Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kalite

Kapsül Haber Ajansı - Kalite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır, Orta Asya’da Madenciliğin Analiz Merkezi Oldu Haber

Eti Bakır, Orta Asya’da Madenciliğin Analiz Merkezi Oldu

Başarılı analizleri sayesinde Kırgızistan Merkez Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen Eti Bakır Tereksay Kimyasal-Analitik Laboratuvarı, artık uluslararası alanda farklı şirketler için de analizler gerçekleştirebilecek. Kırgızistan’da altın madeni üretimi gerçekleştiren Eti Bakır Tereksay İşletmesi’nin Kimyasal-Analitik Laboratuvarı’nın; uluslararası uygulamalarda kalite ve güvenilirliğin temel göstergelerinden biri olarak kabul edilen ISO 17025:2017 (GOST ISO/IEC 17025:2017) standardına uygunluğu belgelendirildi. Kırgızistan Merkez Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen laboratuvar, uluslararası alanda farklı şirketlerden gelecek maden numunelerini de analiz edebilecek. GÜVENİLİRLİĞİ ONAYLANDI Eti Bakır Tereksay Kimyasal-Analitik Laboratuvarı Müdürü Engin Hacıislamoğlu, akredite laboratuvar ünvanının, yapılan analizlerin doğru, tekrarlanabilir ve güvenilir kılması açısından önemine dikkat çekti. Hem Türk hem de Kırgız; laboratuvardaki tüm çalışma arkadaşlarının bilgi birikimlerini uyum içerisinde analizlerine yansıttıklarını kaydeden Hacıislamoğlu, “Derin tarihsel ve kültürel bağlarımız sayesinde dost ve kardeş ülke Kırgızistan’da elde ettiğimiz başarılarımıza bir yenisini daha ekledik. Aldığımız akreditasyonla birlikte cevher ve konsantre numunelerinde altın (Au), gümüş (Ag), karbon (C) ve kükürt (S) analizlerimiz, uluslararası geçerliliğe sahip olacak. Bu akreditasyon, laboratuvardaki çalışma arkadaşlarımızın yüksek yetkinliğini, gerçekleştirdiğimiz analizlerin doğruluğunu ve laboratuvar süreçlerimizin teknolojik olgunluğunu resmi olarak teyit ediyor. Gelecek dönemde laboratuvar ve analiz altyapımızın geliştirilmesine yönelik yatırımlarımızı sürdüreceğiz” dedi. Akreditasyonun iyi bir kalite yönetim sistemine sahip olmasını da zorunlu kıldığını ifade eden Hacıislamoğlu, böylece tüm süreçlerinde kalite çıtasını sürekli artıracaklarını da sözlerine ekledi. Eti Bakır Tereksay bünyesinde faaliyet gösteren laboratuvarda 44 kişi görev alıyor. Türk ve Kırgız çalışanları ile günde 500’den fazla analiz gerçekleştiren laboratuvar, alınan akreditasyonla birlikte Orta Asya’da madencilik açısından bir merkez haline geldi. Laboratuvar, güçlü teknolojik altyapısı ve kullanılan yöntemlerle hata payını en aza indirerek elde edilen verilerin yüksek güvenilirliğini garanti altına alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Apitera’ya Bir Ödül Daha! Haber

Apitera’ya Bir Ödül Daha!

Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera’nın yenilikçi ürünlerinden biri olan pastili, Marketing Türkiye ve YouGov işbirliği ile gerçekleştirilen “Yılın İnovatif Ürünleri” araştırmasında gıda takviyeleri kategorisinde “Yılın İnovatif Pastili” seçildi. Apitera’nın doğal bal, propolis ve turp içeren pastili, 12 ilde yürütülen araştırmada, geleneksel bir yöntemi modern yaşamın ihtiyaçlarına uygun, erişilebilir ve yenilikçi bir forma taşımasıyla öne çıktı. Pastil, Anadolu’da geleneksel olarak kullanılan turp ve bal karışımından ilham alınarak Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde geliştirildi. Bu yıl 9’uncusu gerçekleştirilen araştırma kapsamında, 16 farklı kategoride 71 marka değerlendirildi. Gıda takviyeleri kategorisinde yılın en inovatif ürünleri arasında gösterilen, doğal bal, propolis ve turp içeriğiyle Apitera Pastil, tüketici beklentilerine uygun yenilikçi yapısıyla öne çıktı. Marka, geçtiğimiz yıl da Apitera Propolisli Yetişkin ve Çocuk Spreyleri ile sektörün önde gelen platformlarında kazandığı “Ürün İnovasyonu” birincilik ödülleriyle yenilikçi yaklaşımını ortaya koymuştu. Gelenekten ilham alan güçlü inovasyon Karakavak propolisinin kullanıldığı Apitera Pastil, geleneksel bir yöntemi modern tüketici beklentileriyle buluşturarak güçlü bir inovasyon örneği sundu. İçeriğinin yanı sıra tat dengesi ve tüketim kolaylığı gibi unsurlar da ürün geliştirme sürecinde belirleyici oldu. Böylece Apitera Propolis ve Turp İçeren Pastil, günlük yaşamın her anında pratik şekilde kullanılabilecek formuyla tüketici beğenisine sunuldu. Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, “Geliştirdiğimiz her Apitera ürününde, doğadan gelen değeri bilimsel çalışmalarla desteklemeyi ve standardize etmeyi hedefliyoruz. Apitera Propolis ve Turp İçeren Pastil ile de geleneksel bir yöntemi arı ürünleri konusundaki uzmanlığımız ve bilimsel yaklaşımımızla yeniden yorumladık, böylece geliştirdiğimiz ürünü modern çağın beklentilerine uygun bir forma taşıdık. Aldığımız bu ödül, tüketicilerin ihtiyaçlarını doğru okuyarak geliştirdiğimiz inovasyon anlayışımızın güçlü bir örneğidir” dedi. Tüketici içgörüsüyle şekillenen ürün yaklaşımı Ürün, piyasaya sunulmasının ardından kısa sürede tüketiciden olumlu geri dönüş aldı ve Apitera markasının büyüme yolculuğunda önemli bir rol üstlendi. Tüketici içgörüsünü merkeze alan yaklaşım, ürünün başarısında belirleyici oldu. Balparmak Pazarlama Direktörü Ilgın Övül Yağız, “Tüketicilerin, doğal ve etkili içeriklere yönelirken aynı zamanda pratik ve keyifli bir kullanım deneyimi aradığını görüyoruz. ‘Etkili ama lezzet bakımından tüketimi zor’ algısını kıran bu yaklaşımın ödülle taçlanması bizim için çok değerli. Bu başarıyı tüketici içgörüsünü merkeze alan yaklaşımımızın bir sonucu olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı. Apitera markası, Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde yürütülen çalışmalarla geliştirilen arı ürünleri temelli yenilikçi takviye edici gıda çözümleri sunmaya devam ediyor. Propolis başta olmak üzere arı ürünleriyle zenginleştirilen ürün ailesi, farklı kullanım formlarıyla iyi yaşam alanındaki inovasyon odağını yansıtıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Isuzu Üst Yapıcı İş Ortaklarıyla Kocaeli Fabrikasında Bir Araya Geldi Haber

