Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Işveren

Kapsül Haber Ajansı - Işveren haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Işveren haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Metal İşkolunda Müzakerelerin 140. Gününde Anlaşmaya Varıldı   Haber

 Metal İşkolunda Müzakerelerin 140. Gününde Anlaşmaya Varıldı  

1 Eylül 2025 – 31 Ağustos 2027 dönemini kapsayan MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi ile 150 binden fazla metal işçisinin saat ücretlerine sözleşmenin ilk 6 ayı için, ücret iyileştirmesi, nispi ve seyyanen artış olmak üzere, toplamda ortalama %28 oranında zam yapıldı. MESS, muhatabı üç işçi sendikası ile son iki dönemde olduğu gibi, bu dönemde de üçlü mutabakatla eş zamanlı olarak Grup Toplu İş Sözleşmelerini imzaladı. İmzalanan sözleşmeler kapsamında, ilk 6 ay için ücret iyileştirmesi, nispi ve seyyanen artış olmak üzere, toplamda ortalama %28 oranında zam yapıldı. Varılan anlaşmayla metal işçileri, mevcut sosyal yardımlar için ise yıllık %50 oranında artış aldı. MESS tarafından yapılan açıklamada; toplu iş sözleşmesi sürecinde üretimin ve çalışma barışının korunması yönünde tüm taraflarla birlikte büyük çaba sarfedildiği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: “MESS olarak üyelerimizin ve çalışma arkadaşlarımızın kalıcı refahını, üretim ve istihdamın korunmasını, çalışma barışını, sanayinin sürdürülebilirliğini ve ülkemizin rekabetçiliğini önceliklendirerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her dönem olduğu gibi bu dönem de Grup Toplu İş Sözleşmesi sürecini büyük bir hassasiyet ve özveri içerisinde yürüttük. Sanayicimizin global krizler, korumacılık yaklaşımları ve maliyet baskıları ile rekabette zorlandığı bu dönemde, sözleşme sürecine çok erken başladık. Yaklaşık bir yıla yayılan bir süreçte tüm paydaşlarımızla birçok kez bir araya geldik. Sanayinin içinde bulunduğu durumu ve bu süreçte tüm tarafların adım atması gerektiğini tekrarlı şekilde ifade ettik. Hem üyelerimize hem de muhatabımız işçi sendikalarına kulak verdik. Süreci masa başında sona erdirmeye yönelik yoğun çabalarımız sonuç verdi. Geçtiğimiz iki dönemde olduğu gibi, üyelerimizin görüşleri doğrultusunda bu dönem de Grup Toplu İş Sözleşmelerini muhatabımız olan üç işçi sendikası ile 140 gün süren zorlu müzakerelerin sonunda eş zamanlı imzaladık.” Daima “İşçi olmadan işveren olmaz, işveren olmadan işçi olmaz” ilkesiyle hareket eden MESS; açıklamasının devamında “Her zaman metal sektöründe çarkların dönmesini, üretimi, istihdamı ve çalışma barışını önceliklendiriyoruz. İmzalanan Grup Toplu Sözleşmeleri ile sanayimizi ve ülkemizi daha ileriye taşıyacak çalışmalarımızı sürdüreceğiz. 2025-2027 dönemi MESS Grup Toplu İş Sözleşmesinin, üyelerimiz, çalışma arkadaşlarımız, tüm metal sektörü ve ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

MESS’ten Çağrı:  “Metal Sektöründe Çarklar Durmasın” Haber

MESS’ten Çağrı: “Metal Sektöründe Çarklar Durmasın”

