Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iş Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Iş Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GÜBRETAŞ’ın İki Mühendislik Çözümü TÜRKPATENT Tarafından Tescillendi Haber

GÜBRETAŞ’ın İki Mühendislik Çözümü TÜRKPATENT Tarafından Tescillendi

GÜBRETAŞ, Yarımca Tesisi’ndeki 25.000 ton kapasiteli kriyojenik sıvı amonyak depolama tankının güvenli ve etkin biçimde tahliye edilmesine yönelik geliştirdiği iki özgün mühendislik çözümü için Türk Patent ve Marka Kurumundan patent belgesi aldı. Sahada karşılaşılan operasyonel ihtiyaçlara GÜBRETAŞ mühendislerinin bilgi birikimi ve deneyimiyle geliştirilen çözümler, “Amonyak Tankında Tahliye Sistemi” ve “Çift Cidarlı Amonyak Tanklarında Soğuk Delme ile Tahliye Sistemi” başlıklarıyla şirketin fikri mülkiyet portföyüne kazandırıldı. Her iki buluş için de başvuru tarihlerinden itibaren 20 yıl süreyle korunmak üzere patent belgesi verildi. Güvenli operasyon ve etkin geri kazanım Geliştirilen ilk sistem, büyük kapasiteli kriyojenik depolama tankında pompa emiş seviyesinin altında kalan sıvı amonyağın kontrollü ve güvenli ve ekonomik biçimde tahliye edilmesine yönelik yenilikçi bir çözüm sunuyor. İkinci sistem ise çift cidarlı amonyak tanklarının iç ve dış cidarı arasında kalan (bulunan) sıvı amonyağın güvenli şekilde tahliye edilmesini sağlıyor. Sistemlerin uygulanmasıyla sıvı amonyağın güvenli şekilde geri kazanılması, amonyağın yakılmadan kaynak kaybının azaltılması, operasyonel güvenliğin güçlendirilmesi ve tankın periyodik kontrol hazırlıklarının daha etkin yürütülmesi yönünde önemli kazanımlar elde edildi. Üretimin sürekliliğine ve tarımsal değer zincirine katkı Amonyak, NPK gübre üretiminin temel azot hammaddelerinden biri olarak üretim süreçlerinde kritik önem taşıyor. Bu hammaddenin güvenli, kesintisiz ve ekonomik verimli şekilde yönetilmesi; tesis operasyonlarının sürekliliği kadar tarımsal üretimin ihtiyaç duyduğu girdilerin güvenilir biçimde sağlanması açısından da büyük önem taşıyor. GÜBRETAŞ, mühendislik yetkinliğini üretim sahasındaki gerçek ihtiyaçlarla buluşturarak operasyonel dayanıklılığını güçlendirirken tarımsal üretime değer katan şirket anlayışını da somut sonuçlara dönüştürüyor. Geliştirilen çözümler; iş güvenliği, kaynak verimliliği, sürdürülebilirlik ve üretim sürekliliğini aynı mühendislik yaklaşımında bir araya getiriyor. Kurumsal bilgi birikimi kalıcı değere dönüşüyor GÜBRETAŞ Genel Müdürü Musa Goral, patent başarısına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bu patentler, GÜBRETAŞ’ın sorun çözen mühendislik kültürü, güçlü saha deneyimi ve sürekli iyileştirme yaklaşımıyla da değer ürettiğini gösteriyor. Üretimin sürekliliğini sağlarken insanı, çevreyi ve kaynaklarımızı korumak, mühendislik anlayışımızın temelini oluşturuyor. Yarımca Tesisi ekibimizin geliştirdiği bu iki çözüm; teknik yetkinliğimizin, yenilikçilik kültürümüzün ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızın somut bir sonucudur. Kritik bir hammaddenin güvenli şekilde geri kazanılmasını sağlayan bu çalışmalarla teknik bilgi birikimimizi kalıcı bir kurumsal değere dönüştürürken şirketimize ve tarımsal üretimin değer zincirine katkı sunmaktan gurur duyuyoruz.” Patentlerle koruma altına alınan iki mühendislik çözümü, GÜBRETAŞ’ın üretim sahalarındaki deneyimini yenilikçi uygulamalara dönüştürme kabiliyetini ortaya koyarken şirketin sürdürülebilir üretim, operasyonel mükemmellik ve sürekli gelişim hedeflerini de destekliyor. GÜBRETAŞ, güçlü mühendislik kültürü ve yenilikçi yaklaşımıyla üretimin sürekliliğini sağlayan, kaynakları koruyan ve tarımsal üretime kalıcı değer kazandıran çalışmalarını sürdürmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Onat Tüneli İzmir Trafiğine Nefes Aldıracak Haber

