Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Japonya

Kapsül Haber Ajansı - Japonya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Japonya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi Haber

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi

Cennet meyvesi kuru incirin 2026 ürünü yeni mahsul ihracat yolculuğu için ilk yükleme/ihraç tarihi 28 Eylül 2026 Pazartesi olarak belirlendi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, yeni sezon öncesinde kuru incirde kalite ve gıda güvenliği arttırmak amacıyla yoğun bir mesai verdiklerini dile getirdi. Üreticilere örnek olması ve sergi yerlerinden aflatoksinli kuru incirlerin seçilerek ayıklanabilmesi amaçlı üretim bölgelerindeki muhtarlar aracılığıyla taşınabilir UV el lambaları Aydın ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda dağıttıklarını aktaran Gabay, “Sağlıklı hasat ve kurutma sağlanabilmesi için yine Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonun kurutma kerevetleri ve üretici bilgilendirme broşürleri dağıttık. Türkiye’nin en prestijli ürünlerinden kuru incirde güzel bir sezon geçirmek adına yoğun mesai veriyoruz” dedi. Türkiye’nin 2025/26 sezonununda 15 Ekim 2025-08 Eylül 2026 tarihleri arasında 2025 ürünü 55 bin ton kuru incir ihraç ederek 343 milyon dolar döviz geliri elde ettiği bilgisini veren Gabay şöyle devam etti; “Sezon sonunda 350 milyon doları aşacağımıza inanıyoruz. 2026-27 sezonunda kuru incir ihracatında 60 bin tonun üzerine çıkmayı hedefliyoruz.” Uzakdoğu’nun payı yüzde 16’ya yükseldi Türkiye’nin kuru incir ihraç ettiği pazarlarla ilgili bilgi veren Başkan Gabay, Avrupa Birliği’nin 17 bin 775 ton kuru incir talebiyle yüzde 32 pay aldığını ve liderliğini sürdürdüğüne işaret etti. Gabay; “Amerika kıtasına yaklaşık 16 bin ton kuru incir ihraç ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımız yüzde 29’luk artışla 7 bin tondan 8 bin 795 tona yükseldi. Uzakdoğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 13’ten yüzde 16’ya çıktı. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde yaptığımız tanıtım çalışmalarının meyvelerini aldığımızı görüyoruz. Uzakdoğu pazarında hedefimiz ihracatımızın yüzde 25’ini bu ülkelere yapabilir konuma gelmek” ifadelerini kullandı. Kuru incir ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 58 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, ikinci sırada 44,5 milyon dolarla Almanya ve üçüncü sırada 44 milyon dolarla Fransa yer aldı. Türkiye’den kuru incir talebini yüzde 249’luk artışla 5 milyon dolardan 17,7 milyon dolara çıkaran Çin, Türkiye’nin en çok kuru incir ihraç ettiği ülkeler sıralamasında dördüncü sıraya tırmandı. Kanada 13,5 milyon dolarlık kuru incir ihracatıyla beşinci oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Turistlerin Yeni Rotası Uzak Doğu Haber