Metal sektöründe 150 binden fazla çalışanı ilgilendiren MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri 13 Ekim 2025 tarihinde başlamıştı. Altmış günlük yasal müzakere sürecinde anlaşma sağlanamayınca, uyuşmazlık tutanağı tutularak süreç arabulucuya taşınmıştı. Arabuluculuk süreci de anlaşma sağlanamadan sona erdi. MESS tarafından yapılan basın açıklamasında, “Türkiye’nin en köklü işveren sendikası olarak, üyelerimizin ve çalışma arkadaşlarımızın kalıcı refahı için, üretimin ve istihdamın korunması için, çalışma barışı için, sanayimiz ve ülkemiz için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu doğrultuda, hatırlanacağı üzere daha evvel MESS olarak zor zamanlarda her daim işçilerimizin yanlarında olduk. Ara dönemde yapılan ücret düzeltmeleri ve kıdem zamları, sözleşme imzası öncesi yapılan avans ödemesi, özel sağlık sigortası, çalışma arkadaşlarımızın çocuklarına burs gibi birçoğu halen ülkemizde ilk ve yeni birtakım uygulamalarla, ihtiyaç duyulduğu her zaman taşın altına elimizi koyduk” ifadelerine yer verildi. Açıklamada, MESS üyelerinin sektörde örnek gösterilen yan hak ve sosyal yardımlara sahip, işçisine en değer veren kurumlar arasında yer aldığı belirtilerek; “MESS olarak bugüne kadar daima işçilerimizi ön planda tuttuk. İkramiye, sağlık sigortası, çocukları için karşılıksız burs, ailelerle birlikte ücretsiz tatil, kanuni sürelerin üzerindeki fazla mesai ücretleri, yakacak yardımı, yıllık izin yardımı, Kurban Bayramı yardımı, Ramazan Bayramı yardımı, öğrenim ve çocuk yardımı, mevzuatın üzerinde yıllık izin hakları, askerlik, evlenme ve doğum yardımı gibi sektörde örnek gösterilen birçok sosyal yardımı uygulamaya aldık” denildi. “Tamam mı, Devam mı” Senesi Açıklamada imalat sanayi ve bunun en önemli parçası olan üyelerinin son dönemde mevcut maliyetleri yönetmekte zorlanır hale geldiği vurgulanarak; “İmalat sanayinde işgücü maliyetleri döviz bazında tarihi zirvelere ulaşmıştır. İşçilik giderlerinin toplam işletme giderleri içindeki payı son yıllarda kademeli olarak artış göstermiş ve bu işgücü maliyeti seviyesi ile sanayimiz, üretim ve ihracat bakımından rekabette zorlanmaktadır. İlave olarak, kayıt dışı çalışan işletmeler ve sendikal örgütlü olmayan işyerleri ile maliyet farkları sebebiyle, koşullar zorlu hale gelmiştir. Global gelişmelerin de etkisiyle, ana sanayi ve yan sanayi, beyaz eşya ve demir-çelik gibi imalat sanayinin lokomotifi sektörlerde çarklar yavaşlamıştır. Çalışma arkadaşlarımızın da durumunun farkındayız. Ancak, içinde bulunulan koşullarda sanayicimiz üretime ve ihracata devam etmekte zorluklar yaşamaktadır.” saptaması yapıldı. Açıklama şöyle devam etti: “Önceki yıllardan çok daha zor bir müzakere süreci yürütülürken, sosyal diyaloğu ve istişare kültürünü artırmak, çalışma barışını bozmadan yapıcı yaklaşımlar sergilemek ve bu dönemi en az hasarla kapatmaya çalışmak; hepimizin önceliğidir. Bu çerçevede, müzakerelere başlamadan çok önce, yıl boyunca muhatabımız üç işçi sendikasına, işverenlerin içinde bulunduğu zorlu koşulları ayrıntılarıyla anlattık. Müzakereler sırasında da bu hususları ve sanayicinin bir can suyuna ihtiyaç duyduğunu tekrar tekrar vurguladık. Her fırsatta, muhatap işçi sendikalarına sanayimizin durumunu göz önünde bulundurmaları amacıyla samimi çağrıda bulunarak, sanayinin “Tamam mı, Devam mı” senesi olan bu dönemde, sağduyulu bir yaklaşıma davet ettik. Bu doğrultuda, işlerin ve istihdamın devamlılığı, ülkemizin rekabetçiliğinin korunması ve fabrikaların ayakta kalabilmesi için birinci 6 aya ilişkin %10 olarak önerdiğimiz ücret zammı teklifimizi, tüm imkanlarımızı zorlamak suretiyle, iki kez revize ederek %18’e kadar artırdık. Bu zam oranı sadece 6 aylık olup, üzerine ikinci 6 aylık zam oranı ilave gelecektir. Ayrıca yıllık %25 olarak önerdiğimiz sosyal yardımlara ilişkin artış teklifimizi de %33 seviyesine çıkardık. Yaptığımız nihai tekliften sonra çalışma arkadaşlarımızın ortalama gelirinin brüt 87.000 TL seviyelerine ulaşacağını belirtmek isteriz. Yaklaşık enflasyon öngörüleri doğrultusunda, üzerine ikinci 6 aylık zam geldiğinde, bu tutar brüt 97.000 TL seviyelerine ulaşacaktır. İşçi olmadan işveren olmaz, işveren olmadan işçi olmaz. Ülkemizde ve çalışma yaşamında köklü bir geçmişe sahip olan muhatap işçi sendikalarımızın da ellerini taşın altına koymadığı takdirde, bu sürecin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi mümkün olmayacaktır. MESS olarak her zaman ‘İşçi olmadan işveren olmaz, işveren olmadan işçi olmaz’ düsturuyla hareket ediyoruz. Yıl boyunca ve müzakereler süresince sanayimizin içinde bulunduğu zor koşulları tekrar tekrar anlattığımız muhatap işçi sendikalarının da tekliflerimizi değerlendirirken sağduyulu hareket edeceğine dair inancımızı koruyoruz. İmzalanacak Toplu Sözleşme ile sanayimizin, işçilerimizin refahını sürdürebilecek ve ülkemizi daha ileriye taşıyabilecek günlerine tekrar kavuşması için var gücümüzle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çerçevede, sürecin masa başında sonuçlanması amacıyla her türlü çabayı sarf etmeye devam edeceğiz.”

