Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kalite Kontrol

Kapsül Haber Ajansı - Kalite Kontrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalite Kontrol haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bağlantı ve Sabitleme Çözümleri Aynı Çatı Altında Buluştu Haber

Bağlantı ve Sabitleme Çözümleri Aynı Çatı Altında Buluştu

Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda, T.C. Ticaret Bakanlığının katkıları ve Bağlantı Elemanları Sanayici İş İnsanları Derneği (BESİAD) desteğiyle düzenlenen Fastener Eurasia Expo; Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Ahmet Güleç, TİM Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu, BESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Topuk, Mobilya Aksesuar Sanayicileri Derneği (MAKSDER) Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Kocabaş, MDF ve Yonga Levha Sanayicileri Derneği (YOMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Yıldız, Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Berkan Öner ve sektör temsilcilerinin katılımıyla açıldı. Bağlantı elemanlarından üretim makinelerine, ısıl işlem ve yüzey işlem teknolojilerinden ölçüm ve kalite kontrol sistemlerine kadar sektörün farklı aşamalarını bir araya getiren Fastener Expo Eurasia’da, Türkiye’nin üretim kapasitesi ve ihracat potansiyelinin yanı sıra yüksek katma değerli bağlantı ve sabitleme çözümleri öne çıkıyor. Fuarın açılışıyla birlikte otomotiv, makine, inşaat, enerji, beyaz eşya, mobilya, savunma, havacılık ve diğer sanayi kollarının ihtiyaçlarına yönelik ürün ve teknolojiler profesyonel ziyaretçilerin karşısına çıktı. Standart üretim ürünlerin yanı sıra özel üretim ve yüksek mukavemetli bağlantı elemanlarının sergilendiği fuarda, üretim süreçlerinde verimlilik, kalite, ölçüm, yüzey işlemleri ve proses kontrolüne yönelik teknolojiler de yer alıyor. Açılışta konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Ahmet Güleç, Türkiye’nin güçlü yan sanayi yapısının üretimdeki rekabetçiliğe önemli katkı sağladığını belirterek, “Türkiye kendi yan sanayisi ve yan sanayisindeki tasarım ve patentleriyle sektörünü geliştiriyor. Özellikle hırdavat ve aksesuarlar dünyanın her tarafında rekabetçiliğimizi artırıyor. Bu başarıya katkı sağlayan tüm meslektaşlarımızla aynı gemideyiz, beraberiz. Fuarın sektörümüze ve firmalarımıza güzel sonuçlar getirmesini diliyorum” dedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu ise İntermob’un 28 yıldır kesintisiz sürdürülmesinin önemli bir başarı olduğunu belirterek, mobilya aksesuarları, hırdavat ve bağlantı elemanları gibi birbirini tamamlayan sektörlerin birlikte büyük bir ekonomik değer yarattığını ifade etti. Tecdelioğlu, “Bu rakamları daha yukarı taşımamız gerekiyor. Bunun için daha çok üretmeli, daha çok ihracat yapmalı, sürdürülebilir ve dijital bir şekilde dünya pazarından daha fazla pay almalıyız. 5 binden fazla yurt dışı misafirimizi en iyi şekilde ağırlayarak güçlü ilişkiler kurmalı ve bu görüşmeleri siparişe dönüştürmeliyiz” dedi. Fastener Expo Eurasia ve İntermob’dan Güçlü Endüstriyel Sinerji Fastener Expo Eurasia’nın İntermob 2026 Avrasya Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Elemanları Fuarı ile eş zamanlı gerçekleştirilmesi de birbirini tamamlayan sektörler arasında güçlü bir ticari etkileşim de oluşturuyor. “Nitelikli Alıcıları Sektörümüzle Buluşturuyoruz” Bağlantı Elemanları Sanayici İş İnsanları Derneği (BESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Topuk, iki yılda bir gerçekleştirilen Fastener Expo Eurasia’nın sektörün Türkiye’deki en önemli organizasyonlarından biri olduğunu belirterek, “Bu yıl yaklaşık 5 bin ziyaretçi bekliyoruz ve bunların 1.000’den fazlasının yurt dışından gelmesini öngörüyoruz. Fuar organizasyonumuz ve BESİAD iş birliğiyle yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda nitelikli satın alma yapacak değerli alıcılara ulaştık. Bir önceki fuarımız katılımcılarımızın olumlu sonuçlar aldığı, oldukça verimli bir organizasyon olmuştu. Bu yıl da aynı şekilde verimli bir fuar geçireceğimizi öngörüyoruz” dedi. Fastener Expo Eurasia, üretim ekosisteminin farklı bileşenlerini aynı platformda buluşturuyor. Fuarda sektörün önde gelen yerli üreticileri dışında Almanya’dan Arnold Umformtechnik, Helmut Fischer ve ibg Prüfcomputer, Japonya’dan Mitutoyo, ABD’den Bowman Analytics, İngiltere’den Arun Technology ve Tayland’dan Alfirs Hardware’in aralarında bulunduğu uluslararası katılımcılar ve temsil edilen markalar da fuarda yer alıyor. Türkiye’nin Bağlantı Elemanları Üretimi İstanbul’da Sergileniyor Yaklaşık 3 milyar dolarlık pazar büyüklüğüne sahip Türkiye bağlantı elemanları sektörü; yıllık 1 milyon tonun üzerindeki üretim hacmi, 250 binden fazla ürün çeşidi ve yaklaşık 800 milyon dolarlık ihracatıyla Avrupa’nın ikinci büyük üretim merkezi konumunda bulunuyor. Üretim kapasitesinin yanı sıra özel üretim kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve farklı sanayi kollarına yönelik ürün çeşitliliği, sektörün uluslararası tedarik zincirindeki konumunu güçlendiriyor. Bağlantı Elemanlarından Üretim Teknolojilerine Geniş Kapsam Fastener Expo Eurasia’da standart ve özel üretim cıvata, vida, somun, rondela, ankraj, perçin ve diğer endüstriyel bağlantı elemanlarının yanı sıra farklı kullanım alanlarına yönelik yüksek performanslı çözümler de sergileniyor. Otomotiv, makine, enerji, inşaat, beyaz eşya, mobilya, savunma ve havacılık gibi sektörlerin tedarik ihtiyaçlarına yönelik ürünler fuarın önemli başlıkları arasında bulunuyor. Bağlantı elemanlarının üretiminde kullanılan filmaşin, metal ve çelik tellerin yanı sıra diş haddeleme, U-cıvata bükme, tel şekillendirme ve tam otomatik tel üretim makineleri de ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Üretim teknolojilerinin yanında ısıl işlem, sementasyon, karbonitrasyon, sertleştirme, menevişleme ve yüzey işlem çözümleri de fuarın kapsamı içerisinde yer alıyor. Ölçüm, kaplama kalınlığı analizi, XRF, çatlak tespiti ve tahribatsız muayene sistemleri ile basınç, kuvvet, tork ve ivme ölçümüne yönelik sensör ve proses izleme teknolojileri ise kalite ve üretim süreçlerine yönelik çözümleri tamamlıyor. “Bağlantı Elemanları Tüm Endüstriler İçin Stratejik Öneme Sahip” RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, Fastener Expo Eurasia’nın kapsamına dikkat çekerek, bağlantı elemanlarının karayollarından demiryollarına, savunma sanayinden otomotiv, gemi, beyaz eşya, mobilya ve yapı sektörüne kadar birçok endüstri için stratejik öneme sahip olduğunu belirtti. Öner, BESİAD desteğiyle bu yıl üçüncü kez düzenlenen Fastener Expo Eurasia’nın bağlantı ve sabitleme elemanları sektörünü İstanbul’da bir araya getirdiğini ifade eden Öner, farklı endüstrilerin ihtiyaç duyduğu bağlantı elemanlarının fuarda sektör profesyonelleriyle buluştuğunu söyledi. Öner, fuarın ülke ekonomisine önemli katkıda bulunmasını temenni ederek yeni iş birliklerine vesile olmasını diledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.” Projede yer almak isteyen firmaların, “Katılımcı Şirket Talep Yazısı” formunu doldurup imzalı ve kaşeli halini firma imza sirküleri fotokopisi ile en geç 11 Eylül 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar Birliğin konfeksiyon@eib.org.tr e-posta adresine iletmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Teknolojilerinin Uluslararası Buluşması Fastener Expo Eurasia İstanbul’da Gerçekleşecek Haber

Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Teknolojilerinin Uluslararası Buluşması Fastener Expo Eurasia İstanbul’da Gerçekleşecek

Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda ve Bağlantı Elemanları Sanayici İş İnsanları Derneği (BESİAD) iş birliğiyle düzenlenecek fuar, bağlantı elemanlarından üretim teknolojilerine, ısıl işlem ve yüzey işlem çözümlerinden ölçüm ve kalite kontrol sistemlerine kadar sektörün geniş değer zincirini aynı platformda buluşturacak. Türkiye bağlantı elemanları sektörünün güçlü üretim kapasitesini ve uluslararası ticaret potansiyelini küresel sektör profesyonelleriyle buluşturmayı hedefleyen Fastener Expo Eurasia, farklı sanayi kollarından üreticileri, tedarikçileri ve satın alma profesyonellerini İstanbul’da bir araya getirecek. Fuarda yenilikçi bağlantı ve sabitleme çözümlerinin yanı sıra ileri mühendislik ve üretim teknolojileri, yüksek performanslı özel üretim ürünler, kalite ve üretim verimliliğini artıran sistemler ile güvenilir ve esnek tedarik zincirine yönelik çözümler öne çıkacak. Bağlantı Elemanları Sektörü İstanbul’da Buluşacak Yaklaşık 3 milyar dolarlık pazar büyüklüğüne sahip Türkiye bağlantı elemanları sektörü, yıllık 1 milyon tonun üzerindeki üretim hacmi, 250 binden fazla ürün çeşidi ve yaklaşık 800 milyon dolarlık ihracatıyla Avrupa’nın ikinci büyük üretim merkezi konumunda bulunuyor. Sektörün üretim kapasitesi, ileri mühendislik yetkinliği, özel üretim kabiliyeti ve güvenilir tedarik yapısı, otomotiv, makine, inşaat, enerji, beyaz eşya, mobilya, savunma ve havacılık başta olmak üzere çok sayıda sanayi kolu açısından stratejik önem taşıyor. Fastener Expo Eurasia, bu güçlü üretim ekosisteminin farklı bileşenlerini aynı çatı altında buluşturarak Türkiye’nin bağlantı elemanları alanındaki üretim ve ihracat potansiyelinin uluslararası pazarlara daha güçlü biçimde taşınmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Bağlantı Elemanlarından Üretim Teknolojilerine Geniş Ürün Yelpazesi Fuar kapsamında standart ve özel üretim cıvata, vida, somun, rondela, ankraj ve perçinler başta olmak üzere çok sayıda bağlantı ve sabitleme çözümü sergilenecek. Filmaşin, metal ve çelik teller, diş haddeleme ve tel şekillendirme makineleri, U-cıvata bükme sistemleri ve tam otomatik tij üretim makineleri de fuarın öne çıkan ürün grupları arasında yer alacak. Isıl işlem, sementasyon, karbonitrasyon, sertleştirme, menevişleme ve yüzey işlem teknolojilerinin yanı sıra ölçüm sistemleri, kaplama kalınlığı analizi, XRF analiz cihazları, çatlak tespiti ve tahribatsız muayene çözümleri de profesyonel ziyaretçilerle buluşacak. Basınç, kuvvet, tork ve ivme ölçümüne yönelik sensörler ve proses izleme teknolojileri ile metal işleme, kalite kontrol, üretim verimliliği, depolama ve istifleme ekipmanları fuarın teknoloji odaklı kapsamını tamamlayacak. Sektörün Türkiye ve Dünyadan Önde Gelen Firmaları İstanbul’da Buluşuyor Fastener Expo Eurasia 2026’nın katılımcıları arasında Acar Vida, Asil Civata, Çetin Civata, Standart Civata, Murat Civata, UGC Uğur Gürbüz Civata, Vis Vidasan, Omega Civata, Reform Civata, BRC Bağlantı Elemanları, Emek Perçin, Onurfix, Kaleliler Civata ve Konak Civata gibi Türkiye bağlantı elemanları sektörünün önde gelen firmaları yer alacak. Uluslararası katılımcılar ve fuarda temsil edilen markalar arasında ise Almanya’dan Arnold Umformtechnik, Helmut Fischer ve ibg Prüfcomputer, Japonya’dan Mitutoyo, ABD’den Bowman Analytics, İngiltere’den Arun Technology ve Tayland’dan Alfirs Hardware bulunuyor. Fuar, farklı üretim alanlarından profesyonellere yeni ürün ve teknolojileri yakından inceleme, alternatif tedarikçileri değerlendirme ve uzun vadeli iş ortaklıkları geliştirme imkânı sunacak. Farklı Sektörlerin Tedarik Zincirleri Aynı Platformda Fastener Expo Eurasia, bağlantı elemanları sektörünün yanı sıra otomotiv ve otomotiv yan sanayisi, beyaz eşya, elektronik, makine imalatı, enerji, inşaat, ısıtma, soğutma, havalandırma ve iklimlendirme sistemleri, metal, gemi inşa ve denizcilik, havacılık ve uzay ile mobilya sektörlerinden profesyonelleri ağırlamaya hazırlanıyor. Üretici ve tedarikçilerin yanı sıra ithalatçı, ihracatçı, bayi, distribütör ve toptancıların da ziyaretçi profili içerisinde yer alacağı fuarda, satın alma, tedarik zinciri, üretim, mühendislik, Ar-Ge ve kalite süreçlerinden sorumlu karar vericilerin yeni iş bağlantıları geliştirmesi amaçlanıyor. Fastener Expo Eurasia’nın İntermob ile eş zamanlı düzenlenmesi sayesinde özellikle mobilya üreticileri ve mobilya yan sanayisi profesyonellerinin bağlantı ve sabitleme çözümlerine doğrudan erişmesi ve iki sektör arasında yeni ticari bağlantıların geliştirilmesi hedefleniyor. Uluslararası Alım Heyetleri İstanbul’da Ağırlanacak Fastener Expo Eurasia’nın 2026 edisyonunda hedef pazarlardan nitelikli profesyonel ziyaretçilerin ve alıcıların fuara katılımı, katılımcı firmaların yeni ihracat pazarlarına erişiminin desteklenmesi ve farklı sanayi kollarıyla kurulacak ticari bağlantıların artırılması hedefleniyor. Fuar kapsamında Avrupa Bağlantı Elemanları Distribütörleri Birliği (EFDA) bünyesinden gelecek alım heyetleri İstanbul’da ağırlanacak. Ayrıca Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) iş birliğiyle İtalya, İspanya, Almanya ve İngiltere’den gelecek profesyonel alıcıların yer aldığı heyetler katılımcı firmalarla buluşturulacak. Bu temaslarla katılımcıların uluslararası satın alma profesyonellerine doğrudan ulaşması, yeni tedarik ilişkileri kurması ve ihracat odaklı iş birlikleri geliştirmesi amaçlanıyor. Uluslararası Ticari İş Birliklerine Açılan Kapı Fastener Expo Eurasia’nın 2024 yılında Hardware Eurasia ile eş zamanlı gerçekleştirilen önceki edisyonunda iki fuar birlikte 18 ülkeden 341 katılımcı firmayı ve 92 ülkeden 11.114 ziyaretçiyi ağırladı. Toplam ziyaretçilerin 2.309’unu 91 ülkeden gelen uluslararası sektör profesyonelleri oluştururken, uluslararası ziyaretçi sayısında bir önceki edisyona göre yüzde 30 artış kaydedildi. Fuarlar kapsamında ayrıca 400 kişilik uluslararası alım heyeti ağırlandı. 2026 edisyonunda yeni tedarikçi ve iş ortakları arayan profesyonel alıcıların fuara erişiminin artırılması ve uluslararası ziyaretçi profilinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Fastener Expo Eurasia, ürünlerin sergilendiği bir ihtisas fuarının ötesinde, ticaret, tedarik, teknoloji ve uluslararası iş birliklerini aynı platformda buluşturan stratejik bir endüstri buluşması olarak öne çıkıyor. Fastener Expo Eurasia 17–20 Eylül’de İstanbul’da Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda ve BESİAD iş birliğiyle düzenlenecek Fastener Expo Eurasia, 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde 10.00–18.00, 20 Eylül 2026 tarihinde ise 10.00–17.00 saatleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İstanbul’da ziyaret edilebilecek. Fuarın, Türkiye’nin bağlantı ve sabitleme teknolojilerindeki üretim gücünü uluslararası alıcılarla buluştururken sektör firmalarının ihracat, yeni pazar ve uzun vadeli ticari iş birliği fırsatlarını geliştirmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa Kuru Meyve Sektörünün Üst Düzey Temsilcilerini Ağırladı Haber

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa Kuru Meyve Sektörünün Üst Düzey Temsilcilerini Ağırladı

