Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Işe Alım

Kapsül Haber Ajansı - Işe Alım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Işe Alım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğuş Teknoloji 22 Bin Başvuruyu Yapay Zeka ile Değerlendirerek Süreçleri %30 Kısalttı Haber

Doğuş Teknoloji 22 Bin Başvuruyu Yapay Zeka ile Değerlendirerek Süreçleri %30 Kısalttı

Yapay zeka destekli araçlar ve ajanlarla yüksek hacimli veriyi daha etkin değerlendiren şirket, bir yandan gelecekte ihtiyaç duyacağı yetkinlikleri öngörmeye, diğer yandan çalışanlarına daha kişiselleştirilmiş gelişim ve kariyer yolları sunmaya odaklanıyor. Bu yaklaşımın merkezinde ise teknolojinin hız ve analiz gücü ile insanın deneyimini ve karar verme yetkinliğini bir araya getirmek var. Yapay zeka, iş dünyasında yalnızca teknolojik süreçleri değil; rolleri, ihtiyaç duyulan yetkinlikleri ve çalışma biçimlerini de değiştiriyor. Bu dönüşümle birlikte insan kaynaklarının rolü de bugünün yetenek ihtiyacını karşılamanın ötesine geçiyor. Artık organizasyonların birkaç yıl sonra hangi yetkinliklere ihtiyaç duyacağını öngörmek ve çalışanları bu geleceğe hazırlamak da gündemin önemli bir parçası. Doğuş Teknoloji de yetenek stratejisini bu bakış açısıyla şekillendiriyor. Yapay zekayı yalnızca operasyonel süreçleri hızlandırmak için değil, bugünün ve geleceğin yetkinlik ihtiyaçlarını daha iyi anlamak ve çalışanların gelişimini desteklemek için kullanıyor. 22 Binin Üzerinde Başvuru Yapay Zeka Desteğiyle Değerlendirildi Bu yaklaşımın işe alım tarafındaki somut örneklerinden biri, şirketin genç yetenek programı Geleceğe Giriş 2026 oldu. Program kapsamında 22 binin üzerinde başvurunun yönetilmesinde yapay zeka tabanlı video mülakat araçları ve aday arama ajanlarından yararlanıldı. Yüksek hacimli aday havuzu daha hızlı ve sistematik biçimde değerlendirilirken, görüşme süreçleri planlanan süreden yüzde 30 daha kısa sürede tamamlandı. Yapay zekanın yüksek hacimli veriyi analiz etmesi ve önceliklendirmesi, işe alım ekiplerinin operasyonel yükünü azaltırken insan değerlendirmesi gerektiren alanlara ve stratejik kararlara daha fazla zaman ayırmasını sağlıyor. Teknoloji süreci destekliyor, nihai karar ise insanda kalıyor. İşe Alımdan Kariyer Gelişimine Uzanan AI Destekli Yaklaşım Doğuş Teknoloji, işe alımda kullandığı yapay zeka yaklaşımını yetenek gelişimi ve kariyer yönetimine de taşıyor. Şirket, çalışanların yalnızca bugünkü rollerine değil; sahip oldukları yetkinliklere, gelişim alanlarına ve gelecekte üstlenebilecekleri rollere de bakıyor. Amaç, çalışanların gelişim ve kariyer planlarını şirketin önümüzdeki iki-üç yıllık yetkinlik ihtiyaçlarıyla daha güçlü şekilde buluşturmak. Yapay zeka destekli ajanlar da mevcut ve gelecekte ihtiyaç duyulacak yetkinliklerin belirlenmesinden kişiselleştirilmiş gelişim alanlarının oluşturulmasına kadar sürecin farklı noktalarında devreye giriyor. “Kariyer Planlamasını Bugünkü Rollerden Değil, Gelecekte İhtiyaç Duyacağımız Yetkinliklerden Başlatıyoruz” Doğuş Teknoloji Yetenek ve Kültürden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nağme Babalık, şirketin yaklaşımını şöyle değerlendiriyor: “Geleceğin organizasyonlarını bugünün tanımlarıyla yönetemeyiz. Önümüzdeki dönemde pozisyonlardan çok yetkinlikleri ve potansiyeli, deneyimden çok öğrenme çevikliğini konuşacağız. Bu nedenle yalnızca bugünün yetenek ihtiyacına değil; yapay zeka ile hangi rollerin dönüşeceğine, hangi yetkinliklerin önem kazanacağına ve çalışma arkadaşlarımızı bu değişime nasıl hazırlayacağımıza da bakıyoruz. Yapay zeka destekli ajanlarla bugün sahip olduğumuz ve gelecekte ihtiyaç duyacağımız yetkinlikleri tanımlarken, çalışanlarımız için daha kişiselleştirilmiş gelişim ve kariyer planları oluşturuyoruz. Burada yalnızca kişinin bugünkü rolünden hareket etmiyoruz; önümüzdeki iki-üç yıl içerisinde organizasyonun hangi yetkinliklere ihtiyaç duyacağını da dikkate alıyoruz. Yapay zeka okuryazarlığı, şirketimizin ana yetkinliklerinden biri. Sadece teknik ekiplerimiz değil; insan kaynaklarından finansa, pazarlamadan satışa her fonksiyon yapay zeka ile dönüşüyor. Odağımızda, iş süreçlerimizi dönüştürürken doğru soruyu sorarak bağlam kurmak ve ortaya çıkan sonucu doğru değerlendirmek var. Bu nedenle, tüm çalışma arkadaşlarımızın yalnızca yeni teknoloji araçlarını kullanmalarını değil; problemi doğru tespit edip, yapay zeka desteği ile ürettiği çıktıyı iş sonuçlarına dönüştürmesini bekliyoruz. AI native dönemde teknik uzmanlık hala çok önemli ancak tek başına yeterli olmayacak. Teknik uzmanlığı işin bağlamıyla birleştiren profesyoneller geleceğin yetenekleri olacak. Rekabet avantajı, teknolojiyle güçlendirilmiş hibrit yetkinlik setlerini organizasyonel ölçekte geliştirebilen kurumlarda olacak. Biz de bu bakış açısıyla, teknoloji ile insanın birlikte daha fazla değer ürettiği bir çalışma modeli inşa ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası Gençlere Ne Kadar Hazır? Haber