Türk Turistlerin Yeni Rotası Uzak Doğu

Konaklamadan ulaşıma, rehberlikten çevre gezilerine kadar tatilin farklı aşamalarını tek programda buluşturan; ek harcamaları azaltan ve bütçe planlamasını kolaylaştıran kapsamlı tur paketleri bu nedenle daha fazla ilgi görüyor. Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı, premium yaklaşımının yalnızca konaklama standardıyla tanımlanmadığını belirterek şunları söylüyor: “Premium ifadesi bizim için yalnızca otel kategorisini anlatmıyor; seyahatin uçtan uca doğru planlanması ve nitelikli bir deneyim sunulması anlamına geliyor. Misafirlerimize sadece bir seyahat değil, baştan sona konforla örülmüş bir yaşam deneyimi sunuyoruz. Rotaların oluşturulmasından şehirlerde geçirilecek süreye, otel ve araç seçiminden rehber atamalarına kadar tüm kararları yıllar içinde edindiğimiz deneyim ve misafirlerimizden aldığımız geri bildirimler doğrultusunda veriyoruz. Amacımız, misafirimizin turu satın alırken gördüğü fiyatın seyahatin gerçek ve toplam maliyeti olması.” Turistler yeni deneyimler arayışında 2026 yılında Coral Travel’ın premium ürünlerinde İspanya-Endülüs, Bernina Treni ile İsviçre Alpleri, İskandinavya ve Fiyortlar ile İtalya Çizme rotası gibi Avrupa’nın ikonik kentlerinin yanı sıra oldu Bali, Singapur, Japonya, Güney Kore, Güney Afrika, Tayland, ABD ve Özbekistan gibi uzak ve egzotik rotalar öne çıktı. Bu tablo, Türk turistlerin bir yandan klasik Avrupa rotalarına ilgisini sürdürürken bir yandan ve deneyim odaklı destinasyonlara da yöneldiğini gösteriyor. Japonya, Güney Kore ve Sri Lanka Türk turistlerin ilgisinin arttığı destinasyonlar arasında öne çıktı. Japonya'ya olan talep geçen yıla göre yüzde 70, Güney Kore'ye olan talep ise yüzde 50 arttı. Yeni deneyimler sunan bu rotaların yanı sıra Azerbaycan, diğer Türk Cumhuriyetleri ve Gürcistan gibi yakın coğrafyalar da ürün çeşitliliğini güçlendiriyor. Ekrandan rotaya: Set-jetting seyahat tercihlerinde güçleniyor Premium seyahatin deneyim boyutunu besleyen yeni eğilimlerden biri de film ve dizilerde görülen lokasyonlardan ilhamla seyahat planlama anlamına gelen “set-jetting”. 18 ülkede 24 bin yetişkinle gerçekleştirilen Unpack ’26 araştırmasına göre Z ve Y kuşağı seyahatseverlerin yüzde 81’i tatil planlarını film ve televizyon yapımlarında gördükleri lokasyonlardan hareketle oluşturuyor. Küresel seyahatseverlerin yüzde 53’ü ise ekranlardan ilham alan seyahatlere ilgisinin son bir yılda arttığını belirtiyor. Christopher Nolan’ın Homeros’un destanından uyarladığı The Odyssey de bu eğilimin 2026’daki dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Filmin Peloponez başta olmak üzere Yunanistan’daki çekim noktalarının yanı sıra Sicilya, Fas ve İskoçya gibi lokasyonları yeniden seyahat gündemine taşıması, sinema ile destinasyon keşfi arasındaki bağı güçlendirdi. Altı yeni deneyim rotası sunulacak Coral Travel, önümüzdeki dönemde premium tur ağını farklı coğrafyalarda yeni programlarla genişletmeye hazırlanıyor. Portföye eklenmesi planlanan rotalar arasında Yangtze Nehri’nde Büyük Çin; Kızıl Nehir’den Mekong’a Vietnam; Asya’nın ödüllü egzotik adası Phu Quoc; Okyanusun İncisi Zanzibar; Güney Afrika-Botsvana-Victoria Şelaleleri ve Kahire’den Abu Simbel’e Mısır’ın Altın Rotası bulunuyor. Yüzde 97,8 memnuniyet Coral Travel verilerine göre 2026’da bugüne kadar premium turlarla seyahat eden misafirlerin memnuniyet oranı yüzde 97,8 olarak gerçekleşti. Artan rekabet ortamında uzun vadeli marka değerinin yalnızca fiyat avantajıyla değil; güven, memnuniyet ve tekrar seyahat eden sadık misafirlerle oluşturulabileceği yaklaşımını benimseyen Coral Travel, premium tur programlarını konfor, hizmet kalitesi ve maliyet öngörülebilirliği ekseninde şekillendiriyor. Avrupa rotalarında merkezi konumdaki 4 yıldızlı oteller, uzak destinasyonlarda ise bölgenin özelliklerine göre seçilen 4 ve 5 yıldızlı tesislerin tercih edildiğini belirten Mehmet Kamçı, “Premium turlar ilk bakışta standart ürünlerden bir miktar daha yüksek fiyatlı görünebilir. Ancak standart bir turun fiyatına ekstra turlar, giriş ücretleri ve şehir vergileri gibi dahil olmayan kalemler eklendiğinde toplam maliyet farkı önemli ölçüde azalıyor. Bizim için mesele yalnızca bir kez tur satmak değil; misafirimizin satın alma aşamasından eve dönüşüne kadar iyi bir deneyim yaşamasını ve sonraki seyahatlerinde de bizi tercih etmesini sağlamak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

