Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iş Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Iş Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yüksek Riskli Operasyonlarda İş Güvenliği Kritik Bir Zorunluluk Haber

Yüksek Riskli Operasyonlarda İş Güvenliği Kritik Bir Zorunluluk

Bu tablo, vinç operasyonları gibi yüksek risk barındıran uygulamalarda, süreç kaynaklı riskleri minimize eden otomasyon ve gelişmiş güvenlik teknolojilerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Mitsubishi Electric, vinç sektöründe sunduğu inverter, anti-sway gibi ileri teknoloji çözümlerle, iş güvenliği standartlarının yükselmesine katkı sağlıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre iş kazaları ve meslek hastalıkları, her yıl dünya genelinde milyonlarca çalışanın sağlık kaybı yaşamasına ve iş gücünden uzak kalmasına neden oluyor. Türkiye’de de SGK tarafından açıklanan verilere göre, 2024 yılında 733.646 iş kazası kayıtlara geçti. Bu rakamlar, özellikle vinç ve ağır sanayi gibi yüksek riskli sektörlerde iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca bir mevzuat gerekliliği değil, kritik bir zorunluluk olduğunu ortaya koyuyor. Vinç Operasyonlarında Güvenli ve Kontrollü Performans Vinç uygulamalarında güvenlik, süreklilik ve hassas kontrol; operasyonel başarının temelini oluşturuyor. Mitsubishi Electric, vinç sektörünün bu kritik ihtiyaçlarını yakından tanıyor ve özel olarak geliştirdiği inverter çözümleriyle güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasına destek oluyor. 0.4 kW ile 1.3 MW güç aralığını kapsayan Mitsubishi Electric inverterleri; sıcak, soğuk, nemli ve tozlu ortamlar gibi zorlu çalışma koşullarında dahi yüksek performans ve dayanıklılık sunuyor. İleri seviye kontrol kabiliyetleri sayesinde operasyonel verimliliği artıran bu çözümler, güvenli çalışma koşullarının sağlanmasına katkıda bulunuyor. Mitsubishi Electric inverterleri; gezer köprü vinçleri, portal vinçler, kule vinçleri ve döner liman vinçleri gibi farklı uygulama alanlarında güvenle kullanılabiliyor. Mitsubishi Electric’in vinç uygulamalarında sunduğu inverter çözümleri, yüksek yüklenme kapasitesiyle güçlü bir performans sunarken, fren senkronizasyonu sayesinde yüklerin kontrollü ve güvenli bir şekilde taşınmasını mümkün kılıyor. Zorlu saha koşulları için çift kat vernik kaplama ile güçlendirilen sistemler, uzun ömürlü kullanım sağlıyor. Dahili PLC yapısı sayesinde vinç otomasyonunun ihtiyaçlara göre özelleştirilmesine olanak tanıyan bu çözümler, operatör müdahalesini azaltarak insan kaynaklı risklerin minimize edilmesine katkıda bulunuyor. Bunun yanı sıra, global haberleşme protokollerini destekleyen inverterler, farklı kontrol ve otomasyon sistemleriyle kolay entegrasyon avantajı da sağlıyor. Anti-Sway Teknolojisi ile Üst Düzey Güvenlik Vinç operasyonlarında güvenliği doğrudan etkileyen unsurların başında yük salınımı geliyor. Mitsubishi Electric’in E800 ve A800 serisi inverterlerinde yer alan dahili anti-sway özelliği, yük salınımı seviyesini düşürerek daha hassas, kontrollü ve güvenli bir taşıma süreci sağlıyor. Yük konumlandırma hassasiyetini artıran anti-sway teknolojisi, operasyonların daha hızlı ve verimli ilerlemesine katkı sunarken; fren senkronizasyonu ile yük kaymalarının ve olası iş kazalarının önüne geçilmesine yardımcı oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üretim Sahası ile Ofis Arasındaki Görünmez Duvar Yıkılıyor Haber