İş Dünyası Gençlere Ne Kadar Hazır?

INAN Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bahar Taşkın Öztürk, Özbekistan’ın Semerkant kentinde gerçekleştirilen 12. IPU Genç Parlamenterler Küresel Konferansı’nda konuşmacı olarak yer aldı. Gerçekleşen konferansta “Gençlerin Ekonomik Hakları ve Belirsiz Bir Gelecekte İstihdam” başlıklı oturumda konuşan Öztürk; gençlerin iş hayatına katılımının önündeki yapısal engellere, yapay zekanın başlangıç seviyesi işler üzerindeki etkisine ve bakım politikalarının kapsayıcı istihdam açısından önemine dikkat çekti. Konuşmasında, gençlerin çalışma hayatına hazır olup olmadığını sorgulamanın tek başına yeterli olmadığını belirten Öztürk, “İş dünyası gençlere hazır mı?” sorusunun da gündeme alınması gerektiğini ifade etti. İstihdam tek başına ekonomik güvence sağlamıyor Konferansta paylaşılan verilere göre dünya genelindeki gençlerin yüzde 25’i ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Gençlerin işsiz kalma olasılığı yetişkinlere kıyasla yaklaşık 3,4 kat daha yüksek seyrederken, düşük ve alt-orta gelirli ülkelerde çalışan her 10 gençten yaklaşık 9’u kayıt dışı işlerde çalışıyor. Bu tablonun yalnızca genç istihdama yönelik net bir bakış açısı olmayacağını belirten Bahar Taşkın Öztürk, “Gençlerin istihdama katılımını yalnızca işe yerleşme rakamlarıyla ölçemeyiz. Nasıl bir işte çalıştıklarına, ne kadar kazandıklarına, hangi sosyal güvencelere sahip olduklarına ve çalışma hayatında kalıp kalamadıklarına da bakmalıyız. Kurumların yetenek, potansiyel ve çeşitliliğe önem verdiklerini açıklaması kıymetli; ancak gerçek erişim, işe alım sonuçları değiştiğinde sağlanabilir. Niyetleri değil, gençlerin gerçekten kapıdan içeri girip giremediğini ölçmeliyiz.” dedi. Yapay zekâ gençlerin deneyim kazanma yollarını değiştiriyor Yapay zekânın genç istihdamı üzerindeki etkilerine de değinen Öztürk, teknolojinin başlangıç seviyesi işleri tamamen ortadan kaldırmasının tek risk olmadığını dile getirdi. İlk taslakların hazırlanması, temel analiz, basit kodlama ve müşteri taleplerinin sınıflandırılması gibi genç çalışanların deneyim kazandığı görevlerin giderek daha fazla otomasyona devredildiğine dikkat çekti. Öztürk, “Yapay zekâ, başlangıç seviyesindeki işleri tümüyle ortadan kaldırmayabilir; ancak bu işlerin gerektirdiği yetkinlikleri ve öğrenme süreçlerini şimdiden değiştiriyor. Gençlerin deneyim kazandığı işleri otomatikleştiriyorsak, bu deneyimin nasıl kazanılacağını da yeniden tasarlamak zorundayız. Aksi hâlde gençler yalnızca ilk işlerini değil, ilk öğrenme fırsatlarını da kaybedebilir.” dedi. Genç kadınların istihdama katılımında bakım politikaları belirleyici Türkiye’de 15-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 23,3’ünün ne eğitimde ne de istihdamda bulunduğunu aktaran INAN Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bahar Taşkın Öztürk, bu oranın genç kadınlarda yüzde 30,9’a yükseldiğini belirtti. Bakım hizmetlerinin yalnızca bir sosyal politika alanı değil, iş gücü piyasasının temel unsurlarından biri olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Anneliğe yönelik koruyucu düzenlemelerin önemini koruduğunu vurgulayan Öztürk, bakım politikalarının yalnızca kadınlar üzerinden tasarlanmasının bakım sorumluluğunun kim tarafından üstlenileceğine ilişkin mevcut eşitsizlikleri güçlendirebileceğini ifade etti. Öztürk, koruyucu uygulamaların azaltılması yerine bakım sisteminin daha geniş, erişilebilir ve eşitlikçi bir yapıya kavuşturulması gerektiğini dile getirdi. Uyum tek taraflı bir sözleşme olamaz Gençlerin çalışma hayatına geçişini kolaylaştırmak için parlamenterlere ve karar vericilere üç temel alanda çağrıda bulunan Öztürk; giriş pozisyonlarında deneyim şartlarının kaldırılmasını, ücretli staj ve ilk iş programlarının kamu ile işverenler tarafından birlikte desteklenmesini, sosyal koruma ve bakım altyapısının gençlerin günümüzdeki çalışma ve yaşam biçimleriyle uyumlu hâle getirilmesini önerdi. Bahar Taşkın Öztürk sözlerini, “Uyum tek taraflı bir sözleşme olamaz. Gençlerin değişen dünyaya uyum sağlamasını beklerken hükümetlerin, işverenlerin ve kurumların da dönüşmesi gerekiyor. Başarıyı açıklamalarla değil; kimin işe alındığı, kimin işinde kalabildiği, ne kadar kazandığı ve kimin daha başlangıçta sistemin dışında kaldığı üzerinden değerlendirmeliyiz. Gençlerin yalnızca hazırlanmasını değil, geleceğin çalışma hayatına gerçekten katılabilmesini sağlamalıyız.” mesajıyla tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İşe Alımda Referans Adaylar 11 Kata Kadar Avantajlı Haber