197 Ülkede Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı Haber

197 Ülkede Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı

Araştırmaya göre pestisit kullanımından sera gazı emisyonlarına kadar pek çok alanda kapsamlı adımlar atılması gerekiyor. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, ilerlemenin hızlanması halinde 2050’ye kadar hedeflere ulaşılabileceğini belirtti. Küresel hedeflere en çok yaklaşan ülkeler arasında ise Japonya ve Kanada yer aldı. İklim krizi, artan maliyetler ve doğal kaynakların tahribi; güvenilir, besleyici ve erişilebilir gıdaya ulaşmayı dünyanın en kritik sorunlarından biri haline getiriyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Johns Hopkins Üniversitesi, Cornell Üniversitesi ve Küresel Beslenmeyi İyileştirme İttifakı (GAIN) tarafından ortaklaşa yürütülen Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi (FSCI) araştırması, dünya genelinde gıdanın üretimden tüketime uzanan yapısının 2030 hedeflerinin önemli ölçüde gerisinde kaldığını gösterdi. Gıda kaynaklı emisyonlar “sıfır” hedefine çok uzak Nature Food dergisinde yayınlanan araştırmada 197 ülke, beslenme ve sağlık, çevre ve doğal kaynaklar, geçim kaynakları, yoksulluk ve eşitlik, yönetim ve dayanıklılık olmak üzere beş ana alanda ve 44 gösterge üzerinden değerlendirildi. Bu kapsamda 22 göstergede küresel ortalama bakımından ilerleme kaydedildiği, 15 göstergede belirgin bir değişiklik yaşanmadığı, 7 göstergede ise tablonun kötüleştiği tespit edildi. Suya güvenli erişim, bilgiye erişim, kamu yönetiminin etkinliği ve tarımsal verimlilik olumlu gelişme kaydedilen alanlar arasında yer aldı. Sivil toplumun karar süreçlerine katılımı, kamu yönetiminde hesap verebilirlik, sağlıklı beslenmenin maliyeti, gıda güvencesizliği, pestisit kullanımı, ultra işlenmiş gıda satışları ve sera gazı emisyonları ise olumsuz yönde ilerledi. Araştırmada özellikle gıda kaynaklı sera gazı emisyonlarında bugünkü eğilimlerin devam etmesi durumunda hiçbir ülkenin ‘sıfır emisyon’ hedefine ulaşamayacağına dikkat çekildi. Japonya, İzlanda ve Kanada küresel gıda hedeflerinde öne çıktı Ülkelerin küresel hedeflere ne ölçüde yaklaştığı dünyanın farklı coğrafyaları açısından da değerlendirildi. Yeni Zelanda 14 göstergede Okyanusya’da, Tunus 16 göstergede Afrika’da, İzlanda 21 göstergede Avrupa’da, Kanada 17 göstergede Kuzey ve Güney Amerika’da, Japonya ise 16 kriterde Asya kıtasında hedeflenene en yakın sonuçları kaydetti. Hedeflere ulaşmak için gereken ilerleme hızı da coğrafyalara göre belirgin biçimde değişiyor. Afrika’nın gıda güvencesizliği, tarımsal su kullanımı, kamu idaresi ve çocuk işçiliğinin de aralarında bulunduğu 16 kriterde küresel ölçütleri yakalayabilmesi için her yıl yüzde 20’nin üzerinde iyileşme sağlaması gerekiyor. Avrupa’da ihtiyaç duyulan iyileşme oranları ise diğer bölgelere kıyasla daha düşük seviyede. “Hedeflere 2050’ye kadar ulaşmak mümkün” Araştırmayı değerlendiren TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, artan nüfusun, iklim değişikliğinin ve doğal kaynaklardaki tahribatın gıda ekosistemi üzerindeki yükü her geçen gün artırdığını belirterek şunları söyledi: “Gıda alanındaki başarıyı üretim miktarı tek başına belirlemiyor. Üretilen gıdanın güvenilir ve besleyici olması, tüketicinin bu gıdaya erişebilmesi, üretimde kullanılan suyun, enerjinin ve hammaddenin verimli yönetilmesi de büyük önem taşıyor. Araştırma, bütün bu konuların bir arada ele alınması gerektiğini ve bugüne kadar kaydedilen ilerlemenin 2030 hedefleri için yeterli olmadığını gösteriyor. Bugünden itibaren daha hızlı hareket edilirse hedeflerin büyük bölümüne 2050’ye kadar ulaşmak mümkün. Bunun için üretim ve tüketimi geleceğin ihtiyaçları doğrultusunda vakit kaybetmeden yeniden şekillendirmeliyiz.” Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi ve gıda sanayisindeki uzmanlığının önemli bir avantaj sağladığını belirten Sidar, “Güçlü bir üretim altyapısına ve uzun yıllara dayanan sektör deneyimine sahibiz. Bu potansiyeli uzun vadeli politikalarla desteklediğimizde Türk gıda sanayisini iklim, tedarik ve fiyat dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı hâle getirebiliriz” dedi. Gıda sektörünün paydaşları 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde buluşuyor Sidar, araştırmanın gündeme taşıdığı konuların TÜGİS ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenecek 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde sektörün farklı paydaşlarıyla birlikte değerlendirileceğini söyledi. “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasıyla 24 Aralık’ta Swissôtel The Bosphorus’ta gerçekleştirilecek zirvenin programında iklim krizi, gıda israfı, sürdürülebilir üretim, gıda ekonomisi, rejeneratif tarım ve tedarik zincirindeki dönüşüm gibi başlıklar yer alıyor. İş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcilerini buluşturacak zirvede, gıdanın geleceğine ilişkin çözüm önerileri ve yeni iş birliği imkanları paylaşılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu Haber

