Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Işveren

Kapsül Haber Ajansı - Işveren haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Işveren haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2026 Yılı Yemek Bedeli İstisnası 330 TL’ye Yükseldi Haber

2026 Yılı Yemek Bedeli İstisnası 330 TL’ye Yükseldi

Milyonlarca çalışanı ve işvereni yakından ilgilendiren 2026 yılı günlük yemek bedeli istisnası netleşti. 1 Ocak 2026 itibarıyla geçerli olacak günlük yemek bedeli, bir önceki yıla göre %25 artışla KDV dahil 330 TL’ye yükseldi. Bu güncelleme ile şirketler yemek yardımı yüklemelerinde 330 TL’nin tamamını vergiden muaf tutarak maliyet avantajı sağlayabiliyorlar. Paylaşılan bilgiye göre, yemek bedeli ödemelerinin nakit veya maaşa ek ödenmesi yerine Pluxee yemek kartı ile yapılması, 2026 yılında işverenler için çok daha stratejik hale geldi. Çalışanlarına yemek yardımını Pluxee yemek kartı ile yapan şirketler 330 TL gelir vergisi istisnasına ek olarak SGK prim istisnasından sınırsız bir şekilde faydalanabilecek. Artan işletme giderleri göz önüne alındığında, Pluxee’nin sunduğu bu maliyet avantajı şirket bütçeleri için çok daha kritik bir önem taşıyor. Çalışan sayısı fark etmeksizin yemek bakiyelerini Pluxee ile yükleyen şirketler, her bir çalışanı için yılda 69.900 TL tasarruf edebilecek. Şirketler Pluxee yemek kartı ile maliyet tasarrufuna ek olarak operasyonel süreçlerini de kolaylaştırarak verimliliklerini artırabilecekler. Pluxee’nin gerçekleştirdiği son araştırmalar, çalışanların şirket tercihlerini etkileyen faktörleri de gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre; çalışanlar için bir şirketi cazip kılan en önemli etken %48 ile "iyi bir maaş" iken, bunu %36 ile "yan haklar" takip ediyor. Yan haklar içerisinde ise yemek kartları, çalışanların en çok değer verdiği faydaların başında geliyor. İşveren cephesinde ise 2025 yılında çalışanlarına maaş harici ek fayda sağlayan işletmelerin oranı %79,9 olarak kaydedilirken, bu faydaların %65,7’sini yemek oluşturuyor. 2026’da gelen vergisel avantajlarla birlikte çalışanlarına yemek yardımını Pluxee yemek kartıyla yapan şirketlerin daha da artması bekleniyor. Pluxee çalışanların bir numaralı tercihi Yemeğin yanısıra hediye, giyim, ulaşım da dahil olmak üzere zengin bir yan hak dünyası sunan Pluxee, sektördeki en geniş üye ağına sahip marka olarak; kullanıcılarına 170 bin noktada ister fiziksel ister online, diledikleri gibi harcama imkânı sunuyor. Yemek kartlarının sadece öğle yemeği ihtiyacını karşılamanın ötesine geçerek çalışan bütçesine ek katkı sağladığı da verilere yansıdı. Pluxee kullanıcılarının markalara özel kampanyalardan yararlanma oranı geçen yıla göre %51 artış gösterdi. Yan haklarını Pluxee ile alan çalışanların ek satın alma gücü kazandığını gösteren bu tablo, sunduğu fırsatlar dünyasıyla Pluxee’yi çalışanların 1 numaralı tercihi haline getiriyor.