İnşaat Sektörüne Sigorta Kalkanı Haber

İnşaat Sektörüne Sigorta Kalkanı

İMSİAD Başkanı Şeref Demir, TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Üyesi Ayhan Gencal, Avukat Yusuf Barkoğlu ve Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurettin Yamankaradeniz'in konuşmacı olarak katıldıkları etkinliğe İMSİAD üyeleri yoğun ilgi gösterdi. İnşaat projelerinde riskler İnşaat projelerinde karşılaşılan risklerin sigorta olgusunu zorunlu kıldığını belirten İMSİAD Başkanı Şeref Demir, inşaat sektörü temsilcilerinin risk yönetimini profesyonel anlayış doğrultusunda hayata geçirmeleri gerektiğini ifade etti. Müteahhitlerin inşaat sürecinde pek çok belirsizlikle karşı karşıya kaldığını belirten Demir, "Üretim sürecindeki belirsizlikler, risk yönetimini de beraberinde getiriyor. Malzeme sevkiyatında yaşanan olası kazalar ve çevre koşullarının getirdiği zorluklar, risk faktörlerini oluşturan başlıca faktörler. Bu faktörler ile diğer unsurların varlığı, sigorta kalkanı ile bertaraf edilebilir. Meslektaşlarımız risk faktörlerinden kaynaklanabilecek maddi manevi kayıplarını, sigorta güvencesiyle telâfi edebilirler. Diğer yandan yaşanan üzücü iş kazaları da sektörün risk barındıran bir başka gerçeği. 2024 yılında yaşanan ölümlü iş kazalarının yüzde 30'u maalesef sektörümüzde gerçekleşti. Bu hazin tablo, sigortacılıkla beraber iş sağlığı ve güvenliği olgusunu da gündeme getiriyor. Gerçekleştirdiğimiz etkinliklerde sürekli risk faktörünün varlığına dikkat çekerek, meslektaşlarımızı riskin yol açabileceği kayıplar karşısında uyarıyoruz. İş kaybı, can kaybı, yaralanma gibi risklerin minimize edilmesi adına iş sağlığı ve güvenliği ile sigorta gerçeğine dikkat çekiyoruz." diye konuştu. Poliçelerin kapsamı Konuşmasında karşılaşılan risk faktörlerine karşı söz konusu olabilecek maddi kaybın değerinin, sektör temsilcileri tarafından sigorta poliçelerinde belirtilmesi gerektiğini ifade eden TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Üyesi Ayhan Gencal ise, aksi durumda doğabilecek olumsuzluklardan sigorta acentelerinin sorumlu tutulamayacağını vurguladı. Riske konu olan kaybın maddi tutarının ne olacağını, ancak ve ancak üretim süreçlerine hakim olan işletme ya da firma temsilcilerinin bilebileceğini vurgulayan Gencal, "Sigorta poliçenizde hiçbir detayı atlamayın. 'Bu da olmaz' diyebileceğiniz ayrıntılara dahi dikkat edin. Sigorta poliçesi ile güvence altına alınmayan üretim ve hizmet süreçlerinde yaşanması muhtemel maddi manevi kayıplar, inşaatınızın durmasına neden olabilir. Böylesi bir durum hiç istenilmeyen olumsuz sonuçları da beraberinde getirir" diye konuştu. İş kazalarındaki maddi-manevi kayıplar Avukat Yusuf Barkoğlu da konuşmasında, iş kazalarında söz konusu olabilecek maddi-manevi tazminat hususlarına ilişkin bilgilendirmede bulundu. Kişinin yaşı, geliri, kusur durumu ve mağduriyetinin maddi – manevi tazminata konu olabilecek kriterleri belirlediğine değinen Barkoğlu, kişinin iş kazası sonucunda vefatı durumunda tazminattan vefat eden kişinin mirasçıları ile bakmakla yükümlü olduğu birinci derece yakınlarının da hak sahibi olacaklarına işaret etti. İş sağlığı ve güvenliğinin önemi Etkinliğin son konuşmacısı Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurettin Yamankaradeniz ise iş sağlığı ve güvenliğinin önemine dikkat çekti. İnşaat sektöründe 2024'de meydana gelen 86 bin 736 iş kazasında 552 ölümlü vaka yaşandığına işaret eden Yamankaradeniz, "Yüksekten düşmeye bağlı olarak meydana gelen iş kazaları, sektördeki kazaların büyük bölümünü oluşturmaktadır. Bu da iş sağlığı ve güvenliğini gerektiren kurallara uyulmadığını gösteriyor. İşverenlerimiz bu durumu göz önünde bulundurarak gerekli tedbirleri almalıdır. Son yıllarda iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili bilinçlendirici faaliyetler dikkat çekiyor. İşveren her ne kadar kazaları minimize edici önlemler almış olsa da alınan önlemlere çalışanların ne denli uyup uymadıklarını sürekli denetlemelidir. Çalışanlar da kendi can emniyetleri için iş sağlığı ve güvenliğinin gereklerini yerine getirmelidir" dedi. Sunumların ardından konuşmacılar ile etkinliğin sponsoru olan HDI Sigorta adına, Marmara Bölge Müdürü Zekeriya Kahraman'a, İMSİAD Başkanı Şeref Demir tarafından teşekkür plaketi takdim edildi. Programın sonunda katılımcılar toplu fotoğraf verdi.