Üretim Sahası ile Ofis Arasındaki Görünmez Duvar Yıkılıyor

İş hayatı, büyük bir sessiz dönüşümün eşiğinde. Eskiden sadece "ekmek kapısı" olarak görülen fabrikalar ve atölyeler, şimdilerde çalışanların kendilerini organizasyonun bir parçası hissetmek istediği yeni birer yaşam alanına dönüşüyor. Tekstil atölyelerinden lojistik merkezlerine kadar geniş bir yelpazede, sahada ter döken binlerce çalışan için artık en büyük motivasyon kaynağı meyve sepetleri ya da şık ofis mobilyaları değil; emeğinin bir usta, bir zanaatkâr olarak takdir edilmesi. Kıdemli ustanın beklentisi: Saygı ve Şeffaflık Araştırmalar, özellikle üretim sahasında çalışanların en hassas olduğu noktanın "hakkaniyet" olduğunu gösteriyor. Bir atölyede çalışan ustanın, şirketinin geleceğine dair planları genel müdürle eş zamanlı duyması, sadece bir bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda bir güven beyanı olarak kabul ediliyor. Sektör temsilcileri, çalışanların artık sadece teknik iş güvenliği değil, fikirlerini özgürce söyleyebildikleri bir "psikolojik güvenlik" ortamı aradıklarını vurguluyor. "Güven unvan tanımaz" Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Great Place To Work® Türkiye CEO'su Eyüp Toprak, bu tablonun bir lüks değil, her seviyedeki çalışanın hakkı olduğunu hatırlatarak şunları söylüyor: "Harika bir iş yeri deneyimi için unvan veya lokasyonun bir önemi yok; eğer tezgâh başındaki sesin yankı bulduğu bir güven iklimi yaratabiliyorsanız, o şirket gerçek bir dönüşüm başlatmış d emektir." Yeni Nesil Liderlik Sahaya İniyor 2026 yılında şirketlerin başarısını, üretim bandı ile yönetim ofisleri arasındaki o görünmez mesafeyi ne kadar kısalttıkları belirleyecek. Hiyerarşinin yerini karşılıklı saygıya bıraktığı, lokasyon fark etmeksizin herkesin "değerli" hissettiği kurumlar, yetenek savaşında bir adım önde yer alıyor. Görünüşe göre geleceğin iş dünyası, sahayı plazadan, ustayı yöneticiden ayırmayanların omuzlarında yükselecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Tarımda Kadın ve Genç İstihdamının Güçlenmesi” Raporu Yayımlandı Haber