Anadolu Isuzu Üst Yapıcı İş Ortaklarıyla Kocaeli Fabrikasında Bir Araya Geldi

Türkiye'nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, sektörün önde gelen üst yapıcıları ile Kocaeli Çayırova'daki fabrikasında bir araya geldi. 60'a yakın firmanın katıldığı üst yapıcılar toplantısında yeni uygulamalar hakkında bilgi verildi. Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, iş ortaklarına yönelik buluşmada, jeopolitik gerilimlerin ve bölgesel çatışmaların etkisiyle belirsizliklerin devam ettiği günümüz dünyasında Anadolu Isuzu'nun kendini sürekli geliştirmeye, dönüştürmeye ve güçlendirmeye devam ettiğini söyledi. Anadolu Isuzu'nun hem yurt içinde hem de yurt dışında müşterileriyle güçlü bağ kuran, yaygın ve güvenilir bir marka konumunda olduğunu belirten Arıkan, "Türkiye genelinde geniş servis ve satış ağımızla sahadayız. Yurt dışında ise 40'ı aşan ülkede faaliyet gösteren yapımızla global bir oyuncu konumundayız. Kısa süre önce Özbekistan'da gerçekleştirdiğimiz SamAuto yatırımı ile yurt dışındaki ilk üretim adımımızı attık. Artık daha görünür, daha etkin bir markayız" diye konuştu. "Kamyon ve kamyonet segmentinde pazardaki varlığımızı daha da güçlendiriyoruz" Üst yapının müşteriye sunulan değerin tamamlayıcı ve belirleyici bir parçası olduğunu dile getiren Tuğrul Arıkan, "Sahadan alınan geri bildirimler, müşterilerin gerçek ihtiyaçları ve beklentileri ürün gelişimimizde son derece kıymetli bir rol oynuyor. Bugün kamyon ve kamyonet segmentinde pazardaki varlığımızı her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Ürünlerimizi sürekli yeniliyoruz, geliştiriyoruz. Üst yapıcı iş ortaklarımızla yaptığımız iş birliğini sadece ürünle sınırlı görmüyoruz. Mühendislik, teknik altyapı, eğitim gibi desteklere, birlikte çözüm üretmeye büyük önem veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Müşterilerimize daha uzun ömürlü ve verimli çözümler sunmaya devam edeceğiz" Araçların her geçen gün daha çevreci ve regülasyonlara uyumlu olması gerektiğine işaret eden Tuğrul Arıkan, "Araçlarımız artık teknolojik olarak daha donanımlı ve bu gelişmeler, iş yapış şeklinin dönüşümünü sağlıyor. Bu kalite anlayışının üst yapı uygulamalarına yansıması aracın toplam değerini yükseltiyor ve iş birliğimizin önemini artırıyor. Bu uyum sayesinde müşterilerimize daha uzun ömürlü ve verimli çözümler sunabiliyoruz, sunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RMK Marine, Ditaş Denizcilik için İnşa Ettiği T. Florya’yı Denize İndirdi    Haber

