Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Izlenebilirlik

Kapsül Haber Ajansı - Izlenebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Izlenebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

212 NexT’ten DNA Teknolojisiyle Ürün Doğrulayan Haelixa’ya Yatırım Haber

212 NexT’ten DNA Teknolojisiyle Ürün Doğrulayan Haelixa’ya Yatırım

15 yıldır Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine liderlik eden 212’nin desteğiyle kurulan, ileri malzeme teknolojileri odaklı yatırım fonu 212 NexT, yeni yatırımını ETH Zürih (İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü) kökenli Haelixa’ya yaptı. Tedarik zinciri boyunca ürünlerin beyan edilen kaynaktan gelip gelmediğini DNA teknolojisiyle doğrulayan Haelixa’nın Seri A öncesi yatırım turuna, 212 NexT’in yanı sıra şirketin mevcut yatırımcılardan Verve Ventures ve Zürih Kanton Bankası da katıldı. Öte yandan yatırım turunda Haelixa, Temasek Trust’ın Amplifier programı kapsamında sağladığı katalitik fonla da desteklendi; bu destek kapsamında şirketten hisse alınmadı. Toplamda 2 milyon Euro yatırım alan Haelixa, aldığı yatırımla satış ve iş geliştirme ekibini büyütmeyi, müşteri ilişkilerini güçlendirmeyi ve stratejik iş birliklerini derinleştirmeyi planlıyor. Üretim sürecinin herhangi bir aşamasında ürüne görünmez ve müdahaleye karşı dayanıklı DNA işaretleyicileri uygulayan Haelixa, ürünlerin nihai aşamaya kadar izlenmesini mümkün kılıyor. Bu sayede Haelixa, markaların sürdürülebilirlik ve köken iddialarını belge yerine, ürünün kendisi üzerinden yapılan testlerle doğrulamasına olanak tanıyor. Haelixa’nın çözümü, bugün başta küresel moda ve tekstil markaları olmak üzere pek çok farklı sektörlerde kullanılıyor. Bilimsel derinliği güçlü teknolojilere yatırımları sürecek 212 NexT Yönetici Ortağı Gizem Yağız, konuyla ilgili şunları söyledi: “Şeffaflıktan uzak tedarik zincirleri bugün markalar için hem finansal hem de itibar açısından ciddi riskler barındırıyor. Haelixa’nın DNA tabanlı yaklaşımı, ürünün kökenini ve gerçekliğini doğrudan ürünün kendisi üzerinden bilimsel olarak doğrulayarak bu riski somut biçimde azaltıyor. Haelixa bugün ticari ölçekte kullanılan bir çözüm olarak, lider tekstil ve moda markalarıyla uzun vadeli iş birlikleri yürütüyor. Güçlü teknolojisi, farklı sektörlere ölçeklenebilir yapısı ve küresel markalar nezdinde gördüğü karşılık sayesinde Haelixa’nın, yüksek riskli tedarik zincirlerinde güçlü bir değer yarattığına inanıyoruz. Bu vizyonu desteklemekten büyük mutluluk duyuyoruz. 212 NexT olarak, bilimsel derinliği güçlü ve küresel ölçekte etki yaratma potansiyeli taşıyan teknolojilere yatırım yapmaya devam edeceğiz.” Tedarik zincirinde DNA dönemi Haelixa Kurucu Ortağı ve CTO’su Gediminas Mikutis ise şu açıklamayı yaptı: “Haelixa’yı, ETH Zürih’te yürüttüğümüz doktora çalışmaları sırasında geliştirdik. Bugün tekstil, değerli metaller, değerli taşlar gibi şeffaflığın kritik olduğu, yüksek riskli tedarik zincirlerinde DNA tabanlı izlenebilirlik sağlıyoruz. Kendi geliştirdiğimiz DNA tabanlı işaretleyiciler sayesinde bilgi üründen ayrılamıyor ve bilimsel olarak doğrulanabiliyor. Bu yatırımla birlikte teknolojimizi daha da güçlendirmeyi, ticarileşme sürecimizi hızlandırarak farklı sektörlere açılmayı ve Haelixa’yı dünya genelindeki tedarik zincirlerinin kalıcı bir parçası hâline getirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

The ONE Awards’tan Duru Gıda’ya Altın Ödül! Haber

The ONE Awards’tan Duru Gıda’ya Altın Ödül!

