinliklerin ortaya çıktığını gösteriyor. Mevcut mesleklerin dönüşüme uğradığı bu süreçte, çalışanların teknik becerilerini geliştirmesi, veri okuryazarlığı kazanması ve yapay zekâ araçlarını etkin kullanabilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle “prompt” yazma becerisi ve yapay zekâ ile üretim süreçlerini yönetebilme yetkinliği, geleceğin kritik becerileri arasında yer alıyor. MEDYA SEKTÖRÜNDE DÖNÜŞÜM KAÇINILMAZ Rapor, yapay zekânın medya ve iletişim sektöründe yalnızca teknolojik bir yenilik değil, aynı zamanda iş yapış biçimlerini, üretim süreçlerini ve mesleki rolleri yeniden tanımlayan bir dönüşüm aracı olduğunu ortaya koyuyor. Bu dönüşüm sürecinde kurumsal stratejilerin geliştirilmesi, insan kaynağına yatırım yapılması ve etik temelli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği ifade ediliyor. Araştırma sonuçları, yapay zekânın doğru yönetildiğinde sektör için güçlü bir fırsat alanı oluşturabileceğini, ancak bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için eğitim, strateji ve etik ilkelerin birlikte ele alınmasının zorunlu olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmanın ortaya koyduğu bazı veriler ise şöyle; Medya ve İletişim sektöründe adaptasyon hızı ve AI araçları kullanım hızı çok yüksek: Sektör çalışanlarının %85,2'si ChatGPT, %53,5'i Gemini gibi araçları aktif olarak kullanıyor. Kullanım alanı olarak %69,9 ile "içerik oluşturma" ilk sırada yer alıyor. İyimser Beklentimiz Daha Yüksek: Katılımcıların %62'si, yapay zekânın önümüzdeki 5 yıl içinde sektörü olumlu yönde etkileyeceğini öngörüyor. Yetenek Dönüşümü Zorunlu: Çalışanların %58,3'ü, bu yeni dönemde ayakta kalabilmek için "yeni beceriler kazanmak zorunda olduğunu" açıkça ifade ediyor. Kritik Riskler ve Engeller Mevcut: Verimlilik artışı bir fırsat olarak görülse de, katılımcıların %62'si üretkenliğin mekanikleşmesinden endişe ediyor. Ayrıca, yatırımların önündeki en büyük engel olarak %51,9 ile "kurumsal önceliklerin farklılığı" ve bütçe kısıtları öne çıkıyor. YAPAY ZEKAYA YATIRIM YAPMA PLANI YÜZDE 42,9 Araştırmada katılımcıların önümüzdeki 12 ay içerisinde yapay zekâ teknolojilerine yatırım yapma niyetlerine ilişkin dağılım incelendiğinde, sektörde belirgin bir ilgi olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların %42,9’u yapay zekâya yatırım yapmayı planladığını belirtirken %40,5’i bu konuda henüz net bir karar vermemiştir. Yatırım yapmayı düşünmediğini ifade edenlerin oranı ise %16,6’dır. Bu bulgular, sektörde yapay zekâ yatırımlarına yönelik motivasyonun genel olarak pozitif olduğunu ancak kararsızlık oranının da yüksek olduğunu göstermektedir. Kararsızlık oranı, kurumların stratejik planlama süreçlerinde yapay zekâ yatırımlarını henüz tam olarak konumlandıramadığına işaret etmekte EN YÜKSEK RİSK ÜRETKENLİĞİN AZALMASI Katılımcıların yapay zekâ teknolojilerine ilişkin risk algıları, sektördeki dönüşümün yalnızca teknik değil aynı zamanda etik ve üretici boyutlarda da güçlü tartışmalara yol açtığını göstermektedir. En yüksek orana sahip risk, üretkenliğin azalmasıdır (%62). Bu bulgu, medya ve iletişim sektöründe insan üretkenliğinin hâlen temel bir değer olarak görüldüğünü ve yapay zekânın üretken süreçleri mekanikleştirme potansiyeline yönelik bir endişe bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bunu sırasıyla bilgi güvenliği riskleri (%51,5) ve insan etkisinin süreçten dışlanması (%37,4) takip etmektedir. Bu iki bulgu, yapay zekâ kullanımının veri