Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Izlenebilirlik

Kapsül Haber Ajansı - Izlenebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Izlenebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi Haber

Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi

GRI Standartları’na göre hazırlanan rapor, şirketin yıl boyunca yürüttüğü iklim aksiyonları, yerel üretim, sürdürülebilir balıkçılık, izlenebilirlik, hayvan refahı ve çalışan deneyimi gibi alanlarda elde ettiği sonuçları ortaya koyuyor. Türk mutfağının değerlerini koruma ve geleceğe aktarma misyonuyla faaliyetlerini sürdüren Metro Türkiye, sürdürülebilirlik performansını ve ekosistem üzerindeki etkilerini ortaya koyduğu beşinci Etki Raporu’nu yayımladı. 2016’da başlayan raporlama yolculuğunu 2020 itibarıyla Etki Raporu formatına taşıyan Metro Türkiye, 2024 boyunca attığı adımları, elde ettiği sonuçları ve uzun vadeli hedeflere yönelik ilerlemesini paydaşlarıyla şeffaf biçimde paylaştı. Rapor, şirketin iş yapış biçimini tanımlayan “Metro Usulü” anlayışının ve sorumlu çözüm ortağı yaklaşımının sürdürülebilirlik stratejisinin merkezinde daha da güçlendiğini gösteriyor. 2024 yılında sürdürülebilirlik stratejisini Müşteriler İçin Sorumlu Çözüm Ortağı, Sürdürülebilir Satın Alma, İklim Aksiyonları ve Sorumlu İşveren odak alanları çerçevesinde yürüten şirketin Etki Raporu'nun önceliklendirme analizine göre öne çıkan başlıklar ise yerel üretimin desteklenmesi, sürdürülebilir balıkçılık, sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişim, sürdürülebilir ürün ve çözümler ile hayvan refahı oldu. Bu yaklaşım, hem perakende sektöründe hem yeme içme profesyonelleriyle kurulan ilişkilerde Metro Türkiye'yi daha sorumlu, daha kapsayıcı ve daha dayanıklı bir çözüm ortağı konumuna taşıdı. Antunes: Değer zinciri boyunca dönüşümün öncüsü olmayı sorumluluk olarak görüyoruz Metro Türkiye CEO’su David Antunes, iklim krizinin etkilerinin daha görünür hale geldiği bir dönemde dönüşümün yalnızca bir tercih değil, temel bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, “Metro Türkiye olarak yalnızca kendi operasyonlarımızda değil, tüm değer zincirimizde dönüşümün öncüsü olmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. 2024 yılında yerel üreticilerden tedarik zincirimize, iklim aksiyonlarından sürdürülebilir ürünlere, sağlıklı gıdaya erişimden hayvan refahına kadar geniş bir çerçevede ilerlemeye devam ettik. Sorumlu çözüm ortağı yaklaşımımızla müşterilerimizin sürdürülebilir seçimler yapmasını kolaylaştırırken, 2040 yılında iklim nötr olma hedefimize doğru önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Bu yılki Etki Raporu, hem bugün yarattığımız etkiyi hem de geleceğe dair kararlılığımızı ortaya koyuyor” dedi. Enerji tüketiminin %40’ı GES yatırımıyla sağlandı Güneş enerjisi sistemleri yatırımları 2023’te olduğu gibi 2024 yılında da kararlılıkla devam etti. Aralık 2024’e kadar geçen sürede mağazaların toplam 55.000 MWh elektrik enerjisi ihtiyacının 21.400 MWh’ı çatı GES’lerden karşılandı; böylece Metro Türkiye enerji tüketiminin yaklaşık %40’ını doğrudan yenilenebilir kaynaklardan sağlamış oldu. Bu dönüşüm, şirketin iklim hedefleriyle uyumlu olarak yenilenebilir enerji kullanımında önemli bir eşiğin aşılmasını sağladı. Yereli destekleme misyonuyla 740 Cİ tescilli ve aday ürün raflara taşındı Yerel üretimin sürdürülebilirliğine yönelik çalışmalar 2024 yılında da kesintisiz biçimde sürdü. 