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa’daki sektör kuruluşlarıyla uzun yıllara dayanan iş birliğini; üretim sahasından araştırma kurumlarına, ihracatçı işletmelerden Avrupa’daki karar alma süreçlerine uzanan kapsamlı bir programla güçlendirdi. Bu buluşma, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin Avrupa’daki sektör paydaşlarıyla yürüttüğü uzun soluklu iş birliğinde yeni bir aşamayı temsil etti. Geçmiş yıllarda FRUCOM temsilcilerini Türkiye’de ağırlayan Birlik, bu kez ilk kez FRUCOM’un yanı sıra Almanya’dan Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve Hollanda’dan Nederlandse Zuidvruchten Vereniging (NZV) yöneticilerini aynı programda bir araya getirdi. Avrupa kuru meyve ticaretinde farklı pazarlarda güçlü temsil kabiliyetine sahip üç kuruluşun üst düzey yöneticilerinin eş zamanlı olarak Ege Bölgesi’nde buluşması, Türk kuru meyve sektörünün Avrupa ile kurduğu doğrudan ve kurumsal diyaloğun ulaştığı seviyeyi ortaya koydu. Brüksel merkezli Avrupa Kuru Meyve, Kuruyemiş, Konserve ve Benzeri Ürünler Ticaret Federasyonu FRUCOM, Almanya’da yerleşik Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve Hollanda’da yerleşik Nederlandse Zuidvruchten Vereniging (NZV) yöneticileri, EİB’nin davetiyle 29 Ağustos–3 Eylül 2026 tarihleri arasında İzmir, Aydın ve Manisa’da ağırlandı. Heyette; FRUCOM Genel Sekreteri Anna Boulova, FRUCOM Gıda Politikaları Danışmanı ve aynı zamanda Birleşik Krallık’ta kuru meyve ve kuruyemiş sektörünü temsil eden The Nut & Dried Fruit Trade Association’ın (NDFTA) teknik gündemini takip eden João Pereira, Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. Genel Müdürü Jeanette Gonnermann ve Gıda Politikaları Danışmanı Ute Thote ile NZV Sekreteri Barbara Niemans ve Mevzuat İşleri Danışmanı Danielle Vreedzaam yer aldı. Program boyunca Avrupalı paydaşlar üretici, araştırmacı ve ihracatçılarla doğrudan buluştu; Türk kuru meyvesinin bahçeden hasada, kurutmadan laboratuvar analizlerine, ürün kabulünden işleme ve kalite kontrole, ihracattan uluslararası pazarlamaya kadar uzanan değer zincirini yerinde görme fırsatı buldu. Kuru incirin dünya pazarındaki gücü Aydın’da sahada anlatıldı Programın Aydın etabında kuru incir üretici bahçeleri ile işleme ve ihracat tesisleri ziyaret edildi. Heyete Sarılop kuru incirinin yetiştiği özel ekolojik koşullar, üretim uygulamaları, hasat ve kurutma süreçleri, ürün kabulü, sınıflandırma, kalite kontrol ve ihracata hazırlık aşamaları ayrıntılı olarak aktarıldı. İncir Araştırma Enstitüsü’nde ise kuru incirde verim ve kalitenin geliştirilmesi, üretim sorunlarının çözümü ve gıda güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik araştırma ve teknik çalışmalar paylaşıldı. Böylece Türk kuru incirinin dünya pazarlarındaki güçlü konumunun arkasında yer alan üretici deneyimi, bilimsel araştırma altyapısı, kalite yaklaşımı ve ihracatçı sektörün teknik kapasitesi aynı program içinde sahada ortaya konuldu. Bornova’da bilimsel ve teknik altyapı incelendi İzmir’de Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ziyaret edilerek bitki sağlığı, zararlılarla mücadele, ürün güvenilirliği ve gıda güvenliği alanlarında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alındı. Heyet, Enstitünün laboratuvar ve teknik altyapısını yerinde incelerken, sektörün güncel ihtiyaçları doğrultusunda önümüzdeki dönemde geliştirilebilecek teknik iş birliği alanları da değerlendirildi. Avrupa’nın kuru meyve gündemi EİB’de ihracatçılarla masaya yatırıldı Programın önemli ayaklarından biri, Ege İhracatçı Birlikleri’nde sektör firmalarının yoğun katılımıyla gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısı oldu. FRUCOM, Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve NZV yöneticileri toplantıda kuruluşlarının faaliyetlerini, Avrupa kuru meyve pazarındaki gelişmeleri, ithalatçıların ve perakende sektörünün beklentilerini, sürdürülebilirlik taleplerini ve Avrupa Birliği mevzuatındaki güncel gelişmeleri