“Tarımda Kadın ve Genç İstihdamının Güçlenmesi” Raporu Yayımlandı

Modern seracılık, niş gübre, iklim dirençli tohum ve kurutulmuş gıda alanında sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarına hız kesmeden devam eden Alarko Holding, tarım sektöründe kadın istihdamının geliştirilmesine verdiği çok boyutlu desteklerle de öne çıkıyor. Kadınları ve gençleri yenilikçi tarım uygulamaları ile düşük karbonlu ve kapsayıcı bir üretim modeline geçişin taşıyıcı gücü olarak konumlandıran Alarko, aynı vizyonu paylaştığı SKD Türkiye’nin yönetim kurulu üyesi olarak, derneğin “Tarımda Sürdürülebilirlik” isimli görev gücüne de liderlik ediyor. SKD Türkiye ve Alarko Holding öncülüğünde hazırlanan “Tarımda Kadın ve Genç İstihdamının Güçlenmesi” raporu, Ülker, İş Bankası, İmece Mobil ve Alarko Tarım Grubu’nun, Ege, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerindeki tarımsal üretim alanlarında çalışan 400’e yakın sektör paydaşının katıldığı kapsamlı bir saha araştırmasına dayanıyor. Sektörde fırsat eşitliğini güçlendirmeye, kapsayıcı istihdam modellerini teşvik etmeye ve tarımsal üretimin geleceğini daha dirençli, verimli ve yenilikçi bir yapıya kavuşturmaya katkı sağlamayı hedefleyen rapor, tarımın dönüşümünde kadınların ve gençlerin rolünü merkeze alıyor. Katılımcıların demografik özelliklerinden sektörel deneyimlerine, teknoloji, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik algılarından, iş güvenliği, iklim değişikliği ve istihdamda karşılaşılan engellere kadar çok boyutlu bir veri setine dayanan analizler, bölgesel dinamikler açısından da önemli içgörüler sağlıyor. Raporda yer alan çıktılar, Alarko’nun ve Tarımda Sürdürülebilirlik Görev Gücü’nde yer alan diğer SKD Türkiye üyelerinin destekleriyle gerçekleşecek saha eğitimi programlarına da baz teşkil edecek. “Tarımda Kadın ve Genç İstihdamının Güçlenmesi” raporunda öne çıkan bulgular: - TÜİK verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 5 milyon kişi tarımda çalışıyor. Ancak veriler, son 10 yılda sektörün toplam istihdam içindeki payının %20’lerden %15’in de altına düştüğünü gösteriyor. Bu düşüş, tarım sektöründe nitelikli iş gücüne erişimde ciddi bir riskle karşı karşıya kalındığını ortaya koyuyor. - Tarımda çalışan kadın sayısı 2,3 milyon ve bu oran tarım istihdamının neredeyse yarısına denk geliyor. Ancak kadınların büyük bölümü kayıt dışı, güvencesiz ve ücretsiz aile işçisi konumunda. Bu tablo, kadın emeğinin görünmez hale geldiğini ve kırsal kalkınmanın sosyal güvence olmadan sürdürülemez olduğunu gözler önüne seriyor. - Kadınların eğitim seviyesi de önemli bir engel: Katılımcı kadınların %85’i ilkokul mezunu, bu da tarımda kadın istihdamını sınırlayan kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. - Gençlerin %64’ü girişimcilik eğitimine yoğun ilgi gösteriyor. Bu veri, onların tarımda yalnızca iş gücü değil, geleceğin girişimcileri olarak da rol alabileceklerini ortaya koyuyor. - Rapora katkı sağlayan katılımcıların %58’i 40 yaş altı. Bu durum, gençlerin tarım sektörüne ilgi göstermeye açık olduğunu, doğru destek mekanizmaları ile tarımın geleceğinin genç kuşaklara devredilebileceğini işaret ediyor. - Modern tarım uygulamaları, iyi tarım, topraksız tarım, tarımsal kalkınma, zararlılarla mücadele ve doğru gübre kullanımı gibi konularda ciddi bilgi eksikliği olduğu görülüyor. Örneğin, tohum ıslahı konusunda katılımcıların %52’si “fikrim yok” diyor. Bu bulgu, bilgiye erişimin ve tarımsal eğitimlerin yetersiz olduğunu, özellikle kadın ve gençler için yaygın, erişilebilir ve uygulamalı eğitim programlarının gerekliliğini ortaya koyuyor. - Katılımcıların %47’si tarımda 3 yıldan az deneyime sahipken, %30’u 10 yıl ve üzeri deneyim sahibi. Ancak mesleki gelişim imkanlarını yeterli bulanların oranı yalnızca %25. Bu da sektörde hem yeni başlayanların hem de deneyimli çalışanların gelişim ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığını gösteriyor. En çok talep edilen üç eğitim konusu ise şunlar: * Sürdürülebilir tarım uygulamaları *Girişimcilik ve iş kurma *Gübre kullanımı ve bitkisel ürün gelişimi Bu tercihler, tarımın artık yalnızca geleneksel yöntemlerle değil; çevreye duyarlı, bilgi temelli ve teknolojiyle entegre bir yapıda sürdürülmesi gerektiği yönündeki güçlü beklentiyi yansıtıyor. Kadın ve gençlerin özellikle sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve girişimcilik konularına duyduğu ilgi, onların tarımda daha aktif, yenilikçi ve üretken roller üstlenmek istediklerini ortaya koyuyor. - Rapor, teknoloji kullanımında ciddi bir açık olduğuna da vurgu yapıyor. Katılımcıların sadece %14,5’i teknoloji kullanımı konusunda kendisini yeterli görüyor. Bu bulgu, özellikle