İşe Alımda Referans Adaylar 11 Kata Kadar Avantajlı

İdenfit’in değerlendirmelerine göre global benchmarklarda standart pozisyonlarda işe alım süresi yaklaşık 39-45 gün arasında değişiyor. Standart beyaz yaka pozisyonlarında 30 gün civarındaki iç hedef iddialı ancak makul kabul edilirken, kritik uzmanlık ve yönetici pozisyonlarında daha uzun süreler normal karşılanıyor. Referansla gelen adayların işe alınma ihtimali ise iş ilanı platformlarından başvuran adaylara kıyasla 11 kata kadar daha yüksek olabiliyor. İşe alım süresinin ne kadar olması gerektiği, şirketler açısından yalnızca operasyonel bir verimlilik konusu değil. Pozisyonun uzun süre açık kalması iş gücü ihtiyacının karşılanmasını geciktirirken, sürecin gereğinden fazla uzaması da nitelikli adayların başka fırsatlara yönelmesine neden olabiliyor. Türkiye için tüm pozisyonları kapsayan standart bir işe alım süresi bulunmuyor. Uzmanlık düzeyi, sektör, lokasyon, ücret seviyesi ve değerlendirme adımları gibi birçok faktör işe alım süresini doğrudan etkiliyor. Standart pozisyonlarda 39-45 gün benchmarkı Global benchmarklar standart pozisyonlarda işe alım süresinin yaklaşık 39-45 gün aralığında olduğunu gösteriyor. Ancak bu sürenin her pozisyon için hedef olarak alınması doğru bulunmuyor. İdenfit’e göre standart beyaz yaka pozisyonlarında 30 gün civarındaki bir iç hedef iddialı ancak makul kabul edilirken, kritik uzmanlık gerektiren veya yönetici seviyesindeki pozisyonlarda daha uzun süreler normal karşılanıyor. Bu nedenle şirketlerin ideal süreyi genel piyasa ortalamasından ziyade kendi işe alım verileri üzerinden belirlemesi öneriliyor. Süreyi yalnızca “time-to-hire” belirlemiyor İşe alım performansını ölçerken toplam işe alım süresinin yanı sıra sürecin farklı aşamalarının da takip edilmesi gerekiyor. İlk aday geri dönüş süresi, nitelikli aday listesinin oluşturulma süresi, mülakatlar arasındaki bekleme, teklif hazırlama ve onay süresi, toplam “time-to-hire” ve aday kayıp oranı bu ölçümde kritik göstergeler olarak öne çıkıyor. Örneğin toplam işe alım süresi hedeflenen seviyede olsa bile adaylara ilk geri dönüşün gecikmesi veya mülakatlar arasında uzun bekleme yaşanması, şirketin nitelikli adayları süreç içinde kaybetmesine neden olabiliyor. Bu nedenle şirketlerin yalnızca “pozisyonu kaç günde kapattık?” sorusuna değil, “aday hangi aşamada ve neden kaybedildi?” sorusuna da yanıt vermesi gerekiyor. Hız kadar doğru aday kaynağı da önemli İşe alım süresini etkileyen önemli unsurlardan biri de adayların hangi kanaldan geldiği. İdenfit’in değerlendirmesine göre net bir Türkiye ortalaması bulunmamakla birlikte, uluslararası benchmarklarda referansla gelen adayların işe alınma ihtimalinin iş ilanı platformlarından başvuran adaylara kıyasla 11 kata kadar daha yüksek olabildiği görülüyor. İdenfit CEO’su Onur Bayındır, işe alım süresinin tek başına bir başarı göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “İşe alımda her pozisyon için geçerli tek bir ideal süreden söz etmek mümkün değil. Şirketlerin kendi verilerini analiz ederek pozisyon, yetkinlik seviyesi ve aday kaynağı bazında gerçekçi hedefler belirlemesi gerekiyor. Burada önemli olan yalnızca pozisyonu kaç günde