Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kalder

Kapsül Haber Ajansı - Kalder haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalder haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lezita’ya KalDer'den Altın Ödül Haber

Lezita’ya KalDer'den Altın Ödül

Türkiye’nin önde gelen piliç eti üreticilerinden Lezita, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından ödüle layık görüldü. Lezita, KalDER’in 26. Mükemmelliği Arayış Sempozyumu kapsamında gerçekleştirilen Yılın Başarılı Ekibi Ödülleri’nde “Analitik Enerji Yönetimi Projesi” ile Altın Ödül’ün sahibi oldu. Lezita’nın sürdürülebilirlik ve operasyonel verimlilik hedefleri doğrultusunda hayata geçirdiği Analitik Enerji Yönetimi Projesi ile tesis genelindeki enerji ve su tüketimleri gerçek zamanlı olarak izlenebilir hale getirildi. Mevcut ekipmanların değerlendirilmesi ve şirket içi bilgi birikiminden yararlanılarak geliştirilen sistem sayesinde, yüksek lisans maliyetlerine ihtiyaç duyulmadan esnek, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir dijital altyapı oluşturuldu. Analitik Enerji Yönetimi Projesi, enerji ve kaynak kullanımında önemli iyileştirmeler sağlarken, çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sunuyor. Proje ile tesis içerisindeki kritik 15 noktada gerçekleştirilen anlık su takibi sayesinde olası kaçaklar hızlı şekilde tespit edilerek kaynak kayıplarının önüne geçiliyor. Sistem sayesinde birim ürün başına elektrik tüketiminde yüzde 5 iyileştirme hedeflenirken, yıllık yaklaşık 3 bin ton karbon emisyonunun azaltılması öngörülüyor. “Çevresel etkimizi azaltan projeler iş yapış biçimimizin ayrılmaz parçası” Lezita Genel Müdürü Mesut Ergül, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Verimliliği artıran, kaynak kullanımını optimize eden ve çevresel etkilerimizi azaltan projeler iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası. Analitik Enerji Yönetimi Projesi’nin KalDer tarafından Altın Ödül’e layık görülmesi, ekip çalışmamızın, yenilikçi yaklaşımımızın, sürekli iyileştirme kültürümüzün ve sürdürülebilirlik odağımızın önemli bir göstergesi. Şirket içi bilgi birikimimizle geliştirdiğimiz bu proje sayesinde hem operasyonel süreçlerimizi daha etkin yönetiyor hem de çevresel sorumluluklarımızı yerine getirme yolunda somut katkılar sağlıyoruz. Sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda verimlilik odaklı projeler geliştirmeye ve değer yaratmaya devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne İki Ödül Birden Haber

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne İki Ödül Birden

İzmir Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen Telemetri Sistemi Projesi, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından düzenlenen 26. Mükemmelliği Arayış Sempozyumu’nda “Kâr Amacı Gütmeyen Projeler” kategorisinde Altın Ödül kazandı. ESHOT teknik ekipleri tarafından geliştirilen sistem, bin 198 otobüsten alınan hız, konum, yakıt tüketimi, motor performansı ve arıza verileri dahil yaklaşık 150 farklı verinin anlık olarak izlenmesini sağlıyor. Bu veriler; bakım planlamasından sefer yönetimine, yakıt tasarrufundan hizmet kalitesinin artırılmasına kadar birçok alanda kurumsal karar alma süreçlerine rehberlik ediyor. Projenin en önemli çıktılarından biri olan Sürücü Karnesi Uygulaması, sürücü davranışlarının veri temelli ve objektif kriterlerle değerlendirilmesine imkan sağladı. Hız ihlali, hatalı hızlanma, tehlikeli viraj kullanımı, sert kalkış ve rölanti ihlali gibi göstergeler düzenli olarak analiz edilerek sürücülere yönelik eğitim programları oluşturuldu. Sonuçta hız