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış Haber

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış

2026 yılı için asgari ücretin belirleneceği görüşmeler tartışmaların odağında başlıyor. İş dünyası temsilcileri artış oranının sadece büyüklüğünden değil, zamanlaması ve mali yapılar üzerindeki etkisinden de endişe ediyor. Kurumsal hizmet yönetimi sektöründe geniş bir iş gücünü yöneten Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. Kasım 2025 enflasyonu: yıllık %31,07 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Kasım 2025 TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon %31,07, aylık artış %0,87 olarak gerçekleşti. Özel hesaplama yapan bağımsız enflasyon göstergeleri TÜİK verisinin üzerinde rakamlar verirken (ENAG gibi), resmi veri enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini teyit ediyor. Bu enflasyon ortamı, hane halklarının reel gelirini baskılarken, şirketlerin ücret maliyetlerini de artırıyor; dolayısıyla asgari ücrette yapılacak düzenlemeler hem sosyal koruma hem de istihdam dinamikleri için belirleyici olacak. İŞVEREN DESTEK BEKLİYOR Hükümet ve ilgili kurumlarca açıklanan 2025 yılı için uygulanan asgari ücret tutarı brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak kayıtlarda yer alıyor. İşverene maliyet hesaplamalarında ise sektör ve prim yüklerine göre farklılıklar olmakla birlikte PwC ve ilgili kurumların hesaplarına göre işverene toplam maliyet örnekleri yıllık bazda yaklaşık 30–31 bin TL civarında hesaplanıyor. Bu rakamlar, 2026 için planlanacak artışların işverene getireceği ilave yükün büyüklüğünü göstermesi açısından önem taşıyor. “2026 İÇİN RASYONEL ARTIŞ YÜZDE 25–30 BANDI” Asgari ücret artış oranı sorulduğunda Akyüz, üç temel kriterin—enflasyon, şirket maliyetleri ve çalışan yaşam koşulları—birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “2026 için en rasyonel artış yüzde 25–30 bandı. Bu oran çalışanı kısmen korur, işverenin maliyet yapısını bir anda bozmaz. Önemli olan tüm tarafların sürdürülebilir bir zeminde buluşması.” Akyüz’e göre bu bant, hem reel ücretleri toparlamaya yönelik bir adım anlamına gelecek hem de şirketlerin ani nakit baskısı ile karşılaşmasını sınırlayacak. İŞVERENLERİN ÖNCELİĞİ: ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Akyüz, iş dünyasının sadece “yüzde” ile ilgilenmediğini; artışın önceden duyurulması, takvime bağlanması ve planlanabilir olması gerektiğini vurguladı: “Bugün işverenlerin en büyük beklentisi öngörülebilirlik. Şirketler ani ve yüksek artışlara hazırlanmakta zorlanıyor. Rakamdan çok sürecin planlanabilir olması önemli.” Geçmiş yıllarda tek seferlik büyük artışların KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı hatırlatılırken, orta yolun bulunmasının istihdamı koruyacağı belirtiliyor. YILDA İKİ ZAM TARTIŞMASI: UYGULANABİLİR AMA MEKANİZMA GEREKLİ Akyüz, enflasyonist dönemlerde yılda iki zammın çalışanları koruyabileceğini ancak bunun şeffaf, önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi: “Yıl içinde güncelleme yapılabilir; ancak bunun mutlaka öngörülebilir bir mekanizmaya bağlanması gerekir. Belirsizliği azaltan her adım hem işçiyi hem işvereni rahatlatır.” Uzmanlar, geçmiş uygulamalardan hareketle çift zammın kısa vadede alım gücünü desteklediğini, ancak işletmelerin likidite planlamasında öngörülemeyen dalgalanmalar yaratabileceğini belirtiyor. DEVLETE İŞVEREN TALEPLERİ: SGK VE VERGİ YÜKÜNDE HAFİFLEME Akyüz, işverenlerin artışla birlikte toplam işçilik maliyetinin paylaşılmasına yönelik taleplerini şu sözlerle özetledi: “İşverenler, SGK primleri ve vergi yüklerinde bir miktar hafifleme talep ediyor. Bu sadece işverenin rahatlaması için değil; istihdamın korunması, kayıt dışılığın önlenmesi ve şirketlerin büyüme kapasitesinin devamı için de önemli.” Resmi veriler ve işletme hesaplamaları, işçiden ve işverenden kaynaklanan sosyal güvenlik maliyetlerinin toplam işçilik maliyetinde belirleyici olduğunu gösteriyor; bu nedenle kamu destek mekanizmalarının kapsamı tartışmanın merkezinde olacak. Akyüz şirket politikalarını anlatırken, ücret belirlerken yalnızca yasal asgari normların değil; motivasyon, verimlilik, sektör ortalamaları ve müşteri memnuniyetinin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti: “Doğru ücret politikası, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı; işverenin de sürdürülebilir bir yapıyı koruyabildiği sistemdir. Bu denge sağlandığında hem hizmet kalitesi hem şirket performansı güçlenir.” 2026’DA BELİRLEYİCİ KRİTERLER — ENFLASYON, ÖNGÖRÜ VE KAMU DESTEĞİ Ekonomistler ve sektör temsilcileri, 2026 asgari ücret kararının enflasyonun seyri, kamu maliyesinin destek kapasitesi ve işverenlerin mali dayanıklılığı çerçevesinde alınacağını belirtiyor. Akyüz’ün vurguladığı gibi, izlenecek yol “denge” olacak: çalışan korunacak; ancak işverenlerin iflas, istihdam daralması veya kayıt dışına yönelme risklerine karşı korunması da benzer ölçüde değerlendirilecek.