kapattığımız değil; nitelikli adaylara ne kadar hızlı ulaştığımız, süreçte hangi aşamalarda aday kaybettiğimiz ve işe aldığımız kişinin uzun vadede ne kadar başarılı olduğu. Özellikle referansla gelen adayların dönüşüm oranlarının yüksek olması, aday kaynağının da işe alım süresinin ve kalitesinin önemli bir parçası olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla daha hızlı işe alım yapmak kadar, doğru adaya doğru kanaldan ulaşmak ve doğru kararı vermek de kritik.” Aday kaybını ölçmek işe alım süresini anlamlı hale getiriyor İşe alım sürecinin başarısını değerlendirmek için pozisyonların ortalama açık kalma süresi ve başvuru almasına rağmen işe alımla sonuçlanmayan ilanların oranı da önemli göstergeler arasında yer alıyor. İdenfit platformunda başvuruların gün, saat ve ay bazındaki dağılımı, aday başına ortalama başvuru sayısı ve çalışırken iş arayan adayların oranı gibi veriler de takip edilebiliyor. Bu veriler şirketlere yalnızca kaç kişinin başvurduğunu değil, adayların hangi davranışları gösterdiğini ve sürecin hangi noktalarında dönüşüm yaşandığını görme imkânı sağlıyor. Yanlış işe alım, süreden çok daha pahalıya mal olabiliyor İşe alım sürecini kısaltma hedefinin, yanlış adayın işe alınması pahasına gerçekleştirilmemesi gerekiyor. Uluslararası araştırmalar, hatalı bir işe alımın çalışanın ilk yıl ücretinin yaklaşık yüzde 30’una ulaşabilen bir maliyet yaratabildiğini gösteriyor. Çalışanın seviyesi ve yerine koyma güçlüğüne bağlı olarak toplam ayrılma ve yeniden işe alım maliyeti yıllık ücretin yüzde 50 ila yüzde 200’üne kadar çıkabiliyor. Bu nedenle işe alım performansını yalnızca pozisyonun ne kadar sürede kapatıldığı üzerinden değerlendirmek yeterli değil. İşe alınan kişinin performansı, çalışanı elde tutma ve ilk 6-12 aylık devam oranları da sürecin başarısını ortaya koyan kritik göstergeler arasında yer alıyor. LinkedIn araştırmasına göre şirketlerin yalnızca yüzde 25’i işe alım kalitesini doğru ölçebildiğinden yüksek düzeyde emin. SHRM (İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği) verisinde ise şirketlerin yalnızca yüzde 20’si işe alım kalitesini sistematik olarak takip ediyor. Aday deneyimi de işe alım süresinin bir parçası İşe alım süresinin uzaması kadar, adayın süreç boyunca nasıl bilgilendirildiği de önem taşıyor. Hızlı geri dönüş, kolay mülakat planlama ve düzenli bilgilendirme adayların süreçte daha iyi bir deneyim yaşamasını sağlayabiliyor. Buna karşılık uzun bekleme süreleri, iletişim eksikliği ve sürecin hangi aşamasında olunduğuna ilişkin belirsizlik adayların başka fırsatlara yönelmesine neden olabiliyor. İdenfit’e göre şirketlerin pozisyon bazında kendi benchmarklarını oluşturması, her işe alım kaynağının dönüşümünü ölçmesi ve adayların süreçte kaybedildiği noktaları analiz etmesi, işe alım sürelerini daha sağlıklı yönetmelerini sağlayacak. Önümüzdeki dönemde işe alımda başarı, yalnızca “pozisyonu en hızlı kim doldurdu?” sorusuyla değil; doğru adayı, doğru kaynaktan, doğru sürede bulup bulamadığı ve bu çalışanın uzun vadede şirkette ne kadar başarılı olduğu üzerinden değerlendirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İlanlar Artıyor, İşe Alımlar Düşüyor… Haber