ihlallerinde yüzde 89, hatalı hızlanmalarda yüzde 96,5, tehlikeli viraj davranışlarında yüzde 69, sert kalkışlarda yüzde 68 ve rölanti ihlallerinde yüzde 69 oranında iyileşme elde edildi. Yolcular için daha güvenli ve daha konforlu bir ulaşım hizmeti sunulmasına katkı sağlandı. Olası arızaların önceden tespit edilmesini sağlıyor Telemetri Sistemi aynı zamanda araçlardan gelen teknik verileri analiz ederek olası arızaların önceden tespit edilmesini sağlıyor. Erken uyarı mekanizmaları sayesinde bakım süreçleri daha etkin yürütülürken, operasyonel riskler azaltılıyor ve hizmet sürekliliği güçleniyor. Anlık GPS verileriyle desteklenen sistem, yolcu bilgilendirme hizmetlerinin ve saha yönetiminin daha verimli yürütülmesine de katkı sunuyor. Yenilikçi uygulamaların ulusal düzeyde takdir edildiğini ortaya koydu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın teknoloji, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı yönetim anlayışının önemli çıktılarından biri olarak değerlendirilen proje, KalDer’in bağımsız değerlendirme sürecinde yenilikçilik, kurumsal katkı, süreç yönetimi ve sürdürülebilirlik kriterlerinde yüksek başarı gösterdi. Kazanılan Altın Ödül, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin veriye dayalı yönetim anlayışının ve toplu ulaşımda hayata geçirdiği yenilikçi uygulamaların ulusal düzeyde takdir edildiğini ortaya koydu. Fırsat eşitliğini büyüten proje ödülle taçlandı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çocukların gelişimini desteklemek ve eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Yuvamız İzmir Modeli ise Gümüş Ödül’e layık görüldü. İzmir genelinde 22 merkezde hizmet veren model, çocuklara sunduğu bütüncül gelişim yaklaşımıyla öne çıktı. KalDer İzmir Şubesi tarafından gerçekleştirilen Ege Bölgesi Yerel Kalite Ödülleri 2025-2026 değerlendirmesinde, “Eğitimde Kentsel Adaletin Güçlendirilmesi” ekibi, kâr amacı gütmeyen projeler kategorisinde Gümüş Ödül kazandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın “Eşit Başlangıç, Parlak Bir Gelecek” vizyonu doğrultusunda sürdürülen model, İzmir genelindeki 22 merkezde 36-66 ay arası çocuklara hizmet veriyor. Yuvamız İzmir Modeli, çocukların bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimini desteklerken, fırsat eşitliğini güçlendiren uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Kentsel adalet yaklaşımı ödül getirdi KalDer tarafından yapılan değerlendirmede proje; toplumsal faydası, sürdürülebilirliği, çocukların gelişimine sunduğu katkı ve hizmetlerin kentin farklı bölgelerine eşit biçimde ulaştırılmasına yönelik yaklaşımıyla öne çıktı. Kentsel adalet anlayışını merkeze alan çalışma, jüri tarafından Gümüş Ödül’e değer bulundu. Çocuklara, ailelere ve kente katkı Yuvamız İzmir Modeli yalnızca çocukların gelişim süreçlerine katkı sunmakla kalmıyor; ailelerin yaşam kalitesini artıran ve kadınların sosyal ve ekonomik yaşama katılımını destekleyen yönüyle de öne çıkıyor. Erken yaşlarda çocuklara sunulan nitelikli gelişim desteğinin, daha güçlü ve sürdürülebilir bir kent geleceğinin temelini oluşturduğu vurgulanıyor. 22 merkezde hizmet veriyor İzmir’in farklı ilçelerinde faaliyet gösteren Yuvamız İzmir merkezleri, 36-66 ay arası çocukların gelişimini destekleyen programlarıyla hizmet veriyor. Çocukların güvenli ve destekleyici ortamlarda büyümesini amaçlayan model, ailelerin ihtiyaçlarına da yanıt vererek fırsat eşitliğinin yaygınlaşmasına katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kalite Dünyasının Zirvesinde Bir Türk: Dr. Ömer Özkan IAQ Üyeliğine Kabul Edilen İlk Türk Yönetici Oldu Haber

