Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kafein Tüketimi

Kapsül Haber Ajansı - Kafein Tüketimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kafein Tüketimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sınav Stresine Karşı Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart Haber

Sınav Stresine Karşı Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart

Vize ve final dönemleri üniversite öğrencileri için yoğun stresin yaşandığı zamanlar olarak öne çıkıyor. İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, sınav dönemlerinde stresle baş etmenin yollarını, doğru çalışma planının ve beslenmenin önemini anlattı. Gerçekçi Çalışma Planı Stresi Azaltıyor Doç. Dr. Hamurcu’ya göre sınav dönemlerinde yaşanan stresin en önemli nedenlerinden biri plansız ve gerçekçi olmayan çalışma programları. Kısa sürede çok şey başarmaya çalışmanın öğrencilerde kaygıyı artırdığını belirten Hamurcu, etkili bir çalışma planının yalnızca ders saatlerinden ibaret olmaması gerektiğini vurguluyor. Hamurcu, “Uyku, beslenme ve dinlenme sürelerini içeren dengeli bir plan, öğrencinin kontrol duygusunu güçlendirir” diyerek özellikle sınavı yakın ve zorlayıcı derslere öncelik verilmesini öneriyor. Uzun ve kesintisiz çalışma saatleri yerine 25–50 dakikalık odaklanmış çalışma periyotlarının kısa molalarla desteklenmesinin hem verimi artırdığını hem de zihinsel tükenmeyi azalttığını ifade ediyor. Uyku ve Beslenme İhmal Edilmemeli Sınav haftalarında “daha çok çalışmak” adına uykunun ve öğünlerin ihmal edilmesinin ciddi bir hata olduğuna dikkat çeken Hamurcu, yetersiz uykunun dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediğini söylüyor. Düzensiz beslenmenin de zihinsel performansı düşürerek stresi artırdığını belirten Hamurcu, çalışma planlarının mutlaka esnek olması gerektiğini vurguluyor. Aşırı Kafein ve Fast Food Performansı Düşürüyor Sınav dönemlerinde artan kafein tüketimi ve fast food alışkanlıklarının kısa vadede enerji verse de uzun vadede zihinsel performansı olumsuz etkilediğini ifade eden Hamurcu, aşırı kafeinin kaygı, çarpıntı ve uyku bozukluklarına yol açabileceğini belirtiyor. Günlük kafein tüketiminin 400 mg’ın altında tutulması ve özellikle akşam saatlerinde sınırlandırılması gerektiğini söylüyor. Fast food tarzı besinlerin ise kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak dikkat azalması ve duygu durum değişikliklerine yol açabildiğini belirten Hamurcu, bu durumun sınav dönemlerinde öğrenme sürecini zorlaştırdığını dile getiriyor. Hafıza İçin Ne Tüketilmeli Doğru beslenmenin sınav başarısında kilit rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Hamurcu, rafine şekerler yerine kompleks karbonhidratların tercih edilmesini öneriyor. Yeterli protein alımının dikkat ve odaklanmayı desteklediğini belirten Hamurcu, yumurta, süt ürünleri, balık, tavuk, kuru baklagiller ve yağlı tohumların önemli protein kaynakları olduğunu ifade ediyor. Hafıza ve bilişsel işlevler için özellikle omega-3 yağ asitleri, B grubu vitaminleri ve magnezyumun önemine dikkat çeken Hamurcu; balık, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar ve kuruyemişlerin beslenme düzeninde mutlaka yer alması gerektiğini söylüyor. Ayrıca yeterli su tüketiminin bile dikkat ve kısa süreli hafıza üzerinde belirleyici olduğunun altını çiziyor. “Sınavlar Değerinizi Belirlemez” Stres yaşayan öğrencilere seslenen Doç. Dr. Hamurcu, her öğrencinin stresle baş etme düzeyinin farklı olduğunu hatırlatıyor. Stresin doğal bir tepki olduğunu ancak yoğun ve sürekli hale geldiğinde performansı olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. “Sınavlar, bireyin değerini belirleyen nihai ölçütler değildir” diyen Hamurcu, öğrencilerin bu süreci başarısızlık korkusu yerine öğrenmenin bir parçası olarak görmelerinin stres algısını azalttığını söylüyor. Mükemmeliyetçi beklentilerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Hamurcu, sınavların geçici olduğunu; ancak bu süreçte kazanılan stresle baş etme becerilerinin yaşam boyu kalıcı olduğunu ifade ediyor.

