Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kalite

Kapsül Haber Ajansı - Kalite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin En Saygın Ödülleri, İtibar Zirvesi’nde Sahiplerini Bulacak! Haber

Türkiye’nin En Saygın Ödülleri, İtibar Zirvesi’nde Sahiplerini Bulacak!

İtibar Araştırmasını farklı kılan en önemli unsur, sonuçların bağımsız ve şeffaf bir araştırma metodolojisine dayanması. Araştırma, hazır marka listeleri yerine açık uçlu sorular kullanarak tüketicilerin her sektörde akıllarına ilk gelen kurumları belirliyor. Böylece markaların listelerde yer aldıkları için değil, gerçekten zihinlerde yer ettikleri için öne çıkmaları sağlanıyor. İkinci aşamada ise finalist markalar farklı bir katılımcı grubu tarafından güven, saygı, kalite ve sosyal sorumluluk boyutlarında değerlendiriliyor. İki aşamalı bu model sayesinde her markanın nihai itibar skoru, yalnızca bilinirliğini değil toplumdaki algısının niteliğini de yansıtıyor. İtibar tek boyutlu değil Araştırmanın ortaya koyduğu puanlama sistemi, aynı toplam skora sahip iki markanın farklı güçlü yönlere sahip olabileceğini de gösteriyor. Bir marka güven algısıyla öne çıkarken, bir diğeri sosyal sorumluluk ya da kalite performansıyla aynı başarıya ulaşabiliyor. Bu yönüyle çalışma, klasik sıralamaların ötesine geçerek kurumlara itibarlarının hangi alanlarda güçlendiğini gösteren stratejik bir veri seti sunuyor. Türkiye’yi temsil eden toplam 6 bin 400 katılımcıyla yürütülen araştırma; bankacılıktan otomotive, e-ticaretten sigortaya, GSM’den market ve holdinglere kadar 10 sektörü kapsıyor. Her marka yalnızca kendi sektöründeki rakipleriyle değerlendiriliyor ve sektörünün en yüksek puanına ulaşan kurum İtibar Ödülü’nün sahibi oluyor. Ödüllerin arkasında araştırma var İtibar Ödülleri, tek seferlik bir başarıyı ödüllendirmenin ötesinde, Türkiye’de itibarın yıllar içinde izlenebileceği sürdürülebilir bir ölçüm sisteminin ilk adımını oluşturuyor. Araştırmanın her yıl tekrarlanmasıyla birlikte kurumlar, itibar performanslarını zaman içinde karşılaştırabilecek ve gelişim alanlarını somut veriler üzerinden takip edebilecek. İtibar Ödülleri, 24 Eylül 2026’da Hilton Istanbul Bosphorus’ta düzenlenecek İtibar Zirvesi kapsamında sahiplerini bulacak. Zirvede araştırmanın bulguları uzmanlar tarafından değerlendirilecek, güven, kurumsal saygınlık ve toplumsal meşruiyet üzerine gerçekleştirilecek oturumlarla Türkiye’de itibar yönetiminin geleceği tartışılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mutlu Makarna TİM 1000’de Türkiye’nin Makarna İhracat Lideri Oldu Haber

