Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kalite Kontrol

Kapsül Haber Ajansı - Kalite Kontrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalite Kontrol haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAFE ve DEUTZ AG Küresel Üretim Ortaklığını Güçlendiriyor Haber

TAFE ve DEUTZ AG Küresel Üretim Ortaklığını Güçlendiriyor

Yeni tesis, TAFE'nin küresel üretim kapasitesini ve ileri üretim teknolojilerindeki yetkinliğini artırırken, şirketin uluslararası pazarlara yönelik motor üretim kabiliyetini de önemli ölçüde güçlendirecek. Endüstri 4.0 tabanlı üretim altyapısı, tam entegre dijital üretim yönetim sistemi (MES) ve gelişmiş kalite kontrol süreçleriyle donatılan tesiste, DEUTZ lisanslı 2,2 ve 2,9 litrelik motorlar hem Hindistan hem de uluslararası pazarlar için üretilecek. Yıllık 35 bin motor ve 50 bin alt montaj üretim kapasitesine sahip tesis, TAFE ile DEUTZ arasındaki ilk üretim iş birliği olma özelliğini de taşıyor. Açılışta konuşan TAFE Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Mallika Srinivasan, şunları söyledi: "TAFE'nin büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına tanıklık ediyoruz. TAFE ve Amalgamations Group birlikte, 2030 yılına kadar yıllık motor üretim kapasitesini 400 binden 550 bine çıkarmayı hedefleyen, Hindistan'ın en büyük motor üretim ekosistemlerinden birini oluşturuyor. Avrupa'nın önde gelen motor üreticilerinden ve dizel motor teknolojisinin öncülerinden biri olan DEUTZ ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, Alman mühendisliğinin hassasiyetini Hindistan'ın güçlü üretim altyapısıyla buluşturuyor." TAFE Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Lakshmi Venu ise şöyle konuştu: "TAFE Motors-DEUTZ üretim tesisi, gelişmiş üretim teknolojilerine, güçlü kalite sistemlerine ve sürekli yetkinlik geliştirmeye yaptığımız yatırımların somut bir göstergesidir. Bu sayede hem Hindistan'daki hem de uluslararası pazarlardaki değişen ihtiyaçlara daha hızlı yanıt verebileceğiz. Çalışanlarının yüzde 40'ını kadınların oluşturduğu tesisimiz, toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflerimize katkı sağlamaya da devam ediyor." TAFE CEO'su Sandeep Sinha ise şunları söyledi: "TAFE-DEUTZ üretim tesisi; üretim, test ve lojistik süreçlerinde yüksek seviyede otomasyonun yanı sıra kritik montaj operasyonlarında görüntü işleme sistemleri, robotlar ve kolaboratif robotlardan (cobot) yararlanarak dünya standartlarında ürünleri yüksek hacimlerde üretebilme kabiliyetimizi ortaya koyuyor. Hindistan ve uluslararası pazarlardaki müşterilerimize üstün değer sunacak dünya standartlarında bir üretim platformu oluşturuyoruz. Ayrıca tesisimiz, küresel kalite standartlarını güvence altına almak amacıyla tam dijital izlenebilirlik sağlayan son teknoloji motor test merkezi ve gelişmiş kalite laboratuvarıyla donatıldı." DEUTZ CEO'su Dr. Sebastian Schulte ise şu değerlendirmede bulundu:
 "Alwar'daki yeni DEUTZ motor montaj hattının açılışı, TAFE ile yürüttüğümüz iş birliği açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Bu yatırım, ortak vizyonumuzu üretime dönüştürme konusunda her iki ekibin ortaya koyduğu güçlü iş birliğinin ve kararlılığının somut bir göstergesidir." Bu yeni yatırımla küresel üretim ağını daha da güçlendiren TAFE, ileri mühendislik, dijital üretim teknolojileri ve uluslararası iş birliklerindeki yetkinliklerini geliştirmeyi sürdürüyor. Şirket, daha güçlü ve teknolojik açıdan daha gelişmiş üretim altyapısıyla dünya genelindeki müşterilerine daha etkin hizmet sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilir Gıda Üretiminde Bitkisel Yağların Önemi Haber