Meme Estetiği Ameliyatı Hakkında En Çok Merak Edilen 7 Soru!  Haber

Meme Estetiği Ameliyatı Hakkında En Çok Merak Edilen 7 Soru! 

Günümüzde, cerrahideki teknik gelişmeler ve kadına özel planlama sayesinde meme estetiği ameliyatında son derece doğal ve vücutla uyumlu sonuçlar elde edilebiliyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, özellikle kullanılan yeni nesil protezlerin doku, şekil ve kalite olarak doğal meme dokusuna çok yakın özellikler taşıdıklarını belirterek, “Ayrıca, her kadında meme yapısı, göğüs kafesi genişliği ve cilt elastikiyeti analiz edilmekte ve bu sayede vücuda en uygun hacim ile ameliyat tekniği belirlenmektedir. Amacımız, ‘yapılmış’ bir görünüm değil; aksine, kadının kendi vücut oranlarına yakışan, doğal ve estetik bir form elde etmektir. Ameliyatın en önemli kazanımı ise fiziksel görünümün yanı sıra özgüveni ve yaşam enerjisini de olumlu yönde etkilemesidir” diye konuşuyor. Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, meme estetiği ameliyatları ile ilgili en çok merak edilen 7 soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! Meme estetiği ameliyatında yaş sınırı var mıdır? Meme estetiği ameliyatları için belirli bir “üst yaş sınırı” yoktur; önemli olan kadının genel sağlık durumu ve vücut gelişimini tamamlamış olmasıdır. Meme estetiği ameliyatının genellikle 17 - 18 yaşından itibaren, yani meme dokusunun gelişimini tamamladıktan sonra yapılabildiğini anlatan Dr. Münür Selçuk Kendir, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak, bazı istisnalar olabilir; örneğin doğuştan belirgin asimetri, tek taraflı gelişim bozukluğu veya aşırı büyük olması nedeniyle oluşan fiziksel rahatsızlıklar gibi durumlarda, psikolojik ve fiziksel sağlığı korumak adına, daha erken yaşlarda cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Ameliyat kararı, vücut gelişimi kadar kadının psikolojik olarak hazır oluşu da göz önünde bulundurularak verilmektedir.” Bu fotoğraftaki gibi yaptırabilir miyim? Meme estetiği yaptırmak isteyen kadınlar hekimlerine bir fotoğraf gösterip, “Bu şekilde istiyorum” diyebiliyorlar. Ancak, beğenilen görünüm her vücut yapısında aynı sonucu vermeyebiliyor. Meme estetiğinin kesinlikle “tek kalıp” bir operasyon olmadığını vurgulayan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, şu değerlendirmede bulunuyor: “Her kadının göğüs kafesi genişliği, cilt kalınlığı, meme dokusu miktarı ve vücut oranları birbirinden farklıdır. Bizim yaklaşımımız, hastalarımızın isteklerini dikkatle dinleyip, bu istekleri vücudun ölçülerine, doku özelliklerine ve doğal dengesine uygun bir biçimde planlamaktır. Amaç, fotoğraftaki görüntüyü birebir kopyalamak değil, vücutta en güzel ve en doğal duracak formu oluşturmaktır.” Dikleştirme ameliyatı sonrasında göğüslerim yeniden sarkar mı? Meme dikleştirme ameliyatında amaç sarkmış dokuyu toparlayıp meme başını yeniden ideal konuma taşımak ve memeye daha diri, dik ve estetik bir form kazandırmak. İhtiyaç halinde fazla deri çıkarılabiliyor veya meme aynı anda küçük bir silikon protezle desteklenerek hacim dengesi sağlanabiliyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, meme dokusunun yerçekimi, kilo alıp vermeler veya yeni bir emzirme dönemi gibi etkenlerle hafifçe değişebildiğine, ancak