Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iş Yaşamında Esenlik

Kapsül Haber Ajansı - Iş Yaşamında Esenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Yaşamında Esenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aile Şirketlerini Ekonomik Krizlerden Çok Ortaklar Arasındaki Çatışmalar Yıkıyor Haber

Aile Şirketlerini Ekonomik Krizlerden Çok Ortaklar Arasındaki Çatışmalar Yıkıyor

Türkiye’de ticari hayatın temel yapı taşlarından biri olan aile şirketlerinin, çoğu zaman ekonomik sorunlardan değil; ortaklar arasındaki hukuki ve yönetsel krizlerden dolayı ciddi dağılma süreçleri yaşadığına dikkat çeken Adana Barosu Ticaret Hukuku Komisyon Başkanı Av. Ali Mert Karakılçık, aile şirketlerinde yaşanan sorunların temelinde kurumsallaşma eksikliğinin bulunduğunu söyledi. Karakılçık yaptığı açıklamada, yıllarca emek verilerek büyütülen şirketlerin aile içi iletişim problemleri, kontrol mücadeleleri ve miras kaynaklı uyuşmazlıklar nedeniyle ağır dava süreçleriyle karşı karşıya kalabildiğini bildirdi. Şirketler büyüse bile karar alma mekanizmalarının çoğu zaman profesyonelleşmediğini, aile ilişkilerinin şirket yönetiminin önüne geçtiğini hatırlatan Karakılçık, özellikle ikinci ve üçüncü kuşak sonrasında “şirket içinde kim söz sahibi olacak” tartışmalarının ciddi krizlere dönüştüğünü kaydetti. Yönetim kurulunun oluşumu, şirket temsil yetkisi, kar payı dağıtımı, maaş ve huzur hakkı politikaları, şirket kaynaklarının kullanımı ve şirket içerisindeki güç dengelerinin aile şirketlerinde en sık tartışma konusu olan alanlar arasında yer aldığını kaydeden Karakılçık, bu tür uyuşmazlıkların şirketin sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. “Aile anayasası ve hissedarlar sözleşmesi şart” Aile şirketlerinin önemli bir kısmında yazılı ve bağlayıcı bir aile anayasası ya da hissedarlar sözleşmesi bulunmadığını belirten Karakılçık, şirketin geleceğine ilişkin temel ilkelerin önceden belirlenmemesinin, ortakların ilerleyen süreçlerde tamamen farklı pozisyonlar almasına neden olduğunu ifade etti. Özellikle kritik genel kurul toplantılarında, yıllarca birlikte hareket eden ortakların aniden karşı karşıya gelebildiğini belirten Karakılçık, bunun yönetim kurulunun değişmesine ve şirket kontrolünün kaybedilmesine kadar uzanan sonuçlar doğurabildiğini söyledi. “Üçüncü kişilerin şirkete girişi büyük krizlere yol açabiliyor” Şirket esas sözleşmelerinde, ortaklığa yabancı üçüncü kişilerin girişini engelleyen güçlü bağlam hükümlerinin çoğu zaman bulunmadığını kaydeden Karakılçık, özellikle miras intikalleri, boşanma süreçleri veya hisse satışları sonrasında şirket yapısına dışarıdan kişilerin dahil olmasının aile şirketlerinde geri dönüşü zor çatışmalar yarattığını ifade etti. Bir ortağın hissesini diğer ortakların istemediği üçüncü kişilere devretmesinin, yıllarca korunmaya çalışılan şirket dengesini tamamen bozabildiğini dile getiren Karakılçık, esas sözleşmelerinin yalnızca şekli bir metin olarak değil, şirketin geleceğini koruyan stratejik bir güvenlik mekanizması olarak değerlendirilmesi gerektiğini aktardı. “Miras süreçleri şirketleri derinden sarsabiliyor” Miras süreçlerinin aile şirketlerini en fazla sarsan alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Karakılçık, şirket hisselerinin mirasçılar arasında paylaşılması, tereke temsilcisi atanması, genel kurulda oy kullanma yetkileri ve şirket yönetimine müdahale tartışmalarının çoğu zaman şirket faaliyetlerini doğrudan etkileyebildiğini belirtti. Gerekli hukuki planlama yapılmadığında, şirket ortaklarının hiç istemediği kişilerin dolaylı şekilde şirket yönetim süreçlerine dahil olabildiğini ifade eden Karakılçık, bunun aile şirketlerinde yeni krizlerin kapısını araladığını söyledi. En sık açılan davalara dikkat çekti Aile şirketlerinde ortaklar arasında açılan davalar incelendiğinde belirli dava türlerinin sürekli tekrar ettiğini vurgulayan Karakılçık, genel kurul çağrı kayyımı davaları, bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin davalar, özel denetçi atanması davaları, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davaları ile şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin davaların en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar arasında yer aldığını belirtti. Bu davaların yalnızca hukuki bir uyuşmazlık olmadığını ifade eden Karakılçık, aynı zamanda şirket içerisindeki güven ilişkisinin tamamen ortadan kalktığını gösteren ciddi krizler olduğunu dile getirdi. “Uyuşmazlık çıkmadan önlem alınmalı” Aile şirketlerinde uyuşmazlık çıktıktan sonra çözüm aramak yerine, uyuşmazlık çıkmasını önleyecek hukuki altyapının önceden kurulmasının büyük önem taşıdığını belirten Karakılçık, güçlü bir esas sözleşme, dengeli bir hissedarlar sözleşmesi, miras ve pay devrine ilişkin koruyucu hükümler, profesyonel yönetim anlayışı ve kurumsallaşma adımlarının artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini sözlerine ekledi. Karakılçık, “Aile şirketlerinde en büyük risk çoğu zaman ekonomik krizler değil, önceden öngörülmeyen ortaklık krizleridir.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Sanatın Kalbi 6. Kez İstanbul’da Atacak!  Haber