Sürdürülebilir Gıda Üretiminde Bitkisel Yağların Önemi

Palm yağı, doğal bileşimi ve fiziksel fraksiyonlara ayrılabilme özelliği sayesinde formülasyon esnekliği, stabilite, tekstür ve maliyet verimliliği sunuyor. Bilimsel veriler de palm yağının uygun rafinasyon, kalite kontrol ve sürdürülebilir tedarik süreçleriyle güvenle değerlendirilebileceğini gösteriyor. Palm yağı, doğal bileşimi sayesinde tamamen fiziksel yöntemlerle farklı fraksiyonlara ayrılabiliyor ve gıda endüstrisinde geniş kullanım alanına sahip önemli bitkisel yağlardan biri olarak kabul ediliyor. Palm orta fraksiyonları, palm olein ve palm süper olein gibi türevler; formülasyon esnekliği, stabilite, tekstür ve maliyet etkinliği nedeniyle birçok gıda uygulamasında tercih ediliyor. Palm çekirdeği yağı ise hindistan cevizi yağına benzer şekilde fonksiyonel özellikleriyle öne çıkıyor. Gıda üreticilerine yapı, ağızda bıraktığı doku ve his, erime profili ve ürün performansı açısından önemli avantajlar sağlıyor. Bununla birlikte, palm yağına ilişkin kamuoyu algısı zaman zaman “toksik maddeler içerir” ya da “sürdürülebilir değildir” gibi bilimsel gerçeklerle örtüşmeyen genelleştirilmiş iddialarla şekillenebiliyor. Bilimsel çerçeveden uzaklaşan bu tür algılar, gıda sektörünün önemli bir bileşene temkinli yaklaşmasına neden olabiliyor. Palm yağının fonksiyonel özellikleri, onu birçok gıda kategorisinde yerleşik bir bileşen hâline getirirken; uygun maliyeti ve çok yönlülüğü, dünya nüfusunun önemli bir bölümü için beslenmeye erişimi desteklemede güçlü bir rol oynuyor. Nitekim uygun rafinasyon yöntemleri, kalite kontrol uygulamaları ve sürdürülebilir tedarik süreçleriyle palm yağları, diğer rafine bitkisel tohum yağlarında olduğu gibi bitkisel yağ formülasyonlarında güvenle kullanılabilecek hammaddeler arasında değerlendirilebiliyor. Bilimsel çalışmalar, ürün geliştirme süreçleri ve Ar-Ge uygulamaları; palm yağının uygun kullanım alanları çerçevesinde ele alınmasının hem sektörün inovasyon kapasitesine hem de tüketicilerin kaliteli ve erişilebilir fiyatlı gıda ürünlerine ulaşmasına katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Dr. Fahri Yemişçioğlu: “Gıda Endüstrisinde Palm Yağına Bilimsel ve Objektif Bir Bakış Önemli” Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu, palm yağına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Palm yağı, teknik özellikleri ve fonksiyonel yapısı nedeniyle gıda endüstrisinde önemli bir hammaddedir. Burada kritik nokta, bu yağın bilimsel veriler ışığında, doğru kalite standartları ve sürdürülebilir tedarik yaklaşımıyla değerlendirilmesidir. Sektörümüz açısından palm yağlarının da diğer rafine bitkisel yağlar gibi Ar-Ge ve üretim süreçlerinde objektif biçimde ele alınması büyük önem taşımaktadır. Palm yağı, gıda uygulamalarında tekstür, yapı ve kıvam açısından önemli fonksiyonel faydalar sunarken, tutarlı ürün kalitesinin desteklenmesine de katkı sağlamaktadır.” Palm yağının yanlış bilgiler yerine bilimsel veriler temelinde değerlendirilmesinin önemini vurgulayan Yemişçioğlu, palm yağlarının gıda endüstrisinin ürün performansı, istikrarlı kalite ve ekonomik erişilebilirlik hedefleri doğrultusunda fonksiyonel ve değerli bitkisel yağ seçenekleri arasında yer almaya devam ettiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Opaş Elektrik, Yeni LB2 Serisi Güç Ayırıcı Şalterlerini Tanıttı Haber

