Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Istihdam

Kapsül Haber Ajansı - Istihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Istihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi  Haber

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi 

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2025 yılı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2025 yılında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %3 oranında daralma yaşandı. 2025 yılı iç piyasa satışları 9,9 milyon adet olarak gerçekleşti. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2025 yılında ihracat, bir önceki yıla kıyasla 2,2 milyon adet, yani %10 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken 2025 yılı üretim miktarı geçen yıla göre %9 oranında geriledi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet olarak kaydedilen ihracat hacminin 2017 seviyelerine geri döndüğünü belirten TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül bu durumun sektör için son 10 yılda elde edilen kazanımların kaybedilme riski anlamına geldiğini vurguladı. “İhracatı destekleyecek politikalara her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz” “Can damarı ihracat olan sektörümüzde, ihracat hacminin on yıl önceki seviyelere geri dönmüş olması sanayimiz adına endişe vericidir. Bu durum, rekabet gücümüzün korunması açısından kritik bir eşiğe gelindiğini göstermektedir” diye konuşan Şengül, üretiminin yaklaşık %70’ini ihraç eden bir sektör olarak, bu kayıpların kalıcı hale gelmemesi için ihracatı destekleyecek politikalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Şengül, artan girdi, enerji ve finansman maliyetleri ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin rekabetçiliği giderek daha kırılganlaştırdığını söyledi. Buna ek olarak, Şengül, dış pazarlarda Uzak Doğulu oyuncuların rekabetçi maliyetlerle elde ettikleri pazar payı kazanımlarının da sektör üzerinde ilave baskı oluşturduğunu belirtti. “Rekabetçiliği etkileyen faktörlerin başında hammaddeye erişim ve girdi maliyetleri geliyor. Son dönemde bazı ürün gruplarına yönelik başlatılan anti-damping soruşturmalarının önlemle sonuçlanması ve devam etmekte olan soruşturmalar, halihazırda yüksek olan girdi maliyetlerimizi daha da artırma riski taşıyor” diyen Şengül, tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, sanayi üretimini, ihracatı ve rekabet gücünü koruyacak dengeli ve öngörülebilir politika adımlarının sektör açısından kritik hale geldiğini ifade etti. "Türkiye, ‘Made in Europe’ sürecinin dışında bırakılmamalı” Avrupa Birliği’nde son dönemde gündeme gelen “Made in Europe” tartışmalarını da sektör olarak hassasiyetle yakından takip ettiklerini belirten Şengül konuyla ilgili şunları söyledi: “Made in Europe” düzenlemesinin gündeme gelmesi halinde, mevcut ekonomik entegrasyon düzeyi, mevzuat uyumu ve iklim hedefleri dikkate alınarak Türkiye’nin bu sürecin dışında bırakılmaması gerektiği kanaatindeyiz”. Şengül, AB sanayisiyle güçlü entegrasyonun önemli bir diğer başlığı olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) etkisinin rekabetçiliği doğrudan etkileyebileceğine de değinerek “SKDM uygulamaları ve “Made in Europe” gibi yaklaşımların, AB ile derin biçimde entegre olmuş sanayimiz açısından rekabetçilik kaybı yaratmaması için, Türkiye’nin tedarik zincirlerindeki konumu dikkate alınarak değerlendirilmesini son derece önemli buluyoruz” dedi. “2026 daha temkinli bir döneme işaret ediyor” İhracattaki daralmayla beraber üretim seviyelerinde gözlenen düşüşün uzun süreli hale gelme riskine dikkat çeken Şengül, “İç pazarın yeniden ve sürdürülebilir biçimde hareketlenmesi her zamankinden daha önemlidir. Özellikle artık günümüzde temel ihtiyaç ürünleri arasında yer alan beyaz eşyada, tüketicilere yönelik taksit olanaklarının güçlendirilmesi ve finansmana erişimi kolaylaştıracak adımların atılması iç pazarın sağlıklı işleyişine katkı sunacaktır” dedi. Şengül sözlerini şöyle