aktardı. Türk kuru kayısısı, kuru inciri ve çekirdeksiz kuru üzümünün Avrupa pazarındaki konumu ile gıda güvenliği, kalite, mikotoksinler, pestisit düzenlemeleri, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve tedarik zincirindeki yeni beklentiler kapsamlı biçimde değerlendirildi. Sunumların ardından gerçekleştirilen soru-cevap oturumunda Türk ihracatçıları ile Avrupalı sektör yöneticileri arasında doğrudan ve yoğun bir bilgi alışverişi gerçekleştirildi. Gabay: “Sahadaki çalışmalarımızı Avrupa’daki aktif temsilimizle tamamlıyoruz” Avrupa’nın Türk kuru meyve sektörü açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, sektörün rekabet gücünü korumak için üretimden uluslararası mevzuata kadar bütüncül bir çalışma yürüttüklerini söyledi. “Üreticimizle sahada kalite ve gıda güvenliğini geliştirmek için çalışıyor, araştırma kurumlarımızla bilimsel ve teknik altyapımızı güçlendiriyor, işletmelerimiz ve ihracatçılarımızla uluslararası pazarların beklentilerine hazırlanıyoruz. Aynı zamanda Avrupa’daki sektör kuruluşları ve karar vericilerle sürekli temas halindeyiz. Sahada yürüttüğümüz çalışmaları Avrupa’daki aktif temsilimizle tamamlıyoruz.” Türk kuru meyvesinin dünya pazarındaki güçlü konumunun uzun yıllara dayanan bir üretim kültürünün yanı sıra güçlü kurumsal ve teknik altyapıya dayandığını belirten Gabay, “Araştırma kurumlarımız, gelişmiş laboratuvarlarımız, deneyimli üreticilerimiz, yüksek teknik kapasiteye sahip işletmelerimiz ve dünya pazarlarını yakından takip eden ihracatçılarımızla güçlü bir yapıya sahibiz. Avrupalı paydaşlarımıza bu yapıyı üretimden ihracata bütün aşamalarıyla gösterdik” dedi. Gıda güvenliği ile sürdürülebilir ticaret birlikte gözetilmeli Toplantıda Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren ve gündemde bulunan yeni düzenlemelerin sektöre etkileri de ele alındı. Gabay, tüketici sağlığının korunmasının sektörün temel önceliği olduğunu vurgulayarak, düzenlemelerin bilimsel veriler ve kapsamlı etki analizleri temelinde hazırlanması gerektiğini söyledi. “Gıda güvenliğinden taviz verilmesi söz konusu olamaz. Bununla birlikte üretici, ihracatçı ve ithalatçı açısından uygulanabilir, bilimsel temelli düzenlemelere ihtiyaç var. Üretim planlamasının yapılabilmesi ve mevcut tedarik zincirinin yeni kurallara uyum sağlayabilmesi için yeterli geçiş sürelerinin tanınması büyük önem taşıyor. Sektörde elde edilen analiz verilerinin karar alma süreçlerine bilimsel dayanak oluşturması gerektiğine inanıyoruz.” Manisa’da çekirdeksiz kuru üzümün tüm zinciri yerinde değerlendirildi Programın Manisa etabında ilk olarak Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü ziyaret edilerek bağcılık alanındaki Ar-Ge çalışmaları, laboratuvar altyapısı ve gıda teknolojilerine ilişkin uygulamalar hakkında detaylı bilgi alındı. Ziyaret kapsamında ürün tadımı ve hasat demonstrasyonu gerçekleştirildi. Gün boyunca Manisa’nın farklı bölgelerinde devam eden bağ, sergi alanı ve kuru üzüm işleme tesisi ziyaretlerinde erken uyarı sistemleri, bağ yönetimi, hasat, kurutma, ürün kabulü ve mal alımı, işleme, kalite kontrol ve pazarlama süreçleri sahada ele alındı. Avrupa’daki iş birliği somut çalışmalarla devam edecek Programla Avrupalı paydaşlara, Türkiye’nin kuru meyvedeki uluslararası konumunun yalnızca üretim miktarından değil; köklü üretim kültürü, Ar-Ge kapasitesi, laboratuvar altyapısı, üretici deneyimi, modern işleme tesisleri, kalite sistemleri ve ihracat tecrübesinden oluşan güçlü bir ekosistemden kaynaklandığı aktarıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Program sonunda, Avrupalı paydaşlar, Türkiye’de edindikleri bilgi ve değerlendirmeleri kendi ülkelerindeki ilgili sektör kuruluşları ve kurumlarla paylaşacaklarını ifade ederken; teknik diyaloğun sürdürülmesi, sektörün öncelikli konularında ortak girişimlerin geliştirilmesi ve önümüzdeki dönemde daha kapsamlı iş birliği programları ile karşılıklı ziyaretlerin gerçekleştirilmesi konusunda mutabık kalındı.