Allianz Türkiye'den KOBİ'lere ve Farklı Ölçeklerdeki Kurumlara Özel Çözümler Haber

Allianz Türkiye'den KOBİ'lere ve Farklı Ölçeklerdeki Kurumlara Özel Çözümler

Türkiye'nin dört bir yanındaki KOBİ’lerden büyük ölçekli işletmelere kadar her kurumun ihtiyacına göre Grup Sağlık Sigortası çözümleri üreten Allianz Türkiye, Grup Özel Sağlık Sigortası ürünleri ile hem kapsamlı hem de esnek planlar sunuyor. 5 kişi ve üzeri gruplar için tasarlanan Bireysel Grup Sigortası çözümleri, bireysel ürün satın alır gibi farklı teminat ve planlarla sunulurken, prim ve vergi avantajı da kazandırıyor. İşverenlerin bütçelerine göre farklı prim seçenekleri sunarak çalışanlarının sağlık masraflarını güvence altına alan Allianz Grup Sağlık Sigortası ile ilgili mevzuatta öngörülen koşullar çerçevesinde kurumlar, belirli vergi avantajlarından da yararlanabiliyor. Bireysel Grup Sigortası ürünü sahibi sigortalılar da yine aynı şekilde kendi vergi matrahlarındaki limitler dahilinde vergi avantajı elde edebiliyor. İki farklı ürünle işverene ve çalışanlara alternatif çözümler; Allianz Grup Sağlık Sigortası: 10 kişi ve üzeri çalışanı bulunan kurumlara sunulan Grup Sağlık Sigortası ürünlerinde maliyet ve hizmet avantajlarını firma talepleriyle modüler hale getiren Allianz Türkiye, Tamamlayıcı Sağlık, Özel Sağlık ve her ikisini de birleştiren Karma Sağlık Sigortası ürün seçenekleriyle esnek Grup Sağlık çözümleri sunuyor. Allianz Bireysel Grup Sağlık Sigortası: 5 kişi ve üzeri çalışanı bulunan kurumlara sunulan Bireysel Grup Sağlık Sigortası; işverenleri primlerini karşılamasa bile sağlık sigortası almak isteyen çalışanlar ve topluluk üyeleri için özel olarak tasarlandı. Bu çözümle sigortalı adayları, Özel Sağlık ya da Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ürünlerinde istedikleri planı uygulayarak, Bireysel Sağlık Sigortası avantajlarına uygun fiyatlarla erişme imkânı bulabiliyor. Allianz Türkiye müşterilerine pek çok avantaj ve hizmet sunuyor Katılım Payı Olmadan Hizmet: Anlaşmalı uzman hekim muayeneleri ve laboratuvar hizmetlerinde katılım payı alınmıyor, böylece sigortalılar ek maliyet olmadan sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyor.Ömür Boyu Yenileme Garantisi: Belirli şartları sağlayan sigortalılar için ömür boyu yenileme garantisi sunuluyor.Mini Check-up Paketi: Sigortalılar, yılda bir kez akciğer grafisi, EKG, tam kan sayımı ve tam idrar testi gibi sağlık testlerinden faydalanarak sağlık durumlarını takip edebiliyor.Diş Bakım Paketi: Diş muayenesi, diş taşı temizliği ve röntgen hizmetleri sigortalıların ağız ve diş sağlığını korumalarına yardımcı oluyor.Allianz Bebeği Uygulaması: Allianz Bireysel Grup ve Grup Sağlık poliçelerinde, şartları sağlayan bebekler poliçe kapsamına dahil edilerek “Allianz Bebeği” olarak kabul ediliyor. Doğum tarihinden itibaren ilk 30 günlük süre içerisinde yapılacak başvurularda doğumsal hastalık ve rahatsızlıklar da kapsam altına alınıyor.Yenidoğan ve Anne Bakımı Hizmetleri: Yenidoğan ve anne bakımına yönelik kapsamlı hizmetler sunuluyor.Dijital Sağlık Platformu: Allianz’ım uygulaması üzerinden uzman doktor görüşmeleri, psikolojik destek, diyetisyen hizmeti ve semptom sorgulama gibi dijital sağlık hizmetleri sunuluyor.Sadakat Programı ve Sağlık Blogu: Allianz 365 sadakat programı ile Allianzlılara indirimler ve "Seninle Güzel" sağlık blogu ile güncel sağlık bilgileri sağlanıyor. Emrah Gökmen: Sağlık Sigortası kurumlar için stratejik bir yatırım Sağlık sigortasının kurumları, verimlilik, finansal yönetim ve itibar anlamında güçlendiren uzun vadeli bir yatırım olduğunu söyleyen Allianz Türkiye Sağlık Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Emrah Gökmen, “Geniş ekosistemimiz ve kapsayıcı çözümlerimizle müşterilerimizin yaşam boyu sağlık ortağı olmayı hedefliyoruz. Allianz’ı tercih eden yaklaşık 2,3 milyon sağlık müşterimizin şirketimizle geçirdiği süre ortalama 15 yıl. Bu süre, müşterilerimizin yaşam boyu bize duyduğu güveni gösteriyor. Bu güvenin yarattığı sorumluluğun bilinciyle müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik, kapsayıcı çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Grup Sağlık ve Bireysel Grup Sağlık Sigortalarımız da bu yaklaşımla kurumlara sunduğumuz ürünler. Bu sigortalar; kurumların çalışanlarıyla bağını güçlendirmek, çalışan memnuniyetini ve verimliliği artırarak işveren markası itibarını yükseltmek için yapacağı stratejik yatırımlardan biri. Kurumlar hem pek çok avantajdan yararlanabiliyor hem de çalışanlarına, global arenada Interbrand listesinde 7 yıl üst üste 'Dünyanın 1 Numaralı Global Sigorta Markası' seçilen ve Türkiye’de 6 yıl üst üste sadakat lideri olan Allianz Türkiye’nin sağlık ailesine dahil olmanın ayrıcalıklarını sunarak katma değer yaratıyor" dedi. Allianz Türkiye sağlığı misyon ediniyor Her ölçekten kurumun bütçesine ve beklentisine uygun esnek çözümler sunmayı misyon edinen Allianz Türkiye, profesyonel satış kanalı ağı ve dijital hizmet anlayışı ile Türkiye’de en iyi özel sağlık hizmetlerine en uygun maliyetlerle ulaşılmasını hedefliyor. Türkiye genelinde yaklaşık 10.000 anlaşmalı sağlık kurum ağı bulunan ve yenilikçi çözümleriyle müşterilerinin yaşam boyu sağlık ortağı olmayı amaçlayan Allianz Türkiye, Grup ve Bireysel Grup Sağlık Sigortası alanındaki yatırımları ve sürekli iyileştirme çalışmaları ile toplumun sağlıklı yaşamını desteklemeyi ve sektördeki liderliğini sürdürmeyi hedefliyor.

