Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Istikrar

Kapsül Haber Ajansı - Istikrar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Istikrar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

WatchGuard, MSP Güvenlik Standartlarını Belirlemede 30. Yılını Kutluyor Haber

WatchGuard, MSP Güvenlik Standartlarını Belirlemede 30. Yılını Kutluyor

Şubat ayı itibarıyla, iş dünyasını değişen tehdit ortamının her döneminde korumaları için MSP'lere destek vermesinin 30. yılını kutlayan WatchGuard, kanal trend haline geldiğinde MSP'lere yönelen bir marka olmadı. Şirket, temel BT desteğinden tam ölçekli yönetilen güvenliğe dönüşen MSP'lerle birlikte büyüdü. Bu gerçeklik, iş ortağı öncelikli ürün stratejisi, kârlı ölçekleme için oluşturulan programlar ve pazar dalgalanmalarına dayanacak şekilde tasarlanmış uzun vadeli ilişkiler gibi her büyük kararı şekillendirdi. 30 yılı boyunca 50.000'den fazla siber güvenlik sağlayıcısıyla ortaklık kuran şirket, bugün dünya çapında milyonlarca uç noktayı güvence altına alarak 1,5 milyondan fazla müşteriyi koruyor “Hedefimiz Sadece Uzun Ömürlü Olmak Değil, İvme Kazanmak” Sektördeki 30 yıllık geçmişlerini değerlendiren WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski, “30 yıl boyunca, MSP'ler için oluşturulmuş kurumsal düzeyde güvenlik sağlayarak, hızlı uyum sağlayarak ve en çok ihtiyaç duyulduğu anda her zaman iş ortaklarımızın yanında durarak güveni zor yoldan kazandık. Odak noktamız çok basit. En iyi korumayı sağlamak, otomasyon ve daha az gürültü ile operasyonları kolaylaştırmak ve iş ortaklarımızın kârlı bir güvenlik pratiğini ölçeklendirmesine yardımcı olmak. Hedefimiz sadece uzun ömürlü olmak olarak değerlendirilemez. İvme kazanmak. İvmemizi de tehdit ortamı nasıl değişirse değişsin, müşterilerini koruyabilmeleri için iş ortaklarımızın etrafında değil, doğrudan onlarla birlikte inşa etmekten alıyoruz.” şeklinde konuştu. WatchGuard'ın MSP'lerin nasıl çalıştığını, yani standart hale gelmiş, tekrarlanabilir ve daha azıyla daha fazlasını yapma konusunda sürekli baskı altında olduklarını gerçekten anlayan az sayıdaki üreticiden biri olduğunu belirten Verteks Consulting, Inc. Başkanı ve CEO'su Don Gulling, “Bizi karmaşıklığa boğmadan gerçek bir koruma sunmamıza yardımcı oluyorlar ve bu tutarlılık onları yıllardır güvenlik altyapımızın temel taşlarından biri haline getirdi.” dedi. Pazara Uyum Sağlamak İçin Tasarlandı WatchGuard, yeni saldırı tekniklerine, değişen altyapılara ve artan müşteri beklentilerine karşı dayanıklı bir güvenlik inşa ederek tehdit ortamıyla birlikte sürekli gelişti. Diğerleri en yeni kategori etiketini kovalarken WatchGuard, MSP'lerin gerçekte neye ihtiyacı olduğuna odaklandı. Her gün yönettikleri ortamlarda uyum sağlayan, ölçeklenen ve sonuç üreten güvenlik. Pazar her değiştiğinde, iş ortaklarını terk etmeden veya yıkıcı sıfırlamalara zorlamadan onlarla birlikte değişen marka yeni tehditler, yeni mimariler ve MSP'ler üzerindeki yeni talepler gibi gerçek dönüm noktalarından geçen bir adaptasyon rekoru kırdı. WatchGuard'ın hiçbir zaman sadece dünün ortamlarını korumakla ilgilenmediğini vurgulayan Omdia Baş Analisti Jay McBain, “Siber güvenlik, pazar değişene kadar güçlü görünen satıcılarla doludur. Sonra ortadan kaybolurlar, satın alınırlar veya yenilik yapmayı bırakırlar. WatchGuard'ın dayanıklılığı yaştan daha önemli bir şeye işaret ediyor. MSP ekonomisiyle, operasyonel gerçeklerle ve müşteri sonuçlarıyla uyumlu kalırken siber güvenliğin birçok döneminde evrimleşme yeteneği.” diyerek markanın sektördeki farklı konumunun altını çizdi. 30 yılın ardından WatchGuard, asla yavaşlamayan bir pazarda liderlik etmek için gereken istikrar, ölçek ve sürekli yatırımla iş ortaklarının gerçek güvenlik sonuçları sunmasına yardımcı olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tether, Anchorage Digital’e 100 Milyon Dolarlık Yatırım Yaptı Haber