Mutlu Makarna TİM 1000’de Türkiye’nin Makarna İhracat Lideri Oldu

Ürünlerini 100'den fazla ülkeye ulaştıran Mutlu Makarna, ihracat odaklı büyüme stratejisi, yüksek üretim kapasitesi ve uluslararası pazarlardaki güçlü konumuyla Türkiye ekonomisine katma değer sağlamayı sürdürüyor. Şirket, küresel pazarlardaki istikrarlı performansını üretim alanındaki başarısıyla da destekleyerek sektöründeki öncü konumunu güçlendirmeye devam ediyor. İSO 500’de Türkiye’nin En Büyük 147’nci Sanayi Kuruluşu Mutlu Makarna, İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) açıkladığı "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025" araştırmasında da önemli bir başarı elde etti. 17,4 milyar TL'yi aşan üretimden satış rakamıyla araştırmada 147'nci sırada yer alan şirket, Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşları arasındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. 1972 yılından bu yana faaliyet gösteren Mutlu Makarna, makarna, un ve kuskus üretimindeki yüksek kapasitesiyle hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir konumda bulunuyor. Makarna sektöründeki liderliğini sürdüren şirket, üretim gücü, ihracat performansı ve istihdama sağladığı katkıyla Türkiye ekonomisine değer üretmeye devam ediyor. Yatırım ve İstihdamla Büyüyen Bir Ekosistem Günlük 4.400 ton buğday kırma, 1.850 ton makarna ve 1.600 ton buğday unu üretim kapasitesine sahip olan Mutlu Makarna, yaklaşık 900 kişilik istihdamıyla bölgesel kalkınmaya da katkı sunuyor. Şirket, üretim altyapısına yaptığı yatırımlar ve enerji alanındaki çalışmalarıyla sürdürülebilir büyüme hedeflerini destekliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Mutlu Makarna Yönetim Kurulu Başkanı Aykut Göymen şunları söyledi: “TİM 1000 ve İSO 500 araştırmalarında elde ettiğimiz sonuçlar, üretimden ihracata uzanan değer zincirimizde ortaya koyduğumuz istikrarlı büyümenin bir göstergesidir. Makarna ihracatındaki liderliğimizi korurken, Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer almaktan da gurur duyuyoruz. Bu başarıda büyük emekleri bulunan çalışma arkadaşlarımıza, iş ortaklarımıza, tedarikçilerimize ve ürünlerimizi tercih eden tüketicilerimize teşekkür ediyorum. Mutlu Makarna olarak köklü tecrübemizi yenilikçi bakış açısıyla birleştirerek üretmeye, istihdam yaratmaya ve ülkemizin gıda sanayisine değer katmaya devam edeceğiz.” 100'den Fazla Ülkeye Ulaşan İhracat Başarısı Mutlu Makarna, ihracat odaklı büyüme stratejisiyle ürünlerini 100'den fazla ülkeye ulaştırıyor. Küresel pazarlardaki güçlü varlığıyla Türkiye'nin gıda ihracatına önemli katkı sağlayan şirket, üretim kalitesini uluslararası pazarlarda sürdürülebilir başarıya dönüştürmeye devam ediyor. Kaliteli Üretimden Güç Alan Sürdürülebilir Büyüme Mutlu Makarna, üretim süreçlerinde verimlilik, kalite ve sürdürülebilirliği odağına alan yaklaşımıyla büyümesini istikrarlı şekilde sürdürüyor. Un, irmik, makarna ve kuskustan oluşan geniş ürün yelpazesini daha da güçlendirmeyi hedefleyen şirket, yenilikçi ürün geliştirme çalışmaları ile mevcut ve gelecekteki yatırımlarını sürdürerek Türkiye ekonomisine ve gıda sanayisinin gelişimine katkı sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir Zeytininin Yol Haritası Çiziliyor Haber