dijital okuryazarlık ve modern tarım tekniklerinin uygulanması konularında ciddi bir destek ihtiyacına işaret ediyor. - Araştırma bulguları, tarımda kadın ve gençlerin desteklenmesine yönelik mevcut politika ve uygulamaların da sınırlı kaldığının altını çiziyor. Katılımcıların yalnızca %17’si ülke tarım politikalarının kadın ve gençleri yeterince desteklediğini düşünüyor. Benzer şekilde özel sektör destekleri de %63 oranında “hiç” ya da “az etkili” bulunuyor. Bu durum, tarımda kadın ve gençlerin güçlenmesi için kamu ve özel sektörün daha erişilebilir, güçlü destek mekanizmaları geliştirmesi gerektiğini gösteriyor. - Katılımcıların %60’ı sosyal haklar konusunda bilgisinin yetersiz olduğunu belirtiyor. Bu durum, sosyal haklara dair bilgilendirme ve erişim süreçlerinin daha kapsayıcı ve yaygın hale getirilmesinin öncelikli bir alan olduğunu ortaya koyuyor. - Katılımcıların %62’si hijyen, kreş, iş güvenliği gibi imkanları yeterli bulmuyor. Bu veri de tarımda kadın ve gençlerin verimliliğini doğrudan etkileyen çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini gösteriyor. - Katılımcıların %61’i iş sağlığı ve güvenliği imkanlarını da “yetersiz” buluyor. Katılımcıların %80’i iş bulmayı “zor” veya “çok zor” olarak tanımlıyor; bu da sektördeki erişilebilir ve sürdürülebilir istihdam kanallarının sınırlı olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Katılımcıların önerileri doğrultusunda öne çıkan ihtiyaçlar: * Finansal desteklerin artırılması (hibe, faizsiz kredi) * Derinlemesine eğitim ve rehberlik programlarının yaygınlaştırılması *Yeni iş birliği ve çalışma fırsatlarının sunulması *Pazarlama ve satış desteği sağlanması *Teknolojiye erişimin kolaylaştırılması *Yerel ve uluslararası pazarlara erişimin artırılması Program kapsamındaki ilk eğitim Alarko Holding ve Alarko Tarım Akademisi tarafından düzenlendi Tarımsal üretimin yalnızca ekonominin değil, sağlıklı bir geleceğin de ana unsuru olduğuna inanan Alarko Şirketler Topluluğu, 2023 yılında giriş yaptığı tarım sektöründe jeotermal seralarda topraksız ve kalıntısız üretim yapıyor. Çankırı’da geçen yıl faaliyete başlayan hibrit teknolojiye sahip mikro granül gübre fabrikası Avrupa’nın bu alandaki en büyük üretim tesisi olma özelliği taşıyor. Tohum ıslahı alanında Ar-Ge çalışmalarını sürdüren Alarko, kurutulmuş gıda üretimi ile tarımsal üretimde israfın önüne geçmeyi hedefliyor. Alarko Tarım Grubu %75 kadın çalışan oranı ile de sektörde öne çıkıyor. Sürdürülebilir ve modern tarım alanındaki yatırımlarını hız kesmeden sürdüren Alarko, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın istihdamının artırılması konusunda yürüttüğü sosyal projeleriyle de adından söz ettiriyor. Alanında uzman sivil toplum kuruluşları ile etkin iş birlikleri yürüten Alarko, SKD Türkiye’nin “Tarımda Sürdürülebilirlik Görev Gücü”ne liderlik ediyor. Bu kapsamda SKD Türkiye bünyesinde, Alarko’nun desteğiyle yayımlanan “Tarımda Kadın ve Genç İstihdamının Güçlenmesi” raporu, sektördeki dönüşüm için atılacak adımların yanı sıra ilgili görev gücünün düzenleyeceği eğitim serilerine de ışık tutuyor. SKD Türkiye’nin Tarımda Sürdürülebilirlik Görev Gücü tarafından yürütülen program kapsamındaki ilk eğitim Alarko Holding ve Alarko Tarım Akademisi’nin destekleriyle gerçekleşti. 17 Aralık 2025 Çarşamba günü, Eskişehir Sanayi Odası’nda düzenlenen eğitim programında “Sürdürülebilir Tarım”, “Modern Tarım Teknolojileri”, “Ata ve Hibrit Tohumun Geleceği”, “Tarımda Gübre Kullanımı”, “Sektörden İyi Tarım Uygulamaları” ile “Girişimcilik ve İş Kurma Süreçleri” başlıkları her biri kendi alanında uzman akademisyenler, sektör temsilcileri ve sivil toplum paydaşları tarafından çok boyutlu bir perspektifle katılımcılara aktarıldı. Sektörden farklı markaların iyi uygulamalarının da anlatıldığı program, başta kadın ve genç tarım çalışanları olmak üzere bölgenin tüm tarım paydaşlarını bir araya getirdi. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) Hakkında: İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), 2005 yılında 13 özel sektör temsilcisinin öncülüğünde kurulmuş ve sadece kurumsal üyelik kabul eden bir iş dünyası derneğidir. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi’nin (WBCSD - World Business Council for Sustainable Development) Türkiye’deki bölgesel ağı ve iş ortağı olan SKD Türkiye, bu iş birliğinin beraberinde getirdiği sürdürülebilirlik birikimini de çalışma grupları faaliyetleri aracılığıyla üyeleriyle ve çeşitli platformlarda paydaşlarıyla paylaşır. Hâlihazırda, SKD Türkiye çatısı altında, Türkiye’nin GSYH’nin %25’ini temsil eden ve 1,4 milyon kişiye istihdam sağlayan 14 ana sektör 45 alt sektörden 185 üye şirket bulunuyor.