Opaş Elektrik, Yeni LB2 Serisi Güç Ayırıcı Şalterlerini Tanıttı

1982 yılından bu yana paket şalter üretimi alanında faaliyet gösteren Opaş Elektrik, 44 yılı aşkın tecrübesi, 66.000 ürün çeşitliliği ve 37 ülkeye ulaşan ihracat ağıyla sektördeki yerli üretim gücünü temsil ediyor. Şirket, yeni LB2 Serisi ile ürün gamını genişletirken; endüstriyel tesisler, pano üreticileri, makine imalatçıları ve elektrik altyapı uygulamalarına yönelik güvenilir anahtarlama çözümleri sunmayı hedefliyor. Yerli mühendislik gücüyle geliştirilen yeni seri, Opaş Elektrik'in teknolojiye, kaliteye ve sürdürülebilir büyümeye verdiği önemin de somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Lansmanda misafirler, Yönetim Kurulu Üyeleri Atakan Obuz, Fatih Obuz ve Opaş Elektrik Bölge Sorumlusu Doruk Erdoğan Tunca ev sahipliğinde, sektör profesyonellerinin yoğun katılımıyla ağırlandı. Program kapsamında düzenlenen fabrika turunda katılımcılar, üretim süreçlerini, kalite kontrol aşamalarını ve Opaş Elektrik'in üretim altyapısını yakından görme imkânı buldu. Üretim sahasında gerçekleştirilen teknik bilgilendirmeler sayesinde ziyaretçiler, ürünlerin tasarım aşamasından nihai kalite kontrollerine kadar geçen süreç hakkında detaylı bilgi edinirken, firmanın yüksek üretim standartlarını ve müşteri odaklı yaklaşımını da yerinde gözlemleme fırsatı yakaladı. LB2 SERİSİ İLE ENDÜSTRİYEL UYGULAMALARDA GÜVENİLİR ANAHTARLAMA ÇÖZÜMÜ LB2 Serisi güç ayırıcı şalterler; elektrik enerjisinin güvenli şekilde açılıp kapatılması, ekipmanların bakım sırasında sistemden izole edilmesi ve tesislerde operasyon sürekliliğinin sağlanması açısından kritik görev üstleniyor. Endüstriyel tesislerden makine imalatına, enerji dağıtım panolarından otomasyon uygulamalarına kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan ürün ailesi; dayanıklı yapısı, uzun mekanik ömrü ve güvenilir anahtarlama performansıyla işletmelerin güvenlik ve verimlilik beklentilerine yanıt veriyor. Zorlu çalışma koşullarına uygun olarak geliştirilen LB2 Serisi, bakım süreçlerini kolaylaştırırken sistem güvenliğini artırıyor ve işletmelerin üretim hedeflerine katkı sağlıyor. Etkinlik kapsamında Opaş Elektrik Yönetim Kurulu Üyesi Atakan Obuz, LB2 Serisi güç ayırıcı şalterlerin teknik özellikleri, kullanım alanları ve pazara sunduğu avantajlara ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumda ürün ailesinin güvenli enerji yönetimi, dayanıklı yapı, uygulama esnekliği ve iş ortaklarına sağlayacağı ticari katkılar üzerinde duruldu. Bununla birlikte ürünlerin farklı sektörlerdeki kullanım senaryoları, saha ihtiyaçlarına sunduğu çözümler ve Opaş Elektrik'in gelecekteki ürün geliştirme vizyonu hakkında da katılımcılarla detaylı bilgiler paylaşıldı. Kahvaltı ile başlayan program, ürün sunumu ve fabrika turunun ardından öğle yemeği ve karşılıklı görüşmelerle devam etti. Yoğun bayi ve iş ortağı katılımıyla gerçekleşen etkinlik, yalnızca bir ürün tanıtımı değil; aynı zamanda Opaş Elektrik'in güçlü bayi ağıyla kurduğu sürdürülebilir iş birliğinin de göstergesi oldu. Katılımcılarla gerçekleştirilen görüşmeler, yeni iş fırsatlarının değerlendirilmesine ve mevcut iş birliklerinin güçlendirilmesine katkı sağladı.Etkinlik boyunca öne çıkan bir diğer unsur ise Opaş Elektrik'in uzun yıllara dayanan üretim tecrübesi ile yenilikçi yaklaşımını aynı çatı altında buluşturma başarısı oldu. Sektördeki değişen ihtiyaçları yakından takip eden firma, müşteri beklentilerine uygun ürün geliştirme anlayışı ve güçlü teknik desteğiyle iş ortaklarına uzun vadeli değer sunmayı sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. LB2 Serisi güç ayırıcı şalterleriyle elektrik sektöründe güvenli, dayanıklı ve rekabetçi çözümler sunmayı sürdürürken; yerli üretim, teknik uzmanlık ve güçlü iş ortaklığı anlayışıyla pazardaki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Ar-Ge yatırımları, kalite odaklı üretim yaklaşımı ve ihracat pazarlarındaki büyüme stratejisine devam eden şirket, önümüzdeki dönemde de sektöre değer katan yenilikçi ürünleriyle hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda büyümesini sürdürmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Arayanlara Müjde: Akia Otomotiv 396 Personel Alacak Haber

