Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Istihdam

Kapsül Haber Ajansı - Istihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Istihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eti Bakır, Üç Yeni Üretim Sahasını 2,2 Milyar Dolarlık Yatırımla Hayata Geçiriyor Haber

Eti Bakır, Üç Yeni Üretim Sahasını 2,2 Milyar Dolarlık Yatırımla Hayata Geçiriyor

Yerli üretimi stratejik bir sorumluluk olarak konumlandıran Eti Bakır için 2026, yatırımlar yılı oldu. Türkiye’de madenden son ürüne kadar üretim yapma kabiliyetine sahip tek şirket olan Eti Bakır, yılda 90 bin ton katot bakır üretimle Türkiye’nin bakır ihtiyacının yüzde 25’ini karşılıyor. Cengiz Holding’in grup şirketi olarak, üretim kapasitesini desteklemek üzere yatırımlara devam eden şirket, yeni satın almalar, yeni üretim sahası yatırımları ve verimlilik çalışmaları gerçekleştiriyor. Grup bünyesinde gerçekleştirilen Çayeli Bakır ve Anagold Madencilik’teki satın almaları ile buna ek olarak Elazığ, Çanakkale ve Sinop’taki yeni üretim sahaları ile Samsun’daki kapasite artış yatırımlarını anlatan Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, toplamda 2,2 milyar dolarlık yatırım tutarı olduğunu ifade etti. ELAZIĞ’DA 700 KİŞİLİK İSTİHDAM Elazığ’ın Maden ilçesindeki Eti Bakır İşletmesi’nin bu ay geçici faaliyet belgesini alarak üretime başladığını ifade eden Asım Akbaş, “Bu üretim sahamız için yaklaşık 800 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdik. Yıllık 1 milyon ton tüvenan cevher çıkararak işleyeceğiz. Türkiye’nin ihtiyacı olan bakırın yerli kaynaklarla karşılanması için önemli bir destek sağlayacak olan bu üretim sahamızda 700 kişilik istihdamımız var. Öncelikli olarak bölgeden istihdam sağlayarak, şehrin ekonomisine de katkı sağlıyoruz. Elazığ işletmemiz aynı zamanda döngüsel ekonomi için de bir örnek olacak. Üretim sahamızda bakırdan arta kalan pirit Mazıdağı tesisimize gönderilecek ve burada kobalt, çinko gibi değerli metalleri geri kazanacağız. Ayrıca Elazığ İşletmemiz’den gelecek konsantre bakır için Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisimizde de bir kapasite artışı yaptık. Yıllık katot bakır üretim kapasitemizi 70 bin tondan 90 bin tona çıkardık” dedi. ÇANAKKALE YIL SONUNDA ÜRETİME BAŞLAYACAK Çanakkale’de yine grup bünyesinde bulunan Truva Bakır’a ait Halilağa Bakır Madeni’nin de bu yılın sonunda faaliyete geçeceğini kaydeden Akbaş, şunları söyledi: “Faaliyete başladığında Halilağa Bakır Madeni için toplam 600 milyon dolarlık yatırım yapmış olacağız. Bu tesisimizde yılda 6 milyon ton tüvenan cevher çıkarılacak. Burada da öncelikli olarak bölgeden karşılanmak üzere işletme süresince 1.000 kişiye istihdam sağlayacağız. Öte yandan gelecek yılın sonunda üretime başlayacak Sinop Boyabat’taki üretim sahamız için de yine yaklaşık 600 milyon dolarlık yatırım gerçekleştiriyoruz.” YENİ TESİSLERDE KATMA DEĞER ARTIRILIYOR Çayeli Bakır ve Anagold Madencilik’teki satın almalarla ilgili de bilgi paylaşan Akbaş, “Çayeli Bakır’daki satın alma sürecimiz nisan sonu itibarıyla tamamlandı. Eskiden bakır konsantresi olarak ihraç edilen cevher artık Samsun’daki izabe tesisimizde katma değeri yüksek katot bakır haline getiriliyor. Ayrıca Cengiz Holding bünyesine geçmesi ile birlikte buradaki verimlilik ve teknoloji yatırımlarımız da devam ediyor. Yine Anagold Madecilik de mayıs ayından itibaren Cengiz Holding şemsiyesi altında faaliyetlerini sürdürüyor. Altın üretiminde Türkiye’nin en büyük iki madeninden birine sahip olan Anagold Madencilik ile ülkemizin altın ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlıyoruz. Günlük 6 bin ton maden işleyebilen şirket, yerel kalkınmayı önceliklendirerek, 3 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Bu yıl gerçekleşen bu satın almalar toplam 1,8 milyar dolara mal oldu” diye konuştu. KÜLTÜREL GEÇMİŞE IŞIK TUTUYOR Eti Bakır üretim faaliyetlerinin yanı sıra ülkemizin gizli kalmış tarihine de katkı sağlıyor. ‘Yerin Altındaki Bütün Madenleri Çıkarıyoruz’ programı kapsamında arkeolojik kazılara destek olan Eti Bakır, ülkemizin kültürel varlığının güçlendirilmesine öncülük ediyor. Eti Bakır’ın destekleri ile kazılarına devam edilen İkiztepe’deki buluntular, Bafra Müzesi ve Samsun Müzesi’nde sergileniyor. Geçtiğimiz yıl bu buluntuların 120 bin kişi tarafından ziyaret edilmesinin mutluluk verici olduğunu kaydeden Akbaş, “Eti Bakır, arkeolojik kazılara verdiği destekler sayesinde bölgenin binlerce yıllık kültür mirasının gün yüzüne çıkarılmasına katkı sunuyor. İkiztepe kazılarının bizim için farklı bir önemi de var; ortaya çıkan buluntulardan anlıyoruz ki Samsun’da binlerce yıl önce de bakır işleniyordu. İkiztepe’nin yanı sıra Elazığ Salkaya’daki kazılara da destek oluyoruz. Geçtiğimiz yıl Erken Bizans Dönemine tarihlenen taban mozaiği ile başlayan kazı sürecinde Roma varlığına ışık tutacak yeni mimari veriler de ortaya çıktı. Ayrıca Truva Bakır ile de Çanakkale’deki İnkaya Mağarası kazılarının destekçisiyiz. İnkaya Mağarası kazıları, bu alanın 86 bin yıllık geçmişiyle Anadolu’da keşfedilen insan yaşamına ait en eski ikinci alan olduğunu ortaya çıkardı” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Efor Holding’den Efor Yatırım’da 2 Milyar TL’ye Kadar Pay Alım Planı Haber

