Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kadın Liderliği

Kapsül Haber Ajansı - Kadın Liderliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kadın Liderliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ESG Odaklı Şirket Haberleri Neyi Değiştiriyor? Haber

ESG Odaklı Şirket Haberleri Neyi Değiştiriyor?

Bir şirketin sürdürülebilirlik raporu yayımlaması artık tek başına haber değeri taşımıyor. Piyasanın dikkatini çeken şey, o raporun hangi yatırım kararına, hangi üretim dönüşümüne, hangi tedarik zinciri standardına veya hangi kurumsal riske temas ettiği. Bu nedenle esg odaklı şirket haberleri, klasik kurumsal duyuru çizgisinden çıkıp stratejik karar akışının parçası haline geliyor. Kurumsal iletişim ekipleri, yatırımcı ilişkileri birimleri, editörler ve sektör yayıncıları için mesele yalnızca çevre, sosyal etki ve yönetişim başlıklarını görünür kılmak değil. Asıl mesele, bu başlıkları piyasa açısından anlamlı, doğrulanabilir ve haberleştirilebilir bir çerçeveye oturtmak. Çünkü ESG anlatısı, doğru kurgulandığında marka itibarı üretir; zayıf kurgulandığında ise kısa sürede bir güven testine dönüşür. ESG odaklı şirket haberleri neden yükselişte ESG artık yalnızca bir uyum alanı değil, şirketlerin finansmana erişiminden ihracat kabiliyetine, insan kaynağı çekiminden kamuoyu algısına kadar geniş bir etki alanına sahip. Bu değişim, haber odalarının ve dijital yayıncıların da konuya bakışını dönüştürdü. Eskiden çevre yatırımı veya sosyal sorumluluk projesi olarak görülen pek çok gelişme, bugün doğrudan iş stratejisi kapsamında ele alınıyor. Özellikle enerji, sanayi, lojistik, tarım, teknoloji ve savunma ekosisteminde faaliyet gösteren şirketler için ESG başlıkları artık yan sütunda durmuyor. Emisyon azaltımı, atık yönetimi, su verimliliği, tedarik zinciri şeffaflığı, kadın liderliği, iş sağlığı ve güvenliği, veri etiği ya da yönetim yapısındaki dönüşüm gibi konular; yatırımcı sunumları kadar haber akışının da merkezine yerleşiyor. Bunun bir nedeni düzenleyici baskıysa, diğer nedeni sermaye piyasalarının beklentisi. Bir başka neden de kurumsal alıcıların ve uluslararası iş ortaklarının yeni standartları. Yani ESG haberleri yalnızca itibar amaçlı değil, ticari devamlılık açısından da kritik. Tam da bu yüzden, yüzeysel bir duyuru dili artık yeterli olmuyor. Haber değeri ile kurumsal mesaj arasındaki fark Şirketler çoğu zaman ESG alanındaki her adımın haber olacağını varsayıyor. Oysa haber değeri ile kurumsal görünürlük ihtiyacı aynı şey değil. Bir ağaç dikim etkinliği tek başına zayıf bir haber olabilirken, üretim tesisinde enerji yoğunluğunu yüzde 20 düşüren bir yatırım, ciddi bir sektör haberi niteliği taşıyabilir. Aynı şekilde bir çeşitlilik politikası metni tek başına sınırlı ilgi görürken, yönetim kurulunda kadın temsil oranındaki somut artış veya tedarikçi denetim modelinin değiştirilmesi daha yüksek karşılık bulur. Burada temel ölçüt, açıklanan gelişmenin şirketin iş modeline ne kadar temas ettiği. Haber, ancak etkisi ölçülebilir olduğunda ve daha geniş bir ekonomik bağlama oturduğunda güçlenir. Editörlerin aradığı şey de tam olarak budur: Ne değişti, neden değişti, hangi paydaşları etkiliyor ve bunun sektörel karşılığı ne? Bu ayrım özellikle dijital mecralarda daha görünür. Okur artık yalnızca iyi niyet beyanı okumak istemiyor. Yönetici söylemleri önemli, ancak veriyle desteklenmediğinde kalıcılığı sınırlı. Kurumun ESG alanındaki iddiası ile operasyonel gerçekliği arasındaki mesafe ne kadar açıksa, haber o kadar güçlü hale geliyor. Güçlü bir ESG haberinde hangi unsurlar öne çıkar İyi yazılmış ESG haberi, sürdürülebilirlik jargonuna yaslanmaz. Önce somut gelişmeyi tarif eder. Ardından şirketin neden bu adımı attığını, bunun finansal veya operasyonel etkisini ve