İş Arayanlara Müjde: Akia Otomotiv 396 Personel Alacak

İnegöl Belediyesi’nin iş arayan vatandaşlar ve işverenleri buluşturabilmek adına kurduğu Kariyer ve İstihdam Merkezi (KİM-O), üretim merkezi İnegöl’ün istihdamına katkı sağlamaya devam ediyor. Bu kapsamda bir yandan iş arayan vatandaşları havuzunda toplayıp bir yandan da eleman arayan firmalarla iletişimini sürdürerek doğru işe doğru kişiyi yönlendirme görevi üstlenen İnegöl Belediyesi KİM-O, Akıa Otomotiv firmasında 5 farklı alanda çalışacak personel alımları için bir iş duyurusu paylaştı. 5 AYRI BÖLÜM İÇİN 396 PERSONEL ALINACAK İnegöl Belediyesi Kariyer ve İstihdam Merkezinden yapılan açıklamada, Akıa Otomotiv firmasında çalışmak üzere personel alımı yapılacağı duyuruldu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kariyer ve İstihdam Merkezimizle iş birliği yapan Akıa Otomotiv firması; 95 kaynak operatörü (gazaltı), 28 depo elemanı, 98 elektrik-mekanik montaj operatörü, 152 trim operatörü ve 23 kalite kontrol elemanı olmak üzere 5 ayrı alanda görev yapacak personeller alacak. Aranan genel şartlarda başvuracak kişilerin 20-45 yaş aralığında ifade edildi. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren şirketin İnegöl Otobüs fabrikasında istihdam edilmek üzere alınacak personellerin haftanın 5 günü 08.30-18.15 arasında çalışma yapacağı, Cumartesi Pazar günlerinin tatil olduğu kaydedildi. Başvuracak kişilerin ayrıca İnegöl, Bursa veya Yenişehir'de ikamet etmesinin tercih sebebi olduğu belirtildi. Alım yapılacak bölümlere göre aranan kriterler ise şöyle: Kaynak Operatörü (Gazaltı): Tercihen meslek lisesi mezunu (tercihen kaynak bölümü), kaynak operatörü olarak en az 3 yıl deneyimli, askerlik ile ilişiği olmayan erkek personeller alınacak. Depo elemanı: Depo elemanı pozisyonunda en az 3 yıl deneyimli, el terminali kullanabilen, askerlik ile ilişiği olmayan erkek personeller alınacak. Elektrik-Mekanik Montaj Operatörü: Elektrik veya mekanik montaj operatörü görevinde en az 3 yıl deneyimli, askerlik ile ilişiği olmayan erkek personeller alınacaktır. Trim Operatörü: Montaj alanında en az 3 yıl deneyimli, askerlik ile ilişiği olmayan erkek personeller alınacak. Kalite kontrol elemanı: En az meslek lisesi mezunu, 20-40 yaş aralığında, otomotiv sektöründe kalite bölümünde minimum 2 yıl tecrübeli, teknik resim okuyabilen, ölçüm cihazları (kumpas, mikrometre, tork) kontrol ekipmanları (mastar vb.) üniversal ölçüm aletlerini kullanabilen, imalat tekniği ve süreçlerini bilen, ön düzen ve rot ayarları ile ilgili bilgi sahibi olan, askerlik ile ilişiği olmayan erkek personeller alınacak. BAŞVURULAR 11 HAZİRAN PERŞEMBE GÜNÜ ALINACAK Akıa Otomotiv firmasıyla yapılacak 396 kişilik personel alımı için başvurular 11 Haziran Perşembe günü 10.30’da İnegöl Belediyesi Yeni Hizmet Binası zemin katındaki çok amaçlı salonda alınacak. Yapılacak alımla ilgili detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar 153 hatları üzerinden ve 0 224 715 10 10 Nolu telefondan İnegöl Belediyesi Kariyer ve İstihdam Merkezine ulaşabilirler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım, Güvenli Gıdaya Ulaşmanın Herkesin Hakkı Olduğuna Dikkat Çekiyor  Haber