mahremiyeti, içerik güvenilirliği ve insan-makina iş bölümünün geleceğine ilişkin soru işaretlerini öne çıkardığını göstermektedir. Telif problemleri (%36,8) ve yanlı/ön yargılı algoritmalar (%30,7) da algılanan önemli riskler arasındadır. Bu riskler, yapay zekâ tabanlı üretimlerin hukukî, etik ve toplumsal etkilerinin hâlen yeterince regüle edilmediğine ilişkin genel bir sektör farkındalığını yansıtmaktadır. İş kaybı (%27) ise daha düşük bir orana sahip olmakla birlikte teknoloji kaynaklı dönüşümün iş gücü üzerindeki baskısına ilişkin somut bir kaygı alanı oluşturmaktadır. Katılımcıların yalnızca %1,8’i herhangi bir risk görmediğini belirtmiştir FIRSATLAR VE RİSKLER Fırsat algıları değerlendirildiğinde sektörde yapay zekânın potansiyeline ilişkin güçlü bir iyimserlik olduğu görülmektedir. Katılımcılar yapay zekânın sunduğu en önemli fırsatları verimlilik artışı (%54,6) ve maliyet düşüşü (%51,5) olarak tanımlamaktadır. Bu iki bulgu, sektördeki kurumsal karar vericilerin yapay zekâyı özellikle operasyonel optimizasyon ve üretim maliyetlerini azaltma kapasitesi üzerinden değerlendirdiğini göstermektedir. Bunu üretken süreçleri destekleme (%46), hedef kitleye hızlı erişim (%33,7) ve veri odaklı karar alma imkânı (%33,1) gibi avantajlar takip etmektedir. Bu fırsatlar, yapay zekânın yalnızca maliyet-etkin değil aynı zamanda içerik stratejisi, planlama ve performans ölçümleme gibi alanlarda da stratejik değer ürettiğini ortaya koymaktadır. Katılımcıların %31,9’u yeni iş modelleri oluşturma potansiyelini bir fırsat olarak görmektedir. Herhangi bir fırsat görmediğini belirtenlerin oranı ise yalnızca %1,8’dir. Genel çerçevede bu bulgular, yapay zekânın sektörde hem güçlü fırsatlar hem de dikkat edilmesi gereken kritik riskler sunduğunu göstermektedir. Üretkenliğin azalmasına ve bilgi güvenliği sorunlarına yönelik endişeler, teknolojinin etik ve hukukî boyutlarının stratejik düzeyde ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Buna karşılık verimlilik artışı ve maliyet avantajı gibi fırsatlar, yapay zekâyı sektör için vazgeçilmez bir dönüşüm aracı hâline getirmektedir. Sonuç olarak sektörün yapay zekâ uygulamalarında dengeli, sürdürülebilir ve etik çerçevelerle desteklenmiş bir entegrasyon stratejisine ihtiyaç duyduğu ortaya çıkmaktadır. HUKUKİ VE ETİK ÇERÇEVELER BELİRLENMELİ Araştırma kapsamında medya ve iletişim sektörünün üst düzey yöneticileriyle gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler, yapay zekânın sektördeki konumuna dair çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu. Katılımcılar, bu teknolojiyi geçici bir popülerlikten ziyade, sektörü kökten değiştirecek uzun vadeli bir yapısal dönüşüm unsuru olarak tanımlıyor. Sektör liderlerinin üzerinde birleştiği en kritik nokta, yapay zekânın teknik bir imkân olmanın ötesinde artık bir yönetişim meselesi haline gelmiş olmasıdır. Mevcut düzenlemelerin yetersizliği ve beraberinde getirdiği belirsizlik, sektördeki risk algısını körükleyen temel bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, yapay zekâ kullanımının acilen net hukuki ve etik çerçevelerle sınırlandırılması gerektiğine dair güçlü bir ortak farkındalık gözlemlenmektedir. MEDYA VE İLETİŞİM EKOSİSTEMİN KAPSAYAN ARAŞTIRMA Araştırma sonuçları, medya ve iletişim sektörünün geniş ve çok katmanlı yapısını net biçimde ortaya koydu. Katılımcıların %28,8’ini film, reklam ve dizi üretimini kapsayan yapım sektörü temsil ederken, reklam sektörü %26,4, televizyon