Horoz Lojistik, İnsan Odaklı İşe Alımda Örnek Şirket Seçildi Haber

Horoz Lojistik, İnsan Odaklı İşe Alımda Örnek Şirket Seçildi

Türkiye’nin köklü lojistik markalarından Horoz Lojistik, işe alım süreçlerinde adaylara verdiği değeri önceliklendiren yaklaşımıyla öne çıkarak Kariyer.net İnsana Saygı Ödülü’ne layık görüldü. Türkiye’nin en prestijli insan kaynakları ödüllerinden biri olan Kariyer.net İnsana Saygı Ödülü, 14-15 Ekim tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde sahiplerini buldu. 40 bini aşkın işveren arasından seçilen Horoz Lojistik, insan odaklı uygulamalarıyla sektörde örnek gösterilen şirketler arasında yer aldı. Horoz Lojistik’te Adaya Verilen Değer Önceliğimiz Horoz Lojistik, işe alım süreçlerinde adaylara verdiği değeri önceliklendiren politikalarıyla dikkat çekiyor. Her başvuruya geri dönüş sağlanması ve sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi, şirketin insan odaklı yaklaşımının temel taşları arasında bulunuyor. Horoz Lojistik Yönetim Geliştirme Grup Başkanı Aytüm Yılmaz, ödülle ilgili olarak şunları söyledi: "İşe alım süreçlerimizde adaylarımıza verdiğimiz değeri önceliklendirmek, sadece şirket kültürümüzün değil, uzun vadeli başarı stratejimizin de temelini oluşturuyor. Şeffaf iletişim, adil değerlendirme ve her başvuruya özen göstermek, Horoz Lojistik’te insan odaklı yaklaşımımızın en somut örnekleri. Bu ödül, ekip olarak gösterdiğimiz özenin ve değerlerimizin sektörde de takdir edildiğini gösteriyor. Bu başarıda emeği geçen tüm ekibimizi gönülden tebrik ediyorum." Horoz Lojistik, insan odaklı işe alım yaklaşımını sürdürerek adaylara verdiği değeri güçlendirmeye devam ediyor. Çalışanlarını ve adaylarını merkeze alan kültürüyle şirket, Türkiye lojistik sektöründe fark yaratmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Baran: İşverenler İstihdamı Yük Olarak Değil, Yatırım Olarak Görmeli Haber