 Efor Holding’den Efor Yatırım’da 2 Milyar TL’ye Kadar Pay Alım Planı

Efor Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ortaklarından Efor Holding A.Ş., şirkete olan bağlılığını ve uzun vadeli yatırım taahhüdünü yansıtmak amacıyla Efor Yatırım paylarında alım yapmayı planlıyor. Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda paylaşılan bilgiye göre Efor Holding, 18 Eylül 2026 tarihinden itibaren Borsa İstanbul Pay Piyasası’nda Efor Yatırım paylarında alım gerçekleştirebilecek. Alımların piyasa koşullarına bağlı olarak azami 2 milyar TL tutarla sınırlı olması ve 31 Aralık 2026 tarihine kadar tamamlanması öngörülüyor. Uzun vadeli yatırım yaklaşımının sermaye piyasalarına yansıması Efor Holding’in pay alım planı, grubun yatırım yaptığı şirketlerde uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının sermaye piyasalarına yönelik önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Holding; üretim, tarım, enerji ve sanayi alanlarında sürdürdüğü yatırımlarında büyüme, sürdürülebilirlik ve katma değer yaratmayı merkezine alırken, Efor Holding pay alım planıyla, Efor Yatırımın uzun vadeli büyüme potansiyeline yönelik yaklaşımını da ortaya koyuyor. Efor Holding halihazırda Efor Yatırım sermayesinin yüzde 6,58’ine sahip bulunuyor. Alımlar sonucunda ulaşılacak pay oranı ve II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği kapsamında eşik aşımı söz konusu olması halinde gerekli açıklamalar ayrıca yapılacak. Pay alımlarının miktarı ve zamanlaması piyasa koşullarına bağlı olarak şekillenecek. Efor Holding, uzun vadeli yatırım anlayışı doğrultusunda Türkiye’de üretim, yatırım, istihdam ve katma değer yaratmaya yönelik büyüme stratejisini sürdürürken, sermaye piyasalarındaki yatırımlarını da aynı perspektifle ele alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’de Bilime 4 Milyon 350 Bin TL Destek Haber

Kocaeli’de Bilime 4 Milyon 350 Bin TL Destek

Kocaeli’nin sosyal, ekonomik, çevresel ve kentsel sorunlarına bilimsel çözümler üretilmesini amaçlayan program kapsamında 60 araştırmacıya destek verilecek. Programa toplam 4 milyon 350 bin TL bütçe ayrıldı. AKADEMİK ÇALIŞMALAR DESTEKLENECEK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kente yönelik akademik üretimi teşvik etmek amacıyla Kentbilim Lisansüstü Araştırma Desteği Programı’nı hayata geçiriyor. Kocaeli özelinde uygulanacak program kapsamında, kentin ihtiyaçlarına yönelik hazırlanan yüksek lisans ve doktora tezleri ile akademik makale çalışmaları desteklenecek. Araştırmaların Kocaeli’nin sosyal, ekonomik, çevresel ve kentsel sorunlarına yönelik çözüm önerileri sunması bekleniyor. 14 ANA TEMA BELİRLENDİ Program kapsamında desteklenecek çalışmalar için 14 farklı ana tema belirlendi. Bu temalar; kültür, sanat ve turizm, kadın, aile ve çocuk, engelliler, gençlik ve spor, eğitim, bilim ve teknoloji, akıllı şehir ve inovasyon, çevre ve tarım, şehircilik ve altyapı, sivil toplum ve katılımcı yönetim, medya ve iletişim, sanayi, ekonomi ve istihdam, afet yönetimi, ulaşım, sürdürülebilirlik ve kent sosyolojisi gibi alanları kapsıyor. Bu başlıklar altında yürütülecek akademik çalışmalarla Kocaeli’nin mevcut sorunlarının bilimsel yöntemlerle ele alınması ve kentin geleceğine yönelik uygulanabilir çözüm önerilerinin ortaya çıkarılması hedefleniyor. 60 ARAŞTIRMACIYA DESTEK VERİLECEK Kentbilim Lisansüstü Araştırma Desteği Programı kapsamında toplam 60 araştırmacı desteklenecek. Programdan 10 doktora öğrencisi, 20 yüksek lisans öğrencisi ve 30 makale araştırmacısı yararlanacak. Destekler için toplam 4 milyon 350 bin TL bütçe ayrıldı. Doktora tezleri için destek süresi 3 yıl, yüksek lisans tezleri için 1 yıl, makale çalışmaları için ise 6 ay olarak belirlendi. KİMLER BAŞVURABİLECEK? Programa Türkiye’deki üniversitelerde öğrenim gören veya ilgili akademik kurumlarda görev yapan araştırmacılar başvurabilecek. Yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin destekten yararlanabilmesi için tez konularının 2026-2027 güz dönemi itibarıyla onaylanmış ve yazım aşamasına geçmiş olması gerekiyor. Makale desteğine ise üniversitelerde görev yapan akademik personel başvurabilecek. Başvurularda hazırlanacak tez veya makale çalışmasının Kocaeli’nin ihtiyaçlarına yönelik bir çözüm önerisi sunması şartı aranıyor. BAŞVURULAR 13 KASIM’DA SONA ERECEK Kentbilim Lisansüstü Araştırma Desteği Programı’na başvurular 14 Eylül’de başladı. Başvurular 13 Kasım tarihine kadar devam edecek. Adaylar başvurularını programın dijital platformu üzerinden online olarak gerçekleştirecek. Başvuru yapmak isteyenlerin internet sitesi üzerinden üyelik oluşturarak başvuru formunu doldurmaları ve gerekli belgeleri sisteme yüklemeleri gerekiyor. BİLİM KOCAELİ’NİN GELECEĞİNE KATKI SAĞLAYACAK Kentbilim Lisansüstü Araştırma Desteği Programı ile akademik çalışmaların Kocaeli’nin ihtiyaçlarıyla buluşturulması amaçlanıyor. Program kapsamında desteklenecek araştırmaların kent yönetimi, sosyal politikalar, çevre, ekonomi, ulaşım, afet yönetimi, sürdürülebilirlik ve şehircilik gibi birçok alanda Kocaeli’ye yönelik bilimsel veriler ve çözüm önerileri ortaya koyması bekleniyor. AYRINTILI BİLGİLER KENTBİLİM İNTERNET ADRESİNDE Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Kent Konseyi tarafından yürütülen programla genç araştırmacıların kent odaklı çalışmalarının desteklenmesi ve bilimsel bilgi birikiminin yerel yönetim politikalarına katkı sağlaması hedefleniyor. Kentbilim Lisansüstü Araştırma Desteği Programı’nın başvuru şartları, başvuru rehberi ve programla ilgili ayrıntılı bilgilere Kentbilim internet sitesi üzerinden ulaşılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınlar ve Engelli Bireyler Dijital Ekonomiye Liderler Enstitüsü İle Hazırlanıyor Haber