Tüketici oylarıyla belirlenen bu ödül, markanın güvenilirliğinin doğrudan tüketici nezdinde karşılık bulduğunu gösterdi. Duru Gıda Pazarlama Müdürü Sevinç Bilge Doğan, ödülün uzun yıllara dayanan güven ilişkisinin bir yansıması olduğunu ifade etti. Türkiye’nin köklü gıda markalarından Duru Gıda, bu yıl The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde Gıda Kategorisi’nde Altın Ödül’ün sahibi oldu. Tüketici oylarıyla belirlenen ve marka itibarı açısından referans kabul edilen bu prestijli ödül, Duru’nun üretim anlayışının ve marka güveninin doğrudan tüketici nezdinde karşılık bulduğunu ortaya koydu. Daha önce pazarlama ve marka iletişimi alanındaki başarısını ALFA Awards’la taçlandıran marka, The ONE Awards’ta elde ettiği bu yeni başarıyla iletişim dilinin yanı sıra üretim modeli, ürün kalitesi ve değer odaklı yaklaşımıyla da takdir gördü. Duru Gıda, köklerinden aldığı güçle doğallığı, kaliteyi ve güveni bir arada sunarak üretmeye ve tüketicisiyle kurduğu güçlü bağı büyütmeye devam ediyor. Duru Gıda Pazarlama Müdürü Sevinç Bilge Doğan, ödüle ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede markalaşmayı tarladan sofraya uzanan bütünsel bir değer çalışması olarak gördüklerini ifade ederek; “Yerli üretimi güçlendiren, sürdürülebilir tarımı destekleyen ve geleneksel üretim bilgisini koruyan yaklaşımımızın tüketici tarafından bu şekilde karşılık bulması bizim için son derece değerli. The ONE Awards’ta tüketici oylarıyla gelen bu altın ödül, yıllardır istikrarlı biçimde inşa ettiğimiz güven ilişkisinin en anlamlı çıktılarından biri. Bu ödülü; ürün kalitemizin, üretim sorumluluğumuzun ve tüketiciyle kurduğumuz samimi bağın ortak bir takdiri olarak görüyoruz.” dedi. Karaman’da başlayan üretim yolculuğunu bugün 58 ülkeye taşıyan Duru Gıda; doğal taş değirmen geleneğini modern teknolojiyle buluşturuyor, yerli ata tohumlarını koruyor, sürdürülebilir tarımı destekliyor ve üretimin her aşamasında doğaya, üreticiye ve topluma saygılı bir yaklaşım benimsiyor. Duru’nun tüketiciyle kurduğu bağın temelinde ise, lezzetin ötesinde güven, şeffaflık ve izlenebilirlik yer alıyor. Marketing Türkiye ve Akademetre iş birliğiyle, Türkiye genelinde 12 ilde 1.200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen araştırmaya dayanan The ONE Awards değerlendirmesi, yıl içinde itibarını en çok artıran markaları halk jürisinin görüşleri doğrultusunda belirliyor. 70’i aşkın kategoride yürütülen bu kapsamlı araştırma sonucunda Duru Gıda’nın ödüle layık görülmesi, markanın uzun yıllardır istikrarlı biçimde sürdürdüğü yaklaşımın tüketici nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu somut biçimde ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026, Lojistikte Beklentileri Yönetme Yılı Olacak Haber

2026, Lojistikte Beklentileri Yönetme Yılı Olacak

Yaklaşık 200 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan lojistik sektörü, Türkiye ekonomisi içindeki ağırlığını her geçen yıl artırıyor. 2026 yılında ise artan e-ticaret hacmi, büyüyen operasyonel ölçek ve yükselen izlenebilirlik beklentileri, sektörü daha planlı ve daha disiplinli bir yönetim dönemine hazırlıyor. Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, önümüzdeki dönemde sektörün karşı karşıya olduğu başlıkları şu sözlerle özetliyor: “Jeopolitik riskler, finansman koşulları, maliyet baskısı, depo arzı ve kira maliyetleri, nitelikli insan kaynağı ihtiyacı ve dijitalleşme beklentisi lojistiğin gündeminde yer almaya devam ediyor. Bu tablo önümüzdeki dönemde sektörün gündeminin yine çok yoğun olacağının sinyallerini veriyor. E-ticaret ölçeği lojistiği stratejik hale getiriyor 2025 yılının özellikle e-ticaret kaynaklı operasyonel yoğunluğun belirgin biçimde arttığı bir dönem olduğunu ifade eden Enes Akça, büyüyen hacimle birlikte izlenebilirlik, raporlama ve zamanında teslimat beklentilerinin de yükseldiğine dikkat çekiyor. Büyüyen operasyon yalnızca kapasite artışı anlamına gelmiyor. Ölçek büyüdükçe hata toleransı azalıyor ve disiplinli bir yönetim anlayışı daha da kritik hale geliyor. Bugün lojistik hizmet sağlayıcılar için güçlü planlama ve süreç yönetimi, rekabet avantajının temel unsurlarından biri,” diyen Akça, artan ölçeğin beraberinde daha fazla sorumluluk getirdiğini vurguluyor. “Lojistikte artık yazılım konuşuyor” 2026’da dijitalleşme ve izlenebilirlik, lojistikte rekabetin ön koşulu haline geliyor. Akca Lojistik, takip, izlenebilirlik ve raporlama yetkinliklerini büyümenin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyor. Enes Akça, bu dönüşümü şu sözlerle özetliyor: “Lojistikte artık yazılım konuşuyor. Takip ve izlenebilirlik işimizin temel gerekleri arasında yer alıyor. Yapay zeka ve otonom çözümler ise bu dijital zemini güçlendirerek operasyonel maliyetler ve verimlilik üzerinde önemli katkılar sağlıyor.” Firma, Akca Teknoloji markasıyla lojistiğe özel geliştirdiği yazılımsal ve donanımsal çözümleri sahaya taşıyarak, iş ortaklarının operasyonel ihtiyaçlarına doğrudan karşılık veren uygulamalar geliştiriyor. Öncelikler değişmedi, disiplin güçlendi Makroekonomik açıdan 2026’nın 2025 ile benzer seyretmesi bekleniyor. Akca Lojistik de önümüzdeki dönemi aynı disiplinle yönetmeyi hedefliyor. Şirketin öncelikleri; maliyet yönetimi, insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarını dengeli ve eş zamanlı biçimde sürdürmek. Kurum kültürü açısından insan odağının önemini vurgulayan Enes Akça, sözlerini şöyle tamamlıyor: “İyi iş, iyi insanla olur. 2026’da da disiplin, verimlilik ve maliyet bilinci kadar, insanı merkeze alan kurum kültürünü korumayı öncelikli görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