Sunar Yatırım, Güvenli Gıdaya Ulaşmanın Herkesin Hakkı Olduğuna Dikkat Çekiyor 

Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 7 Haziran’da kutlanan Dünya Gıda Güvenliği Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, güvenli gıdanın artık yalnızca ürün güvenliğini değil; izlenebilirlik, sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı ve kriz dönemlerinde erişilebilirliği de kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi. Güvenli gıdanın önemine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Gıda Güvenliği Günü, güvenilir gıdaya erişimin insan sağlığı, toplumsal refah ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolünü her yıl yeniden gündeme taşıyor. Adana’da 50 yıl önce tarımla başlayan yolculuğunu bugün küresel arenaya taşıyan Sunar Yatırım, faaliyetlerini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında sürdürüyor. Şirket; bitkisel sıvı yağ, un, yem, mısır nişastası bazlı endüstriyel ham madde ve biyo-bozunur plastik üretimi gerçekleştiriyor. Sunar Yatırım, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle birlikte gıda güvenliğinin daha da stratejik bir konu haline geldiğine dikkat çekiyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan tüm zincirin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “Sunar olarak gıda güvenliğini tüm üretim süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tarladan başlayarak nihai ürüne kadar uzanan değer zincirinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve güvenlik standartlarını titizlikle uyguluyor; ulusal ve uluslararası standartlara uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Teknoloji yatırımlarımız, kalite kontrol sistemlerimiz ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızla güvenli gıdaya erişimin desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Toplum sağlığının korunması ve sürdürülebilir bir gıda sisteminin oluşturulması ancak bu anlayışla mümkün olabilir. Güvenli gıda bir ayrıcalık değil, herkesin erişebilmesi gereken temel bir haktır. Bu hakkın korunması ise sürekli iyileştirme, bilim temelli uygulamalar ve güçlü iş birlikleriyle mümkündür.” dedi. Küresel riskler gıda sistemlerini yeniden şekillendiriyor Günümüzde gıda güvenliğini tehdit eden riskler hakkında da değerlendirmede bulunan Çomu sözlerine şöyle devam etti: “Değişim gösteren sıcaklık dalgalanmaları, kuraklıklar, seller ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi; savaşlar ve bölgesel çatışmalar küresel ticaret akışlarını ve lojistik ağları doğrudan etkiliyor. Enerji, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet baskıları da üretimin sürdürülebilirliği üzerinde önemli riskler oluşturuyor. Bunlarla beraber gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler de insan sağlığı noktasında küresel ölçekte önemini koruyor. Gıda üretimi ve erişiminde tüm bu noktalar dikkate alınarak, bilim temelli kontrol mekanizmalarının ve etkin risk yönetimi sistemlerinin devreye alınması kritik rol oynuyor.” “Gıda güvenliği artık çok daha geniş bir kavram” Küresel gelişmelerin etkisiyle gıda güvenliği anlayışının da dönüşüm geçirdiğini belirten Sunar Yatırım, günümüzde güvenli gıdanın yalnızca ürün güvenliğiyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu; sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı, izlenebilirlik, şeffaflık ve kriz dönemlerinde güvenilir gıdaya erişim konularının da gıda güvenliği kavramının ayrılmaz unsurları haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle riskleri önceden öngören ve tüm değer zinciri boyunca bu riskleri yöneten proaktif yaklaşımın her geçen gün daha da önem kazandığına dikkat çekti. Üretim standartları ve vizyonel yaklaşımla küresel pazarda sürdürülebilir büyüme Sunar Yatırım, kalite ve gıda güvenliğini, uluslararası standartlara dayalı yönetim sistemleriyle güvence altına alıyor. Şirket; Excipact GMP, ISO 22000 ve FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, Non-GMO ve ürün uygunluk belgeleri gibi uluslararası kabul görmüş sertifikasyonlarla faaliyetlerini yürütüyor. Bu sertifikasyonlar, tüm süreçlerin uluslararası standartlara uygun, denetlenebilir ve izlenebilir şekilde yönetilmesini desteklerken; müşteriler, iş ortakları ve diğer paydaşlar nezdinde güven oluşturuyor. Ürünlerini 110’dan fazla ülkeye ihraç eden Sunar Yatırım, farklı pazarların mevzuat ve kalite gerekliliklerini yakından takip ederek müşteri beklentilerine uyum sağlıyor. Güçlü izlenebilirlik sistemleri, kalite kontrol uygulamaları, tedarikçi yönetimi ve denetim süreçleriyle ham madde tedarikinden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda gıda güvenliğini ön planda tutuyor. Şirket ayrıca sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında yürüttüğü çalışmalarla tarımsal üretimde kalite ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlarken, tedarik zincirinin güvenilirliğini de destekliyor. Temel ham maddelerin sürdürülebilir kaynaklardan temin edilmesini stratejik öncelik olarak gören Sunar Yatırım, tedarik zincirine çevresel ve sosyal sorumluluk kriterlerini entegre ederken, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Şirket, uluslararası standartlarda üretim anlayışı, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve güçlü ihracat performansıyla Türkiye'nin küresel pazardaki güvenilir gıda tedarikçisi konumuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Krizi ve Jeopolitik Riskler Gıda Güvenliğini Ön Plana Çıkarıyor Haber