Dijital Sanatın Kalbi 6. Kez İstanbul’da Atacak! 

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından hayata geçirilen festival bu yıl “RETELL” (Yeniden Anlat) teması ile düzenlenecek. Yurt içinden ve yurt dışından dijital sanatın sınırlarını zorlayan sanatçıları, eserleri, yeni anlatıları ve cesur fikirleri sanatseverler ile buluşturacak olan IDAF; çocuk ve gençlik atölyelerine, tiyatrolara, dijital şovlara, robot gösterilerine, panellere, görsel ve işitsel performanslara da ev sahipliği yapacak. DİJİTAL SANATIN KALBİ 6. KEZ İSTANBUL’DA ATACAK! T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından düzenlenen İstanbul Dijital Sanat Festivali, bu yıl altıncı kez kapılarını açacak. 3-7 Haziran tarihleri arasında AKM’de gerçekleşecek festival, dijital sanatlar alanında önemli isimlere, ulusal ve uluslararası toplam 70 sanatçıya ev sahipliği yapacak. SANATI VE YAPAY ZEKAYI MERKEZİNE ALACAK! Afrika’dan Asya’ya uzanan farklı coğrafyalardan üretimleri bir araya getirerek ziyaretçileri deneyimsel ve beklenmedik anlatımlarla buluşturmayı amaçlayan festival, bu yıl “Retell” (Yeniden Anlat) temasıyla düzenlenecek. Sanatı ve yapay zekayı merkezine adan IDAF, sanatseverlerin bireysel yaratıcılığı ve kolektif hafızayı daha kapsayıcı bir bakış açısıyla yeniden düşünmesini sağlayacak. Festivalin altıncı edisyonunda yapay zekâ, sadece bir teknoloji olarak değil; sanatçılar için yeniden yorumlama, düşünme ve üretme biçimlerini dönüştüren bir araç olarak ele alınacak. Aynı zamanda sanatın, toplumsal değerleri sorgulayan ve yeniden şekillendiren rolüne de odaklanacak olan festival “Değer nedir, kim için ve nasıl üretilir?” gibi sorular üzerinden yapay zekânın yeni toplumsal anlatıdaki yerini de tartışmaya açacak. Direktörlüğünü Dr. Nabat Garakhanova’nın artistik direktörülüğünü Esra Özkan üstlendiği festivalin küratörlüğünü ise Evgeniya Romanidi, Gonzalo Herrero Delicado, Burcu Öztürkler, Ozan Turkkan,İsmail Erim Gülaçtı ve Türkiye’nin ilk yapay zeka küratörü olan Avind yapacak. HERKESE AÇIK VE ÜCRETSİZ! Bu yıl da herkese açık ve ücretsiz olacak festivalde işitsel ve görsel performansların, masterclassların, tiyatroların yanı sıra; pek çok konuda panel ve atölyeler gerçekleştirilecek. DR. NABAT GARAKHANOVA: KOLEKTİF BİR ÜRETİM VE DİYALOG ALANI YARATMAYA DEVAM EDECEĞİZ MEZO Dijital Yönetim Kurulu Başkanı ve Dijital Dönüşüm Uzmanı Dr. Nabat Garakhanova festivalle ilgili olarak “Altıncı yılımıza ulaşmak, dijital sanatın Türkiye’de ve uluslararası alanda nasıl güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. İstanbul Dijital Sanat Festivali olarak yalnızca teknolojiyi sergileyen değil, aynı zamanda onunla düşünen, sorgulayan ve yeni anlatılar kuran bir platform olmayı önemsiyoruz. Türkiye’nin uluslararası ölçekte ilk ve tek dijital sanat festivali olarak, farklı coğrafyalardan sanatçıları bir araya getirerek kolektif bir üretim ve diyalog alanı yaratmaya devam edeceğiz.” diyor. Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD(Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala,Node Media Lab, Ars Electronica, TODA, Artvive yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fuchs Lubricants Türkiye'de Üst Düzey Atama Haber