İSO ile YTÜ Sanayinin Test ve Analiz Erişimi için Protokol İmzaladı Haber

İSO ile YTÜ Sanayinin Test ve Analiz Erişimi için Protokol İmzaladı

İSO üyesi işletmeler, YTÜ Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nın aktif cihaz ve ekipmanlarıyla sunulan test ve analiz hizmetlerinden yüzde 15 indirimli yararlanabilecek.İSO genel merkezi Odakule binasında gerçekleşen törende YTÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Vatan Karakaya ve Prof. Dr. Güleda Engin, YTÜ Merkez Laboratuvar Müdürü Prof. Dr. Rabia Çakır, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Yiğit Arabul ve YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip de bulundu. 7 Temmuz 2025 tarihinde imzalanan Üniversite-Sanayi İş Birliği Protokolü’nün devamı niteliğindeki yeni iş birliğiyle birlikte İSO üyesi işletmeler, YTÜ Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nın yetkinlikleri kapsamında sunduğu test ve analiz hizmetlerine yüzde 15 indirimle başvurabilecek. Başvurular; laboratuvarın teknik yeterliliği, cihaz ve personel kapasitesi, ilgili mevzuat ve merkez prosedürleri çerçevesinde değerlendirilecek. İmza töreninde konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, şunları söyledi: “Üniversitelerimiz, iş dünyamızın ihtiyaç duyduğu insan kaynağının yetiştirilmesinin yanı sıra bilginin üretilmesi, yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve bu bilginin ekonomik değere dönüştürülmesinde kritik bir rol üstlenmektedir. Yıldız Teknik Üniversitesi de köklü geçmişi, güçlü akademik birikimi, araştırma altyapısı ve uygulama odaklı yaklaşımıyla ülkemizin bilim ve teknoloji ekosistemine önemli katkılar sunan seçkin yükseköğretim kurumlarımızdan biridir. Bizler, bu potansiyelin sanayimizle daha güçlü şekilde buluşmasını son derece kıymetli buluyoruz. Bugün atacağımız imzayı, sadece finansal bir kolaylaştırma olarak görmemek gerekir. Bu protokol, üniversite-sanayi iş birliğini sahaya, üretim bantlarına ve laboratuvarlara indiren somut bir adımdır. Böylece firmalarımızın ürün geliştirme, kalite kontrol, belgelendirme, AR-GE ve yenilikçilik çalışmalarına daha etkin destek sağlanırken, üniversitenin bilgi birikimi ve teknolojik kapasitesi daha kolay bir şekilde sanayiye aktarılacaktır. Ayrıca, önemli hedeflerimizden biri olan, ülkemizin ve kurumlarımızın kaynaklarını verimli şekilde kullanmak da bu protokol ile büyük ölçüde hayata geçmiş olacktır.” YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik, iş birliği imza protokolünde şunları söyledi: “Merkezi araştırma laboratuvarını beraber kullanalım istiyoruz. Üniversitelerde merkezi laboratuvarlar daha çok akademiye hizmet eder ancak akademinin tek başına yaptığı araştırmalar sahaya inmediğinde ne yazık ki kâğıt üstünde, raflarda kalabiliyor; uygulamaya dönük olmayabiliyor. Sizler ürün tarafını biliyorsunuz, bizler ise AR-GE tarafını biliyoruz. Laboratuvarlarımızı ve akademik bilgi birikimimizi sanayicimizin ürün geliştirme süreçleriyle birleştirdiğimizde, ülkemiz adına çok daha faydalı ve katma değerli işler üretmiş olacağız. Bu merkezi araştırma laboratuvarını ortak kullanıyor olmamız, hem mevcut atıl kapasiteyi daha verimli hale getirmek hem de sanayimizin AR-GE potansiyelini çok daha yukarılara taşımak için önemli bir adım olacak. Ben her zaman ifade ediyorum; 'işleyen demir ışıldar' anlayışıyla bir cihaz yatarak değil, çalışarak eskisin. İmzaladığımız bu protokolün hem üniversitemize hem de sanayicilerimize büyük katkılar sunacağına ve ilerleyen süreçte hayata geçecek yeni ortak projelere güçlü bir zemin hazırlayacağına yürekten inanıyorum.” İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz da protokol töreninde şöyle konuştu: “Böyle önemli bir protokole ortak olunduğu için sanayicilerimiz adına çok teşekkür ediyorum. Tabii sanayicilerimizin yüksek teknolojiyi, laboratuvarları kullanabilme şansını bize açıyorsunuz. Bu bizim için çok kıymetli ve çok değerli. Aynı zamanda AR-GE ve inovasyon odaklı bir adımla teoriyi pratikle buluşturma noktasında çok kıymetli bir adım olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde hem dünya pazarlarındaki rekabet gücümüz artacaktır hem insan kaynaklarımızın kalitesi yukarı çekilecektir. Orada da bir eğitim olacak sonuçta, az evvel konuştuğumuz gibi öğrenmeyle beraber. Ben 70 yıllık bir sanayi ailesinin içerisinden geliyorum ve endüstriyel alanda bizim için çok kıymetli bir çalışma olacak bu. Üniversitelerle hep sözde kalan, hep konuşulan üniversite-sanayi iş birliğinde bu somut bir adım olacak. Zaten başlatılmış olan bu süreç sizin kıymetli katkılarınızla ilerleyecek. Hem sanayicilerimiz hem üniversitemiz hem de ülkemiz açısından çok kıymetli bir çalışma. Çok teşekkür ediyorum.” Yapılan konuşmaların ardından protokol İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ve YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik’in imzalarıyla hayata geçirildi. Laboratuvar altyapısı doğrudan üretimin hizmetinde Protokol kapsamında YTÜ, otomasyon sistemine gerekli üyelik belgeleriyle kaydolan İSO üyesi firmaları tanımlayacak; analiz taleplerine ilişkin bilgilendirme ve yönlendirme sağlayacak. Merkezde aktif olarak hizmet veren cihaz ve ekipmanlarla, mevcut yetkinlikler dâhilindeki test ve analizler gerçekleştirilecek; uygun bulunan sonuçlar otomasyon sistemi üzerinden firmalarla paylaşılacak. İSO ise üyelerini laboratuvarın imkânları hakkında bilgilendirecek, üyelik için gerekli İSO kayıt belgelerinin sunulmasını sağlayacak ve firmaların analiz taleplerini YTÜ Merkezi Araştırma Laboratuvarı’na yönlendirecek. Taraflar ayrıca ilgili sektörlerle olası iş birliklerini geliştirecek etkinlik ve buluşmalar için koordinasyon yürütecek. Köklü iş birliğinde yeni halka İSO ile YTÜ; eğitim ve öğretim, AR-GE ve inovasyon, etkileşim ve iş birliği geliştirme başlıklarında uzun süredir ortak çalışmalar yürütüyor. Yıldız Teknopark’a taşınarak akademi, sanayi ve girişimcilik ekosisteminin kullanımına sunulan Endüstriyel Tasarım ve Prototipleme Merkezi, bu ortaklıın somut örnekleri arasında yer alıyor. İSO Genç Araştırmacılar Programı kapsamında da 2023’ten bu yana sanayinin ihtiyaçlarına yönelik lisans ve lisansüstü tez iş birlikleri geliştiriliyor; bugüne kadar YTÜ ile İSO üyeleri arasında 30 öğrenci-firma eşleşmesi gerçekleştirildi. Bir yıl süreyle geçerli olacak protokol, taraflardan biri sürenin bitiminden en az bir ay önce yazılı fesih bildiriminde bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemler hâlinde uzayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tecno ve Carlcare'den Türkiye’de Stratejik Yatırım Haber

