Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iso 27001

Kapsül Haber Ajansı - Iso 27001 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iso 27001 haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gölge Yapay Zeka Kaynaklı Veri İhlallerinin Ortalama Maliyeti 5,39 Milyon Dolara Ulaşıyor Haber

Gölge Yapay Zeka Kaynaklı Veri İhlallerinin Ortalama Maliyeti 5,39 Milyon Dolara Ulaşıyor

Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri olan WatchGuard Technologies, gölge BT’nin uzun süre bir politika ve kontrol sorunu olarak ele alındığını hatırlatıyor. Onaylanmamış yazılımlar geçmişte bir kurulum ya da ağdaki bir cihaz gibi tarama araçlarının yakalayabileceği izler bırakıyordu. SaaS ve yapay zeka ise bu tabloyu değiştirdi. Çalışanlar artık kurumsal kimliklerini bu araçlara bağlayabiliyor ve hassas verileri güvenlik ekipleri araçların varlığından haberdar olmadan yükleyebiliyor. WatchGuard 2026 Siber Güvenlik Hijyeni Raporu’na göre çalışanların yüzde 64'ü iş için onaylanmamış yapay zeka araçları kullandığını belirtiyor. IBM 2026 Veri İhlali Maliyeti Raporu ise gölge yapay zekanın dahil olduğu ihlallerin ortalama maliyetinin 5,39 milyon dolara ulaştığını, bu rakamın 4,99 milyon dolarlık küresel ortalamanın üzerinde seyrettiğini ortaya koyuyor. Gölge Yapay Zeka Kuruma Üç Farklı Yoldan Giriyor İlk giriş noktası, çalışanların Microsoft veya Google ile oturum açma istemlerini onaylayarak bir yapay zeka ya da üretkenlik uygulamasına e-posta, takvim ve dosya gibi kurumsal kaynaklara erişim izni vermesi. Bu izinler iş ihtiyacı sona erdikten sonra da devam edebiliyor ve saldırganlar parola çalmak yerine kullanıcıları erişim izni vermeye ikna eden onay kimlik avı (consent phishing) yöntemiyle bu boşluğu istismar ediyor. İkinci giriş noktası, çalışanların tarayıcı üzerinden kişisel hesaplarıyla yapay zeka servislerine giriş yapması. Kurumsal kimlik kullanılmadığı için bu faaliyet Microsoft 365 veya Google Workspace kayıtlarında görünmüyor ve hangi verilerin yüklendiği bilinemiyor. Üçüncü giriş noktasında ise tek kanıt ağ trafiği oluyor. Kurum cihazlarından doğrudan erişilen ve herhangi bir uygulama izni ya da kimlik doğrulaması gerektirmeyen servisler yalnızca ağ veya güvenlik duvarı kayıtlarında iz bırakıyor ve sıradan web trafiğinin arasında gözden kaçabiliyor. Görünürlük Açığını Kapatmak İçin Sinyallerin Birleştirilmesi Gerekiyor WatchGuard’a göre tek bir kontrol bu üç giriş noktasının tamamını yakalayamıyor. Şirket, MSP’lerin bu açığı kapatabilmesi için üç çözümü bir arada sunuyor. CloudDR, Microsoft 365, Google Workspace ve desteklenen diğer SaaS platformlarında OAuth ile bağlanan uygulamaları tespit ediyor, onay kimlik avı girişimleri dahil şüpheli erişimleri işaretliyor ve bir olay yaşanmadan izinleri iptal edebiliyor. FireCloud Total Access, yönetilen cihazlardan ağ telemetrisi toplayarak kullanıcıların hangi platform üzerinden kimlik doğruladığından bağımsız olarak bulut ve yapay zeka servislerini tespit ediyor. Firebox ise bilinen yapay zeka hedeflerine yapılan bağlantıları belirleyerek inceleme için görünür hale getiriyor. Bu yetenekler HIPAA, PCI DSS, ISO 27001, GDPR ve SOC 2 gereksinimleriyle de eşleşiyor ve bulgular denetime hazır kanıtlara dönüştürülebiliyor. “Göremediğiniz Şeyi Yönetemezsiniz” Birçok olayın bir uygulamaya erişim izni vermek ya da iş cihazında kişisel bir yapay zeka hesabı kullanmak gibi sıradan davranışlarla başladığını belirten WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, “Kurumların yapay zekanın benimsenmesini durdurmaya çalışması gerekmiyor. Asıl ihtiyaç, çalışanların hangi uygulamaları kullandığını, bu uygulamaların kuruma nasıl girdiğini ve hangi verilere erişebildiğini sürekli olarak görebilmek. Kimlik, kullanıcı faaliyeti ve ağ trafiğinden gelen sinyalleri birleştiren kurumlar, meşru kullanımı gereksiz risklerden ayırabiliyor ve riske orantılı biçimde hızla müdahale edebiliyor. Göremediğiniz şeyi yönetemezsiniz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone'a Sürdürülebilirlikte Platin Madalya Haber

