Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Jeopolitik Belirsizlikler

Kapsül Haber Ajansı - Jeopolitik Belirsizlikler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jeopolitik Belirsizlikler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı Haber

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı

Bültende belirlenen 5 değerli metalin temel, teknik ve ETF görünümleri incelenirken, yatırımcıların güvenli bir yol haritası oluşturmaları için öngörüler paylaşıldı. Global Menkul Değerler, değerli metallerin temel ve teknik görünümlerine yönelik Emtia Bülteni yayınladı. Altın, gümüş, bakır, platin ve paladyum için gelecek dönem beklentilerine ışık tutan Global Menkul Değerler, yatırımcıların güvenli stratejiler oluşturabilmesi için bu metallerin temel, teknik, ETF görünümlerini ele aldı. Bültende altın için 2025 yılının fiyatlama dinamikleri açısından istisnai bir dönem olarak öne çıktığına dikkat çekilirken, 2026 yılında da fiziki altın talebinin merkez bankaları öncülüğünde güçlü seyrini sürdürmesinin beklendiği belirtildi. Artan alımlar sonucunda altının, yaklaşık 30 yıl sonra ABD Hazine tahvillerini geride bırakarak dünyanın en büyük resmi rezerv varlığı konumuna yükseldiği hatırlatılan bültende, destekleyici para politikası beklentileri, jeopolitik belirsizlikler ve güçlü fiziki talep dikkate alındığında, altın fiyatının 2026 yılı sonunda 5.400 USD/ons seviyesinde dengelenmesinin beklendiği aktarıldı. Global Menkul Değerler, 2026 strateji yaklaşımlarında altını; agresif getiri beklentisinden ziyade makro belirsizliklere karşı sigorta, reel getiri döngüsünde dengeleyici unsur ve portföy volatilitesini azaltan stratejik varlık olarak konumlandırdığını belirtti. Gümüşte 80-90 dolar arasında trende devam eder Bültende 2025 yılının, gümüş için altına kıyasla daha güçlü bir performans sergileyerek kıymetli metaller içerisinde belirgin biçimde ayrıştığı bir dönem olduğu hatırlatıldı. Bu ayrışmanın temelinde, gümüşün yalnızca bir değer saklama aracı değil; güneş enerjisi, elektrifikasyon, elektronik ve yeşil dönüşüm odaklı teknolojilerde yoğun biçimde kullanılan stratejik bir endüstriyel metal olmasının yer aldığına dikkat çekilen bültende, 2026’ya ilişkin görünümde, gümüşün endüstriyel talep ağırlıklı yapısı sayesinde altına kıyasla göreli güçlü seyrini korumasının beklendiği vurgulandı. İşlem stratejisi açısından, gümüşün USD80–90 bandı civarında tutunmaya devam ettiği sürece, trend yönünde pozisyon almak isteyen yatırımcılar için temkinli ve kademeli alım yaklaşımının öne çıktığını belirten Global Menkul Değerler, buna karşın USD76–77 altına sarkma durumunda risklerin belirgin biçimde artacağının unutulmaması gerektiği ve zarar-kes disiplininin korunmasının önem taşıdığını vurguladı. Şirket, yukarı yönlü işlemlerde ise 93–95 bandına yaklaşan hareketlerde kâr realizasyonu yapılmasının, risk–getiri dengesini korumak açısından daha sağlıklı olacağını belirtti. Bakırda 5.90 üstü yeni bir hikaye Bakırın, küresel elektrifikasyonun omurgası olarak önümüzdeki 15 yılda yapısal bir talep artışıyla karşı karşıya olacağının anlatıldığı bültende, “S&P Global çalışması, küresel bakır talebinin 2025’te yaklaşık 28mn tondan 2040’ta 42mn tona ulaşarak %50 artacağını ortaya koyuyor. Bu artış yalnızca enerji dönüşümüyle sınırlı değil; kentleşme, sanayi, savunma harcamaları ve özellikle