varsa sektör ölçeğindeki anlamını gösterir. Son olarak da yönetici görüşünü, mümkünse ölçülebilir verilerle birlikte çerçeveler. Bir örnek düşünelim. Bir lojistik şirketi elektrikli araç yatırımı yaptığını açıklıyor. Bu tek başına haberin başlangıcıdır, kendisi değil. Haberi değerli kılan ayrıntılar şunlardır: Filoya kaç araç eklendi, hangi hatlarda kullanılacak, karbon emisyonunda ne kadarlık azalma bekleniyor, toplam yatırım büyüklüğü ne, şarj altyapısı nasıl kuruldu, tedarik zincirine ve müşteri taahhütlerine etkisi ne olacak? Haber dili bu sorulara yanıt verdiğinde, kurumsal içerik piyasa bilgisina dönüşür. Aynı yaklaşım sosyal etki ve yönetişim başlıklarında da geçerlidir. Kadın istihdamı, çalışan refahı, eğitim programları, etik hatlar veya bağımsız yönetim kurulu yapısı gibi konular ancak kurumsal yapı içindeki karşılığı netleştiğinde daha güçlü haberleşir. İddia büyük, veri küçükse okur geri çekilir. Veri net, hedef gerçekçi ve ilerleme düzenliyse güven oluşur. Verisiz ESG anlatısı neden zayıf kalır Kurumsal iletişimde en sık yapılan hata, ESG söylemini genel geçer olumlu ifadelerle taşımaya çalışmak. Karbon ayak izini azaltmak, kapsayıcı kültürü güçlendirmek, iyi yönetişimi desteklemek gibi cümleler tek başına yeterli değil. Çünkü bu ifadeler artık piyasa için standart söylem haline geldi. Fark yaratan şey, bu hedeflerin nasıl ölçüldüğü ve ne kadar ilerleme kaydedildiği. Veri paylaşımı her zaman mükemmel olmak zorunda değil. Bazı şirketler dönüşümün başında olabilir. Bu durumda en doğru yaklaşım, eksikleri gizlemek yerine yol haritasını açık biçimde ortaya koymaktır. Piyasa çoğu zaman kusursuz tablo değil, güvenilir ilerleme görmek ister. Editörler ve yayıncılar ESG haberlerinde ne arıyor Dijital yayıncılar için ESG başlığının cazibesi yüksek, ancak eşik de yükselmiş durumda. Editörler artık yalnızca duyuru metni değil, yeniden işlenebilir ve sektörel bağlam taşıyan içerik arıyor. Bu nedenle haberin başlığı kadar yapısı da belirleyici oluyor. İlk olarak haberin zamanlı olması gerekiyor. Bir standart değişikliği, yatırım kararı, fabrika dönüşümü, yönetici ataması, sertifikasyon, finansman anlaşması veya yeni hedef seti gibi gelişmeler güncel bağlam sunuyorsa ilgi artıyor. İkinci olarak haberin sektöre etkisi görünmeli. Yalnızca şirketin ne yaptığı değil, bunun ilgili alandaki rekabet, ihracat, maliyet yönetimi veya yatırım iştahı açısından ne ifade ettiği önemli. Üçüncü unsur güvenilirlik. ESG alanı, abartılı iletişime en az tolerans gösterilen alanlardan biri. Bu yüzden haber metinlerinde teknik doğruluk, ölçülebilir beyan ve açık kaynaklandırma belirleyici. Kurumsal açıklamanın, şirketin önceki taahhütleriyle çelişmemesi de kritik. Aksi halde haber görünürlük sağlasa da uzun vadede ters etki yaratabilir. ESG odaklı şirket haberleri nasıl daha yayınlanabilir olur Yayınlanabilirlik, yalnızca iyi yazılmış bir bülten meselesi değil. İçeriğin medya mantığına uygun kurgulanması gerekiyor. Başlıkta somut gelişme yer almalı, spotta bunun neden önemli olduğu görünmeli, gövdede ise veri, yönetici görüşü ve sektör bağlamı dengeli biçimde işlenmeli. Fotoğraf, infografik veya kısa video gibi destekleyici materyaller de özellikle dijital mecralarda içeriğin performansını artırır. Bu noktada telifsiz ve yeniden kullanıma uygun içerik modeli daha da önem kazanıyor. Çünkü medya kuruluşları hızlı, doğrulanabilir ve kolay yayımlanabilir haber akışı arıyor. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odakla çalışan yapılar için ESG haberleri, tam da bu nedenle yüksek potansiyel taşıyor. Doğru paketlenmiş bir şirket gelişmesi, hem yayıncı için işlevsel hale geliyor hem de şirketin mesajını daha geniş profesyonel kitlelere taşıyor. Greenwashing riski ve itibar dengesi ESG alanında görünür olmak ile inandırıcı olmak arasında ince bir çizgi var. Şirketler bu alandaki başarılarını anlatmak istiyor, bu doğal. Ancak anlatının operasyonel gerçekle desteklenmediği durumlarda greenwashing eleştirisi çok hızlı gündeme gelebiliyor. Özellikle enerji yoğun sektörlerde, büyük dönüşüm iddiası taşıyan açıklamalar daha yakından inceleniyor. Burada daha temkinli ama daha sağlam bir iletişim çoğu zaman daha etkili. Henüz tamamlanmamış bir dönüşümü bitmiş gibi anlatmak yerine, yatırımın aşamalarını, hedef tarihlerini ve mevcut ilerleme oranını paylaşmak daha güvenilir bir çerçeve sunar. Aynı şekilde yalnızca olumlu sonuçları değil, zorlukları da sınırlı ölçüde kabul eden bir yaklaşım, profesyonel kitle nezdinde daha ikna edici bulunur. Bir başka hassas nokta da ESG başlıklarının birbirinden kopuk ele alınması. Çevre tarafında güçlü performans gösteren bir şirket, yönetişim veya iş gücü uygulamalarında sorun yaşıyorsa tek boyutlu anlatı ikna gücünü kaybedebilir. Bu nedenle haber dili de daha bütüncül olmalı. ESG, üç harften oluşsa da tek eksenli bir vitrin çalışması değil. Önümüzdeki dönemde ne öne çıkacak Önümüzdeki dönemde ESG haberlerinde nicelikten çok nitelik belirleyici olacak. Piyasa, daha fazla duyuru değil daha fazla kanıt arıyor. Karbon azaltım projeleri, yenilenebilir enerji yatırımları, döngüsel ekonomi uygulamaları, tedarik zinciri denetimi, veri yönetişimi ve sosyal etki ölçümü gibi başlıklar öne çıkmayı sürdürecek. Ancak bu başlıklarda öne çıkan şirketler, en çok konuşanlar değil, en net veri sunanlar olacak. Ayrıca yapay zeka, savunma sanayii, ileri üretim, tarım teknolojileri ve lojistik gibi alanlarda ESG haberciliği daha karmaşık hale gelecek. Çünkü bu sektörlerde sadece çevresel etki değil, etik kullanım, tedarik güvenliği, çalışan güvenliği ve yönetişim kalitesi de aynı derecede önem taşıyor. Dolayısıyla haber üretimi de daha uzmanlık isteyen bir alana dönüşüyor. Şirketler için temel soru artık şu: ESG başlığında görünmek istiyor muyuz değil, hangi gelişmemiz gerçekten haber değeri taşıyor? Bu soruya dürüst ve veri temelli yanıt veren kurumlar, yalnızca gündeme girmekle kalmaz; yatırımcıdan müşteriye, editörden iş ortağına kadar geniş bir çevrede daha kalıcı bir güven alanı kurar. Kısa vadeli görünürlük çoğu zaman birkaç saat sürer, iyi kurgulanmış kurumsal güven ise çok daha uzun yaşar.

III. Türkiye Kadın Zirvesi 30 Mart’ta İstanbul’da Düzenlenecek Haber

III. Türkiye Kadın Zirvesi 30 Mart’ta İstanbul’da Düzenlenecek

Kadın liderliği, girişimcilik, kadın istihdamı ve toplumsal cinsiyet eşitliği başlıklarının ele alınacağı zirvede, farklı sektörlerde başarı hikâyeleri paylaşılacak, yeni iş birliklerine zemin hazırlanacak ve Türkiye Kadın Ödülleri sahiplerini bulacak. Türkiye’de kadınların iş dünyası, girişimcilik ve toplumsal yaşam içindeki rolünü güçlendirmeyi hedefleyen III. Türkiye Kadın Zirvesi, 30 Mart 2026’da İstanbul’da gerçekleştirilecek. Türkiye Lider Kadınlar Platformu (LİKAP) ve İstanbul İş İnsanları Derneği (İSTİNDER) iş birliğiyle düzenlenecek zirvede, kadın liderliği, girişimcilik ve toplumsal etki başlıkları ele alınacak, farklı alanlarda başarı gösteren isimlere Türkiye Kadın Ödülleri takdim edilecek. Türkiye Kadın Zirvesi Kurucusu ve İSTİNDER Başkanı Nedim Delibaş, zirvenin yalnızca bir etkinlik değil, kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü yer almasını destekleyen bir dönüşüm platformu olduğunu belirterek, iş dünyası, kamu, sivil toplum ve medyayı ortak bir amaç etrafında buluşturmayı hedeflediklerini ifade etti. 700 katılımcı Raffles İstanbul’da buluşacak Raffles İstanbul’da gerçekleştirilecek ve yaklaşık 700 katılımcının yer alması beklenen zirve, iş dünyasının önde gelen temsilcileri, kadın girişimciler, kurumsal