Güriş Sanayi Grubu, GÜRSİS Projesiyle Tüm Süreçlerini Mükemmelliğe Taşıyor Haber

Güriş Sanayi Grubu, GÜRSİS Projesiyle Tüm Süreçlerini Mükemmelliğe Taşıyor

Sürekli iyileştirme (Kaizen) anlayışıyla her seviyeden çalışanın gelişim süreçlerine aktif katılımını sağlayan, standartlaştırma ile her işin aynı kaliteyle yapılmasını güvence altına alan, KPI ve veri odaklı yönetim anlayışıyla kararlarını ölçülebilir sonuçlara dayandıran GÜRSİS; üretimden lojistiğe, kalite yönetiminden tedarik zincirine kadar tüm operasyonlarda israfın sistematik biçimde ortadan kaldırılmasını esas alıyor. Fazla üretimden beklemeye, gereksiz stoktan yeniden işlemeye kadar tüm kayıp alanlarını ortadan kaldırmayı hedefleyen bu bütünsel dönüşümle Güriş Sanayi Grubu; maliyetlerini düşürmeyi, kalite ve hızını artırmayı, çalışan potansiyelini en etkin şekilde kullanmayı ve müşteri memnuniyetini kalıcı biçimde en üst seviyeye taşımayı amaçlanıyor. GÜRSİS, işletme süreçlerinin hatasız, hızlı, düşük maliyetli ve yüksek kaliteli şekilde yürütülmesini esas alan bütünsel bir operasyonel mükemmellik ve sürekli iyileştirme sistemi. A3 problem çözme, kök neden analizi (5N1K, 5 Neden, Balık Kılçığı), PDCA (Planla–Uygula–Kontrol Et–Önlem Al) gibi disiplinli problem çözme yöntemleriyle süreçlerin sürekli olarak izlenmesi, analiz edilmesi ve geliştirilmesi sağlanıyor. GÜRSİS Evi ile Güçlü Bir Kurumsal Kültür GÜRSİS yolculuğunun merkezinde yer alan GÜRSİS Evi, Güriş Sanayi Grubu’nun temel ilke ve yetkinliklerini temsil ediyor. Sağlık, iş güvenliği ve çevre koruma ilkeleri sistemin temelini oluştururken; güvenli devreye alma, yerinde kalite kültürü, tedarik süresinin azaltılması ve sürekli iyileştirme faaliyetleriyle şirket genelinde dünya standartlarında bir iş yapısı hedefleniyor. Standardizasyonun Gücü ile Verimlilik Artışı GÜRSİS kapsamında uygulanan standardizasyon yaklaşımı, tüm süreçlerde ortak yöntem ve kuralların hayata geçirilmesini sağlayarak kalite, verimlilik ve güvenilirliği artıyor. Kültürel Dönüşüm ve Çalışan Katılımı GÜRSİS, yalnızca bir verimlilik modeli değil aynı zamanda güçlü bir kültürel dönüşüm programı. Çalışanların ortak değerler etrafında birleşmesini sağlayan sistem; disiplinli, ölçülebilir ve sürekli gelişimi esas alan bir kurum kültürü inşa ediyor. Sürdürülebilirlik ile Entegre Dijital Uyum GÜRSİS sistemi, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterleriyle entegre bir yapı sunarak sürdürülebilirlik performansının dijital ortamda izlenmesini ve raporlanmasını mümkün kılıyor. “Birlikte Daha Güçlü” Vizyonu ile Geleceğe GÜRSİS’in sloganı olan “Birlikte Daha Güçlü!”, sistemin temel felsefesini yansıtmaktadır. 9 Eylül tarihinde canlı yayınla gerçekleştirilen GÜRSİS lansmanında, GÜRSİS Yürütme Kurulu ve Kolon Şampiyonları sürece resmen start verdi. Güriş Sanayi Grubu, GÜRSİS ile birlikte operasyonel mükemmelliği kurumsal kültürün ayrılmaz bir parçası haline getirerek; verimlilik, kalite, sürdürülebilirlik ve müşteri memnuniyetini aynı çatı altında buluşturan güçlü bir dönüşüm sürecini kararlılıkla sürdürüyor.