Kadınlar ve Engelli Bireyler Dijital Ekonomiye Liderler Enstitüsü İle Hazırlanıyor

Teknolojik dönüşüm, üretimin yalnızca fabrikalarda ya da büyük işletmelerde yapılabildiği geleneksel modeli de değiştiriyor. Masaüstü üretim teknolojilerinin yaygınlaşması, özellikle çalışma hayatına farklı nedenlerle sınırlı katılabilen gruplar açısından yeni gelir modellerini gündeme getiriyor. Bu alanda çalışma yürüten Liderler Enstitüsü, ev kadınları ve engelli bireylerin dijital üretim araçlarını kullanabilmelerine yönelik Adana'da tamamen üctetsiz bir eğitim programı gerçekleştirdi. 10 kişinin katıldığı 40 saatlik programda 3D yazıcıların kullanımı, tasarımların ürüne dönüştürülmesi, ham madde bilgisi ve üretim süreçlerinin yanı sıra e-ticaret, ürün fiyatlandırma, kârlılık hesabı, dijital pazarlama ve ürünlerin internet üzerinden satışa hazırlanması gibi başlıklar ele alındı. Eğitimlerin uygulama bölümünde katılımcılar kendi tasarımlarını 3D yazıcılarda üretti. İstanbul Lider Koleji Adana Kampüsü'nde daha önce 3D yazıcı ve robotik kodlama eğitimi alan öğrenciler de program sırasında katılımcılarla deneyimlerini paylaştı. "Mesele yalnızca teknolojiyi öğretmek değil" Liderler Enstitüsü'nün kurucusu Filiz Kepme, teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte üretime katılmanın biçiminin de değiştiğine dikkat çekti. Kepme, özellikle evden çıkma veya düzenli bir iş ortamında çalışma imkânı sınırlı olan kişilerin üretim sürecinin dışında kalmak zorunda olmadığını belirterek, yeni nesil teknolojilerin doğru eğitim modelleriyle ekonomik katılım açısından önemli bir araç haline gelebileceğini ifade etti. Programın yalnızca 3D yazıcı kullanmayı öğretmek üzere kurgulanmadığını vurgulayan Kepme, bir ürünün fikir aşamasından satışına kadar geçen bütün sürecin katılımcılar tarafından görülmesini amaçladıklarını söyledi. Kepme, katılımcıların eğitim boyunca önce teknolojiyi ve üretim yöntemlerini tanıdığını, ardından kendi ürünlerini ortaya çıkardığını belirterek, üretimin tek başına yeterli olmadığına dikkati çekti. Bir kişinin ürettiği ürünü nasıl fiyatlandıracağını, maliyetini ve kârını nasıl hesaplayacağını, hangi satış kanallarını kullanabileceğini ve ürünü tüketiciye nasıl ulaştıracağını da bilmesi gerektiğini dile getirdi. Özellikle dijital pazar yerlerinin küçük ölçekli üreticilere geçmişe kıyasla daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirten Kepme, evde veya küçük bir çalışma alanında başlayan üretimin doğru planlandığında ekonomik değere dönüştürülebileceğini ifade etti. Kepme, kadınların ve engelli bireylerin ekonomik hayata katılımında yalnızca istihdam odaklı modellerin düşünülmemesi gerektiğini, kişilerin kendi üretimlerini ve gelir modellerini oluşturabilecekleri alternatiflerin de geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Bu tür eğitimlerin sosyal destek yaklaşımının ötesine geçmesi gerektiğini kaydeden Kepme, temel hedeflerinin katılımcıların bir başkasına bağımlı olmadan üretim yapabilecek becerilere ulaşması olduğunu söyledi. Teknolojiye erişimin tek başına yeterli olmadığını, teknolojiyle ne üretileceğinin ve üretilen değerin ekonomik sisteme nasıl dahil edileceğinin de öğretilmesi gerektiğini vurguladı. Üretimden satışa kadar süreci öğrendiler Programın sonunda katılımcılar, eğitim boyunca geliştirdikleri tasarımları 3D yazıcılarda basarak ilk ürünlerini hazırladı. Eğitime katılan 36 yaşındaki Ahmet Dönmez de program sayesinde uzun süredir ilgi duyduğu 3D yazıcı teknolojisini uygulamalı olarak öğrenme imkânı buldu. Kendisine bir 3D yazıcı da verilen Dönmez, bundan sonraki süreçte farklı ürünler geliştirerek bunları internet üzerinden satışa sunmayı planladığını belirtti. Katılımcılardan Duygu Canımoğlu Giriş ise eğitimde öğrendiği üretim yöntemlerini ilerleyen dönemde aile bütçesine ek gelir sağlayabilecek bir faaliyete dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi. Eğitmen Tolga Tekin de programda yalnızca cihaz kullanımına odaklanmadıklarını belirtti. Katılımcılara ham maddeden üretime, kâr marjlarının hesaplanmasından satış platformlarının kullanımına kadar farklı başlıklarda eğitim verildiğini aktaran Tekin, ürünlerin dijital ortamda pazarlanmasında kullanılacak fotoğraf ve video içeriklerinin hazırlanmasına ilişkin çalışmaların da programa dahil edildiğini kaydetti. Liderler Enstitüsü, benzer çalışmalarla teknolojiye erişimi üretim ve ekonomik katılımla birleştiren eğitim modellerini farklı gruplara ulaştırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rönesans 11 Yıldır Dünyanın  İlk 50 Uluslararası Müteahhidi Arasında Haber