Vodafone'a Sürdürülebilirlikte Platin Madalya

Vodafone Grubu; çevre, sosyal ve yönetişim (ÇSY) alanlarında dünyanın önde gelen uluslararası sürdürülebilirlik derecelendirme platformlarından EcoVadis’in sürdürülebilirlik değerlendirmesinde üst üste üçüncü kez Platin madalya kazandı. Vodafone, 100 üzerinden 88 puanla dünya telekomünikasyon sektörü ortalamasının üzerinde yer alırken, değerlendirmeye tabi tutulan tüm şirketler arasında ilk yüzde 1’lik dilime yerleşti. “Çevre”, “İşgücü ve İnsan Hakları”, “Etik”, “Sürdürülebilir Tedarik” olmak üzere dört temanın ele alındığı değerlendirmede her bir alanda şirketlerin politika, onay, sertifika ve raporlamaları incelendi. Vodafone, 2023'te 80 olan genel EcoVadis puanını 2026'da 88'e yükseltti. İnsana ve becerilere sürekli yatırım Vodafone’un “İşgücü ve İnsan Hakları” puanındaki iyileşme çalışan gelişimi, kariyer planlaması, kurum içi hareketlilik, beceriler ve refah alanlarına yaptığı sürekli yatırımı yansıtıyor. Vodafone, 2026 mali yılı boyunca müşteri deneyimi, operasyonel mükemmellik ve yapay zekâ dahil olmak üzere iş stratejisiyle uyumlu becerilere yatırım yapmaya devam etti. Şirket ayrıca, çalışanlarına departmanlar arası veya uluslararası projelere katılma, Vodafone ülkeleri arasında uzmanlıklarını paylaşma ve yeni yetkinlikler ile deneyim kazanma fırsatları sunuyor. Çalışan refahına önem veren Vodafone, çalışanlar, yükleniciler ve iş ortakları için güvenli ve sağlıklı bir ortam sağlama konusundaki global taahhüdünün yanı sıra fiziksel ve zihinsel sağlığı, mali refahı ve iş-yaşam dengesini destekleyen programlar geliştiriyor. Tedarik zinciri değerlendirme süreçleri güçlendirildi Vodafone’un “Sürdürülebilir Tedarik” puanı, tedarikçi değerlendirme, denetim, eğitim ve sürdürülebilirlik programlarının daha da geliştirilmesinin ardından yükseldi. Vodafone, start-up’lardan küçük işletmelere ve büyük çokuluslu şirketlere kadar 8 bin 500’den fazla tedarikçiyle çalışıyor. İhale, tedarikçi seçimi ve performans yönetimi süreçlerine çevresel, sosyal ve yönetişim kriterleri dahil ediliyor. Vodafone 2026 mali yılında daha sistematik ve risk temelli bir yaklaşımla tedarik zinciri durum tespiti programını güçlendirdi. Denetim kapsamı, 2025 mali yılına kıyasla yaklaşık dört katına çıkarıldı ve yüksek riskli tedarikçilere, kategorilere ve lokasyonlara odaklanıldı. Bulguların ardından yapılandırılmış düzeltici eylem planları ve tedarikçi performans yönetimi uygulandı. 2026 mali yılında Vodafone’un ÇSY performans yönetim sistemine 238’den fazla tedarikçi dahil edildi. Bu tedarikçiler, şirketin global tedarik harcamalarının yarısından fazlasını kapsıyor. Vodafone ayrıca çalışma koşulları ve tedarikçi yönetimi uygulamaları hakkında daha doğrudan bilgi edinmek amacıyla bağımsız iş ortağı geliştirme araçları ve denetimler yoluyla stratejik tedarikçilerini değerlendirdi. Afrika, Asya ve Avrupa’da ikinci kademe tedarikçiler ve Vodacom’a özel tedarikçilerin denetimleri de dahil olmak üzere 21 ayrıntılı tedarikçi denetimi gerçekleştirildi. Şebeke elektriğinin