İzmir Zeytininin Yol Haritası Çiziliyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde, kentlerin çok yönlü sorunlarına çözüm üretilmesi için İzmir’de başlatılan konsey ve kurullar dönemi kentte ortak aklı harekete geçiriyor. İzmir’in binlerce yıllık zeytin kültürünün ulusal ve uluslararası alanda hak ettiği değere ulaşması, markalaşması ve ekonomik katma değerinin artırılması amacıyla oluşturulan Zeytin Danışma Kurulu da Zeytin Çalıştayı ile sektörün yol haritasını belirliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen çalıştaya çok sayıda özel sektör temsilcisi, üretici ve sektör uzmanı katıldı. Üngür: Bu büyük topluluğun İzmir’de zeytin için toplanması çok kıymetli Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, zeytinin Akdeniz’in ve insanlık tarihinin en önemli, en değerli kültür varlıklarından biri olduğunu belirterek “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak yaklaşık üç ay önce Zeytin Danışma Kurulu ile yola çıktık. Zeytine ve zeytinciliğe ait pek çok kurumla bugün buradayız. Bu kadar büyük bir topluluğun, İzmir’de zeytin için bir araya gelmesi çok kıymetli. Bugün çalışma masalarında hep birlikte üreteceğimiz ortak kararlar, geliştireceğimiz vizyoner stratejiler ve somut çözüm önerileri; zeytin sektörümüzün yarınlarına yön verecek tarihi bir dönüm noktası olacaktır. Buradan çıkacak sektörel mutabakat; üreticimizin emeğine bereket katacak, zeytinyağımızın küresel pazardaki rekabet gücünü artıracak ve tarladan sofraya uzanan tüm süreçlerin kalitesini en üst seviyeye taşıyacaktır” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Kurucu: Zeytin mutlaka hak ettiği değeri bulmalı Çalıştay programı hakkında bilgi veren ve zeytinin önemi üzerinde duran Prof. Dr. Yusuf Kurucu, zeytinin stratejik değere sahip olan bir yağ bitkisi olduğunu söyleyerek “İzmir’in kimliğinde zeytin ve zeytinyağı önemlidir. İzmir için birkaç önemli üründen bir tanesidir. Zeytinin mutlaka ulusal ve uluslararası değerini bulması lazım. Kalitesiyle, tadıyla, sürdürülebilir olmasıyla bunu başarmamız lazım” ifadelerini kullandı. Zeytine yön verecek yedi ayrı masa Açılış konuşmalarının ardından katılımcılar zeytine yön verecek yedi ayrı masada toplantılara başladı. Zeytin Çalıştayı’ndaki her masa üç temel sorun, üç öncelikli çözüm ve bir pilot proje önerisi hazırlayacak. Masalarda; “Zeytinliklerde Kültürel Uygulamalar ve Beşeri Sermayenin Güçlendirilmesi”, “Doğru Çeşit, Sertifikalı Fidan ve Zeytin Envanteri”, “Kalite, Analiz, Sertifikasyon ve Tağşişle Mücadele”, “Kooperatifçilik ve Yeni Nesil İş Birliği Modelleri”, “Markalaşma, Pazarlama, İç Tüketim ve İhracat”, “Zeytin Kültürü, Gastronomi, Agroturizm ve Zeytin Rotaları” ve “İklim Krizi, Akıllı Tarım (AgTech) Uygulamaları, Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Ekonomi” olmak üzere yedi ayrı başlık değerlendirilecek. Bütün paydaşlar tek çatı altında Çalıştaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı iştirakleri, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İzmir Ticaret Borsası, İzmir Ticaret Odası, Ege İhracatçı Birlikleri Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi (UTAEM), Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE), İzmir Ekonomi Üniversitesi, Ekolojik Tarım Organizasyonu (ETO) Derneği, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ,Tarım Ekonomisi Derneği, Ulusal Tarım Gıda Birliği (UTGB), Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Türkiye Sulama Kooperatifleri Merkez Birliği, S.S. Ödemiş Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, S.S. Bergama İlçe Merkezi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, S.S. Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ile çok sayıda özel sektör temsilcileri, üreticiler ve sektör uzmanları katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnci Holding Şirketleri İle 20 Yıldır İso 500 Listesinde Haber