Fuchs Lubricants Türkiye'de Üst Düzey Atama

Madeni yağlar sektörünün önde gelen şirketlerinden FUCHS, Türkiye’de uzun yıllardır Opet Fuchs ortaklığı altında yürüttüğü faaliyetlerini, tüm hisseleri devralarak Fuchs Lubricants Türkiye çatısı altında yeniden yapılandırdı. Şirketin pazara olan bağlılığının ve güçlü büyüme hedeflerinin göstergesi olan bu dönemde Fuchs Lubricants’ın Genel Müdürlük görevine ise Ahmet Oral getirildi. Sektörde 25 yıla yaklaşan deneyime sahip olan Ahmet Oral, yeni görevinde Fuchs Lubricants Türkiye’nin tüm operasyonlarından sorumlu olarak, şirketin büyüme stratejilerinin hayata geçirilmesine, müşteri odaklı yaklaşımın daha da güçlendirilmesine ve operasyonel mükemmeliyete liderlik edecek. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü mezunu olan Ahmet Oral, Koç Üniversitesi’nden Executive MBA derecesi aldı. Opet Fuchs’taki kariyerine 2005 yılında başlayan ve şirket içinde çeşitli satış pozisyonlarında görevler üstlenen Oral, son olarak Satış Direktörlüğü görevini yürütüyordu. Son 1,5 yıldır yine madeni yağ sektöründe faaliyet gösteren bir organizasyonda Genel Müdürlük görevini üstlenen Oral, başarılı kariyeri ve derin sektör bilgisi ile yeni Fuchs Lubricants Türkiye’nin küresel gücünü yerel pazar bilgisiyle birleştiren yapısına liderlik edecek. Ahmet Oral, Fuchs Lubricants Türkiye’nin yeni yapılanması ve Genel Müdürlük görevine atanmasıyla ilgili olarak şunları söyledi: “FUCHS Lubricants Türkiye’nin bu yeni yapılanma sürecinde sorumluluk üstlenmek benim için hem profesyonel hem de kişisel açıdan büyük anlam taşıyor. Yıllar boyunca büyük bir gururla parçası olduğum bu yapıya, bugün yeni bir vizyon ve güçlü hedeflerle geri dönüyorum.Fuchs Lubricants Türkiye’nin yeni döneminde, global gücümüzü yerel uzmanlığımız ve modern üretim altyapımızla birleştirerek etkin ve güçlü bir organizasyon yaratmayı hedefliyoruz. FUCHS Lubricants Türkiye ailesinin yeniden bir parçası olmaktan gurur duyuyor, bu yeni dönemde birlikte daha büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum.” Yeni organizasyon yapısı ve güçlü liderlik kadrosuyla şirket, Türkiye’deki konumunu pekiştirirken, müşterileri ve iş ortakları için uzun vadeli değer yaratmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Meditopia, Wellbeing’i Çalışandan Aileye Taşıyor Haber