2012’den bu yana yürütülen Coğrafi İşaretli Ürünler projesi kapsamında mağaza raflarında yer alan coğrafi işaret tescilli ya da tescile aday ürün sayısı geçen yılki 560 seviyesinden 740’a ulaştı. “Yerelin İzinde” projesiyle yöresel tariflerin görünürlüğü artarken, üretici örgütleri ve kooperatiflerle yürütülen iş birlikleri sayesinde yerel ürünlerin değer zincirindeki payı güçlendirildi. Sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişim için sürdürülebilir ürün portföyü genişletildi Metro Türkiye, sağlıklı, besleyici ve kaliteli ürünlere erişimi artırma hedefi doğrultusunda 2024 yılında sürdürülebilir ürün portföyünü önemli ölçüde genişletti. Bu yıl raflarda 493 sağlıklı ve besleyici Metro markalı ürün, 78 organik ürün ve 177 organik etiketli ürün yer aldı. Ürün içeriklerini iyileştirmeye yönelik çalışmalar kapsamında, 103 ürün daha az şeker, tuz ve yağ içerecek şekilde reformüle edildi, 48 ürünün koruyucu içeriği azaltıldı ve 18 ürünün yağ oranı düşürüldü. Ayrıca 69 Metro markalı üründe trans yağ tamamen kaldırılarak daha sağlıklı seçenekler sunuldu. Gıda kategorisindeki Metro markalı ürünlerin %27’sinin sağlıklı ve besleyici özelliklere sahip olması, şirketin ürün politikalarını sürdürülebilirlik ve kalite standartları doğrultusunda şekillendirdiğini bir kez daha ortaya koydu. Güvenli gıdanın ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla mağaza et üretimlerinde, tüm meyve sebzelerde, Metro markalı organik ürünlerde, Metro Premium markalı ballarda, tüm karkas, vakum etlerde ve kültür balıklarında, Metro markalı organik ürünlerin tamamında, kendi markalı 61 adet coğrafi işaretli üründe ve yine kendi markalı 12 zeytinyağı çeşidinde izlenebilirlik sunmaya devam etti. Bu yaklaşım, tüketicilere ürünlerinin kaynağına dair tam şeffaflık sunarken, gıda güvenliği standartlarını da üst seviyeye taşıdı. Sürdürülebilir balıkçılıkla deniz ekosistemini koruyor Deniz ekosistemlerini koruma ve balık popülasyonlarının sürdürülebilirliğini destekleme hedefi doğrultusunda Metro Türkiye, 2024 yılında müşterilerine izlenebilir, sorumlu ve güvenilir balık ürünleri sunma amacıyla Metro markalı balıkların %73’ünü, diğer balık ürünlerinin ise %64’ünü sürdürülebilirlik sertifikasına sahip kaynaklardan tedarik etti. Denetimlerle hayvan refahını ve gıda güvenilirliğini sağlıyor Hayvanların sağlıklı, güvenli ve doğal yaşam koşullarında yetişmesini önemseyen Metro Türkiye, hayvan refahı konusunda ulusal ve uluslararası standartların ötesine geçen uygulamaları hayata geçirmeye 2024 yılında da devam etti. 2012'den bu yana tüm kırmızı ve kanatlı et tedarikçilerinde düzenli hayvan refahı denetimleri gerçekleştiren şirketin Metro markalı tüm taze ve dondurulmuş et ürünleri, %100 hayvan sağlığı ve refahı standartlarına uygun şekilde üretiliyor. Bu yaklaşım, hem ürün güvenilirliğini hem de hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesini güvence altına alıyor. 2.530 ton gıda atığı yeniden değerlendirildi Gıda atığını kaynağında önlemeye yönelik çalışmalarını 2024 yılında güçlendiren Metro Türkiye, hem çevresel hem de sosyal alanda önemli sonuçlar elde etti. Yıl boyunca toplam 2.862 ton gıda atığı oluşurken, bunun 2.530 tonunu yeniden değerlendirmeyi başaran şirket, doğal kaynakların korunmasına ve ihtiyaç sahiplerine erişimin desteklenmesine güçlü bir katkı sundu. Bu kapsamda, 1.017 ton gıda, gıda bankalarına bağışlanarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırken 222 ton ürün Fazla iş birliğiyle yeniden satışa sunuldu. 140 ton gıdanın hayvan yemine dönüştürülmesi, 942 ton ürünün hayvan barınaklarına iletilmesi, 209 ton ürünün ise kompostlama yoluyla döngüsel ekonomiye kazandırılması sağlandı. Sorumlu işveren yaklaşımıyla eşitlikçi ve kapsayıcı çalışma kültürü Metro Türkiye, sorumlu işveren anlayışı doğrultusunda sosyal sürdürülebilirliği eşitlik ve kapsayıcılık odağında ele almayı sürdürdü. Çalışanlarının kendilerini güvende, değerli ve mutlu hissettikleri bir iş ortamı yaratmayı temel bir kurum değeri olarak benimseyen şirket, tüm çalışanlarını işinin ve geleceğinin doğal bir paydaşı olarak konumlandırıyor. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık ilkelerini işe alımdan kariyer yolculuğunun her aşamasına entegre eden Metro Türkiye, kadınların ve gençlerin iş hayatına katılımını destekleyen uygulamalarıyla çalışan memnuniyetini odağına alırken, kapsayıcı kurum kültürünü uzun vadeli ve sürdürülebilir başarısının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.