2026 Yılı Yemek Bedeli İstisnası 330 TL’ye Yükseldi Haber

2026 Yılı Yemek Bedeli İstisnası 330 TL’ye Yükseldi

Milyonlarca çalışanı ve işvereni yakından ilgilendiren 2026 yılı günlük yemek bedeli istisnası netleşti. 1 Ocak 2026 itibarıyla geçerli olacak günlük yemek bedeli, bir önceki yıla göre %25 artışla KDV dahil 330 TL’ye yükseldi. Bu güncelleme ile şirketler yemek yardımı yüklemelerinde 330 TL’nin tamamını vergiden muaf tutarak maliyet avantajı sağlayabiliyorlar. Paylaşılan bilgiye göre, yemek bedeli ödemelerinin nakit veya maaşa ek ödenmesi yerine Pluxee yemek kartı ile yapılması, 2026 yılında işverenler için çok daha stratejik hale geldi. Çalışanlarına yemek yardımını Pluxee yemek kartı ile yapan şirketler 330 TL gelir vergisi istisnasına ek olarak SGK prim istisnasından sınırsız bir şekilde faydalanabilecek. Artan işletme giderleri göz önüne alındığında, Pluxee’nin sunduğu bu maliyet avantajı şirket bütçeleri için çok daha kritik bir önem taşıyor. Çalışan sayısı fark etmeksizin yemek bakiyelerini Pluxee ile yükleyen şirketler, her bir çalışanı için yılda 69.900 TL tasarruf edebilecek. Şirketler Pluxee yemek kartı ile maliyet tasarrufuna ek olarak operasyonel süreçlerini de kolaylaştırarak verimliliklerini artırabilecekler. Pluxee’nin gerçekleştirdiği son araştırmalar, çalışanların şirket tercihlerini etkileyen faktörleri de gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre; çalışanlar için bir şirketi cazip kılan en önemli etken %48 ile "iyi bir maaş" iken, bunu %36 ile "yan haklar" takip ediyor. Yan haklar içerisinde ise yemek kartları, çalışanların en çok değer verdiği faydaların başında geliyor. İşveren cephesinde ise 2025 yılında çalışanlarına maaş harici ek fayda sağlayan işletmelerin oranı %79,9 olarak kaydedilirken, bu faydaların %65,7’sini yemek oluşturuyor. 2026’da gelen vergisel avantajlarla birlikte çalışanlarına yemek yardımını Pluxee yemek kartıyla yapan şirketlerin daha da artması bekleniyor. Pluxee çalışanların bir numaralı tercihi Yemeğin yanısıra hediye, giyim, ulaşım da dahil olmak üzere zengin bir yan hak dünyası sunan Pluxee, sektördeki en geniş üye ağına sahip marka olarak; kullanıcılarına 170 bin noktada ister fiziksel ister online, diledikleri gibi harcama imkânı sunuyor. Yemek kartlarının sadece öğle yemeği ihtiyacını karşılamanın ötesine geçerek çalışan bütçesine ek katkı sağladığı da verilere yansıdı. Pluxee kullanıcılarının markalara özel kampanyalardan yararlanma oranı geçen yıla göre %51 artış gösterdi. Yan haklarını Pluxee ile alan çalışanların ek satın alma gücü kazandığını gösteren bu tablo, sunduğu fırsatlar dünyasıyla Pluxee’yi çalışanların 1 numaralı tercihi haline getiriyor.

