Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iş Gücü

Kapsül Haber Ajansı - Iş Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu Haber

ABB, Endüstriyel İnovasyonu Süreklilik İle Mümkün Kılan Automation Extended’i Sundu

Günümüzde endüstriyel operasyonlar; hızla değişen pazar koşulları, siber güvenlik tehditleri, mevzuat baskıları ve sürekli değişen bir iş gücü yapısı gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. ABB’nin dünyanın en büyük DCS kurulu tabanındaki uzun süreli sektör liderliği ve proses otomasyonundaki vizyonu üzerine inşa edilen Automation Extended programı da bu zorluklara yanıt vererek çevik ve hızlı bir inovasyonla üretimde kesinti yaşatmadan gelişmiş analitik ve IoT entegrasyonunu destekleyerek ve farklı yetkinlik seviyelerine sahip çalışanlar için operasyonları sadeleştirerek bu konulara çözüm sağlıyor. Operatörler; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance gibi halihazırda kullandıkları güvenilir ABB sistemleriyle çalışmaya devam ederken, yeni teknolojileri operasyonda kesinti olmadan kademeli olarak devreye alabiliyor. Böylece hem süreklilik korunurken inovasyon gerçekleştirilebiliyor hem de modernizasyon süreci yapılandırılarak düşük riskle yönetiliyor. ABB Otomasyon İş Kolu Başkanı Peter Terwiesch, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hizmet verdiğimiz endüstrilerin çoğu, hayati öneme sahip kaynakları sağlayan büyük ve karmaşık altyapılar işletiyor. Bu sektörlerde müşterilerimiz, operasyonel kesinti olmadan modernizasyona ihtiyaç duyuyor. Automation Extended ise tam olarak bunu sunuyor: Bu program, güvenlik ve birlikte çalışabilirliği merkeze alarak, müşterilerimizin bildiği ve güvendiği sistemlere geleceğe hazır yetenekleri kazandırıyor” ifadelerini kullandı. Automation Extended programı; birlikte çalışabilirlik, ölçeklenebilirlik ve endüstriyel alanlar arasında sorunsuz entegrasyon sağlamak üzere tasarlanmış modern, açık ve modüler bir mimari üzerine kurulu şekilde çalışıyor. Görev ayrımı prensiplerine dayanan bu otomasyon ekosistemi, birbirinden farklı ancak güvenli biçimde birbirine bağlı iki ayrı ortamdan oluşuyor: Kontrol ortamı, yazılım tanımlı ve sürekli güncel kalan yapısıyla kritik süreçlerin sağlam, güvenilir ve deterministik bir şekilde kontrolünü sağlıyor. Dijital ortam ise kontrol katmanına güvenli bir şekilde bağlanarak gelişmiş uygulamaları, edge zekâsını ve gerçek zamanlı analitikleri etkinleştiriyor. Bu yapı, kanıtlanmış kontrol mimarilerini etkilemeden karar destek süreçleri için yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesini (ML) kullanıyor. Bu farklı teknoloji ortamlarının yönetimi ve bakımı, ekosistem yaşam döngüsü yönetimi ve optimizasyonu için tüm sistemi kapsayan tek, bütünleşik ve kapsamlı bir servis yaklaşımıyla yürütülüyor. Açık Platform İletişimi Birleşik Mimari (Open Platform Communications Unified Architecture-OPC UA) omurgası ve her iki ortamın yönetimine yönelik Bulut‑Yerel (Cloud‑Native) mimarisi gibi yeni teknolojilerin; konteynerizasyon, orkestrasyon ve modüler servislerden yararlanacak şekilde entegre edilmesiyle ekosistem geniş kapsamlı bir iyileştirme yelpazesi sunmaktadır. Bu iyileştirmeler, süreç anormalliklerinin proaktif olarak tespit edilip düzeltilmesinden, kritik varlıkların sürekli durum izleme yoluyla bakım stratejilerinin optimize edilmesine ve çeşitli donanım platformlarında uygulanmaya hazır verimli modüler yaklaşımlarla mühendislik süreçlerinin geliştirilmesine kadar uzanmaktadır. Bu mimari, performansı güvence altına alırken ölçeklenebilirlik ve çeviklik sağlamaktadır. Automation Extended; ABB Ability™ System 800xA®, ABB Ability™ Symphony® Plus ve ABB Freelance proses otomasyon sistemlerinin bir sonraki sürümleriyle birlikte kullanıma sunulacak. ABB daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. ABB, mühendislik ve dijitalleşme alanlarındaki uzmanlığını birleştirerek endüstrilerin yüksek performansta çalışırken daha verimli, üretken ve sürdürülebilir hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. ABB’de biz buna ‘Engineered to Outrun’ diyoruz. ABB, 140 yılı aşkın geçmişe ve dünya çapında yaklaşık 110.000 çalışana sahiptir. Şirketin hisseleri SIX İsviçre Borsası (ABBN) ve Nasdaq Stockholm’de (ABB) işlem görmektedir. www.abb.com ABB Otomasyon iş kolu; enerji, su ve hammadde temininden ürünlerin üretilmesine ve pazara ulaştırılmasına kadar geniş bir yelpazedeki temel ihtiyaçlara yönelik endüstriyel operasyonları otomatize eder, elektrifikasyonunu sağlar ve dijitalleştirir. Yaklaşık 26.000 çalışanı, lider teknolojileri ve servis uzmanlığı ile ABB Otomasyon iş kolu; proses, hibrit ve denizcilik endüstrilerinin daha yalın ve daha temiz bir şekilde önde gitmesine yardımcı olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Müşteri Deneyimi Yönetimi Enflasyona Karşı Gelir Kalkanına Dönüştü Haber