Meditopia, Wellbeing’i Çalışandan Aileye Taşıyor

Meditopia’nın çalışanlara sunduğu wellbeing ekosistemi de bu ihtiyaçtan hareketle yalnızca bireyleri değil, aile yaşamını da odağına alacak şekilde tasarlanıyor. Bu yaklaşım, çalışanların yaşam kalitesini artırırken şirketlerine olan bağlılıklarını da güçlendiriyor. Aynı zamanda çalışanların iş-özel hayat dengesini daha sağlıklı kurabilmelerine destek olurken, aile bireylerinin de bu sürece dahil edilmesi sayesinde daha sürdürülebilir bir iyi oluş deneyimi sunuyor. Çocuklardan ebeveynlere kadar uzanan bu kapsayıcı yapı, çalışanların profesyonel yaşamlarının yanı sıra günlük hayatlarında da daha dengeli, verimli ve mutlu bireyler olmalarına katkı sağlıyor. Böylece kurumlar için daha yüksek motivasyon, artan verimlilik ve uzun vadeli çalışan memnuniyeti gibi somut çıktılar da beraberinde geliyor. Aileyi Kapsayan Bütüncül Wellbeing Modeli Çalışan deneyiminin daha bütüncül bir perspektifle ele alındığı günümüzde, iş ve özel yaşam dengesi özellikle ebeveynler için kritik bir başlık olarak öne çıkıyor. Meditopia’nın sunduğu çözümler, bu dengeyi destekleyecek şekilde çalışanların yanı sıra aile üyelerinin de günlük yaşamına entegre olabiliyor. Örneğin ebeveynler, çocuklarıyla birlikte spor aktivitelerine katılarak fiziksel hareketi bireysel bir rutinden çıkarıp ortak bir deneyime dönüştürebiliyor. Bu sayede hareket, yalnızca bir alışkanlık değil, aile içinde paylaşılan bir deneyim haline geliyor. Meditopia’nın sunduğu ekosistem, 50’den fazla şehirde 2.000’i aşkın spor tesisi ve aylık 170’ten fazla canlı online ders ile çalışanların ve ailelerinin daha aktif bir yaşam sürmesini destekliyor. Bu yapı, iyi oluşu günlük hayatın doğal bir parçası haline getiriyor. Zihinsel Sağlıkta Erişilebilir Destek Meditopia ekosistemi, fiziksel iyi oluşun yanı sıra mental sağlığı da kapsayan çok katmanlı bir yapı sunuyor. Platform üzerinden erişilebilen klinik psikologlar, ebeveyn danışmanları, diyetisyenler ve fizyoterapistler, çalışanlara ve uygun durumlarda aile üyelerine birebir destek sağlıyor. Bu kapsamda sunulan psikolojik danışmanlık hizmetlerinin çocukları da kapsayabilmesi, aile içindeki duygusal dayanıklılığı güçlendiren önemli bir rol oynuyor. Çocukların ihtiyaç duyduklarında profesyonel destek alabilmesi, onların gelişimini desteklerken ebeveynlerin üzerindeki yükün daha dengeli yönetilmesine katkı sağlıyor. Bunlara ek olarak 7/24 erişilebilen çağrı merkezi, yapay zeka destekli wellness asistanı ve 15 dilde sunulan 10 bini aşkın içerik, wellbeing’i günün her anına yayılan erişilebilir bir deneyime dönüştürüyor. Meditopia’nın bu yaklaşımı, wellbeing’i yalnızca çalışanlara sunulan bir yan hak olmaktan çıkararak, çalışanların yaşamının tümüne dokunan bütüncül bir deneyime dönüştürüyor. Bu dönüşüm, şirketlerin çalışan bağlılığını ve memnuniyetini artırırken aynı zamanda daha sürdürülebilir bir çalışan deneyimi inşa etmelerine de katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin İlk Durağı Şanlıurfa Haber