Tecno ve Carlcare'den Türkiye’de Stratejik Yatırım

Küresel teknoloji markası TECNO ve uluslararası satış sonrası hizmet markası Carlcare, Türkiye’de büyüyen kullanıcı kitlesine daha hızlı, tutarlı ve yüksek standartlarda hizmet sunmak amacıyla satış sonrası hizmet operasyonlarını tek çatı altında birleştiriyor. Türkiye’de artan kullanıcı sayısı ve satış hacmi doğrultusunda hayata geçirilen yeni Satış Sonrası Hizmet Merkezi, servis süreçlerinin merkezi bir yapı üzerinden yönetilmesini sağlayacak. Yeni merkezle birlikte operasyonel verimliliğin artırılması, hizmet standartlarının geliştirilmesi ve kullanıcıların uçtan uca daha entegre bir servis deneyimine ulaşması amaçlanıyor. Satış sonrası süreçlerde doğrudan yönetim dönemi Daha önce farklı iş ortakları aracılığıyla ve büyük ölçüde dış kaynak modeliyle yürütülen satış sonrası hizmet süreçleri, yeni yapılanmayla birlikte Carlcare tarafından doğrudan yönetilecek. İş ortakları ise operasyonel destek sunarak merkezin hizmet altyapısını tamamlamaya devam edecek. Operasyonların tek bir stratejik merkezden yönetilmesiyle karar alma süreçlerinin hızlanması, servis standartlarının daha etkin biçimde uygulanması ve kullanıcı deneyiminin tüm temas noktalarında daha tutarlı hale gelmesi öncelik taşıyor. Küresel uzmanlık ve güçlü altyapı TECNO kullanıcılarıyla buluşuyor Dünya genelinde 60’tan fazla ülkede 2.300’ü aşkın servis merkeziyle hizmet veren Carlcare, yılda 20 milyondan fazla kullanıcıya sunduğu uluslararası servis deneyimini TECNO’nun Türkiye operasyonuna aktarıyor. Aylık 15 milyonu aşkın aktif uygulama kullanıcısı, uluslararası çağrı merkezi ağı ve 1 ila 3 gün arasında teslimat sağlayan entegre tedarik zinciriyle öne çıkan Carlcare; küresel çaptaki bu yüksek hizmet standartlarını Türkiye’deki yeni merkez aracılığıyla TECNO kullanıcılarının hizmetine sunmayı hedefliyor. Teknik ve operasyonel süreçler aynı merkezde toplanıyor Yeni merkez, cihaz onarım operasyonlarından teknik kalite kontrole, yedek parça ve stok yönetiminden ithalat ve lojistik koordinasyonuna kadar satış sonrası hizmetlerin tüm temel aşamalarını bütünsel bir yapı altında bir araya getiriyor. Merkezde ayrıca operasyonel planlama, raporlama ve satış sonrası süreç yönetimi faaliyetleri de yürütülecek. Teknik operasyonların, tedarik süreçlerinin ve kalite kontrol çalışmalarının aynı yapı üzerinden yönetilmesi sayesinde servis süreçlerinin daha yakından takip edilmesi ve kullanıcı taleplerine daha hızlı yanıt verilmesi amaçlanıyor. Hedef, Türkiye’yi bölgesel bir hizmet merkezi haline getirmek TECNO ve Carlcare, yeni yapılanmayla birlikte Türkiye’deki kısa ve uzun vadeli hedeflerini de güçlendiriyor. İlk bir yıllık dönemde satış sonrası hizmet operasyonunun tamamen stabilize edilmesi, tüm servis süreçlerinin tek merkezden etkin biçimde yönetilmesi ve operasyonel verimliliğin artırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAFE ve DEUTZ AG Küresel Üretim Ortaklığını Güçlendiriyor Haber