Müşteri Deneyimi Yönetimi Enflasyona Karşı Gelir Kalkanına Dönüştü

Türkiye’de 175 bin kişiyi aşkın istihdamla büyüyen müşteri deneyimi yönetimi sektörü, 2025 yılını stratejik bir kabuk değişimiyle tamamladı. Geçmişte "maliyet merkezi" olarak görülen CX operasyonları, artık markaların sadakat ve gelir üretim üslerine evrildi. Sektörün 2025 performansını ve 2026 öngörülerini Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD) tarafından yayınlanan 2025 Araştırma Raporu verileri ışığında değerlendiren fzlPLUS Genel Müdürü Hüseyin Yerçok, deneyimin artık lüks değil, finansal bir zorunluluk olduğunu vurguladı. 2025 verilerinin en çarpıcı çıktısının "deneyim marjı" algısı olduğunu belirten Yerçok, "Araştırmalar, tüketicilerin %60’ının tutarlı ve iyi bir deneyim karşılığında %15’e varan fiyat artışlarını kabul ettiğini gösteriyor. Bu veri, müşteri deneyiminin şirketler için sadece bir itibar meselesi değil, ekonomik dalgalanmalara karşı dayanıklı bir 'gelir kalkanı' da olduğunu gösteriyor." dedi. fzlPLUS Kapasitesini Üçe Katladı Sektördeki bu stratejik dönüşümü uçtan uca deneyim orkestrasyonu yaklaşımıyla yöneten fzlPLUS, 2025 yılını rekor büyüme oranlarıyla kapattı. 2025 yılını bir önceki seneye kıyasla %182 ciro artışıyla tamamlayan şirket, yönettiği etkileşim sayısını 6,1 milyona taşıdı. En kritik verimlilik göstergesi olan "İlk Temasta Çözüm" (FCR) oranında %80 seviyesini yakalayan fzlPLUS, %99,5 müşteri memnuniyetiyle Şikayetvar A.C.E Awards’ta Gold Ödül’e layık görüldü. Şirket Diyarbakır’da kurduğu yeni operasyon merkeziyle, istihdamını bir yılda 151 kişiden 500 kişiye çıkardı. Yapay Zeka Artık Sohbet Etmiyor İş Yapıyor 2026’yı ‘Eylem ve Öngörü Yılı’ olarak tanımlayan Hüseyin Yerçok, sektördeki profesyonellerin %81’inin eğitimlerini yapay zeka araçlarının kullanımına odakladığını belirtti ve teknolojideki eksen kaymasına dikkat çekti: "Artık üretken yapay zeka döneminden ajan tabanlı yapay zeka (Agentic AI) evresine geçiyoruz. Bu yıldan başlayarak, önümüzdeki dönemde sadece sorulara cevap vermekle kalmayan; otonom kararlar alan, süreç başlatan ve iş bitiren sistemleri daha fazla konuşacağız. fzlPLUS olarak geliştirdiğimiz OmniFlow omnichannel deneyim orkestrasyonu da tam olarak bunu yapıyor. Ancak burada kritik bir denge söz konusu: Tüketicilerin %40’ı kriz anında hâlâ karşısında bir insan görmek istiyor. Bu yüzden teknolojiyi insanı ikame etmek yerine 'hibrit güç' oluşturmak için kullanmak sektörümüz için kritik önem taşıyor." Türkiye Hizmet İhracatında Küresel Üs Olma Yolunda Sektörün iş gücü niteliğine dair veriler de paylaşan Yerçok, Türkiye’nin global bir deneyim üssü olma yolunda ilerlediğinin altını çizdi: "Sektörümüz %69 kadın çalışan oranıyla toplumsal cinsiyet eşitliğinde, %72 uzaktan/hibrit çalışma oranıyla ise modern iş modellerinde Türkiye’nin öncü alanlarından. Sektörümüzdeki şirketlerin %33’ünün halihazırda yabancı dilde hizmet ihraç ediyor olması, genç nüfusumuzun global rekabetteki gücünü gösteriyor. Biz de 2026 vizyonumuz kapsamında Antalya’yı stratejik bir yabancı dil operasyon merkezi olarak konumlandırarak bu ihracat potansiyelinden daha fazla pay almayı hedefliyoruz." Reaktif İletişim Yerine Proaktif Yönetim fzlPLUS’ın 2026 ajandasındaki en büyük odağın proaktif deneyim olduğunu belirten Yerçok, sözlerini şöyle tamamladı: "Günümüzde tüketicilerin %76'sı sorun henüz oluşmadan markaların kendileriyle iletişime geçmesini bekliyor. Biz de otomotivden sigortaya çeşitli sektörlerden hizmet verdiğimiz tüm iş ortaklarımızın süreçlerini bu yeni proaktivite beklentisi üzerine kurguluyoruz. Fuzul Akva Sigorta projemizde yanıt süresini 6 saatten 1,5 saate indirerek bunun önemli bir örneğini verdik. 2026’da hedefimiz; çalışan sayımızı 1.100’e, proje sayımızı 40’a çıkarmak ve regülasyon uyumlu güvenli altyapımızla daha fazla iş ortağımızı 'eyleme geçen' bir müşteri deneyimi çağına taşımak." fzlPLUS Hakkında Fuzul Holding’in iştiraki olan fzlPLUS, grubun finans, sigorta, gayrimenkul ve teknoloji gibi yüksek regülasyonlu sektörlerde edindiği derin tecrübeden güç alarak 2015 yılında müşteri iletişim merkezi olarak faaliyetlerine başlamıştır. 2018’den itibaren yapay zeka, otomasyon ve iş analitiği yatırımlarıyla dış kaynak (BPO) anlayışını dönüştüren fzlPLUS, bugün işletmelerin satış, tahsilat, müşteri hizmetleri ve satış sonrası destek süreçlerini uçtan uca yöneten çevik ve teknolojik bir Müşteri Deneyimi Merkezi olarak konumlanmaktadır. “İnsandan ilham, teknolojiden güç” mottosuyla hareket eden fzlPLUS, güvenilir, yenilikçi, proaktif ve sürdürülebilir çözümler sunan %100 yerli sermayeli bir teknoloji ve deneyim ortağıdır; paydaşlarının operasyonel ve finansal verimliliğini artırırken müşteri memnuniyetini ölçülebilir biçimde yükseltmeyi hedefler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

