Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Japonya

Kapsül Haber Ajansı - Japonya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Japonya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı Haber

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı

Yılın Fotoğrafçısı ödülü, 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek prestijli gala töreninde sahiplerini bulacak. 2026 sergisi ise 17 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’da sanatseverlerle buluşacak. Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri, 2026 Profesyonel Yarışma kapsamında 30 finalisti ve 65’in üzerinde kısa liste adayını bugün açıkladı. Çağdaş fotoğrafçılığın sınırlarını zorlayan güçlü görsel anlatıları bir araya getiren yarışma, görsel hikaye anlatımının en çarpıcı örneklerini uluslararası platformda görünür kılıyor. Yaklaşık yirmi yıllık köklü mirasıyla öne çıkan Profesyonel Yarışma; teknik ustalığı güçlü bir anlatı vizyonuyla buluşturan, cesur ve bütünlüklü projeler üreten fotoğrafçıları desteklemeyi sürdürüyor. Bu yıl 200’ü aşkın ülke ve bölgeden 430 binin üzerinde fotoğraf başvurusu alındı. 10 kategorinin kazananları, 30 finalist arasından seçilerek 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek özel törende açıklanacak. Prestijli Yılın Fotoğrafçısı unvanının sahibi, kategori kazananları arasından seçilerek aynı gece açıklanacak. Kazanan; 25.000 ABD doları para ödülünün yanı sıra çeşitli Sony Digital Imaging ekipmanları ve çalışmalarını gelecek yıl Londra’da düzenlenecek sergide kişisel bir sunumla sergileme fırsatı elde edecek. Kazananlar ve finalistler ayrıca, sektörün önde gelen isimleriyle özel oturumların gerçekleştirileceği ve kariyer gelişimlerine yönelik uzman rehberliği sunan “Insights” programı kapsamında Londra’ya davet edilecek. Finalist ve kısa listeye kalan fotoğrafçıların eserlerinden oluşan seçki ise ilk olarak 17 Nisan – 5 Mayıs 2026 tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’ta düzenlenecek Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Sergisi kapsamında ziyaretçilerle buluşacak; sergi daha sonra farklı lokasyonlarda sanatseverlerle bir araya gelecek. Seçici kurul adına değerlendirmede bulunan Jüri Başkanı Monica Allende, şunları söyledi: “Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorisinde finale kalan ve kısa listeye seçilen çalışmalar, fotoğraf pratiğindeki dikkat çekici gelişimi ve fotoğrafın güçlü bir hikaye anlatım aracı olarak benimsenmesine yönelik derin bağlılığı ortaya koyuyor. Değerlendirdiğimiz pek çok seri boyunca; sevginin, nezaketin ve çoğu zaman zorlu gerçekliklere dokunan sessiz direncin kutlanışıyla insan deneyiminin farklı katmanlarından derin biçimde etkilendim. En güçlü karelerin birçoğu, gündelik yaşamın içinde saklı kalan samimi anlara ve küçük kahramanlıklara odaklanarak, sıradan akışın içinde varlığını sürdüren gücü ve ruhu görünür kılıyor.” Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorilerinin her birinde finale kalan üç proje ise şöyle sıralanıyor: MİMARLIK VE TASARIM André Tezza’nın (Brezilya) Everyday Structures adlı projesi, Güney Brezilya’daki mahalle bakkallarının mütevazı mimarisine ışık tutuyor. Joy Saha’nın (Bangladeş) Homes of Haor çalışması ise Bangladeş’in Haor bölgesindeki yerel mimariyi belgeliyor; bu bölgede evler, muson döneminde adalara dönüşen yükseltilmiş toprak yığınları üzerine inşa ediliyor. Chen Liang’ın (Çin Ana Karası) serisi ise Çin’in Guangdong Eyaleti’ndeki Jiangmen kentinde bulunan gözetleme kulelerini mercek altına alarak, Çin ve uluslararası mimari etkilerin özgün bir birleşimini ortaya koyuyor. YARATICI Pablo Ramos’un (Meksika) The Black Album adlı projesi, arşiv fotoğraflarından kesilen siluetler aracılığıyla Meksika’daki kayıpları ele alıyor ve görüntüleri yokluğun çarpıcı bir kolektif portresine dönüştürüyor. Ben Brooks (Birleşik Krallık) The Palm, On Piru serisinde Güney Los Angeles’tan rap sanatçılarının ruhani bağlarını ve kolektif kimliklerini yansıtıyor. Citlali Fabian (Meksika) ise Bilha, Stories of My Sisters adlı çalışmasında portreler ile dijital illüstrasyonları bir araya getirerek Güney Meksika’daki ilham verici kadınların hikayelerine hayat veriyor; projede bölgedeki yerli topluluklardan aktivistler ve sanatçılarla iş birliği yapıyor. BELGESEL PROJELERİ Santiago Mesa’nın (Kolombiya) Under the Shadow of Coca adlı projesi, geçimini bu yasa dışı ekonomiye bağlı olarak sürdüren çiftçileri ve Kolombiya’daki kokain ticaretini kontrol eden silahlı grubu takip ediyor. Alexandre Bagdassarian (Fransa), Sixteen and a Half: Eight Months in a Juvenile Prison çalışmasında Fransa’daki bir çocuk cezaevinde tutuklu bulunan gençlerin gündelik yaşamlarını belgeliyor. Colin Delfosse’un (Belçika) Restitution serisi ise Afrika maskelerinin Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ile Belçika arasındaki yolculuğunu, özgün kullanım amaçlarından müzelerdeki sergilenme süreçlerine kadar izleyerek iade tartışmalarını mercek altına alıyor. ÇEVRE Shane Hynan’ın (İrlanda) Beneath | Beofhód adlı serisi — İrlandaca’da “toprağın altındaki yaşam” anlamına geliyor — Kelt geleneğinde bataklıkların ilkel ve köklü önemini, kültürel ve çevresel gerekliliklerin etkileşimi üzerinden ele alıyor. Matteo Trevisan’ın (İtalya) Jinê Land: Where Women Keep the Earth Alive projesi ise Suriye’nin Rojava bölgesinde, kadınların öncülüğünde yürütülen ekolojik ve toplumsal yeniden inşa sürecini belgeliyor; toplulukların geleceğe dair deneysel bir vizyon etrafında bir araya gelişini yansıtıyor. Isadora Romero’nun (Ekvador) Notes on How to Build a Forest çalışması ise ormanları, zaman içinde insan ve insan dışı pek çok topluluğun birlikte şekillendirdiği kültürel alanlar olarak inceliyor. MANZARA Dafna Talmor’un (Birleşik Krallık) Constructed Landscapes adlı çalışması, sanatçının kişisel arşivinden yola çıkarak elde basılmış ve kolajlanmış renkli negatifleri soyut peyzaj temsillerine dönüştürüyor. Andreas Secci’nin (Almanya) serisi, Fransa’nın Normandiya ve Bretanya kıyılarındaki istiridye çiftliklerinin havadan görünümlerinden oluşan soyut manzaralar sunuyor. Michael Blann (Birleşik Krallık) ise fotopolimer gravür tekniğini kullanarak Avrupa’nın ikonik dağ yollarını tasvir ediyor. PERSPEKTİF Hayate Kurisu’nun (Japonya) Living Photographs adlı çalışması, fotoğrafçının ve eşinin ölü doğumla sonuçlanan bir kaybın ardından yaşadıkları deneyimi ve kremasyon öncesinde aile olarak birlikte geçirdikleri günleri belgeliyor. Fredrik Lerneryd (İsveç), Country Music in Kenya projesinde Nairobi’de düzenlenen Uluslararası Kovboy Günü festivalini görüntüleyerek Kenya’daki country müzik tutkunları için önemli bir etkinliği yansıtıyor. Seungho Kim’in (Kore Cumhuriyeti) Sunny