şirket yöneticileri, kamu kurumları ve yerel yönetim temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve medya profesyonellerini bir araya getirecek. Zirve programı kapsamında saat 17.00’de kokteyl ile başlayacak etkinlikte, 18.00–19.30 saatleri arasında panel oturumları düzenlenecek, ardından 20.00–21.30 saatleri arasında Türkiye Kadın Ödülleri sahiplerini bulacak. Liderlik ve girişimcilik odaklı paneller Zirvede, “Geleceği Şekillendiren Kadın Liderler: İş Dünyasında Yeni Dönem” ve “Kadın Girişimciliği ve Sürdürülebilir Başarı: Ekonomide Güçlü Kadın Etkisi” başlıklı oturumlarda kadın liderliği, ekonomik katılım ve sürdürülebilir başarı konuları ele alınacak. Moderatörlüğünü Alev Gürsoy Cimin ve Mehmet Coşkundeniz’in üstleneceği panellerde iş dünyası, kamu ve spor alanlarından önde gelen isimler konuşmacı olarak yer alacak. Farklı alanlardan güçlü kadın liderler sahnede olacak “Lider Kadınlar, Güçlü Yarınlar” temasıyla düzenlenecek oturumlarda, kamu, iş dünyası ve spor alanlarından öne çıkan isimler deneyimlerini paylaşacak. Panelde Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk, BigChefsKurucusu Gamze Cizreli, milli tenisçi Zeynep Sönmez ve Pegasus CEO’su Güliz Öztürk konuşmacı olarak yer alacak. Farklı sektörlerde elde ettikleri başarılarla öne çıkan panelistler, liderlik yolculuklarını, kadınların ekonomik ve sosyal hayattaki güçlenme sürecine yönelik deneyimlerini ve geleceğe ilişkin öngörülerini katılımcılarla paylaşacak. Amaç: İstihdamı artırmak, farkındalık oluşturmak İlk kez 2022 yılında düzenlenen Türkiye Kadın Zirvesi, kadın istihdamını artırmak, kız çocuklarının eğitimine katkı sağlamak ve kadına yönelik şiddet konularında toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirildi. Bugüne kadar farklı sektörlerde başarı gösteren 100’den fazla kadın ve kadına destek veren markalar ödüllendirildi. Zirve, iş dünyasının liderleri ile kadın girişimcileri aynı platformda buluşturarak yeni iş birliklerinin geliştirilmesine, ilham veren başarı hikâyelerinin paylaşılmasına ve sürdürülebilir sosyal projelerin yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Geniş kapsamlı ödül kategorileri Türkiye Kadın Ödülleri kapsamında iş dünyası, girişimcilik, medya, sanat, spor ve sosyal sorumluluk alanlarında çok sayıda kategoride ödüller verilecek. Yılın Kadın Girişimcisi, Kadın Dostu Marka, Kadın Gazetecisi, Sosyal Sorumluluk Projesi ve Yaşam Boyu Onur Ödülü gibi başlıkların yanı sıra toplumsal fayda ve sosyal etki yaratan projeler de değerlendirilecek.  Prestijli bir sosyal etki platformu Türkiye Kadın Zirvesi, kadınlara değer katan kurum ve markaların toplumsal dönüşüm sürecinde aktif rol aldığı, kurumsal itibar ve sosyal sorumluluk açısından önemli bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor. Zirve, kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü yer almasına katkı sağlayan projelerin görünürlüğünü artırmayı ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda kalıcı farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. . Etkinlik, medya iş birlikleri ve canlı yayın desteğiyle geniş kitlelere ulaşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ANTGİAD'ın Konuğu Fikret Orman Oldu Haber

ANTGİAD'ın Konuğu Fikret Orman Oldu

