Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Jeotermal Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Jeotermal Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jeotermal Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk! Haber

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Arş. Gör. Begüm Çetin, 5–11 Ocak Enerji Tasarrufu Haftası kapsamında yeni enerji kaynakları ve enerji tasarrufu konusunu değerlendirdi. Türkiye’nin en acil enerji sorunu dışa bağımlılık ve fosil yakıt ağırlığı Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en temel enerji sorununa dikkat çeken Begüm Çetin, “Ülkemizde, karbon emisyonu ve çevresel maliyeti yüksek, iklim krizine yol açan ve enerji verimliliği açısından dezavantajlı fosil yakıtlar büyük oranda kullanılmaktadır. Fakat enerjinin yeşil geleceğini düşündüğümüzde, insan ve toplum için fayda odaklı teknolojik dönüşüm sürecinde; artan nüfusumuzun arz-talep ihtiyacına karşılık verecek, enerji kaynaklarımızın dışa bağımlılığını azaltacak, enerji verimliliğimizin kesintisiz ve emniyetli bir şekilde devam etmesini sağlayacak sürdürülebilir enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılması gerekmektedir. Bu bağlamda endüstriyel ve ticari alanlarda, ofis-ev ortamında ve bireysel olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşviği ile doğru bilinçlendirme önem taşımaktadır. Ayrıca yeşil dönüşüm ve teknolojilerine hazır olacak şekilde ilgili altyapı eksiklikleri tamamlanmalıdır.” dedi. Yenilenebilir enerjide güçlü potansiyel var Yenilenebilir enerji kaynaklarının doğada var olan ve ihtiyacımız ölçüsünde enerjiyi devamlı ve sürdürülebilir bir şekilde temiz, verimli, güvenilir ve ekonomik olarak değerlendirmemize imkân sağlayan kaynaklar olduğunu dile getiren Çetin, “Ülkemizin coğrafi konumu, jeolojik yapısı ve bu bağlamda yapılan çalışmalar eşliğinde değerlendirildiğinde yenilenebilir enerji kaynakları ülkemizde önemli potansiyel kaynaklardır. Yapılan son çalışmalara göre yenilenebilir enerji kaynağının kurulu gücün yüzde olarak çoğunluğunu sırası ile hidrolik enerji, güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve jeotermal enerji kaynakları oluşturmaktadır.” diye konuştu. Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacak Nükleer enerji kaynaklarının da sürdürülebilir enerji kaynağı olup olmaması konusunda değerlendirilmesi gereken enerji kaynağı olduğunu dile getiren Çetin, “Nükleer enerji santrallerinin atık sistemi ve santral sisteminin güvenliği ile ilgili teknolojilerinin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Herhangi bir hasar meydana geldiğinde olumsuz etkileri uzun süre devam edebilmektedir. Ülkemizde nükleer enerji santrallerinin devreye alınması ile ilgili çalışmalar devam etmekte olup en son ülkemizin ilk Nükleer Güç Santrali Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacağı bildirildi.” şeklinde konuştu. Son yıllarda sıkça konuşulan enerji dönüşümü, günlük hayatımıza nasıl yansıyor? Enerji dönüşümünde dijitalleşmenin özellikle son yıllarda yapay zekâ dönüşümünü de içinde barındırdığını ifade eden Arş. Gör. Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bu dönüşüme hazırlık sürecinde aktif olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ‘Enerji Yönetiminde Dijital ve Yenilenebilir Enerji Dönüşümü’ başlığı altında şebekelerde akıllı sayaç entegresini sağlamaya yönelik planı 2026 Mart ayı itibari ile uygulamaya koyacak. Burada bahsedilmesi gereken önemli bir nokta akıllı sayaç teknolojisi şebekelerin akıllı ve mikro şebekeye dönüştürülmesinde dolayısı ile akıllı şehirler dönüşümünde temel ve en önemli uygulamadır. Çünkü enerji verimliliğinin sağlanması demek enerji yönetiminin etkin bir şekilde gerçekleşmesi demektir ve bu bağlamda ölçüm cihazlarının bilgi ve haberleşme teknolojileri ile geliştirilmesi gerekmektedir. Böylelikle yenilenebilir enerji kaynaklarının ve elektrikli