Kalite Dünyasının Zirvesinde Bir Türk: Dr. Ömer Özkan IAQ Üyeliğine Kabul Edilen İlk Türk Yönetici Oldu

Kalite dünyasının en üst düzey düşünce kuruluşlarından biri olarak kabul edilen IAQ üyeliği, uluslararası kalite topluluğunda erişilmesi en zor ve en prestijli kabul süreçlerinden biri olarak biliniyor. IAQ üyeliği bireysel başvuruya açık olmayıp yalnızca uluslararası düzeyde tanınan, kalite bilimine ve küresel kalite uygulamalarına önemli katkılar sağlayan liderlere davet yoluyla veriliyor. Üyelik sürecinde değerlendirme kısmı da bulunuyor. 1966 yılında kurulan International Academy for Quality (IAQ), kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik, yönetişim ve kurumsal mükemmellik alanlarında küresel düşünce liderlerini bir araya getiren seçkin bir akademidir. IAQ üyeleri arasında; ISO standartlarının hazırlanmasında görev alan uzmanlar, dünya çapında tanınan kalite profesörleri, American Society for Quality (ASQ), European Foundation for Quality Management (EFQM), Japanese Union of Scientists and Engineers (JUSE) gibi kuruluşların eski başkanları, Deming ve Juran ekolünün devamı niteliğindeki kalite düşünürleri ile dünyanın önde gelen şirketlerinin kalite liderleri yer alıyor. IAQ’nun gelişimine yön veren isimler arasında Dr. Armand V. Feigenbaum, Dr. Kaoru Ishikawa ve Walter E. Masing gibi kalite dünyasının öncü isimleri yer almakta. IAQ Genel Kurulu’nda Türkiye’yi Temsil Etti Ömer Özkan, 20–23 Mayıs 2026 tarihlerinde Orlando’da gerçekleştirilen IAQ Genel Kurulu’nda gerçekleştirdiği sunum ile Türkiye’yi uluslararası kalite platformunda temsil etti. Dr. Özkan ayrıca, 2025 yılında European Organization for Quality (EOQ) tarafından verilen ve Türkiye’den ilk kez bir yöneticiye layık görülen “European Quality Leader (EQL)” ödülünün de sahibi olmuştu. Dr. Özkan’ın IAQ üyeliği; SOCAR Türkiye’de kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm alanlarında gerçekleştirilen öncü çalışmaların, Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen yönetim sistemi uygulamalarının, Türk Standardları Enstitüsü (TSE), Türkiye Kalite Derneği (KalDer), Türkiye Kalite Birliği (KalBir), uluslararası kalite platformlarında yürütülen projelerin, sivil toplum kuruluşlarındaki aktif çalışmaların ve üniversitelerle ( Beykoz Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Bakırçay Üniversitesi) gerçekleştirilen akademik iş birliklerinin oluşturduğu uzun soluklu bir birikimin sonucu olarak değerlendiriliyor. INTERNATIONAL ACADEMY FOR QUALITY (IAQ) NEDİR? 1966 yılında kurulan IAQ, kalite yönetimi alanında küresel ölçekte düşünce liderliği yapan bağımsız ve kar amacı gütmeyen uluslararası bir akademidir. IAQ’nın temel özellikleri:Dünya çapında kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik ve yönetişim alanlarında etkili liderleri bir araya getirmesi, ISO standartlarının hazırlanmasında görev alan uluslararası uzmanlar, dünya çapında tanınan kalite profesörleri, EFQM, ASQ ve JUSE gibi kuruluşların eski başkanları, Deming ve Juran ekolünün devamı niteliğindeki ve uluslararası etki oluşturmuş düşünürler, dünyanın önde gelen şirketlerinin kalite liderleri ile sürdürülebilirlik ve inovasyon yönetimi alanında küresel otoritelerden oluşması, Kalite yönetiminin geleceğine ilişkin politika ve stratejik düşünce üretmesi, Dijital dönüşüm, inovasyon yönetimi ve sürdürülebilirlik konularında küresel referans noktası olarak kabul edilmesi. Kalite dünyasının en üst düzey düşünce kuruluşlarından biri olarak kabul edilen IAQ üyeliği, uluslararası kalite topluluğunda erişilmesi en zor ve en prestijli kabul süreçlerinden biri olarak biliniyor. IAQ üyeliği bireysel başvuruya açık olmayıp yalnızca uluslararası düzeyde tanınan, kalite bilimine ve küresel kalite uygulamalarına önemli katkılar sağlayan liderlere davet yoluyla veriliyor. Üyelik sürecinde değerlendirme kısmı da bulunuyor. DR. ÖMER ÖZKAN KİMDİR? Makine Mühendisi olan Dr. Ömer Özkan, işletme alanında yüksek lisans ve doktora derecelerine sahiptir. Halen SOCAR Türkiye Kalite Yönetimi Müdürü olarak görev yapan Özkan, kalite yönetimi, inovasyon yönetimi, kurumsal mükemmellik ve süreç iyileştirme alanlarında ulusal ve uluslararası çalışmalarıyla tanınmaktadır Kariyeri boyunca enerji, otomotiv, üretim ve hizmet sektörlerinde çeşitli yönetim görevlerinde bulunan Dr. Özkan; yönetim sistemleri, yalın yönetim uygulamaları, Kaizen, EFQM Mükemmellik Modeli, inovasyon yönetimi, süreç iyileştirme ve kurumsal performans yönetimi alanlarında uzmanlaşmıştır. Akademik çalışmalarını aktif olarak sürdüren Özkan’ın doçentlik süreci devam etmektedir. 2025 yılında Avrupa Kalite Organizasyonu (EOQ) tarafından verilen European Quality Leader (EQL) ödülüne layık görülen ilk Türk yönetici olan Dr. Özkan, aynı zamanda International Academy for Quality (IAQ) üyeliğine kabul edilen ilk Türk yönetici olmuştur. Türkiye’de ISO 56001 İnovasyon Yönetim Sistemi uygulamalarının öncü isimlerinden biri olarak kabul edilen Özkan, uzun yıllardır EFQM mükemmellik ödülü süreçlerinde baş değerlendirici olarak görev yapmaktadır. Japonya’da gerçekleştirilen The Executive Program on Corporate Management programına katılan Dr. Özkan, bu süreçte özellikle yalın yönetim, Kaizen ve 5S uygulamaları üzerine incelemelerde bulunmuştur. Üniversitelerde kalite yönetimi ve inovasyon yönetimi alanlarında dersler vermekte, uluslararası hakemli yayınları, akademik kitap bölümleri ve bilimsel bildirileriyle akademik dünyaya katkı sağlamaktadır. Dr. Özkan, ayrıca Türk Standardları Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren MTC 184 Döngüsel Ekonomi Komitesi Başkanı ve MTC 139 İnovasyon Yönetimi Komitesi Üyesi olarak görev yapmakta; IRCA onaylı çoklu baş tetkikçi, UNIDO-UNDP onaylı Enerji Yöneticisi ve Lean Six Sigma Yeşil Kuşak yetkinliklerine sahiptir. Dr. Özkan’ın Türk iş dünyasının dönüşümünü ele alan “Paradigma Değiştirenler” isimli üç kitaplık araştırma serisi bulunmaktadır. Dr. Özkan, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Ödül Yürütme Kurulu Üyesi, Türkiye Kalite Birliği (KalBir) üyesi, Makine Mühendisleri İzmir Şubesi Kaizen Ödülleri organizasyon komitesi ve jüri üyesidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası V. Türkiye Döngüsel Ekonomi Haftası'nda Buluştu Haber