   Şok Marketler’de Yeni Dönem Haber

  Şok Marketler’de Yeni Dönem

İlk aşamada domates ile başlayan bu süreçle analizler çok daha hızlı olarak gerçekleştiriliyor. Gıda güvenliğini sağlayan bu uygulamayla pestisit kontrolü tarladan başlıyor. ŞOK Marketler gıda güvenliği alanında önemli bir adım atarak, Antalya’daki tedarik platformunda kurduğu laboratuvarla taze meyve-sebzeler için raf öncesi pestisit analiz sürecini başlattı. Analizler artık dış laboratuvarlar yerine ŞOK’un kendi bünyesinde ve çok daha hızlı olarak gerçekleştiriliyor. İlk etapta domates ile hayata geçirilen uygulamanın önümüzdeki dönemde diğer meyve-sebze gruplarına da yaygınlaştırılması hedefleniyor. Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’ne göre kendi laboratuvarlarında analizi uygun çıkan ürünler ülke genelindeki ŞOK mağazalarına dağıtılıyor. Bu sayede tarladan mağazaya uzanan zincirde izlenebilirlik güçlenirken tüketiciye ürün en güvenli şekilde ulaştırılıyor. İlk olarak Antalya’daki tedarik platformunda kurulan laboratuvarla başlayan uygulamanın kısa sürede ŞOK Marketler’in tüm dağıtım merkezlerine yayılması planlanıyor. 30 dakika içinde pestisit analizi tamamlanıyor Türkiye’deki akredite laboratuvarlarla aynı standartlara sahip Antalya’daki laboratuvarda, pestisit etken maddeleri 30 dakika içinde analiz ediliyor. Pestisit değeri yönetmeliğin uygun gördüğü sınırlar dahilinde olan ürünler hızla hazırlanarak Türkiye genelinde dağıtımları gerçekleştiriliyor. Böylece ürünler en taze şekilde raflarla buluşuyor. “Pestisit tespit edilmedi” güvencesi Analizleri yapılarak ŞOK mağazalarına gönderilen ürünlerin kasalarında “Pestisit Tespit Edilmedi” ibaresini taşıyan etiketler yer alıyor. Ürünler üzerindeki QR kod okutularak da pestisit analiz sonuçları Cepte ŞOK uygulaması üzerinden anlık olarak görüntülenebiliyor. Ayrıca Cepte ŞOK üzerinden yapılan online alışverişlerde de analizi yapılmış ürünlerin raporu yer alıyor. Bu sayede müşteriler satın aldıkları ürünlerin analiz bilgilerine kolayca erişebiliyor. Çiftçiye tarlada destek ŞOK Marketler, hayata geçirdiği bu sistemle üreticiyi de destekleyen ve geliştiren bir model ortaya koyuyor. Ziraat mühendisleri doğru ilaçlama, hasat zamanlaması ve kayıtlı üretim gibi konularda çiftçilere sahada eğitim veriyor. Hasat sonrası yapılan analizlerde uygun bulunmayan ürünlerin alımı yapılmıyor ve üreticilere ayrıntılı analiz raporları sunularak onlara da gelişim imkânı sağlanıyor. Böylece üretim süreci başından sonuna kontrol altına alınıyor. Uğur Demirel: “Müşterilerimizin gönül rahatlığıyla meyve-sebze tüketmesini istiyoruz” ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel uygulamaya ilişkin yaptığı açıklamada şu sözleri kaydetti: “Gıda güvenliği konusunda toplumda ciddi bir hassasiyet var. ŞOK Marketler olarak biz de 81 ildeki 11 binden fazla mağazamızla ülkemizin en büyük gıda perakendecilerinden biri olarak bu hassasiyetin farkındayız ve sorumluluğumuzu daha da ileri taşımak istiyoruz. Artık reyonlarımızda satılan domateslerin tamamı pestisit kontrolünden geçmiş olacak. Biz zaten yıllardır dış akredite laboratuvarlarda analiz yaptırıyorduk ancak sonuçların çıkması zaman alıyordu. Bu nedenle önemli bir yatırım yaparak kendi Pestisit Laboratuvarımızı kurduk ve ürünleri anında ve yerinde kontrol edebilir duruma geldik. Domates sadece ilk adım. Kısa süre içinde diğer meyve-sebze ürünlerimizi de bu sisteme dahil edeceğiz. Türkiye’nin pestisit konusundaki endişelerini gidermek istiyoruz. Müşterilerimizin gönül rahatlığıyla meyve-sebze tüketmesi bizim en büyük mükafatımızdır.”