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış Haber

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış

2026 yılı için asgari ücretin belirleneceği görüşmeler tartışmaların odağında başlıyor. İş dünyası temsilcileri artış oranının sadece büyüklüğünden değil, zamanlaması ve mali yapılar üzerindeki etkisinden de endişe ediyor. Kurumsal hizmet yönetimi sektöründe geniş bir iş gücünü yöneten Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. Kasım 2025 enflasyonu: yıllık %31,07 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Kasım 2025 TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon %31,07, aylık artış %0,87 olarak gerçekleşti. Özel hesaplama yapan bağımsız enflasyon göstergeleri TÜİK verisinin üzerinde rakamlar verirken (ENAG gibi), resmi veri enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini teyit ediyor. Bu enflasyon ortamı, hane halklarının reel gelirini baskılarken, şirketlerin ücret maliyetlerini de artırıyor; dolayısıyla asgari ücrette yapılacak düzenlemeler hem sosyal koruma hem de istihdam dinamikleri için belirleyici olacak. İŞVEREN DESTEK BEKLİYOR Hükümet ve ilgili kurumlarca açıklanan 2025 yılı için uygulanan asgari ücret tutarı brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak kayıtlarda yer alıyor. İşverene maliyet hesaplamalarında ise sektör ve prim yüklerine göre farklılıklar olmakla birlikte PwC ve ilgili kurumların hesaplarına göre işverene toplam maliyet örnekleri yıllık bazda yaklaşık 30–31 bin TL civarında hesaplanıyor. Bu rakamlar, 2026 için planlanacak artışların işverene getireceği ilave yükün büyüklüğünü göstermesi açısından önem taşıyor. “2026 İÇİN RASYONEL ARTIŞ YÜZDE 25–30 BANDI” Asgari ücret artış oranı sorulduğunda Akyüz, üç temel kriterin—enflasyon, şirket maliyetleri ve çalışan yaşam koşulları—birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “2026 için en rasyonel artış yüzde 25–30 bandı. Bu oran çalışanı kısmen korur, işverenin maliyet yapısını bir anda bozmaz. Önemli olan tüm tarafların sürdürülebilir bir zeminde buluşması.” Akyüz’e göre bu bant, hem reel ücretleri toparlamaya yönelik bir adım anlamına gelecek hem de şirketlerin ani nakit baskısı ile karşılaşmasını sınırlayacak. İŞVERENLERİN ÖNCELİĞİ: ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Akyüz, iş dünyasının sadece “yüzde” ile ilgilenmediğini; artışın önceden duyurulması, takvime bağlanması ve planlanabilir olması gerektiğini vurguladı: “Bugün işverenlerin en büyük beklentisi öngörülebilirlik. Şirketler ani ve yüksek artışlara hazırlanmakta zorlanıyor. Rakamdan çok sürecin planlanabilir olması önemli.” Geçmiş yıllarda tek seferlik büyük artışların KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı hatırlatılırken, orta yolun bulunmasının istihdamı koruyacağı belirtiliyor. YILDA İKİ ZAM TARTIŞMASI: UYGULANABİLİR AMA MEKANİZMA GEREKLİ Akyüz, enflasyonist dönemlerde yılda iki zammın çalışanları koruyabileceğini ancak bunun şeffaf, önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi: “Yıl içinde güncelleme yapılabilir; ancak bunun mutlaka öngörülebilir bir mekanizmaya bağlanması gerekir. Belirsizliği azaltan her adım hem işçiyi hem işvereni rahatlatır.” Uzmanlar, geçmiş uygulamalardan hareketle çift zammın kısa vadede alım gücünü desteklediğini, ancak işletmelerin likidite planlamasında öngörülemeyen dalgalanmalar yaratabileceğini belirtiyor. DEVLETE İŞVEREN TALEPLERİ: SGK VE VERGİ YÜKÜNDE HAFİFLEME Akyüz, işverenlerin artışla birlikte toplam işçilik maliyetinin paylaşılmasına yönelik taleplerini şu sözlerle özetledi: “İşverenler, SGK primleri ve vergi yüklerinde bir miktar hafifleme talep ediyor. Bu sadece işverenin rahatlaması için değil; istihdamın korunması, kayıt dışılığın önlenmesi ve şirketlerin büyüme kapasitesinin devamı için de önemli.” Resmi veriler ve işletme hesaplamaları, işçiden ve işverenden kaynaklanan sosyal güvenlik maliyetlerinin toplam işçilik maliyetinde belirleyici olduğunu gösteriyor; bu nedenle kamu destek mekanizmalarının kapsamı tartışmanın merkezinde olacak. Akyüz şirket politikalarını anlatırken, ücret belirlerken yalnızca yasal asgari normların değil; motivasyon, verimlilik, sektör ortalamaları ve müşteri memnuniyetinin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti: “Doğru ücret politikası, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı; işverenin de sürdürülebilir bir yapıyı koruyabildiği sistemdir. Bu denge sağlandığında hem hizmet kalitesi hem şirket performansı güçlenir.” 2026’DA BELİRLEYİCİ KRİTERLER — ENFLASYON, ÖNGÖRÜ VE KAMU DESTEĞİ Ekonomistler ve sektör temsilcileri, 2026 asgari ücret kararının enflasyonun seyri, kamu maliyesinin destek kapasitesi ve işverenlerin mali dayanıklılığı çerçevesinde alınacağını belirtiyor. Akyüz’ün vurguladığı gibi, izlenecek yol “denge” olacak: çalışan korunacak; ancak işverenlerin iflas, istihdam daralması veya kayıt dışına yönelme risklerine karşı korunması da benzer ölçüde değerlendirilecek.