Tether, Anchorage Digital’e 100 Milyon Dolarlık Yatırım Yaptı

Anchorage Digital Bank N.A., kurumlar ve yenilikçiler için staking, saklama, yönetişim, mutabakat ve stablecoin ihraç hizmetleri sunan, ABD’nin federal düzeyde düzenlenen ilk dijital varlık bankası olarak faaliyet gösteriyor. Tether’in yatırımı, Anchorage Digital’in dijital varlıkların ana akım finansal sistemlere entegrasyonunda kritik bir rol üstlendiği görüşünü yansıtıyor ve iki şirket arasındaki stratejik uyuma işaret ediyor. Her iki şirket de dijital varlıkların güvenli, ölçeklenebilir ve net düzenleyici çerçeveler içinde faaliyet göstermesini sağlayacak altyapının güçlendirilmesine odaklanıyor; Tether ise ölçek büyüttükçe şeffaflık, denetim ve uzun vadeli piyasa bütünlüğü odağında düzenlemelere tabi kurumlarla yakın çalışmayı önceliklendiriyor. Anchorage Digital, düzenleme ve güvenliğin kesişim noktasında konumlanarak ABD’de ve küresel ölçekte federal düzeyde düzenlenen dijital varlık hizmetleri sunuyor ve kurumların, şirketlerin ile kamu kuruluşlarının dijital varlıklarla uyumlu ve güvenli bir ortamda etkileşime geçmesini mümkün kılıyor. Bu yetkinlikler, Tether’in USAT ihraççısı olan Anchorage Digital Bank’i destekleme kararında belirleyici rol oynuyor; bankacılık, uyum ve saklama altyapısı içinde edinilen bu birinci el deneyim ise benimseme ölçeklendikçe platforma duyulan güveni yansıtan stratejik bir sermaye yatırımına dönüşüyor. Tether açısından bu yatırım, düzenleyici uyum odağında stablecoin’lerin yerleşik finansal ve hukuki çerçeveler içinde nasıl çalıştığını tanımlayan kurumlarla uzun vadeli ortaklıklar kurmaya dayalı daha geniş stratejiyi pekiştiriyor. “Yaptığımız yatırım, güvenli, şeffaf ve dayanıklı finansal sistemlerin önemine dair ortak inancımızı yansıtıyor” Anchorage Digital’e yapılan yatırım hakkında açıklamalarda bulunan Tether CEO’su Paolo Ardoino, “Tether, statükoya meydan okumak ve özgürlük için küresel altyapı inşa etmek üzere var,” dedi. “Anchorage Digital’e yaptığımız yatırım, güvenli, şeffaf ve dayanıklı finansal sistemlerin önemine dair ortak inancımızı yansıtıyor. Anchorage Digital, kurumsal dijital varlık altyapısı için güçlü bir referans noktası oluşturdu ve büyümesini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz.” ifadelerini kullandı. Tether ile yapılan iş birliğine dair değerlendirmelerde bulunan Anchorage Digital Kurucu Ortağı ve CEO’su Nathan McCauley, “Tether’in yatırımı, yıllar boyunca büyük emekle inşa ettiğimiz altyapının güçlü bir teyididir. Dijital varlıkların ancak güvenli ve düzenlemelere tabi temeller üzerinde ölçeklenebileceğine ilk günden beri inanıyoruz. Bu iş birliği, bu yaklaşıma dair ortak inancı yansıtıyor ve stablecoin ihracı ile piyasaların yeni dönemi için kritik finansal altyapıyı inşa etmeye devam ederken bize ek ivme kazandırıyor.” dedi. Tether ve Anchorage Digital birlikte, finansın geleceğinin güçlü yönetişim ve düzenleyici netlik üzerine kurulu açık sistemlere bağlı olduğu görüşünü paylaşıyor. Düzenlemelere tabi, kurumsal düzeyde altyapının desteklenmesiyle, dijital varlıklara daha geniş katılımın sağlanması ve ekosistemde istikrar, kapsayıcılık ve uzun vadeli güvenin teşvik edilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor Haber