Rönesans 11 Yıldır Dünyanın  İlk 50 Uluslararası Müteahhidi Arasında

30 yılı aşkın küresel yolculuğunda 40’a yakın ülkede 1.000’i aşkın projeye imza atan Rönesans, bugüne kadar 50 milyar dolarlık uluslararası proje gelirine ulaşırken; Türkiye’de yerleşik 3.500 üretici ve taşeronla kurduğu iş birlikleriyle Türk mühendisliğini, üretim gücünü ve hizmet ihracatını da dünya pazarlarına taşıyor. Engineering News-Record’un (ENR), şirketlerin merkezlerinin bulunduğu ülke dışındaki inşaat gelirlerini esas alarak hazırladığı “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde Rönesans, 11’inci kez dünyanın ilk 50 şirketi arasında yer aldı. Bugüne kadar 50 milyar dolarlık uluslararası proje gelirine ulaşan Rönesans, Avrupa sıralamasında da gücünü koruyor. Engineering News-Record’un (ENR) “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesi şirketlerin toplam büyüklüğüne değil, kendi ülkeleri dışında yaptıkları işlerden elde ettikleri gelire odaklanıyor. Bu nedenle ENR, bir büyüklük sıralaması olmanın dışında; dünyanın farklı pazarlarında iş kazanmanın, büyümenin ve küresel oyuncularla rekabet edebilmenin göstergesi olarak öne çıkıyor. Rönesans için ise bu sıralamanın ayrı bir anlamı var. Çünkü Rönesans’ın hikayesi Türkiye dışında başladı; dünyada büyüdü, dünyanın en büyükleriyle aynı pazarlarda rekabet etti ve kazandığı birikimi Türkiye’de yatırımlara dönüştürdü. İlk olarak 2006 yılında aynı listeye 86’ıncı sıradan giren grubun bugün yaklaşık 40 ülkede, 1000’i aşkın projede imzası bulunuyor ve 11 yıldır kesintisiz olarak ENR listesinde ilk 50 şirket arasında yer alan Rönesans’ın 50 milyar dolarlık uluslararası proje geliri de 30 yılı aşkın bu yolculuğun ulaştığı ölçeği ortaya koyuyor. Bugüne kadar uluslararası projelerde Türkiye'de yerleşik 3.000 üretici ve 500 taşeron firma ile birlikte çalışan Rönesans, bu iş birliğinin sonucunda Türkiye'den yurt dışı projelerine 2 milyar dolarlık değer taşımış oldu. Uluslararası projelerde 3.500’ü mühendis ve mimar olmak üzere 28.853 Türk çalışanı istihdam eden Rönesans’ın söz konusu projelerdeki toplam çalışan sayısı ise 271.888’e ulaştı. Dr. Erman Ilıcak: 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasındayız Rönesans’ın 30 yılı aşan uluslararası yolculuğunu değerlendiren Rönesans Holding Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak şunları söyledi: “11 yıl deyip geçmemek lazım. Bu yılda dünya birkaç kez değişti. Pandemi oldu, savaşlar başladı, enerji krizi yaşandı, finansman koşulları değişti. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, CIS ülkelerinden Afrika’ya kadar çalıştığımız coğrafyalarda neredeyse her yıl önümüze yeni bir denklem geldi. Böyle dönemlerde önemli olan, şartların ne kadar zor olduğunu anlatmak değil, o şartlarda ne yapacağınıza karar vermek. Biz de hep buna odaklandık. Ekiplerimiz her yeni duruma adapte oldu, çözüm üretti, gerektiğinde yön değiştirdi ve yoluna devam etti. Çünkü uzun vadede sizi güçlü tutan, her şeyin planladığınız gibi gitmesi değil; plan değiştiğinde birlikte ne yaptığınızdır. 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasındayız. Bu sürede dünya değişti, pazarlar değişti, biz de değiştik. Yeni ülkeler öğrendik, yeni ortaklıklar kurduk, yeni yetkinlikler geliştirdik. Ama bir şey değişmedi: Birlikte çalışma ve çözüm üretme kültürümüz. Ben bu tabloya sadece bir sıralama olarak bakmıyorum. Arkasında dünyanın dört bir yanında aynı hedef için çalışan çok güçlü bir ekip var. Mühendislerimizden mimarlarımıza, finansçılarımızdan iş ortaklarımıza kadar yıllar içinde birlikte büyüdüğümüz çok büyük bir yapı bu. Rönesans’ın asıl gücü de burada; farklı coğrafyalarda, farklı koşullarda aynı anlayışla hareket edebilmekte… 50 milyar dolarlık uluslararası proje deneyimi ve bu listedeki istikrar bize bundan sonrası için daha büyük bir sorumluluk veriyor. Dünyanın dört bir yanında Rönesans için emek veren, sorumluluk alan ve her yıl önümüze çıkan yeni mücadelelere birlikte çözüm üreten tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” Avrupa’nın en yüksek binasından Hollanda’nın en uzun karayolu tüneline 1993 yılında yurt dışında başlayan Rönesans’ın küresel yolculuğu bugün dünyanın farklı coğrafyalarına uzanıyor. Rönesans’ın uluslararası proje portföyünde Avrupa’nın en yüksek binası Lakhta Center’dan İsviçre Alpleri’nin altından geçen Gotthard Base Tüneli’ne, Hollanda’nın en uzun karayolu tüneli Gaasperdammertunnel’dan Türkmenistan’daki doğalgazdan benzin üretim tesisine kadar ileri mühendislik gerektiren projeler yer alıyor. Türkiye’nin görünmeyen ihracat gücü Rönesans’ın uluslararası faaliyetlerinin yarattığı ekonomik etki, şirketin kendi proje gelirlerinin ötesine uzanıyor. Uluslararası müteahhitlik; mühendislik ve mimarlıktan finans, hukuk, yapı malzemeleri, lojistik ve teknolojiye kadar geniş bir değer zincirini harekete geçiriyor. Uluslararası projelerinde Türkiye’de yerleşik yaklaşık 3500’ü aşkın üretici ve taşeronla çalışan Rönesans, sadece son 10 yıl içinde bu iş birlikleri kapsamında 2 milyar doları aşan mal ve hizmet satın alımı yaparak yurtdışına gönderdi. Diğer bir ifadeyle bu yapı, Türk şirketlerinin yeni pazarlara erişmesine; mühendis, mimar ve yöneticilerin ise dünyanın en büyük projelerinde uluslararası deneyim kazanmasına katkı sağlıyor. Böylece yurt dışına taşınan yalnızca müteahhitlik hizmeti değil; Türkiye’nin mühendislik bilgisi, insan kaynağı, üretim kapasitesi ve iş yapma kabiliyeti oluyor. Avrupa’da büyüme sürüyor Rönesans’ın uluslararası büyümesinde Avrupa önemli bir yere sahip. Şirket, 2009 yılında Avusturyalı PORR’un yüzde 10 hissesini satın alarak Avrupa’daki büyümesinin ilk adımlarından birini attı. Bunu 2013’te Alpine Bau grubunun bir iştiraki, 2014’te Almanya’nın köklü mühendislik şirketi Heitkamp ve 2015’te Hollanda’nın köklü inşaat şirketlerinden Ballast Nedam’ın satın alınması izledi. Ballast Nedam, Rönesans tarafından satın alındıktan sonra gerçekleştirilen yapılanmanın ardından üç yıl içinde yeniden kârlı bir şirkete dönüştü. Bugün Rönesans, ENR sıralamasında Avrupa listesinde de gücünü koruyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de İşgücü Maliyeti Avrupa’nın 10 Katı Hızla Arttı Haber

