Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kalite Kontrol

Kapsül Haber Ajansı - Kalite Kontrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalite Kontrol haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İş Arayanlara Müjde: Akia Otomotiv 396 Personel Alacak Haber

İş Arayanlara Müjde: Akia Otomotiv 396 Personel Alacak

İnegöl Belediyesi’nin iş arayan vatandaşlar ve işverenleri buluşturabilmek adına kurduğu Kariyer ve İstihdam Merkezi (KİM-O), üretim merkezi İnegöl’ün istihdamına katkı sağlamaya devam ediyor. Bu kapsamda bir yandan iş arayan vatandaşları havuzunda toplayıp bir yandan da eleman arayan firmalarla iletişimini sürdürerek doğru işe doğru kişiyi yönlendirme görevi üstlenen İnegöl Belediyesi KİM-O, Akıa Otomotiv firmasında 5 farklı alanda çalışacak personel alımları için bir iş duyurusu paylaştı. 5 AYRI BÖLÜM İÇİN 396 PERSONEL ALINACAK İnegöl Belediyesi Kariyer ve İstihdam Merkezinden yapılan açıklamada, Akıa Otomotiv firmasında çalışmak üzere personel alımı yapılacağı duyuruldu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kariyer ve İstihdam Merkezimizle iş birliği yapan Akıa Otomotiv firması; 95 kaynak operatörü (gazaltı), 28 depo elemanı, 98 elektrik-mekanik montaj operatörü, 152 trim operatörü ve 23 kalite kontrol elemanı olmak üzere 5 ayrı alanda görev yapacak personeller alacak. Aranan genel şartlarda başvuracak kişilerin 20-45 yaş aralığında ifade edildi. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren şirketin İnegöl Otobüs fabrikasında istihdam edilmek üzere alınacak personellerin haftanın 5 günü 08.30-18.15 arasında çalışma yapacağı, Cumartesi Pazar günlerinin tatil olduğu kaydedildi. Başvuracak kişilerin ayrıca İnegöl, Bursa veya Yenişehir'de ikamet etmesinin tercih sebebi olduğu belirtildi. Alım yapılacak bölümlere göre aranan kriterler ise şöyle: Kaynak Operatörü (Gazaltı): Tercihen meslek lisesi mezunu (tercihen kaynak bölümü), kaynak operatörü olarak en az 3 yıl deneyimli, askerlik ile ilişiği olmayan erkek personeller alınacak. Depo elemanı: Depo elemanı pozisyonunda en az 3 yıl deneyimli, el terminali kullanabilen, askerlik ile ilişiği olmayan erkek personeller alınacak. Elektrik-Mekanik Montaj Operatörü: Elektrik veya mekanik montaj operatörü görevinde en az 3 yıl deneyimli, askerlik ile ilişiği olmayan erkek personeller alınacaktır. Trim Operatörü: Montaj alanında en az 3 yıl deneyimli, askerlik ile ilişiği olmayan erkek personeller alınacak. Kalite kontrol elemanı: En az meslek lisesi mezunu, 20-40 yaş aralığında, otomotiv sektöründe kalite bölümünde minimum 2 yıl tecrübeli, teknik resim okuyabilen, ölçüm cihazları (kumpas, mikrometre, tork) kontrol ekipmanları (mastar vb.) üniversal ölçüm aletlerini kullanabilen, imalat tekniği ve süreçlerini bilen, ön düzen ve rot ayarları ile ilgili bilgi sahibi olan, askerlik ile ilişiği olmayan erkek personeller alınacak. BAŞVURULAR 11 HAZİRAN PERŞEMBE GÜNÜ ALINACAK Akıa Otomotiv firmasıyla yapılacak 396 kişilik personel alımı için başvurular 11 Haziran Perşembe günü 10.30’da İnegöl Belediyesi Yeni Hizmet Binası zemin katındaki çok amaçlı salonda alınacak. Yapılacak alımla ilgili detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar 153 hatları üzerinden ve 0 224 715 10 10 Nolu telefondan İnegöl Belediyesi Kariyer ve İstihdam Merkezine ulaşabilirler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım, Güvenli Gıdaya Ulaşmanın Herkesin Hakkı Olduğuna Dikkat Çekiyor  Haber