Side Up: A Portrait of the Most Average K-Parenting Today serisi ise fotoğrafçının kendi ailesine odaklanarak ebeveynler, köpek ve bebeğin bir araya geldiği ev yaşamının keyifli kaosunu gözler önüne seriyor. PORTRE FOTOĞRAFÇILIĞI Federico Borella (İtalya), Özbekistan’daki Koryo-saram topluluğunu belgeliyor; ‘K-Wave’in etkisi altındaki yeni kuşak Kore kimliklerini yeniden sahipleniyor. Jean-Marc Caimi ve Valentina Piccinni’nin (İtalya) The Faithful adlı çalışması, bir papanın ölümü ile yenisinin seçilmesi arasındaki süreçte Vatikan’daki Aziz Petrus Meydanı’nda toplanan kalabalıklardan portreler sunuyor; adeta hayranlık kültürüne dönüşen bir hac yolculuğunu yansıtıyor. Marisa Reichert’in (Almanya) be:longing serisi ise Endonezya’nın Java Adası’ndaki Yogyakarta’da yaşayan ileri yaşlardaki Müslüman trans bireylerin yaşamlarını belgeliyor; inanç, kimlik ve toplumsal beklentiler arasında kurmaya çalıştıkları dengeyi gözler önüne seriyor. SPOR Todd Antony’nin (Yeni Zelanda) serisi, Farsça’da kelime anlamıyla ‘Buzkashi’ (keçi çekme) anlamına gelen ve Tacikistan’ın sert ve köklü sporlarından biri olan Buzkashi’ye odaklanıyor. Rob Van Thienen (Belçika), It’s a Dog’s Life çalışmasında tazı eğitim seanslarını izleyerek, pistte yapay bir tavşanı kovalayan köpeklerin hareket halindeki dinamik görüntülerinden oluşan bir seri ortaya koyuyor. Morgan Otagburuagu’nun (Nijerya) Beneath the Bridge projesi ise Nijerya’nın Lagos kentinde, profesyonel ringlerin ışıltısından uzak bir noktada amatör boksörlerin antrenman yaptığı derme çatma bir spor salonunu belgeliyor. NATÜRMORT Daniele Vita’nın (İtalya) The Bronte Pistachio adlı çalışması, Sicilya’nın Antep fıstıklarını uzun soluklu bir araştırma kapsamında ele alıyor; her birini tek tek fotoğraflayarak özgün niteliklerini yakından ortaya koyuyor. Gargi Sharma’nın (Hindistan) Experiments in Stillness serisi, nesne ile izleyici arasındaki diyaloğu keşfederek çoklu yorumlara ve dinginlik anlarına alan açıyor. Vilma Taubo’nun (Norveç) Talking Without Speaking projesi ise gündelik nesnelerin protesto sembollerine dönüşmesini konu alan fotoğraflardan oluşuyor. YABAN HAYATI VE DOĞA Wolfgang Duerr’in (Almanya) WILD adlı serisi, hareket sensörleriyle tetiklenen bir kamera aracılığıyla çekildi; siyah beyaz karelerde farklı yaban hayvanları hareket halinde görüntüleniyor. Anita Pouchard Serra’nın (Arjantin) serisi ise Buenos Aires’teki özel bir yerleşim alanında mahallede yaşayan kapibaralar ile site sakinleri arasındaki çatışmayı ele alıyor. Will Burrard-Lucas’ın (Birleşik Krallık) Crossing Point projesi, Kenya’daki Maasai Mara Ulusal Rezervi’nde yaban hayatını görüntülüyor; nesli tehlike altındaki siyah gergedanları izlemek amacıyla kurulan uzaktan kamera tuzağı, sonunda ormanlık nehir geçidinde toplanan çok sayıda hayvanı ortaya çıkarıyor. 2026 Profesyonel Yarışma jürisi şu isimlerden oluşuyor: Monica Allende, Bağımsız Küratör ve Fotoğraf Danışmanı, Jüri BaşkanıDaniel Brena, Direktör, Centro de las Artes de San Agustín, MeksikaYumi Goto, Bağımsız Küratör, Editör, Araştırmacı ve Yayıncı, JaponyaZack Hatfield, Yönetici Editör, Aperture dergisi, ABDPaul Ninson, Kurucu ve İcra Direktörü, Dikan Center, GanaBindi Vora, Sanatçı ve Kıdemli Küratör, Autograph, Birleşik Krallık Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Japonya - İzmir İlişkileri Güçleniyor Haber