sektörü ise %20,9’luk oranla araştırmada öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Dijitalleşmenin etkisiyle büyüyen yeni nesil alanlar da güçlü şekilde temsil edildi. Dijital medya platformları %14,7, post prodüksiyon %14,1 ve dijital pazarlama %11’lik oranlarla dikkat çekerken; dijital medya planlama ve medya satın alma %9,2, yapay zekâ teknolojileri ise %8,6 ile araştırmanın dönüşüm odaklı boyutunu güçlendirdi. Geleneksel medya tarafında ise gazete ve dergi %6,1, radyo %2,5 ve kitap yayıncılığı %0,6 oranında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Finans sektöründeki CEO'lar, Zorluklara Rağmen Gelir, Kârlılık ve Verimlilik Artışı Konusunda İyimser Haber

Finans sektöründeki CEO'lar, Zorluklara Rağmen Gelir, Kârlılık ve Verimlilik Artışı Konusunda İyimser

Pilot uygulamalardan ölçeklendirmeye geçilirken, küresel çapta finans CEO’larının %25’i yapay zekânın beklentilerin oldukça üzerinde sonuç verdiğini, %90’ı ise yönetim kurulu veya üst yönetim seviyesinde net bir hesap verebilirlik yapısının oluşturulduğunu belirtiyor. Birleşme ve satın alma (M&A) işlemleri, ortak girişimler ve stratejik iş birlikleri, küresel finansal piyasalarda büyümenin kilidini açacak kritik itici güçler olarak görülüyor. Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri firması EY, finans liderlerinin 2026 yılına bakış açıları konusunda önemli çıktılar sunuyor. EY’ın CEO Görünümü Araştırması’na göre; küresel ekonomik belirsizlik genel iyimserliği baskılasa da bankacılık ve finansal hizmetler sektöründeki CEO’lar 2026 sektörel görünümüne dair olumlu bakış açısına sahip. Araştırmaya katılan CEO’ların %59’u bu yıl sektörün görünümüne iyimser yaklaşırken, küresel ekonomi için yüksek güven bildirenlerin oranı yalnızca %27 seviyesinde yer alıyor. Bununla birlikte jeopolitik ve ekonomik belirsizliklere rağmen bankacılık ve finans CEO’larının 10’da 9’u 2026’da gelir, kârlılık ve verimlilik artışı bekliyor. Aynı zamanda katılımcıların %21’i gelir ve kârlılıkta yıllık bazda önemli bir artış öngörürken, %46’sı verimlilikte belirgin bir yükseliş bekliyor. Buna karşın CEO’ların %23’ü, 2025 yılına kıyasla işletme maliyetlerinde kayda değer artış bekliyor. Yapay zekânın sunduğu güçlü performans güven düzeyini artırıyor 2026’da finansal hizmetler sektöründe, küresel çapta yapay zekâ yatırımlarının pilot projelerden uygulamaya geçmesi bekleniyor. Finans ve bankacılık CEO’larının %45’i, mevcut ortamda kurumlarının dayanıklılık ve uyum kabiliyetinin en önemli itici gücünün yapay zekâ ve dijital yatırımlar olduğunu söylüyor. Araştırmanın sonuçlarına göre; CEO’ların %25’i, şirket genelinde uygulanan yapay zekâ girişimlerinin beklentilerin oldukça üzerinde performans gösterdiğini, %57’si ise beklentilerin üzerinde sonuç aldığını belirtiyor. Bu durum, dijital dönüşüme yönelik üst düzey yönetici güvenini güçlendiriyor. Bu kapsamda iki yıllık perspektifte bankacılık ve finans sektöründeki CEO’ların %30’u, yapay zekânın şirketlerinin değer sağlama kapasitesini kökten dönüştüreceğini, %63’ü ise operasyonlarda büyük ölçüde iyileşmeler sağlayacağını öngörüyor. Kullanılan teknolojiler arasında CEO’ların %53’ü en büyük dönüşüm etkisini üretken yapay zekâdan (GenAI) beklerken, bunu makine öğrenimi (%45) ve otonom yapay zekâ sistemleri (%38) izliyor. Araştırma, dönüşümsel yapay zekâ girişimlerinin finansal hizmetler sektöründeki yönetim kurullarında yoğun inceleme altında olduğunu gösteriyor. Yönetim kurullarının %76’sı