McDonald’s Türkiye Büyüyor: 38 Yeni Restoran, 2 Bin Yeni İstihdam Haber

McDonald’s Türkiye Büyüyor: 38 Yeni Restoran, 2 Bin Yeni İstihdam

Türkiye’de faaliyet göstermeye başladığı 1986 yılından günümüze kadar sunduğu hizmetle güçlü kültürel bağlara imza atan ve oluşturduğu ekonomik değerle ülkemize katkı sağlayan McDonald’s Türkiye, 2025 yılında da büyümesini sürdürdü. Yerel tedarik ekosistemine dayalı yaklaşımıyla Türkiye ekonomisine sağladığı üretim katkısını 1 milyar dolara çıkaran şirket, dijitalleşme yatırımlarının yanı sıra istihdamda fırsat eşitliğini destekleyen uygulamalarıyla öne çıktı. “5 yıl içinde 500 restorana ulaşmayı hedefliyoruz” 2025 yılında 36 yeni restoranı devreye alan McDonald’s Türkiye, İstanbul ve İzmir’in yanı sıra Antalya, Ankara, Eskişehir ve Bursa’da da lezzet severlerle buluştu. Turizm hattındaysa Fethiye, Göcek, Kuşadası, Selçuk, Bodrum ve Altınoluk’ta restoran açılışları gerçekleştirdi. “2025’te büyümemizi ülke genelinde sürdürdük” diyen McDonald’s Türkiye CEO’su Mwaffak Kanjee, “306 restoranımız ve 10 bini aşkın çalışanımızla hizmet ağımızı genişletmeye devam ediyor, yüzde 98 yerlilik oranımızla güçlü bir biçimde bağlı olduğumuz bu topraklara katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz. 2026 yılında da gerçekleştirmeyi planladığımız 38 yeni restoran açılışıyla misafirlerimizi memnun etmeyi ve ülkemiz için değer üretmeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Kanjee, beş yıl içinde 500 restorana ulaşmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi. “Kapsayıcı istihdamla 10 bin çalışana ulaştık” McDonald’s Türkiye’nin güçlü ve kapsayıcı bir istihdam politikasına sahip olduğunu belirten Mwaffak Kanjee; “Büyüme planlarımız dahilinde geçen yıl 2 bin kişilik istihdamla çalışma arkadaşlarımızın sayısını 10 bine yükseltmiştik. Bu yıl 2 bin kişi daha istihdam ederek büyümemizi sürdüreceğiz” dedi. Kadın çalışma oranına da değinen Kanjee; “Toplam çalışanlarımız içinde kadınların payı yüzde 50,5’e ulaştı. Restoranlarda ekip üyeliğinden yöneticiliğe uzanan tüm pozisyonlarda aktif rol alan kadın çalışanlarımız, markamızın sahadaki iş gücü yapısında önemli bir yer tutuyor. İŞKUR ve yerel belediyelerle yürüttüğümüz iş birlikleriyle kadın istihdamını desteklemeye, esnek çalışma düzeniyle daha fazla kadına istihdam fırsatı yaratmaya devam edeceğiz” dedi. “ABD’den Güney Kore’ye pek çok ülke başarımızı görmeye geldi” 2025’te restoran içi deneyimi bir üst noktaya taşıyan dijital yatırımlara da ağırlık veren McDonald’s Türkiye, “Geleceğin Restoran Deneyimi” kapsamında ülke genelinde 594 sipariş kioskunu devreye aldı. “Ortaya koyduğumuz bu standart, global ölçekte yakından takip ediliyor” diyen Kanjee, bu dönüşümün sahadaki karşılığını görmek üzere Amerika Global Yönetim Kurulu’nun da aralarında bulunduğu Dubai, Güney Kore, Latin Amerika ve Güney Afrika’dan yönetim ekiplerini yıl boyunca Türkiye’de ağırladıklarını belirtti. İletişim çalışmaları uluslararası ödülleri getirdi McDonald’s Türkiye, yıl boyunca yüksek görünürlük yaratan kampanyalarıyla da gündeme geldi. Minecraft, Friends, Sekizinci Aile, Grimace ve McHesaplı Menüler gibi çalışmalarıyla geniş kitlelere ulaşan marka, iletişim ve pazarlama alanında önemli ödüllere layık görüldü. 2025 yılında Kristal Elma’dan gümüş ödülle dönen McDonald’s Türkiye; IPRA Golden World Awards ve Altın Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri gibi prestijli yarışmalarda iletişim alanında büyük ödüller kazandı. Etkili reklam ve kampanyaların ödüllendirildiği Effie ve Mixx Awards’ta da ikişer altın ödül elde eden marka, Great Place to Work’ün “Genç Kuşaklar İçin En İyi İşverenler” listesinde yer aldı. Ayrıca 2024 EMEA Development ve 2025 T3 Market Zero gibi uluslararası ödüller de markanın başarılı çalışmalarının nişanesi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ANTGİAD’dan İstihdama Güçlü Katkı Haber

ANTGİAD’dan İstihdama Güçlü Katkı

Ön Muhasebe alanında gerçekleştirilen eğitim programını başarıyla bitiren 14 kursiyer, düzenlenen törenle başarı sertifikalarını aldı. Sertifika törenine; Antalya İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yasin Eriş, Antalya İŞKUR İl Müdürü İlhan Çolakoğlu, Antalya İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Fedai Yaman, Antalya İl Milli Eğitim Şube Müdürü Muzaffer Erdoğan, İŞKUR Şube Müdürü Zekeriya İşler, Muratpaşa İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Osman Murat Mimaroğlu, Halk Eğitim Merkezi Müdürü İnci Bacak, ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş ve Genel Sekreteri Neslihan Yalçın katıldı. “İstihdam, Sadece Ekonomik Değil, Toplumsal Bir Sorumluluktur” Törende konuşan ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş, istihdamın önemine dikkat çeken kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Yavaş konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “İstihdam, sadece bir ekonomik başlık değildir. İstihdam, sosyal adaletin, toplumsal huzurun ve sürdürülebilir kalkınmanın temel taşıdır. Bugün burada verdiğimiz sertifikalar, sadece birer belge değil; insanların hayatına dokunan, geleceğini şekillendiren somut adımlardır.” İş dünyasının istihdam politikalarına destek olmasının toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Yavaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz ANTGİAD olarak, iş dünyasının hem mal-hizmet üretmekle hem de çözüm üretmekle yükümlü olduğuna inanıyoruz. Kurumlarımızla iş birliği yaparak, istihdamı artıran ve nitelikli iş gücü oluşturan projeleri hayata geçirmek bizim için bir sosyal sorumluluk ödevidir.” 14 Kursiyer Doğrudan İşbaşı Yapacak Ön Muhasebe alanında eğitimlerini tamamlayan 14 kursiyer, kursun ardından ANTGİAD üyelerine ait iş yerlerinde istihdam edilerek hemen işbaşı yapacak. Bu yönüyle projenin, teorik eğitimi doğrudan istihdamla buluşturan örnek bir model olduğuna dikkat çeken Yavaş, şu ifadeleri kullandı: “Eğitim ile istihdam arasındaki kopukluğu ortadan kaldıran bu model, bizim için son derece kıymetlidir. Bu proje aynı zamanda, tüm iş dünyası için örnek alınması gereken bir modeldir. Bugün burada eğitimi tamamlayan kursiyerlerimiz, yarın iş hayatının aktif birer parçası olacak.” Yeni İstihdam Projeleri Yolda ANTGİAD’ın kamu kurumlarıyla iş birliği içinde yeni istihdam projelerine destek vermeye devam edeceğini belirten Ercan Yavaş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “ANTGİAD olarak; kamu kurumlarımız, eğitim merkezlerimiz ve iş dünyası arasında köprü kurmaya devam edeceğiz. Amacımız; gençleri, kadınları ve meslek edinmek isteyen herkesi üretimin ve istihdamın içine dahil eden projeleri artırmak.”