Japonya - İzmir İlişkileri Güçleniyor

Japonya İzmir Kültürler Arası Dostluk Derneği ve Japonya’nın İstanbul Başkonsolosluğu iş birliği ile düzenlenen Japon Sakura Esintisi-Japon Kültürü Günleri için kente gelen İstanbul Başkonsolosu Iwama Ryoji, Muavin Konsolos Fujimori Nozomu ile Japonya’nın İzmir Fahri Konsolosu Neşe Gök, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı Açık Ofis’te ziyaret etti. Ziyarette; İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zeki Yıldırım, İZULAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yalçın Alver, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Övünç Özgen de yer aldı. Tugay: İzmir’i tanıtmak için yeni fırsatlar olmasını diliyoruz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Japonya her zaman dost hissettiğimiz ülkelerden birisidir. İzmir olarak Japonya ile olan ilişkilerimizi geliştirme konusunda düşüncelerimiz ve beklentilerimiz var. İzmir Türkiye’nin en önemli şehirlerinden birisi. 8 bin 500 yıllık tarihi olan bir şehir. İzmir’in daha çok tanınmasını istiyoruz, Japonya’da da İzmir’i tanıtmak için yeni fırsatlar olmasını diliyoruz. İzmir’de, Manisa’da yatırımı olan Japon şirketlerinin temsilcileriyle tanışmayı, bir araya gelmeyi çok isterim. Onlar için yapabileceğimiz bir şey olursa her zaman yapmaya hazırız. Japonya’da İzmir’i, İzmir’de de Japonya’yı tanıtmak için etkinliklere de her zaman varız” şeklinde konuştu. Ryoji: İzmir’in güzelliklerini bizzat deneyimlemek isterim Japon turistlerin İzmir’i ziyaret etmekten mutluluk duyduğunu ifade eden Japonya’nın İstanbul Başkonsolosu Iwama Ryoji, “Japonya İzmir ilişkileri konusunda desteğinizi esirgemeyeceğinizi söylediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Alan seçmek suretiyle Japon belediyeleri ve İzmir Büyükşehir Belediyesi arasındaki ilişkiler adım adım gelişecektir. İzmir’i daha sık ziyaret etmeyi düşünüyorum. Japon şirketleriyle tanışma konusunda da beraber çalışabiliriz. İzmir’i Japonya’da daha çok tanıtmak için güzelliklerini bizzat deneyimlemek istiyorum” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor Haber

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor. “CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu: “Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.” “Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” Yıldırım, geri dönüşüm sektörünün yeni dönemde daha stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayarak Saytek’in attığı adımı şu sözlerle anlattı: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz. Karbon yükümlülüğü bulunan firmalar için doğrulanmış sertifikalar artık stratejik bir ihtiyaç niteliği taşıyor.” “Global pazarda güçlü konum sağlıyor” Karbon düzenlemelerinin küresel ölçekte yaygınlaştığına dikkat çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Karbon performansı artık yalnızca Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, global pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor. Geri dönüşüm ve düşük karbon üretim modelleri, küresel rekabette önemli bir referans noktası oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor Haber

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor. “CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu: “Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.” “Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” Yıldırım, geri dönüşüm sektörünün yeni dönemde daha stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayarak Saytek’in attığı adımı şu sözlerle anlattı: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz. Karbon yükümlülüğü bulunan firmalar için doğrulanmış sertifikalar artık stratejik bir ihtiyaç niteliği taşıyor.” “Global pazarda güçlü konum sağlıyor” Karbon düzenlemelerinin küresel ölçekte yaygınlaştığına dikkat çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Karbon performansı artık yalnızca Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, global pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor. Geri dönüşüm ve düşük karbon üretim modelleri, küresel rekabette önemli bir referans noktası oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Japon Tekniği İle Nakış Fikirlerini Keşfettiler Haber