son yıllarda hızlanan yapay zeka ve veri merkezi yatırımları bakır talebini çok boyutlu ve kalıcı hale getiriyor. Yapay zeka özelinde bakıldığında, artan elektrik ihtiyacı ve altyapı yatırımları, bakırı doğrudan değil ama güçlü bir ikinci tur talep etkisiyle büyüme hikayesinin merkezine yerleştiriyor. Arz tarafında ise tablo belirgin biçimde daha kırılgan. Mevcut madenlerin yaşlanması, düşen cevher tenörleri, artan CAPEX ve OPEX baskısı ile uzun ve belirsiz izin süreçleri nedeniyle birincil bakır arzının 2030 sonrası yapısal bir düşüş eğilimine girmesi bekleniyor. Bu durum, bakırın yalnızca bir emtia değil, aynı zamanda stratejik ve politik bir varlık olarak ele alınmasını beraberinde getiriyor; nitekim birçok ülkenin bakırı “kritik mineral” ilan etmesi bu yaklaşımın somut bir yansıması. Bakırın TL bazlı haftalık grafiği, orta–uzun vadede yukarı yönlü ana trendin net biçimde korunduğunu ve son haftalarda ivmenin yeniden hızlandığını göstermektedir. Son fiyatlamada bakırın 5,80–5,90 bandının üzerine yerleşmesi, önceki yatay direnç alanının aşılması açısından önemli bir eşik olarak öne çıkmaktadır. Bu bölge üzerinde kalıcılık sağlanması, yükselişin psikolojik ve teknik olarak yeni bir faza geçebileceğini göstermektedir” ifadelerine yer verildi. AB’deki yumuşama platini destekliyor Bültende, platin piyasasının 2025’e, önceki yıllardaki arz fazlasının tersine, belirgin bir arz açığıyla girildiğine dikkat çekilerek, Ocak 2026 itibarıyla platin fiyatı yaklaşık USD2.688/ons seviyesinde olup, 2025 yılından beri fiyatının %190’nın üzerinde artış gösterdiği kaydedildi. Piyasanın 800 bin onsun üzerinde bir arz açığına geçmesinde, özellikle Güney Afrika’daki üretim kesintilerinin belirleyici olduğu belirtilerek, “Arz tarafındaki bu daralmaya karşın, mücevherat, sanayi ve otomotiv kaynaklı talep güçlü seyrini korumaktadır. Talep tarafında otomotiv sektörü öne çıkmaktadır. Tam elektrikli araçlara geçiş uzun vadede aşağı yönlü bir risk oluştursa da, hibrit araçlar ve hidrojen yakıt hücreleri platin talebini desteklemeye devam etmektedir. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 2035 içten yanmalı motor yasağına ilişkin tutumunu yumuşatması ve daha sıkı emisyon standartlarını koruması, araç başına platin kullanım miktarını artırıcı bir etki yaratmaktadır” denildi. Paladyumda arz tarihsel ortalamaların altında Bültende paladyum için ise şu ifadelere yer verildi: “Paladyum da 2025’e arz açığıyla giren metaller arasında yer almakta olup, fiyatlar Ocak 2026 itibarıyla yaklaşık USD2.047/ons seviyesinde ve yıl başından beri %25 civarında artış göstermektedir. Arz tarafında Rusya üretiminin tarihsel ortalamaların altında seyretmesi ve Güney Afrika’daki düşük üretim, piyasadaki sıkılığı artırmaktadır. Paladyum talebi büyük ölçüde otomotiv katalizörlerine dayanmaktadır. Ancak artan maliyetler ve arz riskleri nedeniyle, üreticilerin belirli uygulamalarda paladyumdan platine geçişi hızlandırdığı görülmektedir. Bu eğilim, orta vadede paladyum talebi açısından sınırlayıcı bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Buna karşın, ABD’nin paladyumu kritik mineraller listesine dahil etmesi, fiziki piyasalarda savunmacı stoklamayı artırmış ve kısa vadede fiyatları desteklemiştir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY Vergi ve Finans Operasyonları 2025 Araştırması Yayımlandı Haber