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki’nin konuşmacı olduğu programda Türkiye’nin deprem riski, Japonya ile Türkiye arasındaki farklılıklar ile deprem öncesinde, anında ve sonrasında alınması gereken önlemler ele alındı. GEBKİM Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yılında sanayi kuruluşlarının afetlere hazırlık kapasitesini ve çalışanlarda deprem farkındalığını artırmaya yönelik önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. GEBKİM OSB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa GEBKİM katılımcı firmalarının temsilcileri, çevre organize sanayi bölgelerinden katılımcılar ile Dilovası Belediyesi’nin ilgili birimlerinden temsilciler katıldı. Program, 17 Ağustos Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşlar için yapılan saygı duruşuyla başladı. Moriwaki, Türkiye ve Japonya’nın Deprem Deneyimlerini Karşılaştırdı Programın konuşmacısı Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, Türkiye’nin deprem kuşağındaki konumunu ve deprem haritasını değerlendirerek geçmiş depremler üzerinden önemli bilgiler aktardı. Türkiye ile Japonya’nın afetlere yaklaşımını karşılaştıran Moriwaki; yapı güvenliği, hazırlık kültürü, eğitim ve bireysel farkındalığın önemine dikkat çekti. Moriwaki, olası bir deprem öncesinde alınabilecek tedbirleri, deprem sırasında uygulanması gereken doğru davranış biçimlerini ve afet sonrasında izlenecek adımları örneklerle anlattı. Sanayi kuruluşlarında çalışanların kişisel hazırlığının yanı sıra kurumların acil durum planlarının, müdahale kapasitesinin ve düzenli tatbikatlarının afet yönetimindeki önemini vurguladı. Aracı: “Sanayinin Dirençliliği, Ülkenin Toparlanma Gücünü Doğrudan Etkiliyor” GEBKİM Kimya İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı büyük depremlerin afetlere hazırlık konusunda önemli dersler ortaya koyduğunu belirterek, kentlerin ve sanayi bölgelerinin dirençliliğinin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Aracı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Geçmiş deprem deneyimlerimiz bize gösterdi ki afetlere hazırlık, hayatın ve üretimin bütününü kapsayan uzun soluklu bir sorumluluk. Yaşam alanlarımızı, kentlerimizi ve sanayi bölgelerimizi daha dirençli hale getirecek adımları bugünden atmak zorundayız. Organize Sanayi Bölgeleri, üretim ve istihdamın yanı sıra güçlü organizasyon yapılarıyla afet sonrasında da önemli görevler üstleniyor. Üretimin devamlılığı ve tedarik zincirlerinin korunması açısından iş sürekliliği planlarının hazır olması bu nedenle büyük önem taşıyor.” “Her Fabrika Bir Kaledir” Anlayışıyla Hazırlık GEBKİM’in afetlere hazırlık çalışmalarını Mustafa Kemal Atatürk’ün “Her fabrika bir kaledir” sözünün ortaya koyduğu anlayışla sürdürdüğünü belirten Aracı, şöyle devam etti: “Biz bu sözü GEBKİM’de uzun süredir çalışmalarımıza yön veren bir anlayış olarak görüyoruz. Fabrikalarımızın, çalışanlarımızın ve üretim altyapımızın afetlere karşı hazırlıklı olması, ülkemizin ekonomik gücünün korunması açısından da önemli. GEBKİM olarak eğitimden tatbikata, arama-kurtarma kapasitesinden iş sürekliliğine uzanan çalışmalarımızı bu sorumlulukla sürdürüyoruz.” GEBKİM OSB’den Afetlere Karşı Somut Hazırlık Adımları GEBKİM OSB, afetlere hazırlık kapsamında 27 kişilik GEBKİM Arama ve Kurtarma Ekibi kurarken, GEBKİM İtfaiye personeliyle birlikte AFAD eğitimlerini tamamladı. Bölgede olası bir afette kullanılmak üzere arama-kurtarma ekipmanları, acil müdahale ve barınma çadırları ile Kimyasal Arınma Çadırı’nın da yer aldığı tam donanımlı deprem konteynerleri oluşturuldu. Düzenli deprem tatbikatlarıyla çalışanların müdahale kabiliyetinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da sürdürülüyor. Afet sonrası üretimin ve kritik faaliyetlerin sürdürülebilmesi için AFAD yürütücülüğünde başlatılan RESMAR Projesi kapsamında GEBKİM’in İş Sürekliliği Planı oluşturuldu. Marmara Bölgesi’ndeki OSB’lerin afetlere karşı kurumsal dayanıklılığını artırmayı hedefleyen proje, GEBKİM’in hazırlık çalışmalarının önemli bir ayağını oluşturuyor. Bunun yanında devreye alınan Acil Durum Müdahale Yazılımı kapsamında yaklaşık 2 bin kişiye eğitim verildi. 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilen programla GEBKİM OSB, sanayide afetlere hazırlık ve iş sürekliliği konusunda sürdürdüğü çalışmaları sektör temsilcileriyle paylaşırken, deprem bilincinin canlı tutulmasına yönelik önemli bir buluşmayı daha gerçekleştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Egeli Yaş Meyve Sebze Sektörü İhracatını 572 Milyon Dolara Taşıdı Haber