Japon Tekniği İle Nakış Fikirlerini Keşfettiler

Kökeni Japonya’ya dayanan Sashiko, geçmişte kıyafetleri onarmak ve dayanıklılığını artırmak amacıyla kullanılan bir teknik olarak ortaya çıktı. Zamanla estetik bir ifade biçimine dönüşen bu “sessiz dikişler”, tekrar eden geometrik desenleri ve sade çizgileriyle dikkat çekiyor. Eğitmenliğini Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Duygu Ercan’ın üstlendiği atölye çalışmasına katılan öğrenciler unutulmaz bir gün geçirdi. KUMAŞ ÜZERİNDE İZ BIRAKMANIN HEYCANINI YAŞADILAR Atölye boyunca yalnızca bir nakış tekniğini öğrenmekle kalmayan öğrenciler; sabır, tekrar ve sadeliğin estetiğini deneyimleyerek, üretim sürecinin meditatif yönünü de keşfetti. Her bir ilmekte ritim yakalayan katılımcılar, kumaş üzerinde iz bırakmanın anlamını yeniden yorumladı. KOT PARÇALAR YENİDEN HAYAT BULDU Atölyeye katılan öğrenciler, kendi hikâyesini taşıyan kot parçaları ile ceket, yelek, pantolon ve eteklerini yanlarında getirdi. “Geleneksel Sashiko” desenleriyle bu parçalar yeniden tasarlandı. Böylece hem sürdürülebilir moda anlayışına katkı sağlandı hem de geçmiş ile bugün arasında yaratıcı bir köprü kuruldu. Eskiyen ya da kullanılmayan denim ürünlerin yeniden değerlendirilmesi, tekstil sektöründe giderek önem kazanan “yeniden kullanım” ve “dönüştürerek tasarlama” anlayışını da destekledi. MODA AKADEMİSİ’NDE UYGULAMALI VE YENİLİKÇİ EĞİTİM Moda Akademisi, düzenlediği atölye ve eğitim programlarıyla katılımcılarına yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda tasarım vizyonu kazandırmayı hedefliyor. Akademide; Temel ve ileri düzey dikiş teknikleri, moda tasarımı ve koleksiyon hazırlama, kalıp çıkarma ve model uygulama, tekstil yüzey tasarım, sürdürülebilir moda ve geri dönüşüm uygulamaları, el sanatları ve geleneksel tekniklerin çağdaş yorumları gibi pek çok alanda uygulamalı eğitimler veriliyor. YARATICILIĞIN SESSİZ RİTMİ Bu kapsamda gerçekleştirilen Sashiko atölyesi de hem geleneksel el sanatlarını yaşatmayı hem de genç tasarımcı adaylarının farklı kültürlerden ilham alarak özgün çalışmalar üretmesini amaçladı. “Sessiz Dikişlerin Hikâyesi: Sashiko” workshopu katılımcılara yoğun akademik programlarının arasında hem yaratıcı hem de dinlendirici bir üretim alanı sundu. İlmeklerin ritminde buluşan öğrenciler, tasarımın yalnızca estetik değil, aynı zamanda duygusal bir süreç olduğunu deneyimledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yanmar’dan Düşük Karbonlu Denizcilik İçin Dev Yatırım: Hidrojen Motor Fabrikası 2029’da Açılıyor Haber

Yanmar’dan Düşük Karbonlu Denizcilik İçin Dev Yatırım: Hidrojen Motor Fabrikası 2029’da Açılıyor

