Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Işın Tedavisi

Kapsül Haber Ajansı - Işın Tedavisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Işın Tedavisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeni Nesil Radyoterapi ile Sağlıklı Dokular Daha Fazla Korunuyor Haber

Yeni Nesil Radyoterapi ile Sağlıklı Dokular Daha Fazla Korunuyor

Toplumda “ışın tedavisi” olarak bilinen radyoterapi, yüksek enerjili radyasyon kullanılarak kanser hücrelerinin yok edilmesini hedefleyen ve günümüzde kanser hastalarının yaklaşık yarısının tedavi sürecinde kullanılan önemli bir yöntem olarak öne çıkıyor. Radyoterapideki güncel çalışmalar, tümör dokusuna maksimum etki sağlarken, çevredeki sağlıklı dokuların mümkün olan en düşük düzeyde ışınlanmasına odaklanıyor. Bu sayede tedavi etkinliği artırılarak, yan etkilerin azaltılması ve hastaların yaşam kalitesinin korunması hedefleniyor. Kanser tedavisinde öncü rol üstlenen radyoterapi alanındaki son gelişmeleri değerlendiren İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Demircioğlu, modern radyoterapi teknolojilerinin sağlıklı dokuların korunmasına önemli katkılar sunduğunu belirterek, görüntüleme sistemlerindeki yeniliklerin tedavi başarısını artırdığını vurguladı. Radyoterapide Hedefe Yönelik Tedavi Dönemi İlk dönemlerde hekimler yalnızca iki boyutlu röntgen görüntülerini kullanırken tümörün sınırları tam olarak görülmüyordu ve daha geniş alanlar ışınlanıyor, dolayısıyla çevredeki sağlıklı dokular da radyasyondan etkilenebiliyordu. Tedavi süreleri daha uzun, yan etkiler ise günümüze göre daha fazlaydı. Doç. Dr. Fatih Demircioğlu, bu tip olumsuz durumların engellenmesini sağlayan gelişmeleri şu sözlerle aktardı; “Bilgisayarlı tomografinin (BT) ve ardından manyetik rezonans (MR) ile PET görüntülemenin kullanıma girmesi radyasyon onkolojisinde bir devrim yarattı. Hekimler artık tümörleri üç boyutlu olarak görebiliyor ve tedaviyi çok daha hassas planlayabiliyorlar. Bugün radyasyon onkolojisinde milimetrik hassasiyetle çalışan pek çok ileri teknoloji var. Yoğunluk ayarlı radyoterapiler, hastanın anlık pozisyonlarına göre doğrudan hedefe ışınlama yapan görüntü kılavuzluğunda radyoterapiler, ameliyatsız radyocerrahi (Stereotaktik Radyocerrahi) ya da tedavi sırasında değişen tümör boyutuna göre anlık planlama yapabilen radyoterapiler (Adaptif Radyoterapi) bu noktada öne çıkıyor.” Günümüzde Radyoterapinin Yan Etkileri Azaldı Radyoterapi alanındaki gelişmelerin en önemli faydası, kuşkusuz tümör hedeflenirken çevredeki sağlıklı dokuların daha iyi korunabilir hale gelmesi. Böylece hem tedavi başarısı artıyor hem de yan etkiler azaltılıyor. Örneğin, meme kanserinde radyoterapi uygulamalarıyla ışınların kalbe ulaşması engelleniyor ve kalbe yönelik riskler düşürülüyor. Prostat kanserinde fonksiyon kayıpları ve kronik hasarlar minimuma indiriliyor. Ya da akciğer kanserinde solunum kapasitesi korunarak sağlam akciğer dokusu güvence altında kalıyor. Benzer şekilde baş ve boyun tümörlerinde de radyoterapi ile ağız kuruluğu ve yutma güçlüğü gibi yan etkilerin önüne geçiliyor. Ayrıca tedavi süreleri de geçmiş yıllara göre oldukça kısa. Eskiden bazı radyoterapi uygulamaları 6-8 hafta sürebilirken, günümüzde stereotaktik tedaviler sayesinde bazı tümörler tek seansta veya 3-5 seans gibi çok kısa sürelerde tedavi edilebiliyor. Radyoterapi sadece ameliyat sonrasında uygulanan bir tedavi değil. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Demircioğlu, artık birçok kanser türünde doğrudan kür sağlayabilen ana tedavi seçeneklerinden biri olduğuna dikkat çekiyor. Öyle ki, bazı hastalarda radyoterapi tek başına kullanılabildiği gibi bazı hastalarda ise cerrahi, kemoterapi, immünoterapi veya hedefe yönelik tedavilerle birlikte uygulanabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Her Yıl 40 Bin Kişi Akciğer Kanseri Tanısı Alıyor Haber