İlanlar Artıyor, İşe Alımlar Düşüyor…

Baruch College araştırmasının Glassdoor verileri üzerinde yaptığı analize göre iş ilanlarının %21’e kadarı hayalet ilan sınıfına giriyor ve bu ilanlar özellikle büyük şirketlerde yoğunlaşıyor. Columbia Law Review analizi ise önemli bir noktaya dikkat çekiyor. 2019’da yayımlanan her 10 iş ilanının yaklaşık 8’i işe alımla sonuçlanırken, bugün bu sayı yaklaşık 4’e gerilemiş durumunda. Başka bir ifadeyle, açık pozisyon sayısının artması, işverenlerin gerçekten daha fazla kişiyi işe aldığı anlamına gelmiyor. Hayalet İlanlara Karşı Yaptırım Dönemi Başladı İş arayanlar açısından kafa karıştırıcı bu durumun netlik kazanması için dünya çapında bazı uygulamalar devreye girmeye başladı. Ocak 2026’da Kanada’nın Ontario eyaletinde yürürlüğe giren düzenleme, ilanın gerçekten boş bir pozisyon için mi yoksa aday havuzu oluşturmak için mi verildiğinin belirtilmesini, ücret bilgisinin paylaşılmasını ve işe alımda yapay zekâ kullanılıyorsa açıklanmasını zorunlu kılıyor. Mülakata giren adaylara en geç 45 gün içinde sonucun bildirilmesi gerekiyor. New York eyaletinde senatodan geçen yeni bir yasa tasarısı, işverenlerin ilanlarda gerçek işe alım takvimini veya yalnızca geleceğe yönelik CV topladıklarını açıklamasını öngörüyor. Kurala uymayan işverenlere ihlal başına 2 bin 500 dolardan başlayan ceza öngörülüyor. Avrupa Birliği genelinde hayalet ilanları doğrudan hedefleyen özel bir düzenleme henüz bulunmuyor. Ancak Fransa’da mevcut iş kanunu, bir pozisyonun gerçekten var olup olmadığı veya hâlen açık bulunup bulunmadığı konusunda yanlış ya da yanıltıcı bilgi içeren iş ilanlarını yasaklıyor. Kurala aykırı ilan yayımlayanlar için bir yıla kadar hapis ve 37 bin 500 avro para cezasıyla karşı karşıya kalabiliyor. “Hayalet İlan, İşveren Markası İçin Güven Riski” İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, ilan sayısındaki artışın ekonomik iyileşme açısından tek başına bir iyimserlik nedeni olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. “Türkiye’de işgücü piyasasına ilişkin tartışmalar uzun süredir yetkinlik uyumsuzluğu ekseninde şekilleniyor. Ancak veriler, sorunun yetkinlik uyumsuzluğunun ötesine uzandığına işaret ediyor. Yayımlanan her ilanın arkasında gerçek bir işe alım niyeti olmayabiliyor. Başvurusuna yanıt alamayan aday bu deneyimi kurumun kendisiyle ilişkilendiriyor. Güven bir kez sarsıldığında şirketin gerçek ilanları da inandırıcılığını kaybediyor. Türkiye’de hayalet ilanlara yönelik özel bir yasal düzenleme henüz bulunmuyor. Böyle bir düzenlemenin hayata geçirilmesi, işverenlerin ilanlarında pozisyonun gerçekten açık olup olmadığını belirtmesini, dolan pozisyonları zamanında yayından kaldırmasını ve adayları bilgilendirmesini sağlayabilir. Bu adımlar ilan verilerinin işgücü piyasasını daha doğru yansıtmasına katkıda bulunurken işe alım süreçlerinde şeffaflığı güçlendirecektir. Ancak işverenlerin gerekli adımları mevzuatı beklemeden atması önem taşıyor. İşe alımı gerçekleşen pozisyonların ilanlarını kapatmak, gerçek olmayan ilanları yayından kaldırmak ve sürece giren her adaya makul sürede dönüş yapmak güçlü birer işveren markası yatırımıdır” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