Baran: İşverenler İstihdamı Yük Olarak Değil, Yatırım Olarak Görmeli

ATO Başkanı Gürsel Baran yazılı bir açıklama yaparak, geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen ve TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi beklenen "Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nde işverenler üzerindeki sosyal güvenlik yüklerini artırmaya yönelik düzenlemelerin yer aldığını belirtti. Baran, söz konusu düzenlemelerin ekonomi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğini ifade ederek, "İstihdamı zorlaştıran, üretimi ve ticareti ağırlaştıran düzenlemelerden, yüklerden kaçınmalıyız. Devletimizin güçlü olması, özel sektörümüzün güçlü olmasıyla mümkün. Devlete vergisini, primini düzenli ödeyen işletmelerin yükünün arttığı değil, teşvik edildiği bir sistem hepimizin ortak çıkarına olacaktır. Mevcut kanun teklifinde yer alan düzenlemeler Meclis aşamasında yeniden değerlendirilmeli" dedi. Baran, kanun teklifinde yer alan düzenlemeyle, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranının işveren hissesinin yüzde 11'den yüzde 12'ye yükseltilmesinin öngörüldüğünü belirterek, "Ayrıca kanun teklifiyle, genç girişimcilere sağlanan Bağ-Kur prim desteğinin kaldırılması, uzun vadeli sigorta kolları prim oranının artırılması söz konusu. Diğer yandan Bağ-Kur sigortalılık süreleri durdurulanların ihya prim oranının yüzde 45'e yükseltilmesi öngörülüyor. En küçüğünden en büyüğüne hemen her işletmenin finansmana erişiminin zorlaştığı, dezenflasyon sürecinin devam ettiği bir ekonomik konjonktürde istihdam üzerine ek yük getiren bu düzenlemenin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. İşverenlerin istihdamı, yük olarak değil, yatırım olarak gördüğü bir sistem kurmalıyız" dedi. -HİZMET SEKTÖRÜ GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ- Baran, kanun teklifinde imalat dışı sektörlerde işverenlere Hazine tarafından sağlanan 4 puanlık işveren prim teşvikinin 2 puana düşürülmesine de yer verildiğini belirterek, istihdam deposu durumundaki ticaret dünyasının, hizmet sektörünün bu düzenlemeden olumsuz etkileneceğini kaydetti. Baran, "Bir süre önce, istihdamı artırmak üzere 5 puan olarak uygulanan işveren prim desteği, ihtiyacı olan sektörlere aktarılmak üzere 4 puana düşürülmüştü. Mevcut kanun teklifinde yer alan düzenlemede ise imalat sektöründe bu oranın korunması, diğer sektörlerde 2 puana düşürülmesi öngörülüyor. Burada her ne kadar üretimin olumsuz etkilenmemesi yönünde bir hassasiyet gösterilse de, ülkemizde gayrisafi yurtiçi hasılaya en fazla katkı ve istihdam sağlayan sektörlerin başında gelen ticaret ve hizmet sektörünün bu düzenlemeden olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz. Bu düzenlemenin ticaret ve hizmet sektöründeki işletmelerin yükünü artıracağı, istihdamı azaltacağı, kayıt dışı çalışmaya yol açacağı kanaatindeyiz. Dolayısıyla da kanun teklifinde yer alan bu düzenlemelerin ekonominin ve iş dünyasının gerçekleriyle tam örtüşmediğini düşünüyoruz." dedi. -200 MİLYAR LİRALIK EK İSTİHDAM YÜKÜ - Baran, imalat sektörü dışındaki sektörlerde işveren prim teşvikinin yüzde 2 olarak uygulanması ve işveren prim oranlarının artırılması durumunda, iş dünyasına getireceği maliyete de değinerek, "İmalat sektörü dışındaki sektörlerde bu desteğin 2 puana düşürülmesinin işverenlere 97,6 milyar liralık, yine işveren sigorta primlerindeki artışların da 111 milyar liraya yakın ek yük yaratacağı belirtiliyor. Kanun teklifinin yasalaşması durumunda iş dünyasına yaklaşık 200 milyar liralık ek istihdam yükü söz konusu olacak." dedi.