araç şarj istasyonlarının şebekelere entegresi ve yük yönetimini kolaylaştıran hem üretici hem tüketici ekseninde elektrik üretimi-tüketimi ve diğer güç parametrelerini uzaktan izleme ve kontrol imkânı tanıyacak verimli enerji yönetimi entegresi sağlayan teknoloji inşa edilmiş oluyor. Enerjide yapay zekâ dönüşümü de ele alınması gereken ayrı bir konu olup özellikle enerjinin emniyetli ve kesintisiz bir şekilde sağlanmasında yapay zekâ ile erken hata teşhisi ve önlem başlıkları önemli konular olabilir.” Vatandaş dönüşümün aktif bir parçası Yeşil enerji dönüşümünün, ülkemizde dijital dönüşümle birlikte eğitim, sanayi ve bireysel kullanım alanlarında ilerlediğini söyleyen Arş. Gör. Begüm Çetin, “Eğitim ve sanayi iş birlikleriyle geliştirilen projeler umut verici gelişmeler sunarken, vatandaşlar yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve enerji verimli ürünleri tercih ederek bu dönüşümün aktif bir paydaşı olmaktadır.” dedi. Tasarruf ve verimlilik aynı şey değil Enerji tasarrufunun, enerji tüketimini azaltmaya yönelik tedbirlerden olduğunu da dile getiren Arş. Gör. Begüm Çetin, “Enerji verimliliği ise enerjinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim aşamalarında kayıpların azaltılarak aynı hizmetin daha az enerjiyle sağlanmasını amaçlayan teknolojik ve sistemsel çözümlerdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki, akıllı sayaçlar ve talep tarafı enerji yönetimi gibi ölçüm ve kontrol teknolojileri enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sağlar. Isı yalıtımı, verimli aydınlatma sistemleri ve elektrikli cihazların düzenli bakımı gibi uygulamalar ise hem enerji tasarrufu sağlar hem de enerji verimliliğini destekleyerek daha ekonomik, güvenli ve çevre dostu bir enerji kullanımına olanak tanır.” diye konuştu. Evlerde enerji kaybı nerelerde yoğunlaşıyor? Konutlardaki enerji kayıplarının başlıca nedenlerini sıralayan Begüm Çetin, “Konutlarda enerji kaybı enerji tasarruflu aydınlatma sistemlerinin kullanılmaması, verimsiz elektrikli cihazların tercih edilmesi ve ısıtma sistemlerinde gerekli ısı yalıtımının yapılmaması nedeniyle oluşmaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinin yaygın kullanılmaması, enerji verimliliğinin artırılmasını sınırlandırmaktadır.” şeklinde konuştu. Kış ayları için basit ama etkili öneriler Kış döneminde uygulanabilecek pratik önlemleri paylaşan Begüm Çetin, “Kullanılmayan cihazların elektrik ile bağlantısı kesilmeli ve cihazlar prizde takılı kalmamalıdır. Enerji tasarruflu ampuller tercih edilmelidir ve gereksiz aydınlatmalardan kaçınılmalıdır. Evde ısı yalıtımını sağlayacak önlemler alınmalıdır ve enerji tasarruflu elektrikli cihazlar tercih edilmelidir. Talep taraflı enerji yönetimi ve enerji parametrelerinin takip edilip kontrol edilebilmesi için mekanik sayaçlar yerine akıllı sayaçlar veya çift yönlü sayaçlar entegre edilmeli, enerji depolama sistemleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı teşvik edilmelidir.” dedi. Enerji tasarrufu kamusal bir sorumluluk Enerji tasarrufunun yalnızca bireylere yüklenemeyeceğini vurgulayan Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bireysel sorumluluklarımız farkında olduğumuz ve bilinçli olduğumuz sürece belirli bir noktaya kadar enerji tasarrufuna katkı sağlar fakat ülkemizde artan nüfusun enerji talebini yönetebilmek, enerjimizin dışa bağımlılığını azaltmak ve enerji verimliliğini sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirmek için kamusal ve yerel yönetimlerin enerji tasarrufunu sağlayacak çözümleri mutlaka olmalıdır. Öncelikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanıldığı, sürdürülebilirlik ve insan/toplum odaklı teknolojik evrimin gerçekleştiği süreçteyiz. Bu sürece dahil olmanın farkındalığı ile temiz, ekonomik, güvenli enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını ve kontrolünü destekleyen akıllı ve mikro