tamamladı: “İhracat ve iç pazarda gözlenen zayıf seyir, sektörümüz açısından 2026’da daha temkinli bir döneme işaret ediyor. Bu süreçte, üretim ve ihracat kapasitemizin korunması; istihdamın sürdürülebilirliği ve yurtdışında rekabet gücümüzün devamı açısından belirleyici olacaktır. Bu nedenle girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılması kritik önem taşımaktadır.” “Anti-damping uygulamaları girdi maliyetlerini artırıyor, rekabet gücünü zayıflatıyor” Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde önemli girdi maliyetlerinden olan yassı çelik, emniyet camları ve polistiren malzeme gruplarındaki korumacı politikalar hakkında güncel bilgileri paylaşan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör girdi maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. Son gelişmeleri değerlendiren Yavuz, “Girdi maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürünleri kapsamında yer alan soğuk, galvaniz ve boyalı saclara yönelik devam eden anti-damping soruşturmasının, sektörümüzün ihtiyaçları da dikkate alınarak, ülkemizin bütüncül ekonomik çıkarlarına uygun şekilde yürütülmesi ve önlemsiz olarak sonuçlandırılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, bu ürünlerin bir bölümü, yerli üretimle karşılanamayacak teknik özellikler taşımakta ve sadece belirli kalite ve ölçülerde ithalat yoluyla temin edilebilmektedir. Sektörümüzün rekabetçiliğini koruyabilmesi, ihracat kapasitesini sürdürebilmesi ve istihdamı muhafaza edebilmesi için girdi maliyetlerinin makul ve öngörülebilir seviyelerde tutulması hayati önemdedir. Aksi halde, mevcut gümrük vergilerine ek olarak soruşturma sonucu yeni bir verginin daha getirilmesi, hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzün zayıflamasına neden olacaktır” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Benay Bakışkan, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Bakışkan, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Aralık 2025 itibarıyla %1550- %1666,7 bandında artarken, Aralık 2025 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %596,1 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Bakışan, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvik milli servete katkı” Beyaz eşya sektörünün, üretimden satışa ve satış sonrası hizmetlere kadar geniş bir ekosistemi ifade ettiğini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, iç pazardaki sürekliliğin sektör için taşıdığı öneme dikkat çekti. “İç pazarı destekleyecek ve sürdürülebilir talebi güçlendirecek adımların gecikmeden hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor” diye konuşan Kuseyri, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasına yönelik kapsamlı bir hareket planına duyulan ihtiyacı dile getirdi. Kuseyri şöyle devam etti: “Bilindiği gibi beyaz eşya sektörü olarak gelişen teknolojiler ve inovasyon sayesinde her geçen gün daha yüksek enerji tasarrufu sağlayan ürünleri üretiyor ve piyasaya sunuyoruz. Bu tasarruf, yalnızca doğal kaynakların korunmasına değil, aynı zamanda tüketicilerimizin bütçesine doğrudan katkı sağlıyor. Bu yaklaşımın, ülkemizin, tüketicilerimizin ve sektörümüzün ortak faydasına hizmet eden; çevresel, ekonomik ve endüstriyel sürdürülebilirliğin anahtarı olacağına inanıyoruz.” Yakın zamanda yapılan bir çalışmanın da detaylarını paylaşan Kuseyri, 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda hacimlerin %18 oranında artmış olmasına karşılık enerji tüketiminde %16 tasarrufu sağlandığının altını çizdi. “Bu veriler ışığında, enerji verimli ürünlerin piyasada yaygınlaşması, sadece ülkemizin yıllık enerji tasarrufu miktarını artırmakla kalmayacak; aynı zamanda kaynakların verimli kullanımını sağlayarak üretime güç katacak ve ihracatta kaldıraç rolü oynayacaktır” diyen Kuseyri, bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvikin, milli servete ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlayacağını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