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor

İşletme kredilerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir faiz artışı ise küresel iflas artışını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface, 2026 yılına ilişkin iflas görünümünde kalıcı bir toparlanmadan çok temkinli ve kırılgan bir dengeye işaret etti. Coface’in Kuzeybatı Avrupa (Birleşik Krallık ve İrlanda, Benelüks ve Nordik ülkeler) Ekonomisti Jonathan Steenberg’in değerlendirmelerine göre, 2026 yılında küresel ölçekte ticari iflasların yüzde 2,8 artması bekleniyor ancak bu tablo gerçek bir toparlanmadan çok geçici bir duraklamaya işaret ediyor. Steenberg’in değerlendirmelerine göre; Fransa ve Birleşik Krallık’ta iflas artışı yüzde 2 seviyesinde gerçekleşirken, ABD’de gümrük vergileri gibi son politika adımlarından etkilenen sektörlerin etkisiyle bu oran yüzde 4’e ulaşabilir. Almanya’da kamu teşviklerine rağmen özel sektör faaliyetlerindeki zayıflık nedeniyle artışın yüzde 1 ile sınırlı kalması öngörülürken, aktif şirket sayısındaki düşüşün etkisiyle İtalya’da yüzde 2 oranında artış, güçlenen makroekonomik ivmenin desteğiyle İspanya’da ise yüzde 3 oranında gerileme bekleniyor. “2026’da iflaslar azalmayacak, sadece artış hızı yavaşlayacak” 2026’nın bir iyileşme yılından ziyade, geçici bir nefes alma dönemi olacağını vurgulayan Coface’in Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, iflas sayısının düşmeyeceğini, sadece artış hızının duracağını, faizlerin beklenenden daha yavaş gevşemesi halinde ise bu istikrarın hızla ortadan kalkacağını belirtti. Üç yıl süren güçlü artışların ardından, 2026’nın bir sakinleşme dönemi olmasının beklendiğini söyleyen Jonathan Steenberg, şöyle devam etti: “İflaslar artmaya devam edecek, ancak daha yavaş bir hızda; bunu faiz oranları ve kredi koşullarındaki kademeli gevşeme destekleyecek. Ancak bu istikrar kırılganlığını koruyor, borç seviyeleri yüksek kalmaya devam ediyor, kâr marjları baskı altında ve en fazla risk altındaki sektörler gerilim belirtileri göstermeyi sürdürüyor” dedi. “Avrupa’da istikrar finansman maliyetlerine bağlı” Avrupa’da 2026 görünümünün ülkeden ülkeye farklılık gösterse de ortak noktada finansman maliyetlerine yüksek bağımlılık taşıdığını vurgulayan Jonathan Steenberg, Almanya’da iflasların yüzde 1 artmasının, Fransa ve Birleşik Krallık’ta bu oranın yüzde 2 seviyesinde kalmasının beklendiğini, İspanya’nın ise daha güçlü makroekonomik ivme sayesinde yüzde 3’lük bir gerilemeden faydalanacağını belirtti. İtalya’da yüzde 2’lik düşüşün ağırlıklı olarak usul reformlarının yarattığı istatistiksel etkilerden kaynaklandığını ifade eden Jonathan Steenberg, Hollanda’da beklenen yüzde 4’lük artışın pandemi öncesi seviyelere kademeli bir dönüşü yansıttığını söyledi. Kıtanın kredi maliyetine son derece duyarlı olmaya devam ettiğini vurgulayan Steenberg, 2026’daki gidişatın büyük ölçüde finansman koşulları tarafından belirleneceğini belirterek şöyle devam etti: “Bu tablo, Avrupa’nın kredi maliyetlerine ne kadar hassas olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Finansman koşullarındaki en küçük değişim bile ülkeler ve sektörler arasındaki dengeleri kısa sürede yeniden şekillendirebilecek bir etkiye sahip.” “Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te tek bir tablo yok: İflas eğilimleri ayrışıyor” Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te 2026 görünümünün yüzeyde bir rahatlama hissi yaratsa da bölgesel dinamiklerin belirgin biçimde ayrıştığını ifade eden Jonathan Steenberg, ABD’de iflasların yüzde 4 artmasının yavaşlayan ekonomi ve yükselen gümrük tarifelerinin şirketler üzerindeki baskısını yansıttığını, Kanada’da ise uzun süren büyüme döngüsünün ardından yüzde 5’lik bir gerilemeyle daha belirgin bir düşüş sürecine girileceğini belirtti. Asya-Pasifik tarafında Japonya’nın yüzde 7’lik artışla kalıcı biçimde yüksek seyreden faiz oranları ve kırılgan sektörlerin etkisini hissetmeye devam edeceğini, Avustralya’nın ise pandemi sonrası güçlü normalleşmenin ardından yüzde 0,5 ile daha yatay bir seyir izlemesinin beklendiğini söyleyen Steenberg, bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Bu dinamikler, 2026 yılında iflasların seyrinin küresel bir trendden çok, yerel şoklar tarafından belirleneceğini açıkça ortaya koyuyor. Parasal, sektörel ya da düzenleyici nitelikteki her gelişme, ülkelerin risk görünümünü farklı yönlerde şekillendirmeye devam edecek.” “25 baz puanlık bir artış, tüm dengeleri tersine çevirebilir” 2026 için öngörülen görece istikrarın, faiz oranlarında kesintisiz bir gevşemeye bağlı olduğunu vurgulayan Coface Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, şirketlerin uzun süredir devam eden yüksek borçluluk nedeniyle kredi maliyetlerine son derece hassas hale geldiğine dikkat çekti. Steenberg, borçlanma faizlerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir artışın küresel iflas oranlarını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu tablo, 2026 yılında iflasların seyrinin büyümeden çok parasal uyumun hızına bağlı olacağını açıkça gösteriyor. Finansman maliyeti, gelecek yılın gerçek belirleyicisi olacak ve en küçük faiz hareketi bile küresel dengeleri hızla değiştirebilecek bir dinamiğe sahip olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Prima Pramac Yamaha MotoGP, 2026 Sezonu Projesini Siena’da Tanıttı Haber