Allianz Türkiye'den KOBİ'lere ve Farklı Ölçeklerdeki Kurumlara Özel Çözümler Haber

Allianz Türkiye'den KOBİ'lere ve Farklı Ölçeklerdeki Kurumlara Özel Çözümler

Türkiye'nin dört bir yanındaki KOBİ’lerden büyük ölçekli işletmelere kadar her kurumun ihtiyacına göre Grup Sağlık Sigortası çözümleri üreten Allianz Türkiye, Grup Özel Sağlık Sigortası ürünleri ile hem kapsamlı hem de esnek planlar sunuyor. 5 kişi ve üzeri gruplar için tasarlanan Bireysel Grup Sigortası çözümleri, bireysel ürün satın alır gibi farklı teminat ve planlarla sunulurken, prim ve vergi avantajı da kazandırıyor. İşverenlerin bütçelerine göre farklı prim seçenekleri sunarak çalışanlarının sağlık masraflarını güvence altına alan Allianz Grup Sağlık Sigortası ile ilgili mevzuatta öngörülen koşullar çerçevesinde kurumlar, belirli vergi avantajlarından da yararlanabiliyor. Bireysel Grup Sigortası ürünü sahibi sigortalılar da yine aynı şekilde kendi vergi matrahlarındaki limitler dahilinde vergi avantajı elde edebiliyor. İki farklı ürünle işverene ve çalışanlara alternatif çözümler; Allianz Grup Sağlık Sigortası: 10 kişi ve üzeri çalışanı bulunan kurumlara sunulan Grup Sağlık Sigortası ürünlerinde maliyet ve hizmet avantajlarını firma talepleriyle modüler hale getiren Allianz Türkiye, Tamamlayıcı Sağlık, Özel Sağlık ve her ikisini de birleştiren Karma Sağlık Sigortası ürün seçenekleriyle esnek Grup Sağlık çözümleri sunuyor. Allianz Bireysel Grup Sağlık Sigortası: 5 kişi ve üzeri çalışanı bulunan kurumlara sunulan Bireysel Grup Sağlık Sigortası; işverenleri primlerini karşılamasa bile sağlık sigortası almak isteyen çalışanlar ve topluluk üyeleri için özel olarak tasarlandı. Bu çözümle sigortalı adayları, Özel Sağlık ya da Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ürünlerinde istedikleri planı uygulayarak, Bireysel Sağlık Sigortası avantajlarına uygun fiyatlarla erişme imkânı bulabiliyor. Allianz Türkiye müşterilerine pek çok avantaj ve hizmet sunuyor Katılım Payı Olmadan Hizmet: Anlaşmalı uzman hekim muayeneleri ve laboratuvar hizmetlerinde katılım payı alınmıyor, böylece sigortalılar ek maliyet olmadan sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyor.Ömür Boyu Yenileme Garantisi: Belirli şartları sağlayan sigortalılar için ömür boyu yenileme garantisi sunuluyor.Mini Check-up Paketi: Sigortalılar, yılda bir kez akciğer grafisi, EKG, tam kan sayımı ve tam idrar testi gibi sağlık testlerinden faydalanarak sağlık durumlarını takip edebiliyor.Diş Bakım Paketi: Diş muayenesi, diş taşı temizliği ve röntgen hizmetleri sigortalıların ağız ve diş sağlığını korumalarına yardımcı oluyor.Allianz Bebeği Uygulaması: Allianz Bireysel Grup ve Grup Sağlık poliçelerinde, şartları sağlayan bebekler poliçe kapsamına dahil edilerek “Allianz Bebeği” olarak kabul ediliyor. Doğum tarihinden itibaren ilk 30 günlük süre içerisinde yapılacak başvurularda doğumsal hastalık ve rahatsızlıklar da kapsam altına alınıyor.Yenidoğan ve Anne Bakımı Hizmetleri: Yenidoğan ve anne bakımına yönelik kapsamlı hizmetler sunuluyor.Dijital Sağlık Platformu: Allianz’ım uygulaması üzerinden uzman doktor görüşmeleri, psikolojik destek, diyetisyen hizmeti ve semptom sorgulama gibi dijital sağlık hizmetleri sunuluyor.Sadakat Programı ve Sağlık Blogu: Allianz 365 sadakat programı ile Allianzlılara indirimler ve "Seninle Güzel" sağlık blogu ile güncel sağlık bilgileri sağlanıyor. Emrah Gökmen: Sağlık Sigortası kurumlar için stratejik bir yatırım Sağlık sigortasının kurumları, verimlilik, finansal yönetim ve itibar anlamında güçlendiren uzun vadeli bir yatırım olduğunu söyleyen Allianz Türkiye Sağlık Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Emrah Gökmen, “Geniş ekosistemimiz ve kapsayıcı çözümlerimizle müşterilerimizin yaşam boyu sağlık ortağı olmayı hedefliyoruz. Allianz’ı tercih eden yaklaşık 2,3 milyon sağlık müşterimizin şirketimizle geçirdiği süre ortalama 15 yıl. Bu süre, müşterilerimizin yaşam boyu bize duyduğu güveni gösteriyor. Bu güvenin yarattığı sorumluluğun bilinciyle müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik, kapsayıcı çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Grup Sağlık ve Bireysel Grup Sağlık Sigortalarımız da bu yaklaşımla kurumlara sunduğumuz ürünler. Bu sigortalar; kurumların çalışanlarıyla bağını güçlendirmek, çalışan memnuniyetini ve verimliliği artırarak işveren markası itibarını yükseltmek için yapacağı stratejik yatırımlardan biri. Kurumlar hem pek çok avantajdan yararlanabiliyor hem de çalışanlarına, global arenada Interbrand listesinde 7 yıl üst üste 'Dünyanın 1 Numaralı Global Sigorta Markası' seçilen ve Türkiye’de 6 yıl üst üste sadakat lideri olan Allianz Türkiye’nin sağlık ailesine dahil olmanın ayrıcalıklarını sunarak katma değer yaratıyor" dedi. Allianz Türkiye sağlığı misyon ediniyor Her ölçekten kurumun bütçesine ve beklentisine uygun esnek çözümler sunmayı misyon edinen Allianz Türkiye, profesyonel satış kanalı ağı ve dijital hizmet anlayışı ile Türkiye’de en iyi özel sağlık hizmetlerine en uygun maliyetlerle ulaşılmasını hedefliyor. Türkiye genelinde yaklaşık 10.000 anlaşmalı sağlık kurum ağı bulunan ve yenilikçi çözümleriyle müşterilerinin yaşam boyu sağlık ortağı olmayı amaçlayan Allianz Türkiye, Grup ve Bireysel Grup Sağlık Sigortası alanındaki yatırımları ve sürekli iyileştirme çalışmaları ile toplumun sağlıklı yaşamını desteklemeyi ve sektördeki liderliğini sürdürmeyi hedefliyor.