Nilüfer Belediyesi Apartman Yöneticileri İçin Türkiye’nin İlk Destek Merkezini Kurdu Haber

Nilüfer Belediyesi Apartman Yöneticileri İçin Türkiye’nin İlk Destek Merkezini Kurdu

Nilüfer Belediyesi, Türkiye’de bir ilke imza atarak ilçe sınırları içerisindeki apartman, site ve iş merkezi yöneticileri ile emekçilerine ücretsiz hukuki, mali, teknik ve yönetsel destek sunacak olan Nilüfer Apartman Yöneticileri ve Emekçileri Destekleme Merkezi’ni (NAYDEM) hizmete açtı. NAYDEM, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre seçilen yöneticilere ve onlara bağlı çalışan kapıcı, bahçıvan, görevli gibi tüm emekçilere hizmet verecek. Bünyesinde hukuk, finans, mühendislik ve sosyal bilimler gibi alanlardan uzmanlar barındıran merkez, yöneticilerin ve emekçilerin karşılaştığı sorunlara çözüm geliştirecek, sorularını yanıtlayacak ve düzenli olarak eğitimler ve etkinlikler düzenleyecek. İLKLERİN KENTİ NİLÜFER’DE ÖRNEK PROJE Toplu yaşam alanlarının, yerel demokrasinin ilk basamağı olduğunu belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, NAYDEM’in Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıdığını vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, “İlklerin kenti Nilüfer’de yine örnek bir projeyi hayata geçiriyoruz. Apartman, site ve iş merkezi yöneticilerimiz artık yalnız değiller. Giderek karmaşıklaşan hukuki, teknik ve mali süreçlerde onlara destek olmak için NAYDEM’i kurduk. NAYDEM, Türkiye’de bir ilk. Yöneticilerimizin ve apartman görevlilerimizin bilgiye kolay erişmesini, doğru kararlar almasını sağlayacak. Hukuki danışmanlıktan iletişim eğitimlerine, enerji verimliliğinden muhasebeye kadar birçok konuda uzman ekibimiz her zaman yanlarında olacak. Nilüfer’de yaşamı ortak akılla birlikte yönetiyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki, her apartman, her site, bu kentin küçük birer yerel yönetimidir” dedi. NAYDEM hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşlar Nilüfer Belediyesi’nin resmi web sitesi üzerindeki form aracılığıyla taleplerini iletebilecekler. Uzmanlar tarafından değerlendirilen taleplere en kısa sürede geri dönüş sağlanacak. NAYDEM ayrıca toplantı yönetimi, iletişim becerileri, bütçeleme, kat mülkiyeti mevzuatı, enerji verimliliği ve iş güvenliği gibi birçok konuda yüz yüze ve çevrimiçi eğitimler düzenleyecek. NAYDEM hizmetlerinden yararlanmak ve detaylı bilgi almak isteyen yöneticiler, www.nilufer.bel.tr/naydem adresini ziyaret edebilirler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kalitesiz Ahşap Paletler Gizli Maliyetlere Yol Açıyor Haber