2026’da Çalışma Hayatındaki Yeni Trendler Neler? Haber

2026’da Çalışma Hayatındaki Yeni Trendler Neler?

Yapay zekâ yatırımları hızlanırken, organizasyonların karşı karşıya kaldığı asıl mesele bu dönüşümün insan tarafını nasıl yönettikleri oluyor. 2026 İş Gücü Görünümü araştırmasına göre, şirketlerin büyük bölümü önümüzdeki dönemi yeniden yapılanma, rol dönüşümü ve belirsizlikle tanımlıyor. Aynı araştırmada 2025’te yönetici kitlesinin %62’si, ekiplerdeki donma ve küçülme nedeniyle iş yükünün belirgin biçimde arttığını ifade ediyor. Bu veriler, çalışan deneyiminin ve liderlik yaklaşımının iş sonuçları üzerindeki etkisini daha görünür hale getiriyor. Bugün yetenekleri çekmek ve elde tutmak, ücret, yan haklar ya da esneklik tek başına yeterli değil. Liderliğin tonu, yöneticinin iletişim biçimi ve çalışan deneyiminin tutarlılığı işyerine bağlılığı arttırıyor. Teknolojik dönüşüm hızlandıkça, bu sürecin çalışanlar tarafından nasıl algılandığı ve ne ölçüde sahiplenildiği daha çok önem kazanıyor. Kurumların söylediği ile sahada yaşanan arasındaki fark, işveren algısını doğrudan etkiliyor. 2026, İnsani Liderliğin Geri Dönüş Yılı Olacak Korn Ferry’nin yayımladığı liderlik araştırmasına göre, liderlerin yaklaşık %70’i yapay zekâyı kurumlar için en önemli trendlerden biri olarak görürken, yalnızca %40’tan azı duygusal zekâyı en önemli beceriler arasında sayıyor ve sadece %20’si çalışan bağlılığını öncelik olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım, belirsizlik dönemlerinde ekiplerin yön duygusunu ve güvenini zayıflatıyor. 2026’da öne çıkacak lider profili, yalnızca hedef koyan ve performans ölçen değil, belirsizliği yönetebilen, açık iletişim kuran ve ekipleriyle bağ kurabilen yöneticilerden oluşacak. Liderliğin insani tarafı, sürdürülebilir performansın temel belirleyicilerinden biri haline geliyor. İK’nın Stratejik Konumu Güçleniyor Bu dönüşüm İK’nın rolünü de yeniden tanımlıyor. Küresel değerlendirmeler, İK liderlerinin gündeminin uzun süredir işe alım ve süreç yönetiminin ötesine geçtiğini ortaya koyuyor. İK sorumlulukları, giderek daha fazla biçimde iş gücü tasarımı, beceri dönüşümü ve organizasyonel dayanıklılık başlıklarıyla ilişkilendiriliyor. KPMG’nin 2025 sonunda yayımladığı küresel iş gücü analizine göre de ise şirketlerin %62’si önümüzdeki dönemde İK ve iş gücü teknolojilerine yatırımını artırmayı planlıyor. Aynı analiz, organizasyonların %43’ünün halihazırda İK süreçlerinde yapay zekâ destekli çözümler kullandığını ortaya koyuyor. Bu veriler, İK’nın yetkinlik haritalarını görünür kılan, öğrenme kapasitesini artıran ve organizasyonel dayanıklılığı destekleyen bir mimari kurmakla sorumlu hale geldiğini gösteriyor. Ünvanlardan çok yetkinliklerin, sabit görev tanımlarından çok öğrenme çevikliğinin öne çıktığı bir döneme giriliyor. Bu yaklaşım, hem iç yetenek kullanımını artırıyor hem de belirsizlik dönemlerinde organizasyonel dayanıklılığı güçlendiriyor. Güçlü Sonuçlar Güçlü İnsan Yönetimiyle Mümkün İnsan Kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Kurucusu Jilda Bal, değerlendirmesinde 2026’ya girerken liderliğin yalnızca çalışan deneyimi üzerinden değil, liderlerin kendi dayanıklılığı üzerinden de yeniden ele alınması gerektiğini vurguluyor. “Son dönemde yayımlanan küresel araştırmalar, üst düzey yöneticilerde tükenmişlik hissinin belirgin biçimde arttığını gösteriyor. Gözlemlerimize göre, sürdürülebilir performans için hedefler ve verimlilik yanı sıra, liderleri destekleyen yapılar artık bir gereklilik. 2026’da güçlü sonuçlar üreten kurumlar, performans odağını korurken güveni, bağlılığı ve insani liderliği yeniden merkeze alanlar olacak. İnsan kaynakları ekipleri ise organizasyonların gelecekteki dayanıklılığını inşa eden stratejik bir rol üstlenecek. Günümüzde güçlü liderlik sadece bireysel dayanıklılıkla sınırlı değil. Kurumların da liderleri destekleyen yapılar kurması gerekiyor. Belirsizlik dönemlerinde başarılı olan yöneticiler sadece hedef koyan değil, aynı zamanda ekiplerine netlik ve güven duygusu veren kişilerdir. Bu nedenle 2026’da öne çıkacak liderlik anlayışı, hem insan odaklı hem de sistemli destekle beslenen bir model olacak.”