McDonald’s Türkiye Büyüyor: 38 Yeni Restoran, 2 Bin Yeni İstihdam Haber

McDonald’s Türkiye Büyüyor: 38 Yeni Restoran, 2 Bin Yeni İstihdam

Türkiye’de faaliyet göstermeye başladığı 1986 yılından günümüze kadar sunduğu hizmetle güçlü kültürel bağlara imza atan ve oluşturduğu ekonomik değerle ülkemize katkı sağlayan McDonald’s Türkiye, 2025 yılında da büyümesini sürdürdü. Yerel tedarik ekosistemine dayalı yaklaşımıyla Türkiye ekonomisine sağladığı üretim katkısını 1 milyar dolara çıkaran şirket, dijitalleşme yatırımlarının yanı sıra istihdamda fırsat eşitliğini destekleyen uygulamalarıyla öne çıktı. “5 yıl içinde 500 restorana ulaşmayı hedefliyoruz” 2025 yılında 36 yeni restoranı devreye alan McDonald’s Türkiye, İstanbul ve İzmir’in yanı sıra Antalya, Ankara, Eskişehir ve Bursa’da da lezzet severlerle buluştu. Turizm hattındaysa Fethiye, Göcek, Kuşadası, Selçuk, Bodrum ve Altınoluk’ta restoran açılışları gerçekleştirdi. “2025’te büyümemizi ülke genelinde sürdürdük” diyen McDonald’s Türkiye CEO’su Mwaffak Kanjee, “306 restoranımız ve 10 bini aşkın çalışanımızla hizmet ağımızı genişletmeye devam ediyor, yüzde 98 yerlilik oranımızla güçlü bir biçimde bağlı olduğumuz bu topraklara katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz. 2026 yılında da gerçekleştirmeyi planladığımız 38 yeni restoran açılışıyla misafirlerimizi memnun etmeyi ve ülkemiz için değer üretmeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Kanjee, beş yıl içinde 500 restorana ulaşmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi. “Kapsayıcı istihdamla 10 bin çalışana ulaştık” McDonald’s Türkiye’nin güçlü ve kapsayıcı bir istihdam politikasına sahip olduğunu belirten Mwaffak Kanjee; “Büyüme planlarımız dahilinde geçen yıl 2 bin kişilik istihdamla çalışma arkadaşlarımızın sayısını 10 bine yükseltmiştik. Bu yıl 2 bin kişi daha istihdam ederek büyümemizi sürdüreceğiz” dedi. Kadın çalışma oranına da değinen Kanjee; “Toplam çalışanlarımız içinde kadınların payı yüzde 50,5’e ulaştı. Restoranlarda ekip üyeliğinden yöneticiliğe uzanan tüm pozisyonlarda aktif rol alan kadın çalışanlarımız, markamızın sahadaki iş gücü yapısında önemli bir yer tutuyor. İŞKUR ve yerel belediyelerle yürüttüğümüz iş birlikleriyle kadın istihdamını desteklemeye, esnek çalışma düzeniyle daha fazla kadına istihdam fırsatı yaratmaya devam edeceğiz” dedi. “ABD’den Güney Kore’ye pek çok ülke başarımızı görmeye geldi” 2025’te restoran içi deneyimi bir üst noktaya taşıyan dijital yatırımlara da ağırlık veren McDonald’s Türkiye, “Geleceğin Restoran Deneyimi” kapsamında ülke genelinde 594 sipariş kioskunu devreye aldı. “Ortaya koyduğumuz bu standart, global ölçekte yakından takip ediliyor” diyen Kanjee, bu dönüşümün sahadaki karşılığını görmek üzere Amerika Global Yönetim Kurulu’nun da aralarında bulunduğu Dubai, Güney Kore, Latin Amerika ve Güney Afrika’dan yönetim ekiplerini yıl boyunca Türkiye’de ağırladıklarını belirtti. İletişim çalışmaları uluslararası ödülleri getirdi McDonald’s Türkiye, yıl boyunca yüksek görünürlük yaratan kampanyalarıyla da gündeme geldi. Minecraft, Friends, Sekizinci Aile, Grimace ve McHesaplı Menüler gibi çalışmalarıyla geniş kitlelere ulaşan marka, iletişim ve pazarlama alanında önemli ödüllere layık görüldü. 2025 yılında Kristal Elma’dan gümüş ödülle dönen McDonald’s Türkiye; IPRA Golden World Awards ve Altın Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri gibi prestijli yarışmalarda iletişim alanında büyük ödüller kazandı. Etkili reklam ve kampanyaların ödüllendirildiği Effie ve Mixx Awards’ta da ikişer altın ödül elde eden marka, Great Place to Work’ün “Genç Kuşaklar İçin En İyi İşverenler” listesinde yer aldı. Ayrıca 2024 EMEA Development ve 2025 T3 Market Zero gibi uluslararası ödüller de markanın başarılı çalışmalarının nişanesi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’in Meslek Fabrikası İş, Aş, Umut Üretiyor Haber