şebekelere geçilmesi konusunda hazırlıklar yapılmalıdır. Bu bağlamda daha esnek, ölçümlenebilir ve dayanıklı alt yapı imkânı sağlanmalıdır. Şebekelerde çift yönlü veri akışının sağlanabileceği haberleşme ağının ve veri kontrol merkezlerinin kurulmasının yanı sıra güç ve arıza verilerinin uzaktan kontrol edilerek yapay zekâ teknolojileri ile önceden arıza ve kesinti tahmini yapılabilecek sistemsel bütünlük içeren çalışmalara önem verilmelidir. Sürdürülebilirlik ve kalkınma planları kapsamında, üniversite sanayi iş birliğiyle geliştirilen projeler ve çalıştaylar aracılığıyla bu çalışmaların uygulanabilirliği desteklenmelidir. Toplu taşımada ve bireysel ulaşımda elektrikli ve enerji verimli araç kullanımına yönelik teşvikler artırılmalı, enerji verimli bina standartları ise zorunlu hâle getirilmelidir. Ayrıca yeşil enerji ve dijital dönüşüme ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla, ilkokuldan başlayarak tüm eğitim seviyelerinde bilinçlendirme çalışmaları yürütülmelidir.” Tasarruf artık zorunlu İklim krizi ve artan enerji maliyetlerinin tasarrufu zorunlu hâle getirdiğini ifade eden Begüm Çetin, “Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2053 net sıfır emisyon hedefini benimsemiştir. 12. Kalkınma Planı ve 2024–2026 hedefleri doğrultusunda yeşil enerji dönüşümünün hızlandırılması planlanmaktadır. Ayrıca sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlamak için üniversiteler de Stratejik Plan dahilinde çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında tasarruf yapmak bireysel tedbir almaktan çıkıp sektörel, yönetimsel ve uluslararası düzlemde yapılması gereken zorunlu davranış haline gelmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Havacılıkta Havaalanı Terminallerinin Geleceği: Dijital, Sürdürülebilir ve Akıllı Haber

Havacılıkta Havaalanı Terminallerinin Geleceği: Dijital, Sürdürülebilir ve Akıllı

İşte havaalanı terminallerinin geleceğini belirleyen 6 önemli trend: 1. Tam Dijital ve Biyometrik Terminaller Gelecekte pasaport ve bilet kontrolü tarih olabilir. Biyometrik kimlik doğrulama (yüz, iris, parmak izi) sayesinde yolcular, terminale adım attıkları andan uçağa biniş anına kadar temasız ve hızlı bir deneyim yaşayacak. ICAO ve IATA standartlarıyla uyumlu bu sistemler, kuyrukları azaltırken güvenliği artıracak. 2. Sürdürülebilir ve İklim Dirençli Tasarımlar İklim değişikliğine karşı net-sıfır karbon terminaller yaygınlaşıyor. Güneş panelleri, jeotermal enerji, akıllı enerji depolama sistemleri ve yeşil duvarlar ile terminaller kendi enerjisini üretecek. Doğal aydınlatma ve pasif soğutma sistemleri ise uzun vadede işletme maliyetlerini düşürecek. 3. Otonom Sistemler ve Yapay Zekâ Otonom temizlik ve bagaj robotları, terminal içi lojistiği devralırken, yapay zekâ destekli güvenlik taramaları ve öngörülü bakım sistemleri ile gecikmeler azalacak, operasyonel verimlilik artacak. 4. Yolcu Odaklı ve Kapsayıcı Mimari Stres azaltıcı iç mimari, sezgisel yön bulma sistemleri ve hızlı sağlık tarama alanlarına dönüşebilen esnek mekânlar, yolcu memnuniyetini üst seviyeye taşıyacak. 5. Modüler ve Esnek Altyapı Dijital kimlik çerçeveleri, şifrelenmiş veri akışı ve siber risk yönetimi ile terminaller, geleceğin güvenlik ihtiyaçlarına anında uyum sağlayabilecek. 6. Entegre Multimodal Ulaşım Merkezleri Havaalanları; tren, metro, elektrikli ulaşım araçları ve hatta dikey iniş kalkış yapan elektrikli hava taksileri (eVTOL) ile kusursuz bir şekilde entegre olacak. Tek bilet ve dijital ödeme sistemleri ile şehir içi ve şehirler arası ulaşım tek bir noktadan planlanabilecek. Neden Önemli? Bu dönüşüm, sadece teknolojik bir yenilik değil; aynı zamanda daha çevreci, güvenli, hızlı ve konforlu bir seyahat deneyimi sunmayı hedefliyor. Havayolu şirketleri, havalimanı işletmecileri ve teknoloji sağlayıcıları, bu trendlere yatırım yaparak geleceğin seyahat ekosistemini şimdiden inşa ediyor.