Çalışana Yapılan Wellbeing Yatırımları, Şirketlere %23 Oranında Kârlılık Olarak Dönüyor Haber

Çalışana Yapılan Wellbeing Yatırımları, Şirketlere %23 Oranında Kârlılık Olarak Dönüyor

Liderler, sürdürülebilir başarının ve kârlılığın artık finansal tablolardan çok, doğrudan “insana” yapılan yatırıma bağlı olduğunu fark ediyor. Bu, kârlılığı doğrudan etkileyen, kritik bir stratejik zorunluk olarak öne çıkıyor. Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, son dönemde yapılan global araştırmaların, çalışanları için wellbeing’e odaklanan şirketlerin, finansal performanslarında gözle görülür bir artış yaşadığını net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtiyor. Şirketler artık wellbeing yatırımlarına bir “maliyet” kalemi yerine, doğrudan kârlılığı besleyen bir “yatırım” gözüyle bakıyor. Yapılan analizler, wellbeing’e ayrılan bütçenin, kuruma sağladığı faydanın harcanan tutardan çok daha fazla olduğunu kanıtlıyor. Zihinsel ve fiziksel olarak desteklenen çalışanların sağlık sorunlarına bağlı işe devamsızlık oranları düşüyor. Bu durum, iş gücü kaybını ve projelerdeki gecikmeleri engelleyerek doğrudan bir maliyet avantajı yaratıyor. Aynı zamanda, kendilerini daha az stresli hisseden ve kurumları tarafından değerli görüldüklerini bilen çalışanların işlerine olan bağlılığı da yükseliyor. Bu yüksek motivasyon, doğrudan işin kalitesine yansıyor. Daha yaratıcı çözümler, daha az hata oranı ve daha proaktif bir çalışma anlayışı getiriyor. Global iş gücü araştırmaları, çalışan memnuniyeti ile müşteri memnuniyeti arasında doğrudan bir korelasyon olduğunu sürekli olarak teyit ediyor. Mutlu ve bağlı çalışanlar, müşterilere çok daha iyi bir hizmet sunuyor. Artan müşteri memnuniyeti ve sadakati ise doğrudan satış rakamlarına ve şirketin pazar payına pozitif olarak yansıyor. Yetenek Kaybının Yüksek Maliyeti Kârlılığı Tehdit Ediyor Bu yatırımların kârlılığa olan kritik etkisi, yetenek kaybı maliyetlerini durdurmasında yatıyor. Global iş gücü üzerine yapılan en kapsamlı araştırmalardan biri olan Gallup’un “State of the Global Workplace” Raporu, bu bağı net olarak çiziyor. Çalışan bağlılığı ve iyi oluşu yüksek olan ekipler, düşük olanlara göre %23 daha fazla kârlılık gösteriyor. Kârlılıktaki asıl fark ise bu ekiplerin işten ayrılma oranlarının %40'lara varan oranda daha düşük olmasından kaynaklanıyor. SHRM (Society for Human Resource Management) gibi kuruluşlar, bir çalışanı kaybetmenin ve yerine yenisini koymanın maliyetinin, o çalışanın yıllık maaşının 1.5 ile 2 katına ulaşabildiğini hesaplıyor. Bu durum, doğrudan kârlılığı eriten devasa bir gizli maliyet anlamına geliyor. 1.000 Kişilik Bir Şirkette Wellbeing Yatırımı 8 Katına Kadar Geri Dönebiliyor Meditopia’nın kurumlara özel geliştirdiği ROI (Return on Investment) hesaplama modeli de wellbeing yatırımlarının finansal etkisini somut biçimde ortaya koyuyor. Deloitte ve benzeri global danışmanlık şirketlerinin metodolojilerinden beslenen bu model, farklı sektörlerdeki iş gücü verimliliği, devamsızlık oranları ve çalışan bağlılığı gibi parametreleri analiz ederek şirketlere kapsamlı bir geri dönüş projeksiyonu sunuyor. Meditopia’nın hesaplama aracından elde edilen verilere göre, 1.000 çalışanı olan bir şirkette wellbeing alanına yapılan yatırımlar, 8 kata kadar geri dönüş sağlayabiliyor. Bu sonuç, çalışan iyi oluşuna yönelik programların kültürel bir tercihin ötesine geçerek güçlü bir finansal strateji niteliği taşıdığını net biçimde ortaya koyuyor. “Gerçek Başarı, İnsana Yatırım Yapmakla Mümkün Oluyor” Rakamların ve raporların tek bir gerçeği gösterdiğini dile getiren Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, “Günümüzün değişken ve zorlu iş ortamında, çalışan sağlığı İK girişimi olmanın ötesinde, şirketlerin ayakta kalma ve rekabet avantajı elde etme stratejisinin merkezine oturuyor. İnsana yatırım yapmayı bir ‘maliyet’ olarak gören, ekiplerinin zihinsel dayanıklılığını ve fiziksel sağlığını ihmal eden şirketler, kaçınılmaz olarak yetenek kaybı, düşük verimlilik ve eriyen kârlılık gibi ağır bedeller ödüyor. Biz Meditopia olarak, sağlıklı bir zihne ve bedene erişimin evrensel ve temel bir hak olduğuna inanıyoruz. Bu bilinçle geliştirdiğimiz kapsamlı wellbeing çözümleriyle, kurumların bu stratejik dönüşümü sağlamasına öncülük ediyoruz. Sürdürülebilir büyüme, yüksek müşteri memnuniyeti ve pazar liderliği ancak kendini değerli hisseden, desteklenmiş ve mutlu ekiplerle inşa edilebilir. Şirketlerin, kârlılığın sadece finansal tablolarda değil, çalışanlarının refah düzeyinde başladığını kabul etmesi oldukça önemli.” açıklamalarında bulundu.