A101, Yerli Cevizi Üreticisinden Tüketiciye Taşıyor Haber

A101, Yerli Cevizi Üreticisinden Tüketiciye Taşıyor

A101, Ceviz Üreticileri Derneği ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında, dernek bünyesindeki üretim bahçelerinde yetiştirilen yerli kabuklu cevizleri mağazalarında tüketicilerle buluşturuyor. Proje ile yerli tarımsal üretimin; A101’in 13.500’ü aşkın mağazası ve çok kanallı satış modeli sayesinde düzenli ve ölçeklenebilir pazar erişimi kazanması amaçlanıyor. Bu yapı, üreticinin sürdürülebilir şekilde planlama yapmasını desteklerken, iyi tarım uygulamalarının daha geniş ölçekte yaygınlaşmasına ve yerli üretimin uzun vadeli olarak güçlenmesine katkı sunuyor. Proje kapsamında devreye alınan izlenebilirlik altyapısı sayesinde, ürün üzerindeki barkod aracılığıyla tüketiciler ürünün kaynağına ve üretim sürecine ilişkin bilgilere erişilebilecek. Böylece tarladan rafa uzanan süreçte şeffaflık ve üretim emeğinin görünürlüğüyle beraber tüketici güveninin artırılması öngörülüyor. İş birliği; yerli ceviz üretiminin uzun vadeli ve sürdürülebilir şekilde büyümesine katkı sunmayı, üretici–perakende ekosisteminde örnek bir uygulama modeli oluşturmayı amaçlıyor. A101 Meyve Sebze Satınalma Genel Müdürü Gürol Kıraç, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ceviz, taze gıda kategorisinde yerli üretimin ve sürdürülebilir tarımın güçlü örneklerinden biri. A101 olarak meyve-sebze ve taze gıda tedarik zincirinde; kalite standartlarını, ürün güvenliğini ve sürekliliği önceleyen bir yaklaşımla üreticilerimizle yakın çalışıyoruz. Bu iş birliğiyle yerli cevizi güvenilir bir tedarik yapısı içinde daha fazla tüketiciyle buluştururken, üreticimizin emeğine değer katmayı ve Türkiye’nin tarımsal zenginliğini raflarımıza taşımayı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de taze gıda tarafında yerli üretimi güçlendiren yeni projeleri hayata geçirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” Ceviz Üreticileri Derneği Başkanı Ömer Ergüder ise, projenin yerli üretim için taşıdığı önemi şu sözlerle ifade etti: “Yerli ceviz üreticimizin bugün en büyük sorunlarından biri, ithal ceviz baskısı altında hak ettiği değeri bulmakta zorlanmasıdır. A101 ile birlikte attığımız bu adım, hem üreticimizi güçlendiren hem de tüketiciyi gerçek Türk ceviziyle buluşturan örnek bir model oldu. Türkiye’nin bereketli topraklarında yetişen her cevizin arkasında büyük bir emek ve uzun bir yolculuk var. Bu yolculuğun değerini koruyan böyle bir projeye imza atmaktan büyük gurur duyuyoruz. A101 yönetimine ve tüm ekibine, ülkemizin tarım sektörüne verdikleri bu güçlü destek için sonsuz teşekkür ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi Haber

Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi

GRI Standartları’na göre hazırlanan rapor, şirketin yıl boyunca yürüttüğü iklim aksiyonları, yerel üretim, sürdürülebilir balıkçılık, izlenebilirlik, hayvan refahı ve çalışan deneyimi gibi alanlarda elde ettiği sonuçları ortaya koyuyor. Türk mutfağının değerlerini koruma ve geleceğe aktarma misyonuyla faaliyetlerini sürdüren Metro Türkiye, sürdürülebilirlik performansını ve ekosistem üzerindeki etkilerini ortaya koyduğu beşinci Etki Raporu’nu yayımladı. 2016’da başlayan raporlama yolculuğunu 2020 itibarıyla Etki Raporu formatına taşıyan Metro Türkiye, 2024 boyunca attığı adımları, elde ettiği sonuçları ve uzun vadeli hedeflere yönelik ilerlemesini paydaşlarıyla şeffaf biçimde paylaştı. Rapor, şirketin iş yapış biçimini tanımlayan “Metro Usulü” anlayışının ve sorumlu çözüm ortağı yaklaşımının sürdürülebilirlik stratejisinin merkezinde daha da güçlendiğini gösteriyor. 2024 yılında sürdürülebilirlik stratejisini Müşteriler İçin Sorumlu Çözüm Ortağı, Sürdürülebilir Satın Alma, İklim Aksiyonları ve Sorumlu İşveren odak alanları çerçevesinde yürüten şirketin Etki Raporu'nun önceliklendirme analizine göre öne çıkan başlıklar ise yerel üretimin desteklenmesi, sürdürülebilir balıkçılık, sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişim, sürdürülebilir ürün ve çözümler ile hayvan refahı oldu. Bu yaklaşım, hem perakende sektöründe hem yeme içme profesyonelleriyle kurulan ilişkilerde Metro Türkiye'yi daha sorumlu, daha kapsayıcı ve daha dayanıklı bir çözüm ortağı konumuna taşıdı. Antunes: Değer zinciri boyunca dönüşümün öncüsü olmayı sorumluluk olarak görüyoruz Metro Türkiye CEO’su David Antunes, iklim krizinin etkilerinin daha görünür hale geldiği bir dönemde dönüşümün yalnızca bir tercih değil, temel bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, “Metro Türkiye olarak yalnızca kendi operasyonlarımızda değil, tüm değer zincirimizde dönüşümün öncüsü olmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. 2024 yılında yerel üreticilerden tedarik zincirimize, iklim aksiyonlarından sürdürülebilir ürünlere, sağlıklı gıdaya erişimden hayvan refahına kadar geniş bir çerçevede ilerlemeye devam ettik. Sorumlu çözüm ortağı yaklaşımımızla müşterilerimizin sürdürülebilir seçimler yapmasını kolaylaştırırken, 2040 yılında iklim nötr olma hedefimize doğru önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Bu yılki Etki Raporu, hem bugün yarattığımız etkiyi hem de geleceğe dair kararlılığımızı ortaya koyuyor” dedi. Enerji tüketiminin %40’ı GES yatırımıyla sağlandı Güneş enerjisi sistemleri yatırımları 2023’te olduğu gibi 2024 yılında da kararlılıkla devam etti. Aralık 2024’e kadar geçen sürede mağazaların toplam 55.000 MWh elektrik enerjisi ihtiyacının 21.400 MWh’ı çatı GES’lerden karşılandı; böylece Metro Türkiye enerji tüketiminin yaklaşık %40’ını doğrudan yenilenebilir kaynaklardan sağlamış oldu. Bu dönüşüm, şirketin iklim hedefleriyle uyumlu olarak yenilenebilir enerji kullanımında önemli bir eşiğin aşılmasını sağladı. Yereli destekleme misyonuyla 740 Cİ tescilli ve aday ürün raflara taşındı Yerel üretimin sürdürülebilirliğine yönelik çalışmalar 2024 yılında da kesintisiz biçimde sürdü. 2012’den bu yana yürütülen Coğrafi İşaretli Ürünler projesi kapsamında mağaza raflarında yer alan coğrafi işaret tescilli ya da tescile aday ürün sayısı geçen yılki 560 seviyesinden 740’a ulaştı. “Yerelin İzinde” projesiyle yöresel tariflerin görünürlüğü artarken, üretici örgütleri ve kooperatiflerle yürütülen iş birlikleri sayesinde yerel ürünlerin değer zincirindeki payı güçlendirildi. Sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişim için sürdürülebilir ürün portföyü genişletildi Metro Türkiye, sağlıklı, besleyici ve kaliteli ürünlere erişimi artırma hedefi doğrultusunda 2024 yılında sürdürülebilir ürün portföyünü