Alarko Tarım Grubu’ndan Bölgesel Yatırımla Modern Seracılıkta Yeni Bir Adım Haber

Alarko Tarım Grubu’ndan Bölgesel Yatırımla Modern Seracılıkta Yeni Bir Adım

Sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla tasarlanan 40 hektar büyüklüğündeki yeni sera, gerçekleştireceği domates üretimiyle bölgenin gıda arz güvenliğine önemli bir katkı sunacak. Konuyla ilgili açıklama yapan Alarko Şirketler Topluluğu CEO’su Ümit N. Yıldız, “Alarko olarak, faaliyet gösterdiğimiz her coğrafyada kalıcı değer üretme sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz. Çimkent’te kurduğumuz bu yeni modern seramız, 2029 sonuna dek 500 hektara ulaşması planlanan büyük bir projenin ilk adımıdır. Bu yatırımı aynı zamanda, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin ve dostluğun somut bir göstergesi olarak görüyoruz.” dedi. Tarımda değer zincirinin her alanında yer alma vizyonuyla yatırımlarını sürdüren Alarko Tarım Grubu, Kazakistan Çimkent’te geçtiğimiz yıl temelini attığı sera yatırımının 40 hektar büyüklüğündeki ilk etabını devreye aldı. Bölgedeki modern seracılık faaliyetlerini Alsera KZ çatısı altında yürüten Alarko Tarım, Kazakistan’da 2029 yılı sonuna kadar 500 hektar büyüklüğe ulaşarak bölgenin gıda arzına önemli bir katkı sunacak. Sera açılışı için düzenlenen törene; Kazakistan Cumhuriyeti Tarım Bakanı Aidarbek Saparov, Türkiye Cumhuriyeti Türkistan Başkonsolosu Levent Gürcan, Çimkent Vali Yardımcısı Aydin Karimov, Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Garih ve Alarko’nun üst düzey yöneticileri katıldı. Ümit N. Yıldız: “İki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin ve dostluğun somut bir göstergesi” Alarko Şirketler Topluluğu’nun köklü bilgi birikimini, inovasyon gücünü ve sürdürülebilir üretim modelini Kazakistan’a taşımak üzere çok değerli bir adım attıklarını kaydeden Alarko Şirketler Topluluğu CEO’su Ümit N. Yıldız, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Alarko olarak, faaliyet gösterdiğimiz her coğrafyada kalıcı değer üretme sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz. Tarım Grubumuzun amiral şirketi olan Alsera, bugün 120 hektarı aşan işletme büyüklüğüyle Türkiye’nin en büyük modern sera yatırımcılarından biri konumunda. Kazakistan yatırımımızla, Türkiye tarımındaki bu deneyim ve teknolojimizi sınır ötesine taşımanın heyecanını yaşıyoruz. Çimkent’te kurduğumuz bu modern sera yatırımı, 2029 sonuna dek 500 hektara ulaşması planlanan büyük bir projenin ilk adımını oluşturuyor. Böylece uzun soluklu ve her iki ülkeye de faydaları büyük olacak bir iş birliğini başlatıyoruz. Bu yatırım aynı zamanda iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin ve dostluğun somut bir göstergesi olmasıyla bizleri gururlandırıyor.” Kazakistan’ın en modern seraları arasında yerini aldı Alarko Tarım Grubu, tarım alanındaki faaliyetlerini çevresel ve toplumsal faydayı birlikte büyüten, sürdürülebilir ve kalıcı bir anlayışla şekillendiriyor. Alarko Tarım’ın Kazakistan’da hayata geçirdiği sera projesi, yüksek verimli, temiz, kalıntısız ve ihracat odaklı tarımsal üretim yaklaşımıyla bölgesel kalkınmayı destekliyor. Alsera KZ bünyesinde konumlanan bu üretim alanı; yapay zekâ destekli iklimlendirme, otomasyona dayalı sulama ve ileri tarımsal kontrol sistemleri sayesinde Kazakistan’ın en modern seralarından biri