Şirket, hidrojen yakıtlı deniz motorları başta olmak üzere yeni nesil yakıt uyumlu motorların geliştirilmesi amacıyla Hyogo Eyaleti’ne bağlı Amagasaki kentindeki Phoenix sanayi bölgesinde arazi satın aldı. Yeni yatırım kapsamında inşa edilecek fabrika, özellikle denizcilik sektörüne yönelik hidrojen motorlarının test operasyonları için kullanılacak. Tesisin Mart 2029 civarında faaliyete geçmesi planlanıyor. Karbon Nötr Hedefi İçin Stratejik Hamle Denizcilik sektöründe 2050 yılına kadar karbon nötr hedefi doğrultusunda karbonsuzlaşma teknolojilerine yönelik çalışmalar hız kazanırken, Yanmar Power Solutions da motor geliştirme ve üretim alanındaki uzmanlığını bu dönüşüme yönlendiriyor. Şirket, yalnızca hidrojen değil; aynı zamanda metanol ve amonyak gibi alternatif yakıtlarla uyumlu güç aktarma sistemleri (powertrain) geliştirmeye de odaklanıyor. Yeni fabrika yatırımı, artması beklenen deniz ve kara tipi motor üretim talebine yanıt vermeyi ve mevcut üretim sistemlerini daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Amagasaki Kıyı Fabrikası 2029’da Hizmete Girecek Geçici olarak “Amagasaki Kıyı Fabrikası” adı verilen yeni tesis, yaklaşık 33.898 metrekarelik (3,4 hektar) bir alan üzerine kurulacak. Planlanan toplam kapalı alan ise yaklaşık 8.000 metrekare olacak. Yeni Fabrika Hakkında Bilgiler: Fabrika Adı: (Geçici) Amagasaki Kıyı Fabrikası Konum: 28-2 Funade, Amagasaki City, Hyogo Prefecture (B-1 Blok ve bitişik 7 parsel) Arsa Alanı: 33.898,27 m² (yaklaşık 3,4 hektar) Planlanan Toplam Kapalı Alan: Yaklaşık 8.000 m² Ana Faaliyet Alanı: Hidrojen yakıtlı deniz motorlarının test operasyonları Planlanan Açılış Tarihi: Mart 2029 civarı Bu yatırım, Yanmar’ın sürdürülebilir denizcilik, alternatif yakıt teknolojileri ve düşük karbonlu motor üretimi alanındaki küresel vizyonunu güçlendirirken, Japonya’nın yeşil dönüşüm hedeflerine de katkı sağlamayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Balık İhracatı 2026 Yılına Rekorla Girdi Haber

Türkiye’nin Balık İhracatı 2026 Yılına Rekorla Girdi

Balık, 2026 yılı ocak ayında ihracatını en fazla artıran 5 ürün grubundan biri olurken, gıda ihracatının yıldızı oldu. Balık ihracatı miktar bazında yüzde 4’lük artışla 21 bin 978 tondan, 22 bin 935 tona ilerledi. Yüksek protein deposu Omega-3 yağ asitleriyle sağlıklı bir yaşamın anahtarı olan balık, yüksek protein içeriyor. Balığı protein miktarı açısından düzenli tüketmek, kas kütlesini artırmaktan kalp sağlığını korumaya kadar birçok fayda sağlıyor. Türkiye’nin zengin deniz ürünleri çeşitliliği, sağlıklı bir yaşam sürdürmeyi kolaylaştırır. Türkiye’nin ihraç ettiği her üç balıktan ikisine imza attıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türk su ürünleri sektörünün 2025 yılını 2 milyar 243 milyon dolarlık performansla geride bıraktığını, 2026 yılına çok başarılı bir giriş yaptıklarını, 2,5 milyar dolar ihracat hedefini aşacak bir ihracat seyri ortaya koyduklarını vurguladı. Orkinos ihracatında üç haneli artış Su ürünleri ihracatında levrek ihracatının yüzde 27’lik artışla 48 milyon dolardan 60,7 milyon dolara çıkarak liderliğini sürdürdüğü bilgisini veren Girit, “Çipura ihracatımız 38 milyon dolardan 46 milyon dolara yükseldi. En belirgin artış orkinosta oldu. Orkinos ihracatı yüzde 122’lik üç haneli artışla 18,5 milyon dolardan 41 milyon dolara fırladı. Türk somonundaki artışımız 2026 yılında da sürdü ve yüzde 39’luk gelişimle 23 milyon dolardan 32 milyon dolara çıktı. Diğer su ürünleri ihracatımız 14,8 milyon dolardan 16 milyon dolara yükselirken, alabalık ihracatımız 8,7 milyon dolarla sabit kaldı. Kaya levreği ihracatımız yüzde 44’lük artışla 1,7 milyon dolardan 2,5 milyon dolara çıktı” şeklinde konuştu. Su ürünleri ihracatında aslan payı Egeli balıkçıların Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin, 2025 yılı ocak ayında 95,7 milyon dolar olan ihracatının 2026 yılı ocak ayında yüzde 27 geliştiği bilgisini veren Başkan Girit sözlerini şöyle tamamladı; “2026 yılı Ocak ayında ihracatımızı 121,5 milyon dolara ulaştırdık ve su ürünleri ihracatından aslan payını aldık. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 46 milyon dolarlık levrek ihraç ederken, ikinci sırada 36 milyon dolarla çipura, 13,7 milyon dolarla Türk somonu yer aldı.” Rusya Federasyonu ve Japonya arasındaki yarışı fotofiniş belirledi 2026 yılı ocak ayında su ürünleri ihracatında Rusya Federasyonu 31,3 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korurken, orkinos talebiyle öne çıkan Japonya’ya ihracatımız yüzde 120’lik artışla 12 milyon dolardan 31 milyon dolara çıktı. Japonya su ürünleri ihraç ettiğimiz ülkeler sıralamasında 4 basamak yükselirken, Rusya ile Japonya arasında liderliği fotofiniş belirledi. İtalya 22,4 milyon dolarlık Türk su ürünleri talep ederken, Hollanda’ya su ürünleri ihracatımız yüzde 24’lük artışla 14,8 milyon dolardan 18,3 milyon dolara çıktı. Beşinci sıradaki Yunanistan’a su ürünleri ihracatımız yüzde 21’lik yükselişle 15 milyon dolardan 18,2 milyon dolara ilerledi. Bu ülkeleri İngiltere, Güney Kore, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve İspanya takip etti. Türkiye ocak ayında 55 ülkeye su ürünleri ihraç etti. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin en çok balık ihraç ettiği ülke 17,8 milyon dolarla İtalya olurken, İtalya’yı 17,2 milyon dolarla Yunanistan ve 15,7 milyon dolarla İngiltere izledi. Ege Bölgesi’nden balık ihraç edilen ülke sayısı 46 oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Air Cambodia’dan 20 Adet 737 MAX Siparişi Haber