Türkiye’de Her Yıl 40 Bin Kişi Akciğer Kanseri Tanısı Alıyor

Peki, bu hastalığı önlemenin ya da ölümcül hastalıklar listesinde daha alt sıralara geriletmenin mümkün olduğu yeni tedavi yöntemleri yok mu? Elbette var! Günümüzde geliştirilen tanı yöntemleri ve kişiye özel tedavi yaklaşımları sayesinde akciğer kanserinde umut her geçen gün artıyor. Bu umuda dair bilinmesi gerekenleri aktarmak için Acıbadem Maslak Hastanesi’nde “Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut” söyleşisi düzenlendi. Etkinlikte multidisipliner bakış açısıyla Acıbadem Maslak Hastanesi uzmanları; Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, Prof. Dr. Enis Özyar, Prof. Dr. Erkan Kaba, Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik ve Dr. Burcu Babaoğlu Karan hastalığa dair en güncel gelişmeleri paylaşarak erken teşhisin ve doğru tedavi planlamasının hayati önemine vurgu yaptılar. Etkinliğin dikkat çekici konuklarından biri, “Yeraltı” dizisindeki performansıyla geniş kitlelerin beğenisini kazanan oyuncu Sevil Akı oldu. Akı, söyleşide yer alarak farkındalığın önemine dikkat çekti ve bir hasta yakını olarak annesinin umut dolu, hastalıkla büyük mücadelesini içeren öyküsünü paylaştı. “Kanser tedavi sürecinin bir puzzle gibi düşünülmesi gerektiğini vurgulayan etkinliğin moderatörü Sağlık İletişimcisi Seral Çelik, “Bu etkinlikte multidisipliner yaklaşımla akciğer kanseri hakkında önemli bilgiler alacağız. Kanserin tanı ve tedavisinde görev yapan sayısız uzman ve sağlık personeli var. Her biri çok önemli rol üstleniyor. Tanı ve tedaviyi bir puzzle gibi düşünürsek, parçalar bir araya geldiğinde hasta için en iyi ve en uygun tedavi uygulanabiliyor” dedi. Sigara en büyük risk faktörü! Akciğer kanserinin en önemli nedeninin sigara ve tütün ürünleri olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, özellikle son yıllarda gençler arasında artan kullanımın ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Elektronik sigara gibi alternatif ürünlerin de sanıldığı kadar masum olmadığını ifade eden Karan, bu ürünlerin de akciğer sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtti. Akciğer kanseri vakalarının yüzde 80’inin tütün kullanımına bağlı olduğunu anlatan Dr. Babaoğlu Karan, yüzde 20’sinin ise mesleki, asbest vb. nedenlerden geliştiği bilgisini verdi. Akciğer kanserinin çoğu zaman erken dönemde belirti vermediğine dikkat çeken Karan, bu nedenle risk grubundaki bireylerin, özellikle 50 yaş üzerinde ve en az 20 yıl günde bir paket sigara içmiş kişilerin her yıl düzenli kontrol yaptırmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Düşük doz radyasyonla yapılan BT çekimlerinin hastalığın erken tanısında çok önemli olduğunu belirtti. Görüntüleme yöntemleri hayat kurtarıyor Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik, akciğer kanserinde doğru evrelemenin tedavi sürecinin temelini oluşturduğunu belirterek PET-CT’nin bu noktada kritik rol oynadığını ifade etti. Prof. Dr. Çermik, “PET-CT sayesinde tümörün yalnızca varlığı değil, aynı zamanda vücuttaki yayılımı ve biyolojik davranışı da detaylı şekilde değerlendirilebiliyor. Bu sayede hastalığın hangi evrede olduğu net olarak ortaya konulabiliyor ve en uygun tedavi planı oluşturulabiliyor. Aynı zamanda tedaviye verilen yanıt da değerlendirildiğinden gereksiz cerrahi girişimlerin önüne