olarak öne çıkıyor. İlk aşamada domates üretiminin yapılacağı tesis, yüksek verimli, temiz, kalıntısız ve ihracata yönelik bir üretim sistemiyle faaliyet gösterecek. Türkiye’den 33 ülkeye domates ihracatı Sürdürülebilir tarım anlayışıyla modern seracılık, tohum ıslahı, niş gübre ve kurutulmuş gıda alanlarında faaliyet gösteren Alarko Tarım Grubu, Türkiye’nin en büyük modern sera işletmecileri arasında yer alıyor. Son iki yılda tarım alanına 300 milyon dolara yakın yatırım yapan Alarko Tarım, Alsera çatısı altında Afyonkarahisar, Denizli ve Eskişehir’de hayata geçirdiği 120 hektar büyüklüğündeki modern seralarda ürettiği “sıfır kalıntı” belgesine sahip sağlıklı domatesleri Avrupa başta olmak üzere toplam 33 ülkeye ihraç ediyor. Jeotermal enerji kaynaklarıyla ısıtılan ve dijital tarım teknolojileriyle donatılan seralarda, zararlılarla mücadelede inovatif yöntemler kullanılarak sürdürülebilir üretim modeline öncülük ediliyor.

Alarko’dan Çevresel Ayak İzini Azaltan Sürdürülebilirlik Raporu Haber

Alarko’dan Çevresel Ayak İzini Azaltan Sürdürülebilirlik Raporu

Sürdürülebilirliği yalnızca bir raporlama gerekliliği değil, sorumlu bir iş modeli olarak ele alan Alarko Holding, ağustos ayında yayımladığı ilk TSRS uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nun ardından “azaltarak çoğaltmanın” mümkün olduğunu hatırlatan 2024 GRI uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Yeni rapor, Alarko Şirketler Topluluğu’nun sürdürülebilirlik performansını, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki dönüşümünü, farklı sektörlerdeki iyi uygulamalarını, paydaş beklentilerini ve gelecek hedeflerini sadeliği esas alan bir tasarım kurgusuyla ortaya koyuyor. “Sadece Sürdürülebilirlik” başlığıyla yayımlanan rapor; biçim ile içerik, görünürlük ile öz arasındaki dengeyi yeniden tanımlarken, sürdürülebilirlik raporları tarihine sade ama etkili bir not düşüyor. Alarko’nun Sorumlu İletişim Politikası doğrultusunda, fotoğraflardan, görsellerden, renklerden ve grafik öğelerden bilinçli bir şekilde feragat edilerek arama motorlarının, grafik programların, yapay zekâ aplikasyonlarının ve monitörlerin karbon salımı en düşük seviyeye çekiliyor. Ümit N. Yıldız: “Sorumlu yatırımcı kimliğiyle inşa ettiğimiz yeni değer ekosistemimizi tüm paydaşlarımıza sorumlu bir iletişim yaklaşımıyla aktarıyoruz.” Alarko Şirketler Topluluğu CEO’su Ümit N. Yıldız, rapor hakkında yaptığı değerlendirmede, “Sürdürülebilirliği yalnızca bir raporlama zorunluluğu olarak değil, yatırımlarımızın, tüm iş süreçlerimizin ve hedeflerimizin temelini oluşturan öncelikli bir sorumluluk alanı olarak benimsiyoruz. Çevresel ayak izini en aza indirecek şekilde tasarlanan 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’muz da bu anlayışın somut bir yansıması. Raporumuzda 2050 Net Sıfır hedefimiz doğrultusunda varlık gösterdiğimiz tüm sektörlerdeki göstergelerimize, geleceğin enerjisindeki rolümüze, verimlilik, teknoloji ve döngüsel ekonomi alanındaki iyi uygulamalarımıza, toplumsal projelerimizin yanı sıra gelecek projeksiyonlarımıza da yer veriyoruz. Sorumlu yatırımcı kimliğiyle inşa ettiğimiz yeni değer ekosistemimizi tüm paydaşlarımıza yine sorumlu bir iletişim yaklaşımıyla aktarmaya gayret ettik. Nitelikli içeriği ve düşük karbonlu tasarımıyla iş dünyasına örnek olmasını umduğumuz GRI uyumlu Sürdürülebilirlik Raporumuzun tüm Topluluğumuz için daha büyük başarılara basamak olmasını dilerim” dedi. Alarko’nun Sürdürülebilirlik Raporu’nda Öne Çıkan Başlıklar: Alarko Şirketler Topluluğu, uluslararası bir portföy şirketi olmanın ötesine geçerek insanı ve doğayı merkeze alan öncü kimliğiyle, yalnızca finansal büyümeyi değil, anlamlı ve pozitif etki odaklı ilişkilerle örülü bir değer ekosistemi inşa etmeyi taahhüt ediyor. 