İş Dünyası V. Türkiye Döngüsel Ekonomi Haftası'nda Buluştu

DCube Döngüsel Ekonomi Danışmanlık ve Sürdürülebilirlik A.Ş.(DCube), Hedefler için İş Dünyası Platformu (B4G) ile İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) paydaşlıkları, KalDer Bursa Şubesi katkılarıyla Bursa Ticaret ve Sanayi Odası iş birlikleriyle gerçekleştirilen etkinlikte ulusal gündemdeki gelişmeler değerlendirilirken Türkiye'de Döngüselliğin Finansmanı, Tekstil, Otomotiv, Tarım ve Gıda Sektörlerinde Döngüsel Ekonomi Uygulamaları konulu paneller yer aldı. Etkinliğin açılış konuşmalarında söz alan KalDer Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez - "Döngüsel ekonomi, kaynakları tüketen değil, sürekli yeniden değer üreten bir anlayışı temsil ediyor. Bugün sürdürülebilirliği konuşmak artık bir tercih değil; tedarik zinciri dayanıklılığını artırmanın ve rekabet gücünü korumanın temel şartıdır. Kurumlarımızda tüm sistemlerimizi bu bakış açısıyla yeniden tasarlamak ve dönüştürmek, bugünün ve yarının sürdürülebilir dünyasını şekillendirmenin anahtarı olacaktır." "Krizlere karşı dayanıklılık döngüsel ekonomi ile mümkün" DCube Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Ekonomi A.Ş. Kurucu Ortağı Gülcan Ergün "2026 itibariyle görüyoruz ki, artık döngüsellik yalnızca bir söylem değil, hukuki düzenlemeleri, iş modelleri, tasarım süreçleri, tedarik zinciri ve dijital çözümleri ile birlikte tüm sektörleri kapsayan yeni bir ekonomi anlayışı olarak yaygınlaşmakta. Çünkü döngüsel bir ekonomi, iklim krizi başta olmak üzere küresel ölçekte tüm risklere karşı dayanıklı olmayı sağlayan bir sistem. Türkiye'nin de bu anlamda döngüsel ekonomiye geçişini hızlandırmak için bizler de DCube ekibi olarak çalışmalarımızı yoğun bir şekilde yürütmekteyiz" dedi. "Türkiye COP31'e Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi Vurgusuyla Hazırlanıyor" SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Duygu Yılmaz "Dünyada 'üret, sat, at' dönemi kapanıyor, 'tasarla, kullan, geri kazan' dönemi başlıyor. Bu yıl AB'de yürürlüğe girmesi beklenen Döngüsel Ekonomi Yasası'yla birlikte şirketler artık ürünlerini daha uzun ömürlü, onarılabilir, geri dönüştürülebilir şekilde tasarlamak zorunda kalacak. Avrupa Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı olduğundan, ülkemizdeki şirketlerin rekabet gücü de etkilenecek. Sıfır atık teması altında, döngüsel ekonomiyi güçlendirecek somut ve ölçülebilir adımlar atılması COP31'in de ana öncelikleri arasında ele alınıyor. Bu nedenle sahadaki dönüşümün hızlanması gerekiyor. Bursa gibi üretim gücü yüksek bir şehirde gerçekleştirdiğimiz Türkiye Döngüsel Ekonomi Haftası'nın, yeni iş birliklerine ve somut dönüşümlere zemin oluşturacağına inanıyoruz." dedi. Hedefler İçin İş Dünyası Platformu adına Marsifed Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın ise "Artık rekabet; daha fazla üretmekle değil, daha verimli üretmekle, daha az tüketmekle ve daha akıllı yönetmekle kazanılıyor. İşte tam bu noktada, döngüsel ekonominin en güçlü kaldıraçlarından biri devreye giriyor: Yapay zekâ. Yapay zekâ; atığı veriyle yönetmemizi, kaynakları optimize etmemizi, üretim süreçlerini akıllandırmamızı sağlıyor. Yani aslında, döngüsel ekonomiyi mümkün kılan görünmez aklı temsil ediyor." dedi. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) Hakkında: İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), 2005 yılında 13 özel sektör temsilcisinin öncülüğünde kurulmuş ve sadece kurumsal üyelik kabul eden bir iş dünyası derneğidir. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi'nin (WBCSD - World Business Council for Sustainable Development) Türkiye'deki bölgesel ağı ve iş ortağı olan SKD Türkiye, bu iş birliğinin beraberinde getirdiği sürdürülebilirlik birikimini de çalışma grupları faaliyetleri aracılığıyla üyeleriyle ve çeşitli platformlardaki paydaşlarıyla paylaşır. Hâlihazırda, SKD Türkiye çatısı altında, Türkiye'nin GSYH'nin %25'ini temsil eden ve 1,4 milyon kişiye istihdam sağlayan 14 ana sektör 45 alt sektörden 190 üye şirket bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KIRCAALİSİAD İftarında Birlik, Dayanışma ve İş Birliği Mesajı Haber

KIRCAALİSİAD İftarında Birlik, Dayanışma ve İş Birliği Mesajı

Bulgaristan kökenli iş dünyasını tek çatı altında buluşturan Kırcaali Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KIRCAALİSİAD) tarafından Bursa’da düzenlenen iftar programı, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Ramazan ayının manevi atmosferinde düzenlenen programda birlik, beraberlik ve dayanışma mesajları öne çıktı. KIRCAALİSİAD Başkanı Osman Güler’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen iftar programında Bursa ve çevre illerden gelen Balkan kökenli derneklerin başkanları, yöneticileri ve üyeleri aynı sofrada buluştu. Program, farklı sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek güçlü bir dayanışma ortamı oluşturdu. Programda konuşan KIRCAALİSİAD Başkanı Osman Güler, Ramazan ayının paylaşma ve birlik ruhunu bir araya getirdiğini söyledi. Güler, “Bu akşam burada yalnızca bir iftar sofrasını değil, birlik ve beraberliğimizi paylaşıyoruz. Bursa ve çevre illerden gelen Balkan derneklerimizin yöneticileriyle aynı sofrada buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tüm KIRCAALİSİAD üyeleri olarak bu beraberlikten büyük mutluluk duyuyoruz” dedi. Osman Güler: Artık perde arkasında değil, sahnede olacağız Dernek olarak yalnızca hemşeri dayanışmasıyla sınırlı kalmadıklarını belirten Güler, KIRCAALİSİAD’ın aynı zamanda Türkiye ile Bulgaristan arasında ekonomik ve ticari köprü olma vizyonuyla çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. İki ülke arasındaki iş birliğini güçlendirecek projeler üzerinde çalıştıklarını vurgulayan Güler, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü bir ağ oluşturmayı hedeflediklerini dile getirdi. Küresel belirsizlikler ve bölgesel gelişmelerin birlik ve dayanışmanın önemini daha da artırdığını belirten Güler, “Artık perde arkasında değil, sahnede olacağız. Sorumluluktan kaçan değil, elini taşın altına koyan bir anlayışla hareket edeceğiz. Fikir üreten, proje geliştiren ve iş birliklerini somutlaştıran bir dernek olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Güler, Ramazan ayının barış, huzur ve dayanışma duygularını güçlendirdiğini dile getirerek, tüm dünyada barış ve adaletin hâkim olması temennisinde bulunarak sözlerine son verdi. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun temsilcileri katıldı KIRCAALİSİAD’ın düzenlediği iftar programına Balkantürksiad, RUMELİSİAD, ERİAD, BALGÖÇ Genel Merkezi, BALGÖÇ İzmir, Sakarya, Yalova ve Karacabey şubeleri, KALDER, Kartal Balkanlılar Derneği, Mestanlılar Derneği, Eğridereliler Derneği, Koşukavak Derneği, Cebelliler Derneği, Filibeliler Derneği, Tunaboylular Derneği, Killiler Derneği ve BİZSİAD başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşunun temsilcileri katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BUSKİ’de Kalite Yürüyüşü Başladı Haber