DHL Express, Üst Üste Beşinci Kez “Avrupa’nın En İyi İş Yeri” Seçildi Haber

DHL Express, Üst Üste Beşinci Kez “Avrupa’nın En İyi İş Yeri” Seçildi

DHL Express, Great Place to Work® ve Fortune tarafından üst üste beşinci kez Avrupa’nın En İyi İşvereni olarak seçildi. Mevcut çalışanlarla yapılan ve gizli anketler sonucunda verilen bu ödül, DHL’in Avrupa genelinde çalışan bağlılığına, takdire ve gelişime öncelik veren kurum kültürünü yansıtıyor. Avrupa’da yaklaşık 45 bin çalışanıyla DHL Express, kapsayıcı, güçlendirici ve motive edici bir çalışma ortamı oluşturmak için yatırımlarına devam ediyor. Şirket; Certified International Specialist (CIS) - Sertifikalı Uluslararası Uzman olarak tanımlanan öğrenme ve gelişim platformunun yanı sıra, esenlik (wellbeing) programları ve çeşitlilik, eşitlik, kapsayıcılık ve aidiyet yaklaşımlarıyla, 60’tan fazla ülkede ortak bir değer kültürü inşa ettiği programlar yürütüyor. DHL Express Avrupa CEO’su Mike Parra konuyla ilgili şunları söyledi: “Great Place to Work tarafından üst üste beşinci kez Avrupa’nın en iyi iş yeri olarak seçilmek büyük bir gurur ve Avrupa genelindeki harika çalışanlarımızın tutkusunun, adanmışlığının ve ekip birlikteliğinin bir göstergesi. DHL Express’te güven, kapsayıcılık ve sürekli gelişim kültürünün yalnızca çalışanlarımız için değil; müşterilerimize mükemmel hizmet sunmak ve sektörümüzde en yüksek performans standartlarını yakalamak açısından vazgeçilmez olduğuna inanıyoruz. Bu ödül, insan odaklı yaklaşımımızın ve herkesin değerli ve yetkin hissettiği çalışma ortamı inşa etme çabamızın güçlü bir yansıması. Bu başarıya katkı sağlayan 45 bin çalışma arkadaşımıza teşekkür ediyorum.” DHL Express Avrupa İK Kıdemli Başkan Yardımcısı Eva Leitner ise: “İş stratejimizin en önemli unsurunu ve başarımızın temelini insanlar oluşturuyor. Avrupa’daki iş gücümüz son derece çeşitli bir yapıya sahip ve bunun bize kattığı gücü kutlamak için sürekli çalışıyoruz. Great Place to Work sıralamalarında bir kez daha zirvede yer almamız, gerçekten harika bir işveren olma yolunda doğru adımları attığımızı gösteriyor” dedi. Great Place to Work® Avrupa’nın Çalışmak İçin En İyi 100 Şirketi listesi, çalışanların anonim geri bildirimlerine ve kurum kültürü, güven ve liderlik unsurlarının titiz analizine dayanıyor. Bu ödül, çalışanların iş yerleri hakkında ne hissettiklerine odaklanan tek değerlendirme olarak öne çıkıyor. Great Place to Work, çalışanlardan aldığı anonim geri bildirimleri, katılımcı şirketlerin İK verileriyle eşleştirerek değerlendiriyor. Trust Index™ Anketi’ni oluşturan 60 soruda tutarlı şekilde yüksek skorlar elde eden şirketler listeye girmeye hak kazanıyor. DHL Hakkında 1969 yılında kurulan DHL, lojistik sektöründe lider küresel markadır. İş birimleri, yurtiçi ve uluslararası paket teslimatından e‑ticaret lojistiği ve fulfillment çözümlerine, uluslararası ekspres, kara, hava ve deniz taşımacılığından endüstriyel tedarik zinciri yönetimine kadar geniş bir lojistik portföyü sunmaktadır. Dünya genelinde 220’den fazla ülke ve bölgede yaklaşık 602.000 çalışanıyla DHL, müşterilerinin sınırları aşmasına, yeni pazarlara ulaşmasına ve işlerini büyütmesine yardımcı olur. “Dünya için lojistik şirketi” konumuyla, DHL teknoloji, yaşam bilimleri, sağlık, mühendislik, üretim ve enerji, perakende ve otomotiv dahil birçok büyüyen pazar ve sektöre özel çözümler sunmaktadır. DHL, sürdürülebilir ticaret uygulamaları ve topluma ve çevreye karşı sorumluluk anlayışıyla dünyaya olumlu katkı sağlayan DHL Grubu’nun bir parçasıdır ve 2050 yılına kadar sıfır emisyon hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Z Kuşağı İçin İşverenlerin Akıl Sağlığına Bağlılığı En Önemli Kriter Haber