önemli ölçüde genişletti. Bu yıl raflarda 493 sağlıklı ve besleyici Metro markalı ürün, 78 organik ürün ve 177 organik etiketli ürün yer aldı. Ürün içeriklerini iyileştirmeye yönelik çalışmalar kapsamında, 103 ürün daha az şeker, tuz ve yağ içerecek şekilde reformüle edildi, 48 ürünün koruyucu içeriği azaltıldı ve 18 ürünün yağ oranı düşürüldü. Ayrıca 69 Metro markalı üründe trans yağ tamamen kaldırılarak daha sağlıklı seçenekler sunuldu. Gıda kategorisindeki Metro markalı ürünlerin %27’sinin sağlıklı ve besleyici özelliklere sahip olması, şirketin ürün politikalarını sürdürülebilirlik ve kalite standartları doğrultusunda şekillendirdiğini bir kez daha ortaya koydu. Güvenli gıdanın ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla mağaza et üretimlerinde, tüm meyve sebzelerde, Metro markalı organik ürünlerde, Metro Premium markalı ballarda, tüm karkas, vakum etlerde ve kültür balıklarında, Metro markalı organik ürünlerin tamamında, kendi markalı 61 adet coğrafi işaretli üründe ve yine kendi markalı 12 zeytinyağı çeşidinde izlenebilirlik sunmaya devam etti. Bu yaklaşım, tüketicilere ürünlerinin kaynağına dair tam şeffaflık sunarken, gıda güvenliği standartlarını da üst seviyeye taşıdı. Sürdürülebilir balıkçılıkla deniz ekosistemini koruyor Deniz ekosistemlerini koruma ve balık popülasyonlarının sürdürülebilirliğini destekleme hedefi doğrultusunda Metro Türkiye, 2024 yılında müşterilerine izlenebilir, sorumlu ve güvenilir balık ürünleri sunma amacıyla Metro markalı balıkların %73’ünü, diğer balık ürünlerinin ise %64’ünü sürdürülebilirlik sertifikasına sahip kaynaklardan tedarik etti. Denetimlerle hayvan refahını ve gıda güvenilirliğini sağlıyor Hayvanların sağlıklı, güvenli ve doğal yaşam koşullarında yetişmesini önemseyen Metro Türkiye, hayvan refahı konusunda ulusal ve uluslararası standartların ötesine geçen uygulamaları hayata geçirmeye 2024 yılında da devam etti. 2012'den bu yana tüm kırmızı ve kanatlı et tedarikçilerinde düzenli hayvan refahı denetimleri gerçekleştiren şirketin Metro markalı tüm taze ve dondurulmuş et ürünleri, %100 hayvan sağlığı ve refahı standartlarına uygun şekilde üretiliyor. Bu yaklaşım, hem ürün güvenilirliğini hem de hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesini güvence altına alıyor. 2.530 ton gıda atığı yeniden değerlendirildi Gıda atığını kaynağında önlemeye yönelik çalışmalarını 2024 yılında güçlendiren Metro Türkiye, hem çevresel hem de sosyal alanda önemli sonuçlar elde etti. Yıl boyunca toplam 2.862 ton gıda atığı oluşurken, bunun 2.530 tonunu yeniden değerlendirmeyi başaran şirket, doğal kaynakların korunmasına ve ihtiyaç sahiplerine erişimin desteklenmesine güçlü bir katkı sundu. Bu kapsamda, 1.017 ton gıda, gıda bankalarına bağışlanarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırken 222 ton ürün Fazla iş birliğiyle yeniden satışa sunuldu. 140 ton gıdanın hayvan yemine dönüştürülmesi, 942 ton ürünün hayvan barınaklarına iletilmesi, 209 ton ürünün ise kompostlama yoluyla döngüsel ekonomiye kazandırılması sağlandı. Sorumlu işveren yaklaşımıyla eşitlikçi ve kapsayıcı çalışma kültürü Metro Türkiye, sorumlu işveren anlayışı doğrultusunda sosyal sürdürülebilirliği eşitlik ve kapsayıcılık odağında ele almayı sürdürdü. Çalışanlarının kendilerini güvende, değerli ve mutlu hissettikleri bir iş ortamı yaratmayı temel bir kurum değeri olarak benimseyen şirket, tüm çalışanlarını işinin ve geleceğinin doğal bir paydaşı olarak konumlandırıyor. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık ilkelerini işe alımdan kariyer yolculuğunun her aşamasına entegre eden Metro Türkiye, kadınların ve gençlerin iş hayatına katılımını destekleyen uygulamalarıyla çalışan memnuniyetini odağına alırken, kapsayıcı kurum kültürünü uzun vadeli ve sürdürülebilir başarısının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.