tamamı yenilenebilir kaynaklardan Vodafone, emisyonları azaltmak, iklimle ilgili riskleri yönetmek ve uzun vadeli net sıfır hedeflerini desteklemek amacıyla 2025 mali yılından 2027 mali yılına kadar alınacak önlemleri belirleyen İklim Geçiş Planını uygulamaya devam etti. Şirket, 2026 mali yılında global operasyonlarında satın alınan ve kullanılan şebeke elektriğinin tamamını yenilenebilir kaynaklardan şebekeye aktarılan elektrikle karşıladı. Kapsam 1 ve 2’ye ait piyasa temelli sera gazı emisyonları, Vodafone’un 2020 mali yılı referans seviyesine kıyasla %85 daha düşüktü. Kapsam 3 emisyonları, bir önceki yıla göre %11 azalarak 6,11 milyon ton karbondioksit eşdeğerine geriledi. Bu, 2020 mali yılına göre %18’lik bir azalmayı temsil ediyor. Siber güvenlik, üst düzey öncelikler arasında Vodafone’un etik yaklaşımı yönetişim, risk yönetimi, eğitim ve bağımsız denetime tabi bilgi güvenliği kontrolleriyle destekleniyor. Siber güvenlik, Yönetim Kurulu düzeyinde bir öncelik olmaya devam ediyor. Vodafone, 900’den fazla çalışandan oluşan global bir siber güvenlik ekibine sahip. Avrupa ve Afrika pazarlarında ortak bir güvenlik modeli uyguluyor. Şirketin Yönetişim, Risk ve Kontrol ekibi, politika ve standartları belirliyor, siber riskleri ölçüyor ve bilgi güvenliği sertifikalarını yönetiyor. Vodafone, global teknoloji birimini ve Türkiye dahil 11 yerel pazarı kapsayan; bilginin gizliliğini, bütünlüğünü ve erişilebilirliğini korumaya yönelik çerçeve sağlayan, dış denetime tabi ISO 27001 bilgi güvenliği sertifikasına sahip bulunuyor. Vodafone, zorunlu siber güvenlik eğitimleri, üç ayda bir yapılan oltalama simülasyonları, bağımsız sızma testleri ve düzenli iç ve dış denetimler yoluyla kontrolleri güçlendirmeye devam ediyor. Grup genelinde her yıl binden fazla sızma testi gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOSKİ, Altyapı Yönetiminde Kullandığı 68 Akıllı Uygulamayla Öncü Haber

KOSKİ, Altyapı Yönetiminde Kullandığı 68 Akıllı Uygulamayla Öncü

Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, su ve kanalizasyon hizmetlerinde teknolojinin sunduğu imkanlardan en etkin şekilde yararlanıyor. Şehrin altyapısını daha güvenli, hızlı ve verimli yönetmek amacıyla 68 akıllı şehir uygulamasını hayata geçiren KOSKİ, veri analizi, yapay zeka, saha yönetimi, bilgi güvenliği ve kurumsal entegrasyon alanlarında geliştirdiği sistemlerle Konya’nın geleceğin altyapısını bugünden inşa ediyor. KOSKİ Genel Müdürlüğü, gelişen teknolojileri altyapı hizmetlerine entegre ederek su ve kanalizasyon hizmetlerinde operasyonel verimliliği artırırken, karar alma süreçlerini de güncel ve doğru verilerle destekliyor. Akıllı şehir uygulamaları sayesinde sahadan elde edilen veriler anlık olarak takip edilebiliyor, kaynakların daha etkin kullanılması ve vatandaşlara sunulan hizmetlerin kalitesinin artırılması sağlanıyor. KOSKİ TEKNOLOJİYİ ALTYAPININ HER NOKTASINA TAŞIYOR Şehrin ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilen ve hizmete sunulan 68 akıllı şehir uygulaması; veri yönetiminden saha operasyonlarına, bilgi güvenliğinden araç ve personel takibine kadar KOSKİ'nin farklı çalışma alanlarını kapsıyor. KOSKİ'nin başlıca akıllı şehir teknolojileri arasında Ali Kuşçu Mobil Veri Merkezi, SUVERAN Su Veri Analiz Yazılımı, Sunucu İzleme Sistemleri, Akıllı Sağlık ve Konum Takip Sistemleri, Mobil EKS Dolum Uygulaması, Mobil PDKS, e-Taksit ve e-Çay uygulamaları yer alıyor. Bunun yanı sıra Yapay Zeka Destekli Uygulamalar ile teknolojinin sunduğu yeni imkanlardan yararlanılırken, Tek Çatı Sistemi sayesinde