İzmir’in Meslek Fabrikası İş, Aş, Umut Üretiyor

Ekonomik koşulların zorlaştığı, iş gücü piyasasında daralmanın ve işsizliğin daha görünür hâle geldiği günümüzde Meslek Fabrikası’nın çalışmaları somut ve ölçülebilir sonuçlar ortaya koyuyor. Halkapınar’daki tarihi binasında faaliyetlerini sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü gençlere iş, aş ve umut üretiyor. 2016 yılında restore edilerek kamusal hizmete kazandırılan binada, bugün mesleki eğitimden istihdama uzanan çok yönlü bir kamu hizmeti veriliyor. Kentin dört yanında istihdama katılım için hizmet veren müdürlüğün açtığı bazı kursların yanı sıra tüm idari çalışmaları da burada yürütülüyor. İş arayanla işvereni buluşturuyor Meslek Fabrikası bünyesinde 2017 yılında kurulan İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi, iş arayan yurttaşlarla işverenleri buluşturan yapısıyla kent genelinde aktif hizmet veriyor. Aynı zamanda İŞKUR Hizmet Noktası olarak da görev yapan birim; bölgesel analizler, sektörel araştırmalar ve iş gücü piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda 2017 yılından bugüne kadar 34 bin 694 kişi, açık iş ilanı bulunan firmalara yönlendirilerek istihdam süreçlerine dâhil edildi. Yapılan yönlendirme, eşleştirme ve danışmanlık çalışmaları sonucunda 2 bin 695 kişi istihdam edildi. Bu veriler, Meslek Fabrikası’nın istihdam alanında yalnızca aracılık eden değil, doğrudan sonuç üreten bir yapı olduğunu ortaya koyuyor. Eğitimle güçlenen model Meslek Fabrikası’nın istihdam çalışmaları, mesleki ve teknik eğitimlerle destekleniyor. Gerçek bir fabrika işleyişiyle yapılandırılan merkez; Eğitim Birimi, İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi ve Dijital Gençlik Merkezi'nden oluşan bütüncül bir hizmet modeli sunuyor. Binlerce genç meslek edindi 2016 yılından bu yana Halkapınar Kurs Merkezi’nde 510 kurs açıldı. Bu kurslardan 12 bin 668 kişi faydalanırken, 7 bin 512 kursiyer eğitimlerini tamamlayarak belge almaya hak kazandı. Eğitim-istihdam bağlantısını güçlendiren bu yapı, iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu niteliklerin kazandırılmasına katkı sağlıyor. Dijital dönüşüm ve genç istihdamı İstihdamın geleceğine yönelik çalışmalar kapsamında, Türkiye Belediyeler Birliği’nin nihai faydalanıcı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın uygulayıcı olduğu ve Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı III (IPA III) kapsamında finanse edilen “Bugünün Gençleri Geleceğin Meslekleri Projesi” doğrultusunda, Halkapınar’daki Meslek Fabrikası binasında Dijital Gençlik Merkezi kuruldu. Şubat 2025 itibarıyla faaliyete başlayan merkezde, 16–30 yaş arası gençlere yönelik 10 farklı başlıkta şimdiye kadar 27 eğitim ve atölye düzenlendi. 317 genç, dijital beceri ve yetkinliklerini geliştirmeye yönelik bu çalışmalara katılım sağladı. Kent geneline yayılan hizmet ağı Meslek Fabrikası, Dijital Gençlik Merkezi ile birlikte İzmir genelinde 29 kurs merkezi ile hizmet veriyor. Bu merkezlerin 28’i farklı ilçelerde konumlanarak mesleki eğitim ve istihdam desteklerinin kentin tamamına dengeli biçimde yayılmasını sağlıyor. 28 kurs merkezinde bugüne kadar açılan 5 bin 300 kurstan 143 bin 625 kursiyer faydalandı. Meslek Fabrikası, Halkapınar’daki tarihî binasında yürüttüğü bu çalışmalarla; ekonomik koşulların zorlaştığı bir dönemde istihdama erişimi güçlendiren, nitelikli iş gücünü destekleyen ve yerel ekonomiye katkı sunan bir kamu hizmeti modeli olarak faaliyetlerini sürdürüyor.