Toplantının onur konuğu; Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne modernleşme hamleleri kazandıran, UEFA başarılarıyla adından söz ettiren ve Vodafone Park stadyumunu hayata geçiren geçmiş dönem Beşiktaş başkanlarından iş ve spor insanı Fikret Orman oldu. Kahvaltı eşliğinde gerçekleşen etkinlikte, ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş’ın yaptığı açılış konuşması büyük beğeni topladı. Konuşmasında ANTGİAD’ın girişimcilik, eğitim, kadın liderliği ve genç istihdamı alanlarındaki projelerini ayrıntılarıyla anlatan Yavaş, sosyal sorumluluk faaliyetlerinin dernek için temel bir değer olduğunun altını çizdi. “ TEMİZ TOPLUM, TEMİZ SİYASET, TEMİZ SPOR “ Yavaş konuşmasında ayrıca, son dönemde Türkiye’nin gündeminde yer alan “temiz toplum, temiz iş dünyası ve temiz spor” başlıklarına dikkat çekerek yasa dışı bahis ve şike tartışmalarına vurgu yaptı. Yavaş, “Alın teri kutsaldır. Emek kutsaldır. Rekabet sahada olmalıdır. Şeffaflık ve adalet hem iş dünyasının hem sporun temel taşıdır. Diliyoruz ki spor camiası arınmış ve hak edenin kazandığı adil bir iklime kavuşsun.” ifadelerini kullandı. Fikret Orman’la Liderlik, Spor Yönetimi ve İş Dünyası Üzerine Derin Bir Söyleşi Açılış konuşmasının ardından sahneye davet edilen Fikret Orman, Başkan Ercan Yavaş’ın sorularını büyük bir açıklık ve samimiyetle yanıtladı. Yavaş’ın yönelttiği sorular; Beşiktaş’ın yeniden yapılanma sürecinden modern spor ekonomisine,teknik direktör seçimlerinden transfer stratejilerine,şampiyonlukların arka planındaki yönetim aklından , iş dünyasındaki büyük projelere kadar geniş bir çerçeveyi kapsadı. “Başkanlığa aday olmaya nasıl karar verdiniz?” sorusuna Orman, Beşiktaş’ın zorlu bir dönemden geçtiğini ve sorumluluktan kaçamayacağını hissettiği için aday olduğunu söyledi. “Göreve geldiğinizde karşınızdaki tablo nasıldı?” sorusuna ise Orman şu sözlerle yanıt verdi: “Beşiktaş büyük bir kulüptü ama ekonomik olarak ciddi sıkıntılar içindeydi. Bu tabloyu değiştirmek için hem finansal hem de yapısal dönüşüm gerekiyordu.” ŞAMPİYONLUKLARIN ARKASINDAKİ STRATEJİ Yavaş’ın, “Arka arkaya gelen şampiyonlukların ve Avrupa başarılarının görünmeyen stratejisi neydi?” sorusunu Orman şöyle yanıtladı: “Başarı tesadüf değildir. Doğru kadroyu kurmak, doğru hocayı seçmek, doğru finansal modeli uygulamak ve camiayı tek yürek yapmak zorundasınız. Biz o dönemde tüm bu unsurları aynı anda doğru yönetmeyi başardık.” Orman ayrıca genç yeteneklere verilen önemi ve sportif başarıyla ekonomik disiplinin bir arada yürütülmesi gerektiğini vurguladı. FİNANS YÖNETİMİ , BORÇ YAPISI VE KRİZLERLE MÜCADELE Yavaş’ın, “Spor kulüplerinde borcu artıran faktörler nelerdir?” sorusu üzerine Orman; kur riskleri, futbol ekonomisindeki aşırı enflasyon, yüksek oyuncu maliyetleri ve Avrupa’daki rekabet seviyesi gibi unsurları sıraladı. Süleyman Seba ile Kıyaslanmak: “Sorumluluğu ağır, gururu büyüktür.” Söyleşinin duygusal bölümlerinden biri, Ercan Yavaş’ın şu sorusu oldu: “Beşiktaş camiasında Süleyman Seba’dan sonra en iz bırakan başkanlardan biri olarak anılmak size ne hissettiriyor?” Fikret Orman bu soruya şu sözlerle yanıt verdi: “Süleyman Seba ile aynı cümlede anılmak büyük bir gururdur ama aynı zamanda omuzlarınıza büyük bir sorumluluk yükler. Ben Beşiktaş’ta kalıcı değerler bırakmak için çalıştım.” İş Dünyası ve Yatırım Felsefesi Başkan Yavaş’ın iş dünyasına yönelik sorularına Fikret ORMAN net cevaplar verdi. İnşaat ve turizm sektörlerinde yatırım yaparken en önemli göstergelerinin lokasyon, finansman modeli ve talep projeksiyonu olduğunu belirten ORMAN, “ Bir projeye başlarken ilk baktığım şey nakit akışının sürdürülebilir olup olmadığıdır.” sözleriyle cevapladı. ANTGİAD üyelerinin sorularını da içtenlikle yanıtlayan Orman , Gençlere yönelik mesajında ise “ Ölçmeden büyümeye kalkmayın. Önceden ölçtüğünüz rakamlar sizi her zaman korur.” ifadelerini kullandı. ANTGİAD: Üreten, Büyüten ve Değer Yaratan Bir Mekanizma Etkinlik sonunda Başkan Ercan Yavaş, ANTGİAD’ın yalnızca bir dernek olmadığını, şehrin geleceğine yön veren güçlü bir vizyon örgütü olduğunu vurguladı.Yavaş, “ANTGİAD’ın enerjisini siz değerli üyelerimizden alıyoruz. Bu ailenin her ferdi, Antalya’nın ve Türkiye’nin yarınlarına imza atmaktan gurur duyuyor “ diyerek toplantıyı sonlandırdı.