Onat Tüneli İzmir Trafiğine Nefes Aldıracak

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tamamlandığında Türkiye’nin belediye kaynaklarıyla yapılan en uzun karayolu tüneli olacak Buca Onat Tüneli Projesi, sağlayacağı transit geçişle kentin trafik yükünü önemli ölçüde azaltacak. Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı tarafından sürdürülen çalışmalar kapsamında proje, Konak Tüneli’nden başlayarak otogar viyadüklerinde son bulacak. Proje sayesinde yaklaşık 14 kilometrelik ulaşım güzergahı 8,3 kilometreye düşürülecek. Tünel kazılarının tamamlandığı bölümlerde nihai kaplama çalışmaları devam ederken, son etap bağlantı yolunun yapımı için de hazırlıklar sürüyor. 3’te 1 oranında yakıt tasarrufu Buca ile Bornova arasındaki ulaşım süresini trafik yoğunluğuna bağlı olarak 45 dakikadan 10 dakikaya indirecek proje, özellikle işe gidiş ve dönüş saatlerinde İzmirlilere hem zaman hem de yakıt tasarrufu sağlayacak. Vatandaşlar, Konak Tüneli ve Homeros Bulvarı üzerinden Buca Onat Tüneli’ne bağlanarak otogar ve Bornova’ya daha kısa sürede ulaşabilecek. Her gün Buca-Bornova güzergahını kullanan araçlar, yakıt tüketiminde yaklaşık 3’te 1 oranında tasarruf sağlayacak. Trafikte geçirilen sürenin azalmasıyla birlikte kentin karbon emisyonunda da önemli bir düşüş hedefleniyor. İzmir’in ana arterleri nefes alacak Buca Onat Caddesi üzerinden otogara ulaşmak isteyen araçlar, mevcut durumda Yeşildere Caddesi, Mürselpaşa Bulvarı, Şehitler Caddesi ve Kamil Tunca Bulvarı güzergâhını kullanıyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte araçlar, şehir merkezindeki yoğunluğa girmeden tüneller ve bağlantı yolları üzerinden kesintisiz şekilde otogara ulaşabilecek. Buca Onat Tüneli sayesinde Konak, Balçova, Çeşme ve Urla gibi ilçelerden gelen araçlar; kent trafiğine dahil olmadan Bornova ve Karşıyaka başta olmak üzere İzmir’in kuzey aksına, ayrıca İstanbul ve Ankara yollarına doğrudan bağlanabilecek. Konak Tüneli’nden çevre yoluna kadar uzanacak yeni ulaşım aksıyla, kentin trafik yükünü taşıyan Yeşildere Caddesi ve Ankara Caddesi’nde önemli bir rahatlama sağlanacak. Proje, Şehitler Caddesi, Kamil Tunca Caddesi ve Halkapınar bölgesindeki trafik yoğunluğunun azalmasına da katkı sunacak. Son etabın yapımına başlanıyor Çalışmalar hakkında bilgi veren Yol Üst Yapı Şube Şefi Berk Taş, tünellerdeki beton işlerinde son bin metrelik nihai kaplama çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Projenin 750 metrelik afete maruz bölümüne ilişkin proje ve yapım ihalesinin tamamlandığını ifade eden Taş, ağustos ayında yer teslimi yapılarak imalatlara başlanacağını söyledi. Buca Onat Tüneli’nin Homeros Bulvarı ile otogar arasında transit geçiş sağlayarak trafik akışını rahatlatacak bütüncül bir proje olduğunu vurgulayan Taş, “Çalışmalarımıza 7 gün 24 saat esasına göre devam ediyoruz. Belediye eliyle yapılan en uzun karayolu tünelini tamamlamak için çalışıyoruz. En önemli önceliğimiz iş güvenliği. Tünel etki alanındaki yapıların zarar görmemesi ve vatandaşlarımızın çalışmalardan olumsuz etkilenmemesi için zemin koşullarına bağlı olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Konak Tüneli’nden başlayan ve otogar viyadüklerinde son bulan transit 8,3 kilometrelik yolun en önemli etaplarından olan 2,5 kilometrelik Buca Onat Tüneli’nin yüksekliği 7,5 metre, genişliği ise 10,6 metre. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Haber Fotoğrafları