RMK Marine, Ditaş Denizcilik için İnşa Ettiği T. Florya’yı Denize İndirdi  

RMK Marine’in Tuzla’daki tersanesinde gerçekleştirilen törene Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, Suudi Arabistan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Essam Alammari, Koç Holding, Tüpraş ve Ditaş Denizcilik’ten üst düzey yetkililer katılım sağladı. Gerçekleştirilen törende konuşan RMK Marine Genel Müdürü Dr. Utku Alanç: “İki köklü Türk denizcilik şirketi arasındaki güçlü iş birliğini ve yerli mühendisliğin ulaştığı yüksek seviyeyi bu proje ile bir kez daha göstermiş olmanın gururunu yaşıyoruz.” ifadelerine yer verdi. 125 metre boyunda T. Florya Kimyasal Tankeri, yüksek operasyonel verimlilik hedefiyle, ileri mühendislik yaklaşımıyla Delta Marine tarafından titizlikle tasarlandı. Emniyet, yük esnekliği, performans kriterleri gözetilerek geliştirilen T. Florya, farklı operasyonel ihtiyaçlara cevap verebilecek teknik altyapısı, uluslararası denizcilik standartlarına uygun donanımı ve modern sistem entegrasyonu ile küresel kimyasal taşımacılık operasyonlarında etkin bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Ditaş Denizcilik Genel Müdürü Çağatay Ölken törene ilişkin şunları ifade etti: “T. Florya, yalnızca filomuza katılan yeni bir gemi değil; aynı zamanda operasyonel mükemmeliyet, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağımızın somut bir yansımasıdır. Genç, modern ve yüksek performanslı filo yapımızı daha da güçlendirme hedefimiz doğrultusunda attığımız bu adım, rekabet gücümüzü ileri taşıyacak. Metanol yakıt sistemine hazır altyapısı sayesinde T. Florya, düşük karbonlu deniz taşımacılığı vizyonumuz ile uyumlu olarak alternatif yakıtlara uyum kabiliyetimizi güçlendirecek. Yerli mühendislik ve güçlü iş birlikleri ile hayata geçirilen bu proje, Türk denizcilik sektörünün küresel ölçekteki konumunu da destekliyor. Önümüzdeki dönemde de çevresel sorumluluk, güvenlik ve operasyonel verimlilik odağında yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.” Türk Denizciliğinde Stratejik Bir Adım Deneme seyrinin tamamlanmasının ardından 2026 yılının üçüncü çeyreğinde teslim edilmesi planlanan T. Florya, Ditaş Denizcilik’in filo yapılanmasında önemli bir kilometre taşı olacak. Proje, yalnızca yeni bir gemi inşa sürecini değil, aynı zamanda Türk denizcilik sektöründe mühendislik, kalite ve güvenlik standartlarının daha da ileri taşınmasına yönelik güçlü bir adımı temsil ediyor. İleriki dönemde geleceğin düşük emisyonlu yakıtlarından metanol kullanabilme özelliğine yönelik optimize edilmiş tasarımı ve ana makine konfigürasyonu ile T. Florya Kimyasal Tankeri, RMK Marine ve Ditaş Denizcilik’in sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk ve geleceğe yönelik yeşil dönüşüm vizyonunu bir kez daha ortaya koyuyor. RMK Marine Gemi inşa sektöründe Türkiye’nin lider tersanelerinden biri olan RMK Marine, 1997 yılından bu yana Koç Topluluğu çatısı altında küresel ölçekte faaliyetlerini sürdürmekte ve müşteri ihtiyaçlarına özel çözümler sunmaktadır. RMK Marine, ticari ve askeri gemiler ile süper yat sektörü de dahil olmak üzere, yüksek teknolojiye sahip platformların gemi inşasında uzmanlaşmıştır. Sürdürülebilirlik vizyonuyla hareket eden tersane; ticari yelkenli gemiler, dual yakıtlı gemiler ile hibrit ve tamamen elektrikli gemiler gibi alternatif enerjiyle çalışan tahrik sistemleri geliştirerek çevreyi ve geleceği destekleyen yenilikçi çözümler sunmaktadır. RMK Marine yenilikçilik, kalite ve verimlilik konularındaki kararlılığını teknoloji ve altyapıya yapılan sürekli yatırımlar ile desteklemektedir. Tüm gemi inşa faaliyetlerini uluslararası kalite standartlarına uygun olarak sürdürmeye özen gösteren tersane, iş sağlığı ve güvenliği, çevresel duyarlılık ve operasyonel verimliliği her zaman önceliklendirmektedir. Ditaş Denizcilik Ditaş Deniz İşletmeciliği ve Tankerciliği A.Ş., 1974 yılından bu yana, deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösteren ve enerji lojistiğinde uzmanlaşmış bir şirkettir. Şirket, 17 adet farklı tip ve boyutta tankerden oluşan filosu ve toplam 712.000 DWT taşıma kapasitesi ile Türk bayraklı en güçlü ve en genç tanker filolarından birine sahiptir. Ditaş Denizcilik yaklaşık 800 kişilik çalışan kadrosu ile gemi İşletmeciliğinin yanı sıra brokerlik, acentelik, vetting ve römorkörcülük hizmetleri sunmaktadır. Uluslararası klas kuruluşları tarafından sertifikalandırılmış filosu ile operasyonlarını sürdüren Ditaş Denizcilik, tüm uluslararası denizcilik regülasyonlarına tam uyum içinde faaliyet göstermektedir. Gelişmiş filo yönetim sistemleri, planlı bakım süreçleri ve dijital izleme altyapısı sayesinde yüksek operasyonel verimlilik ve emniyet standartları sağlanmaktadır. Tecrübeli kadrosu ile Koç Holding, Tüpraş ve TSKGV’nin gücünden aldığı destekle, Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok noktasında operasyonlarını başarıyla sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençler Seçti, Doyuyo Zirveye Yerleşti! Haber

Gençler Seçti, Doyuyo Zirveye Yerleşti!