Türk-Fransız İş Birliğinde Dev Yatırım Planı Haber

Türk-Fransız İş Birliğinde Dev Yatırım Planı

Rapor, Fransız ve Fransız-Türk şirketlerinin 2020–2024 arasında Türkiye’ye 3,6 milyar avro yatırım yaparak GSYİH’ye yüzde 1,6 katkı sunduğunu; önümüzdeki üç yılda ise 5 milyar avroluk yeni yatırımla bu etkiyi artırmaya hazırlandığını ortaya koyuyor. Fransa Dış Ticaret Danışmanları Türkiye Komitesi “Sürdürülebilir Etki: Türkiye’deki Fransız Firmaları ve Türk-Fransız Ortaklıklarının Ekonomik ve Sosyal Katkıları / 2020–2024 Güncellemesi” başlıklı raporunu yayımladı. Rapor, Türkiye’de faaliyet gösteren Fransız ve Fransız-Türk ortaklı şirketlerin ekonomik, sosyal ve çevresel düzeyde yarattığı katma değeri kapsamlı verilerle ortaya koyuyor. Bulgulara göre, bu şirketler Türkiye’de doğrudan 143 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor; dolaylı etkilerle birlikte bu sayı yaklaşık 385 bin kişiye ulaşıyor. Ülke genelinde 197 üretim tesisiyle faaliyet gösteren Fransız sermayeli ve ortaklı şirketler, Türkiye’yi sadece önemli bir pazar olarak değil, aynı zamanda rekabetçi bir üretim merkezi olarak konumlandırıyor. 3,6 milyar avroluk yatırım Rapor ayrıca 2020–2024 döneminde 3,6 milyar avroluk yatırım gerçekleştiren bu şirketlerin ekonomik dalgalanmalara rağmen Türkiye’ye olan güvenlerini koruduklarını ve uzun vadeli iş birliklerini sürdürecekleri gösteriyor. Aynı dönemde Fransız ve Fransız-Türk şirketlerinin 36,6 milyar avroluk ciroya ulaşması, Türkiye ekonomisinin dinamizmine sunduğu güçlü katkıyı da ortaya koyuyor. Bu ciro içinde ihracatın yüzde 22’lik paya sahip olması, Türkiye’nin küresel ticaret ağlarına entegrasyonunda Fransız sermayesinin oynadığı stratejik rolü vurguluyor. GSYİH’ye yüzde 1,6 katkı Rapora göre, Fransız ve Fransız-Türk şirketleri Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 1,6’sına denk gelen bir katkı sağladı. Bu katkı, 2024 yılı sonu döviz kuru dikkate alındığında yaklaşık 18,7 milyar avroya karşılık geliyor. Bu göstergeler, Türkiye’deki Fransız yatırımlarının yalnızca ekonomik bir etki yaratmakla kalmadığını, aynı zamanda istihdam, üretim ve sürdürülebilir kalkınma açısından da ülke ekonomisinin temel direklerinden biri haline geldiğini ortaya koyuyor. Ar-Ge ve inovasyonda güçlü ortaklıklar CCEF’nin raporu, Ar-Ge ve inovasyon alanında da Fransız ve Fransız-Türk ortaklıklarının rolünü gözler önüne seriyor. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 52’si, üniversiteler, araştırma merkezleri veya yerel paydaşlarla ortak projeler yürütüyor. 2022–2024 döneminde 700 milyon avroluk Ar-Ge yatırımı gerçekleştirilirken, katılımcı şirketlerin yüzde 47’si Türkiye’de patent, marka veya sınai hak tescili yaptırdı. Bu durum, bilgi transferi, teknolojik yenilik ve yetenek geliştirme süreçlerinde Fransız sermayesinin ülke içinde kalıcı bir değer zinciri oluşturduğunu gösteriyor. Kadın liderliği ve sürdürülebilirlikte kararlı adımlar Sosyal sürdürülebilirlik alanında da dikkat çekici sonuçlara yer verilen raporda, şirketlerin yüzde 64’ünün yönetim kademelerinde kadın temsilini artırmak amacıyla somut adımlar attığını, yüzde 71’inin ise yıllık karbon ayak izi değerlendirmesi gerçekleştirdiğini belirtiliyor. Böylece Fransız ve Fransız-Türk firmaları, ekonomik büyümenin ötesinde toplumsal eşitlik ve çevresel sorumluluğu da stratejilerinin merkezine yerleştiriyor. 5 milyar avroluk yeni yatırım ufukta Raporda ayrıca, önümüzdeki üç yıl için 5 milyar avroya ulaşması beklenen yeni yatırım planları da dikkat çekiyor. Uygun ekonomik ve yasal koşulların devam etmesi durumunda, bu yatırımların Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesine, ihracat potansiyeline ve istihdam hacmine ciddi katkılar sağlaması bekleniyor. Türk-Fransız Ticaret Derneği (CCIFT) ve Fransa Dış Ticaret Danışmanları (CCEF) Türkiye Komitesi Başkanı, TAV Havalimanları İcradan Sorumlu YK Üyesi Franck Mereyde şunları belirtti: “Türkiye’deki Fransa varlığı, Türkiye’nin GSYH’sinin %1,6’sına katkıda bulunarak ve yaklaşık 400.000 doğrudan ve dolaylı istihdam sağlayarak, ülke ekonomisinin temel taşlarından biri ve birçok sektörde istihdamın önemli bir itici gücü konumundadır. Bu durum, Türkiye ekonomisine duyulan güvenin ve Türkiye'yi uzun vadeli stratejik bir ortak olarak görmenin açık bir göstergesidir.” Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi İletişim Dairesi Başkanı Gökhan Yücel “Bu ortaklığın özü aslında 140 yıllık ticari hayatımızı yansıtıyor. 2024 yılında Fransa ve Türkiye arasındaki ikili yatırım stoğu 8,4 milyar doları aşmış durumda. Bu hacmi sadece rakam olarak ele almamak daha doğru olur. Bu aynı zamanda yıllara yayılan karşılıklı ortak hedeflerin ve somut yol haritalarının da bir göstergesi. Dolayısıyla bu raporu okurken raporu sadece bir veri derlemesi ya da istatistik envanteri olarak görmekten ziyade, verileri içinde bulunduğumuz dönemin ruhunu, küresel ekonominin nabzını ve önümüzdeki dönemin yatırım ufkunu gösteren bir yol haritası olarak görmek gerekir. Belirsizliklerin, jeopolitik kırılmaların ve teknolojik dönüşümün iç içe geçtiği bir çağda yaşıyoruz. Üretim, tedarik ve lojistik ağları artık sadece maliyete göre değil; aynı zamanda dayanıklılık, coğrafi çeşitlilik ve stratejik konumlanma kriterlerine göre yeniden tasarlanıyor. Bu eğilim de özellikle bizim gibi üretim kabiliyeti yüksek, bölgesel merkez olma potansiyeli taşıyan ülkeler için önem taşıyor. Tüm bu sebeplerden dolayı böylesine kapsamlı ve titiz bir çalışmanın büyük bir önem taşıdığını düşünüyoruz.” açıklamasını yaptı. Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont ise yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bu çalışma, Fransız firmalarının Türkiye’ye olan ilgisini ve Türkiye’deki uzun vadeli stratejilerini teyit etmektedir. Ankete katılan Fransız ve Fransız-Türk ortaklı firmalar, son beş yılda Türkiye’de 3,6 milyar avro yatırım yapmış olup, önümüzdeki üç yıl içinde ilave 5 milyar avro daha yatırım yapmayı planlamaktadır.”

60'tan Fazla Ülke Boğaziçi Zirvesi İçin Türkiye'ye Geldi Haber

60'tan Fazla Ülke Boğaziçi Zirvesi İçin Türkiye'ye Geldi

Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından düzenlenen ve bu yıl “Küresel Zorluklar: Yeni Gerçeklere Uyum” temasıyla gerçekleştirilen zirve, iki gün boyunca küresel ekonomideki dönüşüm, siyasi dengeler, teknolojik gelişmeler ve sürdürülebilirlik ekseninde kritik başlıkları ele alacak. Zirvenin açılış konuşmasını yapan UİP Kurucusu Cengiz Özgencil, yaşadığımız çağın krizlerden doğan yeni bir gerçekliğe birlikte uyum sağlama dönemi olduğunu belirterek, Boğaziçi Zirvesi'ni sadece fikirlerin değil, ortak çözümlerin ve karşılıklı öğrenmenin bir platformu olarak gördüklerini kaydetti. Zirvenin açılışına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bir mesaj göndererek iş birliği ve diyalog vurgusu yaptı. 6–7 Kasım tarihleri arasında düzenlenen zirve, 60'tan fazla ülkeden eski cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, büyükelçiler, diplomatlar, akademisyenler, yatırımcılar ve iş dünyasının liderlerini İstanbul’da buluşturdu. Etkinlikte 70’e yakın yabancı ve 50’ye yakın yerli konuşmacı yer alıyor. Türkiye ekonomisine yön veren iş insanlarıyla birlikte dünya siyasetinin önemli figürlerini aynı çatı altında buluşturan Boğaziçi Zirvesi, iki gün boyunca İstanbul’u küresel fikir alışverişinin, ticaretin ve diplomatik temasların merkezi haline getirecek. Zirvede, dünyanın son yıllarda karşı karşıya kaldığı savaşlar, ekonomik belirsizlikler, güvenlik tehditleri ve ticaret savaşları gibi sorunların küresel ekonomiye etkileri tartışılıyor. Katılımcılar, jeopolitik gerilimlerin ve değişen ticaret dinamiklerinin dünya ekonomisinde yarattığı dönüşümü değerlendirirken, ülkelerin bu yeni gerçeklere nasıl uyum sağlayabileceği üzerine fikir alışverişinde bulunacak. Organizasyon kapsamında ayrıca pandemi sonrası toparlanma süreci, finansal sistemlerdeki değişim, dijitalleşme, enerji güvenliği, yapay zeka ve iklim krizi gibi konular da masaya yatırılacak. 