artık dönüşümlerin yatırım getirisinin (ROI) finansal sonuçlar kadar sık takip edilmesini bekliyor. CEO’lar ayrıca kurum içi yapay zekâ yönetişimi konusunda önemli ölçüde ilerleme kaydedildiğini bildiriyor. CEO’ların %90’ı, etik, ROI ve iş gücü etkisini kapsayan yapay zekâ sonuçları için üst düzey veya yönetim kurulu düzeyinde net bir hesap verebilirlik yapısı oluşturduklarını söylüyor. CEO’ların %84’ü ise ticari kazançları yavaşlatmasına rağmen yapay zekânın sorumlu ve etik şekilde uygulanmasını önceliklendirdiklerini belirtiyor. Ayrıca yetenek, yapay zekâ odaklı dönüşümün merkezinde olmaya devam ediyor. CEO’ların %87’si önümüzdeki yıl yetenek çekme ve elde tutma konusuna iyimser bakıyor; %60’ı ise yapay zekâ yatırımlarının istihdamı koruyacağını veya artıracağını düşünürken, yalnızca %28’i 2026’da iş gücünde azalma bekliyor. M&A, ortak girişimler ve stratejik iş birlikleri CEO’ların aksiyon planlarının merkezinde Diğer yandan 2026 stratejik planları, sektörde yoğun bir M&A (birleşme ve satın alma) ve ortak girişim dönemine de işaret ediyor. Finansal hizmetler ve bankacılık sektöründeki CEO’ların 10’da 8’i, jeopolitik ve ticari gelişmelere yatırım planlarını ayarlayarak yanıt verdiklerini söylüyor. CEO’ların üçte biri planlanan yatırımları ertelediğini, %18’i bir pazardan çıktığını (exit) belirtirken; %32’si yatırım planlarını hızlandırdığını, %24’ü ise yeni bir pazara giriş yaptığını ifade ediyor. Bu durum, yönetim ekiplerinin stratejik fırsatları değerlendirme konusunda kararlı hareket ettiğini gösteriyor. Operasyonları dijitalleşme yoluyla optimize etmek, üst gelir büyümesini sağlamak ve müşteri etkileşimi ile sadakati artırmak, CEO’ların satın alma planlarını şekillendiren başlıca faktörler arasında yer alıyor. Varlık satışı planlayanlar için ise maliyet tasarrufu öncelikli bir motivasyon kaynağı olarak öne çıkıyor. Araştırma sonuçlarına göre, CEO’ların %49’u önümüzdeki yıl M&A fırsatlarını değerlendirmeyi beklerken, %84’ü ortak girişim veya stratejik iş birliği planlıyor. EY Türkiye Şirket Ortağı ve Finansal Hizmetler Sektör Lideri Levent Atakan araştırma sonuçlarına yönelik şu değerlendirmelerde bulundu; “Yılın ilk aylarında karşı karşıya kaldığımız jeopolitik gelişmeler, finansal piyasaların yönünü yeniden tanımlıyor. Böyle bir ortamda finans sektörü liderleri için ‘istikrarı beklemek’ artık bir seçenek değil. Bunun aksine, belirsizliğin arttığı dönemler, doğru stratejiyi kurabilen kurumlar için güçlü sıçrama anlarına dönüşüyor. Günümüzde üst düzey yöneticilerin gündeminde politika değişikliklerinin etkilerinden piyasa düzeltmelerine, likidite risklerinden değerleme baskılarına kadar geniş bir yelpaze var. Ancak öne çıkan kurumların ortak bir özelliği bulunuyor: Makro endişeler karşısında sermaye disiplinini güçlendiren, operasyonel mükemmeliyeti önceliklendiren, risk yönetimini sağlamlaştıran ve en önemlisi dönüşümü merkeze alan bir yaklaşım benimsemeleri. Yapay zekâ tarafında ise artık pilot uygulamaların ötesine geçen, ölçeklenebilir ve kurumsal stratejilere entegre edilen bir dönem görüyoruz. Finansal hizmetler ve bankacılık sektörü, yapay zekâ yönetişimi konusunda küresel ölçekte standart belirleyen bir konuma geliyor. Yönetim kurullarının büyük çoğunluğunun AI için net hesap verebilirlik çerçeveleri oluşturması, teknolojinin yalnızca bir verimlilik aracı değil, aynı zamanda stratejik bir sorumluluk alanı olarak ele alındığını gösteriyor. Çevik davranan, kararlarını hızlı veren