Ceviz Üreticileri Derneği ve A101’le Yerli Üretimde Örnek İş Birliği Haber

Ceviz Üreticileri Derneği ve A101’le Yerli Üretimde Örnek İş Birliği

Proje, yalnızca bir satış iş birliği olmanın ötesine geçerek, Türkiye’de tarım sektöründe STK–perakende eşleşmesine dayalı yeni ve vizyoner bir model ortaya koyuyor. “Türkiye’nin bereketli topraklarında büyüyen her ceviz, emeğin, sabrın ve yerli üretimin köklü mirasını taşır.” Ceviz Üreticileri Derneği Başkanı Ömer Ergüder, projenin yerli üretim için taşıdığı önemi şu sözlerle ifade etti:“Yerli ceviz üreticimizin bugün en büyük sorunlarından biri, ithal ceviz baskısı altında hak ettiği değeri bulmakta zorlanmasıdır. A101 ile birlikte attığımız bu adım, hem üreticimizi güçlendiren hem de tüketiciyi gerçek Türk ceviziyle buluşturan örnek bir model oldu. Türkiye’nin bereketli topraklarında yetişen her cevizin arkasında büyük bir emek ve uzun bir yolculuk var. Bu yolculuğun değerini koruyan böyle bir projeye imza atmaktan büyük gurur duyuyoruz. A101 yönetimine ve tüm ekibine, ülkemizin tarım sektörüne verdikleri bu güçlü destek için sonsuz teşekkür ediyoruz.” **Tam İzlenebilirlik Modeli: Her Paket Tüketiciyi Doğrudan Üreticiye Bağlıyor** Bu iş birliği kapsamında kullanılan “ileri izlenebilirlik sistemi” Türkiye adına bir ilki temsil ediyor. Ürün etiketindeki barkod okutulduğunda tüketiciler; Cevizin hangi bahçeden hasat edildiğini, Bahçeye ait sertifikaları, Üretim koşullarını, İyi tarım uygulamaları süreçlerini, Ürünün hasat, yıkama, kurutma ve sınıflandırma aşamalarını şeffaf biçimde görebiliyor. Bu sistem, hem üretici hem tüketici için güven, kalite ve sürdürülebilirlik temelli bir model sunuyor. Yerli Üretici İçin Yeni Bir Dönem Türkiye’de ceviz pazarında ithal ürünlerin büyük paya sahip olması, yerli üreticinin rekabet gücünü uzun yıllardır zayıflatıyordu. Bu iş birliği; Yerli ceviz için pazar erişimini artırıyor, Üreticinin emeğini adil şekilde değerli kılıyor, Tüketiciye doğrudan şeffaf bilgi sağlıyor, Tarım sektöründe model olabilecek bir iş birliği kültürü oluşturuyor. A101’in Yerli Üretim Vizyonu A101, yaygın mağaza ağı, güçlü tedarik zinciri ve ölçek gücüyle yerli üreticinin pazara erişimini kolaylaştırırken, tüketiciye güvenilir ve izlenebilir ürünler sunmayı temel bir sorumluluk olarak görmektedir. A101, bu projeyle bir kez daha ortaya koyduğu gibi yalnızca bir perakende zinciri değil, aynı zamanda yerli üretimin sürdürülebilir geleceğini destekleyen stratejik bir paydaş konumundadır. Markanın yaklaşımı; Üreticiyi anlaşılır ticari modellerle güçlendirmek, Tarımsal şeffaflığı artırmak, Tüketiciyi bilinçlendirmek, Yerli ürün değer zincirini korumak üzerine inşa edilmiştir. A101, benzer iş birliklerini farklı ürün gruplarında da hayata geçirerek, Türkiye tarımında sürdürülebilir, şeffaf ve üretici odaklı modelleri yaygınlaştırmayı hedeflemektedir. Bu iş birliği, Türkiye tarımında bugünün değil, yarının standartlarına uygun bir vizyon ortaya koymaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İyi ki Vakfı Destek Programı 2025’in Kazanan Projesi: Tarımplus – Yapay Zeka İle Tarımda Dönüşüm Oldu Haber

İyi ki Vakfı Destek Programı 2025’in Kazanan Projesi: Tarımplus – Yapay Zeka İle Tarımda Dönüşüm Oldu