İnci Holding Şirketleri İle 20 Yıldır İso 500 Listesinde

Türkiye’nin köklü sanayi kuruluşlarından İnci Holding, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında bu yıl da üç markasıyla yer alma başarısı gösterdi. 74 yıllık geçmişiyle Türkiye sanayisinin öncü kuruluşları arasında bulunan İnci Holding, sürdürülebilir büyüme ve üretim gücünü bir kez daha tescilledi. Holding bünyesindeki Maxion İnci Jant Sanayi A.Ş., Maxion Jantaş Jant Sanayi A.Ş. ve İnci Akü Sanayi ve Ticaret A.Ş., 2025 yılı İSO 500 listesinde yer alarak başarılarını bir kez daha ortaya koydu. İnci Holding CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Şafak Ozan, elde edilen başarının arkasında köklü bir miras, uzmanlık, kalite anlayışı ve profesyonel insan kaynağının bulunduğunu belirtti. Ozan, “Kuruluşlarımızla 20 yıldır İSO 500 listesinde yer alıyoruz. Özellikle otomotiv tedarik sanayi alanındaki şirketlerimizle elde ettiğimiz bu başarının temelinde; ihtiyaçları doğru analiz etmek, ulusal ve uluslararası paydaşlarımızla şeffaf ve güçlü ilişkiler kurmak, üretim kapasitemizi ve kalitemizi sürekli geliştirmek, nitelikli insan kaynağımıza yatırım yapmak bulunuyor. Sürdürülebilir başarı en önemli önceliğimiz. Sanayimizin öncü kuruluşlarından biri olarak üretmeye, çalışmaya ve ülkemize katma değer sağlamaya devam edeceğiz” dedi. Ar-Ge’den üretime, insan kaynağından uluslararası iş birliklerine kadar geniş bir alanda yürüttüğü çalışmalarla büyümesini sürdüren İnci Holding, sanayideki güçlü birikimini geleceğe taşımaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Özgür Oldu Haber

Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Özgür Oldu

Türkiye’nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı, kuru incir ve Antep fıstığının domine ettiği kuru meyve sektöründe hayati kararların alındığı Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanlığına oy birliğiyle Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür seçildi. Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu ilk toplantısını Ege İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirdi Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür, Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı seçilirken, Başkan Yardımcılıklarına Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Bakır ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Birol Celep oy birliğiyle seçildiler. Önceliklerimiz tanıtım, kalite ve gıda güvenliğini artırmak Türk kuru meyvelerinin tanıtımı için TURQUALITY ve URGE Projelerine ağırlık vereceklerini, fuarlarda Türk kuru meyvelerinin daha görünür olması için birlik ve beraberlik içinde mesai vereceklerini dile getiren Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Özgür, hedef pazarlar olarak Çin ve Hindistan’a yoğunlaşacaklarını, odaklanacakları başlıklardan birisinin de kalite ve gıda güvenliğini arttırmak olacağını vurguladı. Kuru meyve sektöründeki sorunların çözümüne yönelik olarak İzmir, Gaziantep ve İstanbul’daki Kuru Meyve İhracatçı Birlikleri olarak ortak hareket edeceklerinin altını çizen Özgür, “Bu amaçla üretim bölgelerinin nabzını tutmak amacıyla Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Toplantılarını kuru meyve üretim bölgelerinde yapma konusunda da mutabık kaldık. Çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incirde aflatoksin, okratoksin oluşumunun önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, üreticiler, üniversiteler, araştırma enstitüleri, tüccarlar ve sektörün tüm paydaşlarıyla ortak projeler geliştireceğiz” ifadelerini kullandı. Türkiye’de 2025 yılında yaşanan iklim krizinin etkilerini 2025/26 kuru meyve ihraç sezonunda güçlü bir şekilde hissettiklerini aktaran Başkan Özgür kuru meyve sektörünün 2026 yılı ihracat performansı hakkında şöyle konuştu; “1 Ocak – 15 Mayıs 2026 döneminde 115 bin ton kuru meyve ihraç ettik ve 601 milyon 235 bin dolar dövizi ülkemize kazandırdık. 2025 yılının aynı döneminde ihracatımız 138 bin 220 ton karşılığı 678 milyon 848 bin dolar olmuştu. Miktar bazında yüzde 17, döviz getirisinde yüzde 11 kaybımız oldu. 2026 yılında iklim koşulları daha iyi seyir izlediği takdirde ihracattaki kayıplarımızı telafi edebiliriz. Yıllık 2 milyar dolar ihracat rakamına ulaşabiliriz.” Türkiye, 1 Ocak – 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında 166 milyon dolarlık çekirdeksiz kuru üzüm ihraç ederken, kuru incir ihracatı 134 milyon dolar oldu. Kuru kayısı ihracatı 97 milyon dolar olarak kayıtlara geçerken, Antep fıstığından elde edilen döviz geliri 50,5 milyon dolar oldu. Badem ihracatı 38,5 milyon dolar, çam fıstığı ihracatı 14 milyon dolar, ceviz ihracatı 11,5 milyon dolar ve leblebi ihracatı 10 milyon dolar döviz kazandırdı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay, EKMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ferhat Şen, EKMİB Yönetim Kurulu Üyeleri Barış Bayhan, Nejat Almış, Miray Usta, Naci Çetin, Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yalçın Geyik ve GAİB Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Abdülkadir Çıkmaz, İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Semih Ergüder ve İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Çınar, Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Üyesi olarak görev yapacaklar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır, Orta Asya’da Madenciliğin Analiz Merkezi Oldu Haber