Prima Pramac Yamaha MotoGP, 2026 Sezonu Projesini Siena’da Tanıttı

Prima Pramac Yamaha MotoGP takımı, 2026 MotoGP Dünya Şampiyonası sezonu için hazırladığı yeni projesini İtalya’nın Siena kentinde, tarihi şehir merkezinde düzenlenen özel bir lansmanla duyurdu. Tanıtım, Siena’nın simgelerinden Accademia Musicale Chigiana’da gerçekleştirilirken, organizasyon Piazza del Campo’ya yürüme mesafesinde gerçekleşti. 1923 yılında kurulan ve dünyanın en prestijli müzik kurumları arasında yer alan Accademia Musicale Chigiana, gelenek, mükemmeliyet ve yeniliği bir araya getiren yapısıyla lansmana güçlü bir anlam kattı. Bu özel mekân, takımın yeni sezona dair vizyonunu yansıtan sembolik bir arka plan sundu. Siena’nın Seçilmesi Tesadüf Değil Siena’nın tercih edilmesi, Pramac markasının köklerine yapılan bilinçli bir gönderme niteliği taşıyor. İnşaat ekipmanları alanında faaliyet gösteren Pramac, uzun vadeli vizyonu ve istikrarlı yatırımlarıyla yarış projesinin gelişiminde kilit rol oynuyor. 2026 yılı, takım açısından iki önemli dönüm noktasını barındırıyor: MotoGP Dünya Şampiyonası’nda 25. yıl, Pramac’ın 60. kuruluş yılı. Bu nedenle Siena, bu özel yıldönümlerini kutlamak için anlamlı bir sahne oldu. Yamaha ile Ortaklıkta İkinci Yıl Yamaha ile kurulan teknik iş birliğinin ilk yılı, uzun soluklu bir projenin temelini oluşturdu. Yamaha’nın ikinci fabrika takımı konumundaki Prima Pramac Yamaha MotoGP, 2026 sezonunda bu öğrenme sürecini daha ileriye taşımayı hedefliyor. Takımın ana hedefi net: Bu iddialı projeyi yeniden zirve mücadelesinin merkezine taşımak. Toprak Razgatlıoğlu MotoGP’de Sahne Alıyor 2026 sezonu, MotoGP tarihinde önemli bir ana sahne olacak. Üç kez Dünya Superbike Şampiyonu olan Toprak Razgatlıoğlu, MotoGP’ye adım atarak premier sınıfta yarışan ilk Türk pilot unvanını elde edecek. Agresif, sezgisel ve izleyenleri heyecanlandıran sürüş stiliyle tanınan Toprak’ın MotoGP’ye geçişi, sezonun en çok konuşulan başlıklarından biri olmaya aday. Toprak’ın yanında ise deneyimli Avustralyalı pilot Jack Miller yer alıyor. Miller, şampiyonaya dair tecrübesiyle hem motosiklet geliştirme sürecinde hem de yarış performansında takımın önemli dayanaklarından biri olacak. İstikrar ve Güçlü Yapı Korunuyor Takım yönetim kadrosu 2026 sezonunda da korunuyor. Uzun yıllardır birlikte çalışan yapı, uyumlu ve verimli organizasyon anlayışıyla yoluna devam ediyor. Takımın isim sponsoru Prima Assicurazioni, 2026 sezonunda da desteğini sürdürüyor. Bu ortaklık, Yamaha ile yürütülen uzun vadeli projenin istikrarını güçlendiren önemli unsurlar arasında yer alıyor. Yeni V4 Yamaha ve Büyük Beklentiler 2026 sezonu, Yamaha için de teknik anlamda yeni bir dönemi işaret ediyor. Takım, sezon boyunca YZR-M1 V4 motorlu yeni motosikletle yarışacak. Bu değişim, hem sürücüler hem de ekip için yeni bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Jack Miller’ın farklı motor konseptlerindeki deneyimi, geliştirme sürecinde kritik rol oynarken; Toprak Razgatlıoğlu için MotoGP, lastikler ve yarış dinamikleri tamamen yeni bir dünya olacak. Hedef: Sabır, Gelişim ve Zirve Prima Pramac Yamaha MotoGP, 2026 sezonuna sabır, gelişim ve uzun vadeli başarı anlayışıyla giriyor. Toprak Razgatlıoğlu’nun MotoGP’ye adaptasyonu, Jack Miller’ın istikrarı ve Yamaha’nın teknik dönüşümü, sezonun en dikkat çeken başlıkları arasında yer alacak. Takım, tüm bu unsurların birleşimiyle MotoGP’de yeniden ön sıralara dönmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kruvaziyer Turizminde Güçlü Yükseliş Haber