Kazanan seçkin davetlilerin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte duyuruldu. Programın bu yılki kazananı, tarım alanında yapay zekâ destekli çözümler geliştirerek çiftçilerin üretim süreçlerini iyileştirmeyi hedefleyen TarımPlus oldu. İyi ki Vakfı Kurucusu Füsun Kuran’ın ev sahipliğindeki ödül töreni 19 Kasım’da Raffles Hotel’de gerçekleşti. Etkinliğe aralarında Melis Ağazat, Deniz Ülke Kaynak, Itır Erhart, Özlem Güsar, Alphan Manas, İlksen Utlu, Nalan Miri Sözer, Ahmet Yanıkoğlu gibi isimlerin de yer aldığı cemiyet ve iş dünyasından birçok önemli konuk katıldı. Etkinlik boyunca davetliler, vakfın toplumsal faydaya yönelik vizyonunu ve destek programının etkisini yakından dinleme fırsatı buldu. Programın bu seneki kazananı TarımPlus, etkinlikte yer alan konuklara projeyi detaylı bir şekilde tanıttı. Kadın girişimci ve yazılım mühendisi Melsan Zehra Yılmaz tarafından kurulan TarımPlus, tarımsal üretimde karşılaşılan hastalıklar, yanlış ilaçlama, verim kaybı ve iklim koşulları gibi zorluklara karşı dijital ve bilimsel çözümler sunuyor. Platform, çiftçilerin tarım alanlarından çektikleri fotoğrafları analiz ederek yapay zeka destekli hastalık teşhisi, Tarım ve Orman Bakanlığı reçetelerine uygun ziraat mühendisi yönlendirmeleri ve ürün uygulama planları oluşturulmasına imkân tanıyor. TarımPlus, aynı zamanda üretim süreçlerinde izlenebilirlik, doğru gübre ve ilaç kullanımı, sürdürülebilir tarım teknikleri ve kayıpların en aza indirilmesi hedefleriyle çalışıyor. İYİ Kİ Vakfı kurucusu Füsun Kuran tören sırasında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "İyi Ki Vakfı olarak amacımız, topluma gerçek etki yaratan, kalıcı fayda sağlayan projeleri desteklemek. TarımPlus, tarımda dijital dönüşümün insana değer veren, ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir modelle nasıl uygulanabileceğini gösteren güçlü bir girişim. Genç bir kadın girişimcinin geliştirdiği bu vizyonun, ülkemizde üretim kültürünü dönüştürme potansiyeline yürekten inanıyoruz.”

Coulson Aviation’dan Uçakta İlk Yakıt Kalite Kontrol Sistemi! Haber

Coulson Aviation’dan Uçakta İlk Yakıt Kalite Kontrol Sistemi!

Karışık sabit kanatlı ve döner kanatlı yangın söndürme filolarının operatörü Coulson Aviation (USA), havacılık güvenliğinde önemli bir boşluğu dolduracak bir yeniliğe imza attı. Şirket, yakıt ikmali sırasında yakıt kalitesini doğrulayan ve kirlenmeyi anında tespit eden, havacılık endüstrisinin ilk yerleşik sistemi olan SafeFuel’ü geliştirdi. Bu inovasyon, askeri ve ticari havacılıkta yakıtla ilgili yaşanan olayların ve son dönemde ABD Donanması uçak kazalarına dair devam eden soruşturmaların ardından artan güvenlik endişelerine yanıt olarak geldi. Uzak Operasyonlarda Hayati İhtiyaç Coulson Aviation, genellikle kirlenmiş veya standart dışı yakıt riskinin yüksek olduğu, dünyanın dört bir yanındaki uzak bölgelerde görev yapıyor. Şirket, yıllar süren operasyonlarında suyla dolu Jet A yakıtı, mikrobiyal büyüme ve çapraz kirlenme gibi sorunlarla karşılaştı. Sektörde ise son yıllarda DEF (Dizel Egzoz Sıvısı) ve eskiyen filtre ayırıcılardan kaynaklanan SAP (Süper Emici Polimer) kirlenmesi gibi sorunlar arttı. Coulson'ın bir jetinde denizaşırı uçuş sırasında yaşanan ve motor alev sönmesine yol açan bir olay, uçaklarda yerleşik yakıt izleme teknolojisi eksikliğini acı bir şekilde ortaya koymuştu. SafeFuel Nasıl Çalışıyor? Coulson'ın şirket içi ekibi tarafından geliştirilen ve patentlenen SafeFuel sistemi, doğrudan uçağın tek noktalı yakıt ikmal manifolduna entegre oluyor. Gerçek Zamanlı Analiz: Sistem, yakıt ikmali sırasında temel parametreleri gerçek zamanlı olarak analiz ediyor. Otomatik Durdurma: Kirlenme veya standart dışı okumalar tespit edilirse, yakıt depolara ulaşmadan önce uçuş ekibini otomatik olarak bilgilendiriyor ve yakıt ikmalini durdurabiliyor. Dijital Kayıt: Her yakıt ikmali dijital olarak kaydedilerek, operatörler, OEM’ler ve düzenleyici kurumlar için izlenebilirlik ve doğrulanabilir saklama zinciri sağlıyor. Coulson Aviation Başkanı ve COO’su Britt Coulson, konuya ilişkin yaptığı açıklamada: “Onlarca yıl uçağı her türlü acil durumda hayatta kalacak şekilde tasarladık, ancak yakıtın kendisi güvenli değilse bunların hiçbir önemi kalmıyor,” dedi. Coulson, "Sektör Sürdürülebilir Havacılık Yakıtlarına geçtikçe ve tedarik zincirleri karmaşıklaştıkça, riskler katlanıyor. Sadece birkaç galon standart dışı yakıt, 100 milyon dolarlık bir uçağı düşürebilecekken, havacılığın yakıtın son izlenmeyen sınır olduğunu kabul etme zamanı gelmiştir. SafeFuel bu boşluğu kalıcı olarak kapatıyor." ifadelerini kullandı.