   Şok Marketler’de Yeni Dönem Haber

  Şok Marketler’de Yeni Dönem

İlk aşamada domates ile başlayan bu süreçle analizler çok daha hızlı olarak gerçekleştiriliyor. Gıda güvenliğini sağlayan bu uygulamayla pestisit kontrolü tarladan başlıyor. ŞOK Marketler gıda güvenliği alanında önemli bir adım atarak, Antalya’daki tedarik platformunda kurduğu laboratuvarla taze meyve-sebzeler için raf öncesi pestisit analiz sürecini başlattı. Analizler artık dış laboratuvarlar yerine ŞOK’un kendi bünyesinde ve çok daha hızlı olarak gerçekleştiriliyor. İlk etapta domates ile hayata geçirilen uygulamanın önümüzdeki dönemde diğer meyve-sebze gruplarına da yaygınlaştırılması hedefleniyor. Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’ne göre kendi laboratuvarlarında analizi uygun çıkan ürünler ülke genelindeki ŞOK mağazalarına dağıtılıyor. Bu sayede tarladan mağazaya uzanan zincirde izlenebilirlik güçlenirken tüketiciye ürün en güvenli şekilde ulaştırılıyor. İlk olarak Antalya’daki tedarik platformunda kurulan laboratuvarla başlayan uygulamanın kısa sürede ŞOK Marketler’in tüm dağıtım merkezlerine yayılması planlanıyor. 30 dakika içinde pestisit analizi tamamlanıyor Türkiye’deki akredite laboratuvarlarla aynı standartlara sahip Antalya’daki laboratuvarda, pestisit etken maddeleri 30 dakika içinde analiz ediliyor. Pestisit değeri yönetmeliğin uygun gördüğü sınırlar dahilinde olan ürünler hızla hazırlanarak Türkiye genelinde dağıtımları gerçekleştiriliyor. Böylece ürünler en taze şekilde raflarla buluşuyor. “Pestisit tespit edilmedi” güvencesi Analizleri yapılarak ŞOK mağazalarına gönderilen ürünlerin kasalarında “Pestisit Tespit Edilmedi” ibaresini taşıyan etiketler yer alıyor. Ürünler üzerindeki QR kod okutularak da pestisit analiz sonuçları Cepte ŞOK uygulaması üzerinden anlık olarak görüntülenebiliyor. Ayrıca Cepte ŞOK üzerinden yapılan online alışverişlerde de analizi yapılmış ürünlerin raporu yer alıyor. Bu sayede müşteriler satın aldıkları ürünlerin analiz bilgilerine kolayca erişebiliyor. Çiftçiye tarlada destek ŞOK Marketler, hayata geçirdiği bu sistemle üreticiyi de destekleyen ve geliştiren bir model ortaya koyuyor. Ziraat mühendisleri doğru ilaçlama, hasat zamanlaması ve kayıtlı üretim gibi konularda çiftçilere sahada eğitim veriyor. Hasat sonrası yapılan analizlerde uygun bulunmayan ürünlerin alımı yapılmıyor ve üreticilere ayrıntılı analiz raporları sunularak onlara da gelişim imkânı sağlanıyor. Böylece üretim süreci başından sonuna kontrol altına alınıyor. Uğur Demirel: “Müşterilerimizin gönül rahatlığıyla meyve-sebze tüketmesini istiyoruz” ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel uygulamaya ilişkin yaptığı açıklamada şu sözleri kaydetti: “Gıda güvenliği konusunda toplumda ciddi bir hassasiyet var. ŞOK Marketler olarak biz de 81 ildeki 11 binden fazla mağazamızla ülkemizin en büyük gıda perakendecilerinden biri olarak bu hassasiyetin farkındayız ve sorumluluğumuzu daha da ileri taşımak istiyoruz. Artık reyonlarımızda satılan domateslerin tamamı pestisit kontrolünden geçmiş olacak. Biz zaten yıllardır dış akredite laboratuvarlarda analiz yaptırıyorduk ancak sonuçların çıkması zaman alıyordu. Bu nedenle önemli bir yatırım yaparak kendi Pestisit Laboratuvarımızı kurduk ve ürünleri anında ve yerinde kontrol edebilir duruma geldik. Domates sadece ilk adım. Kısa süre içinde diğer meyve-sebze ürünlerimizi de bu sisteme dahil edeceğiz. Türkiye’nin pestisit konusundaki endişelerini gidermek istiyoruz. Müşterilerimizin gönül rahatlığıyla meyve-sebze tüketmesi bizim en büyük mükafatımızdır.”