Z Kuşağı İçin İşverenlerin Akıl Sağlığına Bağlılığı En Önemli Kriter

Z kuşağı için işveren seçimi kriterleri değişiyor. CERIPH Limited'in kreatif kariyer uygulaması ERIC ile ortaklaşa yürüttüğü yeni bir araştırma, genç yeteneklerin bir işverende en çok ne aradığını ortaya koydu. Buna göre, Z kuşağının %78'i akıl sağlığına öncelik veren bir şirkette çalışmayı tercih ediyor. 'Z KUŞAĞI AVANTAJI – GENÇ YETENEKLERİ ÇEKMEK VE ELDE TUTMAK İÇİN İŞVEREN İTİBARI NASIL ŞEKİLLENDİRİLİR' başlıklı bu kapsamlı rapor, işverenlerin genç yetenek rekabetinde öne çıkması için kritik ipuçları veriyor. Araştırmanın Öne Çıkan Bulguları: Akıl sağlığı desteği, işveren seçiminde ilk sırada yer alıyor. Adayların yüzde 80'i, başvuru yapmadan önce şirketle ilgili çevrimiçi yorumları inceliyor. Hibrit çalışma modeli, Z kuşağının %49'u tarafından tercih ediliyor. Gençlerin %61'i, kısa vadeli kazanç yerine uzun vadeli büyüme fırsatlarını seçiyor. Ofis içi spor salonu ve restoran gibi sosyal imkanlar, önem sıralamasında en alt sıralarda bulunuyor. CERIPH Direktörü Simon Thomas, Z kuşağının yeni bir yaklaşım arayışında olduğunu belirtiyor. "Onlar saygı, esneklik ve akıl sağlığına yönelik gerçek bir destek istiyor. Karşılığında ise enerjilerini, taze bakış açılarını ve işverenleriyle birlikte öğrenme ve büyüme kararlılıklarını getiriyorlar" diyor. İşverenler İçin Yol Haritası Rapor, beklentileri karşılayamayan şirketlerin geleceğin yeteneklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıyor. Aynı zamanda, işveren itibarını güçlendirmek için pratik adımlar sunuyor: Kapsayıcı iş ortamları oluşturmak. Adaylarla otantik bir şekilde iletişim kurmak. İşe alım süreçlerini Z kuşağının önceliklerine göre kişiselleştirmek. Mart 2025'te ERIC'in 150.000 abonesi arasında gerçekleştirilen anket, CERIPH İşveren İtibarı Modeli'ne uygun olarak hazırlandı. Araştırmaya katılan 375 genç yeteneğin çoğunluğu, daha önce iş deneyimine sahipti. Katılımcıların %79'u kadın, %16'sı erkek ve %5'i non-binary olarak tanımlandı. Ayrıca, katılımcıların %41'i engelli, %28'i nöroçeşitli ve %51'i düşük sosyoekonomik geçmişe sahipti. Bu araştırma, Z kuşağını hedefleyen markalar ve işverenler için yol gösterici nitelikte. İşletmelerin genç yetenekleri çekebilmesi ve elde tutabilmesi için kurumsal kültürlerini ve çalışan deneyimlerini yeniden gözden geçirmeleri gerektiği açıkça görülüyor.

En İyi İşverenler™ Listelerinde Bu Yıl Öne Çıkan Şirketler Hangileri? Haber

En İyi İşverenler™ Listelerinde Bu Yıl Öne Çıkan Şirketler Hangileri?