Karaarslan İnşaat, Beşiktaş Futbol A Takımı’nın Forma Sırt Sponsoru Oldu Haber

Karaarslan İnşaat, Beşiktaş Futbol A Takımı’nın Forma Sırt Sponsoru Oldu

Beşiktaş JK ile Karaarslan İnşaat arasında imzalanan anlaşma, bugün düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Beşiktaş Futbol A Takımı’nın forma sırt sponsorluğunu kapsayan anlaşma ile birlikte, spor ve iş dünyası arasında kurulan bu ortaklığın her iki tarafa da kurumsal değer ve görünürlük sağlaması hedefleniyor. Anlaşma, taraflar açısından yalnızca bir iş birliği olmanın ötesinde, ortak değerler ve uzun vadeli duruş temelinde şekillenen bir birliktelik olarak değerlendiriliyor. 1998 yılında Vahit Karaarslan’ın vizyonu ile temelleri atılan Karaarslan Şirketler Grubu; inşaat, gayrimenkul, tarım ve enerji sektörlerinde yürüttüğü yatırımlarla istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Grup, Beşiktaş ile gerçekleştirilen bu anlaşma ile birlikte güçlü duruşunu yeşil sahalara taşımayı amaçlıyor. Karaarslan Şirketler Grubu, önümüzdeki dönemde de ekonomik ve sosyal sorumluluk alanlarındaki yatırımlarını sürdürerek ülke ekonomisine ve istihdama katkı sağlamaya devam etmeyi hedefliyor. Basın toplantısında konuşan Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Adalı, yapılan anlaşmanın kulüp açısından önemine dikkat çekerken; Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Karaarslan ise bu iş birliğini, şirketin uzun vadeli yatırım anlayışı ve değer odaklı yaklaşımının bir parçası olarak değerlendirdi. Beşiktaş JK Yönetim Kulübü Başkanı Serdal Adalı: “Beşiktaş dünyasına hoş geldiniz” Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Adalı basın toplantısında yaptığı açıklamada, sponsorluğun kulüp için taşıdığı öneme dikkat çekti. Serdal Adalı, “Bugün burada, yeni bir iş birliğini değerli basınımız ve kamuoyu ile paylaşmak üzere bir araya geldik. Ülkemizin değerli iş insanlarından, kendisi de koyu bir Beşiktaşlı olan Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Vahit Karaarslan bugün aramızda. Kendisine ve şirketine “Beşiktaş dünyasına hoş geldiniz” diyorum. Karaarslan İnşaat, ülkemiz için hizmet etmekten geri durmayan, istihdam yaratan, sektöründe öncü bir firma. Bu anlamda, kulübümüzün vizyonu ile örtüşen, Beşiktaş’a gönülden bağlı bir isimle bu iş birliğini hayata geçiriyoruz. Bu sponsorluğun kulübümüze ve Karaarslan İnşaat’a hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Vahit Bey’in Beşiktaş’a sunduğu bu değerli desteğin, önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam etmesini temenni ediyorum. Vahit Karaarslan: “Beşiktaş’la olan iş birliğimiz bir logodan ibaret değil” Toplantıda konuşan Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Karaarslan, Karaarslan ailesi olarak 4 kuşaktır Beşiktaş’lı olduklarını ve bu iş birliğinin kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti. Bu iş birliğinin sadece bir logodan ibaret olmadığını belirten Karaarslan, “Bu bir değer ortaklığı. Beşiktaş’ın çizgisi ve bizim iş dünyasındaki çizgimiz paralel” dedi. Beşiktaş ile görüşmelere 3 hafta önce başladıklarını kaydeden Karaarslan, “Görüşmelere başladıktan sonra 3 haftadır galip geliyoruz. 3’te 3 oldu. Karaarslan İnşaat olarak takıma enerji verdiğimizi düşünüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karaarslan İnşaat'tan Beşiktaş'a Güçlü Destek Haber