Sunar Yatırım, Güvenli Gıdaya Ulaşmanın Herkesin Hakkı Olduğuna Dikkat Çekiyor 

Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 7 Haziran’da kutlanan Dünya Gıda Güvenliği Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, güvenli gıdanın artık yalnızca ürün güvenliğini değil; izlenebilirlik, sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı ve kriz dönemlerinde erişilebilirliği de kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi. Güvenli gıdanın önemine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Gıda Güvenliği Günü, güvenilir gıdaya erişimin insan sağlığı, toplumsal refah ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolünü her yıl yeniden gündeme taşıyor. Adana’da 50 yıl önce tarımla başlayan yolculuğunu bugün küresel arenaya taşıyan Sunar Yatırım, faaliyetlerini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında sürdürüyor. Şirket; bitkisel sıvı yağ, un, yem, mısır nişastası bazlı endüstriyel ham madde ve biyo-bozunur plastik üretimi gerçekleştiriyor. Sunar Yatırım, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle birlikte gıda güvenliğinin daha da stratejik bir konu haline geldiğine dikkat çekiyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan tüm zincirin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “Sunar olarak gıda güvenliğini tüm üretim süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tarladan başlayarak nihai ürüne kadar uzanan değer zincirinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve güvenlik standartlarını titizlikle uyguluyor; ulusal ve uluslararası standartlara uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Teknoloji yatırımlarımız, kalite kontrol sistemlerimiz ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızla güvenli gıdaya erişimin desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Toplum sağlığının korunması ve sürdürülebilir bir gıda sisteminin oluşturulması ancak bu anlayışla mümkün olabilir. Güvenli gıda bir ayrıcalık değil, herkesin erişebilmesi gereken temel bir haktır. Bu hakkın korunması ise sürekli iyileştirme, bilim temelli uygulamalar ve güçlü iş birlikleriyle mümkündür.” dedi. Küresel riskler gıda sistemlerini yeniden şekillendiriyor Günümüzde gıda güvenliğini tehdit eden riskler hakkında da değerlendirmede bulunan Çomu sözlerine şöyle devam etti: “Değişim gösteren sıcaklık dalgalanmaları, kuraklıklar, seller ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi; savaşlar ve bölgesel çatışmalar küresel ticaret akışlarını ve lojistik ağları doğrudan etkiliyor. Enerji, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet baskıları da üretimin sürdürülebilirliği üzerinde önemli riskler oluşturuyor. Bunlarla beraber gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler de insan sağlığı noktasında küresel ölçekte önemini koruyor. Gıda üretimi ve erişiminde tüm bu noktalar dikkate alınarak, bilim temelli kontrol mekanizmalarının ve etkin risk yönetimi sistemlerinin devreye alınması kritik rol oynuyor.” “Gıda güvenliği artık çok daha geniş bir kavram” Küresel gelişmelerin etkisiyle gıda güvenliği anlayışının da dönüşüm geçirdiğini belirten Sunar Yatırım, günümüzde güvenli gıdanın yalnızca ürün güvenliğiyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu; sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı, izlenebilirlik, şeffaflık ve kriz dönemlerinde güvenilir gıdaya erişim konularının da gıda güvenliği kavramının ayrılmaz unsurları haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle riskleri önceden öngören ve tüm değer zinciri boyunca bu riskleri yöneten proaktif yaklaşımın her geçen gün daha da önem kazandığına dikkat çekti. Üretim standartları ve vizyonel yaklaşımla küresel pazarda sürdürülebilir büyüme Sunar Yatırım, kalite ve gıda güvenliğini, uluslararası standartlara dayalı yönetim sistemleriyle güvence altına alıyor. Şirket; Excipact GMP, ISO 22000 ve FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, Non-GMO ve ürün uygunluk belgeleri gibi uluslararası kabul görmüş sertifikasyonlarla faaliyetlerini yürütüyor. Bu sertifikasyonlar, tüm süreçlerin uluslararası standartlara uygun, denetlenebilir ve izlenebilir şekilde yönetilmesini desteklerken; müşteriler, iş ortakları ve diğer paydaşlar nezdinde güven oluşturuyor. Ürünlerini 110’dan fazla ülkeye ihraç eden Sunar Yatırım, farklı pazarların mevzuat ve kalite gerekliliklerini yakından takip ederek müşteri beklentilerine uyum sağlıyor. Güçlü izlenebilirlik sistemleri, kalite kontrol uygulamaları, tedarikçi yönetimi ve denetim süreçleriyle ham madde tedarikinden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda gıda güvenliğini ön planda tutuyor. Şirket ayrıca sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında yürüttüğü çalışmalarla tarımsal üretimde kalite ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlarken, tedarik zincirinin güvenilirliğini de destekliyor. Temel ham maddelerin sürdürülebilir kaynaklardan temin edilmesini stratejik öncelik olarak gören Sunar Yatırım, tedarik zincirine çevresel ve sosyal sorumluluk kriterlerini entegre ederken, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Şirket, uluslararası standartlarda üretim anlayışı, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve güçlü ihracat performansıyla Türkiye'nin küresel pazardaki güvenilir gıda tedarikçisi konumuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Krizi ve Jeopolitik Riskler Gıda Güvenliğini Ön Plana Çıkarıyor Haber