TAFE ve DEUTZ AG Küresel Üretim Ortaklığını Güçlendiriyor

Yeni tesis, TAFE'nin küresel üretim kapasitesini ve ileri üretim teknolojilerindeki yetkinliğini artırırken, şirketin uluslararası pazarlara yönelik motor üretim kabiliyetini de önemli ölçüde güçlendirecek. Endüstri 4.0 tabanlı üretim altyapısı, tam entegre dijital üretim yönetim sistemi (MES) ve gelişmiş kalite kontrol süreçleriyle donatılan tesiste, DEUTZ lisanslı 2,2 ve 2,9 litrelik motorlar hem Hindistan hem de uluslararası pazarlar için üretilecek. Yıllık 35 bin motor ve 50 bin alt montaj üretim kapasitesine sahip tesis, TAFE ile DEUTZ arasındaki ilk üretim iş birliği olma özelliğini de taşıyor. Açılışta konuşan TAFE Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Mallika Srinivasan, şunları söyledi: "TAFE'nin büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına tanıklık ediyoruz. TAFE ve Amalgamations Group birlikte, 2030 yılına kadar yıllık motor üretim kapasitesini 400 binden 550 bine çıkarmayı hedefleyen, Hindistan'ın en büyük motor üretim ekosistemlerinden birini oluşturuyor. Avrupa'nın önde gelen motor üreticilerinden ve dizel motor teknolojisinin öncülerinden biri olan DEUTZ ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, Alman mühendisliğinin hassasiyetini Hindistan'ın güçlü üretim altyapısıyla buluşturuyor." TAFE Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Lakshmi Venu ise şöyle konuştu: "TAFE Motors-DEUTZ üretim tesisi, gelişmiş üretim teknolojilerine, güçlü kalite sistemlerine ve sürekli yetkinlik geliştirmeye yaptığımız yatırımların somut bir göstergesidir. Bu sayede hem Hindistan'daki hem de uluslararası pazarlardaki değişen ihtiyaçlara daha hızlı yanıt verebileceğiz. Çalışanlarının yüzde 40'ını kadınların oluşturduğu tesisimiz, toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflerimize katkı sağlamaya da devam ediyor." TAFE CEO'su Sandeep Sinha ise şunları söyledi: "TAFE-DEUTZ üretim tesisi; üretim, test ve lojistik süreçlerinde yüksek seviyede otomasyonun yanı sıra kritik montaj operasyonlarında görüntü işleme sistemleri, robotlar ve kolaboratif robotlardan (cobot) yararlanarak dünya standartlarında ürünleri yüksek hacimlerde üretebilme kabiliyetimizi ortaya koyuyor. Hindistan ve uluslararası pazarlardaki müşterilerimize üstün değer sunacak dünya standartlarında bir üretim platformu oluşturuyoruz. Ayrıca tesisimiz, küresel kalite standartlarını güvence altına almak amacıyla tam dijital izlenebilirlik sağlayan son teknoloji motor test merkezi ve gelişmiş kalite laboratuvarıyla donatıldı." DEUTZ CEO'su Dr. Sebastian Schulte ise şu değerlendirmede bulundu:
 "Alwar'daki yeni DEUTZ motor montaj hattının açılışı, TAFE ile yürüttüğümüz iş birliği açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Bu yatırım, ortak vizyonumuzu üretime dönüştürme konusunda her iki ekibin ortaya koyduğu güçlü iş birliğinin ve kararlılığının somut bir göstergesidir." Bu yeni yatırımla küresel üretim ağını daha da güçlendiren TAFE, ileri mühendislik, dijital üretim teknolojileri ve uluslararası iş birliklerindeki yetkinliklerini geliştirmeyi sürdürüyor. Şirket, daha güçlü ve teknolojik açıdan daha gelişmiş üretim altyapısıyla dünya genelindeki müşterilerine daha etkin hizmet sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilir Gıda Üretiminde Bitkisel Yağların Önemi Haber

Sürdürülebilir Gıda Üretiminde Bitkisel Yağların Önemi

Palm yağı, doğal bileşimi ve fiziksel fraksiyonlara ayrılabilme özelliği sayesinde formülasyon esnekliği, stabilite, tekstür ve maliyet verimliliği sunuyor. Bilimsel veriler de palm yağının uygun rafinasyon, kalite kontrol ve sürdürülebilir tedarik süreçleriyle güvenle değerlendirilebileceğini gösteriyor. Palm yağı, doğal bileşimi sayesinde tamamen fiziksel yöntemlerle farklı fraksiyonlara ayrılabiliyor ve gıda endüstrisinde geniş kullanım alanına sahip önemli bitkisel yağlardan biri olarak kabul ediliyor. Palm orta fraksiyonları, palm olein ve palm süper olein gibi türevler; formülasyon esnekliği, stabilite, tekstür ve maliyet etkinliği nedeniyle birçok gıda uygulamasında tercih ediliyor. Palm çekirdeği yağı ise hindistan cevizi yağına benzer şekilde fonksiyonel özellikleriyle öne çıkıyor. Gıda üreticilerine yapı, ağızda bıraktığı doku ve his, erime profili ve ürün performansı açısından önemli avantajlar sağlıyor. Bununla birlikte, palm yağına ilişkin kamuoyu algısı zaman zaman “toksik maddeler içerir” ya da “sürdürülebilir değildir” gibi bilimsel gerçeklerle örtüşmeyen genelleştirilmiş iddialarla şekillenebiliyor. Bilimsel çerçeveden uzaklaşan bu tür algılar, gıda sektörünün önemli bir bileşene temkinli yaklaşmasına neden olabiliyor. Palm yağının fonksiyonel özellikleri, onu birçok gıda kategorisinde yerleşik bir bileşen hâline getirirken; uygun maliyeti ve çok yönlülüğü, dünya nüfusunun önemli bir bölümü için beslenmeye erişimi desteklemede güçlü bir rol oynuyor. Nitekim uygun rafinasyon yöntemleri, kalite kontrol uygulamaları ve sürdürülebilir tedarik süreçleriyle palm yağları, diğer rafine bitkisel tohum yağlarında olduğu gibi bitkisel yağ formülasyonlarında güvenle kullanılabilecek hammaddeler arasında değerlendirilebiliyor. Bilimsel çalışmalar, ürün geliştirme süreçleri ve Ar-Ge uygulamaları; palm yağının uygun kullanım alanları çerçevesinde ele alınmasının hem sektörün inovasyon kapasitesine hem de tüketicilerin kaliteli ve erişilebilir fiyatlı gıda ürünlerine ulaşmasına katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Dr. Fahri Yemişçioğlu: “Gıda Endüstrisinde Palm Yağına Bilimsel ve Objektif Bir Bakış Önemli” Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu, palm yağına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Palm yağı, teknik özellikleri ve fonksiyonel yapısı nedeniyle gıda endüstrisinde önemli bir hammaddedir. Burada kritik nokta, bu yağın bilimsel veriler ışığında, doğru kalite standartları ve sürdürülebilir tedarik yaklaşımıyla değerlendirilmesidir. Sektörümüz açısından palm yağlarının da diğer rafine bitkisel yağlar gibi Ar-Ge ve üretim süreçlerinde objektif biçimde ele alınması büyük önem taşımaktadır. Palm yağı, gıda uygulamalarında tekstür, yapı ve kıvam açısından önemli fonksiyonel faydalar sunarken, tutarlı ürün kalitesinin desteklenmesine de katkı sağlamaktadır.” Palm yağının yanlış bilgiler yerine bilimsel veriler temelinde değerlendirilmesinin önemini vurgulayan Yemişçioğlu, palm yağlarının gıda endüstrisinin ürün performansı, istikrarlı kalite ve ekonomik erişilebilirlik hedefleri doğrultusunda fonksiyonel ve değerli bitkisel yağ seçenekleri arasında yer almaya devam ettiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Opaş Elektrik, Yeni LB2 Serisi Güç Ayırıcı Şalterlerini Tanıttı Haber