İklim Krizi ve Jeopolitik Riskler Gıda Güvenliğini Ön Plana Çıkarıyor

Güvenli gıdanın önemine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Gıda Güvenliği Günü, güvenilir gıdaya erişimin insan sağlığı, toplumsal refah ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolünü her yıl yeniden gündeme taşıyor. Adana’da 50 yıl önce tarımla başlayan yolculuğunu bugün küresel arenaya taşıyan Sunar Yatırım, faaliyetlerini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında sürdürüyor. Şirket; bitkisel sıvı yağ, un, yem, mısır nişastası bazlı endüstriyel ham madde ve biyo-bozunur plastik üretimi gerçekleştiriyor. Sunar Yatırım, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle birlikte gıda güvenliğinin daha da stratejik bir konu haline geldiğine dikkat çekiyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan tüm zincirin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “Sunar olarak gıda güvenliğini tüm üretim süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tarladan başlayarak nihai ürüne kadar uzanan değer zincirinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve güvenlik standartlarını titizlikle uyguluyor; ulusal ve uluslararası standartlara uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Teknoloji yatırımlarımız, kalite kontrol sistemlerimiz ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızla güvenli gıdaya erişimin desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Toplum sağlığının korunması ve sürdürülebilir bir gıda sisteminin oluşturulması ancak bu anlayışla mümkün olabilir. Güvenli gıda bir ayrıcalık değil, herkesin erişebilmesi gereken temel bir haktır. Bu hakkın korunması ise sürekli iyileştirme, bilim temelli uygulamalar ve güçlü iş birlikleriyle mümkündür.” dedi. Küresel riskler gıda sistemlerini yeniden şekillendiriyor Günümüzde gıda güvenliğini tehdit eden riskler hakkında da değerlendirmede bulunan Çomu sözlerine şöyle devam etti: “Değişim gösteren sıcaklık dalgalanmaları, kuraklıklar, seller ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi; savaşlar ve bölgesel çatışmalar küresel ticaret akışlarını ve lojistik ağları doğrudan etkiliyor. Enerji, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet baskıları da üretimin sürdürülebilirliği üzerinde önemli riskler oluşturuyor. Bunlarla beraber gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler de insan sağlığı noktasında küresel ölçekte önemini koruyor. Gıda üretimi ve erişiminde tüm bu noktalar dikkate alınarak, bilim temelli kontrol mekanizmalarının ve etkin risk yönetimi sistemlerinin devreye alınması kritik rol oynuyor.” “Gıda güvenliği artık çok daha geniş bir kavram” Küresel gelişmelerin etkisiyle gıda güvenliği anlayışının da dönüşüm geçirdiğini belirten Sunar Yatırım, günümüzde güvenli gıdanın yalnızca ürün güvenliğiyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu; sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı, izlenebilirlik, şeffaflık ve kriz dönemlerinde güvenilir gıdaya erişim konularının da gıda güvenliği kavramının ayrılmaz unsurları haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle riskleri önceden öngören ve tüm değer zinciri boyunca bu riskleri yöneten proaktif yaklaşımın her geçen gün daha da önem kazandığına dikkat çekti. Üretim standartları ve vizyonel yaklaşımla küresel pazarda sürdürülebilir büyüme Sunar Yatırım, kalite ve gıda güvenliğini, uluslararası standartlara dayalı yönetim sistemleriyle güvence altına alıyor. Şirket; Excipact GMP, ISO 22000 ve FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, Non-GMO ve ürün uygunluk belgeleri gibi uluslararası kabul görmüş sertifikasyonlarla faaliyetlerini yürütüyor. Bu sertifikasyonlar, tüm süreçlerin uluslararası standartlara uygun, denetlenebilir ve izlenebilir şekilde yönetilmesini desteklerken; müşteriler, iş ortakları ve diğer paydaşlar nezdinde güven oluşturuyor. Ürünlerini 110’dan fazla ülkeye ihraç eden Sunar Yatırım, farklı pazarların mevzuat ve kalite gerekliliklerini yakından takip ederek müşteri beklentilerine uyum sağlıyor. Güçlü izlenebilirlik sistemleri, kalite kontrol uygulamaları, tedarikçi yönetimi ve denetim süreçleriyle ham madde tedarikinden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda gıda güvenliğini ön planda tutuyor. Şirket ayrıca sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında yürüttüğü çalışmalarla tarımsal üretimde kalite ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlarken, tedarik zincirinin güvenilirliğini de destekliyor. Temel ham maddelerin sürdürülebilir kaynaklardan temin edilmesini stratejik öncelik olarak gören Sunar Yatırım, tedarik zincirine çevresel ve sosyal sorumluluk kriterlerini entegre ederken, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Şirket, uluslararası standartlarda üretim anlayışı, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve güçlü ihracat performansıyla Türkiye'nin küresel pazardaki güvenilir gıda tedarikçisi konumuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Sunar Yatırım Hakkında: Yarım asrı aşkın köklü geçmişiyle tarım, gıda ve biyoendüstri alanında faaliyet gösteren Sunar Yatırım; mısır nişastası bazlı endüstriyel hammadde, bitkisel sıvı yağ, un, yem ve biyo-bozunur plastik üreterek 6 kıtada, 100’ün üzerinde ülkeye ulaştırıyor. 1400’den fazla çalışanı başta olmak üzere çiftçiler, tüketiciler, iş ortakları, yerel yönetimler ve diğer tüm paydaşlarıyla geniş bir değer zinciri kuran Sunar, Ar-Ge ve ileri teknolojilere yaptığı yatırımlarla tarıma dayalı ve çevre dostu sürdürülebilir üretime liderlik ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arvato’dan Türkiye’ye 50.000 m²’lik Yeni Lojistik Operasyon Merkezi Haber