McDonald’s Türkiye   Yatırım ve İstihdam ile Büyüyor Haber

McDonald’s Türkiye Yatırım ve İstihdam ile Büyüyor

Türkiye genelinde 332 restorana ulaşarak büyümesini sürdüren McDonald’s Türkiye, yeni işe alım kampanyası kapsamında 2 bin 350 kişiyi daha bünyesine kattı. Gençler ve kadınlar başta olmak üzere farklı yaş grupları için çalışma hayatına katılma fırsatı sunan McDonald’s Türkiye; yarattığı istihdamın yanı sıra yerli tedarik ekosistemi ve yeni restoran yatırımlarıyla ülke ekonomisine sağladığı katkıyı da artırıyor. Gençlere ilk iş deneyimi ve kariyer fırsatı Geçen yıl “Great Place to Work” tarafından hazırlanan Best Workplaces for Young Millennials™ listesinde yer alan McDonald’s Türkiye, gençlerin çalışma hayatına güçlü bir başlangıç yapmasını hedefliyor. Göreve başlayan çalışanlar; müşteri deneyimi, ekip çalışması, zaman yönetimi, operasyon planlama ve liderlik gibi alanlarda kapsamlı eğitim programlarıyla destekleniyor. Performansa dayalı kariyer sistemi sayesinde ekip üyeleri, restoran yöneticiliğinden şirketin üst yönetim kademelerine kadar uzanan kariyer yolculuklarında gelişim ve yükselme fırsatı yakalıyor. Kadın istihdamına güçlü destek Kadınların iş gücüne katılımını öncelikli insan kaynakları politikalarından biri olarak ele alan McDonald’s Türkiye, kadın çalışan oranını 2026 itibarıyla yüzde 51,6'ya ulaştırdı. Kadın çalışanlar, mutfak ve kasa operasyonlarından ekip liderliği ve restoran yöneticiliğinden üst yönetime kadar organizasyonun her kademesinde görev alma fırsatı buluyor. Şirket, esnek çalışma modelleri ve kariyer gelişimini destekleyen uygulamaları sayesinde kadınların çalışma hayatında daha güçlü ve sürdürülebilir biçimde yer almasını destekliyor. “Türkiye ekonomisine katkımızı büyütmeye devam edeceğiz” İstihdamın, şirketin sürdürülebilir büyüme stratejisinin en önemli yapı taşlarından biri olduğunu vurgulayan McDonald’s Türkiye CEO’su Mwaffak Kanjee, şunları söyledi: “McDonald’s Türkiye olarak büyümemizi yalnızca restoran sayımızla değil, yarattığımız istihdam ve ülke ekonomisine sağladığımız katkıyla da ölçüyoruz. Yeni işe alım kampanyamız kapsamında 2 bin 350 kişiyi daha ekibimize katmaktan mutluluk duyuyoruz. İşe alım süreçlerimizde fırsat eşitliğini esas alıyor, toplumun her kesiminden adayın çalışma hayatına katılımını destekliyoruz. Çalışanlarımızın gelişimine ve yeteneklerini ortaya koymalarına imkan tanıyan kapsayıcı bir çalışma ortamına yatırım yapmayı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de büyümemizi yeni istihdam olanaklarıyla desteklemeye, ülke ekonomisine katkımızı artırmaya ve kapsayıcı çalışma kültürümüzü daha da güçlendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeteneklerin Elde Tutulmasını Sağlayan Temel Çekim Faktörleri Neler? Haber

Yeteneklerin Elde Tutulmasını Sağlayan Temel Çekim Faktörleri Neler?