Egeli Yaş Meyve Sebze Sektörü İhracatını 572 Milyon Dolara Taşıdı

Egeli yaş meyve sebze ihracatçıları Japonya ve Güney Kore'ye düzenleyeceği ticaret heyetiyle Uzak Doğu açılımını hızlandırıyor. Sektör, Çin pazarının yeniden açılmasıyla Türk kirazı için önemli bir fırsat doğmasını bekliyor. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “2025 yılını sektörümüz adına başarılı bir yıl olarak değerlendiriyoruz. Üyelerimizin emeği ve alın teriyle, 128 ülkeye 1 milyar 231 milyon dolarlık yaş meyve, sebze ve mamulleri ihracatı gerçekleştirdik. Bu performansla Birliğimiz, Ege Bölgesi'nde bitkisel ürün ihracatının lideri konumunu korumuştur. Türkiye'nin toplam yaş meyve sebze ve mamulleri ihracatının yaklaşık beşte biri Birliğimiz üyeleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Narenciyeden incire, üzümden salça ve turşuya kadar yüzü aşkın ürünümüz dünya pazarlarına ulaşmıştır. Bu tablo, Ege topraklarının bereketini ve üyelerimizin küresel rekabet gücünü açıkça ortaya koymaktadır. Üreticisinden ihracatçısına kadar bu zincirde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.” dedi. En fazla ihraç edilen ürünler kiraz, domates, mandalina ve şeftali 2026 yılına da güçlü bir başlangıç yaptıklarını vurgulayan Başkan Balık, 2025 yılının Ocak–Haziran döneminde 559 milyon dolar olan ihracatın 2026 yılının aynı döneminde 572 milyon dolara yükseldiğini söyledi. Cengiz Balık, “Küresel ekonomideki tüm belirsizliklere ve lojistik zorluklara rağmen elde edilen bu artış, sektörümüzün dayanıklılığının ve üyelerimizin azminin en somut göstergesidir. Bu dönemde yaş meyve ve sebze grubunda en fazla ihraç ettiğimiz ürünler kiraz, domates, mandalina ve şeftali olmuştur. Özellikle kirazda ulaştığımız kalite ve pazar çeşitliliği, Türk kirazını dünya sofralarının aranan ürünü haline getirmiştir. Meyve sebze mamulleri grubunda ise kuru domates, kornişon turşusu, biber turşusu, sebze konserveleri ve elma suyu ihracatımızın lokomotif ürünleri olmuştur.” diye konuştu. Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere ve Hollanda ilk beş ülke Başkan Balık, “En fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler sıralamasında Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere ve Hollanda ilk beş sırada yer almaktadır. Bu tablo, hem geleneksel pazarlarımızdaki güçlü konumumuzu koruduğumuzu hem de okyanus ötesi pazarlarda kalıcı bir varlık oluşturduğumuzu göstermektedir. Pazar çeşitlendirme stratejimiz kapsamında fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına ağırlık veriyoruz. 2025 yılı ve 2026 yılının ilk çeyreğinde fuar ve heyet katılımlarımız kesintisiz devam etmiştir. Birliğimizce yürütülen UR-GE projesi kapsamında İngiltere, Norveç ve Kanada'ya ticaret heyetleri düzenledik. Turkish Tastes Turquality projemiz kapsamında ise ürünlerimizin Amerika Birleşik Devletleri'nde prestijli ortamlarda tanıtılması için yoğun bir çalışma yürüttük.” dedi. Japonya ve Güney Kore’ye sektörel ticaret heyeti Pazar çeşitlendirmede bir sonraki adımın Uzak Doğu olacağı bilgisini veren Balık sözlerine şöyle devam etti: “20-29 Kasım 2026 tarihleri arasında Japonya ve Güney Kore'ye yönelik sektörel bir ticaret heyeti düzenleyeceğiz. Yüksek alım gücüne ve kaliteli ürüne değer veren tüketici profiline sahip bu iki önemli pazarda, üyelerimizin potansiyel alıcılarla ikili iş görüşmeleri gerçekleştirmesini ve ürünlerimizin tanıtımını en etkin şekilde yapmasını hedefliyoruz. Uzak Doğu pazarlarında kalıcı bir varlık oluşturmanın, sektörümüzün uzun vadeli büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz.” Çin makamlarının ülkemizden kiraz ithalatına yeniden izin vermesini bekliyoruz Kiraz özelinde önemli bir gelişmeyi de paylaşan Başkan Balık, Türkiye'den Çin Halk Cumhuriyeti'ne kiraz ihracatının yeniden başlatılmasına yönelik çalışmalar kapsamında şunları anlattı: “Çin Halk Cumhuriyeti Gümrükler Genel İdaresi'nden teknik uzmanlardan oluşan bir heyet, 22-28 Haziran 2026 tarihleri arasında ülkemizi ziyaret ederek kiraz bahçelerinde, paketleme tesislerinde ve soğuk işlem ile fumigasyon uygulama merkezlerinde incelemelerde bulunmuştur. Heyete, kirazımızın bahçeden sofraya uzanan izlenebilirlik süreci ve gıda güvenliği uygulamalarımız yerinde aktarılmıştır. Heyetin hazırlayacağı rapor doğrultusunda Çin makamlarının ülkemizden kiraz ithalatına yeniden izin vermesini bekliyoruz. Yılda yaklaşık 600 bin ton kiraz ithal eden ve dünyanın en büyük kiraz ithalatçısı konumundaki Çin pazarının açılması sürecinin olumlu sonuçlanmasının, Türk kirazına yepyeni bir ufuk açacağına inanıyoruz.” Cengiz Balık, “Bu güzel performansın asıl sahibi, üreticisinden ihracatçısına kadar emek veren tüm üyelerimizdir. Kendilerine, Birliğimizin değerli çalışanlarına, desteklerini her zaman yanımızda hissettiğimiz Ticaret Bakanlığımıza, Tarım ve Orman Bakanlığımıza, ve iş birliği yaptığımız tüm kurumlarımıza şükranlarımı sunuyorum.” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Chryso’dan Japonya’da Çimento Sektörüne Karbon Azaltım Teknolojileri Programı Haber