farklı hizmet ve sistemlerin daha bütünleşik, daha güvenli bir yapıda yönetilmesi sağlanıyor. SAHA OPERASYONLARI AKILLI SİSTEMLERLE YÖNETİLİYOR KOSKİ'nin akıllı şehir uygulamaları saha çalışmalarında da önemli kolaylıklar sağlıyor. Katodik Koruma Sistemleri, Online Yangın Hidrant Sistemi, Kartlı Tanker Dolum Sistemi, Pompa Test İstasyonu ve Vana Test İstasyonu gibi uygulamalarla altyapı tesislerinin kontrol, takip ve işletme süreçleri teknolojik imkanlarla destekleniyor. Araç Takip Merkezi ile hizmet araçlarının takibi sağlanırken, akıllı sağlık ve konum takip sistemleri sayesinde personelin sahadaki güvenliğinin ve operasyonel süreçlerin daha etkin şekilde yönetilmesine katkı sunuluyor. BİLGİ GÜVENLİĞİ VE VERİ SÜREKLİLİĞİ ÖNCELİKLİ Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, altyapı hizmetlerinin dijitalleşmesiyle birlikte bilgi güvenliğine ve sistemlerin kesintisiz çalışmasına da önem veriyor. Bu kapsamda ISO 27001:2023 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikasyonu ile bilgi güvenliği süreçleri güvence altına alınırken, Felaket Kurtarma Merkezi ile kritik sistemlerin sürekliliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor. Kurumlar Arası Entegrasyon Sistemi sayesinde farklı kurum ve sistemler arasındaki veri paylaşımı ve entegrasyon imkanları geliştirilirken, KOSKİ Teknoloji Müzesi ile kurumun teknolojik gelişim sürecinin gelecek nesillere aktarılması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaspersky, Çevresel Ve Sosyal Etkisini Güçlendirmeyi Sürdürüyor Haber

Kaspersky, Çevresel Ve Sosyal Etkisini Güçlendirmeyi Sürdürüyor

Kaspersky için dijital dünyada güven inşa etmek, sadece teknolojinin kendisine odaklanmanın ötesine geçmek anlamına geliyor. Bu vizyon; şirketin çözümlerini geliştiren ve destekleyen insan kaynağına yatırım yapmayı, şirketin çevresel ayak izini azaltmayı, ortaklarına ve paydaşlarına ise teknolojilerinin nasıl geliştirilip denetlendiği teknolojilerinin nasıl geliştirildiği ve denetlendiği konusunda ortakları ve paydaşlarına daha fazla şeffaflık sunmayı hedefliyor. 2024–2025 döneminde çalışan eğitimlerine 2,23 milyon dolar yatırım yapan Kaspersky'nin doğrudan sosyal sorumluluk ve yardım harcamaları 760 bin dolara ulaştı; şirketin Küresel Şeffaflık Girişimi (GTI) kapsamındaki yapılandırması ise dünya genelinde 13 Şeffaflık Merkezine ulaştı. Çalışanlara ve geleceğin yeteneklerine yatırım Her siber güvenlik teknolojisinin arkasında insan vardır: Her gün milyonlarca kullanıcıyı ve kuruluşu korumaya yardımcı olan araştırmacılar, mühendisler, analistler, eğitimciler ve ekipler... Son raporlama döneminde Kaspersky, bu güçlü insan kaynağını desteklemeyi kararlılıkla sürdürdü. Şirketin küresel çalışan sayısı, 2024 yılına kıyasla 2025'te %11,3'lük bir büyüme kaydederek yaklaşık 5.700'e ulaştı; küresel ölçekte ortalama maaşlar ise %7 oranında arttı. Aynı dönemde personel devir hızı %15'ten %10'a gerilerken, çalışanların %18'inin şirketteki çalışma süresinin 10 yılı aşması, rekabetin son derece yüksek olduğu teknoloji sektöründe uzun vadeli çalışan bağlılığının güçlü bir göstergesi. Raporlama döneminde uluslararası düzeyde birçok bölgede ekiplerini güçlendirmeye devam eden Kaspersky, b yerel uzmanlığını ve dünya genelinde siber dayanıklılığı destekleme kapasitesi pekiştirdi. En belirgin büyüme, işe alımların 2023 yılına kıyasla %60 oranında arttığı Asya-Pasifik bölgesinde kaydedildi. Latin Amerika ile Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgelerinde de ekiplerin genişletilmesi, şirketin bölgesel yetkinliklere