BUSKİ’de Kalite Yürüyüşü Başladı

Bursa’da kalite odaklı hizmet anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, kurum kültürünü mükemmellik ekseninde geliştirmek ve Bursa’yı daha yaşanabilir, daha sürdürülebilir bir kent haline getirmek amacıyla tüm birimlerinde çalışmalarını sürdürüyor. Geçtiğimiz aylarda KalDer Bursa Şubesi ile Ulusal Kalite Hareketi İyi Niyet Bildirgesi’ni imzalayan Büyükşehir Belediyesi, iştiraklerde de EFQM Mükemmellik Modeli sürecini tüm hızıyla yürütüyor. Bu kapsamda BUSKİ’nin yönetim modelini, hizmet anlayışını ve kurumsal vizyonunu mükemmellik ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden şekillendirmek amacıyla Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, BUSKİ Genel Müdürü Mehmet Ercihan Subaşıoğlu ve KalDer Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez arasında ‘Ulusal Kalite Hareketi İyi Niyet Bildirgesi' imzalandı. “SÜREKLİ İYİLEŞTİRME VE MÜKEMMELE ULAŞTIRMA HEDEFİ” BUSKİ Konferans Salonu’ndaki programda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, EFQM Mükemmellik Modeli yolculuğunun 2002 yılında Nilüfer Belediye Başkanlığı döneminde başladığını hatırlattı. Bireysel yaşamda ve kurum kültüründe ne kadar etkili olduğunu yakından bildiğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, tüm kurumları sürekli iyileştirme ve mükemmele ulaştırma hedefi taşıdıklarını anlattı. Tüm birimlerde her alanda ‘kalite ve sürdürülebilirlik’ anlayışının kök salmasını istediklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bu imzayla birlikte BUSKİ Genel Müdürlüğümüzde de kurumsal olgunluk seviyesini belirleme süreci başlayacak. Ardından güçlü yönlerimizi göreceğiz. İyileştirilmesi gereken alanlarda ise bir yol haritası oluşturacağız. Bugün burada BUSKİ’nin kurumsal ve sürdürülebilir dönüşümünde yeni bir eşiği, yeni bir kilometre taşını hep birlikte yerleştiriyoruz” dedi. “SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR YÖNETİM ANLAYIŞINI HAYATA GEÇİRİYORUZ” BUSKİ’nin vizyonunun yalnızca altyapı üretmekten, suyu yönetmekten, arıtma tesislerini işletmekten ibaret olmadığının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, artık BUSKİ’nin; çevresel sorumlulukları, toplumsal faydayı ve iyi yönetişim ilkelerini merkeze alan sürdürülebilir bir kalkınma anlayışıyla yol yürüme iradesini açıkça ortaya koyduğunu vurguladı. BUSKİ’nin kurumsal sürdürülebilirlik raporunu hazırlama sürecini başlattıklarını açıklayan Başkan Mustafa Bozbey, “Kentimizde suyun korunması, kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi, kaynak verimliliğinin artırılması, iklim kriziyle mücadele ve dirençli altyapı sistemlerinin kurulması için çok daha bütüncül ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışını hayata geçiriyoruz. Bu vizyon, bildirgede ifade edildiği gibi BUSKİ’nin sürdürülebilirlik hedefinin somutlaşmış halidir” diye konuştu. “SUYUN BİR DAMLASININ BİLE HEBA EDİLMEMESİ İÇİN ATILMIŞ BİR İMZADIR” Büyükşehir Belediyesi’nde olduğu gibi, süreci BUSKİ’de de sürdürülebilirlik odağıyla, aynı kararlılık ve disiplinle yöneteceklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “EFQM modeliyle işlerin nasıl, ne zaman ve kim tarafından yapılacağının netleştiğini, maliyetlerin düştüğünü, teknik kalitenin arttığını, zaman yönetiminin iyileştiğini ve en önemlisi vatandaş memnuniyetinin belirgin biçimde yükseldiğini deneyimleyeceğiz. KalDer ile bugün attığımız imza; suyun bu topraklarda bir damlasının bile heba edilmemesi için atılmış bir imzadır. Hep birlikte, daha iyiye, daha sürdürülebilir ve daha güçlü bir Bursa’ya doğru yürümeye devam edeceğiz” dedi. KalDer Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez, imzaların Bursa’nın geleceğine atılmış önemli bir irade beyanı olduğunu dile getirdi. Başkan Mustafa Bozbey’in göreve gelir gelmez Büyükşehir Belediyesi’nde yönetim ve hizmet standardını bilimsel temelli güçlendirmek için KalDer ile iş birliğini başlattığını hatırlatan Ürkmez, hızla devam çabanın sonuçlarını her geçen gün sahada görmeye başladıklarını belirtti. Dalga dalga yayılan kalite hareketinin en güçlü halkalarından birisinin de BUSKİ olacağını belirten Ürkmez, atılan imzanın sürdürülebilirlik açısından da kritik önem taşıdığını anlattı. Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Güray Çelik de ‘BUSKİ’de Kurumsal Sürdürülebilirlik’ konulu bir sunum yaptı. Sürdürülebilirlik çabasında kurumların üstüne düşen sorumluluklar hakkında bilgi veren Çelik, kurumsal sürdürülebilirliğin BUSKİ’ye sağlayacağı faydaları ve ele alınacak başlıkları anlattı. Konuşmaların ardından Serkan Ürkmez tarafından günün anısına Başkan Mustafa Bozbey’e ve BUSKİ Genel Müdürü Mehmet Ercihan Subaşıoğlu’na üyelik sertifikası takdim edildi. Ardından Başkan Bozbey ve beraberindekiler hazırlanan panoya imza attı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Efsun Ergöçün: "İnsan Artık Kaynak Değil, Kıymet" Haber