İklim Krizi ve Jeopolitik Riskler Gıda Güvenliğini Ön Plana Çıkarıyor

Güvenli gıdanın önemine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Gıda Güvenliği Günü, güvenilir gıdaya erişimin insan sağlığı, toplumsal refah ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolünü her yıl yeniden gündeme taşıyor. Adana’da 50 yıl önce tarımla başlayan yolculuğunu bugün küresel arenaya taşıyan Sunar Yatırım, faaliyetlerini teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında sürdürüyor. Şirket; bitkisel sıvı yağ, un, yem, mısır nişastası bazlı endüstriyel ham madde ve biyo-bozunur plastik üretimi gerçekleştiriyor. Sunar Yatırım, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle birlikte gıda güvenliğinin daha da stratejik bir konu haline geldiğine dikkat çekiyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan tüm zincirin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “Sunar olarak gıda güvenliğini tüm üretim süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tarladan başlayarak nihai ürüne kadar uzanan değer zincirinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve güvenlik standartlarını titizlikle uyguluyor; ulusal ve uluslararası standartlara uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Teknoloji yatırımlarımız, kalite kontrol sistemlerimiz ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızla güvenli gıdaya erişimin desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Toplum sağlığının korunması ve sürdürülebilir bir gıda sisteminin oluşturulması ancak bu anlayışla mümkün olabilir. Güvenli gıda bir ayrıcalık değil, herkesin erişebilmesi gereken temel bir haktır. Bu hakkın korunması ise sürekli iyileştirme, bilim temelli uygulamalar ve güçlü iş birlikleriyle mümkündür.” dedi. Küresel riskler gıda sistemlerini yeniden şekillendiriyor Günümüzde gıda güvenliğini tehdit eden riskler hakkında da değerlendirmede bulunan Çomu sözlerine şöyle devam etti: “Değişim gösteren sıcaklık dalgalanmaları, kuraklıklar, seller ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi; savaşlar ve bölgesel çatışmalar küresel ticaret akışlarını ve lojistik ağları doğrudan etkiliyor. Enerji, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet baskıları da üretimin sürdürülebilirliği üzerinde önemli riskler oluşturuyor. Bunlarla beraber gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler de insan sağlığı noktasında küresel ölçekte önemini koruyor. Gıda üretimi ve erişiminde tüm bu noktalar dikkate alınarak, bilim temelli kontrol mekanizmalarının ve etkin risk yönetimi sistemlerinin devreye alınması kritik rol oynuyor.” “Gıda güvenliği artık çok daha geniş bir kavram” Küresel gelişmelerin etkisiyle gıda güvenliği anlayışının da dönüşüm geçirdiğini belirten Sunar Yatırım, günümüzde güvenli gıdanın yalnızca ürün güvenliğiyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu; sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı, izlenebilirlik, şeffaflık ve kriz dönemlerinde güvenilir gıdaya erişim konularının da gıda güvenliği kavramının ayrılmaz unsurları haline geldiğini ifade etti. Bu nedenle riskleri önceden öngören ve tüm değer zinciri boyunca bu riskleri yöneten proaktif yaklaşımın her geçen gün daha da önem kazandığına dikkat çekti. Üretim standartları ve vizyonel yaklaşımla küresel pazarda sürdürülebilir büyüme Sunar Yatırım, kalite ve gıda güvenliğini, uluslararası standartlara dayalı yönetim sistemleriyle güvence altına alıyor. Şirket; Excipact GMP, ISO 22000 ve FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, Non-GMO ve ürün uygunluk belgeleri gibi uluslararası kabul görmüş sertifikasyonlarla faaliyetlerini yürütüyor. Bu sertifikasyonlar, tüm süreçlerin uluslararası standartlara uygun, denetlenebilir ve izlenebilir şekilde yönetilmesini desteklerken; müşteriler, iş ortakları ve diğer paydaşlar nezdinde güven oluşturuyor. Ürünlerini 110’dan fazla ülkeye ihraç eden Sunar Yatırım, farklı pazarların mevzuat ve kalite gerekliliklerini yakından takip ederek müşteri beklentilerine uyum sağlıyor. Güçlü izlenebilirlik sistemleri, kalite kontrol uygulamaları, tedarikçi yönetimi ve denetim süreçleriyle ham madde tedarikinden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda gıda güvenliğini ön planda tutuyor. Şirket ayrıca sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında yürüttüğü çalışmalarla tarımsal üretimde kalite ve verimliliğin artırılmasına katkı sağlarken, tedarik zincirinin güvenilirliğini de destekliyor. Temel ham maddelerin sürdürülebilir kaynaklardan temin edilmesini stratejik öncelik olarak gören Sunar Yatırım, tedarik zincirine çevresel ve sosyal sorumluluk kriterlerini entegre ederken, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Şirket, uluslararası standartlarda üretim anlayışı, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve güçlü ihracat performansıyla Türkiye'nin küresel pazardaki güvenilir gıda tedarikçisi konumuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Sunar Yatırım Hakkında: Yarım asrı aşkın köklü geçmişiyle tarım, gıda ve biyoendüstri alanında faaliyet gösteren Sunar Yatırım; mısır nişastası bazlı endüstriyel hammadde, bitkisel sıvı yağ, un, yem ve biyo-bozunur plastik üreterek 6 kıtada, 100’ün üzerinde ülkeye ulaştırıyor. 1400’den fazla çalışanı başta olmak üzere çiftçiler, tüketiciler, iş ortakları, yerel yönetimler ve diğer tüm paydaşlarıyla geniş bir değer zinciri kuran Sunar, Ar-Ge ve ileri teknolojilere yaptığı yatırımlarla tarıma dayalı ve çevre dostu sürdürülebilir üretime liderlik ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arvato’dan Türkiye’ye 50.000 m²’lik Yeni Lojistik Operasyon Merkezi Haber