Türkiye’de İşgücü Maliyeti Avrupa’nın 10 Katı Hızla Arttı

AB içindeki en yüksek artış %16,4 ile Macaristan'da, en düşük artış %1,3 ile Malta'da gerçekleşti. Türkiye'deki maliyet artışı, listenin zirvesindeki Macaristan'ın iki katından fazla olsa da, istihdam canlılığını koruyor. TÜİK verilerine göre aynı dönemde istihdam %1,7, çalışılan saat ise %2,7 yükseldi. Bu iki verinin birlikte artması, yükselen maliyete rağmen şirketlerin ekip büyüklüğünü ya da çalışma saatlerini daraltma yoluna gitmediğini gösteriyor. Artışın Kaynağı Yalnızca Maaşlar Değil Toplam işgücü maliyeti, sadece çalışana ödenen brüt ücretle sınırlı değil. Sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası payları ile kıdem ve ihbar tazminatı karşılıkları toplam maliyetin bir parçası ve bu bileşenler “ücret dışı işgücü maliyeti” olarak tanımlanıyor. Türkiye'de ikinci çeyrekte brüt ücretler yaklaşık %35,8 artarken, ücret dışı maliyetlerdeki artış %42,9'a ulaştı. Avrupa'da ise bu iki maliyet bileşeni birbirine paralel ilerliyor. Eurostat verilerine göre AB genelinde ücretler %3,7, ücret dışı maliyetler %3,2 arttı. Türkiye'de ise ücret dışı maliyetler, ücret artışının yaklaşık yedi puan önünde seyrediyor. Bu da ücret artışını izlemenin toplam maliyeti öngörmeye yetmediğini gösteriyor. Şirketlerin işgücü maliyetini “ücret” ve “ücret dışı” olarak izleyen, yıllık bütçe çalışmasıyla sınırlı kalmayan bir planlamaya geçmesi gerekiyor. Maliyet Artışının Karşılığı Verimlilikle Kurulur İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, bu verilerin maliyet planlamasını ve verimlilik odağını şirketlerin gündemine taşıdığını belirtiyor: Bal, “İşgücü maliyeti hızla artarken, şirketlerin daha disiplinli bütçe planlaması yapması gerekiyor. Ancak rekabet gücünü asıl belirleyecek olan, bu artışın karşılığında ne üretildiği olacaktır. Maliyet artışı aynı sektördeki bütün şirketler için benzer şekilde işliyor, fark ise her çalışanın yarattığı değerden doğuyor. Bu nedenle yeni dönemde şirketlerde verimlilik odağının belirgin şekilde artması gerekiyor. İş süreçlerinin sadeleştirilmesi, teknolojinin doğru kullanımı, yetkinlik gelişimi ve çalışan başına yaratılan değerin düzenli ölçülmesi bu odağın somut adımlarıdır. Verimliliği bir tasarruf programının ötesinde, çalışan deneyimini de iyileştiren bir iş stratejisi olarak ele almak gerekiyor. İstihdamın artmaya devam etmesi, şirketlerin büyüme hedeflerini koruduğunu gösteriyor. Bu büyümeyi sürdürülebilir kılmanın yolu, maliyet artışını verimlilik artışıyla dengelemekten geçiyor" diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknosa Yeni İstihdamla Büyümesini Sürdürüyor Haber