Ceviz Üreticileri Derneği ve A101’le Yerli Üretimde Örnek İş Birliği Haber

Ceviz Üreticileri Derneği ve A101’le Yerli Üretimde Örnek İş Birliği

Proje, yalnızca bir satış iş birliği olmanın ötesine geçerek, Türkiye’de tarım sektöründe STK–perakende eşleşmesine dayalı yeni ve vizyoner bir model ortaya koyuyor. “Türkiye’nin bereketli topraklarında büyüyen her ceviz, emeğin, sabrın ve yerli üretimin köklü mirasını taşır.” Ceviz Üreticileri Derneği Başkanı Ömer Ergüder, projenin yerli üretim için taşıdığı önemi şu sözlerle ifade etti:“Yerli ceviz üreticimizin bugün en büyük sorunlarından biri, ithal ceviz baskısı altında hak ettiği değeri bulmakta zorlanmasıdır. A101 ile birlikte attığımız bu adım, hem üreticimizi güçlendiren hem de tüketiciyi gerçek Türk ceviziyle buluşturan örnek bir model oldu. Türkiye’nin bereketli topraklarında yetişen her cevizin arkasında büyük bir emek ve uzun bir yolculuk var. Bu yolculuğun değerini koruyan böyle bir projeye imza atmaktan büyük gurur duyuyoruz. A101 yönetimine ve tüm ekibine, ülkemizin tarım sektörüne verdikleri bu güçlü destek için sonsuz teşekkür ediyoruz.” **Tam İzlenebilirlik Modeli: Her Paket Tüketiciyi Doğrudan Üreticiye Bağlıyor** Bu iş birliği kapsamında kullanılan “ileri izlenebilirlik sistemi” Türkiye adına bir ilki temsil ediyor. Ürün etiketindeki barkod okutulduğunda tüketiciler; Cevizin hangi bahçeden hasat edildiğini, Bahçeye ait sertifikaları, Üretim koşullarını, İyi tarım uygulamaları süreçlerini, Ürünün hasat, yıkama, kurutma ve sınıflandırma aşamalarını şeffaf biçimde görebiliyor. Bu sistem, hem üretici hem tüketici için güven, kalite ve sürdürülebilirlik temelli bir model sunuyor. Yerli Üretici İçin Yeni Bir Dönem Türkiye’de ceviz pazarında ithal ürünlerin büyük paya sahip olması, yerli üreticinin rekabet gücünü uzun yıllardır zayıflatıyordu. Bu iş birliği; Yerli ceviz için pazar erişimini artırıyor, Üreticinin emeğini adil şekilde değerli kılıyor, Tüketiciye doğrudan şeffaf bilgi sağlıyor, Tarım sektöründe model olabilecek bir iş birliği kültürü oluşturuyor. A101’in Yerli Üretim Vizyonu A101, yaygın mağaza ağı, güçlü tedarik zinciri ve ölçek gücüyle yerli üreticinin pazara erişimini kolaylaştırırken, tüketiciye güvenilir ve izlenebilir ürünler sunmayı temel bir sorumluluk olarak görmektedir. A101, bu projeyle bir kez daha ortaya koyduğu gibi yalnızca bir perakende zinciri değil, aynı zamanda yerli üretimin sürdürülebilir geleceğini destekleyen stratejik bir paydaş konumundadır. Markanın yaklaşımı; Üreticiyi anlaşılır ticari modellerle güçlendirmek, Tarımsal şeffaflığı artırmak, Tüketiciyi bilinçlendirmek, Yerli ürün değer zincirini korumak üzerine inşa edilmiştir. A101, benzer iş birliklerini farklı ürün gruplarında da hayata geçirerek, Türkiye tarımında sürdürülebilir, şeffaf ve üretici odaklı modelleri yaygınlaştırmayı hedeflemektedir. Bu iş birliği, Türkiye tarımında bugünün değil, yarının standartlarına uygun bir vizyon ortaya koymaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İyi ki Vakfı Destek Programı 2025’in Kazanan Projesi: Tarımplus – Yapay Zeka İle Tarımda Dönüşüm Oldu Haber

İyi ki Vakfı Destek Programı 2025’in Kazanan Projesi: Tarımplus – Yapay Zeka İle Tarımda Dönüşüm Oldu