Bu alanda son yıllarda gözlemlenen istikrarlı büyümenin ardından, 2025 yılında küresel yetenek hareketliliği %11,6 oranında keskin bir düşüş kaydederek 3,3 milyona geriledi. Yetenekler için geleneksel çekim merkezleri olan Kanada, İngiltere ve Avustralya’nın eski cazibesi azalırken, gelişmekte olan pazarlar ve kendi bölgelerinde yetenek merkezi haline gelen ülkeler öne çıkıyor. Küresel hareketlilik özellikle STEM, AI ve doktora araştırmacılarında azaldı BCG’nin Türkiye’yi de içeren 34 ana destinasyonda, dünya çapında 221 milyon yüksek nitelikli profesyonelden oluşan havuzdan elde ettiği rapora göre sınır ötesi hareketlilik ciddi şekilde azaldı. Uzmanlık gerektiren kritik alanlarda bu daralma çok daha keskin hissedildi: STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) alanındaki yetenek hareketliliği %13, Yapay Zekâ (AI) yetenekleri %12 ve doktoralı araştırmacı hareketliliği %19 oranında geriledi. Geleneksel olarak en çok göç alan İngiltere, Kanada ve Avustralya gibi merkezlerin katılaşan göçmenlik politikaları ve yükselen yaşam maliyetleri nedeniyle pazar payı kaybetmesi, Türkiye gibi güçlü bir mühendislik ve teknoloji tabanına sahip ülkeler için yerel yetenekleri elde tutma ve tersine beyin göçünü teşvik etme noktasında yeni fırsatlar yaratabilir. Yapay Zekâ ve STEM Yarışında Yeni Yeteneklere Kapıları Açmak Ekonomiler için Liderliği Beraberinde Getiriyor BCG’nin Küresel Yetenek Göçü Endeksi (GTMix) sonuçlarına göre, küresel yeteneklere açık olmak doğrudan ulusal ve kurumsal liderlikle yakından ilişkilendiriliyor. Raporun en çarpıcı bulguları şu şekilde: 17 Kat Teknolojik Üstünlük: Belirli bir teknolojide yetenek çekmeyi başaran ve bu alanda lider olan ülkelerin, o teknolojinin küresel pazarında da lider olma ihtimali tam 17 kat daha yüksek. Şirket Değerinde +1 Puanlık Artış: Küresel yetenekleri yönetim kadrolarına dahil edebilen lider firmalar, rakiplerine kıyasla her yıl ortalama yüzde 1 puan (+1pp) daha fazla hissedar değeri yaratıyor. Küresel ve nitelikli iş gücü istihdamı doğrudan finansal performansa yansıyor. AI Alanında Çok Kutuplu Dünya: ABD, genel nitelikli iş gücü pazar payını 4 puan artırarak liderliğini pekiştirse de, Yapay Zekâ (AI) alanında bu liderliğini genişletemedi. Bu durum, AI yetenekleri için küresel yarışın çok daha çetin ve çok kutuplu geçeceğini gösteriyor. Raporda Öne Çıkan Küresel Veriler: Toplam Hareket Halindeki Nitelikli İş Gücü: 3,3 Milyon (%11,6 düşüş) STEM Yetenekleri Hareketliliği: 854 Bin (%13,2 daralma) Yapay Zekâ (AI) Yetenekleri Hareketliliği: 315 Bin (%12,0 daralma) En Yüksek Elde Tutma Oranı (Major): Suudi Arabistan (2,6 kat) Yetenek Çekmek İsteyen Ekonomiler İçin Yol Haritası: Üçlü Yetenek Stratejisi (Talent Trifecta) Rapor, Türkiye gibi yetenek çekmek isteyen ülkelerdeki kamu otoriteleri ve özel sektör yöneticileri için küresel rekabette öne geçmenin formülünü "Üçlü Yetenek Stratejisi" (Talent Trifecta) olarak tanımlıyor. Bu strateji; mevcut iş gücünün yetkinliklerinin artırılması, teknoloji ve otomasyon entegrasyonu ve dinamik bir yetenek göçü yönetimini içeriyor. Küresel yavaşlamayı avantaja çevirebilmek için göçmenlik sisteminin yüksek nitelikli istihdamı destekleyecek şekilde gözden geçirilmesi, bürokratik şartlarda elverişlilik ve özellikle stratejik sektörlerde uçtan uca (yerleşimden oryantasyona) bir yetenek ekosistemi kurulması önceliklerin başında geliyor. BCG analistleri, özel sektördeki kurumların küresel ölçekte işe alım yapma noktasında kültürel ve operasyonel bariyerleri aşması gerektiğinin altını çiziyor. Bu bakımdan Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerin insan kaynakları süreçlerini küresel standartlarla uyumlu hale getirmesi ve yönetim ekiplerinde uluslararası yeteneğe daha fazla yer vermesi, küresel rekabet gücünü destekleyen önemli adımlar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâda Yeni Dönem: Ses Ajanları Kurumsal Dünyaya Giriyor    Haber