Teknosa Yeni İstihdamla Büyümesini Sürdürüyor

Sabancı Holding iştiraklerinden Teknosa, teknoloji perakendesinde müşteri deneyiminde önemli bir yere sahip olan saha ekiplerini yüzde 15 büyüterek 300 kişilik ek istihdam sağlamaya hazırlanıyor. İnsan kaynağına yatırımını çalışan gelişimiyle birlikte sürdüren Teknosa, 20 yıldır faaliyet gösteren Teknosa Akademi ile öğrenme ve gelişimi günlük iş yapış biçiminin bir parçası haline getiriyor. “Perakendenin Akademisi” yaklaşımıyla faaliyet gösteren Teknosa Akademi; ürün bilgisi ve teknoloji trendlerinden satış ve hizmet yetkinliklerine, yönetici gelişim programlarından işbaşı öğrenme ve dijital gelişim çözümlerine kadar geniş bir alanda çalışanların gelişimini destekliyor. Bugüne kadar 17.859 tekil katılımcıya ulaşan Akademi’de 1,4 milyonun üzerinde sınıf içi katılımcı-saati ve 274 binin üzerinde e-eğitim saati gerçekleştirildi. “Yeni istihdamla büyürken çalışanlarımızın gelişimine de yatırım yapıyoruz” Teknosa İnsan Kaynakları ve Sürdürülebilirlik Genel Müdür Yardımcısı Nilüfer Değirmenci, yılın son dönemine girerken saha organizasyonunu yeni istihdamla güçlendirdiklerini belirterek şunları söyledi: “Büyümemizin merkezinde insan kaynağı ve sürekli gelişim kültürü yer alıyor. Teknoloji perakendesinde müşteri deneyiminin önemli bir bölümü sahada şekilleniyor. Bu nedenle ekiplerimizin değişen müşteri beklentilerini doğru okuyan, teknolojiye hâkim ve gelişime açık bir yapıda olmasını önemsiyoruz. Bu yıl 20. yaşını kutlayan Teknosa Akademi ile temel hizmet standartlarından yönetsel yetkinliklere, işbaşı öğrenmeden dijital gelişim çözümlerine kadar çalışanlarımızı destekliyoruz. Yeni istihdam ve gelişim yatırımlarımızla daha donanımlı, çevik ve geleceğe hazır bir saha organizasyonu oluşturuyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayraktar: 2028'de Hanelerin Yüzde 80'i Yerli Gaz Kullanacak Haber

Bayraktar: 2028'de Hanelerin Yüzde 80'i Yerli Gaz Kullanacak

Gabar’da bugün günde 83 bin varilin üzerinde petrol ürettiklerini ifade eden Bakan Bayraktar, “İnşallah Gabar'da küçük örneğini verdiğimiz Terörsüz Türkiye hedefini, terörsüz bölge hedefini tamamen gerçekleştirdiğimizde her alanda, ülkemizin dört bir yanında ve bölgemizde refah çok daha yükselecek; daha çok huzur, barış içerisinde hep birlikte yaşayacağız.” diye konuştu. Bakan Bayraktar, AK Parti Eskişehir İl Danışma Meclisi Toplantısına iştirak etti. Büyük Projelerimiz Var Burada bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, dünyada çeşitli krizler yaşandığına dikkat çekerek Türkiye’nin bu krizlere rağmen çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam ettiğini söyledi. Türkiye ekonomisinin giderek büyüdüğüne işaret eden Bakan Bayraktar, “Türkiye, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri. Türkiye Yüzyılı vizyonunda daha da büyüyecek, inşallah önümüzdeki çeyrek asırda yeni bir yüz yıllık eser inşa edecek muhteşem projelerle geliyoruz. Büyük projelerimiz var. Türkiye'yi inşallah önümüzdeki yüzyıla, Türkiye Yüzyılı'na çok daha güçlü bir şekilde taşıyacağız.” dedi. Bakan Bayraktar, hedeflerinin, Türkiye Yüzyılı'nda Türkiye’yi mutlak surette enerjide bağımsız kılmak olduğunu kaydetti. Arayışlarımız Devam Ediyor Türkiye'nin Karadeniz'de bir destan yazdığını belirten Bakan Bayraktar, Türkiye'deki 4 milyon hanede yerli doğal gazın kullanıldığına işaret ederek “2026 yılının sonunda 8 milyon hanede kendi gazımızı kullanacağız. 2028 yılında bu rakam 16-17 milyon haneye çıkacak. Yani neredeyse hanelerimizin yüzde 80'inin ihtiyacını kendi gazımızla karşılar hale geleceğiz. Yeni arayışlarımız devam ediyor.” ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye Hedefi Gabar’da Cumhuriyet tarihinin en büyük petrol keşfini yaptıklarını anımsatan Bakan Bayraktar, “Bugün orada günde 83 bin varilin üzerinde petrol üretiyoruz. Hem ithalatımızı azaltıyoruz hem de o bölgede özellikle 3 bin 500-4000 insanımıza, gencimize istihdam sağladık. Adeta terörden başka alternatif sunulmayan o çocuklar, şimdi orada iş imkanına, istihdama kavuştular ve geleceğe dair hayalleri, umutları var. Gabar, bölge terörden temizlenince ne kadar büyük bir potansiyel olduğunu göstermek için, Terörsüz Türkiye'nin, terörsüz bölgenin ne olduğunu göstermek için çok önemli bir proje. İnşallah Gabar'da küçük örneğini verdiğimiz Terörsüz Türkiye hedefini, terörsüz bölge hedefini tamamen gerçekleştirdiğimizde her alanda, ülkemizin dört bir yanında ve bölgemizde refah çok daha yükselecek; daha çok huzur, barış içerisinde hep birlikte yaşayacağız.” dedi. Türkiye Nükleer Lige Çıkan Ülkelerden Biri Haline Gelecek Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde 4 reaktörün inşasının devam ettiğini anlatan Bakan Bayraktar, “İnşallah önümüzdeki birkaç ay içerisinde Akkuyu'dan ilk elektriği, nükleerden ilk elektriği üreteceğiz ve Türkiye nükleer lige çıkan, nükleer enerjiye sahip ülkelerden biri haline gelecek.” değerlendirmesinde bulundu. Büyük ve Güçlü Türkiye Tüm vatandaşların 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı tebrik eden Bakan Bayraktar, “Büyük ve güçlü Türkiye yolunda hep birlikte çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz; iş üreteceğiz, hizmet üreteceğiz.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İletişim Mezunlarının Çalışma Alanları Genişliyor! Haber

İletişim Mezunlarının Çalışma Alanları Genişliyor!