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin İlk Durağı Şanlıurfa

Üçüncü kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapan, insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan Şanlıurfa, festival süresince tarihi mirası, güçlü kültürel dokusu ve zengin mutfağıyla ziyaretçilere çok yönlü bir kültür-sanat deneyimi sunacak. Şanlıurfa’nın tarihi, kültürel ve arkeolojik zenginlikleriyle ülkemizin en önemli medeniyet merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa’da başlayacak festivalin müjdesini vererek şunları kaydetti: “2021 yılında Beyoğlu’nda başlattığımız Türkiye Kültür Yolu Festivali, bugün 7 bölgede 26 şehre yayılan güçlü bir kültür hareketine dönüştü. Şimdi ise Şanlıurfa'da Kültür Yolu Festivali ile insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden birine ev sahipliği yapan bu kadim şehrin zengin mirasını kültür ve sanatla buluşturuyoruz. Şanlıurfa; konserlerden sergilere, gastronomiden atölyelere, çocuk etkinliklerinden söyleşilere ve sahne performanslarına uzanan geniş bir içerikle sanatın tüm disiplinlerine ev sahipliği yapacak. Şanlıurfa’nın güçlü kültürel dokusu ve eşsiz gastronomisi de festival süresince daha görünür hale gelecek.” SERGİLERLE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE UZANAN SANAT YOLCULUĞU Şanlıurfa, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, birbirinden özel sergilere ev sahipliği yapacak. Şehrin farklı noktalarına yayılan sergiler, tarih, sanat ve kültürel mirası bir araya getirerek her yaştan sanatseveri ağırlayacak. 2025 yılının “Aile Yılı” temasından ilhamla hazırlanan “Hâne” sergisi; aile, yuva ve nesiller arası bağları geleneksel İslam sanatlarının estetik diliyle ele alacak. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda ziyaretçilerle buluşacak sergide; 13 hat, 17 seramik hat, 12 tezhip, 6 tarihi hat eseri, dijital eserler, geometrik desenlerden oluşan kandiller ve mermer işleme celî sülüs eser yer alacak. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluşacak bir diğer sergi de Osmanlı dönemine ait kutsal emanetleri ve tarihi mirası ziyaretçilerle buluşturan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi olacak. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, İstanbul’daki önemli müze koleksiyonlarından seçilen Hüsn-i hat levhaları, Kâbe örtüleri, surre alaylarına ait eserler ve Kur’an-ı Kerim nüshalarından oluşan 57 eser yer alacak. “Yaşayan Miras: Şanlıurfa Sergisi”nde ise, Hüsn-i hat, kaligrafi, tezhip, minyatür, katı, çini, cilt, seramik, porselen, ebru, ahşap işleri, sedef işleri, metal işleri, dokuma işleri, işlemeler, halı, kilim, tesbih, taş baskı, lüle taşı, taş işleri, bez bebek ve enstrüman yapımı gibi pek çok sanat ve zanaat unsuru bir araya getirilerek Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde ziyaretçilerle buluşturulacak. Mehmet Akif İnan Konferans ve Sergi Salonu’nda yer alan “Pastelden Tarihe: Şanlıurfa Neolitik Dönemin Sanatla Yeniden Yorumu” sergisinde, lise öğrencilerinin Göbeklitepe, Karahantepe ve Nevali Çori gibi merkezlerden çıkan eserlerden ilham alarak hayata geçirdiği figürler, sanatseverlerin beğenisine sunulacak. ŞANLIURFA’DA ÜNLÜLER GEÇİDİ Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali kapsamında şehrin farklı noktalarında düzenlenecek konser ve sahne performansları, müzikseverlere zengin bir program sunacak. Festival programında Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde Haluk Levent, Murat Boz, Betül Demir, Sinan Akçıl, Tuğçe Kandemir, Kıraç, Ceylan, Sagopa Kajmer ve Alişan sahne alacak. “İlgi Okulları 90 Kişilik Dev Orkestrası” pop konserinde genç yetenekler; dinleyicilere enerjik bir sahne performansı sunacak. Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür Merkezi Reji Kilisesi’nde gerçekleştirilecek “İki Mızrap Bir Ses” projesi kapsamında, 19. ve 20. yüzyıl bestecilerine ait unutulmaya yüz tutmuş eserler yeniden seslendirilecek. Aynı mekanda sahne alacak “Vox Humanis Çoksesli Koro Topluluğu” ise Anadolu ezgilerini çağdaş çoksesli koro anlayışıyla yorumlayacak. Mehmet Akif İnan Konferans ve Sergi Salonu’nda gerçekleştirilecek “Urfa Ahengi Sıra Gecesi”, Şanlıurfa’nın köklü müzik ve sohbet geleneğini sahneye taşıyacak. “Eyyübiye H.E.M Korosu Hüseyni Türküler Konseri”nde ise Türk halk müziğinin seçkin eserleri Hüseyni makamının duygusal derinliğiyle icra edilerek sanatseverlerle buluşturulacak. Festival programı kapsamında “Ozanların İzinde Aşıkların Yolunda: Opera Anadolu’da” başlıklı eser, Anadolu’nun köklü müzik geleneğini evrensel sahne diliyle yorumlayacak. Türkiye’nin yedi bölgesinden seçilen yedi ozana ait eserler, operatik vokal tekniği ve özgün müzikal düzenlemelerle yeniden hayat bulacak. FESTİVALDE GASTRONOMİK YENİLİK Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında hayata geçirilen “Lezzet Noktası” projesi ile ziyaretçilere kentin gastronomik kimliğini doğrudan deneyimleme imkanı sunulacak. Lezzet Noktası seçkisi, gastronomi alanında Türkiye’nin önde gelen şefleri ve kanaat önderlerinden oluşan danışma kurulu tarafından belirlenecek. Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Şanlıurfa’da Lezzet Noktası seçkisinde yer alan 33 restoran, kentin köklü mutfak kültürünü yansıtan kapsamlı bir gastronomi rotası sunacak. Şanlıurfa’da gastronomi programına ev sahipliği yapacak şef Ömür Akkor kentin gastronomi değerlerinin daha geniş kitlelere tanıtılmasına katkı sağlayacak. SÖYLEŞİ VE ATÖLYELERLE ZENGİNLEŞEN FESTİVAL Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilecek “Yaşayan Miras Söyleşisi: Mırra”, kentin önemli somut olmayan kültürel miras unsurlarından biri olan mırra geleneğini ele alacak. Aynı mekandaki konferans salonunda düzenlenecek “Müzelik Sohbetleri” programında ise Şanlıurfa Kalesi, Harran, Soğmatar ve Şuayb şehri kazıları konuşulacak. Yazar Kaan Murat Yanık, Şanlıurfa Çocuk ve Gençlik Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek “Dünyasızlar” söyleşi ve imza etkinliğinde okurlarıyla buluşacak. Şanlıurfa İl Halk Kütüphanesi’nde düzenlenecek “Divan Edebiyatında Urfalı Bir Üstad: Şair Nabi” söyleşisinde ise Şair Nabi’nin edebi kişiliği ve divan edebiyatındaki yeri ele alınacak. Şanlıurfa Mevlânâ Külliyesi’nde gerçekleştirilecek “Şanlıurfa Mevlânâ Külliyesi Mevlevi Mukabelesi”, şiir dinletisi ve sema gösterisiyle izleyicilere huzur dolu bir atmosfer sunacak. DOĞA VE KEŞİF DOLU ETKİNLİKLER Fotoğraf tutkunlarına yönelik düzenlenecek “FotoMaraton Şanlıurfa” ve “FotoMaraton Çocuk” etkinliklerinde, festival süresince belirlenen temalar doğrultusunda gerçekleştirecekleri çekimlerle yarışacak. Bozova/Çatak’ta düzenlenecek “Kano” etkinliği, “Şehir içi Bisiklet Turu”, “Takoran Vadisi Doğa Yürüyüşü”, “Neolitik İnsanın İzinde 12.000 Yıllık Hikâye: Taş Tepeler Yürüyüşü” katılımcılara farklı deneyimler sunacak. ÇOCUKLAR İÇİN EĞLENCE DOLU GÜNLER Festival boyunca Şanlıurfa, çocuklara oyun, sanat ve keşif dolu unutulmaz anlar yaşatacak. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Arkeopark’ta kurulacak “Çocuk Köyü”; renkli aktiviteler, atölye çalışmaları, sahne gösterileri ve oyun alanlarıyla miniklerin buluşma noktası olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çağla Dizayn ile Eczane Tasarımında Güven, Estetik ve Fonksiyonellik Bir Arada Haber