Arvato’dan Türkiye’ye 50.000 m²’lik Yeni Lojistik Operasyon Merkezi

Arvato, Kocaeli Çayırova’da hayata geçirdiği 50.000 m²’lik yeni lojistik tesisi Platform C3 ile Türkiye’deki operasyon ağını genişletiyor. Artan sipariş hacimleri, hızlanan teslimat beklentileri ve kusursuz müşteri deneyimi ihtiyacı, uluslararası moda ve e-ticaret markaları üzerindeki operasyonel baskıyı her geçen gün artırıyor. Arvato, Platform C3 yatırımıyla bu değişen ihtiyaçlara yanıt verirken, markalara daha ölçeklenebilir, hızlı ve esnek tedarik zinciri çözümleri sunmayı hedefliyor. Moda ve E-Ticaret operasyonları için tasarlandı Platform C3, yüksek hacimli operasyonları desteklemek üzere ölçeklenebilir sipariş karşılama kapasitesi ve entegre katma değerli hizmetlerle donatıldı. Yeni tesis, markalara yalnızca verimli ve güvenilir tedarik zinciri operasyonları sunmakla kalmıyor; aynı zamanda sezonsal yoğunluklara, değişen tüketici beklentilerine ve artan kişiselleştirme taleplerine daha hızlı ve esnek şekilde yanıt verme imkânı sağlıyor. Moda sektörünün ihtiyaçlarına özel olarak tasarlanan Katma Değerli Hizmetler altyapısı; nakış, baskı, tünel buharlama, etiketleme ve özel paketleme gibi uygulamalarla markalara esnek ve özelleştirilebilir çözümler sunuyor. Entegre iade yönetimi ve kalite kontrol hizmetleriyle birleşen tesis, markaların tüm satış kanallarında tutarlı bir son müşteri deneyimi oluşturmasına da yardımcı oluyor. Bölgesel büyümeye ve istihdama katkı Platform C3 yatırımı, Arvato’nun Türkiye ve çevre pazarlarda büyüyen uluslararası ve yerel moda markalarına sunduğu hizmet kapasitesini önemli ölçüde artırıyor. Yeni tesisle birlikte 900 kişilik ek istihdam yaratılması planlanıyor. Arvato’nun operasyonel kapasitesini ve bölgesel büyüme hedeflerini destekleyen yatırımın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal şunları söyledi: “Platform C3, Türkiye pazarına duyduğumuz güvenin ve uzun vadeli büyüme vizyonumuzun güçlü bir göstergesi. Bu yatırım ile yalnızca kapasitemizi artırmıyor; moda sektörünün hız, esneklik ve yüksek kalite beklentilerine yanıt verecek güçlü bir lojistik altyapısı oluşturuyoruz.” Dayanıklı ve Güvenli Altyapı, 2030 İklim Hedefleriyle Destekleniyor Platform C3, operasyonel dayanıklılık, çalışan güvenliği ve sürdürülebilirlik odağıyla tasarlandı. Tesis, Türkiye’nin deprem koşullarına uygun olarak Japon sismik standartları doğrultusunda Alasawa tekniğiyle inşa edilirken, gelişmiş yangın güvenliği altyapısıyla lojistik sektöründeki standart uygulamaların ötesine geçen bir koruma seviyesi sunuyor. Tesis ayrıca çeşitli enerji verimliliği önlemleriyle Arvato’nun iklim hedeflerine katkı sağlıyor. Çatıya kurulan güneş enerjisi santrali (GES), tesisin elektrik ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir enerjiyle karşılayacak. LED aydınlatma sistemleri, yüksek yalıtımlı yapı malzemeleri ve verimlilik odaklı mekanik sistemler, tesisin enerji yoğunluğunu ve karbon ayak izini azaltmaya katkı sağlıyor. Türkiye’deki 12 operasyon merkeziyle faaliyet gösteren Arvato, teknoloji odaklı, ölçeklenebilir ve güvenilir tedarik zinciri çözümleri sunarken, bölgesel lojistik ağını güçlendirerek müşterilerinin büyüme yolculuğunu desteklemeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung Klima Montajında Bir İlk: Yapay Zekâ Desteği İle Kurulum Haber