Legrand Türkiye’den Toplumsal Fayda Odaklı Yaklaşım Haber

Legrand Türkiye’den Toplumsal Fayda Odaklı Yaklaşım

Legrand Türkiye Grubu’nun benimsediği kurumsal kültür; kapsayıcılığı ve çeşitliliği odağına alan, çeşitliliği iş yapış süreçlerine yansıtan, güvenilir ve sade iş yapış biçimini esas alan bir anlayışla şekilleniyor. Bu anlayış doğrultusunda sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel etkilerle sınırlı bir alan olarak değil, çalışanlardan iş ortaklarına, tedarikçilerden son kullanıcıya uzanan tüm değer zincirinde uzun vadeli değer yaratmanın temel unsuru olarak ele alınıyor. Bu yaklaşımın somutlaştığı 2025–2027 dönemini kapsayan 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası, grubun stratejik önceliklerini sürdürülebilirlik odağında bir araya getiren, etki temelli bir çerçeve ortaya koyuyor. Söz konusu yol haritası, sürdürülebilir bir gelecek inşa etme hedefini beş temel taahhüt etrafında ele alıyor: çeşitlilik ve kapsayıcılığı teşvik etmek, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, daha döngüsel bir ekonomi geliştirmek, müşteriler için değer yaratmak ve sorumlu bir işletme olmak. Legrand Türkiye Grubu, bu taahhütleri stratejik karar alma süreçlerinden operasyonel uygulamalara uzanan entegre bir dönüşüm yaklaşımının merkezine yerleştiriyor. Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilirliği Ölçülebilir Hedeflerle Güçlendiriyor Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası kapsamında Legrand Türkiye Grubu, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında somut ve ölçülebilir hedeflerle ilerliyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda yeni ürün geliştirme süreçlerinde eko-tasarım kriterlerini esas almayı, ürünlerde kullanılan malzemelerin en az üçte birini geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlamayı hedefliyor. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında doğrudan ve dolaylı sera gazı emisyonlarında %10, tedarik zinciri kaynaklı emisyonlarda ise %30 oranında azalma hedefi bulunuyor. Müşterilere sunulan enerji verimliliği çözümleriyle toplamda 20 milyon ton karbon emisyonunun önlenmesi amaçlanırken, sosyal boyutta ise kapsayıcı istihdam hedefleriyle her yıl kariyerinin başındaki bireylere 4.000 yeni fırsat sunulması ve yönetim kademelerinde kadın temsilinin artırılması öncelikler arasında yer alıyor. Tüm bu hedefler, sorumlu işletme anlayışı çerçevesinde iş güvenliği, etik ve şeffaflık standartlarının güçlendirilmesiyle destekleniyor. “Ölçülebilir ve Kalıcı Değer Üretmeyi Amaçlıyoruz” Legrand Türkiye Grubu’nun sürdürülebilirlik hedefleri hakkında değerlendirmede bulunan Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk, “Yeni dönem stratejimizi yalnızca finansal performansla sınırlı görmüyor, gezegenin ve toplumun değişen ihtiyaçlarını merkeze alan, uzun vadeli etki yaratmayı hedefleyen somut eylemler bütünü olarak ele alıyoruz. ESG kriterlerini tüm iş süreçlerimize entegre ederek, iklim kriziyle mücadeleden toplumsal cinsiyet eşitliğine, döngüsel ekonomiden sorumlu iş yapış biçimlerine kadar geniş bir alanda ölçülebilir ve kalıcı değer üretmeyi amaçlıyoruz. Bu yaklaşımı, yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı tutmadan tedarikçilerimizden iş ortaklarımıza, çalışanlarımızdan son kullanıcılarımıza uzanan geniş ekosistemimizde ortak bir dönüşüm anlayışıyla hayata geçiriyoruz. Daha yaşanabilir bir çevre, daha kapsayıcı bir toplum ve daha duyarlı bir iş dünyası için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilir Büyümeyi Destekliyor Haber

Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilir Büyümeyi Destekliyor

“Yaşamları iyileştiriyoruz” misyonuyla ilerleyen Grup, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu olarak oluşturduğu kurumsal sosyal sorumluluk yol haritalarıyla, çevresel ve toplumsal sorumluluğu operasyonlarının ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Legrand Türkiye Grubu’nun benimsediği kurumsal kültür; kapsayıcılığı ve çeşitliliği odağına alan, çeşitliliği iş yapış süreçlerine yansıtan, güvenilir ve sade iş yapış biçimini esas alan bir anlayışla şekilleniyor. Bu anlayış doğrultusunda sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel etkilerle sınırlı bir alan olarak değil, çalışanlardan iş ortaklarına, tedarikçilerden son kullanıcıya uzanan tüm değer zincirinde uzun vadeli değer yaratmanın temel unsuru olarak ele alınıyor. Bu yaklaşımın somutlaştığı 2025–2027 dönemini kapsayan 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası, grubun stratejik önceliklerini sürdürülebilirlik odağında bir araya getiren, etki temelli bir çerçeve ortaya koyuyor. Söz konusu yol haritası, sürdürülebilir bir gelecek inşa etme hedefini beş temel taahhüt etrafında ele alıyor: çeşitlilik ve kapsayıcılığı teşvik etmek, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, daha döngüsel bir ekonomi geliştirmek, müşteriler için değer yaratmak ve sorumlu bir işletme olmak. Legrand Türkiye Grubu, bu taahhütleri stratejik karar alma süreçlerinden operasyonel uygulamalara uzanan entegre bir dönüşüm yaklaşımının merkezine yerleştiriyor. Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilirliği Ölçülebilir Hedeflerle Güçlendiriyor Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası kapsamında Legrand Türkiye Grubu, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında somut ve ölçülebilir hedeflerle ilerliyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda yeni ürün geliştirme süreçlerinde eko-tasarım kriterlerini esas almayı, ürünlerde kullanılan malzemelerin en az üçte birini geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlamayı hedefliyor. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında doğrudan ve dolaylı sera gazı emisyonlarında %10, tedarik zinciri kaynaklı emisyonlarda ise %30 oranında azalma hedefi bulunuyor. Müşterilere sunulan enerji verimliliği çözümleriyle toplamda 20 milyon ton karbon emisyonunun önlenmesi amaçlanırken, sosyal boyutta ise kapsayıcı istihdam hedefleriyle her yıl kariyerinin başındaki bireylere 4.000 yeni fırsat sunulması ve yönetim kademelerinde kadın temsilinin artırılması öncelikler arasında yer alıyor. Tüm bu hedefler, sorumlu işletme anlayışı çerçevesinde iş güvenliği, etik ve şeffaflık standartlarının güçlendirilmesiyle destekleniyor. “Ölçülebilir ve Kalıcı Değer Üretmeyi Amaçlıyoruz” Legrand Türkiye Grubu’nun sürdürülebilirlik hedefleri hakkında değerlendirmede bulunan Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk, “Yeni dönem stratejimizi yalnızca finansal performansla sınırlı görmüyor, gezegenin ve toplumun değişen ihtiyaçlarını merkeze alan, uzun vadeli etki yaratmayı hedefleyen somut eylemler bütünü olarak ele alıyoruz. ESG kriterlerini tüm iş süreçlerimize entegre ederek, iklim kriziyle mücadeleden toplumsal cinsiyet eşitliğine, döngüsel ekonomiden sorumlu iş yapış biçimlerine kadar geniş bir alanda ölçülebilir ve kalıcı değer üretmeyi amaçlıyoruz. Bu yaklaşımı, yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı tutmadan tedarikçilerimizden iş ortaklarımıza, çalışanlarımızdan son kullanıcılarımıza uzanan geniş ekosistemimizde ortak bir dönüşüm anlayışıyla hayata geçiriyoruz. Daha yaşanabilir bir çevre, daha kapsayıcı bir toplum ve daha duyarlı bir iş dünyası için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yüksek Riskli Operasyonlarda İş Güvenliği Kritik Bir Zorunluluk Haber