Chryso’dan Japonya’da Çimento Sektörüne Karbon Azaltım Teknolojileri Programı

Chryso, yapı ve çimento sektörünün sürdürülebilirlik odaklı dönüşümüne katkı sağlama hedefiyle önemli bir teknik programa imza attı. Japonya’da düzenlenen programda sektörün önde gelen temsilcileri ve paydaşları bir araya geldi. Organizasyon, düşük karbonlu çimento teknolojilerinden kültürlerarası iletişime uzanan zengin içeriğiyle geleceğe dair ortak bir vizyon oluşturmayı amaçladı. Program, sürdürülebilirlik dönüşümünü desteklemek ve iş ortaklarına bu süreçte yol göstermek amacıyla hayata geçirildi; çimento sektörünün karbon ayak izini azaltmaya yönelik güncel çözümlere odaklandı. Katılımcılar, teknik oturumların yanı sıra Asya ekonomisinin dinamikleri ve iş kültürü hakkında da kapsamlı bir bakış açısı edinme fırsatı buldu. Çimento Sektöründe Düşük Karbonlu Gelecek ve LC3 Teknolojisi Programın teknik oturumlarında, LC3 (Limestone Calcined Clay Cement) alanındaki çalışmalarıyla global ölçekte tanınan Prof. Fernando Martirena kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Prof. Martirena; düşük karbonlu çimento teknolojileri, sürdürülebilirlik ve LC3’ün geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Sunumda, LC3 teknolojisinin geleneksel çimentolara kıyasla CO₂ emisyonlarını önemli ölçüde azaltma potansiyeline sahip olduğu vurgulandı. Teknik içeriklerin yanında katılımcılar, Toyo Üniversitesi’nden Prof. Soyhan Eğitim’in “Intercultural Communication: A Perspective on Japanese Culture” başlıklı sunumuyla Japon iş kültürü ve kültürlerarası iletişim üzerine bilgi edindi. Toyo Üniversitesi’nden Prof. Kenmei Tsubota ise “International Macroeconomics in Asia” başlıklı sunumunda Asya ekonomisi ve bölgesel finansal dinamiklere ilişkin kapsamlı bir perspektif sundu. “Sektörün Sürdürülebilirlik Dönüşümüne Katkı Sağlamaya Kararlıyız” Geleceğe duydukları sorumlulukla iş ortaklarını desteklemeyi hedeflediklerini belirten Saint-Gobain Yapı Kimyasalları Türkiye ve Orta Asya Başkan Yardımcısı Osman İlgen organizasyonla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Chryso olarak, çimento sektörünün karbon ayak izini azaltmaya yönelik en önemli teknolojilerden biri olan LC3 ve düşük karbonlu çözümleri odağımıza almaktan mutluluk duyuyoruz. İş ortaklarımızla uzun yıllara ve güvene dayanan güçlü bir bağımız var. Bu organizasyonla, sürdürülebilirlik dönüşümüne katkı sağlayacak güncel teknik bilgileri ve vizyonu sektörümüzün temsilcileriyle paylaşmayı amaçladık. Önümüzdeki dönemde de benzer teknik etkinlikler ve stratejik buluşmalarla paydaşlarımızı bir araya getirmeye ve daha sürdürülebilir bir gelecek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TKYB ve JBIC Arasında 350 Milyon Dolarlık Yeşil Finansman Anlaşması Haber