Çağla Dizayn ile Eczane Tasarımında Güven, Estetik ve Fonksiyonellik Bir Arada

Sağlık sektörünün en önemli temas noktalarından biri olan eczaneleri, sadece bir satış alanı değil; güven veren, düzenli ve kullanıcı dostu yaşam alanları olarak ele alan marka, her projede fark yaratan tasarımlara imza atıyor. Çağla Dizayn, her eczanenin kendine özgü ihtiyaçlarını analiz ederek, şıklığı ve kullanım kolaylığını bir araya getiren özel projeler geliştiriyor. Fonksiyonellik, kalite ve çözüm odaklı yaklaşım, firmanın tasarım anlayışının temelini oluştururken; modern çizgiler ve sanatsal dokunuşlar mekanlara karakter kazandırıyor. Konforlu ve etkileyici alanlar Raf sistemlerinden aydınlatma çözümlerine, renk seçimlerinden alan planlamasına kadar her detayda titizlikle çalışan Çağla Dizayn, eczaneleri hem çalışanlar hem de ziyaretçiler için konforlu ve etkileyici alanlara dönüştürüyor. Her projede estetik ile işlevselliğin dengeli birleşimi hedeflenirken, ortaya çıkan sonuçlar markanın güven veren duruşunu da pekiştiriyor. “Her projemizde, şıklığı ve kullanım kolaylığını bir araya getiriyoruz” anlayışıyla hareket eden Çağla Dizayn, eczane sahiplerinin hayallerini gerçeğe dönüştürmeyi amaçlıyor. Detaylarda gizli farkı ortaya çıkaran tasarım yaklaşımı sayesinde, her mekan özgün ve akılda kalıcı bir kimlik kazanıyor. Sektörde güvenilir bir çözüm ortağı Çağla Dizayn, yenilikçi bakış açısı ve profesyonel ekibiyle eczane tasarımında standartları yeniden tanımlamaya devam ederken, sektörde güvenilir bir çözüm ortağı olma konumunu güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şira: "Müzik Yolculuğumdan Vazgeçmem" Haber