Eti Bakır, Orta Asya’da Madenciliğin Analiz Merkezi Oldu

Başarılı analizleri sayesinde Kırgızistan Merkez Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen Eti Bakır Tereksay Kimyasal-Analitik Laboratuvarı, artık uluslararası alanda farklı şirketler için de analizler gerçekleştirebilecek. Kırgızistan’da altın madeni üretimi gerçekleştiren Eti Bakır Tereksay İşletmesi’nin Kimyasal-Analitik Laboratuvarı’nın; uluslararası uygulamalarda kalite ve güvenilirliğin temel göstergelerinden biri olarak kabul edilen ISO 17025:2017 (GOST ISO/IEC 17025:2017) standardına uygunluğu belgelendirildi. Kırgızistan Merkez Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen laboratuvar, uluslararası alanda farklı şirketlerden gelecek maden numunelerini de analiz edebilecek. GÜVENİLİRLİĞİ ONAYLANDI Eti Bakır Tereksay Kimyasal-Analitik Laboratuvarı Müdürü Engin Hacıislamoğlu, akredite laboratuvar ünvanının, yapılan analizlerin doğru, tekrarlanabilir ve güvenilir kılması açısından önemine dikkat çekti. Hem Türk hem de Kırgız; laboratuvardaki tüm çalışma arkadaşlarının bilgi birikimlerini uyum içerisinde analizlerine yansıttıklarını kaydeden Hacıislamoğlu, “Derin tarihsel ve kültürel bağlarımız sayesinde dost ve kardeş ülke Kırgızistan’da elde ettiğimiz başarılarımıza bir yenisini daha ekledik. Aldığımız akreditasyonla birlikte cevher ve konsantre numunelerinde altın (Au), gümüş (Ag), karbon (C) ve kükürt (S) analizlerimiz, uluslararası geçerliliğe sahip olacak. Bu akreditasyon, laboratuvardaki çalışma arkadaşlarımızın yüksek yetkinliğini, gerçekleştirdiğimiz analizlerin doğruluğunu ve laboratuvar süreçlerimizin teknolojik olgunluğunu resmi olarak teyit ediyor. Gelecek dönemde laboratuvar ve analiz altyapımızın geliştirilmesine yönelik yatırımlarımızı sürdüreceğiz” dedi. Akreditasyonun iyi bir kalite yönetim sistemine sahip olmasını da zorunlu kıldığını ifade eden Hacıislamoğlu, böylece tüm süreçlerinde kalite çıtasını sürekli artıracaklarını da sözlerine ekledi. Eti Bakır Tereksay bünyesinde faaliyet gösteren laboratuvarda 44 kişi görev alıyor. Türk ve Kırgız çalışanları ile günde 500’den fazla analiz gerçekleştiren laboratuvar, alınan akreditasyonla birlikte Orta Asya’da madencilik açısından bir merkez haline geldi. Laboratuvar, güçlü teknolojik altyapısı ve kullanılan yöntemlerle hata payını en aza indirerek elde edilen verilerin yüksek güvenilirliğini garanti altına alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Apitera’ya Bir Ödül Daha! Haber

Apitera’ya Bir Ödül Daha!

Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera’nın yenilikçi ürünlerinden biri olan pastili, Marketing Türkiye ve YouGov işbirliği ile gerçekleştirilen “Yılın İnovatif Ürünleri” araştırmasında gıda takviyeleri kategorisinde “Yılın İnovatif Pastili” seçildi. Apitera’nın doğal bal, propolis ve turp içeren pastili, 12 ilde yürütülen araştırmada, geleneksel bir yöntemi modern yaşamın ihtiyaçlarına uygun, erişilebilir ve yenilikçi bir forma taşımasıyla öne çıktı. Pastil, Anadolu’da geleneksel olarak kullanılan turp ve bal karışımından ilham alınarak Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde geliştirildi. Bu yıl 9’uncusu gerçekleştirilen araştırma kapsamında, 16 farklı kategoride 71 marka değerlendirildi. Gıda takviyeleri kategorisinde yılın en inovatif ürünleri arasında gösterilen, doğal bal, propolis ve turp içeriğiyle Apitera Pastil, tüketici beklentilerine uygun yenilikçi yapısıyla öne çıktı. Marka, geçtiğimiz yıl da Apitera Propolisli Yetişkin ve Çocuk Spreyleri ile sektörün önde gelen platformlarında kazandığı “Ürün İnovasyonu” birincilik ödülleriyle yenilikçi yaklaşımını ortaya koymuştu. Gelenekten ilham alan güçlü inovasyon Karakavak propolisinin kullanıldığı Apitera Pastil, geleneksel bir yöntemi modern tüketici beklentileriyle buluşturarak güçlü bir inovasyon örneği sundu. İçeriğinin yanı sıra tat dengesi ve tüketim kolaylığı gibi unsurlar da ürün geliştirme sürecinde belirleyici oldu. Böylece Apitera Propolis ve Turp İçeren Pastil, günlük yaşamın her anında pratik şekilde kullanılabilecek formuyla tüketici beğenisine sunuldu. Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, “Geliştirdiğimiz her Apitera ürününde, doğadan gelen değeri bilimsel çalışmalarla desteklemeyi ve standardize etmeyi hedefliyoruz. Apitera Propolis ve Turp İçeren Pastil ile de geleneksel bir yöntemi arı ürünleri konusundaki uzmanlığımız ve bilimsel yaklaşımımızla yeniden yorumladık, böylece geliştirdiğimiz ürünü modern çağın beklentilerine uygun bir forma taşıdık. Aldığımız bu ödül, tüketicilerin ihtiyaçlarını doğru okuyarak geliştirdiğimiz inovasyon anlayışımızın güçlü bir örneğidir” dedi. Tüketici içgörüsüyle şekillenen ürün yaklaşımı Ürün, piyasaya sunulmasının ardından kısa sürede tüketiciden olumlu geri dönüş aldı ve Apitera markasının büyüme yolculuğunda önemli bir rol üstlendi. Tüketici içgörüsünü merkeze alan yaklaşım, ürünün başarısında belirleyici oldu. Balparmak Pazarlama Direktörü Ilgın Övül Yağız, “Tüketicilerin, doğal ve etkili içeriklere yönelirken aynı zamanda pratik ve keyifli bir kullanım deneyimi aradığını görüyoruz. ‘Etkili ama lezzet bakımından tüketimi zor’ algısını kıran bu yaklaşımın ödülle taçlanması bizim için çok değerli. Bu başarıyı tüketici içgörüsünü merkeze alan yaklaşımımızın bir sonucu olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı. Apitera markası, Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde yürütülen çalışmalarla geliştirilen arı ürünleri temelli yenilikçi takviye edici gıda çözümleri sunmaya devam ediyor. Propolis başta olmak üzere arı ürünleriyle zenginleştirilen ürün ailesi, farklı kullanım formlarıyla iyi yaşam alanındaki inovasyon odağını yansıtıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.