'YENİ BİR GERÇEKLİĞE UYUM SAĞLAMA DÖNEMİNDEYİZ' Zirvenin açılış konuşmasını yapan UİP Kurucusu Cengiz Özgencil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan zirve dolayısıyla gelen mesajını paylaştı. Erdoğan'ın mesajında zirvenin stratejik iş birlikleri ve sonuç odaklı fırsatları değerlendirme ve yeni fırsatlar üretip işbirliği imkanlarına katkı sağlayacağına inandığını ifade ettiğini kaydeden Özgencil, şunları söyledi: "Bu seneki ana mottomuzu “Küresel Zorluklar: Yeni Gerçeklere Uyum” olarak belirledik. Yaşadığımız çağ, krizlerle tanımlanan bir dönem değil; aksine, bu krizlerden doğan yeni bir gerçekliğe birlikte uyum sağlama dönemidir. Teknolojik, ekonomik, çevresel ve toplumsal dönüşümler birbirine geçmiş durumda. Bu nedenle, bu zirveyi sadece fikirlerin değil, ortak çözümlerin ve karşılıklı öğrenmenin bir platformu olarak görüyoruz." Küresel zorluklara karşı en güçlü yanıtın diyalog ve iş birliği olduğunun altını çizen Özgencil, zirvede iki gün boyunca farklı alanların liderlerinin önderliğinde fikir alışverişleri gerçekleşeceğini, 60’tan fazla ülkeden devlet adamları, diplomatlar, akademisyenler ve iş dünyası liderleriyle oluşan çeşitliliğin Boğaziçi Zirvesi’nin en büyük gücü olduğunu kaydetti. Bu yıl zirvede çok önemli paneller yapılacağını belirten Özgencil, "Örneğin, yapay zekanın etik sınırlarını tartışacağımız “Zekâ Çağı: Güç, Etik ve İnsanlığın Geleceği”, iklim değişikliğine karşı tarım ve gıda güvenliğini ele alan “Bolluğun Ötesinde: Dayanıklı Bir Gelecek İçin Tarımı Yeniden Düşünmek” ve enerji, finans, yönetişim, kadın liderliği gibi alanlarda düzenlenecek paneller, bu uyum sürecinin çok boyutlu doğasını ortaya koyacak. Yapay zeka, iklim krizi, finansal dijitalleşme, güvenlik ve toplumsal eşitsizlikler... Bunların hepsi, insanlığın aynı anda hem sınav hem fırsat yaşadığı alanlar. Bizler, bu dönüşümün edilgen izleyicileri değil, etik, adil ve sürdürülebilir bir geleceğin inşacıları olmalıyız. Türkiye, coğrafi ve kültürel konumuyla bu diyaloğun tam merkezinde yer alıyor. Asya ile Avrupa’yı, Afrika ile Avrasya’yı buluşturan bu topraklarda, her yıl olduğu gibi, köprü kurmaya devam ediyoruz." diye konuştu. 'DÜNYA BÜYÜK ZORLUKLARLA KARŞI KARŞIYA' UİP Onursal Başkanı Dr. Talal Abu-Ghazaleh, dünyanın zor günlerden geçtiğini belirterek, karşı karşıya kalınan temel zorluklardan bahsetti. Bunlardan ilkinin iklim konusu olduğunu belirten Abu-Ghazaleh, bu konuya ilk kez 1999 yılında dikkat çektiklerini ve dünyanın devamlılığı için mutlaka bu konuda önlemler alınması gerektiğini söyledi. İkinci konunun Birleşmiş Milletler'in artık paralize olması ve devre dışı kalması olduğunu kaydeden Abu-Ghazaleh, BM'nin mutlaka kendi içerisinde reformlar yapması gerektiğini iletti. Üçüncü problemin ABD ile Çin arasında yaşananlar olduğunu ve Tayvan ve Güney Çin Denizi üzerindeki tartışmaların çok önemli bir problem olduğunun altını çizen Abu-Ghazaleh, dünyadaki bir diğer meydan okumanın da bilgi devriminin sonuçları üzerinden gerçekleştiğini ifade etti. Yaşanan dijitalleşmeyle birlikte karşımıza yapay zekanın çıktığını söyleyen Abu-Ghazaleh, "Bu alanda çok ciddi gelişmeler yaşanıyor ve bilgisayar programları giderek daha akıllı hale geliyor. Makineler, makinelerin arkasındaki beyinlerden daha da zeki ve akıllı hale gelmeye başlıyor. Şu anda uzmanlar bilgisayarların ya da yapay zekanın dünyanın yöneticisi olmasını engellemeye çalışıyorlar. İnsanlar yapay zekanın çalışanları olmasın diye uğraşıyorlar, Bu şaka değil, gerçek." dedi. BOĞAZİÇİ ZİRVESİ, EKONOMİK DİPLOMASİNİN MERKEZİ OLMAYA DEVAM EDİYOR 16 yıldır aralıksız olarak düzenlenen Boğaziçi Zirvesi, yalnızca ekonomik bir etkinlik değil aynı zamanda uluslararası ekonomik diplomasi ve iş birliği platformu olarak öne çıkıyor. Her yıl farklı ülkelerden ticaret heyetlerini ve yatırımcıları ağırlayan zirvede, geçmiş yıllarda yapılan görüşmeler neticesinde milyonlarca dolarlık ticari anlaşmalara imza atıldı. Bu yıl da zirve kapsamında çok sayıda B2B görüşme ve ikili temas gerçekleştirilmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.