Efsun Ergöçün: "İnsan Artık Kaynak Değil, Kıymet"

İşte o keyifli ve ilham verici röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz: Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Efsun Ergöçün. 25 yıllık İnsan Kaynakları profesyoneliyim. Kurumsal iş hayatında farklı pozisyonlarda insan kaynakları alanında edindiğim deneyimin ardından, edindiğim bilgi ve tecrübeyi kendi girişimime dönüştürerek Lotus Danışmanlık’ı kurdum. Bugün, hem insan kaynakları profesyoneli hem de danışman olarak şirketlere stratejik İK yönetimi, liderlik gelişimi ve kurum kültürü dönüşümü konularında hizmet veriyorum. Amacım, organizasyonlara insan odaklı ve veriye dayalı sürdürülebilir bir yönetim anlayışını yerleştirmek. Aynı zamanda ICF Koç, birçok KYS sistemlerinde iç tetkikçi ve Bilirkişiyim. Peryön ve Kalder üyesiyim. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında farklı sektörlerde İnsan Kaynakları departmanlarında görev alarak deneyim kazandım. Tabii İnsan Kaynakları süreçlerinin, 2000’li yılların başında şirketlerde adı geçmeye başladı. O zamana kadar bordro yapılan personel birimleri vardı. Personel yönetiminden İnsan Kaynakları yönetimine geçiş dönemini de yaşadım. Zamanla kariyerim yönetsel pozisyonlara evrildi. Tek lokasyon ve çoklu lokasyonlarda ekipler yönettim. Hem yerel hem global şirket deneyimleri edindim. En önemli dönüm noktası ise kurumsal hayattan girişimciliğe geçişimdi. Lotus Danışmanlık’ı kurmak, kendi vizyonumu hayata geçirme fırsatı sundu ve danışmanlık bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı gerçek bir motivasyon. Kişilerin potansiyellerini ortaya çıkarabildiğim ve kurumlara sürdürülebilir değer yaratabildiğim zaman bu motivasyona ve başarıya eriştiğimi görüyorum. Beni farklı kılan strateji; insana dokunan çözümleri analitik verilerle birleştirmek, duygusal zekayı iş zekasıyla dengelemektir. Ayrıca sürekli öğrenmeye açık olmak ve değişimi tehdit değil fırsat olarak görmek en güçlü yanlarımdandır. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, yine İNSAN. J Değişime direnç gösteren çalışan ve organizasyonlar çok zorluyor elbette. Hele ki jenerasyon/kuşak farklılıkları ve ayak uydurmamız gereken dijital geçişler oldukça zorlayıcıydı. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Kendinize yatırım yapın. Sürekli öğrenin, gelişin ve merak duygunuzu asla kaybetmeyin. İnsanlarla güçlü ilişkiler kurun ve işinizi severek yapın. Başarının temeli tutarlılık, güven ve sabırdır. Ayrıca İnsan Kaynakları özelinde belirtmem gerekir ki insan artık kaynak değil kıymet. Önce kendimizin sonra çalışanların potansiyellerine güvenmek ve doğru yönetmek gerekiyor. Farkındalık ve nereye gideceğini biliyor olmak çok değerli. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Benim liderlik anlayışım, güven temeline dayanır. İnsanların fikirlerini özgürce ifade edebildiği, hataların öğrenme fırsatı olduğu bir ortam yaratırım. Ekibimi motive etmek için onları sadece yönlendirmem, aynı zamanda ilham vermeye çalışırım. Şeffaf iletişim ve takdir kültürü benim liderlik anlayışımın merkezindedir. Motivasyonum ve enerjim genelde yüksektir. Ekip üyelerinin de sinerji ile çalışmasını önemserim. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Lotus Danışmanlık olarak vizyonumuz, insan odaklı ve dijital dünyaya uyumlu insan kaynakları stratejileri üretmek ve süreçleri oluşturmak. Misyonumuz ise kurumlara sadece danışmanlık değil, dönüşüm yol arkadaşlığı sunmak. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli İK süreçleri ve liderlik programlarını geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı hedefliyorum. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Lotus Danışmanlık’ı esnek, yenilikçi ve çözüm odaklı bir yapıda konumlandırıyorum. Her kurumun ihtiyacına göre özelleştirilmiş çözümler sunuyoruz. Ayrıca etik değerlere bağlılık ve insana saygı, rekabet gücümüzün temelini oluşturuyor. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? Sürdürülebilirlik anlayışım, sadece çevreyle sınırlı değil; toplumsal ve insani boyutu da kapsar. Kadın istihdamını desteklemek, genç yetenekleri mentorluk programlarıyla geliştirmek ve etik değerlere dayalı çalışma modelleri oluşturmak önceliklerim arasında. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Yapay zekâ, insan kaynakları süreçlerinde büyük bir dönüşüm yaratıyor. Biz de Lotus Danışmanlık olarak bu dönüşümü etik ve insan merkezli bir yaklaşımla yönetiyoruz. Veri analitiği, işe alım süreçlerinden çalışan deneyimine kadar birçok alanda stratejik karar desteği sağlıyor. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere hangi tavsiyeleri verirsiniz? Kariyer yolculuğunuzda cesur olun. Konfor alanınızdan çıkın, hata yapmaktan korkmayın ve her hatadan öğrenin. Kendinizi sadece teknik anlamda değil, iletişim, empati ve yaratıcılık yönünden de geliştirin. Ve en önemlisi; işinizi tutku ile yapın. Başarı zaten gelecektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Efsun Ergöçün: "İnsan Artık Kaynak Değil, Kıymet" Haber