Kalitesiz Ahşap Paletler Gizli Maliyetlere Yol Açıyor Haber

Kalitesiz Ahşap Paletler Gizli Maliyetlere Yol Açıyor

Türkiye'de zincir marketler ve üretim tesislerinde ahşap palet/sandık kullanımının artması, kalite konusunu tedarik zincirinin kritik bileşeni haline getirdi. TAPSİAD (Tüm Ahşap Ambalaj ve Palet Üreticileri Derneği) Başkanı Akın Balcıoğlu, piyasada standartlara uymayan üretimlerin yaygınlaşmasının; depolamada uygunsuz istif, sevkiyatta devrilme/kırılma, ürün zayiatı ve iş güvenliği sorunlarını büyüttüğünü vurguladı. Zincir marketlere çağrı: Fiyat kadar dayanıklılık ve sertifikasyon Balcıoğlu, depolarda raf ve forklift hatlarının standart ölçü ile tasarlandığını, ölçü ve malzeme kalitesi düşük paletlerin akışı bozduğunu belirtti. Balcıoğlu, "Satın alma kriterlerinde dayanıklılık testleri, izlenebilirlik ve sertifikasyon yer almalı. Aksi halde lojistik güvenliğini ve müşteri memnuniyetini riske atıyoruz" dedi. Denetim ve mevzuat: Bakanlığa ve TSE'ye ortak çağrı Başkan Akın Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın piyasa gözetimi ve denetimini güçlendirmesi, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ile denetim ve uygulamadaki boşlukların giderilmesi gerektiğini belirtti. Balcıoğlu'na göre sektöre standart dışı ürün girişi, hem firmalar arasında haksız rekabete yol açıyor hem de iş sağlığı ve güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor. Paletlerin standarda uygun üretilmesi ve sahada düzenli olarak kontrol edilmesi, işletmelerde yaşanabilecek kaza oranlarını düşürürken doğal kaynak kullanımını da optimize ediyor. Bu kapsamda TSE ile sektör paydaşlarının daha yakın çalışması, denetim süreçlerinin hem hızını hem de etkinliğini artıracak bir adım olarak değerlendiriliyor. Çevresel sürdürülebilirlik: Kısa ömür daha çok ağaç tüketimi demek "Her kırılan palet yeni bir kesim baskısı demek" diyen Balcıoğlu, paletlerin sık sık yenilenmesinin hem orman kaynakları üzerinde ekonomik bir yük oluşturduğunu hem de karbon emisyonlarını artırdığını söyledi. Balcıoğlu'na göre daha uzun ömürlü, standartlara uygun ve onarılabilir paletlerin kullanılması, tedarik zincirlerinde ciddi maliyet avantajı sağlarken doğal kaynakların korunmasına da katkıda bulunuyor. Böylece odak yalnızca üründe değil, gelecekteki çevresel etkilerde de konumlanmış oluyor. Ekonomik katkı: İhracat potansiyeli kaliteden geçiyor Türkiye'de ahşap palet ve sandık üretimi, iç pazarın yanı sıra yakın coğrafyaya yapılan ihracatla da ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Başkan Akın Balcıoğlu, kaliteli ve standartlara uygun üretimin yalnızca ihracat imajı için değil; taşımada ürün güvenliği, lojistik maliyetlerin düşürülmesi ve tedarik zinciri verimliliği açısından da zorunlu olduğunu belirtti. Balcıoğlu'na göre sertifikalı üretim, uluslararası pazarlarda Türk ürünlerine duyulan güveni artırırken rekabetçiliği de güçlendiriyor. "Kaliteli palet; ürünü, markayı ve ormanı taşır" TAPSİAD Başkanı Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile sektör paydaşlarının piyasa gözetimi, lisanslandırma, izlenebilirlik ve eğitim başlıklarına odaklanması gerektiğini ifade etti. Balcıoğlu, standartların sahada etkin şekilde uygulanmasının hem haksız rekabeti önleyeceğini hem de kalite algısını yukarı taşıyacağını vurguladı. "Sayın Bakanımız Mehmet Fatih Kacır'ın bu konuda gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz" diyen Balcıoğlu, ortak bir koordinasyon mekanizmasının sektörde uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlayacağını söyledi.