Kalitesiz Ahşap Paletler Gizli Maliyetlere Yol Açıyor

Türkiye'de zincir marketler ve üretim tesislerinde ahşap palet/sandık kullanımının artması, kalite konusunu tedarik zincirinin kritik bileşeni haline getirdi. TAPSİAD (Tüm Ahşap Ambalaj ve Palet Üreticileri Derneği) Başkanı Akın Balcıoğlu, piyasada standartlara uymayan üretimlerin yaygınlaşmasının; depolamada uygunsuz istif, sevkiyatta devrilme/kırılma, ürün zayiatı ve iş güvenliği sorunlarını büyüttüğünü vurguladı. Zincir marketlere çağrı: Fiyat kadar dayanıklılık ve sertifikasyon Balcıoğlu, depolarda raf ve forklift hatlarının standart ölçü ile tasarlandığını, ölçü ve malzeme kalitesi düşük paletlerin akışı bozduğunu belirtti. Balcıoğlu, "Satın alma kriterlerinde dayanıklılık testleri, izlenebilirlik ve sertifikasyon yer almalı. Aksi halde lojistik güvenliğini ve müşteri memnuniyetini riske atıyoruz" dedi. Denetim ve mevzuat: Bakanlığa ve TSE'ye ortak çağrı Başkan Akın Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın piyasa gözetimi ve denetimini güçlendirmesi, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ile denetim ve uygulamadaki boşlukların giderilmesi gerektiğini belirtti. Balcıoğlu'na göre sektöre standart dışı ürün girişi, hem firmalar arasında haksız rekabete yol açıyor hem de iş sağlığı ve güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor. Paletlerin standarda uygun üretilmesi ve sahada düzenli olarak kontrol edilmesi, işletmelerde yaşanabilecek kaza oranlarını düşürürken doğal kaynak kullanımını da optimize ediyor. Bu kapsamda TSE ile sektör paydaşlarının daha yakın çalışması, denetim süreçlerinin hem hızını hem de etkinliğini artıracak bir adım olarak değerlendiriliyor. Çevresel sürdürülebilirlik: Kısa ömür daha çok ağaç tüketimi demek "Her kırılan palet yeni bir kesim baskısı demek" diyen Balcıoğlu, paletlerin sık sık yenilenmesinin hem orman kaynakları üzerinde ekonomik bir yük oluşturduğunu hem de karbon emisyonlarını artırdığını söyledi. Balcıoğlu'na göre daha uzun ömürlü, standartlara uygun ve onarılabilir paletlerin kullanılması, tedarik zincirlerinde ciddi maliyet avantajı sağlarken doğal kaynakların korunmasına da katkıda bulunuyor. Böylece odak yalnızca üründe değil, gelecekteki çevresel etkilerde de konumlanmış oluyor. Ekonomik katkı: İhracat potansiyeli kaliteden geçiyor Türkiye'de ahşap palet ve sandık üretimi, iç pazarın yanı sıra yakın coğrafyaya yapılan ihracatla da ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Başkan Akın Balcıoğlu, kaliteli ve standartlara uygun üretimin yalnızca ihracat imajı için değil; taşımada ürün güvenliği, lojistik maliyetlerin düşürülmesi ve tedarik zinciri verimliliği açısından da zorunlu olduğunu belirtti. Balcıoğlu'na göre sertifikalı üretim, uluslararası pazarlarda Türk ürünlerine duyulan güveni artırırken rekabetçiliği de güçlendiriyor. "Kaliteli palet; ürünü, markayı ve ormanı taşır" TAPSİAD Başkanı Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile sektör paydaşlarının piyasa gözetimi, lisanslandırma, izlenebilirlik ve eğitim başlıklarına odaklanması gerektiğini ifade etti. Balcıoğlu, standartların sahada etkin şekilde uygulanmasının hem haksız rekabeti önleyeceğini hem de kalite algısını yukarı taşıyacağını vurguladı. "Sayın Bakanımız Mehmet Fatih Kacır'ın bu konuda gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz" diyen Balcıoğlu, ortak bir koordinasyon mekanizmasının sektörde uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlayacağını söyledi.

TÜVTÜRK ve Nişantaşı Üniversitesi Nitelikli İnsan Kaynağı İçin Güçlerini Birleştiriyor Haber

TÜVTÜRK ve Nişantaşı Üniversitesi Nitelikli İnsan Kaynağı İçin Güçlerini Birleştiriyor