yönelik yatırımlarının kesintisiz sürdüğünü ortaya koydu. Şirket, kapsayıcılığı ve fırsat eşitliğini hem kendi bünyesinde hem de daha geniş teknoloji ekosisteminde desteklemeye devam etti. Kadınlar bugün Kaspersky çalışanlarının %25'ini, yönetici pozisyonlarının ise %26'sını oluşturuyor. Kaspersky, şirket içindeki uygulamalarının yanı sıra Empower Women gibi girişimleri desteklemeyi sürdürürken, genç kızlar için siber güvenlik alanını daha erişilebilir, kapsayıcı ve cazip hale getirmeyi amaçlayan Future You in Tech programını da hayata geçirdi. Böylece sektörün gelecekte ihtiyaç duyacağı yetenek havuzunun genişletilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Kaspersky'nin sosyal katkıları eğitim ve hayırseverlik alanlarında da devam etti. Raporlama döneminde şirket, doğrudan hayırseverlik faaliyetlerine 760 bin dolar ayırırken, sivil toplum kuruluşlarına 13.500 siber güvenlik lisansı bağışladı. Bu rakam, önceki raporlama döneminde sağlanan 5 binden fazla lisansa kıyasla yaklaşık 2,7 katlık bir artışa işaret ediyor. Eğitim, şirketin uzun vadeli dayanıklılık oluşturma stratejisinin temel unsurlarından biri olmayı sürdürdü. Kaspersky Academy, bugün 42 ülkede yaklaşık 200 üniversiteyle iş birliği yürütüyor. İki yıllık dönemde yaklaşık 50 yeni üniversite, Kaspersky Academy Alliance programına katılarak 2023'teki toplam sayının iki katından fazla büyüme sağladı. Üniversitelere yönelik özel bir iş birliği programı olan Kaspersky Academy Alliance, kurumların Kaspersky'nin bilgi birikimini ve güncel siber güvenlik uzmanlığını eğitim süreçlerine entegre etmelerine destek oluyor. Kaspersky, akademik kurumlarla yaptığı iş birlikleri sayesinde siber güvenlik sektörü için daha güçlü ve donanımlı bir yetenek havuzunun oluşmasına katkı sağlıyor. Çevresel sürdürülebilirlik için yatırımlar Kaspersky’nin çevre ajandası, siber güvenliğin dolaylı çevresel faydasını gözetmeye ve şirketin kendi operasyonel ayak izini azaltmaya odaklanıyor. Raporlama döneminde çevre odaklı girişimlere yaklaşık 43 bin olar yatırım yapan şirket, 420 kg elektronik ekipmanı geri dönüştürdü ve üç tondan fazla eşyayı bağışladı ya da çevreye duyarlı bir şekilde bertaraf etti. Ayrıca Kaspersky, bu süreçte çevresel mevzuata uyumsuzluktan kaynaklanan herhangi bir ceza veya yaptırımla karşılaşmadı. Kaspersky teknolojileri, gizli dijital atıkların azaltılmasına da katkı sağlıyor. Bunun en somut örneklerinden biri, kurbanların cihazlarını ve altyapılarını gizlice kullanarak kripto para madenciliği yapan zararlı yazılımlara karşı koruma sağlayan çözümlerdir. Kaspersky çözümleri, bu yasa dışı madencilik faaliyetlerini tespit edip engelleyerek yetkisiz enerji tüketiminin önüne geçiyor ve şirketin tahminlerine göre yıllık CO₂ eşdeğeri (CO₂-eq) emisyonunu 3.000 tona kadar azaltıyor. Bağımsız denetim ve şeffaflık ön planda Kaspersky’nin Küresel Şeffaflık Girişimi (GTI); İstanbul, Bogota ve Seul’deki yeni merkezlerin de eklenmesiyle dünya genelinde 13 Şeffaflık Merkezine ulaştı. Girişimin hayata geçirilmesinden bu yana GTI'a 9,4 milyon dolardan fazla yatırım yapan Kaspersky, Şeffaflık Merkezlerinde bugüne kadar 67 ziyaret ve 7 ürün incelemesi gerçekleştirdi. Güvenilir iş ortaklarının şirketin kaynak kodlarını, yazılım güncellemelerini ve tehdit tespit kurallarını incelemesine olanak tanıyan bu merkezler, Kaspersky teknolojilerinin bütünlüğü ve güvenilirliği konusunda ek bir güvence sunulmasına yardımcı oluyor. Bağımsız denetimler ve dış doğrulama süreçleri, şirketin şeffaflık yaklaşımının bir diğer kritik unsuru olmayı