TKYB ve JBIC Arasında 350 Milyon Dolarlık Yeşil Finansman Anlaşması

Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleme misyonu doğrultusunda uluslararası finansman kaynaklarını ülke ekonomisine kazandırmaya devam eden TKYB, Japon Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) ile beşinci kredi anlaşmasına imza attı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın geri ödeme garantisiyle temin edilen 350 milyon ABD doları tutarındaki ve 12 yıl vadeli kredi, yenilenebilir enerji üretimi, enerji verimliliği uygulamaları, elektrik iletim ve dağıtım altyapısının geliştirilmesi, su temini ve arıtma yatırımları, su kirliliğinin önlenmesine yönelik projeler ile düşük karbonlu ulaşım çözümlerini kapsayan yeşil mobilite yatırımlarının finansmanında kullanılacak. Anlaşmaya JBIC’in yanı sıra temsilci banka olarak Mizuho Bank, Ltd. de destek veriyor. TKYB ile JBIC arasındaki iş birliği, 2013 yılında sağlanan 100 milyon ABD doları tutarındaki finansman anlaşmasıyla başlarken, 2015 yılında 150 milyon ABD doları, 2021 yılında 170 milyon ABD doları ve 2023 yılında 200 milyon ABD doları tutarındaki yeni kaynaklarla güçlenerek devam etti. 2026 yılında imzalanan 350 milyon ABD doları tutarındaki yeni kredi anlaşmasıyla birlikte iki kurum arasındaki toplam iş birliği hacmi yaklaşık 1 milyar ABD dolarına ulaştı. Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop, “Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası olarak, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ve ülkemizin yeşil dönüşümüne ivme kazandıran yatırımların finansmanında öncü rol üstlenmeyi temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. JBIC ile imzaladığımız bu yeni anlaşma, iki kurum arasındaki güçlü, güvene dayalı ve uzun soluklu iş birliğinin somut bir yansımasıdır. Anlaşmanın iki kurum arasında bugüne kadar imzalanan en yüksek tutarlı kredi anlaşması olma özelliği taşıması ise, Bankamıza ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma vizyonuna duyulan güveni ortaya koymaktadır. Sağlanan 350 milyon ABD doları tutarındaki kaynakla, 2053 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda ülkemizin yeşil dönüşüm sürecine katkı sunmayı sürdüreceğiz” dedi. GREEN 5 kredisinin, JBIC ile TKYB arasında uzun yıllara dayanan kesintisiz iş birliğiyle şekillenen köklü ve güçlü ortaklığın önemli bir göstergesi olduğunu belirten JBIC Yeni Enerji ve Elektrik Finansmanı Departmanı II Direktörü Masahiro Oda, “JBIC, kamu sermayeli bir kalkınma bankası olarak TKYB’nin finansman faaliyetleri aracılığıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına sunduğu değerli katkıları büyük bir memnuniyetle takdir etmektedir. Bu kredinin; Türkiye’de yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve çevresel açıdan sürdürülebilir diğer yatırımların desteklenmesine katkı sağlaması ve bu suretle ülkenin enerji arz güvenliği ile sürdürülebilir büyüme hedeflerini güçlendirmesi beklenmektedir. JBIC ayrıca, söz konusu finansman imkânının Japon şirketlerinin sahip olduğu uzmanlık ve ileri teknolojilerin Türkiye’deki projelere dâhil edilmesine yönelik yeni iş birliği fırsatları yaratmasını da temenni etmektedir. Japonya’nın politika bazlı finans kuruluşu olarak JBIC, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini desteklemek ve Japonya ile Türkiye arasındaki ekonomik bağları daha da güçlendirmek amacıyla TKYB ile yakın iş birliğini sürdürmeye devam edecektir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB ve JBIC Arasında Dev Anlaşma Haber

TSKB ve JBIC Arasında Dev Anlaşma

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde temin edilen kaynakla Türkiye genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasını amaçlayan yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile diğer yeşil yatırımlara finansman sağlanacak. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, sağlanan kredinin JBIC ile bugüne kadar imzalanan en yüksek tutarlı kredi olduğunu belirterek, “COP31 Zirvesi’ne hazırlanan Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve düşük karbonlu ekonomiye geçişine JBIC GREEN 4 kredisiyle katkı sağlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması için yeşil dönüşümü desteklemeyi sürdüren Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), uzun soluklu iş ortağı Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) ile yürüttüğü iş birliğine bir yenisini daha ekledi. Daha önce 2015, 2022 ve 2023 yıllarında JBIC ile hayata geçirilen GREEN kredi anlaşmalarının devamı niteliğindeki bu yeni finansmanla birlikte 350 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 4 kredi anlaşması imzalandı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğüyle sağlanan söz konusu kredi, Türkiye genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sunacak yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile diğer yeşil yatırımların finansmanında kullanılacak. Anlaşmaya JBIC’in yanı sıra temsilci banka olarak MUFG Bank, Ltd. de destek veriyor. TSKB, Samuray Bonoları ihracı aracılığıyla Japon sermaye piyasalarında başlattığı işlemlerini 1999 Marmara depreminden etkilenen firmaların desteklenmesi amacıyla 2000 yılında JBIC ile imzaladığı ilk kredi anlaşmasıyla pekiştirirken, iki kurum arasındaki stratejik ortaklığın da temellerini attı. TSKB ve JBIC arasındaki güçlü iş birliği, ilerleyen yıllarda sürdürülebilir kalkınma odağında derinleşerek devam etti. Bu kapsamda, Türkiye’de sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamak amacıyla 150 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 1 kredi anlaşması 2015 yılında hayata geçirildi. Bunu, 2022 yılında imzalanan 220 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 2 kredi anlaşması izledi. 2023 yılında ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaşanan deprem felaketinin ardından ise iki kurum arasındaki köklü iş birliğinin ve Türkiye ile Japonya arasındaki dayanışmanın bir göstergesi olarak temin edilen 200 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 3 kredisiyle, depremden etkilenen firmaların yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımları desteklendi. TSKB, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine katkı sağlamayı kararlılıkla sürdürüyor. 2015, 2022 ve 2023 yıllarında hayata geçirilen GREEN kredilerinin devamı niteliğindeki bu anlaşmayla birlikte TSKB’nin JBIC’ten son 10 yılda sağladığı toplam finansman tutarı yaklaşık 1,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. JBIC ile imzalanan kredi anlaşması hakkında değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “JBIC ile 2000 yılından bu yana başarıyla sürdürdüğümüz stratejik ortaklığımızı, Türkiye ve Japonya’nın birbirlerine destek olma konusunda uzun yıllara dayanan güçlü iş birliği geçmişinden aldığımız güçle 350 milyon dolarlık bu yeni anlaşmayla bir üst seviyeye taşımaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. JBIC’ten temin edilen en yüksek montanlı kredi olma özelliğini taşıyan GREEN 4 kredisi, ülkemizin enerji politikaları, 2053 net sıfır emisyon hedefi ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş hedefleriyle de bütünlük gösteriyor. Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz. Türkiye, Paris Anlaşması kapsamındaki Ulusal Katkı Beyanı (NDC) çerçevesinde 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını mevcut artış senaryosuna göre %41 azaltmayı hedeflerken, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji verimliliği, yeşil sanayi dönüşümünü öncelikli alanlar arasında konumlandırıyor. Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su ve atık yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz. COP31 Zirvesi’ne hazırlanan Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve düşük karbonlu ekonomiye geçişine JBIC GREEN 4 kredisiyle değer yaratmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yeni finansman ile Türkiye’nin COP31 Eylem Gündem’indeki önceliklerine, özellikle temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme ve iklim eylemi uygulama mekanizması eylemlerine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığımız garantörlüğü altında değerli iş ortağımız JBIC ile imzaladığımız bu yeni anlaşmayla sürdürülebilir kalkınma rotasında ülkemiz için güçlü bir adım daha attık. Bu kapsamda, GREEN 4 kredimiz için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na değerli desteklerinden dolayı en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. JBIC Genel Direktörü Hiroyuki Suzuki anlaşma hakkında şu açıklamaları yaptı: “GREEN 4 kredisi, JBIC ve TSKB arasında süregelen iş birliği temelinde gelişen uzun soluklu ve yakın ortaklığı yansıtıyor. JBIC olarak, TSKB’nin finansman faaliyetleri aracılığıyla Türkiye’de sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesinde üstlendiği önemli rolü büyük bir takdirle karşılıyoruz. Bu kredinin, Türkiye’de yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve çevresel açıdan sürdürülebilir diğer yatırımların teşvik edilmesine katkı sağlaması, ülkenin enerji güvenliğini güçlendirmesi ve Japon şirketlerinin uzmanlık ve teknolojileriyle iş birliği fırsatları yaratmasını bekliyoruz. Japonya’nın politika odaklı finans kuruluşu olarak JBIC’in Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik çabalarını desteklemek ve Japonya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri daha da güçlendirmek amacıyla TSKB ile yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğini paylaşmak isteriz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Japon Yıldız Mayu Ishikawa Eczacıbaşı Dynavit’te Haber