Efsun Ergöçün: "İnsan Artık Kaynak Değil, Kıymet"

İşte o keyifli ve ilham verici röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz: Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Efsun Ergöçün. 25 yıllık İnsan Kaynakları profesyoneliyim. Kurumsal iş hayatında farklı pozisyonlarda insan kaynakları alanında edindiğim deneyimin ardından, edindiğim bilgi ve tecrübeyi kendi girişimime dönüştürerek Lotus Danışmanlık’ı kurdum. Bugün, hem insan kaynakları profesyoneli hem de danışman olarak şirketlere stratejik İK yönetimi, liderlik gelişimi ve kurum kültürü dönüşümü konularında hizmet veriyorum. Amacım, organizasyonlara insan odaklı ve veriye dayalı sürdürülebilir bir yönetim anlayışını yerleştirmek. Aynı zamanda ICF Koç, birçok KYS sistemlerinde iç tetkikçi ve Bilirkişiyim. Peryön ve Kalder üyesiyim. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında farklı sektörlerde İnsan Kaynakları departmanlarında görev alarak deneyim kazandım. Tabii İnsan Kaynakları süreçlerinin, 2000’li yılların başında şirketlerde adı geçmeye başladı. O zamana kadar bordro yapılan personel birimleri vardı. Personel yönetiminden İnsan Kaynakları yönetimine geçiş dönemini de yaşadım. Zamanla kariyerim yönetsel pozisyonlara evrildi. Tek lokasyon ve çoklu lokasyonlarda ekipler yönettim. Hem yerel hem global şirket deneyimleri edindim. En önemli dönüm noktası ise kurumsal hayattan girişimciliğe geçişimdi. Lotus Danışmanlık’ı kurmak, kendi vizyonumu hayata geçirme fırsatı sundu ve danışmanlık bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı gerçek bir motivasyon. Kişilerin potansiyellerini ortaya çıkarabildiğim ve kurumlara sürdürülebilir değer yaratabildiğim zaman bu motivasyona ve başarıya eriştiğimi görüyorum. Beni farklı kılan strateji; insana dokunan çözümleri analitik verilerle birleştirmek, duygusal zekayı iş zekasıyla dengelemektir. Ayrıca sürekli öğrenmeye açık olmak ve değişimi tehdit değil fırsat olarak görmek en güçlü yanlarımdandır. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, yine İNSAN. J Değişime direnç gösteren çalışan ve organizasyonlar çok zorluyor elbette. Hele ki jenerasyon/kuşak farklılıkları ve ayak uydurmamız gereken dijital geçişler oldukça zorlayıcıydı. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Kendinize yatırım yapın. Sürekli öğrenin, gelişin ve merak duygunuzu asla kaybetmeyin. İnsanlarla güçlü ilişkiler kurun ve işinizi severek yapın. Başarının temeli tutarlılık, güven ve sabırdır. Ayrıca İnsan Kaynakları özelinde belirtmem gerekir ki insan artık kaynak değil kıymet. Önce kendimizin sonra çalışanların potansiyellerine güvenmek ve doğru yönetmek gerekiyor. Farkındalık ve nereye gideceğini biliyor olmak çok değerli. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Benim liderlik anlayışım, güven temeline dayanır. İnsanların fikirlerini özgürce ifade edebildiği, hataların öğrenme fırsatı olduğu bir ortam yaratırım. Ekibimi motive etmek için onları sadece yönlendirmem, aynı zamanda ilham vermeye çalışırım. Şeffaf iletişim ve takdir kültürü benim liderlik anlayışımın merkezindedir. Motivasyonum ve enerjim genelde yüksektir. Ekip üyelerinin de sinerji ile çalışmasını önemserim. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Lotus Danışmanlık olarak vizyonumuz, insan odaklı ve dijital dünyaya uyumlu insan kaynakları stratejileri üretmek ve süreçleri oluşturmak. Misyonumuz ise kurumlara sadece danışmanlık değil, dönüşüm yol arkadaşlığı sunmak. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli İK süreçleri ve liderlik programlarını geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı hedefliyorum. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Lotus Danışmanlık’ı esnek, yenilikçi ve çözüm odaklı bir yapıda konumlandırıyorum. Her kurumun ihtiyacına göre özelleştirilmiş çözümler sunuyoruz. Ayrıca etik değerlere bağlılık ve insana saygı, rekabet gücümüzün temelini oluşturuyor. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? Sürdürülebilirlik anlayışım, sadece çevreyle sınırlı değil; toplumsal ve insani boyutu da kapsar. Kadın istihdamını desteklemek, genç yetenekleri mentorluk programlarıyla geliştirmek ve etik değerlere dayalı çalışma modelleri oluşturmak önceliklerim arasında. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Yapay zekâ, insan kaynakları süreçlerinde büyük bir dönüşüm yaratıyor. Biz de Lotus Danışmanlık olarak bu dönüşümü etik ve insan merkezli bir yaklaşımla yönetiyoruz. Veri analitiği, işe alım süreçlerinden çalışan deneyimine kadar birçok alanda stratejik karar desteği sağlıyor. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere hangi tavsiyeleri verirsiniz? Kariyer yolculuğunuzda cesur olun. Konfor alanınızdan çıkın, hata yapmaktan korkmayın ve her hatadan öğrenin. Kendinizi sadece teknik anlamda değil, iletişim, empati ve yaratıcılık yönünden de geliştirin. Ve en önemlisi; işinizi tutku ile yapın. Başarı zaten gelecektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Ajandası Konuşuldu Haber