sürdürdü. Raporlama döneminde Kaspersky, SOC 2 ve ISO 27001 olmak üzere iki bağımsız yıllık denetimi başarıyla tamamladı. Ayrıca şirketin Bug Bounty (Hata Ödül Programı) programı kapsamında, onaylanan 18 zafiyet bildirimi için 15 bin doların üzerinde ödül dağıtıldı. Bu önlemler, şirket içi hesap verebilirliği bağımsız denetimler ve sorumlu zafiyet bildirimi süreçleriyle birleştirerek güven ortamını pekiştiriyor. Kaspersky ESG ve Sürdürülebilirlik Başkanı Maria Losyukova konuyla ilgili şunları söyledi: "Sürdürülebilirlik sadece bertaraf ettiğimiz tehditlerle ilgili değildir; nasıl bir şirket olmayı seçtiğimizle de ilgilidir. Bu dönemde bir yandan ekibimizi büyütürken bir yandan da personel devir hızımızı düşürdük, sosyal sorumluluk ve eğitim programlarımızı genişlettik, çevresel ayak izimizi hafiflettik ve süreçlerimizi dış denetimlere daha da açık hale getirdik. Bizim için insana ve topluma yatırım yapmak, şeffaf bir operasyon yürütmek, dijital dünyada güven inşa etmenin ayrılmaz bir parçasıdır.", Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savaşların Yeni Cephesi Elektrik ve Su Altyapıları Haber

Savaşların Yeni Cephesi Elektrik ve Su Altyapıları

Günümüzde savaşlar yalnızca sahada değil, dijital sistemler üzerinden de yürütülüyor. Elektrik şebekeleri, su dağıtım sistemleri, enerji santralleri, ulaşım ağları ve telekomünikasyon altyapıları artık siber saldırıların öncelikli hedefleri arasında yer alıyor. YEO Teknoloji iştiraki olan ve kritik altyapı güvenliği alanında çözümler sunan CBERNET’in Genel Müdürü Gökay Türksönmez, kritik altyapıların korunmasının artık yalnızca bir BT güvenliği meselesi olmadığını vurguluyor. Türksönmez, elektrik üretimi, su dağıtımı ve endüstriyel üretim süreçleri bugün büyük ölçüde endüstriyel kontrol sistemleri (ICS), SCADA ve OT ağları üzerinden yönetildiğini belirterek, “Bu sistemler operasyonel süreçleri doğrudan kontrol ettiği için gerçekleştirilecek bir siber saldırı yalnızca veri kaybına değil, fiziksel süreçlerin kesintiye uğramasına da yol açabiliyor” diyor. Türksönmez’e göre kritik altyapılara yönelik saldırılar artık teorik bir risk olmaktan çıktı. Dünya genelinde enerji şebekelerini, petrol ve gaz tesislerini veya su arıtma sistemlerini hedef alan çok sayıda saldırı yaşanıyor. Bu saldırılar elektrik kesintileri, üretim duruşları veya fiziksel ekipman hasarı gibi sonuçlar doğurabiliyor. Enerji ve endüstriyel sistemler en kritik hedefler Kritik altyapıların büyük bölümü operasyonel teknoloji (OT) ortamlarında çalışıyor. Bu sistemler genellikle uzun yıllar boyunca kesintisiz çalışacak şekilde tasarlandığı için klasik BT güvenliği yaklaşımları çoğu zaman yeterli olmuyor. Türksönmez bu noktaya dikkat çekerek şunları söylüyor: “Bir elektrik santraline, su arıtma tesisine veya enerji iletim altyapısına yönelik siber saldırı yalnızca veri ihlali anlamına gelmez. Bu tür saldırılar operasyonların durmasına, üretimin kesilmesine ve hatta fiziksel hasara yol açabilir. Bu nedenle kritik altyapı güvenliği artık ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.” Siber güvenlikten siber dayanıklılığa Artan tehdit ortamı, kritik altyapılarda yalnızca saldırıları önlemeye odaklanan klasik güvenlik yaklaşımının yeterli olmadığını gösteriyor. Uzmanlara göre kurumların artık siber dayanıklılık (cyber resilience) yaklaşımını benimsemesi gerekiyor. Bu yaklaşım; saldırıları önlemeyierken tespit etmeyioperasyonların kesintiye uğramasını engellemeyisaldırı sonrasında hızlı toparlanmayı birlikte ele alıyor. Kritik altyapıların güvenliğinde IEC 62443, NIST