Samsung Klima Montajında Bir İlk: Yapay Zekâ Desteği İle Kurulum

Samsung Electronics Türkiye, satış sonrası hizmetlerde kaliteyi ve müşteri deneyimini ileri taşıyan faaliyetleriyle sektörde dikkat çeken yenilikleri hayata geçirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıl İzmir’de hayata geçirilen Teknisyen Akademisi ile satış sonrası müşteri deneyim yolculuğunu tüm detaylarıyla yeniden yapılandıran şirket, klima kurulumlarında kalite süreçlerini yöneten yapay zekâ destekli kontrol mekanizmasıyla da sektörde dikkatleri üzerine çekiyor. Geleneksel eğitim alanlarından farklı olarak, müşteri deneyiminin her aşaması için özel olarak tasarlanan eğitim alanlarında, teknisyenler süreci birebir simülasyonlarla deneyimleyerek yetkinliklerini geliştiriyor. Samsung, yalnızca ürün teknolojilerinde değil, satış sonrası hizmetlerde de inovasyonu merkeze alan bütüncül bir deneyim sunuyor. Samsung’un Türkiye’deki en önemli yatırımlarından biri olan Teknisyen Akademisinde, sahada görev alan teknisyenler gerçek olay simülasyonları ve yapay zekâ desteği sayesinde iklimlendirme ürünleri başta olmak üzere TV ve beyaz eşya ürünleri için kapsamlı eğitimlerden geçiyorlar. Özel olarak tasarlanan yeni nesil eğitim müfredatı ile yılda yaklaşık 1000 teknisyene kurulum, onarım, bakım ve ürün alanlarında hem teorik hem pratik eğitimlere ek olarak iş güvenliği eğitimleri de veriliyor. Kurulumun kalitesi yapay zekâ ile yönetiliyor Samsung’un geliştirdiği sistem, sahada en sık karşılaşılan konulardan biri olan klima kurulum yerinin doğru seçilmesi ve estetik açıdan uygunluğunu hedefliyor. Akademide, Türkiye’de tasarlanan gerçek bir ev konseptinde teknisyenler, klimanın iç ve dış ünitesinin kurulumunu yapıyor. Uygulama kapsamında teknisyenler, klimanın kurulum işlemini tamamladıktan sonra montaj yapılan alanın fotoğraflarını çekerek yapay zekâ destekli sisteme yüklüyor. Sistem, bu görüntüleri analiz ederek kurulumun estetik, konumlandırma ve uygulama standartlarına uygun olup olmadığını değerlendiriyor. Yapay zekâ; cihazın yerleşimi, çevreyle uyumu, görsel bütünlük ve montaj doğruluğu gibi birçok kriteri aynı anda analiz ederek, uygun olmayan detaylara anında geri bildirim sağlıyor. Tüm kriterlerin karşılanması durumunda ise kurulum süreci onaylanarak tamamlanıyor. Yapay zekâ destekli bu denetim süreci; teknisyenin iş güvenliği ekipman kullanımından, cihazın verimli çalışması için kritik olan tüm değerlerin kontrollerine kadar 10 farklı kritik kontrol noktasını yapay zekâ aracılığıyla anlık olarak doğruluyor. Bu sayede detaylı seviyede bir check-up sürecinden geçen klimanın kurulumu dikkatli bir şekilde tamamlanıp, oda dekorasyonuyla estetik uyumu yakalaması hedefleniyor. Türkiye’de klima kurulumunda yeni standart Samsung Electronics Türkiye’nin bu uygulaması, klima kurulum süreçlerinde Samsung’un ilk kez yapay zekâ destekli kalite kontrol sistemi kullandığı uygulama olma özelliğini taşıyor. Bu yaklaşım, yalnızca teknik doğruluğu değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen estetik unsurları da kurulum sürecinin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Teknisyen Akademisi ile uçtan uca kalite yaklaşımı Samsung’un İzmir’de kurduğu Teknisyen Akademisi, satış sonrası hizmetlerde standartları yükseltmek amacıyla teknisyenlerin eğitimine odaklanıyor. Akademide yetiştirilen uzman ekipler hem teknik bilgi hem de müşteri deneyimi odağında eğitim alarak sahaya hazırlanıyor. Deneyimli teknisyenler ise özel olarak tasarlanan yapay zekâ destekli simülasyon alanlarında bilgilerini pekiştirme fırsatı buluyor. Akademide ayrıca evlerin çoğunda asansör olmaması gerçeğinden yola çıkılarak ürün taşıyan personelin sağlığı, iş güvenliği ve ürünlerin hasar görmemesi için Türkiye’de özel olarak tasarlanan taşıma simülasyonu ile de eğitimler veriliyor. Akademi’de verilen bu pratik eğitimler, sahada yapay zeka denetimiyle birleşerek kurulumun yüksek standartta tamamlanmasını sağlıyor. Böylece eğitimden teknolojiye uzanan bu ‘uçtan uça kalite’ yaklaşımı, müşteri memnuniyetini en üst seviyeye taşıyor. Klima kurulumunda yapay zekâ destekli sistemin kullanılması, akademinin sunduğu eğitim yaklaşımının sahadaki en somut çıktılarından biri olarak öne çıkıyor. *Yapay zeka destekli kurulum değerlendirmesi; montaj sırasında yüklenen fotoğraflar üzerinden belirli kurulum ve işçilik kriterlerinin otomatik olarak analiz edilmesine dayalı kontrol ve yönlendirme uygulamasıdır. Sistem tarafından üretilen sonuçlar kalite kontrol amaçlıdır. Nihai kontrol, uygunluk değerlendirmesi ve uygulama sorumluluğu Samsung Yetkili Servisine aittir. Sonuçlar montaj ortamı, fotoğraf kalitesi ve saha koşullarına göre farklılık gösterebilir. *Yapay zeka destekli kurulum kontrol hizmeti; montaj sürecindeki olası eksikliklerin veya uygunsuzlukların tespit edilerek düzeltilmesine destek olmak amacıyla sunulmaktadır. Bu hizmet, tüm hata ve risklerin eksiksiz şekilde tespit edileceği ya da her koşulda kusursuz kurulum sonucunun garanti edildiği anlamına gelmez. Değerlendirmeler, sisteme yüklenen görseller ve tanımlı kontrol kriterleri kapsamında gerçekleştirilmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Üniversitesi’nde Gıda Sektöründe Bilim Temelli Yaklaşımlar Ele Alındı Haber