Kraliçe Arıyı Uzun Yaşatan Arı Sütü, İnsanlar için de Sağlık Kalkanı Haber

Kraliçe Arıyı Uzun Yaşatan Arı Sütü, İnsanlar için de Sağlık Kalkanı

Diğer arı sütlerinden en önemli farkı ise birinci sınıf arı sütü ile formüle edilmiş olması. İnsanlar için “süper gıda” kabul edilenler Arı sütü, işçi arıların tükürük bezlerinin salgıladığı, kraliçe arı ve larvaların yumurtadan çıktıktan sonra beslenmesini sağlayan bir salgı. Yüzde 65 su, protein ve lipitlerden oluşuyor. Ayrıca çeşitli amino asitler, A, E, C ve D gibi vitaminler ve demir ve kalsiyum gibi bol miktarda mineral içeriyor. Bu yüzden insanlar için de en güçlü gıdalardan biri kabul ediliyor. Arı kovanlarını koruyan propolis, insanlar için de adeta bir sağlık kalkanı. Royal Jelly Immunity Plus’ın içinde hem yeşil propolis (arılar tarafından yaygın bir Brezilya türü olan "tarla biberiyesi kullanılarak üretilen formu) hem de kahverengi propolis bulunuyor. Kahverengi propolis genellikle Avrupa kavak tomurcuklarından elde ediliyor ve arı kovanlarının “doğal kalkanı” olarak biliniyor. Royal Jelly Immunity Plus’ın özellikleri İçeriğindeki organik arı sütü sayesinde doğal bir antibiyotik görevi görür Antibakteriyel ve antiviral özelliklere sahiptir Vücut direncini artırır Üst solunum yolları desteklenir Bağışıklık sistemini güçlendirir Ruh halini iyileştirmeye yardımcı olur Kolesterol ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olabilir Arkopharma’nın sürdürülebilirlik ilkeleri Doğadan aldığını doğaya geri vermek -Arıcıdan bitmiş ürüne kadar üstün izlenebilirlik sağlamak, -Sağlam hayvancılık uygulamaları ve ölüm oranı izleme yoluyla yaklaşık 100 milyon arıyı korumak, -Yiyecek arama bölgeleri çevresindeki kimyasal ve elektromanyetik kirliliği sınırlayarak İç Moğolistan'daki 150 km2'lik korunan alanın korunmasına katkıda bulunmak, -Arı kovanlarının 20 km yarıçapındaki toprak, hava ve su kalitesini izlemek, -Etik bir tüzük aracılığıyla yerel arıcılarımıza ve 3440 kovanlarına uzun vadeli destek sağlamak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk tarım ihracatını 50 milyar dolara taşıyacak kadrolar geliyor Haber

Türk tarım ihracatını 50 milyar dolara taşıyacak kadrolar geliyor

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitimi”ni üçüncü kez düzenlediklerini, tarımsal üretimin her aşamasında iklim ve ekonomik koşulların değerlendirilerek sürdürülebilir üretimin, teknolojik gelişmelerle birlikte yapılması amacıyla, girişimciliğe yatkın gençlerin tarıma kazandırılmasını amaçladıklarını dile getirdi. Yıllık 74 milyar dolarlık bir zenginliği ortaya çıkaran Türk tarım sektörünün üretimden pazarlamaya, lojistikten eğitime çok sayıda sorunla mücadele ettiğinin altını çizen Uçak, “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitimi’ni üçüncü kez düzenliyoruz. Amacımız; girişimci ruha sahip gençleri tarıma kazandırmak, sürdürülebilir üretimi teknolojiyle buluşturmak. Tarım sektöründe yaş ortalaması 55’e ulaştı, gençlerin üretim bölgelerinden şehirlere göçü sektör için büyük risk. Ziraat ve Gıda Mühendisliği eğitimi alan 83 gencimiz bu eğitim kapsamında pazarlamadan üretime, hasattan lojistiğe, girişimcilikten AR-GE’ye kadar farklı başlıklarda 17 uzman isimden dört hafta boyunca eğitim alacak. Üç eğitim programımıza katılanların sayısı 200’ü aştı. Türk tarımının 50 milyar dolar ihracat hedefine genç ve vizyoner kadrolarla ulaşacağımıza inanıyoruz. Ege Bölgesi olarak bu ihracata 10 milyar dolar katkı koymayı amaçlıyoruz” şeklinde konuştu. İlk ders gıda sistemlerinde yeni yaklaşımlar ve beklentiler “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitimi”nin ilk günü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet ALTINDİŞLİ “Tarım ve Gıda Sistemlerinde Yeni Yaklaşımlar ve Beklentiler” konulu ilk dersi verdi. Eğitimde, hem organik, hem de konvansiyonel tarımda tüketicilerin ve üretim sistemlerinin yeni gelişen talepleri karşısında verdiği cevaplar, yeni yaklaşımlar, sürdürülebilirlik göstergelerinin de değerlendirmeleri ışığında tartışıldı. Ecoland Institute Kurucu Ortağı Tolga Erkmen, “Hayallerin Geleceğe Dönüşümü” isimli eğitimiyle katıldı. Erkmen’in interaktif sunumu teknolojik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki değişimlerin neticesince gelecek kaygısı yönetimi ve yeni değerlerin üretimi hakkında gençlere ufuk açtı. Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Kızılırmak Esmer, “Biyobozunur Ambalajlar ve Atık Yönetimi” hakkında, Dünya’da ve ülkemizde gıda atıklarının azaltılmasında etkili olabilecek ambalaj teknolojilerini eğitimdeki gençlerle paylaştı. “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitimi”nin ikinci gününde ilk dersi İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğba Tuğrul, “Tarım Ürünlerinde Markalaşma ve Dijital Pazarlama” başlığıyla verdi. Tuğrul, sektörde rekabet üstünlüğü yaratmada markalaşmanın öneminin altını çizerken, gençleree uygulamalı dijital kampanya tasarlatarak problem tanımlama, çözüm geliştirme ve kampanya kurgulama adımlarıyla katılımcılara bizzat deneyim kazandırdı. Zirai Mücadele İlaçları Üreticileri Derneği (ZİMİD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Mehmet Kaya, “Pestisitler ve Gıda Güvenliği” başlıklı eğitimde ülkemizde ve Dünya’da gıdanın güncel durumu, süreçleri, sürdürebilirlik ve gıda güvenliğini yönetimi konuları üzerinde durarak ve pratik örnekler eşliğinde bilgiler verdi. “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitimi”ne katılan genç mühendis adaylarına devlet yardımlarını Ege İhracatçı Birlikleri Devlet Yardımları Departmanından uzman isimler aktardı. Sürdürülebilir Tarım Bilimsel AR-GE Kooperatifi Kurucusu Prof. Dr. Meltem Onay, “Tedarik Zincirinde Sürdürülebilirlik, Karbon & Su Ayakizi Takibi, Blockchain ve İzlenebilirlik” eğitimi ile, tarım ve gıda sektöründe karbon, su ve çevresel ayak izinin azaltımının önemi ve çözümünün altını çizdi. Katılımcılar, 4 hafta boyunca teorik ve uygulamalı derslerin yanında firma ziyareti, atölye çalışmaları sonrasında aldıkları eğitimler sonrasında birer sunum yapacaklar. Program sertifika töreniyle sona erecek. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin, 2022 yılında ilk kez düzenlediği “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitimi” programına 55 kişi katılırken, 2024 yılındaki eğitim programında 82 genç gıda ve ziraat mühendisi adayları yer almıştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şenpiliç, İTÜ’de Dijital Dönüşüm Yolculuğunu Gençlerle Paylaştı Haber