70 yılı aşan deneyiminden aldığı güçle, 2050 Net Sıfır hedefini bir stratejik dönüşüm fırsatı olarak gören Alarko, yeni sektörlerde sorumlu yatırımlarla büyürken, mevcut faaliyet kollarında çok boyutlu sürdürülebilirlik projeleri yürütüyor. Alarko Geleceğin Enerjisinde Etkin Rol Alıyor Enerjide yenilenebilir üretim kapasitesini büyüten Alarko, temiz enerjiye geçişi dağıtım faaliyetleriyle de desteklerken; I-REC sertifikaları aracılığıyla hem kendi bünyesinde hem de iş dünyasında yeşil enerji kullanımını teşvik ediyor. Alarko Enerji Grubu tüm yeni yatırımlarını temiz enerji odağında gerçekleştiriyor. Grup, mevcut 140 MW kurulu gücünü önümüzdeki beş yıl içinde 3,5 kat artırarak 640 MW’a ulaştırmayı hedefliyor. Grup ayrıca, enerji depolama sistemleri ve lityum-iyon batarya üretimi gibi geleceğin teknolojilerine yatırım yaparak Türkiye’nin enerji dönüşümünde etkin bir paydaş olma kararlılığını sürdürüyor. Sürdürülebilir ve Güvenli Gıdaya Erişimi Artırıyor Modern seracılıktan niş gübre üretimine, tohum ıslahından katma değeri yüksek kurutulmuş gıdaya uzanan 360 derece bir tarım ekosistemi inşa eden Alarko, kısa sürede ülkenin en büyük tarım yatırımcısı konumuna ulaştı. 2028 yılına kadar Türkiye’de ve Kazakistan’da 10.000 dönüm modern sera hedefiyle ilerleyen Alarko Tarım Grubu, teknolojiyi, bilimi ve kadın emeğini aynı potada buluşturarak verimlilik çıtasını yükseltiyor. Döngüsel kaynak yönetimi anlayışıyla jeotermal enerji, su ve bitkisel atıklar yeniden ekonomiye kazandırılırken, bitki zararlılarıyla biyolojik mücadele yöntemleri uygulanarak kalıntısız ürünler yetiştiriliyor. Bu iş modeli Alarko’nun yalnızca yerli üretimde değil, sürdürülebilir ihracatta da fark yaratan bir güç olmasını sağlıyor. Modern bilimin ışığında yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla gübre ve tohum üretiminde yenilikçi çözümler geliştiren Alarko, kurutulmuş gıda alanındaki faaliyetleriyle tarım sektöründeki israfın da azaltılmasını sağlıyor. Avrupa’nın en büyük yeni nesil mikro granül gübre üretim fabrikasında çevreci üretim teknikleri uygulanırken, tesisin enerji ihtiyacının %55’inden fazlası güneş santrallerinden sağlanıyor. Sanayi, Turizm ve Havacılıkta Sürdürülebilir Etkiye Odaklanılıyor Sanayi ve ticaret alanında faaliyet gösteren Alarko Carrier, eko-dönüşüm odaklı üretim süreçlerini önceliklendirerek kaynak verimliliğini artırıyor. Şirket, bu yıl üretim süreçlerinde tükettiği elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşıladı. Tesiste üretilen elektriğin %70’i dağıtım şebekesi üzerinden sisteme verilerek enerji verimliliği ve yeşil üretim hedeflerinde önemli bir eşik aşıldı. Turizm alanında Hillside markasıyla çevresel ve toplumsal sorumluluğu bütünleştiren örnek bir model ortaya koyan Alarko, misafirlerine yalnızca benzersiz bir tatil deneyimi sunmakla kalmıyor; aynı zamanda ekosistemin korunmasına, biyoçeşitliliğin devamına, yerel