Japon Yıldız Mayu Ishikawa Eczacıbaşı Dynavit’te

Eczacıbaşı Spor Kulübü Kulüp Menajeri Bilun Yılmaz, transferle ilgili şu ifadeleri kullandı: “Japonya Milli Takımı kaptanı olarak önemli bir sorumluluk üstlenen Mayu Ishikawa’nın tecrübesi, oyun disiplini ve liderliğiyle takımımıza çok şey katacağına inanıyoruz. Uluslararası seviyede edindiği deneyimin yeni sezonda bizim için çok değerli olacağını düşünüyoruz. Sahadaki istikrarı ve yüksek oyun zekâsıyla, hedeflerimize ulaşma yolunda önemli bir rol üstleneceğine inanıyoruz.” Mayu Ishikawa Hakkında: Japon voleybolunun önemli temsilcilerinden olan 2000 doğumlu smaçör Mayu Ishikawa, kariyerinde Toray Arrows, Il Bisonte Firenze ve Igor Gorgonzola Novara formaları giymiştir. Kulüp kariyerinde Japonya Ligi, Empress’ Cup, Kurowashiki Turnuvası ve CEV Kupası’nda önemli dereceler elde eden Ishikawa, Japonya ve İtalya liglerinde edindiği deneyimle Eczacıbaşı Dynavit kadrosuna katılmıştır. Japonya Milli Takımı ile Voleybol Milletler Ligi (VNL), Dünya Şampiyonası ve Olimpiyatlar gibi organizasyonlarda forma giyen Ishikawa, özellikle top kontrolü, savunma disiplini ve hızlı hücum varyasyonlarıyla takımının kilit isimlerinden biri oldu. 2024 Paris Olimpiyatları sürecinde Japonya’nın en çok öne çıkan oyuncularından biri olarak değerlendirildi. Kulüp Başarıları: 2018/19, 2021/22 Kurowashiki Turnuvası – Şampiyonluk 2018/19, 2020/21, 2022/23 Japonya SV Ligi – İkincilik 2020/21, 2021/22, 2022/23 Empress’ Cup All Japan Championship – İkincilik 2024/2025 Trofeo Mimmo Fusco - Şampiyonluk 2024/25 CEV Kupası – Şampiyonluk Milli Takım Başarıları: 2017 Asya Şampiyonası U17 – Şampiyonluk 2019 Asya Şampiyonası – Şampiyonluk 2019 Dünya Şampiyonası U21 – Şampiyonluk 2022 Tournoi de France - Şampiyonluk 2024 Voleybol Milletler Ligi – İkincilik Bireysel Başarılar: 2018/2019 Kurowahiki Turnuvası – En İyi Smaçör 2019 Asya Şampiyonası – MVP, En İyi Smaçör 2019 Dünya Şampiyonası U21 – MVP, En İyi Smaçör 2022/23 Japonya SV Ligi – En İyi Smaçör 2025 Voleybol Milletler Ligi – En İyi Manşet Alan Oyuncu 2025 Dünya Kupası – En İyi Smaçör, En İyi Manşet Alan Oyuncu Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.