2025’te Küresel Üretimde Fidye Yazılımı Tehdidi: Potansiyel Kayıp 18 Milyar Dolar Haber

2025’te Küresel Üretimde Fidye Yazılımı Tehdidi: Potansiyel Kayıp 18 Milyar Dolar

Tahminler, APAC, Avrupa, Orta Doğu, Afrika, BDT ve LATAM bölgelerinde, fidye yazılımı girişimlerinin tespit ve önlenme oranı, her bölgede toplam üretim kuruluşu sayısı, gerçek saldırılarda ortalama kesinti süresi, kuruluş başına ortalama çalışan sayısı ve ortalama saatlik ücret esas alınarak yapıldı. Kaspersky, VDC Research iş birliğiyle yaptığı açıklamada, 2025’in ilk üç çeyreğinde üretim kuruluşlarına yönelik fidye yazılımı saldırılarının 18 milyar dolardan fazla kayba yol açabileceğini duyurdu. Bu rakam, yalnızca üretim hattının durması nedeniyle iş gücünün boşta kalmasının doğrudan maliyetini yansıtıyor; operasyonel ve finansal etkiler ise çok daha yüksek olabiliyor. Kaspersky Security Network verilerine göre, Ocak-Eylül 2025 döneminde üretim sektöründe fidye yazılımı tespitlerinde bölgesel sıralama şu şekilde gerçekleşti: Orta Doğu (%7) ve Latin Amerika (%6,5) ilk sırada yer alırken; APAC (%6,3), Afrika (%5,8), BDT (%5,2) ve Avrupa (%3,8) bu sıralamayı izledi. Bu saldırıların tamamı Kaspersky çözümleri tarafından engellendi. Aşağıdaki potansiyel zarar tahmini, bu saldırılar başarılı olsaydı oluşabilecek finansal etkiyi gösteriyor. Fidye yazılımı üretim tesislerini hedef aldığında, üretim hatları durur ve bu durum, hem iş gücünün boşta kalması nedeniyle anlık gelir kaybına hem de üretimdeki azalma nedeniyle uzun vadeli eksikliklere yol açıyor. Ortalama saldırı süresi 13 gün (Kaspersky Olay Müdahale Raporu temel alınmıştır). 2025’in ilk üç çeyreğinde fidye yazılımı nedeniyle boşta kalan iş gücünün maliyeti bölgeler bazında şu şekilde hesaplanmıştır: Avrupa: 4,4 milyar dolarLATAM: 711 milyon dolarOrta Doğu: 685 milyon dolarBDT: 507 milyon dolarAfrika: 446 milyon dolar Tedarik zinciri aksaklıkları, itibar kaybı ve kurtarma masrafları gibi ek faktörler göz önüne alındığında, gerçek işletme kayıpları çok daha yüksek olabiliyor. VDC Research, Endüstriyel Otomasyon ve Sensörler Araştırma Direktörü Jared Weiner: “Araştırmamız, fidye yazılımının dünya genelindeki üretim sektöründe yaratabileceği finansal etkiyi tahmini olarak ortaya koyuyor. Üretim ortamlarının giderek karmaşıklaşması, uzmanlık açıklarının genişlemesi ve sürekli değişen iş gücü dinamikleri, çoğu kuruluşun siber güvenliği etkin bir şekilde yönetmesini zorlaştırıyor. Ancak bu konuda başarısız olmak, hem finansal kayıplara hem de itibar zedelenmesine yol açabilir. Etkin bir BT, OT ve IIoT koruması için güvenilir siber güvenlik sağlayıcılarıyla iş birliği yapmak kritik önem taşıyor,” yorumunda bulundu Kaspersky GReAT, Rusya ve BDT Araştırma Merkezi Başkanı Dmitry Galov konuya ilişkin şunları söyledi:“Hiçbir bölge fidye yazılımından muaf değil; ister Orta Doğu, LATAM, APAC, BDT, Afrika ya da Avrupa olsun, tüm üretim merkezleri sürekli hedef alınıyor. Daha önce tehdit aktörleri tarafından göz ardı edilebilecek orta ölçekli üreticiler de artık hedefte çünkü güvenlik bütçeleri daha küçük ve tedarik zinciri aksaklıklarının etkisi çoğu kişinin tahmin ettiğinden daha büyük olabiliyor. Üretim sektörü ve diğer tüm kuruluşlar, güvenilir ve kanıtlanmış savunma sistemlerine ve sürekli kullanıcı eğitimi programlarına ihtiyaç duyuyor.” Farklı bölgelerde fidye yazılımı ile ilgili daha fazla bilgi, Kaspersky’nin 2025 Fidye Yazılımı Durum Raporu’nda yer alıyor Kaspersky, kuruluşların fidye yazılımına karşı korunmaları için şu en iyi uygulamaları takip etmelerini öneriyor: Tüm uç noktalarda fidye yazılımı korumasını etkinleştirin. Ücretsiz Kaspersky Anti-Ransomware Tool for Business ,bilgisayar ve sunucuları fidye yazılımı ve diğer kötü amaçlı yazılımlardan korur, istismar girişimlerini engeller ve mevcut güvenlik çözümleriyle uyumludur.Endüstriyel ve kritik sektörlerin kapsamlı korunması için Kaspersky, OT sınıfı teknolojiler, uzman bilgi ve tecrübeyi birleştiren özel bir ekosistem sunar. Bu ekosistemin merkezinde, kritik altyapı koruması için tasarlanmış) is Kaspersky Industrial CyberSecurity (KICS) platformu bulunur. KICS, güçlü ağ trafiği analizi ve uç nokta koruma, tespit ve müdahale yeteneklerini sağlar. Geleneksel BT güvenlik önlemleri ile endüstriyel güvenlik teknolojilerini birleştirerek şirketinizi her türlü tehdide karşı donanımlı hâle getirir.Endüstriyel olmayan sektörlerdeki şirketler, gelişmiş tehdit tespiti, araştırma ve hızlı müdahale yetenekleri sağlayan anti-APT ve EDR çözümlerini kullanabilir. Kuruluşlar ayrıca SOC ekiplerine en güncel tehdit istihbaratına erişim sağlayabilir ve profesyonel eğitimlerle ekiplerini düzenli olarak geliştirebilir. Tüm bunlar Kaspersky Next Expert çatısı altında sunulmaktadır.