Ege Üniversitesi’nde Gıda Sektöründe Bilim Temelli Yaklaşımlar Ele Alındı

Tekstil, gıda ve yağ sektörleri dahil olmak üzere farklı alanlardan konuşmacıların yer aldığı etkinlikte, özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algılar bilimsel veriler ışığında değerlendirildi. Gıda üretimi ve içeriklerine yönelik tartışmaların bilimsel kanıtlarla desteklenmesi, sektörün gelişimi açısından belirleyici rol oynuyor. Bu bilginin önemine dikkat çekmek amacıyla 29 Nisan’da Ege Üniversitesi’nde, öğrenciler ve sektör profesyonelleri bir araya gelerek, özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algıyı bilimsel veriler ışığında değerlendirdi. Farklı disiplinlerden alanlarında uzman, konuşmacılar; konuları, üretim süreçlerinden inovasyona uzanan geniş bir perspektifle ele aldı. Dr. Fahri Yemişçioğlu: “Palm yağı, gıda sistemleri için işlevsel ve sürdürülebilir bir kaynaktır.” Etkinlikte konuşan Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu, gıda üretiminde yağların çok yönlü işlevlerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Gıda üretimi, “tarladan sofraya” yaklaşımıyla farklı disiplinleri ve meslek gruplarını bir araya getiren çok boyutlu bir süreç. Günümüzde tüketici beklentilerindeki değişimle birlikte gıda sektörü, teknoloji ve inovasyona en açık alanlardan biri haline geldi. Bitkisel yağların gıdalardaki kullanım alanı ve işlevselliği dikkate alındığında, palm yağı ve fraksiyonlarının önemi açıkça ortaya çıkıyor. Tropikal bir meyve olan palmiye ağacından ve çekirdeğinden elde edilen palm yağı ve palm çekirdeği yağı, artan dünya nüfusunun beslenmesi açısından önemli ve sürdürülebilir bir kaynak niteliği taşıyor.” “Bilimsel verilerle desteklenmeyen algılar, gıda üretim zincirini doğrudan etkileyebiliyor.” Dr. Fahri Yemişçioğlu bitkisel yağlara ilişkin sözlerine ayrıca şu bilgileri de ekledi: “Palm yağı fraksiyonları, sahip oldukları yağ asidi ve trigliserit yapıları sayesinde gıda endüstrisinde geniş bir kullanım alanına sahip. Dondurmadan şekerlemeye, krem çikolatadan fırıncılık ürünlerine kadar pek çok üründe, ürünün gerektirdiği fonksiyonel özelliklerin sağlanmasına katkıda bulunuyor ve inovatif ürün geliştirme süreçlerini destekliyor. Ayrıca palm yağı ve türevleri, dengeli yağ asidi bileşimleri sayesinde oksidatif bozulmaya karşı direnç göstererek ürünlerin raf ömrü boyunca tazeliğini ve güvenliğini korumaya yardımcı oluyor. Duygu Polat: “Önemli olan yağın türü değil, üretim kalitesi ve teknoloji düzeyidir.” Etkinlikte konuşan Kalite Kontrol Uzmanı Duygu Polat ise şunları söyledi: Bir yağ üretim tesisi açısından palm yağı ve fraksiyonları, diğer bitkisel tohum yağlarında olduğu gibi, nihai ürün formülasyonunun temel bileşenlerinden biri. Bu doğrultuda üretimden çıkan ürünler, kullanılacakları gıdanın özelliklerine bağlı olarak farklı yağ bileşimlerinden oluşturuluyor.Palm yağı ve türevleri, hem kullanım miktarı hem de sağladığı fonksiyonel katkılar açısından üretim süreçlerinde kritik bir rol üstleniyor. Bu yoğun kullanım, içerdiği bazı bileşenler nedeniyle son yıllarda hem akademinin hem de sektörün daha fazla dikkatini çekiyor. “Gıda Güvenliğinde Netleşen Standartlar” Sektörde son yıllarda geliştirilen üretim teknolojileri sayesinde, risk oluşturabilecek bileşenler büyük ölçüde kontrol altına alınıyor ve güvenli üretim standartları daha sistematik bir şekilde sağlanıyor. Türkiye’de de Avrupa Birliği ile uyumlu yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu alandaki tartışmaların daha çok bilimsel ve yasal çerçevede ele alındığı görülüyor. Gıda ve kalite yönetimi perspektifinden bakıldığında, yağları “iyi” ya da “kötü” olarak sınıflandırmak yerine hammadde kalitesi ve üretim teknolojisine odaklanmak daha sağlıklı bir yaklaşım sunuyor. Nitekim kaliteli hammadde ve gelişmiş üretim süreçleri, güvenli ve yüksek kaliteli ürünlerin temelini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğru Takviyeyi Seçme Rehberi  Haber