Fast-casual konseptiyle yeme-içme sektöründe fark yaratan Doyuyo, Yıldız Teknik Üniversitesi Kalite ve Verimlilik Kulübü’nün düzenlediği ve gençlerin oylarıyla sektörlerin en iyilerinin belirlendiği Yıldız İş Dünyası Ödülleri’nde, “Yılın En İyi Gıda Firması” ödülüne layık görüldü. Sektörün en iyilerinin ödüllendirildiği tören, 3 Nisan Cuma günü Yıldız Teknik Üniversitesi’nin tarihi dokusuyla büyüleyen Tarihi Hamam salonunda gerçekleşti. "Gençlerin Tercihi Olmak Gurur Verici" “Yılın En İyi Gıda Firması” seçilen Doyuyo adına ödülü Doyuyo Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Sinem Karabayır aldı. Doyuyo olarak akademik ve profesyonel dünyayı birleştiren böylesine kıymetli bir platform tarafından ödüle layık görülmekten dolayı büyük mutluluk duyduklarını belirten Karabayır, şu açıklamalarda bulundu: "Doyuyo olarak, vizyoner gençlerin ve geleceğin iş dünyası liderlerinin değerlendirmeleri sonucunda bu ödülle buluşmak bizim için paha biçilemez. Gençlerin tercihi olmak bizim için her şeyden önce gurur verici. 2019 yılında çıktığımız bu yolculukta, kaliteyi ve samimiyeti merkeze alarak bugün 80’den fazla şubemiz ve 1600’den fazla çalışanımızla büyük bir aileye dönüştük. Bu ödül sadece bir başarı göstergesi değil, aynı zamanda misafirlerimize sunduğumuz Doyuyo deneyimini daha da yukarı taşıma sorumluluğumuzun yansımasıdır. Bu ortak gurur tablosunda emeği olan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve bizi bu ödüle layık gören Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine yürekten teşekkür ederim." Doyuyo Ödüllerde Hız Kesmiyor Doyuyo, Yıldız İş Dünyası Ödülleri’nden aldığı bu anlamlı ödülle birlikte, son dönemde farklı prestijli platformlarda da adından söz ettiriyor. Marka, ŞikayetVar tarafından düzenlenen 11. A.C.E (Achievement in Customer Excellence) Awards’ta fast food kategorisinde “En Yüksek Müşteri Memnuniyeti Sağlayan Marka” seçilerek Diamond ödülünün sahibi oldu. Kadıköy şube açılışı için hazırladığı “Kadıköy Boğa” filmiyle ise iletişim dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olan PRİDA İletişim Ödülleri’nde iki büyük ödüle birden layık görülen Doyuyo, elde ettiği bu başarılarla sektördeki güçlü konumunu pekiştirirken, lezzet ve deneyim çıtasını her geçen gün yukarı taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Polat Gayrimenkul Macaristan Projeleriyle Uluslararası Başarılarını Taçlandırıyor Haber

Polat Gayrimenkul Macaristan Projeleriyle Uluslararası Başarılarını Taçlandırıyor

Polat Gayrimenkul’ün Macaristan’daki gayrimenkul geliştirme vizyonunun önemli örneklerinden biri olan Duna Pearl, bu kez bünyesindeki otelle önemli bir başarıya imza attı. Daha önce “Yılın Konut Projesi” ödülüne layık görülen proje kapsamında faaliyet gösteren Four Points by Sheraton Budapest Danube, Macaristan’ın en prestijli ödüllerinden biri olan “Yılın Oteli” unvanını kazandı. Böylece Duna Pearl, hem konut hem de konaklama alanındaki yüksek standartlarını uluslararası arenada bir kez daha tescillemiş oldu. Seven Pearl: Geleceğin Projesi Şimdiden İlk 3’te Geçmişin ihtişamını modern yaşamın konforuyla buluşturan Seven Pearl Projesi ise uluslararası platformda dikkat çekici bir takdir kazandı. Macaristan’da “100-300 Daire" kategorisinde yapılan titiz değerlendirmeler sonucunda; profesyonel jüri oyları, iş dünyası anketleri ve halk oylamasından oluşan kapsamlı puanlama sisteminden tam not alan Seven Pearl, 100-300 konutluk 'Planlanan Proje' kategorisinde en başarılı projelerden biri seçilerek vizyoner yapısını ortaya koydu. "Bütünsel Kentsel Gelişim Stratejimizin Karşılığını Alıyoruz" Polat Gayrimenkul İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Yücel, “Duna Pearl projemizin konut biriminin ardından otel bölümüyle de ödüle layık görülmesi, Polat Gayrimenkul adına büyük bir gurur vesilesidir. Bu başarı, Polat Gayrimenkul olarak benimsediğimiz ‘bütünsel kentsel gelişim’ stratejimizin doğru bir adım olduğunun kanıtıdır. Bununla birlikte, Seven Pearl projemizin 100-300 daire kategorisinde ilk 3 arasında yer alması da uluslararası vizyonumuzun ve sürdürülebilir kalite anlayışımızın önemli bir göstergesidir. Accent Hotels gibi güçlü iş ortaklarımızla yakaladığımız sinerjiden büyük memnuniyet duyuyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.