SP 800-82 ve ISO 27001 gibi uluslararası standartlar da giderek daha fazla önem kazanıyor. CBERNET kritik altyapıların güvenliğini güçlendiriyor CBERNET, kritik altyapıların siber güvenliği alanında enerji, üretim, petrol ve gaz ile su ve atık su yönetimi gibi sektörlerde faaliyet gösteriyor. Şirket; endüstriyel kontrol sistemlerinin güvenliği, risk analizi, güvenlik mimarisi tasarımı, test hizmetleri ve eğitim çalışmalarıyla kurumların siber dayanıklılığını artırmayı hedefliyor. Türksönmez, “YEO Teknoloji ekosistemi içinde CBERNET olarak kritik altyapı güvenliğini yalnızca bir teknoloji meselesi olarak değil, iş sürekliliği ve ulusal güvenlik perspektifiyle ele alıyoruz. Enerji santrallerinden endüstriyel üretim tesislerine kadar birçok kritik sistemin siber güvenliğini sağlamak için Türkiye’de ve farklı ülkelerde projeler yürütüyoruz. Dijitalleşen altyapıların güvenliğini en baştan tasarlamak artık projelerin ayrılmaz bir parçası haline geldi” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Milyonlarca Çocuğun Hayatına Dokunan Bir Eğitim Yolculuğu Haber

Milyonlarca Çocuğun Hayatına Dokunan Bir Eğitim Yolculuğu

“Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla nitelikli eğitimi Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklarla buluşturan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), 31. kuruluş yıl dönümünü 23 Ocak Cuma günü, TEGV İstanbul Gaziosmanpaşa Öğrenim Birimi’nde düzenlenen bir etkinlikle kutladı. TEGV’in geleneksel hale gelen kuruluş yıl dönümü buluşması TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alp Öğücü, Yönetim Kurulu Üyesi Emine Çakıroğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet H. Uysal, Genel Müdür Sait Tosyalı, TEGV yönetim ekibi, gönüllüler ve çocukların katılımıyla gerçekleşti. Önceki yıllarda olduğu gibi, yıl boyunca elde edilen kazanımların paylaşıldığı ve yeni döneme ilişkin umutların vurgulandığı etkinlik, çocuklarla birlikte pasta kesimiyle sona erdi. TEGV 3.3 Milyondan Fazla Çocuğa Nitelikli Eğitim Desteği Ulaştırdı Cumhuriyetin ilke ve değerlerini temel alarak çağdaş nesillerin yetişmesine katkı sunmak amacıyla 1995 yılında kurulan TEGV, geride bıraktığı 30 yılda 108 bini aşkın gönüllüsünün desteğiyle 3.3 milyondan fazla çocuğa nitelikli eğitim desteği ulaştırdı. Eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeyi hedefleyen vakıf, ilköğretim çağındaki çocukların yeteneklerini özgürce keşfetmelerini sağlayan, 21. yüzyıl becerilerini odağına alan özgün eğitim modeliyle çalışmalarını sürdürüyor. Bugün 24 ilde, 62 etkinlik noktasında çocuk dostu mekânları ve yenilikçi programlarıyla gönüllülerinin desteğiyle faaliyet gösteren TEGV, Türkiye’nin en yaygın sivil toplum kuruluşlarından biri olma özelliğini taşıyor. “Suna Kıraç’ın Başlattığı Eğitim Yolculuğu 31 Yıldır Umut Olmaya Devam Ediyor” TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol vakfın 31. yılına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kurucumuz merhum Suna Kıraç’ın önderliğinde 1995 yılında başlayan bu anlamlı eğitim yolculuğunda 31. yılımızı kutlamanın gururunu yaşıyoruz. 108 bini aşkın gönüllümüzün özverisiyle, 3.3 milyonu aşkın çocuğumuzun hayatına dokunmuş olmanın mutluluğu ve daha fazla çocuğa ulaşmanın sorumluluğuyla çalışıyoruz. Cumhuriyetimizin değerlerinden aldığımız güçle çocuklarımızı çağdaş, özgüveni yüksek, sorgulayan ve üreten bireyler olarak geleceğe hazırlamaya devam edeceğiz. 