Horoz Lojistik, İnsan Odaklı İşe Alımda Örnek Şirket Seçildi Haber

Horoz Lojistik, İnsan Odaklı İşe Alımda Örnek Şirket Seçildi

Türkiye’nin köklü lojistik markalarından Horoz Lojistik, işe alım süreçlerinde adaylara verdiği değeri önceliklendiren yaklaşımıyla öne çıkarak Kariyer.net İnsana Saygı Ödülü’ne layık görüldü. Türkiye’nin en prestijli insan kaynakları ödüllerinden biri olan Kariyer.net İnsana Saygı Ödülü, 14-15 Ekim tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde sahiplerini buldu. 40 bini aşkın işveren arasından seçilen Horoz Lojistik, insan odaklı uygulamalarıyla sektörde örnek gösterilen şirketler arasında yer aldı. Horoz Lojistik’te Adaya Verilen Değer Önceliğimiz Horoz Lojistik, işe alım süreçlerinde adaylara verdiği değeri önceliklendiren politikalarıyla dikkat çekiyor. Her başvuruya geri dönüş sağlanması ve sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi, şirketin insan odaklı yaklaşımının temel taşları arasında bulunuyor. Horoz Lojistik Yönetim Geliştirme Grup Başkanı Aytüm Yılmaz, ödülle ilgili olarak şunları söyledi: "İşe alım süreçlerimizde adaylarımıza verdiğimiz değeri önceliklendirmek, sadece şirket kültürümüzün değil, uzun vadeli başarı stratejimizin de temelini oluşturuyor. Şeffaf iletişim, adil değerlendirme ve her başvuruya özen göstermek, Horoz Lojistik’te insan odaklı yaklaşımımızın en somut örnekleri. Bu ödül, ekip olarak gösterdiğimiz özenin ve değerlerimizin sektörde de takdir edildiğini gösteriyor. Bu başarıda emeği geçen tüm ekibimizi gönülden tebrik ediyorum." Horoz Lojistik, insan odaklı işe alım yaklaşımını sürdürerek adaylara verdiği değeri güçlendirmeye devam ediyor. Çalışanlarını ve adaylarını merkeze alan kültürüyle şirket, Türkiye lojistik sektöründe fark yaratmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Baran: İşverenler İstihdamı Yük Olarak Değil, Yatırım Olarak Görmeli Haber