tekrar aynı derecede sarkmanın genelde görülmediğine değinerek, “Sarkmayı önlemek için ideal kiloda kalmak, düzenli sütyen kullanımı ve cilt elastikiyetini koruyan yaşam alışkanlıkları çok önem taşımaktadır” diye konuşuyor. Slikon protezler emzirmemi veya kanserin erken tanısını önler mi? Dr. Münür Selçuk Kendir, meme dokusu korunarak yapılan meme büyütme ameliyatlarının emzirme fonksiyonunu genellikle etkilemediğini söylüyor. Ayrıca, meme dokusunun arkasına yerleştirildikleri için silikon protezlerin mamografi ve ultrason taramalarında kanserin erken tanısını önlemediğine de vurgu yapıyor. Slikon protezlerin bir süre sonra değiştirilmeleri gerekir mi? Meme büyütme ameliyatında; meme dokusunun veya kasın altına yerleştirilen silikon protezlerle meme hacmi artırılıyor. Seçilen teknik ise kadının cilt dokusunun yapısına ve beklentisine göre belirleniyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, günümüzde kullanılan yeni nesil silikon protezlerin son derece güvenli olduklarını ve genellikle ömür boyu dayandıklarını belirterek, “Slikonların rutin olarak belirli bir sürede değiştirilmeleri gerekmez. Ancak, çok nadir durumlarda, implantın formu veya çevre dokularla ilişkisi değişirse, ihtiyaç halinde değişim önerilmektedir” diyor. Meme küçültme ameliyatı sonrasında omuz ve sırt ağrılarım geçer mi? Meme küçültme ameliyatına hem estetik görünümü düzeltmek hem de büyüklüğü dolayısıyla oluşan boyun, sırt ve omuz ağrısı gibi fiziksel şikâyetleri gidermek amacıyla başvuruluyor. Meme küçültme ameliyatında fazla olan meme dokusu ve deri çıkarılarak meme yeniden şekillendiriliyor ve meme başı ideal konuma taşınıyor. Meme küçültmenin sadece estetik değil, yaşam kalitesini artıran bir ameliyat olduğunu ifade eden Dr. Münür Selçuk Kendir, “Ameliyat sonrasında boyun, sırt ve omuz ağrısı ile sürekli terleme nedeniyle oluşan cilt problemleri de ortadan kalkmaktadır” bilgisini veriyor. Ameliyat öncesinde hangi hazırlıkları yapmalıyım? Ameliyat öncesinde doğru planlama, dikkatli hazırlık ve bilinçli davranış; hem daha kısa iyileşme süresi hem de daha doğal ve kalıcı sonuçlar anlamına geliyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, ameliyat öncesinde yapılması gereken hazırlıkları şöyle anlatıyor: Dokuları olumsuz etkileyerek yara iyileşmesini geciktirebilen sigarayı ameliyattan en az 2–3 hafta önce mutlaka bırakmalısınız. Kan sulandırıcı ilaçlar, E vitamini, yeşil çay veya balık yağı gibi ürünler kanamayı artırabiliyor. Bu tür ilaçlar ve takviyeler kullanıyorsanız, geçici bir süreliğine bırakmanız gerektiği için hekiminizi bilgilendirmeniz çok önemli. Vücudun iyileşme kapasitesini güçlendirdikleri için sağlıklı beslenmeye, bol su içmeye ve yeterince dinlenmeye özen gösterin. Kronik hastalık nedeniyle kullandığınız ilaçlar varsa, özel doz ayarlamaları yapılacağı için hekiminizi mutlaka bilgilendirin. Kanamayı artırabildiği ve anestezi sürecini olumsuz etkileyebildiği için alkol kullanımından kaçının. Aşırı egzersiz veya ağır fiziksel aktiviteleri bırakın, çünkü yorgun kaslar ameliyat sonrasında toparlanmayı zorlaştırabiliyor. Fazla kafein tüketimi ödem riskini artırabiliyor; bu nedenle kahve ve enerji içeceklerini sınırlandırın. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.