üreticilerin güçlenmesine ve turizm çalışanlarının sürdürülebilir refahına da katkı sağlıyor. Havacılık sektöründe ise döngüsel ekonomi ilkelerini rehber edinen Alarko, ömrünü tamamlamış büyük gövdeli yolcu uçaklarını kargo uçaklarına dönüştürerek sektöre yenilikçi ve çevreci bir iş modeli kazandırıyor. Toplumsal Etkiyi Güçlendiren Sosyal Sorumluluk Anlayışı Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın girişimciliği, nitelikli eğitim ve sosyal gelişim Alarko Şirketler Topluluğu’nun etki stratejisinin temel sütunlarını oluşturuyor. WEPs (Kadının Güçlenmesi Prensipleri) imzacısı olarak kadınların hem şirket bünyesinde hem de iş ve sosyal yaşamın tüm alanlarında eşit temsili için çalışmalar yürüten Alarko, Grup Şirketleriyle beraber çevre koruma, biyoçeşitlilik ve inovasyon alanlarının yanı sıra kültür ve sanat alanlarında da fark yaratan projelere imza atıyor. 2024 yılında 25 farklı sosyal sorumluluk projesi ile 180.000’in üstünde kişiye doğrudan erişerek pozitif etki yaratan Topluluk, sosyal projelerde çıtasını daha da yükseltmeyi hedefliyor. Sürdürülebilirlikte merkezi hedefler, otonom performans Holding’in Ortaköy Merkez Yerleşkesi “Karbon Nötr Bina” kimliğini korurken, tüm şirketlerde etkin karbon yönetimini teşvik eden uygulamalar yaygınlaştırılıyor. Grup Şirketleri genelinde uygulanan “Pozitif Etki – Yeşil Yaka Programı” ile sürdürülebilirlik yetkinliklerinin tüm organizasyona yayılması hedefleniyor. Kurumsal yönetim, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve insan kaynakları alanındaki örnek uygulamaların Topluluk çapında benimsenmesi için “Ortak Etki” perspektifiyle sinerji yaratımı farklı platformlarla destekleniyor. Çatı politika ve hedeflerin her bir şirketin sektörel durumuna ve iş modeline göre özelleştirilmesi sağlanırken, Topluluk genelinde sürdürülebilirlik odaklı metrikler, kurum karnelerine %5-10 arasında etki ediyor. “Sorumlu İletişim Politikası” ile Türkiye’de bir ilke imza atan Alarko, şeffaf, veriye dayalı ve hesap verebilir bir iletişim kültürü benimsiyor; “yeşil aklama” (greenwashing) konusunda farkındalık yaratmak ve sürdürülebilirlik bilincini yükseltmek için Topluluk çapında çalışmalar yürütüyor. Alarko Holding, tüm bu kararlı adımların bir sonucu olarak Borsa İstanbul (BIST) Sürdürülebilirlik Endeksi’nde ilk 25 şirket arasında yer almaya, bu alandaki başarılarını, sertifikalarını ve ödüllerini artırmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Jeotermal Sektörü Alman Yatırımcıların Odağında Haber

Türk Jeotermal Sektörü Alman Yatırımcıların Odağında

Türkiye'nin en önemli ticaret partneri olan Almanya ile jeotermal enerji odağında işbirliği olanaklarının geliştirilmesi amacıyla Türkiye'yi ziyaret eden Alman iş insanları, Jeotermal Enerji Derneği (JED) tarafından Aydın'da misafir edildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Almanya Enerji Ajansı (DENA) ve Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK) organizasyonu ile Türkiye'ye gelen heyet, ilk olarak Menderes Geothermal Elektrik Üretim AŞ bünyesinde Aydın'da faaliyet gösteren Türkiye'nin ilk özel sektör jeotermal enerji santralini ziyaret etti. Menderes Geothermal Genel Müdürü ve JED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Kutlu Çakır tarafından misafir edilen heyete; santralin çalışma esasları, reenjeksiyon