Yüksek Riskli Operasyonlarda İş Güvenliği Kritik Bir Zorunluluk

Bu tablo, vinç operasyonları gibi yüksek risk barındıran uygulamalarda, süreç kaynaklı riskleri minimize eden otomasyon ve gelişmiş güvenlik teknolojilerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Mitsubishi Electric, vinç sektöründe sunduğu inverter, anti-sway gibi ileri teknoloji çözümlerle, iş güvenliği standartlarının yükselmesine katkı sağlıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre iş kazaları ve meslek hastalıkları, her yıl dünya genelinde milyonlarca çalışanın sağlık kaybı yaşamasına ve iş gücünden uzak kalmasına neden oluyor. Türkiye’de de SGK tarafından açıklanan verilere göre, 2024 yılında 733.646 iş kazası kayıtlara geçti. Bu rakamlar, özellikle vinç ve ağır sanayi gibi yüksek riskli sektörlerde iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca bir mevzuat gerekliliği değil, kritik bir zorunluluk olduğunu ortaya koyuyor. Vinç Operasyonlarında Güvenli ve Kontrollü Performans Vinç uygulamalarında güvenlik, süreklilik ve hassas kontrol; operasyonel başarının temelini oluşturuyor. Mitsubishi Electric, vinç sektörünün bu kritik ihtiyaçlarını yakından tanıyor ve özel olarak geliştirdiği inverter çözümleriyle güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasına destek oluyor. 0.4 kW ile 1.3 MW güç aralığını kapsayan Mitsubishi Electric inverterleri; sıcak, soğuk, nemli ve tozlu ortamlar gibi zorlu çalışma koşullarında dahi yüksek performans ve dayanıklılık sunuyor. İleri seviye kontrol kabiliyetleri sayesinde operasyonel verimliliği artıran bu çözümler, güvenli çalışma koşullarının sağlanmasına katkıda bulunuyor. Mitsubishi Electric inverterleri; gezer köprü vinçleri, portal vinçler, kule vinçleri ve döner liman vinçleri gibi farklı uygulama alanlarında güvenle kullanılabiliyor. Mitsubishi Electric’in vinç uygulamalarında sunduğu inverter çözümleri, yüksek yüklenme kapasitesiyle güçlü bir performans sunarken, fren senkronizasyonu sayesinde yüklerin kontrollü ve güvenli bir şekilde taşınmasını mümkün kılıyor. Zorlu saha koşulları için çift kat vernik kaplama ile güçlendirilen sistemler, uzun ömürlü kullanım sağlıyor. Dahili PLC yapısı sayesinde vinç otomasyonunun ihtiyaçlara göre özelleştirilmesine olanak tanıyan bu çözümler, operatör müdahalesini azaltarak insan kaynaklı risklerin minimize edilmesine katkıda bulunuyor. Bunun yanı sıra, global haberleşme protokollerini destekleyen inverterler, farklı kontrol ve otomasyon sistemleriyle kolay entegrasyon avantajı da sağlıyor. Anti-Sway Teknolojisi ile Üst Düzey Güvenlik Vinç operasyonlarında güvenliği doğrudan etkileyen unsurların başında yük salınımı geliyor. Mitsubishi Electric’in E800 ve A800 serisi inverterlerinde yer alan dahili anti-sway özelliği, yük salınımı seviyesini düşürerek daha hassas, kontrollü ve güvenli bir taşıma süreci sağlıyor. Yük konumlandırma hassasiyetini artıran anti-sway teknolojisi, operasyonların daha hızlı ve verimli ilerlemesine katkı sunarken; fren senkronizasyonu ile yük kaymalarının ve olası iş kazalarının önüne geçilmesine yardımcı oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üretim Sahası ile Ofis Arasındaki Görünmez Duvar Yıkılıyor Haber