Opaş Elektrik, Yeni LB2 Serisi Güç Ayırıcı Şalterlerini Tanıttı

1982 yılından bu yana paket şalter üretimi alanında faaliyet gösteren Opaş Elektrik, 44 yılı aşkın tecrübesi, 66.000 ürün çeşitliliği ve 37 ülkeye ulaşan ihracat ağıyla sektördeki yerli üretim gücünü temsil ediyor. Şirket, yeni LB2 Serisi ile ürün gamını genişletirken; endüstriyel tesisler, pano üreticileri, makine imalatçıları ve elektrik altyapı uygulamalarına yönelik güvenilir anahtarlama çözümleri sunmayı hedefliyor. Yerli mühendislik gücüyle geliştirilen yeni seri, Opaş Elektrik'in teknolojiye, kaliteye ve sürdürülebilir büyümeye verdiği önemin de somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Lansmanda misafirler, Yönetim Kurulu Üyeleri Atakan Obuz, Fatih Obuz ve Opaş Elektrik Bölge Sorumlusu Doruk Erdoğan Tunca ev sahipliğinde, sektör profesyonellerinin yoğun katılımıyla ağırlandı. Program kapsamında düzenlenen fabrika turunda katılımcılar, üretim süreçlerini, kalite kontrol aşamalarını ve Opaş Elektrik'in üretim altyapısını yakından görme imkânı buldu. Üretim sahasında gerçekleştirilen teknik bilgilendirmeler sayesinde ziyaretçiler, ürünlerin tasarım aşamasından nihai kalite kontrollerine kadar geçen süreç hakkında detaylı bilgi edinirken, firmanın yüksek üretim standartlarını ve müşteri odaklı yaklaşımını da yerinde gözlemleme fırsatı yakaladı. LB2 SERİSİ İLE ENDÜSTRİYEL UYGULAMALARDA GÜVENİLİR ANAHTARLAMA ÇÖZÜMÜ LB2 Serisi güç ayırıcı şalterler; elektrik enerjisinin güvenli şekilde açılıp kapatılması, ekipmanların bakım sırasında sistemden izole edilmesi ve tesislerde operasyon sürekliliğinin sağlanması açısından kritik görev üstleniyor. Endüstriyel tesislerden makine imalatına, enerji dağıtım panolarından otomasyon uygulamalarına kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan ürün ailesi; dayanıklı yapısı, uzun mekanik ömrü ve güvenilir anahtarlama performansıyla işletmelerin güvenlik ve verimlilik beklentilerine yanıt veriyor. Zorlu çalışma koşullarına uygun olarak geliştirilen LB2 Serisi, bakım süreçlerini kolaylaştırırken sistem güvenliğini artırıyor ve işletmelerin üretim hedeflerine katkı sağlıyor. Etkinlik kapsamında Opaş Elektrik Yönetim Kurulu Üyesi Atakan Obuz, LB2 Serisi güç ayırıcı şalterlerin teknik özellikleri, kullanım alanları ve pazara sunduğu avantajlara ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumda ürün ailesinin güvenli enerji yönetimi, dayanıklı yapı, uygulama esnekliği ve iş ortaklarına sağlayacağı ticari katkılar üzerinde duruldu. Bununla birlikte ürünlerin farklı sektörlerdeki kullanım senaryoları, saha ihtiyaçlarına sunduğu çözümler ve Opaş Elektrik'in gelecekteki ürün geliştirme vizyonu hakkında da katılımcılarla detaylı bilgiler paylaşıldı. Kahvaltı ile başlayan program, ürün sunumu ve fabrika turunun ardından öğle yemeği ve karşılıklı görüşmelerle devam etti. Yoğun bayi ve iş ortağı katılımıyla gerçekleşen etkinlik, yalnızca bir ürün tanıtımı değil; aynı zamanda Opaş Elektrik'in güçlü bayi ağıyla kurduğu sürdürülebilir iş birliğinin de göstergesi oldu. Katılımcılarla gerçekleştirilen görüşmeler, yeni iş fırsatlarının değerlendirilmesine ve mevcut iş birliklerinin güçlendirilmesine katkı sağladı.Etkinlik boyunca öne çıkan bir diğer unsur ise Opaş Elektrik'in uzun yıllara dayanan üretim tecrübesi ile yenilikçi yaklaşımını aynı çatı altında buluşturma başarısı oldu. Sektördeki değişen ihtiyaçları yakından takip eden firma, müşteri beklentilerine uygun ürün geliştirme anlayışı ve güçlü teknik desteğiyle iş ortaklarına uzun vadeli değer sunmayı sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. LB2 Serisi güç ayırıcı şalterleriyle elektrik sektöründe güvenli, dayanıklı ve rekabetçi çözümler sunmayı sürdürürken; yerli üretim, teknik uzmanlık ve güçlü iş ortaklığı anlayışıyla pazardaki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Ar-Ge yatırımları, kalite odaklı üretim yaklaşımı ve ihracat pazarlarındaki büyüme stratejisine devam eden şirket, önümüzdeki dönemde de sektöre değer katan yenilikçi ürünleriyle hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda büyümesini sürdürmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.