Karaarslan İnşaat'tan Beşiktaş'a Güçlü Destek

Beşiktaş JK ile Karaarslan İnşaat arasında imzalanan anlaşma, bugün düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Beşiktaş Futbol A Takımı’nın forma sırt sponsorluğunu kapsayan anlaşma ile birlikte, spor ve iş dünyası arasında kurulan bu ortaklığın her iki tarafa da kurumsal değer ve görünürlük sağlaması hedefleniyor. Anlaşma, taraflar açısından yalnızca bir iş birliği olmanın ötesinde, ortak değerler ve uzun vadeli duruş temelinde şekillenen bir birliktelik olarak değerlendiriliyor. 1998 yılında Vahit Karaarslan’ın vizyonu ile temelleri atılan Karaarslan Şirketler Grubu; inşaat, gayrimenkul, tarım ve enerji sektörlerinde yürüttüğü yatırımlarla istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Grup, Beşiktaş ile gerçekleştirilen bu anlaşma ile birlikte güçlü duruşunu yeşil sahalara taşımayı amaçlıyor. Karaarslan Şirketler Grubu, önümüzdeki dönemde de ekonomik ve sosyal sorumluluk alanlarındaki yatırımlarını sürdürerek ülke ekonomisine ve istihdama katkı sağlamaya devam etmeyi hedefliyor. Basın toplantısında konuşan Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Adalı, yapılan anlaşmanın kulüp açısından önemine dikkat çekerken; Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Karaarslan ise bu iş birliğini, şirketin uzun vadeli yatırım anlayışı ve değer odaklı yaklaşımının bir parçası olarak değerlendirdi. Beşiktaş JK Yönetim Kulübü Başkanı Serdal Adalı: “Beşiktaş dünyasına hoş geldiniz” Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Adalı basın toplantısında yaptığı açıklamada, sponsorluğun kulüp için taşıdığı öneme dikkat çekti. Serdal Adalı, “Bugün burada, yeni bir iş birliğini değerli basınımız ve kamuoyu ile paylaşmak üzere bir araya geldik. Ülkemizin değerli iş insanlarından, kendisi de koyu bir Beşiktaşlı olan Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Vahit Karaarslan bugün aramızda. Kendisine ve şirketine “Beşiktaş dünyasına hoş geldiniz” diyorum. Karaarslan İnşaat, ülkemiz için hizmet etmekten geri durmayan, istihdam yaratan, sektöründe öncü bir firma. Bu anlamda, kulübümüzün vizyonu ile örtüşen, Beşiktaş’a gönülden bağlı bir isimle bu iş birliğini hayata geçiriyoruz. Bu sponsorluğun kulübümüze ve Karaarslan İnşaat’a hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Vahit Bey’in Beşiktaş’a sunduğu bu değerli desteğin, önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam etmesini temenni ediyorum. Vahit Karaarslan: “Beşiktaş’la olan iş birliğimiz bir logodan ibaret değil” Toplantıda konuşan Karaarslan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Karaarslan, Karaarslan ailesi olarak 4 kuşaktır Beşiktaş’lı olduklarını ve bu iş birliğinin kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti. Bu iş birliğinin sadece bir logodan ibaret olmadığını belirten Karaarslan, “Bu bir değer ortaklığı. Beşiktaş’ın çizgisi ve bizim iş dünyasındaki çizgimiz paralel” dedi. Beşiktaş ile görüşmelere 3 hafta önce başladıklarını kaydeden Karaarslan, “Görüşmelere başladıktan sonra 3 haftadır galip geliyoruz. 3’te 3 oldu. Karaarslan İnşaat olarak takıma enerji verdiğimizi düşünüyoruz” dedi.