ve çevre standartları hakkında detaylı bilgi verildi. POTANSİYELİN %11'İ Türkiye'nin en büyük ölçekli jeotermal ısıtmalı sera projesi olarak Köşk ilçesinde 80 dönüm alanda üretim yapan Sultan Sera'yı da ziyaret eden Alman iş insanları, düzenlenen sektörel toplantıda Türk jeotermal enerji sektöründe faaliyet gösteren firma temsilcileri ile bir araya geldi. Toplantıda Alman ziyaretçilere seslenen JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye'nin jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücünün 1735 Megavat (MW) seviyesinde olduğunu vurgularken, potansiyelin çok altında kalan bu üretimle dahi dünyada dördüncü, Avrupa'da ise lider konumda olduklarını belirtti. Türkiye'de enerji üretimi, jeotermal seracılık, termal turizm, konut ısıtması, sebze meyve kurutma gibi entegre kullanım alanları ile birlikte 7 bin MW seviyesinde jeotermal kullanım olduğunu kaydeden Kındap, bu seviyenin ülkedeki keşfedilmiş potansiyelin sadece yüzde 11'ine karşılık geldiği bilgisini verdi. "ENERJİMİZİ PAYLAŞMAYA HAZIRIZ" Türkiye'nin jeotermal enerjinin keşif, sondaj, inşaat, devreye alma ve işletme aşamalarında çok tecrübeli şirketlere ve kadrolara sahip olduğuna dikkat çeken Ali Kındap, Almanya ile bu alanda her türlü tecrübe, bilgi ve teknoloji paylaşımı yapmaya ve ortak yatırım tekliflerine açık olduklarını sözlerine ekledi. JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye ve Anadolu coğrafyası, dünyanın en zengin jeotermal kaynaklarını barındırıyor. Bu durum yüzyıllardır bu şekilde. Türk jeotermal sektörü olarak potansiyelimizin çok azını kullanabildiğimizi, önümüzde alınacak çok yolun olduğunu biliyoruz. Bu açıdan baktığımızda bilgimizi, insan kaynağımızı ve tükenmeyen enerjimizi yatırımcılarla paylaşmaya hazırız. Türk jeotermal sektörü bu noktada çok başarılı yabancı sermayeli yatırımcılara da ev sahipliği yapıyor. Alman iş insanlar ülkemizin jeotermal enerji potansiyeli ile elektrik üretimi, konut ısıtmacılığı, jeotermal seracılık ve turizm alanındaki uygulama örneklerine ve modern tesislerimize hayran kaldılar. Ülkemiz jeotermal seracılık uygulamalarında son yıllarda tüm dünyanın dikkatini çeken bir başarının sahibi. 150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan ülkemiz, bugün itibarıyla 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Potansiyelimizin yüzde 5'ini bile bulmayan bu kapasitemiz ile dünyada 7'nci, Avrupa'da ise 1'nci sırada yer alıyoruz. Kurumsal Üyemiz Menderes Geothermal şirketinin Sultan Sera yatırımının, sadece ülkemizin değil dünyanın en özgün jeotermal sera yatırımları arasında yer almasından gurur duymaktayız." ALIM GARANTİSİ 15 YIL Toplantıda JED Yönetim Kurulu Üyesi ve Ignis Enerji İş Geliştirme Direktörü Cannur Bozkurt da Türkiye'nin tüm jeotermal kaynaklarının mevcut durumu hakkında bir konuşma yaptı. Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması'nda (YEKDEM) 2023 yılında yapılan değişiklik ile jeotermal santrallerde üretilen elektriğin alım garantisi süresinin 10 yıldan 15 yıla çıkarıldığına işaret eden Bozkurt, son yıllarda sayıları hızla artan Organize Tarım Bölgeleri'nin (OTB) jeotermal enerji ile entegre olmasıyla Türkiye'nin jeotermal seracılık alanında da dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer aldığının altını çizdi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.