Gelecekte iletişim mezunlarının yalnızca içerik üreten değil; yapay zekâyı yöneten, veriyi hikâyeye dönüştüren, dezenformasyonu tespit eden ve dijital güveni yöneten profesyoneller olarak öne çıkacağını belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yöneten, yapay zekâyı anlamlandıran ve dijital güven inşa eden profesyoneller olacak. Meslekler değişiyor ama iyi iletişim kurabilme becerisi her zamankinden daha değerli hâle geliyor.” dedi. Yapay zekâ içerik stratejistliği, dijital itibar yöneticiliği, dezenformasyon analistliği, veri hikâyeleştiriciliği ve insan-yapay zekâ etkileşimi tasarımcılığı gibi yeni çalışma alanlarına dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, “Öğrencilerimizi teknolojiden korkan değil, teknolojiyi yöneten ve ona entelektüel derinlik katan profesyoneller olarak yetiştiriyoruz.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, yapay zekâ çağında iletişim sektörünün değişen istihdam yapısını, geleceğin iletişim mesleklerini ve öğrencilerin yeni çalışma hayatına hangi yetkinliklerle hazırlanması gerektiğini değerlendirdi. İletişim mezunlarının çalışma alanları genişliyor Teknolojik gelişmelerin iletişime duyulan ihtiyacı azaltmak yerine artırdığına işaret eden Prof. Dr. Gül Esra Atalay, dijitalleşmeyle birlikte iletişim profesyonellerinin rolünün de değiştiğini söyledi. “Bugün tam anlamıyla bir iletişim çağında yaşıyoruz.” Diyen Prof. Dr. Atalay, “İletişim elbette her zaman önemliydi ancak bugün akıllı telefonlar, sosyal ağlar ve dijital platformlar sayesinde herkesin her an ulaşılabilir olduğu hiper bağlantılı bir dünyadayız. Teknoloji iletişim kurmayı kolaylaştırırken anlam yaratmayı, güven oluşturmayı ve ortak bir zeminde buluşmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle iletişim becerileri konusunda eğitimli olmak profesyonel yaşamda giderek daha büyük bir fark yaratıyor.” dedi. İletişimcinin işi içerik üretmekten ibaret olmayacak Yapay zekânın özellikle rutin içerik üretim süreçlerini hızla otomatikleştirdiğini ifade eden Atalay, bunun iletişim mesleklerinin ortadan kalkacağı anlamına gelmediğini, aksine iletişimcinin rolünün daha stratejik bir noktaya taşınacağını vurguladı. Prof. Dr. Atalay, “Eskiden iyi bir reklam fikri bulmak, o fikri görsele dökmek ve metnini yazmak günler, hatta haftalar alabiliyordu. Bugün yapay zekâ araçlarına doğru komutlar verdiğinizde saniyeler içinde çok sayıda alternatif elde edebiliyorsunuz. Ancak o alternatiflerden hangisinin insanın kalbine dokunacağını, hangisinin toplumsal bir karşılığı olduğunu veya hangisinin insanı gerçekten güldüreceğini algoritmalar tek başına belirleyemiyor. Yapay zekâ insan davranışını analiz edebilir ama insan gibi hissedemez.” diye konuştu. Bu nedenle gelecekte iletişim mezunlarının değerini yalnızca “üretme” becerisinin değil; seçme, doğrulama, anlamlandırma, yorumlama ve strateji geliştirme yetkinliklerinin belirleyeceğini kaydeden Prof. Dr. Atalay, insan yaratıcılığı ile yapay zekâ yeteneklerini birlikte kullanabilen profesyonellerin iş dünyasında avantaj sağlayacağını dile getirdi. Gazeteci yazandan çok doğrulayan ve anlamlandıran kişi olacak Gazeteciliğin yapay zekâdan en fazla etkilenen alanlardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. Atalay, rutin haberlerin otomatik olarak üretilebildiği bir dönemde gazetecinin mesleki değerinin araştırmacılık, doğrulama ve yorumlama kapasitesinde yoğunlaşacağını söyledi. Prof. Dr. Atalay, “Haber yazan gazeteciden doğrulayan ve anlamlandıran gazeteciye doğru bir dönüşüm gerçekleşiyor. Rutin ajans haberlerini artık yapay zekâ yazabiliyor. Gazetecinin yeni rolü dezenformasyonu filtrelemek, derinlemesine araştırma yapmak, veri gazeteciliği yapmak ve ham verinin arkasındaki insan hikâyesini yakalamak olacak.” ifadelerini kullandı. Reklamcının yeni işi yapay zekâyı yaratıcı stratejiyle yönetmek Reklamcılıkta da benzer bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Atalay, yapay zekânın saniyeler içinde çok sayıda reklam metni, görseli ve kampanya alternatifi üretebildiğine dikkat çekti. “Reklamcının işi artık yalnızca sıfırdan üretmek olmayacak.” diyen Atalay, “Yapay zekânın oluşturduğu alternatifler arasından markanın ruhuna, hedef kitlenin psikolojisine ve toplumsal bağlama en uygun olanı seçmek; doğru promptları oluşturmak ve yaratıcı stratejiyi kurmak daha önemli hâle gelecek.” dedi. Halkla ilişkilerde yeni istihdam alanı; dijital güven Deepfake, dezenformasyon ve yapay zekâ destekli manipülasyonların yaygınlaşmasının halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim alanında da yeni uzmanlıklara ihtiyaç doğurduğunu kaydeden Prof. Dr. Atalay, geleceğin en önemli iletişim alanlarından birinin dijital güven ve itibar yönetimi olacağını söyledi. Atalay, “Bülten dağıtımı ve medya takibi gibi geleneksel