Air Cambodia’dan 20 Adet 737 MAX Siparişi

Boeing ile Air Cambodia, Singapur Havacılık Fuarı’nda Güneydoğu Asya havacılığı açısından dikkat çeken bir anlaşmaya imza attı. Buna göre Air Cambodia, 20 adede kadar 737 MAX uçağı için sipariş verdi. Anlaşma, Kamboçyalı bir havayolunun ilk kez Boeing uçağı işletmesi açısından da tarihi önem taşıyor. 10 Kesin, 10 Opsiyonlu Sipariş Air Cambodia, Aralık 2025’te 10 adet 737-8 için kesin sipariş verirken, 10 uçak için de opsiyon hakkı aldı. Sipariş, daha önce Boeing’in sipariş ve teslimat listelerinde açıklanmamıştı. Bu anlaşma, aynı zamanda Air Cambodia’nın bugüne kadarki en büyük dar gövdeli uçak yatırımı olarak kayda geçti. Asya İçin Büyüme Planı 737 MAX uçaklarıyla filosunu yenilemeyi ve büyütmeyi hedefleyen Air Cambodia, artan bölgesel hava trafiğinden daha fazla pay almayı planlıyor. Havayolu, özellikle Kuzey ve Güneydoğu Asya’daki yüksek talep gören hatlara doğrudan uçuşlar başlatmayı hedefliyor. Air Cambodia CEO’su Dr. David Zhan, yatırımı şu sözlerle değerlendirdi: “737-8, büyüme stratejimizin bir sonraki aşaması için menzil, kapasite ve yakıt verimliliğinin ideal birleşimini sunuyor. Bu yatırım, yeni pazarlara doğrudan uçuşlar başlatmamıza, rekabetçi fiyatlar sunmamıza ve yerel istihdam yaratmamıza olanak sağlayacak.” Yakıt Tüketiminde %20 Avantaj İki sınıflı konfigürasyonda 178 yolcuya kadar taşıyabilen 737-8, 3.500 deniz miline (6.480 km) kadar menzil sunuyor. Uçak, önceki nesil modellere kıyasla yakıt tüketimi ve emisyonlarda yaklaşık %20 azalma sağlayarak işletme maliyetlerini düşürüyor. Boeing: “Kamboçya’da Havacılığın Geleceğini Destekliyoruz” Boeing Ticari Satış ve Pazarlama Kıdemli Başkan Yardımcısı Brad McMullen, Air Cambodia’yı 737 MAX ailesinin yeni müşterisi olarak görmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, Boeing’in Kamboçya ve bölge genelinde havacılığın büyümesine destek vermeye devam edeceğini söyledi. Bölgesel Talep Hızla Artıyor Air Cambodia hâlihazırda Vietnam, Hindistan, Tayland, Çin, Japonya ve Hong Kong dahil olmak üzere birçok noktaya uçuşlar gerçekleştiriyor. Boeing’in öngörülerine göre Güneydoğu Asya’da önümüzdeki 20 yılda yaklaşık 5.000 yeni uçağa ihtiyaç duyulacak ve bu talebin yüzde 80’den fazlası dar gövdeli uçaklardan oluşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Prontotour, 2025 Turizm Raporunu Açıkladı! Haber