Baran: İşverenler İstihdamı Yük Olarak Değil, Yatırım Olarak Görmeli

ATO Başkanı Gürsel Baran yazılı bir açıklama yaparak, geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen ve TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi beklenen "Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nde işverenler üzerindeki sosyal güvenlik yüklerini artırmaya yönelik düzenlemelerin yer aldığını belirtti. Baran, söz konusu düzenlemelerin ekonomi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğini ifade ederek, "İstihdamı zorlaştıran, üretimi ve ticareti ağırlaştıran düzenlemelerden, yüklerden kaçınmalıyız. Devletimizin güçlü olması, özel sektörümüzün güçlü olmasıyla mümkün. Devlete vergisini, primini düzenli ödeyen işletmelerin yükünün arttığı değil, teşvik edildiği bir sistem hepimizin ortak çıkarına olacaktır. Mevcut kanun teklifinde yer alan düzenlemeler Meclis aşamasında yeniden değerlendirilmeli" dedi. Baran, kanun teklifinde yer alan düzenlemeyle, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranının işveren hissesinin yüzde 11'den yüzde 12'ye yükseltilmesinin öngörüldüğünü belirterek, "Ayrıca kanun teklifiyle, genç girişimcilere sağlanan Bağ-Kur prim desteğinin kaldırılması, uzun vadeli sigorta kolları prim oranının artırılması söz konusu. Diğer yandan Bağ-Kur sigortalılık süreleri durdurulanların ihya prim oranının yüzde 45'e yükseltilmesi öngörülüyor. En küçüğünden en büyüğüne hemen her işletmenin finansmana erişiminin zorlaştığı, dezenflasyon sürecinin devam ettiği bir ekonomik konjonktürde istihdam üzerine ek yük getiren bu düzenlemenin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. İşverenlerin istihdamı, yük olarak değil, yatırım olarak gördüğü bir sistem kurmalıyız" dedi. -HİZMET SEKTÖRÜ GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ- Baran, kanun teklifinde imalat dışı sektörlerde işverenlere Hazine tarafından sağlanan 4 puanlık işveren prim teşvikinin 2 puana düşürülmesine de yer verildiğini belirterek, istihdam deposu durumundaki ticaret dünyasının, hizmet sektörünün bu düzenlemeden olumsuz etkileneceğini kaydetti. Baran, "Bir süre önce, istihdamı artırmak üzere 5 puan olarak uygulanan işveren prim desteği, ihtiyacı olan sektörlere aktarılmak üzere 4 puana düşürülmüştü. Mevcut kanun teklifinde yer alan düzenlemede ise imalat sektöründe bu oranın korunması, diğer sektörlerde 2 puana düşürülmesi öngörülüyor. Burada her ne kadar üretimin olumsuz etkilenmemesi yönünde bir hassasiyet gösterilse de, ülkemizde gayrisafi yurtiçi hasılaya en fazla katkı ve istihdam sağlayan sektörlerin başında gelen ticaret ve hizmet sektörünün bu düzenlemeden olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz. Bu düzenlemenin ticaret ve hizmet sektöründeki işletmelerin yükünü artıracağı, istihdamı azaltacağı, kayıt dışı çalışmaya yol açacağı kanaatindeyiz. Dolayısıyla da kanun teklifinde yer alan bu düzenlemelerin ekonominin ve iş dünyasının gerçekleriyle tam örtüşmediğini düşünüyoruz." dedi. -200 MİLYAR LİRALIK EK İSTİHDAM YÜKÜ - Baran, imalat sektörü dışındaki sektörlerde işveren prim teşvikinin yüzde 2 olarak uygulanması ve işveren prim oranlarının artırılması durumunda, iş dünyasına getireceği maliyete de değinerek, "İmalat sektörü dışındaki sektörlerde bu desteğin 2 puana düşürülmesinin işverenlere 97,6 milyar liralık, yine işveren sigorta primlerindeki artışların da 111 milyar liraya yakın ek yük yaratacağı belirtiliyor. Kanun teklifinin yasalaşması durumunda iş dünyasına yaklaşık 200 milyar liralık ek istihdam yükü söz konusu olacak." dedi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.