Türkiye Kruvaziyer Turizminde Güçlü Yükseliş

Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında yakaladığı büyüme ivmesiyle Doğu Akdeniz’deki konumunu güçlendirdi. Sektörde artan sefer sayıları, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin Türkiye limanlarına ilgisi ve operasyonel kapasitedeki gelişmeler, 2026 yılına güçlü bir geçiş sürecini beraberinde getirdi. Bu büyümenin en çarpıcı göstergelerinden biri Galataport İstanbul oldu. Galataport, 2025 yılında geçtiğimiz yıla göre yüzde 48 artışla 595 bin yolcuya ulaşarak, Doğu Akdeniz’in ana kruvaziyer limanı olma hedefinde kritik bir eşiği geride bıraktı. Kruvaziyer Sektörü Artık Ekosistem Yönetimi Gerektiriyor Uzun yıllardır cruise ve ticari denizcilik sektöründe; teknik yönetim, operasyon, klas ve dry-dock süreçlerinde aktif görev aldığını belirten Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “2026’ya girerken sektörün bizden duymak istediği en temel kavramlar; istikrar, şeffaflık ve sürdürülebilir büyüme. Cruise sektörü artık yalnızca gemi işletmekten ibaret değil. Güvenli operasyon, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası standartlarla uyumlu bir ekosistem yönetimi gerektiriyor.” diyerek sektörün dönüşümüne dikkat çekti. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz İçin Güçlü Bir Merkez Adayı Türkiye’nin kruvaziyer turizminde sahip olduğu potansiyelin altını çizen Çavuşoğlu, coğrafi avantajlar ve teknik altyapının doğru yönetilmesi halinde Türkiye’nin bölgesel bir merkez haline gelebileceğini ifade ederek, “Türkiye, coğrafi konumu, tersanelerimizin kabiliyeti, teknik insan kaynağımız ve operasyonel esnekliğimiz sayesinde Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de güçlü bir cruise merkezi olabilecek kapasiteye sahip. Ancak bunun sürdürülebilir olması için sektör olarak ortak bir dil konuşmamız, aynı hedeflere odaklanmamız gerekiyor.” açıklamasını yaptı. “Güvenilir operasyon ortağı” yaklaşımı öne çıkıyor Teknik yeterliliğin sahaya doğru şekilde yansıtılması, karar alma süreçlerinde gerçek operasyonel deneyimin dikkate alınması ve paydaşlarla şeffaf iletişim kurulması bugün sektörün en çok ihtiyaç duyduğu özellikler arasında olduğunu belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin ‘güvenilir operasyon ortağı’ olarak konumlandırılması bu anlayışla mümkün olduğunu ifade etti. 2025’te Yakalanan İvme Tesadüf Değil Sektörün ortak akıl ve iş birliğiyle büyümesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “2025’te yakalanan bu ivme tesadüf değil. Doğru planlama, operasyonel disiplin ve şeffaf yönetimle 2026’da bu ivmenin daha da güçleneceğine inanıyoruz.’’ diyerek 2026 yılına dair beklentilerini de paylaştı. Çavuşoğlu, “Türk denizcilerinin kruvaziyer sektöründe daha görünür olması, yerli teknik kadroların uluslararası projelerde daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve Türkiye’nin global ölçekte güvenilen bir merkez haline gelmesi temel hedeflerimiz arasında.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.