Şira: "Müzik Yolculuğumdan Vazgeçmem"

Türkiye'nin en önemli söz yazarları ve bestecilerinin şarkılarını yorumlayarak müzikseverlere sunan Şira, 2K Prodüksiyon etiketiyle yayımlanan, söz ve müziği Adnan Fırat imzası taşıyan, "Ölürsem Üzülme" isimli yeni eseriyle de tüm dikkatleri üzerinde topluyor. Şira yorumuyla "Ölürsem Üzülme" isimli eserin aranjör koltuğunda başarılı isim Alper Atakan oturdu. "Ölürsem Üzülme" isimli şarkıyı tarz olarak pop çizgisinde, duygusu güçlü bir slow çalışma olarak nitelendiren Şira, Enes Bilal Taşçı yönetmenliğinde memleketi Bartın'da birde klip çekti. Şira performansı ile Bartın'ın doğal güzelliklerini yansıtan klip çalışması, doğayla iç içe, sade ama duygusu güçlü bir atmosfer olarak tasarlandı. MÜZİK DÜNYASININ EN HIRSLI KIZIYIM Şira, yıllardır müzik piyasasının içinde aktif olarak yer alan ve canlı performanslarıyla ön plana çıkan bir sanatçıdır. Sahnede şarkılarla kendini bulan, kendini kaybeden ve o anın duygusunu dinleyiciye doğrudan geçirebilen bir yorumcu olarak dikkat çekiyor. Sahnede benim için önemli olan tür değil, duygu ifadesinde bulunan Şira "Bu işleri yapmak için sadece çalıştım hepsini kendi emeğimle çalışıp yaptım olana kadar da devam edeceğim çok hırslıyım, bu uğurda çok şey yaşadım yılmadım kaç kez sıfırdan başlamam gerekse bile vazgeçmedim. En büyük hedefim; verdiğim emeğin karşılığını, hak ettiğim yerde alabilmek. Müziği severek yapıyorum ve bu yolda üretmeye devam edeceğim. Hedefime ulaşana kadar da, ulaştıktan sonra da müzik hayatımın merkezinde olacak" dedi. Şira Müzik dünyasındaki çalışkanlığı, hedefe ulaşmaktaki hırsıyla da taktir topluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaş Değil, Damar Yaşı Belirleyici Haber