EY Vergi ve Finans Operasyonları 2025 Araştırması Yayımlandı

Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY’ın Vergi ve Finans Operasyonları 2025 araştırması, vergi ve finans fonksiyonlarının sürekli değişen ortama nasıl uyum sağladığını ele alıyor. 30 ülkede, 22 sektörden, 1600 vergi ve finans liderinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, vergi ve finans liderleri; jeopolitik etkenler, değişen ticaret ve gümrük politikaları ile yetenek dönüşümü gibi zorluklarla başa çıkmak için üretken yapay zekâdan faydalandığını ve yeni işletme modellerini devreye almaya başladığını belirtiyor. Araştırma, vergi ve finans fonksiyonlarının üç önceliğe odaklandığını ortaya koyuyor: Veri, üretken yapay zekâ (GenAI) ve teknolojiden yararlanmakTemel vergi uyum yükümlülüklerini yerine getirmekVergi stratejisini, genel finans ve organizasyon stratejisiyle sıkı şekilde uyumlu hale getirmek Araştırma sonuçlarına göre; şirketlerin %81’i önümüzdeki iki yıl içinde tedarik zincirleri de dahil olmak üzere işletme modellerinde değişiklikler yapmayı planlıyor. Bu oran geçen yıla göre %20 artış gösteriyor. Neredeyse her 10 liderden 9’u (%86) veri, üretken yapay zekâ (GenAI) ve teknolojiden yararlanmayı en önemli öncelik olarak görüyor. Hızla değişen dünya koşullarında vergi ve finans operasyonları da dönüşüyor Araştırma; Küresel Asgari Vergi uygulamasının (Pillar Two); gümrük vergileri, ülke bazlı vergi reformları ve e-fatura gibi başlıkları geride bırakarak, kuruluşları etkileyen en önemli düzenleyici değişiklik olarak (%81) görüldüğünü ortaya koyuyor. Katılımcıların %85’i, bu düzenleme ile toplam vergi yükümlülüklerinin artacağını söylüyor ve sadece %21’i, Pillar Two raporlama gerekliliklerine uyum konusunda hazırlıklı olduğunu belirtiyor. Araştırmadaki bulgular; başarı için kilit unsurun, belirsizliği yönetmek ve geleceği şekillendirmek amacıyla vergi işletme modellerine çeviklik kazandırmak olduğuna işaret ediyor. Yapay zekâyı ve veriyi etkin şekilde kullanmak kaçınılmaz oluyor Araştırmaya katılan vergi liderlerinin %86’sı; inovasyon, tahmin analizi ve otomatik raporlama için veri, GenAI ve teknolojiden yararlanmayı önceliklendiriyor. Katılımcılar, yapay zekânın vergi ve finans fonksiyonlarının etkinliğini önümüzdeki iki yıl içinde %30 artırabileceğini belirtiyor. Buna ek olarak katılımcılar, yapay zekânın artan kullanımıyla birlikte ise stratejik ve yüksek değerli faaliyetlere %23 daha fazla bütçe ayrılabileceğine inanıyor. Katılımcıların %44’ü ise veri, yapay zekâ ve teknoloji için sürdürülebilir bir plan hayata geçirememe ihtimalini vizyonlarını gerçekleştirmede en büyük engel olarak görüyor. Buna karşın araştırmaya göre, vergi ve finans fonksiyonlarının yarısından fazlasının (%51) veri yönetimi olgunluğunun hâlâ erken aşamalarında olduğu görülüyor ve bu durum yapay zekânın veriye dayalı uygulamasını ciddi şekilde etkiliyor. Bu nedenle birçok kuruluş kendi çözümlerini geliştirmekte zorlanıyor. Katılımcıların %78’i ise önümüzdeki iki yıl içinde yapay zekâ yetkinliklerine derinlemesine sahip olan hizmet sağlayıcılarıyla çalışmanın vergi fonksiyonlarına önemli ölçüde fayda sağlayacağını belirtiyor. Yetenek dönüşümünde başarılı olmak için çevik ve yapay zekâyı doğru kullanabilen ekipler kurulmalı Üretken (GenAI) ve ajan yapay zekâ (Agentic AI), vergi ve finans alanında çok sayıda zorlukla karşı karşıya olan iş gücünü de yeniden şekillendiriyor. Katılımcıların %61’i kıdemli vergi uzmanlarının emeklilik çağına gelmesinin, vergi ve finans fonksiyonlarını önemli ölçüde etkileyeceğini öngörüyor. %66’sı, mesleğe daha az yeni muhasebeci girmesinin yetenek ihtiyaçlarını karşılamada olumsuz sonuçlar doğuracağını söylüyor. Diğer yandan, vergi profesyonelleri zamanlarının %53’ünü rutin işlere ayırdığını ve bu işlerin yükünü yarıdan fazla azaltarak %21’e indirmek istediklerini belirtiyor. İş gücü dönüşümünde yapay zekâyı yetenek ile birlikte merkeze koymak, gelecekte oluşabilecek boşluğu kapatmak ve çevik, geleceğe hazır vergi ve finans ekipleri oluşturmak için kritik önem taşıyor. Araştırma katılımcıları, ekiplerine yatırım yaptıklarını ve ekiplerine daha fazla beceri kazandırmak için çaba gösterdiklerini aktarıyor. %73’ü veri bilimcileri ve vergi teknolojisi uzmanlarını işe almayı önceliklendiriyor; %89’u mevcut ekiplerinin becerilerini geliştirmek üzere yatırım yapıyor. Ayrıca, katılımcılar giderek daha fazla dışarıdan uzmanlık kaynağı (%83) ediniyor ve yapay zekâ okuryazarı bir iş gücü oluşturmaya odaklanıyor. EY Türkiye Vergi Bölümü Başkanı Erkan Baykuş, EY Küresel Vergi ve Finans Operasyonu Araştırması ile ilgili şu yorumlarda bulundu: “Şirketler, sürekli ve birbirine bağlı değişimlerin yaşandığı bir dünyada faaliyet gösteriyor. Jeopolitik değişiklikler ve teknolojik gelişmeler, küresel dinamikleri yeniden şekillendiriyor ve sürekli dönüşüme neden oluyor. Buna paralel olarak, vergi ve küresel ticaret politikaları da önemli değişimlerden geçiyor; özellikle birçok ülkede küresel asgari vergilerin uygulanması dikkat çekiyor. Teknolojik değişim ise vergi ve finans operasyonlarında katlanarak artıyor ve veri ile yapay zekâ tarafından desteklenen yeni bir dönemi getiriyor. Hızla dönüşen günümüz dünyasında başarılı olabilmek için, vergi ve finans departmanlarının çevik işletme modelleri tasarlamaları gerekiyor. Bu modeller, güvenli bir dönüşümle hem bugünün koşullarına hem de yarının gelişmelerine hazırlıklı olmayı sağlıyor. Vergi ve finans süreçlerinin dönüşüme hızla adapte olabilecek bir yapıya sahip olmasını sağlamak, yapay zekâdan yararlanmayı mümkün kılarak şirketlere güçlü içgörüler ve yüksek değer kazanımı sunuyor. Böylelikle şirketler, verilerini yapay zekâya hazır hale getirerek, yeteneklere yatırım yaparak, operasyonlarını daha çevik ve uyumlu hale getirerek rekabette öne çıkabilir. ”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.