Küresel İşlerin Yaklaşık Yüzde 40’ı Yapay Zekâ Etkisi Altında Haber

Küresel İşlerin Yaklaşık Yüzde 40’ı Yapay Zekâ Etkisi Altında

Vatansever, istihdam rakamları korunurken görevlerin ve yetkinliklerin algoritmalara devredildiği bu sürecin, klasik işsizlik tartışmalarının ötesinde, mesleklerin içeriden dönüşümü perspektifiyle ele alınması gerektiğini vurguladı. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre yapay zekâ, küresel ölçekte istihdamın yaklaşık yüzde 40’ını etkileyebilir. IMF, gelişmiş ekonomilerde bu oranın yüzde 60’a kadar çıkabileceğini belirtirken, söz konusu etkinin büyük ölçüde doğrudan iş kaybı değil, işlerin içeriğinde ve görev dağılımında dönüşüm şeklinde gerçekleşeceğine dikkat çekiyor. Bu tablo, istihdam rakamları korunurken mesleklerin içinin kademeli olarak boşalabildiğini gösteriyor. Bu bağlamda sessiz dijital işsizlik, bireyin istihdamda kalmasına rağmen karar alma, üretim ve mesleki katkı kapasitesinin yapay zekâ destekli sistemler tarafından aşamalı biçimde devre dışı bırakılması sürecini ifade ediyor. Sorun, insanların işsiz kalması değil; çalışmaya devam ederken mesleki değerlerinin görünmez biçimde aşınması olarak tanımlanıyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verileri, küresel ortalamada istihdamın yaklaşık yüzde 28’inin yüksek otomasyon riski altında bulunduğunu ortaya koyuyor. OECD, bu riskin kısa vadede kitlesel işten çıkarmalardan ziyade rol ve görev dönüşümü yoluyla ortaya çıkabileceğini vurguluyor. Bu durum, çalışanların karar verici pozisyonlardan daha sınırlı uygulayıcı rollere kaymasına neden olabiliyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile NASK tarafından hazırlanan küresel endeks ise dünya genelinde işlerin yaklaşık dörtte birinin (yüzde 25) generatif yapay zekâ tarafından dönüşüm riski taşıdığını gösteriyor. ILO, bu dönüşümün çoğu durumda işlerin tamamen ortadan kalkması anlamına gelmediğini; ancak işin içeriğinin, gereken becerilerin ve çalışma biçimlerinin köklü biçimde değiştiğini belirtiyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Future of Jobs 2025 raporu da benzer bir eğilime işaret ediyor. Raporda, yapay zekânın yalnızca bazı iş rollerini azaltmakla kalmayacağı; aynı zamanda meslek tanımlarını, beceri gereksinimlerini ve kariyer yollarını yeniden şekillendireceği vurgulanıyor. Bu yaklaşım, iş kaybı tartışmalarından çok iş dönüşümü kavramını öne çıkarıyor. Günlük iş pratiklerinde bu dönüşüm, birçok kurumda somut biçimde hissediliyor. Analist, muhasebeci, editör veya idari uzman gibi unvanlar korunurken; raporlama, veri sınıflandırma, içerik üretimi ve ön analiz gibi görevlerin giderek yapay zekâ destekli sistemler tarafından üstlenildiği görülüyor. Çalışanlar istihdamda kalmaya devam etse de mesleğin karar ve üretim merkezinden uzaklaşma riski artıyor. Klasik otomasyon çoğu zaman işten çıkarma odaklı bir tehdit olarak ele alınırken, sessiz dijital işsizlik yerinde tutarak dönüştürme pratiğiyle ilerliyor. Bu nedenle etkileri daha yavaş, daha görünmez ve ölçülmesi daha zor; ancak uzun vadede kurumsal verimlilik, mesleki kimlik ve karar alma kapasitesi üzerinde daha derin sonuçlar doğurabiliyor. Türkiye açısından bakıldığında, beyaz yaka istihdam oranının görece yüksek olması ve yapay zekâ yatırımlarının hız kazanması bu eğilimi daha kritik hâle getiriyor. Uzmanlar, sürecin yalnızca ekonomik değil; motivasyon kaybı, aidiyet zayıflaması ve mesleki kimlik erozyonu gibi psikososyal etkiler de ürettiğine dikkat çekiyor. Bu tabloya ilişkin değerlendirmelerde, mesleklerin yapay zekâ karşısındaki kırılganlığını ortaya koyan göstergelerin, farklı ülkelerden gelen verilerin ortak bir analitik çerçevede birlikte okunmasıyla anlam kazandığı belirtiliyor. Yapay zekânın istihdam üzerindeki etkilerini tekil raporlar üzerinden değil, görev, yetkinlik ve karar alma süreçlerindeki yapısal değişimi birlikte ele alan bir yaklaşımla değerlendirmek gerektiği vurgulanıyor. Vatansever Platformu ve Dijital Biz editoryal ekipleri tarafından, IMF, OECD, WEF ve ILO başta olmak üzere uluslararası kurumların güncel rapor ve verileri esas alınarak derlenen bu değerlendirmede, istihdam göstergeleri korunurken mesleklerin içeriden dönüştüğü ve “sessiz dijital işsizlik” olarak tanımlanan risk alanının orta ve uzun vadede belirleyici bir yapısal mesele hâline geldiği vurgulanıyor. İstihdam rakamları ayakta kalırken mesleklerin içi boşalıyorsa sorun hâlâ görünmezdir. “Sorun işsiz kalmak değil, çalışırken mesleğini kaybetmek.” Bu yaklaşım, sessiz dijital işsizliğin bir kriz söyleminden ziyade istatistiklerin henüz yakalayamadığı bir dönüşüme dair erken uyarı kavramı olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Tartışmanın önümüzdeki dönemde hangi mesleklerin değil, hangi yetkinliklerin ayakta kalacağı sorusu etrafında derinleşmesi bekleniyor.