Yapay Zekâda Yeni Dönem: Ses Ajanları Kurumsal Dünyaya Giriyor  

Yapay zekâ destekli ses teknolojilerini daha fazla kurumla buluşturma hedefiyle Bulutistan ve NovaForge stratejik bir iş birliğine imza attı. Yapılan anlaşma ile yapay zekâ destekli ses ajanlarının güvenli, sürdürülebilir ve yüksek erişilebilirlik sunan bir altyapı üzerinde kurumların kullanımına sunulması sağlanacak. Müşteri deneyiminden işe alım süreçlerine, operasyon yönetiminden çalışan iletişimine kadar birçok alanda kullanılabilen bu teknolojiler sayesinde şirketler, yapay zekâ çözümlerini iş süreçlerine daha etkin biçimde entegre ederek verimliliklerini artırabilecek. NovaForge’un yapay zekâ alanındaki uzmanlığı ile Bulutistan’ın kurumsal, güvenli, ölçeklenebilirlik ve veri sürekliliği sağlayan altyapısını bir araya getiren stratejik ortaklık, yapay zekâ destekli ses teknolojilerinin farklı sektörlerde daha geniş kullanım alanlarına ulaşmasını hedefliyor. Bulutistan’ın her geçen gün daha da büyüyen ekosistemi ve güçlü kurumsal ağı ile NovaForge tarafından geliştirilen ses teknolojilerinin kurumsal dünyadaki kullanım alanının genişletilmesi amaçlanıyor. Ses, yapay zekânın en doğal arayüzü haline geliyor Bulutistan AI Ecosystem Lead’i Mehmet Ali Hacısalihoğlu, “Türkiye’de geliştirilen yenilikçi yapay zekâ teknolojilerinin kurumsal dünyada yaygınlaşmasına katkı sunmaktan memnuniyet duyuyoruz. NovaForge ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, yalnızca bir teknoloji entegrasyonu değil; kurumların geleceğin iletişim teknolojilerine güvenli ve sürdürülebilir bir altyapı üzerinden erişmesini sağlayan stratejik bir ortaklık niteliği taşıyor. Sesin, yapay zekânın en doğal arayüzü haline geldiği bir döneme giriyoruz. Önümüzdeki yıllarda kurumların müşterileri ve çalışanlarıyla kurduğu iletişimin önemli bir bölümünün yapay zekâ destekli ses ajanları aracılığıyla gerçekleşeceğine inanıyoruz. Bu dönüşümün altyapısını Türkiye’den geliştiren teknoloji girişimleriyle birlikte yapay zekâ ekosisteminin büyümesine katkı sunmayı sürdüreceğiz” diye konuştu. Yapay zekâda asıl değer, teknolojiyi güvenle sunabilmek NovaForge Kurucu Ortağı Kurtuluş Çalışkan, “Bulutistan ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğini, Türkiye’de geliştirilen yapay zekâ ses teknolojilerinin kurumsal ölçekte yaygınlaşmasını hızlandıracak stratejik bir ortaklık olarak görüyoruz. Yapay zekâda asıl değer yalnızca modeli geliştirmek değil, onu kurumların güvenle kullanabileceği şekilde sunabilmek. Bulutistan’ın güçlü altyapısı sayesinde yapay zekâ ses ajanlarını yüksek güvenlik ve ölçeklenebilirlik standartlarıyla kurumların kullanımına sunabiliyoruz. Önümüzdeki dönemde müşteri deneyimi, işe alım ve operasyon süreçlerine yönelik yeni yapay zekâ uygulamalarıyla etki alanımızı daha da genişletmeyi hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.