görevler giderek otomatikleşirken, bilişsel kriz yönetimi ve güven mimarlığı daha fazla önem kazanıyor. Deepfake ve manipülasyonun bu kadar kolaylaştığı bir çağda PR profesyonelleri yapay zekâ hızında yayılan itibar krizlerini yönetmek ve toplumla kurumlar arasında sahici bağlar kurmak zorunda.” şeklinde konuştu. Deepfake çağının iletişimcisi doğrulama uzmanı da olacak Geleceğin iletişim profesyonellerinin veri ve algoritma okuryazarlığına sahip olması gerektiğini vurgulayan Atalay, deepfake ve dezenformasyonla mücadele becerilerinin istihdam açısından giderek daha önemli hâle geleceğini belirtti. İletişim öğrencileri yapay zekâyla birlikte çalışmayı öğreniyor Bu dönüşüm nedeniyle iletişim eğitiminin de yeniden tasarlanması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinde yapay zekâyı iletişim eğitiminin farklı alanlarına entegre ettiklerini söyledi. “Öğrencilerimize her şeyden önce ‘Yapay zekâ iletişimcinin rakibi değil, onun akıllı asistanıdır.’ diyoruz.” ifadesini kullanan Atalay, şöyle devam etti: “İyi bir iletişimci olmak artık yalnızca güçlü yazma becerisine veya iyi bir görsel bakış açısına sahip olmakla sınırlı değil. Bunlara bilişsel esneklik ve yapay zekâyla doğru iletişim kurabilme becerisi de eklendi. Öğrenci yalnızca teoriyi öğrenmiyor; uygulamalı derslerde bir yapay zekâ modeline nasıl doğru komut vereceğini, çıkan sonucu nasıl değerlendireceğini ve filtreleyeceğini deneyimliyor. Yapay zekânın ürettiği bilginin doğruluğunu teyit etmek, bilişsel önyargıları fark etmek ve algoritmik manipülasyonları deşifre etmek eğitimimizin merkezinde. Sahicilik ve etik ise ana omurgamızı oluşturuyor.” Her bölümde yapay zekâ odaklı zorunlu dersler bulunuyor Fakültenin farklı bölümlerinde öğrencilerin kendi meslek alanlarıyla yapay zekâyı buluşturan zorunlu dersler aldığını belirten Prof. Dr. Atalay, “Çizgi Film ve Animasyon bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Konsept Geliştirme, Görsel İletişim Tasarımı bölümümüzde Görsel İletişim Tasarımında Üretken Yapay Zekâ, Gazetecilik bölümümüzde Gazetecilikte Yapay Zekâ, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümümüzde Halkla İlişkiler ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Radyo Televizyon ve Sinema bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Film Yapım ve Yönetimi, Reklamcılık bölümümüzde Dijital Reklamcılık ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Yeni Medya ve İletişim bölümümüzde ise Yapay Zekâ derslerimiz zorunlu. Ayrıca seçmeli ders havuzumuzda da yapay zekâ temelli dersler bulunuyor.” dedi. 2-4 yıl sonra iletişim mezunlarını nasıl bir istihdam tablosu bekliyor? İletişim alanında önümüzdeki birkaç yıl içinde özellikle dijital içerik, veri, yapay zekâ, doğrulama, itibar ve kriz yönetiminin kesiştiği işlerin daha görünür hâle geleceğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, mezunların medya kuruluşlarından reklam ajanslarına, kurumsal iletişim departmanlarından dijital platformlara, yapım şirketlerinden sosyal medya ve içerik ajanslarına kadar geniş bir alanda çalışabileceğine dikkat çekti. İletişim mezunlarının klasik mesleklerin yanı sıra teknolojiyle birlikte doğan yeni uzmanlık alanlarına da yönelebileceğini kaydeden Atalay, “Önümüzdeki 10-15 yılda en hızlı büyümesi beklenen alanların önemli bir kısmı teknik bilgi ile iletişim becerisini birlikte gerektirecek.” dedi. Yeni meslekler iletişim mezunlarını bekliyor Yapay zekânın iletişim fakültesi mezunlarının önüne yepyeni kariyer seçenekleri çıkaracağını dile getiren Atalay, geleceğin çalışma alanlarını şöyle sıraladı: “Yapay zekâ içerik stratejistliği, dijital itibar yöneticiliği, dezenformasyon analistliği, veri hikâyeleştiriciliği, insan-yapay zekâ etkileşimi tasarımcılığı, dijital doğrulama uzmanlığı, yapay zekâ destekli yaratıcı strateji, algoritmik içerik yönetimi ve dijital kriz iletişimi.” “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yönetecek” İletişim alanını tercih edecek gençlerin yapay zekâ nedeniyle mesleklerin ortadan kalkacağı düşüncesiyle hareket etmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, sözlerini şöyle tamamladı: “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yöneten, yapay zekâyı anlamlandıran ve dijital güven inşa eden profesyoneller olacak. Meslekler değişiyor ama iyi iletişim kurabilme becerisi her zamankinden daha değerli hâle geliyor. Yapay zekâyı doğru ve dozunda kullanabilen, eleştirel düşünebilen, insan psikolojisini anlayan, etik sınırları gözeten ve özgün fikir üretebilen iletişimciler iş dünyasında öne çıkacak. Aklını ve yaratıcılığını tamamen yapay zekâya devredenler değil, yapay zekâyı kendi yaratıcılığını güçlendiren bir araç olarak kullananlar geleceğin iletişim dünyasında yerlerini alacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.