İzmir’de İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Ajandası Konuşuldu

UN Global Compact Türkiye Ege Bölgesi Buluşması’nda Avrupa Birliği (AB) düzenlemeleri, insan hakları, eşitlik, adil geçiş ve 2030 perspektifi gibi iş dünyasının geleceğini şekillendiren başlıkların etrafında sürdürülebilirlik gündemi ve şirketlerin rolü tartışıldı. ESİAD ev sahipliğinde, KalDer İzmir ve TAİDER işbirliğinde gerçekleşen buluşmada katılımcılara Ege Bölgesi için İş Dünyası ve İnsan Hakları Deneyim Paylaşım Grubuna başvuruların başladığı duyuruldu. Liderlerin Sürdürülebilirlik Ajandası: Geleceğe Yön Veren Stratejiler Etkinliğin açılış oturumu olan “Liderlerin Sürdürülebilirlik Ajandası: Geleceğe Yön Veren Stratejiler” başlıklı panelde; UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü, ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar ve KalDer İzmir Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Özlem Ecemiş; UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele’nin moderatörlüğünde 2030 perspektifiyle iş dünyasının önümüzdeki dönemde hangi alanlarda cesur adımlar atması gerektiğini ve sosyal sürdürülebilirliğin liderlik vizyonundaki rolünü ele aldılar. Panelde AB düzenlemeleri ile küresel ve Türkiye’deki gelişmelerin şirketlerin sürdürülebilirlik ajandasına nasıl yön verdiği değerlendirildi ve şirketlerin dönüşüm kapasitelerine ilişkin fikir veren iyi uygulamalar paylaşıldı. Panelde Ahmet Dördüncü bugün iş dünyası liderlerinin, hem zorunlulukların ve yükümlülüklerin hem de toplumun beklentilerinin değişmesiyle birlikte, daha kapsamlı bir liderlik sorumluluğu üstlendiğini vurgulayarak şunları söyledi: “İklim krizinden adil geçişe, eşitlikten insan haklarına kadar her alanda iş dünyası liderleri artık sadece kendi şirketlerinin değil, toplumun geleceğinin de sorumluluğunu taşıyor. Eşitsizliklerin derinleştiği, insan hakları ihlallerinin arttığı, en temel hizmetlere erişimin zorlaştığı bu dönemde sorumlu olan, etkisi olan kimsenin elini taşın altından çekme lüksü yok. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamındaki hedeflerin yüzde 90’ından fazlası insan hakları yükümlülükleriyle örtüşüyor. Yani SKA’lar yönünde atılan her adım, aynı zamanda insan haklarında da bir ilerleme anlamına geliyor. Kısacası, sürdürülebilir kalkınma ile insan hakları birbirinden ayrı değil; aynı madalyonun iki yüzü. Bugün liderler için en büyük sınav, bu çoklu kriz ortamında geleceği düşünerek veriye dayalı ve adil, kapsayıcı ve cesur kararlar alabilmek.” ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, şirketlerin bilanço tabloları kadar topluma ve doğaya bıraktıkları izlerin de başarının bir parçası haline geldiğini belirterek “İklim krizinden tedarik zincirlerindeki kırılganlıklara, sosyal adaletsizliklerden finansal dalgalanmalara kadar yaşanan tüm gelişmeler bize aynı mesajı veriyor: Dönüşmeden ilerleme yok.” dedi. TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar “Aile şirketlerinde sürdürülebilirlik, bir kuşağın diğerine sadece şirketi değil, aynı zamanda çevreye, topluma karşı olan sorumluluk bilincini, değerleri ve kültürü teslim etmesiyle oluşur. Bir başka deyişle, 'işi devam ettirmekten' çok daha derin; geleceği güvence altına alan bir kültür aktarımıdır.” şeklinde konuştu. KalDer İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Özlem Ecemiş, kurumsal mükemmellik yolculuğunda sürdürülebilirliğin, sadece çevresel ya da finansal bir hedef değil; aynı zamanda sosyal etkiyi yöneten bir liderlik biçimi haline gelmesi gerektiğini vurgulayarak “Kalite artık sadece süreçlerin değil, kurumların vicdanının da bir göstergesidir” dedi. Ege Bölgesi’nde İş Dünyası ve İnsan Hakları Deneyim Paylaşım Grubu Başlıyor Panelin ardından UN Global Compact Türkiye Sosyal Sürdürülebilirlik Müdürü Sevda Alkan, şirketlerin insan hakları alanındaki sorumluluklarına dair yaptığı sunumda şirketlerin bu alandaki deneyimlerini paylaşmalarına, iyi uygulamalardan öğrenmelerine ve ortak iş birlikleri geliştirmelerine olanak sağlayan İş Dünyası ve İnsan Hakları Deneyim Paylaşım Grubu hakkında bilgilendirme yaptı ve Ege Bölgesi için başvuruların başladığını duyurdu. UN Global Compact Türkiye, ESİAD, TAİDER ve KalDer İzmir üyelerinin başvurularına açık olan deneyim paylaşım grubu, katılımcılara uzman kolaylaştırıcı eşliğinde düzenlenecek buluşmalarla diğer şirketlerin uygulamalarını ve karşılaştığı sorunları öğrenme, çözüm önerileri geliştirme ve insan hakları yolculuklarına ilişkin bilgi ve içgörü edinme imkanı sunacak. Katılımcıları yeni iş birlikleri geliştirmek ve ortaklık fırsatlarını değerlendirmek üzere bir araya getiren networking bölümünün ardından program sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.