31. yılımızda da daha fazla çocuğa ulaşmak, eğitimde kalıcı ve anlamlı katkılar sunmak en büyük hedefimiz.” “Çocukları Geleceğe Hazırlayan Sürdürülebilir Bir STK Olma Vizyonumuzla Çalışıyoruz.” TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, yıl dönümüne ilişkin mesajında şu ifadelere yer verdi: “Geride bıraktığımız 30 yılda, Suna Kıraç’ın öngördüğü hedefler doğrultusunda toplum tarafından benimsenen ve güçlü destekle büyüyen bir sivil toplum kuruluşu olduk. Eğitime yaklaşımımızdaki nitelik anlayışını kurum kültürümüzde de sürdürmeye özen gösteriyoruz. Gönüllülerimiz, bağışçılarımız ve paydaşlarımızla her geçen gün büyüyen bir aile olarak çocukları geleceğe hazırlayan, etki alanı geniş ve sürdürülebilir bir yapıda STK olma vizyonumuzla çalışıyoruz. Yeni yaşımızda da aynı kararlılık ve azimle çalışmaya devam edeceğiz.” Türkan Şoray’ın Yer Aldığı Kamu Spotu Filmi Yayında Türk sinemasında “Sultan” unvanıyla gönüllerde taht kuran usta sanatçı Türkan Şoray’ın yer aldığı yeni TEGV filmi de ekranlarda yerini aldı. Usta sanatçı Türkan Şoray, TEGV’in 30’uncu yılı vesilesiyle İstanbul’daki Zeyrek Öğrenim Birimi’ni ziyaret ederek çocuklarla unutulmaz bir gün geçirmişti. TEGV’in yeni kamu spotu filminde çocuklarla bir araya gelen, etkinliklere katılan ve onlarla sohbet eden Şoray’ın bu buluşmadan yansıyan samimi anları izleyiciyle buluşuyor. Filmde, eğitimin toplumun geleceği için taşıdığı hayati öneme dikkat çeken Türkan Şoray, herkesi TEGV’e destek olmaya davet ediyor. “Bu Bir Gelecek Çağrısıdır” adlı kamu spotunda Şoray şu sözleriyle izleyiciye sesleniyor: “Eğitim… Bir toplumun geleceğini aydınlatan en güçlü ışık. Haydi, hep birlikte TEGV’e destek olalım, çocukları nitelikli eğitimle buluşturalım. Unutmayın… Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir!”. Topluma mal olmuş değerli sanatçının, eğitimin toplumun geleceği için taşıdığı önemi bu denli içten bir dille sahiplenmesi, film aracılığıyla güçlü bir farkındalık mesajına dönüştü. TEGV’in 30 yılı geride bıraktığı eğitim yolculuğuna iz bırakan bu özel kamu spotu çocukların potansiyeline, nitelikli eğitimin iyileştirici gücüne ve dayanışmanın yarattığı umuda dair güçlü bir hatırlatma niteliği taşıyor. Uluslararası Standartlarda Güçlü ve Şeffaf Bir Yapı TEGV, yaygın organizasyonunu güçlü bir kurumsal yönetişim anlayışıyla destekleyerek sürdürülebilir bir yapı oluşturdu. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda her yıl bağımsız denetimlerden geçen vakıf, Entegre Faaliyet Raporları aracılığıyla uluslararası standartlarda bilgi paylaşımı yapıyor. Birleşmiş Milletler Global Compact imzacısı ve Türkiye Yönetim Kurulu’na giren ilk sivil toplum kuruluşlarından biri olan TEGV ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip öncü STK’lardan. Ölçme ve Değerlendirme metodolojisinin Harvard Üniversitesi tarafından vak’a çalışması olarak kabul edilmesi, vakfın eğitim alanındaki örnek konumunu pekiştiriyor. 31. Yılında da Türkiye’nin Dört Bir Yanındaki Çocukların Yanında Nitelikli eğitimin her çocuğun hakkı olduğuna inanan TEGV, 31. yılında da Türkiye’nin dört bir yanındaki çocukların yaratıcılıklarını ve potansiyellerini geliştiren programlarla etki alanını genişletmeyi hedefliyor. Dijitalleşme odağını sürdüren vakıf, tegvakademi.org adlı dijital platformunda yer alan içerikleri ile eğitimde dönüşümü destekleyip daha fazla çocuğa ulaşırken afet bölgelerinde yürüttüğü çalışmalar, deprem farkındalığı projeleri ve yenilikçi uygulamalarıyla eğitim ekosistemine katkı sunmaya devam ediyor. TEGV, 31. yaşında da çocukların hayallerini eğitimle destekleyerek, daha aydınlık bir gelecek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.