Doğru Takviyeyi Seçme Rehberi 

Raflar vitamin, mineral ve bitkisel desteklerle dolup taşarken, her gün yeni bir madde gündeme geliyor. Ancak “Her düşük değer takviye gerektirir mi? Popüler desteklerin gerçekten işe yaradığını nasıl anlarız? Etiket ve doz güvenilir mi?” gibi sorular giderek daha fazla önem kazanmaya başladı. Acıbadem Life Danışmanı Aile Hekimi Prof. Dr. İsmet Tamer vitamin takviyesini seçmenin altın ipuçlarını paylaşıyor. VİTAMİNE GERÇEKTEN İHTİYACINIZ VAR MI? Günümüzde pek çok kişi, yaşam temposu ve beslenme düzenindeki değişiklikler nedeniyle eksik kaldığını düşündüğü vitamin ve mineralleri takviyelerle tamamlamaya yöneliyor. Geleneksel beslenme biçimlerinin yerini işlenmiş gıdalara bırakması, taze sebze-meyve tüketiminin azalması mikro besin alımını düşürürken; kapalı ofislerde uzun saatler çalışma, güneş ışığına daha az maruz kalma gibi modern yaşam faktörleri özellikle D vitamini başta olmak üzere çeşitli eksiklikleri artırıyor. Öte yandan gelişmiş laboratuvar testleri sayesinde belirti vermeyen eksiklikler daha sık tespit ediliyor, sosyal medya ve pazarlama dili ise “doğal, mucize, hızlı etki” söylemleriyle takviyelere olan ilgiyi körüklüyor. Bu noktada laboratuvar değerlerinin tek başına belirleyici olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. İsmet Tamer, “Tahlilde değerin düşük çıkması her zaman takviye başlanacağı anlamına gelmez. Eksikliğin derecesi, klinik bulgular ve risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir. Bazı hafif düşüklüklerde yaşam tarzı düzenlemesi yeterliyken, ciddi düzeylerde hedefe yönelik tedavi gerekebilir” diyerek bilinçli yaklaşımın önemini vurguluyor. HER YENİ BİLEŞEN MUTLAKA ALINMALI MI? Takviye pazarında her gün yeni bir bileşen gündeme geliyor. Yakın dönemde popülerleşen berberin buna iyi bir örnek. Peki yeni maddeler gerçekten yeterli bilimsel kanıtla mı destekleniyor, yoksa trend etkisiyle mi hızla yaygınlaşıyor? Prof. Dr. İsmet Tamer’e göre burada en kritik nokta, “etkinlik ve güvenlik verisinin randomize kontrollü bilimsel çalışmalarla desteklenmesi”. Bazı bileşenler için umut vadeden sonuçlar bulunsa da çalışmaların kapsamı, katılımcı sayısı ve kullanılan dozlar büyük farklılık gösterebiliyor. Tamer, “ Bitkilerde doğal olarak bulunan berberin bileşiği üzerine kan şekeri ve lipid profili gibi parametrelerde olumlu sonuçlar bildiren yayınlar mevcut; ancak uzun dönem güvenlik verisi ve standart doz netliğine dair yeterli kanıt henüz sınırlı” diyerek temkinli yaklaşılması gerektiğinin altını çiziyor. Prof. Dr. İsmet Tamer, özellikle sosyal medya etkisiyle hızla yayılan takviyeler konusunda uyarıda bulunuyor ve “Bir madde popüler oldu diye hemen kullanmaya başlanmamalı; hele ki tedavi amacıyla ve mevcut ilaçlarla birlikte alınacaksa mutlaka bir hekim görüşü alınmalı” diyor. VİTAMİN TAKVİYESİNİN İÇİNDE VİTAMİNİ YOKSA? Vitamin ve bitkisel takviyelerin içerik güvenilirliğinin hem dünyada hem Türkiye’de en çok tartışılan başlıklardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. İsmet Tamer, “Bağımsız laboratuvarların yaptığı analizlerde zaman zaman ürün etiketinde yazan etken maddenin ya çok düşük oranda bulunduğu ya da hiç bulunmadığı tespit edilebiliyor. Bu durum şaşırtıcı değil. Gıda takviyeleri ilaçlar kadar sıkı onay süreçlerinden geçmediği için kalite kontrol üreticinin beyanına ve uyguladığı standartlara bağlıdır. Bağımsız kuruluşlarca test yapılmadığında etiket ile içerik arasında tutarsızlık görülebilir. Özellikle online satış platformlarındaki her ürün denetimlerden geçmediği için dikkatli olunması gerekiyor” diyor. DOĞRU TAKVİYE SEÇME REHBERİ Tüketicilerin takviye seçerken dikkat etmesi gereken noktalar konusunda pratik bir “alışveriş kontrol listesi” hazırlayan Prof. Dr. İsmet Tamer, doğru ürün tercihinin sandığımızdan daha kritik olduğunu belirtiyor. Buna göre takviye satın alırken şu adımlar göz önünde bulundurulmalı: Etiket mutlaka incelenmeli. Etken maddenin adı ve miktarı şeffaf şekilde yazıyor mu? Her bileşenin dozu belirtilmiş mi? Yan etki, gebelik–emzirme ve çocuk kullanımı uyarıları yer alıyor mu? Bağımsız test sertifikaları önemli. USP, NSF, ConsumerLab gibi kuruluşların doğrulama logosu ürünün güvenilirliğini artırır. Üretim yeri, GMP bilgisi ve marka iletişim detayları net olmalı. İlaç kullanıyorsanız dikkat! Bitkisel ve doğal takviyeler ilaçlarla etkileşime girebilir. Düzenli ilaç kullananlar mutlaka hekim görüşü almalı. Amaç net olmalı. Destek amaçlı mı yoksa belirli bir eksiklik için mi kullanılıyor? Spesifik eksiklik şüphesinde önce test, ardından hedefe yönelik ürün seçimi yapılmalı. Fiyat tek kriter değildir. Çok ucuz ürünler kalite şüphesi yaratabilir; en pahalısı da en iyi anlamına gelmez. Bilimsel veri ve sertifika her zaman fiyatın önündedir. Prof. Dr. Tamer, takviyelerin herkes için rutin bir ihtiyaç olmadığını vurgulayarak, “Yeni bir madde popüler oldu diye hemen uzun süreli kullanıma başlanmamalı. Güvenilir kanıta, ürün doğrulamasına ve hekim değerlendirmesine dayanan seçim en sağlıklı yaklaşımdır” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sistem Global, TÜBİTAK Başvurularında ARGESA’yı Hayata Geçirdi Haber