Şenpiliç, İTÜ’de Dijital Dönüşüm Yolculuğunu Gençlerle Paylaştı

Akademi ve özel sektörün bir araya geldiği organizasyonda Şenpiliç, öğrencilerle bir araya gelerek şirketin dijital dönüşüm süreci, bilgi sistemleri altyapısı ve kariyer olanakları hakkında bilgi verdi. Etkinlik kapsamında Şenpiliç’i temsilen Bilgi Sistemleri Direktörü Özgür Tunç konuşmacı olarak yer aldı. Tunç, oturumda Şenpiliç’in yenilikçi teknolojilerle desteklenen üretim yapısını ve dijitalleşme vizyonunu anlattı. ‘Teknolojiyle büyüyen bir üretim anlayışı’ Bilgi Sistemleri Direktörü Özgür Tunç konuşmasında, bilgi sistemleri altyapısından siber güvenlik uygulamalarına, veri analitiğinden üretim yönetimi yazılımlarına kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmalara değinen Tunç, dijitalleşmenin Şenpiliç için yalnızca bir araç değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyümenin temel unsuru olduğunu vurguladı. Etkinlikte ayrıca, şirketi anlatan kısa bir tanıtım videosu izletilerek, bilişim sistemlerinin entegre üretimdeki rolü hakkında örnekler paylaşıldı. Genç yeteneklerle buluşma noktası Etkinlik kapsamında kurulan Şenpiliç standında, öğrencilerle birebir iletişim kurularak iş ve staj fırsatları hakkında bilgi paylaşıldı. Şirket temsilcileri, katılımcılara Şenpiliç’in çalışma kültürü ve kariyer olanakları hakkında bilgi verirken, etkinlik sektördeki profesyonellerle genç yetenekler arasında bir köprü oluşturdu. Organizasyon, geleceğin profesyonellerine ilham vermek ve öğrencilerin sektöre dair farkındalığını artırmak açısından önemli bir platform sundu. Dijitalleşme, sürdürülebilir büyümenin anahtarı Şenpiliç, bilgi teknolojileri ve dijital dönüşüm alanındaki yatırımlarıyla sektöründe fark yaratmaya devam ediyor. Şirket, teknolojiyi üretimin her aşamasına entegre ederek gıda güvenliği, izlenebilirlik ve verimlilik standartlarını sürekli geliştiriyor. İTÜ’de gerçekleştirilen bu buluşma, Şenpiliç’in teknoloji odaklı vizyonunu genç kuşaklarla paylaşması açısından önemli bir platform oluşturdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.