Patel: “Yapay Zekâ, Günlük Ortalama 110 Dakika Tasarruf Sağlıyor” Haber

Patel: “Yapay Zekâ, Günlük Ortalama 110 Dakika Tasarruf Sağlıyor”

Çeyrek asrı aşkın süredir bilişim dünyasını bir araya getiren Bilişim Zirvesi, 2025 üçlemesinin son halkası olan “Bilişim Zirvesi’25-Bulut: The Last of a Trilogy” etkinliğini başarıyla gerçekleştirdi. Bini aşkın sektör profesyonelinin katıldığı, sadece ‘Bulut Teknolojileri’ne odaklanan zirve, sektör gündemini, en güncel trendleri, yenilikçi çözümleri ve çığır açan inovasyonları iş dünyası ile buluşturdu. Zirvenin ana konuşmacısı Adecco SVP & Head of EEMEA Mayank Patel, yapay zekâ odağında yaptıkları araştırmadaki Türkiye’ye özel veriler paylaştı. Bilişim Zirvesi’25 üçlemesinin son halkası olan “Bulut: The Last of a Trilogy” etkinliği, teknoloji ve bilişim dünyasının geleceğine bir kez daha yön verdi. Bini aşkın sektör profesyonelini ağırlayan zirvede bulut teknolojileri, iş süreçlerinden sürdürülebilirliğe kadar her açıdan ele alındı. Bulutun dönüştürücü etkisi ortaya konurken, ilham verici konuşmalar büyük ilgi gördü. Bilişim Zirvesi’26’nın mottosu “Yapay Dünya’nın Dopamini” olacak! Bilişim Zirvesi’25’in açılış konuşmasını yaparak etkinliği başlatan BThaber Başkan Yardımcısı Neslihan Aksun konuşmasında “Bugün burada yaşadığımız çağın mimarisini yeniden yorumluyor ve Yeşil Safir taşı gibi özel bir taşla taçlandırıyoruz. Safir, asaleti ve kalıcılığı simgelerken yeşil tonu ise doğayla uyumu, sürdürülebilirliği, dönüşümü ifade ediyor. Bulut artık yalnızca veri depolamak değildir. Bulut; düşünceye hız verir, sınırları yıkar, kurumları yeniden şekillendirir. Bulut; veriyi dolaşıma sokar, yapay zekâyı besler, güvenliği yeniden tanımlar. Bugün, iş yapma biçimimizi, kurum stratejilerimizi, sürdürülebilirliği yeniden yazan bir bulut çağına merhaba” dedi. Konuşmasında gelecek yılın temasını da açıklayan Aksun, “Bilişim Zirvesi’26’nın mottosu “Yapay Dünya’nın Dopamini” olacak. Teknoloji insanlığın yeni dopamini oluyor; bir yandan dönüştürüyor, diğer yandan büyülüyor. Her yeni buluş, her yeni algoritma beynimizin ödül merkezine bir sinyal gönderiyor: devam et, daha fazlası var. Ama biliyoruz ki bu dopamin etkisi, dengeyi unuttuğumuzda bizi kendi yarattığımız yapay dünyanın içine hapsedebilir. Önümüzdeki yıl; yapay zekâdan buluta, siber güvenlikten analitiğe, sürdürülebilir dijital dönüşüme kadar her başlıkta aynı dengeyi arayacağız” dedi. Türkiye, Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun dönüşümünün kalbinde yer alıyor “Yapay Zekâ Çağında Liderlik: İş Gücünü Geleceğe Hazırlamak İçin Yetenek Stratejilerini Yeniden Tasarlamak” başlıklı sunumunu yapan zirvenin ana konuşmacısı Adecco SVP & Head of EEMEA Mayank Patel, yapay zekânın iş gücü üzerindeki etkilerine ve dönüşen liderlik anlayışına dair önemli öngörüler paylaştı. Patel, sunumunda “Yapay Zekâ artık her yönetim kurulunun gündeminde, ancak birçok şirket bu dönüşümün iş gücü üzerindeki etkisini nasıl yöneteceğini tam olarak bilmiyor. Türkiye, Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun dönüşümünün kalbinde yer alıyor. Genç ve teknolojiye yatkın nüfusuyla dünyanın en dinamik iş gücüne sahip ülkelerinden biri. Üstelik Türkiye, bu dönüşümün sadece bir parçası değil; yapay zekâ mimarisini hayata geçirmeye başlayan öncü ülkelerden biri. Yapay Zekâ, günlük ortalama 110 dakika tasarruf sağlıyor, şirketlerin sadece %43’ü etkisini ölçüyor Tahminlere göre 2025 yılına kadar Türkiye’nin GSYİH’sinin %5’i yapay zekâdan gelecek. Geleceğin Küresel İş Gücü Raporu 2025’te Türkiye’ye özel veriler saptadık. Bu çalışma, 500’den fazla üst düzey yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirildi. Sonuçlara göre, Türkiye’de yapay zekâya dair iyimserliği oldukça yüksek. Katılımcıların %78’i yapay zekânın daha fazla iş yaratacağına inanıyor. İnsanlar, AI destekli bir dünyada bile “işimin amacı ne?” diye sorguluyor. %76’sı yapay zekâ ajanlarının bir yıl içerisinde iş akışlarına entegre edileceğini öngörüyor. Ancak yüzde 36’sı işin yeniden tasarlanmasına katılıyor. Liderlerin önündeki en büyük zorluklardan biri: Verimlilik ile insan etkisi arasındaki dengeyi kurmak. Yapay Zekâ, günlük ortalama 110 dakika tasarruf sağlıyor. Ancak şirketlerin sadece %43’ü bunun etkisini ölçüyor. %42’si de veri üzerindeki kontrolünü artırmak istiyor. Küresel ölçekte 37.000’den fazla kişiyi kapsayan araştırmamızda, %78’i yapay zekânın daha fazla iş yarattığını, %53’ü çalışanların anlamlı iş istediğini ve %76’sı yapay zekânın iş gücüne entegre olacağını söylüyor. Yani çalışanlar değişime karşı değil, yeniliğe katkı sağlamak istiyor. Bugün her organizasyonun önündeki en önemli konu: İnsanları yeniden eğitmek