Üretim Sahası ile Ofis Arasındaki Görünmez Duvar Yıkılıyor

İş hayatı, büyük bir sessiz dönüşümün eşiğinde. Eskiden sadece "ekmek kapısı" olarak görülen fabrikalar ve atölyeler, şimdilerde çalışanların kendilerini organizasyonun bir parçası hissetmek istediği yeni birer yaşam alanına dönüşüyor. Tekstil atölyelerinden lojistik merkezlerine kadar geniş bir yelpazede, sahada ter döken binlerce çalışan için artık en büyük motivasyon kaynağı meyve sepetleri ya da şık ofis mobilyaları değil; emeğinin bir usta, bir zanaatkâr olarak takdir edilmesi. Kıdemli ustanın beklentisi: Saygı ve Şeffaflık Araştırmalar, özellikle üretim sahasında çalışanların en hassas olduğu noktanın "hakkaniyet" olduğunu gösteriyor. Bir atölyede çalışan ustanın, şirketinin geleceğine dair planları genel müdürle eş zamanlı duyması, sadece bir bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda bir güven beyanı olarak kabul ediliyor. Sektör temsilcileri, çalışanların artık sadece teknik iş güvenliği değil, fikirlerini özgürce söyleyebildikleri bir "psikolojik güvenlik" ortamı aradıklarını vurguluyor. "Güven unvan tanımaz" Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Great Place To Work® Türkiye CEO'su Eyüp Toprak, bu tablonun bir lüks değil, her seviyedeki çalışanın hakkı olduğunu hatırlatarak şunları söylüyor: "Harika bir iş yeri deneyimi için unvan veya lokasyonun bir önemi yok; eğer tezgâh başındaki sesin yankı bulduğu bir güven iklimi yaratabiliyorsanız, o şirket gerçek bir dönüşüm başlatmış d emektir." Yeni Nesil Liderlik Sahaya İniyor 2026 yılında şirketlerin başarısını, üretim bandı ile yönetim ofisleri arasındaki o görünmez mesafeyi ne kadar kısalttıkları belirleyecek. Hiyerarşinin yerini karşılıklı saygıya bıraktığı, lokasyon fark etmeksizin herkesin "değerli" hissettiği kurumlar, yetenek savaşında bir adım önde yer alıyor. Görünüşe göre geleceğin iş dünyası, sahayı plazadan, ustayı yöneticiden ayırmayanların omuzlarında yükselecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.