Arvato’dan Türkiye’ye 50.000 m²’lik Yeni Lojistik Operasyon Merkezi

Arvato, Kocaeli Çayırova’da hayata geçirdiği 50.000 m²’lik yeni lojistik tesisi Platform C3 ile Türkiye’deki operasyon ağını genişletiyor. Artan sipariş hacimleri, hızlanan teslimat beklentileri ve kusursuz müşteri deneyimi ihtiyacı, uluslararası moda ve e-ticaret markaları üzerindeki operasyonel baskıyı her geçen gün artırıyor. Arvato, Platform C3 yatırımıyla bu değişen ihtiyaçlara yanıt verirken, markalara daha ölçeklenebilir, hızlı ve esnek tedarik zinciri çözümleri sunmayı hedefliyor. Moda ve E-Ticaret operasyonları için tasarlandı Platform C3, yüksek hacimli operasyonları desteklemek üzere ölçeklenebilir sipariş karşılama kapasitesi ve entegre katma değerli hizmetlerle donatıldı. Yeni tesis, markalara yalnızca verimli ve güvenilir tedarik zinciri operasyonları sunmakla kalmıyor; aynı zamanda sezonsal yoğunluklara, değişen tüketici beklentilerine ve artan kişiselleştirme taleplerine daha hızlı ve esnek şekilde yanıt verme imkânı sağlıyor. Moda sektörünün ihtiyaçlarına özel olarak tasarlanan Katma Değerli Hizmetler altyapısı; nakış, baskı, tünel buharlama, etiketleme ve özel paketleme gibi uygulamalarla markalara esnek ve özelleştirilebilir çözümler sunuyor. Entegre iade yönetimi ve kalite kontrol hizmetleriyle birleşen tesis, markaların tüm satış kanallarında tutarlı bir son müşteri deneyimi oluşturmasına da yardımcı oluyor. Bölgesel büyümeye ve istihdama katkı Platform C3 yatırımı, Arvato’nun Türkiye ve çevre pazarlarda büyüyen uluslararası ve yerel moda markalarına sunduğu hizmet kapasitesini önemli ölçüde artırıyor. Yeni tesisle birlikte 900 kişilik ek istihdam yaratılması planlanıyor. Arvato’nun operasyonel kapasitesini ve bölgesel büyüme hedeflerini destekleyen yatırımın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal şunları söyledi: “Platform C3, Türkiye pazarına duyduğumuz güvenin ve uzun vadeli büyüme vizyonumuzun güçlü bir göstergesi. Bu yatırım ile yalnızca kapasitemizi artırmıyor; moda sektörünün hız, esneklik ve yüksek kalite beklentilerine yanıt verecek güçlü bir lojistik altyapısı oluşturuyoruz.” Dayanıklı ve Güvenli Altyapı, 2030 İklim Hedefleriyle Destekleniyor Platform C3, operasyonel dayanıklılık, çalışan güvenliği ve sürdürülebilirlik odağıyla tasarlandı. Tesis, Türkiye’nin deprem koşullarına uygun olarak Japon sismik standartları doğrultusunda Alasawa tekniğiyle inşa edilirken, gelişmiş yangın güvenliği altyapısıyla lojistik sektöründeki standart uygulamaların ötesine geçen bir koruma seviyesi sunuyor. Tesis ayrıca çeşitli enerji verimliliği önlemleriyle Arvato’nun iklim hedeflerine katkı sağlıyor. Çatıya kurulan güneş enerjisi santrali (GES), tesisin elektrik ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir enerjiyle karşılayacak. LED aydınlatma sistemleri, yüksek yalıtımlı yapı malzemeleri ve verimlilik odaklı mekanik sistemler, tesisin enerji yoğunluğunu ve karbon ayak izini azaltmaya katkı sağlıyor. Türkiye’deki 12 operasyon merkeziyle faaliyet gösteren Arvato, teknoloji odaklı, ölçeklenebilir ve güvenilir tedarik zinciri çözümleri sunarken, bölgesel lojistik ağını güçlendirerek müşterilerinin büyüme yolculuğunu desteklemeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung Klima Montajında Bir İlk: Yapay Zekâ Desteği İle Kurulum Haber