Yaş Değil, Damar Yaşı Belirleyici

Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “Az Ye Çok Yaşa” oturumunda konuşan Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerim Güler, uzun yaşamın temel belirleyicisinin damarsal sağlık olduğunu söyledi. Uzun yaşamın ancak sağlıklı damar yapısıyla mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Kerim Güler, tüm kan ve lenf damarlarının iç yüzeyini kaplayan endotel tabakasının artık bir organ olarak kabul edildiğini ifade etti. Yaklaşık 1,5 kilogram ağırlığında ve açıldığında 800 metrekarelik yüzeye ulaşan endotel, bu özellikleriyle vücuttaki en büyük organlardan biri olarak tanımlanıyor. Vücuttaki tüm organların damar sağlığından etkilendiğini vurgulayan Prof. Dr. Güler, kalp, beyin ve böbrek gibi hayati organların bu etkileri çok daha hızlı gösterdiğini ifade etti. En küçük tıkanıklık bile risk Diyabet, sigara ve hipertansiyonun damar yapısına doğrudan zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Güler, damar sağlığının korunmasının kritik olduğunu söyledi. Organların sağlıklı şekilde çalışabilmesi için kan akımının düzenli ve kesintisiz olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Güler, damarlarda oluşabilecek en küçük tıkanıklıkların dahi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Hipertansiyon, diyabet, sigara, obezite ve hareketsiz yaşamın başlıca risk faktörleri olduğunu belirten Güler, bu faktörlerin çoğu zaman birlikte görüldüğünü ve organ hasarı riskini artırdığını söyledi. “Yaşlanma kontrol edilebilir” Yaşlanmayı etkileyen faktörlerin büyük ölçüde kontrol edilebilir olduğunu ifade eden Güler, diyabetin tedavi edilebildiğini, lipitlerin düşürülebildiğini, sigaranın bırakılabildiğini ve hipertansiyonun kontrol altına alınabildiğini belirtti. “Bir insanın yaşı kronolojik değil, damarsal yaşıyla ölçülür” diyen Prof. Dr. Güler, uzun yaşamın ancak endotelin korunmasıyla mümkün olduğunu söyledi. Kalp hastalıkları ilk sırada İnflamasyonun damar sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Güler, serbest radikal artışı ve fiziksel hareketsizliğin bu süreci hızlandırdığını belirtti. Obezitenin küresel ölçekte en önemli sağlık sorunlarından biri haline geldiğini söyleyen Güler, Lancet’te yayımlanan hastalık yükü araştırmasına göre obezitenin 1990’da 16’ncı sıradayken 2017’de ilk sıraya yükseldiğini ifade etti. Türkiye’de her gün 345 kişinin ilk enfarktüs nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Prof. Dr. Güler, bu ölümlerin büyük bölümünün önlenebilir risk faktörleriyle ilişkili olduğunu söyledi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre de ölüm nedenleri arasında ilk sırada kalp hastalıkları yer alıyor. Risk katlanarak artıyor Diyabet, hipertansiyon ve yüksek LDL kolesterolün birlikte görülmesinin riski 20 kat artırdığını belirten Prof. Dr. Güler, buna obezitenin eklenmesiyle riskin 60 katına çıktığını söyledi. “Obezite bu tablonun merkezinde yer alıyor” diyen Prof. Dr. Güler, kilo kontrolünün diğer risk faktörlerini de doğrudan etkilediğini vurguladı. Türkiye’de tablo kritik Türkiye’de hipertansiyon kontrolünde başarısızlık oranının yüzde 46 olduğunu belirten Prof. Dr. Kerim Güler, bu oranla Avrupa’nın gerisinde kalındığını ifade etti. 2035 yılında dünya genelinde 650 milyon kişinin diyabetli olmasının beklendiğini belirten Prof. Dr. Güler, Türkiye’de ise her 100 kişiden 65’inin hedeflenen kan şekeri seviyelerine ulaşamadığını söyledi. Prediyabet erken uyarı sinyali Prediyabetin erken müdahale için kritik bir aşama olduğunu belirten Prof. Dr. Güler, kan şekeri 100’ün üzerine çıktığında mutlaka önlem alınması gerektiğini ifade etti. Prediyabet, diyabet ve obezite arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çeken Prof. Dr. Güler, vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan bireylerde ek risk faktörlerinin bulunmasının metabolik sendrom anlamına geldiğini söyledi. 3 milyar kişi risk altında Araştırmalara göre 2030 yılında dünya genelinde erişkinlerin yüzde 50’sinin yüksek vücut kitle indeksine sahip olacağını belirten Prof. Dr. Güler, bunun yaklaşık 3 milyar kişiye karşılık geldiğini ifade etti. Türkiye’nin fazla kilolu ve obez birey oranında en yüksek prevalansa sahip ülkeler arasında yer aldığını da sözlerine ekledi. Yüzde 13’lük kilo kaybının Tip 2 diyabet riskini yüzde 40, uyku apne sendromunu yüzde 27, hipertansiyonu yüzde 25 ve dislipidemiyi yüzde 22 oranında düşürdüğünü belirtti. Beslenme belirleyici rol oynuyor Akdeniz ve Meksika tipi beslenmenin sağlıklı olduğunu, batı tarzı beslenmenin ise riskleri artırdığını belirten Prof. Dr. Güler, pişirme yöntemlerinin dahi sağlık üzerinde etkili olduğunu söyledi. Turpgiller ailesinden sebzelerin metabolik sendrom hastalarında CRP seviyelerini düşürdüğünü, çilek ve dağ meyvelerinin inflamasyon göstergelerini azalttığını belirten Güler, tam tahıllar ve baklagillerin de benzer şekilde olumlu etkiler sağladığını ifade etti. Sağlıklı yağ kaynaklarının önemine de değinen Güler, tohum ve kuruyemişlerin inflamasyonu azalttığını, zeytinyağının IL-6 ve CRP seviyelerini düşürdüğünü, kırmızı et tüketiminin ise bu değerleri artırabildiğini söyledi. Prof. Dr. Güler, gıda takviyelerinin sağlıklı yaşlanma sürecinin destekleyicileri olduğunu söyleyerek, “Berberin gibi takviyeler kan şekerini dengelemeye, insülin direncini kırmaya, kolesterolü düzenlemeye destek sunan seçenekler arasında yer alır” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.