ve dönüşüm kasını doğru kullanan kurumlar için gerçekten de eşsiz bir fırsat penceresi var. Bu fırsatların tamamı, yapay zekânın iş yapış biçimlerini kökten dönüştürdüğü bir dönemde karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda rekabet avantajını belirleyecek olan şey, yalnızca teknolojiye yatırım yapmak değil; bu yatırımı doğru yönetişim, doğru yetenek ve doğru stratejik hamlelerle desteklemek olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Yapay Zeka Devrimi: 2026’da Ekonomiyi Değiştirecek 7 Kritik Gelişme Haber

Türkiye’de Yapay Zeka Devrimi: 2026’da Ekonomiyi Değiştirecek 7 Kritik Gelişme

1. Giriş: Türkiye’de Yapay Zeka’ya Artan İlgi Son yıllarda yapay zeka (YZ), hem küresel hem de yerel gündemde Türkiye’nin dijital dönüşümünün merkezine yerleşti. Gazetelerden dergilere, akademiden kamu politikalarına kadar her alanda YZ tartışılıyor. Türkiye için bu teknoloji sadece bir yenilik değil; ekonomik büyüme, verimlilik artışı ve küresel rekabet gücünü artırma potansiyeli taşıyor. Google Discover gibi içerik platformlarında yer almak için de ilgi çekici, özgün ve güncel konular öne çıkıyor. Yapay zeka, arama eğilimleri ve trendlerde ilk sıralarda yer alıyor ki bu da doğru şekilde yazılmış bir makalenin Discover’da görünme ihtimalini ciddi şekilde artırıyor. Bu makalede, Türkiye’de yapay zekanın ne olduğunu, nerelerde uygulandığını, iş gücüne etkilerini, fırsatlarını ve geleceğe dair stratejik yaklaşımları ele alacağız. 2. Yapay Zeka Nedir? Temel Kavramlar Yapay zeka kavramı genellikle karmaşık gibi görünse de aslında birkaç temel alt başlıktan oluşur. 2.1. Makine Öğrenimi Makine öğrenimi, bilgisayarların verilerden öğrenmesini sağlayan bir YZ dalıdır. İnsan müdahalesi olmadan örüntüler çıkarabilir. 2.2. Derin Öğrenme Derin öğrenme, makine öğreniminin bir alt kategorisidir ve sinir ağları kullanarak büyük veriler üzerinde daha karmaşık öğrenmeler yapabilir. 2.3. Doğal Dil İşleme Doğal dil işleme (NLP), makinelerin insan dilini anlaması ve üretmesidir. Örneğin sanal asistanlar ve otomatik çeviri sistemleri bu teknolojiyi kullanır. 3. Küresel Ölçekte Yapay Zeka Trendleri Dünya genelinde devletler ve şirketler yapay zekaya stratejik yatırımlar yapıyor. Bu yatırımların bazı ana hatları şöyle: 3.1. Devlet Politikaları Çin, ABD ve AB ülkeleri gibi ekonomik güçler, ulusal yapay zeka stratejileri belirleyerek eğitim, Ar-Ge ve altyapı alanında dev bütçeler ayırıyor. 3.2. Büyük Teknoloji Şirketlerinin Rolü Google, Microsoft, Amazon gibi devler yapay zeka araştırmalarını ticari ürünlere dönüştürüyor. Bu da teknolojinin yaygınlaşmasını hızlandırıyor. 4. Türkiye’de Yapay Zeka Ekosistemi Türkiye’de hem kamu hem özel sektör yapay zeka alanında yatırımlarını artırıyor. 4.1. Üniversiteler ve Araştırma Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerde YZ araştırma merkezleri aktif şekilde faaliyet gösteriyor. Akademik yayınlar ve uluslararası projelerle Türkiye bu alanda ses getiriyor. 4.2. Yerli Teknoloji Girişimleri Türkiye’de yapay zeka odaklı startup’lar ortaya çıkıyor. Özellikle sağlık, e-ticaret ve finans sektöründe inovatif çözümler sunan firmalar dikkat çekiyor. 5. Yapay Zeka Uygulama Alanları Yapay zekanın yaşamımıza etkisi sadece teori değil; günlük hayatta birçok sektörde somut sonuçlar doğuruyor. 5.1. Sağlık Sektörü Hastalık teşhisinden tedavi planlamasına, tıbbi veri analizinden robot yardımlı cerrahiye kadar YZ sağlıkta devrim yaratıyor. Türkiye’de bazı hastaneler yapay zeka destekli görüntüleme sistemleri kullanmaya başladı. 