Samsung Klima Montajında Bir İlk: Yapay Zekâ Desteği İle Kurulum

Samsung Electronics Türkiye, satış sonrası hizmetlerde kaliteyi ve müşteri deneyimini ileri taşıyan faaliyetleriyle sektörde dikkat çeken yenilikleri hayata geçirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıl İzmir’de hayata geçirilen Teknisyen Akademisi ile satış sonrası müşteri deneyim yolculuğunu tüm detaylarıyla yeniden yapılandıran şirket, klima kurulumlarında kalite süreçlerini yöneten yapay zekâ destekli kontrol mekanizmasıyla da sektörde dikkatleri üzerine çekiyor. Geleneksel eğitim alanlarından farklı olarak, müşteri deneyiminin her aşaması için özel olarak tasarlanan eğitim alanlarında, teknisyenler süreci birebir simülasyonlarla deneyimleyerek yetkinliklerini geliştiriyor. Samsung, yalnızca ürün teknolojilerinde değil, satış sonrası hizmetlerde de inovasyonu merkeze alan bütüncül bir deneyim sunuyor. Samsung’un Türkiye’deki en önemli yatırımlarından biri olan Teknisyen Akademisinde, sahada görev alan teknisyenler gerçek olay simülasyonları ve yapay zekâ desteği sayesinde iklimlendirme ürünleri başta olmak üzere TV ve beyaz eşya ürünleri için kapsamlı eğitimlerden geçiyorlar. Özel olarak tasarlanan yeni nesil eğitim müfredatı ile yılda yaklaşık 1000 teknisyene kurulum, onarım, bakım ve ürün alanlarında hem teorik hem pratik eğitimlere ek olarak iş güvenliği eğitimleri de veriliyor. Kurulumun kalitesi yapay zekâ ile yönetiliyor Samsung’un geliştirdiği sistem, sahada en sık karşılaşılan konulardan biri olan klima kurulum yerinin doğru seçilmesi ve estetik açıdan uygunluğunu hedefliyor. Akademide, Türkiye’de tasarlanan gerçek bir ev konseptinde teknisyenler, klimanın iç ve dış ünitesinin kurulumunu yapıyor. Uygulama kapsamında teknisyenler, klimanın kurulum işlemini tamamladıktan sonra montaj yapılan alanın fotoğraflarını çekerek yapay zekâ destekli sisteme yüklüyor. Sistem, bu görüntüleri analiz ederek kurulumun estetik, konumlandırma ve uygulama standartlarına uygun olup olmadığını değerlendiriyor. Yapay zekâ; cihazın yerleşimi, çevreyle uyumu, görsel bütünlük ve montaj doğruluğu gibi birçok kriteri aynı anda analiz ederek, uygun olmayan detaylara anında geri bildirim sağlıyor. Tüm kriterlerin karşılanması durumunda ise kurulum süreci onaylanarak tamamlanıyor. Yapay zekâ destekli bu denetim süreci; teknisyenin iş güvenliği ekipman kullanımından, cihazın verimli çalışması için kritik olan tüm değerlerin kontrollerine kadar 10 farklı kritik kontrol noktasını yapay zekâ aracılığıyla anlık olarak doğruluyor. Bu sayede detaylı seviyede bir check-up sürecinden geçen klimanın kurulumu dikkatli bir şekilde tamamlanıp, oda dekorasyonuyla estetik uyumu yakalaması hedefleniyor. Türkiye’de klima kurulumunda yeni standart Samsung Electronics Türkiye’nin bu uygulaması, klima kurulum süreçlerinde Samsung’un ilk kez yapay zekâ destekli kalite kontrol sistemi kullandığı uygulama olma özelliğini taşıyor. Bu yaklaşım, yalnızca teknik doğruluğu değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen estetik unsurları da kurulum sürecinin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Teknisyen Akademisi ile uçtan uca kalite yaklaşımı Samsung’un İzmir’de kurduğu Teknisyen Akademisi, satış sonrası hizmetlerde standartları yükseltmek amacıyla teknisyenlerin eğitimine odaklanıyor. Akademide yetiştirilen uzman ekipler hem teknik bilgi hem de müşteri deneyimi odağında eğitim alarak sahaya hazırlanıyor. Deneyimli teknisyenler ise özel olarak tasarlanan yapay zekâ destekli simülasyon alanlarında bilgilerini pekiştirme fırsatı buluyor. Akademide ayrıca evlerin çoğunda asansör olmaması gerçeğinden yola çıkılarak ürün taşıyan personelin sağlığı, iş güvenliği ve ürünlerin hasar görmemesi için Türkiye’de özel olarak tasarlanan taşıma simülasyonu ile de eğitimler veriliyor. Akademi’de verilen bu pratik eğitimler, sahada yapay zeka denetimiyle birleşerek kurulumun yüksek standartta tamamlanmasını sağlıyor. Böylece eğitimden teknolojiye uzanan bu ‘uçtan uça kalite’ yaklaşımı, müşteri memnuniyetini en üst seviyeye taşıyor. Klima kurulumunda yapay zekâ destekli sistemin kullanılması, akademinin sunduğu eğitim yaklaşımının sahadaki en somut çıktılarından biri olarak öne çıkıyor. *Yapay zeka destekli kurulum değerlendirmesi; montaj sırasında yüklenen fotoğraflar üzerinden belirli kurulum ve işçilik kriterlerinin otomatik olarak analiz edilmesine dayalı kontrol ve yönlendirme uygulamasıdır. Sistem tarafından üretilen sonuçlar kalite kontrol amaçlıdır. Nihai kontrol, uygunluk değerlendirmesi ve uygulama sorumluluğu Samsung Yetkili Servisine aittir. Sonuçlar montaj ortamı, fotoğraf kalitesi ve saha koşullarına göre farklılık gösterebilir. *Yapay zeka destekli kurulum kontrol hizmeti; montaj sürecindeki olası eksikliklerin veya uygunsuzlukların tespit edilerek düzeltilmesine destek olmak amacıyla sunulmaktadır. Bu hizmet, tüm hata ve risklerin eksiksiz şekilde tespit edileceği ya da her koşulda kusursuz kurulum sonucunun garanti edildiği anlamına gelmez. Değerlendirmeler, sisteme yüklenen görseller ve tanımlı kontrol kriterleri kapsamında gerçekleştirilmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.