Matlı: “Ekonomide Öngörülebilirliğin Güçlenmesi Reel Sektöre İvme Kazandıracak” Haber

Matlı: “Ekonomide Öngörülebilirliğin Güçlenmesi Reel Sektöre İvme Kazandıracak”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu, Genel İdare Kurulu, Strateji Geliştirme Yüksek Kurulu ve Yüksek Koordinasyon Kurulu Müşterek Toplantısı, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katılımıyla TOBB İkiz Kuleler’de gerçekleştirildi. Toplantıya katılan TOBB Genel İdare Kurulu Üyesi ve Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, toplantıya ilişkin yaptığı değerlendirmede iş dünyası adına önemli açıklamalarda bulundu. “Ekonomiye dair projeksiyonlar reel sektör için yol gösterici” Toplantıda, küresel ve ulusal ekonomik gelişmelerin yanı sıra iş dünyasının sahada karşılaştığı temel meselelerin ve beklentilerin kapsamlı şekilde ele alındığını belirten Başkan Özer Matlı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in paylaştığı projeksiyonlara dikkat çekti. Matlı, “Sayın Bakanımızın yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirmesi sonucu, önümüzdeki kısa süreç içerisinde enflasyonun yüzde 19,5, yüzde 20 seviyelerine düşeceği ve buna bağlı olarak kredi faizlerinin de yüzde 25’ler bandına inmesi yönünde ortaya çıkan öngörülerimiz, reel sektörümüz açısından bizleri motive etmiştir” diye konuştu. “Piyasaların rahatlaması üretim ve istihdam kararlarını hızlandıracak” Ekonomideki yeni yol haritasının üretim odaklı büyümeyi destekleyeceğini vurgulayan Başkan Özer Matlı, bütçe disiplini ve kamu borçlanmasının azaltılmasıyla birlikte bankaların özel sektöre yönelik para arzını artırmasını beklediklerini söyledi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in paylaştığı veriler doğrultusunda piyasaların finansal anlamda rahatlamayı birkaç ay içerisinde hissedeceğini düşündüklerini ifade eden Başkan Matlı, “Bu tablo, üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat odaklı büyümeyi hedefleyen reel sektör açısından daha öngörülebilir, dengeli ve destekleyici bir ekonomik ortamın oluşacağına işaret etmektedir. Finansal koşullardaki iyileşmenin, işletmelerimizin nakit akışını rahatlatacağına; yatırım, üretim ve istihdam kararlarını hızlandıracağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. “İstikrar vurgusu güveni pekiştiriyor” Ekonomi yönetimi ile iş dünyası arasındaki güçlü diyalog ve istişare kültürünün sürdürülmesinin, atılan adımların sahadaki karşılığını artırdığını vurgulayan Başkan Özer Matlı, şunları kaydetti: “İstikrarı önceleyen ve enflasyonla mücadeleyi kararlılıkla sürdüren bu yaklaşımın, önümüzdeki dönemde iş dünyamızın motivasyonunu ve geleceğe olan güvenini daha da pekiştireceğine inanıyorum. Son dönemde daralmanın en çok hissedildiği başta tekstil gibi sektörlerle ilgili birtakım destek çalışmalarının olacağı beklentisi, ekonomik sıkılaşmanın yarattığı gerginliği devlet ve özel sektör iş birliğiyle çözecektir. Ekonomik istikrarın sağlanarak sürdürülebilir kılınması yönünde iş dünyası ve kamu el ele vererek bu başarıyı sağlayacaktır. İş dünyası olarak bizler bugüne kadar olduğu gibi üretmeye, yatırım yapmaya, istihdam oluşturmaya ve ülkemizin sürdürülebilir büyümesine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.