Sistem Global, TÜBİTAK Başvurularında ARGESA’yı Hayata Geçirdi

KOBİ’ler başta olmak üzere, katma değerli üretim hedefleyen her ölçekten şirkete büyüme odaklı iş servisleri ve danışmanlığı sunan Sistem Global, Ar-Ge ve teşvik danışmanlığı alanındaki 30 yıllık uzmanlığını yapay zeka teknolojileriyle birleştirerek geliştirdiği ARGESA platformunu duyurdu. TÜBİTAK Ar-Ge proje raporlarını akıllı bir değerlendirme modeli üzerinden analiz eden ARGESA, başvuru sürecine geçmeden önce proje kalitesini sistematik biçimde güçlendirmeyi ve fon başvurularında başarı olasılığını artırmayı hedefliyor. ARGESA, kullanıcının sisteme yüklediği proje dokümanlarını detaylı biçimde inceleyerek proje başarısını objektif kriterler üzerinden değerlendiriyor. TÜBİTAK değerlendirme kriterlerini yapay zeka destekli analizlerle somut ve ölçülebilir hale getiriyor; proje raporlarında sıkça gözden kaçan yapısal, içeriksel ve kurgusal eksiklikleri erken aşamada tespit ediyor. Ayrıca, raporun fon gerekliliklerine daha yüksek uyum sağlaması için net ve uygulanabilir öneriler sunuyor. Platform, manuel inceleme süreçlerini minimize ederek Ar-Ge ekiplerine zaman ve efor tasarrufu sağlarken, Ar-Ge projelerinde objektif, tutarlı ve tekrar edilebilir bir kalite kontrol mekanizması oluşturuyor. Böylece başvuru süreci yalnızca bir evrak hazırlığı olmaktan çıkıyor, Ar-Ge stratejilerinin daha güçlü, fon uyumu yüksek ve sürdürülebilir biçimde kurgulandığı bir yönetim sürecine dönüşüyor. “Proje başvurularını daha öngörülebilir ve yönetilebilir hale getiriyoruz” Konuyla ilgili açıklamada bulunan Sistem Global Ar-Ge, İnovasyon ve Teknoloji Yönetimi Bölüm Başkan Yardımcısı Emre Sönmez, “Son yıllarda TÜBİTAK programlarına yapılan başvuru sayısında ciddi bir artış görüyoruz ancak projelerin fonlanma oranı beklenen düzeyde değil. Bunun temel nedeni, değerlendirme süreçlerinin giderek daha teknik, çok katmanlı ve denetim odaklı hale gelmesi. Artık yalnızca iyi bir fikir yeterli olmuyor; projenin stratejik çerçevesi, teknik derinliği ve mevzuata uyumu birlikte ele alınmak zorunda. Tam da bu nedenle, 30 yıllık ulusal hibe ve teşvik programları deneyimimizi yapay zeka ile birleştirerek ARGESA’yı geliştirdik. Bu platformu, TÜBİTAK ve benzeri kamu destek programlarına başvuran KOBİ’lerden büyük ölçekli şirketlere, teknoloji girişimlerinden üniversite ve teknoloji transfer ofislerine kadar geniş bir paydaş kitlesi için stratejik bir karar destek aracı olarak konumlandırıyoruz” “ARGESA sayesinde şirketler başvuru öncesinde proje raporlarını objektif biçimde test edebiliyor, eksik alanlarını güçlendirebiliyor ve fon uyumunu artırabiliyor. Amacımız, TÜBİTAK değerlendirme kriterlerini şirketler için daha görünür, ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirmek. Çünkü Sistem Global olarak, teşvik süreçlerini yalnızca finansmana erişim aracı olarak görmüyoruz. Doğru kurgulanmış Ar-Ge projeleri, şirketlerin rekabet gücünü ve sürdürülebilir büyümesini doğrudan etkiliyor. ARGESA ile bu süreci daha veri temelli, sistematik ve öngörülebilir bir yapıya taşımayı hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.