Araştırma sonuçlarına göre; teknoloji, sağlık hizmetleri ve farma, finansal hizmetler ve sigortacılık, üretim ve imalat sektörlerinde öne çıkan şirketler listede yer almaya hak kazandı. Great Place To Work® Sertifikası™sahibi organizasyonların dahil olduğu araştırmada, çalışanların iş yerlerindeki güven düzeyi, liderlik algısı, iş-özel hayat dengesi ve iş birliği deneyimleri ölçümlendi. Yapılan analizler sonucunda öne çıkan şirketler, sektörlerine örnek teşkil eden harika iş yerleri olarak belirlendi. Bu yıl Best Workplaces in Technology™ 2025 listesinde 28 şirket yer almaya hak kazandı. Bilişim ve teknoloji sektöründe faaliyet gösteren şirketlere odaklanan “Teknoloji’nin En İyi İşverenleri” listesine girmek için, teknoloji çalışanlarının deneyim algısının genel çalışan deneyimine yakın, eşit ya da daha yüksek olması kriteri esas alındı. Finans sektöründe geçen yıl 13 şirket listeye girmeye hak kazanırken bu yıl 17 şirket listeye girmeye hak kazandı. İş yerinde çalışanların yaptığı işe uygun ücret ödendiğine dair görüşleri 2024 yılında %34 iken bu yıl ise %55. Trust Index™ skorunda ise Millennials kuşağında yer alan çalışanlar diğer kuşaklarda yer alan çalışanlara göre en düşük seviyede görüldü. Verimliliğin anahtarı: güven Araştırmaya göre, liste şirketlerindeki çalışanların yüzde 90’ı, yöneticilerinin iş ile ilgili uygulamalarının dürüst ve etik değerlere uygun olduğunu belirtiyor. Bu güven, ekiplerin iş birliği içinde çalışmasını kolaylaştırıyor, karar alma süreçlerini hızlandırıyor ve organizasyon genelinde veri mliliği artırıyor. Standart şirketlerde ise bu oran yüzde 63’te kalıyor. Yani teknoloji sektöründe güven, en önemli ayırt edici faktörlerden biri haline geliyor. Sağlık Hizmetleri ve Farma sektöründe 13 organizasyon listeye dahil oldu. Geçen yıl ise bu sayı 14’tü. Trust Index™ skorları değerlendirildiğinde, 2024 yılında 86 olan skorun 2025’te de aynı seviyede kalarak istikrarını koruduğu görülüyor. Bu sonuçlarla birlikte, Best Workplaces in Healthcare & Pharma listesi tüm sektörler arasında en yüksek Trust Index™ skoruna sahip liste olarak öne çıktı. Çalışanların %86’sı iş yerlerinde pozitif bir deneyim yaşadığını bildirirken, bu oran standart şirketlerde %56’da kaldı. Liste şirketlerinde çalışanların %96’sı iş yerlerini fiziksel olarak güvenli buluyor. Ayrıca %95’i kurumlarının topluma değer kattığını düşünüyor. Bu bulgular, sektörün yalnızca güvenli çalışma koşulları değ il, aynı zamanda güçlü bir sosyal sorumluluk anlayışı da sunduğunu ortaya koyuyor. Topluma Katkı Gururu Araştırmaya göre, liste şirketlerindeki çalışanların %95’i kurumlarının topluma değer katma biçiminden memnun. Bu oran standart şirketlerde %67. Sosyal sorumluluk projeleri ve sürdürülebilirlik çalışmaları, çalışanların kurumlarına duyduğu gururu ve aidiyet duygusunu pekiştiriyor. Güvenilir Liderlik. Best Workplaces in Financial Services & Insurance™ 2025 listesinde bu yıl 17 şirket yer aldı. Finans ve sigortacılık sektöründe liderlere duyulan güven, çalışan deneyiminin belirleyici unsurlarından biri. Liste şirketlerinde çalışanların %88’i, üst düzey yöneticilerinin şirketin en iyi özelliklerini en iyi şekilde temsil ettiğini ifade ediyor. Standart şirketlerde ise bu oran %60’ta kalıyor. Araştırma, güvenilir liderlerin çalışanların stratejik hedeflere daha hızlı ulaşmasını, değişim dönemlerinde ise yüksek adaptasyon göstermesini sağladığını ortaya koyuyor. Güvenli Çalışma Ortamı Öncelik Üretim ve imalat sektöründe 17 organizasyon listeye dahil oldu. Geçen yıl da aynı sayıda şirket listede yer almıştı. Çalışanların güven seviyelerini ölçen Trust Index™ ortalamasına göre, çalışanların %75’i iş yerlerinde pozitif bir deneyime sahip olduklarını ifade ederken, standart şirketlerde bu oran %56’da kaldı. Cinsiyet bazında incelendiğinde, kadın çalışanlar 79 puan ile 74 puanlık skora sahip erkek çalışanların önünde yer alarak pozitif çalışan deneyiminde öne çıkıyor. Sektörün doğası gereği yüksek öneme sahip iş güvenliği uygulamaları, kazaların önlenmesine katkı sağlıyor ve çalışanların işlerine motivasyonla devam etmelerine imkân veriyor. Liste şirketlerinde çalışanların %85’i iş yerlerinin fiziksel olarak güvenli old uğunu belirtiyor, standart şirketlerde ise bu oran %74. Eyüp Toprak: “Çalışanlarını önceliklendiren işverenler geleceği kazanıyor.” Great Place To Work® Türkiye CEO’su Eyüp Toprak sonuçları şöyle değerlendirdi: “Araştırmalarımız, çalışanlarını merkeze alan şirketlerin her zaman sürdürülebilir başarı elde ettiğini gösteriyor. Bu yıl sektörlerinde En İyi İşverenler™ listesine giren organizasyonlar, yalnızca finansal başarılarıyla değil, aynı zamanda çalışan bağlılığı, güven, eşitlik ve kapsayıcılıkta da fark yaratıyor. Bu sonuçlar iş dünyasına net bir mesaj veriyor: Çalışan odaklı şirketler, geleceğe yön veriyor.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.