Kazanan seçkin davetlilerin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte duyuruldu. Programın bu yılki kazananı, tarım alanında yapay zekâ destekli çözümler geliştirerek çiftçilerin üretim süreçlerini iyileştirmeyi hedefleyen TarımPlus oldu. İyi ki Vakfı Kurucusu Füsun Kuran’ın ev sahipliğindeki ödül töreni 19 Kasım’da Raffles Hotel’de gerçekleşti. Etkinliğe aralarında Melis Ağazat, Deniz Ülke Kaynak, Itır Erhart, Özlem Güsar, Alphan Manas, İlksen Utlu, Nalan Miri Sözer, Ahmet Yanıkoğlu gibi isimlerin de yer aldığı cemiyet ve iş dünyasından birçok önemli konuk katıldı. Etkinlik boyunca davetliler, vakfın toplumsal faydaya yönelik vizyonunu ve destek programının etkisini yakından dinleme fırsatı buldu. Programın bu seneki kazananı TarımPlus, etkinlikte yer alan konuklara projeyi detaylı bir şekilde tanıttı. Kadın girişimci ve yazılım mühendisi Melsan Zehra Yılmaz tarafından kurulan TarımPlus, tarımsal üretimde karşılaşılan hastalıklar, yanlış ilaçlama, verim kaybı ve iklim koşulları gibi zorluklara karşı dijital ve bilimsel çözümler sunuyor. Platform, çiftçilerin tarım alanlarından çektikleri fotoğrafları analiz ederek yapay zeka destekli hastalık teşhisi, Tarım ve Orman Bakanlığı reçetelerine uygun ziraat mühendisi yönlendirmeleri ve ürün uygulama planları oluşturulmasına imkân tanıyor. TarımPlus, aynı zamanda üretim süreçlerinde izlenebilirlik, doğru gübre ve ilaç kullanımı, sürdürülebilir tarım teknikleri ve kayıpların en aza indirilmesi hedefleriyle çalışıyor. İYİ Kİ Vakfı kurucusu Füsun Kuran tören sırasında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "İyi Ki Vakfı olarak amacımız, topluma gerçek etki yaratan, kalıcı fayda sağlayan projeleri desteklemek. TarımPlus, tarımda dijital dönüşümün insana değer veren, ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir modelle nasıl uygulanabileceğini gösteren güçlü bir girişim. Genç bir kadın girişimcinin geliştirdiği bu vizyonun, ülkemizde üretim kültürünü dönüştürme potansiyeline yürekten inanıyoruz.”

Coulson Aviation’dan Uçakta İlk Yakıt Kalite Kontrol Sistemi! Haber

Coulson Aviation’dan Uçakta İlk Yakıt Kalite Kontrol Sistemi!

Karışık sabit kanatlı ve döner kanatlı yangın söndürme filolarının operatörü Coulson Aviation (USA), havacılık güvenliğinde önemli bir boşluğu dolduracak bir yeniliğe imza attı. Şirket, yakıt ikmali sırasında yakıt kalitesini doğrulayan ve kirlenmeyi anında tespit eden, havacılık endüstrisinin ilk yerleşik sistemi olan SafeFuel’ü geliştirdi. Bu inovasyon, askeri ve ticari havacılıkta yakıtla ilgili yaşanan olayların ve son dönemde ABD Donanması uçak kazalarına dair devam eden soruşturmaların ardından artan güvenlik endişelerine yanıt olarak geldi. Uzak Operasyonlarda Hayati İhtiyaç Coulson Aviation, genellikle kirlenmiş veya standart dışı yakıt riskinin yüksek olduğu, dünyanın dört bir yanındaki uzak bölgelerde görev yapıyor. Şirket, yıllar süren operasyonlarında suyla dolu Jet A yakıtı, mikrobiyal büyüme ve çapraz kirlenme gibi sorunlarla karşılaştı. Sektörde ise son yıllarda DEF (Dizel Egzoz Sıvısı) ve eskiyen filtre ayırıcılardan kaynaklanan SAP (Süper Emici Polimer) kirlenmesi gibi sorunlar arttı. Coulson'ın bir jetinde denizaşırı uçuş sırasında yaşanan ve motor alev sönmesine yol açan bir olay, uçaklarda yerleşik yakıt izleme teknolojisi eksikliğini acı bir şekilde ortaya koymuştu. SafeFuel Nasıl Çalışıyor? Coulson'ın şirket içi ekibi tarafından geliştirilen ve patentlenen SafeFuel sistemi, doğrudan uçağın tek noktalı yakıt ikmal manifolduna entegre oluyor. Gerçek Zamanlı Analiz: Sistem, yakıt ikmali sırasında temel parametreleri gerçek zamanlı olarak analiz ediyor. Otomatik Durdurma: Kirlenme veya standart dışı okumalar tespit edilirse, yakıt depolara ulaşmadan önce uçuş ekibini otomatik olarak bilgilendiriyor ve yakıt ikmalini durdurabiliyor. Dijital Kayıt: Her yakıt ikmali dijital olarak kaydedilerek, operatörler, OEM’ler ve düzenleyici kurumlar için izlenebilirlik ve doğrulanabilir saklama zinciri sağlıyor. Coulson Aviation Başkanı ve COO’su Britt Coulson, konuya ilişkin yaptığı açıklamada: “Onlarca yıl uçağı her türlü acil durumda hayatta kalacak şekilde tasarladık, ancak yakıtın kendisi güvenli değilse bunların hiçbir önemi kalmıyor,” dedi. Coulson, "Sektör Sürdürülebilir Havacılık Yakıtlarına geçtikçe ve tedarik zincirleri karmaşıklaştıkça, riskler katlanıyor. Sadece birkaç galon standart dışı yakıt, 100 milyon dolarlık bir uçağı düşürebilecekken, havacılığın yakıtın son izlenmeyen sınır olduğunu kabul etme zamanı gelmiştir. SafeFuel bu boşluğu kalıcı olarak kapatıyor." ifadelerini kullandı.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.