ve becerilerini güncellemek. Çünkü geleceğin işi, insan ile makine arasında seçim yapmak değil; amacı merkeze alan bir yapay zekâ yaklaşımıyla liderlik etmektir. dedi. BThaber Başkanı Murat Göçe’nin yönettiği “Bulutun Gücüyle Şekillenen Stratejik Zekâ: 2030’un Altyapısını Kurmak” başlıklı ana panelde Zeren Group CIO’su Mehmet Ufuk Dokuzluoğlu, Huawei Cloud Satış ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Onur Karahayıt ve Ajet CISO’su Timur Kadızade katılımcılara bulut ile ilgili farklı bakış açıları kazandırdı. Bulutu stratejik zekâ katmanı olarak ele almalıyız! BThaber Başkanı Murat Göçe konuşmasına şu sözlerle başladı: “2030’a giderken bizi bekleyen gerçek şu: Bulutu sadece bir teknoloji olarak değil, stratejik bir zekâ katmanı olarak ele almak zorundayız. Bugün dijital dönüşümün her aşaması, bulutun omzunda yükseliyor. Yapay zekâ modellerinin öğrenmesi, büyük verinin analiz edilmesi, güvenliğin sağlanması, IoT’nin çalışması, hatta 5G’nin verimliliği. Hepsi bulutun gücüyle mümkün. Ama asıl soru şu: Bu gücü nasıl yönetiyoruz? Kurumlarımız bu dönüşümün neresinde? Verinin serbestçe dolaştığı, yapay zekânın sürekli öğrendiği bir dünyada güvenlik, sürdürülebilirlik ve esneklik dengesini nasıl kuruyoruz? Kuruluşlar, altyapı maliyetlerini azaltırken aynı zamanda inovasyon hızını artırıyor. Fakat bu denklemin görünmeyen yüzü; insan faktörü. Çünkü her teknoloji, insanla anlam buluyor. Kurumlar, yalnızca altyapılarını değil, yetenek stratejilerini de bulut çağının gerektirdiği şekilde dönüştürmek zorundalar. Bulut teknolojileri 2030’un altyapısını nasıl şekillendirecek? Verimlilik, güvenlik ve sürdürülebilirlik üçgeninde nasıl bir denge kurulacak? Hibrit bulutun, yapay zekânın ve veri merkezlerinin birleşimi, kurumlara nasıl bir stratejik zekâ kazandıracak. Panelimizde, bu sorulara yanıt arayacağız” dedi. Panelde yer alan Zeren Group CIO’su Mehmet Ufuk Dokuzluoğlu “Bulut teknolojisi 2000’li yılların başında başladı ve kısa sürede sadece bir altyapı hizmeti olmaktan çıkarak stratejik bilgi ve karar destek sistemlerinin temelini oluşturdu. Bu teknoloji sayesinde donanım ve altyapı yatırımlarını uzun vadeli öngörülerle planlamak mümkün hale geldi. Bulut sistemleri sayesinde artık istediğimiz teknolojiyi ihtiyacımız kadar kullanabiliyoruz; bu da hem maliyetlerde büyük avantaj sağlıyor hem de esneklik ve eşitlik getiriyor. İşin merkezinde tabi ki her zaman insan var” dedi. Panelin diğer bir konuşmacısı Huawei Cloud Satış ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Onur Karahayıt “Veri güvenliği günümüzde önemli bir konu. Verilerin yurt dışına çıkmasıyla ilgili olarak kanunlar ve düzenlemeler mevcut. Bunun yanı sıra, verilerin dışarıya aktarılmasının getirdiği fiziksel ve hukuki kısıtlamalar da söz konusu. Veri erişimi ve yönetimi konusunda netlik sağlamak, sistemlerin güvenliğini korumak açısından kritik hale geliyor. Huawei olarak Türkiye’deki veri güvenliği konusundaki endişeler ve kanunları göz önüne alarak Türkiye’de veri merkezi yatırımı yaptık. Huawei Cloud’un Türkiye’ye olan yatırımları hız kesmeden devam ediyor. Aralık ayında yeni yapay zekâ servislerinin veri merkezimizde kullanımı ile birlikte şirketler yapay zekâ odaklı inovasyonları çok daha hızlı hayata geçirebilecek. Ajet CISO’su Timur Kadızade ise “Yapay zekâ otomasyonu ciddi şekilde kolaylaştırıyor. Örneğin; eskiden 36 saatte aldığımız bir aksiyon, artık 3-5 saniye veya 10 dakika içinde gerçekleştirilebiliyor. Zero-day saldırıları dışında, yapay zekâ ile yapılamayacak çok fazla şey olmadığını düşünüyorum. Bu süreçler sezgisel hale geliyor ve insanlarla etkileşim genişliyor” dedi. Ana panel sponsoru Huawei, premium sponsorlar ATP, Bizim Bulut, Eclit, Logo ile vMind’ın katkılarıyla gerçekleşen Bilişim Zirvesi’25’de sektörün öncü markalarının CEO ve CTO’ları sahne aldı. vMind CEO’su Volkan Duman, Eclit CEO’su Erdem Telci, Logo Grup CTO’su İsmail Duran, Bizim Bulut Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Ayvaz, ATP, Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Aras, Mindfulness ve Şefkat Eğitmeni, Gatto Mind Kurucusu Sinem Tütenler, İşNet Kurumsal Satış Müdürü Serhat Varol, ParamTech CEO’su Bahadır Aktan, Aydem Holding CTO’su Engin Kavas, Limak Çimento IT Direktörü Ümit Ateş, I-Frame Kurucu Ortaklarından Ferhat Bulut, Link’ten Arge ve İnovasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erhan Polat, C-Coop, Pathvisor Hülya Erginler, Acıbadem Bilgi Teknolojileri Direktörü Kemal Kaplan, Atos Satış Yöneticisi Kemal Duru, Lila Kağıt Bilgi Teknolojileri Grup Müdürü Tarkan Ateşoğlu, C-Coop Pathvisor Gökhan Süderbay ve Serra Yılmaz yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.