5.2. Eğitim Öğrencilerin öğrenme stillerine göre kişiselleştirilmiş içerikler sunan yapay zeka tabanlı eğitim uygulamaları yaygınlaşıyor. 5.3. Tarım Tarımda verimliliği artırmak için yapay zekalı drone’lar, sensörler, toprak analiz sistemleri kullanılıyor. Bu sayede kaynaklar daha etkin yönetiliyor. 5.4. Finans Bankacılık ve finans sektöründe risk analizi, dolandırıcılık tespiti ve otomatik yatırım danışmanlığı (robo-advisors) gibi YZ tabanlı uygulamalar yükselişte. 6. Yapay Zeka ve İş Gücü: Fırsatlar & Riskler Yapay zeka, iş dünyasını baştan aşağı değiştirecek iki yönlü bir etkiye sahip: 6.1. Yeni İş Alanları YZ uzmanları, veri bilimciler, robotik mühendisleri gibi yeni meslekler ortaya çıkıyor. Ayrıca mevcut mesleklere YZ yetkinlikleri ekleniyor. 6.2. Otomasyonun Etkileri Bazı rutin işler otomasyonla elimine olabilir. Bu durum çalışanların yeniden eğitim ve beceri kazanmasını önemli hale getiriyor. 7. Türkiye İçin Stratejik Öneriler Türkiye, yapay zekada dışa bağımlılığı azaltmak ve global rekabette güçlü bir konuma gelmek için aşağıdaki stratejileri değerlendirebilir: 7.1. Eğitim Reformu İlk ve orta öğretimde temel yapay zeka ve kodlama dersleri eklenmeli. Üniversiteler YZ odaklı programlar açmalı. 7.2. Ar-Ge Teşvikleri Startuplar ve KOBİ’ler için Ar-Ge destekleri artırılmalı, vergi indirimleri ve hibe programları yaygınlaştırılmalı. 7.3. Yerli Yapay Zeka Politikası Milli veri stratejisi ve yerli algoritma geliştirme politikaları oluşturulmalı. 8. Yapay Zeka Etiği & Hukuki Boyut Teknoloji ilerledikçe etik ve hukuki standartlar da önem kazanıyor. 8.1. Veri Güvenliği Kişisel verilerin korunması kanunlarına uyum, YZ uygulamalarında temel bir gerekliliktir. 8.2. Adil Kullanım Algoritmalarda önyargıların önlenmesi, şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu etik ilkeler arasında yer almalı. 9. Başarılı Türk Yapay Zeka Projeleri Türkiye’de geliştirilmiş dikkat çeken yapay zeka projelerinden bazıları: Sağlıkta görüntüleme analiz sistemleri Tarımda verim takip platformları E-ticarette müşteri analiz araçları Akıllı şehir çözümleri Bu projeler hem yatırım çekiyor hem de uluslararası pazarda yer buluyor. 10. Sonuç: Türkiye’nin Dijital Geleceği Yapay zeka teknolojisi Türkiye için sadece bir trend değil; ekonomik büyüme, inovasyon ve küresel rekabet avantajı yaratacak bir dönüştürücü güçtür. Devlet politikalarından özel sektöre, eğitimden etik standartlara kadar bütüncül bir yaklaşım ile Türkiye bu alanda güçlü bir aktör olabilir. ???? Sıkça Sorulan Sorular (FAQ) 1. Yapay zeka nedir? Yapay zeka, makinelerin insan benzeri öğrenme ve karar verme yeteneklerini ifade eder. 2. Türkiye’de yapay zeka eğitimi almak için hangi şehirler öne çıkıyor? İstanbul, Ankara ve İzmir’deki üniversiteler YZ eğitiminde güçlü programlara sahip. 3. Yapay zeka işsizliği artırır mı? Bazı rutin işler otomatikleşebilir; ancak yeni iş alanları da yaratacaktır. 4. Yapay zeka herkes için erişilebilir mi? Teknoloji yaygınlaştıkça yapay zeka araçları bireyler ve küçük işletmeler için de erişilebilir hale geliyor. 5. Türkiye’de yapay zeka politikası var mı? Türkiye’nin dijital dönüşüm stratejileri arasında yapay zeka için yol haritaları geliştirme çabaları bulunuyor. 6. Yapay zeka etik bir risk oluşturur mu? Veri güvenliği ve algoritmik önyargı gibi konular yapay zekada etik risklerdir ve düzenleme gerektirir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.