Prontotour, 2025 Turizm Raporunu Açıkladı!

Türkiye'nin seyahat trendlerini belirleyen lider tur operatörü markası Prontotour, 2025 Turizm Raporu'nu açıkladı. 102 binden fazla yolcu ve 118 farklı destinasyon verisinin analiz edildiği rapora göre 2025 yılında yurt dışı odaklı kültür turu taleplerindeki artış dikkat çekti. Raporda kültür odaklı seyahatlerin %70'i yurt dışında yapılırken seyahat edenlerin yaş ortalamasının 42 olduğu görüldü. En güçlü gezgin profilini ise iki kişilik seyahatler oluşturdu. Rapor, vize süreçlerinde yaşanan zorluklara rağmen seyahat talebinin azalmadığını; aksine vizesiz ve kolay vizeli destinasyonlara yönelimin hızla arttığını gösterdi. Özellikle Balkanlar, Mısır, Japonya ve Tropikal denizler 2025'te yoğun ilgi gördü. Paris, Roma ve Barselona çiftlerin yine gözdesi oldu. Budapeşte en çok ziyaret edilen şehir olarak bir önceki yılın şampiyonu Prag'ın elinden kürsüyü aldı. Kraliçelerin Gemisi olarak bilinen İngiliz Cunard Line firmasının Queen gemileri 2025'in parlayan yıldızı olarak yükselişini sürdürdü. Rakamlar 2025 yılının "yurt dışı tatil yılı" olduğunun altını çizdi. Vizesiz coğrafyalara talep arttı 48 binin üzerinde rezervasyon verisiyle hazırlanan rapor, 2025'te Türk gezgininin yönünü yurt dışına çevirdiğini gösterdi. Raporun çıktıları Prontotour misafirinin artık sadece gezmek değil; güvenli, planlı ve rehberliği güçlü inandırıcı bir deneyim aradığını gösteriyor. Vize prosedürlerindeki zorluklara rağmen yurt dışına seyahat etme isteği azalmazken, vizesiz coğrafyalara olan talep ciddi biçimde arttı. Yurt dışına giden seyahatseverler sırasıyla Balkanlar, Mısır, İtalya ve Orta Avrupa'yı seçerken, turlarda yurt içine yönelenler GAP, Karadeniz ve Kapadokya'yı tercih etti. Otobüslü Büyük İskandinavya turu ise en fazla tekerin döndüğü rota olarak kayıtlara geçti. Venedik Karnavalı da ilginin yoğun olduğu en popüler etkinlik oldu. İzmir ve Ankara çıkışlı turlar yükselişte Rapora göre seyahatlerin en yoğun dönemi Kurban Bayramı olurken, satın almaların büyük bölümü çağrı merkezi üzerinden gerçekleşti. Yaz ayları en fazla yolcunun seyahat ettiği mevsim, İzmir ve Ankara çıkışlı turlar ise bir önceki yıla göre en hızlı büyüyen kategoriler arasında yer aldı. 2025 yılında özellikle çocuklu aileler vizesiz deniz rotalarını tercih etti. Gezginlerden gelen sosyal medya mesajlarında Maldivler ve Zanzibar en fazla talep gören uzak deniz paketleri olurken Sharm ve Budva uygun bütçe ile en çok talep gören diğer deniz paketleri oldu. 2025'te Fas, Dubai ve Benelüks turları da üst sıralarda yer buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.