TÜVTÜRK, otomotiv sektöründe nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi hedefiyle Nişantaşı Üniversitesi ile stratejik bir protokol imzaladı. Nişantaşı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Komsuoğlu Çıtıpıtıoğlu, TÜVTÜRK Genel Müdürü Koray Özcan ve Genel Müdür Vekili Melis Avalin Korkmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen imza töreni, üniversite-sanayi iş birliğinin örnek bir modeli olarak hayata geçirildi. Bu adım, sektöre yeni yetenekler kazandırmanın yanı sıra gençlerin kariyer yolculuğuna da somut katkılar sağlamayı amaçlıyor. Eğitimle sektörü birleştiren stratejik vizyon TÜVTÜRK, otomotiv sektöründe dijitalleşme, yeni teknolojiler ve hizmet kalitesi standartlarının hızla geliştiği bir dönemde, bu dönüşümü destekleyecek nitelikli insan kaynağını yetiştirmeyi stratejik bir öncelik olarak konumlandırıyor. Şirket bu doğrultuda, teknik eğitimle sektörü daha yakın bir zeminde buluşturacak iş birliklerine ağırlık veriyor. Nişantaşı Üniversitesi ile atılan bu adım, TÜVTÜRK’ün eğitim ekosistemini üniversitelerle entegre ederek istihdam odaklı bir model oluşturma vizyonunun ilk örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Öğrencilere fırsatlar yaratacak İş birliği kapsamında Nişantaşı Üniversitesi Otomotiv Teknolojisi Programı öğrencileri, eğitim süreçlerinin bir bölümünü doğrudan sahada ve uygulamalı eğitimden faydalanarak geçirecek. Öğrenciler, TÜVTÜRK tesislerinde araç muayene süreçlerini yakından gözlemleyecek; teknik donanım kullanımı, muayene standartları, iş güvenliği ve müşteri deneyimi gibi konularda uzmanlaşacak. Eğitimler, TÜVTÜRK Akademi tarafından geliştirilen özel eğitim modülleri üzerinden yürütülecek ve amir yardımcılığı eğitimlerine denk seviyede içeriklerden oluşacak. Protokol sayesinde öğrenciler, TÜVTÜRK’ün bilgi birikimi ve teknik altyapısından yararlanarak mesleki gelişim, uygulamalı eğitim, staj ve mezuniyet sonrası istihdam olanaklarına erişebilecek. TÜVTÜRK’ten sektöre nitelikli insan kaynağı desteği TÜVTÜRK, bu proje kapsamında yalnızca tesislerini açmakla kalmayacak; gençlerin sektöre donanımlı bir şekilde katılımını destekleyecek kapsamlı bir eğitim modeli geliştirecek. Öğrencilerin uygulamalı eğitim süreçleri TÜVTÜRK araç muayene istasyonlarında yürütülecek; teknik becerilerini geliştirmeye yönelik atölye çalışmaları, proje temelli uygulamalar ve Ar-Ge faaliyetlerine katılım olanakları sağlanacak. TÜVTÜRK Akademi tarafından düzenlenecek teknik seminerler ve özel eğitim modülleri sayesinde öğrenciler, sektörün ihtiyaç duyduğu temel yetkinliklerle mezun olma şansına sahip olacak. Bu yaklaşım, mezunların hem teknik becerileri hem de operasyonel süreçlere hâkimiyetleriyle istihdam kabiliyetlerini önemli ölçüde artıracak. Akademi ve saha arasında güçlü bir köprü Nişantaşı Üniversitesi, otomotiv teknolojisi programını TÜVTÜRK’ün operasyonel ihtiyaçları ve sektördeki güncel teknolojik gelişmeler doğrultusunda revize edecek. Öğrencilerin dönem içi uygulama dersleri TÜVTÜRK araç muayene istasyonlarında gerçekleştirilecek; böylece teorik bilgi, gerçek iş süreçleriyle entegre bir biçimde aktarılacak. “Eğitimden sektöre güçlü köprü” vizyonu “Eğitimden sektöre güçlü köprü” vizyonuyla hayata geçen bu iş birliği; öğrencilerin TÜVTÜRK’ün teknik altyapısı ve bilgi birikiminden yararlanmasını, mezunların istihdam kabiliyetinin artmasını hedefliyor. Protokol kapsamında staj olanaklarının yanı sıra işbaşı eğitim, proje temelli uygulama, Ar-Ge katılımı ve seminerlerle öğrencilerin sahaya hazır, güncel teknolojilere hâkim bireyler olarak mezun olmaları sağlanacak. İş birliği TÜVTÜRK’ün uzun vadeli stratejisinin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Şirket, otomotiv sektörünün, teknolojiyle birlikte hızla dönüşmesinden hareketle, bu dönüşümün merkezinde yer alan nitelikli insan kaynağına yatırım yapmayı stratejik bir öncelik olarak görüyor. TÜVTÜRK, yalnızca hizmet alanlarında değil, sektöre katkı sağlayacak eğitim modellerinde de sorumluluk üstleniyor. Nişantaşı Üniversitesi ile gerçekleştirilen bu iş birliği gençlerin mesleki gelişimini destekleyerek sektörün geleceğini güçlendirmeyi hedefliyor. Nişantaşı Üniversitesi ise eğitim ve sektör arasında kurulan bu tür köprülerin, öğrencilerin teorik bilgilerin sahada uygulamaya dönüştürmelerine ve mezuniyet sonrası güçlü bir kariyer yoluna adım atmalarına imkan tanıması açısından büyük önem veriyor. TÜVTÜRK ile yapılan iş birliği, öğrencilere hem bilgi hem de pratik deneyim kazandırarak otomotiv sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırmada etkili olacak. TÜVTÜRK ve Nişantaşı Üniversitesi arasında imzalanan bu protokol, eğitimle otomotiv sektörü arasında güçlü bir bağ kurarak gençlere yeni fırsatlar yaratmayı, sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırmayı ve ülke çapında sürdürülebilir bir istihdam ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.