geçilebiliyor” dedi. Cerrahi, erken evrede en etkili yöntem Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba ise akciğer kanserinde erken teşhisin cerrahi başarıyı doğrudan etkilediğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle erken evrede teşhis konulan hastalarda cerrahi müdahale ile yüksek başarı oranları elde edilebiliyor. Ayrıca cerrahi yöntemler de hızla gelişiyor. Bu yöntemlerden en yenisi olan robotik cerrahi sayesinde göğüs bölgesi tamamen açılmadan, küçük kesilerle ameliyatlar yapılabiliyor. Robotik cerrahi zor ameliyatları daha kolay yapmamıza yardımcı olmakla beraber, hastaların daha hızlı iyileşmesine ve günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönmesine yardımcı oluyor.” Kişiye özel tedavi dönemi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını, tümörün genetik ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlarının oluşturulduğunu ifade etti. Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapinin, özellikle uygun hastalarda oldukça başarılı sonuçlar verdiğini belirten Ölmez, bu yaklaşımların akciğer kanseri hastalarının yaşam süresi ve yaşam kalitesini artırdığını söyleyerek “Doğru hastaya doğru tedaviyi uygulamak çok önemli” dedi. Hassas ve hedefe yönelik ışın tedavisi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar, akciğer kanseri tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Halk arasında ışın tedavisi olarak bilinen radyoterapide amaç, ameliyat edilemeyen tümörleri ışınlar aracılığıyla yok etmek ya da küçültmektir. Özellikle tıbbi nedenlerle ameliyat olamayacak hastalarda radyoterapi çok etkili bir tedavi seçeneğidir. Radyoterapi yöntemleri de gelişmekte ve giderek etkinliği artmaktadır. Gelişen teknoloji sayesinde daha hassas ve hedefe yönelik tedavi yapılabilmektedir. Bu sayede yan etkiler azalmakta ve tedavi başarısı artmaktadır.” Sevil Akı: “Tünelin ucunda hep bir ışık oldu” Etkinliğe katılan, Yeraltı dizisiyle seyircinin gönlünde taht kuran oyuncu Sevil Akı ise hasta yakını olarak yaşadığı süreci paylaşarak, kanserle mücadelenin sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir süreç olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: “Anneme 8 yıl önce akciğer kanseri tanısı kondu. İlk ameliyatından 4 yıl sonra hastalığı nüks etti ve tekrar ameliyat oldu. Geçen yıl yeni bir nüks oldu ve şimdi ilaç tedavisiyle mücadelemize devam ediyoruz. İkinci nükste çok panik olduk. Ancak ilaçların ve çeşitli tedavi yöntemlerinin gelişmiş olması sayesinde farklı tedavi seçeneklerimiz oldu. Yani tünelin ucunda hep bir ışık vardı. Gerçekten hiçbir şey çözümsüz değil. Güvendiğiniz doktorlar size o ışığı gösteriyor. Annem tanı aldığı andan itibaren hayata tutundu ve bu hastalıkla mücadele ediyor. Biz de hasta yakını olarak onunla birlikte mücadele ediyoruz. Bizim hikayemiz umut dolu bir hikaye. Hâlâ umutluyuz, hâlâ mücadele ediyoruz. Kanser tedavi süreci inişli çıkışlı bir yolculuk. Birbirimize güç vererek, umutla ilerliyoruz.” Doğru bilgiye ulaşmanın ve güçlü bir destek sistemine sahip olmanın bu süreçte büyük önem taşıdığını ifade eden sanatçı Sevil Akı, umudun hastaların tedaviye tutunmasında önemli bir rol oynadığını belirtti. Farkındalık çalışmalarında kendi deneyimini paylaşarak başkalarına da umut olmak istediğini dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.